Jon Snow Ve Arya Stark Arasındaki İlişki

:dagger:ARYA STARK TARİKATI (VE ABARTI TİMİ) ÜYELERİ ORTAK YAZI :dagger:

Alya Akbaş’ın Yazısı

100px-Needle%2C_Sword_of_Arya_Stark

Sansa iğne oyasına devam ederken iç geçirdi. “Zavallı Jon. Kendisi bir piç olduğu için kıskanıyor,” dedi.
“O bizim ağabeyimiz,” diye bağırdı Arya. Yüksek sesi akşamüstü sessizliğini bıçak gibi kesmişti.

Arya ve Jon’un yakın olduğunu bize anlatan kesitlerden biri. Sansa’nın Jon’a piç demesi, Arya’nın sinirlenmesine ve bağırmasına sebep oluyor.

Jon gülümseyip kardeşinin saçlarını muzipçe karıştırdı. Arya yanaklarının kızardığını hissetti. Jon’la her zaman çok yakın olmuşlardı. Tıpkı kendisi gibi, Jon’un yüzü de babasının kopyasıydı. Sadece ikisi benziyordu babalarına. Sansa, Bran ve hatta bebek Rickon, dış görünüşlerini Tullyler’den almışlardı. Büyüleyen bir surat ve ateş gibi yanan saçlar. Arya daha küçük bir çocukken kendisinin de bir piç olduğunu düşünürdü. Bu korkusunu Jon’a söylemiş ve teselliyi yine Jon’da bulmuş, meşru bir Stark olduğuna Jon tarafından ikna edilmişti.

Burada Yazar, hem bize aralarındaki yakınlığı anlatıyor, hem de okuyucunun Arya’yı piç sanmasının önüne geçmeye çalışıyor gibi geldi bana.

“Sen neden aşağıda onlarla birlikte değilsin?” diye sordu Arya, Jon’a.
Jon yarım yamalak bir gülümsemeyle cevap verdi. “Piçlerin, prenslere zarar vermesine izin yok,” dedi. “Prenslerin vücutlarındaki morluklar soylu darbelerden kaynaklanmak zorunda.”
“Of!” dedi Arya. Mahcup olmuştu. Bilmeliydi. Bugün ikinci kez, hayatın hiç de adaletli olmadığını düşündü.

Buradan anlıyoruz ki Arya’nın bakış açısı, o devirdeki insanlarınkine göre farklı. Jon’un bir piç olması onun için pek de bir anlam ifade etmiyor. Bu da Jon ile arasındaki bağın güçlü olmasının sebeplerinden. Jon, insanlar tarafından aşağılanıyor ve bazen kendini bile aşağılıyorken, Arya’nın Jon’a olan tavrı, oldukça önemli. (Jon’un kibar leydilere değil de vahşi yapılı kızlara olan ilgisinin sebebi de bu olabilir. Çünkü kibar leydilerin (özellikle Cat) Jon’a olan tavırları ortada)

“Kızlar armaları alabilirler ama kılıç alamazlar, piçler kılıç alabilir ama armaları alamazlar. Kuralları ben koymuyorum küçük kardeşim.”

Aralarındaki yakınlığın sebeplerinden birini böyle açıkça anlatan bir kesit. Arya, aile armasına sahip fakat onun istediği şey kılıç. Jon ise kılıca sahip ama istediği şey aile arması. İkisi de istediklerine sahip değil. ( Robb Bran ve Rickon hem armaya hem kılıca sahip. Sansa’nın zaten kılıç gibi bir isteği yok. Leydi olmaktan gayet memnun.)

Arya heyecanla fakat dikkatlice koridoru kontrol etti. “Nymeria buraya gel. Kapıda bekle.” İçeri gireceklere karşı onları uyarması için kurdu dışarıda bıraktı ve kapıyı kapattı. Jon hediyesini sardığı kalın kumaş tomarını açmaya başlamıştı. İçinden çıkan şeyi Arya’ya uzattı.
Arya’nın, tıpkı Jon’unkilere benzeyen koyu gözleri kocaman açıldı. “Bir kılıç!” dedi, soluğu heyecandan kesilmiş halde.
Kılıcın kını yumuşak gri deriden yapılmıştı. Bir günah kadar esnekti. Jon kılıcı yavaşça kınından çıkarırken, soğuk çeliğin derin mavi pırıltısını görebiliyordu Arya. “Bu oyuncak değil,” dedi Jon. “Tutarken bile çok dikkatli olmasın yoksa kendini kesebilirsin. Kenarları ustura kadar keskin, tıraş olacak kadar.”
“Kızlar tıraş olmaz ki,” dedi Arya.
Jon güldü. “Belki de olmalılar. Rahibe Mordane’in bacaklarını gördün mü hiç?”
Arya da sırıttı. “Üstelik çok cılız,” dedi.
“Sen de öylesin,” dedi Jon. “Bu kılıcı Mikken’a senin için özel olarak yaptırttım. Bu çeşit kılıçları Pentos’ta, Myr’de ve diğer Özgür Şehirler’de kiralık katiller kullanıyor. Bir vuruşta bir adamın kellesini koparmaz ama hızlı olursan, büyük delikler açabilir.”
“Ben hızlı olabilirim.”
“Her gün talim yapmak zorundasın.” Kılıcı Arya’nın eline verdi. Nasıl tutacağını gösterdi ve geri çekildi. “Tutuşu nasıl, dengede hissediyor musun?” diye sordu.
“Sanırım,” dedi Arya.
“İlk ders,” dedi Jon. “Saplamak için sivri ucu kullanmalısın.”
Arya kılıcın kör tarafıyla sertçe vurdu Jon’a. Darbe Jon’un canını epey yakmıştı ama kendisini aptal gibi sırıtırken buldu, ‘Hangi ucu kullanacağımı biliyorum." dedi Arya.
Yüzünden şüphe dolu bir ifade geçti. “Rahibe Mordane bunu elimden alır."
‘Eğer sende olduğunu bilmezse alamaz."
‘Kiminle talim yapacağım ben?"
‘Mutlaka birini bulursun." dedi Jon. “Kral Toprakları gerçek bir şehir. Kışyarı’ndan
binlerce kez büyük. Kendine talim yapacak birisini bulana kadar avlularda eğitim yapanları izle dikkatle. Sürekli koş. At sür ve iyice güçlen. Ve ne yaparsan yap, asla…" Arya cümlenin devamını biliyordu İkisi aynı anda söylediler. “Sansa’ya… Asla… Söyleme!"
Jon kızın saçlarım okşadı. “Seni özleyeceğim küçük kardeşim.”
Arya ağlayacak gibi duruyordu. “Keşke sen de bizimle birlikte gelseydin.” dedi
“Bazen farklı yollar aynı kaleye çıkar. Kim bilir?” dedi Jon. Kendisini tutacak,
üzülmeyecekti. “Artık gitsem iyi olur. Benjen amcayı biraz daha bekletirsem. Sur’daki ilk yılımı tuvalet kabı temizleyerek geçireceğim.”
Arya son bir kez sarılmak için Jon’a doğru atıldı. “Önce kılıcını bırak," diye uyardı Jon
gülerek. Arya kılıcını kenara koydu ve ağabeyinin yüzünü öpücüklere boğdu.
Jon kapıya gitti, arkasını dönüp bir kez daha baktığında. Arya’nın kılıcı tekrar eline
aldığını gördü. “Unutmadan, her iyi kılıcın bir adı vardır.” dedi.
‘Buz gibi.’ dedi Arya Elindeki kılıca baktı. “Bunun da bir adı var mı? Ah! Varsa hemen
söyle."
‘Tahmin edemiyor musun?" diye gülerek sordu Jon. “Senin en sevdiğin şeyin adı"
Arya’nın kafası karıştı önce. Sonra hemen anladı. Çok akıllıydı. Yine aynı anda söylediler.
“İğne!”
Kuzeye giden uzun yol boyunca. Arya’nın kahkahası ısıttı Jon’un içini.

Jon’un artık aile arması gibi bir ümidi kalmamış. Arya’nın da onun gibi ümidini kaybetmesini istemiyor. Gitmeden önce Jon, Arya’yı mutlu ediyor. Bu Jon’un Arya’yı önemsediği anlamına geliyor. Aynı anda cümleleri tamamlamaları, kişilik olarak birbirlerine benzediklerini gösteriyor.

“Elinde İğne ile pencereye gitti ve dışarıyı izledi. Eğer Bran gibi tırmanabilseydim , diye düşündü; pencereden çıkıp tüm bu korkunç yerlerden geçip, Sansa’dan Rahibe Mordane ve Prens Joffrey’dan, hepsinden uzaklara gidebilirdi. Mutfaktan biraz yiyecek çalar, iyi botlarını ve sıcak pelerini giyer, yanına İğne’yi alırdı ve Nymeria’yı bulup, birlikte Winterfell’e dönebilirdi ya da Jon’un yanına kaçabilirdi. Kendini Jon’un şu anda yanında olmasını dilerken buldu. Belki o zaman bu kadar yalnız olmazdı.”

Arya’nın kişiliği toplumdaki kadın anlayışına ters düşüyor. Herkes ondan kibar bir leydi olmasını istiyor. Ve ondan beklenen bu. Fakat bu rolü kabullenme gibi bir niyeti yok . Bu yüzden onu destekleyecek birini arıyor. Jon’u özlemesinin sebebi muhtemelen bu.

" 9 yaşındaki kızım kendi kılıcını kuşanmış ama ben hiçbir şey bilmiyorum. Kral Eli’nin 7 krallığa hükmetmesi bekleniyor ama görünüşe göre daha kendi aileme bile hükmedemiyorum. O kılıcı nereden buldun, Arya?"
“Arya yanaklarını çiğneyerek hiçbir şey demedi. Babası için bile olsa Jon’a ihanet etmeyecekti.”

Büyük ihtimalle Arya, babasının Jon’a kızacağını düşündüğünden ona kılıcı verenin Jon olduğunu söylemiyor. Jon, Arya’ya kılıcı vererek onu desteklediğini düşününce babasının Jon’a kızgın olması onun suçu olurdu. Arya’ya göre bu bir çeşit ihanet.

“Syrio Forel’in şimdiye kadar öğrettiği her şey bir kalp atışı ile ortadan kayboldu. Ani terörün o anında, Arya’nın hatırlayabileceği tek ders Jon Snow’un kendisine verdiği ilk dersti.
Düşmana sivri ucunu sapla; bıçağı vahşi, histerik bir güçle yukarı doğru sürdü.”

Jon ve Arya’nın aralarındaki bağın gerçekten güçlü olduğunu gösteriyor.

“Ve Arya… Onu Robb’dan bile daha çok özlemişti. Küçük sıska bedeni, yaralanmış dizleri, dağınık saçları ve yırtık elbiseleriyle çok azılı ve inatçı. Arya hiçbir zaman uyumlu değildi, Jon’un olduğundan daha fazla değil… Yine de Jon’u her daim güldürmeyi başarabiliyordu. Onunla yeniden olmak, saçlarını tekrar karıştırmak, komik yüz yapmasını izlemek ve aynı cümleyi birlikte bitirmek için her şeyi verirdi.”

Arya’nın uyumsuzluğu, inatçılığı ve davranışları Jon’un hoşuna gidiyor. Arya, bir kadına biçilen rolle savaş veriyor bir nevi. Ben Jon’un da toplumun piçlere olan tavrıyla savaş vermek istediğini düşünüyorum. Kız kardeşinin bu tavırları büyük ihtimalle kendini hatırlatıyor.

“Sonunda uyuduğu zaman rüyasında evini gördü. Kralyolu, Duvar’a giderken Kışyarı üzerinden geçiyordu ve Yoren, ona; onun kim olduğunu kimse anlamadan orada bırakacağına söz vermişti. Annesini çok özlemişti ve Robb’u Bran’ı ve Rickon’ı… Fakat en çok Jon Snow’u özlemişti. Bir şekilde Sur’un Kışyarından önce gelmesini diledi, böylece Jon yine saçlarını karıştırıp ona “küçük kız kardeşim” diye çağırırdı. O da ona “seni özledim” derdi, Jon ile aynı anda, daha önce yaptığı gibi. Bunu çok isterdi, her şeyden çok hem de.”

“Jon atını sürerken eldivenin çıkardı ve yanmış elini havaya kaldırdı. Çirkin şey Birden bire Arya’nın saçlarını nasıl karıştırdığı hatırladı.Onun küçük ve sıska kız kardeşi. Jon, ona neler olduğunu merak etti. Arya’nın saçlarını karıştıramayacak olması onu biraz üzmüştü. Elini esnetti ve parmaklarını açıp kapamaya başladı. Kılıç elinin sertleşmesine ve hantallaşmasına izin verirse işi biterdi, biliyordu. Bir adamın duvarın ötesinde kılıcına ihtiyacı vardı.”

Birbirleriyle çok yakın olmalarından ve desteğe ihtiyaç duyduklarında birbirlerinin yanında durduklarından özlem duygusu normal.

“Lady’m.” dedi Ned sonunda. "Senin bir üvey kardeşin var. . . Jon Snow? "
“Duvar’da Gece Nöbetçisi.” Belki Riverrun’un yerine Duvara gitmeliyim. Jon kimi öldürdüğümü umursamaz ya da saçımı fırçalayıp fırçalamadığımı. . . “Jon bana, piç doğmuş olmasına rağmen, benziyor. Saçlarımı karıştırıp bana ‘küçük kız kardeşim derdi.” Arya, en çok Jon’u özlemişti. Sadece ismini söylemek bile onu üzdü.

“Nereye gidebileceğimizi biliyorum.” dedi Arya. Hala bir erkek kardeşi vardı. Başka kimse istemese bile Jon, beni ister. Beni küçük kardeşim diye çağırır ve saçımı karıştırır. Uzun bir yoldu gerçi, tek başına başarabileceğini düşünmedi. Nehirovaya bile ulaşabileceğini düşünmedi. “Duvar’a gidebiliriz.” dedi.

“Evi yok olmuştu, tüm ailesi ölmüştü, kardeşleri katledilmişti ama Duvar’daki Jon Snow hariç. Gitmek istediği yer orasıydı. Kaptana da bunu söylemişti ama demir paraya rağmen tesirli olmamıştı. Arya arzu ettiği yerlere hiç ulaşamıyor gibiydi.”

Arya Jon’a ulaşma çabası içerisinde.:thinking:

"Elindeki İğne, Düşmana sivri ucu sapla diye fısıldadı. Ve Sansa’ya söyleme! Mikken’nin işareti kılıcın üzerindeydi. Sadece bir kılıç. Eğer bir kılıca ihtiyacı olursa tapınağın altında yüzlercesi vardı. İğne uygun bir kılıç olmak için çok küçüktü, neredeyse bir oyuncak. Jon, bunu onun için yaptırdığında küçük aptal bir kız çocuğuydu. ‘Sadece bir kılıç’ dedi…
…ama değildi.
İğne, Robb, Bran ve Rickon idi; annesi, babası ve hatta Sansa idi. İğne, Kışyarı’nın gri duvarlarıydı, ve insanlarının kahkahası. İğne yaz karıydı, Yaşlı Dadı’nın hikayeleri, kırmızı yapraklı ürkütücü yüzlü yürek ağacıydı; Odasına dolan kuzey rüzgarıydı. İğne, Jon Snow’un gülümsemesiydi. Eskiden saçımı karıştırır ve bana ‘küçük kardeşim’ diye seslenirdi. diye hatırladı ve aniden gözlerinde yaşlar vardı.

İğne, Arya ve Jon’un aralarındaki yakınlığın sembolü. Ve Arya için artık ailesi iğne.

“Roose Bolton, oğlunun düğününü kutlamak ve demir tahta sadakat yemini için tüm lordları çağrıyor…” Kalbi bir an duracak gibi oldu. Hayır, bu mümkün değildi. O, Kral’ın Şehrinde babasıyla beraber ölmüştü.
“Lord Snow? İyi misiniz? Biraz…
“Arya Stark ile evlenecek, kız kardeşimle.” Jon, neredeyse o an onu görebiliyordu; uzun ve utangaç yüzü, yumrulu dizleri ve keskin dirsekleri, kirli yüzü ve dağınık saçıyla. Arya’yı gelinlikle Ramsey Bolton’un yatağında hayal edemiyordu. Ne kadar korkarsa korsun, bunu göstermeyecektir. Eğer elini uzatıp ona dokunmaya çalışırsa onunla savaşır.
“Kız kardeşin…” dedi Demir Emmet," O kaç yaşında…" Şimdiye dek 11 olması lazım , diye düşündü Jon. Hala bir çocuk . “Kız kardeşim yok. Sadece erkek kardeşlerim var. Sadece siz varsınız.” Lady Cataleyn bunu duyduğuna memnun olurdu, biliyordu. Yine de söylemesi kolay değildi. Parmakları parşömenin çevresini kavradı. Ramsay Bolton’un boğazını da böyle kolayca ezmek mümkünmüydü. "

Cat’in Jon-Arya yakınlığına olumlu bakmadığına adım gibi eminim. Ayrıca Jon artık bir Gece Gözcüsü. Onun bir ailesi yok. Fakat Jon için Arya’yı inkar etmek zor.

“Benim kız kardeşim yok.” Sözler bıçak gibiydi. Kalbim hakkında ne biliyorsun, rahibe? Kız kardeşim hakkında ne biliyorsun?

Melisandre’nin yanındayken de inkar etmeye çalışıyor lakin Arya onun ailesi ve Jon bunu içten içe kabullenmiş gibi.

“Jon, kızın Arya olduğuna inanmak istiyordu. Onun yüzünü tekrar görmek, saçlarını karıştırmak, ona gülümsemek,güvende olduğunu söylemek istiyordu. Ama güvende olmayacak. Kışyarı yandı, çöktü ve artık güvenli bir yer yok.”
Jon, ne kadar isterse istesin onu burada tutamazdı. Sur, kadınlara uygun bir yer değildi; hele ki soylu küçük kızlara uygun bir yer hiç değildi. Jon kardeşini Stannis’e ya da Melisandre’ye de teslim etmeyecekti. Kral, onu kendi adamlarından biriyle evlendirmek isterdi; Horpe, Massey’le ya da Dev Katili’yle. Ve kırmızı kadının Arya’ya neler yapmak isteyebileceğini yalnızca tanrılar bilirdi.
Jon’un görebildiği en iyi çözüm, Arya’yı Doğugçzcüsü’ne göndermek ve Cotter Pyke’tan kızı bir gemiye bindirip denizin karşısına, bütün kavgacı kralların ulaşamayacağı bir yere göndermesini istemekti. Gemiler Çetinocak’tan dönene kadar beklemek gerekecekti elbette. Arya, Tycho Nestoris’le birlikte Braavos’a da gidebilirdi. Belki de Demir Bankası, Arya’yı himaye edecek soylu bir aile bulabilirdi. Braavos, Dokuz Özgür Şehir’in en yakın olanıydı ki bu durum şehri hem en iyi hem de en kötü seçenek yapıyordu. Lorath ya da Ibben Limanı daha güvenli olabilirdi ama Jon, nereye gönderirse göndersin Arya’nın yaşamak için gümüşe, başının üstünde bir çatıya ve onu koruyacak birine ihtiyacı olacaktı. O daha çocuktu."

Arya’nın politik oyunlara alet olmasını istemesi koruma içgüdüsü ile alakalı. Jon’un için Arya’nın güvenliği ve mutluluğu önemli.

Jon, kendini altmış yaşındaki bir adam kadar tutuk hissetti. Karanlık rüyalar, diye düşündü ve suçluluk duygusu. Düşünceleri Arya’ya gidip durdu. Ona yardım etmemin bir yolu yok. Yeminimin sözlerini söylediğimde bütün nesebimden vazgeçtim. Eğer adamlarımdan biri bana kız kardeşinin tehlikede olduğunu söyleseydi, ona, bu konunun onu ilgilendirmediğini söylerdim. Bir adam sözleri söylediğinde, kanı artık siyah olurdu. Bir piçin kalbi kadar siyah. Jon bir zamanlar, Mikken’e Arya için bir eşkıya kılıcı yaptırmıştı, kızın eline sığacak kadar küçük bir kılıçtı. İğne. Arya’nın hâlâ o kılıca sahip olup olmadığını merak etti. Düşmanına sivri ucu sapla, derdi kardeşine, ama kardeşi Piç’i delmeye kalkışırsa, bu onun hayatına mal olabilirdi.
Birdenbire, Jon bu acıya bir an daha katlanamayacağını hissetti.

“Onu en son görmesinin üzerinden uzun zaman geçmişti. Şimdi nasıl görünüyordu? Onu tanıyabilir miydi? Arya Ayakaltı. Yüzü her zaman kirliydi. Mikken’in onun için dövdüğü kılıç hala onda mıydı? Ona ‘düşmana sivri ucu sapla’ demişti. Ramsey Bolton hakkında söylenenler doğru ise ihtiyacı olacaktı. Onu eve getir, Mance. Oğlunu, Melisandre’den kurtardım ve Özür Halktan binlercesini kurtarmak üzereyim. Bana bu küçük kızı borçlusun.

Jon, artık bir yeminbozan. Babasına ve Robb’a olanlardan sonra kaçmayı sadece denemiş, Stannis ona Kışyarı ve Val’i teklif ettiğinde yemininden dolayı reddetmiş olsa da konu Arya’ya gelince işler değişiyor ve yeminini bozuyor. Bu Jon’un Arya’ya verdiği değeri gösteriyor.

Biraz uzun bir içerik oldu sanki.:grin: Sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler
Ha bi de bu vardı.:wink:

“Ah, bir de Stark kızını yanına al. Doğu Gözcüsü’ne varmadan önce onu Lord Kumandan Kar’a teslim edeceksin.” Stannis önündeki parşömene hafifçe vurdu.“Gerçek bir kral borçlarını öder.”
Öde bakalım, hadi, diye düşündü Theon. Sahte parayla öde. Jon Kar dönen oyunu hemen anlayacaktı. Lord Stark’ın somurtkan piçi Jeyne Poole’u tanıyordu ve küçük üvey kız kardeşi Arya’ya her zaman düşkün olmuştu.

tenor

YeniAy Ottoman’ın Yazısı

Geçenlerde bulduğum bir yazı… Arya ve Jon’un 1. kitaptaki Winterfell sahnelerinin çözümlemesini yapmış arkadaşlar; ilişkileri bakımından. İlgi çekici olduğunu düşünüp buraya çevirip eklemek istedim. Elbette her zaman olduğu gibi kendi yorum ve (muhtemel) eklemelerimle. Yazının aslı burada.

Jon/Arya Hikayesi

Jon-Arya sahnelerini incelerken neden bu sahneler ve neden bu POVlar var diye merak edip, sormuş. Bu yazıda Winterfell sahneleri hakkında bir derleme var.

İkisinin de WF’de toplam 3 POV’u var ama sadece iki tanesinde birbirleri ile etkileşim halinde oldukları için, bu iki POV daha önemli.

Winterfell eninde sonunda bütün Stark çocuklarının döndüğü yer/yuva olacak. Onlar için macera evden ayrıldığında başladı ve (muhtemelen) son da burada gerçekleşecek. Hepsinin hikayesi boyunca WF zaman içerisinde sadece bir anı olarak yerini koruyor.

Çocukluk yurdu olmasının yanı sıra WF’yi bu kadar özel yapan şeyin ne olduğunu anlamak için her biri için oradaki yaşamlarının nasıl olduğuna bakmak gerekiyor. WF neyi temsil ediyor? Ve böylece ASOIAF WF’de başlıyor.

Elbette yazının ana konusu Jon-Arya olduğu için sadece bu iki karakter üstünde durulacak. (Benzer bir şeyi siz de diğer karakterler için yapabilirsiniz aslında)

Arya-Jon’un birbirleri için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz; hiçbir şey olmasa bile aralarında çok derin-özel bir duygusal bağ olduğunu herkes kabul etmek zorunda. Diğer yandan ikisinin ciddi manada birbirine bağlı bir yapı sergilemekte(hikaye ve karakter olarak bağdan bahsediyor, duygusal değil). Tüm bunları GRRM, burada Winterfell sahnelerinde göstermek zorunda çünkü sonraki dönemlerde ikisi birbirini çok uzun zaman göremeyecek.

GRRM bundan sonra bu iki karakterin eylemlerinin (bilhassa Ejderhaların Dansın’daki) gerçekçi gösterip, inandırıcı olmasını sağlamak için altyapısını kurma adına buradaki bu 3 sahneye ihtiyacı var. Peki, bu nasıl yapıldı?

İlk olarak, bazı POV karakterleri aracılığıyla bazı şeyleri tekrar görmek önemlidir çünkü (1) bu karakter hakkında önemli bilgiler, ipuçları verir veya (2) hikayeyi anlatan tek POV karakteri o/nlardır(Örneğin herkes gittiğinde WF ve Kuzey’de neler olduğunu sadece Bran aracılığı ile izlemek zorundayız çünkü artık oradaki tek POV karakteri odur.).

Kitabın ilk başındaki WF sahnelerinde zaten halihazırda birden fazla POV karakteri gördüğümüz için 2. neden (Jon-Arya POVları açısından) konu dışı. Bu ikisinin POVları 1. nedeni bize sunuyor; yani bu ikisinin POV’u onlar hakkında bir şeyler öğrenmemiz için yazılmıştır.

Jon I

Yapısal olarak Jon I sahnesi, Jon’u yolculuğuna hazırlamak için kullanılıyor. Bu POV sayesinde onun geleceği ile ilgili bir çok bilgi ediniyoruz ve elbette kararlarındaki motive kaynakları hakkında da…

Jon bu bölümde üç önemli/belirgin karakter ile etkileşime giriyor; Hayalet, Benjen ve Tyrion.

Hayalet orada çünkü o her daim onun yanında ve tüm hikayesi boyunca Jon için çok önemli bir figür olduğu aşikar; gerek yoldaşlık için olsun gerekse warg vb. yetenekleri için ve koruma için olsun.

Benjen , Jon’u Gece Nöbeti kültürü ile tanıştıran ve Jon için bu anlamda bir rol model halinde olan çok sevdiği amcası olarak karşımıza çıkıyor. Jon’un piçlik yüzünden çektiği sıkıntıların Benjen gibi bir adamın ona örnek olmasıyla geleceğini Gece Nöbeti’inde gördüğü aşikar. Geçmiş zamanlarda Benjen’ın ziyaret edip, çocuklara zaman zaman hikayeler-bilgiler aktardığını iyi kötü biliyoruz. Bir ihtimal Benjen olmasa idi belki de Jon, Gece Nöbeti’ine katılma konusunda istekli olmayacaktı çünkü biliyoruz ki herkesi amcası(onurlu, soylu, asil) gibi sanmıştı ve ancak yolda (ve bilhassa Sur’a vardığında) gerçeği öğrenmiş ama artık çok geç olduğu için kararından geri dönemeyeceğini söylemiştir. Benjen’ın Sur ötesinde kaybolması Jon için ciddi bir üzüntüye sebep (aileden kaybettiği ilk üye) ve hikayesi boyunca ona ne olduğu sorusunu soruyor ve düşünüyor. Bu açıdan Benjen ve Arya, Jon’un hikayesinde benzerlik gösteren bir duruma sahipler. Bu yüzden Jon’un amcasına neler olduğunu bulma arzusu (bu uğurda Sur ötesine gitmeye istekli olması) gibi şeyleri haklı çıkarmak ve bir temele dayandırmak için ikisi arasında bu etkileşime ihtiyaç vardı; Jon’un ona sevgisi, hayranlığı ve yakınlığını görmek zorundaydık.

Tyrion sahnesi büyük ihtimal ile GRRM’in ilk tasarladığı aşk üçgeni için önem arz etmişti(mektup yazılıp, gönderildiğinde ilk 200 sayfa yazılmıştı). Daha sonra Arya’ya aşık olacak olan Tyrion’un Jon ile tanışması ve bir etkileşime girip daha sonra olayların yaşanması… Bunun dışında ise hikayeye şu aşamada önemli olan kısmı ise (muhtemelen) hikayenin son iki kitabında Tyrion’un Jon ile olan yakın/arkadaş ilişkisinin Targaryenler ve Starklar arasındaki iletişim/etkileşim için bir nevi köprü niteliği taşıması (ve kuramlar gerçekse Dans 2 için Tyrion’un da Jon ile yakın bir ilişki kurması gerekmesi) gibi daha çok serinin sonlarını etkileyecek bir ilişkinin başlangıcı için önemliydi. Nitekim Jon’un daha sonraları zaman zaman Tyrion’u birkaç kere hatırladığı ve arkadaş olarak betimlemesi dikkat çekicidir. Hatta onun tavsiyelerini ve sözlerini hatırlaması uyması da…

Arya I

Bu kadar. Arya’nın Winterfell’de sahip olduğumuz tek şeyi bu ve tüm kitaplar boyunca yaptığı yolculuk eve gelmekle ilgili. Burada onunla ilgili bir bölüme sahip olduğumuzu her düşündüğümde bu durum beni şaşırtıyor ve tematik olarak beni daha da şaşırtıyor, ancak bu gelecek kısmı için bir tartışma. (Merak ettim neymiş bu :smiley: )

Jon’un aksine Arya, WF’de iken sadece 3 ana karakter ile etkileşim içerisine giriyor; Sansa(ve arkadaşları, bilhassa Jeyne), Nymeria ve Jon.

Arya I’in açılışında Sansa bize Arya’nın foil dedikleri tezat karakteri olarak tanıtılıyor. Nitekim GRRM’in açıklamasına göre de Sansa’yı oluşturma amacı da bir yerde buydu (Bilmeyenler için tezat karakterler, ana karakterlerin özelliklerini vurgulamak-öne çıkarmak adına yaratılan onun tersi karakterlerdir). Arya-Sansa’nın ilişkisini sunuş şekline de bakar isek karakterlerindeki birbirine olan zıtlıkları iki kız kardeş arasında ciddi bir anlaşmazlık sebebi olmakla beraber Sansa’nın Jon’a karşı olan kötü tavrı için tartışmalarını da ileride bir başka anlaşmazlık sebebi olarak (bir ihtimal) görebiliriz. Şahsi fikrim bu ikisinin daha kapanmamış çok meselesi olduğu ve böyle büyük sorunlu ilişkinin daha çok su kaldıracağı yönünde. Bu yüzden KL’ye giderken ve KL’deki olan bitenler de eklenince tekrar birleştiklerinde ciddi olaylar bekliyorum.

Ayrıca Sansa’nın arkadaşı Jeyne ile olan etkileşimi de unutulmamalı. Tüm o kötü isimleri ona takan ve onu rahatsız eden; KL’de de Sansa ile bir olup ona psikolojik olarak baskı yapıp, her şeyin suçlusu olduğu konusundaki telkinleri; bizi doğrudan 5. kitaptaki SArya hikayesine ve Jeyne’in Arya rolünü oynamak zorunda bırakılmasına götürüyor ki kendi içinde gerçekten ironik bir hikayesi var.

Nymeria bir nevi Jon’un Hayalet ile olan ilişkisi gibi derin bağ açısından önemli idi. Elbette ilerleyen sahnelerde ikisi ayrılmak zorunda kalıyor ve bu yüzden yakınlıklarını ve ilişkilerini burada görmek, görmeye başlamak çok önemli. Bilhassa Arya’nın Nehir topraklarına dönüşünde sonra kurt rüyaları görmeye başlaması ve kıta değiştirmesine rağmen ikisi arasındaki bağın güçlenerek artması önemli ama bu, başka bir başlığın konusu.

Ve nihayetinde Jon ’a geliyoruz. Sansa, Arya için bir nevi gelecek yolculuğunu temsil eden (şu Joff ve Lannisterlar ile olan ilk dönem aşk meşk muhabbeti için yaptığı o şeyler vb.) karakteri temsil ediyor ise Jon da Arya için geçmişi temsil eden bir karakter. Elbette ileride ikisi de bir araya gelecek ama Arya, tüm kitaplar boyunca Jon’a ulaşma çabası içerisinde. Jon’u düşünerek hatırladığı tüm o güzel anılar vb. şeyler Arya’yı eve çeken bir etken. Jon’un son povlarına bakarsak Mance’in Arya’yı eve yani kendisine getirmesini dilerken buluyoruz. Yani Arya’nın evi, Jon’un yanı. Bilhassa bu POV’da Jon’un Arya’ya “daha fazla gizlenme” dediği sözü, bir nevi Jon’un Arya’ya “eve dön, artık Arya ol” demesini temsil eden bir cümle.

Jon II

Jon I, Jon’un geleceğini anlatan bir POV ise Jon II de onun geçmişini anlatan bir POV. Bilhassa Cat ile olan ilişkisi, özünde geleceği ile ilgili aldığı kararda büyük etken sahibi idi. Bu POV’da Jon’un ailedeki bir çok kişiyle etkileşim içinde görüyoruz; Cat, Bran, Robb ve Arya(Nymeria).

Cat , sahnesinin önemli kısımları şunlar olabilir; Jon, Cat’e olan tüm korkusuna rağmen Bran’a duyduğu sevgi için, o odaya girer ve vedasını eder. Bran’a olan sevgisi boş ve şaka değil. Dahası daha önce Cat POV’unda kadının Jon’dan niye nefret ettiğini ve dahası onu kendi çocukları ve torunları için tehdit gördüğünü öğreniyoruz. Robb’un daha sonra Jon’u meşrulaştırıp varisi olarak seçmesi bir nevi Cat’in tüm korkularını gerçeğe dönüştürüyor; bu kadının WF’ye dönüp Jon’un Robb’un varisi olarak Kuzey Kral’ı olduğunu göreceğini ve aleyhinde hareket edeceğine inanıyorum. İkisinin tek etkileşimi bu POV olduğu için, bu ileride olacakları görmek açısından bu ikisinin birbirine olan sevgisizliği hatta nefretini görmek önemliydi. Daha sonraki POVlarda Mormont, Cat’i Jon’un annesi olarak ifade ettiğinde Jon buna şiddetli tepki veriyordu, kadını kesinlikle sevmiyor. Diğer yandan yazıyı yazan arkadaş bu sahnenin ayrıca Jon’un annesizliğine ve piçliğini ve üzerindeki etkisini anlattığını düşünüyor.

Bran sahnesi için söylenebilecek çok fazla bir şey yok. Zira teknik olarak gerçek bir etkileşim görmedik. Sadece Jon’un korkusuna rağmen onunla vedalaşmadan gitmek istemediğini gördük ki bu da ona olan sevgisini ifade ediyor. Daha sonraki POVlarda uyandığı haberini aldığında verdiği tepki de zaten Bran’a duyduğu sevginin işareti; Bran’ın kurdu daha sonra Jon’u Yabanılların elinden kurtarıyordu ki bu yüzden yaralanmıştı bile. İkisinin birbirine duyduğu bu sevginin, ileride önemli bir şey için altyapı ve gösterge olduğunu düşünebiliriz. GRRM bize bu ikisinin birbirini çok sevdiğini göstermek istemiş. En azından Jon’un Bran’a olan sevgisini net gördük.

Robb sahnesi Jon-Robb ilişkisi açısından elimizde olan tek şey; bu sayede Jon’un ileride Robb için yeminlerini terk etmeye meyilli olmasının nedenini bu POV’da gösterebiliyor. Jon’un Cat’in ona karşı kötü tavrı konusunda yalan söylemesi; Robb’un annesinin Jon’a kötü davranış olmasından endişe etmesi gibi şeyler ve vedalaşma anları; ikisinin birbirine olan sevgi ve ilgisinin, derin muhabbetin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Böylece Jon, Robb için bir şey yaptığı zaman bu mantıklı ve altyapısı olan bir eylem oluyor; aynı şekilde Robb, Jon’u meşru ve varisi yaptığı zaman da… Çünkü bu ikisi birbirine yakın.

Arya sahnelerine gelirsek. Aslında Arya I ve Jon II sahnelerinin Arya-Jon ile bitmesi bir tesadüf değil(ki tesadüfe inanmam). Bu son sahneleri onların birbirleri ile ilgili (bizim de onlarla ilgili) de (WF’deki zamanları için de) son anıları. Bu hem birbirleri ile olan ilişkileri için hem de bağları için hem de gelecekleri için önemli bir gösterge. WF’den ayrıldıktan sonra bağları sona ermiyor; belki yüz yüze bir etkileşim halinde göremiyoruz ama ikisi de sürekli olarak birbirlerini geçmiş anılarında anıyor ve şu anki düşüncelerini istila ediyor. Dahası birbirlerine ulaşmak istiyor. Birbirlerine çekiliyorlar.

Jon’un Arya’ya iğneyi vermesi artık onu korumak için orada olamayacağı için ve bence ayrıca Arya’nın -kendisinin aksine- hayallerini gerçeğe dönüştürebilmesi açısından verdiği tüm desteği göstermesi açısından önemlidir. Zira ikisi de ailenin dışlanan üyeleridir ve ikisi de olmak istedikleri kişi olamamaktadır; en azından Arya, olmak istediği şeyi olabilmeli ve Jon, bu desteği -kimse vermezken- ona vermeli.
Ayrıca çok önemli olduğuna inandığım bir diğer nokta da Jon’un Arya’yı olduğu kişi/haliyle kabul etmeye istekli olan yapısı ileride de Arya’nın dönüştüğü şeyi kabul etmesini mümkün kılıyor. Aynı şeyi ailenin diğer üyeleri için söylemek mümkün olacak mı?

Jon’un birbirlerini yeniden görecekleri sözü de ileride birbirlerine kavuşacaklarına dair bir işaret iken Jon’un Arya ile olan tüm bu sahneleri, yakınlığı ve ilişkisi neden Robb için sadece niyetlenmiş iken; Ygritte için bile yeminlerini bozmaz iken hatta zamanında ve hala çok istediği WF lordu olmak; piçlikten kurtulmak ve Stark soy ismini alma şansını yine yeminleri için geri tepmiş iken Arya için -ne demek olduğunu bile bile- bir çırpıda yeminlerinden vazgeçmeyi seçtiği ve sonucunda da onun için öldüğünü anlatması açısından gerekli sahnelerdi.

Eğer dikkat ettiysek WF’de iken karakterlerin kimlerle etkileşim halinde oldukları ilerleyen hikayelerinde meydana gelecek şeylerin/olayların/durumların birer altyapısı olma özelliğini taşıyor. Eğer x karakter y karakteri ile bir etkileşim içerisinde değilse büyük ihtimal ile doğrudan birbirleri ile önemli bir olayı olmayacağı içindir. Misal Rickon ile vedalaşmadı, bu da Jon açısından Rickon ile ilgili pek önemli bir etki-olay olmayacağına işaret olabilir. Elbette Rickon ölürse Jon üzülecektir ama bir Arya’nın tehlikede olması gibi bir etki ve eylemlerinde bir değişime sebep olmayacak doğrudan. Yahut Robb için olduğu gibi. En fazla dolaylı bir şey olabilir. Ned ve Sansa ile vedalaşma olmamasını da bu mantıkla açıklayabiliriz. Buna rağmen elbette ki tüm o karakterler Arya ve Jon için anlamlı kişiler, önemsiz değil. Sonuçta aile üyelerinden bahsediyoruz.

Fikirlerinizi alırım. :smiley:

4 Likes

Güzel yazı
Arya jon a aşık sanırım ama jon ayni hisleri paylaşmıyor. Tek taraflı. Yinede ben Arya&Edric istiyom.

4 Likes

Aslında iki taraf içinde adı konulmuş bir aşk yok ortada. Taslağa göre birbirlerine olan bu abartılı düşkünlüklerinin ‘kardeş’ oldukları için değil aşık oldukları için olduğu anlaşılması kurgulanmıştı büyük ihtimalle. Artık taslak geçerli veya değil seride benzeri pek olmayan bir bağlılıkları var birbirlerine.

2 Likes

Yazar ne planlıyorsa bunu çok iyi işlemeli.

“Sonunda uyuduğu zaman rüyasında evini gördü. Kralyolu, Duvar’a giderken Kışyarı üzerinden geçiyordu ve Yoren, ona; onun kim olduğunu kimse anlamadan orada bırakacağına söz vermişti. Annesini çok özlemişti ve Robb’u Bran’ı ve Rickon’ı… Fakat en çok Jon Snow’u özlemişti. Bir şekilde Sur’un Kışyarından önce gelmesini diledi, böylece Jon yine saçlarını karıştırıp ona “küçük kız kardeşim” diye çağırırdı. O da ona “seni özledim” derdi, Jon ile aynı anda, daha önce yaptığı gibi. Bunu çok isterdi, her şeyden çok hem de.”

Jon, kendini altmış yaşındaki bir adam kadar tutuk hissetti. Karanlık rüyalar, diye düşündü ve suçluluk duygusu. Düşünceleri Arya’ya gidip durdu. Ona yardım etmemin bir yolu yok. Yeminimin sözlerini söylediğimde bütün nesebimden vazgeçtim. Eğer adamlarımdan biri bana kız kardeşinin tehlikede olduğunu söyleseydi, ona, bu konunun onu ilgilendirmediğini söylerdim. Bir adam sözleri söylediğinde, kanı artık siyah olurdu. Bir piçin kalbi kadar siyah. Jon bir zamanlar, Mikken’e Arya için bir eşkıya kılıcı yaptırmıştı, kızın eline sığacak kadar küçük bir kılıçtı. İğne. Arya’nın hâlâ o kılıca sahip olup olmadığını merak etti. Düşmanına sivri ucu sapla, derdi kardeşine, ama kardeşi Piç’i delmeye kalkışırsa, bu onun hayatına mal olabilirdi.
Birdenbire, Jon bu acıya bir an daha katlanamayacağını hissetti.

“Onu en son görmesinin üzerinden uzun zaman geçmişti. Şimdi nasıl görünüyordu? Onu tanıyabilir miydi? Arya Ayakaltı. Yüzü her zaman kirliydi. Mikken’in onun için dövdüğü kılıç hala onda mıydı? Ona ‘düşmana sivri ucu sapla’ demişti. Ramsey Bolton hakkında söylenenler doğru ise ihtiyacı olacaktı. Onu eve getir, Mance. Oğlunu, Melisandre’den kurtardım ve Özür Halktan binlercesini kurtarmak üzereyim. Bana bu küçük kızı borçlusun.

Birbirlerine bu kadar düşkünken kuzen olduklarını öğrenmeleri onları boşluğa düşürecektir. Düşünsenize en sevdiğiniz ve diğer kardeşlerinizden daha düşkün olduğunuz kişi sizin halanızın oğlu/dayınızın kızı çıkıyor.

2 Likes

Fazla üzeceğini sanmam Cat Stark sevinir ama :smiley:

2 Likes

Sansa da aynı şeyi yapıp annesine sormuş “Jon’a benziyordu zaten” diyerek, piç olduğunu yahut birinin kardeşini değiştirdiğine inanmış ama elbette öyle değil. Arya’nın piç olmadığına vurgu falan değil bu, sonuçta niye böyle bir şey yapsın ki?

Bana göre GRRM burada Arya-Jon’un sadece duygusal yakınlığına değil fiziksel benzerliğine de dikkat çekmiş ve Sansa’nın bu davranışının altında yatan “dışlanma” meselesini vurgulamak istemiş. Elbette sadece Sansa ile olan kavga değil bu dışlanma olayı… Arya’nın bir türlü davranışlarının kabul görülmeyip, sürekli olay olup, skandal gözüyle bakmaları. Misal kız kurduna Nymeria ismini koymuş bu bile “skandal” olmuş, kullanılan kelime buydu. Yani alt tarafı bir isim, çok mu kötü bir isim ki anası vb. sorun çıkarmış? Çok saçma yani tepki verilmesi. Arya da haliyle bir türlü doğru düzgün sevilmediğini hissetmiş, KL’de olay daha beter hale geliyor elbette.

Hmm bu şekilde hiç düşünmemiştim, bu da olabilir. :thinking: Yani söylediğin gibi geleneksel leydilerden ne hayır görmüş ki bundan sonra görsün, düşüncesi olabilir ama bunun bilinçli olmadığı aşikar.

Diğer yanda Arya gibi geleneksel dışı bir leydi örneği de var çevresinde ve ona olan yakınlığı da bu tarz kadınlara ilgi duymasına sebep olmuş diye düşünüyorum. Yani bunu hemen sadece Jonarya meselesine bağlamak gerekmiyor illa… Yani bir kardeş ve annesi nasıl soğuttu ise bir diğer kardeş de bu türe ilgi duymasını sağlayabilir, daha iyi anlaştığı için.

Ve evet, yine de Jonarya’ya bile bağlanabilir; Ygritte’i sürekli olarak Arya ile kıyaslaması gerçekten hep anormal görülen bir davranış şeklidir. Yani ilk vurgun olduğu ve yattığın kızı, sen nasıl kardeşinle kıyaslar durursun ilişki boyunca? Hem de en az iki kere vücutlarını kıyaslıyor, bu baya abes yani. Kim yapar bunu?

En sevdiğim şeydir bu, bir aile üyesi olarak -kimse yapmazsa bile- Arya’yı desteklemesi ve cesaretlendirmesi… Bu kılıcı vermesi ile Arya’nın bu hale gelmesinde bir parça da Jon’un katkısı olduğunu düşünmüşümdür hep.

Aynı cümleleri sık sık tamamlamaları kafa frekanslarının aynı olduğunu gösteriyor, basit benzerlikten öte bence :smiley:

Evet, Jon’un yanında kendi gibi olabileceği için onun varlığına ihtiyaç duyması da çok olağan. Yani bir piç olan Gendry bile Arya’nın davranışlarını arada bir de olsa eleştirmişti.

“Ne biçim leydisin sen?”
“Ne tür bir leydi elma fırlatır?”

Garipsiyor Arya’nın hareketlerini ama Jon ile iken böyle bir sorunu yok; Jon, Arya’dan yumruk da yese kılıç darbesi bile alsa gülüyor duruyor manyak manyak. (mazoşist mi nedir hoşuna gidiyor galiba, bana vursa çakarım yüzüne bir tane) :smiley:

Muhtemelen. İkisi de oldukları kişilikleri yüzünden kabul görmüyor ve kendi mücadelelerini veriyor. Birbirlerini bu yönden çok iyi anlıyorlar ve ellerinden geldiğince destekleyip, birbirine güç veriyorlar. Böyle insanların birbiri ile iletişim kurması için kanımca sözlere ihtiyaç yoktur.

Cat’e kalsa zaten ohooo… Uyuz olduğuna ben de eminim.

En sevdiğim alıntılardan biri bu. :smiling_face_with_three_hearts:

Aemon, 3 kere sınandığını ve hep yeminlerini seçtiğini söyledi. Jon da üç kere sınandı; Robb, Ygritte ve Kışyarı… Hepsinde yeminini seçti ama sıra 4. sınanmaya gelince caydı, yemini koyverdi, ne demek olduğunu bile bile. Bu bile Arya’ya olan düşkünlüğünün göstergesi.

Kardeş değil kuzen olduklarını öğrenmek boşluk yaratmaz bence, sonuçta sevginin oranını değiştirir mi? Yok eder mi? Etmez. Sevmeye ve aile olmaya devam eder karşındaki. GRRM en baştaki planı devam ettiriyorsa da bu da zaten onlara rahatlama verecektir. Misal Ygritte’e “Uzun Mızrak mıydı?” diye sorduğunda Ygritte bunu mide bulandırıcı bulmuş “Kardeşin ile yatar mıydın?” diye sormuştu ama Jon buna “saçmalama” demek yerine “O senin kardeşin değil ki” demişti. Uzun Mızrak, Ygritte için kardeş gibiydi(ayrıca kendi köylüsü-akraba olmakla aynı şey bunlarda bu) ve bu yüzden bunu mide bulandırıcı gördü. Demek Jon için “kardeşim değil” bilgisi, onu rahatlatmaya yarayacaktır. Zaten Arya’nın kardeşi olup olmadığını da sorgulamıştı Ygritte ile bir sahnesinde, aynı bölümde galiba.

Yok devam ettirmiyorsa da dediğim gibi ikisinin arasındaki ilişkiyi olumsuz etkilemez. Jon sadece kimlik bulanımına girer ama onu bundan çıkartabilen yine Arya olur zannımca.

Ben bundan senin kadar emin değilim. Ben Cat olsaydım, çok daha kötü olduğunu düşünürdüm. Sebep? Basit aslında. Benim ailem, bu çocuğun ailesinin yok edilmesinde rol oynamış. Bu çocuk intikam istemez mi? Zaten hayatı boyunca eziyet etmişim buna. Bir piçin ileride çocuklarının hakkını gasp edeceğinden korkan biri, bundan hayli hayli korkabilir.

Gizem demiş ama ben de söylemek isterim. İkisi ayrıldıklarında daha aşk nedir bilemeyecek yaştaydılar. Haydi Jon hissedebilecek yaşta ama Arya değil. Buna rağmen daha önce tecrübe etmediğin bir şeyi de anlaman mümkün değil. İkisi -şimdilik- birbirine aşırı düşkün ve sevgi dolu özel ve ender bir bağa sahip, o kadar. GRRM planladığı gibi gidiyorsa da bir sonraki buluşmada olaylar patlak verir, altyapı gayet güzel hazır zaten.

3 Likes

Joooonnn
piskopatliğinin göstergesiymiş.

53a2a6bce5b3f893327ff67fff303b84

3 Likes

Kastım şuydu. Aralarındaki yakınlığı hep kardeşlik bağı’na yoruyorken, kardeş olmadıklarını anlamaları aslında ikisinin arasındaki ilişkinin kardeş bağından öte olduğunu farketmeleri.

Bu onları rahatlatacaktır. Ama aşktan dolayı değil. Jon’u çok seven Arya’nin bile babasının bir piç sahibi oluşundan rahatsız olduğunu biliyoruz.

“Lord
baban ondan hiç bahsetmedi mi?” dedi. “Kayanyıldız‟dan Leydi Ashara Dayne?”
“Hayır. Babam onu tanır mıydı?”
“Robert kral olmadan önce. Halam, senin baban ve onun ağabeyleriyle Harrenhal‟da tanismis
yalancı bahar yılında.”
“Ah.” Arya, baska ne söyleyeceğini bilmiyordu. “Peki, neden denize atlamis?”
“Kalbi kirikmis.”
Sansa olsa iç çeker ve gerçek ask için gozyasi dökerdi ama Arya bunun çok aptalca olduğunu
düsündü. Fakat bunu Ned‟e söyleyemezdi, çocuğun halasından bahsediyorlardı. “Biri kalbini
mi kirmis?”
Ned tereddüt etti. “Belki de benim haddim değil…”
“Söyle.”
Ned rahatsız bir şekilde Arya‟ya baktı. “Halam Allyria, Leydi Ashara ve senin babanın
Harrenhal‟da birbirlerine âşık olduğunu söyler.”
“Bu doğru değil. Babam anneme âsıktı.”
“Bundan eminim leydim fakat…”
“Babamın sevdiği tek kadın annemdi.”
“Öyleyse o piçi bir kabak yaprağının altında bulmus olmalı,” dedi Gendry.
Arya, Gendry‟nin kafasına atmak için bir yaban elması daha olmasını isterdi. “Babam onurlu
bir adamdı,” dedi öfkeyle.

Yani bu onların arasını açmaz. Arya bunun ustunde pek durmasa da bu alinti ile babasının onurunun lekeli olduğunu dusundugunu ogrenmis olduk. (Bunun icin Jon’u suclamiyor ki mantikli olan zaten bu) Babasinin onurlu oldugunu ogrenince ekstra mutlu olacaktır.

2 Likes

:rofl::rofl::rofl::rofl:

Anladım, evet yani temel düşüncemiz bu yönde hep :smiley:

2 Likes

Bunu es geçmek olmaz.

Arya, Kışyarı’ndaki mahzen mezarı hatırladı. Orası bu koridordan çok daha korkutucu bir yerdi. Onları gördüğünde henüz küçücük bir çocuktu. Ağabeyi Robb, Sansa’yı, Arya’yı ve o zamanlar ancak Rickon yaşında olan bebek Bran’ı mahzen mezara götürmüştü. Sadece bir mumları vardı. Ayaklarının dibindeki ulu kurtları ve kucaklarındaki kılıçlarıyla tahtlarında oturan Kış Krallarının taş yüzlerine bakarken, bebek Bran’ın gözleri bir tabak kadar büyümüştü. Robb onları mahzen mezarın en dibine götürmüş ve kendi boş lahitlerini göstermişti.
Sansa sönecek endişesiyle küçük kalın muma bakıyordu sürekli. Yaşlı Dadı mahzen
mezarda örümcekler ve köpek büyüklüğünde fareler olduğunu anlatmıştı. Sansa bunları Robb’a söylediğinde ağabeyi gülümsemişti. “Örümceklerden ve farelerden daha beter şeyler var." diye fısıldamıştı. “Burası Ölülerin yürüdüğü yer." Tam o sırada derin, pes ve titretici sesi duymuşlardı. Bebek Bran, Arya’nın ellerine yapışmıştı.
Kapağı açık lahitten kana susamış, solgun, bembeyaz bir ruh çıktığında Sansa çığlıklar atarak mahzenin merdivenlerine doğru koşmaya başlamış, Bebek Bran, Robb’un bacağına sarılmıştı. Arya yerinden kımıldamamış ve ruha bir yumruk atmıştı. Ruh dedikleri, kendini una bulamış Jon’du aslında. “Seni aptal!" diye bağırmıştı Arya “Bebeği korkuttun." Ama Jon ve Robb katıla katıla gülmüşlerdi. Hemen sonra Arya ve Bran da gülmeye başlamıştı.

Aklıma okuduğum novel geldi. Novelde prens, başka bir ülkenin kraliçesine aşık oluyordu. Kraliçe’nin adamlarını azarladığını gördüğünde keşke beni de böyle azarlasa gibi şeyler geçiriyordu içinden.

2 Likes

ahahahahaa ya işte orada da manyakça Yumruk yiyor, gülüyor… kılıç darbesi yiyor hala gülüyor ki acıdığını da söylüyor içinden. Arya’dan dayak yemekten zevk alıyor manyak, ben döverim seviyorsa sorun değil, bana gelsin. :smiley:

2 Likes

Geçenlerde bulduğum bir yazı… Arya ve Jon’un 1. kitaptaki Winterfell sahnelerinin çözümlemesini yapmış arkadaşlar; ilişkileri bakımından. İlgi çekici olduğunu düşünüp buraya çevirip eklemek istedim. Elbette her zaman olduğu gibi kendi yorum ve (muhtemel) eklemelerimle. Yazının aslı burada.

Jon/Arya Hikayesi

Jon-Arya sahnelerini incelerken neden bu sahneler ve neden bu POVlar var diye merak edip, sormuş. Bu yazıda Winterfell sahneleri hakkında bir derleme var.

İkisinin de WF’de toplam 3 POV’u var ama sadece iki tanesinde birbirleri ile etkileşim halinde oldukları için, bu iki POV daha önemli.

Winterfell eninde sonunda bütün Stark çocuklarının döndüğü yer/yuva olacak. Onlar için macera evden ayrıldığında başladı ve (muhtemelen) son da burada gerçekleşecek. Hepsinin hikayesi boyunca WF zaman içerisinde sadece bir anı olarak yerini koruyor.

Çocukluk yurdu olmasının yanı sıra WF’yi bu kadar özel yapan şeyin ne olduğunu anlamak için her biri için oradaki yaşamlarının nasıl olduğuna bakmak gerekiyor. WF neyi temsil ediyor? Ve böylece ASOIAF WF’de başlıyor.

Elbette yazının ana konusu Jon-Arya olduğu için sadece bu iki karakter üstünde durulacak. (Benzer bir şeyi siz de diğer karakterler için yapabilirsiniz aslında)

Arya-Jon’un birbirleri için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz; hiçbir şey olmasa bile aralarında çok derin-özel bir duygusal bağ olduğunu herkes kabul etmek zorunda. Diğer yandan ikisinin ciddi manada birbirine bağlı bir yapı sergilemekte(hikaye ve karakter olarak bağdan bahsediyor, duygusal değil). Tüm bunları GRRM, burada Winterfell sahnelerinde göstermek zorunda çünkü sonraki dönemlerde ikisi birbirini çok uzun zaman göremeyecek.

GRRM bundan sonra bu iki karakterin eylemlerinin (bilhassa Ejderhaların Dansın’daki) gerçekçi gösterip, inandırıcı olmasını sağlamak için altyapısını kurma adına buradaki bu 3 sahneye ihtiyacı var. Peki, bu nasıl yapıldı?

İlk olarak, bazı POV karakterleri aracılığıyla bazı şeyleri tekrar görmek önemlidir çünkü (1) bu karakter hakkında önemli bilgiler, ipuçları verir veya (2) hikayeyi anlatan tek POV karakteri o/nlardır(Örneğin herkes gittiğinde WF ve Kuzey’de neler olduğunu sadece Bran aracılığı ile izlemek zorundayız çünkü artık oradaki tek POV karakteri odur.).

Kitabın ilk başındaki WF sahnelerinde zaten halihazırda birden fazla POV karakteri gördüğümüz için 2. neden (Jon-Arya POVları açısından) konu dışı. Bu ikisinin POVları 1. nedeni bize sunuyor; yani bu ikisinin POV’u onlar hakkında bir şeyler öğrenmemiz için yazılmıştır.

Jon I

Yapısal olarak Jon I sahnesi, Jon’u yolculuğuna hazırlamak için kullanılıyor. Bu POV sayesinde onun geleceği ile ilgili bir çok bilgi ediniyoruz ve elbette kararlarındaki motive kaynakları hakkında da…

Jon bu bölümde üç önemli/belirgin karakter ile etkileşime giriyor; Hayalet, Benjen ve Tyrion.

Hayalet orada çünkü o her daim onun yanında ve tüm hikayesi boyunca Jon için çok önemli bir figür olduğu aşikar; gerek yoldaşlık için olsun gerekse warg vb. yetenekleri için ve koruma için olsun.

Benjen, Jon’u Gece Nöbeti kültürü ile tanıştıran ve Jon için bu anlamda bir rol model halinde olan çok sevdiği amcası olarak karşımıza çıkıyor. Jon’un piçlik yüzünden çektiği sıkıntıların Benjen gibi bir adamın ona örnek olmasıyla geleceğini Gece Nöbeti’inde gördüğü aşikar. Geçmiş zamanlarda Benjen’ın ziyaret edip, çocuklara zaman zaman hikayeler-bilgiler aktardığını iyi kötü biliyoruz. Bir ihtimal Benjen olmasa idi belki de Jon, Gece Nöbeti’ine katılma konusunda istekli olmayacaktı çünkü biliyoruz ki herkesi amcası(onurlu, soylu, asil) gibi sanmıştı ve ancak yolda (ve bilhassa Sur’a vardığında) gerçeği öğrenmiş ama artık çok geç olduğu için kararından geri dönemeyeceğini söylemiştir. Benjen’ın Sur ötesinde kaybolması Jon için ciddi bir üzüntüye sebep (aileden kaybettiği ilk üye) ve hikayesi boyunca ona ne olduğu sorusunu soruyor ve düşünüyor. Bu açıdan Benjen ve Arya, Jon’un hikayesinde benzerlik gösteren bir duruma sahipler. Bu yüzden Jon’un amcasına neler olduğunu bulma arzusu (bu uğurda Sur ötesine gitmeye istekli olması) gibi şeyleri haklı çıkarmak ve bir temele dayandırmak için ikisi arasında bu etkileşime ihtiyaç vardı; Jon’un ona sevgisi, hayranlığı ve yakınlığını görmek zorundaydık.

Tyrion sahnesi büyük ihtimal ile GRRM’in ilk tasarladığı aşk üçgeni için önem arz etmişti(mektup yazılıp, gönderildiğinde ilk 200 sayfa yazılmıştı). Daha sonra Arya’ya aşık olacak olan Tyrion’un Jon ile tanışması ve bir etkileşime girip daha sonra olayların yaşanması… Bunun dışında ise hikayeye şu aşamada önemli olan kısmı ise (muhtemelen) hikayenin son iki kitabında Tyrion’un Jon ile olan yakın/arkadaş ilişkisinin Targaryenler ve Starklar arasındaki iletişim/etkileşim için bir nevi köprü niteliği taşıması (ve kuramlar gerçekse Dans 2 için Tyrion’un da Jon ile yakın bir ilişki kurması gerekmesi) gibi daha çok serinin sonlarını etkileyecek bir ilişkinin başlangıcı için önemliydi. Nitekim Jon’un daha sonraları zaman zaman Tyrion’u birkaç kere hatırladığı ve arkadaş olarak betimlemesi dikkat çekicidir. Hatta onun tavsiyelerini ve sözlerini hatırlaması uyması da…

Arya I

Bu kadar. Arya’nın Winterfell’de sahip olduğumuz tek şeyi bu ve tüm kitaplar boyunca yaptığı yolculuk eve gelmekle ilgili. Burada onunla ilgili bir bölüme sahip olduğumuzu her düşündüğümde bu durum beni şaşırtıyor ve tematik olarak beni daha da şaşırtıyor, ancak bu gelecek kısmı için bir tartışma. (Merak ettim neymiş bu :smiley: )

Jon’un aksine Arya, WF’de iken sadece 3 ana karakter ile etkileşim içerisine giriyor; Sansa(ve arkadaşları, bilhassa Jeyne), Nymeria ve Jon.

Arya I’in açılışında Sansa bize Arya’nın foil dedikleri tezat karakteri olarak tanıtılıyor. Nitekim GRRM’in açıklamasına göre de Sansa’yı oluşturma amacı da bir yerde buydu (Bilmeyenler için tezat karakterler, ana karakterlerin özelliklerini vurgulamak-öne çıkarmak adına yaratılan onun tersi karakterlerdir). Arya-Sansa’nın ilişkisini sunuş şekline de bakar isek karakterlerindeki birbirine olan zıtlıkları iki kız kardeş arasında ciddi bir anlaşmazlık sebebi olmakla beraber Sansa’nın Jon’a karşı olan kötü tavrı için tartışmalarını da ileride bir başka anlaşmazlık sebebi olarak (bir ihtimal) görebiliriz. Şahsi fikrim bu ikisinin daha kapanmamış çok meselesi olduğu ve böyle büyük sorunlu ilişkinin daha çok su kaldıracağı yönünde. Bu yüzden KL’ye giderken ve KL’deki olan bitenler de eklenince tekrar birleştiklerinde ciddi olaylar bekliyorum.

Ayrıca Sansa’nın arkadaşı Jeyne ile olan etkileşimi de unutulmamalı. Tüm o kötü isimleri ona takan ve onu rahatsız eden; KL’de de Sansa ile bir olup ona psikolojik olarak baskı yapıp, her şeyin suçlusu olduğu konusundaki telkinleri; bizi doğrudan 5. kitaptaki SArya hikayesine ve Jeyne’in Arya rolünü oynamak zorunda bırakılmasına götürüyor ki kendi içinde gerçekten ironik bir hikayesi var.

Nymeria bir nevi Jon’un Hayalet ile olan ilişkisi gibi derin bağ açısından önemli idi. Elbette ilerleyen sahnelerde ikisi ayrılmak zorunda kalıyor ve bu yüzden yakınlıklarını ve ilişkilerini burada görmek, görmeye başlamak çok önemli. Bilhassa Arya’nın Nehir topraklarına dönüşünde sonra kurt rüyaları görmeye başlaması ve kıta değiştirmesine rağmen ikisi arasındaki bağın güçlenerek artması önemli ama bu, başka bir başlığın konusu.

Ve nihayetinde Jon’a geliyoruz. Sansa, Arya için bir nevi gelecek yolculuğunu temsil eden (şu Joff ve Lannisterlar ile olan ilk dönem aşk meşk muhabbeti için yaptığı o şeyler vb.) karakteri temsil ediyor ise Jon da Arya için geçmişi temsil eden bir karakter. Elbette ileride ikisi de bir araya gelecek ama Arya, tüm kitaplar boyunca Jon’a ulaşma çabası içerisinde. Jon’u düşünerek hatırladığı tüm o güzel anılar vb. şeyler Arya’yı eve çeken bir etken. Jon’un son povlarına bakarsak Mance’in Arya’yı eve yani kendisine getirmesini dilerken buluyoruz. Yani Arya’nın evi, Jon’un yanı. Bilhassa bu POV’da Jon’un Arya’ya “daha fazla gizlenme” dediği sözü, bir nevi Jon’un Arya’ya “eve dön, artık Arya ol” demesini temsil eden bir cümle.

Jon II

Jon I, Jon’un geleceğini anlatan bir POV ise Jon II de onun geçmişini anlatan bir POV. Bilhassa Cat ile olan ilişkisi, özünde geleceği ile ilgili aldığı kararda büyük etken sahibi idi. Bu POV’da Jon’un ailedeki bir çok kişiyle etkileşim içinde görüyoruz; Cat, Bran, Robb ve Arya(Nymeria).

Cat, sahnesinin önemli kısımları şunlar olabilir; Jon, Cat’e olan tüm korkusuna rağmen Bran’a duyduğu sevgi için, o odaya girer ve vedasını eder. Bran’a olan sevgisi boş ve şaka değil. Dahası daha önce Cat POV’unda kadının Jon’dan niye nefret ettiğini ve dahası onu kendi çocukları ve torunları için tehdit gördüğünü öğreniyoruz. Robb’un daha sonra Jon’u meşrulaştırıp varisi olarak seçmesi bir nevi Cat’in tüm korkularını gerçeğe dönüştürüyor; bu kadının WF’ye dönüp Jon’un Robb’un varisi olarak Kuzey Kral’ı olduğunu göreceğini ve aleyhinde hareket edeceğine inanıyorum. İkisinin tek etkileşimi bu POV olduğu için, bu ileride olacakları görmek açısından bu ikisinin birbirine olan sevgisizliği hatta nefretini görmek önemliydi. Daha sonraki POVlarda Mormont, Cat’i Jon’un annesi olarak ifade ettiğinde Jon buna şiddetli tepki veriyordu, kadını kesinlikle sevmiyor. Diğer yandan yazıyı yazan arkadaş bu sahnenin ayrıca Jon’un annesizliğine ve piçliğini ve üzerindeki etkisini anlattığını düşünüyor.

Bran sahnesi için söylenebilecek çok fazla bir şey yok. Zira teknik olarak gerçek bir etkileşim görmedik. Sadece Jon’un korkusuna rağmen onunla vedalaşmadan gitmek istemediğini gördük ki bu da ona olan sevgisini ifade ediyor. Daha sonraki POVlarda uyandığı haberini aldığında verdiği tepki de zaten Bran’a duyduğu sevginin işareti; Bran’ın kurdu daha sonra Jon’u Yabanılların elinden kurtarıyordu ki bu yüzden yaralanmıştı bile. İkisinin birbirine duyduğu bu sevginin, ileride önemli bir şey için altyapı ve gösterge olduğunu düşünebiliriz. GRRM bize bu ikisinin birbirini çok sevdiğini göstermek istemiş. En azından Jon’un Bran’a olan sevgisini net gördük.

Robb sahnesi Jon-Robb ilişkisi açısından elimizde olan tek şey; bu sayede Jon’un ileride Robb için yeminlerini terk etmeye meyilli olmasının nedenini bu POV’da gösterebiliyor. Jon’un Cat’in ona karşı kötü tavrı konusunda yalan söylemesi; Robb’un annesinin Jon’a kötü davranış olmasından endişe etmesi gibi şeyler ve vedalaşma anları; ikisinin birbirine olan sevgi ve ilgisinin, derin muhabbetin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Böylece Jon, Robb için bir şey yaptığı zaman bu mantıklı ve altyapısı olan bir eylem oluyor; aynı şekilde Robb, Jon’u meşru ve varisi yaptığı zaman da… Çünkü bu ikisi birbirine yakın.

Arya sahnelerine gelirsek. Aslında Arya I ve Jon II sahnelerinin Arya-Jon ile bitmesi bir tesadüf değil(ki tesadüfe inanmam). Bu son sahneleri onların birbirleri ile ilgili (bizim de onlarla ilgili) de (WF’deki zamanları için de) son anıları. Bu hem birbirleri ile olan ilişkileri için hem de bağları için hem de gelecekleri için önemli bir gösterge. WF’den ayrıldıktan sonra bağları sona ermiyor; belki yüz yüze bir etkileşim halinde göremiyoruz ama ikisi de sürekli olarak birbirlerini geçmiş anılarında anıyor ve şu anki düşüncelerini istila ediyor. Dahası birbirlerine ulaşmak istiyor. Birbirlerine çekiliyorlar.

Jon’un Arya’ya iğneyi vermesi artık onu korumak için orada olamayacağı için ve bence ayrıca Arya’nın -kendisinin aksine- hayallerini gerçeğe dönüştürebilmesi açısından verdiği tüm desteği göstermesi açısından önemlidir. Zira ikisi de ailenin dışlanan üyeleridir ve ikisi de olmak istedikleri kişi olamamaktadır; en azından Arya, olmak istediği şeyi olabilmeli ve Jon, bu desteği -kimse vermezken- ona vermeli. Ayrıca çok önemli olduğuna inandığım bir diğer nokta da Jon’un Arya’yı olduğu kişi/haliyle kabul etmeye istekli olan yapısı ileride de Arya’nın dönüştüğü şeyi kabul etmesini mümkün kılıyor. Aynı şeyi ailenin diğer üyeleri için söylemek mümkün olacak mı?

Jon’un birbirlerini yeniden görecekleri sözü de ileride birbirlerine kavuşacaklarına dair bir işaret iken Jon’un Arya ile olan tüm bu sahneleri, yakınlığı ve ilişkisi neden Robb için sadece niyetlenmiş iken; Ygritte için bile yeminlerini bozmaz iken hatta zamanında ve hala çok istediği WF lordu olmak; piçlikten kurtulmak ve Stark soy ismini alma şansını yine yeminleri için geri tepmiş iken Arya için -ne demek olduğunu bile bile- bir çırpıda yeminlerinden vazgeçmeyi seçtiği ve sonucunda da onun için öldüğünü anlatması açısından gerekli sahnelerdi.

Eğer dikkat ettiysek WF’de iken karakterlerin kimlerle etkileşim halinde oldukları ilerleyen hikayelerinde meydana gelecek şeylerin/olayların/durumların birer altyapısı olma özelliğini taşıyor. Eğer x karakter y karakteri ile bir etkileşim içerisinde değilse büyük ihtimal ile doğrudan birbirleri ile önemli bir olayı olmayacağı içindir. Misal Rickon ile vedalaşmadı, bu da Jon açısından Rickon ile ilgili pek önemli bir etki-olay olmayacağına işaret olabilir. Elbette Rickon ölürse Jon üzülecektir ama bir Arya’nın tehlikede olması gibi bir etki ve eylemlerinde bir değişime sebep olmayacak doğrudan. Yahut Robb için olduğu gibi. En fazla dolaylı bir şey olabilir. Ned ve Sansa ile vedalaşma olmamasını da bu mantıkla açıklayabiliriz. Buna rağmen elbette ki tüm o karakterler Arya ve Jon için anlamlı kişiler, önemsiz değil. Sonuçta aile üyelerinden bahsediyoruz.

Fikirlerinizi alırım. :smiley:

(Yazıyı ayrıca Alya’nın yazısına ekleme olarak koydum, bir başlıkta iki ayrı yazı olarak… Böylece yorumlarda kaybolmaz. :slight_smile: )

3 Likes

Ne kadar uğraşırsanız ugrasin
Sonsuza kadar Arya&Edric Dayne :sunglasses::sunglasses:

1 Like

aahahahhaa Sonsuza kadar JonArya :smiley:

Aslında bu başlık bu ikisinin arasındaki ilişkinin derinliği ve hikayedeki yerini tespit etmek üzere yoksa duygusal manada aşk meşke çekilmek için değil(ona da çekebilirsin elbette). İster romantik ister kardeşvari bir sevgi olsun, ikisi arasında olan bitenler önemli ve hikayede böyle olmasının bir sebebi var.

1 Like

Dostlarım! sizin için orta yolu bulayım Jongon aynı kalsın Edric ve Arya’nın ortası Gendry’i alalım Jon Gendry olsun
Bilen bilir bu hayalimi zamanında paylaşmıştım

3 Likes

Ben Dans’ta Jon’un olacağı düşüncesini hala kabullenebilmis değilim. Dany ve Aegon zaten birbirine girecek. Üçüncü bir taraf oluşturmak hikayeye uymaz. Dans iki kişilik.

Aegon-Dany birleşip Jon’a dalar dersen bu Jon’un sonu olur. Güneyin desteğini alan Aegon ve ejderhali Daenerys savaşlarda fazlasıyla yara almış kuzeyi dümdüz eder. Bu sebeple birbirlerine girer Aegon ve Dany.

Jeyne korkunç işkenceler görmese bunu komik bulabilirdim.

Cat’in daha büyük dertleri var. Boltonlar ve Freylerin yanında Jon Cat için ugrasmaya degmeyecek bir tehdit olur. Ayrıca tüm çocuklarının öldüğünü düşünüyor. Cat yıllarca bunun Jon yüzünden olma ihtimalinden korktu ama onun yüzünden olmadığı için nefretini artık korumadigini düşünüyorum. Muhtemelen umurunda bile değildir.

Buna katılmıyorum. Jon’un kral olduğunu ilan eden belge Rickon’un öldüğü düşünülerek hazırlandı ve Rickon’un ortaya çıkması Jon’un kral olmaması demek. Bu ikisinin hikayesi kesişir.

Hala daha en iyi shiplerden biri. Dayne ve Stark iki gibi soylu hanedan… Yakışır.

Iki düşman babanın aşık çocukları… Çok trajik bir hikaye.

2 Likes

George Martin önce ikisi arasında bir ilişki düşünmüş 5 kitapta çoğu yere bunu serpmiş.
Herhalde hikayenin sonunda da evlenirler.:thinking:
Aegon ile de Dany birlikte olur. Mutlu son.
Ötekilerde gitsin Mars ı işgal etsin.:smile:

1 Like

O burada. Kitap Serisinde Jon ve Arya İlişkilerine Dair İpuçları

1 Like