Demir Kraliçe: Asha Greyjoy

Kendisi prensim Doran’dan sonra favori karakterim olduğu için hakkında objektif davranamayabilirim :blush:

Asha seriye erkek egemen bir toplumda yeteneğiyle babasına kendini kanıtladığı için hakkı olan bir pozisyona gelmiş bir şekilde başladı. Balon kizindaki potansiyeli görmüştü. Theon’u görünce de önemli olanın erkek evlat değil, yetenekli evlat olduğunu anlamıştı. Bu seride ne yazık ki çok az erkek karakterin gelebildigi bir konum ve Asha babasını bu konuma getirtmeyi başardı. Bu seride sadece iki kadin karakterin sahip olabildiği bir başlangıç. Aynı sansa sahip olan Arianne buna Doran’ın muhtesemligi neticesinde sahipti. Asha ise bu konuma kendini getirtti.

Balon öldüğünde ise bunu kaybetti. Herkes Asha’nin yeteneklerini biliyor ve saygı duyuyordu ama kadın olduğu için buna rağmen hakları elinden alınıyordu.

“Sen kısa zaman önce Pyke’taydın ve kralı gördün,” dedi Goodbrother. “Balon halefiyyet hakkında bir şeyler söyledi mi?” Evet. Pencerelerin dışında rüzgâr ulur ve aşağıda dalgalar huzursuzca kayalara vururken Deniz Kulesi’nde konuşmuşlardı. Balon, Aeron’ın onun son oğlu
hakkında söylediklerini duyduğunda kederle başını sallamıştı. “Kurtlar onu zayıf karakterli bir adama dönüştürdü, tam da korktuğum gibi,” demişti. “Tanrılara onu öldürmeleri için dua ediyorum, böylece Asha’nın yoluna çıkamaz.” Bu Balon’ın körlüğüydü; vahşi ve dikbaşlı kızında kendisini görüyordu ve kızının halefi olabileceğine inanıyordu. Bu konuda
yanılıyordu, Aeron ona bunu söylemeye çalışmıştı. “Demirdoğumluları hiçbir zaman bir kadın yönetmeyecek, Asha gibi bir kadın bile,” diye ısrar etmişti ama Balon duymak istemediği şeylere karşı sağır olabiliyordu.
Rahip, Gorold Goodbrother’a cevap veremeden önce üstadın ağzı bir kez daha açıldı.
“Usulen, Deniztaşı Tahtı, Theon’a ait. Şayet prens öldüyse Asha’ya. Kanun böyle.”
“Yeşil toprakların kanunu,” dedi Aeron tiksinti dolu bir sesle. “O kanunların bizim için ne önemi var? Biz demirdoğumluyuz, denizin oğullarıyız, Boğulmuş Tanrı’nın seçilmişleriyiz. Bize ne bir kadın ne de tanrısız bir adam hükmedebilir.”

Asha kral surasini kaybetti ve yıllarca kendi hakkı olduğunu düşündüğü taht Euron’a geçti. Victarion Euron’a hizmet etmeye başladı ve bu gururunu çok yaralasa da Asha ondan daha fazla şey kaybetti. Onu adadaki en yaşlı adamla evlendirdiler. Bu yüzden Asha elinde olan tek şeye, Demir Orman Kalesi’ne tutundu. Ve sonra bu kale Melisandre dışında tüm kadınlardan tiksindigi bilinen Stannis Baratheon tarafından elinden alındı ve tutsak haline getirildi.

Artık Asha kralın ganimetiydi. Bu tutsaklık onun yıllarca edindiği şöhretini elinden almıştı. Ayrica kadın olduğu için ganimet olarak değeri düşük görülüyordu. Bu da onu değerli bir rehine yerine potansiyel bir kurban haline getiriyordu. Onu değerli gören sadece Dişi Ayı ve Justin’di. Dişi Ayı’nin samimiyeti yıllarca Demir Adalar ile Ayı Adası arasındaki dusmanlik sebebiyle oldukca azdi. Justin ise sadece onu Demir Adaların anahtarı olarak gördüğü için deger veriyordu. Asha güçlü bir savascidan tutsak bir leydiye dönüşmüştü.

Justin zayıf da olsa bir korumaydi ve onun Braavos’a gidişi ile bunu da kaybetti. Asha serinin sonunda bu konumda bulunuyordu. Peki bu karakterin sonu nereye gidebilir?

Asha’nin hikayesi serideki birçok kadın karakterden farklı. Arianne, Sansa, Arya ve Daenerys yükselen kadın karakter hikayesine sahipler. Cersei ve Margaery ani yükselip ani düşen kadın karakter rolundeler. Asha hikayeye yüksekte başladı ama biz onun hep düştüğünü gördük.

Asha için olabilecek birkaç hikaye olasılığı var ve bazılarını düşük görsem de yine de hepsini yazacağım.

1- Kurban edilmek: Ben bunun düşük olasılık olduğunu düşünsem de yine de kitapta çokça geçtiği için bahsetmek istiyorum.

"Bu zincirlerin içinde çıldırıyorum. Kaçmaya kalkışmayacağım. Size söz veriyorum.” “Keşke yapabilseydim leydim. Siz kralın esirisiniz, benim değil.” “Kralınız bir kadının sözüne güvenmez.” Dişi Ayı homurdandı. “Erkek kardeşinin Kışyarı’nda yaptıklarından sonra, herhangi bir demiradamın sözüne neden güvenelim?”

Suggs, yüzünü Asha’nın yüzüne öyle çok yakınlaştırdı ki Asha adamın burnundaki siyah noktaları sayabildi. “Kazıkta kıvranan sen olduğunda, kalabalık daha da büyük olacak,” dedi adam. Haksız değildi. Kurtlar Asha’yı sevmiyordu; Asha demirdoğumluydu ve halkının işlediği suçların hesabını vermek zorundaydı; Moat Cailin’in, Derinorman Kalesi’nin, Torrhen Kalesi’nin, taşlı kıyıda asırlarca devam eden akınların ve Theon’un Kışyarı’nda yaptığı her şeyin hesabını vermek zorundaydı.
“Beni bırakın sör.” Suggs ne zaman onunla konuşsa Asha baltalarını özlüyordu. Parmak dansında adalardaki bütün adamlardan iyiydi ve bunu kanıtlayacak on parmağa sahipti. Keşke şu adamla dans edebilseydim. Bazı adamların yüzleri bir sakal için ağlardı; Sör Clayton’ın yüzü, gözlerinin arasına saplanacak bir balta için ağlıyordu. Ama Asha’nın baltası yoktu, yapılabilecek en iyi şey adamın elinden kurtulmaya çalışmaktı. Sör Clayton, Asha’yı daha sıkı tuttu, adamın eldivenli parmakları demir pençeler misali Asha’nın koluna battı. “Leydim onu bırakmanızı istedi,” dedi Aly Mormont. “Onu dinleseniz iyi edersiniz sör. Leydi Asha yakılmayacak.” “Yakılacak,” diye üsteledi Suggs. “Bu şeytana tapan kadın çok uzun zamadır aramızda.” Yine de Asha’nın kolunu bıraktı. Kimse Dişi Ayı’yı yok yere kışkırtmak istemezdi. Justin Massey o anda ortaya çıktı. “Kral, ganimeti için başka planlar yapıyor,” dedi gülümseyerek. Yanakları soğuktan kızarmıştı. “Kral mı? Yoksa sen mi?” Suggs, aşağılama dolu bir kahkaha koyuverdi. “İstediğin kadar dolap çevir Massey. Kız yine de yanacak. Kız ve kızın damarındaki kral kanı. Kral kanında güç vardır, kırmızı kadın eskiden böyle söylerdi. Tanrımızı memnun edecek bir güç.” “Bırak da R’hllor ona yolladığımız dört adamla yetinsin.” “Alt tabakadan gelen dört köylü. Bir dilenci hediyesi. O pislikler, karı asla durduramaz. Kız durdurabilir.” Dişi Ayı konuştu. “Onu yakarsak ve kar yağmaya devam ederse ne olacak? Ondan sonra kimi yakacaksınız? Beni mi?” Asha dilini daha fazla tutamadı. “Neden Sör Clayton olmasın? Belki de R’hllor kendi hizmetkârlarından birini istiyordur. Aleti alevler tarafından yalanırken ilahiler söyleyecek inançlı bir adam istiyordur.” Sör Justin güldü. Suggs o kadar eğlenmemişti. “Kahkahaların tadını çıkar Massey. Kar yağmaya devam ederse kimin güleceğini göreceğiz.” Kazıklardaki ölü adamlara baktı, gülümsedi ve Sör Godry’yle diğer kraliçe adamlarına katılmak üzere gitti. “Kurtarıcım,” dedi Asha, Justin Massey’ye. Niyeti ne olursa olsun, adam bu kadarını hak etmişti. “Beni kurtardığınız için teşekkür ederim sör.”

Ikinci alintida gördüğümüz üzere Asha’nin yakılmasını sadece Justin ve Dişi Ayı engel oluyor ve Justin gitti. Ilk alintida da verdiğim üzere Dişi Ayı da Asha’ya fazla güvenmediği için sadece belli bir noktaya kadar karşı çıkabilir. Bu sebeple Asha’nin hikayesi kurban olarak bitebilir.

2- Savaşta, elinde bir balta ile ölmek: Asha artık zincirli bir esir değil, en son dolaşmasına izin veriyorlardı. Zincirli olduğu zamanlar ise onurunu zedelese de ona bazı avantajlar sağladı. Diğer askerlerden daha dinç durumda. Stannis ve Roose savaşmaya başladığında Asha eski şanını geri isteyerek savaşa girebilir ve savaş sırasında ölebilir.

AHooooooooooooooo diye çığlık attı savaş borusu, insanın kanını donduran pes ve uzun bir sesti. Asha boruların sesinden nefret etmeye başlamıştı. Eski Wyk’te, amcasının borusu, Asha’nın rüyaları için ölüm haberi vermişti ve şimdi Hagen’ın borusu, Asha’nın dünyada geçireceği son saatin haberini veriyor olabilirdi. Eğer öleceksem, elimde bir balta ve dudağımda bir küfürle öleceğim.

3- Demir Adalar Kraliçesi: Evet, Euron kral olarak seçildi. Ama bu hakkı o kadar da sağlam değil. Kral şurası yenilenebilir. Tarihten bir olaya bakalım.

"Geçgelen Torgon.”
“O adam Kahramanlar Çağı’nda kraldı.” Asha, Torgon’la ilgili sadece bunu hatırlıyordu.
“Ne olmuş ona?”
“Torgon Greyiron, kralın en büyük oğluydu. Fakat kral yaşlıydı ve Torgon çok hareketliydi. Babası öldüğünde, Torgon, Gri Kalkan’daki hisarını üs olarak kullanıyor ve Mander boyunca akınlar düzenliyordu. Kardeşleri ona babalarının ölüm haberini göndermediler. Bunu yapmak yerine, içlerinden birinin ahşap tacı takmak üzere seçileceği düşüncesiyle acil bir kral şûrası düzenlediler. Fakat kaptanlar ve krallar, kardeşlerden birini değil, Urragon Goodbrother’ı seçtiler. Yeni kralın verdiği ilk emir, eski kralın bütün oğullarının öldürülmesi oldu ve oğullar öldürüldü. Bu olaydan sonra, adamlar yeni kralı Kötükardeş lakabıyla anmaya başladılar, gerçekte adamla hiçbir akrabalıkları olmamasına rağmen. Yeni kral iki seneye yakın tahtta kaldı.”
Asha hikâyeyi hatırlamıştı. “Torgon eve döndü…”
“…ve kral şûrasının kanunlara uygun yapılmadığını, zira kendisinin iddiada bulunmak üzere orada olmadığını söyledi. Kötükardeş zalim olduğu kadar alçak da olduğunu kanıtlamıştı ve adalarda çok az dostu kalmıştı. Rahipler şiddetle onun aleyhinde konuştular, lordlar ona karşı ayaklandılar ve adamın kendi kaptanları onu parçalara ayırdılar. Geçgelen Torgon kral oldu ve kırk yıl boyunca tahtta kaldı.”

Kral şurasının geçerli olması için krallık hakkına en çok sahip olan kişinin şurada bulunması gerekir. Theon şurada yoktu. Evet, eğer olsa yine de onu seçmezlerdi. Ama demir adamlar Euron’dan biktiklarinda şurayı yenilemek için yasal zemine sahipler. Yani Theon’un şuradaki yokluğu, eğer şurada olsaydı varlığından daha çokistediği

Ama yine de Euron’un baskın bir karakter olması sebebiyle zor bir olasılık.

4- Korsan kraliçe: Benim en çok istediğim ve Asha’nın karakterine uygun olan son. Üstelik iki defa bahsi geçti.

“Burada çamurdan, çamlardan ve düşmanlardan başka ne var? Burada bu kadar sıkıca tutman gereken ne var? Gemilere sahibiz. Benimle birlikte yelken aç ve denizin üstünde yeni hayatlar kuralım.”
“Korsan olarak mı?” Bu neredeyse baştan çıkarıcı bir ϐikirdi. Bu kasvetli ormanı kuzeylilere bırakalım ve açık denizi geri alalım.
“Tacirler olarak,” dedi Tris. “Kargagöz’ün yaptığı gibi doğuya gidelim ama ejderha
boruları yerine ipekler ve baharatlarla geri dönelim. Yeşim Denizi’ne bir tek yolculuk yapsak tanrılar kadar zengin oluruz. Eski Şehir’de ya da Özgür Şehirler’den birinde bir malikâne yaptırırız.

Asha’nın içinde kötü bir his vardı. Kara Rüzgâr’ın güvertesini bir kez daha ayaklarının altında hissedebilecek miydi? Hissetse bile, gemi onu nereye götürecekti? Diz çökmeye, bacaklarımı açmaya ve Erik Demiryapan’ın dokunuşlarına katlanmaya tahammül etmeyeceksem; adalar bana kapalı. Ve Batıdiyar’daki hiçbir liman, deniz canavarının kızını hoş karşılamaz. Asha, Tris’in istediği gibi tacir olabilir ya da Basamak Taşı’na gidip oradaki korsanlara katılabilirdi.

5- Elissa Farman’ın yaptığı gibi Bati’ya yolculuk: Bu muhtemelen en düşük olasılık. Çünkü Asha ile ilgili herhangi bir ima yok. Ama demir adam kültüründe Batı’ya yelken açmak oldukça yaygın bir durum.

Yalnız Işık bildiğimiz anlamdaki dünyamızın batıdaki en uç noktasındadır. Yüzyıllar boyunca pek cok cesur denizci ışığın ve menzilin ötesine, ufkun ötesinde yer aldığına inanılan cennete kavuşmak adına yelken açmıştır ancak geri dönen denizciler (çoğu geri donememistir) sadece ve sadece sonsuza uzanan gri okyanuslardan bahsetmistir.

Bunu TWOIAF’in Demir Adaları anlatan bölümünden aldım.

Siz ne düşünüyorsunuz? Demir kraliçenin hikayesi sizce nasıl sonlanacak?

2 Likes

Asha, benim öyle çok sevdiğim bir karakter değil ama işleniş ve temsil ettiği şey açısından var oluşundan memnun olduğum bir karakter.Bu yönüyle seviyorum. Söylediğin gibi Asha, bir nevi Dothrakların Westeroslusu gibi görülebilecek Demirdoğumluların içinde tırnaklarıyla kazanarak yükseldi. Bence sadece babasını değil adalardaki bir çok erkeğin saygısını ve sevgisini hatta bazılarının hayranlığını kazanmış bir kişi. Teknik olarak bir Arianne ya da Cersei gibi feminenliğini öne çıkartmıyor ama bundan noksan da kesinlikle değil; çevresinde ona aşık sürüsüne bereket aşığı var, pervane böceği gibi çevresinde dolanıyorlar hatta ölmek için hazır görünüyorlar.

Dizideki Asha’yı hiç sevmedim, kitaptaki gibi değildi. Dizideki böyle damarlarında erkek hormonu salgılanan “şunun bilmem neresine bilmem ne yapıp geliyorum” diyen, kadın bedenine sıkışıp kalmış erkekmiş gibi kadın üstünde tahakküm kuran bir beş para etmez bir şeydi.

Oysa kitaplardaki kadınlığını öne çıkarmasa da onun farkında olan ve saklamayan, erkekler üstünde tahakküm kuran güçlü bir kadın karakter. Bu yönüyle bile saygıyı ve sevilmeyi hak ediyor bu kadın.

Aeron, bir kadın için bu kadar adamın sesini yükseltmesi şaşırmış idi.

Asha’nın mürettebatı tezahüratı devam ettirdi. “ ASHA! ASHA! KRALİÇE ASHA! Ayaklarını yere vurdular, yumruklarını salladılar ve bağırdılar. Buharsaçlı kulaklarına inanamıyordu. Babasının başladığı işi yarım bırakacak ! Fakat Tristifer Botley, Asha için bağırıyordu; Harlawlar’ın çoğu, birkaç Goodbrother, kırmızı suratlı Lord Merlyn ve rahibin inanamayacağı kadar çok adamla birlikte… bir kadın için!

Gerçi kraliçe olması için yeterli olmadığını bildiği için Vic ile evlenme talebinde bulunmuştu ve sonra Aeron da bu evliliğin gerçekleşmemesine hayıflanmıştı, Euron garabeti yüzünden.

Yine de kraliçe olmasına yetecek kadar çoğunluk desteğine sahip olmasa da Asha’nın geldiği konum takdir edilesi diye düşünüyorum.

En başta söylediğim gibi öyle sevdiğim bir karakter olmadığı için üzerinde de düşünmemiştim. Tatlı kuramım yüzünden “ölür” diye düşündüm yahut ölümle burun buruna gelir, diye. Tatlı Şeftali tespiti doğru ise yine ölür, gibime geldi. Ölecek ise de bir erkek tarafından değil bir kadın savaşçı tarafından ölmesi yakışır.

Ölmez ise ne olur? Eh, açıkçası demir adalara kraliçe olur diye düşünüyorum. Theon’a kesin ölü gözüyle bakıyorum, Vic zaten ölecek diye herkes emin gibi… Euron’un sağ bitirmesini beklersek ayıp olur. Başka Greyjoy kaldı mı? Asha, seri sonunda demir kraliçe olur. :slight_smile:

Gerçi şöyle bir şey de var; seri sonunda Diyar ne durumda olacak? Güçlü bir hükümdar altında birleşecek mi? Öyle ise demir adalar bundan muaf olur mu? Şüpheliyim ama en azından demir adalar lordu olur. Yahut 7 ayrı krallığa mı bölünecek yine? Öyle ise kesin kraliçe olarak görürüz.

Diğer yandan korsan kraliçe de fena değilmiş ama eğer hayatta kalacak ise onun demir adaları yönetmesini isterim.

Cogu kisi kitaplarda feminizmin temsilcisi olarak Arya ve Brienne’i gorse de ben o kişinin Asha olduğunu düşünüyorum.

Hiç hatırlatma. Tam bir fiyaskoydu.

Keşke Doran’in kızı Asha olsaydı. Prensime layık bir veliaht olurdu.

Evlilik kismi değil de Vic’e “Sen kral ol, ben senin elin” teklifi bayağı iyiydi bence. Vic bunu kabul etmeliydi.

Ben demokrasi umudumu hala korudugum için bunu düşük olasılık görüyorum. Ama yakışır mi yakışır tanriçama.

Neye göre sende asha bu iki karakterden daha iyi feminizmi temsil ediyor? Ben Arya olsun Dany olsun Brienne ve Asha olsun hepsinin güçlü bir şekilde feminizmi temsil ettiğini düşünüyorum.

Asha neden bu konunun temsilcisiymiş merak ettim şimdi.

Ben “feminizm” yerine “güçlü kadın karakter” terimini tercih ederim. Bunun tek bir temsilcisi olduğunu da sanmıyorum. Arya, Brienne dahi bir çok kadın karakter var; Asha da bunlardan biri.

Arienne çok yetenekli gibi görünmüyor ve zekası yerinde olsa da kadınlığını kullanarak işler yapmasından hoşlanmıyorum. Tamam, ciddi bir silah kabul ama yakıştıramıyorum bir kadına işte. Bu kısmı es geçer isek hala yolun başında görünüyor ve taht oyunları için yeterli cesareti var, güveni var ve planları da var kendince ama pervazsız. Babasından öğrenmesi gereken çok şey var ve hakkı olanı korumak da istiyor. Asha kadar olmasa da fena değil gibi. Onun povlarını yeniden okumam gerek aslında, onu da şöyle bir kere okuyup geçtim ama sonuç olarak Dorne’un gelecekteki hükümdarı ve Viserys planı tutsa idi krallığın Kraliçesi olacaktı. Kızda ışık var da işte ne kadar yetenekli olur, onu net kestiremiyorum. Nispeten yeni bir karakter ama babası, onu Aegon vb. şeyler için gönderiyor ise güveniyordur.

1 Like

Benim bakış açıma göre öyle. En sevdiğim kadın karakter. Yönetici olmasına gerçekten cinsiyeti engel olmasına rağmen bunun için savaşıyor. Mesela Cersei de bu durumla savaştığını iddia ediyor ama bu doğru değil, güç eline geçince batırması tamamen kendi sucuydu. Arianne zaten kadin-erkek eşit bir toplumda yaşıyor, ataerkillikle savasmiyor. Daenerys’in de Aegon’la gireceği taht savaşının cinsiyetiyle ilgisi olmayacak çünkü Aegon erkek olduğu için değil, Rhaegar’in çocuğu olduğu için daha yüksek hakka sahip. Sansa ve Margaery toplum kurallarinin disina cikmadan guc kazanmaya calisiyor. Diğer kadın karakterlerden bahsetmeyecegim çünkü yönetici pozisyon istemiyorlar.

Feminizm, kısaca siyasal, sosyal alanda cinsiyet eşitliğini savunmaktır. Bunu sadece yönetime oynayan kadın karakterlere indirgemek adil değil. Genel olarak bakışını anlamlandıramadım ama benim görüşüm bu diyorsan saygı duyarım.

1 Like

Haklısın. Feminizm o zaten. Ama ben bu seride ilgimi daha çok politikayla ilgili kadınlara odakladığım için Asha benim için daha fazla ön plana çıkıyor. Yoksa diğer kadın karakterler feminist değil demiyorum. Hatta feminist erkek karakterler de var. Bkz. Doran.

1 Like