Kışyarı Gül'ü "Stark Soyu"

image

Hepimiz Kışyarı Gül’ünün hikayesini biliyoruz. Hikaye doğru ise Stark soyu, bir noktadan sonra kızdan devam etmişti. Haliyle GRRM’in bu hikayeyi anlatmasından yola çıkarak aynı şeyin tekrar olacağını ve bu kızın Arya ya da Sansa olacağını düşündük. Sonuçta ikisi de Kışyarı’nın iki kızı.

Gelin hikayeye bakalım.

Jon, Sur ötesine gittiğinde Ygritte’in olduğu öbeğe saldırıyor ve kızı esir alıyor. Jon kıza ismini soruyor ve sonra o da Jon’a ismini soruyor.

“Benim adım Jon Kar.”

Kız geri çekildi. “Şeytani bir isim.”

“Bir piç ismi,” dedi Jon. “Babam Kışyarı Lordu Eddard Stark’tı.”

( Yabanılların, piçlere “olumlu” bakış açıları düşünülür ise Ygritte’in ona “şeytani isim” demesi, genelde okuyucular tarafından garipsenen bir şeydir. Jon ismine mi Snow ismine mi yoksa Jon Snow ismine mi bu ifadeyi kullandığını bilmiyoruz. Evet, aslında konunun geneli için çok önemi olan bir ayrıntı ve soru değil kanımca ama dayanamadım, buraya da parantez açıp belirtmek istedim. :smiley: )

Gelelim asıl konuya. Jon, çok lazımmış gibi kimin piçi olduğunu ve evini söylüyor. Hatta kardeşlerden biri “o seni değil, sen onu sorgulayacaksın, unuttun mu?” diye araya girip, uyarıyor. Yani az önce öldürdüğün ve öldürmek üzere olduğun düşmanla havadan sudan sohbet etmeye başlamak vs. saçma bir harekettir.

Daha sonra aşağıdaki konu geçiyor.

“Akrabaların mıydı?” diye sordu kıza sessizce. “Öldürdüğümüz iki adam?”

“Seninle ne kadar akrabaysak.”

“Ben mi?” Kaşlarını çattı. “Ne demek istiyorsun?”

“Kışyarı’nın piçi olduğunu söyledin.”

“Öyleyim.”

“Annen kimdi?”

“Bir kadın. Çoğu öyledir.” Bunu bir zamanlar biri söylemişti Jon’a. Kim olduğumu hatırlamıyordu.

Kız tekrar gülümsedi, beyaz dişleri parladı. “Sana kış gülü şarkısını söylemedi mi hiç?”

Sıralama dikkate değer bir şekilde gelişiyor aslında… KIŞYARI’NIN PİÇİSİN… ANNEN KİMDİ(Lyanna)?.. KIŞYARI GÜL’Ü(Lyanna)…

“Bu da nerede durduğuna bağlı,” dedi Ygritte. “Kışyarı’ndaki Stark, Bael’in kafasını istedi ama asla alamadı ve başarısızlığın tadı onu hasta etti. Bir gün ağzındaki acılıkla Bael’e ödlek dedi, sadece zayıf olanları avlayan bir korkak. Bu sözler kulağına gittiğinde Bael, lorda bir ders vermek için yemin etti. Sur’u aştı, Kral Yolu’nu geçti ve bir kış gecesinde elinde arpıyla Kışyarı’na girdi. Adının Sygerrik Skgos olduğunu söylemişti. *Sygerrik* Eski Dil’de ‘hilekâr’ demektir, bu dili İlk İnsanlar konuşurdu ve devler hâlâ konuşur.

Kuzey ya da güney, şarkıcılar her yerde hoş karşılanır. Bael, Lord Stark’ın sofrasına oturdu ve yüksek koltukta oturan lord için gece yarısına kadar şarkılar çaldı. Eski şarkıları ve kendisinin yazdığı yenileri söyledi. O kadar güzel çalıp söylüyordu ki bitirdiğinde lord, Bael’in kendi ödülünü kendisinin seçmesine izin verdi. ‘Bütün istediğim bir çiçek,’ dedi Bael. ‘Kışyarı’nın bahçelerinde açan en güzel çiçek.’

Kış gülleri sadece o vakitler açıyordu ve onlardan daha nadir, daha kıymetli çiçek yoktu. Stark, cam bahçelerine birini gönderdi ve şarkıcının ödemesini yapmak için en güzel kış güllerinin toplanmasını emretti. Emri yerine getirildi. Ama sabah olduğunda şarkıcı ortadan kaybolmuştu… Lord Brandon’ın bakire kızı da öyle. Yatağını boş buldular ama kızın yastığının üstünde Bael’in bıraktığı mavi gül vardı.”

“Lord Brandon’ın başka çocuğu yoktu. Yüzlerce kara karga, lordun emriyle kalelerinden uçtu ama ne Bael’in ne de şu bakirenin izine rastladılar. Lord inancını kaybedip yatağa düşene kadar neredeyse bir yıl aradılar. Stark soyu sona ermiş gibi görünüyordu. Ama bir gece, Lord Brandan yatağında ölümü beklerken bir çocuk ağlaması duydu. Sesi takip etti ve kızını odasında buldu, göğsünde bir bebekle uyuyakalmıştı.”

“Bael kızı geri mi getirmiş?”

“Hayır. Onca zaman boyunca hep Kışyarı’nda kalmışlar. Kalenin altında, ölülerin yanında saklanmışlar. Kız, Bael’i öyle çok sevmiş ki ona bir oğul vermiş, şarkı böyle söyler… ama doğrusunu istersen Bael’in yazdığı şarkılardaki bütün kızlar ona âşıktır. Öyle bile olsa, Bael izinsiz kopardığı gülün karşılığını bir çocukla ödedi ve o çocuk büyüdüğünde bir sonraki Kışyarı Lordu oldu. İşte, sen de tıpkı benim gibi Bael’in kanını taşıyorsun.”

Şimdi hikayeye göre; Stark olmayan bir erkek geliyor, Stark kızına aşık oluyor; kız ona aşık oluyor ve Kışyarı Lordu gözü önünde kızı KAÇIRIYOR ama bir sene sonra kız, elinde bir bebek ile Kışyarı’na döner(daha doğrusu hiç ayrılmamıştır, gizlenmişlerdir mahzenlerde) ve çocuk(özünde babası Yabanıl olmasına, kendisinin yarı Stark olmasına rağmen), kızın babasının başka hiçbir erkek çocuğu olmadığı için bir sonraki Kışyarı Lordu olur ve Stark soyu, kadın tarafından devam eder. Böylece Starklara, yarı Yabanıl kanı taşır.

Aslında okurken eminim bazılarınızın kafasında şimşekler çakmıştır çünkü hikaye, çok benzer bir şekilde seri başlamadan 14 sene önce gerçekleşti.

Rickard Stark’ın 3 oğlu ve 1 kızı vardır. Büyük olan ölür, küçük olan Gece Nöbet’ine katılır ve doğal olarak onlardan soy devam edemez. Ortanca oğlan evlenir ve 3 oğul, 2 kız sahibi olur. Oğlanlardan biri sakat kalır(soy devam edemez), diğeri ölür. Üçüncü olanın da ölmesini bekliyoruz. Geriye iki kız kalır, biri Lannister ile evlidir, diğeri hala bekardır. Haliyle kafadan hemen Arya olabilir çünkü halası Lyanna’ya benziyor, Stark renklerini taşıyor vs. dedik. Olabilir, olmaz diye bir şey yok. Olasılık yüksek. Aynı şekilde Sansa da Kışyarı Stark’ı olduğu için, o da seçenekler arasında.

Rickard’ın kızına dönelim. Lyanna, lordun tek kızı… Lord’un düşmanlık beslediği/isyan etmeye/savaşmaya hazırlandığı haneye mensup olan ve sonraki kral olacak Prens Rhaegar(kendisi ayrıca ozandır) kıza aşık olur, kızı kaçırır ve bir sene boyunca ikisi ortadan kaybolur, saklanır(sene de uyuyor iki hikayedeki). Bir senenin sonunda Lyanna, kucağında bir bebekle ortaya çıkar.

Prens’in kıza KIŞYARI GÜL’ÜNDEN bir taç verdiğini biliyoruz. Yani hem hikayedeki mavi çiçek burada mevcut hem de Kışyarı Gül’ü olarak ifade edilen kişinin Lyanna olduğu ortada (bu yüzden Arya, iki kardeş arasında en güçlü aday dedim; halaya benzeme meselesi.). Lyanna’nın ölürken elinden gül yaprakları döküldüğünü biliyoruz.

Özetle bu çocuk kim? Jon Snow. Dany’nin görülerinde Mavi Çiçek yani Kış Çiçeği olarak tasvir edilmişti. Serideki iki kızımızın aksine Jon, Kışyarı Gül’ü olarak tasvir edilen tek kişi (annesi dışında). Kışyarı Gül’ünün bir diğer ismi de Mavi Kar(snow) Gül’üdür yani Jon’un soyismi ile de uyuşuyor. Bu isim, bu hikayenin anlatığında POV’da ifade edildiği için bir diğer önemli ayrıntı diye düşünüyorum.

Jon, Kışyarı Gül’ü Lyanna’nın oğlu; (muhtemelen) piç olmasa bile hayatı boyunca piç olarak yaşadı ve büyüdü; Kışyarı’nda Stark kültürü ile büyüdü ve Robb’un vasiyetinde sürpriz etken çıkmaz ise kendisi sonraki Kuzey Kralı olarak Stark Hanesinin başına geçecek. Doğal olarak Stark kanına Targaryen kanı da bulaşmış olacak.

Sizi bilmem ama bu hikaye baştan aşağı Jon’un geçmiş ve gelecek hikayesini anlatıyormuş. Haliyle Stark soyu, Lyanna (kadın) aracılığı ile Jon Snow’dan devam edecek görünüyor.

5 Likes

Şimdi benim aklıma bir şey takıldı, eğer tüm Stark çocukları ölürse ve Sansa’da serinin sonunda Tyrion ile evli kalırsa, Stark’ların başına Jon mu geçer yoksa Sansa’dan gelecek oğlan mı? Jon bir Targaryen çünkü. Ama Sansa’nın oğlu da Lannister olmuş olur o zaman. Starklar böyle olursa nasıl devam eder, lütfen belirtin.

Burada Jon’un soyadına demiştir büyük ihtimalle. Ötekilere piç çocuk verme olayı felan var ya belki onunla ilgilidir.

Bu Jon’un kanı da aşırı zengin arkadaş :smile: . Anne tarafında Aşırı zengin İlk İnsan kanı var, baba tarafında Valyria Kanı. Bu nasıl mükemmel bir şeydir böyle

Şimdi… Robb, Kuzey ve Kışyarı; Sansa aracılığı ile Lannisterlara geçmesin diye kız kardeşini varislik sıralamasından çıkarmak istedi. Zira erkek çocuk yoksa sıralamada büyük kız evlat ve sonra küçük kız evlat var. Haliyle Jon meşrulaştırılıp Stark yapıldığı için Sansa sıralamada geriye gitti(Jon ölse yahut diğer erkek kardeşleri, temelde yine sıra ona gelir).

Fakat şöyle bir şey de var ki Sansa, Tyrion ile evli kalmaya devam ederse ve Tyrion seri sonunda Lannister Lordu olarak Kaya’ya geçerse -mantıken- Sansa’nın Kışyarı ve Kuzey’i miras almasını beklemek güç olur. Zira o evlenmiş ve başka bir haneye giderek oranın lordunun eşi olmuş, çocukları da o hanenin ve toprakların mirasçısı olmuş. Yine de kan bağı yüzünden hak sırasında gerilerde olacaktır ama başka kültür/inanç/coğrafya olduğu için diğer sancaktarlar bunu kabul etme durumunda olamaz. Yani akraba diye bir Stark nasıl Lannister Lordu olamaz ise bir Lannister da Stark Lordu olamaz. İzin vermezler. Oraya gelene kadar akrabalık bağı ilan edecek sürüyle coğrafyada lord var.

Neyse Jon ölür ise ve diğer oğlanlar ölür ise Sansa da Tyrion ile evli kalmaya devam ederse yasal hakkı var (Tyrell hanesi de varisleri ile Kışyarı için evlendirmek istedi) ama müsaade edecek lordlar yok. Misal Arya’yı başa getirirler, bekar, Stark ve Stark renklerine sahip…Hatta evlenmek isterler onunla ki onlar çöksün kuzeye(bakma onlar da güneyliler kadar aç gözlü toprak konusunda).
Karmaşık iş ya, her daim yasal şartlara uyum sağlamıyorlar, bazen istedikleri gibi kırpıp çeviriyorlar gibi. Misal Leydi Dustin, Dustin olmadığı ve orada çocuk olmadığı halde haneyi yönetti ama Jeyne’in Kışyarı’nda hiçbir hak talebi olamıyor. Buna rağmen dul kalan Kışyarı Leydilerinin geçmişte yönettiğini de biliyoruz ama sanırım çocuklar vardı o zaman, çocuksuz değillerdi. Durum ve şartlara göre hareket ediyorlar diyelim.

Jon’un yaşaması halinde onun bir Targ olmasının çok büyük bir etken olacağını sanmıyorum; Kuzeyli, Stark görünümünde ve öyle yetişmiş; geçirdikleri zamanda zaten saygı ve sevgi duyarlar vs… Yani hikayeye bakarsak zaten Kuzeyin, oğlanın Yabanıl olması ve özünde PİÇ olması da çok rahatsız etmemiş, Stark ismini alıp, kral/lord olup Kuzeye hükmetmiş ve adamlar arkasından gelmiş savaşlara. Bu oğlan daha sonra babasıyla savaştı ve onu öldürdü.

Al, müzeye koy; öyle bir şey. :smiley:

Ötekilere piç çocuk verilmiyor. Dahası piçlere de uyuz değiller, bir sürü yapıyorlar ve ne farkı var diğerlerinden diyorlar. Jon rahatsız olmuştu “dünyayı piç çocuklarla dolduruyorlar” diye. Dorne’un kuzey ayağı gibi bu Yabanıllar piçler meselesinde.

Bu kısım biraz farklı, bir konu açacağım bununla ilgili, sanırım yukarıda yanlış yazmışım.

Varislik sıralaması için teşekkürler :smiley:

Ben burada nedense o adı bile silinen kralın adının Jon olduğunu düşünmüşümdür. O yüzden lanetli diyor diye içimden geçirdim hep.

Onu ben de düşündüm, o yüzden yazmadan edemedim.

Neyse ya ana konu hariç her konuda yorum yaptınız, aşk olsun yani :grin:

Jon, Ozan Bael’in oğlunun adı. Babasını öldürdüğü için ismin yabanıllar tarafından şeytani görünmesi olağan.
Ozan Bael hikayesi ilginç bir şekilde Mance Rayder=Rhaegar teorisini destekliyor olsa da hiç çıkacak bir teori değil. O yüzden sadece arada paralellik kurulup Jon’un kral olacağını işaret eden bir teori.

Ozan’ın oğlunun isminin Jon olduğu nerede yazıyor ki? Kitaplarda değil. Bağımsız kitaplarda mı?

Diğer yandan anlamadım Mance=Rhaegar kuramını destekleyen bir hikaye olduğunu da düşünmüyorum, hiç alakası yok. Zaten martin, açık seçik prensin yakıldığını söyledi yani.

Ben, Jon diye bir yerde gördüğümü hatırlıyorum ama belki sadece bir teoridir o da emin değilim.

Mance=Rhaegar teorisini ben de hiçbir zaman desteklemedim, yakıldığını da biliyorum ama iki karakter arasında Martin bilerek benzerlikler oluşturmuş sonuçta teoride buradan çıktı. Mance, Ozan Bael’i taklit ediyor ve Rhaegar, bir Stark kızını kaçırıyor yani ikisinin Starklarla olan ilişkisi Ozan Bael’i anımsatıyor.

Direk yakıldığı tam olarak nerde geçiyordu ? Varsa atar mısın arkadaşlarla geçen konuşuyorduk da cümleyi bulamadık.

Muhtemelen fikir olarak ortaya atıldı. Aslında Gece’nin Kralı’nın isminin Jon Snow olabileceği fikri olabilir, senin dediğin. Ozan Bael değildir o çünkü tarihte bir tane Jon Stark var aslında ama ne zaman yaşadığı net değil; fakat son dönem Kış Krallarından olabilir çünkü mahzende görebildik onu da ama az önce baktım (keşke daha önce baksaydım, metni düzelteyim madem.) bahsi geçen hikaye Fetih sonrası imiş, yani Lord Brandon Stark’ın kızının oğlu Lord oluyor ama isim yok.

Mance ve Rhaegar arasında hiçbir benzerlik yok. Mance sadece “şarkıcı” olarak geliyor ve sonra gidiyor. Rhaegar ise prens olmasına rağmen “şarkıcı” özünde, biliyorsunuz. Yani o da bir ozan. Bu hikaye baştan aşağı Rhaegar-Lyanna hikayesinin birkaç yüzyıl önce gerçekleşmiş hali.

Direkt yakıldığı kitaplarda yazmıyor, GRRM açıkladı ama o söyleşi nerede vs. bilemem şimdi. Belki arasam bulurum ama gerek yok bence, bilgide yanlışlık olduğunu düşünmüyorum.

Aslında Bran kral olursa eğer:

Sansa’nın çocuğu olur bilinmez ancak Sansa çocuğuyla beraber katledildiği için ilk versiyonda Martin’in sona dair değişmeyen planlarının parçası olduğu pek söylenemez.

Arya: Diziden önce kilit 5’li içinde en fazla emin olmadığım karakterdi. Ancak dizi bence Arya hakkında güzel bir çıkış yolu gösterdi. Ulu kurdunun ismi Nymeria, gerçekten de Westeros’un batısını keşfe çıkabilir kitap sonunda. Zaten bu batıda ne var sözü çok eskiden söhlendi henüz daha dizi saçmalamamışken.

Rickon: Shaggydog :/.

Eh geriye de sadece Jon kalıyor. Bran’ın çocuğu olamahacaphna göre taht Jon nesline geçiyor.

Böyle olursa en azından birazcık şu acı tatlı kıvama gelebilşr benim açımdan.

Sansa, taslakta ölüyordu; ana karakterlerin sonlarını hep bildiğini söylediğine göre de ölmesi bekleniyor ki işaretler de var. Yaşasa bile kimse ona kuzeyi vermez, hayal kurulmasın boşa. Bran ister kral olsun ister olmasın; ister yaşasın ister yaşamasın; bebesi olamayacak zaten. Rickon’un da öleceğine kesin gözü ile bakılıyor. Aslında Rickon ve Bran’ın ölüm işaretleri birlikte veriliyor, bu yüzden Isaac’ın açıklamasını ilginç ve şüpheli bulmama ile birlikte kesin sonucu ancak seri bitiminde göreceğiz. Arya’dan devam etmemesi için illa ki Arya’yı Batı dışına gönderilmesine niye gerek duydunuz ki? :smiley: Yani “evlenmem kardeş” der, olur biter. Bu kızın Elisa gibi denizleri keşfetme arzusu vb. şeyleri yok ki. Bu bebenin yegane amacı intikam. Tek ilgilendiği şey bu. Sunset’in ötesinde Asshai var işte :smiley: Neyse Arya için de yazı hazırlıyorum Dany ve Bran gibi :slight_smile:

Haliyle geriye dediğin gibi Jon kalıyor ki benim hem temennim hem de desteklediğim kuramların başında gelen Jonarya olayı olursa zaten iki şekilde de kız tarafından devam etmiş olacak Stark soyu; Lyanna ve Arya. Sonuçta bu oğlanın bebe yapması için bir kadın gerek. :grin:

Dany? :nerd_face::nerd_face::nerd_face:

02020202002

Yalvız hayal kurmak iyi güzel hoş da seri sonunda Elektif Monarşi de gelebilir.

Ölüyor kardeşim o. :smiley: Dany yaşıyor ise ve bebe yapacak zamanı varsa ne diye Jon, Stark soyunu devam ettirmekle uğraşıyor ki? :smiley: Ayrıca şu ana kadar Dans meselesinin ikisi arasında geçeceği konusunda baya ikna olmuş durumdayım hihihihij

Dany’nin bebesi de olmaz istese bile bence. Yine de bakacağız kitaplarda. Hepsi tahmin vs. sonuçta.

İşte ben bunu anlamıyorum. Millet neden böyle şeyler bekliyor? :smiley: Bu adam rejim eleştirisi yapmıyor ki misal… Cidden bekleyeceğim en son şey rejim değişikliği, gidin avrupa tarihi okuyun :smiley:

Diziye benzer şekilde sonradan araları bozulabilir bence.

Hatta dans meselesi Aegonla bu ikisi arasında da olabilir.

Jonerysci değilim, ama gerçekler şu ki dizide Jon Dany meselesinin olmaması aşırı zorlamaydı. Yani basit bir evlilikle çözüme kavuşabilecek bir sorun büyüdü de büyüdü. Bence Aegon’un eklenmemesinden dolayı onun işlevini bir miktar Jon’a bir miktar Dany’e yüklemiş olabilirler. Tabi neyin ne olduğu bilinmez ama ben bu ihtimali halen kuvvetli buluyorum.

Benim gördüğüm yorumladığım da tam tersi. Sorunların derinine baktığın zaman hep sistemden kaynaklanan aksaklıkların etkili olduğunu görüyotsun. Serinin ikk sahnesi bile buna gönderme aslında. Bir soylu bebesinin emrine verilmiş iki deneyimli adsm ve sonuçta heder olan görev.

Ben hep İngiltere tarzı bir monarşiye doğru gidilir diye düşünmüş ve hayal etmiştim. Ama böyle olacaksa Jon dururken Bran’ın kral olmasının tek açıklaması “kıllık”. Ama monarşi kalkacaksa eski hanedanın ortadan kalkması anlamlı olabilir.

Dizi konusunda yorum yapmıyorum malum :smiley:

Dans meselesini duymadan çok önce Duygu, Aegon-Dany kapışır demişti. Elbette argümanları bana çok olası gelmiyordu çünkü senin aşağıda bahsettiğin gibi “evlilik” ile çözülebilecek basit bir pürüzden bahsediyoruz. Dahası “gizlendi” diye uyuz kapmak ve şüpheye düşmek falan bana çok olası gelmiyordu ama üzerinde düşününce Dany’nin güçlerinin de bir şekilde eritmesi gerekiyordu yazarın. Yoksa gelir, geçirir ve oturur ve biz özünde hiçbir şey okumamış oluruz, “ne oldu şimdi?” havasında oluruz.

Yani Dany illa birileri ile savaşmak zorunda ve bu sadece Cersei tarafı ile olamazdı. Ayrıca Dany’nin İşgalci Köpekler dediği hanelere(Stark-Lannister-Barath.) karşı olan kini ve intikam isteği de çok açık şekilde işlendi ve sık sık tekrar edildi “intikam” alacağı. Karşılaşınca “sen ne yakışıklı bir oğlansın, gel evlenelim; ejderhanın üç başından biri de sen ol.” demesini beklemek salaklık olurdu. Starklara “diz çök” demesi de beklediğim şeylerden biri iken Jon ve diğer aile üyelerin “eyvallah” demesini beklemek de salaklık olur, diye düşündüm. Doğal olarak ortada bir Targ-Stark kapışması çok daha olası geldi. Elbette Aegon kimliği ortaya çıkınca o da Dany ile karşı karşıya gelme durumu olur diye düşündüm.

Dans meselesi ortaya çıkınca da dedim; illa neden iki kişi arasında? Ejderhanın 3 başı var… Üçünün de öyle yahut böyle birbiri ile kapışması için alt yapı var. Aegon, kimliği deşifre olmasa bile, ilerleyen zamanlarda Dany’nin tahta kendisinin oturması arzusu yüzünden karşı karşıya gelebilir. Yani Kral’ın kraliçesi olmak istememesi çok olağan. Ben kralım diyen Aegon’un da kraliçenin kralı olmayı istemeyeceği de aşikar. Evlilik olsa bile bu kısım, başlı başına sıkıntı. Dany çünkü “Doğuda tek başıma hükmeden kraliçe idim… Aegon’dan daha çok hak ediyorum.” havasına girer illa. Aegon da “hak benim, yaşça büyük olan benim.” havasına… Zaten iki tarafı da maniple eden/edecek tipler var. Jon’un zaten başlı başına Kuzey ve Stark hanesini koruma arzusu bu ikisine karşı savaşması için yeterli bir sebep ama muhtemelen başka sebepler de peydah olacaktır, GRRM bu, pürüz üstüne pürüz çıkartır.

Benim “savaş” fikrim bu şekilde evrildi yani. Şimdi ise Yeşiller-Siyahlar meselesini gördüm, argümanları okudum ve üzerinde düşününce; dedim, tamam budur olay. Zira gerçekten de baştan aşağı bu konuda ciddi işaretler söz konusu. En son şu kısmı çevirip, yorumlamıştım. Bir bak istersen. Ejderhaların Dansı - 2 Çok uzun değil, korkma. :smiley:

Hepimiz kendimizce bir şey görüyoruz elbette :slight_smile: Lakin ben genel olarak “sistem” eleştirisi gördüm, rejim değil. Sistem ve rejim bir değildir, sen bile aslında sistem kavramını kullanmışsın. İster demokrasi ister monarşi… Rejim ne olursa olsun eğer sistem bozuk ise ne fayda. İnsanlara bugün “demokrasi” ve “cumhuriyet” en iyi yönetim şeklidir, bunlar olmaz ise halk, mutsuz olur ve asla verimli/sağlıklı/iyi bir hayat yaşayamazlar; asla özgür olamazlar diye öğretildi ama koca bir yalandan başka bir şey değil bana göre. Eskiden inanıyordum ama şimdi ülkeleri inceledikçe ve tarih de okudukça rejimin önemli olmadığını, önemli olanın kurduğun sistemin sağlam ve adaletli olması gerektiğini öğrendim. Rejim yanında özgürlük ve diğer şeyleri paket olarak getirmiyor yani. GRRM’in de bunun farkında olduğunu bu yüzden rejim değil, sistem üzerinden eleştiri yaptığını düşünüyorum. Zaten dilalt edersen rejimi eleştiren karakterler görmüyoruz, sistemi eleştirenleri görüyoruz. Batıda, monarşi var ama doğuda roma tarzı yönetimler vs. de var; seçimle gelenler var. Biri birinden daha mı iyi? Hayır. İki ve daha faza rejim şeklinin; birbirinden bu kadar farklı görünmesine rağmen aynı bozuk düzene sahip olduğu için özünde halk açısından bir fark yaratmadığını gözler önüne seriyor. Ha hanedan arası taht kavgası ha seçilmişler arasında koltuk kavgası… ikisi de kanlı, ikisi de entrikalar ile dolu ve ikisinde de yöneten aynı zaaflara sahip insanlar; insanları ne kadar değiştirsen de çok büyük fark yok, ancak böyle adam gibi hasbelkader gelecek de düzen öyle iyileşicek ama yeni bir deniz lord ya da kral boktan ise, eskiye dönecek. Ben bunları gördüğüm için “sistem” eleştiri var, “rejim” değil; bu yüzden seri sonunda rejim değişikliği beklemek komik oluyor, avrupa tarihi romanı okumuyoruz burada, dedim hep.

Lord öldüğünde bir seçim olacak ve bıçaklar dışarı çıkacak. Braavos’ta işler böyle yürürdü. Batıdiyar’da, bir kral öldüğünde onun yerine oğlu geçerdi ama Braavos’ta krallar yoktu. “Tormo Fregar yeni deniz lordu olacak.”

Konuyu azıcık saptırdım ama kusuruma bakmayın :slight_smile:

Bran, intikamını alması için bir erkek çocuk dileyen bir kadın görmüştü. Acaba o bu kadın mı?

Kuzey’de bir ara karmaşıklık çıkıyordu diye hatırlıyorum. O yüzden olabilir.

Şu Kışyarı Gülleri meselesi mi? Demir doğumluların saldırdığı ve Leydi Stark’ın dul kaldığı dönem… O olabilir, evet.