George R.R Martin Roportajı

Bu fenomenin başlangıç noktası nedir?

1991’de Hollywood’da çalışıyordum. Televizyon senaryosu yazarlığında bir ay molam vardı. Bir süredir kafamda döndürdüğüm bilim kurgu romanını yazmaya başladım. 30. sayfalarda yaz mevsiminin karında ulukurt yavrularının bulunduğu bir sahnenin fikrini tesadüfen buldum. O kitabın bölümü olmadığı halde o sahneye çok etkili biçimde geldim, yazmak zorunda olduğumu biliyordum. Bunu sonraya saklayıp bu bölümü üç günde yazdım. Oradan başladığım yere çok hızlı geldim. O yaz sonrasında Hollywood’da yeni bir iş aldım, bu yüzden kitabı askıya aldım. Yıllardır bilincimde sabitti. Hiç bırakmadım. En sonunda, 1994’te, kitaba geri dönmek zorunda olduğuma karar verdim. Olduğu gibi bırakmayacaktım. 1996’da yayınlandı, gerisini de biliyorsunuz zaten.

Kariyerine bir gazeteci olarak başladın. Bu iş deneyiminden kalanlar nedir?

5 yıl çalıştığım gazetecilik kesinlikle yazarlık tarzımı değiştirdi. Çok gençtim ve lisede bir şeyler yazmış olmama rağmen gereğinden çok fazla ve ağdalı yazıyordum. Gazetecilikte daha ciddi yazmayı öğrendim. Kabuğumdan çıkmama yardımcı oldu. Çocukken kitaplarımla ve hayallerimle çok içime kapanıktım. Ancak gazeteci olarak çalışma olayında, söyleşiler yapmak, insanları tanımak, siyasi toplantılar ve mitingler hakkında bilgi vermek, şahıslarla görüşmek vb. zorundaydım. Bunca şey beni doğurdu, daha da geliştirdi.

Serinin başarısı serinin yazarlığını nasıl etkiliyor?

Yazmak her zaman zor olmuştur. Kitaplarınızı bekleyen ve üzerinde yorum yapan insan miktarına bağlı değil. Esas güçlük; hikaye, istediğim yolla onu anlatmak. Gökyüzüne yükselen muhteşem bir kale istersiniz; çekiçiyle çivisiyle tuğladan tuğlaya kalastan kalasa inşa etmeniz gerekir…Sonunda hayalinizdeki kale olmayabilir. Yine de çivileri çıkarmalı, onları başka yere koymalı ve baştan başlamalısınızdır. Süreç her zaman bu olmuştur. Okuyucu ve izleyici başarısının öyle veya böyle durumu etkilediğini düşünmüyorum. Bu insanların hiçbiri, odada değil. Sadece ben, bilgisayar ve ileride olacakların tasası… İnsanlar, yayınevim, verilen ödüller, eleştiriler, okuyucular, dizinin izleyicileri var olmuyor. Sadece ben ve karakterlerim oluyoruz.

Yazarken izlediğin program nedir?

Büyülü veya özel bir şey yok. Sabah kalkıyorum, kahvemi yapıyorum, oturuyorum ve… yazıyorum.

Dizi iki sezonundan sonra, son derece önemli ve ticari bir başarı sağladı, fakat hoşuna gitmeyen bir şeyler olmalı.

HBO dizilerini seviyorum. Çok seviyorum. Her bir sezon için 10 bölümümüz var, 10 saat süren. Ve bu da uzun bir süre. Seriyi filme dönüştürme çabalarını daha evvel geri çevirdim. %90’ını kaybetmeden iki, iki buçuk saat içinde tamamlanacağını düşünmüyorum. Diziyi izlediğimde ve seriden uyarlanan kitaptan sahneleri gördüğümde yaptıklarından memnun oluyorum. Kitaplarda olmayan, Benioff ve Weiss(yazarlar ve yapımcılar) tarafından içine katılan yeni sahneleri gördüğümde, bu sahneler de beni hoşnut ediyor. Eksikliğini duyduğum tek şey, yeterli zaman veya bütçe olmadığı için kitaptan ekrana geçmeyen sahnelerin olması. Sezon başına 12 bölüm olsun isterdim. Fazladan bu 2 saat, büyük farklılık yaratırdı. Bence dizi çok iyi. Daha iyi olabilir miydi? Her şey daha iyi olabilir, dizi, kitaplar, dünya…

HBO markası zorluyor…

HBO ne istediğini biliyor. Onlar, geçen 20 yılda The Sopranos, Deadwood, Rome, The Wire gibi en iyi dizileri yapmış Amerikan televizyonunun kaymağı. Kendini geliştirmiş yetişkin izleyicileri olan bir paralı kanal. Kitaplar için gerekli olan cinselliğe ve şiddete yer vermekten korkmuyorlar.

Bazı eleştirmenler, özellikle diziyi takip edenler, kadın karakterlerin ve onların ele alınma şeklinin üzerinde duruyorlar.

Erkek hayranlardan daha çok kadın hayranlarım var. Kadın karakterlerin, fantazi kitaplarında veya televizyon fantazisinde gördüklerinin en iyisi olduğunu söyleyen kadınlardan tonlarca mektup alıyorum.

Televizyona sunacağın yeni projeler var mı?

Yeni projeler…Evet var.

Neler?

Bahsedemem.

Peki daha işten güçten çekilmeden neler yapmak istersin?

Yazmayı ümit ettiğim kısa hikaye, film, TV dizisi fikirlerim var. Şu anki amacım Buz ve Ateşin Şarkısı’nı bitirmek. Kitaplar elinize geçer geçmez bilimkurgu, gizem, tarihi kurgu, hatta tüm bunların birleşimini yazmak istiyorum.

JRR Tolkien’i keşfettiğinde sende bıraktığı etki neydi?

Çarpılmıştım. 12 veya 13 yaşındaydım. Okuduğum en iyi kitaptı. Amerika’da o zamanlar, haklarını ödememiş bir şirket tarafından yasadışı şekilde cep boyutunda yayınlandı, ve ikincisinin basımı arasında altı ay geçti. Bu altı ay, on yıl gibi göründü. İnanılmaz bir deneyimdi. Üçüncü kitabı bitirmek çok üzücüydü, çünkü ilk kez okumanın heyecanını bir daha asla hissetmeyeceğimi biliyordum. Bir şeyi ilk kez okumak çok özeldir. Her birkaç yılda Yüzüklerin Efendisi’ni yeniden okuyorum ve bu hep harika bir tecrübe oluyor, ama yine de ilk kez okumadaki zengin tecrübenin eksikliğini çekiyorum.

keşke 2005 ten 2011 e kadar neden bekledin de bitirmedin seriyi dıye sorsalarmış…

Geç olsun güç olmasın bence hatta keşke hiç bitmese seri yan hikayelerle eski hikayelerle falan da devam etse.

Harbi ne yapmış o zamana kadar, şimdi 6.kitabı 2013-14 çıkarmaya kalkıyor :o

idolüm