K'dath ve Stygai

//Zamanında K’dath’i ve Stygai’yi araştırırken Türk wikisinde bulunmaması beni bayağı zorlamıştı. Hem en sevdiğim iki sehrin ikisinin de wikisinin olmamasi beni üzdüğü için hem de benim gibi araştırma yapan olursa zorluk yaşamasın diye bu çeviriyi yaptım. Wikiye de ekledim ama Stygai’ye resmi koyamadim bir türlü :confused:

K’dath

K’dath Essos’un uzak doğusunda bir ovada bulunduğu varsayılan yarı efsanevi bir şehirdir.

Coğrafya

K’dath Kanayan Deniz’in doğusunda ve Shrykeslerin Bölgesi’nin kuzeyinde bulunur. Güneybatısında Beş Kale bulunur. Güneydoğusunda Kemikler Şehri ve Kuru Derinlik bulunur. Kuzeydoğusunda Gri Hiçlik bulunur.

Tarih

K’dath hakkında zamandan bile eski olduğu söylenir. K’dath’te deli tanrıların açlığını gidermek için ağza alınmayacak ayinler yapıldığı söylenir. Şehri güneyinde yaşayan ve tehlikeli oldukları söylenen Shrykesler bile buradan çok korkarlar.

Hakkında

“Böyle bir şehir gerçekten var mı? Eğer varsa, doğası nasıl?”

  • Üstat Yandel’in yazılarından

Kaynak: K'Dath - A Wiki of Ice and Fire


Stygai

Stygai, Gece Şehri olarak da bilinir, Doğu Essos’takı dağlık Gölge Topraklarında bulunan bir harabe şehirdir.

Coğrafya

Şehir Asshai’nin kuzeydoğusundaki Gölge Vadisi’ndeki Kül Nehri’nin ötesinde yatar.

Tarih

Stygai’nin lanetlenmiş ceset şehri olduğu söylenir. Ejderhalar ve şeytanlar gibi çarpık yaratıkların bu şehrin etrafında yaşadığı söylenir. Gölge bağcıları bile bu şehirden korkar. Stygai hakkında az bilinen şeylerden biri de Gece Şehri lakabını günün sadece çok kısa bir süresinde, öğle vakitlerinde, gün ışığı görmesi sebebiyle almasıdır.

Screenshot_2019-09-25-18-23-30-1

Kaynak: Stygai - A Wiki of Ice and Fire
Unseen Westeros on Instagram: “„Stygai“ created by Dziga Kaiser___________wie planen ein zweites Artbook mit neuen Motiven - schreibt uns, welche Stories Ihr gerne sehen…” (Fotoğraf)

7 Beğeni

Keske boyle yerleri dizide görebilseydik gelecek olan dizilerde boyle yerler var mi?

2 Beğeni

Bence buralar evreni büyük göstermek için ekleniyor. Görüneceğini pek sanmıyorum :pensive:

2 Beğeni

Bir teoride okumuştum,teori çok detaylı bir teori değildi daha çok varsayım gibiydi. Bran rüyasında kış ın kalbine bakmıştı ve dehşete kapılmıştı. Stygai ise Ateş tarafının kalbi olan şehir. Yazan kişi bunu hic bir aciklama vermeden yazmisti ama forumda buyuk cevherler var bunun altindan bir seyler cikarabilirler :smiley:

1 Beğeni

Neden olmasın? Gölge bağcıları bile korkuyorsa orada ciddi şeyler vardır. Ayrıca Hardhome ve Asshai’nin tuhafliklari birbirine benziyor. Hardhome da muhtemelen Buz’un kalbine çok yakın olan bir şehir.

3 Beğeni

Ben de bu tür başlıklara ne zaman devam edeceksin, diye sormayı düşünüyordum. Görünce memnun oldum, bilhassa bu iki şehir benim ilgimi çekiyor. Teşekkür ederim. :slight_smile:

K’dath ayrıca L.P. Lovercraft’ın kitaplarında da ismi geçen bir yer, Martin ismi buradan almış. Ideas of Ice and Fire kanalından çevirdiğim bir videoda diyordu.

Stygai(Cesetler Şehri/Gece’nin Şehri) ve K’Dath isimleri doğrudan Lovecraft’tan referanstır. Stygai, R’lyeh olarak anılırken K’Dath da Kadath olarak geçer, romanlarda. İki şehir de kötü niyetli ilahların yaşadığı kadim şehirler. Ayrıca Lovecraft ile ortak olan bir başka şey de Uyku ilahları (sleeping or dormant gods diye geçiyor.); Cthulhu gibi; insanların zihnine rüyalar gönderiyor ve kaosa bazen de deliliğe sebep oluyor.

Kantaşı İmparatorunun taptığı Siyah Taş ile bağlantılı olabilir mi, diye düşünmüştü tüm bunların.

Daima Kış Toprakları, buz’un kalbi ise bu iki şehir de ateş’in kalbi olabilir mi? Ateş deyince ister istemez böyle hep buzda olduğu gibi ateşli şeyler bekliyorum ve siyah/gece/ölüm gibi şeylerle anılması bu şehirlerin, daha çok buzu anımsattığı için de ateşle bağlantıyı kuramıyorum.

Ateşin şehri olarak hep Asshai’yi ve eski dönemlerde Valyria’yı görmüştüm hatta çok daha eskilerde Şafak İmparatorluğunu(en azından Kantaşı imparatorunun dönemini).

Belki bu iki şehir, aslında buz’un şehirlerindendir; korkulmasının ve gidilmemesinin sebebi budur? Beş Kale’nin bu şehirlerin olduğu tarafta kurulu olmasının sebebi bu şehirden/taraftan geleceklere karşı önlem için olabilir? Melisandre, düşmanın adamları/hizmetkarları olduğunu ve çalıştıklarını falan söylüyordu, sadece Ötekileri kast ediyor olamaz. Benedoq muydu neydi diğer rahibin ismi; o da Dany’nin düşmanlarını anlatırken işte bu büyük ötekinin adamları olduğu iması vardı. Haliyle bu tipler bir yerlerde yaşıyor olmalı? FM’ler olduğunu düşündüm ki hala düşünüyorum ama başkaları da olabilir.

1 Beğeni

K’dath olabilir. Ama Stygai konusunda emin değilim. Stygai Beş Kale’nin doğusunda olsa da Beş Kale direkt onun önünde engel değil. Asshai’ye gidebilen herkes cesareti varsa -ki kimsede yok- Stygai’ye gidebilir. Ulaşım engeli yok.

Bence GRRM buzun da ateşin de sıkıntılı olduğunu belirtiyorsa her iki tarafın kalbinden de korkulmasi lazım. Valyria (eski dönem, şimdi degil) ve Asshai seyahat engeli taşımayan ve gayet rahat gidilebilen, ticaret yapılan ve tekinsiz insanlar da olsalar insanların yasadigi yerler. Ateşin şehri olmak için yetersiz gibi geldi. Yukarıda da söylemiştim. Asshai daha çok Hardhome’a benziyor. Gidilebilen ama ürkünç.

Anladım, olabilir, evet mantıklı gayet. Yine de şu şekilde de olabilir, bir ihtimal…

Şimdi ölüm insana korkunç gelir ve tabii olarak da ölümü gören korkar ve yüreğine dehşet saçar. Bran’ın ölümü görünce dehşete düşmesi ve uyanınca da kurduna Yaz demesi bundan olabilir, diye düşündüm. Yaz, R’hllor tarafının vaadi ve yaşam demek. Yaşam da tatlıdır insana, korkmazsın. Bu yüzden kışın kalbi kadar korkunç olmayabilir ateşin kalbi?

Bu arada sen benim Demonik Varlıklar serimi okudun mu? 1. yazıyı tavsiye ederim. Yaz-Kış meselesine biraz farklı bir bakış geliştirmiştim.

Not: Stigya, Conan Evreninde yani Hyboria çağında büyücüleri ile ünlü büyük ve güçlü bir ülkeydi. Kelime benzerliği ve esinlenmeye dikkat edilebilir.

2 Beğeni

Biz hikayeye hep ateş tarafindan baktık. Hiç buz tarafından bakmadık. Buz tarafındakiler de kışın yaşam vaadi olduğunu savunuyordur. Melisandre çok şey bildiğini sandığı için doğal olarak biz de çok şey bildiğimizi düşünüyoruz. Ama bizim bildiklerimiz ateş tarafınin bakış açısından ibaret (ki bunu bile bilmekten uzağız bence). Bu nedenle ben buna katılmıyorum. Ateşin kalbinin yaşam sunup buz tarafinin ölüm sunması diye bir şey olduğunu söylemek için daha erken bence.

1 Beğeni

Evet, olabilir. Yani sonuçta onlar da “biz ölüm vaat ediyoruz, amacımız budur” diye gezinmiyordur muhtemelen. Lakin şöyle bir şey olabilir; R’hllorcular hayata takıntılı tipler ve Ötekiler ise tersine ölüm ile de barışık tipler olabilir, FM gibi. Ateş gözünde buz ve soğuk, ölüm çünkü insan öldüğü zaman gerçekten soğur yani. Ve Ötekiler geldiğinde de birileri çoğu zaman ölür ve kış da beraberinde geldiği için kış, kar, soğuk ölüm demektir ki Jon da söyledi bunu; Sur ötesinde kar, ölüm demektir. Sur gerisinde de kış çok farklı bir şey ifade etmez. Yani tamamen kar, kış, soğuk, ölüm ve bunlardan var olmuş Ötekiler var karşımızda, bu yüzden Ötekiler ölümün vücut bulmuş hali Kızılcıklar için. Yaşam da sıcaklık demektir ve bu yüzden yaşam ve ateş aynı şey. AA’nın yanında savaşan ve ölenler, yeniden dirilecekmiş bitmeyen yaz geldiği zaman misal… Aslında yaz’ı yaşam, kış’ı ölüm olarak yorumlar isek Ötekiler sonsuz ölüm vaat ediyor(yani öldünüz mü bitti, ölü kalacaksınız), biz yaşam vaat ediyoruz(ölseniz de dirileceksiniz) diyorlar gibime geliyor.

Yani onların bakış açısı çok yanlış değil, doğru bir şekilde lanse etmişler diye düşünüyorum eğer GRRM bu mantıklı işledi ise konuyu.

Ben buz ve ateş arasındaki savaşın simgesel olarak yaşam-ölüm arasındaki savaş olarak gördüm. İnsan ölmek istemez, ölümden nefret eder ve ölümü temsil eden her şey bizim için tü kaka ve tehlikelidir; ÖTEKİDİR. Bu ifade doğru yalnız bak, efsaneler, mitler, masallar, demonik varlıklar ölümdür ve Öteki olarak ifade edilir, görülür. Karanlık Dünya’dan gelir bu yaratıklar. GRRM de Ötekileri bence bu mantık üstüne inşa etti.

Bu yüzden Ötekilerin asla yok edilemeyeceğini savunuyorum, zira ölüm de yaşam gibi hayatın bir parçası ve kabul edilmeli; zaten ölümü yok edemezsin, kimse sonsuza kadar hayatta kalamaz. Ateş tarafı bununla mücadele ediyor işte, ölümden korkuyor, ölmek, ölü kalmak istemiyor. Zaten ilk Uzun Gece sonrası Ötekilerin yok olmadığını gördük, sözde yenmişler ama bence ortada bir zafer yok. Sadece 5 bin yıl sonra tekrar geliyor olmaları değil, NK hikayesine bakar isek hala ara ara yüzlerini gösteren tipler bunlar, eğer NK hikayesi söylendiği gibi Uzun Gece sonrası yaşandı ise…

GRRM karanlik-aydinlik meselelerini klişe bulmuyor muydu?

Eğer gerçekten senin düşündüğün gibi yasam-olum konseptiyse sonsuz yaşamın da sağlıksız olduğunu işler bence GRRM. Qarth’taki ölümsüzleri gördük sonuçta. Sonsuz yaşamın en az ölüm kadar kotu olduğunu ima etmek istiyorsa yazar, bence buz ile ateşin kalbini eşit derecede korkunç yapar.

Ya da belki de düşüncemiz en baştan yanlış. Buz ve ateşin kalbi belki de bir şehir değildir. (En azından bizim düşündüğümüz anlamda.) Bunu da bilemeyiz.

O, iyiler “aydınlık” kötüler “karanlık” şeklinde bir mantığı kilişe buluyor. Herkesin içinde iyi ve kötü vardır ve tabii olarak da iyi ve kötü şeyleri aynı anda yapabiliyorlar.

Bu yüzden karanlık ne kötü, ne de aydınlık iyi denemez. Aydınlık-Karanlık kısmı bizim algımız ile ilgili… Karanlık kötüdür çünkü ölüm getiren yaratıklar oradan çıkar (Ötekiler, karanlık çökünce ortaya çıkar zira buz olduklarından güneşten eriyor)… Yaşam ise ancak aydınlık içinde bulunur… Bu biz insanların mantığı. Bu seride kişilerin bakış açısını da görüyoruz bu yüzden kafa karıştırabilir demek istediğim.

Özetle adam, iki tarafı da iyi-kötü karışık yapabilir ama karakterler bu tarafları kendi bakış açılarına göre yorumlar.

Ya da belki de düşüncemiz en baştan yanlış. Buz ve ateşin kalbi belki de bir şehir değildir. (En azından bizim düşündüğümüz anlamda.) Bunu da bilemeyiz.

Elbette. Sonuçta bunlar sadece yorum. Her fikir ve kuram doğru çıkacak olsa kitabı okumamıza gerek olmaz, biz yazmış kadar oluruz. :slightly_smiling_face:

1 Beğeni