Kemal Sunal Filmlerinde Natuk Baytan Ekolü


#1

Bu başlığı neden açtım ? niçin açtım ? izaha gerek yok ! Dizi cephesi durgun,Kitap cephesinde tıkk yok ; Millet tekrara düşmekten sıkılmış gibi gözüküyor,bu yüzden açtım…

"Sinemamızın unutulmaz komedi oyuncusu Kemal Sunal’ın usta yönetmen Natuk Baytan ile çektiği 10 adet film, biçimsel ve içeriksel özellikleri ile sanatçının filmografisinde ayrı bir yer teşkil etmektedir. Birbirlerine çok benzer unsurlara sahip olan bu filmler, Kemal Sunal’ın en sevilen ve izlenen çalışmalarından olup, ayrıca incelenmeyi hak etmektedirler. Söz konusu filmler yapım yılı itibarı ile şunlardır:

Sahte kabadayı (1976)

unnamed

Sakar şakir (1977)

20180807_14_33_20

Avanak Apdi (1978)

images

Korkusuz Korkak (1979)

20180807_14_35_14

Gerzek Şaban (1980)

images(1)

Üç kağıtçı (1981)

images(2)

Yedi bela hüsnü (1982)

images(3)

Tokatçı (1983)

images(4)

Atla gel şaban (1984)

images(5)

Tarzan rıfkı (1986)

images(6)

Filmlerin tamamı Cem Film ve Cumhur Film adlı firmaların prodüktörlüğünde çekilmiştir. Senaryolarda ağırlıklı olarak Suavi Sualp ve Erdoğan Tünaş isimleri göze çarpmaktadır. Natuk Baytan da iki filmin (Üç Kağıtçı ve Tarzan Rıfkı ) senaryosunu bizzat kaleme almış,Sakar Şakir 'in senaryosunu da Suavi sualp ile birlikte yazmıştır ayrıca bu filmlerde küçükte olsa rol almıştır…

Yedi bela hüsnü filminde duraktaki adam (Beyaz pardesulu)
images(3)

Avanak apti de banka müşterisi (Kemal sunal’ın baktığı adam)

images(2)

Sakar sakir de emlakçı zihni (Sırtı dönük)

images(5)

Sahte kabadayı da Muhtarım adamı ( Gözlüklü)

images

Biçimsel açıdan inceleme

Filmlerin tamamında, Natuk Baytan’a özgü teknik anlatım özellikleri hâkimdir. Hepimizin bildiği gibi, Natuk Baytan sinemasının en önemli özelliği şaryo ve dinamik kamera kullanımıdır. Kamera sabit değildir; oyuncuları sürekli takip eder ve farklı çekim açıları mevcuttur. Sinema emekçisi ışık şefi Turgut Köse’nin de belirttiği gibi, Natuk Baytan Türk Sineması’nda şaryoyu en iyi kullanan yönetmendir ve çok planlı sahneyi tek planda bitirir. Necip Sarıcıoğlu’na göre de Natuk Baytan şaryo kullanımını filmin değişmez bir unsuru haline getirmiştir.

İçeriksel açıdan inceleme

Yüzeysel bir göz gezdirme sonucu filmlerin içeriğine ilişkin en belirgin husus, filmlerin hemen hemen tamamında komedinin bir türü olan “fars”ın kullanılmış olmasıdır.

Fars güldürü öğeleri olarak şu örnekleri verebilirim: Surata pasta fırlatmak, ateş edip karşıdakinin pantolonlarını yere indirmek, kovalamaca sahnelerindeki çeşitli komik durumlar (boyacının boya kabının kovalayan kişinin başına geçmesi gibi), Cüneyt Arkın’ın komedi içeren dövüş sahnelerinde iki kişiyi kafa kafaya tokuşturması ve tokuşan oyuncuların kol kola girip sarhoş gibi yalpalaması, oyuncunun kafasına kibrit sürterek sigarasını yakması gibi vurdu-kırdı sahnelerindeki bin bir türlü atraksiyon farsa örnek teşkil edebilir. Bir başka ifadeyle fars, kara komedinin zıttıdır.

Bu açıklamalar ışığında rahatlıkla söylenebilir ki, Sunal-Baytan filmleri fars türünü temel almış, farsı benimsemiş filmlerdir. Bu filmlerde amaç, sadece ve sadece güldürmektir. Olaylar, dünyanın herhangi bir yerinde geçebilecek yapıya sahiptir. Atla Gel Şaban filmi istisna; ülkenin sosyal, siyasal, ekonomik yapısına ilişkin gönderme veya eleştiri yok denecek kadar azdır. Söz konusu filmlerin çoğu, 1970’li yılların sonu ve 1980’lerin başı itibarı ile; yani oldukça çalkantılı ve sancılı bir dönemde çekilmiş olmalarına rağmen yaşanan terör, karmaşa ve kaos ortamına doğrudan ve dolaylı değinilmemiştir. Bu tabii ki bir eksiklik veya kusur değildir. Bir tercih meselesidir. Kuvvetle muhtemel, üzerine karanlıklar çökmüş ülke insanını bir parça güldürmek ve rahatlatmak amacı güdülmüştür.

Sakar sakir filminin kamera arkası 1977 ( Natuk baytan filmin konusunu soran gazeteciyle ağır maytap geçmiş.fırsatınız varsa içeriği okuyun )

Filmlerin tamamında rahatlıkla tespit edilecek bir başka özellik, absürt mizah anlayışıdır. Öncelikle söylemek gereklidir ki, bu filmlerde, düz mantıkla bakıldığında kabul edilmeyecek nitelikte saçmalık veya olağanüstülük içeren tipleme ve durumlar; filmin kendi iç mantığı içerisinde asla sırıtmamakta ve oldukça mizahi durmaktadır. Sunal’ın Gurbetçi Şaban ve Ortadirek Şaban adlı filmlerindeki absürt mizah anlayışı seyirciye “hadi canım sen de, bu kadar da olmaz” dedirtecek cinstendir; Natuk Baytan’lı filmlerde ise seyirci bütün saçma ama matrak durumları hiç sorgulamadan zevkle ve kahkahalarla izler.

Absürt durumlara örnek olarak; Sahte Kabadayı filmindeki papağanın bir insan gibi konuşması ve fikir yürütmesi, Gerzek Şaban’da Sunal’ın bir yumrukta 100 küsur kiloluk Yadigar Ejder’i havalandırması, Korkusuz Korkak’ta kiralık katilin kurbanına hasta yatağında bakması, Tokatçı’da Karbonat Erol’un yanında konuşulan ve içinde Türkçe kelimeler de geçen uyduruk Japonca’yı yutacak kadar saf olması, Atla Gel Şaban filminde, minibüste belirli koşulların aynı anda bir arada olması halinde Kemal Sunal’ın altılı ganyan tahminlerinde isabet sağlaması gösterilebilir.

Çizgi film mantığı ve kalıpları da sıklıkla rastlanan bir başka öğedir. Klasik çizgi filmlerin çoğunda görülen ana tema bu filmlerde de kullanılmıştır. Dünyayı ele geçirmeye çalışan kötü adamların veya ezeli rakibini yakalayıp yemek amacında olan çizgi film karakterlerinin (Tom, Slyvester gibi) sürekli yeni bir yöntem deneyip bir türlü hedefe ulaşamamaları; kendi kazdıkları kuyuya kendileri düşmeleri gibi bu filmlerde de Kemal Sunal sürekli ele geçirilmeye ve tuzağa düşürülmeye çalışılır. Çoğu kez mafya ile başı derde girer, mafya çeşitli yöntemlerle Sunal’ı alt etmeye çalışır. Kimi zaman kiralık katil tutulur, üzerine piyasanın en gaddar kabadayıları salınır. Bazen de bomba ile imha edilmek istenir. Ne denenirse denensin, Sunal bütün tehlikelerden kurtulur veya haklı çıkar. Şans ve tesadüfler, Kemal Sunal’ın en büyük gücü ve yardımcısıdır. Sahte Kabadayı filminde azılı kabadayı Susta Kazım’ı; Avanak Apti’de de Barut Osman’ı tamamen şansının yardımı ile saf dışı bırakır. Yedi Bela Hüsnü filminde de Karamürselli Deli Hamdi, Sunal’ın yüzünü hiçbir zaman kara çıkarmayan şansının kurbanı olur. Üç Kağıtçı filminde, sahte bir üfürükçü olarak tam foyası meydana çıkacakken, iyileştirmesi için kendisine getirilen hasta elindeki oyuncak yılanı görür ve korkudan kendiliğinden ayağa kalkar. Şunu da vurgulamak gerekir ki, Sunal aslında hiçbir yeteneği olmayan hatta saf ve enayi birisidir; görünmeyen bir güç, iyilik meleği gibi film boyunca Sunal’ı kötülüklerden korur. Çoğu kez de, şansı yanında rakiplerinin bir takım zaaflarını da istismar eder. Sahte Kabadayı filminde Dikiştutmaz Sabri’yi nasırına basarak etkisiz hale getirir; hapishane de koğuş ağasının kendisine dokunulmasına olan zaafını keşfeder. Korkusuz Korkak’ta ise, bu kez Ayı Abbas’ın limona olan alerjisi imdadına yetişir.

Sürekli yeni bir yöntem deneyip hedefe ulaşma kalıbı, sadece Kemal Sunal üzerinde denenmez. Yedi Bela Hüsnü filminde bu kez Kemal Sunal, sevdiği kız Oya Aydoğan’ı elde edebilmek için Şevket Altuğ’un yönlendirmesi ile çeşitli usullere başvurur. Şevket Altuğ ve Kemal Sunal ikilisi, Tokatçı filminde de şeytanın bile aklına gelmeyecek formüllerle kötülere tokat üzerine tokat atarlar.

Ayrıca bu filmlerde elinde bomba patlayan, uçurumdan aşağı yuvarlanan karakterler hayatta kalmaya devam etmektedir ki bu da ancak çizgi-filmlerde rastlanabilecek bir mizahi durumdur.

Kız İsmet, Marmara Kazım, Vagon Necmi, Komodin Bahattin, Gardrop Fuat, Gerzek Hamdi, Şişçi Coşkun, Sansar Selim, Bombacı Mülayim, Manyak Rıfat gibi birbirinden komik lakaplar da bu filmlerin olmazsa olmazlarındandır.

Dikiştutmaz Sabri (Sahte kabadayı)

Gardrop Fuat (Sakar şakir )

indir

Urfalı apti (Avanak apti )

20180807_14_25_05

Gaddar kerim (Korkusuz korkak )

Kız ismet (Yedi bela hüsnü )

hqdefault

“Ağzının tavanına salıncak kurup sallana sallana… “, şimdi ananı laciverte boyadım”, “şimdi bademciklerini alacağım senin”, “hamam kurnası gibi delerim”, “çimento torbası gibi dışarı fırlattı” gibi birbirinden yaratıcı, komik biraz da müstehcen bir “bitirim“ ağzı da, filmlere dair hemen farkına varılabilecek ortak özelliklerden bir diğeridir.

Sonuç

Sinemamızın iki usta ismini bir araya getiren bu 10 film, kimilerince Kemal Sunal’ın en güzel filmleri olarak kabul edilmektedir. Şurası bir gerçek ki, bu filmler sinemamızda o güne dek benzeri olmayan bir mizah stili yaratmıştır. Günümüzde dahi bu komedi anlayışına ve lezzetine sahip filmler çekilememektedir. Bu apayrı bir tarz olup; tamamen Kemal Sunal, Natuk Baytan ve ekibine özgüdür. Sinemamızın bir dönemine damgasını vurmuş; sinemaseverlerin belleklerinde silinmez anılar bırakarak esip geçmiştir. Uzun yıllar daha izlenmeye, izleyiciyi neşe ve kahkahaya boğmaya devam edecektir.

Evett Bu filmler hakkındaki görüşlerizi alayım ? Aklınızda kalan Sahne/Replik varsa, o da olur.Hadi ilk kurşunu ben sıkayım :

Yedi Bela Hüsnü

"Kadın : manyak sensin. senin gibi sapıklar yüzünden koca bulamayıp evde kalıyoruz.

Hüsnü : sende bu surat varken evde değil oda da bile kalırsın."

Korkusuz Korkak

"Genç kadın: bilmedik mülayim senin kıymetini ah bilmedik bilemedik.

Yaşlı tombul teyze: baya yakışıklıydı mülayim. o gözler, o dişler, o burun. lokum lokum…

Ortanca amca : sahi mülayim öyle miydi?..

Yaşlı amca : yahu adam buradayken yüzüne bakmazdiniz. şimdi mi kıymetli oldu. herif zirdeli yav!.. 4 milyonu şak diye kenefe bağladı.

Genç kadın : paraya önem vermeyen erkek aşka önem verir…ahh mülayim.ahh "

Sakar şakir

Ali şen : Hasan emmi oldu dee mi ?
Hizmetçi : Hayır olmedi…

Ali şen : Nsl ölmezzz ? ölmesi lazım !!
Hizmetçi : Aaaa…ne bileyim ben.

Hasan emmi : Haah iyi ki geldin.Ahirete göçüm yakın.sana vasiyetimi bildireyim…Apartmanları ve dükkanı kayserideki yigenim şakir’e bırakıyorum.sana bankadaki ahhh bankadaki…

Ali şen : Evett emmii bankadaki ?

Hasan emmi : Sana da bankadaki 1000 lira mı fakirlere dağıtmak düşüyor.(ölür)

Ali şen : Neee bagan bi sey bırakmadan ölürsün haa diril ulan dirilll ne kaldığını söyle…söyleee!!

Hasan emmi ( hortlar ) : Bi b… kalmadı !!


#2

Bu adamla büyüdük ya, saygı ve sevgiyle anıyorum. :slight_smile:


#3

Amin.Aslında daha eli,yüzü düzgün bir paylaşım yapmayı düşünüyordum.Daha detayla çünkü arkadasta benim gibi Tdk’a tepki diye dogmus ama sonradan vazgectim.Yukarida bahse gecen 10 filmin 6 da mafya ile dalga geciliyor hani tabiri caizse yerin dibine sokuluyor isin ironik yönü bu ekol ünlü kabadayı Dündar kılıç (Alaattin çakıcı’nın eski kayın pederi) sayesinde başlıyor.

Ertem eğilmez kesfettigi oyunculardan boş senet alıyor.onların baska sirketlerde calısmalarına izin vermiyor.(Tarık akan’la da bu yuzden papaz olmuslar ) Belki kendine gore haklıydı ama birde isin Ekonomik yönü vardı.Kemal sunal aylık üzerinden çalışıyor ve düşük ücret alıyor.Filmlerin kaymağını arzu film yerken o geçim sıkıntısı çekiyor.iste böyle sıkıntılı bir dönem de Cem film’den teklif alıyor.Cem filmin sahibi Dündar kılıç’ın agabeyi Yahya kılıç oluyor ! Rahmetli senet isini anlattıktan sonra bunlar olaya el atıp Ertem egilmez den senetleri zorla alıyorlar ve isin basınada Kara murat,Battal gazi gibi kült filmlerin yönetmeni Natuk Baytan’ı getiriyorlar.Bu fotograf o gune ait : Rahmetlinin yanındaki beyaz saçlı Adam Natuk baytan.Natuk baytan’nın karşısında da Yahya kılıç oturuyor…

images

Yani gülüp gectigimiz filmlerin arka planında dram var.Allah hepsine rahmet eylesin.Onlar sayesinde güldük,gülmeye devam ediyoruz eee tabi arada düşünmeyide ihmal etmiyoruz :grin:


#4

Natuk Baytan’ ın lakabı şaryo natuk’ tur. Şaryo denilen aktüel kamera ile oyuncunun hareketini ve yürüyüşünü takip etme ekolü Got’ un bi bölümünde de kullanılmıştı.

Bu sahnede Natuk Baytan’ ın kullandığı şaryo çekim tekniği kullanılmış mesela.

Dün Sakar Şakir’ i seyrettim :smiley:

-Niye iniyon lan Mustafa ? işi mi bırakıyosun ?? kjajhgsahsgda


#5

Vallahi bilmiyordum, gerçi ailesi bir ara bir şeyler söylemişti galiba, hala para kazanıyorlar babamdan bize bir şey koklatmıyorlar cinsinden diye yanlış hatırlamıyorsam ama zaten bu eğlence dünyası çok acımasız bir alem… Bazı ülkelerde durum daha korkunç diye biliyorum.


#6

Sana daha ilginc bir sey soyleyeyim ; Breaking bad’in korkusuz korkak’tan esinlendigini biliyor muydun ? Walter reyiz kanser oldugunu ogrendikten sonra cozutuyor bizim bombacı mulayim de ölecegini ogrendikten sonra birde Sahte kabadayı da Babanın oglu kemal Tv da bonanza izlerken onu oldurmeye gelen katiller Tv’nun sesinden tırsıp don atlet kaçıyorlar bu sahnen bire bir aynısı Evde tek başına filminde geciyor.Bildigin bizden araklamīslar.Bunlar gibi daha cok ornek var da iste bizim millet anca Hollywood’a ozensin…

Anlattigim olayı hem eşi söyledi hemde arzu filmin kadrolu oyuncuları zaten Ertem egilmez’in oglu da inkar etmiyor.Babamdan senetleri zorla aldılar diyor.Senin bahsettigin mevzu telif.O ayrı hikaye.Tv da Yayinlanan filmlerden para almalari lazim,almiyorlar.ona dert yanmislar.Bu senet mevzuna Tarık akan da deginmis…

"Arzu Film’deyken 1972-1980 arası,Kemal’e dışarıdan çok büyük teklifler geldi,film şirketleri büyük paralar teklif ettiler.Evler,arabalar,Arzu Film’den aldığı paranın on katı yüz katı daha büyük paralar teklif ettiler,fakat Ertem Eğilmez bırakmadı Kemal’i.Arzu Film’den ilk kopan Zeki Alasya&Metin Akpınar oldu arkasından ben,benim arkamdan Kemal Sunal koptu.Kemal Sunal’ın kopmasıyla zaten Arzu Film hegemonyası da çöktü.Piyasadaki o büyük hegemonya çöktü.Arzu Film’den ayrılamamasının en büyük nedenlerinden birisi Kemal’in çok sağlamcı,garantiyi seven bir insan oluşudur…Orada bir garantisi vardı.İkincisi Ertem Eğilmez’in,“Arzu Film’den ayrılırsan sana piyasada,iş verdirtmem,benden daha iyisini bulamazsın,aç kalırsın!” tehdidiydi.Bir süre sonra Kemal bunlara karşı da direnç gösterdi.Kemal’in elinden açık senetler almış Ertem Eğilmez.Üzerinde rakam olmayan senetler.Biz Kemal’e çok kızdık,“Nasıl bunu yaparsın.Bir insan bir insanı ancak randevu evinde senetle çalıştırır,sen kimsin ki senet veriyorsun”,dedik.Ve o senetleri de geri alamadı uzun bir süre.

Sonra Kemal Sunal Dündar Kılıç’ın kardeşi olan Yahya Kılıç’la filmlere başladı.Yahya Kılıç,bu senetleri geriye alabildi"