Doğru kraliçe hangisi?

Hangisi Westeros’u en güzel şekilde yönetebilir ve halk tarafından sevilir?

  • Margeary
  • Sansa
  • Daenerys
  • Arya
  • Val
  • Cersei
  • Asha
  • Arianne

0 oylayanlar

Daenerys Targaryen :dragon::dragon::dragon:

1 Beğeni

Val.

Yabanıllar gibi bir halk tarafından saygı duyulan biri olmak ciddi bir şey bence.

2 Beğeni

"Arya, babasının masasında oturup adamlarıyla sohbetini dinlemeye bayılırdı. Dışarıdaki insanları dinlemeyi de severdi. Kayış kadar sert hürsüvarileri, soylu şövalyeleri ve gözüpek şövalye yaverlerini ve yaşlı savaşçıları. Onlarla kartopu oynar, mutfaktan tart çalmalarına yardım ederdi. Karıları ona çörekler verir. Arya onların bebeklerine isimler uydururdu. Çocuklarıyla “canavarlar ve genç kızlar”, “hazineyi sakla ve kaleme gel” oynardı. Şişko Tom, “Arya Ayakaltı” derdi ona çünkü Arya her zaman ayakaltındaydı. Bu adı "Arya Atsurat"tan daha fazla severdi."

Cevap belli bence… :wolf:

5 Beğeni

Arya Stark

1020304050

3 Beğeni

Ben forumdaki bu tahta kim otursun vb. anketlerinde sonra tahta kimin oturmasını istediğimi bilmediğimi fark ettim. Cersei bölümünde “Ooooo Cersei bee” diyorum. Dany bölümünde “Ooooo dracarys bee” diyorum. Bazen Tyrion kral olsa nasıl olur diyorum. Ben de bilmiyorum yani.:smile:

1 Beğeni

Asha Greyjoy Kraken’in kızı.

2 Beğeni

Gönlüm Sansa diyor ama gerçekçi olmak lazım Dany :confused:

2 Beğeni

Ben Daenerys dedim de biraz açayım.
Daenerys kişilik olarak çok iyi bir insan kölelere karşı tavrı, astopordan gelen hastalıklı halka kendisi bizzat gidip yardım etmesi temiz kalpliliği gibi birçok özelliği ile bence Westerosa en iyi Kraliçe olur. Köle körfezinde olamadı çünkü kölelik orası için olmazsa olmaz Dany bunu kaldırınca da bir sürü kötü olay yaşandı ama Westeros’un genel yapısı belli. Kendi iç ticareti, tarımı,madenciliği vs var. Bu yüzden Dany bu ortamda ne karar alsa da köle körfezindeki gibi bir durumla karşılaşmayacaktır ve Bence kraliçe olma şansı eline geçse en iyi Kraliçe Dany olur. Muhtemelen Dany’nin böyle bir şansı asla olmayacak. Aegon’un bunda büyük rolü olacağını düşünüyorum.

1 Beğeni

Hiç biri.Stannis Baratheon,Jon Snow ve Aegon Targaryen dururken bunları önermek delilik.

Kaldı ki Dorne dışında kadınların yönetici olarak kabul edildiği bir diyar yok.Targaryen iç savaşında bir takım kraliçeler hakimiyet kurdular o kadar.Dizide her canı sıkılan kadını kraliçe yaptılar.Sansayı kuzeye,Ashayı Demiradalara atadılar.Buranın halklar aşırı ataerkil binlerce yıllık tarihlerinde bir defa bile kadın yönetici olmamıştır.Oldu olacak Val duvarın ötesinin Arya Westerosun batısının kraliçesi olsun.

Bu eğlencesine açılmış bir başlık zaten.

2 Beğeni

Bu soruya hem “duygusal” hem de “kıstas” açısından cevap vereceğim. Yani duygusal kısmımı inkar edemem, bu yüzden işin içine bunun da karıştığını açık gönüllükle ifade etmem gerektiğini düşündüm. Neyse.

Şüphesiz ki gelenekler ve görenekler “erkeğin” her daim kadınlardan daha iyi yöneteceği şeklinde bir algıya sahiptir. Aslında temelde bu tamamen yanlış bir düşünce değildir çünkü “yönetmek” biraz da olabildiğince az duygusal, daha fazla rasyonel kararlar almayı gerektiren bir şeydir ve kadınlar olarak bizler fazlası ile duygusal olduğumuzdan bazı konularda ciddi anlamda bocalıyoruz. Burada feminizm yapmaya gerek yok, kendi hemcinsimi tanıyorum.

Buna karşın “daha az duygusal olmak” da iyi bir lider ve hükümdar olmak için yegane kıstas asla olamaz çünkü fazla rasyonel olmaya eğilimli olan erkeklerin bir noktadan sonra merhametsizliğe varan pragmatik kararlarının dünyanın içine ettiği gerçeği ile yüz yüze geliyoruz.

Evet, kadınlar duygusallığa eğilimli ama arzu, ihtiras ve hırs; erkeklerde de kadınlarda da aynı oranda bulunur ve dünyayı mahveden de bunlardır.

Tüm bu duygusallık ve hırs vb. güdüler kimsenin değişmez kaderi değildir. Bu yüzden düzgün bir eğitim ile kadın da erkek de duygularına ve egolarına gem vurmayı öğrenebilir, zayıf noktalarını güçlendirebilirler. Bunu başardıktan sonra kadın ve erkek arasında “duygusal” manada bir fark kalmaz diye inanıyorum.

Özetle her şeyin başını eğitim-öğretim arkadaşlar ama en başta nefsini eğitmeyi bileceksin, sonra aklını eğiteceksin aksi halde nefsini eğitilmemiş birinin aklı, faydadan ziyade zarar verir, kötü amaçla da kullanılır (Bknz: Littflefinger).

Eh temelde hepimiz insan olduğumuz için de erkek olsun kadın olsun herkesin illa yol boyunca hataları ve bocaladıkları anlar da olacaktır. Biz “genele” bakmalıyız.

Elbette insan dediğin -bana göre- iyi olmalı ama Üstat Aemon’un da söylediği gibi iyi insanın kötü kral, kötü insanın iyi kral olduğu da görülmüştür. Yani birinin iyi olması tek başına da yetmiyor.

Girizgahtan sonra gelelim benim aşkintonumun kim olduğuna… hepinizin bildiği üzere bebeğim Arya Stark. (duygusal kısım burada :smiley: )

Arya’nın sohbet etmekten hoşlandığı insanları tanıyordu Sansa; Şövalye yaverleri, seyisler, hizmetçi kızlar, ihtiyar adamlar, çıplak çocuklar ile soyları belirsiz ve dedikleri anlaşılmaz hürsüvariler. Arya herkesle arkadaşlık edebiliyordu. Mycah en beterleriydi. Bir kasabın oğluydu, on üç yaşındaydı, yabaniydi. Et arabasında uyuyor, leş gibi mezbaha kokuyordu. Çocuğun görünüşü bile Sansa’nın midesinin kalkmasına yetiyordu ama Arya onun arkadaşlığını ablasının arkadaşlığına tercih ediyordu.

Eminim herkesin iyi bir hükümdar olma meselesinde genel kıstas dışında kendine özel kıstasları vardır, ben benimkilere değinmek istiyorum.

  • Bana göre iyi bir kraliçe (kral) her şeyden evvel halkçı olmalı, onların durumundan haberdar olmalı, onları tanımalı ve bilmeli; iletişim kurmalı, onların seviyesine inmekte beis görmemeli hatta onların seviyesinde yaşamalı. Onları sevmeli.

İki alıntıda gördüğünüz üzere Arya, hem soylu hem soyluların “avam” dedikleri, düşük doğumlu gördükleri insanlarla birlikte zaman geçirmeyi, sohbet etmeyi ve onlarla konuşmayı seviyor. Kısaca onları seviyor. Zaten bir Leydi olma ihtiyacı hissetmiyor; halk arasında gezip dolaşmak, hoplamak zıplamak onu daha mutlu ediyor, asıl olması gereken yer orasıymış gibi. İnsanlar da onu seviyor. Bilhassa Braavos’ta daha rahat sosyalleşme imkanı bulduğunu görüyoruz ve insanlar ile olan ilişkisi üst seviyelerde. Yani elimizde halkı seven ve onlar tarafından kolayca sevilen bir karakter var.

  • Her koşulda hayatta kalmayı bilmeli. Ben, sürekli birilerinin korunmasına muhtaç kadın tiplemesini sevmiyorum. Kendini koruyamayan birinin başkalarını koruyacak güce sahip olmasını nasıl bekleriz ki?
    Tamam, her kadının silah kullanmayı bilmesini beklemek haksızlık olabilir (gerçi niye haksızlık, her erkekten beklenen bir şey) ve sonuç olarak silah ile insanları koruyup-kurtarmayacak, aldığı doğru kararlar vb. şeylerle olacak ama burada mevzu bahis olan kişinin kendi ayakları üzerinde durabilecek maddi-manevi gücü elinde tutması ve bu güç ile halkına umut ve güç verebilecek biri haline gelebilmesi.
    Etrafında koruyucu olmadığı zaman kısa sürede ölecek bir kraliçeden(kraldan) pek hayır bekleyemem, kimse alınmasın. Güçlü imaj önemlidir ve hayatta kalmayı bilmek, aslında sahip olduğu bilgi ve tecrübeye de çok iyi bir işarettir. Hayata tecrübesi, kitaplardan öğrendiğin şeylerden daha gerçek ve faydalıdır. Bu yüzden olaya sadece silah sallama ya da yemeğini nasıl bulacağını bilme gibi basit birkaç şey gibi bakmayın, bundan çok daha fazlasından bahsediyoruz.
    Her koşulda hayatta kalabilen biri her şeyden önce “güçlü kişi” imajını verir; zekidir çünkü başkaları/düşmanları ölürken o hayatta kalacak kararlar almayı başarmıştır, dayanıklıdır çünkü aldığı yaralara ve açlığa karşı direnebilmiştir. Bilgilidir çünkü içinde bulunduğu ortamı tanır, bilir ve ona göre plan kurup uyum sağlar ve başarılı olur.

Arya, soylu bir haneye mensup biri olarak doğdu ve yabani hayatta ayakta kalmak için özel bir eğitim almadı. Buna rağmen zeki ve dayanıklı idi ve her daim güçlü bir kişiliği oldu. Bu sayede kaçtıktan sonra haftalarca KL’nin en belalı yerlerinden biri olan Bit Çukur’unda tüm o tecavüzcüler, yankesiciler ve katillerin içinde hayatta kalmayı başardı. Kaçtıktan sonra da tüm bunları yapmaya devam etti. Uyum sağladı, izledi ve öğrendi… Suistimal edildi, aç kaldı, esir edildi, dayak yedi ve ailesinin tek tek ölümüyle yüzleşti ve tüm bunlara rağmen manevi olarak da güçlü durup, sertleşti ve ayağa kalkıp ilerlemeye ve güçlenmeye devam etti. Her şarta ayak uydurup, uyum sağlayıp, öğrenebilecek biri… hızlı öğrenmesi sayesinde olan biteni hızlıca kavrayıp çözüm üretme becerisi var.

  • Zeki olmalı, hatalarından hızlıca ders çıkartmalı ve hızlı öğrenmeli. Gözlem yapmasını bilmeli ki duruma hızlıca vakıf olabilsin.

Bu konuyu açmaya gerek yok, zaten yukarıda genel olarak değindim.

  • Doğal lider olmalı. İnsanları çevresinde toplayamayan birinin liderlik yapması beklenemez ve liderlik yapamayan birinin iyi bir hükümdar olması da beklenemez çünkü lider, insanları yönlendirir, onları yönetir ve örnek olur. İnsanlar, güçlü bir lidere ihtiyaç duyar, mıknatıs gibi çekilir ve etkisine girer. İnsanları etkisine alamayan biri nasıl hükmedebilir ki?

Arya, yaşının gençliğine rağmen, içinde bulunduğu ortamda doğal lider olarak diğer çocukları yönlendirip, neler yapacağını dillendiriyor. Sürekli kendi sürüsünü kurma çabasının bir neticesi. Diğerleri hem erkek hem de yaşça ya Arya ile yaşıt ya da ondan çok daha büyük olmalarına rağmen Arya’nın sözünü dinlemeyi pek sorgulamıyorlar. (Aslında erkeklere laf geçiren bir kadın figürü olarak çok hoş bir ayrıntı :stuck_out_tongue: ) Gerçi bu konuda arzu ettiğim kadar fazla örnek görme konusunda, hikayenin ortamından kaynaklı, pek fazla imkan bulamadık ama bir giriş gördük, bilhassa Batı’ya dönüşünde bu konuda daha fazlasını göreceğimizi düşünüyorum. Her şeyden önce kurtların ve sahiplerinin kaderlerinin birliği kurgusuna bakarsak Nymeria’nın bir kurt sürüsüne liderlik eden dişi kurt olduğunu biliyoruz ve ismini de yine bir kadın liderden alıyor.

  • Kraliçe(kral) dediğin politikadan da anlamlı. Siyaset oldukça çetrefilli bir olay ve Ned’in kellesine mal olduğu ortada. Siyasette en önce kime güvenip kime güvenmeyeceğini bileceksin; karşındakinin ne halt olduğunu bir bakışta olmasa bile iyi bir gözlem sonunda anlayabilmek gerekir ve sana her söylenen yalana inanır isen de ciddi bir sorunumuz var demektir. Maniple edilmesi kolay biri olursan herkesin oyuncağı olursun.

Arya’nın “entrika” konusunda nasıl olduğunu bilemiyoruz ama ileride bileceğimiz sahneler gelebilir(Bilhassa şu Deniz Lordu seçimleri meselesinde baya sahnesi olacağını düşündüğümüzden, bu da entrika konusunda Arya için ders olacak gibi). Bunun dışında herkese güvenmediğini, güçlü iç güdüleri olduğunu biliyoruz. Maniple edilmesi zor biri ve karşısındakinin yalan söylediğini duyuyor ve görüyor, özetle yalan sökmez bu kıza. Siyasette bazen yalan söylemek gerekiyor, oyuncuları kandırabilecek poker yüzün olmalı; Arya bunu da öğreniyor.

Bir de şunları ekleyebiliriz; ASOIAF’ın kurgusuna bakarsak aslında Arya’nın POVları oldukça politik noktalar da içeriyor. Yani “politika” deyince aklımıza taht oyunları ve entrikalar geliyor ama olay, sadece Cersei-Marg’ın entrika savaşı ve Dany’nin tahta uçma arzusunu okuma olayından ibaret değildir. Aslında bu üçü ve Beş Kral’ın savaşı bir nevi soylular arasındaki “politik” sahneler olarak göz önüne serilmiş ama Arya’nın POVları “halkın gözünde…” politikanın nasıl göründüğünü de gözler önüne sermiş. Yani mesele sadece oyun nasıl oynanır, kimlerle oynanır ve nasıl kazanırım sorusunun da ötesinde BEDEL ile de ilgili.

Filler tepişir, olan çimene olur misali Arya’nın POVları bize sürekli olarak avam sınıfının yaşadığı acıları, yüzleştiği sorunları ve soyluların savaşının/taht oyununun onları nasıl olumsuz etkilediğini bize gösterdi. Bedeli gösterdi. Bedel ağırlıkta hep halkın acısı. Arya da tüm bunları gördü, tecrübe etti, içine çekti ve yaşadı… Onları artık daha iyi anlıyor, biliyor. Bu yüzden soylu olarak alınacak bir kararın onlar üzerinde nasıl bir etki yaratacağını artık iyi kötü bilecek bir seviyeye gelmiş olmasını beklemek yanlış olmaz.

Unutmayın ki madalyon çift yüzlüdür, şüphesiz soyluların oyununu okumak daha zevkli ama diğer yönü olan ataerkil feodal düzende halk üstündeki etkisi/bedeli o okumak o kadar zevkli değil; tecavüzler, ölümler ve baskılar ve fakirlik, açlık okumak eğlenceli değil. Kadınların, çocukların başlarına gelenleri izlemek nasıl eğlenceli olur ki? Olması gerekmez de… burada biraz oturup düşünmek de gerekir. Falanca taht taliplisini desteklerken o tahtı hangi bedeli ödeyerek sahip olacağını düşündünüz mü? Bedeli halk öderken, halka iyi bir kral/kraliçe olacağını mı iddia ediyoruz?

GRRM, Arya’nın 40 yaşındaki birinin olgunluğuna sahip Afrika’nın savaşçı çocukları gibi olduğunu söylemişti çünkü ayrıcalıklı bir sınıfa ait Arya Stark’ın ailesinin ölümü sonrası hızla dibe çakılan hikayesinde küçük bir kız olarak yaşadığı acının ve savaşın onun üstündeki travmalarına şahit olduk ve sonuç olarak bu travmatik çocukluğa sahip kızın gözüyle halkın ödediği bedelleri gördük. Bununla beraber Arya, politik bir malzeme olarak da soylular arasında kullanılmaktan çekinilmiyor; annesi tarafından “ittifak” için Freyler ile nişanlandırıldı, ismi kullanılarak Boltonların kuzey’deki hakimiyetini sağlamlaştırmak için Jeyne Poole gönderildi ve Stannis de aynı şeyi kızı kurtardığında kendi seçtiği adamla Arya’yı evlendirerek, yapmak istiyor.

Arya’nın hikayesinin altını kazımayı başarırsanız GRRM’in neden Arya’yı çok sevdiğini ve en çok POV sahibi kadın karakter olduğunu biraz anlarsınız; onun hikayesi ile bize anlattıkları ve Arya’nın temsil ettiği şeyler yüzünden… Şahsi düşüncem bu.

Özetle Arya Stark, bir çok yönden iyi bir kraliçe olmasını sağlayacak maddi manevi donanıma sahip/sahip olma yolunda ilerleyen bir kadın karakterdir. Güçlüdür, zekidir, kontrol edilemez, maniplesi zor olduğundan kimsenin oyuncağı olmaz, hikayesi politikanın en tatsız, en sevmediğimiz yüzünü anlatır; Arya Stark hayatta kalandır, bunun için çevresinde sürekli onu koruyacak muhafızlara ihtiyaç duymaz. Gücü kendi içinden gelir, öldüğünde her şeyini kaybedeceği bir hayvandan değil. Halkçıdır, halkı tanır, anlar, sever ve onlar tarafından sevilir. Bebeğimden iyi kraliçe olur. (Amma övdüm :smiley: )

Genel olarak aklıma ilk gelen kıstaslar bunlar, gece gece ancak bu kadar düşünebildim, belki sonra daha fazlasını eklerim.

6 Beğeni

Roose Bolton’a güvenmemesi bile onun iç güdülerinin kuvvetli olduğunu gösterir. :heart:

3 Beğeni

Doğru, başka türlü bir açıklama getirmek güç zira ortada görünürde hiçbir sebep yok. Bu ancak “iç güdüsünün” güçlü olmasından kaynaklı olabilir, en akla yatkını bu. Zaten vahşi bir ortamda da kuvvetli iç güdüler olmadan hayatta kalmak zordur.

1 Beğeni

Asha > Val. Şıklarda olsa kesin Asha derdim.

1 Beğeni

Daenerys derdim de o essoslu havası yüzünden halk tarafından sevilmez gibi geliyor bana. Asimile yetişti birazda.

Arya halkla ilişkileri ve westerosa aşina olması sayesinde daha iyi kralice olur diyorum (en azından westerosda)

5 Beğeni

Arya Ayakaltı’nın önde gittiği bu eğlence amaçlı ankete katılımlarınızı bekliyorum arkadaşlar.

Düşündüm ve oyumu verdim ama Cersei’ye oy veren tek kişi olmam şaşırtmadı. :smile:
Aslında Dany’ye de verebilirdim. Ama Cersei’ye yazık iyi ki ona vermişim.:smile:

1 Beğeni

Yazık olana değil “iyi yönetecek” kişiyi seçiyoruz. Gerçekçi olalım hali hazırda batırdı Cersei :smiley:

2 Beğeni

İlk başta o niyetle vermemiştim. Baktım karar veremiyorum Cersei olsun bari dedim. Verdikten sonra yazık kimse de vermemiş dedim.:smile:

@YeniAy_Ottoman Aslında Arya kraliçe olabilir ama kendisinin isteyeceğini pek sanmıyorum. İpekler giyip küçük konsey toplantısına falan katılmak istemez bence.:smile:

1 Beğeni