Jon Snow Nasıl Dirilecek? ve Karakter Değişimi?


#24

Bir iki cümleden yola çıkarak kuram çıkartılmaz zaten, olsa olsa bir düşünce doğurur “olabilir, ihtimal var.” dersin öne sürdüğün şeye.

Bir şeyi kuram olarak öne sürmek için ise bir iki cümleden fazlasına ihtiyacın var. Misal Jon’un ailesi meselesi bir temenni ya da düşünce ötesinde bir kuram olarak hayata geçti, çünkü seri boyunca buna yönelik didik didik araştırılıp ipuçları toplandı. D&D, yazar ile show için buluştuğunda yazarın ilk sorduğu soru “Jon’un annesi kim?” olmuştu. Adamlar doğru cevap vermişti. Bunlar tahmin ya da temenni değildi, ipcunu görüp birleştirmeyi başardıkları içindi. Keza bazı okuyucular yine ipuçlarını toparlayıp serinin nasıl biteceğini bulmuş, yazarın kendisi söyledi, kuramları okudum ve bazı kişiler doğrusunu bulmuş dedi. Görüyorsun yazar, ileride yapacağı şeylerin vs. kırıntılarını bırakıyor.

Kuram değilse tahminim bu yönde diyebileceğimiz şeyler var, onu da işte bir iki cümleye bakarak yapıyoruz.

Şimdi niye taktık bu kadar? Bir şey öne sürüyorsun ama iddianın altını kitaplardan deliller ile doldurmuyorsun. “Bana göre böyle” diyerek işin içinden çıkıyorsun. Bu olmaz işte. Bana göre böyle diye bir şey yok… Böyle olmasını istiyorum dersin, eyvallah ama ötesi olamaz bu şekilde.

Keza gene sana göre bana göre yazara şu uyar uymaz diye bir olay da olamaz. Madem seriyi okuyorsun yazarın nasıl bir tarzı olduğunu öğrenmiş olmalısın. Sana verdiğim örneği gördün, adam musmutlu son yazacak bir kişi değil(zaten kendi de söyledi bittersweet olacak diye) ama sen dersen öyle yazacak, o zaman yazarı tanımamışsın deriz.

O makine adamlar dizideki en saçma yaratıklar, cidden sevimsiz ve mana dışı. Her yıl da kullanıyorlar, en son ki yılda da kullandılar, baydı ya… Üretecek düşman kalmayınca siberadamları ve dalekleri kullanıyorlar gibime geliyor, dizinin en zayıf noktası bence.


#25

Mantik kendi icinde tutarlilıktir. Bilimsel olarak doğruluk veya gercekcilik değildir. Dediklerinizin hepsi seri icinde tutarli dolayısı ile mantıklı şeylerdir.
Hatta gene kendimden alıntilayayım.
Bunlar da teorinin temellendirilmesime gerek yok diyenlere gelsin:
Tdk: Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü, nazariye, teori
Fransızcadan geçmiş: Ensemble relativement organisé d’idées, de concepts se rapportant à un domaine déterminé : Une théorie littéraire. Système d’hypothèses sous-tendant les interprétations des événements : C’est votre théorie, mais ce n’est pas sûr. Connaissance purement spéculative : Il y a loin de la théorie à la pratique. Bu anlamda kullanılmış, bizde karşılığı kuram, o da yukarda bulunan anlamla karşılanıyor.
Hatta buyrun ingilizcesi:
Definition of theory

plural theories
1 :a plausible or scientifically acceptable general principle or body of principles offered to explain phenomena the wave theory of light
2 a :a belief, policy, or procedure proposed or followed as the basis of action her method is based on the theory that all children want to learn
b :an ideal or hypothetical set of facts, principles, or circumstances —often used in the phrase in theory in theory, we have always advocated freedom for all
3 a :a hypothesis assumed for the sake of argument or investigation
b :an unproved assumption :conjecture
c :a body of theorems presenting a concise systematic view of a subject theory of equations
4 :the general or abstract principles of a body of fact, a science, or an art music theory
5 :abstract thought :speculation
6 :the analysis of a set of facts in their relation to one another
Hatta etimolojik kökenlerine inelim şunun: Kelime yüksek ihtimalle latinceden, fransızcs, ingilizce gibi latin esintili/kökenli avrupa dillerine geçip dünyada yayılmış. Fakat biz bunu helenistik yunanca kökenli theoria hatta antik yunanca kökenli theoros’a kadar takip edebiliyoruz.
Latince theory, zihin şeması olarak kullanılırken, helenistik versyonu, gördüğünü tartışmadır.
Antik yunanca theo bakmak demekken, horas görmek, yani baktığın şeyin sende oluşturduğu imgelem, baktığın şeyin analizi demektir. Spekülasyondur.
Sanırım bunu teori başlığına da yazıcam ki, gelenler oluyup buna göre açsın. Saçmalamaya tahammülüm yok. Düşünce kırıntısı bulunmayan, ben şstedim bak sana teori tarzı teoriler, saçma olmasını geçtim, kitaplardan pasaj pasaj kelime kelime arayarak, analiz ederek, röportajları dinleyerek yıllar boyunca delil biriktirip düzenli olarak kendini güncelleyen insanların teorilerine, ve kendilerine bir hakarettir. Demiyorum ki bu kadar emek verin, ama emek verin.
Senin yazdigın kuram ya da teori degildir. Sorun varsa gene açıklayabiliriz.


#26

Öncelikle bir kişi konuşursa bu saçmalık çok kişi konuşursa bu teori oluyor
Galilede dünya yuvarlak demiş mantıksız konuşma demişlerdi hatta o zamanda çokta zulum gördü
Tek başıma size göre mantıksız kendime göre mantıklı konuşuyorum istediğiniz kadar ret edin kitapları ne siz ne ben yazacağız. Bu konuyuda burda kapatıyorum istediğinizi yazın bu konuda cevap vermeyeceğim


#27

Falileinin ne dediginin kitabi var bende. Ne dedigini soyleyeyim mi sana. Dünya yuvarlak mı demiş yoksa dunya evrenib merkezi degil mi demiş.
Dunyanin yuvarlak oldugunu da antik yubanlilar kesfetmistir. Galileo ise sistemleri inceleyerek, hesaplamaar yaparak demiştir ki dünya merkez degildir gezegenler günesi merkez alır. Adam bilimsel yöntemle bir seyi kanitliyor. Se ise ben dedim herkes derse dogru olacak diyorsun. Ne kendini yuzcelt ne de dehalari seviyene indir. Ben sana teori nedir nasil yapilir yazdım yukarda. Istersen senin dedigini milyar kisi desin gene teori olmaz. Mantıgıni acıjla diyorun ama açıklayamıyorsun.


#28

Neyse, konuyu kapatalım. Herkes söyleyeceğini söyledi, ötesi inada ve polemiğe döner, gerek yok.

Yalnız bir şey öne süren hepimizin bunu bir temele dayandırarak yapması gerektiğinin altını çiziyorum. “Bana göre böyle, çünkü öyle hissediyorum.” diyen olursa, bu cümle üstüne tartışılacak bir şey olmaz.

Jon’un nasıl dirileceği yönünde tahminleri ya da kuramı olan arkadaşların fikirlerini okumak isterim. :slight_smile:

Mel mi işin içinde olacak yoksa kurdun içine girdiği için(bu da kesin değil ama bu yönde ciddi görüş birliği var denebilir; bakınız ilk yorumumu yeniden okuyunuz.) Jon’a özel bir istisna ile bedenine geri atlama meselesi mi olur? Veyahut 3. bir seçenek?

Karakter değişimi konusunda da fikirlerinizi almak isterim. Şahsen Cat. kadar olmasa da karanlık ve sert bir kişiliğe bürüneceğini düşünüyorum.


#29

Nasılını bilemem. Ancak bence daha karanlık birisi haline gelmesi oldukça mantıklı olabilir. Zira fazla yufka yürekli kendisi. Öyle acımasız pislik birisi değil de ay onun yaptığını yaparsan ondan farkın kalmaz ama kafasındaki pamuk karakter imajından çıkıp biraz daha sert karanlık ve acımasız olabilir.

Birde şunu da eklemek lazım. Catelyn Stark her ne kadar Jon’a kötü davransa da üstte belirttiğim pamuk karakter tanımına uyan bir insandı. Yani işte ölüm Ned’i bize getirmez. Yok diz çökmek kötü değil Torrhen de çökmüştü falan. Böyle bir karakter psikopat oldu. Ölüm şekli önemli. Beric zaten düşümanı olan biri tarafından öldürürdü Bu yüzden değişim pek radikal olmamış olabilir ve bu doğal. Ama Jon… Onun ölümü Catelyn’den bile daha kötü. Kendi kardeşleri tarafından bıçaklandı. Üstelik Jon’un Catelyn’e göre depresif olmaya daha müsait bir geçmişi var. Herkes kendisine piç dedi, asla kardeşleriyle eşit olamadı. İstersen dünyayı yık gene de snowdu. Yeni bir aile bulmak için gece nöbetçisi oldu ama yeni kardeşleri de onu bıçakladı.


#30

Jon’un ölüm şeklinin Cat’den daha kötü olduğu fikrine katılmıyorum. Sonuçta şöyle düşünün ki bir anne(ya da baba)'nin gözleri önünde ilk doğal oğlu(hatta bildiği kadarıyla hayatta kalan tek oğlu; diğer ikisi ölmüş, diğer iki kızı da esir ve her an ölebilirler.) katlediliyor. Onu kanlar içerisinde görüyorsun. En başta da aşık olduğun adamı kaybetmişsin… Yani kadının açısından tüm ailesi katledildi, çocukları ve kocası öldü. Böyle bir ruh halinde ölen kadının, bir anda öyle bir şeye dönüşmesi çok olağan. Daha azı beklenemezdi. “Taşkalp.” Bir annenin evlat acısı, hiçbir şeye benzemez.

Çok acıtıyor, diye düşündü. Bütün çocuklarımız, Ned, bütün güzel bebeklerimiz. Rickon, Bran, Arya, Sansa, Robb… Robb… lütfen Ned, lütfen, durdur şunu, acıyı durdur… Catelyn Stark ellerini havaya kaldırdı, uzun parmaklarından akıp bileklerine inen ve elbisesinin kolunun içine giren kanı seyretti. “Çıldırdı,” dedi biri. “Aklını kaybetti,” dedi bir başkası, “Şuna son verin.” Ve bir el Catelyn’in saçlarını yakaladı. Hayır, diye düşündü Catelyn, hayır saçlarımı kesmeyin, Ned saçlarımı çok sever. Sonra çelik, Catelyn’in boğazındaydı, ısırığı kırmızı ve soğuktu.

Jon ise evet, hayatı boyunca ‘piç’ olarak muamele görmüş, erkek kardeşleri ve küçük kız kardeşi ile babası tarafından sevilse bile diğer kardeşi ve kardeşlerinin annesi tarafından hor görülmüş… Anladığım kadarıyla da kalede de piç olmasından kaynaklı bazı tavır gösterenler(atıyorum arkasından konuşmalar veya yüzüne açık açık tavır alanlar) olmuş.Kısacası söylediğin gibi kendine burada tam olarak yer bulamamış bir ‘yabancı’ gibi hissetmiş ki bu da onu Sur’a götürmüş. Jon’un onları gerçek kardeşi gibi gördüğünü sanmasam da ona en yakın şey olarak gördüğünü ve asla onu öldürmek için bir hareket yapacaklarını tahmin ettiğini sanmıyorum. Saldırı anında şaşkındı zaten. Kısacası Jon da Cat gibi güvendiği adamlar tarafından öldürüldü… Zaten yazar da Jon’n ölüm şeklinin Cat ile benzerliğine vurgu yapmış. Zaten eskisinden daha karanlık bir ruh haline bürüneceğine düşünme sebebi de bu söz oldu.

Fazla yumuşak kalp olmak bu evrende pek iyiye çıkmıyor; uyanık, yeri geldiğinde acımasız vs. olmak zorundasın.


#31

jon un yumuşaklığı daha çok yaşı ile alakalı 17 yaşında normal insanlar barış huzurla çözme mantığında olur ölüm değilde ihanet onun bu yumuşak tarafını törpüler bence de
Beric defalarca ölsede sadece kaybolan anıları ve karşan kafasından bahsetmişti
Cat te aynen büyük ihanetlerden sonra değişti belkide değişmedi bilmiyoıruz freylere ve ailesine karşı yapılan şeylere tepkisini gördük duyduk henüz


#32

Kadını gördük ama, Frey olan Lannister olan ve onlara hizmet etmiş kim varsa alayını asıyor eline geçirince. Brienne’yi bile öldürmeye kalktı, eskiden olsa yapmazdı.

Beric, karakter olarak da değişti; o asil şövalye ruhlu adam gitti, yerine gerektiğinde asilleri fidye karşılığı satan biri geldi; para elde etmek için çalmaktan daha iyi bir yöntem, orası kesin ama eski Beric yapmazdı, bu yapar.

Bu yüzden Jon’da da önceden yapmayacağı şeyleri yapacak karakter değişimi bekliyor hatta istiyorum! :smiley:

Yaşla da alakalı, doğrusun. Kısa sürede çok şey görmüş yaşamış olsa da hala iyimserlik tarafını koruyan bir yanı var ama bundan sonra zor işte. :stuck_out_tongue:


Jon Niçin Dirilecek ?
#33

Warglık sayesinde dirilecek bence. Varamyr boşuna gösterilmedi. Klasik usulle dirilmesi demek wight yani bir çeşit köle olması demek. Ateş Wightları özgür iradeli ama Martin gerçek anlamda yaşıyor sayılmazlar dediğine göre bu sağlam bir özgürlük değil ve Vaadedilmiş prensin bir wight olarak dirilmesi pek doğru değil.

Ateşlerde yanan adamı görüyordu Dany ve bir kurdun ulumasını. Bu direkt bir işaret bence.


#34

Gerçek anlamda yaşamıyor dediği Beric idi, onca ölüp dirilmesi yüzünden ve doğal olarak günlerce su içinde ölü kalması yüzğnden Cat de ama eğer tahminim doğru ise Melisandre de öyle fakat gayet canlı :slight_smile: Ama bence de öyl yahut böyle birinin kölesi oluyorsun yine de gibime geliyor.

Warg olmak dirilme gücü vermez normalde, güç sihir kanda olduğu için sadece 1 kere atlama şansın var bir bedene ama biz bir ulukurttan bahsediyoruz, hem de Stark çocukların warg yeteneğini tetiklemiş kurtlardan.

Melisandre, Hayalet için “onun içinde güç var, kullan” gibi şeyler söylemişti. Bence kurtların içinde de büyü var, bu sayede tekrar geri atlama yapabilir gibime geliyor.


#35

Benim hatırladığım Martin bunu genel anlamda söyledi. Beric özelinde değil. Onu örnek vermil olabilir orası ayrı.

Muhtemelen Ulu Kurt sizlere ömür :smile:. Zaten ejder olacaksa koçum benim kurda gerek yok. Pokemon değil bu.

Zaten tüm Stark çocuklarının Warg olmasının sebebi bu bence. Evrende büyünün uyanması büyülerin birbirini tetiklemesi halinde gerçekleşiyor. En büyül örnek Dany’nin ejderlerinden sonra Qarth’da büyünün güçlenmesi.


#36

Warglıktan başka Kral kanı faktörünü de bekliyorum ben
ama ben büyük korkum Ghostun ölmesi, istemiyorum ama ölecek diye % 75 gibi bir ihtimalde veriyorum açıkçası.
Stark olan Jon ölecek Targ olan Jon yada Aemon (bence adı bu ) doğacak hatta yükselecek :smiley:


#37

Hayır, doğrudan Beric’i anlattı ve sonra Jon’un ölümüyle Cat’in ölümünü benzer gösterdi. Sözleri hatırlıyorum, ben çevirip ekledim.

Neye dayanarak?

Kuzeydeki güçler her daim varlığını sürdürüyordu. Aslında bu “büyü” ve “kaynakları” meselesi biraz bulanık bir konu. Benim tahminim büyü kaynağının tek olmadığı ve haliyle çeşitli farklı büyüler olduğu yönünde.

Misal görünüşe göre Essos’taki büyüler ağırlıkta kan ve ateşe dayanıyor gibi, varlığı ejderhalara bağlı. Fakat Mirri, ejderhalar uyanmadan önce de kendi çapınca minik büyüler yapıyordu yahut “kara büyü” dediğimiz büyüler. Westeros’ta ise büyü temel olarak kuzey ötesinde varlığını belli belirsiz sürdüren bir şey gibi; ww büyüleri ve warglık gibi. Elbette nasıl Thoros, insan diriltmeyi büyü olarak değil de ilahının bizzat kendisinin duası sonucu yaptığı bir şey olarak ifade etmiş ise Kankuzgun’u da yeşilgörü ve warg gibi şeyleri kuzey ilahlarının seçtiği kişiler; “seçilmişler” arasında ender rastlanan bir şey olduğunu söylemişti. Çünkü bu son iki örnek “görünüşte” çok ender görülen bir şey, eğer sırf “büyü” olarak nitelendirilebilseydi bu “herkese açık” bir şey olmalıydı. Sana daha önce de bir örnek vermiştim; Allah’ın seçtiği nebilerine (yahut bazı nebi, resul olmayan ama O’nun uygun gördüğü seçtiği birkaç kuluna) bazı özellikler vermesi gibi; insan iyileştirme, rüzgara hükmedebilme yahut hayvanların dilini anlama. Fakat “büyü” dediğimiz faktör de mevcut bu dünyada ama bu dediklerim büyü olarak tabir edilemiyor çünkü bu şekilde herkesin sahip olabildiği bir şey değil, sadece Allah’ın “seçtiği” kulların sahip olabileceği “ilim” dediğimiz bilgiler. İlm-i Ledun deniyor, ilim sahibi kişiler ve ancak Allah’ın seçtiği kişiler sahip olabiliyor, bir büyü vb. araçla, tılsım ile sahip olunamıyor.

Bu yüzden büyü ve ilahi dokunuş sahibi kişilerin güçleri arasında bir çizgi çizmek gerekiyor ama bu, bu seride biraz güç olabiliyor işte. Karmaşık çünkü.

Bu seride de bizim bildiğimiz asıl büyü “ejderhalar” sonrası uyanıyor, öyle ki çılgın ateş üretiminde kullanılan tılsımlar bile -daha önce hiç etkili yahut az etkili olurken- şimdi etkili hale gelmiş halde. Bunun dışında FM’lerin ejderhalardan bağımsız yüz değiştirme gibi büyüler yaptıklarını gördük, demek büyü çeşitleri ve onların bağlı olduğu farklı kaynaklar söz konusu.


#38

Birkaç sene önce çevirdiğim Ragnarok teorisinde Jon Snow’un akıbetine ilişkin bir bölüm vardı. Fikrim bu değil ama ilginç olduğu için burada paylaşmak istiyorum.

Gelelim Lokinin üçüncü çocuğuna. Hel ölüler kraliçesi. Hel Niflheim denen buzdan bir yer altı dünyasında ölülere hükmeder. Yarı güzel yarı ölü bir yüzü vardır, ateş devi Surtr’un yoldaşıdır.

Surtr, isminin anlamı “siyah/kara”, tanrıların dünyasıyla devlerin dünyasını ayıran Bifrost Köprüsünde yaşar, ateşli bir kılıç kullanır ki bu kılıcı kullanarak ragnarokda dünyayı alev alev yapacaktır. Kehanete göre Bifrost Köprüsünü yıkacak ve savaşmaları için “ateş diyarının çocukları”nı (son of muspell) tanrılar diyarına götürecek.

Hel ve Surtr, Jon ve Melissandreyi temsil ediyor. Melissandrenin şuanda bulunduğu yer bir buz dünyası yani Sur. Yaşlılığını veya neredeyse ölmüş olduğu gerçeğini bir büyü ile gizliyor. Ayrıca Yedinin düşmanı ve kafasını ölüme ve kurban vermeye takmış durumda ve sürekli ateşlerini beslemek için kral kanı arıyor.

Benzer şekilde Jon “siyahları giydi” ve insanların diyarından ötekilerin diyarını ayıran Surda yaşıyor. Melissandre gibi buzdan bir dünyada yaşıyor olsa bile ateşle olan ilişkisi Ygritte “ateşle öpülmüş” tarafından sembolize ediliyor. Bunun anlamı da Mel Jonu ölümden döndürecek ve onu Işığın Lorduna dönüştürecek. Sonra onun “karısı” olacak (stannisin olduğu gibi) ve Jon daha sonra Gece Kralı rolünü üstlenecek (Crasterin çocukları gibi White Walker ları üstlerine çekecek) Duvarı yıkıp Muspellin çocuklarını (crasterin çocukları-ötekiler-akyürüyenler) insanoğluyla savaşması için diyara götürecek.


#39

Aslında bir dayanak noktası yok ama teknik yani yapısal anlamda bir dayanak moktası var. Fantastik eserlerde bile uyulan çeşitli kurallar vardır. Bunlardan en önemlisi ve Asoiafta en sık işleneni only death pay for life temasıdır. Yani Jon bir yanında ulu kurdu, bir yanında ejderi işin açığı bana çok fazla geliyor.

Kuzeydeki güçler? Kimse yıllardır akgezen görmemişken mi? Ama şu var doğuda da zaten çok az büyü kaldığı söyleniyor. Kesin olan şey şu ki cılız olan büyüyü bir şeyler uyandırdı. Bunun temeli de muhtemelen o Harrenhal olayları.

Bence Martin evrende gerçek anlamda Tanrı yok büyü var sadece demişken ilahi şeylere bağlamak bazı şeyleri pek doğru değil. Herkesin potansiyeli farklıdır. Bazılarının farklı tür büyüler yapması onları tamamen farklı yapmaz. Olay Allah’ın seçtiği kişiler meselesinden çok bence bazı yetenekli insanların bunu tanrıya bağlaması. Yani mesela Thoros bildiğin zorla imamhatipe gönderilen şamata velet. Ancak kendisi dünyadaki belki Yi Ti’den sonra en büyük siyasi yapının kralını ikna için gönderiliyor. Neden? Alevler konusunda yetenekli olduğı için. Bu adam mübarektir diye düşünüyorlae. Bir de biraz bizdeki bu sarıklılar İstanbulda, sarıkamışta neredeydi muhabbrti gibi olacsk ama R’hollor’ın evren kanarken şişko robert fanı bir birliğe bu derece yüklenmesi, catelyn’i falan diriltmesi bence mantıksız. Yani kıssadan hisse evrende nir büyü var. Belki farklı büyü eçşitleri olabilie. Ama tanru mucizesi yok Allah’ın hikmeti falan bunlae pek geçerliliği olan şeylrr değil.

Valla aslında o büyünün alası Ötekilerdir onlae hepsinden önce.


#40

Yazarın, İskandinav mitlerinden esinlendiğini biliyoruz. Kışyarı’nda görülen şu "ölü ziyafeti"nin valhala ve kıyamet savaşı ile ilgili olduğu; FM’lerin Valkyrie ile bağlantıları gibi şeyler (ki hep buz tarafını temsil eden kısımlar bunlar gördüğümüz gibi) göz önüne alındığında bahsettiğin hikaye tamamen değil ama kısmen, değiştirilip eklemeler ile kullanılmış olabilir. Çünkü Martin asla ama asla doğrudan alıp eklemediğini, esinlenip bazı şeyleri ödünç aldığını, eklemeler ve değiştirmeler yaptığını söyler. Bu mitler için de geçerli tarihi olaylar için de geçerli “aksi halde sonu tahmin edilebilir” bir hikaye olurdu, çünkü tarihte ya da mitlerde olayın sonu nasıl bitiyor, biliyoruz. Hatta tarihi kurgular için bu kısmı sorun görüyordu, o bunu yapmaya yanaşmıyor.

Martin, ayrıca Memory, Sorrow ve Thorn serisinden de aşırı etkilenmiş ve 29 şeyi doğrudan kendine taşımış biri. Orada da AA hikayesine benzer bir efsane/kehanet ve ww’lere benzer bir düşman, yok ediciler vardır. Melisandre burada ateş tarafını temsil eden kişi. Onun AA’sı da ateşi temsil ediyor. Jon ise şu an şu an -görünürde- buz tarafını temsil eden taraf görülüyor ama o bir gizli Targaryen, yani kanındaki iki ebeveyni birleştirince o “hem bir buz hem bir ateş”… Jon’un ateş ile bağlantısının basit bir ateşle öpülmüş düşüncesine sahip hatunla yatması görülemez, zira o kızın ateşle bağlantısı yoktu ve kızıl olmak ona iddia edildiği gibi hiç de şans getirmedi, gördük. O ateş bağlantısı babadan, buz bağlantısı ise anneden geliyor.

Bahsettiğim seride AA efsanesi/kehaneti meselesinin aslında düşmanın bir yemi olduğu, oradaki şeyleri yaparak tam da düşmanın arzuladığı şeyleri yerine getiriyormuşsun. Yani kehanet “yalancı bir ulak” mış. Benzer mantığın bu aa efsanesinde de olabileceği söyleniyor ve nispeten katılıyorum, uzun geceye sebep olan faktörler ve aa’nın kimin tarafında yer alıp nerede neyden kılıç dövdüğü falan düşünülünce ateş/aa tarafı da saf iyi, kahraman değil. Buz tarafının da saf kötü/düşman olmadığı görüşüne sahibim. Ben bu" denge" unsuru üzerinde durmaya başladım, belki Jon bu iki taraf arasında denge sağlayacak kişi olabilir kanı yüzünden.

O zaman tartışmaya değecek bir şey yok, çünkü daha çok bir kanaat ve teknik üzerinden fikir üretilmiş. Yine de Beric 6 kez dirilmiş iken kimse 6 kez can vermedi, yahut buz ölüleri diriltilirken bir başkası kurban edilmek zorunda kalınmadı. Görünürde bu bir tek Dany’nin bebesi için geçerli oldu ama garip şekilde çocuk sanki yıllardır ölüydü ve deforme olmuştu, yani kadının yaptığı büyü yüzünden de olmamış olabilir.

Aklına neden WW geldi? Bahsettiğim warg meselesi idi.

Harrenhall ne alaka? 2. kitaptan beri Martin bas bas herkese söyletti,; “ejderhalar uyandı, büyü geri döndü.”

Martin hiçbir zaman bu evrende “ilah yok” ya da “var” diye kesin bir ifade kullanmadı. Aksine “hiçbiri şu an göründüklerinden daha fazla kendilerini göstermeyecek” yani var yahut yok oldukları, tamamen okuyucunun kendi algı ve yorumuna ait olduğunu ifade etti, agnostik bir adam için mantıklı bir hareket aslında.


#41

Beric 6 kere dirildi ama adamın feleği şaştı, insanlığı gitti. Azor Ahai’miz için böylr bir şeyin olmasını istemeyiz. Zatrn aslında teknik olarak ölmemil olacak. Ama bana gene de fazla geliyor hem kurdu hem ejderi olması avatar gibi.

Canım o kadae büyü güneyde de var.

Yav bak işte ejderlerin geri dönmesi elbette büyüyü güçlendirdi. Ancak asıl dalga yıllar önce ortaya çıktı. Yani ben bir büyü konusunda bir şeyleri milat olarak ele alacaksam 200 yıl öncesine kadar elini çarpsan denk geleceğin ejderleri değil binlerce yıldır görülmemiş akgezenlerin ortaya çıkmasını sağlayan olayı baz alırım. Harrenhal olayları derken Lyanna Rhaegar olayları sırasında meydana gelen şeylerden bahsediyorum. Öncesinde Howland Reed yüzler adasına gitti. Oraya çay içmeye gitmedi. Bu olaylara paralel gerçekleşem birtakım mistikli olaylar oldu zaten yalancu bahar yılı ve kanayan yıldız bunun göstergesi.

[


#42

Tamam, burada feleği şaşıp şaşmaması mesele değil, “hayat için hayat ödeyeceksin” argümanı için söyledim onu.

Onun AA olduğu kesin değil yalnız. :smiley: Ben hala kahraman olduğundan ciddi şüpheliyim neyse konuyu dağıtmayayım. Jon’un bedeni öldü ve ruh bedenden çıktı, o ölü… Bir başka bedene girse de ruhu hayatta ve bir şekilde bedenine dönecek; hayalet olacak. :smiley: Yani hem gerçekten şu an hayalet hem de hayalet olacak anladın? :smiley:

Örnek?

WW ne zaman canlandı ve harekete geçti bilmiyoruz, iki kişi aşk yaşadı diye de adamların uyandığını sanmam.


#43

Yani bir şeyler ödemesi gerekiyor. Martin olaya hayat ödemese bile ölü gibi oluyor işte şeklinde bakıyor.

HAİN

VATAN HAİNİ

Bana daha çok ruhu hayaletin ruhuyla birleşir bedenine atladıktan sonra gibi geliyor. Zaten en son hayalet sayılmaz o benim parçam artık olayına girmişti

Yüce Yürek Hayaleti

Mesele iki aşk yaşadı değil işte. Oraya paralel garip şeyler oldu. Howland Reed ve yüzler adası falan ne olduğunu söyleyemiyorum ama yalancı bahar yılı(yazın geliyormuş gibi yapıp gelmemesi ve kış gelmesi) kanayan yıldızın belirmesi garip şeylerin olduğnun göstergesi.