Jaqen H’ghar'ın Oyunculuğu


#1

image

Bugün kafama bir şey takıldı. İkinci kitapta Jaqen/Arya konuşmasında oldukça dikkate değer bir ayrıntı var. Konu; Arya’nın 3. can için Jaqen’in ismini vermesi ve Jaqen’in verdiği tepki. O konuşmayı yeniden hatırlayalım.

Adam hiç acımadan Arya’ya bakıyordu. “Tanrının elinden üç can alındı, üç can geri ödenmeli. Tanrılarla alay edilmez.” Sesi hem ipekti hem çelik.

“Ben hiç alay etmedim.” Bir an düşündü. “İsim… ismini vereceğim kim olursa olsun, öldürecek misin?”

Jaqen başıyla onayladı. “Bu adam öyle dedi.”

Kim olursa olsun?” diyerek tekrarladı. “Bir erkek, bir kadın, küçük bir bebek ya da Lord Tywin, Yüce Rahip, kendi baban?”

“Bu adamın atası uzun zaman önce öldü. Ama yaşasaydı ve kız onun adını verseydi, kızın emriyle ölürdü.”

“Yemin et,” dedi Arya. “Tanrıların huzurunda yemin et.”

“Havanın ve denizlerin bütün tanrılarının, hatta ateş tanrısının önünde yemin ederim.” Elini büvet ağacının ağzına koydu. “Yedi yeni tanrının ve sayısız eski tanrının önünde yemin ederim.”

Yemin etti. “Kralın adını versem bile…”

“İsmi söyle ve ölüm gelsin. Yarın sabah, ay dönümünde. bir yıl sonra ama mutlaka. Bu adam kuşlar gibi uçamıyor ama bir adım ve onun önüne bir adım daha koya koya gideceği yere varıyor ve bir kral ölüyor.” Jaqen dizlerinin üstüne çöktü, şimdi yüz yüzeydiler. “Bu kız yüksek sesle söylemeye korkuyorsa fısıldasın. Şimdi fısılda. İsim Joffrey mi?”

Arya dudaklarını adamın kulağına koydu. “İsim Jaqen H’ghar.

O yanan ahırda, alevden duvarların arasında zincirliyken bile şu an olduğu kadar endişeli görünmüyordu Jaqen. “Bu kız… şaka yapıyor.”

Jaqen H’gar, ölüm ilahına tapan bir Yüzsüz. Onların mottosu “Herkes ölmeli ve herkes hizmet etmeli.” Kime? Çok Yüzlü İlaha, yani ölüm ilahına. Ölüm, Yüzsüzler için kucaklanması gereken, eninde sonunda herkesin kapısını çalacak bir gerçek. Haliyle aslında Yüzsüzler ölümle oldukça barışık insanlar, en azından kesinlikle öyle olmaları beklenir. Melisandre bile kendi ilahı için seve seve ölebilecek ve bundan korkmayacak ise (ki ölüm vb. şeylerin R’hllor inancında Büyük Öteki ile bağlantısı olduğu aşikar.) Jaqen ve diğer Yüzsüzler için hayli hayli korkulacak bir şey değildir. Zira onlar ölümün doğasını anlamış, benimsemiş insanlar.

Bu yüzden bu cümlede Arya’nın onun yüzünü endişeli görmesi oldukça ilginç kaçıyor. Lakin daha sonra konuşma devam ediyor… Arya’nın “yemin ettin” sözü üstüne hemen bıçağı çıkartıyor ve kendini öldürmeye hazır halde olduğunu ilan ediyor ama aslında konuşması ile bir nevi “yönlendirme” de yapıyor.

“Yemin ettin. Tanrılar yemin ettiğini duydu.”

“Duydular.” Adamın elinde birdenbire bir bıçak belirdi, Arya’nın serçe parmağı kadar inceydi. Bıçak adam için mi çıkmıştı yoksa kendisi için mi bilemiyordu Arya. “Bu kız ağlayacak. Bu kız tek arkadaşını kaybediyor.”

“Sen benim arkadaşım değilsin. Bir arkadaş bana yardım ederdi.” Geri çekildi, bıçağın üstüne gelmesi ihtimaline karşı parmaklarının üstünde dengede durdu. “Ben bir arkadaşı asla öldürmezdim.”

Jaqen’in gülümsemesi geldiği gibi gitti. “Eğer bir arkadaş yardım etseydi… bu kız başka bir isim verir miydi?”

“Verirdi,” dedi Arya. “Eğer bir arkadaş yardım etseydi.”

Bıçak kayboldu. “Gel.”

“Şimdi mi?” Adamın hu kadar çabuk hareket edeceği aklına gelmemişti.

“Bu adam camın içindeki kumun sesini duyuyor. Bu kız kesin bir isim söylemeden bu adam rahat uyumayacak. O yüzden şimdi, şeytan çocuk.”

Ben şeytan çocuk değilim, diye düşündü Arya, ben ulu kurdum ve Harrenhal’daki hayaletim. Kılıcını gizli yerine koydu ve Jaqen’i takıp etti.

Jaqen kendini Arya’nın arkadaşı olarak tanıtıyor ve Arya “ben arkadaşımı öldürmezdim.” deyince istediği şeyi almanın memnuniyeti ile “gülümsüyor.” ve hemen harekete geçiyor.

Şimdi bu yönlendirme kısmını ve gülümsemesini elbette ki “Jaqen’ın paçayı yırtma girişimi ve başarmanın verdiği rahatlama” olarak da yorumlayabiliriz ama ya değilse? Bir Yüzsüz olarak ölümden korkması saçma; elbet var olan vazifesini tamamlamayacağı için de bir endişe olabilir, o yüzündeki ifade, yani ölmekten ziyade. Biz yine de biraz kurcalamaya devam edelim.

Jaqen hemen bıçağı yerine sokup kurtarma girişimine başlıyor ve planı devreye sokuyor, öyle ki Arya bile bu kadar çabuk olmasını beklemiyordu. Şaşırmıştı.

Bu kısım garip değil mi? Yani sen ne ara plan yaptın da hemen devreye sokuyorsun? En zeki karakterlerin bile bu kadar hızlı plan yaptıklarını görmedik daha. Herhalde gördüğüm en hızlı kurtarma oparasyonu bu oldu.

Burada spontane gelişen bir hava izlenimi vermeye çalışıyor Jaqen ama hiç de öyle değil. Arya söyleyene kadar 2 isim bekliyor, sonra 3. isim için daha fazla bekleyemeyip tam da kuzeylilerin hapsedildiği zamanda çıkıp, 3. ismi ver diyor. Arya’nın kim olduğunu bilmesini biliyor, o adamları kurtarmak isteyebileceğini tahmin etmiyor mu? İlk önce şöyle bir diretiyor ama sonra Jaqen ismini verdi diye, su koyuveriyor ve “Tamam, gel halledelim.” deyip, bir saatte adamları kurtarıyor.

Elbette bir de şu “Bu adam camın içindeki kumun sesini duyuyor.” cümlesi de var. Unutmayın ki bu kurtarma operasyonundan sonra Bolton ve askerleri geldi kaleye. Kaldı ki bu, beklenmedik bir durum olduğunu da sanmıyorum Jaqen için. Çünkü eğer dikkat ederseniz kuzeyliler kurtarıldıktan sonra Glover, Jaqen’e şunu soruyor.

“Çorba, çok zekiceydi,” dedi Glover. “Bunu beklemiyordum, Lord Hoat’un fikri miydi?”

Rorge gülmeye başladı. Öyle şiddetli kahkahalar atıyordu ki burnunun olması gereken boşluktan sümük fışkırıyordu. Isırık, ölü bir nöbetçinin üstüne oturmuş adamın cansız elindeki parmakları kemiriyordu. Kemikler sivri dişlerinin arasında kırıldı.

“Sizler kimsiniz?” Robett Glover’ın kaşlarının arasında bir yarık oluştu. “Lord Bolton’ın kampına geldiğinde Vargo Hoat’la birlikte değildiniz. Cesur Dostlar’dan mısınız?”

Yani görünüşe göre bu “kurtarma” meselesi zaten evvelden bir şekilde bu Hoat ile birlikte planlanmış (hatta gerçekte esir düşme durumu bile yok, truva atı misali bir durum bu) ve Jaqen bundan haberdar. “camın içindeki kum sesi” muhtemelen akan zamanı simgeleyen bir mecaz. Çünkü biliyorsunuz ki cam içindeki kum, akla ilk kum saatini getiriyor.

Eeee, zaten bu adamlar kurtulacak ve Jaqen bunu da gayet biliyor, o zaman neden Arya’ya bunu söylemek yerine bu kadar oyunculuk döktürdü? Ne yapmaya çalışıyordu?

Dahası zaten Jaqen’ın Jaqen’ı öldürmesi ve haliyle bunun, ondan korkması/endişelenmesi de saçma kaçardı çünkü Jaqen ismiyle ortada gezen adam özünde bir “hiç kimse” ve o yüzün sahibi ve muhtemelen o isme sahip olan adam aslen ölü. Bir “hiç kimse” nasıl öldürülebilir ki? Cinsiyetin yok, ismin yok; kimliksiz birini öldüremezsin, FM’ler bunu yapamaz, öldürmek için isme ihtiyaç duyan kişi/ler bunlar, unutmayın. Boş yere “hiç kimse” değiller yani, boş yere kimliksiz gezmiyorlar… Zaten Arya sorduğunda bu isimde birinin olmadığını söylemişti, Nazik Adam. Doğru da söyledi, öyle biri yok. Nitekim kurtarma işinden sonra “Jaqen en az Arry kadar ölü.” dedi ve gitti. Yani aslında kendini öldürmek zorunda kalmasından da endişe edemezdi, zira ölemezdi. O bir “hiç kimse” ve “Jaqen en başından beri ölü.”

Bu durumda Jaqen baştan aşağı bir tiyatro sergileyip, oyunculuk gösterdi… Neden? Arya’yı Yüzsüzler’e yönlendirmek için mi? Sebep? Yoksa başka bir şey için mi?

Fikirlerinizi alayım.


#2

Arya’ya verilen eğitim de tam olarak bu. Yüzsüz Adam kılığına girdiği kişi olmak zorunda.


#3

Doğru, bu yüzden çıraklık eğitimi için tiyatrocunun yanına gönderiyor; rol kesmeyi öğrensin diye.


#4

Bence jaqen’in ölümden bu kadar korkmasının sebebi, yüzsüz adamların ona Hisar’da verdiği görevi yapamayacak olmak. Önemli bir görev olduğunu zaten biliyoruz ama ona verilen görevin iptal olmaması için gerekli bu. Hatta belki de zindanlara atılma sebebi de bu görevle ilgilidir.


#5

Peki, o kuzeyli adamların oyununu bilmesine rağmen neden söylemiyor Arya’ya? Onlar zaten kurtulacak, oyun bu… Başka isim ver demek yerine neden “yönlendiriyor”? Bence resmen oyunculuk; tiyatro.


#6

Şimdi benim genel anlamda buna ilişkin görüşüm şu, sen roman yazdığın için belki biliyorsundur ancak mutlaka teknik bir ismi vardır, hani bazı öykülerde falan karakterlerden seçim yapması istenir. Seçeneklerden birisi karakterin kendi çıkarlarına aykırıdır. Ama aynı zamanda dürüstlük, doğruluk, sabır, erdem ve zeka gibi unsurlardan ötürü karakterin seçmesi gereken seçenek de odur. Nihayetinde karakter doğru yolu seçtiğinde aslında karakterin göremediği bir şeyler olduğunu, o doğru yolun tam da kendi çıkarlarına uygun olduğunu görür ve bu sayede kazanmıştır. Yani bir çeşit "sınama"dan geçmiş ve kazançlı çıkmıştır. Bu tarz şeyler özellikle yüzsüz adamlar gibi derin, bilge elemanların etrafında dönen hikayelerde bolca bulunur.

Yani bana göre Jaqen’in Arya’ya bunu yapmasının sebebinin arkasında çok büyük komplolar falan yok. Basitçe Arya’yı kendince sınadı. Yani Arya eğer daha geniş bir bakış açısına sahip olsa, daha sabırlı olsa, daha zeki olsa her şey güzel olacaktı. Ama olamadı, Jaqen de kopya vermedi.


#7

Arya’yı sınadı ve sınavı geçemedi mi diyorsun? İyi de Arya öğrenmek istediği zamanda kıza sikkeyi verdi ve gerektiğinde bunu böyle böyle kullan deyip örgütün sözünü öğretti ki aynı zamanda şifre gibi bir şeydi bu… Sınavı geçmemiş bir kıza neden böyle okula kabul belgesini versin?

Onu da geçtim, senin açıkladığın kısıma göre bakarsak; Arya, kuzeylileri ölümden kurtarmayı seçmek ile Joff’un ismini vermek arasında seçim yaptığında kişisel çıkarı yerine gitti kuzeylilerin ismini verdi. Tamam, onlar da halkı olduğu için kişisel çıkarına giriyordu aslında ama intikam yerine yapbozun daha büyük parçasını seçmedi mi?


#8

Sınav derken ben mesajımda örgüte kabul için sınadı diye bir şey söylediğimi hatırlamıyorum. Bu sınama meselesi olayın kendisiyle ilgili. Yani adamın felsefesiyle duruşuyla alakalı. Bu kızın düşmanları var. Eğer yok olmalarını istiyorsa sabırlı olmalı, izlemeli ve zeki olmalı.

Bu kız izleyemedi, sabırlı olamadı ve zeki olamadı.

Hayır. Birkaç esir Kuzeyli yapbozun çok ufak bir kısmı. Tywin, Joffrey gibi kilit isimler ölmedi ve ne oldu?

Daha fazla kuzeyli esir düştü

Daha fazla Kuzeyli öldü

Abisi öldü

Anası pıçaklandı zombi oldu

Vs vs