Kibar Adalar

Kitabımın önemli bir ögesini ve bunun arkaplan geçmişini paylaşmak ve fikrinizi öğrenmek istedim.

Kibar Adalar:
Rornal denizinde yer alan Kibar Adalar ilk kitabın geçtiği Nehantis’in güneyinde yer alır, Nehantis iki kıtayı bağlayan bir köprü gibi olduğu için güneyi tamamen Rornal’a kizidir. Kibar Adalar 5 adadan oluşur, her ada bir şehirdir. Ada asma bahçeleri ile ve güzel kadınları ile yabancıların deyimi ile “Kibar” erkekleri ile meşhurdur. 3 meclis dönemi denilen ve Dünya’nın tamamının birbirine bağlı 3 meclis tarafımdan 3 kıtanın tek krallık olarak yönetildiği dönemde Neakna meclisi denilen orta kıtadaki meclisin liderleri tarafından adaları fethetmesi için Kızıl Lord isimli, Nehantis güney kıyılarının Lord koruyucusu Ednar Kızılkütük görevlendirilmişti. Kızılkütük adalara yelken açtığında sancagına barış bayrağı asılıydı tabi. Ada halkı barış yanlısıydı ve 10 Ses inancının seslerinden Sevgi asma ses olarak kabul görülürdü. Ednar kıyıya vardığında onu adaların baş rahibesi Vilvia Sarnta karşılamıştı. Vilvia güzeller güzeli ve bakireydi, Sevgi rahibeleri sevişmeyi ve sevgiyi öğretir ancak bekaretlerini korurlardı. Adalar kültürünü korumak istiyordu, Orta Kıta kültürünü istemiyordu, Vilvia sahip oldukları saflığın güzelliğini göstermek için adalarda 1 yıl yaşamasını teklif etmişti. Ednar bir yılda fahişeler, şaraplar ve adamın sanatları içinde yaşamıştı, hayranlığı söz verilenden fazla seviyeye gelmişti. Ednar da bir hayranlık uyandırmıştı, Vilvia bekaretini Kızıl Lorda vermişti ve efsaneler adayı asıl kurtaramı ikisi arasındaki aşk ve sevgi olduğunu söylerdi. Doğruluğu kanıtlanmamış olsa da Lord Ednar ve Rahibe Vilvia’nın şu an sevgi tanrı ve tanrıçalarının arasında yer aldığı söylenir.
Kibar adalar Ror (Aslan/Güney) kültürüne mensup olmasına rağmen bahsedilen kültürden etkilenmek yerine o kültürü etkilemiştir. Adalılar Kızıl, Sarı veya Kumral saçlı, beyaz tenli ve yeşil ya da mavi gözlüdür, saçları düzdür ve tüm bu genler hala saf haldedir. Ada eğlence ve cinsellik krallığı olarak görülür.

İçerik Lysı andırıyo. :smiley: Bir de resim paylaştında süper olur. :slight_smile:

Ek bilgi: Kızılkütükler ve Kibar Adalar asırlardır etkileşimde kalmıştır bu yüzden Nehantis krallığı biraz vahşi ve avcı bir kültüre sahip de olsa Kızılkütük hanesi asaleti ile meşhurdur hatta bazı kültürler tarafından Kibarkütük olarak anılır. Ilk kitabtaki Nehantis kraliçesi bir Kızılkütük’tür.

Baya güzel, eline sağlık.

Resim yok. Fikir ben kitabı okumadan önce vardı kafamda. Yaz Adalarına daha çok benzettim okuduktan sonra ayrıca benzer kültüre sahip bölgeler gerçek tarihte de var diye biliyorum.

Yanlış anlama. Beğendim de böyle harita falan olaydı. :slight_smile:

Bu arada ilk kitaptaki kraliçe Kızılkütük olduğu ve kral ölü olduğu ve varissiz olduğu için Nehantis Kızılkütüklerindir. Eski kralları Kükreyenayı hanesindendir.

Harita var ama deftere çizili şu an. Yazın blog açacam bir tane. Orada birkaç karakter çizimi bile yer alacak. Haritayı da koyarım çizebilirsem.

Bence yanına profesyonel bir grafiker bul ve haritayı, karakterleri vs. tasarılarına göre kaliteli olarak çizdir. Yapılan işi ciddileştirmiş olursun böylece.

Aynen bir harita şart. Yaza kadar GoT fırtınası geçecek bu forumdan. Beni o zaman düşün.

Lys’e benziyor hakkaten. Ordada da var aşk tanrıçası. Ellaria Kum tapıyor.

off-topic: Lys bana Kıbrıs’ı hatırlarttı şimdi…

Orda da Afrodit var çünkü…

Daha iyisini yapıp kendim çizerlik ve keman öğrenecem bu yaz ve kitabım için resim ve müzikler çizecem. Hatta aşçılık bile öğrenmeyi düşünüyorum bu kitap işi için.

Müzik çizilmez gerçi :stuck_out_tongue:

Ben böyle birsey yazsam. Rpg oyunun birine girer karakter yaratmada randoma basar karakterleri oyle yapardım. :smiley:

Bu kitap yazma olayı aslında Avatar ile alakalı bir roleplay forumunda başladı bende. Ilk önce Avatar’a bir yan hikaye yazmıştım, yeni ve geri planda bir karakter. Daha sonra o karaktere kendi evrenini verdim, evren o kadar büyüdü ki karakter yok oldu, sadece evren kaldı, şimdi o evrenin hikayelerini yazıyorum ve bahsettiğim karakter hiçbir hikayede yok :frowning:

İlgi çekici oluyor, böyle paylaşmaya devam et sen. Hem fikirlerimizi söylemiş oluruz.

çıktığı zaman serinin bir nüshasını hediye edersen ben sana keman öğretirim :smiley:

iyice cimri oldum :stuck_out_tongue:

ya aslında ben de bazen amatörce yazmayı düşünmüyor değilim ama beni en çok düşündüren isim konusu.
mesela kibar adalar kıbrısa benzetiliyorsa (rastgele atıyorum) kibar adalar’daki yer,kişi,nesne vs. isimlerin de kıbrısta kullanılan dilin ve şivenin biraz değiştirilerek isimlendirilmesi çok mantıklı olur bence.bunu en iyi başarabilen tolkien.

Yeni bir dünya yaratıp ona varolan ile biraz benzerlikler taşıtmak yerine niye varolanı değiştireyim? İsimler kıçımdan gelmekte ama gerçeklik ile benzerlikler taşıyor. Mesela Hes kültürü (Batı/Yılan) biraz daha sıcak bir kültür. İsimler Ju-İndalir falan gibi mesela ya da Hu-Andalen, aradaki - de hığğ sesi katıyor, Juindalir değil de Juğhindalir falan diye okunuyor mesela. Orta Kıta Wufror (Kuzey-Güney/Dev) kültürüne sahip o yüzden isimler uzun ama okunuşları Avrupai, mesela Lunelitius, Niralnelen, Hullenor falan. Rah kültürü (Doğu/Ejderha) henüz bir isim yapısına sahip değil ama büyük ihtimalle Roma isimleri gibi yapacam (Sextus, Galius, Julius) çünkü Ror kültüründen gelen ana karakter Vollis isimli ve diğer karakterleri de Galais, Julais falan yapacam heralde. Wuf (Kuzey) ve Ror (Güney) kültüründen karakter yok ve bahsettiğim kültürler genelde ada kültürü zaten o yüzden fazla uğraşmadım henüz.
Bu arada isimler tamamen anlamsız ve bunun da çok güzel bir sebebi var.

merak ettim o sebebi

İnanca göre isimler anlamsız olmalı, ismin sahibi o isme yeni anlamlar katmalı, yani isimler anlamsız ama benzer ismi taşıyanlar çok var ve ismin anlamı mesela çiçek falan değil o tarihi kişi oluyor genelde. Mesela Valanir, tarihte Fatih Valanir, Haydut Valanir falan gibi isimler var bir sürü.

mesela benim aklıma ‘fatih’ dendiği zaman fatih sultan mehmet’in gelmesi gibi mi?

Bir nevi