Final Sorunu "ASOIAF ve GoT"

Bu başlığı açsam mı açmasam mı karar veremedim. Bir yandan söyleyecek çok şeyim varmış gibi hissediyorum ama diğer yandan yazma girişimi sırasında söyleyeceklerim uçuyor gidiyor, sanki yazacak aslında hiçbir şey yokmuş gibi. Ben de elimden geldiğince; dilimin döndüğü kadarıyla düşüncelerimi dile getireceğim artık.

Türk-Yabancı forumlara baktığımda genel olarak dizinin; okuyucuların asoiaf’a karşı olan tutkusunu öldürdüğünü gördüm.

Dizinin senaryo değişikliğine gitmesiyle beraber ve elbette GRRM’in de projeden elini ayağını çekmesinin de getirisi ile DD ikilisi özünde yaratıcılık ve hayal gücünden ne kadar yoksun olduklarını bizlere son yıllarda açık bir şekilde, tartışmasız ifşa ettiler. Bilhassa son iki sene ile nirvana yaparak unutulmaz bir başarısızlık örneği ile bir numara olan efsanevi diziyi Lost’tan bile daha çok tartışılan ve hoşnutsuz olunan bir sonla bitirdiler. Hatta “Lost’un sonu gibi bitmese bari; Bran uyanıyor ve her şey bir rüya imiş!” gibi şakayla karışık korkularını dile getiren izleyicilerin endişelerini bile solladılar… Şu an bir açıklama yapılsa ve “Bran uyandı, her şey bir rüya imiş. Dizi aslında başladığımız yerde bitti.” deseler, eminim herkes çok mutlu olur ve rahatlardı. En azından tüm o saçmalıklar olmamış olurdu.

Neyse çok uzatmayalım, bu kadar girizgah yeterli.

Diziden sonra kitapların da aynı dizi gibi ilerleyip, sonlanacağına dair haklı bir endişe var. Özellikle de yıllar önce GRRM’in sonun nasıl bitebileceğine dair ana olayları söylediği; DD’nin sonu birebir yapmayacağız, kitapta hala sürprizler olacak sözüne rağmen “benzer” şeyler olacağı açıklaması okuyucuları haklı olarak endişelendirdi.

İzleyici kitlesinin büyük bir çoğunluğu sondan hoşnut olmadığı gibi DD’ye karşı büyük bir öfke patlaması yaşadı; bilhassa Dany’nin saçma dönüşümünün ve Bran’ın kral olması konusunda da ağır eleştirilere maruz kalınca oyunculara garip açıklamalar yaptırarak Bran fikrinin GRRM’den geldiğini iddia ettiler.

(Garip açıklama diyorum çünkü DD’nin kitaplarda bildikleri şeyler konusunda açıklama yapmayacaklarını, nelerin farklı olduklarını söylemeyeceklerini vs. açıkladığını biliyoruz. Isaaq’in o açıklamayı kendi başına yaptığını sanmam. 10 yıllık deneyiminden sonra kitap-dizi içinde öğrendiği hiçbir bilgiyi paylaşmayan birinin son anda, tepkiler üzerine bu bilgiyi paylaşan bir söyleşi vermesi neresinden bakarsanız bakın şüpheli. Yine de şimdi Allah var, haydi oyuncu kendiliğinden paylaşmış da olabilir, diyelim. :smirk: )

Bunu muhtemelen ağır eleştirileri üstlerinden atıp, hedef saptırmak için yaptılar ama işe yaramadı; DD’ye olan öfke patlaması ve ağır eleştiriler aynı şekilde devam etti. Gelecek sorular ve tepkilerden kaçmak adına son dakika San Diego Con’a bile katılmama kararı aldılar, sadece onlar da değil bir iki oyuncu da çekildi. Panelde sadece önceden belirlenilmiş soru-cevap yapıldı ve bir saatte olay bitti. Duyduğum yanlış aktarılmadı ise panele katılan hayranlar da önceden seçmece; yoksa biri taşkınlık yapabilirdi ki Con öncesi taşkınlık yapılmaması konusunda çağrı dahi yapılmıştı.

Aslında DD’yi şakayla karışık eleştiren başka Con katılımcıları bile vardı; “Onlar katılmadı ama soruları bize sorabilirsiniz.” dendi. Yani bu ikisi çok fena battı ama sessiz kalmayı sürdürüyorlar, aslında yapılacak en akıllıca şey de bu. Zira konuşmaya devam ettikçe imajları daha kötü etkilenir.

GRRM’in de bu olan biteni duymaması, bilmemesi, görmemesi imkansız. Kendisine de her gün ileti ve e-posta yağdığına hatta mektup gönderildiğine şüphem yok. Her şeyden önce dizinin geldiği yerden memnun kalmayan da bizatihi kendisi. Bunu hiçbir zaman açık seçik söyleyemedi çünkü unutmayın ki imzalanmış bir sözleşme var ve bu sözleşme, dizinin imajını kötü etkileyecek her türlü açıklama vb. şeyden imzalayan tarafları sorumlu tutar ve ağır yaptırımlara sebep olur.

Örneğin; The Exorcist filminin yönetmeni William Friedkin, 30-40 yıl sonra bu filmin 2.'sini çekmenin büyük hata olduğunu, ortaya çıkan şeyden aslında hiç memnun kalmadığını, filmin kötü olduğunu açıkladı. Hatta filmi çekip, izlediği andan itibaren bunu biliyordu ama bu itirafı yapması -sözleşme gereği- bunca yıl aldı. Bu yüzden GRRM’den dizi ve DD aleyhine asla doğrudan bir söz duymayı beklemeyin ama satır aralarını ve tavırları takip eder, incelerseniz neyin ne olduğunu göreceksiniz.

Peki, geldik civcivli soruya; ASOIAF’ın sonu GoT ile aynı mı olacak?

Aslında bu soruyu şu şekilde sorarsak işimiz daha kolay olur gibime geliyor.

ASOIAF’ın gidişatı GoT gibi mi olacak?

Açıkçası benim için çok salakça bir soru. Kitabı okuyup, diziyi izleyen birinin buna cevap hızlı ve net olacaktır ve tartışmaya dahi açık olmayacaktır. Yine de ilk soruya cevap verebilmek adına bu soruyu sormamız gerekiyordu.

İlk aşamada GRRM’in dizi ve kitap konusundaki cevaplarına değinelim.

Not A Blog Açıklaması

Dizi final yaptıktan sonra GRRM’in kişisel gündeliğindeki ilk açıklama buydu: Game of Thrones Sonrası George R.R. Martin, Kitap ve Dizi Finali Üzerine Konuştu – Kayıp Rıhtım

Dizi konusunda olumlu-olumsuz eleştirilerden kaçındığı gibi(yukarıda bahsettiğim şeye dikkat; sevmediği için övmüyor ama sözleşme vb. şeyler yüzünden de açıkça kötüleme imkanı yok.) dizi ve kitap sonu hakkında -bana göre açık- bulanık açıklamalar yapıyor.

Her şeyden önce “kelebek etkisi” kısmına değinmiş; ufak olarak başlayan değişikliklerin, çığ gibi büyüyerek nasıl büyük değişimlere sebep olduğuna dikkat çekerek kitaplarda, dizide görmediğimiz ve hala yaşayan bir çok karakter olduğunu ve tabii olarak bunların hikayeye ve diğer karakterler üzerindeki etkilerine vurgu yapmış. Hiçbir zaman yaşanmamış olaylar olduğunu da unutmayın.

Hangisi gerçek son olacak? sorusuna “Saçma bir soru, Scarlet’in kaç çocuğu var?” diyerek sorarak “Ben yazacağım ve siz karar vereceksiniz.” diyerek sonlandırıyor.

Aslında bu son kısım bilhassa önemli. Zira Scarlet’in kitaplarda 3 çocuğu var ama tv’ye aktarıldığında bu sayı 1’e düşürüldü. Peki, Scarlet’in gerçek hikayesi ve sonu tv’de olan mıydı yoksa kitaplardaki mi? Elbette ki kitaplarda olan; Scarlet’in 3 çocuğu var ve her birinin de hikayede kendi rolü ve etkisi var… Özetle GRRM’in kitapların dizi ile birebir olmayacağını söylüyor.

Balticon 2016 Açıklaması

GRRM "2016 Balticon" Söyleşisi sayfasında daha önce çevirmiştim. Aşağıdaki kısım önemli.

  1. Dizideki Dorne sahneleri hakkında soru sormuşlar(DD’nin katliamlarından biri); kötülememiş ama iyi bir şey de söylememiş. Dizide olanların kitaplar hakkında spoiler olup olmadığını sorunca GRRM de şu cevabı vermiş: “Dizide olanların kitaplarda olacağını düşünmüyorum, dizi tamamen farklı. Kitaplar öyle olmayacak.” Evet, 2016’daki bu açıklamasını okuyunca dizi sonu için yapılan açıklamalar az biraz kafa karıştırıyor ama açıkçası doğrudan bu açıklamayı dürüst ve en doğru açıklama kabul ediyorum. Zaten gerçekten de aynı olması artık mümkün değil.

GRRM’in 2016’daki söyleşisi açık ve net şekilde; kitap ve dizi aynı olmayacak, diyor. Dizide gerçekleşen şeylerin kitaplarda da aynen gerçekleşeceğini düşünmeyin, öyle bir şey olmayacak diyor.

Bu kısım üstüne çok yorum yapmaya gerek yok.

Aynı sözü geçen senelerdeki bir açıklamasında da aynen söylemiş “Kitap ve dizi farklı” demiştir. Farklı olan 2 hikaye nasıl aynı sona sahip olabilir?

Haliyle ASOIAF’ın mevcut hikayesinin GoT’un hikayesi ile birebir ilerleme şansı olmadığını, kendi ağzıyla söylemiştir.

Son Açıklama

“Ben kitaplarımda hikayemin bir versiyonunu anlatıyorum ve dizi de farklı bir hikaye anlattı.” 8 Ağustos 2019 Londra’daki panelinden.

Farklı versiyon ne demektir? Aslında bildiğimiz Hayran Hikayeleri, asıl hikayelerin farklı versiyonlarını oluşturur.

Peki, nedir bu HH?

Her bir HH’nin yazarı temelde bütün ana karakterleri ve genel temayı göz önünde bulundurarak kendi fantezisine göre hikayeyi yeniden şekillendirir. Bu yolda asıl hikayede olmayan karakterler ekleyebilir, var olanları çıkartabilir ya da bir noktaya kadar getirip öldürebilir. Örneğin Scarlet’in 3 çocuğu varken 1 çocuğu olur. Selmy en azından 6. kitaba yaşar ve ejderhaların öldürülmesine engel olurken(ve fazlasına yardım ederken) çok çok öncesinden öldürülür. Haliyle onun katkıları ve hikayesi silineceği için hikaye de değişmeye ve başka yollara girmeye başlar.

Bir HH, asıl hikaye ile benzerlik taşır ama asla ama asla aynısı olamaz. Bu benzerliklerin ne olacağına yazan kişi karar verir… GoT ve asoiaf meselesinde… şu soruyu sorabiliriz; GoT hikayesi, asoiaf hikayesi ile aynı mı? Hayır. Benzer mi? Evet. Neresi benziyor? Ana karakterler aynı, tema aynı ama ne Ötekiler aynı ne karakterlerin hikaye gelişimi aynı… ne olması gereken hikayeler var ne de olması gereken karakterler var. Koca bir hikayeler ve karakter rolleri ve yaşanmışlarında farklılığa gidilince doğal olarak sonuç da farklılaşıyor. GoT da bu devasa bir farklılığa dönüşerek tamamen asoiaf’tan farklı bir hikayeye dönüştü ve bir HH oldu. DD’nin resmi HH’si.

Peki, bu tarz değişimler çok mu önemli? HH de olsa istenilse genel olarak asıl hikaye ile istenilen son yapılamaz mı? Elbet ilk önce bunun için en ince ayrıntısına kadar o sonu bilmek gerekir… (DD ise bu bilgiye asla vakıf olmadı. Zira GRRM’in kendisi bile vakıf değil.)

Bunun bilindiğini farz edersek kuramsal olarak aynı son kurgulanabilir. LAKİN kitaptan kitaba değişiklik göstereceği üzere bu çok kolay da olabilir zor da olabilir. Lakin öyle ya da böyle -kurmaca konusunda usta değilsen- sırıtacak ve zorlama olacağı gibi hayır, bazı şeyleri asla asla birebir uygulayamaz hale geleceksin. Neden? Çünkü var olmayan yahut erken öldürdüğün karakterler ile asıl hikayede olmayan karakterlerin hikayeye etkileri gibi şeyler ciddi değişimlere sebep olmakta ve sen, istesen bile belirgin sonu uygulamaktan aciz kalabilirsin.

Bir üstat tarafından yazılmış seriyi ele alırsak; eklenen her bir ayrıntının önemi vardır, en ufak karakterin etkisi muhakkak çok az etki yapacak iken (ki bazıları çok ciddi önemli etkilere de sahip olabilir) ikinci karakterler ve ana karakterler çok daha ciddi ve büyük etkilere sahiptir. Bilhassa asoiaf gibi derin, geniş ve karmaşık hikaye kurgusu olan bir seriden bahsediyor isek bu çok daha zor olacaktır.

GRRM sırf Quentyn karakterinin Meeren’e ulaşma “ZAMANI” hakkında 3 ayrı senaryo yazmış ve bu 3 senaryonun Dany’ye ve hikayeye etkisini hesaplamış ve en uygun olanı tercih etmiştir. Quentyn gibi minik ve bir kitaplık ömrü olan karakterin “geliş zamanı” bile bu kadar önemli bir etki yaratıyor ise varın diğer karakterlerin hesabını da siz yapın. Bronn gibi bir karakter olmasa Tyrion şu an ölmüştü, mümkün değil Vadi’den sağ çıkamazdı. Onun var oluş amacı Tyrion’ı kurtarmak ve sağ salim babasına götürmekti.

Roman yazan biri olarak şunu söyleyebilirim ki hikayelerin ana damarlarını tespit etmek -çoğu zaman- kolaydır. Lakin ana damarları birbirine bağlayacak kılcal damarlar arasındaki bağlantıyı yaratmak ve onları da ana damarlara bağlamak asıl zorlanılan kısım; GRRM’in zorlandığı nokta da tam olarak bu aslında. Dahası bu kılcal damarların şekli ve ilerleyişi ana damarın şeklini ve ilerleyişini dahi etkiler. Bu yüzden GRRM kendini “bahçıvan” olarak tabir eder; ana olaylar aşağı yukarı kafasında olmasına rağmen kalan her şey zaman içerisinde ekilen tohuma göre şekillenir, büyür ve bir yöne kayar ve siz, yazar olarak hikayeyi ona göre yazmak zorundasınız.

Örneğin; X karakteri bir masumun öldürülmesine sessiz kalamaz bir yapıda ise ve gelişimi böyle olmuşsa ama siz, ölmesini istediğiniz bir karakteri onun önüne çıkartırsanız; onun görmezden gelmesini sağlayamazsınız, bu da hikayeyi toptan etkileyecektir. Eğer y karakterinin ölmesini istiyorsanız en akıllıca olanı o karakteri diğeri ile asla karşılaştırmamak ve bunun için de en başta farklı bir yerde farklı bir tohum ekmektir. Başka türlü zoraki bir ölüm de sırıtacaktır.

Ben buna “Hikaye, kendini yazdırır.” diyorum. Zaman zaman ileride yazmayı arzu ettiğim bir sahne olur ama kılcal damarlar öyle bir gelişir, farklı yola evrilir ki ben, o sahneyi yazmaktan vazgeçerim çünkü hikaye, o yöne evrilmemiştir. Oysa kalemi tutan sözde benim, değil mi? Maalesef öyle olmuyor işte. Aslında ben de Martin gibi bahçıvan olduğum için onun yazma tekniğini iyi anlıyorum. Yazarken başka ilhamlar gelir, yeni hikayeler eklersiniz ya da bazı şeyler eksiktir ve tam olmamıştır yine eklersiniz… Bazı şeyler fazla kaçmıştır, çıkartırsınız ve pürüzleri gidermek için ufak değişikliklere gidersiniz; bu değişiklikler asoiaf gibi bir seride büyük etkilere sahip dahi olabilir. Lakin evet ana karakterimi öldürecek isem öldürürüm… Lakin istisna şeyler de olabiliyor.

Bir hikayemde basit bir figüran vazifesi olan karakter, bir anda -ilhamların da etkisiyle- ikincil karakter haline geldi ve onu hiç öldürmeyi planlamamışken -gerekli olduğunu düşündüğümden(çünkü arzu ettiğim değişim için şarttı)- öldürmüştüm. Bunlar yazmanın bilinmezliğidir. Sürprizdir.

GRRM de bu ve fazlasını yaşıyor, sizi temin ederim. Hatta “bilinmezlik” ve “keşfetme” duygusundan mutlu oluyor; ne yazacağını bildiğinde yazmaktan zevk almıyor.

Dizi ile kitapları karşılaştırdığımızda GRRM’in ne tür bir sona sahip olacağını diziye bakarak %100 böyle olacak demek hiç mümkün görünmemekte.

Her şeyden önce GRRM’in bizler için bıraktığı ekmek kırıntıları var. Adam resmen foreshadowing delisi ve kendi ağzıyla eğer bunları iyi okursak olabileceklere dair yapboz parçalarını birleştireceğimizi söylüyor. Elbette bunu yapmamayı da seçebilirdi ama yapıyor, seviyor. Bu yüzden asoiaf okumak diğer serilerden daha eğlenceli ve güncelliğini yitirmiyor; sürekli kuram üretip, olacakları tahmin etmeye çalışıyoruz.

İlk aşamada işte bu foreshadowingleri tespit ederek ve üstüne karakter/lerin hikayelerini okuyarak nereye doğru gittiklerini öngörme imkanınız var. Misal Daenerys Targaryen'ın Hikaye Gelişimi ile başlayarak Arya, Jon ve Bran karakterlerin hikayelerini, evrilişlerini inceledim. Sırf Arya için bir iki senedir tonla kuram başlığı açtım. Ötekiler ve Uzun Gece için keza aynı. Bu başlıklardan Dany’ye ait olanı dizi ile benzer ilerlemiş görünür iken diğer karakterlerin benzer giden hiçbir şeyleri görünmüyor, hele ki Arya karakteri bambaşka bir hikaye; Bran sırf Yeşilgören ve Çocuklar çevresinde dolanıyor; Jon ise olması gerektiği yere doğru; Kuzey tahtına doğru ilerliyor ve elbette ki ailesi hakkındaki gerçekleri unutmamak gerek… Jaime’nin diziden tamamen farklı bir şekilde Cersei ilişkisi olduğu ve sonunun da diziden çok farklı olacağını söylemek mümkün; evet, belki ölecekler ama yapacakları çok daha önemli şeyler ve etkileri olmadan değil. Bunların neler olduğunu da ancak ve ancak son iki kitap ile öğrenebileceğiz ve bu söylediklerim o zaman çok daha büyük bir anlam kazanacak. Lakin inanıyorum ki Jaime hayranları, Jaime’nin gidişatından ve dönüştüğü şeyden memnun kalacaklar. Dizideki gibi hayal kırıklığına uğramayacaklar, hem kim bilir belki ölmez bile. :smiley:

Yukarıda bahsettiklerimden yola çıkarak dizide gerçekleşmiş şeylerin ve bazı sonların asoiaf’ta gerçeğe dönüşmesi pek mümkün görünmemekte.
Burada tüm sahnelere değinmek mümkün olmadığından sadece birkaç örnekle açıklamak istediğim şeyler de var.

  • Sansa karakterinin asoiaf hikayesi ve işaretlerine bakar ise öyle çok musmutlu bir son; evlilik, kraliçe vb. gibi şeylere sahip olması öngörülemez.

Elbete öyle olacağına inanan ve savunan arkadaşlar var ama gerçekçilik ile temennileri birbirine karıştırmamak gerekir; hikaye ortada, işaretler ortada… Hiçbir şey olmasa bile kraliçe olma şansı olamaz.

Şimdi Bran, 7 krallığa kondu diyelim; Kuzey’in bağımsız olması düşünülemez çünkü Dorne ve Demirdoğum başta olmak üzere alayı isyan eder. Dizide en saçma olaylardan biri de buydu; bağımsızlık için geçmişten bu yana isyanlar çıkaran Greyjoy ailesinin ve halkının hikaye sonunda hiçbir şey elde edemeyip, Yara’nın kendisinin kraliçe olduğunu ve Dany’e diz çöken değil, ittifak yapan biri olduğunu unutarak “O kraliçemi öldürdü.” gibi salak cümleler kurması ve 7 Krallığa bağlı yaşamaya devam edip, gözünün önünde kardeş torpili ile Kuzey’in bağımsızlığına ses çıkarmaması düşünülemez. Keza 3 ejderhaya karşı bile yüzyıllar direnen ve boyun eğmeyen ve sözleriyle gurur duyan; sadece evlilik yolu ile krallığa katılan ve bu sayede kadim unvanlarını koruyan yegane aile olan Martel/Dorne halkının olan bitene sesini çıkarmayıp, eyvallah çekmesi de düşünülemez. Kaldı ki kitaplarda Martel hanesinin alayı sapa sağlam durduğu gibi sancaktarları bile korkunç gaddarlıkta insanlar iken ve demir adalar onlar kadar sağlam iken böyle bir sahnenin asla yaşanmayacağı ortada. Bu ikisinden sonra diğer krallıkların da zincirleme reaksiyon ile bir bir yallah çekmemesi asla ama asla düşünülemez.Özetle 7 krallık yeniden 7 ayrı krallık haline dönüşür, kaçınılmaz bir şey.

Yani Kuzey asla bağımsız olamaz ve Sansa da kraliçe olamaz.

Pekala, diyelim ki sonda söylediğim gibi krallıkların her biri bağımsızlığını ilan etti… Ee, bu durumda Bran’ın kral olacağı bilgisinin GRRM’den geldiği bilgisini ne yapacağız? Demek ki Bran, Kuzey kralı olacak ve haliyle Sansa yine kraliçe olmayacak. Yahut Bran aslında ne 7 krallık ne de Kuzey kralı değil de başka bir yere mi kral olacak? Ölmez ise bence aynen böyle olacak da haydi biz genel ön kabullere göre yorum yaparak ilerleyelim.

Peki, Sansa hiçbir şekilde kraliçe olamıyor ise ana karakterlerin sonu aynı olacak, minnak karakterler farklı olacak diye konuşan korkulu okuyucular bana Sansa paradoksunu açıklayabilir mi? Sansa ana karakter değil, dersek o zaman Bran ve Cersei hatta Jaime de ana karakter değil, ikincil karakterlerdir (sadece Jon ve Dany ana karakterdir) yani dizide olan hiçbir şey asoiaf’ta bu karakterleri bağlamıyor. Neyin korkusu ve endişesi bu? Yok ana karakter ise hani DD, tüm ana karakterlerin sonunu birebir GRRM’den öğrendiği şekilde yapmıştı? Sansa nerenin kraliçesi oluyor? Kitaplarda bile “niye var bu gereksiz? Ne işe yarıyor?” sorusunu soran okuyucular varken dizideki en gereksiz karakter halinde bunca yıl ittire kattıra getirildiği ve sırf DD’nin favorisi olduğu için kraliçecilik oynattıkları ortada… Her şeyden önce DD’nin ana karakterlerin sonlarını bile arzu ettikleri gibi değiştirdikleri açık seçik ortada.

  • Bran kral olacak mı?

Onun POVlarını okuduğum zaman hikaye gelişimini sadece ve sadece BR, Yeşilgören ve Çocuklar çevresinde şekillendiğini gördüm. Bran’a ilk aşamada ağabeyinin sancaktarı olacağı söylendi; kral olduğunda da onun varisi olduğu ama Bran en başından beri Kral Muhafızı olmak istiyordu; şövalye olmak istiyordu; 5. kitaba kadar bu hayalinden vazgeçmedi ama en son BR gibi olabilmeyi neredeyse kral muhafızı olmak kadar güzel olduğuna karar verdi, yani kaderini kabullendi.

BR’nin 7 Krallığın başına geçme şansı yok; bu kolay ve mümkün olsa zaten sürüsüne bereket lord ve hane bu imkan için bekliyor, saymakla bitmez onların sayısı… Her biri “ben ben ben” der… Kuzey bile meşru erkek soyu tükenen bir bölgeyi ele geçirmek için birbiri ile savaşma noktasına geldi de Bran, ölen lordun piç oğlunun meşrulaştırılması fikrini ortaya atarak sorunu çözebileceklerini düşündü hatta bu, aklına Jon’u getirdi. Bran’ın zaten çocuk sahibi olma şansı yok, Rickon’a ölü gözüyle bakıyor herkes… Muhtemelen de gerçekten ölecek, yine de bakacağız; kesin bir şey demek için hala erken ama öyle kabul edersek zaten Stark soyunun devamı meselesi var. Bran, 7 krallığa konamaz ise Kuzey krallığına konar ve soy devamı için hala bir erkeğe ihtiyaç var, Jon tek aday.

Peki, Bran başka bir yere kral olamaz mı? Ben Çocukların başına kral olabileceğini düşünüyorum çünkü Çocuklar için yeşil görenler büyük lider, büyücü ve peygamber gibi bir şeyler. İlahları ile kendileri arasında aracı konumunda olduklarına inanıyorlar; BR için bir taht yapmışlardı, aynı şeyi Bran için de yapmışlardı. BR’ye göre yeşil görenlerin ömrü kısadır, sağlıksız kişilerdir ve diğer insanlardan daha az yaşarlar; 80-100 yıl yaşama imkanı olan birinin sırf bu yüzden en fazla 50-60 yıl yaşayacağını hesaplayın ve sıhhatli olmadığını da. Misal Bran’ın fiziki durumu da çok sıhhatli değil. Fakat ağaçlarla bütünleştiklerinde ömürlerinde de bir çeşit uzama oluyor; yani BR gibi sürekli ağaca bağlanıp şarj olacaksın. Mağaranın diğer odalarında bu şekilde Şarkıcılar var, yani demek ki onlar da geçmişteki yeşil görenler. Lakin en güçlüsü şu an BR ve muhtemelen Bran. Geçmişte bir Warg Kralı olduğu ve Çocukların onunla ittifak halinde olduğunu biliyoruz. Zaten Bran da en son BR’nin geleceğinin kendi geleceği olduğunu kabullendi. Yani bir kral olacak ise en iyi ihtimal Çocukların, en kötü ihtimal de Kuzeyin kralı olur, 7 krallığın değil.

  • Jon sürgüne mi gidecek? Kim gönderecek onu sürgüne ve nereye?

Dizide Gri Solucan gibi minik dediğimiz bir karakterin sidik inadı ile sürgüne gönderildi. Kitaplarda gri solucan böyle bir güce sahip biri mi ve olacak mı? Dany, 7 Krallığı ve Lordlarını hatta Kuzeyi dize getiremeyecek ama Gri Solucan getirecek ve onları ikna ederek sürgüne mü gönderecek? Ne için? “kraliçemizi öldürdü” Batı lordları için zaten ödüllendirilmesi gereken bir şey bu.

Minik karakterlerin sonunu GRRM bile bilmez iken(söylemediğini kendi ifade etti, zira o da bilmiyor) DD’nin bilip bunu yazıp, asoiaf’ta da aynısı olmasını bekleyemezsiniz. Bu tipin hayatta kalacağının teminatı bile yok. Gri Solucan yoksa kim onu sürgün edecek? Dany’nin yanındaki hangi sadık adam? Bu güce hangisi sahip? Dağdan gelmiş bağdakini kim kovuyor? Kim onları kaile alıyor? Hiçbiri. Özetle Jon’u sürgün edebilecek konuma sahip kimse yok, ancak bir kral yapabilir ama niye yapsın? Zaten o kral, Jon değil ise kim olacak? Bran ise kendi abisini mi sürgün edecek? Sebep? Yok. Başta Arya -dizinin aksine- asla izin vermez. En fazla kendisi Kuzeyde, evinde her şeyden uzak takılır, olur biter. WF’nin başına geçer…ya da sadece orada yaşar. Kışgül’ü kuramım doğru ise zaten ki olasılık da çok ama çok yüksek, Stark soyu Jon’dan devam edecek görünüyor.

Zaten dizide bile saçma bir durumdu; Lekesizler sürekli savaşmış ve adam kaybetmiş iken sanki hadım oldukları için eşeysiz üreme yapıyor gibi bölünerek çoğalıyor gibi sözde savaşacak güce hala sahip gibi tehdit etmeleri bile komik. Ötekilerin ateş versiyonları mı acaba? Hançer saplayıp dönüştürüyorlar mı? Gerçi bütün insanları yaktıkları için adam da yok ki dönüştürecek. Sırf 8. sezonun mantıksızlıklarını bölüm bölüm çıkarsam 6 ayrı başlık açmam gerekir. Bir tırtık kozalak örmeden nasıl bir anda kelebeğe dönüşür? Dönüşemez ama DD yaparsa olur.

Özetle Jon’un sürgünü vb. şeyi de mümkün değil. Hele ki 5 bin yıl boyunca; yaşam şartlarını iyileştirmek için Sur’un ötesine gitmek için çabalayan Yabanıl halkının durduk yere geri dönmeleri de saçma; Sur’un hala var olacağını düşünmek de haliyle NW’nin varlığının devamının olacağına da…

  • Arya’nın rolü bu mu?

Kitaplarda bir NK yok, Ötekilerin dizide olduğu gibi olacağına dair kesinlik olmadığı gibi gri bir savaş tarafı göreceğimize dair de bol işaret olduğunu düşünüyorum. Buz ve Ateşin Savaşı Arya meselesine girsem çıkamam aslında ama onun hakkında açtığım başlıkları okusanız dizidekinden çok farklı bir hikaye ve sona sahip olacağını görebilirsiniz. Her şeyden önce kitaplarda öldüreceği NK olmayan; Freyleri Cat halledecek iken Arya ne için var? sorusunu sorsanız bile dizi ile aynı olmayacağı haliyle gidişatı ve sonunun çok farklı olacağını tahmin edebilirsiniz. DD’yi eleştirdiğimde en rahatsız olduğum konuların başında karakterlerin hikayeleri kesip biçip yok ettiğini, sıradanlaştırdığını ve rol çaldıkları vardı; Arya, gereksiz bir varlığa dönüşen karakter haline geldi. Freyleri öldürünce “Bu muydu? Koca seneler boyunca bunun için mi bekledik” diye hayıflanmıştım. Koca FM eğitimi 5-10 salağı zehirlemek için miydi? Yani bunu bu eğitim olmadan da yapabilirdi. Kitaplarda bundan çok ama çok fazlası var.

GRRM: “12 yaşında dünyayı fethetmesi gerekiyorsa, öyle olsun.”

Farz edelim ki Jonarya kuramı gerçek; dizide ikisinin hikayesi öyle değişti ki bu, imkansız hale geldi. Bir de Arya, GRRM’in büyük 5’lisinden biri; ana ana karakter. Bu karakter ve sonu bu şekilde değişti ise diğer karakterleri siz hesap edin.

Yani ana karakterler aynı, minik karakterlerin sonu farklı olur; diyen arkadaşlar, ana karakterlerin sonu bile farklı kitaplardan… Dahası dizide minik karakter mi kaldı Bronn gereksizi dışında?

Bunlar dışında Euron gibi karakterlerin hikayeye etkileri de var ki bunlara değinsek işin içinden çıkamayız ama sırf bu karakterin kendi başına çok büyük bir etkisi olacağını düşünüyorum; büyük oynuyor, dizideki saçma sapan karakter değil kitaplardaki Euron. Quentyn’ni hatırlayın ve sonra Euron’u hesaba katın, eminim etki meselesini anlarsınız (ya da biz onu çok gözümüzde büyüyoruz :smiley: )

Özetle hayır arkadaşlar, asoiaf’ın sonu dizinin sonuyla aynı olmayacak. İmkansız bir durum.

Umutsuz arkadaşları da anlıyorum; yıllarca GoT’u heyecanla takip ettiniz ve DD’nin saçmalıklarını -tüm eleştirilere rağmen- görmezden geldiniz; yapılan gazlama açıklamalarına kandınız, kanmayın; yalan söylüyorlar, geçmişte de böyle böyle demişlerdi denmesine rağmen heyecanının tavan yaptı, beklentileri nirvanaya çıkardınız ve haliyle bir o kadar da sert bir şekilde düşüş yaşayıp, yerin 7 kat dibine kadar indiniz o sert düşüş ile ve şimdi de çıkamıyorsunuz.

İnşallah bu yazı sizi o yerden çıkartabilir. Hiçbir şey olmasa bile bu adamların açıklamalarının tersine inanmanız gerektiğini artık öğrenmiş olmanız gerekir, bunu söyleyin kendinize. Ne dediler tersi çıktı zira.

Yorumlarınızı eksik etmeyin. :slight_smile:

Sağlıcakla kalın. Hayırlı bayramlar. :cut_of_meat:

4 Likes

DD’yi eleştirdiğimde en rahatsız olduğum konuların başında karakterlerin hikayeleri kesip biçip yok ettiğini, sıradanlaştırdığını ve rol çaldıkları vardı

İşte bana kitapları sattıran cümle bu 2. sezonda Robb’un ilişkişiyle başlaşmıştı hiç unutmuyorum. Gel gör nerelere geldi olay, kaç karakter yok sayıldı birleştirildi.

Bran için söylediklerine o kadar katılıyorum ki ben yazsam ancak bu kadar olurdu. Bran için Martin bir keresinde yazmakta en zorlandığım karakter demişti. Çünkü Bran’ın taht oyunlarından çok daha farklı bir hikayesi var. Büyülü ve fantastik bir yolu var.

Arya ve Jon içinde kesinlikle aynı sonu istemiyorum. Dediğin gibi kitaptaki işaretleri takip edersek ikisininde çok farklı yolları olacak. Ve bende Stark soyunun ya Jon’dan ya Arya’dan devam edeceğini düşünüyorum.

Kelebek etkisi benzetmesini çok beğendim ve küçük karakterlerin etkisini cidden önemli. Benim okurken sevdiğim seriler de galiba en çok bu yolla yazılanlar. Martin için sonu tahmin etmemiz önemli değil, önemli olan onun yorumunu nasıl bulacağımız. DD dizi için kendi favorilerine göre bir son yaptı Martin’in de sonu bazı fanlar tarafından çoktan tahmin edilmiş olabilir. Önemli olan kitaptan nasıl zevk alacağımız. Yinede editörlerin garip açıklamaları zaman zaman beni tedirgin ediyor.Umarım herşey senin yazdığın gibi gelişir ve okuyacak bir kitabımız olur aksi taktirde diğer 5 kitaba çok yazık olacak.

Güzel yazı olmuş eline saglik

1 Like

Diziye kızıp kitapları niye sattın, ben onu anlamadım. :smiley:

Karakter birleştirmeleri herhalde yapılabilecek en salakça şeylerden biri; her şeyden önce iki ayrı karakter ve hikayesinden bahsediyoruz; belki bir araya gelir gelmez o kısmı ayrı ama bir yazar, iki karakter ve hikaye yazıyor ise bunun bir sebebi vardır; kısadan kes biç mutant bir karakter ve hikaye yarat… olmaz, olmadı da. Karakterler ve hikayeleri hatta genel olarak dizinin hikayesi sığlaştı, sıradanlaştı ve sonunda elimize geçen gerçek bir kokuşmuş çöp oldu.

Evet, yaşının küçük olması ve povlarının fantastik ağırlıkta olması bu yazma işini çok zorlaştırıyormuş, fazladan dikkat ettiğini söyledi.

Şimdi taht arzusu olmayan bir karakteri, hikaye sonunda tahta oturtmak başka bir olaydır; taht ile, yönetmek ile hiçbir ilgisi olmayan bir karakteri tahta oturtmak çok ayrı bir olaydır. Düşünsene 10 yaşındaki bir çocuğu bugün cumhurbaşkanı diye başımıza koyuyoruz; ne kadar zeki ve olgun olursa olsun o bir çocuk ve yönetmekle ilgi alakası yok; o çocuk asker olmak istiyormuş bir de…

Bran Stark'ın Hikaye Gidişatı Buradan tazeleyebilirsin bak. İlk kitapta Bran’ın Büvet ağacının şeklinden çekindiğini okuyoruz

Tanrı korusunu boylu boyunca koşarken, kıyısında büvet ağacının büyüdüğü gölden geçmemek için uzun yolu tercih etti. Büvet ağacı onu korkutuyordu. Ağaçların gözleri ve kana bulanmış gibi görünen elleri olmamalıydı.

Daha sonra yükseklere tırmanmanın ve oradaki ona hissettirdiği şeylere bakıyoruz…

Çoğu zaman çatılarda olduğunu fark etmiyorlardı bile. Kimse yukarılara bakmıyordu. Tırmanmanın en güzel tarafı da buydu işte. Yükseklerde olmak, görünmez olmak gibiydi sanki.

Yani buradaki “görmek” ve “hakimiyet” meselesi; yeşil gören meselesine yine bir gönderme ikinci POV’unda. Yeşilgörenler kimseye görünmeden ağaçlar aracılığı ile herkesi ve her şeyi görürler ve kuşkusuz bu da kişiye farklı bir hakimiyet hissi verir ve anlaşılan Bran, görünmez olmaktan rahat bırakılmaktan, rahatsız edilmemekten hoşlanıyor. Yoksa niye bunu güzel bir şey olarak ifade etsin? Daha sonra Jon ile bağlantı kurduğunda da “karanlığı seviyorum, kimse seni görmüyor” tarzı bir şeyler söylüyor.

Bu kısım güzel.

Yürüyemiyordu, tırmanamıyordu, avlanamıyordu, bir zamanlar yaptığı gibi eline tahta kılıcını alıp dövüşemiyordu ama hâlâ bakabiliyordu.

Yani Bran’ın tüm olayı görmek/bakmak/izlemek… Aynı diğer yeşil adamlar/elçiler gibi. Bran’ın teknik olarak sadece Kuzey Kralı ya da Warg Kralı gibi Yeşilgören Kral gibi bir şey olma imkanı var ama mantıken anladığım manada kral olması için hiçbir karakter gelişimi ve işaret yok; Çocukların mağarada tahta oturması dışında ki açıklamasını yaptım zaten.

Benim Kışyarı Gül’ü kuramımı gördün mü? :smiley:

GRRM’in kendi serini mahvedeceğini sanmıyorum. 10 yıldır sürmesi sadece tıkanmasından kaynaklı değil, ayrıca güzel bir şey vermeyi arzu etmesi de… Sonuçta üzerinde beklentilerin getirdiği bir baskı var. Dizi sonu için verilen tepkileri görüyor; izleyicilerin büyük çoğunluğu “nefret” etti. GRRM asla bu tepkiyi çekecek bir sonla karşımıza çıkmaz, aptal olması lazım.

Teşekkür ederiz. :slight_smile:

1 Like

O zamanlar dizi ile birlikte çalışıyorlardı :smiley: Ve sürekli yan kitap çıkartıyordu :smiley:

Okuyacağım onu da tatil dönüşü ve diğer yazılarınıda :smiley:

Son kahraman diye birşey vardı kitapta, ben Bran’ın ormanın çocukları ile diyarı birleştirmek için Jon’a yardımı olacağını düşünüyorum

Anladım. :slight_smile:

Cansın :heart_eyes:

Uzun Gece’de bir vazifesi olduğuna inanıyorum, sakat bir çocuk için en olası şey; bu söylediğin… Jon ile Çocuklar arasında elçi vazifesi olup, Jon’u kendi geleceğine yönlendirecek kılavuzluğu yapmak… BR’nin Jon’un çevresinde dolanıp, Sur’a geldiğinden beri ona mahzenleri gösterdiğiniz biliyoruz ve bir garip rüya daha vardı… Onun kral olacağını yahut olduğunu zaten bildiğinden wargladığı kuzgunla “jon snow… kral…” demişti. Yani BR, Jon’un kim olduğunu çok iyi biliyor, kendi öz yeğeni zaten; Bran ise Jon’un evlatlık kardeşi ve kan bağı var. Yani bence bu olay için Bran biçilmiş kaftan.

1 Like

Aynen böyle düşünüyorum bende Bran için. BR zaten Jon’u gözlemliyor. Tamda yüzden Jonla yeniden yolları kesişecek ve birlikte çok şey yapacaklarını düşünüyorum. Serinin sonunda Bran krallığa yeniden dönerse en iyi ihtimalle BR gibi fısıltıların efendisi olur buna da razıyım.

1 Like

Seri sonunda ölme ihtimali de var veya sonunda BR gibi kalan ömrünü o ağaçlarla yaşama şansı da… Jon’un warg yeteneğini ağaç aracılığı ile onunla konuşarak uyandıranın Bran olması da dikkate değer :slight_smile:

1 Like

Az önce GRRM’in bir söyleşini gördüm, Director Miguel Sapochnik discusses his Emmy nominated episode; George R.R. Martin on the unexpected success of Game of Thrones | Watchers on the Wall | A Game of Thrones Community for Breaking News, Casting, and Commentary şöyle yazıyor.

Martin also explained that while popularity and success is nice, it’s not what’s most important to him. “When an actor finishes a play they come out for the curtain call and the applause. The check is not enough. I want to know what people think of it. Maybe they’re going to throw fruit, or maybe they’re going to give you a standing ovation. You never know, but you’ve got to get it out before people, right?”
Martin ayrıca popülerlik ve başarı güzel olsa da, onun için en önemli olanın bu olmadığını açıkladı. “Bir oyuncu bir oyunu bitirdiğinde, perde çağrısı ve alkış için çıkıyorlar. Kontrol yeterli değil. İnsanların ne düşündüğünü bilmek istiyorum. Belki meyve fırlatacaklar veya belki size ayakta alkışlayacaklar. Asla bilemezsin, ama bunu insanlardan önce çıkarmak zorundasın, değil mi? ”

Birileri önceden tahmin ettiği için sonu asla değiştirmeyeceğini söylediğini biliyoruz ki doğru olanı da budur ama Bran’ın kral olması gibi milletin kabul etmeyeceği; meyve fırlatacağı bir sonu yazma fikri varsa bile GoT final sonuna verilen tepkiler(meyve fırlatmalar) bunun için güzel bir öngörü haline gelmiştir, diye düşünüyorum. Okuyucuların tepkisi ve düşüncelerine sandığımızdan daha önem veriyor gibi görünüyor.

Şöyle bir durum var: Tüm izleyiciler Bran’in kral olmasına itiraz etti çünkü bu durum çok saçma bir hikayeyle işlendi. Ya da Dany’nin delirmesi. Eğer bunlar duzgun hikayelerle islenseydi ben itiraz etmezdim açıkçası. Her şey fazla oldu bittiye geldi. Eger hikayede buna gore degisiklik GRRM insanların tepkisinin neye olduğuna dikkat etmeli. Sona mi, hikayenin işlenişine mi?

İşleniş şekli kesinlikle beş para etmezdi; Jon kral olmayabilir ama bu şekilde salakça bir gerekçe ve şekilde sürgün saçmalıktı… Dany ölebilir ve zalime dönüşebilir ama bu şekilde oldu bitti biz yaptık yutun bunu şeklinde değil… Bran gibi koca seri boyunca hiçbir işe yaramamış bir kişinin tepeden inerek 7 krallığın başına “kimin hikayesi ondan daha iyi?” diye tahta geçirilmesi şekli de gerçekten öööölük bir durumdu ama Bran çok güzel şekilde tahta geçirilse de hazmedebileceğim bir durum değil. Yani onca karakter içerisinde yönetmek olsun başka şeyler olsun uzaktan yakından alakası olmayan birinin durduk yere sürpriz yumurtadan çıkar gibi “ben geldim kral olmaya” demesi ki hiçbir altyapısı yok bunun için, saçmalığın daniskasıdır. Sanmam ki çoğu kişi nasıl olursa olsun Bran’ın bu şekilde 7 krallığın başına geçmesine (istediği gibi güzel işlensin önemli değil) hoş bakacaktır… Yani en fazla Bran hayranlarının seveceği bir son olur, kalan büyük yüzdelik küfür eder. He gitsin kuzeyin ya da başka bir şeyin başına kral olsun, ona lafım yok her ne kadar becerisi olmasa bile ama en azından o şekilde yerim, kabullenebilirim.

Ben asiri kotu olacagini dusunmuyorum. Eger Bran Uc Gozlu Kuzgun olursa onun halefi Brynden yönetici pozisyondaydi. Aşırı absürd olmayabilirdi. Ama dizide Bran’i kral yapma sebeplerinin Uzun Gece’de Bran’i kullanamadıkları icin “Boşuna mi Kuzgun oldu bu?” sorusunu defetmek için yapıldığından çok saçma durdu. Eger Brynden mağarada büyü eğitimleri dışında politik eğitim de verirse olabilecek bir durum. Zaten Bran’in kral olabilmesi başka türlü sağlanamaz. Tıpkı dizideki gibi saçma olur.

Kuzgun değil Karga ama :smiley:

Brynden, güçleri yüzünden o konumda değildi; bunun için kendini yetiştirdiği gibi ilgisi de vardı; ben kargayım da demedi, o zaman bu olduğu şey değildi, sadece yeşil gören güçleri olan bir targ piçi idi; hırsları, hayalleri, arzuları ve nefreti vardı…

Bran hiç ilgi duymadı, o sadece KG olmak istedi ama şimdi bunu da olamaz. BR’nin işi politik ders vermek değil Bran’ın amacı doğrultusunda hazırlayıp, eğitmek… Bir Targ’ın da yarı Targ-Yarı Stark olan öz yeğenini kral yapmak varken 10 yaşında hiçbir şeye ilgi duymayan bir çocuğu kral yapmayı arzu edeceğini sanmıyorum, hele ki bu çocuğun kendi hanesinin sonunu getiren iki haneye mensup olduğu gerçeğine rağmen.

Söylediğin gibi dizide bir numarası olmadı, koltukta oturmak dışında… Bu şekilde bir son yazmak kolaylarına gelmiştir; Ötekilerin kökleri, hikayeleri konusunda klasik bir kötü adam hikayesini yazmak kolaylarına geldiği gibi.

Bran kral olursa güzel işlense bile saçma olur. Dizide saçma işlendi ama saçma işlenmesi benim için önemli değil. Jaime saçma işlenerek kral olsaydı daha az üzülürdüm çünkü Bran kim köpek? Bu evrende en son kral olacak kişi Brandon Stark’dır. Brienne’in erkek çıkıp Kral olması bile daha mantıklıdır.

Kaç tane Bran hayranı var :grinning:

Bran hayranı olan birisi varsa kusura bakmasın ama kral olmasının saçma olduğunu kimse ret edemez. Bir Stark, hem de Taht ile alakası olmayan bir Stark’ın tahta geçeceğini düşünmüyorum, ihtimaline bile katlanamıyorum.

Yazarken düşündüm bunu :joy::joy::joy:

Bir de GRRM’in kendi favori üçlüsü var; Tyrion, Arya ve Jon. Bunlar arasında bir şey yerine Bran kim cidden? :upside_down_face::thinking:

Diziden gelme alışkanlık. Hala karga tuhaf geliyor.

GRRM gibi biri favorilerini bile tahta oturtmayacaktir. O kadar kitap taht oyunları ve yikimini anlattıktan sonra (Arya’nin 2. ve 3., Brienne’in 4., Jaime’nin 5. kitap povları tamamen buna hizmet ediyordu) ortada kral/kraliçe kalmayacaktir

Sanmıyorum, MARTİN seri sonunda taç giyme töreni olacak; Demir tahta kimin oturduğunu yıllardır biliyorum ilk tasarladığım gibi demişti :slight_smile:

Martin, hırs meselesinin insanlara neler yaptırdığını ve insanı nasıl değiştirdiğini anlatmak istiyor aslında

Martin, Yüzüklerin Efendisi’nin finali gibi bir final istediğini söyledi. Yüzüklerin Efendisi’nin finalinde beğenmediği tek şey Aragorn’un krallığını sıkıntı geçirmeden yönetmesiydi. Orglar hiç mi sorun çıkarmıyorlar falan diye düşünmüş ve bunu saçma bulduğunu belirtti. Ki Aragorn’un tahta çıkması bekleniyordu. Aynı şekilde Arwen ile evlenmesi de. Ama bu onun için bir sorun teşkil etmiyor.
Bu arada Arwen’in lakapları akşam, alacakaranlık, ve yıldız :wink: İsmi de Soylu kız anlamına geliyor.

2 Likes

Böyle olursa gerçekten büyük hayal kırıklığı olur benim için. Doran’imin bile tahta geçmesini istemem

Niye ki? Yani illa birileri birilerini yönetecek. Hükmeden olmadan insanlar yaşayamaz ki