Kargaların Ziyafeti'nde En çok kimin POV'larını sevdiniz?


#121

Al benden o kadar adam ADAM ya hakikaten acaba boru meselesini nasıl çözecekler…


#122

Hadi Marteller’in hikayesi bir nevi Oberyn’le bağlantılı olduğundan özümsememiz uzun sürmedi ama Greyjoylar’ın kasvetli ortamına alışmak gerçekten çok zamanımı aldı. Tam alıştığımda da bitti zaten.
Ve Victarion’u bu kadar bulutlara çıkaranlarla aynı kitapları mı okumuşuz emin değilim. Toplasan 2 bölümü mü ne vardı zaten ve bir tanesi içinde iğrenç bir tecavüz sahnesi barındırması sebebiyle beni direk kaybetti


#123

Arya diyorum bu kadar az povu olmasına rağmen favorim


#124

Asha Greyjoy-Arys Oakheart-Areo Hotah-Pate


#125

Brienne hariç bu kitapta her POV’u beğenmiştim hiç sıkılmadan okumuştum (Sam kısımlarını bile). Greyjoy ve Martell hanesine giriş yapmak mükemmeldi. Brienne POV’ları olmasa benim için serinin en güzel kitabı Kargaların Ziyafeti


#126

Jaime ve victarionun POVları keyiflidir


#127

Jaime ve Greyjoylar’ı okuması keyifliydi ama Brienne’de sıkılıyordum.


#128

Açıkça söylemek gerekirse kitabı o kadar beğenmedim. Yazarın Dorne’a göz atması güzeldi. Brienne bölümleri çok sıkıcıyken, Samwell bölümleri önceki kitapların Samwell povlarından daha iyiydi. Sansa bölümleri de önceki kitapların Sansa bölümlerine göre daha iyiydi. Her kitapta Arya’nın povlarından bir ben sıkılıyorum galiba. Her kitapta olduğu gibi entrikanın başkenti Kral Toprakları’nı okurken çok zevk aldım. Ancak kitabın açık ara en güzel kısımları Demir Adalar kısımlarıydı.


#129

Alayne kısımlarını okumak çok güzeldi özellikle arayıp kaç tane Alayne povu var diye bakardım. Arianne povlarını sevdim. Cersei ve Jaime povları da harikaydı. Cersei’nin entrikaları, Jaime’nin karakter değişimi güzeldi.

Açıkçası Greyjoy ve Brienne povları dışındakiler fena değildi en güzeli Alayne’di.


#130

Jaime ve Sansa’nın POVlarını özellikle sevdim. Jaime’nin karakterinin derinliklerini kendisinin yaptığı yolculukla beraber biz de gittik. Sansa’da ise kendisinin gelişimi bir yana Baelish’i daha da yakından tanıdık. Bu gerçekten paha biçilemez.


#131

Ben A Feast For Crows kitabında en fazla Alayne, Arianne, Arya ve Jaime chapterlarında keyif alıyorum.

İlk olarak Baelish var :d Sansa’nın yeni kişiliği de hoşuma gidiyor. Piç olmanın ne kadar ezikçe hissettirmesi, yavaş yavaş çok sağlam çıkarımlar da bulunmaya başlaması vs. hoş detaylar bunlar.

Tüm kitabın en ortalığı kasıp kavuran olaylarından biri de Büyük Dorne Planı’ydı zaten. Meğersem serinin başımdan beri kendi entrikalarını çeviriyorlarmış. Arianne’in karakteri de bana Cersei’nin Jaime’nin olduğunu sandığı hali gibi geliyor. Bu yüzden de seviyorum işte, sebepsiz. Üstelik Dorne kültürleri ilgimi epey çekiyor. Bunu en iyi şekilde görebildiğimiz karakter de Arianne.

Çok Yüzlü Tanrı adı gibi çok ilgimi çekiyor, kadim geliyor. Arya gibi minnoş bir karakteri okumakta ayrı bir keyif zaten. Braavos kısımları sahiden ilginç.

Jaime’nin bencillikten etrafa adalet dağıtmaya başlayan birine dönüşmesi, Daven muhabbetleri felan gerçekten hoş. Riverrun da yaşananlar tek başına yetiyor zaten. Blackfish’i de ufaktan görme fırsatını yakalıyoruz.

Greyjoy bölümlerini 2-3 tanesi hariç sevmiyorum. Brienne’in POVları sırf uzatmak amacıyla yazılmış gibi geliyor, aşırı durgun. A Storm of Swords’daki bölümler gibi dolu dolu sunulabilirdi hani.


#132

Jaime povları. Nedense bana hep RPG quesf zinciri gibi gelmiştir kendisinin POVları. Cersei’ninkiler de çok zevkliydi.

Brienne povları zaten sabır testi gibiydi. hiç önemli olay olmadan saçmasapan tasvirler, tam ilginçleşmeye başladığında bitip 200 Sayfa sonra devam edecek olması.


#133

Arya POV’ları elbette, hem sevdiğim bir karakter hem de Braavos ve Yüzsüzler ilgi çekici kısımlar.

Aleyne POV’ları da güzel geldi, Vadi’yi ve LF’nin oyunları görmek güzeldi.

Cersei de fena değildi, sıkılmadım; onun gözüyle olaylara bakmak zevk verdi.

Jaime’nin dönüştüğü şeyi ben de sevdim, yeni Jaime’yi görmek her daim keyifli.

Bunun dışında kalanları eh işte diyebilirim ama Greyjoylar ve Brienne çok sıktı be… Bir tek Euron sahneleri iyiydi, Greyjoylarda.


#134

Aynen aynen. Herkese içten içe gerizekalı demesi, ani çıldırışlarını falan her okuduğumda gülmekten ölüyorum. Kevan Lannister’ın ağızına payını verişi özellikle djdjdkdjjddk Bu arada A Feast For Crows POVları konusunda aşağı yukarı aynı düşünüyoruz.

Tespitlerinizle şaşırtıyorsunuz Symmachus bey. Harbiden öyle bak.


#135

Brienne de aynı şekilde. Ama Brienne dağ bayır boş gezmeli sıkıcı RPG questleriyken Jaime’ninkiler adeta bir Witcher quest serisinden fırlama.


#136

Brienne sıkıcı bir karakterken Jaime Geralt gibi çünkü. Brienne’i Assassin’s Creed Origins’ın vücut bulmuş hali ilan ediyorum. Üstelik Jaime ilginç hikayelerde rol alırken, Brienne adeta bir Assassin’s Creed yada ne biliyim işte Horizon Zero Dawn görevi gibi, birbirinin aynısı tamamen oyunu uzun göstermek için kurgulanmış amelelik şeyler.


#137

Allahtan Skyrim’e bağlayıp git Mehmet abinin kılıcını getir, git malbuş kap gel seviyesine düşmediler :/.

Aslında düşününce Asoiaf Evren’inde RPG çok iyi giderdi ha. Şöyle kendi savaşçı karakterini yaratırdın, serbest dolaşır, lordlardan görev alır, leydilerin gönlünü çelmeye çalışırdın falan.


#138

Dany’yi çeşitli işgencelere mağrus bırakırdın.
-Turgut Uç

Bende hep öyle düşünmüşümdür. Jon Snow POVları hakkımda bir benzetmeniz var mı peki? Ben hep büyülü bulmuşumdur. Hani evin içi aşırı soğukken, dışarı da karlar sel gibi boşalıyorken gıcırdayan menteşelerle donatılmış yatağına yatıp battaniyeni üzerine çekersin, seni öyle aman aman ısıtmaz ama o küçücük ısı bile seni inanılmaz mutlu hissettirir, derin düşüncelere iter ya hani. Jon Snow POVları da bana öyle hissettiriyor işte. Sıcak şarabın tadını kafanda canlandırırken, bir yandan da kaybettiğin aileni düşünmek, White Walkerlarla savaşmak ve yabanıllarla uzlaşmak vs. Beni en derin düşüncelere iten karakter POV’u Jonunkiler olmuştur hep.


#139

Öovvv bu nasıl belagattır böyle. Benim aklıma daha çok askerliğini Jandarma komando olarak yapan Mehmetçik geliyor :joy:

Bana da o tarz sıcak duyguları uyandırmak açısından her zaman Bran povları en iyisi olarak gelmiştir. Yaşı küçük bir çocuk, başka çocuklarla arkadaş olur ve maceraya çıkar. 80’li yıllardaki nostaljik fantastik kurgu eserleri gibi.


#140

İki saat ona uğraştım zaten, çaktırma :d daha öncesinde de aynısını kitapları okumuş bir Jon Snow fanıyla Jon hakkında konuşurken söylemiştim de, daha akıcı hale getirmek için kelimelerle süslememiştim işte :d

:joy: :joy: :joy:

Ben çocukluğumda hiç öyle bir eser tüketmediğimden yapamıyorum ne yazık ki. Bu arada Bran bölümlerinin konusu güzel, ama malumunuz çocuk olduğundan sağlam çıkarımlarda bulunmuyor ne yazık ki.