Jon Snow'un Hırsları

Dizide olan bitenlerden sonra ister istemez Jon hayranları olarak en şikayet ettiğimiz noktalardan biri Jon Snow’un “hırslardan arındırılmış” bir karakter olarak resmedilmesi oldu. Nitekim oyuncu da bunu doğrulayan açıklamalar yapmıştı.

Peki kitaplarda durum böyle mi? Jon Snow hırsları olmayan, gözü yükseklerde olmayan bir karakter portesi mi çiziyor? Kral olduğu(ve de kendi öz kimliğini keşfettiği) zaman başka bir kral/kraliçeye “nasıl olsa tahtta, taçta gözüm yok, tek derdim halkım.” diyerek Torren Stark gibi diz mi çöker?

Aslından Jon’un POVlarını ilk kitaptan itibaren dikkatli okuyan herkes bunun böyle olmadığını söyleyebilir.

Öncelikle Jon’un Sur’a katılma arzusu başlı başına belli bir makam mevki sahibi olmayı; yükselme imkanına sahip olmayı arzulamasından kaynaklı idi. Piç olmasının dezavantajları yüzünden “yükselme” imkanı pek yoktu; ne Kışyarı Lordu olabilirdi ne de kardeşi Robb’un sancak beylerinden biri olabilirdi. Kral Muhafızı olamazdı yahut kolay kolay kimse onu şövalye yapmaya yanaşmazdı. Düzen bozuktu, kendisi piçti ve o da bu bozuk düzende kısıtlı imkanlara sahipti. Jon da bu imkanları ona verebilecek yegane yer olarak gördüğü Sur’a gitti. Hatta Tyrion ile konuştuğu son sahnede şakayla da karışık olsa “Lord Kumandan olup, Robb’u kollayacağını.” ifade etmiştir.

Robb kral ilan edildiğinde içten içe bu duruma rahatsız olmuş ve aslında kıskanmıştır çünkü o ipekler eşliğine uyuyacak ve adına şarkılar yazılacak iken kendisi soğukta donacak, ismi unutulacak ve yaptığı kahramanlıkları kimse hatırlamayacaktı. Jon Snow bir Ejderha Şövalye olmak istiyordu, o Kral Daeron gibi ordulara hükmedip fetihler yapmak istiyordu ama piçliği buna imkan vermiyordu.

Nitekim daha sonra Lord Kumandan olmuştur. Elbette bunun için aday olmadı, Sam’in kurnazlığı sayesinde seçildi ama reddetmedi, geri çevirmedi yahut itiraz etmedi. Bu elbiseyi giydi ve taşımasını da bildi.

Onun arzularını en iyi ifade eden kısım Stannis’in ona Kışyarı Lordluğu teklif etmesi sonrası düşünceleri olmuştur.

Jon bunu istiyordu, artık biliyordu. Daha önce hiçbir şeyi istemediği kadar istiyordu. Her zaman istedim, diye düşündü suçluluk duygusuyla. Tanrılar beni affetsin. Jon’un içindeki açlıktı bu, bir ejderhacamı bıçak kadar keskindi. Açlık… Jon hissedebiliyordu. İhtiyaç duyduğu yemekti bu, avdı, korku kokan bir karaca ya da gururlu ve cüretkâr bir geyikti. Jon’un öldürmeye, karnını taze etle ve sıcak kanla doldurmaya ihtiyacı vardı. Ağzı bu düşünceyle sulandı.

Robb ile çocukken oynadıkları bir oyunda “Ben Kışyarı Lorduyum!” demiştir ama Robb ve Cat buna itiraz edip, asla olmayacağını söylemiştir. Muhtemelen piçliğin ve getirilerinin ne olduğunu idrak ettiği an bu an idi. Ondan sonra Jon, olan biteni kabullendi ve sonunda tüm arzu ve hırslarını içine gömerek yaşadı ama Stannis ona imkanı sunduğu anda tüm o gömdüğü hırs ve arzuları gün yüzüne çıktı.

Evet, Jon hırsları olan biri ama bir Cersei yahut Ramsey olduğunu da iddia edemeyiz. Bana kalırsa gayet makul seviyede bir hırsı var ve aslında bu hırsın temel kaynağı da onun “piç” olmasından kaynaklı bir kendini kanıtlama, dünyada yer edinme ve insanların ona karşı hoş olmayan davranışlarını tabiri caiz ise yüzlerine geri fırlatma isteği. Yani bir lord kumandan olmak yahut Kuzey Kralı olmak; kafasına taç takmak Jon’a zevk vermeyecek ama bir tatmin duygusu oluşturacak… piçliği üzerinden sıyıracak, kurtulacak ve herkese kendini gösterecek.

Seride piç olmadığı ama piç gibi muamele görüp bu hırslara sahip olan başka karakterler de var.

Jon dışındaki bir başka piç olan Ramsey’in yaptığı her şey yukarıda bahsettiğim sebeplerden kaynaklı.

Meşru Piç dediklerim ise Stannis ve Tyrion… Onlar da dışlanmış, sevilmemiş ve hak ettiklerine inandıkları saygı ve mirastan yoksun bırakılmıştır. Beş kitap boyunca hak ettiklerine inandıkları bu taç/lordluk meselesi için neler yaptıklarına şahit oluyoruz. Lord olunca yahut kral, bu onları zevkten dört köşe yapmayacak, amaç bu değil. Olay yukarıda söylediğim “tatmin” olma duygusu… “Bana böyle muamele çektiniz ve hak etmediğimi söylediniz ama gördüğünüz gibi şu an sizin benden esirgediğiniz her şeyi kendi ellerimle kazandım, benimdir.” demek.

Blackfyre İsyanını bile aslında bu açıdan okumak yerinde olur. O zaman Daemon Blackfyre’ın motive kaynağının basit bir aşk meşk meselesi olmadığını görürsünüz, o işin en fazla bahanesi…

Tekrar Jon’a döner isek… 6. kitaptan itibaren Jon Snow’un kral olması ve kimliğini keşfetmesi sürecinde yaşayacaklarında bu “hırs” muhakkak rol oynayacaktır ve bu imkanları ele geçirdikten sonra kolay kolay vermeye de gönüllü olacağından ciddi şüphelerim var; ne Targaryen ailesine ne de başkalarına… :slight_smile:

15 Likes

Jon’un hırsları olduğu doğru ama şunu unutmamak gerek kuzey şu an çok zayıf ve kuzeyde ki White Walker tehlikesi her geçen gün güçleniyor ve artıyor Jon her ya da geç Dany’e diz çökmek zorunda kalacak Torrhen Stark halkını ölüme götürmemek için diz çökmüştü Jon’da aynısını yapacak Jon’un hırsları olması bu gerçeği değiştirmiyor.Jon her gerçek hükümdar gibi halkını ön plana koyup Dany’e biat edecektir başka bir şansı yok kuzeyi ve insanlığı kurtarabilmek için.

Babacım dizide değiliz hemen Dany’e diz çökecek falan olmuyor :slight_smile: Kışyarını kuşatan Stannis Jon değil bildiğin üzere :slight_smile: Ayrıca daha Jon’un ölümden dönmesindeki karakter değişikliği ne derece yüksek olur bilemiyoruz.

Stannis kışyarı savaşında öleceğini düşünüyorum ben.Jon’un karakteri daha sertleşecek ve güçlenecektir ama vicdansız ve bencil birine dönüşeceğini sanmıyorum.

taht olmadığı kesin :333

1 Like

Jon hırslı değil çok akıllı bir karakter kitapta, onun hırsı görev bana verilmişse o görevi hakkıyla yaparım.
Kitapta kesinlikle o benim kraliçem diye bir salağı oynamayacak, önce gözlemleyecek, bekleyecek sonra lüzum görürse görevde kendine gelirse öne çıkacak. Çünkü piç olmak ona beklemeyi sabretmeyi, ikinci planda kalmayı öğretti.

Yazıya katılıyorum ancak Jon ya dirilmezse. GRRM kesin dedi mi Jon dirilecek diye. Hadi dese bile çok çabuk karar değiştirebilen bir abimiz. Yayınlanan POVlarda hiç gözüktü mü? (Kış Rüzgarları Povlarını okumadım)

Gözükmedi onu kitaba saklıyor Martin

O kadar büyük bir spoiler vermez Martin bu olay diyarın kaderini belirleyecek bir iş olacak ama Jon’un hikayesinin burada bitmeyeceği açık çünkü Martin Jon’un ailesini öğreneceğini söylemiş(daha doğrusu ağzından kaçırmış)bir röportajda bu da Jon’un ölü kalmayacağının garantisidir.

Doğru Jon hırslı birisi ama yazıda katılmadığım bir iki nokta var.

Şu kısıma katılmıyorum pek yükselmesinin başka yolları da vardı hatta neden Sur’a gitmeyi seçti biraz garip. Bir örnek vereyim.

Jon’un babası bir keresinde, yeni lordlar ilan etmekten ve onları Yabanıllar’a karşı birer kalkan olarak terk edilmiş hisarlara yerleştirmekten bahsetmişti. Bu plan, Nöbet’in Yeni Lütuf un büyük bir bölümünü geri vermesini gerektiriyordu ama Jon’un amcası Benjen, yeni lordların Kışyarı yerine Kara Kale’ye vergi ödemesi halinde Lord Kumandan’ın ikna edilebileceğine inanıyordu. “Bu bir ilkbahar rüyası gerçi,” demişti Lord Eddard. “Kış kapıdayken, arazi vaadi bile adamları kuzeye çekmez.”
Kış çabucak gelip geçseydi ve ardından bahar gelseydi, bu kulelerden birini babamın adına tutmak üzere seçilebilirdim. Ama Lord Eddard ölmüştü ve kardeşi Benjen kayıptı; birlikte hayalini kurdukları kalkan asla dövülmeyecekti. “Bu arazi Nöbet’e ait,” dedi Jon.

Aşk meselesi işin bahanesi ama ben belki de Daemon’ı sevdiğimden olsa gerek bu konuda onu kışkırtanın Aegor olduğunu düşünmeye meyilliyim. Mesele sadece piçlikle alakalı değil bence.

Aslında jon için fazla seçenek yok. Lord olması çok mümkün değil. Ned’in yeni lordlar fikrininde olamayacağını farkında ki Ned de bunun farkında çünkü uzun bir yazın ardından uzun bir kış gelecekti ve o bölgelerde ekilecek toprak kalmayacaktı. Ve jon’a sadece sur da piç gözüyle bakılmayacaktı. Ayrıca Nöbete katılmak kuzey de hala onurlu bir şey güneyin aksine.

Daemon’un hırslarının yanısıra IV. Aegon Blackfyre kılıcını da Daemon’a vermişti. O da madem kılıç bana verildi varis ben olmalıyım diye öne çıkmıştı ki tabii basit bir aşk meselesi değil ama orada Daemon’un hırslarının ötesinde Aegor Rivers’ın hırsları daha belirleyici olmuş gibi @Brandon_Stark ın da dediği gibi.

Jon lord olamazdı ama ortalama bir yaşama sahip olabilirdi.

Güzel bir yazı olmuş. Jon Snow dizidekinin aksine hırslarından tamamen arınmış salak salak gezen bir karakter değildi. Asla olmadı.

Bende POV okumadım ama O kızıl kadının oradaki varlığı Jon’nun dirileceği kesin gibi. Çünkü daha ortada bir şey yokken dirilme ritüeli ile ilgili konular oluyor. Hatta bazı otların karışımların eksikliğinden dem vuruluyordu.