Karanlık!Dany (+ Politik!Jon) Teorisi ve Göstergeleri #1:

house-targaryen
daenarys-targaryen

#1

Karanlık!Dany (+ Politik!Jon) Teorisi ve Göstergeleri #1:

Dark!Dany#2: Karanlık!Dany ( + Politik!Jon) Teorisi Göstergeleri #2:

Dark!Dany#3: Karanlık!Dany (+ Politik!Jon) Teorisi ve Göstergeleri #3:

Merhabalar, öncelikle bu konu bazıları için anti-Daenerys/anti-Jonarys/anti-Targaryen unsurlar içerebilir. Canım sıkılmasın şimdi diyorsanız okumayın bence. Bu yazıyı da bir JONSA fanının yazdığını belirteyim ki sonra problem olmasın.

Bunu dedikten sonra, benim bu iki teoriye bakış açımı anlatmak isterim.

Bazı fanlar bunu nasıl algılıyor bilmiyorum ama ben Dany’in kötü biri olduğuna inanmıyorum. Hikayesinin baştan sona trajedi ile dolu olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle serinin kötü adamı (villian) değil ama trajediye sebep olmaya mahkum bir karakter olarak görüyorum.

Film tarihi boyunca beni en çok etkileyen iki karakterin kaderine benzetiyorum onunkini. Bunlar Michael Corleone (The Godfather) ve Anakin Skywalker (Star Wars). İkisi de iyi niyetlerle, iyi biri olarak başladıkları yolculuğa etraflarındaki karanlık yüzünden trajik bir şekilde hikayedeki acılara ve zarara neden olan kişiler olarak devam ediyorlar.

Dany de, özellikle dizide, bana böyle bir gri karaktere dönüşen biri gibi gelmeye başladı. Kitaplarda onun gözünden okuduğumuz için fark etmediğimiz şeyleri dizide fark edebiliyoruz.

Ben böyle bir trajik karakter yaratılmasını Dany’e karşı bir hakaret ya da onu küçümseme gibi görmüyorum. Aksine gözümüzün önünde Grrm’in algılarımızla nasıl oynadığını fark ettiğimde Dany karakterine daha fazla önem vermeye başladım. Çünkü ben böyle karışık, trajik karakterleri seviyorum… Çünkü bunlar yaratılması en zor olanlardır. Benim için böyle bir karakter salt bir kurtarıcı olarak yaratılmış karakterden daha cazip geliyor.

Bu yazıda anlatılmak istenen: karanlık olan o değil, onun yapmak zorunda olduğunu hissettiği şeyler, kaderin ona oyunu…

Ben Jonsa fanı olarak Jonarys ile bitecek bir son olacağını sanmıyorum. Politik!Jon teorisine sıkı sıkıya da bağlı hissetmiyorum kendimi. Belki de yanılıyor olabilirim belki de Jon, Dany’i gerçekten seviyordur. Ama onu tanıdıkça bunun acı-tatlı bir sevgiye dönüşeceğine inanıyorum. Ve de eğer Demir Tahtta hakkı olan bir Targaryen varsa bunun Jon olması bu ikisinin ilişkisini büyük çapta etkileyecek bir şey olarak görmemek Jon’un gerçek kimliğinin ortaya çıkmasının serideki önemini azımsamak olur diye düşünüyorum.

Bu yazıda da Dany’nin neden gözüktüğü kadar mükemmel bir kurtarıcı olmadığını, Jon ile çok farklı yaklaşımları olan kişiler olduklarını işaret eden bulguları kendimce anlatmaya çalışacağım.

Dany için nasıl bir son olacağını düşündüğümü sorarsanız: bence Dany bir şekilde hikayedeki iyi taraf için (tabi öyle bir taraf varsa) büyük bir rol oynayacak. Ayrıca belirtmek isterim ki ben White Walkers ile olan savaşta kilit ismin Dany değil, Bran olacağını düşünüyorum ama Dany de serinin sonuna ilişkin büyük rol alacak. Ama istediği her şeye kavuşan bir Dany ile biten bir son olacağını sanmıyorum.

Hadi başlayalım:

A) Targaryen Hanesinin Westeros üzerindeki hakkı:

  • Dany kendini özellikle dizide Fatih Aegon ile bir görüyor diyebiliriz.
  • Ama F.A kurduğu krallık ejderhaların korkusu yüzünden teslim olmaya zorlanmış krallıkların boyun eğmesiyle meydana gelmiş bir krallık.
  • BİR KORKU KRALLIĞI olarak başlayan bir aile hükümdarlığı
  • (Grrm, Asoiaf serisinin bitirmek yerine bize sürekli Targaryen hanesi ile ilgili hikayeler verip duruyor. Bu hikayelerde her ne kadar iyi Targaryen kahramanları varsa da deli/zalim ve krallıkta acıya sebep olan bir çok Targaryen karakterinin de hikayesini anlatıyor. Belki de Targaryen hükmünün iyi bir son olmadığını anlatmaya çalışıyordur. )
  • Bu krallığın hükmü Mad King döneminde Westeros hanelerince meşru sebeplerle ve meşru savaşlarla sona erdiriliyor ve Robert Baratheon’un krallığı dönemi başlıyor.
  • Yani aslında Dany olmayan bir hakkın peşinde.
  • Demir Taht’ta meşru hakkı olan tek kişi aslında Stannis.
  • Hadi diyelim sonuçta yedi krallığı onlar bir araya getirdiği için hala hakları var olsun, ki ben buna inanmıyorum… yedi krallık Robert hükmü altında birleşmeyi kabul ederek bu hakkı da kendi üstüne aldı; böyle bir hak, Jon’un meşru bir Targaryen olması nedeniyle Dany’in hakkını ortadan kaldırıyor. (Dediğim gibi Jon’un Targ kimliği hiçbir şeye etki etmeyecek olsaydı GRRM ilk kitapta bunu açıklardı bence)
  • YANİ kısaca Dany’in meşru bir hakkı yok.
  • Bu da onu İŞGALCİ konumuna koyar.
  • Hatta Dany Yedi Krallıkta yaşamış bile değil, orada büyümedi, oranın insanlarını bile bilmiyor. Onlar için yabancı bir işgalci aslında.
    36
  • Çeviri: “Yani yetişkinlik hayatının tek bir gününü bile Westeros’ta geçirmemiş biri Westeros’u yönetecek? Bu adil mi?”
  • Peki bu işgal için yaptıkları ne kadar doğru? Yazının devamında incelemeye çalışalım.

B) Ejderhalar = Nükleer caydırıcı= Seçme özgürlüğü yok

  • GRRM ejderhaları fantastik dünyasının nükleer caydırıcıları olarak görüyor:
    22
  • Kısaca çevirisi: “Ejderhalar nükleer caydırıcılar ve bir tek Dany onlara sahip, bu da onu dünyadaki en güçlü kişi yapar. Peki bu yeterli mi? ABD nükleer mühimmatı ile dünyayı yok edebilecek konumda, ama bu belli jeopolitik amaçları gerçekleştirebileceğimiz anlamına gelmez. Güç bu kadar kolay anlaşılacak bir şey değil. Yok etme gücün olabilir ama bu sana reform, gelişme ya da inşa etme gücünü vermez.”
  • Nükleer silahı olan birine karşı seçim özgürlüğü ne kadar mümkün olabilir? Onun boyun eğme isteğine karşı çıkma olanağı ne kadar mümkün? VE şunu da belirtelim… bu nükleer silah bir atom bombası gibi değil… yeniden bu silahı yaratmak zaman, para vs gerektirmiyor… bir ülkenin elinde dört tane atom bombası olabilir ve bunları kullanınca gücünü kaybedebilir ama ejderhalar ölmediği müddetçe kendi kendini yenileyebilen bir kitle imha silahı ile karşı karşıya kalırız. Böyle bir silahın kötü ellere düşmesini hayal edin (Night King mi dedi biri?) Korkunç !
    40
  • Çeviri: “Diz çökün ve bana katılın, beraber bu dünyayı bulduğumuzdan daha iyi bir yer halinde bırakalım. Ya da diz çökmeyi kabul etmeyin ve ölün.”
  • Peki bu özgürlük mü korku mu? Cersei de insanların korkusuna güvenerek bir krallık yönetiyor unutmayalım: (Cap’ten gelsin: :slight_smile: )
    32

  • Bu durum öncelikle Dany’e karşı her savaşta karşı tarafın ona göre dezavantajlı olması anlamına geliyor. Adil bir savaş ortamı mümkün değil. (Amerika kıtasının işgali, Afrikanın Avrupalı devletlerce sömürge haline getirilmesi gibi düşünebilirsiniz… tabi ki fantastik bir dünyadan konuştuğumuzu unutmamalıyız ama ASOIAF sadece fantastik değil aynı zamanda politik bir seri…)

  • Bu da aslında neden Dany’nin bir kahraman bile olsa karanlık bir kahraman olmaktan kurtulamayacağının göstergesi. Onun elindeki silah her ne kadar iyi niyetlerle kullanılırsa kullanılsın, yıkım getirmekten başka bir sona sebep olamaz. Bu silahla kazandığı zaferler politik anlamda meşruiyet kazanamaz. Özgürce verilen itaat yeminleri ve adil savaşlar aslında Dany’in durumunda pek mümkün değil.

  • Evet belki onu gerçekten severek ve isteyerek takip edenler olacaktır ama düşmanlarını adil bir şekilde yenmek onun için pek mümkün gözükmüyor.

  • Ejderhaların dansında kan ve ateşten başka bir son mümkün mü? Peki Dany’nin getirdiği yıkım sadece düşmanlarına karşı mı olacak? Masumların zarar görmesini engellemesi ne kadar mümkün?
    31 06

  • Çeviri : “Ejderhaların özgürce şehrin etrafında uçması bir problem yaratıyordu”.
  • Peki Dany, bu elindeki yıkım gücünü nasıl kullanıyor. Ya da bu yıkım gücünün farkında mı? Elindeki bu güçten kendisi de korkuyor mu? Belki başta evet… Ama şimdi?
  • “Mother of dragons, Daenerys thought. Mother of monsters . What have I unleashed upon the world? A queen I am, but my throne is made of burned bones, and it rests on quicksand. Without dragons, how could she hope to hold Meereen, much less win back Westeros ? I am the blood of the dragon, she thought. If they are monsters, so am I.”
  • Çeviri : “Ejderhaların annesi, diye düşündü Dany. Canavarların annesi. Dünyanın başına ne saldım böyle? Evet bir kraliçeyim, ama tahtım yanmış kemiklerden yapılmış, ve bataklığın üzerinde duruyor. Ejderhalar olmadan Meeren’i elimde nasıl tutarım, Westeros’u geri almak şöyle dursun? Ben ejderhanın kanıyım, diye düşündü. Eğer onlar canavarsa, ben de öyleyim.

59

  • Çeviri: “Onlar benim için canavar değiller. Ne kadar büyürlerse büyüsünler ya da diğer herkese ne kadar korkunç gelirlerse gelsinler, onlar benim çocuklarım.”

C) Dany, ejderhaları kullanmaktan çekiniyor mu?

  • Pek sayılmaz.
  • Evet elindeki silah bu, belki de hiç kullanmamasını bekleyemeyiz.
  • Ama her kullanışında adil olabiliyor diyebilir miyiz? Bunları ikinci konuma bırakıyorum.
    13 01

*** Devamı gelecek…**

  • Şimdilik, neden Dany’in karanlık bir karakter olma trajedisine mahkum olduğunu düşündüğümü anlatmaya çalıştım. Daha sonraki konularda biraz daha ayrıntıya girebilmeyi umuyorum.

*İzlemeniz için iki video koyuyorum. Bence ikisi de çok başarılı.
a) YouTube (dark!dany)
b) YouTube (political!jon)

Dark!Dany#2: Karanlık!Dany ( + Politik!Jon) Teorisi Göstergeleri #2:

Dark!Dany#3: Karanlık!Dany (+ Politik!Jon) Teorisi ve Göstergeleri #3:

Dark!Dany#4: Karanlık!Dany (+ Politik!Jon) Teorisi ve Göstergeleri #4:


Karanlık!Dany ( + Politik!Jon) Teorisi Göstergeleri #2:
Karanlık!Dany (+ Politik!Jon) Teorisi ve Göstergeleri #4:
Sansa Stark X Jon Snow Birlikteliğinin (JONSA) Öngörüleri, Paraleller, İpuçları # 1
Karanlık!Dany (+ Politik!Jon) Teorisi ve Göstergeleri #3:
#2

Konu için teşekkürler Danynin genelde kimsesiz ezik haline aldanıyoruz, tıpkı jon un piç kimliğine üzüldüğümüz gibi ama farkları Jon kişiliği, sabrı, hatta ezikliği ile etrafındakilerin sadakatini kazanırken ki onu bile ne kadar yapabildi gördük; Dany ben Targeryanım kraliçem ejderhalarım var bana katılın (güçlüyüm diyor ama aslında son derece zayıf ) taraftar topluyor.
dark wader benzetmesi çok hoşuma gitti bence bu da güzel konu olmuş
birde şunu diyeyim dizi yada kitap sonu için delirip ortalığı yıkması da mümkün
Targeryanlar deli değil 300 yılda 6 7 tane deniyor ama bu 6 7 gerçek diğer hanelerin aynı dönemde çıkardıkları deliler ile kıyaslanırsa hiç bir şey yada yoktur, hane deli değildir diye biliriz. Diğer hanelerde illaki deliler olmuştur ama bu sayıya ulaşan bildiğimiz yok diye biliyorum yanlışım varsa düzeltin .
Dany tabiki delire bilir ve politik bir lider bence de diyara lazım.
Birde jon öldü ve seride ölen bir daha ölmez daha güçlü şekilde yeniden doğar geçiyor. Boşuna olmayacaktır ona bu gücü verebilmek için önündeki güçlü kişilerin yıkılması lazım yani Dany mecburen başta devrilecek.
Bu devrilmeye Esos unda yardımcı olacağını düşünüyorum ne olursa olsun Esos bile ondan rahatsız, üstüne lekesizler, dotraklarla falan gelişi ile Westerosta tam manası ile işgalci olacaktır.


#3

Evet bu konuya da ileride değinmeyi planlıyorum… Özellikle Dothrakların Westeros’ta olmasının negatif tepkilere sebep olabileceği gerçeğini göz ardı edemeyiz.


#4

Aslında bu, tüm karakterler için geçerli. GRRM de buna benzer bir açıklama yapmıştı.

“All of the characters that I write are specifically written the way that they are so that the events can play out exactly as I need them. Sometimes this means characters do some unsavory things. That doesn’t mean I necessarily condone doing those things,”

“Yazdığım tüm karakterler, olayları tam olarak ihtiyaç duyduğum gibi oynayabilecekleri şekilde yazıldılar. Bazen bu, karakterlerin bazı hoş olmayan şeyler yaptığı anlamına gelir. Bu, mutlaka bunları yapmaya mecbur olduğumu kastetmiyorum."

Yani Jon’dan Rhaegar’a; Arya’dan Dany’e kadar tüm karakterler, bu söylenen şeylere gebe… Bazı iyi dediğimiz karakterler bile haklı yahut haksız; kötü şeyler yapmaya mecbur kalabiliyor, o an yapabiliyor. Aslında kötü dediğimiz karakterler bile iyi dediğimiz şeyler yapabilir, niyetleri iyi olmasa bile.

Dany’nin “köleliği kaldırma” arzusu, onun iyi bir niyeti ama tecrübesizliği ve eğitimsizliğin etkisiyle arkasından kaos bıraktığı da bir gerçek; Astapor buna güzel bir örnek. Meeren, ejderhaları olmasına rağmen “savaş” meydanına dönüştü. Elbette kullanırsa yıkım meydanına dönüşür, bu durumda yine niyet, gerçekleşmemiş olur. Yani aslında ne yaparsa yapsın iki kötü arasında seçim yapması gereken anları oldu 5. kitaba kadar… Kadim bilgiye göre iki kötü arasında sıkışıp kalırsan, en az kötü olanı seçmelisin. Bazen insanlar, o anda başka çare göremezler, hoş olmayan şeyler yaparlar. Misal Fatih Aegon, tüm Harrenhall’u yaktı, orada masum bir sürü insan vardı. Fakat biz onu “iyi” olarak tabir ediyoruz, bu biraz da alışkanlığımız yüzünden ama her karakter gibi Fatih de gri bir karakter; iyi niyetleri olan ama yeri geldiğinde “kötü” şeyler yapan.

Yahu siz Sansa seviyorsunuz, onda da “iyi niyet” temelli olup da kötü olarak yanlış olarak tabir edeceğimiz şeyleri seçtiğini görüyoruz. Arya da aynı, Jon da aynı, Ned de aynı… Şu ana kadar Dany’de de aynı şeyi gördüm ama şimdilik, böyle daha karanlık bir ruh haline dönüşeceğini yahut delirme potansiyeli görmedim. Yaşadığı bunca şeyden sonra delirmedi ise delirmez.

Zaten bu kız ne zaman zıvanadan çıkar, biliyor musunuz? Aslında kendisi de söyledi; “Ejderhalarım olmasaydı, ben de delirebilirdim.”

Dany eğer ejderhalarını kaybeder ise o zaman delirebilir.

Bunu okuyunca kafamda “Dany’e kötü bir son layık görülmüş çünkü bunu yazanlar Anti-Targcı ve Jonsa’cı kişiler.” diye yorumlandı. :rofl:

Anakin Skywalker karakteri… Onu Dany ile bir tutmayın, rica ediyorum. Bir SW hayranı olarak Anakin mal bir karakter, olduğunu ilan ediyorum. Küçük bir çocuk iken iyimser, sevecen biri iken eğitime başladıktan sonra büyürken daha karanlık bir ruh haline, daha güç arzusu ile yanıp tutuşan ve annesinden sonra da sevdiği herkesi kaybetme korkusu ile kabuslar gören birine dönüştü. Sevdiğini kurtarmak için girdiğini iddia ettiği yolda, kendi sevdiğini öldürdü… Güç için sonuna kadar da gitti. Sonuç olarak oğlu ortaya çıkınca az biraz vicdanına dokundu da iyi bir şey yaparak öldü. Yani özünde elimizde ezik kişilikte, korkularla dolu, güç isteyen biri karakter vardı en başından beri. Dany falan böyle değil.

Ve evet, Dany hiçbir şekilde mükkemmel ve kurtarıcı değildir, bunu iddia eden var mı gerçekten? Ciddi bir hayran olsa gerek, gerçekçi olmak gerekir. AA olsa bile insanlığın kurtarıcısı olduğu görüşünde değilim, sadece ateş tarafını zafere götürecek, götürmesi ön görülen biri o kadar.

Bu hem kısmen doğru hem kısmen yanlış bir yorum.

Kısmen doğru bir yorum çünkü ejderhalar, GRRM’in de anlattığı gibi nükleer güç gibi kullanılan ve yıkım getiren canavarlar. Lakin açıklamasını koymuşsun zaten; bu yeterli mi? Güç için? Yönetmek için? Hükmetmek için? Olmadığını kendi de söylüyor. Yani Aegon akıllılık edip, elindeki nükleer gücü diz çöktürmek için kullanıyor olabilir, doğru ama ondan sonra kaç kişi üzerinde bu gücü kullanıyor? Ejderhalar yok olduktan sonra kaç kişi Targaryenlere kafa tutuyor? Elimizde sadece “güneyli komplosu” denen, gizli kapaklı bir kuramımız var ki bence doğru bir kuram ama kesinleşmediği için üzerinde tartışmaya gerek yok bu başlıkta.

Kısmen hatalı diyorum çünkü dediğim gibi ortada korku krallığı yok, Aegon akıllı siyasetlerle krallığı yönetti. Sonrası da (istisnalar hariç) Dorne, korkup yılmadan ejderha öldürdü ve onun eşini… Kimse buna rağmen gaza gelip ayaklanmadı yahut birleşelim de kalan ikisini biz öldürelim ,demedi.

Robert dönemi de Deli Kral’dan kat kat iyi değildi ve sonrasında olanlar da ortada. Bunun dışında 7 krallık birleşmeden önce de ortada cennet gibi bir Diyar yoktu, alayı birbiri ile savaşıyordu.

Aegon buna bir son verdi. Kanlı bir şekilde birleştirdi ama birleştirdi ve nispeten daha refah ve savaşsız bir krallık kurdu. NİSPETEN diyorum bakın.

Bu “bakış açısına” göre değişen bir şey. GRRM de buna seride çok kere vurgu yapmıştı; her şey bakış açısıyla ilgili.

Haliyle Dany kendi bakış açısına göre gayet hakkı olan bir tahtın peşinde. Yahut Jon peşine düşerse o daha haklı bir iddia peşinde.

Haliyle aslında evet, Jon olduğu için Dany’nin yasal olarak bir hakkı yok, hak Jon’un ama bu, onu bir işgalci yapmaz.

Şimdi Jon ortaya çıkınca hala “ben alacağım” tahtı derse, bu onu Robert gibi “gaspçı” yapar. Daha ortada böyle bir olay olmadığı için bu söz edilemez.

Bu, bence haklı bir yorum. İnsanlar gözünde böyle görülecek ve şahsen ben, bu olayda doğal olarak halkın gözüyle bakmayı tercih ediyorum. Yani sonuçta zamanında yurt dışında doğmuş büyümüş bir Cumhurbaşkanı adayımız vardı kaç sene evvel; Ekmelettin miydi ne, adam burada doğmamış büyümemiş, İstiklal marşını dahi bilmiyor vs. kim ister böyle bir adamı? Dağdan gelmiş bağdakilere başkan olacağım demiş… olur mu? olmaz. Dany da az biraz böyle bir konumda.

Dorne örneği “seçme özgürlüğü” olduğunu gösteriyor. Şahsi fikrim; Torren Stark da savaşmayı seçse idi kuzey topraklarında, kazanma ihtimali çok yüksekti. Zaten Targ ordusu az, kış topraklarında savaşma yeteneği düşük; ejderha ise ciddi yıkıma yol açardı ama Dorne örneğinde gördük ki kötü hava koşulları bu ejderhaların yere çakılmasına sebep oluyor ki en kötü hava koşulu kuzeyde zaten. Fakat işte “caydırıcılık” yönü ağır bastı ve korkarak diz çöktü.

Bu ve sonrasında savaş ile ilgili yazdıkların çok yanlış bir düşünce… Savaş dediğin şeyi sen ne sanıyorsun hiç bilmiyorum ama savaş, zaten temelde “adil olmayan ortam yaratma” ve “hile sanatı” dediğimiz zeka oyunudur ama kanlı bir oyundur. Eğer karşı taraf ile denk olursan zaten onunla savaşmazsın zira kazanma ve kaybetme riskin eşittir ve (akıllı) kimse sonunu göremediği bir savaşın içine girmez.

Doğal olarak her türlü eşit olmayan ortamı yaratıp, üstünlük sağlayacak teknolojik yeteneklere sahip olman gerekir ki düşmanı ezip geçebilesin. Bu çağına göre çok üstün alışımlardan yapılmış bir çelik olur, yay olur, atlar olur, nükleer bomba olur… Yaparsın ve kullanırsın, kimse de “ayyy karşımdakinde bundan yok, adil olmaz. Bir tane de ona vereyim de adil olsun.” demez, yapar ve kullanır, kullanmaz da köşede tutar ise geri zekalıdır.

Yalnız bu bir kuram değil, daha çok bir çeşit analiz/tartışma… Bu yüzden bunu uygun yere taşıyacağım YALNIZ nereye taşımam gerekiyor, onu çıkartamadım. Şimdi sen diziyi baz alarak mı yoksa kitapları baz alarak mı yazdın? İkisi ise de(öyle görünüyor sanki) bu sıkıntı, lütfen ikisini karıştırmayın tartışma başlıklarınızda; ikisinin yeri ayrı. Bu yüzden soruyorum; dizi başlığına mı yoksa kitap başlığına mı taşıyayım? Daha çok kitap başlığı gibi ama arada diziye kaydığını düşündüğüm noktalar da var.


#5

Bilemiyorum yabancı sitelerde “Teori” olarak geçiyor sonuçta… hem böyle başlıkların devamını getireceğim. Belki o zaman teori olarak kalmasının daha doğru olduğunu düşünürsün. Çünkü burada açıklama vs yapmaktan çok… GRRM’in Dany’i herkesin anladığından daha farklı bir karakter olarak ele aldığını anlatmaya çalışıyoruz. Grrm’in okuyucu ile oyun oynadığı teorisi diyebilirsin. Bu nedenle teori olarak kalması daha sağlıklı olur. Hem kitap hem diziyi beraber ele alıyorum ama dizi daha ağırlıklı. Çünkü kitapta onun gözünden okurken fark etmediğimiz şeyleri dizide kendi gözlerimiz ile görünce daha kolay anlayabiliyoruz. Tercihim hem kitap hem dizi olarak ele alınması ama forum kurallarına fazla alışık değilim, illa bir tercih yapmam gerekiyorsa dizi bölümünde yer alması belki daha doğru olur. Teşekkürler :slight_smile:


#6

Başlığı “dizi” kısmına taşıdım, sonrasında devam başlıklarını da oraya açabilirsin.

Seni de anlıyorum ama kuram olarak bırakamazdım çünkü gerçekten, kuram niteliklerini karşılayan bir başlık değildi. Ağırlık analiz/tartışma niteliği taşıyordu.

Foruma hoş geldin. :slight_smile:


#7

Başlığın nerede olduğu pek önemli değil zaten. Aslında 2014’ten başlamıştım foruma ama uzun bir ara vermişim… Her şey de değişmiş. Teşekkürler yeniden başlamış gibiyim zaten.


#8

Şimdi dizi örgüsüne bakınca Daenerys gücünü kendisi buluyor, onun için savaşacak askerleri, belki büyüyle belki şansla doğan ejderhaları yani Daenerys tahta çıkmak için hamle yaptığında ne kadar Targaryen soyunu temsil etse de kendi kazandığı güçle alacak tahtı. Bu durumda Jon ne kadar meşru olsa da taht Daenerys’in olmuyor mu? Sonuçta Fatih Aagon Kings Landing’i ilk fethettiğinde ortaya çıkan yeğeni, meşru olan bir taht hakkı talep edemez. Yani olayın ‘‘geri almak olarak’’ gözükmesi biraz drama bence.
Sonuç olarak da bu kadar gücü kendi başına yaratıp bunlarla elde ettiği şeyde hakkının olmaması çok saçma değil mi?


#9

senin bahsettiğin gücü olan tahtı alır mantığı katılıyorum,şu durumda Dany alacak gözüküyor da ama
AA kehaneti, vaad edilen prens ve son kahraman olan şahis (bence 3 ü de aynı kişi ) yani jon (yine bence ) taşlaşmış canavarları uyandırınca, ölen bir daha ölmez daha güçlü yeniden doğar kehanetince, westeroslu olmanın, ötekiler savaşını kazanmanın etkisi ile belki başka etkiler ilede daha güçlü olup onu saf dışı bırakacak
yazdıklarım henüz olmadı belki hiç olmayacak ama senin dediğin gücü şuan sahip olması kimse inkar etmiyor bunu. Bu gücü ilerde nasıl kullanacak işte sıkıntı ve teorilerde orada çıkıyor


#10

İyi bir noktaya parmak bastın bence. Buna cevap verebilmek için birkaç ayrım yapmam gerekiyor bence.
Öncelikle Dany, Westeros’u hangi sebep üzerinden ele geçirmek istiyor onu anlamalıyız. Ben artık hiçbir Targaryen’in Taht üzerinde meşru bir hakkı olduğuna inanmıyorum ki nedenini de açıkladım. Bu durumda Dany objektif açıdan baktığımızda yabancı bir işgalci. Ama Dany’in Jon’u yanına çağırması ve ona Jon’un atalarının Targ kralına itaat ettiğini hatırlatarak kendisine diz çökmesini istemesinden anlıyoruz ki… Dany kendini işgalci olarak görmüyor ve tahtın varisi olarak görüyor. Eğer böyle bir perspektifi varsa; Jon’un varisliğinin ondan daha büyük olduğunu inkar etmesi kendisiyle çelişmek olur.
Bu durumda her ne kadar varislik kuralları cinsiyetçi olsa da Dany kendi için uygun gördüğü meşru sebep üzerinden Jon’a itaatini sunması gerekir. Yani eğer Dany’ninki gibi bir mantıkla hareket edeceksek onun da Jon’a diz çökmesi gerekir. Ama Dany diz çökmeyip kendi adına hareket edecekse… kendi savaşı için gösterdiği meşru sebebi yok saymış olur ve işgalci ya da en azından kendi gözünde Targaryen hanesi içinde bir taht savaşı başlatmış olur. Bütün bunlar da aslında onun hikayesinde gördüğüm ironik trajedi. Hakkı için yola çıkan birinin varsaydığı hak tarafından oyuna getirilmesi gibi. Tabi bazı fanlar ikisi beraber yönetsin canım işte diye düşünüyor ama ben böyle olacağını sanmıyorum ve bu konunun devamında neden böyle düşündüğümü açıklamaya çalışacağım.
Umarım kendimce açıklayabilmişimdir. Buna açıklık getirmemi sağladığın için teşekkürler. (** Bu arada benim ideal sonumda Demir Tahtta oturan kimse yok… yedi krallığın yedi krallık olarak kendi başına idaresinden yanayım… Kingslanding’in ticaret vs için özerk bir yer olarak gelişmesinden yanayım ama bu benim hayalim kesinlikle böyle bir son olacağını sanmıyorum ama insanların Jon’u Demir Tahtta otururken görmek istediğimi sanmasını istemem… o ve Starkları sadece Kuzey’de hayal edebiliyorum.)


#11

Ben Dany’in delirdiğini sanmıyorum. Ama fark etmeden karanlık bir yöne doğru sürüklendiğini düşünüyorum. Ejderhaların verdiği mutlak güç varken bu yöne kaymamasının onun için zor bir sınav olduğunu ve bazen bu sınavdan geçemediğin gördüğümü söylemek istedim. İleriki konularda daha açıklayıcı olabileceğime inanıyorum.

Ben aksine Anakin karakterinin mükemmel yazılmış bir karakter olduğunu düşünüyorum. Ama onları karakter olarak değil hikayelerinin trajik olması sebebiyle birbirine benzettim. Yanlış anlaşılmasın. (Aslında düşünürsen ikisinin çok ortak noktası var. İkisi de korku içinde köle gibi büyüyorlar, satılıyorlar, bir şekilde kurtuluyorlar, köleliği kaldırmak istiyorlar, sevdiklerini kurtarmak için yanlış yola sapıyorlar -Dany ve Mirri Maz Dur-, Dany de sonuna kadar gitme yolunda; en azından ben öyle düşündüğümü göstermeye çalışıyorum…) Benzerlikleri sen yazıncaya kadar fark etmemiştim ama benim asıl göstermek istediğim trajik karakter tiplemesi…

Açıklamamda anlatmak istenen mutlak fiziksel güce sahip olmanın kişiye diğer konularda bilgelik vermeyeceği. Böyle bir yıkım gücü sahip birine karşı çıkmak imkanı yokken onun “başardıklarını” siyasal zeka ve politika ile gerçekleştirdiğini söyleyemeyiz… çünkü böyle bir zeka ve yetenek kullanma ihtiyacında değil. Amerika’nın Japonya’ya atom bombası (2 atom bombası- sınırsız sayıda atom bombası atabilecek bir ülke karşısında dünya ülkelerine ne olabileceğini düşünün) atması gibi düşünebiliriz… Yine atabilecekken ona nasıl karşı çıkabilir ki… evet belki Aegon bir düzen sağladı ama ondan önce böyle bir ihtiyaç yoktu zaten… yani düzeni kendi için sağladı. Evet zamanla bir meşruiyet kazandı ama en baştaki durumu Dany’in şu anki durumu ile benzerlik gösterdiği için bundan bahsettim. Dany, anlattığım nedenlerle yabancı işgalci konumunda olduğu için bu paralelliğin kurulması gerektiğini düşündüm.

Robert dönemi de mükemmel değildi ama Varys’in de dediği gibi Robert zalim veya deli değildi. Uzun yıllar Targaryen hanedanı altında yaşananlar ile Robert’in kısa hükümdarlığı bir tutulmamalı. Robert, Elia Martell ve çocuklarının başlarına gelenler karşısında zalim bir tutum sergilemiş olsaydı Barristan onun yaşatmayacağını söylemişti. Ama sadece Aerys dönemi bile Targaryen hanesinin zalim bir hane olarak anılmasını haklı gösterebilir. Ve GRRM’in bunlara ilişkin kitaplar çıkarmasının bir işaret olarak algıladığımı söylemek istemiştim.

Aegon’un ordusu hala 15000 kişi daha büyüktü ve hala ejderhaları vardı. Yenemeyeceği aşikardı ve Torrhen savaşmak için güneye gelmişti, Trident’te bu 45binlik orduyu ve ejderhaları gördü… Nehir toprakları, Fırtına Burnu Aegon’ın elindeydi, Harrenhall’da olanlar hakkında Torrhen bilgilendirilmişti. Torrhen kendi topraklarında belki bir direniş gösterebilirdi ama o durumda ya savaşıp kaybedecekti ya da halkını diğerlerinin başına gelen kaderden kurtarmak için diz çökücekti. Ejderhalar (nükleer silahlar) varken diğerini seçmek başlarına felaket getirmekten başka bir sonuç getiremezdi. Birinci Dorne savaşına bakarsak daha farklı bir ortam görüyoruz; Wiki’de şöyle diyor:

Yedi Krallık’ta Targaryen’lere boyun eğmeyen tek bölge Dorne olduğundan, Aegon, 4FS yılında bir istila başlatır ve tüm Westeros’a böylece hüküm sürebileceğine inanır. Üstatların yazdıklarına göre Dornelu’ların yaptıkları bu şey çok kahramancaydı fakat özgürlük adına ödedikleri bedel de bir o kadar büyüktü.

Dornelu askerler Targaryen’lere karşı ne açık alanda savaştı, ne de ikinci bir Ateş Tarlası ve Harrenhal vakası olmaması adına kalelerinde kaldılar. Dornelu lordlar kalelerinden kaçtılar ejderhalara karşı bir savaş vermediler…
Dorne ordusu Targaryen güçlerine hızlıca saldırıyorlardı ve ejderhaları gördükleri anda hemen geri çekiliyorlardı. İstilacı ordunun bir kısmı Cehennem Korusu’na gittikleri sırada güneşin kavurucu sıcağından ve susuzluktan telef oldu…
Targaryen’ler ve ejderhaları Kral Toprakları’na döndükten çok kısa bir süre sonra isyanlar çok hızlı şekilde başlamıştı, Dorneluların planı en baştan beri buydu… Targaryen’lere Lord Orys Baratheon’ın askerleri ve sancaktaları için fidye talebinde bulunuldu. Aegon en sonunda 7FS yılında Orys ve her askerinin ağırlığı boyutunda bir fidye ödemeyi kabul etti. Fidye ödendikten sonra tüm askerler serbest bırakıldı, fakat tüm askerlerin kılıç kullandıkları ellerini kestiler. Böylece bir daha asla Dorne’a karşı savaşmayacaklardı. Bu Aegon’ın kabul ettiği bir anlaşma değildi ve bu konuda intikam almayı planlıyordu…

Dorne kendi topraklarında direnmenin bir yolunu buluyor, hatta Targaryen’leri mağlup da ediyor ama Targaryenler yenilgiyi kabul etmiyordu. Yani Torrhen bir savaş verse diğerini de vermesi gerekecek… Tüm ejderhalar yok edilmeden de Targaryenler belki de vazgeçmeyecekti. Dorne, bir ejderha öldürerek de avantaj sağlamıştı- diğer her krallığın da bunu yapabilmesini beklemek inandırıcı değil ya da bir iki derken sonunun gelip gelmeyeceğini bile bilmezlerken-. Sonunda Dorne’un fethi ise daha denk koşullarda meydana geldiği için diğer krallıkların yenilgilerinden daha meşru oluyor. Fark edildiği üzere Kuzey’inkinden daha farklı koşullar (iklim, toprak, güç dengesi, savaşma şekli…) söz konusu. Tabi yine de seçebilirlerdi ama böyle bir mutlak caydırıcı varken… zor, daha da doğrusu tek bir seçime indirgenme söz konusu. Bu da Dany’i atalarının seçtiği yolu seçmesi nedeniyle kurtarıcı değil işgalci (dış tehdit) yapıyor. (Unutmayalım; Halk, Targaryenler gelsin diye beklemiyor… Örneğin: kuzey, Kuzey tarafından yönetilmek isteniyor.)

Eğer bu doğru olsaydı, savaş kanunları olmazdı. Savaşta da her şey de olduğu gibi yasalar vardır yoksa savaşların haklı kazanılması mümkün olmaz ve savaşlar hiç bitmezdi. (Dizide örneğin: düğünde insanların katledilmemesi gibi yasalar… bu durumun tüm haneler arasında güvensizliğe sebep olması ittifakların kurulması vs gibi durumları diskalifiye ediyor ve bir savaş kaosu yaratıyor) Örneğin: Savaş esirlerinin katledilmemesi, elçiye zeval getirilmemesi, yaralılara tıbbi yardım sağlanması, hastane vs alanlara zarar verilmemesi, ölülerin toplanması için kısa ateşkesler yapılması, sivillere zarar verilmemesi (yine Japonya’ya atılan atom bombalarını düşünelim), gibi birçok savaş kuralı vardır. (Diziyi izlerken Dany bu kuralları çiğniyor mu dikkat etmeliyiz.) Ve de olmalıdır. Eşitlik ya da denklikten değil savaş sanatına saygıdan bahsediyorum. Günümüzde nükleer silahsızlanma anlaşmalarının nedeni budur… (gördüğümüz gibi aslında fantastik edebiyat içindeki bir durum günümüz dünyasından pek de farklı değil.) Çünkü NS varsa; kendi dediğimin dışına da çıkıp şunu diyorum: SAVAŞ DEĞİL, KATLİAM söz konusudur. Bu durumda da meşru bir kazanma söz konusu olmaz… Kazanırsın ama tarih bunu not düşer.
Yorumların ve gösterdiğin ilgi için teşekkürler.


#12

ek olarak
kuzeyle Dorn bir değil
Dornda ısınmak için ateş yakmak zorunda değilsin saklanacak yer bul gir saklan ama kuzeyde ısınman lazım bunun içinde ateş. Ateş varsa dumanda var. Duman olduğu yerde de insanlar yani Dorn gibi direnmesi mümkün değildi kuzeyin


#13

Dany bu yola masum biri olarak çıktı.Güç elde etmeye başlayınca kötülüğe karanlığa dönmeye başladı.

Zaten serinin teması bu.Mutlak güç kişiyi zamanla yozlaştırır.Tarih boyunca istisnasız bu böyle olmuştur.Güç ve iktidar elde eden liderler zamanla tirana dönüşürler.Halklarına,dostlarına hatta aile bireylerine zarar vermeye başlarlar.Gücü kaybetmemek için her türlü yasadışı işe; kanlı eylemlere girişirler.Zamanla tüm dostlarını kaybederler.Etraflarında ya düşmanları yada korkuyla kendisine bağladığı adamları kalır.En sonunda bir tiranı başka bir tiran yok edip tahtından indiririr.Bu döngü böyle devam eder.