Ejderhanın Oğulları


#21

Şuan ilk zaten :smiley: daha önce öyle bir kayıt yok


#22

ilk olması bile tuhaf zaten son dönem lordlarları kızı ile kapanmış birşeyler araştırıyordu


#23

Nedense bana oradan bir ensest çıkacak gibi geliyor.


#24

hightowerlar da zor ama evreni düşününce mümkün


#25

Bölüm 6

Kral Maegor’un Eski Şehir’de ne kadar kaldığı bilinmez ancak 43 Fs’nin ikinci yarısında tahta başka bir meydan okuma haberini alır. Yeğeni Ejderha Kayası Prensi Demir Taht’a olan iddiası uğruna Batı Toprakları’nda ortaya çıktı. Ejderhası Quicksilver’la beraber on beş bin kişilik ordusunu Nehir Toprakları’na götüren Aegon, Kral Aenys’in en büyük oğlu olduğu için tahtın kendisine ait olduğunu iddia ediyordu ve amcasının bir zorba ve gaspçı olduğunu iddia etti. İddiasını büyük ve soylu lordların yanı sıra çoğunlukla Nehirli haneler destekliyordu; Tarbeck, Piper, Roote, Vance, Charlton, Frey, Peage, Parren ve Westerling’lerin yanı sıra Vadi’den Lord Corbray, Höyük Toprakların Piçi ve Akbaba Tüneği’nin dördüncü oğlu da destekçileri arasındaydı.

Ordusu disiplinli, komutanları ve şövalyeleri kudretli olmasına rağmen Prens Aegon’un davasıan büyük lordlar katılmamıştı… ancak Fısıltıların Metresi Kraliçe Tyanna kocası Maegor’u Fırtına Burnu’nun, Kartal Yuvası’nın, Kışyarı’nın ve Casterly Kayası’nın dul Kraliçe Alyssa ile gizlice iletişim halinde oldukları konusunda bilgilendirdi. Ejderha Kayası Prensi’ni desteklemek için bir galibiyet almasını bekliyorlardı ve ancak o zaman ikna olacaklardı. Aegon’a bir zafer gerekecekti.

Maegor bunu ona vermeyecekti. Nehirova’dan Lord Tully Harrenhal’dan Lord Harroway’i gönderdi. Kral Muhafızları’ndan Sör Davos Darklyn Kral’ın Şehri’nden beş bin kılıçla ayrıldı ve isyancılarla karşılaşmak için batıya yürüyüşe geçti. Menzil’den Lord Rowan, Lord Merryweather ve Lord Caswell askerleri ile gelmişlerdi. Prens Aegon’un ana ordusu çok yavaş hareket ediyordu, orduda bulunan her hanenin askerleri kendi güçlerinden daha azdı ayrıca Prens o kadar gençti ki (henüz on yedi yaşında) nasıl hareket edeceğini bilmiyordu. Lord Corbray, düşmanlar birleşmeden önce her düşmanı yok etmeleri tavsiyesinde bulundu ancak Aegon ordusunu bölme konusunda hevesli değildi. Onun yerine Kral’ın Şehri’ne doğrudan saldırmayı tercih etti.

Tanrıların Gözü’nün güneyinde kraliyet ordusunun başındaki Sör Davos Darklyn yolu aşmıştı ve yüksek duvarlı bir zeminde bekliyordu, gözcüler güneyden Lord Merryweather ve Lord Caswell’ın kuzeyden de Lord Tully ve Lord Harroway’in ordularının yolda oldukları haberini verdi. Prens Aegon ise diğer ordular gelmeden kraliyet ordusunu ezmeyi düşünüyordu ve saldırıya bizzat Quicksilver’ın üzerinde emir verdi. Bağırışları duyduğunda havadaydı ve yerdeki adamları gökyüzünü işaret ediyordu, Kara Dehşet Balerion gökyüzünün güneyinden ortaya çıkmıştı.

Kral Maegor gelmişti.

Valyria Kıyameti’nden beri ilk kez aynı savaşta yeryüzünde ordular ve gökyüzünde ejderhalar savaşmıştı.

Quicksilver Balerion’un çeyreği kadardı, yaşı kıyaslanamazdı ve genç ejderhanın çıkardığı beyaz alevlere karşı büyük ve siyah alevleri kimse inkar edemezdi. Kara Dehşet genç ejderhanın üzerindeydi ve sonra çenesi kanatlarından birini koparttıktan sonra ejderhanın boynundaydı. Acı bir çığlık ve dumanın ardından genç ejderha düşmeye başladı, ve onunla birlikte Prens Aegon’da düştü. Aşağıdaki savaş ise kısaca kanlıydı. Aegon düştüğünde isyancılar silahlarını ve zırhlarını bıraktılar, kaçmaya başladılar. Ama kraliyet ordusu etraflarındaydı ve kaçış yoktu. Günün sonunda kralın yüz adamına karşı Aegon’un iki bin adamı öldü. Ölüler arasında Lord Alyn Tarbeck, Höyük Toprakların Piçi Denys Kar, Lord Jon Piper, Lord Ronnel Vance, Sör Willam Whistler… ve Ejderha Kayası Prensi Aegon Targaryen vardı. Kraliyet ordusunda tek kayda değer kayıp Lord Corbray tarafından Leydi Forlorn ile öldürülen Kral Muhafızları’ndan Sör Davos Darklyn’di. Yarım yıl boyunca mahkemeler ve infazlar sürdü. Kraliçe Visenya oğlunu isyancı lordları bağışlaması konusunda ikna etti ancak hayatta kalanlar topraklarını ve unvanlarını kaybettiler ve rehineler vermek zorunda kaldılar.

Eski Şehir’de yaşlı Yüce Septon öldü ve yerine yenisi seçildi. Kral ve kraliçelerine karşı birşey söylenmese de Kral Maegor ve İnanç arasında ki düşmanlık devam etti. Yüzlerce Fakir Dostlar mensubu avlandı ve öldürüldü, kafa derileri sayesinde kralın adamları ödül kazandılar, ancak binlercesi hala her nefeslerinde Targaryen’leri lanetlemeye, ormanlarda, çiftliklerde ve Yedi Krallığın vahşi bölgelerinde yaşamaya devam etti. Bir grup daha da ileri giderek kendi Yüce Septon’ları olarak sakallı bir kabadayı olan Septon Ay’ı taçlandırdı. Ve hala Sör Joffrey Doggett, nam-ı diğer Tepelerin Kızıl Köpeği tarafından yönetilen az sayıda Savaşçının Oğulları vardı. Yasadışı ve haklarından mahkum bırakılmış oğullar artık açıktan kralla savaşacak güçte değillerdi, Kızıl Köpek onları gezgin şövalye kılığına soktu ve Targaryen yanlısı “İnanca ihanet” edenleri avlayıp öldürme emri verdi. İlk kurbanları Sör Morgan Hightower’dı, daha önce kendilerinden olan Sör Morgan’ı Bal Kalesi’ne giderken yolda katlettiler. Yaşlı Lord Merryweather’ın yanı sıra öldürülenler arasında Lord Rowan’ın oğlu ve varisi, Davos Darklyn’in yaşlı babası ve hatta kör Jon Hogg bile vardı. Bir Savaşçının Oğulları üyesinin kafası bir altın ejderha etse de diyarın halkı ve köylüleri onları sakladı ve korudular, ne olduğunu unutmadılar.

Ejderha Kayası’nda Dul Kraliçe Visenya iyice yaşlanmıştı, etleri kemiklerinden eriyordu. Yeğeninin dulu eski Kralie Alyssa oğlu Jaehaerys ve kızı Alysanne ile birlikte adada kaldı. Maegor onları annesinin hizmetine vermişti ancak mahkumlardı, ancak Aenys ile Alyssa’nın hayattaki en büyük oğlu Prens Viserys Maegor tarafından başkente çağrıldı. On beş yaşında kılıçta ve mızrakta yetenekli ve umut verici delikanlı kralın yaveri yapılmıştı … Kral Muhafızları peşinde bir gölge gibiydi ve arazide yada hainlikten uzakta tutuluyordu. 44 Fs’nin başında kralın umutsuzca beklediği oğlu doğacak gibi görünüyordu. Kraliçe Alys hamile olduğunu açıkladı ve konsey sevince boğuldu. Yüce Üstat Desmond hamile olmasının üzerine Majestelerine yataktan kalkmasını yasakladı ve onun bakımını iki septa, bir ebe ve kraliçenin kız kardeşleri Hanna ile Jeyne ile ebraber üstlendi. Maegor diğer eşlerininde hamile kraliçeye hizmet etmeleri konusunda ısrar etti.

Ancak yatağında yattığı üç ay sonunda Leydi Alys’in rahminden ağır bir şekilde kan gelir ve bebeği anne karnında ölür. Kral Maegor ölü bebeğini görmeye geldiğinde bükülmüş bacakları, gözleri olmayan büyük bir kafası olmuş halde bir canavar gördüğünde dehşete düşer. “Bu benim oğlum olamaz” diye acı bir çığlık attı. Sonra keder öfkeye dönüştü ve kraliçenin hizmetindeki septaların, ebenin ve Yüce Üstat Desmond’un idam edilmesini emreder, sadece Alys’in kız kardeşlerini korur.

Kraliçe Tyanna Alys’in kralı aldattığını söylemek için Demir Taht odasına geldiğinde Maegor’un ellerinde Yüce Üstat Desmond’un kafasının olduğu söylenir. Söylediğine göre çocuk onun tohumu değildi. Kraliçe Ceryse’in yaşlı, merhametsiz ve çocuksuz halde konseye geri gelmesi üzerine Alys Harroway krala oğlan doğurmadıkça aynı kaderin onu da beklediğinden korkmuş ve bu yüzden babası ve Kral Eli’nden yardım istemiştir. Kral Kraliçe Ceryse veya Kraliçe Tyanna’nın yatağını paylaştığı gecelerde Lucas Harroway çocuk sahibi olmuş erkekleri kızının odasına gönderiyordu. Maegor bunlara inanmayı reddetti, Tyanna’yı kıskanç ve kısır bir cadı olarak suçladı ve Yüce Üstat’ın kafasını ona fırlattı. Fısıltıların Metresi cevap verdi “Örümcekler yalan söylemez”. Krala aşıkların listesini verdi.

Listede Kraliçe Alys’e tohumlarını verdikleri iddia edilen yirmi adamın ismi vardı. Yaşlı adamlar ve genç adamlar, yakışıklı erkekler ve çirkin olanlar, şövalyeler, yaverler, lordlar, hizmetkarlar ve hatta seyisler, demriciler ve şarkıcılar; kral elinin geniş bir çevresi olduğu görüldü. Adamların tek ortak özelliği vardı; hepsi de sağlıklı evlat sahibi oldukları kanıtlanmış adamlardı. İşkence altında sadece ikisi itiraf etti. Tutuklanan on iki kişinin Lord Harroway’ın hizmetinde bulunup ondan altın aldıkları belirlendi. Sorgu hızlı ve gizlice gerçekleştirildi böylece Lord Harroway ve Kraliçe Alys kralın kuşkularını Kral Muhafızları onları öldürmeye gelene kadar bilmeyeceklerdi. Kraliçe Alys yatağından zorla çıkartıldı, onu korumaya çalışan kız kardeşleri gözleri önünde öldürüldü. El Kulesinin inşaatını inceleyen Lord Harroway kuleden aşağıya atıldı. Harroway’in oğulları, erkek kardeşleri ve yeğenleri de alınmıştı. Maegor’un Malikanesi’nin etrafındaki kuru hendeklerde ki mızraklara atıldılar, bazılarının ölmesi saatler sürdü; saf ve düşünme yetisi olmayan Horas Harroway’in ölümü günler sürdü. Kraliçe Tyanna tarafından ismi verilen yirmi kişide sonradan onlara katıldı, ardından bir düzine adamın daha ismi verildi.

En kötü ölüm şüphesiz kendisini kız kardeşi gibi gören Kraliçe Tyanna’nın işkencelerini tadan Kraliçe Alys’indi. Onun ölümünü burada konuşmayacağız, bazı şeyler gömülü ve unutulmuş kalmalıdır. Onun ölümünün iki hafta sürdüğünü ve ızdırabına Maegor’un kendisinin şahit olduğunu söylemek yeterlidir. Ölmesinden sonra kraliçenin bedeni yedi parçaya ayrıldı ve şehrin yedi kapısına asıldı, çürüyene kadar orada kaldılar. Kral Maegor Harroway Hanesi’nin yok olmasını tamamlamak için Kral’ın Şehri’nden çoğu şövalye olmak üzere büyük bir kuvveti Harrenhal’a yola çıkardı. Tanrıların Gözü’ndeki büyük kale hafif bir garnizon tarafından tutuluyordu ve kale muhafızı Lord Lucas’ın yeğeni ve merhum kraliçenin kuzeniydi, kalenin kapılarını açtı. Teslim olmak onu kurtarmadı; Majesteleri bir damla Harroway kanı olan tüm erkekleri, kadınları, çocukları ve tüm garnizonu kılıçtan geçirdi. Sonra Üç Dişli Mızrak’ta Lord Harroway’ın Kasabası’na da aynı şeyi yaptı.

Katliam sonrasında insanlar Harrenhal’ın lanetli bir yer haline geldiğini söylemeye başladılar, onu tutan her lord ve her hanenin sonu felaketti. Bununla birlikte peç kok kralın adamı geniş ve verimli topraklara olan hırsları nedeniyle Kara Harren’in makamını almak istedi… Kral Maegor onların bu isteğinden usanmıştı bu nedenle en gülü hangisi ise Harrenhal’ın ona verileceğini söyledi. Böylece kralın kendisine bağlı yirmi üç şövalyesi Lord Harroway’ın Kasabası’nın kanlı sokaklarında kılıç, mızrak ve gürzle savaştılar. Sör Walton Towers galip geldi ve Maegor onu Harrenhal Lordu ilan etti… ama dövüşte ağır yaralanmış, lordluğun tadına varamadan yaralarından dolayı iki hafta içinde ölmüştü. Harrenhal Lordluğu Sör Walton’un en büyük oğluna geçti, etki alanı azaltılmış olsa da Lord Harroway’ın Kasabası Lord Alton Butterwell’a, Harroway arazilerinin geri kalanı ise Lord Dormund Darry’e verildi.


#26

Yine bir kral muhafızının canını aldım galiba en çok kral muhafızı öldüren kılıç yakında ben olacağım.


#27

20 aşıktan işkenceler sonucunda sadece ikisi mi itiraf etti ? Bir de sonradan bir düzine adamın ismi daha verilmiş. Bana Tyanna yalan söylüyor gibi geldi.


#28

İlerleyen bölümü bekle spoiler vermiyim :slight_smile: çok az kaldı zaten kitabın bitmesine


#29

Eline sağlık çok güzel olmuş ^^


#30

Bölüm 7

Maegor Kral’ın Şehri’ne Demir Taht’a oturmaya döndüğünde annesi Kraliçe Visenya’nın ölüm haberini aldı. Dahası Dul Kraliçe’nin ölümünü takip eden karmaşada Kraliçe Alyssa ve çocukları bir gemiye binip yola çıkmışlar ve Ejderha Kayası’nı terk etmişlerdi… nereye gittiklerini kimseye söylemeden. Bununla da kalmayıp Visenya’nın odasındaki Kara Kız Kardeş’i çalacak kadar ileri gitmişlerdi.

Majesteleri annesinin bedeninin yakılmasını, kemikleri ve küllerinin erkek kardeşi ile kız kardeşinin yanına gömülmesini emreder. Sonta şövalyelerine yaveri Prens Viserys’i tutuklamaları emrini verir. “Onu kara hücrelere götürün ve sert bir şekilde sorgulayın” diye emir verir Kral Maegor, “Annesinin nereye gittiğini öğrenin”.

“Bilmiyor olabilir” dedi Maegor’un Kral Muhafızları’ndan Sör Owen Bush. Kral bunun üzerine en bilinen sözünü söyler, “Öyleyse ölmesine izin ver. Belki fahişe annesi cenazesi için ortaya çıkar.”

Pentos’un Tyanna’sı karanlık sanatları üstünde uygulasa bile Prens Viserys annesinin nereye gittiğini bilmiyordu. Sorgunun dokuzuncu günü öldü. Cesedi kralın emriyle bir-iki hafta boyunca Kızıl Kale’de ki odasında bırakıldı. “Annesinin gelip onu görmesine izin verin” demişti Maegor ancak beklenilenin aksine Kraliçe Alyssa ortaya çıkmadı ve Majesteleri sonunda yeğenini yaktı. Prens öldürüldüğünde on altı yaşındaydı, hem halk hemde lordlar tarafından çok seviliyordu. Diyar onun için ağladı.

45 Fs’de sonunda Kızıl Kale’nin inşaatı sona erdi.

Kral Maegor inşaatta çalışan ustaları ve işçileri ziyafete davet etti, onlara en keskin şarapları, en tatlı yiyecekleri ve şehrin en iyi genelevinden fahişeleri gönderdi. Ziyafet üç gün sürdü. Sonrasında kralın şövalyeleri harekete geçti ve Kızıl Kale’nin sırlarını ifşa etmemeleri için hepsini öldürdüler. Kemikleri inşa ettileri kalenin altında bırakıldı.

Kalenin tamamlanmasından kısa bir süre sonra Kraliçe Ceryse ani bir hastalık geçirdi ve ardından öldü. Söylentiye göre Kraliçe Majesteleri ile sert bir kavga etmişti ve bu yüzden Maegor Sör Owen’a onun dilini kesmesini emretmişti. Anlatılanlar gittikçe değişiyordu, kraliçenin mücadele ettiği ve Sör Owen’ın bıçağının kayıp kraliçenin boğazının kesildiği söyleniyordu. Kanıtlanmamış olsa da hikayeye o zamanlar inanılıyordu; ancak bugün, anlatılanların çoğu maalesef kralın düşmanları tarafından onun merhametsiz biri olduğunu kanıtlamak atılan iftiralar olduğuna inanılmaktadır. Gerçek ne olursa olsun ilk karısının ölümü Maegor’u tek kraliçeyle, herkes tarafındna nefret edilen ve korkulan Örümceklerin Metresi kar saçlı ve kara yürekli Pentos’lu kadın Tyanna ile bıraktı.

Maegor Rhaenys Tepesi’nde Hatıra Septi’nin kalıntılarını ve onlarla birlikte orada hayatını kaybetmiş Savaşçının Oğulları’nın külleri ve kemiklerini temizletmişti ve orada Kızıl Kale gibi taştan bir yapı yaptıracaktı. “Ejderhalar için dayanıklı” büyü bir kale yapılacak ve Balerion, Vhagar ve başka ejderhaları içinde barındıracaktı. Böylece Ejderha Çukuru inşaatı başladı. Belkide şaşırıtıcı olmayacak şekilde inşaatıçı, taş ustası ve işçi bulmak kolay olmadı. Şehirdeki zindanlardan çıkan mahkumlar işçi olarak kullanılmaya başladıve Myr ile Volantis’den gelen inşaatçıların gözetiminde çalıştılar.

45 Fs’nin sonunda Kral Maegor bir kez daha İnanç Militanları’nın yasadışı kalıntıları ile savaşmak için şehirden ayrıldı, Kral’ın Şehri’nde yönetimi Kraliçe Tyanna ve yeni Kral Eli Lord Edwell Celtigar’daydı. Karasu’nun güneyinde ki büyük ormanda kralın kuvvetleri oraya sığınan Fakir Dostlar’ı avladı, Sur’a gitmeyi kabul etmeyenler asıldı. Liderleri Frengi Jeyne Poore olarak bilinen kadın kralın aleyhine çalışmaya devam ederken üç takipçisi ona ihanet eder ve ihanet karşılığında şövalyelik unvanını alırlar.

Majesteleri’in yanında bulunan üç septon Frengi Jeyne’i cadılıkla suçlar ve Maegor onun Ağırsu yakınlarında bir alanda canlı olarak yakılmasını emreder. İdam günü Fakir Dostlar mensubu üç yüz kişi ile köylülerin hespi Jeyne’i kurtarmak için ormana dalar. Ancak bunu önceden kral da tahmin etmiştir ve adamlarına saldırmalarını emreder. Kurtarma girişimi yapan herkesin etrafı çevrilir ve öldürülür. Ölenlerin arasında bir lider de vardır; Büyük Çatal’da ki savaştan kaçan Sör Horys Tepe isimli piç kurusu gezgin şövalye. Bu sefer daha az şanslı olduğu kanıtlandı.

Ancak başka yerlerde zaman kralın aleyhine karşı dönmeye başlamıştı. Halk ve lordların çoğu yaptığı zulümler nedeniyle hor görüyordu ve birçoğu kralın düşmanlarına yardım ve rahat yerler veriyordu. Fakir Dostlar tarafından Yüce Septon ilan edilen Septon Ay, Eski Şehir’de bulunan ve kendisine Yüce Yalaka ismi takılan kişiye ve krala karşı Nehir Toprakları ve Menzil’de vaaz vermeye başladı, vaaz sırasında etrafında büyük kalabalıklar oluşuyordu. Altın Diş’in kuzeyindeki tepelede Kızıl Köpek olarak bilinen Sör Joffrey Doggett göründüğünde ne Casterly Kayası ne de Nehirova ona karşı hareket etmedi. Topal Dennis ve Düzensiz Silas nereye gitseler halk onlara yardım etti. Şövalyeler ve silahlı adamlar onları yok etmek uğruna ortadan kayboldular.

46 Fs’de Kral Maegor Kızıl Kale’ye geri döndüğünde savaşların meyvesi olarak yanında iki bin kafatası getirdi. Onlar Demir Taht’a karşı çıkan Savaşçının Oğulları ve Fakir Dostlar’ın kafalarıydı… ancak çok sayıda rahip onların tarlalarda çalışan çiftçiler yada halktan insanlar olduğuna inanıyordu. Yeni yılın gelmesinden sonra Maegor’un meşru çocuğu olmadığı gibi meşrulaştırılmış bir piçi bile yoktu. Kraliçe Tyanna’nın da ona arzu ettiği varisi veremedği görüldü. Fılstıların Metresi Majesteleri’ne hizmet etmeye devam ederken kral artık yatağını onunla paylaşmıyordu.

Maegor’un danışmanları kralın yeni bir eş alması gerektiğini konusunda hemfikirdi… ancak karısının kim olacağı konusunda fikirleri ayrıydı. Yüce Üstat Benifer gururlu ve güzel Kayan Yıldız Leydisi Clarisse Dayne’i önerdi, böylece toprakları ve hanesi Dorne’dan koparılacaktı. Hazine Başı Alton Butterwell yedi çocuklu dul kız kardeşini önerdi. Kuşkusuz bir güzelliği yoktu ancak doğurganlığı kimsenin şüphe etmeyeceği bir konuydu. Kral Eli Lord Celtigar on iki ve on üç yaşındaki iki genç kızını sundu. Kralın onlardan birini veya isterse ikisini seçmesini istedi. Akıntıtaşı’ndan Lord Velaryon Maegor’a kardeşinin kızı ve kendi kardeşinin dulu Prenses Rhaena’yı göndermeyi tavsiye etti. Rhaena ile olan düğün ile kraliyet iddiaları birleştirilecek ve kraliyet kanını güçlendirecekti.

Kral Maegor sırasıyla her adamı dinledi. Sonunda ona aday gösterilen kadınların her birini reddetti ancak ortaya konulan bir gerçek onda etki bıraktı. Butterwell’ın şişman ve sıradan kız kardeşi olmasa da doğurganlığı kanıtlanmış bir kadınla evleneceğine karar verdi. Lord Celtigar’ın dediği gibi birden fazla eş aldı. İki eş bir oğlu olma olasılığını iki katına çıkarırdı; üç eş ise üç katına. Ve bu eşlerden biri mutlaka yeğeni olmalıydı, Lord Velaryon’un danışmanlığında bilgelik vardı. Kraliçe Alyssa ve iki küçük çocuğu saklanmaya devam ediyorlardı (Dar Deniz’in karşısına Tyrosh’a veya belki de Volantis’e kaçmış oldukları sanılıyordu) ama yine de Maegor’un tacını tehdit ediyorlardı ve oğlu bir baba olabilirdi. Aenys’in kızı annesinin ve küçük kardeşlerinin iddialarını zayıflatacaktı.

Tanrıların Gözü Altındaki Savaşta kocasının ölümünden sonra Rhaena Targaryen kızlarını korumak için çabuk davranmıştı. Prens Aegon gerçekten kral olsaydı daha sonra en büyük kızı Aerea onun varisi olacaktı ve böylece Yedi Krallığın Kraliçesi olduğunu iddia edebilecekti… ama Aerea ve kız kardeşi Rhaella neredeyse bir yaşındaydı ve Rhaena bu iddianın bile onları ölüme mahkum edeceğini biliyordu. Bunun yerine kızlarının saçlarını boyadı, isimlerini değiştirdi ve onları yanından gönderdi; onları güçlü müttefiklerine emanet etti, iyi ve onların kimliğini ifşa etmeyecek kişilerin yanında büyüyeceğini bilecekti. Prenses anneleri bile kızlarının nereye gittiğini bilmeyecekti, bilmediği şeyi işkence altında olsa bile söyleyemezdi.

Rhaena Targaryen’in kendisi için böyle bir kaçış mümkün değildi. İsmini değiştirse de, saçlarını boyasa da, bir taverna fahişesi gibi açık saçık veya bir septa gibi uzun bir cübbe giyse de ejderhasını saklayamazdı. Dreamfyre zayıf, simli, soluk mavi lekeli dişi bir ejderhaydı, yumutadan iki pençe darbesiyle çıkmıştı ve Rhaena on iki yaşından beri onu sürüyordu. Ejderhalar kolayca gizlenemezdi. Ejderhalar kolayca gizlenemezdi. Bunun yerine prenses ejderhasına bindi ve Maegor’dan olabildiğinde uzağa uçtu; Güzel Ada’da Gün Batımı Denizi’nin üzerinde yükselen uzun beyaz kuleleriyle Güzel Kale’de Lord Farman’ın misafirperverliğine sığındı. Orada dinlendi, okudu, dua etti; amcasının onun yerine ne kadar süre önce öğreneceğini merak etti. Rhaena evlendikten sonra şöyle demiştir; “şüphe etmediğim ne zaman sorusuydu.”

Çağrı, korktuğu kadar çabuk sevmediğinden daha erken geldi. Meydan okuma söz konusu değildi. Bu sadece kralı Balerion’la birlikte Güzel Ada’ya getirirdi. Lord Framan onlarca zaman Rhaena ile ilgilenmişti ve ikinci oğlu Androw ilgilenmenin ilerisine gitmişti. İyiliklerini ateş ve kanla ödeyemezdi. Dreamfyre’ı dizginledi ve Kızıl Kale’ye doğru uçtu, kocasının katili amcasıyla evlenmeye gitti.

Ve orada Rhaena diğer gelinlerle tanıştı, üçlü bir düğün olacaktı. Yeni kraliçelerin üçü de duldu. Westerling Hanesi’nden Leydi Jeyne, Tanrıların Gözü Altındaki Savaş’ta Prens Aegon’un yanında olan ve onunla ölen Lord Alyn Tarbeck ile evliydi. Birkaç ay sonra lordun oğlunu doğurdu. Uzun ve zayıf, parlak kahverengi saçlı Leydi Jeyne’e Maegor onunla evlenme emrini gönderdiği sıralarda Casterly Kayası Lordu’nun küçük oğlu tarafından kur yapılıyordu ancak bu kral için birşey ifade etmiyordu.

Costayne Hanesi’nden Leydi Elinor daha sıkıntılıydı, Fakir Dostlar’ın son saldırısında kral için savaşan kara şövalye Sör Theo Bolling’in kızıl saçlı karısıydı. Sadece on dokuzunda olmasına rağmen Kral Maegor Leydi Elinor’a göz koyduğunda üçüncü oğlunu Bolling’e vermişti. En küçük oğlu hala annesinin göğsündeyken Sör Theo, Kral Muhafızları’ndan iki şövalye tarafından kralı öldürmek, Kraliçe Alyssa ile komplo kurmak ve Jaehaerys’i Demir Taht’a geçirmek suçundan tutuklanır. Bolling masumiyetini iddia etse de suçlu bulunur ve aynı gün kafası kesilir. Kral Maegor tanrıların onuruna dulun yedi gün yas tutmasına izin verdi ve sonra onunla evleneceğini söyleyerek yanına çağırdı.

Taşlı Sept kasabasında Septon Ay, Kral Maegor’un düğün planını ifşa eder ve kasabada ki yüzlerce kişi çılgınca tezaürat eder; ancak sadece az sayıda kişi Majesteleri lehine konuşmaya cesaret etmiştir. Yüce Septon, Kral’ın Şehri’nde ki evlilik törenine katılmak için Eski Şehir’den gemiye binip yelken açar. Fetihten kırk yedi yıl sonra ılık bir bahar gününde Kızıl Kale’de Maegor Targaryen üç kadını eşi olarak alır. Her ne kadar kraliçelerin her biri babalarının sancaklarının renginden pelerinler giysede Kral’ın Şehri halkı onlara dul oldukları için “Kara Gelinler” ismini takmışlardı.

Leydi Jeyne’in oğlu ve Leydi Elinor’un üç oğlunun varlığı düğünde kendilerine düşecek rolleri yapmaları için bir garantiydi, ancak Prenses Rhaena’dan bir şey yapmasını bekleyenler az değildi. Kraliçe Tyanna Targaryen Hanesi’nin kırmızı ve siyahında kıyafetler giymiş gümüş saçlı ve mor gözlü iki kızla ortaya çıktığında umutlar tükendi. “Onları benden saklayabileceğini düşünmek aptallıktı” dedi Tyanna prensese. Rhaena başını önüne eğdi, ağlayarak evlilik yeminini etti.

Takip eden gecelerde birçok zina ve çelişkili hikayeler ortaya çıktı, ve uzun yıllar geçince haikati efsaneden ayırmak zorlaştı. Üç Kara Gelin iddialara göre tek bir yatağı paylaştı mı? Olası görünmüyor. Majesteleri bir gece de üç kadını da ziyaret edip üçüyle de birlikte oldu mu? Belki. Prenses Rhaena daha sonra da iddia ettiği gibi kralı öldürmek için yastığının altına hançer gizledi mi? Elinor Costayne kralla ilişkiye girdiğinde kralın sırtını kanlı şeritlere ayırdı mı? Jeyne Westerling, Kraliçe Tyanna’nın getirdiği veya yaşlı kadının yüzüne attığı duğurganlık iksirini içti mi? Böyle bir iksir teklif edildi veya karıştırıldı mı? İlk cevaplar Kral Jaehaerys’in hükümdarlığı sırasında iki kadının yirmi yıl sonra ölmesine kadar ortaya çıkmaz.

Biz bu kadarını biliyoruz. Düğünün hemen ardından Kral Maegor Prenses Rhaena’nın kızı Aerea’yı “Tanrılar bana bir oğul verene kadar” diyerek yasal varis olduğunu iddia etti, ikiz kız kardeşi Rhaella ise Eski Şehir’de İnanca gönderilerek septa olması sağlandı. Yeğeni Jaehaerys pek çok kişi tarafından haklı varis olarak görülse de aynı ilanın içinde açıkça yok sayıldı. Kraliçe Jeyne’in oğlu Tarbeck Kalesi Lordu olarak isimlendirildi ve Lannister Hanesi’nin yaveri olması için Casterly Kayası’na gönderildi; Kraliçe Elinor’un büyük oğulları da aynı şekilde yaver olarak biri Kartal Yuvası’na diğeri Yüksek Bahçe’ye gönderildi. Kraliçenin en genç bebeği bir süt anneye verilir her ne kadar kraliçe kralın bulduğu süt anneden rahatsız olsa da razı olur.

Düğünden yarım yıl sonra Kral Eli Lord Celtigar, Kraliçe Jeyne’in hamile olduğunu açıklar. Kraliçe Elinor’un da karnı şişmeye başladığında kral kendisi karısının hamile olduğunu ortaya çıkardı. Maegor her iki kadına da hediyeler ve onur bahşetti; babalarına, kardeşlerine ve amcalarına yeni topraklar ve unvanlar verdi ancak sevinci kısa sürdü. Ölmesinden üç ay önce Kraliçe Jeyne ani bir doğum sancısıyla yatağa düştü, Alys Harroway’in doğurduğu gibi bir canavar doğurmuştu, çocuk hem kadın hemde erkek organlarına sahip kolsuz ve bacaksız bir yaratıktı. Ne anne ne bebeği hayatta kalmadı. Maegor lanetliydi, dedi adamlar. Yeğenini öldürmüştü, İnanca ve Yüce Septon’a karşı savaş açmıştı, Tanrılar’a meydan okumuş, sayısız cinayet ve ensest ilişkiye girmiş, zinaya ve tecavüze karışmıştı. Mahrem yerleri zehirliydi, tohumları solucanla doluydu, Tanrılar ona asla yaşayan bir oğul vermeyecekti. Yada fısıltılar öyle söylüyordu. Maegor farklı bir açıklama yapmıştı, Sör Owen Bush ile Sör Malodon Moore’u Kraliçe Tyanna’yı yakalayıp zindanlara atmalarını emretti.

Pentoslu Kraliçe kralın işkencecileri kendi aletlerini hazırlarken itirafta bulundu; Jeyne Westerling’in rahmindeki çocuğu zehirlediğini söyledi tıpkı Alys Harroway’i zehirlediği gibi. Elinor Costayne’i de zehirleyeceğine söz verdi.

Kralın kraliçeyi bizzat kendisinin öldürdüğü, Blackfyre ile kalbinin yerinden çıkarıldığını ve köpeklere yem yapıldığı söylenir. Ama öldüğünde bile Kuleli Tyanna’nın intikamı alındı çünkü söz verdiği yerine getirilmişti. Ay döndü ve tekrar döndü ve gecenin karanlığında Kraliçe Elinor tam gelişmemiş ve tam doğmamış gözsüz kanatlı ve ölü bir bebek doğurdu.

Fetihten sonra kırk sekizinci yılda Kral Maegor’un saltanatının altıncı yılı hayatının son yılıydı. Yedi Krallık içinde artık herkes kralın lanetli olduğuna inanıyordu. Hala yanında olan takipçileri sabah güneşinde buharlaşan çiy gibi erimeye başladı. Kral’ın Şehri’ne gelen haberlere göre Sör Joffrey Doggett Nehirova’da görünmüştü ancak esir olarak değil Lord Tully’nin konuğu olarak. Septon Ay bir kez daha ortaya çıktı, Eski Şehir’e binlerce kişi yürüyüşe geçti, Yıldızlı Sept’te ki yalakayı “Demir Taht’ın Aptalı” olarak ifşa etti ve tüm askerleri kendisine katılmaya davet etti. Lord Oakheart ve Lord Rowan askerleri ile yola çıktılar ancak Ay’a saldırmaya değil ona katılmaya gittiler. Lord Celtigar Kral Eli görevinden istifa etti ve Pençe Adası’nda ki makamına döndü.

Dorne Hudutları’ndan gelen raporlarda Dorne’luların geçitlerde toplandıkları ve diyarı işgal etmeye hazırlandıkları bilgisi vardı. En kötü darbe ise Fırtına Burnu’ndan geldi. Lord Rogar Baratheon Gemi Kıran Körfezi kıyısında genç Jaehaerys Targaryen’i Andalların, Rhoynar’ın ve İlk İnsanların gerçek ve yasal Kralı ilan etti, Prens Jaehaerys Diyarın Koruycusu ve Kral Eli olarak Lord Rogar’ı seçti. Prensin annesi Kraliçe Alyssa ve kız kardeşi Alysanne Jaehaerys’in yanında durdular, Jaehaerys kını olmayan Karanlık Kız Kardeş ile tahtı gasp eden amcasının saltanatını bitireceğine yemin etti. Yemini yüz sancaktar lordu ve Fırtına Burnu şövalyeri alkışladı. Prens Jaehaerys kral ilan edildiğinde on dört yaşındaydı; mızrakta ve atışta usta, yetenekli bir binici ve yakışıklı bir gençti. Dahası büyük bronz ve açık kahverenkte ismi Vermithor olan ejderhası ve kız kardeşi on iki yaşındaki Alysanne’ın başına buyruk ejderhası Silverwing de vardı. Lord Rogar “Maegor’un sadece tek ejderhası var” diye anlattı Fırtınalı’lara. “Prensin iki tane var.”

Yakında üç olacaktı. Jaehaerys’in Fırtına Burnu’nda kuvvet topladığı haberi Kızıl Kale’ye ulaştığında, Rhaena Targaryen Dreamfyre’rı hazırladı ve evlenmeye zorlandığı amcasını terk edip kardeşine uçtu. Kızı Aerea’yı aldı… ve uyurken kralın yanından Blackfyre’ı aldı. Kral Maegor’un tepkisi yavaş ve şaşkındı. Büyük Üstat’a Kral’ın Şehri’ne tüm lordlarına ve sancaklarına kuzgun göndermesini emretti ancak Benifer bunun yerine Pentos’a giden bir gemiye binip kaçtı. Prenses Aerea’nın gitmesi üzerine annelerinden intikam almak için Eski Şehir’de olan ikiz kız kardeşi Rhaella’nın kafasını isteyen bir elçi gönderdi ancak Lord Hightower bunu yapmak yerine elçiyi hapse attı. Kral Muhafızları’ndan ikisi bir gece ortadan kayboldu ve Jaehaerys’e gitti, Sör Owen Bush ise genelev dışında ağzı bağlanmış halde ölü bulundu.

Akıntıtaşı’ndan Lord Velaryon Jaehaerys’e ilk biat edenler arasındaydı. Velaryon’lar diyarın geleneksel amiralleri olduğundan Maegor birden tüm kraliyet donanmasını kaybetti. Menzil’in tüm gücüyle Yüksek Bahçe’nin Tyrell’ları onları takip etti. Eski Şehir’in Hightower’ları, Arbor’un Redwyne’ları, Casterly Kayası’nın Lannister’ları, Kartal Yuvası’nın Arryn’leri, Taşyazı’nın Royce’ları… hepsi tek tek kralın karşısına çıktılar.

Kral’ın Şehri’ndeyse Maegor’un emrinde daha az sayıda lord vardı; bunların arasında Duskendale’ın Lord Darklyn’i, Danseden Kaya’nın Lord Massey’i, Harrenhal’ın Lord Towers’ı, Uyku Kalesi’nin Lord Staunton’u, Keskin Uç’un Lord Bar Emmon’u, Boynuzlar’ın Lord Buckwell’ı, Rosby’nin, Stokeworth’un, Hayford’un, Harte’ın, Byrch’ın Rollingford’un, Bywater’ın ve Mallery’nin lordları vardı. Yine de hepsinin toplamı dört bin asker ediyordu ve on adamdan biri şövalyeydi.

Maegor savaş planı yapmak için bir gece lordlarını Kızıl Kale’ye çağırdı. Ne kadar az olduklarını gördüklerinde ve onlara katılmak için bir büyük lordun gelmediğini fark ettiklerinde bir çok kalp kırılmıştı ve Lord Hayford Majesteleri’ne pes etmesi ve Sur’a gitmesini tavsiye edecek kadar ileri gitti. Majesteleri Hayford’un başını kestirdi, bir mızrağın üzerine oturttuğu kafayı Demir Taht’ın arkasına koydurdu ve savaş konseyine devam edilmesine emretti. Bütün gün plan yapan lordlar gecenin geç saatine kadar planları gözden geçirdiler. En son dinlenmek için kraldan izin aldıklarında vakit Kurt Saati’ydi. Onlar odadan ayrılırken kral Demir Taht üzerinde uyuya kaldı. Lord Towers ve Lord Rosby kralı en son gören kişilerdi.

Saatler sonra şafak söktüğünde Majesteleri’nin kraliçelerinin sonuncusu onu aramaya başladı. Kraliçe Elinor onu hala Demir Taht’ta otururken buldu, elbiseleri kanla ıslanmıştı, soluk ve ölüydü. Kolları pürüzlü bıçaklarla bileğinden dirseğine kadar kesilmişti ve bir başka bıçak çenesinin altından boynuna kadar kesmişti.

Bu güne kadar birçok kişi onu öldürenin Demir Taht olduğunu söyler. Rosby ve Towers taht odasından ayrıldığında kralın yaşadığını ve ta ki Kraliçe Elinor’un cesedi bulana kadar odaya kimsenin girmediği konusunda muhafızlar yemin etmişti. Bazıları ilk kocasının intikamını almak isteyen kraliçenin kör bıçaklar ve kılıçlar yardımıyla kralı öldürdüğünü söyler. Kral Muhafızları’nın yaptığını söyleyenler de vardır ancak odaya girecek her iki kapıda da ikişer şövalye nöbet tutmuştur. Aynı zamanda bir yada birkaç kişinin gizli geçitler yardımıyla taht odasına girdiğide söylenir. Kızıl Kale’nin sırlarını sadece ölüler bilir. Ayrıca kralın gecenin karanlık saatlerinde umutsuzluğa düştüğünü ve kendi canını bıçakları gerektiği gibi bükerek aldığı ve yenilgiye uğramaktansa tahtında ölmeyi beklediği de bir ihtimaldir.

Kral Maegor I Targaryen veya tarihe geçecek adıyla Zalim Maegor’un saltanatı altı yıl altmış gündür. Ölümünden sonra cesedi Kızıl Kale’de yakıldı ve külleri Ejderha Kayası’nda annesinin yanına gömüldü. Çocuksuz öldü ve varis bırakmadı.

Dokuz gün sonra Kral’ın Şehri’nin üstünde gökyüzünde üç ejderha belirdi. Prenses Rhaena geri dönmüştü, yanında kardeşleri Jaehaerys ve Alysanne’da vardı. Anneleri Dul Kraliçe Alyssa bir iki hafta sonra büyük hanelerin liderleri ile sancaktarları ve Fırtına Lordu’nun yanında at sürerek geldi. Halk onları alkışladı. Kuzgunların hespi her kaleye gönderildi, Kral’ın Şehri’ne gelip yeni ve gerçek kralın taç giyme törenine şahit olmak için büyük ve küçük lordların hepsi davet edilmişti.

Ve geldiler.

Fetihten sonra kırk sekizinci yılda Tanrıların ve insanların şahitliğinde Westeros’un yarısının lordunun önünde Yüce Septon babasının altın tacını oğlunun başının üstüne yerleştirdi ve onun Targaryen Hanesi’nden isminin birincisi Jaehaerys, Andalların, Rhoynar’ın ve İlk İnsanların Kralı ve Yedi Krallığın Lordu ilan etti. Annesi Alyssa kralın erişkinlik yaşına gelmesine kadar naibi ilan edildi ve Lord Rogar Baratheon Diyarın Koruyucusu ve Kral Eli ilan edildi (bir yıl sonra ikisi evlendirildi).

On dört yaşında tahta geçen Jaehaerys elli beş yıl Demir Taht’ta oturdu ve zaman içinde “Yaşlı Kral” ve “Uzlaştırıcı” olarak bilinmeye başladı.

Ancak bu başka üstatlar tarafından başka bir zamanda daha iyi anlatılan bir hikaye oldu.

SON


#31

Arkadaşlar hikaye sonunda bitti :smile: Çalmak isteyen ve kendi çevirmiş gibi yapan arkadaşlara bir şey demek istemiyorum :wink: Ancak bilinsin ki bu çeviri ULU KURT tarafından forum için çevrilmiştir. Okuyan arkadaşlara teşekkür ederim şimdiden :blush:


#32

son bölümü şimdi okuyacağım çalmak değilde pdf ve epub unu yapacağım sana iletirim nasıl paylaşırsan yada paylaşmazsan sana bırakacağım :smiley:
emeğin için çok çok teşekkürler


#33

O sorun değil bir iki arkadaş daha pdf olarak yapacağım demişti, pdf yapıp buraya atarsın herkes okur :slight_smile:


#34

linkleri kaldırdım isteyen olursa özelden veririm


#35

@Ulu_Kurt Eline emeğine sağlık. Bir çırpıda okumak için çevirinin bitmesini bekliyordum. Bu gece demli bir çayla okuyup bitireceğimden şüphen olmasın. Tekrar teşekkürlerimi bir borç biliyorum.


#36

“Kızıl Kale’nin sırlarını sadece ölüler bilir” diyerek bir ölünün öldürdüğünü ima etmiş sanki. Tyanna geliyor aklıma.


#37

Ben inşaatçıları kastettiğini düşünüyorum ama Tyanna’da olabilir

@Kuzeyin_Koruyucusu ne demek rica ederim foruma güzel bir hikaye bıraktık artık çevirilerime ve vikiye dönebilirim :slight_smile:

Bu çeviri bana Maegor’un zalimliğinin nedenlerini gösterdi, bu yüzden çok değerli oldu


#38

Maegor bana o kadar da zalim gelmedi, yaptıkları Tywin’in ya da Aerys’in yaptıklarıyla aynı neredeyse.


#39

her yerde asalet taşıyorlar yaa. şu dayne’lere bayılıyorum. bir iki cümle bile insana heyecan veriyor.
@Ulu_Kurt çeviri için çoook teşekkür ederim. çok güzel olmuş :blush:


#40

Rica ederim tekrar :slight_smile: