Kadına şiddete hayır!


#41

Kadın cinayetleri için söyleyecek söz bulamıyorum. Artık kelimeler kifayetsiz kalıyor. Benimde teyzem erkek terörüne kurban gitti, katledildi. Devlet ise katili yakalamaya bile tenezzül etmiyor katil hala sokaklarda… İyi hal indirimi şöyle dursun yakalamaya bile tenezzül etmiyorlar. Cinsiyet eşitliğinine inanan bir erkek olarak. Kadınların çektikleri acıların son bulmasını istiyorum.


#42

Basiniz sagolsun. Üzüldüm.

Bir takim elbise, bir kravat… Iyi hal indirimi.
“Dekoltesi vardi”; “Minik etegi vardi”… Tahrik. Ceza indirimi.
Zamanasimi, takipsizlik…
Ve daha neler neler.

Aklim almiyor, böyle adalet olmaz olsun.


#43

Başınız sağ olsun kardeşim. Benim annemin akrabası da aynen söylediğin şekilde vefat etti, hırsızlık ve işkence… Adam hapiste çok şükür. Bir de üstüne bir sürü iftira attı kadına, yaratık!

En nefret ettiğim ve saçmalığın daniskası dediğim şeyler. Tüm dünyada bu söylediğin şeyler var; evrensel hukuk diyorlarmış bunlara. Yani adam daha az ceza alsın diye her şeyi yapıyorlar.

Yahut hakimler kavramları mı yanlış yorumluyor, nedir? Nasıl bir embesilliktir bu? Zaman aşımı meselesine girmiyorum bile; bizim hocanın “kopya sertbest ama yakalanmadığınız sürece” lafına benziyor. Suç işle aman dikkat zaman aşımına uğramadan yakalanma!

Yalnız “kadına şiddete hayır” söylemi ile ilgili kendi düşüncemi dillendirmek istiyorum.

Ben bu kavrama katılmıyor ve inanmıyorum. Çünkü kadın cinayeti/şiddeti kadına kadın olduğu için uygulanan bir sebep değildir, şiddet bir sonuçtur.

Eğer istatistiklere baksak bu dünyada en çok kim şiddete uğruyor sorusuna verilecek cevap kanaatim odur ki erkekler olacaktır. Sebep?

Şimdi tasavvufta şuna inanılır. İnsan, 3 şeye kodlanmış olarak hayata gözlerini açar ; bu üç şeyi silip atman, yok etmen mümkün değildir ama kontrol altında tutabilirsin. Nedir bunlar? Şehvet, Akıl ve Gazap. Gazap kontrol edildiğinde kahramanlığı getirir, kontrol edilemediğinde zulmü, şiddeti doğurur. Şüphesiz ki erkekler, şiddete kadınlardan daha düşkün. Şiddet en çok onların elinden kadın/erkek demeden herkese uygulanmakta.

Haliyle; bizim bir “kadına şiddet” sorunumuz yok; bizim bir “şiddet” sorunumuz var. Bu şiddet ki insan, hayvan ve doğaya uygulanmakta. Sırf “kadına şiddete son” derseniz; bu durumda diğer iki özneye şiddeti de psikolojik olarak kabul edilebilir bir noktaya ittiğiniz gibi bu iki öznenin şiddetine engel olmaktan çok uzakta olursunuz. Onuda geçtim zaten kadına şiddet ana sorun değil bir sonuç olduğu için kadına olan şiddete de bir çözüm bulamazsınız ki bulunamıyor.

Bu yüzden sizlerden özellikle rica ediyorum; bu şiddet sorunu iyice idrak edin ve cinsiyet ayrımına gitmeden “şiddete son” şeklinde olaylara yaklaşıp, sesinizi çıkartın; bu şiddet, kadına yapıldı diye değil. Çünkü başka türlü farkındalık yaratmak zor. Çözüm üretmek de haliyle mümkün olmamakta.


#44

Şahsen katilleri açıkça koruyan yasaların yıllardır çeşitli sebep ve bahanelerle değiştirilmemesi benim basit bir sonuca varmama getiriyor. Bu yasaları yıllardır değiştiremeyen/değiştirmeyenlerin kadına şiddet uygulayan insanlarla aynı düşüncelere ve mantığa sahip olduklarından onlarla bi çeşit empati kurduklarını düşünüyorum.


#45

Bir hukuk öğrencisi olarak aslında yasaların gayet ağır olduğunu söyleyebilirim. Ancak teoriyi pratiğe uygulamak her zaman yasalarla ilgili olamıyor ve bu konuda yani icrada bir sıkıntı var.


#46

Peki neden icrada bir sıkıntı var?
O zaman uygulayıcıların suçlu zihniyyetle bir empati bağı var demektir.


#47

Yerel mahkeme anayasa mahkemesinin kararını tanımıyor. Burda hukuktan söz edebilirmiyiz


#48

Bu genel olarak ülkede hukukun düzgün işlememesiyle ilgili. Eğer düzgün işlese başımızdaki insanların büyük çoğunluğunun hapsi boylaması gerekir ama işte.


#49

Zaten bu fetö olayları yüzünden bir sürü cezaevi boşaltıldı


#50

Doldu demek istedin sanırım.


#51

Fransa’da dogdum, büyüdüm ve hala Fransa’da yasiyorum. Zamanasimi (Türkiyede nasil bilmiyorum ama burada mesela sikayt konusunda, olaydan sonra 3 yil içinde sikayet etmek gerekiyor dava açilabilmesi için. Eger olay kisi resit olmadiginda, çocukken yasandiysa, resit oldugu andan itibaren sikayet etmek için 20 yili var), iyi hal indirimi falan bunlar tamam. Ama burada “Yarim kaldi. Erken bosaldim. Psikolojisi bozulmadi. Bakire degildi. Beni tahrik etti. Erkekligime laf etti” gibi saçmaliklar cezada indirim saglamaz. Bu bizim ülkemize has bir durum, bizim utancimiz.

Siddet bir sonuçtur evet ama kadin cinayeti, kadina siddet, kadina kadin oldugu için uygulanmiyor demek yanlistir. Cünkü bu durum, bizim ülkemizde, ataerkil zihniyetin bir baska yansimasidir.
Bir kiz evden kaçar, öldürülür. Bir kadin kocasini terk edip evden kaçar, öldürülür. Neden? “Namus! Basimizi yere egdi”.
Kadin bosanmak ister, yine öldürülür. Niye? Cünkü erkeklik gururuna yediremez bunu serefsiz.
Bir kizin sevgilisi olur, agabeyi veya babasi bunu ögrenip o kizin agzini burnunu kirarlar, kiz ölmezse sanslidir. Niye olur bu? Cünkü o bir kiz, bir kadin, sevmek, birinden hoslanmak onun neyine? Evlenene kadar dizini kirip oturmalidir. Hee ama o agabeyinin, babanin yemedikleri bok kalmaz tabi. Ama olsun, onlarin elinin kiridir degil mi?
Namus, günah, ayip sadece kadinlar söz konusu oldugu zaman geçerlidir.

Bunlar varken, gelip de kadin’a siddet diye bir kavram olmadigini, kadin cinayetinin, kadina siddetin, kadina kadin oldugu için uygulanan bir sebep olmadigini söyleme.

Su ekledigim videoyu da izlemeni tavsiye ederim.

Hee bizim siddet sorunumuz var genel olarak tabi, bizim çok sorunumuz var; ama bizim özellikle “kadina siddet” diye bir sorunumuz da var ayrica. Siddet kategorisinde, önemli, çok büyük yer kaplayan bir alt kategori olarak.


#52

Doğrudur canım, diğer ülkeleri bilmiyorum. Bizdeki hakimlerin kafa yapısı arızalı.

Kadına şiddet diye bir kavram olmadığını söylemedim; sonuç olarak kadına karşı tüm bu söylediklerin yapılır iken aksini söylemek körlük olur. Benim söylemeye çalıştığım bu kavram öne çıkartılarak ‘genel şiddet’ meselesinin gözardı edilmesi ve sanki sadece ‘kadın’ olduğu için şiddete uğruyor sonucu çıkartmak yanlış diyorum. Şiddet sorunu çözülmeden kadına şiddet sorununu çözemezsin.

Boşanmak isteyenin öldürülmesi vs. gibi tüm bu sebepler sadece o kişinin şiddet ve cinayet dürtüsünü tatmin etmesi için birer bahaneden öte değildir; bugün onu karısına, kızına, kardeşine yapar; yarın da başka bahaneler ile (Bana ters baktım, bir laf attı gibi) erkeğe yapar, yapıyorlar. Böyle şiddet düşkünü insanların kafasındaki temel sorun karşısındakinin cinsiyeti değil, kendi zihniyetindeki çarpıklık ve arza. Kadına böyle davranan erkeğe yahut hayvana ya da doğaya vs. tersi mi davranıyor? Hayır. Aynı davranıyor şartlar oluştuğunda. Benim şahsi tecrübem ve gözlemim bana bu şekilde bir sonuç çıkarttırdı. Zaten şiddete eğilimli insanların bunu ağırlıkta kadına yapma sebebi de güçlerinin onlara kolayca yeteceğini düşünmesi, yoksa “bu bir kadın, ben buna böyle davranam, dövem” değil; o iğrenç çarpık zihnindeki tatmin çabası. Hasta herifler sonuç olarak.

Ayrıca kadına şiddet sorununun sadece Türkiye ve diğer doğu ülkelerinde mi sorun olduğuna inanıyorsun? Çünkü konuya giriş şeklin ve verdiğin örneklerden sanki sadece bizde bir sorunmuş gibi gördüğün izlenimini çıkardım. Benzer bir hatayı çocuk gelin meselesinde de yapıyoruz ama misal ABD’de de son 10 yılda 200 bin çocuk evlendirilmiş. Bu ve benzer sorunlar batı’da görmezden geliniyor. Sanırım en son 10 bin göçmen çocuk kaybolmuştu ya da 20 bin. Elbet onları fuhuş ve organ mafyası için kullanıyorlar.

Fransa’dan örnek vermek gerekir ise üç günde bir aile içi şiddetten bir kadın ölüyormuş. 2011’de 148, 2012’de 121 ve 2016’da 123 kadın öldürülmüş, Fransa’da. Kadın Hakları derneğinin yöneticisi kadın ise bu rakamların tüm gerçeği yansıtmadığını; kaybolmaların ve intiharların rakamlara dahil edilmediğini söylüyor. Bu ise sade aile için kadın cinayeti; tecavüz ve şiddete değinmedik.

Amerika’da durum daha korkunç: 2005 yılında 1.181 kadın, eşi tarafından öldürülmüş. 4.8 milyon kadın eş vs. tarafından fiziksel şiddete veya tecavüze uğruyor her yıl.

Bunlar resmi rakamlar; rapor edilmeyen olayları katmaya çalışsak işin içinden çıkamayız. Yani diyeceğim o ki ŞİDDET dediğimiz olgu; kadın veya erkek(yetişkin veya çocuk) demeksizin tüm dünya’da var olan ciddi bir sorun ve bir an önce çözüme kavuşturulması gerekiyor. Bunun sebebi olarak ‘ataerkil’ düşünceyi suçlamayı da popülist bir yaklaşım olarak görüyorum; belki hatalıyım ama şahsi düşüncem toplumların zaten var olduğundan beri ataerkil yapıda olduğu ve erkeklerin kadına ya da diğer öznelere şiddete itenin bununla alakası olmadığı yönünde. En azından tamamıyla buna yoramayız. Anaerkil olsa toplumlar, sorun çözülecek mi misal? Ataerkil olunca kadına şiddet oluyor ise anaerkil olunca da erkeğe mi şiddet olacak? Böyle olsa gerek. Toplumların şiddet konusunda ayrımcılık yaptığına inanıyorum. Kadına şiddet olunca sesini yükseltenler erkeğe şiddet uygulandığında umursamıyor.

Bir iki sene evvel batı ülkelerinden birinde bir sosyal deney yapıldı; erkek bir kadına bağırıp çağırdı ve itip kalkmaya başladı; hemen çevredekiler müdahale etti ama sonra tam tersi; kadın erkeğe aynı şeyi yapmaya başlayınca sadece baktılar ve kimisi güldü de.

İşte bu örnekten de yola çıkarak olayın sadece “kadına şiddete hayır” şeklinde değil de “şiddete hayır” şeklinde olması gerektiğini; şiddetin geneline karşı çıkılır ise toptan tüm şiddetin son bulması adına önemli adımlar atılacağı kanaatindeyim. Zaten bunca zamandır da kadına şiddette hiçbir adam akıllı azalma olmaması benim haklılığımı da gösterir nitelikte; şiddet ile savaşmak yerine sadece kadına şiddet ile savaşılmaya çalışıyor; sonucu ortadan kaldırmak için kökene inmek gerek.

Türkiye’de Şiddet diye aratma yapmaya kalktım her yerde sadece kadına şiddet konusu geçmiş; bir iki tane makaleye denk gelebildim genel şiddet olarak. O da bireysel silahlanma ile ilgili yaralanma ve cinayet meselesi. Adam akıllı kaile alınıp istatistik bile yapmıyorlar. Böyle bir sorun görmüyorlar çünkü. Bizim tek sorunumuz kadına şiddet çünkü.


#53

Bu tarz haberlerin ciddi bir kısmı dezanfarmasyon. Bunu da belirtmek isterim. Yani mesela koca iddianamede ufak bir satırı alıp haber yapıyorlar. Tecavüz iğrendiğim bir şey ve hassas olduğum bir konu. Ama gerçeğine erişmek için gerekçeli kararı okumak lazım. Pek çok olayın gösterildiği gibi olmadığını görmüştüm bu sayede…


#54

Medya’nın nasıl dezanfarmasyon yaptığını biliyoruz aslında ama hemen hemen tüm haber kanalları aynı haberi verince de ister istemez inanıyoruz. Yine de gerekçe ne olursa olsun böyle bir suça karşı indirim vermek, kabul edilemez bir şey vicdanlarda.


#55

Hastasi oldugum argümanlar…
“Dezenformasyon.”
“Sadece Türkiye’de degil, tüm dünyada var.”

Bu ikinci en acisi, her açidan.

Dezenformasyon bir kere olur, iki kere olur, üç kere olur ama bu kadar da olmaz.

Diger argüman; “Tüm dünyada var”.
Evet var, ama ben bu argümanin mantigini hiçbir zaman çözemedim, anlam veremedim.
“Tüm dünyada varmis” deyip bunun normal oldugunu düsünmeliyiz? “Tüm dünyada var” deyince içimizin rahatlamasi mi gerekiyor? Nedir yani?
Hangi amaçla? Hangi mantikla bu argüman öne sürülür?

Bunlari gönül rahatligiyla mi söylüyorsun gerçekten?
Hayir yani, ne degisiyor ki zaten?
Bosanmak isteyen kadin siddet görüyor veya öldürülüyor. Kendine bir sor Ayça, o kadinin basina neden bunlar geliyor? Ve o kadin nihayetinde hangi sebeple ölüyor?
Her olay, her durum için kendine “Neden?” diye ve ardindan o kadinlarin nihayetinde hangi sebepten dolayi siddet gördüklerini veya öldürüldüklerini sor.

Burada kimse zaten kadina siddet uygulayan kisinin esasinda siddete meyilli biri olmadigini söylemiyor.
Bu tip konularda genellemeler yapmak yanlistir zaten.
O yüzden mesela “Esini, kizini, sevgilisini döven her erkek, sokakta ona ters baktigini düsünen bir adama da saldirir” demek, “Esini, kizini, sevgilisini döven erkekler, hemcinslerine karsi siddet uygulamazlar, onlarin siddeti sadece karsi cinse yöneliktir” demek kadar yanlistir.

Kesinlikle öyle bir durum yok. Siddet, kadina siddet, cinayet, tecavüz, çocuklara yönelik cinsel istismar… Bunlar her yerde var, her millette. Zaten Türk, Fransiz, Alman, Amerikan, Arap… Müslüman, Hristiyan, Yahudi veya Ateist… Hepimizin tek bir ortak noktasi var, insaniz. Yaptigimiz tüm iyilikler ve kötülükler her seyden önce buna dayali, hepsi dürütlerimiz, nefsimiz ile alakali. Hiçbir millet bir baska milletten daha iyi veya kötü degil; hiçbir inançli bir baska inanca sahip olandan daha iyi veya kötü olmadigi gibi.
Eger bir erkek bir kadina siddet uyguluyorsa, bunun ana sebebi her yerde aynidir. O erkek kendini karsisindaki kadindan daha üstün görüyordur.
Ama su da bir gerçek ki, içinde yetistigimiz toplumun bakis açisi da önemli bir rol oynuyor. Bu inkar edilemez. “Namus cinayetleri” mesela dogu ülkelerinde daha çok karsimiza çikan bir vahset. Buradan bile, bu toplumlarda kadina olan bakis konusunda bir fikir elde edebeliriz.

Neyse, toparlayayim bu konuyu.
Hayir, kadina siddet sorununun sadece Türkiye ve diger dogu ülkelerinde bir sorun olduguna inanmiyorum.
Yanlis bir çikarim yapmissin.
Sen orada benim verdigim örneklere cevap olarak, “tüm dünyada böyle seyler var; evrensel hukuk diyorlarmis bunlara” dedin. Ben de buna karsilik olarak, Fransa’da yasadigimi ve burada da zamanasimi, veya iyi hal indirimi oldugunu, fakat “Beni tahrik etti” gibi igrenç bir savunmanin asla ceza indirimi saglamayacagini söyledim. Ben Fransa’daki durumu söyledim yani sadece, ceza indirimi sebepleri konusunda “tüm dünyada böyle seyler var” demenin yanlis oldugunu anlatmaya çalistim, o kadar.

Hayir, çözülmeyecek.
Ne ataerkil toplum, ne de anaerkil toplum… Cözüm bunlar degil.
Cözüm esitlik.
Ama o çözüm ne yazik ki gelmeyecek, ya da biz görecek kadar sansli olmayacagiz.
Binlerce yildir erkekler tarafindan yönetilen bir dünyada, kadinlarin hakettikleri yerde ve hakettikleri saygiya ve ilgiye sahip olacagi bir devrim yasanir insallah, umut etmekten baska çare yok. Ama zor, gerçekten zor. Cünkü her zaman bir yerlerde kendini annesinden, kiz kardesinden, kizindan, sevdigi kadindan üstün gören erkekler olacak. Bu kimilerinde sadece düsünce olarak kalacak, kimilerine bir sorumluluk hissi yükleyecek, kimileri zamanla saygisini yitirecek, kimileri dövecek, kimileri öldürecek. Ve bugün de oldugu gibi, her zaman bu düzeni kabullenecek kadinlar da olacak, en acisi da bu.

Neyse, videodaki gibi, ben de Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleriyle bitireyim…

“Bir toplum, bir millet, erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir… Mümkün müdür ki bir topluluğun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin?”


#56

Yazdıklarımdan bunu çıkartmak mümkün değil, hele ki “Yani diyeceğim o ki ŞİDDET dediğimiz olgu; kadın veya erkek(yetişkin veya çocuk) demeksizin tüm dünya’da var olan ciddi bir sorun ve bir an önce çözüme kavuşturulması gerekiyor” sözünden sonra. Tüm Dünya’da Var argümanını yazıp örnekler sunma sebebimin nedeni de zaten söyledim. Bu yüzden bu konuya yorum yapmayacağım, benim iddialarım bu değil çünkü.

Ne ataerkil toplum, ne de anaerkil toplum… Cözüm bunlar degil.
Cözüm esitlik.
Binlerce yildir erkekler tarafindan yönetilen bir dünyada, kadinlarin hakettikleri yerde ve hakettikleri saygiya ve ilgiye sahip olacagi bir devrim yasanir insallah, umut etmekten baska çare yok.

İlk yaptığın yorumda cümleye “ataerkil” diye başlayınca ister istemez ana sorunun kaynağının bu olduğunu düşündüğünü sandım, gerçi bu alıntıladığım cümlelerinden hala öyle algılıyorum. :smiley:

İster kadın ister erkek egemen olsun bir topluma; bunun hiçbir önemi yok. Şahsi düşüncem bizim sorunlarımızdan biri de karşımızdakine ‘cinsiyet’ gözüyle bakıyoruz. Yani karşımızdaki bizim için ilk olarak erkek ya da kadın, sonra insan. Oysa ilk önce insan olduğunu kabullenmek gerek, karşımızdakinin özne olduğunu anlamamız gerek; nesne değil. Geçen bir konferans dinledim. Oradaki hoca güzel bir tespitte bulunuyor; toplumlar, üretmek yerine tükettiği için kendileri dahil her şey ve herkes nesne halini alıyor, özne olmaktan çıkıyor(yani işin özünde insan olmaktan). Bu yüzden de kolayca insan öldürebilir hale geliyor. Her şeyi ve herkesi tüketebileceğimiz bir nesne gibi algılıyoruz, ruhsal boşluklara düşüyoruz. Sosyololoji’de ‘yabancılaşma’ kavramı ile de anlatabiliyoruz bunu aslında. İnsanın kendine, emeğine ve karşısındakine yabancılaşması… Çok alakasız iki konu gibi değil mi? Üretmek yerine tüketmek sorunu ve şiddet… Aslında bu hayatta her şey birbiri ile bağlantılıdır, domino taşı etkisi gösterir; olayların tek bir sebebi değil, birden fazla sebebi vardır.

Bizim insanlar arası eşitlik sorunumuz ve şiddet sorunumuz var. Bu genel halka; yukarıda senin de belirttiğin gibi çocuklara, kadınlara şiddet vs. şeyler alt başlıklar. Biz sorunu genel görmek yerine kategorize ederek yaklaşıyoruz ve bu da işin içinden çıkılmaz bir hale sokuyor. Bu kafayla gidersek o senin umduğun ‘zihinsel devrim’ gerçekleşmez gerçekten de.

İnşallah insan olmayı öğrenir ve karşımızdakine insan gibi davranmayı; onun da bizim gibi eşit haklara sahip olduğunu, kendimizin hak ettiğini düşündüğümüz şeyleri onun da hak ettiğinizi idrak edebiliriz.


#57

Bu banaydı sanırım. Ben hepsi öyle denemedim. Bazıları öyle dedim. Çünkü Yargıtay kararlarını kontrol ettiğim pek çok kararda durumun göründüğü gibi olmadığını gördüm.


Martin bize her şeyi söylüyor
#58

O siteyi nereden buldun, kimler tarafından hangi koşullarda oluşturuluyor bilmiyorum. Ancak dünya üzerindeki çoğu istatistik kurumunda rakamlar benim verdiğim Haritayla neredeyse aynı. İşinize geleni kabul edip gelmeyene karşı çıkmak da iyiymiş. Hayır anlamıyorjm o başlığa da yazmışsın benim bir yakınımın başına geldi böyle oldu falan diye. Mesela o ahlaksız, pis batılı ülkelerde tahrikmiş şuymuş buymuş asla bunlar indirim sebebi sayılmaz.

Benim kaynaklara şüphe ile yaklaşıp, kendi kaynaklarına %100 güvenmen haklı çıkma arzusunun ötesinde bir şey değil.

Sizin batıya ve kendi ülkenize bakış açınızı bildiğimden verdiğim sitedeki bilgilere karşı çıkmanıza çok da şaşırmadım; İşinize geleni kabul edip gelmeyene karşı çıkmak da iyiymiş. sözünü kendiniz için söylemişsiniz resmen.

Benim neyi kabul neyi reddetiğime bir bakalım; cinsel taviz/tecavüz/şiddet vakaları genel olarak dünya üzerinde yaygın görülen(bazı ülkelerde çok daha yaygın) insanlık suçlarıdır; kabul etmediğim kısım ise; gelişmiş ülkelerde tabiri caiz ise yok denecek kadar az iken gelişmemiş kabul edilen ülkelerde ise hat safhada olmasıdır… Çünkü düpedüz yalan!

Falanca ülkeler aşırı feminist ilan edilince kadınlar çok mu rahat yaşıyorlar o ülkelerde? Yani bu bir alamet midir?

Sizin beğenmediğiniz ilk bağlantı adresi; https://www.rainn.org/statistics/victims-sexual-violence

Burası Amerika’da faaliyet gösteren ünlü ve prof. bir dernek. Zaten incelediğinizde mağdurlara yardım sağlamak gibi başat misyonları var.

Beğenmediğiniz diğer 2. bağlantı adresi de 2014 yılında kurulmuş bir dernekten geliyor ama 1. adresteki kadar güvenilir olduğunu iddia edemem, çünkü tanımıyorum ama zaten bunu ilk başta da belirtmiştim. Yani bir şeyi sunar iken rasyonel olmaya özen gösteriyorum.

  1. bağlantı adresine tepki vermenizi anlarım, çünkü dün akşam çok net incelemedim siteyi, bir kez daha baktığımda çok güvenilmez olduğunu şimdi görüyorum.

Bak burası da bir dernek ve kaynak olarak resmi yerleri kullanıyor, burayı bile incelesek; http://www.endvawnow.org/en/articles/299-fast-facts-statistics-on-violence-against-women-and-girls-.html

  • Avustralya, Kanada, İsrail, Güney Afrika ve ABD’de, kadın cinayet kurbanlarının yüzde 40 ila 70’isi aile bireyleri/sevgilileri tarafından öldürüldü.

  • Avrupa’da yapılan bir araştırma, insan ticareti mağduru kadınların yüzde 60’ının, insan ticaretine başlamadan önce fiziksel ve / veya cinsel şiddet yaşamış ve kadın ticaretinde itici bir faktör olarak cinsiyete dayalı şiddet olduğuna işaret ediyor.

  • Avrupa Birliği ülkelerindeki kadınların yüzde 40 ila 50’si, işyerinde istenmeyen cinsel istikrarsızlıklar, fiziksel temas veya cinsel tacizi yaşamaktadır.

  • Birleşik Devletlerde, 12-16 yaşlarındaki kızların yüzde 83’ü devlet okullarında cinsel taciz yaşadı.

  • Türkiye’de kocaları/sevgilileri tarafından cinsel istismar ve şiddete maruz kalan kadınların sayısı %38’miş. Baya yüksek bir rakam ama görüyoruz ki Avrupa ve Amerika’dan çok daha muazzam yüksek bir orandan da bahsetmiyoruz. Hele ki Amerika’dan… ( bu kısmı UNWOMEN sitesinden aldım, veri hangi yıla dayanıyor ona bakmadım yalnız; resmi sayılacak uluslararası prof bir kadın hakları sitesi. Duymuşsundur yahut karşına çıkmıştır zaten, dünya sağlık örgütü gibi bir kuruluş) Aynı sitede Norveç oranı %26-27-28 görünüyordu; İngiltere ile aynı.

Bak burası da 2012 yılının verilerine ait; kaynak da verilmiş gene yukarıdaki gibi bir yerden; http://www.independent.co.uk/news/world/europe/sweden-and-denmark-have-highest-number-of-sexual-assaults-in-europe-a6800901.html

  • Veriler, İsveç’teki ve Danimarka’da insanların yüzde 80 ila yüzde 100’ünün, yetişkin olarak cinsel tacize maruz kaldıklarını, yani kıtanın en yüksek yerinde olduğunu belirtti.
  • İngiltere, Fransa, Almanya ve Finlandiya’da, insanların yüzde 60 ila 79’u cinsel tacize maruz kaldığını belirtti.

Ha evet, İsveç meseleyi -kesin veriler olmamasına rağmen- orta doğudan göçenlere bağlayan bir imada bulunmuş, sonuç olarak kara koyun var iken ortadaki ak koyunu günah keçisi ilan etmenin manası yok değil mi? Gören de 10 milyon göçmen aldı sanacaklar.

Bu da 2017 yılına ait genel bir anket; AB’deki 40 bin kadına sormuşlar, sonuçlar üzücü… http://fra.europa.eu/en/publication/2017/violence-against-women

3 kadından biri fiziksel şiddet görmüş, çoğu polise haber vermiyor ve doğal olarak resmi kayıtlara geçmiyor… Zaten geçen Fransız bir dernekte de aynı şikayeti gördüm yılda 120-130 kadın öldürülüyor vs. ama resmi olmayan verilerle bu kadın şiddet oranlarının daha fazla artacağını söylüyordu.

Daha fazla kaynak gerekir mi sana bilmem ama olaya ideolojik veya ne gibi düşünceler ve inanç ile yaklaşıyor isen artık dur, derim… Çünkü bu bakış açısı en başta kadınlara zararlı. Zira kadına şiddetin sadece bir kesim bölgede yaygın, kalan kesimde az rastlanır (daha belirgin olmak gerekirse batıda ender, doğuda yaygın) bir şey olduğunu vurgulamak; o az rastlanır dediğin yerdeki kadınları tehlikeye atan, durumlarının görmezden gelinmesine neden olan kötü bir bakış açısıdır. Ortaya bir iddia attın, haklı çıkacağım diye uğraşıp da bu kadınlara haksızlık yapmaz isen sevinirim.

Hayır anlamıyorjm o başlığa da yazmışsın benim bir yakınımın başına geldi böyle oldu falan diye

Bunu neden belirtme gereği duydun bilemiyorum; tecavüz değil, cinayete kurban gitti ama öncesinde şiddet gördü; hırsız girdi evine, tek yaşıyordu. Bu konuyu diline dolamaz isen sevinirim, yakın bir akrabadır…

Genel olarak söyleyeceklerim bu kadar, veriler ortada; batılı yarı resmi kaynaklar bile bizde çok az yaşanıyor diye bir iddia da bulunmuyor. Bunun ötesinde bir tartışma polemiğe girer, polemiği de sevmem. Verileri ister kabul edin, ister kabul etmeyin. Saygılar.


#59

Ben hiçbir şeye %100 güvenmem. Senin kaynağın hakkında güvenilir değil diye bir şey söylemedim. Sadece yapılış şekli nedir neye dayalıdır ona bakmak, araştırmak gerekir dedim. O kaynak çok büyük bir ihtimalle sadece polis kaynaklarından derlenmeyle hazırlanmış bir kaynaktı oysaki önceki tartışmada siz de fecr’in Avrupa ülkelerinin aksine Doğuda kayıtların pek düzgün tutulmadığını ifade ettiğ cümleye katılmıştınız. Şimdi garip bulduğum mesele şu, o argümandan yola çıkarak benim bulduğum kaynağı reddedip güvenilmez diyorsunuz ancak sizin istediğiniz sonuçları veren kaynaklarda o aynı kayıt tutamama meselesini nedense devre dışı bırakıyorsunuz. Yani kendi işinize geldiği gibi cümlesini tam olarak bu yüzden söyledim. Eğer hepsi güvenilmez ancak bak şurada şöyle bir araştırma var farklı bir usul denemiş deseydiniz gayet tutarlı bir cümle olurdu ancak bu haliye tutarlı bir tarafını göremiyorum. Her neyse madem bu konuya burada girdim biraz daha açayım, Türkiye dünyadaki pek çok ülkeye kıyasla kadın hakları konusunda iyi durumda olan bir ülke. Ancak burada bile tecavüz vakalarının nasıl örtbas edilmeye çalışıldığını, kız da istekliymiş bahanesiyle pek çok kez kayıtlara bile geçmediğini gördük, görüyoruz. Aynı zamanda her ne kadar artık büyük ölçüde varoşla sınırlı kalmış olsa da bu tür durumlardan dolayı kadının suçlu bulunup namus cinayetlerinin çok sık yaşandığını ve bu yüzden kızlarının söylemeye pek çok durumda çekindiğini gerdek gecesinde durum ortaya çıkınca kötü sonuçlarla karşılaştığını biliyoruz. Mesela son yıllarda yaşanan en ciddi felaketlerden birisi Ensar vakfı olayıydı. Bakın aynısı Katolik kiliselerinde de oldu çok önceden. Ancak tüm dünya ayağa kalktı, hatta filmi çekildi falan. Ancak bizde neler yapıldığını anlatmaya gerek yok sanırım. Ama hadi diyelim o bakanlar iyi niyetli, bir kereye mahsus(yurtta uzun süre kalmış birisi olarak 50 küsür çocuğun başına böyle bir olay gelmesinin duyulmamasına ve ihmal olmamasına inanmam zor ama neyse) oldu. Ancak çocukların aileslerine şikayetten vazgeçmeleri için para teklifi yapıldı ve büyük çoğunluğu kabul etti. Gerçekten böylesine bir örtbas, şikayetten vazgeçirme gibi meselenin sadece bu olay için mi olduğunu düşünüyorsunuz? Yani durumun böyle olduğu bir ülkede objektif bir şekilde kayıt tutmak ne kadar mümkündür? Başka bir örnek bundan iki yıl önce aile içi taciz vakalarının araştırıldığını bakanın birisi söylemişti. Ancak durumun sanılandan da çok ama çok kötü olduğunu bu yüzden kamuoyuna duyurmayacaklarını belirtmişti. Şimdi ben az önce kayıt tutulma, toplum düzeni gibi şeylerden bahsettim ancak böyle şartların aynı olmadığı durumlarda şartların aynı olduğu düzlemelere bakmak yani Türkiye ile Avrupa’yı karşılaştırmak yerine Türkiye’yi kendi içinde kıyas etmek daha doğru sonuçlar verecektir. Türkiye’de özellikle aile içi taciz tecavüz vakaları Doğu’da çok daha fazla. Ayrıca Türkiye’nin Doğu’ya gittikçe daha içe kapalı bir hale geldiğini ve daha muhafazakarlaştığını söylemeye gerek yok herhalde. Şuna da dikkat edin tüm bunların hepsi nispeten iyi durumda olan Türkiye ile ilgili.

Doğrusu bu konuda fanı olduğunuz karakter gibi olduğunuzun garantisini verebilirim. You know nothing…
Ancak bu acele yaptığınız tespit bile bakış açınızın epey önyargılı olabileceğinin bir göstergesi ve önyargılı bir bakış açısından genelde düzgün sonuçlar ortaya çıkmaz üstte belirttiğim örnekte olduğu gibi aynı argümanla bir şeyi redderken başka bir şeyde o argümanı görmezden gelebilirsiniz. Hadi İslam’a laf atmış olsam ya da ne bileyim Türkler dandik bir ırk falan deseydim bir nebze bu önyargı anlaşılabilirdi ancak sadece bir görüşten öte bir gerçek olan Osmanlı’nın son yüzyıllarda geri kaldığı gerçeğini söyledim.

Hayır ben onu söylemedim. O ülkelerin feminist yapısından dolayı tecavüz suçlarının Türkiye’dekine kıyasla daha geniş bir kapsamda incelendiğinden bahsettim. Yani aslında feminist olması konuyla direkt bağlantılı değil sadece önermenin sebebini açıklayan bir şeydi önemli olan şey gerçeklerin ne olduğu.

Öncelijkle bu güzel araştırma için sizi tebrik etmekle birlikte en içten özürlerimi sunuyorum. Çünkü demek ki kendimi iyi ifade edememişim ve siz de tamamen yanlış çıkış noktalarından yola çıkarak güzel ancak konuyla ilgisiz ve hiçbir şeyin çözümü olmayan bir şey yaparak boşa zaman kaybetmişsiniz.

Öncelikle şunu söyleyim ben hiçbir yerde beğenmedim demedim. O araştırmanın neye dayalı olduğunu bilmediğimden bahsettim. Mesele etiket değil yani tamamen araştırma yöntemiyle ilgili.Çünkü dünyada herkesi istatistiğe dahil etmek, herkese soru sormak mümkün değildir dolayısıyla anket ya da araştırma sınırlı bir insan kitlesi üzerinden yapılır ve bu tarz araştırmaların sonucunu da bu hesaplamanın nasıl yapıldığı, hangi insanlar üzerinde denendiği önemlidir. Yani oradan buradan haberleri toplayıp Türkçe’ye çevirip bak işte böyle diyorlar diyerek her şey bitmiş olmuyor. Ben sizinkilerin karşısına Ortadoğu’nun tecavüz cehennemi olduğunu gösteren 5 kaynak koyabilirim. Siz yarın 50 tane koyarsınız bir 50 de ben koyarım ve bu sidik yarışı sonsuza kadar gider. Yani dayanma noktası nedir polis kayıtları mı önemlidir vesaire asıl önem taşıyanlar bunlar.

Bu makale neden İsveç’te tecavüz oranları bu kadar fazla gözüküyor bunu açıklıyor. Temel olarak değinilen mesele tam da üstte belirttiğim gibi kapsam genişliği en ufak bir cinsel rahatsızlığı bile sexual attack kapsamında ele alınması vesaire

Kesmediyse bu da var

Öte yandan tecavüz tanımları da önemli.

Tck’da

Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

Yani cinsel taciz tecavüz sayılmıyor.
Belçika’da
any act of sexual penetration, of whatever sort and by whatever means, committed on a non-consenting person".

Yani herhangibir karşılıklı rıza dahilinde olmayan ilişki durumu tecavüz kapsamına giriyor.

Bu da Mısırla ilgili bir yazı

Bu raporu sunan Mısırlı bir kadın hakları örgütü. Meselenin çok derin boyutları olduğundan ve çok az bir kesimin tecavüz meselesini bildirdiğinden bahşediyor.

Bu da Bangeldaşla ilgili durumu bildiren bir link. Tecavüz meselesinin anlaşılması için esas alınan şey 2 parmak yöntemi denilen iğrenç bir tıbbi yöntem. Çok ciddi eleştiri alan bir mesele. Tabi sizin gösterdiğiniz haritada oran gene de fazla gözüküyordu ancak Batı Avrupa ülkeleri kadar fazla değildi.

Yani kısaca örneklerden de görüldüğü üzere her ülkede suçun tanımı, bildirme unsuru gibi meselelerden dolayı istatistikler farklı çıkmaktadır. O bahsettiğiniz kaynaklar da Avrupa’yı diğer bölgelerle karşılaştırmaktan daha ziyade mevcut suçlara odaklanmaktadır. Bunun haricinde benim önceki konuda verdiğim harita örneği bu tür şeyleri dikkate alarak hazırlanan özel bir çalışma ürünüdür.

Ben kime ne zaman haksızlık yapmışım? Bireylere yönelik bir şeyler söylediğimi hatırlamıyorum. Ancsk benim tepkim cinsel saldırı suçlarının kaynağının erotik yayınların artmasının sebep olduğu argümanına Karşı. Çünkü cinsel saldırının aması ya da herhangibir mantıklı açıklaması olamaz. İyi niyetli olduğunuzun farkındayım ancak farkında olmadan yok etek giydi o yüzden yok annenin kolu tahrik eder gibi şeyler kullanan insanlarla aynı kapıya çıkıyor bu. Basitçe açıklarsak kurgusal bir şeyden etkilenip kız kardeşine sulanan bir insan zaten normal değildir. Bu tür içeriklerin önüne geçilir aynı adam yarın bu sefer yan yana yürüyen erkek kadından etkilenir, onun önüne geçilir vesaire bunun ucu bucağı yok. Yani öyle evrensel bir sınır yok bu konuyla ilgili. İnsan algıları değişken. Bundan yıllar önce İngiltere’de ilk kısa pantolon giyen kadınlar aşırı ilgi çekmiş pek çık kazaya falan sebep olmuştu. Yani kısaca çözüm yorgan altına itmek değil o insanların hangi koşullar altında olursa böyle bir şey tapmalarının önüne geçmek. Bilinçlendirmeyle, eğitimle veya diğer toplumsal önlemlerle.

Üzgünüm…


#60

Ülkelerden bir örnekte ben vermek istiyorum Normalde arkandayız, bravo yada öndeki insanın dikkatini çekmek için omuza dokunuruz ya Hindistanda bu bile tacize giriyor. Bir erkek bir kadının omzuna dokunamaz.
2. bir örnek aklıma geldi Taiwanda çocukları aileleri fuhuşa zorluyor yada yaptırıyor ama bizde mesela 18 yaşından küçük biriyle ilişkiye girilmişse bu suç hatta tecavüz birçok batı ülkesindede aynen böyle ama uygulama nasıl sorun orda