II.Sesostris

İlk bölümü okumayanlar:Kara Size Ait

----Tabutu açmak istiyorsunuz.Fakat…içinizde bir korku var.Mırıldayan bir ölüyle karşılaşmaktan korkuyorsunuz.Merakınız korkunuza üstün geliyor ve tabutu açmaya karar veriyorsunuz.Tabutun kenarlarını yoklayarak nasıl açacağınızı öğrenmeye çalışırken gözünüze bazı hiyeroglifler çarpıyor.
----Aklınıza annenizin kadim yazılar ve hiyeroglifler kitabı geliyor.60 yaşını geçmiş bir ihtiyarın gidebileceği son hızla kitabı ve tabutu açmak için levyeyi almaya çatıya gidiyorsunuz.Geldiğinizde hemen tabutun başına çöküyorsunuz.Tam yazı tercüme etmeye başlayacakken tabuttan gelen mırıltıların kesildiğini fark ediyorsunuz.Emin olmak için tabuta başınızı yaslıyorsunuz,ama nafile.Yazıları tercüme etmeyi bırakıp bir an önce tabutu açmaya koyuluyorsunuz.Levyeyle tabutu açmayı denerken inanılmaz efor sarf ediyorsunuz fakat beceremiyorsunuz.Yeniden tercüme işine odaklanmışken tabutun üstündeki çaprazlamasına kırbaç ve asa taşıyan bir çift el görüyorsunuz.Annenizin öğrettiği basit bilgiler sayesinde bunun Osiris’in işareti olduğunu anladınız,ama bu işareti farklı kılan bir özelliği var.
----Kırbaç taşıyan elin baş ve işaret parmağının kesik olduğunu ve kanadığını diğer elin ise çeşitli altınlarla süslendiğini ve elin üstüne kara bir daire çizildiğini görüyorsunuz.Dikkatlice bakınca bunun etrafını karartmak için yanan güneş olduğunu görüyorsunuz.
----Çatıdan getirdiğiniz bütün kitap ve ansiklopedilere rağmen kara güneş figürüne hiç rastlamıyorsunuz.Artık bu tabutu açmayı her şeyden çok istiyorsunuz.
----Aklınıza Mısır’da tanıştığınız Rahsim geliyor.Annesi hala mısırlı tanrılara tapmakta olan bu arkadaşınızı ve garip annesini ziyaret etmeye karar verip 2 gün sonraya uçak bileti alıyorsunuz.
----Mısır’a iniyorsunuz.Önemli eşyalarınızı yanınıza aldıktan sonra geriye kalanları otele yerleştiriyorsunuz ve arkadaşınızı Sahra Çölünde aramak için rehber kiralıyorsunuz.6 gün boyunca arkadaşınızı ve onun Tuareg kabilesini arıyorsunuz.Arkadaşınızı ve annesini bulduğunuzda onlara sadece çizimden bahsediyorsunuz.Annesi sizi pek hoş karşılamıyor.Buradan gitmeniz ve sıcak kum’un olduğu diyarlara bir daha gelmemeniz konusunda sizi uyarıyor.Israr ediyorsunuz.Kadın siz ısrar ettikçe sinirleniyor,sonunda bağırmaya başlıyor.Arkadaşınız annesini sakinleştiriyor fakat o da size kırgın gözüküyor.Ses tonunuzu yumuşatarak dilinizin döndüğü kadar Eski Mısır lisanında kadına ne kadar önemli bir sırrı çözmenin eşiğine geldiğinizi söylüyorsunuz.
----Uzun dil dökmeler ve yalvarmalar sonunda kadın kabul ediyor,fakat çok rahatsız bir biçimde size bakıyor.Ardından kalkıyor ve İskenderiye’ye yapılacak yolculuk için hazırlanmanız gerektiğini söylüyor.
----Her şey hazırlandıktan sonra yola koyuluyorsunuz.Yolda geçen uzun saatlerden sonra Akdeniz’in çölle buluştuğu muazzam şehre varıyorsunuz.Büyücü kadın (Büyücü Kadın çünkü Rahsim’in annesi olamayacak kadar değişmişti.Göz çukurları boyanmış ve yanaklarına doğru inen kırmızı dalgalı şeritler çekilmişti.Giydiği garip eteğin üzerinde kahverengi ve tonları kasvetli bir ahenkte buluşmuştu.Vücudunun geri kalanı belinden göğüslerine kadar açıktı ve göğüslerinden biri kapatılmamıştı.Saçlarını toplayan kadının alnındaki ve yüzünün yanındaki dövmeler ve tek kulağındaki büyüklü küçüklü yüzükler ortaya çıkmıştı) gitmeniz gereken yerin şehrin biraz doğusundaki bir sahil olduğunu söylüyor.
----Sahil’e vardığınız zaman herkes hazırlanmaya başlıyor.Siz de hazırlığınızın ortasında iken Rahsim geliyor ve sizi bir köşeye çekiyor.“Bak,” diyor.“Annemle birlikte onun lanetinden ve takiplerinden zor kurtulduk.Bunu senin için yapacağız.Ama eğer bana biraz bile vefa duyuyorsan,O’na sakın sana kimin yardım ettiğini söyleme.” deyip gidiyor.Hiç bir şey anlamıyorsunuz ama arkadaşınızın dediklerini dikkate almaya karar veriyorsunuz.
----Hazırlıklar tamamlanınca büyücü kadın’la ikiniz kumaştan bir çadırda yalnız kalıyorsunuz.İlk kadın lafa başlıyor ve “Eğer bu işi ciddiye alıyorsan bir kaç şeyi öğrenmen gerek” diyor.Başlıyor hikayeyi anlatmaya.“Eskiden,çok eskiden,insanlar henüz çöldeki bir otlar gibi dağınıkken ve her yere savrulmuşken Mısırlılar ölümden korkmazdı.Ölümün ardındaki hayatta onları Ölüler Kralı’nın beklediğini ve onlara merhamet edeceğini bilirlerdi,hatta bazıları ona huşu içinde tapardı.Ölüler yargılayan Osiris adaleti temsil ederdi ve simgesi kırbaç ve asa tutan çaprazlanmış ellerdi.”.Sözünü bitiriyor ve eteğinin cebinden çıkardığı bir kumaş parçasını ateşin tam içine yerleştiriyor.Eli zarar bile görmeden geri çıktı ve ateşin rengi mor ve kırmızı arasında değişmeye başlıyor.Büyücü hiç şaşırmadan anlatmaya devam ediyor."Fakat,"dedi.“Onu her ölümlü sevmiyordu.Ölümsüzler arasında bile düşmanı vardı”.Durdu,kızgın bir bakışla aleve bakıyor bir isim fısıldıyor: “Set”.
----Ateşin rengi önce koyu mora ardından laciverte dönüşüuor.Daha ilk şaşkınlığınızı üzerinizden atamadan kadın konuşmaya devam ediyor.“Osiris’in kıskanç kardeşi Set Ölüler Krallığının tahtını ele geçirmek için Osiris’i öldürüp parçaladı ve parçalarını Mısır’ın her yerine fırlattı.Eşine yapılana dayanamayan İsis ise Anubis ve Horus ile birlikte harekete geçerek Osirisi yeniden bir araya getirdi ve kız kardeşi Neftis’le birlikte Osiris’i yeniden hayata döndürdü.”
----Lafı bittikten sonra susuyor ve bir müddet sonra yeniden konuşuyor “En azından biz böyle sanıyorduk” dedi ve ani bir hareketle ateşi söndürüyor.Gece mavisi o da aniden simsiyah kesiliyor.İçeri giren ayışığının düştüğü yerde,ateşin küllerinin üzerinde kadının elleri beliriyor ve hemen ardından bir kaç anlaşılmaz mırıltı odayı dolduruyor.Bu mırıltıların tabutttan gelen mırıltıların aynısı olduğunu fark ediyorsun.Kadın mırıldanmayı bitirince sana dönüyor ve devam ediyor.
----"İsis,Osiris’e ihanet etti,"diyor.“Yanına aldığı tanrılarla Osiris’i yeniden bir araya getirdi.Osiris’in yeniden canlanacağını anlayan Set bir anlaşma yapmak için tanrılarla buluştu.Anlaşmaya göre Set,Horus’a yenilmiş taklidi yapacaktı,böylece Osiris’in yeryüzündeki hakimiyeti Horus’a geçecekti.İsis ise Ra’nın gizli adını Set’ten öğrenecek ve ele geçirdiği güçle büyünün tanrıçası olacaktı.Set’in tek istediği şey ise Osiris’in bedeniydi.Osiris’in bedenine girerek Yeraltı tahtını ve Ölüler Krallığını eline geçirecekti.Fakat anlaşmanın dışında tutulan biri oldu.Anubis,o zamanki adıyla firavun-hükümdar II.Sesostris.Anlaşmada yer almak istemedi ve kaçmaya çalıştı.Ancak İsis tarafından yakalandı ve bu tabuta hapsedildi.Ruhu ölümsüz kalsın ve açılar çeksin diye ölümsüzlük üflendi ve adına Anubis dendi.”
----Büyücü arkasını dönüyor ve soruyor.“Şimdi,hazır mısın?”.Sadece kafanızı sallayabiliyorsunuz.Kadın tabutu başıyla işaret ediyor ve çadırdan çıkıyor.
----Tabutu açmaya gidiyorsunuz ve kendinizi zorlamaya hazırlanırken tabut tek dokunuşta açılıveriyor.
----Tam bir hayal kırıklığı yaşıyorsunuz.Tabut bomboş.
----Büyücü kadına haber vermek için arkanızı döndüğünüz sırada kara bir siluete çarpıp yere oturuveriyorsunuz.İlk başta bunun arkadaşınız Rahsim olduğunu sanıyorsunuz.Fakat şekil size doğru eğilip ayışığına çıkınca bunun bir insan bile olamayacak kadar korkunç daha doğrusu…çirkin olduğunu düşünüyorsunuz.Üzerindeki tek giysinin dizleriyle beli arasını kapatan bir etek,en azından bir zamanlar öyleymiş,olduğunu,Kafası yerine bir çakal başı durduğunu,göz çukurlarının boş ve karanlık olup çenesinde beline kadar inen dikilmiş bir yarık olduğunu görüyorsunuz.Kaçmak için hareket etmek istiyorsunuz fakat korkudan kılınız kıpırdamayor.Boş göz çukurlarıyla sizi izlediğini hissettiren mumya çok ağır ve boğazdan gelen bir sesle konuşuyor “Beni,” diyor.“Ebedi eziyet ve lanetten kurtaran kim?Beni Neftis’in tabutundan çıkaran kim?”.Ne diyeceğinizi bilemiyorsunuz.Ağzınızdan sadece “B-be-ben…” kelimesi çıkıyor.Mumya doğruluyor ve konuşmaya devam ediyor."Beni İsis’ten kurtardın ama kendini kurtaramazsın.Fakat ben seni kurtarabilirim.Kim olduğunu biliyorum,yalnız adam.Her şeyini biliyorum ve sana yardım edebilirim.Sana ölümsüzlük bahşedebilirim ama kimseyi sevemezsin,kimse seni sevmez ve seni sevenlerin ölümünü görürsün.Sana yeni bir şans veririm.Her şeye yeniden başlaman için hayatını yeniden çizerim.Ama bu hayatındaki her şeyi unutursun,yaptığın hatalardan çıkardığın dersler yeni hayatında bir işe yaramaz.Veya sana sonsuz gücü veririm,bilgiyi.Ama yaşarken adın asla bilinmez ve tanınmaz.Seç bunlardan birini,kurtarıcım."
Üç seçenek;
-Ölümsüz ol ama kimseye bağlanma,
-Kendi hayatını en baştan yaşa ama belleğini temizle,
-Sonsuz bilgiyi bul ama kimseyle paylaşamadan öl.

Sonsuz bilgiye ulaşsam bile kimseyle paylaşmam zaten.
Tabii ki sonsuz bilgi.

Tövbe et hacca git…

Kendi hayatını en baştan yaşa ama belleğini sil. dedim. ‘-’

Her şeyin bir bedeli var diyorsun .s

bilgiyi seçsem, kendim kullansam olmuyor mu ?!

yeniden başlamak, restart etmek :smiley:

sonsuz bilgi. nihai gerçeği öğrendiğimde zaten bunu kimseye açıklamak isteyeceğimi sanmıyorum. devamı ne zaman?

Bu yaşta ölümsüz olsam ne olur ki, hatalarımı tekrar yapacaksam baştan başlamanında bir anlamı yok.
Elbetteki sonsuz bilgi, eğer tanrılarla oynayacaksan bilgi çok işe yarar :slight_smile:

Sonsuz bilgi. Neden olmasın.

Gelecekte neler olup biteceğini çok merak ettiğim için ölümsüzlük. Düşünsenize sizin dolaştığınız sokaklarda hep başkaları gezicek, silinip gidicez.

sonsuz bilgi … ölümsüz olup napacaksın ki dediği gibi sevdiğin herkesin ölüp gittiğini yanlız kaldığını görmek kolay değil…

normalde ölümsüzlüğü sevmem ama seçenekler arasında en mantıklısı, 2. seçeneğin amacını anlamadım hala :smiley:

Yaptığın hatalar,anılar,bilgiler senin için hiç olmamış gibi en baştan başlayacaksın.

Ne yalan söyleyeyim forumda okuduğum tek hikaye…

tamamda “hafızan silinecek”, aynı hataları büyük ihtimal yine yapabilirsin

sonsuz bilgi

Hiçbir seçenek karşılıksız değil.

ona itiraz ettiğimi hatırlamıyorum knki :smiley:

Sonsuz bilgi…