Kuzenlerin Savaşı-Bölüm 1

Uzun zaman evvel bir game of thrones fanfiction denemesine girmiştim,şimdi daha özgün bir şeyi denemeyi istiyorum.Umarım beğenirsiniz.Hikayem kurgusal POV karakterler ve gerçek olaylar etrafından dönüyor.

EDMUND-I

22 Mayıs 1455,Herefordshire

Hava gayet sertti,rüzgarlar yüzünü sertçe kesmekteydi.Ovanın tepesinden aşağıdaki savaş meydanına bakan Hereford Lordu Lord Edmund Blackadder sivri sakalını sıvazlayarak kral deli Henry’nin ordusundan geriye kalanlara baktı.Perişan halde görünen Northumberland Dükü Percy ve askerleri hızla kuzeye doğru kaçmaktaydılar.Bu daha ilk savaş olabilir,ama büyük bir çığın ayak seslerini duyuyorum dedi kurnaz lord kendi kendine.Siyah koca küheylanıyla savaş karargahınA doğru ilerlemeye başladı hızla yanında şövalyeleriyle.Küheylanının rengi ve gözüpek kişiliği kendisine kara süvari sıfatını kazandırmıştı.Namını doğrularcasına siyah bir gölge gibi geçti düzlüklerden bir yıldırım gibi.Ardında en gözde süvarileri zırhlarında kendi armasını taşırken yani siyah tehditkar yılanı,kendisi gururlu ve mağrurdu.Zira savaşın kazanılmasında en büyük pay kendisinindi.

Artık kırklı yaşlarındaydı,daha büyük bir savaş göreceğini hiç düşünmemişti.Ta ki deli kral Lancesterlı Henry delirene ve hain karısı Anjou’lu Margaret’ın gölgesi altına düşene kadar.Şimdi diyar yeni bir krala hazırlanmalıydı,York’lu Richard’a.Eski kral naibi ve geleceğin İngiltere kralına.Kadim Plantagenet sülalesinin gerçek temsilcisine.Güneş tepesinde pırıl pırıl parıldarken pek çok sancak altında zaferin tadını biralar ve kadınlarla kutlayan askerlerin arasından geçti bir mızrak ormanının ortasından geçerek.Gözüne orda burda kalmış Lancester ve Northumberland askerlerinin cesetleri takıldı,umutsuz bir dava uğruna kendi oğlunu bile tanıyamayan deli bir kral uğruna ölen insanlar.St.Albans zaferinin kaybeden tarafı,katledilen acınası Somerset Dükü’nün kesik kafası hala meydanın ortasına dikilen kazığın üzerindeydi.Düşmüş dük ve aynı zamanda talihsiz adaşı kafası kargalar tarafından kemirilirken o kadar da mağrur görünmüyordu artık.Richard artık tahtı almalı,en azından
koruyucu lord sıfatıyla bile olsa almalı.Bundan daha büyük bir zafer olamaz,Dük Stafford yenildi,Somerset öldürüldü.İngilterenin en büyük askeri gücünü elinde tutan Noffork Dükü Alfred Rock tamamen tarafsız.

1

Kralın çadırında ise tamamen başka bir hava esiyordu.Onu Warvick Kontu karşıladı.

-İyi bir zaferdi dedi kararsız bir edayla ona Kont Richard Neville.

Pelerinini ve eldivenlerini çıkarıp oğlu Thomas’a veren Lord Edmund:

-Richard tahtı eline almalı,evet Kral Henry kadar Plantagenetlerle kan bağı olmayabilir,ama bundan daha iyi bir fırsat olamaz.Londra’ya yürümeli,Henry’nin kafasını kesmeli ve tüm Lancesterların kanından nehirler akıtmalıyız.

Kont Neville sıkıntılıydı.

-Richard,sadece deli kralın naipliğini üstlenecek tahtı ele geçirmeyecek,3.Edward’ın torununun oğlu olsa bile.Doğrudan tahtı ele geçirmek için fazla fırsatımız yok,Fransa Kralı Louis ve İskoçlar bu fırsatı kaçırmayacak,ayrıca Londra’da bir kan banyosuna tutulabiliriz.Richard’ın oğlu Edward sadece 13 yaşında,çok ikna edici bir varis değil.Dük Alfred hala ona iki taraftan da yapılan çağrılara sessiz kaldı,on bin kadar askeri gücü var.

Çadırdakiler ise Kont Neville ve Lord Blackadder’ın endişelerini pek paylaşmıyor gibiydi.Yüksek arp,trampet ve flütler çalınıyor ve Dük Richard’a kadehler kaldırılıyordu ama kral olarak değil,krallığın lord
koruyucusu olarak.Onun 13 yaşındaki varisi,March Lordu Edward babasının şarap taşıyıcılığını yapıyordu.Bir çoğu hala kanlar içerisindeydi.Lord Salisbury ağzında et parçaları ve çenesinden sızan şaraplarla pek bir iğrenç görünüyordu.Baron Thomas Clifford’un karnını deşen genç Sir Louis Bolingbroke kralın solundaydı.Ne de olsa onun en gözde adamı olmuştu her zaman.Ama yine de yeterince değiller.Hala pek çok kahrolası soylu Henry’den yana.Richard naipliği kazansa bile Owen Tudor ve Dük Alfred Rock’ta parlementoya yeterince rüşvet yedirip naipliği elde etmeye çalışabilirler.

-Buraya gel Edmund,gel ki seni zaferlerinden dolayı tebrik edebileyim,benim güçlü sağ elim dedi Richard gülümseyerek ve kadeh kaldırarak.

2

-Dük hazretleri dedi ve yanına doğru ilerledi.Kral askerlerinden birine kendisi için bir sandalye çekmesi için eliyle işaret etti ve Kont Warvick ile kral arasına oturdu.Warvick’in kendisine kıskanç ve öfkeli bakışlar attığını biliyordu ama kralın gözüne girerse bir düklük alması içten bile değildi,zengin ve verimli Northumberland toprakları ve Warden Of Scottish Marches sıfatı.Basit bir lord olmaktan diyarın en güçlü adamı
olabilirim diye düşündü.

-Sağ kanatta mucizeler yarattığını duydum,bir ejderha gibi saldırmışsın Anjou’lu Margaret’ın ve fesat Somerset Dükü’nün askerlerinin üzerine
dedi gülümseyerek.

Ama kral Henry’nin adını anmadı,onu hala düşmanı olarak görmüyor,o zavallı deliye sadece acıyor diye düşündü.Senin bu yufka yüreğin sonun olacak bu gidişle Richard diye düşündü.Bir yandan da oğlu Edward’a baktı.Umarım o sana çekmemiştir.

-Ben size ve ülkeme olan sadakatimi ispat ettim dük hazretleri ve diyarın haklı koruyucusu.Londra’ya yürüdüğümüzde İngiltere’yi yeniden inşa edeceğiz.

-Dük hazretlerinin davasına ilk katılanlardan biri olmaktan her zaman gurur duyacağım dedi öfkeli bir ses tonuyla Kont Warvick onun da aklında Northumberland Düklüğü ve kuzey arazileri yatıyor.

Kral Warvick’e yarı alaylı yarı nezaketle:

-Elbette Neville,bana sadakatle hizmet edenler her zaman ödüllendirilecek,buna hiç şüphen olmasın dedi ve dişlerini hafifçe sıktı.Sinirlendiği zaman her zaman öyle yapardı.Saçları iyice seyrelmişti ve suratı adeta demirden yapılmış gibi sertti.Kişiliği de öyleydi,çıkarcılığı ve yağcılığı hiç sevmezdi.Ama Kont Warvick olmasaydı bu zaferin asla gerçekleşmeyeceğini kendisi de iyi biliyordu.

-Hala Henry bulunamadı mı,bana savaş meydanına getirildiği söylenmişti dedi Richard.Muhtemelen iki elini başına almış ormanların ortasında korkuyla titriyordur,zavallı adam.

3
Lord Salisbury büyük bir gururla:

-Süvarilerim her yerde onu arıyor,kralı size getirecek dük hazretleri dedi.Bu adamda akıldan çok gurur var diye düşündü ama en azından ihtirassız bir adam.Warvick ve benim küçük taht oyunumuza eminim bir tarafıyla gülüyordur.O kocaman gıdısı sallanırken adamın gerçekten çok şişman olduğunu düşündü.Ata bile binemediği için tahtırevanla getirilmek zorunda kalıyordu ve bu yüzden bütün İngiltere’de alay konusuydu ama onun umursadığı yoktu.Oğulları onun için zaten savaşmıştı meydanda.Yiyip içmekten başka bir ihtirası yok ve benim yükselmem için önümde bir engel değil.

Gerçekten Lord Salisbury’nin övündüğü ağır süvarileri kral Henry’yi zincirler içerisinde getirdiler.Zavallı adamın elleri titriyordu ve gözleri tamamen boş bakıyordu.Kızıl saçları çoktan ağarmıştı ve yüzü çökmüştü.Çocuk yaşta tahta çıkmak zorunda kalmış ve diyarı zayıf kişiliğiyle hırslı karısı Margaret’e ve Dük Percy’ye vermişti.Sonunda geldiği durum da buydu.Altıncı Henry gerçekte York’lu Richard gibi bir rakibe sahip olduğu için çok şanslı zira ben olsam onu çoktan öldürürdüm diye düşündü.İki şövalye kendisinin nerede olduğunu bilmiyor gibi gözüken kralı zorlukla ayakta tutmaktaydı.Taç,kendisini takan başa garip şeyler yapıyor doğrusu.

Dük Richard mağrur bir ifadeyle:

-Kral hazretlerini mevkine uygun bir çadıra yerleştirin ve her türlü ihtiyacını karşılayın dedi.

Şövalyeler selam verdiler ve Henry’yi bir dilenciyi götürür gibi götürdüler.Kralın en yakınlarından olan ve Kont Warwick’in akrabası Kent Lordu Lord William Neville ise:

-Majesteleri,ya kralın iki yaşındaki oğlu Westminster’li Edward ne olacak?Anjou’lu Margaret onu kral ilan ederek kendini naip ilan edebilir.Soylular konseyinde azınlıktayız.

Richard bir anda kılıcını kınından çıkararak:

-Böyle bir şey denerse kılıcımın ne kadar kana susadığını görecek.

Devam Edecek…

Olaylar biraz çabuk ilerliyor gibi.Yine de detaylara girmen ve karakterlerin duygularını iletmen iyi olmuş.Güzel ve sağlam bir hikaye.Devamını bekliyorum…

Teşekkürler,bu zaten St Albans savaşının sonuna dair bir sahne,savaş kazanılmış ve Henry ele geçirilmiş,bir daha ki bölümü yarın yazarım

Çok acemice yazıldığı okurken anlaşılıyo üzülerek söylüyorum ama vakit kaybı :frowning: Belkide başka yapıtlardan beslenerek yazılan yazıları tıpkı başka bir canlıya tutunarak yaşıyan parazit olarak gördüğüm için böle düşünüyorumdur ama benim düşüncen bu

Sayın Burak Lannister bende üzülerek söylüyorum ki,sizde gerekli nezaket ve kişilikten yoksunsunuz,elbette eleştirme hakkınız var ben dört dörtlük bir yazar olduğumu söylemedim,elbette amatör bir iş,ama ben başka yapıtlardan değil beslenmedim,yukarıdaki kişilerin büyük çoğunluğu tarihsel kişiliklerdir ve ben tarihsel bir kısa öykü yazmaya çalışmıştım.Eğer düşüncelerinizi böyle kaba ve hakaretvari şekilde yazacaksanız yazmamanızı tavsiye ederim.

İyi pekala yazmaya devam etmiyorum,umarım sizin göz zevkiniz bozulmaz,burası bir hayran sitesi,edebiyat yarıştırma sitesi değil.Gerçekten amatör yazarların şevkini kırdığınız için teşekkür ederim.

sende sölediklerinde haklı olabilirsiz nezeket falan filan meseleleri işte ama ben açık sözlüyüm eleştirilmek konusunda bu kadar hassas ve kırılgan olduğunu bilsem yazmazdım yada belkide yazardım kişilikten yoksun kaba ve hakaretvari tutumlardan hoşlanan biriyim ya bu işi kalkışıyosan negatif eleştirilerede açık olmalısın güçsüz bi tavır sergiliyosun