Last Night |

*İlk kitap hakkında az buz da olsa spoiler içerir.

*Genel okuyucu kitlesi içindir.Olumsuz ögeler içermez.

  • ”Fanny” adlı şarkı Şeker Portakalı kitabından alıntıdır,kendi kurgum değildir.

*İyi/kötü her yorum benim için önemlidir.Lütfen okuduktan sonra bir-iki satır yorum yazmaktan kaçınmayın.

Keyifli okumalar!

Konu:Ned ve kızlar King’s Landing’e gitmeden önce,Stark çocukları beraber son bir gece geçirir.

Fon Müziği:The Cinematic Orchestra - Arrival Of The Birds

ARYA

Rahibe kapıdan çıkmak için hareketlenirken,küçük kız büyük bir sabırla bekledi.Bunu yapacaktı,kaidelere aldırmayacak ve annesi ile rahibenin öfkesini göze alacaktı.Şu son günler Arya için başlı başına bir işkenceydi ve biraz eğlenmeye ihtiyacı vardı.Üstelik karın son zamanlarıydı,bunu kaçırırsa bir daha ne zaman kar göreceğini yalnız tanrılar bilirdi.Kışyarı’nın aksine,Kral Şehri’nde kar aşırı nadir yağardı.

Kadın sonunda kapıdan çıktığında Arya sessizce yataktan aşağı kaydı.Hızlı ve becerikli bir biçimde üzerine kalın bir şeyler geçirirken,aklında ufak da olsa korku ve tereddüt vardı.Rahibe zaten ondan memnun değildi,bir de bu yaptığını öğrenir ve Arya’nın leydi annesine söyler ise neler olacağını kestirmek oldukça zordu.Leydi Catelyn kızının “uygunsuz” davranışlarını çoğu zaman hoşgörüyle karşılardı ama ara sıra gerçekten hayal kırıklığına uğradığı olurdu.

“O halde onlar da karla oynamama izin verseydiler.” dedi kız alçak ve haşin bir sesle.Sırf o şımarık kral çocukları soğuğu sevmiyorlar diye onların da soğukluk içeren aktivitelerden men edilmeleri düpedüz aptallık ve zorbalıktı.Babası bu konuda Arya’yı hayal kırıklığına uğratmıştı,ne de olsa yakında Kral Şehri’ne gidiyorlardı.Karı son kez doya doya görme lüksünü ellerinden aldıkları için Arya annesine ve babasına bir hayli kırgındı.

Sonunda giyinmeyi bitirdi ve büyük bir özenle kapısını açtı.Uzaklardan halen müzik,kahkaha ve envai çeşit insan sesi geliyordu.Kral eğlenceye oldukça düşkündü ve Kışyarı’nda kaldığı her akşam onun için müzikli eğlenceler düzenleniyordu.Arya babasının bu durumdan hiç memnun olmadığını biliyordu.Eddard Stark sakin bir adamdı.Müzikli eğlenceler yerine kütüphanede kitap okumayı tercih ederdi.Arya babasının bu özelliğini çok seviyordu.

Kışyarı’nın neredeyse tüm halkı,kralın eğlenceleri için harıl harıl çalışıyordu.O yüzden usulca büyük kapıdan süzülmek ve arka taraftaki Büyük Koru’ya gitmek,Arya için dünyadaki en kolay şeylerden biriydi.Sabırsızca attığı aceleci adımları onun nihayet Büyük Koru’ya götürdüğünde,manzara yüzünden bir an için nefesini tuttu.

Büyük Koru çeşit çeşit ağaçların oluşturduğu geniş bir alandı.Çam,kavak ve meşe ağaçları adeta birer sevgiliymişçesine birbirlerine sokulmuşlardı.Korudaki küçük gölcüklerin üzerindeki buz tabakası hayli inceydi ve üzerlerine incecik,beyaz beyaz şeyler düşüyordu.

“Kar.”dedi Arya huzurla,adeta ilahi bir kelime sarf edercesine.

“Kışyarı için ne olağandışı,öyle değil mi tatlı kız kardeşim?” dedi bir ses yarı gülerek.

Arya bir parça korku bir parça coşkuyla arkasına döndüğünde ağabeyi Jon’u gördü.Delikanlı kızın aksine daha ince giyinmişti.Sırtında bir palto ve ellerinde eldiven vardı yalnızca.Küçük tüy yumaklarından farksız kar taneleri dönerek ilerliyor,Jon’un simsiyah saçlarına ve gülümseyen yüzüne çarpıyordu.

Arya dudağını hafifçe ısırarak ağabeyine doğru bir adım attı.Yemyeşil gözlerinde bir parça korku vardı. ”Burada ne yapıyorsun Jon?”

Jon başını yana yatırıp güldü. “Yürüyüş.Ya sen bir tanem?Bu saatte yatağında olman gerekmiyor mu?”

Kız bir şeyler uydurmak üzereydi ama sonra bunu yapmaktan vazgeçti.Jon onun en sevdiği kardeşiydi ve ona yalan söylemek istemiyordu.Jon daima dürüstlüğe inanırdı.

“Biraz karla oynamak istedim.Bilirsin…bir daha ne zaman kar göreceğimden emin değilim.Kaçırmak istemedim.”

Bunun üzerine ağabeyi iç çekti ve kızın yanına yaklaştı.Zıplayıp Jon’un kucağına çıkmak,Arya için çok doğal ve tanıdık bir hareketti.

“Anladım.” diye mırıldandı Jon. ”Kar senin bir parçan,değil mi?Benim için öyle.Sanki…bana cesaret veriyor,beni güçlendiriyor.” Jon’un sesine acı dolmaya başladı. “Seni özleyeceğim küçük kardeşim.Hem de çok.”

“Peki ya beni?” dedi neşeli bir kız sesi.

Arya ağabeyinin kucağından atladı ve sesin geldiği yöne doğru döndü:Sansa üzerine bir kürk pelerin geçirmişti ve kürk eldivenler takmıştı.Kolunda Arya’nın diğer ağabeyi Robb’un kolu vardı.Robb da Jon gibi çok sıkı giyinmemişti.Sarsak bir biçimde taktığı atkısı yerleri süpürüyordu.İkisinin de başında bir şey yoktu ve saçlarına kar taneleri düşüyordu.Yakutun içindeki inciler,diye düşündü Arya.

“Burada ne işiniz var sizin?” diye sordu Arya huysuzca.Uzun zamandır ilk defa gizli saklı bir iş yaptığını düşünüyordu ama şimdi bu inancı yerle bir olmuştu.

Robb sitemle Arya’ya baktı. “Sansa ısrar kıyamet onu Büyük Koru’ya götürmemi istedi.Biraz kar görmek istiyormuş.Ona çocukça davranmamasını söyledim ama beni dinlemedi.Anlaşılan çocukça davranan sadece o değilmiş.” Sözlerini vakur bir ifadeyle bitirdi.

Arya omuz silkti. “Bu çocukça bir davranış değil.Bu,kuzeylilik.”

Sansa’nın mavi gözleri hala Jon’un üzerindeydi.Neşeli bir sesle, “Soruma cevap bekliyorum ağabey.” dedi.

Jon da güldü ve ciddi bir ifadeyle,kız kardeşine ufak bir reverans bahşetti. “Kuzeyin kızıl çiçeği,yokluğunuz bizi derinden yaralayacak.”

Sansa güldüğünde elindeki bir şey Arya’nın dikkatini çekti. “Elindeki ne?”

Robb gözlerini devirdi. “Bir piknik sepeti.Tatlı Sansa’mız ufak bir piknik yapmak istiyormuş.Sepeti taşımayı önerdim ama reddetti.”

“Sizin burada olacağınızı hiç tahmin etmezdim!” dedi Sansa şaşkınlıkla “Ama ne hoş,kardeşler olarak bir piknik yapalım.”

Arya da ablasına katılıyordu-ki bu çok nadir olurdu.Her ne kadar yalnız olmayı planlasa da kardeşlerinin varlığından rahatsız olmuyor,aksine mutluluk duyuyordu.Yere genişçe bir örtü seren Sansa’ya yardım etti,kız piknik sepetinin içine peynirli çörekler ve tatlı kurabiyeler koymuştu.Bir matara da taze elma suyu vardı.

“Ne yazık ki kupa yok.” dedi Sansa,tembelce örtünün üzerine yayılırken. “Sırayla yudumlar alırız.” Bir kurabiye aldı.

Jon da kız kardeşini taklit etti.Robb tercihini çörekten yana kullandı.Arya ise ayaklarını öne uzatarak Büyük Koru’yu izlemeye başladı.Kız buradan gitmek istemiyordu;o Kışyarı’na aitti.Kara,temiz havaya ve kuzeye aitti.

“Eee,tatlı kız kardeşim.” dedi Jon bir süre sonra Sansa’ya.Sesi sessiz koruda hafif bir yankı yapıyordu. “Yeni nişanlın hakkında ilk izlenimlerin neler?”

Robb iğrenircesine bir ses çıkardı,Arya nedenini biliyordu.Prens önceki gün tahta kılıçlarla talim yapmak istemediğini hayli küstah bir üslupla belirtmiş ve avluda olay çıkarmıştı.Robb’un yüzünün nasıl kızarıp saçlarının rengine döndüğünü hatırladı Arya.

Kız kardeşine baktı.Sansa’nın masmavi gözleri dalgındı.Arya’dan tamamen farklı olarak,masallarla ve şarkılarla büyümüştü Sansa.Buna rağmen Lord Eddard sayesinde oldukça akıllı ve sağduyuluydu.Yüzünden Robb’un ifadesinden daha hafif bir tiksinti geçti.

“O bir aptal.” dedi sonunda.Oldukça sakindi. “Hem de oldukça kibirli bir aptal.Bana kendince centilmeni oynuyor.Tanrılar!O kadar aptal mı görünüyorum gerçekten?Hizmetlilere ve kardeşlerine nasıl davrandığını görmüyor muyum sanıyor?Dün avludaki rezaleti duydum Robb.Rica ederim canını sıkma.Tahta kılıçlarla dövüştüğünüzde senin daha çok darbe indirdiğini söyledi Jon.Taraflı davranmadığından eminim,Jon daima dürüsttür.Buna rağmen böyle bir olay çıkartması…Tanrılar,yardım edin.Onları uyardım ama beni dinlemediler.” Sesinde acı vardı.

Ablasının Joffrey ile evlenmemek için nasıl yalvardığını hatırlamak,Arya’nın üzülmesine neden oldu.

“Lütfen baba,sana yalvarırım.” demişti Sansa o akşamüstü.Ned,Catelyn,Arya ve Sansa;ateşin önünde oturuyorlardı. “O bir zorba.Beni üzecek.”

Arya babasının yüzündeki tereddüdü ve annesinin ciddiyetsiz şefkatini düşündü.

“İlk zamanlar olduğu için böyle düşünüyorsun canım.” demişti Leydi Catelyn umursamazca. “Zamanla onu daha iyi tanıyacak ve seveceksin.”

Karlar yavaşça dönüyor ve üzerlerine düşüyordu.Arya ablasının mutsuz olduğunu görebiliyordu;işin ucunda 7 Krallık’ın kraliçesi olmak varsa bile,Sansa mutsuz bir evliliğe katlanamazdı.Jon ve Robb’a baktı ama ikisi de teselli/moral konularında harika değildi.Arya bu görevi üzerine almaya karar verdi.

“Sansa.” dedi en sevimli ses tonuyla. “Hadi bunları aklından uzaklaştır ve bize bir şarkı söyle.”

Üç kardeşi de ona baktı.

“Jon.” dedi Robb kısık bir sesle. “Onu bulduğunda başı bir gölcüğün içinde falan değildi,değil mi?”

Jon soruyu ciddiyetle yanıtladı. “Ben onu gördüğümde gayet sağlamdı ama öncesi için garanti veremem.”

Arya somurttu ve elma suyunu kafasına dikti. “Ha ha.” dedi soğuk bir sesle.Çabasının ağabeyleri tarafından alaya alınması onu üzmüş ve kızdırmıştı.

“Doğrusunu söylemek gerekirse ben de şaşırdım canım.” dedi Sansa.Gülmemek için dudaklarını ısırmıştı. ”Ama memnun da oldum.Hangi şarkıyı istersin çiçeğim?”

Arya bir cevap veremeden Robb konuştu.

“Fanny.” dedi hevesle. “O şarkıyı çok özleyeceğim.”

Güzel tercih,diye düşündü Arya.Sansa daha düzgün bir pozisyona geçti ve tatlı sesiyle şarkıya başladı:

[font=Trebuchet MS]Yalnız olmasından yaralandın zavallının,
İncecik sesiyle bağıramadı bile.
Bıçakladın sen onu,acımasız,hain!

Sansa’nın sesi insanın titremesine neden olacak kadar tatlı bir tona büründü:

İyi yürekli,zavallı,zavallı Fanny.

Tanrılar tanığım olsun cezanı çekmelisin…
Öldüğünü görmek istiyorum bir zindanda,
Bıçakladın sen onu,acımasız,hain!
İyi yürekli,zavallı,zavallı Fanny.

Sansa şarkısını bitirdiğinde kardeşleri onu nazikçe alkışladılar.Benden çok daha iyi,diye düşündü Arya kederle.Benim aksime,o bütün kızsal işlerde iyi zaten.

“Gerçekten muazzam.” diye mırıldandı Jon.Bu yorumu Sansa için mi,yoksa elindeki kurabiye için mi yaptığını kestirmek zordu.Sansa yorumu üzerine alındı ve güldü.

“Ben muazzam olan başka bir şey biliyorum.” dedi Robb yumuşak bir sesle. “Büyük bir fedakarlıkla Gece Nöbetçileri’ne katılan genç bir delikanlı da oldukça muazzam.”

Arya ağabeyine baktı.Jon yüzünü ifadesiz tutmaya çabalasa da Arya o yüzde açık bir inciniş gördü.Bu,kalbini acıttı.

“Diyarın her türlü korumaya ihtiyacı var.” dedi Jon sessizce. “Bazı şeyleri feda etmemiz gerek.Gece Nöbetçileri önemli bir kurum.Diyarı korurlar.Onların hizmetinde olmak bir onurdur.”

Ama korudaki herkes bu kalıplaşmış sözlerin ardındaki gerçeği biliyordu.Jon gayrimeşru bir evlattı ve bireysel olarak pek bir geleceği yoktu.Hem daha iyi bir gelecek hem de ilerideki miras kavgalarını önlemek amacıyla Nöbet’e katılıyordu.Arya bunun için ağabeyiyle gurur duyuyor ama aynı zamanda ona üzülüyordu.

“Senin harika bir kalbin var Jon.” dedi Arya.Gözleri nemlenmişti ama bunu umursamadı. “İnan bana.”

“Bence de.” dedi Robb.

“Bence de.” dedi Sansa ve aynı anda bir kartopunu Arya’ya fırlattı.

Kız gözlerini kırpıştırdı ve ablasına baktı. “Bunu niye yaptın?” Öfkelenmekten ziyade şaşırmıştı.

Sansa’nın gözlerinde neşe ve keder vardı. “Bir daha ne zaman kartopu yapabilceğiz?”

“Kesinlikle katılıyorum.” dedi Robb ve bir avuç buzu Jon’a doğru fırlattı.

Jon gülerek saçlarını silkeledi ve buz parçaları Arya’ya çarparken küçük kız hafif bir çığlık attı.Yerden aldığı bir avuç karla Sansa’nın yüzünü ovdu Arya.Ablası durdurulamaz kahkahalarla sarsılırken Robb kartoplarını ardı ardına Jon ve Arya’ya fırlatmaya başladı.Arya darbelerin şiddetiyle zemine düştü ve Sansa’yı da beraberinde sürükledi.İki kız kahkahalara boğulmuş bir biçimde yuvarlanırken Robb ve Jon onları buz yağmuruna tuttu.Sonunda ikisi de bitkin düşünce gürültüyle kız kardeşlerinin yanına çöktüler.

“Bu iyidi.” dedi Arya nefes nefese. “Çok hainsin Robb.Sen neredeyse hiç darbe almadın.”

“Sen öyle san.” dedi ağabeyi,o da nefes nefeseydi. “Jon beni az kalsın karla boğuyordu.”

Bir süre sessizce uzanıp rüzgarın hafif uğultusunu dinlediler.Koru sessiz ve huzurluydu.

“Artık gitmeliyiz.” dedi Sansa çok hafif bir sesle.

Jon onu başıyla onayladı.Hep beraber örtüyü ve yiyecekleri toparladılar.

İşleri bittiğinde Arya hafifçe içini çekerek Koru’ya baktı.Kar,kış,ormanlar…Hepsi Arya’nın bir parçasıydı.Burası onun ruhuydu.Burası onun yaşam kaynağıydı.Ve Arya nereye giderse gitsin ruhu burada;Kışyarı’nın tazelik kokan korularında,göllerin incecik buz tabakasında,ağaçların yapraklarından sessizce süzülen küçücük yağmur damlalarında yaşayacaktı.

Ne de olsa ruh ölümsüzdü.

NOT:Sansa’nın Joffrey ile ilgili düşünceleri tabii ki kitaptan bağımsız.Olmasını istediğim şekle hikayemde yer verdim.Stark çocuklarının biraz eğlenmesini istemiştim hep ve bunu gerçekleştirmek istedim.Tek bölümlük bir hikaye olduğu için Bran ve Rickon’u es geçmek mecburiyetinde kaldım maalesef.Dilerim sizin de hoşunuza gider.Daha önce başka bir forumda yarışma hikayesi olarak yayınlamıştım,buraya üye olunca burada da yayınlayayım dedim. :smile:

Oncelikle seni tebrik etmek isterim hikayen mukemmeldi.Hikayende bicime onem vermissin sıkılmadan ve tavsiye uyaraktan fon muzigiyle birlikte okudum.Baska hikayelerde yaz hatta yazmalısın.Eger yazarsan hic suphen olmasın okuyacagım. :slight_smile:

Çok teşekkür ederim,hem yorum için hem de teşekkür için.Çok içimden gelerek,keyifle yazdığım bir hikayedir gerçekten.Üzerinde çalıştığım bir hikayem daha var,yakın zamanda yayınlamayı düşünüyorum.Dilerim onu da böyle beğenirsin. :smile:

Dedigim gibi sen yayınla ben okurum.İns. begenirim :slight_smile: Bu arada ulukurtlarıda hikayeye katsaydın daha iyi olurdu :wink:

Sansa ne güzel bir insan olmuş böyle :slight_smile:

Sansa’nın birinci kitapta bu tip bir karakter olmasını dilerdim ben,onu da bu hikayeye yansıtmak istedim. :redface:

Ulukurtlar hiç aklıma gelmemişti sen söyleyene kadar.Neyse,artık bu tip başka bir hikaye yazarsam kullanırım onları. :smile:

Hacım ben zaten hikaye ile ilgili görüşlerimi diğer forumda bildirmiştim zamanınna fakat. Sarı font olmamış ya . Çok dikkat çekici ne deyim. Beyaz olsa daha iyi olurdu

Ben de yorumumu yazmıştım diğer forumda, ama yine söyleyeyim Stark çocuklarını böyle görmek çok hüzünlü ya :frowning:

Bende okumuştum bunu diğerinde.Ve bu hiyayeyle ilgili sana en çok teşekkür etmem dereken şey fon müziğini yapan gurubu keşvettirmen.Bence hikayenle müthiş uyum sağlamış ve atmosfer tam olarak oturmuş.Eline sağlık :slight_smile:

duygulandım ya ben. keşke sansa bu kadar zeki olabilseydi :frowning: stark çocukları bu kadar eğlenceyi haketmişlerdi. ah Martin ah