Genel Seçim Anketi


#741

Ayetlerde bir tuhaflık göremedim.Zinanın cezası olduğunu yeni mi öğreniyorsun? Ki cezanın verilmesi için 4 şahit lazım ki buda ancak halka açık bir alanda yapılırsa olur.

Erkeğin hakimliğine gelirsek sebebi belirtilmiş.Erkek evin geçiminden sorumlu kadın değil bu kadar basit.Ha dövün kısmına gelirsek ne denmiş eğer geçimsizliklerinden korkarsanız öğüt verin yani insan gibi konuşun.Gene fayda vermedi bu sefer yatağınızı ayırın.Bu da yetmezse dövün ki ben peygamberin sünnetine riayet eden kimsenin böyle birşey yapacağına inanmıyorum zaten kendisi bir kere bile böyle bir müdahalede bulunmamıştır.
Hadisinde de: “Karılarını dövenler hayırlılarınız değildir.”,
buyurmuştur.
Ayrıntılı olarak açıklama istiyorsan: [URL]http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/2161/kadinlarin-dovulmesi-hakkinda-bilgi-verir-misiniz.html[/URL]

Muta nikahıyla ilgili verdin sanırım nisa suresi 24.ayeti.Burada “faydalanmak” kelimesi alimlerce farklı yorumlanmıştır ve tabii ki en doğru yorum peygamberin yorumudur.Peygamber’de muta nikahını yasakladığına göre üzerinde konuşulacak birşey göremiyorum.
Ha son olarak öyle ayetlere hadislere bakılarak direkt hüküm veremeyiz Önce Hz.Peygamberin uygulamasına bakarız.O nasıl yaptıysa en doğrusu odur.

Son olarak hangi ayeti Işid’e nasıl bağladığını açıklarsan sevinirim.


#742

Daha nasıl bağlayayım hocam? Kölelik, cariyelik ve cihadla ilgili hadis ve ayetleri de mi yazayım buraya?

Bak hocam, dinlerin iddia ettiği tanrı fikrine kesin bir karşı çıkmışlığım yok. Bir tanrı var mı yok mu, bilemiyorum. Bilemem. Hiçbir insan da çıkıp kesinlikle vardır veya yoktur da diyemez kanımca. Bana kalırsa bütün evrenin ve hatta ötesine uzanan varlığın yaratılışı, ortaya çıkışı daima bir muamma olarak kalacak. Ama dinlerin var ettiği insanla konuşan, onu yaratan ve hataları olan tanrılar bana kalırsa insanların yaratımı. İnsan kusurludur, aynı evren gibi. Bu yüzden insanların yarattığı ve koyduğu kurallar gibi insan elinden çıkan dinler de kusurludur. Evrenin yedi günde yaradılışından, tanrının önce kendi yaratımı olan daha sonra öyle yarattığı için cehenneme koyacağı günahkarlar olmasına kadar dinlerin büyük kısmı çelişkiye düşüyor, günümüz mantık ve aklıyla uyuşmayan cevaplar öne sürüyor. O yüzden tanrının varlığı yada yokluğu konusunda yorum yapamam ama bildiğim, gördüğüm ve yorumladığım nokta şuan dünyada bulunan dinlerin amacından saptığı, yozlaştığı, paslandığı ve artık bize dar geldiğidir.

700’lü yıllarda yaşasaydık İslam o zamanlar için normal hatta gelişmiş bir dini akım olabilirdi. Ancak aradan geçen bir milenyum ve üç yüzyıl sonra ne İslam’ın ne Musevilik’in ne de başka bir dinin anlatıları ve kuralları insanları kesmemeye başlıyor. Üzerimize oturmuyor. Artık farklı bir dünyada yaşıyoruz. Sanatın, hukukun, bilimin ve dahasının 7. yüzyıldan bu yana çok fazla ilerleme kaydettiği bir dünya burası. En basitinden İslam’ın ikonaklazma ve put yapıcılığına karşı verdiği kesin emir günümüz için çok yetersiz. Yetersiz de değil uygulanmaması gereken bir emir. Ben sanat seven bir insan olarak sık sık müzelere ve sergilere gitmek isterim. Çünkü din gibi sanatta insanın duygusal yönünü besler. Ancak dinin koyduğu kurallar (belki o zamanlarda öyle değildi diyeceksin biliyorum ama bugün böyle) İslam coğrafyasında heykel, grotesk ve resim gibi sanats dallarının gelişmesine en büyük engel oldu. Dinler; koydukları kurallar ile insanların akıllarındaki ‘neden? nasıl?’ sorularına cevaplar vermeye, insanı sorgulamak ve gerçeği öğrenmek için daima araştırmak yolundan alıkoymaya başvurdular. Ki bu merak ve şüphe hissi modern bilimin temelini oluşturan hislerdir. Dinin bilimle çatıştığı en büyük noktada burada oluyor. Din ve din adamları bir kitaba ve sözcüsüne uyarak bütün dünyayı, kainatı ve hayatı anladıklarını iddia ediyor, ona göre yaşıyorlar. Ya da anlamaya gerek duymadıklarını, anlamayacak kadar aciz insanlar olduklarımızı iddia ediyor. Halbuki bilim ise bildikleri ile hiçbir zaman yetinmeyip daha fazlasını öğrenmek için araştırıyor, irdeliyor, sorguluyor, kanıt topluyor ve kesinliğe ulaşabilmek için bulduklarından şüphe duyarak bilgilerini sürekli sınıyor. Yanlış hatırlamıyorsam Carl Sagan’ın bir sözü vardı; Biz her şeyi bildiğimizi iddia etmek yerine hiçbir şey bilmediğimizi kabul ederek gerçeği arıyoruz diye.

Vel hasıl kelam demek istediğim insanların büyük yol kattettiği. Daha bu yolun başındayız, önümüzde çok yol var. Uzay zamanı bükebiliriz, ölümsüzlüğe ulaşabiliriz ve bunların hepsi önümüzdeki on bin yılda olabilir. İnsanlar daha zeki ve daha üstün bir ırka doğru hızlanan ivmeleriyle böyle evrimleşmeye devam ederse dinlere yada başka vasıtalara ihtiyaç duymadan her insan tanrıyı kendi arayabilir. Vicdan ve mantık bizi doğruya götürecek, daha iyi olmamızı sağlayacak yegane iyi özelliğimizdir. Bu özelliklerimiz sayesinde bizi birbirimizden ayıran farklı din, dil, millet gibi kıyafetleri geride bırakarak kıyafetin altındaki insanı görebileceğiz. Farklı dinlerdeki herkesi cehennemlik gören bir dinin, siz sanki gerçeği göremeyecek iyiyi kötüden ayıramayacak mahluklarmışsınız gibi sizi yönetmeye çalışan bir dinin, sizi avutmaya ve özel olduğunuzu hissettirmeye çalışan bir dinin yerine gerçek orada ve er geç insanlar o gerçeğe ulaşacak.

İslam yeryüzündeki tek din değildi, her ne kadar kendisi bunu söylese de yeryüzünde oluşan son din de değildi. Geçmişte mitoloji vardı, farklı dinler ve tanrılar vardı. Bugün birçok müslüman veya yahudi geçmişteki insanların ne kadar saf olduğunu; 12 tane seks ikonu tanrıya nasıl tapındıklarını dillendirip alaya alıyor ancak şunu bilmemiz lazım: Bugünün mitolojileri dünün dini, bugünün dinleri yarının mitolojisi olacak.

Ben bu büyük oyunda insanlığın yolun başında olduğunu iddia ediyorum. Keşfedecek çok şeyimiz var. Önümüzde keşfedilmek için bizi bekleyen sonsuz evren, aklımızda cevaplanması gereken sürüsüyle soru var. Peki bu oyunda benim rolüm ne olacak? Sİzlerin rolü ne olacak?

Şahsen torunlarımın ve onların torunlarının beni gerici ve çağdışı anması benim en büyük korkum. Adımı yaşatmak istiyorum. Onlara bıraktığım dünyada gerçeği ararken mantık ve vicdanımı kendim bulduğum için yarından bugüne bakan insanların beni severek hatırlamalarını istiyorum. Bu yüzden her insanın kendisine dayatılan, öğretilen ve yutturulan kutsalları ve tabuları sorgulamasını, duvarları yıkmalarını, gerçeği aramalarını istiyorum. Geleceğe biz şekil vereceğiz. Einstein’ın, Martin Luther’in, Galileo Galilei’nin dünden bugüne şekil vermesi gibi.

Ve insan, zincirlerinden kurtuldu…


#743

Sizin görüşlerinize saygı duyuyorum ve benim kafamdaki inandığım İslam’da ifade ettiğim şekilde.Saygılı ve düzeyli bir tartışma olduğu için teşekkür ederim.İyi forumlar


#744

Yüksekova’da askerlerin şehit olmasından sonra bir cumhurbaşkanı “400 milletvekili alınsaydı şuan herşey daha farklı olurdu” diyebiliyorsa bu ülkeden adam olmaz.Artık benim midem kaldırmıyo bu açıklamaları.


#745

Ülkeyi yöneten bir grup asalak zümre, akademik ifadeyle burjuva sınıfı emekçi halkları birbirini kırdırıyor.

Düzenin size sunduğu budur. Askerinde, gerillanında silahı ‘‘saraylara’’ dönmediği sürece ne onurlu bir barış olur ne de kan durur.


#746

Zamaninda meclisdeki hainler , terörist yandaşları ile barış süreci adı altında oturup kalkan insan. Şehit annesi sana hakkını helal etmez.


#747

Bu olay ne faşizmle ne komünizmle açıklanır.Bu olay insani bir vicdanla açıklanır.O yüzden gelip burada sınıf mücadelesi felan gerilla diye söylenmeyin. Gerilla askeri bir birliktir ve PKK asker değildir bunu kavramın anlaşılması lazım.Bari bu gün ideolojik fikirlerinizi bırakında bir insan olarak bu olaylara üzülelim.Burada konuşulacak her ideoloji kavga tetikleyecek.Anlayın bunu ölünün ideolojisi olmaz.Umarım hâlâ o insani vicdanlara sahipsinizdir


#748

400’ü verin bu iş huzur içinde çözülsün demişti, 400’ü alamayınca böyle oluyormuş demek ki…


#749

Her önüne gelen siyaset yapmasın.


#750

akepe rejimindende başka bir şey beklenmezdi zaten


#751

Şuanda Tuncelinden 1, Iğdır 14 şehit gelmiştir.Umarım bu sayı artmaz tek temennim bu.


#752

“Cenaze namazı öncesi tören alanına gelen şehit Mehmet Parlak’ın eşi Emel ile annesi Özgül Parlak oğlunun Ay Yıldızlı tabutuna sarılarak uzun süre gözyaşı döktü. Teröre lanet yağdıran şehit eşi: “Nereyi kurtardık şimdi? Iğdır başlarına göçsün onların, helal etmiyorum kocamın kanını, helal etmiyorum bu toprağa, etmiyorum hiç uğruna gitti hepsi, nereyi kazandık şimdi? Nereyi? başbakanım gel bana da ceza ver, şehit eşiyim. Gel bana da ceza ver şimdi, gel beni de al, benim canım yandı, bana da versinler ceza, şehit ailelerine ceza veriyorlarmış, bana da versinler, kim sorumluysa hepsinin ciğeri yansın, benim kocam savaşta ölmedi, cinayet işlediler, bomba döşediler, ne yaptınız Allah’ın belaları, niye yaptınız? Nereyi kazandık? Iğdır’ı mı kazandık? Hepsi onların olsun, başlarına göçsün.” diyerek tepkisini dile getirdi.”


#753

" … Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. [b] Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur![/b]"

İlerigörüşlü olmak böyle bir şey…


#754

Aynı kişinin bulunduğu bir kongre “Vatan bir bütündür, parçalanamaz” kararı da alıyor.
fyi


#755

1 Kasım’da yine Efendileri’nin buyruğu olan 400-550 milletvekili sandıktan çıkmayacaktır, dahası danışıklı dövüş yaptıkları terör örgütüyle beraber yarattıkları kaos ortamı bile tarafsız-taraflı Cumhurbaşbakanımızın (ben ona böyle sesleniyorum) gönlündeki kediciğin tek başına hükümet olmasına yetmeyecektir. Yine koalisyon seçeneği ortaya çıkacaktır ve Cumhurbaşbakanımızın o değerli kısmı o “başkanlık” koltuğuna konana kadar ülkedeki kaos ortamı ve her gün ağlayan, feryat eden şehit yakınlarının gözyaşları akmaya devam edecektir.

Zavallı Türkiye, bu lanet mikroptan en kısa sürede arınır umarım.

HTC One cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi


#756

Arkadaşlar malumunuz bu ülkede iktidarın son zamanlarda yarattığı güvensizlik ortamı yüzünden ortaya çıkan Oy ve Ötesi adlı bir kuruluş var. Mutlaka adını duymuşsunuzdur. Yandaş medya kuruluşlarının yerin dibine sokmak için birbiri ile yarıştığı bu kuruluş hiçbir sendikaya, derneğe, vakıfa veya siyasi/ideolojik örgüte bağlı değil. Siyasi görüşünüz ve desteklediğiniz parti ne olursa olsun eğer ki oylarınızın değiştirileceğinden, seçime hile karıştıralacağından şüpheleniyorsanız bu kuruluşa gönüllü olarak katılıp korktuğunuzun başına gelmesini bir ölçüde değiştirebilirsiniz. Ülkede yaklaşık 30-33 bin sandık oluyor seçimlerde. Oy ve Ötesi kuruluşu gönüllü alımına başladığı ilk haftada 12.000 rakamına ulaşmayı başardı. Şuan için her sandığa en az bir gönüllü müşahit geliyor, ki bu bir kişi bile çok şey değiştirebilir ancak hedef 30 bin sandık için 120 bin gönüllü toplayarak hile riskini tamamen ortadan kaldırmak dahi olmasa da çok çok büyük bir oranda düşürmek.

Özellikle AKP’nin yoğun oy topladığı İç Anadolu (Konya, Kırşehir, Niğde, Aksaray, Yozgat, Çankırı vs.), Doğu Karadeniz (Rize, Trabzon, Bayburt), Doğu Anadolu (Erzurum, Kars) bölgelerinde yaşıyorsanız hayatınızdan sadece bir günü feda ederek çok şeyi değiştirebilirsiniz. Muhtemel hile yapılması beklenen yerler bu bölgeler. Yine de İzmir veya İstanbul gibi bir şehirde dahi olsa hilenin karışabileceği ilçeler var, oralarda da görev alabilirsiniz elinizden gelirse.

Sizin kurtardığınız bir sandık çok şeyi değiştirebilir. Bir milletvekilini Meclis’e sokabilir veya haksız yere Meclis’e girmesine engel olabilir. Bir milletvekili Meclis’i, Meclis Türkiye’yi, Türkiye ise tüm dünyayı değiştirebilir. Eğer gönüllü iseniz yaptığınız işin ne kadar vahim ve önemli bir iş olduğunun bilinci, gururu ve özeni ile elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın. Gönüllü olmadıysanız ancak ülkedeki gidişattan da memnun değilseniz lütfen 365 günü üzerinde yaşadığınız bu topraklar uğruna 1 günlüğüne elinizi taşın altına koyun.

Oy’una Sahip Çık Türkiye!


#757

Burasi anket olmaktan cikmis, sandik baskani,memur ve uyelerin oldugu hatta musahitlerinlerin gozlemleyebildigi bir secim ortaminda fuzuli ve sözde hak arayici gruptur oy ve otesi, hayirli isler bol gunesler


#758

Sen pazar günü evinde kıçını yaya yaya keyif çatarken senin oyunu koruyan gruptur Oy ve Ötesi.

Eğer beğenmiyorsanız beyefendi kaldırın o yaydığınız kıçınızı, gidin siz de izleyin seçim sürecini, isteyen her vatandaş gözlemci olma hakkına sahip. Tabi klavye başından memleket kurtarmak kolay, sizi bir de pazar günü sandık başında görmek isteriz


#759

Güneşini alırım bak,ona hayır diyemem.Onun dışında boş…


#760

3 secimdir sandik baskanligi 1 seçimde memur üye olarak yer aldim, şunu söyleyeyim pkk nin baski uygulamadığı silahlı tehdit yapmadığı her yerde millet özgür iradesini kullanarak sandık başında oyunu kullanabilir ve oyunun başına hiç bir hile hurda gelmeksizin seçim sonuçlarını oturma organını yaya yaya seyredebilir. Ysk bu konuda gerekli önlemini aliyor, parti üyeleri ve musahitler görevini yaptığı surece oylariniz güvende. Sonuçlar tutanaklarda ve bu tutanaklarin örnekleri parti uyelerinde masa basinda zannettiginiz gibi bir oyun dönme ihtimali yok…