Game Of Thrones’da Karakter Hikayelerin Katliamı

Dizi biteli neredeyse bir sene oluyor ama öfke, bir türlü bitmiyor. Sanırım hala dizinin, asoiaf’ı nasıl katlettiğini kabullenemedik. Muhtemelen daha uzun süre de kabullenemeyeceğiz, yani bu pilav daha çok su kaldırır.

Kitapları okumamış dizi hayranları için temel eleştiri noktası, karakterleri için umdukları sonların olmaması ve dizinin kendi içinde çelişki ve saçmalıkları olsa da ASOIAF hayranları için bunlar ve daha fazlası var. Bunun başında da karakterler geliyor. Burada x karaktere hayranlıktan bahsetmiyorum (o da var elbette), hikayenin ve karakterlerin geneline karşı yapılanlara karşı eleştirilerden bahsediyorum.

Her kitap temelli dizi/film uyarlaması “zorunlu” değişikliklere gider; hikayeler kısaltılır, bazı kısımlar ve karakterler eklenemez. ASOIAF gibi birden fazla başrol ve geniş-karmaşık hikaye ağı olan bir kitap serisini diziye uyarlamak da elbette daha güç olacaktır. İlk birkaç yıl da bunu iyi bir şekilde başardıklarını söyleyebiliriz.

Lakin bir noktadan sonra düğmeler yanlış iliklenmeye başladı ve zincirleme tepki olarak arkadan gelen tüm düğmeler de yanlış iliklenerek nur topu gibi bir final sezonumuz oldu. Yani evet, 8. sezonun temeli yıllar önceki sezonlarda atıldı, en beceriksiz senarist bile son dakikaya kadar harika bir iş çıkartıp, böyle bir sezonu önümüze atamazdı; burada, karakterlerden vb. bahsetmiyorum sadece, hikayenin kendi içindeki tutarsızlıkları, yanlışlıkları ve anlam veremediğimiz tüm o şeylerden bahsediyorum. O kadar özensiz bir sezondu ki kahve bardağı ve su şişesi sahnelerini izledik.

Şimdi ana konumuza gelelim; karakterler. Seride bir sürü karakter var ve her birini eklemek mümkün olmasa bile hikaye akışını bozup, bu korkunç sonuca ulaşmamıza engel olacak kadar karakter ve hikayeyi senaryoya eklemeleri gerekirdi. Sorun şu ki mevcut karakterlerin bile gelişimleri ve hikayeler mahvedildi. Burada buna değineceğim. İçimi dökeceğim biraz da.

Jon Snow

GRRM’in büyük beşlisi olarak anılan, hikayenin kilit karakterlerinden biri. Onun kim olduğunu biliyorsunuz, hikaye özetine gerek yok.

ASOIAF Jon Snow, her bir kitapta kişilik olarak gelişim sergiliyor; büyüyor, olgunlaşıyor ve çıkmaz sokak gibi görünen sorunlar karşısında “çözüm” üretiyor; insanları öyle yahut bu şekilde ikna etme becerisi(bazen tehdit ile bu işi yapıyor) ve ara buluculuk yeteneği ile öne çıkıyor; insanları çevresinde toplayan “doğal lider” olarak göze çarpıyor. Gözünden hiçbir şey kaçmıyor, insanları tahlil etmede yetenekli. Genel olarak kimseye güvenmeyen, şüpheci bir karakteri var. Sorumlu ve bilinçli biri. Gerçeklerle yüzleşme konusunda -çoğu zaman- sorun yaşamıyor, birkaç noktayı saymazsak, genelde gerçeklerden kaçan biri değil. Onur-vazife için aşık olduğu kadını bir kenara koyabilecek biri. Politikadan anladığı gibi silah kullanmada ve komuta etmekte de iyi biri. Stannis ile yaptığı görüşmelerden savaş planları yapmada da iyi olduğunu -göreceli olarak-anlayabiliriz. Karşısındaki olan biten şeyleri en ufak noktasına kadar hesap etmeye çalışıyor ama riskler almaktan da çekinmiyor. Bol bol kumar oynadığını okuduk. Hırslı biri ama çoğu zaman onları bastırmayı seçiyor.

Karşımızda bir Mary Sue karakteri olmadığı için zaman zaman duygusallığa kapılıp hatalar yapsa da genel olarak “mantık” çerçevesinde hareket ediyor. Duygusal davrandığı olayların başında da “masum insan” olarak gördüğü kişileri koruma-kurtarma arzusu ve “kardeşi” var. Yani Jon Snow, masumlara zarar verenlere hoş tepki vermiyor ve ailesine /kardeşine düşkün. Melisandre’den, insanları yakarak öldürdüğü için, hoşlanmıyor ve güvenmiyor ama son kitapta Arya yüzünden “denize düşen yılana sayılır” misali, bel bağlıyor. Ailesine zarar verenlerden “intikam” istiyor.

Son kitapta öldürüldü ve biz onu öyle bıraktık. Bundan sonrası kitaplarda olacaklar hakkında yüksekle ihtimal tahmin olarak ele alınacak: Robb’un vasiyetine göre “Stark” ismiyle Kuzey Kralı ilan edildi. Bu da dirilmesinden sonra tahta geçeceğini gösteriyor. GRRM’in ölüleri, dirilince ciddi bir karakter değişimi yaşadığı için Jon’un daha sert, daha olgun, daha karanlık hatta belki daha acımasız bir karaktere dönüşeceğini ön görmek güç değil. Yabanılların saygısını ve nispeten sevgisini kazandığı için, onları da güçlerine katacaktır. Kardeşleriyle buluşacak ve kurtlar, Winterfell’e geri dönecek. Şüphesiz Ötekiler meselesi için savunma hattı oluşturmaya devam edecektir ama GRRM’i tanıyor isek ona sorunsuz bir krallık teslim etmeyeceği için kendi içinde sorunlar yaşayacak ve öyle veya böyle Dany, Tyrion gibi diğer beşli karakterlerle buluşacağı bir an gelecek ve asıl her şey o zaman değişecektir.

Elbette Jon’un kitapların başından beri bir warg olduğu ve Mahzen Mezarlar hakkında sürekli uyarı rüyaları gördüğünü unutmayalım. Warg olması muhtemelen ölüm-diriliş aşamasında önemli bir etken olacak ama elbette sadece bu konuda değil. GRRM, ulu kurtların önemine vurgu yapmıştı.

DİZİDEKİ Jon Snow ise ilk aşama kitaplardakine benzer şekilde yola çıktı; piçliğin ve dışlanmışlığın getirisi yüzünden “yükselmek” adına Sur’a gitti. Wight saldırısı ve Sur ötesi macerası da benzer ilerledi. Gelişim gösteriyordu ama Lord Kumandan olmasından sonra durum yavaşça değişmeye başladı(hatta öncesinde).

Jon’un kitaplarda “sınandığı” noktalar dizide birebir gerçekleşti diyemiyorum. Tamam, bir yaşlı adam ve vazifeyi aşka seçtiği şeyler gördük ve Stannis’in teklifini de gördük ama Jon için “teklifi reddetmek” oldukça kolay bir durumdu (en azından aksini düşünmek için bir şey görmedik) çünkü Jon Snow, sıfır hırsları olan bir karakter olarak karşımıza çıktı ki en başta Sur’a gelme nedenleri düşünülürse “zıt” bir işleniş. Evet, kitaplardaki gibi “onuruna-yeminlerine-vazifesine düşkün” ama kitaplarda “hırsları” ve “derin arzuları” olan bir karakter olduğu işlenmediği için o seçim anında çektiği sıkıntıyı, zorluğu ve içinde bastırdığı hırs ve arzuların ortaya çıktığını görmedik. Bunları yaşamayınca karakterde bir gelişim de görmedik.

Stannis ile olan ilişkisi ve onun varlığının yarattığı sıkıntılar da yoktu; ailesine zarar verenlerden almak istediği intikam; Arya’yı kurtarma isteği ve bunun için çektiği ızdırap ve onuru arasında da kalmadı. Bu ve bunun gibi sebeplerle yaptığı hamleleri göremedik. Oysa onun ileride dönüşeceği kişi ve yapacakları için çok önemli noktalardı. Sadece Yabanıllar meselesi vardı… Kitaplarda Yabanılları Sur’a alıyordu ama öldürülmesinin sebebi asla bu olmadı. Bu paragrafta bahsettiğim sebepler yüzünden zincirleme tepki ile meydana gelen olaylar, Jon’un ölümüne neden oldu. Elbette bunun için Çetinocak-Tormund sahnesini birleştirip, bir çok noktayı sildiler ki adamları tarafından öldürülsün.

Dirilişi sonrası karakterinde hiçbir gelişim ve bahsettiğimiz değişim olmadı hatta Sur’u terk etme istediği baş gösterdiğinde “güneye, ısınmaya giderim herhalde” diye saçma sapan bir boş vermişlik vardı; kardeş meselesi asla olmadığı için ki ölümüne sebep olan kilit nokta SArya olayıdır, böyle bir dert yoktu ama ihanet edenlerden intikam alma, ailesinin evini geri alma gibi bir şey de yoktu. Ötekiler için Yabanılları alıp, birleştirmek isteyen adam bir anda “hiçbir şey umurumda değil, beni rahat bırakın” diyerek güneye gidip, amaçsızca yaşamak istedi. Ötekileri unuttu.

Kitaplarda olmayacak olmasına rağmen Sansa geldi (muhtemelen kitaplarda onun yerine Arya rolü yapan Jeyne Poole gelecek ki bu bile çok büyük fark yaratacaktır) ve onu gaza getirerek evlerini almaları gerektiğini söyledi. Kız, baya baya oğlanı ikna etmek zorunda kaldı Ramsey’e karşı; oysa kitaplarda Arya’nın onunla evlendirileceği haberini duyduğu andan beri Ramsey’yi öldürmek istiyor ki ölümü öncesi de tam bu niyetle yola çıkacaktı.

Zar zor ikna edilen Jon, Kuzey lordlarının kapılarını aşındırarak yardım dilendi ama bir iki kişi hariç herkes Jon ve Sansa’nın yüzüne tükürdü. Kitaplarda “Starktan başta Kuzey Kralı tanımayız” diye, Stannis’e ayar çeken Küçük Mormont kızı bile bunlara atar yaptı ve Davos sayesinde ikna edildiler. Burada Jon’un ikna yeteneğinin olmadığını, vasat olduğuna işaret etmeme izin verin. İlk sezonlarda doğal lider resmini çizen adam, bu yeteneği ondan alınmış gibi kimseyi etrafında toplayamıyor, Tormund olmasa Yabannılları bile ikna edemeyecekti.

Piçlerin Savaşı… Sanırım en berbat sahnelerden biridir. Kitaplarda Jon’un plan yapma ve savaş yetenekleri ortada iken burada vasat bir performans sergiliyor; eğitimsiz biri gibi taktik falan olmadan saldırıyor ve üstüne Ramsey’yin gazına gelerek kolayca maniple edilebilen bir portre çiziyor. Saf, herkese inanan ve kolay güvenen ve doğru düzgün plan yapmadan,düşünmeden “oraya varınca düşünürüz bir şeyler” havasında bir Jon Snow var elimizde. Politika bilmiyor. Elbette Sansa’nın Jon’a hiçbir şey söylemeden Vadi ordusunu beklemesi ve Jon’u savaşa göndermesi ve o ordunun kolayca kuzeye girebilmesi gibi şeylere değinmeme gerek yok.

Kral olma sahnesi… Piçlerin yasal hakları yoktur. Piçlere güzel gözle bakılmaz. Böyle olsa idi Jon, en başta Sur’a gitme gereği duymazdı. Buna karşın Mormont gazlı bir konuşma ile hop Jon, kral seçiliyor. Soy ismi hala Snow çünkü o hala bir piç. Kuzey Lordlarının kaypak, yanar döner olması ve Stark hanesine özünde pek de sadık olmaması gibi bir çok korkunç detay var.

Manderly ve Glover hatta Mormont haneleri, (muhtemelen) Reed Hanesi ile büyük bir komplo yapıp Starkları tekrar başa geçirmek için uğraşırken kitaplarda; dizide, yüzlerine tüküren, kaile almayan “bas git, sizin için daha fazla ölmek istemiyoruz” diyen, hainlere döndüler. Boltonlardan çok bir farkı yok bu konuda ki Kırmızı Düğün’de öldürülen adamları ve ailelerinin sorumlularından birinin Bolton olduğu gerçeğine karşı arkalarını dönüp “Kuzey Unutmaz” mottosunu bir anda nasıl boşa çıkartıp, yok saydıklarını gördük.

Kuzey ve Jon Snow hikayesi temelden bir katliama uğradı; bir gelişim gösteremediği gibi Jon, gerilemeye başladı ve daha ezik ve kardeşinden tut başkaları tarafından atar yiyen, sözü kesilen ve kimseyi ikna etmeyi geç iki kelam edemeyen biri oldu çıktı. Kuzey’de gerçekleşen-gerçekleşecek tüm hikayeler çöpe atıldı, bir kalemde silindi. Yüzeysel ve saçma sapan bir şey, yemek diye önümüze kondu. Jon’un warg olması, ulu kurdun varlığı(Hayalet’i gördüğümüz sahne sayısı sınırlıdır, resmen zoraki tuttular hayvanları) ve mahzen mezarların gizemi gibi bir çok şey de dizide çöp kutusunda yerini aldı. Yani dizide, sandığınızdan çok daha fazla şey değişti ve yok edildi. Elbette bunları taht oyunu ve Şafak Savaşındaki etkileri de.

Dizide de mevcut karakterin zıttı şeyler var, resmen D&D karakterlerin geçmişini unutmuş ya da umursamamış gibi yeni bir karakter karşımıza atıp durmuş; İnsanları korumak ve vazifesi için aşkından vazgeçebilen biri Dany’e aşık olunca yavru köpek gibi peşinden gidip, sorgulamadı ve yaptığı katliamdan sonra bile onun için bahaneler uydurmaya çalıştı. Oysa Melisandre’yi Shireen’i yaktı diye sürmüş, dönerse kafasını keseceğini söylemişti, şimdi ise 1 milyon insanı yakmış bir kadını “başka çaresi yoktu, zorladılar” mantığı ile savunma derdine düştü. Allah’tan ailesine-kardeşlerine olan sevgisi devam ediyordu da onların ölüm tehlikesi karşısında ancak harekete geçti. Yoksa öyle devam edecekti. Kitaplarda Ygritte bir katildi, Jon’un gözleri önünde masum birini öldürdü ve Jon onu sevmeye devam etmesine rağmen bu yaptığını elbette kabullenemiyordu; dizide ise resim ortada. Gerçeklerle yüzleşemeyen, görmezden gelen, mantıktan ziyade duygularıyla hareket eden biri. Sorun çözme becerisine dair elde tutulur pek bir şey de yok.

Jon karakteri bilhassa son sezonda tamamen figüran hale geldi. AA kehaneti meselesi tamamen fos çıkmasını bir kenara atarsak (Melisandre için bile bir anda unutulmuş gibi, 7. sezonda hala AA diyordu) zafer kazanamayan, bunda çok da bir katkısı olmayan kilit büyük beşli olmaktan tamamen çıkmış, köşede Gri Solucan’ın ve Dany’nin yardımcısı olarak vazife yapmıştır.

Aile kimliğinin “Büyük Savaşta” ya da “taht” meselesinde hiçbir işe yaramadığını görünce “meşru bir Targ olması ne işe yaradı?” sorusu cevapsız kaldı. Bu koca twist sırf Dany’yi zor duruma düşürmek için miydi? Bir adet taş mıydı? AA’yı fos çıkartan D&D için, bu cevap yeterli olsa gerek ama bizim için değil. Elbette şahsen Jon’un kimlik bulanımına girmeden bir anda her şeyi kabul etmesi, kim olduğu ile ilgili sorun yaşamaması (daha doğrusu ne gibi bir sorun yaşadı pek anladım da diyemem) da eksiklerden biri; doğru düzgün yansıtılamadığı gibi zaten kitapta en büyük twist olan bu bilgi,dizide çok önemsiz bir ayrıntı olarak görüldüğü için üstünde de durulmadı. Onun yerine seks sahneleri izledik. Evet, seks çok daha önemlidir ki böyle beş para etmez finali bol bol seks ve seks konuşmaları ile doldurup, seyirciyi bağlamaya çalışmış olmaları şaşırtmaz. (Genel olarak dizide bu konularda o kadar gereksiz hatta uzun sahneler var ki…! O sahneler yerine çok daha güzel sahneler işlenebileceği gerçeğini düşününce…!)

Arya Stark

GRRM’in kilit büyük beşlisinden bir diğeri. Bizim dişi kurt.

ASOAF Arya Stark, ilk POV’dan bu yana feminist bir karakter portresi çiziyor ki GRRM’in onu, gençlik yıllarında tanıdığı feminist kadınlardan ilham alarak çizdiği düşünülür ise şaşılacak bir nokta değil. Arya ailesine düşkün, adalet duyusu yüksek, arkadaş bellediklerine sadık, ağabeyi Jon’a aşırı sevgi besleyen biri. Oldukça da zeki olarak tanımlanıyor. Ayrıca vahşi bir doğası ve öfkeli bir tabiatı vardır. Ablası Sansa ile hiç anlaşamaz. Yaşının ötesinde bir olgunluk var. Sezgileri kuvvetli. Dikkatli. Gözlem yeteneği güçlü. Hızlı öğrenen biri. Soyluların aşağı tabaka dediği köylü halk ile iyi anlaşan, onlarla zaman geçirmeyi seven ve çabuk arkadaşlıklar kuran rahat biri. Leydi olmak gibi arzusu ve derdi yoktur, o sadece Arya olmak ister ve olmak istediği her şey…

Kral’ın Şehrinden kaçtığından beri evine, ailesine dönme çabası içerisinde ama kader ağlarını örmüş bir şekilde; Braavos’a kadar uzun bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk sırasında bir çok masumun ölümünü, işkenceye uğramasına şahit olur; özetle halkın, savaşta nasıl acı çektiğini Arya’nın POVları sayesinde görüyoruz. Ailesinin ölüm haberleri ile birlikte de iyice yalnızlığa düşer. Jon dışında hiçbir ailesi kalmamıştır ve o da yanında değildir; tek başına hayatta kalmak için öldürür, kaçar, gizlenir ve öğrenir. Jaqen ile tanışması muhtemelen dönüm noktalarından biri çünkü bu, onun Braavos’a gitmesine neden olur(her ne kadar Sur’a Jon’un yanına gitme amacıyla yola çıkmışsa da). Burada FM olmak için eğitim alır ve tabiri caiz ise usta bir casus/suikastçı gibi yetişmeye başlar, diller öğrenir ve nasıl rol yapacağı hakkında dersler alır; yüz değiştirmek ve diğer şeyler… Her şey de tek bir şey içindir; ailesini öldüren, arkadaşlarına zarar veren herkesten “intikam” almak. Arya her geçen gün biraz daha karanlık ve acımasız hale dönüşerek tehlike boyutu artan bir karaktere dönüşüyor.

Braavos, Arya’nın karakter dönüşümünde çok önemli duraklardan biridir; burada edindiği yetenekler ileride Westeros’a döndüğünde, Buz ve Ateşin Savaş’ında ve diğer şeylerde faydalı olacak şeyler. Hikayesi, taht oyunlarından vb. şeylerden uzak gibi görünse bile Stannis’in Demir Banka tarafından desteklenmesi ve Cersei’ye karşı harekete geçilmesi gibi konularda parmağı var. Onun hikaye akışında olacaklar ve savaştaki rolü “gizem” barındırsa da kilit beşliden biri olması dolayısı ile olumlu/olumsuz etki edecek bir rolü olduğunu söylemek kolay.

Jon gibi o da bir warg ve Nymeria ile olan bağı güçlü.

DİZİDEKİ Arya Stark ise ilk aşama kitaptakine benzer şekilde yola çıksa da zamanla ve hızla hikayesi ve karakteri deşilmeye, kesilmeye ve kısaltılmaya başlandı. Aslında öyle bir hale geldi ki dizideki gereksiz karakterlerden birine dönüşüyordu… Bu kız ne işe yarayacak? sorusunu bir Arya hayranı olarak sormadan edemedim. Kitaplarda Frey işini ölüp dirilen annesi halledecek iken dizide bu vazife Arya’ya verildi ama ondan sonrası yok gibiydi.

Kitaplarda olan dua listesi bile dizide değişik idi; Melisandre ile karşılaşıp onu listeye ekledi, Thoros ve Beric’i de ama Tatlı Raff gibi karakterler yoktu; bazı karakterler birleşip tek hale geldi. Çıkarılan ve birleştirilen karakterleri anlayabilirim ama gereksiz eklemeler niye? Cellat Payne’nin varlığının unutulduğuna dikkat çekerim ki bu kız, listede birini gördüğü anda harekete geçip öldürüyor ama Beric ve Melisandre’yi gördüğünde öylece bakıyor. Tamam, ortamı düşünür isek anlaşılabilir bir nokta olabilir.

Kitaplarda herkes ile arkadaşlık kurabilen cana yakın kız nerede, dizide kasıntı halde dolanan Arya nerede? Braavos eğitimi ve maceraları bile neredeyse tamamen silinip atılmış ve önemsiz hale getirilmiş; dizide, izleyiciyi eğlendirmek adına(ve karakter biraz orada oyalansın diye) eklenmiş sahnelerden öteye gitmedi. FM’nin onu durduk yere salıvermesi ama arkasından hiçbir şey çıkmamasına ne demeli? Herkes girip çıkabilir mu? Ne güzelmiş.

Bununla da sınırlı değil; SArya sahneleri; Jon ve Arya arasındaki ilişki açısından da önemli bir sahneydi ama Arya’nın rolleri ondan alınıp Sansa karakterine veriliyor. Arya, Westeros’a geliyor ve doğrudan Cersei’yi öldürmek için KL yoluna düşüyor ama aklına Jon gelmiyor, oysa kitaplarda sonuna kadar onun yanına gitme derdindeydi bu kız. Al Turta olmasa, kızın bir numaradan da haberi yok; Jon’a ne olmuş etmiş, umurunda bile değil, aklına gelmiyor.Yani eşsiz bir bağa sahip Arya-Jon ilişkisi de sıradanlaştırılıyor hatta önemsiz hale getiriliyor. Son bölümde Yara’ya bir tehdit etmekten başka bir şey yapmıyor Jon için. Kitaplardaki Arya, babası için bile Jon’a asla ihanet etmeyecek biri iken dizideki Arya, Jon için elle tutulur bir eylemde bulunmuyor; o FM yeteneklerini konuşturup (atıyorum) Gri Solucan’ı öldürüp işini bitirmiyor. Yahut aynı yetenekleri Dany’yi öldürmek için de en başta kullanabilirdi. Dizide NK gibi birini öldürtenler(ki iki üç sene öncesinde son anda karar verdikleri bir olay), onu da hayli hayli yapabilirdi; Dany, KL’yi yaktıktan sonra bir katili gözlerinden tanıyan Arya, keşke en başta tanısa da bir şey yapsaydı.

Arya’nın sezgileri yok, gözlem yeteneği sıfır, Waif yanına geliyor, o yüzü daha önce görmesine rağmen anlamıyor ve delik deşik ediliyor, mesire alanındaymış gibi Braavos manzarası izliyor. Kitaplardaki “Kadınlar da önemlidir” sözünden “Çoğu kız aptaldır” sözüne geçiş! Feminizm temsilciliği yok edildi. Çok da zeki olduğunu söyleyemem, buna dair bir şey göremedim. Ortalama bir şey işte. Dizi sonunda da ailesi çok da umurunda olmayarak bir anda içinden çıkan Elissa Farman ile ailesini terk ediyor, Jon’u kaderine bırakıyor ve basıp gidiyor. Dizideki Arya, kitaplardaki Arya’ya baştan aşağı ihanet eden biri.

Elbette D&D’nin Arya karakterini tomboy kız gibi gösterme çabası ile çirkin tutmak gibi bir çok yan nokta da var. Feminen görünmesin diye baya çabalamışlar. Kitaplardaki Arya ise tam tersi bir gelişim göstermekte. Arya’nın warg ve Nymeria hikayesini de çöp ettiklerini unutmayalım. Kurtlar ve isimlerin manası gibi FS olan noktalar bile çöp.

NK’yi öldürme işini “kilit karakter” olayına bağlamayı düşündüm aslında ama sırf millet “zaaaa” olsun diye Jon’a öldürtmek yerine başka birine öldürtmek gibi dahice(!) bir kararla Arya’ya öldürttükleri için sayamıyorum. Yani kitaplarda olmayan bir NK’yi öldürme işini Arya’nın hikayesi olarak öne süremeyiz kitaplarda. Ben süremiyorum.

Doran ve Marteller

ASOIAF’taki Doran ve Marteller, 15-16 seneyi ince bir intikam planını ile dokuyarak geçirdiler. Doran, görünüşte pısırık, savaşmaktan deli gibi korkan ve barış için bütün tavizleri verebilecek dikkat çekmeyen bir prens gibi görünürken aksine kurnaz ve çok zeki; kimseye kolayca güvenmeyen, geniş bir bilgi ağına sahip olduğu için -bilhassa Dorne içinde- olan bitenden her daim haberdar olan, tehlikeli bir taht oyuncusu. Cersei tarafı için en büyük tehdit, şu an Marteller. Doran, kardeşlerinin ölümü sonrasında piç yeğenlerini KL’de vazifelendirir; kızı Arienne’yi Aegon’a; oğlu Quentyn’i de Meereen’e Dany’nin yanına gönderir. Kazanacağından emin olana kadar planını sıkı dokuyup ince eleyecektir. Tedbirlidir. Her zaman tedbirlidir. Muhafızı Hotah, Dorne’daki en iyi savaşçıdır ve prensini çok iyi korur.

DİZİDEKİ Doran ve Marteller ise kitaptakinin aksine sıkıcı, sıradan ve hiçbir işlevi olmayan bir hane. Bir tek Oberyn ilgi çekici ve kitaba sadık görünüyordu ama onun dışında hiçbir Martell sahnesi, kitaplara sadık değil. Doran’ın sadece bir tane yetişkin oğlu var. Savaş istemiyor. Yani kitaplarda “mış” gibi yaptığı şeyler, dizide birebir gerçek. Zeki değil, pısırık, Elia ve yeğenleri de ne? Çok önemsiz, kim niye alsın ki intikamlarını? Tedbir sıfır. Bırak Dorne’daki olan biten şeyleri daha yanı başındaki kadının ve çocukların ne yaptığından, ne planladığından bihaber. Eleria’nın karakteri bile barışçıl bir kadından intikamcı bir kadına dönüşmüş halde, Oberyn’nin intikamını almak için Oberyn’nin yaşayan tüm ailesini öldürür, mantığa bakar mısın? Ve evet, Dorne lordlarının bununla hiçbir derdi yoktur. Onlar, kendilerinin piçlerin yönetmesine izin verir. Eee kuzey kendine piç kral seçti, onlar niye piçlerin darbesini kabul etmesin ki?

Euron Greyjoy ve Greyjoylar

ASOIAF’taki Euron narsist bir psikopat; tanrı olmak isteyip, herkese egemen olma amacı ile büyüler, kehanetler ve ejderhalar peşinde gidiyor. Ötekiler sonrası kitaplardaki en tehlikeli ve en gizemli karakterin başında geliyor. Oldukça zeki ve planlı hareket ediyor; doğal bir lider, insanları sözleriyle büyüleyip, yönlendirme konusunda tam bir usta. Onun hediyeleri zehirlidir. Büyük amaçları için büyük planları var.

Asha ve Theon, kendi şeytanları ile savaşan iki kardeş. Theon, Jon gibi bir konumda ama onun tersine hırslarına yenik düştüğü için kötü seçimler yapan ve sonunda bundan pişman olmasını sağlayacak olaylar yaşıyor. Asha ise Euron’dan kaçarak kuzeye sığınıyor ki bundan sonraki hikayesinin kuzeyde, Starklarla olacağını ön görmek için haklı sebeplerimiz var. Asha, feminen bir savaşçı kadın. Olduğu yere tırnakları ile kazıyarak hak ederek geldi.

Vic. ailenin kalın kafalısı, kibirli ve hırslı çocuğu ve Euron’dan nefret ediyor. Bu nefret, onu Meereen’e gidip Dany ve ejderhalarına sahip olması için teşvik ediyor.

Aeron, Euron tarafından suistimale uğramış küçük kardeş. Bir rahip. Diliyle herkesi dinletmesini bilen saygı duyulan biri ve Euron için bu özelliği tehlikeli olduğu için alıkonuldu. Tahmin diyorum ki bu özelliğini bir şekilde ileride kendi lehine kullanabilir.

DİZİDEKİ Euron, kitaplardaki ile sadece isim benzerliği taşıyor. Dany peşine düşmeye niyetlenmiş iken yeğenleri önce davrandı diye ejderhaları bir kenara atıp, bir kraliçe ile yatıp evlenme uğruna Cersei’ye dadanıyor ve sonrasında da uçkuru ile hareket eden biri olarak onun kuklası oluyor. Bu yüzden sadece isim benzerliği var dedim, kitaplarla azıcık bile benzerlik yok. Klişe bir psikopat portresi çiziyor ve mal gibi gelip mal gibi de ölüyor. Üstüne yorum yapmaya değmez bile.

Asha tam bir hayal kırıklığı; kitaplarda erkek hayranları ile çevresi sarılmış çekici ve feminen bir kadın iken dizide “gideyim de şu kadınının a…mına çakayım.” diye erkek gibi hareket eden, düşünen ve erkeklerle işi olmayan bir şey olarak önümüze çıkıyor. Şey dedim çünkü ne olduğundan emin değilim, dedim ya erkek gibi hareket edip-konuşan ve düşünen biri ama kadın bedenine sahip…Kadın olmaktan memnun olmayan bir karakter mi bu? D&D’den kadınlar açısından her türlü art niyeti bekler hale geldiğim için ister istemez soru işaretlerim oluyor.

Asha, Asha bile değil, o Yara. Asha ve Yara çok farklı iki karakter, Asha’da saygı duyulup takdir edilecek çok şey varken Yara’nın hiçbir şeyi yok. Dizi sonunda Demir Adaların kraliçesi olduğunu unutup, ölü kraliçesinin(?) intikamını alma için tehditler yağdıran boş ve ne halta yaradığı belli olmayan; dizide kurtarıldıktan sonra ortadan kaybolup, son bölümde ortaya çıkan gereksiz ve minnak, etkisiz bir karakter. Euron karşısında bile ne kadar beceriksiz olduğunu gösterdi. Ciddi anlamda fazlalıktı. Sanırım Dany’yi Westeros’a taşımak için gemi teslimatçısı kız olmak için vardı.

Vic dizide yok, Aeron bir göründü bir kayboldu. Olan biteni umursamayan, Euron ile derdi olmayan, kendi halinde sıkıcı bir figüran daha. Dizi bittiğinde herhalde hala deniz suyu içiyordur.

Özetle dizideki Greyjoylar pek bir etki ve önem alanına sahip olamadı, bir iki sahne dışında. Oysa kitaplarda -bilhassa Euron- gerçek manada bomba etkisi yapması beklenen bir karakterdi. Muhtemelen Diyar’ı parçalayacak kişidir. Dizide? “Hep bir kraliçe ile evlenmek istemiştim” diyen bir süs balığı.

Bran Stark

Kilit beşliden…

ASOIAF’ta Bran çok güçlü bir yeşil gören ve muhtemelen BR ve Şarkıcılar tarafından Buz ve Ateşin Savaşı’nda önemli bir rol için yetiştiriliyor. Bran POVları büyü POVları ile aynı şey, serinin büyülü kısmını temsil ediyor. (Diğer kısmını da Ötekiler ve sonra R’hllor tarafı temsil ediyor) Şirin, sıcak kanlı ve herkesin kolayca seveceği bir çocuktur Bran. Hayallerinden vazgeçip kaderin onu götürdüğü bir yolda ilerlemek zorunda kalmıştır. Durumun daha ciddiyetinin farkında değil bence ama varacak… Nasıl yapacak bilmiyoruz ama Bran’ın savaşta kilit bir rolü var ve “kazanmak” için yardım edecek.

DİZİDEKİ Bran’ın hikayesi diğer karakterler gibi ilk aşama benzer gitse de Sur ve ötesi macerasında biraz değişimler gördük ve sonra Şarkıcılar ile buluştuğunda karşısındaki BR midir yoksa herhangi biri midir, hala anlayamadığım yaşlı bir yeşil gören ile tanıştı ve onu eğitmeye başladı. Seride sanki Üç Gözlü Kuzgun diye bir unvan varmış da bu da yeşil görenlere aitmiş gibi(ve onlar da 100 yılda bir geliyormuşcasına) lanse edildi ve Bran, bir sonraki Kuzgun olarak Dünya’nın hafızası vazifesini gördü. NK diye kitaplarda olmayan bir karakter de onu öldürüp komple buna son vermek istiyormuş; böylece hafıza yok olacak vs.

Baştan sonra saçmalık. Kitaplarda bu, kesinlikle yok. Kuzgun bir unvan olmadığı gibi BR’nin lakabı Karga, kuzgun değil. Dünya’nın hafızası Büvet Ağaçlarıdır, yeşil görenler değil ve o mağarada başkaları da var hatta muhtemeldir ki Yüce Yürek Hayaleti ve Melisandre bile yeşil gören (kırmızı gözler yeşil gören alametidir).

Bran, dizide robota döndü. Duygusuz bir şey. Bran artık Bran bile değilmiş; lord veya benzeri bir şey de olamazmış, öyle demişti. Geçmişte yaşayan biri var, özenilecek bir şey değilmiş. Öncelikle kendinden önceki gayet duyguları olan biri iken ne oldu da bu, böyle FM gibi kimliksiz hale geldi? Sanki FM’den eğitim alan Arya değil de Bran, o olsa uygun olurdu cidden. Diğer yandan “benden bir şey olmaz” diye oğlan, dizinin son bölümünde krallık teklif edildiğinde “bunca yolu niye geldim sanıyorsun?” diye nasıl cevap verir? Dizi başından beri Yaz dahil herkes bunun yüzünden ölürken; Sur’un geçilmesi bile (bir yerde) bunun yüzünden iken… Arya’nın yapacaklarını bilip ona göre pozisyon alan ama Dany’nin yapacaklarını görmeyen(yahut söylemeyen mi?) bu çocuk… Resmen dizinin asıl kötüsü bu oğlanmış, dedirtmedi mi size de?

Kitapta Bran’ın Şarkıcılarla sadece 2 bölümünü gördüğümüz için karakter gelişimi ve hikayesinin ne olacağından çok emin değiliz ama böyle bir şey olmayacağından eminim, sadece “kral” olacağı bilgisi doğrulandı ama onun da dizideki saçma sapan yöntemle olacağını sanmıyorum.

Tyrion Lannister ve Lannisterlar

Kilit beşliden biri.

ASOIAF’ta Tyrion, Tywin kadar zeki bir karakterdir. Küçük Şeytan lakabını sonuna kadar hak eden, acımasız şeyler yapmaktan çekinmeyen ama vicdanı olan beyaza çalan bir gri biri. Çok iyi bir taht oyuncusu olmakla beraber kilit beşliden biridir.

Hanesini genel olarak seven ama ailesinden sadece Jaime ve Gerion’a düşkün olan Tyrion’un Cersei nefreti hat safhadadır; babasının Tysha gerçeğinden sonra da onu öldürmekten çekinmeyip, vicdanı sızlamayacak kadar nefret ettiğini gördük. Aynı gerçek yüzünden Tyrion da Jaime’ye karşı nefret besler oldu. Özetle ailesi ile ilgili bu ayrıntı, onun hanesine dönmesine ve düşman tarafına geçmesine neden olmuştur. Şimdi istediği şey; Cersei ve Jaime’den intikam almak ve doğum hakkı olduğuna inandığı Kaya’yı ele geçirmektir.

Tyrion’un kraliyet ile dertleri vardır, onlara güvenmez ve hoşlanmaz hale gelmiştir ama onları kullanmaktan da çekinmeyecek biridir. Sürekli kurnaz şekilde planlar yapan, Aegon’u bile maniple edip Batı’ya gönderip, halası Dany ile arasında fersahlar koyan biridir Tyrion. O, amacına ulaşmak için her şeyi yapar ve herkesi kullanır. Uçkur düşkünlüğü çok dert açtığı da bir başka gerçek elbette.

Lannister Hanesi, Freylerden sonra en geniş hane desek yalan olmaz. Geniş bir soy. Cersei kendini dişi Tywin gibi görürken Jaime aşk sarhoşu olarak sadece Cersei’yi düşünür ama zamanla gözleri açılır ve onu terk eder. Cersei hırslıdır ve kadınlığını kullanarak erkekleri kullanır. Çoğu okuyucu onu aptal olarak değerlendirir. Burnunun ucundaki tehlikeyi görmeyip, eylemlerinin sonucunu iyi hesap edemediği de ortada. Çok iyi bir taht oyuncusu değildir, planları genelde kötü sonuçlanıyor.

DİZİDEKİ Tyrion ise benzer şekilde hikayesine başlasa bile Tysha hikayesi çıkartıldığı için Jaime ile düşmanlık söz konusu olmadı ve babasını sadece ona ihanet etmiş bir kevaşe kadın için öldürdü. Ona “kevaşe” denmesinden hoşlanmaması gibi şeyler… Tyrion’un aptallaşmaya başlamasının işaretleriydi. Essos’a gittiğinde Tyrion amaçsız ve koy vermiştir. Nerede o hırslı taht oyuncusu Tyrion? Nerede o kurnaz planları ile herkesi alt eden küçük şeytan? Nerede ailesinden intikam alıp Kaya’yı almak isteyen? Yok. Zeka seviyesi git gide düşmeye başladı ve sonunda sıradan biri oldu çıktı. Sadece ağzı boş boş laf yapan biri vardı karşımızda. Gerçekten… boş şakalar, boş laflar… bunlardan ibaretti Tyrion.

Dizide Tyrion-Dany ilişkisi, kitaptaki Tyrion karakterine ve düşüncelerine bakınca çok zıt geliyor. Tyrion’un kolayca birine hayran olup, peşine gitmesi zor; hele ki kraliyet üyeleri hakkındaki düşünceleri düşünülürse.

Tyrion’un ailesi -bilhassa ablasıyla- olan ilişkisi (gerçi Lannisterlar sadece ikizler, Tyrion, amca ve oğlu Lancel’den ibaretti) komedi noktada idi. Ablasına sevgisi depreşmişti, onu korumak istedi, çocuğunu korumak istedi (kitaplarda çocuklarını ona karşı kullanmak istedi, elleriyle öldürmek istedi); Jaime ve Cersei için Dany’e karşı geldi.

Jaime ve Cersei’nin ilişkisi sonuna kadar aynı kaldı, Jaime’nin gözleri açılmadığı gibi Lancel dışında Cersei’nin Jaime’yi boynuzladığını görmedik. Zeka seviyesi bir anda üstlere çıkan bir kadın vardı. Kitaplarda ana kötü karakterlerden biri demek güç, hele ki Ötekiler ve Euron varken ama dizide Ötekilerin bile önüne geçti. Cersei, çocukları yok iken 7K kraliçesi olmayacak olması gerçeği de ayrı ama sayısız mantıksız ve saçma şeyin yanında bu ne ki?

Kuşkusuz Tyrion’un zeka geriliği ve ailesine karşı bir anda depreşen sevgisi, Cersei’nin yükselen zekası ve Euron gibi olaylar tamamen kitaplarda beklenen Ejderhaların Dansı 2’nin Ejder-Aslan Dansı olarak değiştirilmesinden kaynaklı. Cersei’nin zekası ve gücü, Dany karşısında yetersiz kalacağı için, durumu eşitlemek için böyle saçma sapan şeyler yaptılar. Bu da beraberin bir çok saçma ve mantıksız şeye sebep oldu.

Diyar’ı şekillendirecek kilit beşliden biri olarak Tyrion’ın diğer beşli üyeleri ile hatırı sayılır bir etkileşimi ve faydası olmadığı ve Büyük Savaşta etkisiz eleman olduğu da görülüyor.

Kitaplarda muhtemelen dört çocuk arasındaki yegane yetişkin zeka olarak, onları bir araya getiren, birleştiren ve etkileyen kişi olarak karşımıza çıkacakken dizide bunu göremiyoruz. Sadece Bran’ın kral olmasında payda sahibi oldu(“Kimin hikayesi onunkinden daha güzel?” D&D bizimle dalga geçiyorsun, değil mi?). Belki Jon’u Dany’yi öldürmesi konusunda ikna konuşmasını da “payda” diye öne sürebilirsiniz ama Jon ikna olmamıştı, onu ikna eden “kardeşlerinin tehlikede olması” gerçeğiydi.

2 Beğeni

(SINIRI AŞTIĞIM İÇİN…)

Varys ve LF

ASOIAF’ta Varys ve LF, en saygı duyduğum karakterlerdendir çünkü çok zekiler ve harika birer taht oyuncusular. İkisinin de gizemleri, sırları ve entrikaları var. Maniple ediyorlar, oyun kuruyorlar… Varys’ın ne istediğini sonunda öğrendik; kral olarak birini yetiştirmekte ve tahta onu geçirme arzusunda. Uzun yıllardır ilmek ilmek işlediği bir plan… Kartlarını gizli oynayan, dostu Illyrio dışında kimseye güvenmeyen ve duygusal hareket etmeden yapılması gereken ne varsa çekinmeden yapan bir adam.

LF’nin ne istediği şu an belirsiz olsa da “güç” olduğu aşikar. Lannister-Stark savaşının mimarı konumunda olan LF’nin zekice olduğu kadar büyüleyici de olan politik, bol entrika kokan hareketleri okuyucular olarak ağzımızı sulandırıyor. Sizi bilmem ama kendisinden güzel sahneler bekliyorum.

DİZİDE ise Vadi ve LF planları gibi şeylere gelince… LF’nin herkes gibi tahta oturma arzusu olan bir karakter olarak öne çıktığını görünce (bunu nasıl başaracağı da cevapsız), LF karakteri bir anda benim için sıradanlaştı ve Vadi sahneleri de manasızlaştı ki zaten ortada Vadi entrikası namına da bir şey görmedik. Onu da silip attılar. LF çok bariz saçma sapan hatalar yaparak lak diye öldü. Tamam, onun işinin kitaplarda da Kışyarı’nda Starkların elinden olmasını öngörüyorum ama ne bileyim bu kadar sıradan ve basit bir şekilde değil.

Varys… Tyrion’u Essos’a kaçırana kadar kitap hikayesine nispeten bağlı giden bu karakterin, Tyrion gibi vasıfsız ve yeteneksiz ve gereksiz bir fazlalığa dönüştüğünü söylemek gerekiyor. Sebep? Bir üstte söylediğim ile aynı; Cersei tarafındaki güç dengesini denkleştirmek… En az 20 yıldır kimsenin dikkatini çekmeden, herkesi ayakta uyutarak ve zekice hareket ederek planlarını yapan ve Diyar’da yeri oynatan adamın, son sezonda acemi hatalar yaparak, ağzı boş boğaz şekilde kartlarını açık oynayarak ölüme gitmesi onu oynayan oyuncunun dahi hiç hoşuna gitmediği aşikar.

Bir Cersei için Tyrion, Varys hatta Euron’un bu şekilde harcandığını görünce ister istemez kitaplardaki konumunun dizidekinden daha aşağıda olacağını düşünüyorum. O zaman soru şu, dizide neden Cersei için bu kadar uğraşıldı? Cevap basit sanırım; katledilen onca karakter ve hikayesi; diziye eklenmeyen onca konu ve olaylar zinciri… bizi Cersei Lannister’a mahkum etti.

Sansa Stark

ASOIAF’ta Sansa, zor öğrenen ve kolay yönlendirilen bir yapıya sahip. Aslında bir noktadan sonra bazı gizli kapaklı işleri çözebilmeye; LF’nin yüzünü de görebilmeye başlayacak kadar zeki bir karakter olsa da gerçekleri göz ardı ederek yok sayması, kendi hatalarıyla yüzleşmekten kaçması gibi etkenler yüzünden piyon konumunda ilerlemekte. KL’de olan bitenlerden sonra GRRM onun atamasını Vadi’ye yapıyor; böylece biz de LF’nin iç yüzünü öğrenmek, amacını çözmek adına fırsat buluyoruz.

Aslında Sansa’nın Ned ve Joff meselesi dışında hikayede ciddi bir rolü daha olmadı. Onun var oluşu Arya’nın foili olması ve KL ile Vadi sahnelerini görebilmek. Mevcut hikaye gelişimi -şimdilik- LF (vadi) meselesinin açığa çıkması ve bir ihtimal Jon’un hükümdarlığındaki öngörülen sorunlardan biri şeklinde görülüyor. Muhtemelen Vadi entrikalarında da önemli bir rolü olabilir. Kitaplar çıkana kadar net bir şey diyemiyoruz.

DİZİDEKİ Sansa karakter gelişimi olarak aslında kitaplardaki ile uyumlu ilerliyor gibi ama dizidekinin kitaplardan daha zeki ve kurnaz olduğunu düşünüyorum. Gözü daha bir açık. Elbette bütün bunları tecavüzüne borçlu, tecavüze uğramasaydı asla böyle güçlü bir kadına dönüşemezdi(!) Bunu bizzat onun ağzından duyduk; Sandor-Sansa konuşması baştan aşağı mide bulandırıcı idi. Sansa hayranları başta olmak üzere feministlerin bu sahne için ayaklanması gerekiyordu ama sessizlikten başka bir şey görmedik. Sanırım GoT tarihindeki sahnelerin en korkuncu olarak tepe yerini almıştır. D&D’nin tecavüz takıntısı üstüne söylenecek çok söz var ama yeri değil.

Tecavüz demiş iken… Ramsey’e geçiyoruz. Kitaplarda Jeyne Poole, LF tarafından sahte Arya rolü oynaması için Tywin’e veriliyor ve o da Roose’un piç oğlu ile evlendiriliyor. Jon, bu kızın Arya olduğunu sanarak 1001 çeşit kumar oynuyor ve sonunda öldürülüyor. Kuzeyin bazı lordları, Arya için Bolton’a ayaklanmış durumda ve onu kurtarmak istiyor. Evet, bu kız Ramsey tarafından tecavüz ve şiddete uğruyor. Bu Arya rolü de sadece “tecavüz” sahnesi kullanılarak Sansa’ya veriliyor. Arya hayranlarının tepki verdiği şeylerden biridir, onun rollerinin çalınması…

D&D’nin açıklamasına göre bunu yapma sebepleri Sansa’nın büyük bir rol sahibi olmalarını istemeleri ama Sansa’nın kitap hikayesine sadık kalırlarsa bunu yapamayacaklarından dolayı başka bir karakter için var olan sevdikleri bir rolü ona yazmada çözüm bulmuşlardır… Böylece Sansa, kuzeye geldi ve Boltonların yenilgiye uğratılması için yukarıda bahsettiğim(Jon maddesi) mantıksızlıklar ve uyuz noktaları ile Vadi ordusunu getirerek abisi KK olurken, kendisi de böyle bir terimin ve konumun olmamasına rağmen Kışyarı Leydisi oldu ve sonrasında da kuzey, tüm güney lordlarının gözü önünde itirazsız (Yara bile mal mal baktı, oysa Dany ile bağımsızlık anlaşması yapan o değil miydi? Ona ne oldu?) bağımsız yapılarak Sansa’ya verilip, KK oldu. 6. sezondan beri Starklara kazık atan, yüzlerine tüküren, kaypak olan yanar dönerli kuzey lordlarının, savaşta da ortalıkta görünmediği gerçeğini göz önüne aldığımızda (Bebe Umber ve ödlek gibi koşarak kaçan ve ölen Alys Karstark ki katledilen bir başka karakter ve Leydi Mormont’u saymıyoruz.) hiç bir şey olmamış gibi gidip yeni kraliçelerine kadeh mi kaldırdı yani? Dikkat Sansa, iki gün sonra canları sıkılır boğazını keserler ve yerini alırlar. Dizidekilerin hepsi korkak ve birer Bolton kılıklı!

Genel olarak Sansa’nın ki bir karakter katliamından ziyade bir hikaye katliamıdır.

Dany Targaryen

Kilit beşliden…

ASOIAF’ta Dany, masum ve saf; hiçbir şey bilmeyen ve hırsları olmayan; sadece evini ve yaşayamadığı çocukluğu isteyen genç bir kızdan başlayarak adım adım, ilmek ilmek işlenerek gelişti ve büyüdü; ejderhalardan sonra attığı her adımda güç olarak büyüdü, omuzlarda taşındı, fetihler yaptı ve hükmetti. Bir çok hatası ve yanlışı da oldu kuşkusuz ama bu seride kimse Mary Sue karakteri değil, elbette hataları ve onların da bedelleri, etkisi olacak.

Köleleri özgür bırakıp, onları korumak isteyen; bir çocuğu öldürdüğü için ejderhalarını kitlemekten çekinmeyecek kadar vicdanlı ve masumları düşünen biridir Dany. Evet, öfkelendiğinde biraz acımasızlaştığını da kabul etmeliyim. Buna dışında derine gömdüğü travmaları var ve bilhassa 5. kitapla birlikte ufaktan ufağa kendini hissettirmeye başlıyor aslında, bilhassa son POV’unda ateş ve kan dönüşümü yaşayarak(kehanetleri ve uyarıları da unutmayın) bir ejderha olduğunu benimseyerek hareket edeceği için karakter değişiminde bir mihenk taşını geçtiğini/geçmek üzere olduğunu (ileride de başka mihenk taşlarına geleceğini) söyleyebilirim. Ayrıca yüksekle ihtimal kendisi Azor Ahai. Yani gelmesi beklenen buz ve ateş savaşında R’hllor’un şampiyonu olarak savaşacak.

DİZİDEKİ Dany ile kitaplardaki Dany’nin hikaye ve karakter gelişiminde -bir noktaya kadar- çok büyük farklar görmüyorum. Gerçi hikaye, kendi içinde eksiklere sahipti; kitaplarda yaptığı hatalar dizide yoktu, yarattığı kaos dizide görülmedi, aslında ufak tefek kısımları saymaz isek Mary Sue karakterine yakın bir karakter gelişimi gördük bile denebilir, sanırım “şişme karakter” diye tepki verilme sebeplerinden birinin bu olduğunu söyleyebiliriz.

Dizi sonunda geldiği nokta göz önüne alındığı zaman Meereen’de iken bu dönüşümün sinyallerinin verilmesi gerektiği ama bundan çok daha önemlisi hikaye bazında buna sebep olacak olayların işlenmesi gerektiği aşikar iken bunu yapmadılar. Zaten dizide Ölümsüzlerin ihanet uyarı da yoktu, onun yerine sadece bizler için bir spoiler vardı, o kadar. Eklenmeyen bir şeyin de işlenmesi mümkün olmadı. Misal Daario karakteri ihanet edebilirdi(ki kitapta beklenen bir şey) ve böylece “aşık” olduğu adamdan aldığı darbe ile dönüşüm başlardı ama dizide, kitaptakinin aksine, bu karaktere aşık bile değildi, rahatça geride bıraktı. Sebep? Niye böyle bir işleme yapıldı ki? Değişimin nedeni neydi? Muhtemelen Dany-Jon aşkı yaratmak adına, Daario-Dany aşkı silindi. Dany’nin dizideki “Kraliçen olarak beni…” tarzı konuşmalarına bakılırsa Daario cinsel bir nesneden fazlası olmadı ki bence bu, Dany karakterine ters bir şey. Kitaplarda asla böyle bir şey görmedik ve göreceğimizi sanmıyorum.

Bu tarz eksik ve rahatsız edici ayrıntı/değişimlere rağmen yine de Dany’nin karakteri ve hikayesi bir çok karakterden daha iyi konumda idi ki hayranlarının genel olarak hiç şikayet etmeden hikayenin gittiği durumdan memnun olmaları da buna bir yerde işarettir. Lakin bir yere geldikten sonra Dany’nin karakter gelişimi durdu ve (olması gereken) dönüşüm final sezonun iki bölümüne bırakıldı. Bu da karakter gelişimi açısından tam bir katliam oluyor.

Aslında ben 7. sezonda iken düşüş yaşamasını beklemiştim ama bunun olmadığını görünce bu saatten sonra da yapmazlar, en fazla kahramanca Ötekilerle savaşır ve ölür ya da (onca hamilelik konuşması üstüne) çocuk doğururken ölür diye düşündüm çünkü kalan 6 bölümde artık “düşüş” senaryosu işlemeleri mümkün değildi ama yaptılar ve ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Sebep? Dönüşümü son dakika yapıp, zorlama yaptıkları için.

Elbette Ötekiler ile olan savaşta da fos çıktığını gördük, kilit bir yeri olmadı (ejderha ateşi işe yaramadığı gibi Euron tarafından da kuş gibi avlandılar) ama Diyar’ın kaderi açısından önemli bir rolü (ne kadar önemliyse artık) vardı; KL’yi yakmak gibi.

Burada Dany’nin ordusundan da bahsetmek istiyorum. Savaşta Dothraklar yok oldu ama bir anda sürüsüne bereket Dothrak’ı KL sahnesinde gördük; Lekesizler yok olma aşamasına geldi ama KL’de sanki hiçbir şey olmamış gibi tam tekmil oradalardı. Bu kızın asker fabrikası falan var da biz mi görmedik? Yoksa Kinvara falan büyü ile bunları çoğaltıyor mu? Veya savaşta aslında bunun ordusu gizlendi de olan hep kuzey ve lannister savaşçılarına oldu da Dany “ben size yardım ettim” ayağına mı yattı?

Ejderha rollerine de değineyim mi? İşe yaramaz, kuş gibi avlanan ve kitaptaki ejderhalardan farklı üç ejderhamız var ki Viserion büyük ihtimal ile Sur ötesinde değil, Dans 2’de ya da bir diğer ihtimalle Meereen’de ölür. Rhaegal’ın kuş gibi Euron ya da başkası tarafından avlancağını hiç sanmıyorum. Ejderhalar “büyü” demek iken dizide bu konuya değinmediler bile. Zaten Bran ve Ötekiler dışında büyü ile ilgili neredeyse her şeyi silip attılar.

ÖTEKİLER

Aslında bunları, listenin en başına yazmam gerekiyor çünkü hikayesi komple değiştirilip, saf kötü gibi lanse edildiler. Evet, hikayenin oldukça gizemli kısmını teşkil ediyorlar, biz de çok fazla bilgi sahibi değiliz ve büyük tehdit bunlar ama ortaya çıkışları, Şarkıcılar bağlantıları ve yeşil gören kovalamaları gibi şeyler kitaplarda yok hatta büyük olasılık bunların liderleri yeşil gören gibi bir şey bile olabilir. Başlarında 8 bin yıldır yaşayan bir NK yok, kim bilmiyoruz ama D&D de bilmediği için herhalde NK’yi yarattı ya da Öteki hikayesi sandığım kadar karmaşık ve derin olduğu için her şeyde olduğu gibi kestirmeden halledelim diye böyle hikaye uydurdular.

Aslında daha yazmak istediklerim var ama saatlerdir bunları yazmak beni cidden yordu. Yaz yaz katliama tabi tutulan karakter ve hikayeleri bitmedi, karakter sınırı dahi aştım. Bu yüzden kitap-dizi kıyaslaması yaparak, eklemediklerimi siz de ekleyebilirsiniz.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

4 Beğeni

@YeniAy_Ottoman Yazın için emeğine sağlık diyorum. Henüz kitabı okumamışlar ve yeni okumaya başlayanlar için ( ben ) çok iyi açıklama olmuş. Benim merak ettiğim bir soru var. Dany gerçekten orijinalin de ölüyor mu ? Yoksa D&D sırf dizi uğruna Daenerys Targaryen’i mi öldürdü? Spoiler vermiş gibi olacaksın ama bilmek isterim. Kitapları zaten okuyacağım ama yine de bilmek istiyorum.

Rica ederim faydası oldu ise ne ala…

Hala tamamlanması gereken 2 kitap var, 5. kitapta bizim kız hala hayatta. Sonraki kitapta Dothrakları arkasına takıp Meereen’de yaptığı savaşları göreceğiz ve sonra gelecek işte… Kitap sonunda ölmesine gelince… Bran’ın kral olacağı kesinleştiği(nasıl olacağı muamma) için Dany’nin öleceği gayri-resmi olarak kesinleşti gözü ile bakılıyor çünkü Dany’nin geldiği ve geleceği sonra durumda canı gönülde tahtı Starklara vermez; onlar, onun için İşgalci’nin köpekleri, düşmanı…

@YeniAy_Ottoman umuyorum kitaptaki son dizinin sonu gibi bitmez. Ben Dany’in böyle sonu hak ettiğini düşünmüyorum. Kitaptaki Dany sağlam bir karakterken umarım yerle yeksan edilmez. :frowning:

Bunu söyleyeceğim aklıma gelmezdi ama bu D&D’nin suçu değil. Payne’i oynayan oyuncu kanser olmuş, haliyle gösteremediler.

Dizide en sevdiğim ikinci karakterdi 7. sezondan önce. Sonra nefret ettim, sahnelerini atlamak istedim. Bu senaryo hatasının yanı sıra oyuncu kaynaklıydı da. Maise’nin oyunculuğunu hiç beğenmedim. Senaryonun kötü olması oyunculuğu bu denli etkilemez. Mesela Tyrion ve Cersei’yi de rezalet yazdılar ama Peter ve Lena yine döktürmeye devam etti.

Bu warg özelliklerinin kesilmesinden kaynaklı olabilir, sonuçta birbirlerini hissediyorlardı o yolla.

Bu tam bir felaketti.

D&D’nin güçlü kadın algısı gerçekten rezalet. Ya femme fatale, ya da tomboy. Yok mu cinselliğini çıkar gözetmeden yaşayıp yine de güçlü olan kadın? Olanları da kesip saçma sapan şeyler yaptılar. (bkz. Asha/Yara Greyjoy)

Meyve bıçağı ile öldü. Meyve bicagi. Koskoca Areo Hotah. Barristan bir, Areo iki. Dövüş yetenekleri mükemmel olup iğrenç ölen iki yiğit.

O iş biraz gecti. Bu gücünü Kral Şurası için kullandi, o da planladığı gibi gitmedi. Euron’un elinde ölüp gidecek. Buna çok üzülüyorum, en efsane povların sahibidir kendileri benim gözümde.

Ah benim zavallı tanrıçam, seni yazan eller kırılsın.

Brynden politika dersi verse keşke büyü dersinin yanında. Hem bunu yapabilecek karakter, hem kral temelini atar. Birini sadece büyüde aşırı iyi diye kral yapmak çok saçma çünkü.

Bence daha taht oyuncusu olmadı. Daha piyonluktan yeni kurtuldu. Ama Dany’nin yanına varınca olacaktır. Bir taht oyuncusunun bakış açısını okumak zevkli olacak.

Dizide bunu Shae’ye fahişe dedi diye kızdı gibi lanse ettiler, bu çok saçmaydı. Kitapları okumadan önce de saçma gelmişti. Kız Tyrion’a ihanet etmişti, Tyrion neden ona fahişe denmesine sinirlensin ki? Ama Tysha hikayesinde bu oldukça mantıklı.

  1. sezondaki en büyük sorundu bu. Cersei’nin hikayesi 7. sezonda bitmeliydi, Dany’i KL’yi yakmamasi için mantıksız sebeplerle durdurup 8. sezonda sıkıştırlar. Çok saçmaydı bu. Ötekiler hikayesi en son hikaye olmalıydı.

Ben bundan pek rahatsız olmadim. Baelish nereden nerelere geldi, kral olmayı da başarabileceğini düşünüyor olabilir. Bence kitapta da isteği bu yönde. Eminim ki güzel bir planı vardır.

Kitap Baelish Bran “Kaos merdivendir.” dediği gün WF’yi terk ederdi bence. Ya da Bran’i o an öldürüp suçu başkasına atardı.

Buna ayrı başlık açılır. Tecavüz olmayan ilişkileri tecavüz olarak sunmakta dünya markasıydılar.

Dizi Sansa’nın saf halini ve dönüşeceği zeki hali verdi ama aradaki geçiş sürecini unuttu. Tıpkı Dany’de olduğu gibi.

Onu da attılar. Bran kuş warglamak dışında ne yaptı ki? Lyanna-Rhaegar evliliğini de Bran değil Gilly ve Sam keşfetti. Ötekiler de zaten tek bir akgezenin ölmesi ile hepsi öldü. Uzun Gece normal geceden bile kısa sürdü.

En kotu katliamın Euron olduğunu düşünüyordum. Fikrimi değiştirdin, ötekilerin katliamı daha korkunç.

Dizi Dany etmedi. Ama kitaptaki edecektir. Son kitabın son Dany bölümünde gerçek anlamıyla Mysha’dan Küllerin Kraliçesi dönüşümüne başladı. Tabiki delirmeyecektir; teslim olmuş bir halkı değil, yakmaktan başka çare göremediği bir halkı yakacaktir. Uzulecektir elbet ama kendisini haklı görecektir. Köle tacirlerini civilediginde haklı gördüğü gibi.

1 Beğeni

Bence de oldukça saçma bir şekilde oldu her şey, daha düzgün, daha anlamlı şekilde olacağını düşünüyorum sonunun. Tamam, belki “kahraman” gibi olmaz ama “şeytan” gibi olacağını da sanmam. Euron ve Ramsey değil Dany.

Aslında hala onların suçu. Oyuncu elbette hastalanmış olabilir ama oyuncu değişikliğine gitmeleri gayet mümkün olan bir şeydi. Dağ’ın oynayanı en az iki kere değiştirdiler; Kevan’ın çocuklarından birini aldılar Tommen yaptılar. Myrcella değişti. Daario değişti. Beric değişti. Değişmeyen bir benim. Jon ve Arya gibi bir karakter değil bu adam, eklesene bir tane.

Fakat şöyle düşün, mevcut senaryo ortada, adamın olduğu yer ortada, nasıl öldüreceklerdi? Payne, şu an kitaplarda nehir topraklarında, yani Nymeria’nın bulunduğu noktada; Arya, her gece hayvanı warglayarak orada dehşet saçıyor sürüyle. Muhtemelen kurt aracılığı ile ölecek hatta ölmüş ve haberimiz olmayabilir de.

Dizide? Jaime, nehir topraklarına gitti ama işi iki dakikada çözüp, döndü. Nymeria aracılığı ile yapabilirlerdi yine ama yapmadılar, sebep? Kurtları silip attılar diziden de o yüzden. Ne warg ne kurt, Starkların bu özelliklerini çöp ettiler ki GRRM önemli olduklarını söylemiş iken. Büyü kısmını atınca kurtları atmaları olağan, bağlantılı sonuçta. Ellerinden gelse Bran’ı da atarlardı ama zaten dikkat edersen onun sahnelerinde bile büyüsel çok bir şey olmadı, bu yüzden mal gibi oturdu sandalyede ve öyle de mal gibi baktı millete.

Evet, oyunculuk da etkili, şüphesiz. Yani Ne Maise’yi ne Sophie’yi ve bilhassa Emillia’yı hiç beğenmedim ama Lena’yı bile hiç beğenmedim. Gerçi o gene hepsinden daha iyi idi denebilir ama tüm karakterler kasıntı idi, dikkat etmedin mi? Kadınlar böyle kasılmış, sopa yutmuş gibi hareket ediyorlardı, ruhsuzlaşmışlar falan. Sıkıcı.

Sonuç olarak karakteri beş para etmez yazınca kişi nasıl oyuncu olursa olsun, o karakterin boş biri olduğunu kapatamıyor; Arya, Tyrion falan hep boş insanlar oldu benim için. Sansa, zorla öne çıkartılmaya çalışıldı, onu da beceremediler sırıttı. Bari adam gibi sahne yazın da yutalım zeki olduğunu falan, bu nedir ya. Bütün salaklığı yapıyor ama Arya’ya “gördüğüm en zeki kişi” dedirtiyor. Ya bir git. Bran olmasa, LF’nin tuzağına düşmüştü, yapacaktı kardeşine karşı hamleyi. Son anda aklına Bran’a danışmak geldi de öyle anladı LF’nin yaptıklarını. Dizide o sahneyi kestikleri için Sansa kendi çözdü de LF’yi tuzağa düşürdü sandılar. Öyle hava yaratıldı.

Warg olayı olmadan önce de bunlar yakın ilişkide idi, ilk bölümde gösterdiler zaten ama sonra bir daha işlemediler. Arya’nın aklına Jon, han sahnesinde “o kılıcı abim verdi” diyerek geldi, öncesi ve sonrası hiç olmadı. Jon? Kim ki o? Warg meselesi olayın başka boyutu, ilişkileri ile ilgili değil yani.

Arya karakterinde büyük bir katliamdır bu. Çoğu kişi önemsiz bir ayrıntı görüyor ama değil.

Evet, bunlarda güçlü kadın algısı; erkek gibi hareket eden, düşünen ve konuşan, ağzı bozuk kadın… Çirkinlik de artısı. Aslında erkek doğacakmış da kadın bedeninde hapsolmuş.

Misal kitaplarda Brienne çok çirkin demi? Millet onu tomboy gibi görüyor ama feminen duyguları olan bir kadın o; Sansa’nın eli kılıç tutan haliymiş, GRRM söylemiş. Şarkılar, kahraman şövalye hikayeleri vs.

Ay onu eklemeyi unuttum, aynen ya küçük bir kızın eliyle meyve bıçağıyla öldü. Selmy diğer acımızdır. Allah’tan Oberyn kitaplardaki gibi öldü, ona da neler yaparlardı düşünmek istemem.

Yok, onu diyorum zaten. Gizli özne olunca anlaşılmadı doğru, Euron bu özelliğini kendi lehine kullanır. :smiley:

Bence kitaplarda, dizideki gibi şura gibi olmaz. Bu saçma, kafamda oturtamıyorum. Şöyle bir şey olabilir. Jon, taht hakkını devralması için beklenir ama o yorulmuştur vs. tahtı Bran’a vermek ister ve Kışyarı’na çekilir, hayalindeki gibi Kışyarı Lordu olur(Kışyarı Gül’ü Hikayesi kuramımı hatırla). Diyar, Stark hükmüne girer. İleride bebesi olur Jon’un yarı Targ yarı Stark, tahta geçer, Bran’ın çocuğu olmuyor çünkü. Diziden daha mantıklı. He ben bir umut belki bu kral bilgisi olayının Şarkıcıların kralı gibi bir şey olabilir desem de yukarıdaki gibi olsa da kabulum. Kalanını kabul etmem çok güç.

KL’deki hamlelerine göre söyledim aslında ama biraz düşünürsek… sen de haklısın. Doğrudan tahtın kendisi ile ilgili bir emeli olmamıştı.

Dizide bir sebeple öldürmesi gerekiyordu, onlar da Tysha için yazılan cümleyi, Shae’ye yazdılar ve ortaya saçma sapan bir şey çıktı.

Ben de böyle olacağını umdu. KL’ye kadar gelecek bunlar, o sırada da Cersei bir şekilde ölür falan ya da işte başka şeyler… 5. bölümde öteki meselesi biter 6. bölümde sona bağlanır. Olmadı.

Ya genelde insanlar bunu söylediğimde “ne bekliyorsun ki?” diye düşünüyor haklı olarak, yani çoğu kişi için bu hikayede zirve nokta “taht” ama bana göre de çok “sıradan” bir şey haline geldi. LF’yi sanırım sıradan bir taht oyuncusu gibi görmüyorum, bundan olabilir hayal kırıklığına uğramam. Lakin biraz mantıklı düşünelim, küçük bir haneye mensup bir lordun, tahta oturtması imkansız. LF de bunu biliyor. Olsa olsa en fazla arkadan yöneten adam pozisyonunu olur onun için…

Neler söylerim de sanki tüm kusurlarını açığa çıkarmak gibi oluyormuş gibi düşünüp vicdan yaptığımdan susuyorum.

Bunu işlemek için vakitleri vardı, aslında işlemeye de çalıştılar ama saçmalık diyeceğimiz sahneler yazdılar, yani aslında zeki olduğuna değil sinsi ve aptal oluşuna dair sahne yazdılar; yalancı, hain, iki yüzlü olduğunu gösterdiler(gerçi kitaplarda da hain ve iki yüzlü ve aptal ama neyse, ben bir noktadan sonra tabiri caiz ise imana gelip, gözlerinin açılacağına ve ailesinin yanında olacağını düşünüyorum ama dizide sonuna kadar kazık attı). Adamlarda hayal gücü namına bir şey yok ki yazmayı, işlemeyi becersinler.

Evet, yukarıda yazdım. Ondaki büyü meselesi de silindi. Muhtemelen bu yüzden böyle saçma sapan sahneler gördük, hiçbir şey yapmadan oturdu.

:smiley: :+1:

Halkı yakacağını sanmam ya. Bilmiyorum çok abartılı bir dönüşüm olur gibime geliyor. Fazla 180 derece…

Diğerlerinde haklısın ama Lena bana öyle gelmedi. Cersei’nin sahnelerinde sahneden sıkılmamak için Lena’nin mimiklerine odaklandigim cok oldu. Ben beğendim Lena’yı. Tyrion ile konuşma sahnesi ve ölüm sahnesinde saçma senaryoya rağmen elinden geleni yaptı.

Evet bu belli oluyor. Brienne povlarını sıkıcı yapan bu, ilk kitap Sansa povlarına çok benziyor.

Dizideki şura on kişi olduğu için saçma gelmesi çok normal. TWOIAF kitabında en az 100 tane hane sancağı var. Bunların daha fazlası da var. Zaten birkaç Targ kralı öyle seçildi, neredeyse tüm lordlar geldi. Bran’e öyle olması mantıklı. Tabiki daha kalabalık ve daha görkemli bir tören olur, başka adaylar çıkar (Edmure gibi saçma insanlar değil. Ayrıca Edmure dizideki kadar gerizekalı biri değil. Edmure’un kitaptaki hatalarının tamamını irdeledigimizde karşımıza Robb’un ve Cat’in hataları çıkıyor. O ayrı katliam) Düzgün bir seçim olur kitaplarda.

Bu olursa yine başladığımız yere döneriz. Çark filan kırılmaz. Dizideki olayı daha az saçma sunarlarsa ben sorun yaşamam. Sadece buna dair biraz daha ipucu lazım. Tyrion’ın verdiği saçma argümanlarla olmaz bu iş.

Orada da Varys kuklasıydı. Gereğinden fazla güvendi. Bence piyon olmaktan gerçek anlamda Aegon ile cyvasse oynarken çıktı.

O yüzden cidden iyi bir planı olması lazım. Bence LF’yi diğer taht isteyen insanlardan ayıran bu. İşi gerçekten zor. Zaten geçmişe bakınca da hangi azam hanenin soyu aşağıdan gelmiyor ki? En eski azamlar olan Starklar bile bir zamanlar Tepe Krallarının altindaydılar.

Katılıyorum.

Ötekiler derken "The Others"ı kastettim, küçük harfle yazdığım için belli olmamış. Yanlış anlaşılma olmasın, belirteyim.

Geçerli bir sebep bulacaktır bence kendine. Astapor’daki gibi.

Ya da şey de olabilir: Dany kaleyi yakar ama Aerys’in zulası patlar. Halkı da yanlışlıkla yakar. Bu da olabilir tabi.

Yok, ben beğenmedim maalesef. Aksine ağzını geviş getire getire, yaya yaya konuşmasına uyuz oldum, bilhassa Jaime ile konuşmasında.

Yeteneksizlik manasında değil, karakteri işlemesi manasında hoşlanmadım. Diğerlerine yoruma gerek yok, en berbatları Emillie idi.

Ve bu karakteri örnek göstererek “kadın düşmanı” GRRM diyenler var, inanabiliyor musun? Yani eli kılıç tutan kadın çirkin ve erkek gibi mi olmak zorunda, şeklinde bir düşünceden yola çıkarak ama karakteri çözümleyemedikleri, anlayamadıkları o kadar belli ki.

Onlar mevcut hanedandan adam seçti, yeni hanedan seçmediler. Birden fazla rakip söz konusu olsa da olmasa da 1000 tane de lord gelse, 10-11 yaşında sakat bir çocuk sırf yeşil gören diye seçilmesini aklım almaz. Güçleri her şeye kadir de değil, ilah değil sonuçta. BR hem yeşil görendi hem de bir ihtimal başka büyü sanatı ile de uğraşan biriydi ama buna rağmen kendi sonunu ön göremedi ve sonu Sur’da bitti; o zamana kadar da yıllarca zindanlarda kaldı diye hatırlıyorum. Politikadan da anlayan, El olarak yöneten biri olmasının onu kral olarak tahta geçirmedi ya da kurtarmadı… Herkes merak ediyor, BR neden kendini öne sürmedi diye; niye Aegon’u seçtirdi diye… Taht hırsı yok diye düşündüler ama BR genel olarak güvenilen ve çok da sevilen biri değildi ve meşrulaştırılsa da hala piç muamelesi görüyordu, ismi bile Targaryen dolarak söylenmedi hep Rivers idi.

Ya benim söylediğim şekilde olması mantıklı ya da 7k yeniden ayrı 7k olur ve oğlan kk olur, bu şekilde kitapların bize sunduğun tüm teamül ve sisteme uygun.

Sanırım dizi etkisinde kaldın? Kitaplarda kimse çark kırmaya, sistem değiştirmeye ant içmedi. Öyle bir şey yok asoiaf serisinde. Bu seride sadece güç, intikam ve hayatta kalma mücadelesi var.

Evet, Varys’e güvenmediğini söylerken güvendiğini ve sorgulamadığını -nispeten- gördük. Yani o listeyi sorgulamadan imzaladı. Yine de tamamen kukla demezdim.

Buna karşın büyük ve güçlü bir hane idi ve bu şekilde güçlenip, her yeri ele geçirmeye başladı.

LF’nin hanesi de yerleşkesi de hala minnak ve hiç doğru düzgün adamı yok. “Emrimde şövalyeler yok, Sansa…” bunu kendi konumunun ne olduğunu hatırlatmak için söylemişti. Politika da bir yere kadar… İş tahta oturmak olunca ordu gerekir.

Yok, anladım. Alıntıladığın olay zaten o idi.

Astapor’dakileri “halk” diye görmemişti. Onlar kölelere eziyet eden şeyani pisliklerdi, ölmeyi hak etmişlerdi. Westeros’ta kölelik yok, şeytani pislikler haline gelemez şehirde yaşayan insanlar. Yakması için tam anlamı ile babasına dönüşmesi gerekir, bu da muazzam aşırı bir dönüşüm olur, ciddi bir akıl hastalığı.

Zula meselesi aklıma geldi ama olabilir. Lakin onu nasıl yakabileceğini de düşündüm, yukarıdan ateş püskürünce yerin bilmem kaç metre alta inip patlamaz bunlar. Doğrudan yerinde yapmak gerekiyor bence. Neyse illa şehri yakacak diye bir şey yok bence, dizi etkisinde fazla kalmayalım. Böyle bir şey olmaz, ben hala Cersei ve şehir diyorum; biri onu öldürmek zorunda Tyrion değil ise bahaneye ihtiyacı var Jaime’nin. O da değilse zaten Jon falandır, yeterli sebebi var.

Baelish’in dediğini hatırla. “Piyonlarin bile kendi iradeleri olabilir.” Tyrion güçlü iradeli bir piyondu.

Ben de aynı şeyi Jon’un KK olması için söyleyebilirim.
Ama soylemem çünkü hikayesi o yöne gidiyor. Dany için de geçerli bu. Bazı şeylerde dizinin etkisinde kalmak lazım.

Çok iyi bir inceleme olmuş.Tebrikler.Martin eserinin ırzına geçilmesine para hırsı için izin verdi.

Ellerinde bir kitap olmadan doğru dürüst mantıklı bir senaryo yazamayacak kadar kötü özürlü D&D gibi başarısızlar yüzünden mükemmel başlayan dizi faciayla bitti.

KK olmak ile Dany’nin yarım milyon insanı yakması meselesini aynı kefeye koyamazsın. Dany’nin dönüşümü olur ama bu dönüşümün nasıl eyleme geçeceği diziye bakarak ön göremezsin. GRRM’in zamanındaki açıklamasını eklemek isterim; “Dizide olan şeylerin kitaplarda olacak şeyler için referans olduğunu düşünmüyorum.” Bu sözü Dorne sorusu üstüne söylemişti.

Jon’un KK olmasının bilinmesi dizi ile alakası olan bir şey değil de. 3. kitapta bizzat Robb’un ağzından duyduğumuz; ölmeden önce yaptığı son işti. Ayrıca daha dikkatli okuyucular için ilk kitaptan beri FS de var. Yani malum herkes için.

Misal bak; ben birkaç sene evvel tatlı koku yayan buzda büyüyen mavi çiçek meselesinde Jon’un dolaylı ya da doğrudan Dany’nin ölümünde pay sahibi olacağını, onun ölümü olacağını yorumladım (he Danyci arkadaşlar itirazlar edip, yok yok aşk işareti o dedi) ve sonuç olarak dizide gerçekleşti. Şimdi bu olayı diziden kitaplara referans olarak kullanmam; kitaplardan diziye referans olmuş bu, derim. Bu yüzden “kitaplar için ön gördüğüm dizide oldu, kitaplarda da böyle olacak” diyebilirim ama yine doğrudan Jon gelir bıçak saplar şeklinde de diyemem. Sadece pay sahibi doğrudan-dolaylı derim.

Tamam, dizide olan bazı noktaları kitaplarda da beklemek uygun kaçabilir; Dany’nin dönüşümü gibi ama olayların oluşu için aynı şeyi önermiyorum. Örnek? Hodor ve Shireen’in öleceğini biliyoruz (GRRM söylemiş zaten) ama nasıl ve kimin eliyle öleceği şeklinde bilgimiz yok. Haydi Hodor için olanaklar kısıtlı, dizideki gibi ölür diyebiliriz; wight vb. şeylerin elinde. Buna karşın Stannis’in Kışyarı’nda olduğu/olacağı gerçeği ile kızının Sur’da olduğu gerçeği düşünülürse… Babası tarafından karlar erisin diye yakılacak değildir, değil mi? Senin gibi yaklaşsam babası yakacak demem gerekir. Oysa “karlar” ve “kurban” meselesi zaten kitaplarda geçildi ve kurban olarak Theon’u falan düşünenler var. Lakin kız ölecek, bunu biliyoruz. Dany daha karanlık bir yola girip, yıkım getirecek; bunu biliyoruz ama bunu nasıl gösterecek, hangi olaylara imza atacak bilmiyoruz, diziye bakarak şehri yakacak da sonra dakika Jon bıçaklayacak denemez.

Diğer yandan Cersei’nin valonqar tarafından öldürülmesi var. Eğer bu kişi Jaime ise, Cersei öyle bir şey yapmalı ki Jaime onu öldürmek zorunda kalsın aksi halde asla böyle bir şeyi yapamaz bu oğlan. GRRM ironi sevdiği için de KL’nin zulasını patlatma meselesi ilk akla gelmişti ve yıllardır konuşuluyordu. Cersei’nin POVlarında da buna dair FS yok değil, yani çılgın ateş ile baya referanslı ilerliyor. Dizi sonrası herkes Dany ne şekilde yakar acaba demeye başladı ya da Jon Conn. mu yapar acaba? demeye de başladılar “zil” meselesi yüzünden. Dizi etkisi bu işte. Kitaplarda buna dair fs yok ise bu etkiye kapılmamak gerekiyor.

İlk anlaşma yapıldığında böyle olacağını bildiğini sanmıyorum. Sonuç olarak anlaşma imzalandıktan sonra tüm haklar HBO ve bu ikilinin eline geçti, GRRM’in senaryo üstüne söz söyleme hakkı yoktu, sadece tavsiye verme hakkına sahipti ki kulislerde konuşulanlar doğru ise senaryoya yardım etme işinden tamamen geri çekilme sebebi de bu vizyonsuz beceriksizlerin GRRM’i çıldırtmış olmaları. Zira uyarılarını kaile almadıkları gibi kendi kafalarına göre hareket etmişler, Jaime’yi oynayan oyuncu bile sıkıntı yaşamış bunlarla; iğneliyordu bir ara. Muhtemelen ondan sonra GRRM “Ne pok yerseniz yiyin.” diyerek, el ayağını çekti ve sonuçta hayal gücü sıfır olan vizyonsuzlar bizim önümüze böyle bir şey attı.

Yani tamam, bir insanın elinde fazla bilgi olmayabilir, anlarım. Buna karşın kitapları gerçek anlamda okumuş ve analizler yapmış bir kişinin, hikaye gidişatının nasıl olacağını anlamaması da ayrı bir beceriksizlik. Ben sen onlar… hepimiz kuram kasıyoruz ve olan bitene göre neler olabileceğini ön görüyoruz. Yani sırf hayran kuramlarını alıp okusalar, ellerinde bol malzeme olur, onu bile yapmadılar.

Nitekim karakter ve hikaye katliamının sebeplerinden biri de karakterleri adam gibi analiz etmemeleri, kendileri söylemişti zaten çok da anlamamışlar. Böyle bir şey söylemişlerdi.

1 Beğeni

İyi de Dany’nin Kal olmasa da bir şehri yakacagi öngörülen bir şeydi zaten kitap okuyucuları tarafından. En azından ben Dany’nin son povunu okuduğumda bir yeri yakacağını düşünmüştüm. Bir ara “Jon Con mu yapar acaba?” diye dusundum ama bu düşünce de dizi sonrası oluştu, çanlar detayı yüzünden. Dany’nin karakteri oraya gidiyor zaten. Sen kendi yazında bahsettin, Dany Hazzea’nin adını unuttu ve bu önemliydi. Hazzea Dany’nin çoluk çocuk yakmama konusunda totemi gibi bir şeydi.

Yani Dany’nin KL’yi yakmasinin tek kökeni dizi değil. Diziden daha köklü ve bana kalırsa Jon’un KK olmasından bile köklü. Ben Jon’un KK olacağından veya kral naibi olacağından eminim ama Dany’nin bir şehri yakacagindan daha da eminim. GRRM kitaplardaki üç tane şok edici şeyin dizide izlenecegini söylemişti. Hodor ve Shrieen’in ölümleri iki tanesiydi. 8. sezonda bunlarla yarışabilecek düzeydeki tek olay Dany’nin tüm şehri yakmasiydi. Yani onaylandı diyebiliriz.

Bahsi geçen şehir bilhassa Volantis ama şimdi oradaki şehri baştan aşağı içindekiler ile yakmasını beklemek başka (yahut benzer başka bir Özgür Şehri), acımadan vurup geçmek başka. Bu olay 6. kitapta hala karakter gelişimi devam ederken olacak ama biz, Dany’nin son halini; öldürülmesine iten nokta için konuşuyoruz. Tamam, Shireen’i babası yakmayacak ama yine de yanarak ölebilir. Yanarak ölmesiyle babası tarafından yakılması arasında fark var. Bunun gibi düşün.

Hazzea çocuk yakmama totemi değildi, onu unuttu şimdi çocuk kızartmaya mı başlayacak diyeceğiz? Tabiki de hayır ki zaten Dany, 12 yaş altı dışındaki çocukları halihazırda öldürmekte sakınca görmüyor. Bknz: Astapor. Hazzea, onun ejderhalardan ve vereceği zarardan korkma simgesiydi; onları kontrol edememe korkusu… “Drogon… o bir kızı yaktı… ismi… ismi…” Yani neden ejderhaları hapsettiğini anlatırken söylüyor bunları, korkuyordu ama şimdi korkmayacak.

Ben bunu okumadım… DD’nin grrm’den öğrendiği üç şey üstünde konuşuldu. Hodor, Shrieen ve Bran’ın kral olmasıydı bu da.

Bran’in kral olmasi ahlaki olarak sorunlu oldugu için rahatsız edici değildi ki. Ama bence Dany’nin KL’yi yakması öyleydi.

Bununla ilgili anket açacağım. Diğer forum üyeleri ne düşünüyor bu konuda merak ettim.

Bu kısmı anlamadım? Yani ahlaki sorun ve bran kral olması?

GRRM’in şok edici olay meselesi mi? ahlaki değil şok edici demiş işte… Şaşırma… O sözü nerede gördün? Ben adam ağzından bir şey çıksın diye bekliyorum (malum kitaplar :smiley: ) ama görmemişim ama diğer dediğim şeyi biliyorum sadece.

İlk olarak Facebook’ta Esra’nın yazılarında görmüştüm. Kaan da kanalından bahsetti. Ve ben birkaç yerde daha bahsinin geçtiğini gördüm (Oraları hatırlamıyorum)

Yani birden fazla kaynaklı.

Düzenleme: Aynı şeyden bahsediyormusuz