Dünya edebiyatı, ve tarihinde kadınların yeri

Bu konuyu, son zamanlarda dönen gerginlik ve bıçak bileme kokan yazılardan ötürü yazma gereği hissettim, yazma sebebim ortalığı karıştırmak mı, yatıştırmak mı bilemeyeceğim.
Şimdi bu örnekte tanrısal figürleri sonradan işlemenin, ve Bereket tanrıçaları konseptini sonradan ele almanın daha sağlıklı olacağına inanıyorum. Gerek innanna, gerek afrodit, gerek demeter, yaşadıkları kültür ile birlikte derinlemesine analiz edilmesi gereken figürlerdir. Baktığımızda onları nasıl tanımlayacağımızı bile anlamakte güçlük çekiyorum. Özellikle konu sümerler ve onların anlatımları olunca, olay ciddi bir esoterikliğe geçiyor.

Bu şekilde bir tanım yaptıktan sonra, Yolculuğa Hıristiyanlık ve pagan hikayeleri üstünden devam etmek en iyisi olacaktır.

Bu dönemin eserlerinde 3 tip kadından bahsedilebilir, Önemsiz, Önemli ve Kilit kadın karakterleri.
Önemsiz: Bu kadın figürleri, eserde hikaye akışı sağlansın diye basit fonksyonları yerine getirirler. Bu anonim figürlerin varlıkları, orta çağ döneminin meşrulaştırdığı bir sıradanlık vasfı üstünden kabül görürler, Yüzsüz ve isimsizdirler. Kahramana hasta yatağında çorba getiren rahibe, onu iyileştiren ebe, ona kılıç yapan demircinin kızı bu noktada olmakla birlikte, bu nokta taktir edersiniz ki erkeklerle de paylaşıldığı için, üstünde durulmasının gereksiz olacağı bir noktadır.

Önemli kadınlar: Bu arkadaşlar, kişilik gösterirler. Hepsinin kendine özgü bir kişiliği, zevkleri, korkuları ve isimleri var. Son kısım yalandır, çünkü yüzde 90 ının ismi Eleine, veya onun başka şekilde yazılıp aynı şekilde okunan halleri. Bu noktada ciddi bir meta döndüğü düşüncesindeyim. Kitapta 6 jon olması gibi bir şey.

Bu arkadaşlar genelde önemli erkeklerin anneleri, dulları, kızları, kardeşleri veya kendi başına önem kazanmış şifacılar, bilge kadınlar ve büyücüler. Genelde bu kadınlarda büyü olduğundan, ya da olma ihtimali olduğundan bahsedilir. Mesela bazılarına örnek verecek olursak, Amide(Eleine isminin varyasyonu), Percival’in kız kardeşi, Kutsal kase görevlerinin tamamlanmasındaki kilit isim; Beauvivante, Sir La Cote Mal Taile’nin provakatörü; La Beale Isoud, Cornwall kraliçesi ve Sir Tristan’ın aşığı; Brangwine, La Beale Isoud’un hizmetçisi; Eleine of Carbonek; Galahad’ın annesi, Lancelot’un aşıklarından; Eleine of Astonat, Lancelot’un aşkından ölen bir kız; Dame Lynette, Muazzam Manüplasyon yeteneklerine sahip olup, Sir Beumains’i ilk görevine yollayan Muazzam varlık.

Kilit isimler: Bu isimler ciddi manada hikayelere yön veren, amaç ya da sonuçta bulunan, ciddi manada aksyonları ile herkesi ittirabilen, net hedefler ve karakterlere sahip isimler.
Bu isimler arasında Deidre, Medea, Branwen, Scathach, Kraliçe Guinever, Kraliçe Magawse, Kraliçe Morgan Le Fay, Gölün hanımı Vivienne, Gölün hanımı Nimueh, Azize Martha, Medb gibi isimler yer alıyor.
Saray Aktiviteleri, ve şifa.
Malesef ki, hikayelerin çoğunluğunda, kilit roller bile sınırlı görevlere sahipler. Ynalış anlaşılma olmasın, karakter derinliği erkekler kadar, hatta daha fazla olsa bile, kadına biçilmiş olan görev, bu konuda kadının rolünü ister istemez sınırlıyor. Genel itibari ile hikayeler, erkeklerin canavarları katletmesi, erkeklerin kavga etmesi, ve erkeklerin macereya atılması üstüne yoğunlaşırken, bir kaç cesur eser dışında kadının rolü, iyileştirme ve sarayda güç olma üstünedir. Bu konuda şöyle bir ayrım yapayım, aslında 10.yy a kadar olan efsanelerde, genç krallar maceraya atılırlarken, genç kraliçeler ve prensesler, krallığı adalet içinde yönetirlerdi. kötü kadın karakterler dışında var olan tüm önemli ve kilit kadın karakterler, güçlerini bilgece kullanırlardı. Kraliçe Guaniwere aynı zamanda aşk birliğinin lideri idi, kendisi arthur döneminde soylu aşkını, şiirlerini, sanatlarını ve turnuvalarını reforme etmiştir, hatta gayrimeşru bir nasıl flört edilir yasası çıkarmışlığı bile varıdr. Onun döneminde şovalyeler aşkı ve tutkuyu tanımışlardır. aynı şekilde dul karakterler, asla birlikte oldukları adam borçlu değillerdir kendi güçlerini. Genelde dul karakterler kendilerini kiliseye kapatılar, veya başkası ile evlenirler. eğer ki eski bir hikayede bekar ve kraliçe bir dul görürseniz, Onun süper güçlü bir karakter olduğunu bilin.

Kadının, bu çağda 3 standart rolü olduğunu da dememiz gerekir. bunlar, anne, eş, dul idir- bunları açıklamaya gerek bile görmüyorum, 3 ü de hikayede az farklılık dışında benzer işler.
genelde eş figürü yardımcı iken, dul figürü bir iktidar, fethedilmesi gereken rolünü üstlenirken, anne rolü, oğlunu sınayan, hatta köstek olan bir figürdür. Sosyoloji çalışsaydım, bunun tee kronos ve tiamatı öldüren çocuktan türeyen bir, özgür olmak için doğduğun yeri katlet, iktidar ol arketipine bir gönderme olduğunu var sayı 300 sayfalık bir yazı yazardım, kıps kıps sosyolojiciler, elinizde harika bir konu var.
Bunun dışında, Varis olan kız vardır ki, bunu 3 arketip arasındaki 4. bir arketipten çok, ilk 3 arketipin ön adımları arasında sayıyorum.

Eğer ki bir babanın,hele ki solyu ise yaşadık, erkek çocuğu yoksa, ve kızı varisi ise, bu arketip oluşur. genelde böyle bir durum olduğu zaman, babasının üstündeki derebeyi, ona layık bir kişi karşısına çıkana kadar onun mülküne ve kızına bakar. Ve genelde kızın giderleri gelirlerinden daha aşşağıda olduğu için, kıza layık bir adamı da bulmak istemezler! Bu yüzden bu durumlarda, biz bu kişi için karakter değil de, ödül kelimesini daha doğru buluyoruz.

Dullara gelince, bir kişi çocuğu yoksa, dulu olacak kadına mülklerini verir, ve derebeyin dulun evlenip evlenmeyeceğine karışmaya hakkı yoktur. dul figürleri, güçlü kadın figürleridir. bu kadınlar, adamı ve hatta kadını sir ilan etme hakkına sahiptirler de!

bir de aşık olan kadın rolü var ki, onu da arketiplere bir yancı olarak görüyorum. Aşık figürü her zaman aşık olduğu genç sovalyeye yardım eder, genelde kontrol eden ve feda edendir, ama tabii ki Fİne Amor sınırlıdır.

Dini figürler olarak kadınlar.
Ben bu rkadaşları kadın başlığı altında incelemek istemesem de, incelemeliyim. İncelememe sebebim, bu durumun cinsiyetten bağımsız bir güç yaratması. Kadın, bir kraldan daha yüce bir güce hizmet ettiği için, duruma göre onlardan güçlü olabilir.
Tarihsel olarak, bu enstitülerin kadın liderlerine şu yararları verdiği gözlemlenebilir;
Dini kadınların çekilebilecekleri bir ibadet alanı
evlilik yaşı gelene kadar yetim kızlara bakan bir yer
dullar için ve şiddet gören kadınlar için bir sığınma yeri
yerleşkelerini kaybetmiş kadınlar için sığınma yeri
kadınlar için eğitim ve bakım
gezginler için barınak, aş evi, hastahane olması.
Tabii veren Allah Aynı zamanda alır da, bu kilislerin aracılığı ile çoğu dul, savaşmadan devrilip, buralara postalanmıştır. Lanet olsun her şeyin şeytani işlre alet edilmesine!

Dini yaşam

Rahibeler de, rahiplerle aynı alanda yaşar, ancak birbirlerinden bağımsızlarıdr, buna çifte minare(Double Monastery) denir, ve evet espirisine böyle çevirdim.
Kilise mevzusuna daha sonra geleceğim, burada çok önemli, kayıp kiliselerden bahsetmek gereklidir. Ama bazı hristiyanlık anlayışında, kilisenin sahibi bir rahibe olmak zorunda değil, bazı dırımlarda kiliseler babadan oğula, anneden kıza geçebiliyor.

Bu kiliselerden en ünlüsü ise Salisbury düzlüğünde, Stune hange e 5 dakka mesafede( Ki bu kilise isaye eğitim vermiş druidlerce inşa edildiğinden şaşırılmamalıdır.) bulunan Amesbury kilisesidir. Kilise Aurelius Ambrosius tarafından kurulmuştur, Morrigan burada okuma yazma öğrenmiştir, Kraliçe Yggraine Buraya çekilmiştir( Sebebi, itlik yapan Merlindir! Evet arkadaşlar, dizideki gibi utherı öldürüyor, ama diziden farkı, red wedding çekiyor, sebepsiz yere kutlamadaki herkesi zehirliyor ve kaçıyor! Incibus Cambionu eşşek sıpası)

Tabii bağımsız olsalar da, Bu kiliseler Asıl baş kiliseye bağlılık bildirir, Kurallarını takip ederler, ve misafirleri bir pozisyona sahip olmasa bile uymak zorundadırlar.
İçeriye girecek olan ve kalacak olan kişiler, Seviyeleri gereği bir yemin etmek zorundalar, fakat bu yemin çıkmak isteyinceye kadardır, kalıcı bir bağlılığı yoktur- Bu da yalan, üst seviyeden birisi isen, çıkamazsın, çok zor, papadan izin alınmalı falan filan
16 yaşına giren kızlar 1 sene boyunca yardımcı olarak hizmet ederler Bunlara Çömez derler
kendini kanıtlamış Çömezlere Kabul edilmişler derler, iki sene hizmet ederler, Rahibe olabilecek olanlar ise, yeminlerini tekrar ederler, bu yeminler bağlayıcıdır ve de bozması çok zordur. Liderleri olan Kişi ise Abbess diye çağrılır ama Amyrlin makamı desek daha iyi olur, çünkü evet, Aes Sedailer gerçek dünyanın bu kısmınden esinlenilmişlerdir. Muazzam hahahaha.

Şimdi, Bizi asıl ilgilendiren kısımları, Geleneksel olmayan kadın karakterler. Hepiniz bunu görmek için geldiniz, bunu biliyorum, Ve inanırmısınız, aslında geleneksel diyebilecedğimiz kadar çok örnek var!

Şimdi gerçek karakterlerle başlamadan önce, onların da rollerini açıklayalım:
Fransızcada iki kelime vardır, bu kelimeler kadın savaşçılar ve Şövalyeler için kullanılır; chevalière ve chevaleresse. ilki aslında bir şövalyenin karısını gösterirken, ikincisi “Bir Sir’ün haklarına ve statüsüne sahip kadın.” manasına gelir.(Ayrıntılı bilgi için bakınız Menestrier, Şeref ve Şövalyelik üstüne yazıları olan bir 17. yy yazarı.) Şimdi, chevaleresse dövüşen kadın manasıne gelmez, bu kadınlar sir olsalar bile dövüşmek zorunda değiller, hatta bu konuda kötü de olabilirler.

Ama dövüşen kısımları da yok değildir.

Şimdi sizin için, Elias Ashmole’un The Institution, laws and ceremonies of the most noble Order of the Garter isimli eserinden bir alıntıyı çevirerek çekeceğim.(Bu noktada umarım ölmem- yazdığım saatler içinde olabildiğince çevirmeye çalışacağım.)
"… İşte size şövalyelerle eşit- hatta, daha da büyük- bir onur ve statü bahşedilmiş olan kadınlara bir örnek. Kendileri, onlara özel olarak oluşturulmuş olan Nacak birliğine üyelik ile ödüllendirilmiş olup, seramonileri bir erkeğinki ile eşit düzeyde hazırlanmıştır. Tekrar etmeliyiz ki, bu kadınlar tam zamanlı savaşçılar değilleridr, fakat orta çağın kadınlara bu şekilde davranabileceklerinin bir göstergesidir.
Bu örnek Aragon ilindeki tortosa kentinin soylu kadınlarının, Josef Micheli Marquez tarafından alınmış bir kayıdıdır, ki Marquez kadınları direkt Cavelleros yani Şovalye olarak çağırır, ki onlara Cavarellas(Kadın çekimli) dememek için bir sebep görmüyorum, ne da olsa Equtissae ve Militissea( Equites ve Milites kelimelerinin latince kadın çekimli halleri) şimdiya kadar Leydi ve Madam yeri için uygun görülen kelimelerdi, fakat şimdi bu sıfatlar tarafımızca unutulmuştur
Don Raymond, Barcelona’nın son Earl’ü(ki kendisi keşiş kral Ramiro’nun kızı ve tek varisi Petronilla ile evlenerek, prensliğini Aragon Krallığı ile birleştirdi.), 1149 yılında Tortosa kentini arapların elinden aldı, fakat 31 aralık gününde, araplar tarafından geri alınmak maksadı ile tekrar kuşatıldı. Savunması bir avuç askerden ibaret olan earl, teslim olmaktan başka bir çaresi olmadığını düşünüyordu. Bunu duyan kent kadınları, çocuklarının güvenliğini düşünerek ellerine aldıkları nacarlar ve giydikleri erkek kıyafetleri ile şanlı bir müchadeleye girişerek arapları kuşatmayı kaldırmaya zorladlar.

Earl ise, kendini bu büyük cesater ve yüceliği ödüllendirmekle yükümlü hissettiğinden, bu kadınları bir kaç ayrıcalık ve hak ile mükelleflendirdi. ve bu anı halkın zihninde ölümsüz tutmak için, nacar örgütünü kurdu. Bu örgüt askeri bir örgüte benzemekle birlikte, içine sadece bu cesur kadınları ve onların soylarından gelen hanımları barındıracktı, ve de onlara kızıl renkte, üstü sivri, meşale şeklinde bir başlık verdi. Ve topluluk içinde bu kadınların erkeklerle aynı haklarda olduğunu bildirdi. Bu kadınlardan Vergi alınmayacağını, ve kocalarından geriye kalan tüm değerli müchfer ve eşyaların onlardan alınamayacağını buyurdu…"

Gördüğünüz üzere, bunun gibi olaylar aynen bu şekilde ödüllendiriliyor, tabii bu tarihsel olaylardan sadece bir tanesi. Diğerlerine bakacak olursak
Sİgelgaita: Sicilya krallığını kuran Nomandia prensi Robert Guiscard’ın Lombard prensesi olan eşi. Eşinin Muhaberelerine bir erkek gibi zırh kuşanarak eşlik etmiş, hatta hizmetkarlarını da bu şekilde tehçizadlandırmıştır. Kocası ve askerlerinin taktirini, sevgisini ve saygısını toplamış olsa da, Bizans imparatoru Constantine’in kızı ve tarihçi olan Anna Comnena onun için,“Canavar, kendi türünden nefret eden ve utanan birisi…” demiştir.
Aquataine’li Eleanor(Gene Eleine, çıldıracağım be!) Kendisi fransız kralının eşi idi, ve o da haçlı seferlerine eşlikçileri ile birlikte zırh giyerek gitmişti(Sigelgaita, haçlılara gitmedi ama olsun) Fakat bu sefer erkekler tarafından hor görüldü ve aşşağılandı, erkekler bunun yanlış olduğunu dile getirdi.
Britania Düşesi Constance: Kocası yakalınınca ve toprakları saldırıya uğrayınca, zırh kuşanıp Hennedont kentinin askerlerini yönetti. Kadınlara, rampalara daha hızlı taş taşımaları için eteklerini çıkarmalarını emretti, ve kuşatan fransız askerlerini şehirden gizlice çıkardığı askerler ile bizzat yönettiği süpriz saldırı ile def etti. Sonra kılıç kuşanıp Deniz savaşları yönetti ve… Ben bu kadının komutası altında yaşamak isterdim, tam bir sevgili metaryeli.
Jean D’arc: yani, anlatmama gerek yok, görüyorsunuz kendisini, gene fransızların şerefsizliğine denk gelmiş muhteşem bir insan, bu fransız erkeklerinde bir sorun var herhal. @Starkgaryen bu fransız erkekleri hala böyller mi?
Boadicea: Kocası ölünce ve Kızları tecavüz edilince, kocasının beylerini yönetmiş, ve Romayı titretmiştir. Ne yazık ki, zafer tanrıçamızın şanı kısa sürdü, gene de gönüllerin fatihisin.

Brazil ve Dahomey, Artemisia, Zenobia, Medb, Cartimandua, Aethelflaed, Mathilda of Tuscany, Jeanne of Montford, Christine de Pisan gibi daha yüzlerce isim sayabilirim, ama artık parmaklarım acıdı, hemen bazı kurgu karakterleri de ele alalım. Ama önce size tarihi kadın karakterlere bakmanız için ABCCLİO yayın evinin (Editör Bernerd A. Cook) derlemiş olduğu, çok ciltli Woman And War A Historical Encyclopedia from Antiquity to the Present adlı kitabı öneririm, yazacakarımın hepsi orada da var.

Edebiyatta olan Sıradışı kadınlar
9 değerli kadın( Çeviremedim ama 9 Worthies)
Jaques de Longuyon zamanında The nine worthies isminde bir eser yazmıştı. Eser, her biri bir Şerefi temsil eden 9 kralı anlatmaktaydı, Bu 9 kraldan 3’ü pagan(Hector, Julius Caesar, Büyük İskender), 3’ü yahudi(Joshua, Davut ve Judas Maccebeus) ve 3’ü de hristiyandı(Kral Arthur, Şarlman, Boillon’lu Godfrey). bu kahramanların her biri bir önemli özelliği ile diğer erkeklere ışık tutmaktaydı.

Daha sonraları Eustache Dechamps, bunların kadın versyonlarını yarattı, ancak bu manyak herif, kadınları maskülen erdemler üzerinden değerlendirip, kadınlara özgü görülen erdemleri hiçe sayarak, olayın tüm sembolizminin ve simetrisinin içine etti, diğerleri de aynısını yaparak sıvadılar. Zamanının en büyük kadın hakları temsilcisi Christine De Pisan bile, Citie des Dames adlı eserinde, bu kadınları liderlik ve askeri güç üzerinden irdelemiştir. Hatta bunları o kadınların politik zorunlulukları olması sebebi ile savunmuştur da. bu 9 kişi arasında

fetihleri ile olduğu kadar cinsel hayatı ile de bilinen, kendi oğlunu baştan çıkarmış asur kraliçesi Semiramis
Bekareti ve Romaya karşı olan mücadelesi ile bilinen Teuta kraliçesi Ilyyria( Ciddi diyeceğim, ben bu kardeşimizin Illyrioya bir esinlenme olduğuna inanıyorum)
En güçlü adamlardan olan, Pers kralı Cyrus’u katleden Thamyris kraliçesi Scytia
Vahşi yunan kahramanı Tydeus’un karısı, şehir yok etmiş Deipyle
Amazon Kraliçeleri, Hippolyta, Penthesilea,( Ki bu ikisi, erkekr versyonlarında bulunan hektorla benzer kaderi paylaşmışlardır, lol) Menalippe ve Antiope ve Marpesia ile Lampedo’dan birisi(Bu ikisi birlikte yönettiği için, ha biri ha diğeri diye gitmişler.)

Kraliçe Elizabeth’in şairi, Edmund Spencer’in yazmış olduğu ve tamamlayamadığı eseri The Faerie Queen, İçinde bekareti( Ve elizabeth’i) temsil eden Britomart gibi karakterlere de sahipti.
Ve böylece asla devam etmeyeceğim bir konu daha açtım, bu belki de sadece 10 da 1 i oldu. ama yaz vakti, her yerim yanmış, ayaklarım yaralı ve saatlerce aç karnına yüzdükten sonra bu konuyu burada(Şimdilik) bitiriyorum. Yazım yanlışım boldur, ben çok salak yazarım, o yüzden özür de ileteyim. Bununla birlikte, bu konu ile ileride yazacağım Kral katili güncesi temalı konumun ortak özelliği çok, inanır mısınız ki yukarda dediğim her şeyin var olma sebebi ile kral katili güncesinin yazım tekniği aynı şey? attım buraya pası, ileride gol de atarım.

3 Likes

Bir şey anlamadım ama anlayana iyi yazı gibi gözüküyor yine de yazdığın için ellerine sağlık

1 Like

umarım yazım hatalarından anlamamışsındır.

Yazım yanlışından değil benim Cahilliğimden :slightly_frowning_face:

Boşver hocam, kimse de yazmıyor zaten.
ama anlaşılr yazamadıysak, suç benimdir.

Mahmut Meliscim bu araştırmanı neye borçluyuz :slight_smile:

Var olan gürültüden ötürü
oralar çok agrasif, burada yumuşak konuşulur dedim.
bir de önceden araştırmıştımç Bu konuyu açmasam ortaçağda BDSM konulu bir şey açacaktım, ama forum kuralları gereği ban yerdim.

2 Likes

Elinize sağlık, anlaşılır yazdığınızı düşünüyorum. Tartışacak bir şey olmayınca fazla da kişi yazmıyor gibi. Gayet güzel bir yazı olmuş, keşke bu kişilerin isimleri de biraz akılda kalıcı olsa :smiley:

O tartışmalardan sonra bu üç cümleyi onlarca kez kontrol ettim, umarım yanlış bir şey yazmamışımdır, tepki yemem :smile:

Ahahaha, sorun değil canım. Tabii tartışılacak konu atmadım ortaya ama, yorum alabilecek bir konu olduğuna inanıyorum

Kalemine sağlık, cidden oturup bir ara yazım yanlışlarını düzenlesen çok güzel olur çünkü bence kıymetli bir yazı ve arşivlik bir yeri var. Kimi kişi yazım yanlışlarından anlamakta güçlük çekebilir. Bu yüzden forum kurallarında düzgün Türkçe uyarısı var. :slight_smile:

Söylendiği gibi tartışmalık bir durum olmadığı için bu yönde bir şey yapamayacağım ama Batı edebiyatında(evet, batı edebiyatı oluyor bu, dünya değil :smiley: ) ve tarihinde kadınlara biçilen roller açısından güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş, beğendim. Faydalanacağım kısımlar da var. Sağ olasın. :slight_smile:

Teşekkür ederim, yapacağım inşallah. Bu arada bizim Dany tam bir dul kadın arketipi.

1 Like