Gözden Kaçmaması Gereken 3. Tür Wightlar


#1

Seri ile ilgili üçüncü teori başlığım Wight türleri üzerinden gözden kaçan bir ayrıntı ve karakter ile ilgili olacak, benim bulabildiğim iki karakter var şimdilik.

Bilindiği gibi GRRM Jon, Beric ve Catelyn’ in ‘‘Ateş wight’ ı ‘’ olduğunu söylemişti. Yani onları ölümden geri getiren güç ateş’ e hükmeden ya da ateşle cisimleşen doğaüstü varlık. Sur’ un kuzeyinde ise ölüleri geri getiren Buz’ a hükmeden ya da Buz şeklinde kendini gösteren varlık.

Serinin isminden dolayı bir çoğumuz Buz ve Ateş Wightlarına odaklandık, oysa bu seride 3. bir Wight türü daha var. Ve bu Wightlar ile ilgili de bir inanç sistemi, aynı Ateş ile R’ hllor ile bağıntısı gibi ortaya çıkmış.

a- Birinci tür Wight’ larımız Buz Wightları, seride karşımıza çıkan ve Ötekiler ile birlikte hareket eden kuzeydeki ölüler

b- İkinci türümüz ise Ateş ile ölümden döndürülmüş Beric, Catelyn, dizide görebildiğimiz kadarı ile Jon Snow. Ateş Wightlarını geri getiren ise R’hllor rahip ve rahibeleri.

c- Üçüncü Wight türümüz ise Deniz ya da Su Wightları, isimden emin olamamakla birlikte Deniz Wight’ ı demek daha mantıklı görünüyor şimdilik.

Peki bu üçüncü tür Wightlar için örneğimiz kimler ?

  1. örneğimiz Yamalı Yüz dediğimiz yarı deli, kehanetler söyleyebilen, aynı zamanda Prenses Shireen’ in soytarılığını yapan kişi. Bilindiği gibi Dar Deniz ötesinden gelirken batan gemiden sağ kurtulan ve kıyıya vuran bir köleydi Yamalı Yüz, ve onu bulan üstat onun ölü olduğuna yemin edebilirdi kitaptan okuduğumuz bölümde.

  2. örneğimiz ise bu adam ölümden mi döndü lan diyeceğimiz, hadi lan nasıl gözden kaçırdığımıza anlam veremeyeceğimiz, hepimizin de sevdiği bir karakter.

Ser Davos Seaworth

Davos’ un Karasu Savaşı sonrası suya düştükten sonra hatırladıkları arasında net bir şekilde boğulduğunu görüyoruz. Kendi Pov’ unda bundan bahsediyordu, nefesinin bittiği ve ağzını su içinde açtığında boğulduğunu hatırladığını ve sonrasında ise kendini ıssız kayalarda bulduğunu hatırlamış. Arada bir olay yok, tıpkı Jon’ un dizide söylediği gibi.

Bu Pov ışığında ortaya çıkardığım düşünceleri sıralamak gerekirse ;

1- Evrende Buz-Ateş-Deniz (su) olmak üzere üç tür Wight görüyoruz.

2- Deniz Wightlarına 2 örneğimiz Yamalı Yüz ve Davos Seaworth. Daha fazla örnek hatırlayabilen eklerse sevinirim.

3- Deniz Wightları ile ilgili din ise Boğulmuş Tanrı inancı, hatta ritüellerinden biri denizde ölüp tekrar dirilme.

Davos Seaworth ile ilgili başka bir anekdot ise boğulduğunda boynunda olan kesik parmaklarının kemikleri kayboluyor. Davos hayata döndüğünde bunların kendisine şans getirdiğini düşünüp elini boynunda taşıdığı keseye götürdüğünde parmakları bulamıyor.

Bu parmaklar ise daha sonra Melissandre Pov’ unda karşımıza Mance Ryder’ ın şekil değiştirme büyüsü ile ilgili bilgiler verirken bahsetmesiyle çıkıyor. Melissandre büyüler güç barındıran materyallerden bahsederken ‘‘bir kese kesik parmak kemiği’’ nden bahsediyor.

Davos’ un hayata dönüşü ile ilgili ilginç bir veri ya da Mel’ in göründüğünden çok daha farklı konularda yetkinliği ortaya çıkar mı ? Buradan bir sonuca varamadım.

  1. türde Wightlar daha önce forumda bahsedilmemiş bir teoriydi, ben bahsedeyim dedim. Yabanıl kelimesini Yabaaağnıl şeklinde telaffuz etmemek şartı ile isteyen tuberlar ve teori videosu çekenler tepe tepe konuyu kullanabilir.

#2

Bir kere ölen bir daha ölmez, ama daha güçlü olarak yeniden doğar.

Boğulmuş Tanrı, boğulmuş rahip, boğulmuş…

Bu demirdoğumluların ölümden dönmeyle ilgili felsefesini hep ilginç bulurdum. Sürekli akgezenlerle bir bağı olduğunu düşünürdüm. Bu 3. İhtimal gerçekten ilginçmiş.

Ama zayıf bir nokta var, ölümden dönme basit bir şey değil. Ciddi bir karakter değişimi gerektiği gibi vücut da eskisi gibi olmuyor, yemek, uyku gibi ihtiyaçlar azalıyor, kan akışı duruyor falan. Eğer böyle büyük değişimler olsa Davos povlarunda görürdük bence.


#3

Bende hep davosun verilmiş sadakası varmış diye düşünürdüm.


#4

Davos Povunda net bir şekilde boğulduğundan ve bilincini kaybettiğiden, kendine geldiğinde güneşin tepede olduğundan, Karasu Koyunun boş olduğundan bahsediyor. Savaş bitmiş, en az bir gece geçmiş, gün doğmuş, koy boşalmış taraflar alandan çekikmiş ve hafızasında ‘‘arada geçen zaman yok’’ , hatırlamıyor, parmak kemiklerini de ne zaman kaybettiğini bilmiyor.


#5

Aslında wight lara baktığımızda en çok hasar alan buz wightları. Gördüğümüz kadarıyla kendi kendilerine düşünmekten bile aciz zombi benzeri yaratıklar. Ateş wightları, kendi iradeleri olan intikam , sevgi gibi duygular hissedebilen daha insana ait özellikler taşıyan yaratıklar. Belki de bu su wightları en insan özelliklerini barındıran dönüşümdür. O değil de bu teorinin olma ihtimali varsa bu westeros’un suyunda bile bişey var demektir. :smile: ama belki de davos u mel büyüyle kurtarmıştır.
@The_Sworn_Sword teori için teşekkürler :slight_smile:


#6

ÇOk illginç Davos için bunu düşünmemiştir
daha evvel okuduğum yada izlediğim film/dizilerde boğulanlar hep o aradaki zamanı kaybetmiş ve bir süre baygın yatmıştı
Asoiaf için Davos ölmüştür yada ölmemiştir diyemiyorum. Herşey mümkün
buz ve ateş olunca seri, suyun ne işi var da diyorum açıkcası ama ateş buzu eritince su kalır su hayattır falan diye saçmalayarak susarım :smiley:
güzel bir teori olmuş teşekkürler


#7

İlgili Davos Pov’ unu da ekleyeyim ;


#8

Bu wigth meselesi oldukça kafa karıştıran ve çeşitliliği olma olasılığı yüksek bir mesele. Şu başlıklara bakarsanız…

Wight özellikleri ve türleri, kesin olduğunu bildiklerimiz.

GoT evreninde şu ana kadar 4 çeşit wight(yürüyen ölü) gördük.

1- WW’ler tarafından hükmedilen ve ‘buz’ ile diriltilenler;
2- Qyburn’un deneyleri ile zombiye çevrilen Dağ, pek özgür iradesi var diyemeyiz,
3- Buz wight’ı olan ama tamamen ölmemiş ve iradesini ve kimliğini muhafaza etmeyi başarmış(ww hakimiyetine girmemiş) olan Benjen(kitapta ise soğukel) ki bunu dizideki abimiz göğsündeki obsidiyen ile başarmış,
4- Son olarak ise ‘ateş’ ile diriltilmiş olan ve özgür iradeleri olduğu anlaşılan, Jon’un da son yılda tanıştığı Beric.(kitapta ayrıca Lady Taşkalp)

İşte Jon da tam olarak bu 4. sınıfa giren bir wight; mavi gözleri yok, birileri tarafından kontrol de edilmiyor ve göğsünde obsidiyen de yok…

GRRM’in WIGHT yorumu.
S: Dizide Jon Snow da ölümden dönme tecrübesi yüzünden bitkin, tükenmiş durumda…

GRRM: Evet,. Ve zavallı Beric Dondarrion… Her defasından daha az Beric; anıları soluyor, yara izleri var, fiziksel olarak daha korkunçlaşıyor, çünkü artık yaşayan bir insan değil. Kalbi atmıyor, kan damarlarında akmıyor, o bir wight, ancak buz yerine ateşle canlandırılmış bir wight, şimdi bütün ateş ve buz şeyine geri dönüyoruz.

Bunlar dışında Ölümsüzler ve muhtemel odur ki Asshai yerlisi wightlar da var…

Çivit renkli sisin arasından sağ tarafındaki Ölümsüz’ün pörsümüş ayrıntılarını çıkarabiliyordu Dany. Yaşlı bir adamdı, buruş buruş ve saçsızdı. Teni menekşe mavisiydi, dudakları ve tırnakları daha da mavi, neredeyse siyah denecek kadar koyu. Gözlerinin akı bile maviydi. Masanın karşısında oturan kadim kadına görmeden bakıyordu o gözler. Kadının ipek elbisesi bedeninde çürümüştü. Açıktaki göğsünün içi boşalmıştı. Mavi göğüs ucu kayış kadar sertti.
Nefes almıyor. Dany sessizliği dinledi. Hiçbiri nefes almıyor. Hareket etmiyorlar. Gözleri görmüyor. Ölümsüzler, ölmüş olabilir mi?
Cevap bir kedi tüyü kadar ince bir fısıltıydı. …biz yaşıyoruz… yaşıyoruz… yaşıyoruz… dedi. Sayısız ses fısıltıyla yankılandı. …ve biliyoruz… biliyoruz… biliyoruz…

Sonra siyah kanatlar başına çarptı. Öfkeli bir çığlık çivit mavisi havayı kesti. İmgeler bir anda kayboldu. Dany’nin ciğerleri korkuyla doldu. Ölümsüzler etrafındaydı, mayi ve soğuk, ona doğru uzanırken fısıldaşıyorlardı, elbisesini çekiştiriyor, kuru ve soğuk elleriyle tenine dokunuyor, parmaklarını saçlarının arasında gezdiriyorlardı. Dany’nin bacakları çözüldü. Hareket edemiyordu. Kalbi bile atmaktan vazgeçmiş gibiydi. Dişler, boğazının yumuşak derisini buldu. Bir ağız tek gözünün üstüne kapandı, yalıyordu, emiyordu, ısırıyordu.

Asshai’ler için söylenenler…

Asshai, kara Ash nehrinin iki yakasına fersahlarca uzanan, oldukça büyük bir şehirdir; Kral’ın Şehri, Volantis ve Qarth yan yana koyulsa Eskişehir için hala yer olurdu.

Archmaester Marwyn’ia göre Assahi’de ata binen adamlar yok; savaşçı, tüccar ya da prens de yok. Asshai’de at yok, fil yok, katır yok, eşek yok, at, deve yok, köpek yok. Böyle yaratıklar, oraya gemiyle getirildiğinde yakında ölürler. Harmon’s On Miasmas’tan iyi anlaşıldığına göre, hayvanların bu suların sızıntısına, hatta içmeden içmeye daha duyarlı oldukları anlaşılacağı üzere, Külün ve kirli sularının kötü niyetli etkisi söz konusudur. Septon Barth’ın yazıları, daha az delille yüksek sırlara atıfta bulunarak daha çılgınca spekülasyon yapıyor.

Yine de, Asshai nüfusu, iyi ölçekli bir pazar kasabasından daha büyük değildir. Geceleri caddeler terk ediliyor ve yalnızca onda sadece bir bina bir ışık yakıyor. Günün en yüksek saatlerinde bile görülecek kalabalık yok, gürültülü pazarlarda mallarını bağışlayan esnaf yok, iyi dedikoducu yapan kadın yok. Asshai sokaklarını yürütenler maskelenmiş ve örtülüdür ve onlar hakkında hain bir hava vardır. Öyle değilse, yalnız yürürler ya da karanlık perdelerin arkasında gizlenmiş abanoz ve demirden paltoklarla binerler ve köle sırtlarındaki karanlık caddeler boyunca taşınırlar.

Ve Asshai’de çocuk da yoktur.

Hiçbir yiyecek yetişmiyor, su içilmez, çürüme tüm hayvanlara ve balıklara meydan okuyor. Ve yine de orada bir nüfus var. Maske giyen ve büyü, kan sihirbazlığı ve gölgelik bağlamasıyla tanınan bir nüfus.

Gördüğümüz gibi ne ateş ne de buz wight’ları için normal fiziksel işlevler artık geçerli değil; uyumuyor, yemiyor ve de kanları akmıyor. Yaraları iyileşmiyor… Lakin Yamalıyüz ve Davos için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Tüm bunlar dışında Gri Kral efsanesi de var; Demirdoğumlu Efsanesi, 1000 yıl yaşamış. Sonra denize dönerek ölmüş. 100 tane de çocuğu varmış. Yüce Yürek Hayalet’i de 1000 yaşında olduğunu iddia etmişti. Arya onun için “gerçekten de hayalet” demişti.