GOT'un sonunun ve fandomunun 18 yıl önce bir kitapta tarif edilmiş olması

Reddit’de denk geldim buna ve… Agzim açik kaldi saskinliktan, bu kadar olur!
Dizinin sonuna daha fazla öfkelenemem herhalde diye düsünüyordum ama hayir, daha fazla öfkelenmek mümkünmüs.

Bahsedilen kitap, Matthew Woodring Strover tarafindan yazilmis, The Acts of Caine isimli serinin ikinci kitabi olan Blade of Tyshalle.
2001’de yayimlanmis bu kitapta öyle bir kisim var ki, resmen GoT’un sonunu ve bizi anlatiyor.

Ceviri :

“Mantıklı değil” diyorum ona. “Neden—”
Garrette umursamazca “Mantıklı olması gerekmiyor” diyor. “Aslında, eğer yeterince dramatikse, mantıklı olmazsa daha iyi olur. Herkes kadar bunu anlamalısın, Hari. Bu şekilde, düzinelerce çelişkili teoriler haftalarca, aylarca, hatta yıllarca netshowlara hakim olacak. Ve bu teorilerden bazıları gerçek olandan daha makul, daha muhtemel, daha mantıklı olacak. Komplo teorilerinin gerçek toplumsal amacı budur. Olur da biri gerçeği ortaya çıkarırsa, gerçek, kafasızların komploları seviyesine düşer, diğerlerinden daha olası olmaz. Mükemmel kamuflaj. ”
“Ama Pallas’ın hayranları asla kabul etmeyecekler—”
Garrette bütün itirazları bir kenara itiyor. “Pallas Ril delirdi, görmüyor musun? Muazzam gücünün baskısı onu deliliğe sürükledi. Bu kültürel bir gelenek: Muazzam bir güce sahip erkekler tanrılar haline gelir; muazzam bir güce sahip kadınlar ise delirir ve yok edici olurlar— ki onların da kendilerini seven erkekler tarafından yok edilmeleri gerekir. Bu seyirci buna inanmak için çoktan hazır zaten; bu, üç yüz yıldır belli bir popüler eğlence türünün işleyen bir teması.”
“Kimse buna inanmayacak” diye tekrarlıyorum, ama artık kendimden pek emin görünmüyorum.

Iste ben bu yüzden Game of Thrones’un sonundan nefret ediyorum.
Daha önce de dedim, her yerinden kadin düsmanligi akiyor, hayranlari gerizekali yerine koyuyorlar.
Dany, senaristlerin gösterdigi sebeplerden dolayi “delirmedi” (sebep demeye bin sahit ister zaten, her biri o kadar saçma, o kadar iki yüzlü seyler ki), Dany yukaridaki alintida özetlenen bakis açisi yüzünden bu duruma getirildi. Mantikli, anlamli olmasina gerek yok, dramatik olsun yeter ki! Mantikli, anlamli olmasina gerek yok, güç kadinlari delirtir ve sonunda sevdikleri adam tarafindan yok edilirler!

Ve sunu eklemek istiyorum, bunu da daha önce demistim, Martin ne kadar iyi yazarsa yazsin, ne kadar iyi gelistirirse gelistirsin, bu berbat bir sondur. D&D, Martin… Al birini vur ötekine durumu olur benim için.



Edit : Sakinlesemiyorum, yemin ederim. Yaa düsünün, yillarca bir kadin karakter yaziyorsunuz, iyi biri bu karakter genel olarak. Elbette kötü yanlari da var, kusurlari var, aslinda çogu karakter gibi gri o da. Onun hayatta kalma mücadelesini gösteriyorsunuz; onu hep iyi niyetle bir seyler yapmaya çalisirken gösteriyorsunuz; erkeklerin dünyasinda hayatta kalip söz sahibi olan biri yapiyorsunuz onu. Sözde abisi olan birinin zulmüne direnisini, ondan kurtulusunu izletiyorsunuz; sonra kölelige karsi mücadele ettiriyorsunuz; baska bir amaci oldugu halde, zor durumda olan insanlara sirtini dönüp gidemeyen, halka deger veren biri olarak resmediyorsunuz sürekli, böyle bir lider olarak yaziyorsunuz onu. Bunun yani sira, deli oldugu bilinen babasi gibi olmak istemeyisini, bundan kaçinmasini da yaziyorsunuz. Hikayenin sonuna kadar! Ama sonra birden, yillardir altinda ezilmedigi güç, “güç arzusu” o kadini delirtiyor! Son an’da! Bir o kontrolünü yitirecek kadar güç yozlasmasi yasiyor! Bir o çektigi acidan ve zorluklardan dolayi “deliriyor!”.
Ona, olabilecek en saçma sekillerde, her seyini kaybettirerek, duygusal bir enkaza çevirerek, diger karakterlere ona dislatarak, yapayalniz birakarak “delirtiyorsunuz”.
Sonra utanmadan çikip diyorsunuz ki, “abisinin ölümünü izlemisti, bu aslinda delireceginin bir göstergesiydi”, sanki o agabey yillarca ona her türlü iskenceyi etmemis gibi.
Yetmiyor, onun karsisinda duran, fetih yolunda ona diz çökmeyen iki insani yakmasini, iki yil önce bunun o noktada yapilmasi gereken sey oldugunu anlattiginiz halde, bu sefer delilik, acimasizlik olarak gösteriyorsunuz, sanki ihanetten, itaatsizlikten adam öldürmek o evrende hiç görülmemis, hiç yapilmayan bir seymis gibi!
Yine yetmiyor! Köle tacirlerini yok edisini sebep olarak gösteriyorsunuz. Hatta ayarini kaçirip, “Dany’nin Demir Taht’a uzanan kanli yolu” temali bir çizimde, o köle tacirlerini, Harpiya’yi resmen magdur gibi gösterecek sekilde resmediyorsunuz.
Hepsinin sebebi ayni… Yazdiginiz saçmaligi hakli çikarmak, dogru göstermek konusunda o kadar çaresizsiniz ki!

"Bu kültürel bir gelenek: Muazzam bir güce sahip erkekler tanrılar haline gelir; muazzam bir güce sahip kadınlar ise delirir ve yok edici olurlar— ki onların da kendilerini seven erkekler tarafından yok edilmeleri gerekir. Bu seyirci buna inanmak için çoktan hazır zaten; bu, üç yüz yıldır belli bir popüler eğlence türünün işleyen bir teması.”

8 Likes

Oha cidden tam olarak sonunu anlatmış dizinin. Bir an inanamadım.

Dany delirmedi ki zaten. Ben 6. Bölümde onu deli olarak isleyeceklerini düşünmüştüm ama gayet aklı başındaydı. 1 milyon insanı boş yere diri diri yakmış biri olarak onu gelmiş geçmiş en karanlık karaktere cevirdiler. Dany hayranı olarak ne dersin bilemem ama deli olarak işlense bile daha iyiydi en azından akli basında değil bilerek kötülük yapmadı denebilirdi. Bu kadar karanlık olmazdı.

Tabi 2 bölüm önce insanlığı kurtarmak için savasmayi bilmemesine rağmen canı pahasına elinde kılıçla wight kesen birinin coluk cocuk kadın demeden diri diri herkesi yakması nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça. (Cryptlerde saklanan kişi kraliçe, ağacın dibinde bos yapan kisi kral ve diger saklanan cücenin de el oldugu düşünülürse Jon ve Dany’e yapılan haksızlık daha bir anlaşılıyor.) Hicbir inanılır yanı yok bunun. Dany karakteri en sevdigim karakterlerden degildi ama bu sezon o kadar haksizliga ugradi ki sempatim arttı kendisine.

Buna çok katılıyorum. Martin nasıl işlerse işlesin bu final kabul edebileceğim bir final degil. Planı buysa hemen değiştirsin aksi takdirde Lotr seviyesinde anılmayacak.

Bir de geçen aklıma geldi sezon öncesi senle konusmustuk sanırım Jon ve Dany nankör Sansa ve kuzeyliler kurtarmasın, ejderhalarla Essos’a uçup orda yaşasınlar diye. Keşke bu yasansaymis :smile:. Ikisinin de karakterleri bu kadar katledilmesi belki. Westeros’un hepsi de ölürdü oh mis.

3 Likes

D&D kesin bu kitabı okumuş ve senaryoyu öyle yazmıştır.

O yüzden tirnak içinde (" ") yazdim ya zaten. Ben de delirdigini düsünmüyorum, ama sonuçta bir “Mad Queen” lafi da var ortalikta, o yüzden öyle yaziyoruz iste. Aslinda senaristler Dany’ye tam olarak ne yaptiklarini da bilmiyorlar. Cünkü ortada öyle büyük bir saçmalik, anlamsizlik, mantiksizlik var ki. Ve senin dediklerini de ekleyebilirz buna : Ahmakça, tutarsizlik.
Sebep de ortaya çikti aslinda… Kültürel gelenek. Gerçekten de böyle. Hikaye yaziminda yillardir devam eden sey, gram ilerleme yok bakis açisinda. Kadinlari güçten delirtmek, acimasizlastirmak, kontrollerini yitirdiklerini yazmak, resmen bir popüler eglence türü. Igrenç yaa.

Bu konuda tek degilsin. Reddit, Twitter gibi sosyal medyalara çok göz atan biri olarak, “delirmis” bir Dany’ye sempati duyanlarin sayisi artti. Sevmeyenler bile, bir kismi, Dany’ye yapilanin haksizlik, degilse de, anlamsizlik oldugunu söylüyorlar.
Ve bu, tüm bu sinir bozucu dönemde, biraz olsun içimi rahatlatan bir sey.

Dizi finalini izlemeden evvel galiba, diyordum ki, “Martin iyi yazar, o zaman kabul ederim bunu”, ama hayir yaa! Izledikten sonra, ve bir seyler kafama oturunca, üzerinde düsününce, gerçekten bunu istemiyorum! Ne kadar iyi gelistirirse gelistirsin, bu bakis açisi yanlis!
Ömer’e anlattim geçen gün; Dany’yi “delirtmek” kolaya kaçmaktir, klisedir, hiçbir iyi mesaj yok bunda. Ben “seytanlariyla” mücadele eden ve o mücadeleden galip çikan bir Dany isterim. “Ne de olsa bir Targaryen’di, babasinin kizi” gibi bitmesi her seyi anlamsizlastirir, kötüdür, ne kadar iyi yazilirsa yazilsin. Ben Dany’nin özellikle Kraliçe olmasini da istemem bak, hiç istemedim. Ben bu karaktere baktigimda, güç arayisinda olan biri degil, ev ve aile arayisinda olan biri gördüm hep. Ve bunlara Demir Taht’i alarak bir sekilde sahip olacagini zanneden biri. Bunu basarabilmek için de güce ihtiyaci var, mantikli olarak. Ama ben istiyorum ki, Dany o ihtiyaç duydugu ev’i ve aileyi Demir Taht’dan “çok uzakta” bulsun. Gerçek bir aile ve ev bulsun, o kadar ki, Demir Taht’i, hatta gerekirse sahip oldugu tüm gücü bir kenara atsin. En çok istedigim son bu onun için. Ya da artik sanirim “buydu” demem gerekiyor ne yazik ki.

Evet yaa. Gerçekten Kuzeyliler o kadar nankör ki. Ama kizamiyorum da bak, yani kiziyorum ama kizamiyorum da (:smile:) çünkü bu da senaryodaki bir sorun.
Dany’ye ilk basta iyi yaklasmadilar, ki bu çok mantikli. Ama ya sonra? Ölülere karsi yapilan savastan sonraki tavrin, nefretin, dislamanin sebebi neydi?
Sebep yok iste, kafalarindaki sona baglamak için böyle yaptilar.
Keske Dany ve Jon ölüler’e karsi yapilan savastan sonra çekip gitselerdi öyle birden. Yemin ederim bundan daha mantikli, anlamli olurdu.

2 Likes

Tam olarak doğru tanım bu aslında. Nasıl isleyeceklerini bilemediler nereden baksan saçmalıktı çünkü. Ortaya sürdükleri sebeplerin hepsi çok saçma zaten. Dediğim gibi 3. Bölümde insanları kurtarmak için ordularını telef edip kullanmayı bilmemesine rağmen kılıçla savaşmaya çalışan birinin 5. Bölümde soykırım yapmasinin hiçbir mantığı yok. Buna delilik desen de mantıksız, zalimlik desen de mantıksız, güç hırsı desen de mantıksız. Arada sadece 1 bölüm var ya şaka gibi. Üstelik kadını pişmanmış gibi de göstermediler. Bir tane çocuk öldü diye ejderhalarını hapsetmiş kadın 1 milyon kişiyi öldürdükten sonra zerre kadar pişmanlık duymadı. Nereden tutarsan tut elinde kalıyor. Gerçek Daenerys bu değil :joy:

DD kadın düşmanı zaten. Tecavüz meraklarından anlaşılıyor bu. Viserys konusuna deginmeleri de iğrenç. Bunun zalimlik emaresi olarak sunulması da iğrenç.

Sonrası yok işte herhangi bir mantığı yok. Kadın tüm ordularıyla size yardıma geldi. Bir sürü askerini feda etti, çıktı kendi de savaştı. Size bir kötülük yapmadı. Tabiri caizse tavugunuza kışt demedi :joy:. E niye bu nefret güzel kardeşim. Martin bunlara çok kısa bilgi vermiş arayı doldurmak için de saçmaladılar yeteneksiz oldukları için.

Bu arada şu acı tatlı son olayına değinmek istiyorum. Bu son acı tatlı değil. Kimine göre tamamen tatlı kimine göre tamamen acı kastedildiyse eyvallah ama bunun kastedildiğini sanmıyorum. Sansa, Arya, Bran, Tyrion, Sam gibi karakterler için tamamen tatlı diğerleri için ise tamamen acı bir son var ortada. Jon ve Dany’nin evlenip Westeros’u yöneteceği sonla Disney diye dalga geçenler memnun mu merak ediyorum. Dizi bu 3 karakter için çok kötü sonla bitse de diğer karakterler için gayet Disney gibi bitti (Arya, Sansa, Sam). Onların sonu icin niye off Disney mi bu denmiyor. Sadece iki başrol mutlu olsa mi Disney olacaktı. Ha ikisinin evlenip kral kraliçe olduğu bir son kesinlikle şu saçmalıktan iyi olurdu nasıl yazılırsa yazılsın.

2 Likes

Valla imzamı atıyorum tüm söylediklerine, ekleyecek bir şey yok.
Disney son konusunda… Zaten sadece Dany ve Jon’un mutlu bir sonu söz konusu olduğunda Disney son oluyor, sadece onlar için geçerli bu. İki yüzlülük yaa, başka bir şey değil.

1 Like

Daenerys Targaryen serinin ve dizinin başından beri hırslı acımasız zalim biriydi.Kesinlikle delirmedi.Son icraatlarında aklı başındaydı.

Daha dizi başlamadan 2010 yılında yayınlanan tanıtım videosunda yazar Westerosu tehdit eden iki güçten bahsediyor. Biri Ak Gezenler diğeri sürgündeki Targaryen kardeşler.

Çok kızııp sövdüğümüz son sezonda sırayla bu iki tehdit daha fazla zarar vermeden ortadan kaldırıldı.

He, konuştu yine okuduklarını anlamayan, çarpıtan mizojinist…



@Jonstark Yeni bir şey daha gördüm şimdi. Yedinci sezonun sonunda Lena Headey Cersei’nin düşük yaptığı sahneyi çekmiş, ama sonradan bu sahneyi silmişler çünkü son sezonda Cersei karakterini farklı bir yola sokmak istemişler.
Çıkıp da kimseye 8.Sezonda olanların başından beri planlı olduğunu söylemesinler, buna anca aptallar inanır.

2 Likes

Daenerys düşmanlarına karşı acımasız bazı hareketleri kesinlikle tartışılır evet ama bu zalimliği hep düşmanlarınaydı. Sivil halka karşı böyle bir tutumu yok kitabın hiçbir yerinde. Köleleri serbest bırakan, dövüş çukurlarını kapatan, ejderhaları tehlikeli diye hapseden, ishal oldular diye Astaporlulara kendi elleriyle yemek götüren biriydi. Soykirim yapacak kötülükte biri olduğuna dair hiçbir kanıt yok.

Westeros halkının gözünde tehdit elbette kitapta da böyle işlenecek. Martin’in kastettiği sey bana göre Westeroslular tarafindan nasıl algılanacağı
Westeroslular onu barbar vahşiler ve iki ejderhayla yıkım getirecek biri olarak görecek bu onu kötü yapmaz. Mesela sadece Catelyn ya da Arya POV’unu okursan Lannisterlardan nefret edersin. Onların serinin asıl kötüsü olduğunu düşünürsün ama Lannisterların POV’unu okuduğunda onların kendi aileleri için doğru olanı yapmaya çalıştıklarını fark edersin. Onların tarafından okudugunda da tehdit olan sey Starklar. Çünkü onları yok etmeye geliyorlar. Yani demek istediğim şu Westeros’un Dany’i tehdit olarak algılaması onu karanlık biri yapmaz. Martin’indediği gibi “Bir tarafin kahramanı diğer tarafın kötü adamı olabilir.”

Dany Kitapta böyle işlenmeyecek bana göre. Daha acımasız biri olabilir, birkaç tartışmalı kötü karara da imza atabilir. Ama bile isteye 1 milyon kişiyi yakmaz. Yıkım getirebilir mi evet ama bu elindeki gücün kontrolden çıkmasıyla olacak. Şehre ejderhayla saldırdığında wildfire’lar patlayabilir mesela. Bu onu yıkım getiren biri yapar. Ya da Dothrakilerin kontrolünü kaybeder. Onlar şehirleri yağmalar. Dany yine yıkım getirmiş olur ama bunu bile isteye yapmaz.

Dizide 3. Bölümde insanlar için savaşan birinin 5. Bölümde insanlığı yok etmesinin hiçbir mantıklı tarafı ya da izahı yok. Kimse yapamaz bunu.

Hiç şaşırmadım. Cersei’yi mağdur gibi işlediler. 8 sezonun kötü karakteri Dany’nin zulmü altında mağdur gibi öldü yersen. Seyirci ona üzülsün Dany’den nefret etsin istemişler.

5 Likes

Laf anlatmaya çalışma o arkadaşa, kendi haline bırak, en iyisi inan.

Cersei konusunda ise şöyle bir söylenti de var…
Cersei bebeğini kaybediyor 7.Sezonun sonunda ve 8.Sezonda Dany’nin Jon’dan hamile olduğu ortaya çıkınca Cersei çıldırıyor. Çünkü haksızlık gibi geliyor ona bu durum. O bebeğini kaybetmişken düşmanı olan kadın hamile kalıyor, ve üstelik bu bebek Jon’dan, yani Dany’nin yeğeninden, ve herkes bildiği halde bir şey denmiyor buna, halbuki Cersei yıllarca Jaime ile arasındaki ilişkiyi insanların tepkisi yüzünden gizlemek durumunda kaldı. İki yüzlülük olaral görüyor ve öfkeleniyormuș.
Ne kadar doğru, ne kadar yanlış, kaynak ne bilmiyorum. Ama mantıklı, kesin olan bu.

3 Likes

Dogru olabilir bu mantikli da. Zaten 7. Sezonda Dany’nin hamileliğiyle ilgili o kadar çok ima vardı ki bunların hiçbir yere bağlanmaması çok saçma. E madem hamile kalmayacaktı niye o kadar konusu geçti diye sorarlar adama. Aklıma geliyor bazen acaba cidden şu ilk sızan senaryo doğruydu da sızdı diye mi değiştirdiler. O daha mantıklıydı çünkü bu saçmalıktan.

“Komik” olan şu, Cersei’nin hamile kalması nihayetinde bir işe de yaramadı. Yani hamilelik hikayeye bir şey katmadı. Boş bir durum daha. Hee gerçi Dany’yi hamile bir kadını öldüren kişi olarak daha kötü gösterdiler tabi. Küfür edemiyoruz forumda, ama tam şu an küfrediyorum, bilinsin.
Neyse, Cersei halbuki düşük yapsa, söylentide bahsedildiği gibi hikayeye bir şey katardı en azından, daha derin, mantıklı bir sonuç elde edilirdi bunun etkisiyle.
Cersei’nin hikayesinin Dany’ye verildiği söyleniyor son sezonda. Ki ben başından beri buna ihtimal veriyorum çünkü o şekilde her şey cidden anlam kazanıyor.

Zaten herkes ciddi ciddi o ilk sızan senaryonun doğru olduğuna ama sızdığı için son an’da hızlıca yenisini yazdıklarına inanmaya başlıyor. Şahsen, o versiyondan da nefret ediyorum. Dany’nin doğumda ölmesi ve sonra ölü bedeninin KL’de “sergilenmesi” değil mi? Mide bulandırıcı bu da. Geri kalanı nasıldı bilemiyorum, Dany’ye olanları öğrenince okumamıştım.

1 Like

O da çok kötüydü evet hatta 2 sene dua ettim gerçek olmasın diye. Ne bileyim daha beter bir senaryo olacağını :joy:. Evet Dany’e dediğin oluyor iğrenç. Jon da Wildfire patlamasında ölüyor taht da kızları Lyanna Targaryen’e kalıyor.

Öfff bu da berbat gerçekten.
Yaa karamsar olmayan, gelecek için umut veren, bu zamana kadar izlediğimiz acıların, trajedilerin aksi şeylerin yazıldığı bir son yok mu?
Ben GoT’un bana verdiği finalden ne anlam çıkaracağım? Verilen iyi mesaj ne?
Ben iyi bir mesaj görmüyorum. Hep kötü mesaj var. Hep saçmalık, zorlama. Başka bir şey değil.

Fanfic okuyorum gerçi. Cok iyi, anlamlı, mantıklı, karakterleri değiştirmeyen fanficler var. Valla onların sayesinde iyi hissediyorum biraz.

1 Like

Hic iyi mesaj falan yok hepsi sacmalık. Bana da önerir misin fanfic? Ihtiyacim var buna.

8.Sezon fanfic’i var bir tane, yedinci sezon bittiğinde yazılmaya başlandı ve hala devam ediyor. Dizideki olaylar üzerine kurulu, ve anlatımı bir görsen… Yani oradan bir kısım alıp sana Martin yazdı bunu diye yuttururum :smile: Gerçek 8.sezondan ne kadar mantıklı olduğu konusuna hiç girmiyorum. O kadar ıyi ki! Favorim, net, best fanfic ever!
Șu : “Home”

Bunun dışında, biz Jonerys’cilerin, Drogon’un Dany’yi Volantis’e götürdüğü ve Kinvara’nın Dany’yi dirilttiği, ve Jon’un bunu öğrenip onu bulduğu 8.Sezon sonrasını konu alan fanficleri var bir sürü.
Dizide Drogo’un en son Volantis’e doğru uçarken görüldüğü söylenmesi ve ek olarak müzik albümündeki “Pray” şarkısı üzerine inşa edilmiş, oradan doğan bir fikir bu.
Dediğim gibi, bu fikirle yazılmış çok fazla fanfic var, benim favorim şu : Now and Always
Çok farklı bir Dany var bu hikayede. Her şeyi geride bırakmış, hiç olmamış gibi, hayatındaki tek anlam için yaşayan bir kadın. Çok sade, basit bir hayat kurmuş kendine. O ilk sezondaki Dany saflığı, masumiyeti var. Ve Jon onu buluyor, Dany belirli bir sebepten dolayı onu kovamıyor (ki birde KL’de yaptığının ne kadar kötü olduğunu kavramış bir noktada, ve Jon’un onu öldürmesini elbette haklı bulmasa da neden yaptığını anlıyor), sonra olaylar gelişiyor ve yeniden inşa ediyorlar ilişkilerini, Dany güvenmeyi öğreniyor falan. Bu fanfic’deki umuda, duygusal derinliğe, saflığa, sadeliğe bayılıyorum. İçim açılıyor okudukça, iyi geliyor.

Edit : “Now and Always” isimli fanfic’in linki yenilendi, "Home"un linkini vermisim yine yanlislikla.

3 Likes

Teşekkürler bakacağım hepsine :blush:.

1 Like

Yorumların hepsini okumadım çünkü baya geç ve çok uykum var yarın sabah okuyacagım :slight_smile: sadece en baş da ki paylaşımı okudum benzer bir şey yazdıysam af ola .Dünyadaki bütün şaiirler yazarlar çok fazla okur ve çok gezer .Bazıları da cok istisna kendini odalarına kapatır bu odalarında kendi dünyasına kapananlar kendi yazım dillerini kullanır. Bunlar genelde çok zekidir tam zamanın da anlaşılamaz yada hiç anlaşılamayan berbat şeyler yazar genel de eniyi üretenler bunlardır.Çok gezen çok okuyanlar da istisnalar dışın da ortak anlatımdan giderler ama bunlarda da bir olay vardır ki yıllar önce alt benliklerine yerleşmiş olan okudukları bir kitap veya bir makaleyi sanki kendi hayal dünyalarında kurgulamış gibi kendi eserlerine yazarlar (Arak mevzuları esinlenme vs ayrı). Bence yukarı da yazanı yazar bal gibi okumuş ve matamatiğini oldugu gibi kullanmış.

Şimdi kitapta da olursa “rezil” olur, dediğiniz itiraz kısmı nedir tam olarak? Dany’nin güç yüzünden gerçek manada delirmesi mi sadece? Yoksa güç yozlaşması da bu işin içinde mi? Yani güç yozlaşması yaşasa da rezil bir son olur, itirazı var mı? Bilhassa şu kitaptaki konuşma üstüne?


Konuyu pek saptırmak istemem, bilhassa teoloji meselesine ama tüm toplumların “kültürel” olarak beslenme kaynağı "teoloji"dir. Bu sadece mevcut olan teolojiden değil aynı zamanda çok eski, unutulmuş köklerdeki teolojik kaynak için de geçerlidir. Bu yüzden ister ağırlıkta teist isterse ateist bir toplum olsun, beslenme kaynağı aynıdır.

Haliyle her toplumun ve bölgenin kendi algısı var. Ataerkil bir toplum olan insanlığın, çoğu zaman kadını zayıf görmesi, bir çok konuda da algısının bu temelden ilerlemesine neden oluyor. Batı kültürü için konuşmak gerekirse… Batı’nın Hristiyanlık ve onun da beslendiği Yahudi teolojisi ve artı putperestlikten gelme bir temel kültürü var.

Misal putperest bir toplum da olsa bir sürü tanrıçaların var olduğu bir inançta, baş ilah her daim bir erkektir çünkü mutlak güç ancak bir “erkek” elinde olmak zorundadır. Sanırım “güç” bir erkeği “ilahlaştır” mantığının temelini buradan çözmüş oluyoruz.

Misal “güç” bir kadının elinde olduğu zaman da Hera gibi kıskançlıktan delirmiş ve gücünü kötüye kullanan bir “ilah” figürü görüyoruz. Sürekli olarak kendisini aldatmış olan kocasının oğlunu öldürmeye çalışan, ona kötülükler eden bir kadın, entrikacı.

Bu bizim kültürde de var. Bakıyorsun Osmanlı’da “kadın hükmünün” ağırlıkta olduğu dönem anlatırken “entrikaçı” ve “güç yozlaşması” tarzı “kötü hükümdar” portesi çiziliyor; kadın, erkek demeden de bu görüş destekleniyor. Yani sanki kadın dönemlerinin alayı kötü ama erkek dönemlerinin alayı iyi yahut kötü dönemler, kabul edilebilir bir sebep. Sırf Osmanlı ile sınırlandırmaya gerek yok, daha eskilere de gidilebilir ve sadece bizim kültürde değil doğu-batı tüm kültürler için geçerli… Hatta kadın tarafına “zaten üstüne bir de yabancı kökenli” diyerek, kanı zehirlediği, bozduğu görüşü gibi mide bulandırıcı, faşist, pis bir görüşe hakim olan tipler de var. Özetle her şeyi bozan “kadın” asla ama asla güç sahibi olmaması algısı, geçmişten bu yana genel olarak hakimiyetini sürdürmüştür. Nizam-ı mülk gibi bir adam bile kadından hükümdar olmaz benzeri görüşte ise varın gerisini siz düşünün.

O yüzden yukarıdaki alıntı çok da şaşırtmadı. Modern dönemlerde bazı “değerler” ve “baskılar” neticesinde bu görüş çok fazla dile getirilmek istenmiyor ama hala baskın şekilde erkek kafasının içinde yaşamaya devam ediyor ama eskiden daha serbestçe dillendirilen bir şeydi, batıda da doğuda da.

Bugün Hollywood’a bakarsak sayısız kadın tecavüz-taciz vakalarını görürüz ve dahası film/dizi/reklam gibi şeylerde kadınların cinsel nesne olmanın ötesine gitmemesini de şahit oluyoruz. GoT da bu projelerden farklı değildir, Emilia’ya bu yönden çok kızarım; çıplak sahnem olmayacak maddesi eklemesine rağmen bu maddeyi kendi çiğneyip, aynen devam etmiştir. Oysa bu pis zihniyeti beslemek ve desteklemekten öteye giden bir davranış değildi. Geçen sene de bu taciz vb. vakalar ortaya çıkınca kadın oyunculara; siyah giyinerek protesto ettiler Emmy ödüllerinde. Kusura kalmayın ama ye haltı sonra protesto et… olmuyor böyle.

Sonuç olarak bu çarpık zihniyetin hakimiyetini pekiştirme yönünde adımlar attıkları sürece kimse bu olan bitenden şikayet etmesin ve karşı olup, aksi yönde hareket etmeye çalışanlar da daha baskın olmak ve bu zihniyeti yıkmak için daha çok çaba sarf etmeli. Lakin “oyuncu” ve “yazar” tayfası arasında bu yönde ne kadar insan var ve onların da ne kadar gücü var ve idealist, dayanıklı?

Biraz içimi dökmüş oldum. :stuck_out_tongue:

GRRM, böyle bir şey yapar mı? Hollywood’un adamlarından biri olarak “beklenebilir” ama feminist olarak kendisini tanımlamasa da “güçlü kadın karakter” yaratmayı seven ve bunları destekleyen biri olarak böyle bir kilişe beklemem. Yani “güç yüzünden delirdi” şeklinde şu yukarıdaki görüşü destekleyeceğini sanmam. Ne yaparsa yapsın bunu “uygun” gördüğü şekilde “olmasını istediği” için yapacaktır; böyle bir görüş var, ben de bunu destekliyorum, o yüzden böyle yapayım… şeklinde olmaz.

GRRM de zaten güç yüzünden “deliren kadın” motifi kullanmıyor kitaplarında… Şu ana kadar sadece “acının” delirttiği kadınlar(Cat, Lysa, Cersei ve şu ejderhaların dansında çocukları öldürülen kadın gibi) ve “gücün” yozlaştırdığı erkekleri işliyor ama temelde “güç” ve “taht hırsının” insanlara neler yaptığını anlatıyor ki bunu da açıklamıştı zaten; hikayenin merkezinde “güç” ve “gücün yozlaştırıcı etkisi” olduğunu ifade etmişti. Yani erkek de kadın da ayırt etmeksizin bu “yozlaşmaya” maruz kalıyor, kalacak, kalmalı da… Eşit bir şekilde. İki tarafın da var olduğu gerçeği ile asoiaf’a yaklaşır isek daha sağlıklı olacak kanısındayım. Ve şahsi fikrim bu hikayede, güç yozlaşmasını Dany üzerinden daha güzel başka karakterde gösteremez. Bu açıdan muazzam harika bir karakter, Dany.

Olay belki "benzer "yahut “aynı” olabilir ama bu, “niyetin” ve “amacın” aynı olduğunu göstermez. Örnek vermek gerekir ise; x şahıs gösteriş olsun, çıkar sağlasın diye insanlara yardım eden melek görünümlü şeytan rolü keserken; y şahıs tam tersine Allah rızası için, gösterişsiz şekilde melek rolü keser. İki eylem de aynı ama niyet-amaç farklı olduğu için biri değersiz ve çirkin oluyor iken diğeri kıymetli ve kalp ısıtıcı bir eyleme dönüşüyor.

İş “delirme” meselesine gelince. Yani delirir mi? İhtimal var, temel var ama sanmam ve istemem çünkü hem bana göre hikaye kendi içinde kilişeye kaçar hem de “güç yozlaşması” mesajını veremezsin; deli bir insan, yaptıklarından sorumlu değildir oysa bize bu mesajı vermek için aklı başında bir kişi gerek.

Dizideki Dany’e gelince… Emilia zaten delirmediğini ama çok kırgın, öfkeli ve kızgın olduğunu ve yaptıklarını bu amaçla yaptığını yani aslında Dany’nin her şeyi “bilinçli” bir şekilde yaptığını ifade etmişti, söyleşisinde. Fakat iki adam yakınca “deli kraliçe” yaftası yapıştırmayı seven bizler için “dany delirdi” başlıkları atmak daha çekici ve popülist bir yaklaşım haline geliyor. Hatırlar iseniz Cersei de Sept’i patlattı diye aynı başlıklara maruz kalmıştı ama kadının, delilik ile uzaktan yakından alakası yoktu ve son ana kadar da olmamıştı. İki karakter de son sezonda aynı çizgide buluştular bence.

5 Likes

Ktitaplardan hariç konuşuyorum, ‘‘Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’’ hatta arttırıyorum ‘‘Keloğlan’’ masallarını bir yahudi tüccara verseniz o hikayelerden de bir Hitler çıkarırlar. Yapımcılar Martin gibi yaratıcı değil, klişeci ve kopyacı insanlar. Parayı nasıl kazanacaklarını biliyorlar ve kişisel ya da ait oldukları toplumdaki travmalardan oluşan komplekslerini bir şekilde satmayı başarıyorlar.

Martin’e gelecek olursak, onun için bu taht oyununu oynayan her birey zaten zalim ve katil. Eli pisliğe bulaşmamış karakter yok. Tazı’nın da dediği gibi, bütün şövalyeler katildir. Ünvanlar sadece bunu kamufle eder.

3 Likes