Gri Hastalık

#1

Merhaba arkadaşlar yine ben, bu sefer sizinle konuşmak istediğim konuya derinlemesine bakmak istiyorum. Belki fark etmişsinizdir çoğu başlık altında bu konudan bahsediyorum ama bir türlü konuyu açamadım. Şimdi tam sırasıdır bence;

Öncelikle gri hastalığı tanıtarak başlayayım, Gri Hastalık, orijinal ismiyle Greyscale, nemli yerlerdeki insanlarda görülen tedavisi olmayan deriyi sert ve gri pullara dönüştürerek kişinin bilincini kapatan; kısacası insanı taştan bir canavara dönüştüren ilginç bir hastalık. Biz bu hastalığı en başta Prenses Shireen Baratheon ile tanıdık. Daha sonradan beşinci kitapta hastalığı daha çok gördük. Öncelikle hastalığın gerçekteki karşılığına bakalım.

Aslında gerçek dünyada da deriyi pul gibi yapan bir hastalık var. Balık Pulluğu, fakat kalıtsal ve çocukluktan geldiği için bizim hastalığımıza pek benzemiyor. Bizim hastalığımıza daha çok benzeyen bir hastalık var; Fil Hastalığı

Hastalığı belki duymuşsunuzdur, bir solucan çeşidi yüzünden vücudun belli bölgelerinin şişmesine ve pullar gibi sertleşmesine neden oluyor. İleride kişiler tanınamaz hale geliyor ve kanser hücrelerine davetiye çıkardığı için ölümcül olabiliyor. Daha çok ekvator ve tropikal bölgelerde yani nemli yerlerde görülüyor. Ve hastalıktan korunmanın en büyük yolu temizlik.

Ayrıca eskiden insanlar bu hastalığa sahip kişilere şeytan derlermiş. Devam…

Şimdi serideki birkaç detayı göstereceğim. Bildiğiniz gibi akgezenler, önlerine çıkan canlıları öldürüp kendilerine katarak büyüyen varlıklar ve bu devam ederse tüm dünya onlarla kaplı olacak. Bir nevi dünya ölülerle kaplı olacak, yani ölü olacak…

Bir de dothrakların şu kehanetine bakalım;

“Asshai’nin ardındaki Gölge Topraklar’da, at üstündeki bir adamdan daha uzun, sütcamı rengindeki hayalet otlarından okyanuslar olduğu söylenir. Diğer otları yaşatmaz, geceleri lanetlilerin ruhlarıyla ışıl ışıl parlarlarmış. Dothraklar hayalet otlarının bir gün bütün dünyayı kaplayacağına ve hayatın o gün biteceğine inanırlar.”

Sör Jorah’ın Dany’ye anlattığı bu inanış tıpkı akgezenlere benziyor değil mi? Otlar geliyor, diğer otların öldürüp onları kendilerine katıp genişliyorlar. Peki ya sizce de Gripul hastalığı da böyle değil mi? Gripul bulaşan bölge yavaş yavaş etrafındaki deriyi öldürüyor ve onları da kendi gibi pula dönüştürerek büyüyor. Yani akgezenlere benziyor.

Haydi biraz hastalığa bakalım;

Öncelikle Jon Connington’dan başlayalım. Bildiğiniz Rhoyne Nehrindeki taş adamlardan Tyrion’ı kurtarmaya çalışırken bu hastalığa yakalandı. Orada bulunan taş adamların bulunduğu yer de insanların gri hastalığa yakalananları gönderdikleri yerler.

Onun dışında gri hastalığa yakalanan üç kişi biliyoruz; Maegelle Targaryen ki kendisi o hastalığa sahip çocukları iyileştirirken bu hastalığa yakalandı. Harlon Greyjoy ki kendisi bu hastalık yüzünden nefes alamıyordu ve Euron’un da yardımlarıyla öldü. (Aynı durum Fil Hastalığında da görülür) Ve son olarak Shireen Baratheon;

Shireen Baratheon’un hikayesi ise oldukça değişik. Kitapta veriliyor mu hatırlamıyorum fakat filmde biz gri hastalığın bulaşma hikayesini öğreniyoruz. Birinin getirdiği oyuncaktan kıza bulaşıyor ve sonradan da ilginç bir şekilde hastalık biraz ilerledikten sonra duruyor.

Ve Shireen duvara yolculuk ettiğinde Val onu görüyor ve “Gri Hastalık uyumaz, o kız zaten ölü, keşke izin versen de kıza merhamet verebilsem” gibi söylemlerde bulunup bebeği ondan uzak tutmak istiyor. Şimdi duvarın ötesindeki bir kızın bu hastalığı nereden bildiğini sormadan önce dizide olup kitapta olmayan bir şey vermek istiyorum size;

Gilly’ye göre o küçükken iki tane kız kardeşi bu hastalığa yakalanmış ve babası onları kapıya bağlanmış onlar git gide dönüşmüş ve en sonunda canavar olup ölmüşler.

Şimdi şunu söylemek istiyorum ki bu hastalık nemli bölgelerde oluyor. Buna göre Tropikal iklimlerin olduğu Yaz Adaları veya Sothoros’ta da bu hastalığın olması gerekir. Fakat bize böyle bir bilgi verilmedi. Veya sürekli sisli olan Braavos’ta ve sürekli yağmur yağan fırtınalar kopan Fırtına Toprakları’nda da bu hastalık görülmeli fakat bir örneğini görmedik.

Rhoyne nehrine gönderilen hastalar dışında bu hastalığın doğal olarak görüldüğü tek yer Duvar’ın Kuzeyi. Eminim size de hayatını orada geçirmiş bir kızın bu hastalıktan nasıl bu kadar haberi olur? sorusu mantıklı geliyor ki elimizde Gilly örneği de var.

Ayrıca Duvar’ın Ötesi’nin karlarla kaplı olduğu için nemli olduğunu söyleyebilirsiniz. Tamam nemli olabilir fakat diğer nemli bölgelerde neden aynı şekilde görülmüyor. Ayrıca Duvar’ın Kuzeyi’nin kutup olduğuna emin sayılırız ki kutuplar nemli yerler değillerdir. Hatta diğer isimleri de Soğuk Çöller’dir ve dünyadaki en kuru yer Antartika’da bulunur.

Yani haritada hastalığın yaygın olduğu yerleri işaretlersek -ki neredeyse hiçbir bilgimiz yok- sadece Duvar’ın Ötesi mi işaretleniyor? Diğer yerlerde belli bir bilgi yok ve duvarın kuzeyinin de nemli olmama ihtimali var.

Sonuçta her şeyi toparlayarak teorimi ortaya atmak istiyorum

Bana sorarsanız bu hastalığın arkasında Diğer Büyük var. Hastalığın yayılma şeklinin Akgezenlere benzemesi, hastalığın Kuzey’in ötesinde görülmesi ve gerçek dünyada Şeytan Hastalığı olarak anılması… Sizce de bu hastalığın herkese bulaşması Akgezenlerin Westeros’u almasını kolaylaştırmaz mı? Belki de bu yüzden Duvar’ın ötesinde bulunuyordur. Hatta Yaban Otları da Asshai’de ki Asshai’nin kuzeyinin Westeros’un kuzeyi ile birleştiği bir teori bile var.

Bana sorarsanız bu hastalık tamamen Diğer Büyük’ün işi ve Shireen Baratheon’a da bilerek verildi. Shireen Baratheon’un hastalığının surdayken, Val’ın da dediği gibi yeniden canlanması ve Akgezenler’in Westeros’a girmesine tek engel olan Duvar’ın zaten zayıflamışken bir de bu hastalıkla sarsılaması çok destansı olmaz mı? Ayrıca Mel’e Shireen’i yakmak için bir sebep de verir. Shireen Baratheon’un bu hastalığa sahip olmasının bir nedeni olmalı…

Note: Çok küçük bir bilgi daha söyleyeyim Rahiplere göre hastalığın tek çaresi dua iken (belki de R’hllor’a), üstatlara göre tedavi yöntemlerinden biri de kaynar suda bir banyo yani yine sıcaklık (R’hollor) nam’ı diğer Diğer Büyük’ün düşmanı

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Sizce gerçekten bu hastalık Diğer Büyük’ün işi olabilir mi? Gerçekten de Shireen’in hastalığı yeniden uyanacak mı? Yorumlarda belirtmeyi unutmayın :smile:

4 Likes

#2

Konu için teşekkür ederiz. :slight_smile:

GRİ HASTALIK için doğrudan Tyrion alıntısı yapmak istiyorum.

“Garin’in Laneti sadece gri hastalık,” dedi Tyrion. Lanet genellikle çocuklarda görülürdü, bilhassa nemli ve soğuk iklimlerde. Hastalığa maruz kalmış deri sertleşir, kireçleşir ve çatlardı. Tyrion, gri hastalığın ilerlemesinin limonla, hardal lapalarıyla ve kaynar sıcaklıktaki banyolarla (üstatlar söylerdi) ya da duayla, kurbanla ve oruç tutmakla (rahipler ısrar ederdi) durdurulabileceğini okumuştu. Hastalık, genç kurbanlarını şekilsiz fakat sağ bırakarak geçerdi. Hem üstatlar hem de rahipler, gri hastalıkla işaretlenmiş çocukların, aynı rahatsızlığın daha az rastlanır ölümcül türünden ve hastalığın cevval kuzeni olan gri vebadan asla etkilenmeyeceğini söylerlerdi. “Suçlunun nem olduğu söylenir,” dedi Tyrion. “Havadaki kirli mizah anlayışı. Lanetler değil.”

Aslında buraya bakarsak gri hastalığa sebep sadece nemli bölgeler değil, ayrıca soğuk iklimlerde de görülmekte. Haliyle “kuzey” bunun için gayet uygun bir yer. Soğuk ve nemli. Sonuçta kar, eriyerek içine işler ve başta ayağın olmak üzere bir çok yerin nemli olur. Soğuk iklimlerde de sürekli havada nem olur. Ejderha Kayası’nda bu hastalık ortaya çıktı, Shireen buna bir örnek. Başka bir iki örnek daha saymışsın zaten. Sonuç olarak asoiaf evreninde, ağırlıkta çocuklarda ortaya çıkan bir hastalık bu. Yine o yaşlarda bir şekilde de durdurulabileceğine ama şekil bozukluğu bıraktığı bilinen bir hastalık. Durdurulamazsa da zaten bahsi geçen yere gönderilen adamlar, olayı özetliyor.

Shireen’in neden yakılacağını düşünüyordum, teşekkürler, bu gayet bir sebep diye düşünüyorum. Fakat bu hastalık öyle birkaç ayda adamı alıp götüren bir şey değil diye biliyorum. Yanlış mı biliyorum? Belli bir süre verilmedi sanırım daha?

Hastalık dediğimiz şeyin temelde mikroplardan geldiğini biliriz, bunu fantastik bir noktaya taşımaya gerek olduğuna inanmıyorum. WW gibi canlıların da bunu kullanma ihtiyacı olduğuna inanmıyorum, öyle olsa idi bunu 5 bin yıl önce ilk geldikleri zaman yaparlardı, sonuçta yeni bir şey değil. Böyle bir biyolojik silah nasıl olur da tüm asoiaf evrenine yayılabilir ki? Daha doğrusu nasıl biyolojik silah haline getirilebilir o dönem. Büyüden kaynaklı bir şey olsa o zaman büyü ile de çözümü vakti zamanında üretilirdi kanımca. Ayrıca havadan yayılan vebalar hızlı yayılır, doğru ama bu veba türü sadece dokunmayla yayılıyor. Sur ise hali hazırda zaten zayıf, iki üflemelik canı var. Hem mesele onun tepesine konuşlanmış nöbetçiler değil, Sur’un büyüsü, ya ww’nin öbür yana geçmesine engel oluyor ya da büyüsünün geçmesine engel oluyor.

4 Likes