Ejderhaların Doğumunu Anlamak


#1

Merhaba arkadaşlar bir süre önce çevirilen bir teori başlığında bahsi geçen bir teoriyi çevirmeye karar verdim. Aslında daha önce çevirmeyi planlıyordum ama şu sıralar pek boş vakit bulamıyordum. Bahsettiğim başlık @YeniAy_Ottoman a ait.

Ayrıca bu teoride yine bahsi geçen ve teoriyle bağlantıları bulunan iki teori daha var ki onları da daha önce çevirmiştim. Merak edenler için o teoriler:

https://forum.gameofthronestr.com/t/buvet-agaclari-otekiler-ve-ormanin-cocuklari-uzerine/11228/2

https://forum.gameofthronestr.com/t/ormanin-cocuklarinin-amaci/11418/18

Bu teoride katıldığım bazı noktalar olsa da genel olarak ben olaya daha farklı bir perspektiften bakıyorum. Söylenecek başka bir şey kalmadıysa başlayalım o halde.

Taht Oyunları’nın başlangıcında ejderhalar uzun bir süre önce yok olmuştu. Soylarının tamamen tükendiğine inanılsa da Asshai’de hala ejderhaların olduğuna dair dedikodular vardı. Taht Oyunları’nın sonunda Daenerys Targaryen sahip olduğu üç ejderha yumurtasını ölü kocasının cenaze ateşine yerleştirerek çatlatmayı başarmış, kendisi de ateşlerin içinden zarar görmeden çıkmıştı. Daenerys neden bunu yaptı ve bu yaptıkları nasıl işe yaradı?

Taht Oyunları ilerledikçe Daenerys gitgide ejderha yumurtalarını daha da saplantı haline getiriyor. Daenerys doğum sancıları başladığı sırada bir kaç günlüğüne bilincini yitiriyor.

Dany’yi yerdeki kilimlerin üstünde, yumurtalara doğru sürünerek ilerken buldular. Sör Jorah Mormont onu kucağına alıp ipek şiltesinin üzerine yatırırken Dany güçsüzce karşı koymaya çalışıyordu. Sör Jorah’ın omzunun üstünden üç hizmetçisini gördü. İşte, gölge halindeki bıyığıyla Jhogo ve basık suratlı Mirri Maz Duur da oradaydı. “Mecburum,” demeye çalıştı onlara. “Mecburum…”
“…uyuyun prenses,” dedi Sör Jorah.
“Hayır,” dedi Dany. “Lütfen, lütfen.”
“Evet.” Sör Jorah onu ipeklere sardı. Oysa Dany alev alev yanıyordu. "Uyuyun ve gücünüzü geri kazanın Khaleesi. Bize geri dönün."

Bir diğer seferde Dany uyandığı zaman ejder yumurtalarından birisini istiyor. Yumurtanın içinde bir şeylerin hareket ettiğini ve yumurtanın sıcak olduğunu hissediyor ama bu onu ürkütmüyor. Son kez uyandığında kocası Drogo’yu koma halinde buluyor ve bebeğinin ölü doğduğunu öğreniyor. Daha sonra Drogo’yu öldürüyor ve Mirri Maz Duur’u üç ejder yumurtası ile birlikte Drogo’nun cenaze ateşine koyuyor.

Tanrıkadını ağaç yığınına sürüklenip Drogo’nun eşyalarının yanına bağlanırken çığlık atmıyordu. Dany kendi elleriyle kadının üstüne yağ kavanozunu boşalttı. “Bana öğrettiğin bütün dersler için teşekkür ederim Mirri Maz Duur.”
Kadının saçlarından ve elbiselerinden yağ damlıyordu. “Çığlıklarımı duymayacaksın,” dedi Dany’ye.
“Duyacağım,” dedi Dany. “Ama istediğim çığlıkların değil. Yalnızca hayatını istiyorum. Bana söylediklerini hatırlıyorum. Hayatın bedeli ancak ölümle ödenir.” Mirri Maz Duur ağzını açtı ama bir şey söyleyemedi. Dany, maegi’nin donuklaşmış kara gözlerindeki aşağılamanın kaybolduğunu fark etti. Gözlerinde korkuya benzer bir şeyler vardı. Artık güneşin tamamen batmasını ve ilk yıldızın görünmesini beklemekten başka yapacak bir şey kalmamıştı.

Daenerys ateşe girdiği sırada her ne olduysa meselenin kilidini açacak anahtar o.

Alevler düğün gecesinde dans eden kadınlar gibi önünde kıvrılıyordu. Dönüyorlar, şarkı söylüyorlar, turuncu, kırmızı, sarı duvaklarını savuruyorlardı. İzlemesi korkunç ve bir o kadar güzeldi. Dany alevlere kucak açtı. Teni kızarmıştı, parlıyordu. Bu da bir düğün, diye düşündü. Mirri Maz Duur susmuştu. Tanrıkadını onun bir çocuk olduğunu söylemişti ama çocuklar büyürdü, çocuklar öğrenirdi.

Dany sanki bir şekilde alevler tarafından baştan çıkarılmış gibi görünüyor. Ateşin içine yürüdüğü vakit giysileri yanmaya başlıyor ama bedenine herhangi bir zarar gelmiyor.

Çatlayan bir taşın sesini duydu. Ağaçlardan, çalılardan ve otlardan kurulu yığın hareket etmeye, kendi içine doğru çökmeye başlamıştı. Köz haline gelmiş odun parçaları Dany’nin üstüne düşüyordu. Dany kıvılcımlar ve küllerle yıkanıyordu. Alevlerin arasından başka bir şey daha düştü, zıplayarak, yuvarlanarak gelip ayağının dibinde durdu. Kırılmış, üstünden dumanlar tüten, altın damarlı, kıvrımlı bir taş parçasıydı. Dünya bir kükreme sesiyle doldu. Kadınlar ve çocuklar hayret dolu çığlıklar atıyordu ama ateş duvarının arkasındaki Dany onları güçlükle duyabiliyordu.
Hayatın bedeli ancak ölümle ödenir.
Şimşek gibi gürültülü ve keskin ikinci çatlama sesi duyuldu. Duman Dany’nin etrafında dönerek, kıvrılarak yükseliyordu. Cenaze ateşi bir kez daha sallandı. Dany ürkmüş atların bağrışlarını, Dothrakların korku ve dehşet dolu çığlıklarını duydu. Sör Jorah onun adını haykırıyor, lanetler okuyordu. Hayır, demek istedi ona. Hayır güzel şövalyem, benim için korkma. Ateş benim. Ben Daenerys Fırtınadadoğan. Ejderhanın kızı. Ejderhanın gelini. Ejderhanın annesi. Göremiyor musun? GÖREMİYOR MUSUN? Alevleri ve dumanı yerden on metre yükseğe püskürten bir patlamayla ateş yığını tamamen çöktü. Dany korkusuzca alev fırtınasının içine yürüyüp çocuklarını çağırdı.
Üçüncü çatlama, dünya ikiye ayrılıyormuşçasına şiddetli bir sesle geldi.

Ama bütün bunlar nasıl oldu? Dany ejder yumurtalarını çatlatmayı nasıl başarabildi?

Valyria’lıların ejderhaları evcilleştirmek ve kontrol etmek için kullandıkları büyüler zaman içinde kaybolmuştu. Tüm Valyria büyülerinin kan ve ateşe dayandığını biliyoruz ve Drogo’nun cenazesinde ikisi de vardı. Dany ejder yumurtaları çatladığı sırada ‘‘Hayatın bedeli ancak ölümle ödenir’’ diye düşünüyor. Daenerys’in ejderhalarının doğmasını sağlayan Mirri Maz Durr’un hayatı mıydı? Bence öyle ve Dany de öyle düşünüyor. Ama bu hala Dany’nin nasıl hayatta kaldığını açıklamıyor. Dizide Dany’yi yanmıyor olarak işlediler ama kitapta öyle değil. Peki o halde Daenerys nasıl hayatta kalabildi? Bence bunun cevabı yine Mirri Maz Duur’da yatıyor. Cenaze ateşine atılmadan önce Mirri Dany’ye çığlıklarımı duymayacaksın diyor ve ateşte yanmaya başladığı sıradaysa bir şarkı söylemeye başlıyor, tıpkı Drogo’yu iyileştirmek için çadırda söylediği şekilde.

Mirri Maz Duur’un sesi yükseldi. Ulumaya benzer bir inleme Dany’nin sırtını ürpertti. Dothraklar’dan bazıları endişeyle mırıldanarak geri çekildi. İçeride yanan soba yüzünden çadır ışıldıyordu. Dany kana bulanmış kum ipeğinin ardında hareket eden gölgeleri izledi.
Mirri Maz Duur dans ediyordu ve yalnız değildi.

Mirri Maz Duur’un kendisini yanmaktan korumak için bir büyü yapmaya çalışıyor olması mümkün mü? Bu büyünün Mirri Maz Duur’u kurtarması gerekir iken bir nedenle Daenerys’i kurtarmış olması mümkün mü?

Bu olayda göz önüne almamız gereken son şey ise kral kanı meselesi. Seri boyunca gördük ki kral kanı güç taşıyor. Bunu bir çok kere Melissandre’den duyduk. Melissandre’den gördüğümüz kadarıyla kral kanı ve ateşin birleşimi bazı büyüsel etkiler ortaya çıkarıyor. Drogo’nun kanı belki de burada kral kanı rolü oynayarak ejder yumurtalarının çatlamasında anahtar rol oynamıştı.

Dany ejderhaların yok olmasından sonra onları tekrardan canlandırmaya çalışan tek Targaryen değil. Bu çalışmalardan en ünlüsü büyük bir trajediye yol açmıştı. Aegon V yaşlandıkça bir ejder yumurtası çatlatma fikrine gittikçe daha çok kafayı takmaya başlamıştı. Bu amaç uğruna eldeki son ejderha yumurtalarına dualar okuyan rahipler, yumurtaları büyü ile çatlatması için büyücüler ve yumurtaların gizemini çözmesi için üstadlar tuttu. Her ne kadar Aegon’un arkadaşları ve danışmanları onu bu takıntısından vazgeçirmeye çalışsa da, Kral sadece ve sadece ejderhaları olur ise, onların sağlayacakları güç ile aklındaki reformları yapabileceğine, diyardaki gururlu ve inatçı lordları dize getirebileceğine kendini inandırmıştı. Aegon’un saltanatının son yılı, nasıl ejderha üretilebileceğinin yazılı olduğu antik Valyria yazmaları arayışı ile geçti ve söylenir ki Kral Gölge Diyarı Asshai’a kadar her yere Westeros’ta olmayan gizli bilgileri edinebilmesi umudu ile resmi görevliler yollamıştır. Tüm bu çabalar Summerhall trajedisi ile son buldu.

BAŞ ÜSTAD GYLDAYN’IN TARİH YAZMASINDAN …ejder kanı biraraya getirildi… …her ne kadar Kral’ın kendi rahibi uyarmış olsa da Yediler’i onurlandırmak amacı ile yedi ejderha yumurtası… …alev üstadları… …çılgınateş… …alevler kontrolden çıktı… çok şiddetli… o kadar sıcaktı ki… … yandı, ancak Lord Kumandan’ın cesare…

images%20(23)

Görünüşe göre Aegon Summerhall’da ejder yumurtası çatlatmaya teşebbüs etmişti ama bir şeyler yolunda gitmedi ve orada bulunan bir çok kişinin sonu ölüm oldu. Targaryen’lerin böyle bir alışkanlığı varmış gibi görünüyor. Ateş ve ejderhalarla kafayı bozup kendi sonlarına neden oluyorlar. Muhtemelen Dany’nin de sonu böyle olacaktı eğer Mirri Maz Duur orada olmasaydı. Dany tüm doğru parçalara tam olarak doğru yerde ve doğru zamanda sahipti. Bilmeden bir şekilde doğru ritüeli yapmayı başarmıştı. Sanki kader ona rehberlik ediyormuş gibi. Ya da belki de başka bir şey. Görünüşe bakılırsa bir şeyler veya birileri Daenerys’i rüyaları vasıtasıyla etkiliyordu. Sanki onu yönlendirmeye çalışıyordu.

Ama o gece rüyasında bir ejderha gördü. Viserys ona vuruyor, canını yakıyordu. Dany çıplaktı. Korkuyla sakarlaşmıştı. Ağabeyinden kaçmaya çalışıyordu ama vücudu hantallaşmış gibiydi. Viserys tekrar saldırdı. Dany kaçmaya çalışırken tökezleyip yere yuvarlandı. “Ejderhayı uyandırdın. Ejderhayı uyandırdın. Ejderhayı uyandırdın.” Ağabeyi vücuduna tekmeler atarken bağırıyordu. “Ejderhayı uyandırdın.” Baldırları kanla kayganlaşmıştı. Gözlerini kapatıp inlemeye başladı. İnlemesine cevap verir gibi bir ses duydu sonra. Korkunç bir yırtılma ve büyük bir ateşin harlı sesi. Gözlerini açtığında Viserys gitmişti. Etraf ateşten sütunlarla çevriliydi ve tam ortalarında bir ejderha duruyordu. Devasa kafasını ağır ağır Dany’ye çevirdi. Sıvı kor gözleri Dany’nin gözlerini bulduğu anda uyandı Dany. Titriyordu ve ter içinde kalmıştı. Daha önce hiç bu kadar korkmamıştı…

Daenerys bu rüyayı Drogo ile evlenmesinden önce görüyor ve bu rüya onu korkutuyor. Bir sonraki rüyası ise sanki onu cesaretlendiriyormuş gibi görünüyor.

O gece uyuduğunda rüyasında ejderhayı gördü yine. Viserys yoktu bu sefer. Ejderhayla yalnızdı. Ejderhanın pulları simsiyahtı ve kanla ıslanmış, yapış yapış olmuştu. Kendi kanı olduğunu anladı Dany. Ejderhanın gözleri erimiş magmadandı ve ağzından ateş bulutları çıkıyordu. Şarkı söyler gibiydi. Kollarını açtı ve alevlerin onu almasına, sakinleştirmesine, temizlemesine izin verdi. Etinin dağlandığını, karardığını ve üzerinden aktığını, kanının kaynayıp buharlaştığını hissediyordu ama acı duymuyordu. Güçlü, yenilenmiş ve cesur hissediyordu.
Ve ertesi gün, garip bir şeklide, hiçbir yeri eskisi kadar ağrımıyordu artık. Sanki tanrılar onu duymuş ve haline acımışlardı.

İlginç bir şekilde ilk rüya onu korkuturken ikinci rüya cesaretlendiriyor. Son rüya ise sanki bu ikisinin ortası gibi.

Kanatlar hummalı rüyalarını gölgeliyordu.
“Ejderhayı uyandırmak istemezsin, öyle değil mi?”
Yüksek taş kemerlerin altındaki uzun koridorda yürüyordu. Arkasına bakmıyordu. Arkasına bakmamalıydı. Önünde bir kapı vardı. Uzaktan minicik görünüyordu ama bu kadar mesafeden bile kırmızı olduğu seçilebiliyordu. Daha hızlı yürüdü. Çıplak ayakları yerde kanlı ayak izleri bırakıyordu.
“Ejderhayı uyandırmak istemezsin, öyle değil mi?”
Toprak ve ölüm kokan parlak Dothrak denizinin üstündeki güneşi gördü. Rüzgârın hareket ettirdiği otlar su gibi dalgalandı. Drogo onu güçlü kollarının arasında tutuyordu. Bacaklarının arasını okşuyor, onu açıyor ve sadece kendisine ait olan ıslaklığı uyandırıyordu. Güpegündüz gökyüzünde beliren yıldızlar yukarıdan onlara gülümsüyordu. “Ev,” diye fısıldadı Drogo onun içine girip tohumlarını boşaltırken ama yıldızlar aniden kayboldu. Dev kanatlar mavi gökyüzünü süpürdü ve dünya alev aldı.
“Ejderhayı uyandırmak istemezsin…”
Sör Jorah’ın yüzü süzülmüştü ve hüzün doluydu. “Rhaegar son ejderhaydı,” dedi ona. Taş yumurtaların köz gibi kıpkırmızı olduğu sobanın üstünde yarı saydam ellerini ısıtıyordu. Şeffaf ve rüzgârdan daha etkisiz teniyle bir an oradaydı, sonra kaybolmaya başladı. “Son ejderha,” diye fısıldadı ve yok oldu. Dany arkasındaki karanlığı hissetti, kırmızı kapı hiç olmadığı kadar uzaktaydı.
“Ejderhayı uyandırmak istemezsin…”
Viserys çığlıklar atarak önünde duruyordu. “Ejderha asla yalvarmaz fahişe. Ejderhaya emir veremezsin. Ben ejderhayım ve taç giyeceğim.” Erimiş altın mum gibi akarak yüzünü kapladı. Etinde derin yarıklar açılıyordu. “Ben ejderhayım ve taç giyeceğim!” diye ciyakladı. Parmakları bir yılan gibi atılıp göğüs uçlarını yakaladı. Gözleri patlayıp irin gibi yanaklarından aşağı akarken bile parmakları göğüs uçlarını sıkıyor, buruyordu.
“Ejderhayı uyandırmak istemezsin…”
Kırmızı kapı çok uzağındaydı ve arkasından gelen buzlu nefesi hissediyordu. Nefes onu yakalarsa ölümden daha beter ölecekti biliyordu. Karanlıkta tek başına sonsuza kadar inleyecekti. Koşmaya başladı.
“Ejderhayı uyandırmak…”
İçindeki sıcaklığı hissediyordu. Rahminde bir ateş yanıyordu. Oğlu uzun boylu ve gururluydu. Bakır renginde teni, badem şekilli lila gözleri vardı. Dany’ye gülümsedi. Ellerini onun ellerine doğru uzattı ama ağzını açtığında dışarı alevler boşaldı. Dany, göğsünün içinde yanan kalbini görebiliyordu. Birdenbire kayboldu. Mum alevine kapılmış bir pervane gibi küle döndü. Dany çocuğu için ağladı. Göğsünü emecek tatlı bir ağzın umudu için gözyaşı döktü ama yaşlar tenine değer değmez buharlaşıyordu.
“Ejderhayı uyandırmak…”
Solgun kral kıyafetleri giymiş hayaletler koridorda sıralanmıştı. Ellerinde alevlerden yapılmış kılıçlar tutuyorlardı. Gümüş saçları, altın saçları, platin beyazı saçları vardı. Gözleri opaldi, ametistti, turmalindi, yeşimdi. “Daha hızlı,” diye bağırdılar. “Daha hızlı, daha hızlı.” Koştu. Ayağını bastığı taş eriyordu. Bir çığlık atıp kendini ileri attı. Sırtına bıçak gibi bir ağrı saplandı ve teninin açıldığını hissetti. Yanan kanın kokusunu duydu. Kanatların gölgesini gördü. Ve Daenerys Targaryen uçtu.
“Ejderhayı uyandırmak…”
Önündeki kırmızı kapı açıldı. Artık çok yakındı. Çok yakın. Koridor bulanıklaştı. Peşindeki nefes geri çekiliyordu. Ayağının altındaki taşlar yok olmuştu. Dothrak denizinin üstünde uçuyordu. Yükseğe, daha yükseğe. Yeşil otlar rüzgârıyla dalgalanıyordu ve kanatlarını gören bütün canlılar korkuyla kaçışıyordu. Evin kokusunu duyuyordu. Evi görebiliyordu. İşte oradaydı. Tam şu kapının arkasında. Yeşil tarlalar, büyük taş evler ve onu sıcak tutacak kucaklar. Oradaydı. Hızla kapıyı açtı.
“…ejderha…”
Zırhı kadar kara bir aygırın sırtındaki ağabeyi Rhaegar’ı gördü. Miğferinin ince göz aralığının içinde alevler ışıldıyordu. “Son ejderha,” diye fısıldadı Sör Jorah zayıf sesiyle. “Son, son.” Dany ağabeyinin siyah cilalı miğfer siperini kaldırdı. Miğferin içindeki kendi suratıydı.
Bundan sonra, çok uzun bir zaman, sadece acı vardı. İçindeki ateş ve gökyüzündeki yıldızlar.
Küllerin tadıyla uyandı.

İşler özellikle buzdan nefes ve kırmızı kapı meselesinde ilginçleşiyor. Kırmızı kapının Daenerys için ev anlamına geldiğini biliyoruz. Peki bu soğuk nefes ve karanlıkta sonsuza kadar inleme meselesi ne? Devam edelim. Bunlardan sonra oğlunu görüyor ama Rhaego ağzını zaman alev üflüyor bir ejderha gibi. Bir diğer ilginç nokta ise Türkçe çeviride farkedilmiyor. Duyduğu ses başlarda “Don’t want to wake the dragon” derken son seferinde “Want to wake the dragon” diyor (Burada sembolik olarak Daenerys’in kendisini Rhaegar’da bulmasından falan bahsediyor tam olarak anlayamadım ne demek istediğini.). Burada olanların sanki iki farklı gücün çarpışmasına benzediğini söylüyor. Oldukça sıradışı ve soyut bir savaş gibi. Sanki iki güç Daenerys’i iki farklı yönde etkilemeye çalışıyor gibi. Birisi Daenerys’i korkuturken diğeri onu cesaretlendiriyor. Eğer bu iki güç Melissandre’nin dininin de önerdiği gibi buz ve ateşi temsil ediyor ise o zaman bu güçlerin çarpışması biraz daha mantıklı hale geliyor( Aslında bu son kısımda söylediklerini pek çıkaramadım o yüzden anlattıklarını bir özet halinde çevirdim). Ama GRRM’in daha önce söylediklerine bakarsak bu serideki tanrıların veya bu güçlerin bu kadar basit bir yol izlemediğini düşünebiliriz. O halde Dany’nin rüyalarına kim etki ediyor. Kanalın sahibi bu işin arkasında insanların olduğunu düşünüyor. Peki bu insanlar kimler olabilir? Rüyalara etki edebildiğini bildiğimiz kişilerden birisi Bloodraven. Kitapta son rüya tasvir edilirken şöyle deniyor:

Kanatlar hummalı rüyalarını gölgeliyordu.

Bu kanatlar ejderha kanatı mı yoksa karga kanatı olabilir mi acaba? Buz tarafı veya bu rüyaları gönderen her kimse ejderhaların tekrar doğmasını engellemeye çalışıyor olabilir mi? Bana Bloodraven Ormanın Çocuklarının elinde bir esir gibi görünüyor. Bir düşünsenize, Bloodraven istese bile mağarayı terkedemez. Kendisi Büvet ağacı sisteminin bir parçası haline gelmiş durumda. Bloodraven Çocuklar tarafından bir şekilde bilerek mağaraya çekilmiş olabilir mi? Belki de çocuklar onu iyice yaşlanana kadar kullandı. Belki de bu yüzden yeni bir kurban çağırdılar. Eğer Ötekiler ve Ormanın Çocukları müttefiklerse Ormanın Çocukları’nın ejderhaların doğmasını engellemeye çalışması oldukça mantıklı bir hale geliyor.

1- Ormanın Çocukları ve Ötekiler müttefikler.

2- Ormanın Çocukları insanların rüyalarına etki edebiliyorlar tıpkı Bran ve Jojen’de gördüğümüz üzere.

3- Ejderhalar Ötekiler’e karşı çok büyük silahlar.

Eğer olaylar bu şekildeyse puzzleın parçaları birbirlerine oldukça uyumlu görünüyorlar. Ormanın Çocukları hikayemizdeki bir çok olaya arka planda yön veriyor ve bazı karakterleri manipüle ediyorlar. Ya bu manipüle etme işi çok daha eskiye dayanıyorsa. Peki eğer Dany’i korkutan rüyaları Ormanın çocukları gönderiyorsa cesaretlendiren rüyaları kim gönderiyor.

Video burada sona eriyor arkadaşlar. Diğer rüyaları kimin gönderdiğini bir sonraki videoda çözmeye çalışıyor. Onu da şu aralar meşgul olmamdan dolayı sınav dönemim bittikten sonra çevirmeye çalışacağım. Umarım unuttuğum bir şeyler yoktur. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.


Ejderhaların Doğumunu Anlamak-Büyük Oyun
#2

Emeğine teşekkürler

büyü yapması mantıklı ama zaten olay kara büyü ve ondan öğrendi diye hatırlıyorum Dany nasıl yapılacağını yada fikrini . Mirri canı için korkarken, Dany her şeyini zaten kaybetmiş yaşamak istemeyen biriydi, yapılan büyünün ters tepmesi normal bence

Kral kanından kasıt bence Targ yada Valeria kanı, o da Dany ve oğlunda vardı Drago değil

bu söylediğin kısım şaibeli değil mi ? Esir olsa kendi gibi esir olacak birini niye çağırsın yani onlara istediklerini versin, değilse ve ormanın çocuklarında çağıracak güç varsa o niye lazım

benim Ejderhalar yok oluş ve geri dönüş teorim büyünün diyardan yok olması ki neden yok olduğu bilinmiyor; sonra geri dönmesi üzerine o yumurtaları çatlata biliyor
çünkü beşinci kitapta büyü geri döndü dediler.
Bana göre yumurtalar büyünün yokluğunda büyüden beslenemedikçe taşa döndü, büyü dönünce, sihirden beslenerek ejderha çıkaracak yumurta haline geri geldiler. Büyü geri geldikçe ki ( Dany’nin yeride ilginç duvar ve asshainin ortasına gelen bir kısımda oluyor bu olay sanırım ) bu bahsettiğin rüyaları görüyor. yani diyardan büyüyü yok eden kuvvetle büyünün dönmesini sağlayan kuvvetlerin çatışması demekte uygun bence


#3

Teşekkür ederim.

Daenerys büyüyü anladığı şekilde yapıyordu ama yanlış yapıyordu ejderhaların tekrar doğmuş olması ve kendisinin oradan canlı çıkabilmesi gerçekten oldukça büyük bir şanstı.

Bahsedilen teorilerden birisi Ormanın Çocukları’nın Bloodraven’ı kontrol ettiğini söylüyor bir bak istersen


#4

kesinlikle şanslı

bak olabilir olmaz demiyorum ama senin yorumun 2 kapıyada aynı anda çıkıyordu
kontrol etseler bile iradesini ezecek bir kontrol değil anlaşmalı bir kontrol olduğunu düşünüyorum
yani bloodraven yapmazsa olacakları biliyor, onlara engel olmak için işini yapıyor ki öylesi bir gücü yeteneği varken, bilmemesi mümkün değil
bu adam zamanında 7 krallığın kral eli olmuş. Entrikanın herşeyin merkezinde zirvede kalmış, sihir gücü malum; böyle biri nasıl kontrol edilecek, ancak bilgi ile vererek kontrol edilir bence
zorlama bu adama işlemez bana göre


#5

Doğru zaten ben de olayın bu şekilde olduğundan emin değilim bütün bunlar sadece bir olasılık sonuçta.


#6

Aslında Dany’nin dizide işlendiği gibi yanmama mevzusunu yıllar önce açıklığa kavuşturmuştu Grrm. Mirri’nin büyü yapması ve geri tepmesi bunlar bana göre en önemli açıklanmayan gerçeklerden biridir.


#7

Aynen, neden büyüyü doğru dürüst yapamadı veyahut neden ters tepti? Meselenin en önemli soruları bunlar bence de. Teorinin söylediği şeyler zaten eskiden beri tartışılıyor. 2. Partı da çevirmek lazım.


#8

GRRM ejderhalarin dogumu / Dany’nin atesten sag çikma durumu için tek seferlik, açiklanamaz, büyülü bir olay, bir mucize falan demisti.
Dolayisiyla, belki de basitçe Azor Ahai kehaneti gerçeklesmistir… Vadedilen, yasanacagi söylenen o olay :

"Kırmızı yıldız kanadığında ve karanlık çöktüğünde, Azor Ahai küllerin ve tuzun içinden yeniden doğacak ve taştaki ejderhaları uyandıracak"

Yeni demek istedigim su… Olmasi gerekiyordu ve oldu, yasanmasi gerekiyordu ve yasandi, vadedilmisti ve gerçeklesti, kader…
Belki basitçe budur :slight_smile:

Olayi bütün olarak ele almak lazim…
Dany atesin içine giriyor ve mucizevi, açiklamasi zor bir sekilde oradan sag çikiyor, bu bir yeniden dogus gibi görünüyor, bir dönüm noktasi, bir insanin bambaska ve yeni hayatinin safagi. Taslasmis ejderha yumurtalari canlaniyor, ejderhalar doguyor. Gökyüzünde kirmizi, kuyruklu bir yildiz beliriyor…
Ve tüm bunlar bizi o kehanete götürüyor.
Kanayan yildiz… Yeniden dogan bir insan… Uyanan ejderhalar…
Her sey tamam.

O yüzden diyorum, belki de binlerce yil önce vadedilen olay gerçeklesmistir. Neden’i, nasil’i yoktur. Açiklanamaz. Yani “Dany bunu yapti, ondan oldu”, veya “Mirri söyle yapti, ondan oldu, ters tepti” gibi açiklamalar yoktur, olaya ait “iste bu yüzden” diye isaret edecegimiz bir sey yoktur. Büyüden de öte bir güç söz konusudur belki de.


#9

Çeviri için teşekkürler. Ancak pek katılmadığım bir nokta var, kral kanı meselesi.

Şimdi sormak istediğim soru şu, bu evrende kral olmanın ölçütü ne? Bunun ölçütlerini belirleyen bir yasa, yazılı kurallar var mı? Mesela basit bir çiftçi bir ayaklanmayla bir kaleyi ele geçirdiğinde ve kendini kral ilan ettiğinde çiftçi kral olmuş, kanı da kral kanı mı olmuş oluyor? Yoksa tanrıların belirlediği kanunlar mı var? Şu kadar yıl hükmetmeli, şu kadar kişi onun hükmü altında kalmalı falan…

Bence kral kanı derken kast edilen şey büyülü kan. Yani ejderha kanı, warg kanı ya da Garth Yeşilel, Gri Kral gibi çeşitli mitik kişilerin kanı. Bazı özel yeteneklere sahip insanlar ve onların soyu bu yetenekleri sayesinde sivrilmiş ve kral olmuş. Ancak R’hollor rahipleri kral kanı ve büyü arasındaki korelasyonu yanlış yorumluyor bence. Neden sonuç ilişkisini kurmak konusunda hata yapıyorlar. Yani Mance Rayder’ın kanı muhtemelen işe yaramaz. Aynı şey Khal Drogo ve yokluktan gelip kral olmuş olan diğerleri için de geçerli.

Hatta düşüncemi bir adım öteye taşıyorum bence ejderha kanına sahip olmayan herhangibirinin kanı da işe yaramaz. Çünkü bu kan ve ateş meselesi sadece bir savaş sloganından ibaret değil. Bunu ise Moqorro’nun Victorian’a o borunun kan ve ateşle sahibi olmalısınız lafından anlayabiliriz. Ayrıca gene Visenya’nın 7 inancı rahipleri Maegor’u ikinci kez evlendirmek istemeyince Valyria adetlerine göre bir nişan ayarladığını biliyoruz ve ayrıntı verilmese de bunun kan ve ateşle yapıldığı söyleniyor. Yani kan ve ateş eski bir ritüel. Ejderhaları uyandırmak için gerekli olan kanın doğal olarak ejderha kanı olması buradan bakınca gayet makul duruyor. Kral kanı olayı ise sadece bir yanlış yorum daha çok bence.

Öte yandan Dany’nin yanmaması meselesinde şu Mirri’nin büyüsü olayı gerçekten kafama çok iyi biçimde yattı. Tuttum. Ama bir yandan Martin bu konu hakkında tek seferlik mucize demişti. Belki bu olayda Dany’nin büyük güçlerce kollanması da etkili olabilir.

Öte yandan benim emin olmadığım başka bir düşüncem ise aslında bu taş ejderha olayının red herring olduğu ve kast edilen şeyin daha gerçekleşmediği üzerine. Üstelik Martin’in son röportajda kanayan yıldız tekrar ortaya çıkacak mı sorusuna cevap vermemesi şüphelerimi arttırıyor. Çünkü bu mesele 5 kitaptır gündemde. Hani eğer sadece ilk çıktığı anda birkaç povla sınırlı kalsaydı tamam, ancak Melisandre’nin pek çok kitapta meseleyle ilgili kafamızı şey etmesi, bir sürü olası kehanetin atılması bende zaten olmuş bir şeyle ilgili bu kadar efor harcanmayacağı düşüncesini arttırıyor. Öte yandan Dany’nin gördüğü taştan canavar görüsünü de unutmamak lazım.


#10

Tabii böyle bir durum da olabilir ama aklıma pek yatmıyor yine de bir açıklaması olmak zorunda gibi hissediyorum ben.

Aslında oldukça mantıklı bu dediklerin ben de zaten kral kanı meselesinin tam olarak nasıl işlediğini bilmiyorum. Bir ara insanların o kanda güç olduğuna inanmasının o kanı güçlü yaptığına dair bir teori okumuştum ama bilemiyorum.