Martin bize her şeyi söylüyor


#122

Yani Sur güçlerini yıkıp geçse ve güçleri Kışyarı’nda kırılsa, daha mantıklı. :smiley: Gemilerle geçmiş olsa önce Sur’da güçleri kırılıp sonra Kışyarı’nda yeniden nasıl kırılıyor? Kafamda deli sorular. :stuck_out_tongue: GoT bir din olsaydı ve ben de bu dine mensup biri, bu dini terk ederdim. Ben bu kadar çelişkiye vs. gelemem. :smiley: Yazar yine mi hatalı yazmış? Olmuyor böyle :smiley:

Yani bak boru üzerinden konuşuyoruz; geçmiş mi geçmemiş mi? Yıkılmış mı yıkılmamış mı? Bilemiyoruz. Bilemeyince boruyu da konuşup sağlam bir kuram üretemiyoruz. :smiley:

AA vs. meselesi de bu Sur ve Boru meselesi gibi belirsiz efsaneler, AA’ya vs. inanıyoruz, bu durumda boru meselesine de inanmak gerek; diye düşündüm.

Borunun NK’ye karşı kullanılmış olması daha mantıklı geldi, dedim.

Ben de onu dedim; sen birlikte nk’ye karşı savaş, muhtemelen öncesinde de ww’lere karşı ittifak etmişlerdir… Ondan sonra Yabanılları dışarıda tutma çabası niye? Mantıksız.

Ben de benzer bir şey düşünüyorum. Bu durumda muhakkak oradan geçmiş, Yabanıl meselesi vs. ile uğraşırken Ötekileri öğrenmiş ve bu ejderhacamlarını bulmuş… acep nereden? Sanki hepsini aynı yerde çıkarmış gibi… Bir çeşit höyük gibi bir yerden bulup dönüş yolunda tepesine binmişler… O ölü korucular oraya gittiğinde gayet ölü duruyorlardı, benjen ile giden hani sonra surda dirilen. Daha sonra diriliyor. İlk kitabın başında ölen lord bebesi ise hemen diriliyor. Dirilme zamanına kim karar veriyor ki? :smiley:

Çok saçma bence de… Ama dedim ya o boru Kraken Borusu ise ses, suyun altında farklı duyulur; hani köpek düdükleri var ya; sadece hayvanların duyacağı frekansta… Belki o boru da öyledir? Boru en son, Sam’i Eski Şehir’e götüren o kaptana verildi. Euron da oralarda dolanıyor, ele geçirebilir. :wink:

Yok, almadım. :slight_smile: Belki daha ucuzlar ise ileride olabilir.

Evet. Aynı ayda doğmuşuz ne hoş. :slight_smile: Teşekkür ederim şimdiden :slight_smile:

Olabilir. :smiley: Her Telden Kuramlar falan :stuck_out_tongue:

Eğer öyle olsaydı o zaman en başta o büyücülerin Dany’nin gerçekte nereye gittiğini bilmesi gerekmez miydi? Sonuçta adamlar Essos’ta iken ardına takıldılar kadının; bir de büyücü bunlar… Westeros’a da illa Dany hakkında bilgiler geliyordur ama misal ejderhaları olduğuna hala inanmıyorlar… Ayrıca bahsettiğin şey biraz ayrıntılı bir bilgi; kim nereye gitmiş? kimle gitmiş? ne zaman gitmiş? gibi sorulara Kral, Varys ile cevap buluyordu. Yani Euron bilgiyi x kişi aracılığı ile de öğrenmiş olabilir ama bu ihtimal biraz düşük geliyor bana; aksine kendisi gayet net bir şekilde biliyor olabilir.

Aslında az önce Euron’un kral şurası konuşmasına baktım da: Asha yüksek sesle güldü. “Keçileri senin iradene bağlayacak bir boru daha faydalı olur Kargagöz. Artık ejderhalar yok.”
“Yine yanılıyorsun kızım. Uç ejderha var ve ben onları nerede bulacağımı biliyorum. Bu malumatın değeri ahşap bir taçtır şüphesiz.”

Bunlar daha ejderhaların gerçekten de var olduklarını bilmiyor; Dany nereye gitmiş, malumatına nasıl sahip olsunlar?Yahut köleliğe savaş açmış, malumatına?

Doğrusu bu kısmı ben de hiç hatırlamadım. O adamları konuşurken böyle bir şey duymadık; Euron konuşurken de buna değinmedi. O zaman nereden çıktı bu?

Videoda ilgimi çeken şeylerden biri Euron’un şu taht varisi arzusu ile ilgili söylediği hani ingilizce “him” diye belirtilen ama aslında tahtı da kast ediyor olabileceği yahut acep ötekileri mi kast ediyor olabileceği? şeklindeki iması…

Tamamdır, bekliyorum. :slight_smile:

:roll_eyes:

Bahsedilen kral değil, lord… Yani son 300 yıl içerisinde gerçekleşti olay. Çocuğun isminin Jon Stark olduğunu nereden çıkarttın? Kitapta bahsedildiğini hatırlamıyorum. Jon Stark, kuzeydeki kral idi. Biz bir lorddan bahsediyoruz. Ve evet ben de dua edenin onunla alakası olduğuna inanmıyorum, çok başka bir şey çıkacak ondan.

Hee şu tünel meselesi… Evet, ilk seferinde o şekilde geçilmiş olabilir belki. Lakin hem surda hem kkışyarında güçleri kırıldı biraz mantıksız yine.


#123

GoT bir din olsa :smile:
Martin’in bu konuda hatali yazdigini düsünmüyorum, o genelde detaylar konusunda hatalar yapiyor. Burada detay yok, komple bir olay var. Bu konudaki çeliskileri farketmemis olmasi imkansiz.
O yüzden, ben diyorum ki, iddia etmemekle birlikte; ittifak konusunda bilmedigimiz detaylar vardir muhtemelen. Joramun’un borusu konusunda ise, bence bu hikaye sadece bir efsaneden ibaret, gerçek degil.

AA meselesinde bu kadar çeliski yok ama. Karisikliklar, bosluklar var ama hepsi giderilebilir görünüyor. Joramun / Boru / Sur / Ittifak konusunda ise olaya hangi taraftan bakarsan bak, bir tutarsizlik, mantiksizlik var. Hikayenin bir bütünlügü yok. AA hikayesi buna göre çok daha net.

Dizide Night King olarak gördügümüz Ötekilerin lideri.
Bu adam ölüleri diriltiyor ya hani? Bence olay sadece bundan ibaret degil. Bence o ölülerin hepsi ona bagli, yani hepsini kukla gibi kontrol edebildigini düsünüyorum. A$mis bir warglik gibi. Sanki hepsini diriltmekle kalmamis, warglamis, onlarin gözlerinden de görebiliyor olaylari, onlari bir sürüymüs gibi yönetiyor ve yönlendiriyor, ama tek bir ölüyü de ayrica idare etmesi de mümkün, ve tüm bunlari Bran gibi mesela transa geçmeden yapabiliyor.
Benjen’in adamlari dizide bulunduklari zaman, gözleri mavi degildi ama kitapta bu bilgi verilmiyor sanirim, sonradan saldiriyi gerçeklestirdiklerinde gözlerinin mavi oldugunu ögreniyoruz, belki geldiklerinde de öyleydi, ama göz kapaklari kapaliydi, olabilir yani :smile:
Gerçi öyle olmasa bile, kitapta da dizideki gibi bulunduklarinda gözleri mavi degilse, buna bir açiklama getirebilirim :grin:
Isaretlendiler.
Belli ki Benjen, Othor ve Jafer (adamin ismini hep Cafer diye okuyorum bu arada yaa :smile:) Ötekilerin saldirisina ugradilar. Othor ve Jafer (Te Allahim… :smile:) öldüler, Benjen ise kaçmayi basardi bir sekilde, en azindan o saldiridan.
Neyse, ellerinde iki ölü vardi Nöbetten, Othor ve Jafer. Onlari Wight’a dönüstürmediler. Sur’un yakinlarina, bulunmalarinin mümkün oldugu bir noktaya biraktilar, onlari isaretlediler (böyle söylüyorum tabi ama bu isaretleme olayinin nasil oldugunu da tam olarak açiklayamam, ve dizide Bran’in isaretlenmesi gibi de degil tam olarak, ama buna benzer. Bir çesit baglanti kurmak), ve gittiler.
Gece oldugunda, öncesinde diriltilmemis ama isaretlenmis/bag kurulmus o iki ölü (Othor ve Jafer), gece çöktügünde Ötekilerin lideri tarafindan diriltildiler.
Bu sayede, Öteki onlarin gözlerinden Gece Nöbetini de görmüstür, tabi bu benim inanisim, öyle bir durum olmayabilir de.
Ama genel olarak Othor ve Jafer’in Sur’da dirilmeleri, önceden planli programli bir olaydi.
Direkt Mormont’un odasina gidip ona saldirmasalar, Ötekiler yine Jon oldugunu tahmin ettigimiz kisiyi ariyorlar derdim. Yani Ötekilerin lideri, dirilttigi ve benim inanisima göre “wargladigi” ölülerin gözünden aradigi kisiyi bulmaya, tespit etmeye çalisiyordu derdim ama iste, direkt Mormont’a gidiyorlar, orasi ters :smile:

Ama Sur’un Ötesinde ne isi var öyle bir borunun?
Zaten Kraken borusu diye bir sey olup olmadigi da belli degil.
Söylentiye göre, Celtigar hanesinin hazinesinde öyle bir boru varmis ama o kadar.
Birde simdi baktim da, daha önce “Krakenleri uyandiran boru” demistim galiba ben bu borudan bahsederken (Celtigarlarda oldugu söylenen) ama öyle degil tam olarak. Uyandirma, bir nevi yeniden var etme durumu yok; krakenleri denizin derinliklerinden çagiriyormus. Cagri borusu :smile: Buradan yola çikarsak, ortaya su sonuç çikiyor… Krakenler zaten var, mesela ejderhalar gibi yillar önce yok olup gitmemisler. Sadece denizin derinliklerinde yasiyorlar.
Kiliçlarin Firtinasi’ndan itibaren yeniden ortaya çikmaya baslamalarini (Westeros’da) sadece bir boruya baglamak ne kadar dogru olur?
Baktim biraz da… Jorah Kiliçlarin Firtinasi’nda Dany’ye Valyria’nin kuzeyindeki, Tüten Denizin lanetli, tehlikle oldugunu ve oradan geçtiklerinden krakenlerin gemilerini denizin altina çekebileceklerini söylüyormus.
Jorah duyum almis olamaz, yani zaten uzun zamandir bilinen bir seyden bahsediyormus gibi burada. Bu da demek oluyor ki, o bölgede zaten bu deniz yaratiklarinin oldugu uzun zamandir bilinen, kafalara yerlesmis bir bilgi. Belli ki bir boru sayesinde çikmiyorlar ortaya.
Westeros’da ise Parmaklarda görünüyorlar ilk defa (Kiliçlarin Firtinasi), Varys söylüyor konseyde. Bir kraken Ibbenli bir gemiyi denizin derinliklerine çekmis.
Birde Kis Rüzgarlari, Arianne Pov’unda bahsediliyor. Üstatlar kanin krakenleri çektigini düsünüyorlarmis. Ve gayet mümkün aslinda.
Ejderhalar gibi yok olmus, nesli tükenmis varsayilan bir yaratik olsa, yeniden ortaya çikmalarini özel bir güce, boruya falan baglayabilirdik. Ama belli ki zaten var olan, denizin derinliklerinde yasayan yaratiklar bunlar. Belki de aç kaldi yavrucaklar, o yüzden geliyorlar :smile:

O farkli. Onlar hemen Dany’nin ardindan, çok fazla zaman geçmeden yola çiktilar (15 gün sonra galiba). Ve Dany’nin Qarth’dan onun için gelmis Pentos gemileriyle ayrildigi biliniyordu (Illyio’nun Arstan ve Belwas ile gönderdigi 3 gemi).
Sonra yolculuk sirasinda Dany’nin gemileri rotayi Köle Körfezine çevirdi, büyücüler ise göklerden haber alamayacaklarina göre Yaz Denizinde dümdüz ilerlemeye devam ettiler ve muhtemelen ondan sonra Euron’a yakalandilar (Valyria / Volantis açiklarinda).
Euron ejderhalarin nerede oldugunu bildigini Kral surasinda, yani büyücüleri esir aldiktan, onca yolu katedip Demir Adalarina geldikten sonra söylüyor. O sirada Dany’nin Yunkai’de veya en azindan Yunkai yolunda oldugunu, hakkinda haberlerin yavas yavas yayildigini tahmin edebiliriz.
Tabi Euron yolculuk sirasinda bunlari ögrenmis olamaz. Kral Surasinin hemen öncesinde de bir seyler duymadiysa, “Ejderhalarin nerede oldugunu biliyorum” dediginde, aklinda Pentos vardir, büyücülerden aldigi bilgiye göre.
Ama devaminda zaman geçti, yani Kral surasi ile Vic’e “Meereen’e git” demesi arasinda zaman var, ve o dönem hemen hemen her yerde Dany’nin Köle Körfezinde yaptiklari konusuluyor. Kral surasinda bahsettigi o yer Pentos olabilir, sonrasinda ise Dany’nin aslinda Köle Körfezinde, ve nihayetinde Meereen’de oldugunu ögrenmistir, bu gayet mümkün. Dedigim gibi, sonuçta kral surasinda bahsettigi yerin neresi oldugunu bilmiyoruz. Pentos olabilir, büyücülerden aldigi bilgiye göre. Köle Körfezi de olabilir, karaya çiktiginda duyum almistir. Veya net bir yer yoktur aklinda, yani büyücülerden veya sonrasinda birilerinden bir seyler ögrenmis olabilir fakat elinde net bir bilgi yoktur, o yüzden “nerede olduklarini biliyorum” demistir sadece o sirada. Böyle bir ihtimal de olabilir.
Neyse yani bu “Dany’nin konumu” durumu bence hiçbir sekilde bu teoriyi destekleyemez. Karsi argüman çok.

Ama kabul edersin ki o dönemde Dany ve yaptiklari, gizli veya ulasilmasi zor bilgiler kategorisine girmiyor. Varys kimsenin kolay kolay ögrenemeyecegi, duymayacagi bilgilere ulasiyordu. Ve dedigim gibi, o dönem, Dany’nin epey popüler oldugu bir dönem. Hisar’da, Dorne’da, Kral Topraklari’nda, Braavos’da, Volantis’de, her iki kitanin da limanlarinda… Hemen hemen her yerde ejderhalardan, genç ve güzel bir kraliçeden, onun Köle Körfezinde köleleri kurtardigindan bahsediliyor. Yani Euron’a bu bilgileri verebilecek bir x kisiye gerek yok özellikle, zaten her yerde konusuluyor, anlatiliyor. Duymamis olmasi imkansiz.
Benim asil merak ettigim, diger Demir Adalilar, Victarion falan duymadilar mi bunlari? Imkansiz duymamis olmalari. Ama biri de demiyor ki… “Ejderhalar? 3 tane? Euron da bahsetmisti 3 ejderhadan ama Targaryen kizindan bahsetmemisti. O kizin miymis o ejderhalar??” diye düsünmüyor, sormuyorlar. Euron Vic’e Dany’den bahsedince, Vic’in Dany’yi ve ejderhalarini ilk kez duydugu belli, ve bu çok anlamsiz. Baska bir dünyada mi yasiyor bu adamlar? Demir Adalarina hiç disaridan ticaret gemileri gelmiyor mu? Tüm dünyaya haberleri bu gemiler, denizciler yayiyor; Demir Adalilar nasil duymuyorlar hayret!

He! Ben de tam bundan bahsediyordum! :smile:
Eger Dany’nin yaptiklari, ejderhalari falan her yerde konusulmasa, popüler konu olmasa tamam diyecegim, bu durum gerçekten Daario=Euron teorisini destekler. Yani Euron nasil ögrendi bunlari diye sorgularim az biraz.
Ama öyle bir durum yok. Dany’yi ve ejderhalarini bilmek degil, bilmemek tuhaf bir durum. Olay o noktada yani.
Dolayisiyla Euron’un Dany’nin nerede oldugunu bilmesi sorgulanacak bir sey degil. Normal olan bu.
Ama Demir Adalilarin bilmemesi… Bu çok tuhaf iste. Mantiksiz. Sanki Dany’nin ejderhalara sahip olmadigi paralel bir evrende yasiyorlar ve Euron da iste o diger, ejderhalarin oldugu evrenden geliyor dersin :smile:

Yok öyle bir sey.
Ben Geek Teori kanalini da daha çok bu yüzden begenmiyorum. Yanlis bilgiler veriyor, veya yanlis çikarimlar yapiyor ve bunlarin üzerine teori hazirliyor.
Emege saygim var yine de, toptan saçmalik da demiyorum, demem. Ama daha özenli, dikkatli olmak gerek yani, hemde bu kadar aboneye sahipken.

Videoda bu “him”'den dünyanin tepesine çikacak aygiri kastediyordu degil mi öncelikle?
O olamaz zaten. Qarth’li büyücüler bu kehanetten hiç bahsetmiyor, Euron da bilmiyordur tabi. Dolayisiyla öyle bir inanci, düsüncesi olamaz.
Videoda birde arkadas “Euron kehaneti benimsedi” gibi kesin laflar ediyor. Yaww ne alaka? Nereden çikti bu? Adamin haberi bile yok o Dothraki kehanetinden.
Ve o cümledeki “Him”'i buna baglamak…

Orada Euron ona bir vâris gerektiginden bahsediyor. Fahiselerden, tuz karilarindan dogma piçler olmamali diye düsünüyor. Westeros’da piçlere olan bakis açisi belli.
Adam bir fahiseden dogan degil, soylu, güçlü bir kadindan, bir Kraliçeden oglu olsun istiyor.
O “him” o ogul iste.
Kendisi gibi sahane, süper (!) bir adamin ve ejderha kanina sahip Daenerys Targaryen’in oglu.
Bu iliskiden tahta layik bir çocuk dogacani düsünüyor. Soylu, güçlü anne ve babadan dogan çocuk. “Benim vârisim öyle biri olmali. Benden sonra tahta öyle biri oturmali. Herhangi bir fahiseden dogma bir piçim degil” diyor resmen. Ideal vâris tarifini veriyor :smile:
Gayet basit aslinda. Bu nasil Dothraki kehanetinde bahsedilen kisiye baglandi videoda? Aklim almiyor açikçasi. Gerçi bundan da önce, Euron’un bu kehaneti benimsedigi bilgisini aklim almiyor ya :smile:


Edit:

1.sezon - Pilot bölüm “Winter is Coming”

Internette paylasilmis, oradan buldum neyse ki, yoksa 60 sayfayi tek tek scan etmem gerekiyordu :grin:
Bana eklemem gereken 2 sey kaldi sadece :smile: Ne üsengeç insanim arkadas…

Senaryo imzali kapak :

Ve kapagin bonusu :smiley: (biraz yamuk scan etmisim :smile:) :


#124

Lord değil, Ozan Bael binlerce yıl önce Kraldı daha Andallar bile gelmemişti muhtemelen ve oğlunun adını Jon diye hatırladım öyle olmayabilir ve bu çocuk daha sonra Bolton’lar tarafından derisi yüzülerek öldürülüyor yani en az 1000 yıl önce çünkü Boltonlar 1000 yıl önce diz çöktü ve deri yüzmeleri yasaklandı. Efsanede Kışyarı Lordu Kızsız Brandon olarak geçiyor ve Bael Kral yolundan geliyor ancak bu Ayna Kalkanlı Serwyn efsanesi gibi değişikliğe uğramış bir hali ozanların günümüz şartlarına uyarladığı hali gerçek daha farklı da olabilir.

Son 300 yıl içinde tek yabanıl Kralı Raymun Kızılsakal onu da yazdım zaten.

Dua eden başka biri olabilir belki Lyanna’dır şimdi aklıma geldi Rhaegar’ın öldüğünü öğrendiğinde dua etmiştir.


#125

Ayrıntı vermeyince konu genel olarak hatalı duruyor işte. :smiley:

Ben borulara inanıyorum, bir şey çıkacak bence.

Adamların o sırada ölü olduğu ve dirilmediği kesin; çünkü Sur’u geçemezlerdi aksi olaydı. Yalnız Sur içinde iken nasıl dirilmeyi başardılar, onu merak ediyorum işte. Yazar, bu kısmı ne şekilde açıklayacak merak içindeyim. Ceset Kraliçesi de ww ise o bile Sur’a tırmanmış, adama görülmüş sonra Sur’da 13 yıl yaşamıştı. Yoksa Sur, sandığımız gibi büyülü vs. değil mi? Yok ya, mümkün değil. Bu adamların basit bir duvar durduramaz, onu da geçtim Gece Kalesinde büyülü bir kapı var. Konuşuyor ya la o kapı :smiley:

Jafer, bence Cafer^'den geliyor, İng. hali… :smiley: Hani Sheeren demiş ya fas dili; şirin… Barth’ın kızı.

İşin planlı olduğu konusunda sana katılıyorum. Mormont bunların lideri ya, sonuç olarak onu öldürmek istemişlerdir, muhtemelen. Bunun dışında “Bir şeyler hatırlıyor gibilerdir.” deniyor hep; belki o adamın daha önceden Mormont’a karşı kini vardı ise, ona dadanmak da istemiş olabilir. Jon ile ilgisi olduğunu sanmam. Sonuç olarak belki de dediğin gibi onların gözünden görebiliyordur; hayvan warglar gibi ölü insan warglıyordur; Sur içini ve durumu görmek istemiştir; istihbarat. :slight_smile:

Yalnız işte o dirilme işi orada nasıl oldu… Takıldığım kısım.

ehehe muhtemelen o zaman. Bu kadar çok bahsedildiğini fark etmemişim. :smiley: O zaman boru, senin dediğin gibi onları çağırmaya vs. yarıyordur. Euron da deniz canavarıyım diye geziniyor etrafta, onun eline güç geçer bu şekilde. Bakalım, belli olur bence 6. kitapta bu borular meselesi.

Eğer o boru, Euron’un eline geçer ise bil ki haklıyım; Vic. de Meeren savaşında boruyu düttürecek bakalım ne çıkacak altından.

Ben de Westeros’ta Dany ve ejderhaları hakkında sandığın kadar çok konuşulduğunu sanmıyorum işte; 1. kitaptan sonra kaç kere Dany ve ejderhası lafı geçti Westeros’ta? Bilgin var mı? Tywin gibi bir adam bile dikkate almıyor kızı. Onun gibi bir adamın elindeki tek malumat kaynağı Varys olamaz; bu adamların Lannis Limanı var; büyük bir ticaret limanı değil mi? Demek ki dik alasını öğrenmesi gerek ve evet, Demir Doğumluların da bilmesi gerek ama hiçbiri bilmiyor; söylentiyi duymamışlar bile; Asha’nın sözlerinden bunu anlıyoruz. Sur’da bile bahsi geçmiyor. Diyeceksin ki dıdının dıdısı Sur, orası nereden bilsin? Fakat genel olarak Westeros’ta olan biten bilgiler oraya ulaşıyor ve yanlış bilmiyor isem eğer çok ender de olsa ticaret gemileri vs. geliyor. Sonuçta Sur’daki kara piçi elin Braavoslusu duyuyor. Sur’a kaç tane adam gidip geldi 5 kitap boyunca da duyuyor, demi? Bu yüzden Dany meselesi şu an Westeros insanlarının meselesi değil, tek tük duyan varsa vardır ama genel manada kimse ejderhaları konuşurken duymadık. Konuşulması gereken bir şey değil mi? Arya, Jaime ve Brienne aracılığı ile diyarı ve hanları gezdik; insanların konuştuğunu duyduk mu? Kaç kere? Lakin bak Braavos duyuyor; Aemon da orada öğrenmiyor muydu, ejderha meselesini?

Bu bilgi akışları çok kesin değil; bir bakıyorsun hiç duyulmasını beklemeyeceğin önemsiz bir bilgi taa Braavos’a gidiyor ama bir bakıyorsun duyulması elzem, çok popüler bir konu olan ejderhalar vs. meselesi Westeros’ta duyulmuyor yahut tek tük bilen var.

Bu yüzden Euron’un ejderhalar ve yerini bilme meselesini göz önünde tutmak gerektiği kanaatindeyim. Sonuçta sen de söyledin; arada bir zaman geçiyor ama Demir Doğumlular hiçbir şey bilmiyor. Euron o sırada nasıl duysun madem öyle? Adam Demir Adalardan hiç ayrılmadı ki…Ha bir tek şu kalkan adaları için gitti ise gitti o kadar. Fakat o sırada onun duyduğunu diğer adamlar da duyardı.

Yok, anladığım kadarıyla “tahtın” kendisini kast edilerek çevrilmiş Türkçe’ye ama İngilizce’de him eki kullanmışlar; mantıken him bir şahıs zamiri; canlı ve erkekler için kullanılır; taht için it demesi gerekirdi. Yani burada yazarın kelime oyunu yaparak tahtı kast ettiğini düşündürüp aslında Ötekilerin başı/lideri vs. neyse onları kast etmiş olabileceğini ima etti. Haliyle ben de şöyle düşündüm; acaba bu Euron bu Dany’den bebek yapıp, onu Ötekilere verip NK gibi bir şeye mi dönüştürmek istiyor? Malum bunların ww’ye dönüşüm sürecinde zamanın hızlandırılmasını sağlayan bir şeyleri var; Sonsuz Kış Toprakları denen yerde zaman cidden hızlı falan mı akıyor nedir, 20 yılda adam olacak bebekler bir bakıyorsun kısa bir zamanda yetişkin boyutlarda… Neyse haliyle aklıma böyle bir şey gelince son Dany POV’unda kızın düşük yaptığını düşündük ama aslında düşmedi de Euron gerçekten Daario ise bebe bundan oluyor haliyle; dedim. Sonra Dany’nin azaba sürdüğü at falan geldi; aşk ihaneti de cabası…

Oyyy Kit’imin imzası başta duruyor :slight_smile: Benim imzam gibi onunki de pok gibi :smiley: Besbelli ki el yazısı iyi değil, benim de değildir; fark ediyor biliyorsun, yazın güzel ise imzan da güzel oluyor; ben de adımın ve soy ismimin baş harflerini yazıyorum. :slight_smile:

Teşekkür ederim :slight_smile: Jaime’nin oğlanı ittiği yerde bitiyor, gerçekten kitaba daha yakın hatta neredeyse aynı idi. :smiley:

Lord olan, karısının babası Lord Stark. Ben onun için kral dedin sandım da… Binlerce yıl önce de değil, son 300 yıl içerisinde. Boltonlar diz çökmemiş de olsa Stark Hanesi binlerce yıldır Kuzeydeki Krallar-Kış Kralları olarak biliniyor, zaman içerisinde kalan kısımları da hallettiler işte. Sanırım en son Boltonlar diz çöküyor. Haliyle Stark adamı Lord değil Kral olması lazım idi ama Lord olarak bahsediliyor, demek ki fetih sonrası olmuş olay. Belki Boltonlar diz çöktünten sonra da arada isyan hareketleri yapmışlardır vs. adamlar güvenilmezler görüyorsun, fırsatını bulunca iş bitiriciliğe soyunuyorlar… Yahut yazar bir hata yapmış yazarken, kral diyeceğine lord demiş. :smiley:

Bran, kadının Kışyarı’ndaki o siyah soğuk gölden çıkarken görüyordu. Lyanna ise Dorne’da öldü, orada da Büvet Ağacı var mı bilmiyorum ama o havuz yok. Zaten gördükleri yanlışım yoksa hemen hepsi Kışyarı(bir tek kurban etme meselesi farklı olabilir.). Gerçi dua edenin o olması güzel olurdu. :smiley:


#126

Boltonların son 1000 yıl içinde derisini yüzdüğü bir Stark yok en son Boltonlar diz çöktü ama 1000 yıl önce çöktü. Lord olarak bahsedilmesinin sebebi ozanlar kendi dönemlerine uyarlayıp Kralı Lorda çevirmişler kral yolu falan yok ama var ozanlara göre en az 1000 yıl önce yaşanmış bir olayı kendi dönemlerine uyarlıyor ozanlar aynı durum Ayna Kalkanlı Serwyn’de de var kahramanalr çağında yaşamış bir adam hem şövalye daha Andallar gelmemişti hem de Kral Muhafızı daha Targlar yok.


#127

Yok hayir yani sonradan, zamani geldiginde (gelirse), Joramun ile ilgili efsanenin sadece efsaneden ibaret oldugunu, gerçek olmadigini söyleyebilir.
Sonuçta Asoiaf’da Martin’in karakterler araciligiyla anlattigi her hikaye, durum dogru / gerçek diye bir sey yok. Genel olarak tüm karakterler güvenilmez anlatici, sadece Pov karakterlerden bahsetmiyorum.
Bu serinin sevdigim yanlarindan biri de bu aslinda, her seyiyle gerçekçi. Duydugumuz hikayelerin gerçek olmama ihtimali var, bir bilginin kulaktan kulaga yayilmasiyla yanlis bir bilgiye dönüsme ihtimali var.
Bu gerçekten çok iyi. Biz sadece bir hikaye okumuyoruz, onu her anlamda çözmeye, dogruyu yanlisi bulmaya çalisiyoruz ve bu ayrica keyif veriyor. Bu noktada, Asoiaf nihayetinde sadece bir kitap olmaktan çikiyor.

Inanisa göre, Sur Ötekileri uzakta tutmak, geçmelerini engellemek için tilsimlarla güçlendirilmis evet ama belki Wightlar üzerinde bir etkisi yoktur. Zaten öyle bir belirsizlikten bahsediliyor wiki’de de.
Sur’daki tilsimlarin sadece Ötekiler üzerinde etkili olduklari ihtimali var.
Mantisiz da degil bence biraz düsünürsek. Sur’daki büyü Wightlari etkilemiyorsa, Ötekiler hepsini oraya yönlendirip saldirabilirler, tüm Westeros’u isgal edebilirler ama sonra ne olacak? Onlar duvarin kuzeyinde tikilip kaldiktan sonra ne anlami var? Esas onlarin geçmesi gerek.

Aynen, öyle bir ihtimal de var.
Sur’un tilsimlarla güçlendirildigi söyleniyor ama bunun bir mit, bir efsane oldugu da belirtiliyor. Kesin bir bilgi degil.
Ama basit bir duvar da demeyelim :smile: 480 km uzunlugunda, 210 metre yüksekliginde bir yapidan bahsediyoruz. Martin mi demis, yoksa bir baskasi mi emin degilim ama Duvar büyük ihtimalle sadece buzdan degil, kaya parçalarindan da insa edilmis, çok saglam bir yapiymis. Kat kat buz, tas. Ama daha çok buz.

O kapi acayip yaa!
Ama aslinda buradan bile Duvar’in tilsimlara sahip olup olmadigini sorgulayabiliriz.
Yani tamam, o gizli bir geçit ama kapinin “Sen kimsin?” diye sormasina ne gerek var ki eger Duvar Ötekilerin geçmesini engelleyecek bir büyüye sahip ise?
Duvar tilsimlarla korunuyorsa, Ötekiler zaten o gizli geçidi kullanamazlar. Ortak dili bilseler de, kapinin sordugu soruya dogru cevabi verseler de, hiçbir sey degismez.
O sihirli kapi, geçit Yabanillara karsi bir önlem desem… Bu kadar zahmet en basta biraz abartili duruyor zaten ama neyse, bunu geçelim. Geçidin derinliklerde oldugu ve Sur kadar eski oldugu söyleniyor. Ve Sur Ötekileri insanlarin diyarindan uzak tutmak için insa edildi. O kapi da ayni zamanlarda oraya konduysa… Yabanillar için olamaz herhalde :smile:
Olur da biri “Sur tilsimlarla korunmuyor, bu sadece hikaye” diye iddia ederse, bu Kapi meselesinden bahsedebilir bence, düsüncesini bayagi destekler.

Kesinlikle.
Wightlar bazi seyleri hatirliyorlarmis zaten, evet, Osha bahsetmisti bundan ama dizide miydi, kitapta mi, yoksa her ikisinde de mi? Hatirlamiyorum.
Neyse ama mantikli yani.
Kendilerinden direkt Mormont’a yönelmis olabilirler, yönlendirilmis de olabilirler.
Dedim ya, kalede gezip dolansalar, o zaman Jon’u oldugunu düsündügümüz kisiyi ariyorlardi belki diyebiliriz ama iste direkt Mormont’a gidiyorlar.

Ben zaten “Sürekli Dany hakkinda konusuyorlar” demiyorum, Kargalarin Ziyafetinde, Dany ve ejderhalari haberlerinin her yere yayildigini, her yerde bahsedildigini, bilindigini anlattim. Mesela King’s Landing’de geçen her Pov’da Dany hakkinda bir seyler söylenecek de degil zaten :smile: Bir veya iki Westeros pov’unda geçmesi bile yeterli (Kargalarin Ziyafetinden bahsediyorum özellikle, konumuz o dönem çünkü).
Neyse yani yaptiklarinin, ejderhalarinin haberi evrene yayilmis durumda. Yoksa 7/24 ondan bahsediyorlar diye de bir sey yok :smile: Ama nerede oldugu ve ne yaptigi biliniyor. Gizli, ulasilmasi zor bilgi degil.

Tywin dikkate almaz tabi, o dönem Dany hakkinda söylenen seylerin kesin olmama ihtimali yüksekti. Az konusuluyordu. He dogru olsa bile, binlerce kilometre uzaktaydi, Tywin’in basinda bir sürü dert varken, Westeros’a gelip gelmeyecegi bile belli olmayan Dany ile ugrasacak degil. Onu Robert yapar anca, sebebi de belli, adam Targaryenlere takmis kafayi.

Ama iste Westeros’daki tüm limanlarda, sehirlerde, kasabalarda Varys’in ku$lari var. Hatta Essos’da bile var. Bosuna Örümcek demiyorlar adama. Tywin’in veya konseyde baska birinin adami haber getirene kadar, Varys çoktan haberi vermis oluyor.

Demir Dogumlularin duymamis olmasi gerçkten çok saçma ama yaa! Dedim ya? Ticaret gemileri falan da mi ugramiyor oralara? Ugruyorlar! Biliyoruz bunu. Kral surasina kadarki zamani da geçtim, sonrasinda da mi ögrenmiyorlar?

Ayça, bizim konumuz Kargalarin Ziyafeti dönemi. Yani Dany’nin çoktan Qarth’dan ayrildigi ve Köle Körfezine geçtigi dönem.
Ayrica konu Dany meselesinin Westeroslularin meselesi olup olmamasi degil. Ejderhalar var, sehirleri fetheden, köleleri kurtara, ayaklandiran bir kiz var; bu kiz son Targaryen. Konusulur bunlar, merak edilir. Ve bizim bunu anlamamiz için her Pov’da Dany hakkinda birkaç cümle olmasina gerek yok.
King’s Landing’de geçen 17.bölümde mesela, Aurane Cersei’ye, denizcilerin doguda ejderhalar oldugunu söyledigi haberini veriyor.
24.bölümde ise, Qyburn, Astapor’daki köle ayaklanmasinin Meereen’e vardigini haber veriyor. Ve buradan anlayabiliriz ki, bundan öncesinde Astapor’da olanlardan da bahsetmisler ama biz okumamisiz; sonuçta Martin bize karakterlerin 7 gün 24 saatini anlatmiyor.
Ama ortaya çikan sonuç su… Daenerys konusuluyor, takip ediliyor.
Ve tekrar ediyorum, biz Kargalarin Ziyafetinden bahsediyoruz. O yüzden mesela Arya’nin diyari gezdigi zamandan bahsetme. Veya Brienne ya da Jaime’den. Dedigim gibi, Dany’den bahsedildigini anlamamiz için, yazarin bunu her Pov’da vurgulamasina gerek yok. Saçma olur, gereksiz olur, göze batar.
Dany hakkindaki konusmalarin genel olarak tüm kitaba yayildigini söylemistim. Yani kitap boyunca Dany’den bahsediliyor demiyorum, sadece belirli bir zamanda bahsedilmedigini ve kral surasinin veya sonrasinin illa ki Dany’den bahsedilen dönemlerden birine denk geldigini söylüyorum. Bundan dolayi, Demir Adalara haberlerin bir noktada ulasmamis, ve ulasmiyor olmasi oldukça garip.

Evet Braavos’da konusuluyor, Aemon da orada ögreniyor Dany ve ejderhalari. Ve ne zaman? Yine Kargalarin Ziyafeti döneminde!

Videoda da söylendigi gibi, kitaplardaki bölümler kronolojik bir siraya sahip degil. Ama biz mümkün oldugu zaman, az çok eldeki bilgilerle baglantilar kurup, neyin ne zaman gerçeklestigini tahmin edebiliriz. Ve bunu, konustugumuz konu hakkinda yapmak mümkün.
Demir Dogumlularin kral surasi sirasinda Dany’den haberdar olmayabilirler hadi, sonuçta o dönemde, Dany hakkindaki haberler yeni yeni yayiliyordu (en fazla Yunkai’ye varmisti). Ama sonrasinda, ögrenmemis olmalari gerçekten tuhaf. Cünkü bu “sonrasi” dedigim dönem, Dany’nin Meereen’e vardigi döneme denk geliyor büyük ihtimalle ve iste tam da o dönemde haberler her yere yayilmis durumda.

:sob:
Daha kaç sekilde anlatmam gerek bilmiyorum.
Adam Kral Surasinda “Ejderhalarin nerede oldugunu biliyorum” diyor ama bir yer söylemiyor. Köle Körfezinden bahsettigini nereden bilecegiz ki? Pentos’dan da bahsediyor olabilir, hele ki yaninda Dany’nin Pentos’a gittigini düsünen büyücüler oldugunu hesaba katarsak, bu daha olasi.
Sonra Menzil’e akinlar düzenliyor. Kalkanlari ele geçiriyor falan filan.
Ve nihayetinde Vic’e “Meereen’e git” diyor. Evet, Dany’nin Meereen’de oldugunu biliyor kesin olarak. Ama ne var bunda? Bunu o sirada hemen hemen herkes biliyor. Malum, Dany Meereen’deyken, haberleri tüm evrene yayilmis durumda.
Daha Dany Meereen’e varmadan Euron bunu biliyorsa, ermis o zaman bu adam :smile: Yani her durumda, her açidan, Dany’nin Meereen’de oldugu bilgisi, Euron’un sonradan ögrendigi bir bilgi.

Bu Daario/Euron kronolojisinde de bir tuhaflik var.
Dany, Daario’yu elçi olarak Lhazar’a gönderiyor. Epey zaman geri dönmüyor Daario ve zaten daha çok bu yüzden Euron’a bagliyorlar olayi.
Ama Daario döndügünde, gündemde Dany’nin Hizdahr ile evliligi var. Dany evleniyor, Daario iyice huysuz biri oluyor. Ve sonrasinda o ve birkaç kisi daha, baris, iyi niyet göstergesi olarak Yunkaililere esir olarak veriliyorlar (ED - bölüm 50). Sonra Dany ejderhasina binip gidiyor (ED - Bölüm 52). Yunkaililer Viserion ve Rhaegal öldürülmedigi sürece, Daario ve digerlerini serbest birakmayacaklarini söylüyorlar.

Teoriyi ortaya atan kisi bu konuda ne diyor? Yani Daario’nun esir olmasi konusunda?
Eger tahmini bir hesap yapmak gerekirse… Dany’nin Daario ve birkaç adamini esir olarak vermesi, asagi yukari Euron’un Vic’i gönderdigi döneme denk geliyor. Yani Ejderhalarin Dansi’nin 50.ci bölümü ile, Kargalarin Ziyafeti 19.bölüm hemen hemen ayni döneme denk geliyor.
Euron birbirine çok uzak iyi yerde ayni zamanlarda nasil bulunuyor? Esir alindiktan sonra kaçip Demir Adalara gittiyse… Isinlandi mi bu adam? Ek olarak, Westeros’dan ayrilmadi da Kral olduktan sonra. Yani Euron Daario ise eger, Dany onu Lhazar’a gönderdiginde yapmasi gereken isi bir kenara atip, Demir Adalar’a gittiyse ve Kral olduysa, sonradan Daario esir alindigina göre, Euron’un tekrar Meereen’e gitmis ve Daario olarak boy göstermis olmasi gerek… ???

Kronolojideki düzensizlik de bir yere kadar, elde belirli bilgiler varken bunu her seye uyduramayiz.

Arastirdim bunu, çok kisi takilmis bu cümleye.
Ortak görüs, Euron’un orada kendisinden bahsettigi. “Him” = Euron.
Cünkü öncesinde “Bir kral ona vârisler verecek bir es’e sahip olmalidir.” diyor, yani bir Kraldan, ve tabi kendisinden bahsediyor 3.sahis seklinde.

Ingilizcesi aynen söyle :

Euron: “A king must have a wife, to give him heirs. Brother, I have need of you. Will you go to Slaver’s Bay and bring my love to me?”

Victarion: “You have sons.”

Euron: “Baseborn mongrels, born of whores and weepers.”

Victarion : “They are of your body.”

Euron: “So are the contents of my chamber pot. None is fit to sit the Seastone Chair, much less the Iron Throne. No, to make an heir that’s worthy of him, I need a different woman. When the kraken weds the dragon, brother, let all the world beware.”

Yani “Bir Kral’a uygun, yakisir bir ogula sahip olmam için, baska bir kadina ihtiyacim var.” demek istiyor.
Tabi kitapta “Tahta uygun” diyerek yanlis çeviri yapilmis.
Benim bildigim kadariyla da “Him” veya “Her” sadece sahislar için kullanilir. Zaten Fransizcada da var bu “him” / “her” olayi ve bir esya, nesne, taht için falan kullanilmaz, yanlis olur.

Ben kendisinden bahsettigini düsünüyorum, bir Kraldan, dolayisiyla Ötekilerle falan hiç alakasi yok bence bunun.

:smile:
Öyle miymis?
Ben pek uymuyorum o zaman buna, istisnayim. Benim el yazim, güzel demeyeyim ama düzgündür, fakat imzam… kötü yani, bayagi :smile:
Ama dogrudur o dedigin, enistemden biliyorum. Cok güzel bir el yazisi ve her gördügümde bayildigim bir imzasi var. Ablam da öyle hatta.

Rica ederim :blush:
Aslinda bir ara dogum gününe kadar bekleteyim, giciklik olsun dedim ama kiyamadim :smile:
Okudun mu hemen?
Ben Dany ve Drogo’nun gerdek gecesini niye çekim sirasinda farkli çektiler onu merak ediyorum. Senaryodaki sahne ayni kitaptaki gibi, yani Dany basta korkuyor, istemiyor ama Drogo onu rahatlatiyor, nazik davraniyor. Hatta en sonunda Drogo’nun “No?” diye sormasina, Dany’nin “Yes” demesini de yazmislar ama ne oldu da çekim sirasinda olayi resmen tecavüze çevirdiler? Gerçekten çok merak ediyorum, ne gerek vardi?


#128

Demek istediğini anladım ama tam doğru ifade sayılmaz. Aslında Martin’in bu şekilde tanımladığı tek karakteri Sansa; Sandor’un öpmediği halde öptüğünü hatırlaması hatta nasıl hissettirdiğini hatırlaması ve prense saldıranın Arya değil de kasap oğlan diye hatırlaması gibi şeyler için bu ifadeyi kullanmış ve okuyucunun daha anlayamayacağı küçük dokunuş bunlar, kasıtlı yazıldı o şekilde demişti.

Şimdi bak; senin “karakterlerin her söylediği, konuştuğu şeyi doğru sayamayız, güvenilmez anlatıcılar.” dersek de o zaman 5 kitap boyunca söylenen her şeye şüpheli yaklaşmamız gerekiyor. Olay Ötekileri kim yendi; İlk İnsanlar mı yoksa Gece Nöbeti mi? meselesine döner. Sen ilkler dersin ben nöbet derim; sen seri kitabı dersin kaynak olarak ben buz ve ateşin dünyası derim(ikisi de x karakterin gözüyle anlatılmış şeyler, demiştin.). İşin içinden çıkılmaz bana göre.

Lakin evet, doğru mu gerçek mi? Üzerinde düşünelim, tartışalım noktasında gerçekten eğlenceli bir süreç yaşıyoruz. :smiley: Yoksa bu kadar şey konuşamazdık senle. :slight_smile: Yalnız paranoyaklaşmışım gibi de bu da yalan şu da yalan olabilir diye düşünür isem “şüphecilik felsefesinin” esiri olurum. Kendi adımdan bile şüphe ederim. :smiley:

Hmm evet, olabilir aslında. Şu ana kadar Sur’u geçen dirilmiş wight da görmediğimiz için belirsiz dediğin gibi ama gayet mantıklı geldi. Aaa dur 1 dk. hayır, hayır… Wight olduğu belli olan ve Sur’u geçemeyen biri var, Duygu; Soğukel. O geçemediği için Bran’ı alması için Sam’i gönderdi. Eski bir kardeşlik üyesi olduğu da belli ama buna rağmen kapı da onun geçmesine izin vermiyor ama kapıyı canlı iken kullanmış olsa gerek ki nasıl geçilmesi gerektiğini biliyor.

“Bir kapı var,” dedi şişman Sam. “Gizli bir kapı, bizzat Sur kadar eski. Atlı, Kara Kapı dedi.

“Bulamazsınız. Bulsanız bile açılmaz. Size açılmaz. O Kara Kapı.” Sam, kol yenindeki rengi solmuş siyah yünleri çekiştirdi. “Atlı, kapıyı yalnızca Gece Nöbetçileri’nden bir kardeşin açabileceğini söyledi. Sözleri söylemiş olan bir Yeminli Kardeş.”
“Atlı söyledi.” Jojen kaşlarını çattı. “Şu… Soğukel mi?”
“Gerçek adı bu değildi,” dedi bebeğini sallayan Şebboy. “Sam ve ben ona bu adı verdik. Elleri buz gibi soğuktu ama bizi ölü adamlardan o kurtardı, o ve kuzgunları. Sonra bizi geyiğine bindirip buraya getirdi.”

“Neden seninle gelmedi?” Meera, Şebboy’u ve bebeği gösterdi. “Onlar seninle gelmiş, o neden gelmedi? Neden onu da Kara Kapı’dan geçirmedin?”
“O… o geçemez.”
“Neden?”
“Sur. Sur’un sadece buz ve taş olmadığını söyledi. Sur’a işlenmiş tılsımlar var… eski ve güçlü tılsımlar. Soğukel, Sur’un ötesine geçemez.”

Yeniden okuduğum iyi olmuş. Soğukel’e göre Sur gerçekten de tılsımlı ve kendisi bir wight olduğuna göre Sur’dan ww dışında bunlar da geçemiyor. Zaten böyle sihirli bir kapının olması bile Sur’un sihirli olduğunu göstermeye yeter bence, sonuçta sırf kapıya özel sihir kondurmamışlardır. :stuck_out_tongue:

Beyaz büvet ağacıydı ve üstünde bir yüz vardı.
Ağaçtan bir ışıltı geliyordu, süt ve ay ışığı gibi. Öyle belli belirsizdi ki, kapının kendisinden öte hiçbir şeye dokunmuyordu sanki, tam önde duran Sam’e bile. Ağaçtaki yüz, yaşlı ve solgundu, buruşmuştu ve küçülmüştü. Ölü görünüyor. Ağzı ve gözleri kapalıydı, yanakları çökmüştü, alnı kurumuştu, çenesi sarkmıştı. Bir adam bin yıl yaşayabilse, sadece yaşlansa ve asla ölmese, yüzü böyle görünür.
Kapı gözlerini açtı.
Gözleri de beyazdı. Ve kör. “Kimsin?” diye sordu kapı ve kuyu fısıldadı, “Kim, kim, kim, kim, kim, kim.”
“Ben karanlıktaki kılıcım,” dedi Samwell Tarly. “Ben duvardaki gözcüyüm. Ben soğukta yanan ateş, şafak vaktindeki ışığım. Ben uyurları uyandıran nida, diyar halkını koruyan kalkanım.” “O halde geç,” dedi kapı.

Bir ara seninle şu Nöbet yemini ile ilgili kısa bir görüş alışverişi yapmıştık; sözler sıradan sözler, demiştin. Buradan gördüğümüze göre YEMİNİ ETMİŞ KARA KARDEŞLİĞİN YEMİNİ SÖYLEMESİ ile bu kapı açılıyor, misal sen ben gidip söylesen açılmaz. Şimdi bu durumda nöbete katılıp Sur’un havasını solumak etmek vs. mi kişilere bir şey katıyor yoksa sözlerle birlikte bir şey etkinleşiyor kardeşlerde diyeceğim, inan içinden çıkamaz hale geleceğiz. ahahahah :smiley: Bu kara kapı nereden biliyor sözleri söyleyenin kara kardeşlikten olduğunu misal? :smiley:

Ve evet, bu kapı neden yapılmış? Sur dışına çıkan bir sürü kapı var. Şimdi Gece Kalesi yapılan ilk kale imiş; acaba bu kapı da ilk ve uzun süre varlığını sürdüren ilk kapı olabilir mi? Sonraki kapılar, kalelerin inşası ile zaman içerisinde yapılmıştır? Şimdi mantıken ww/ölü saldırısında bir kapı dayanamaz ama zaten Sur büyülü olduğu için Sur’u da geçemezler. Yani gene pek manası yok. Yabanıllar için, dediğin gibi, bu kadar zahmete gerek yok zaten Sur onlar için yapılmadığı gibi adamlar Sur’u çok güzel tırmanıyorlar yani. :stuck_out_tongue:

Yok, yok. Kesinlikle Jon ile ilgisi yok. Zaten lord bebesini öldüdükten sonra görünürde bir daha şanslarını denemediler, ancak Craster oğlanı gördükten sonra ordu gönderdiler arkalarından. Belki o sırada Jon’u bilselerdi, dediğin gibi olup ona yönlendirebilirlerdi. Gerçi öldürmek mi istiyorlar, onu da bilmiyoruz daha :stuck_out_tongue:

Ben zaten 7/24 konuşuyorlar manasında demedim. İlla ki ejderhalı bir hatunun Essos’u ayağa kaldırdığı haberini duymaları gerektiği konusunda seninle hemfikirim ama Demirdoğumlular bunu bilmiyor ise bizim sandığımız kadar çok hızlı yayılmıyor haberler, bilhassa işin ayrıntıları; onu demeye getiriyorum. Yoksa başka nasıl açıklayacağız herkes duymuş herkes biliyor herkes ayrıntıya vakıf ama demirdoğumlular ve halkın en az yarısı duymamış mı? Kalkan Adalara saldırdıklarında da ister istemez duymama olasılıkları olamaz, bir sürü adam var, ticaret gemisi var Menzil taraflarında… Yani sonuç olarak Demir Adalar, Westeros’tan o kadar kopuk bir yer de değil. Hal böyle iken Euron nasıl biliyor Meeren’de olduğunu? Gelirken biliyor olamaz ise, geldikten sonra nasıl öğrenebilir?

Diyorsun ki “herkes biliyor sonuçta” Ya hu nasıl biliyor? Adamlar hala ejderhaları olan bir kadının varlığından haberdar olmayı bırak ejderhalardan bihaber! Ejderhaları duymayan adamlar, Dany Meeren’e çökmüş haberini mi alacak? Nasıl? Ya işte o arada Kalkan Adalarına bir gidip geldiler ya, oradan… Yani bunca zaman ticaret gemileri vs. düzenledikleri saldırılardan vs. hiçbir şey duymayıp, bir Kalkan Adalara gidip geldiler tüm malumata sahip mi oldular? Vic ve diğerleri niye bu malumatı duymamış da Vic ilk kez duymuş gibi davranıyor o zaman? Adam ermiş falan değil, bizim çıkış noktamız bu değil zaten; Daario, Euron olabilir mi? sorusuna cevap arıyoruz. :slight_smile: Eğer bu arkadaş gerçekten Dany’nin yanına Daario olarak sızmayı başarmış ise ki Daario esir idi en son, Dany ve ejderhaları vs. konusunda bilgi sahibi olması çok olağan. Ha değil ise nasıl biliyor? Bu adam o kadar ülke gezip yağmalar yapmış kadim şehirlerden vs. Elinin altında da bir sürü büyücü var; şu ejderha camı mumlarından biri elinde olabilir mi? Onunla bazı şeyleri görebiliyorlar. Hatta şu Asshaili maskeli kadının da kehanet ile değil bu mumla bilgi sahibi olup Dany’ye bir şeyler söylediğini iddia edenler var.

He işte kuramın tıkanan kısmı burası; kimisi büyücüler aracılığıyla bir şekilde hızlı hareket etmesini sağladıkları tahmin ediliyor ama bunlar olasılıktan öteye gitmiyor işte. :smiley: Sonuç olarak kuram doğru çıkar ise illa ki yazar da bu noktayı açığa kavuşturur, değilse de zaten tartılışacak bir şey kalmıyor. :slight_smile:

Çevirisi aynen şu şekilde; “Hayır, ona(HİM) layık bir mirasçı çıkarmak için farklı bir kadına ihtiyacım var.”

HİM derken neyden kast ettiğini anlamanın yegane yolu, bir önceki cümlede geçen özneye odaklanmaktır. Burada da bahsi geçen şey TAHT. Kendisinden bahsetmiyor. İlk verdiğin cümlenin ardından gelse idi o zaman KRAL olurdu ama TAHT öne çıkartılmış. Bu yüzden çeviren kişi de ‘taht’ kast ediliyor, diye düşünüp çeviriyi öyle yapmış, aslında İngilizce dil bilgisi düşünülür ise doğru bir çeviri yapmış ama… Lakin burada şöyle sorun var ki taht, cansız bir nesne. Cansız bir nesne için IT kullanılması gerekir, yazarın ama HİM kullanılmış. Yani erkek ve canlı bir kişiden bahsediyor. Bu yüzden burada bahsi geçen HIM olayının; yazarın, dil/kelime oyunu olabileceği şeklinde…

Kaldı ki Euron neden kendisinden 3. şahıs gibi bahsetsin ki?

Belki sana çirkin geliyordur? :smiley: Lakin genelde böyledir, sonuçta imzalar da genel olarak isimler üzerinden atılır, doğal olarak el yazın kötü ise güzel bir imza çıkartma olasılığın pek yok. :slight_smile: Fakat sana şunu deyim; zeki insanların da el yazısı güzel değildir. :wink:

Sakın! İyi ki yapmamışsın, bekler dururdum bir ay boyunca :smiley: Aaaayyyaaa hayır! :smiley:

Okudum elbet. :slight_smile: Yalnız o değişikliklere ben de mana veremiyorum; hikayeyi farklılaştırmak istersin, gidişatı kestirme yapmak için eyvallah da dediğin gibi ne gereği vardı? Yani mantıken kadın, kendi tecavüzcüsüne aşık olmuş hastalıklı bir Stokholme sendromuna dönüştürmüş gibi oluyor böyle; besbelli ki yazar da böyle olmasın diye bu kısıma özen gösterip, o şekilde yazmış. Kesin GRRM çok sinir olmuştur. Ben olsam olurdum.


#129

Tam olarak anlamamissin aslinda :smile:
Ben genel olarak bir noktada her karakter güvenilmez anlatici oluyor dedim, yani bir noktada her karakter bu duruma düsüyor veya düsebilir.
Bu durum elbette ki 5 kitap boyunca okuduklarimizi sorgulamamiza, süpheyle yaklasmamiza neden olacak ölçüde degil, olamaz. Benim kastettigim öyle bir sey degil. Gayet akli basinda karakterlerin hissettikleri, düsünceleri ve bizzat yasadiklari olaylar var sonuçta, bunlar tabi ki sorgulanmaz.
Benim demek istedigim su… Karakterler bazen psikolojik nedenlerden dolayi hisleri veya hatiralari konusunda yanlis aktarimlar yapabiliyorlar (Sansa örnegi). Veya duyduklari bir hikayeyi, bilgiyi aktariyorlar ama bunun dogru olmama ihtimali var (Tüm bu Joramun, boru meselesi gibi).
Mesela dizide Dany Jon ile tanistiginda, ona bir ara “Hanelerimiz yüzyillar boyunca müttefik kaldi ve bu süreç 7 Kralligin altin çagi oldu. Baris ve refah dolu yüzyillar; Tahtta bir Targaryen ve Kuzeyde bir Stark ile” diyor. Biz, kitap okurlari olarak, bunun tam olarak dogru olmadigini biliyoruz, ama sadece diziyi izleyen, Westeros tarihini fazla bilmeyen kitle, bu bilgiyi gerçek gibi görüyor. Dany bu noktada, o sahnede, biraz güvenilmez anlatici oluyor.
Ben daha çok bu tür durumlari kastettim. Binlerce yil öncesine ait bir hikaye, veya binlerce / yüzlerce kilometre ötede gerçeklesen bir olay yanlis çikabilir. Hikayeler sadece efsane, kulaktan kulaga aktarilan bir bilgi ise son geldigi noktada yanlislarla dolu olabilir ve bize yanlislarla dolu halinin aktarilmis olmasi ihtimali var.
Belirli bir olaydan bahsetmiyorum, genel konusuyorum.

Sansa konusunda ise, Martin tarafindan güvenilmez anlatici olarak tanimlanmis tek karakter Sansa, ama tabi bu onun seride bu konuda tek oldugu anlamina da gelmez. Sonuçta Martin, Sansa hakkinda, onun aktardigi bir bilgi ile ilgili bir soru soruldugunda böyle bir sey söyledi, “hazir konusu açilmisken” durumu biraz. Yoksa tek güvenilmez anlaticinin Sansa olmadigina emin olabiliriz.

Sogukel çok farkli, tam olarak bir Wight degil. Bu yüzden onun durumunu degerlendirerek net bir sonuç elde etmek ne kadar dogru bilemiyorum.
Wightlar zombi gibi, donuk, yavas, konusmuyorlar da bildigim kadariyla.
Sogukel ise ellerinin ve muhtemelen ayaklarinin, kan toplanmasindan dolayi, bir Wight’in elleri ve ayaklari gibi siyah olmasi disinda bir benzerlik yok.
Adamin kendi iradesi var, hizli hareket ediyor, gözleri siyah. Ve en önemlisi, onun emrinde olan, ona haberler getiren bir karga sürüsüne sahip.

Öte yandan, diger konuda, Sogukel’in “Sur tilsimlarla korunuyor” demesi, bu bilgiyi daha inandirici yapiyor. Yani o söylüyorsa, bir bildigi vardir sonuçta.

Bu arada, ilgimi çeken baska bir nokta da ne biliyor musun Sogukel konusunda? Biraz konumuz disinda ve çok önemli de degil muhtemelen ama, hep kafama takilmistir…
Simdi Ormanin Cocuklari binlerce yildir yasiyorlar. Binlerce yildir yasayan bir canli için “uzun zaman” ne anlama geliyordur? Ne ifade ediyordur? Sen binlerce yildir yasayan biri olsan, mesela 2-3 yil senin için “uzun zaman” özelligi tasir mi? Ben olsam, 10 yil, 20 yil için bile uzun zaman diyemem kolay kolay. Binlerce yildir yasayan biri için, 10-20 yil, koca bir bardaktaki bir damla su gibidir herhalde.
Bran, Sogukel için, “Onu öldürecekler” dediginde, Leaf “Hayir. Onu uzun zaman önce öldürdüler” diyor.
Binlerce yil yasamis biri için "uzun zaman"in anlami çoook uzun bir zaman olmalidir düsüncemden yola çikarsak, Sogukel dizideki gibi Benjen olamaz, en az, atiyorum, 100 yil önce falan öldürülmüs biri olmali… Kim bu adam?

Kim bilir ben onu hangi durum, konu içinde söyledim? :smile:
Benim düsüncelerimi her konuya dahil etme, yanlis olur.
Ben onu muhtemelen Azor Ahai ile ilgili bir tartisma sirasinda söylemisimdir, yani o konuda bu sözlerin bir anlami, özelligi olmadigini anlatmak istemisimdir. Bu düsüncemi genele yaymamak gerek :wink:
Her seyin kendi alaninda bir özelligi vardir.
Tipki “Ejderhanin 3 basi var” meselesi gibi. Bir konuda ben bunun sadece sembolik, önemsiz oldugunu söylerim ama baska bir konuda büyük bir öneme, mesaja sahip de olabilir.

Ne bilecek yaa? Sözler kilidi açiyor iste :smile: :stuck_out_tongue:
Saka yapiyorum. O kapinin nasil çalisitigi hakkinda hiçbir fikrim yok su an :smile:

Bu kapiyi diger kapilarla bir tutmamak gerek tabi. Yani öyle bir sey yapmiyorsun biliyorum, malum, konusan bir kapidan söz ediyoruz ama… Nasil desem? Gizli geçit özelligini tasiyor bu kapi, derinliklerde oldugu söyleniyor, yeralti kapisi diyorlar. Öyle açikta, görünen bir kapi degil. Yanlis anlamadiysam, mutfagin ortasindaki kuyunun derinliklerdeki duvarina yerlestirilmis, oraya açilmis yani geçit.
Hayir dertleri neydi acaba? Sur büyülü, tilsimli zaten arkadas, bir kuyunun derinliklerine büyülü bir kapisi olan bir geçit açmakla niye ugrastiniz acaba o kadar?
Gece Kalesinde birde; terkedilmis ama zamaninda Sur’un en büyük kalesi olma özelligine sahip bir kale. Kapi eksigi mi vardi? :stuck_out_tongue:
13.Lord Kumandanin kalesi bu arada, öylesine not da düselim.
Neyse yani soruna da cevap vermis oldum biraz, o kapi neden yapilmis hiçbir fikrim yok :smile:

Valla bunun üzerine ne denir bilmiyorum :smile:
:+1:

O Waymar Royce’u diriltmislerdi degil mi? Hatta Will’i öldürüyordu sonradan, ya da Gared… Dizide bu ikisini yer degistirdikleri için karistiriyorum. Neyse.
Waymar bir Wight ise eger gitsin babasinin dizideki haline dadansin lütfen, çok rica ediyorum :smile: Gicik oluyorum adama.

Bence Demir Dogumlularda sorun var.
:smile:

Gelirken biliyor olmasi mümkün degil zaten.
Bu adam Westeros’a dogru yola çiktiginda Dany’nin Meereen’e varmis ve oraya yerlesmis olmasi imkansiz, dolayisiyla Dany daha oraya varmadan Euron’un bunu bilmesi imkansiz.
Kronolojideki belirsizligi düsünelim hadi… Hiç sanmiyorum ama diyelim ki Euron Westeros’a yelken açtiginda Dany Meereen’deydi, yeni varmisti… Ee Euron bunu bir zahmet bilsin yani degil mi? O sirada Essos’daydi sonuçta ve Essos, özellikle köle konusundan dolayi, Dany haberleriyle kayniyordu.
Hadi tüm bunlari bir kenara atalim… Euron Daario desek… Dany bu adami, Meereen’deyken Lhazar’a gönderiyor, bir süre sonra Daario geri dönüyor ve devaminda esir olarak Yunkai’lilere veriliyor.
Euron Demir Adalara geldikten sonra, sadece Menzil’e yapilan akinlar için oradan ayrildi. Uzun süreligine ortadan kaybolma olayi yok.
Kimse gelip de bunu büyülerle falan da açiklamasin bence, her seyin bir siniri var sonuçta.
Nereden bakarsan bak, olmuyor. Martin oldurursa, orasini bilemem tabi.

Sen o Demir Dogumlulari düsünerek degerlendirme bence olayi, onlarda tuhaflik var.
Dany Meereen’deyken, tüm dünya onun ne yaptigini (fetihler, köleler), ejderhalari oldugunu ve Meereen’i yönettigini biliyor.
Martin’in bunu her firsatta, her Westeros bölgesi povunda vurgulamasina gerek yok. 2-3 kere yazip mesaji veriyor iste adam. Ben “Westeros’da 60 milyon insan varsa hepsi Dany’yi biliyor da demiyorum”, yanlis anlasilma olmasin, iç taraflarda, kendi halinde yasayan çoban, çiftçi falan ne bilsin? Nasil duysun?
Limanlarda konusuluyor diyorum, limanlardan sehirlere, oradan hanlara yayiliyor diyorum. Ee kalelerde olan, Lordlar, Leydiler, Krallar da biliyor.
Bu Demir Dogumlular… Saka gibi valla :smile: Kral Surasina kadar bilmiyor olabilirsiniz, o neyse de, sonrasinda da mi en ufak bir duyum dahi almiyorsunuz? Bu kadar mi kapalisiniz dis dünyaya?

Yok artik :smile:
Isinlanma özelligi 1.0.

Taht için “him” denmez ama.
“Taht” tam olarak öne çikarilmis falan da degil aslinda, yanlis çeviri öyle bir imaj yaratiyor sadece.
Olayi sadece Euron’un alintisini yaptigin sözleriyle degerlendirmemelisin.
Konusmanin o kisminda, esas konu, bir Kral ve onun vârisi olmaya uygun bir ogul.
Yukarida yazdim ya konusmayi? Konu aynen öyle basliyor, öncesi yok. Euron, “Bir Kral, ona vârisler verece bir ese sahip olmalidir” diye direkt daliyor konuya.
Victarion “Senin ogullarin var” demese, Euron zaten hiç o cümleyi kurmaz (No, to make an heir that’s worthy of him, I need a different woman").
Adam kendisinden bahsederek “Bir kral” diyor, uygun bir vâris’den ve bu uygun vârisi ona verebilecek bir kadindan söz ediyor. Bu sekilde basliyor konuya, yani zaten kendisinden 3.sahis olarak bahsederek konuya giriyor. Devaminda yapmak zorunda oldugu açiklamada da “Him” diyor iste.
Fransizcada mesela bu “Him”, “Lui” oluyor, tabi cümle içinde "L’ " ye de dönüsebiliyor. Ve buna “Pronom personnel” diyoruz. Türkçesi "Kisisel zamir"mis.
Mesela “I saw him”; Fransizcada “Je l’ ai vu”.
Tahti gördügünü söylemek istersen… “I saw it”; Fransizcada ise degismiyor, yukaridaki gibi, ayrim yok. Bir insandan degil, bir objeden bahsettigini belirtmen gerekiyor ek olarak. Bu konuda Ingilizceden farkli yani.
Ingilizcede birinden mi yoksa bir seyden mi bahsettigini belirtmene gerek yok, zaten açikça ortada… Him, Her, Us, It, Them…
Fransizcada düsünmeden konusurken bir esya için de “Lui” diyebiliyorsun, öyle çikiyor agzindan direkt ama çok dogru bir kullanim degildir. Gramatik olarak yanlis olmuyor aslinda, fakat kulaga yanlis geliyor, hos olmuyor. Bir esyadan, bir insanmis gibi bahsediyorsun nihayetinde.
Ingilizce bu konuda daha net.

Fransizca dersimiz bugünlük sona ermistir :smile:

Var öyle tipler; yok mu? Kendinden bahsederek “X 1980 yilinda Istanbulda dogdu…” diye anlatirlar hani :smile:
Gerçi Euron’un yaptigi kesinlikle bu tarz bir sey degil, farkli ama nihayetinde kendinden, uygun bir vârise sahip olmasi gereken bir kraldan bahsediyor.
Bu arada daha da ileriye gidip, kendinden “biz” diye bahsedenler var :smile: “Sen böyle bir sey yaptin mi?” diye soruyorsun, “Bizde öyle sey olmaz, bize ters, yakismaz” falan diyor. Forumda öyle biri vardi bi ara :smile: Biz diye konusuyordu hep, Ece acayip merak etmisti, sorup durmustu “Siz derken?”, “Kaç kisiniz” diye ama hiç cevap alamamisti :smile:

Ben de Duygu yaziyorum iste anlasilmayacak sekilde; imza oluyor o :smile:

Bak yaa, yine nereye gittigini bilmedigin bir laf etmissin. Aptal da olduk iyi mi?
:smile: Te Allahim yaa :smile:
Yazim düzgündür diyorum, kiz gelmis “zeki insanlarin da el yazisi güzel degildir” diyor :smile:

Su an çok pismanim bekletmedigim için, bir daha ki sefere artik :smile:

Ben oldum. Önceden de sinir oluyordum zaten kitaptaki versiyonu düsündükçe ama simdi, ilk basta öyle yazilmis olmasina ragmen degistirdiklerini görünce, daha da sinir oldum.
Ben dizideki farkliliklara genelde hiç kizman, hatta çogu zaman dizideki farkliliklar hosuma da gidiyor, çok sevdigim bir hikayenin birbirinden farkli iki versiyonuna sahipmisim gibi bakiyorum ben olaya. Millet niye bu kadar takiyor anlamiyorum, diziden memnun degilsen, kitap var sonuçta. Keyfini çikar degil mi?
Neyse, dagildim… Diyecegim o ki… Ne yazik ki, tecavüz, zarar veren (psikolojik veya fiziksel) kisiye baglanma konulari reyting getiriyor. Kime kizacagimi bilmiyorum aslinda. Bunlari yazanlara mi? Bunlara reyting kazandiranlara mi? (ki ister istemez biz de bu kitlenin içindeyiz. Hatta itiraf etmem gerekir ki; evet, karakterlere büyük travmalar yasatan olaylar, benim de ilgimi çekiyor).


#130

Yo, hayır. Sansa üzerinden bir şey planlıyor. Başlık açmıştım. Sansa ve Hayali Öpücük

The Lion’s Paw / Lion’s Tooth business, on the other hand, is intentional. A small touch of the unreliable narrator. I was trying to establish that the memories of my viewpoint characters are not infallible. Sansa is simply remembering it wrong. A very minor thing (you are the only one to catch it to date), but it was meant to set the stage for a much more important lapse in memory. You will see, in A STORM OF SWORDS and later volumes, that Sansa remembers the Hound kissing her the night he came to her bedroom… but if you look at the scene, he never does. That will eventually mean something, but just now it’s a subtle touch, something most of the readers may not even pick up on.

Bu da diğer soru-cevap(yani iki ayrı söyleşide cevaplamış.)

Here’s a really particular question (which I realize means it probably won’t get asked in a general interview): In A Storm of Swords, there is a chapter early on where Sansa is thinking back to the scene at the end of A Clash of Kings when The Hound came into her room during the battle. She thinks in the chapter about how he kissed her, but in the scene in A Clash of Kings, this actually didn’t happen. Was that a typo or something? —Valdora

It’s not a typo. It is something! [Laughs] ‘‘Unreliable narrator’’ is the key phrase there. The second scene is from Sansa’s thoughts. And what does that reveal about her psychologically? I try to be subtle about these things.

My question is - what do you think the significance of her memory lapses is?

GRRM asks: “What does that reveal about her psychologically?” What do you think?

(Diğer açıklamalarını şimdi anladım, arada belirtem, sonra anlamadım sanma. :slight_smile: )

Şu kan toplanması vs. olayını nereden çıkarttın ya hu? :smiley: Kan toplansa renk kararır, eyvallah ama soğuk olmaz; kan akmayacak ki vücudun soğuk olsun. Yazar ne dedi Beric için? Kalbi artık kan pompalamıyor ama adamın hiçbir yeri kara değil diye biliyoruz, beden soğukluğu ile ilgili de bir bilgimiz yok. Fakat ateş ile diriltildiği için buzla diriltenlerden bir farkı vardır. Yalnız dikkat edersen Beric’in gözleri de kendi renginde ve irade sahibi.

Soğukel de Beric de LS de ve diğerleri de bir WIGHT. Lakin her wight iradesini yitirmiyor gördüğümüz gibi. Zaten Soğukel sıradışı bir wigth ki adamın diğerlerinden bir farkı var. Zaten Sur’u geçemediğini gördük. Demek Sur, onu kara listeye almış. Niye? Çünkü ölü. :smiley:

Şimdi merak ettim Beric’i alıp öbür tarafa sallasak, Sur’dan geçmeye kalksa geçebilir mi? :smiley:

Soğukel kim? Aslında onun diğer buz ölülerinden farklı kılan kısım da onun kimliği olsa gerek diye düşünüyorum. Bir çok kişi onun 13. Lord kumandan olabileceğini söylüyor. Leaf 200 yaşlarında bir hatun; o yaştaki bir kişi ÇOK UZUN ZAMAN lafı bence de en az 100-200 yıl demektir. Zaten bir yerde daha önce demiştim Kara Kale 200 yıl önce terk edilmiş; Kara Kapı ise en iyi ihtimal ile 200 yıldır varlığı nöbet tarafından unutulmuş(ben çok daha uzun zaman önce unuttuklarını düşünüyorum. Çünkü 200 yıl, unutmak için o kadar uzun bir zaman değildir.) ama Soğukel, bu kapının varlığından da nasıl açılacağından da haberdar; zaten buralarda gezinip duruyor, sanki evinin etrafındaymış gibi. :stuck_out_tongue: 13. kumandanın warg olduğundan emin sayılırız bence; o adamları büyü ile kendine bağlamış; Bran da aynı şeyi Hodor’a yapabiliyor, eğitimsiz haliyle. Gerçi Hodor az gerizekalı ama olsun. :smiley: Soğukel de geyiği ve kuzgun/karga ne ise onlarla geziniyor, o da bir warg yani.

Toparlar isek;
1- Warg,
2- Gece Kalesi etrafında dolanıyor,
3- Nöbet tarafından çok zaman önce unutulmuş büyülü kapıyı ve nasıl açılacağını biliyor,
4-Çok uzun zaman önce öldürülmüş,
5- Ölü olmasına rağmen warglama yeteneği var,
6- Eski bir karga.

İster istemez akla 13. kumandan geliyor. Gecenin Kraliçesi ile yatınca diğer ölülerden farklı bir bağımsızlık kazanmasına mı neden olmuş acaba eğer Soğukel, o ise? Sonuçta ruhunu kaybetmesine rağmen (biz bunu onun gibi dönüştü diye anlıyoruz ilk aşamada) kendi iradesi olduğu gibi diğerlerini de kendi iradesine bağlayarak 13 sene yönetti. Bran onu görmüştü değil mi? Kurban ayini sırasında; adamı tarif ederken bildiğimiz ölülere benzemiyordu? Hala etrafta dolanıyor olabilir.

Öldürdüler, Will onlar gidince hemen aşağı indi derken Waymar da hemen dirildi ve öldürdü oğlanı; will;i. Kaçan Gared, yaşlı olan. :slight_smile: Ben de gıcığım babasına az biraz; senin neden gıcık olduğunu da biliyorum, dizide o lafı söyledi diye demi? :smiley: Ben de Glover denen dansöze gıcığım.

Jon’un yerinde olsam savaş bittikten sonraki ilk işim ona dünyanın kaç bucak olduğunu göstermek olurdu.

Yani Westeros’ta sorun yok diyon? :smiley:

Daario’nun onların ellerinden kaçma imkanı ne kadar düşük olabilir mi? Yani eğer kendisi Euron ise? Adamın emrinde bir sürü adam ve büyücü var. Yine de gidip gelme konusu işte dediğin gibi… Lakin Daario’nun Euron çıkmasını çok isterim, bence kurgunun manyaklığına uygun olurdu ve kim bilir altından ne tür bir entrika çıkar. :smiley:

Yani işte kısacası haberler deniz yoluyla geliyor ve bu adamlar deniz adamı… nasıl bilemez, duyamaz? Ben bunu bu herifler biraz tuhaf diye açıklayamam; ya benim dediğim gibi ayrıntılara vakıf olamayacak kadar haberler yavaş ilerliyor ya da yazarın, iç tutarsızlığı…

ahahahahhahaa onlar mantıklarına yedirmiş yani bir şey diyemem :smiley:

Ben de onu dedim ya; it denir. Onun yerine him geçmiş. Bu yüzden kelime oyunu var, diyenler mevcut. Neyse İngilizce dil bilgim fena sayılmaz ama o kadar da uzman olmadığım için ısrarcı olamam. :slight_smile:

Fransızcayı hiç sevmem, Duygu. Sevemedim. :smiley:

İngilizce cümleye bakar isek tam da kendisinden 3. kişi olarak bahsediyor. :smiley: “Bana layık varis…” demesi lazım… Ve Euron’un karakteri ve konuşma tarzı da ‘ben’ merkezli bir konuşma…

“Bizde öyle sey olmaz, bize ters, yakismaz”

Böyle cümleleri Türkler sık kullanır, hele ki şu yukarıdaki cümleyi.

BİZ olayı ne biliyor musun? Ece yanlış kişiye sormuş, bana soracaktı onu. BİZ anlatımı EDEBİ bir anlatım tarzı olmakla beraber SAYGI ifadesini de içinde taşır. Evet, kendine saygı ama bunu narsistlik gibi görmemeli, öyle bir şey değil; sonuç olarak her insanın benliğine bir hürmeti olması gerekir. Misal Kur’anda da bazı yerlerde Allah, kendinden “biz” diye bahseder; tam da bu söylediğim sebeple. The Borgia dizisini izlediğimde Papa da aynı şeyi yapıyor “We…” deyip duruyordu. Hemen hemen her dilde olsa gerek; Türkçe ve Arapça’da hatta gördüm ki İngilizce’de de var.

aahhahahahahha Senin Türkçe pek iyi değil bence. :smiley:

Şimdi ben sana desem ki “ben zeki bir insanım.” bu durumda sen salak mı oluyorsun? Yahut Einstein bizim yanımızda çok zeki kaçıyor diye biz salak mıyız? Hayır. Herkes akıllıdır, zekidir ama bazı insanlar bir tık ya da birkaç tık daha zekidir. Başkaların senden zeki olması yahut benden zeki olması; bizi salak yapmıyor. :wink:

hihihiihih

Sonra da Hollywood’da kadın oyunculara taciz ve tecavüz vakaları ortaya çıktığında da siyah giyinip “bu iğrençliğe karşıyız!” diye sözde destek mesajları veriyorlar ve elbette biz de benzer bir durum içerisinde oluyoruz. Şimdi anladın mı neden dany jon ilişkisini iğrenç bulup, karşı çıktığımı? Senin gibi olaya basit bir kurgu gözü ile bakmadığım için; dizi ve filmlerde işlenen böyle şeyleri izleyen insanların beyinlerini değişime uğratıyor, algı oyunu yapıyor; çünkü izlerken “bu bir kurgu, gerçek değil; tadını çıkartmak yeterli” diye izliyoruz ama unutma ki beyin, gerçek ile sahteyi ayırt demez; izlediğin şeyi gerçek zannettiği için zevk alıyorsun ya da ağlıyorsun ya da korkuyorsun; başka türlü o filmleri dizileri izlemezsin; sonra farkında olmadan algı yapın değişiyor, daha dün iğrenç dediğin enstesti kaile almaz oluyorsun. Buyur; daha birkaç güne kadar kendi kızına tecavüz eden bir adam ile çalkanadı Türkiye; haberin vardır? Adam kim bilir nasıl zevk almıştır; benim kızım kanım dememiştir, aksine böyle olması ona zevk vermiştir zaten. İyyy mide bulandırıcı yazarken bile… Hem ensest hem tecavüz; böyle dizi, filmlerin dolandığı bir ortamda insanların sapkınlıklarının beslenmemesi mümkün değil zaten.


#131

Eee??
Yani bu soru cevaplar benim söyledigim seyle ne ilgisi var? Ters falan düsen bir durum da yok.
Martin bir sey planliyor olabilir, konu bu degil.
Soru sorulmus, öpüsme anisi ile ilgili, ve Martin Sansa’nin bu noktada güvenilmez anlatici oldugunu, ve ayrica bu durum üzerinden bir sey planladiginin da sinyalini vermis.
Bunlara bir sey dedigim yok ki.
Ben sadece bu seride güvenilmez anlatici durumuna düsen tek karakterin Sansa olmadigini düsünüyorum, o kadar.

Wightlar hakkinda :

The appearance of wights depends entirely on the condition of the corpse when it is raised. Some are lifelike, while others are badly rotten although the process of decay has been halted. All are easily identified by their eyes having turned bright blue like two blue stars,and their hands and feet black and swollen with pooled and congealed blood.

Ek olarak :

Bran : […] Who are you? Why are your hands black?
Coldhands: Once the heart has ceased to beat, a man’s blood runs down into his extremities, where it thickens and congeals … His hands and feet swell up and turn as black as pudding. The rest of him becomes as white as milk.

(Kaynak : Ejderhalarin Dansi - Bölüm 5 - Bran 1.POV)

Beric ve LS’i nereden karistirdin sen konuya?
Ve onlar üzerinden Ötekilerin Wightlarini degerlendirmek nasil bir anlamsizliktir öyle?
Bunlarin arasinda tek ortak nokta ölüp dirilmis olmalari.
Martin bu durumdan dolayi Beric’i mesela Wight, Ates Wighti diye tanimlamis ama olay bundan öteye gitmiyor.
Ve Beric, Ls falan konumuzun çooook disindalar.

Öyle bir düsünce var evet, ve ilk basta mümkün görünse de, biraz düsününce 13.Lord Kumandan ile Sogukel kisilik olarak çok farklilar.
Biri karanlik tarafa kendi rizasiyla geçen, Ötekilere kurbanlar veren biri; digeri ise Sam’e, Bran’a yardimci olan biri.
Böyle bir karakter degisimi hangi sebepten ötürü gerçeklesmis olabilir ki?
Bu noktada, onun zamaninda Brynden Rivers’in (Üç Gözlü Karga) adamlarindan biri oldugu teorisi daha olasi geliyor.
Bu adamlara Raven’s Teeth diyorlar, yani Karga’nin Disleri. Daha Brynden Gece Nöbetine gönderilmeden onun yanindaymislar, Blackfyre Isyanlarinda onunla birlikte savasmislar. Brynden Nöbete gönderilince, birçogu onunla gitmeyi seçmis.
Tabi bu ihtimale pek yakin degilim ama dedigim gibi, 13.Lord Kumandan ihtimalinden daha olasi görünüyor benim için.

Targlar hakkinda ettigi laf mi? Yok o yüzden degil, hem sonuçta o adamin açisindan bakarsak, bos bir laf degil. Karakterlere kizmadan önce empati kurmak gerek. Hee tabi bir Targci olarak o laf elbette duymasi hos bir laf degil ama bu yüzden gicik olmuyorum. Her seye karsi, hiçbir seyden memnun degil, burun kivirip duruyor, ona sinir oluyorum. Gerçi Baelish’in istegini reddettigi zaman arti puan kazandi, hakkini da yemeyeyim :smile:

Niye diyeyim? Onlarin disinda herkesin ejderhalardan haberi var, bir onlar bir sey duymuyor, demek ki sorun onlarda. Detaylica bilmelerine de gerek yok hani, ama o kadar adam içinde bari biri duyum alsin yaa.
Adamlara “Ejderha” diyorsun, “Neee? Ejderha miii?” diyorlar. Daenerys’den haberleri yok falan. Tuhaf gerçekten.

Ben de pek sevmiyorum, çok zor :smile:
Fransizlarin bile düzgün konusamadigi, düzgün yazamadigi bir dil bu.

Allahin veya bir dinin temsilcisi olan Papa’nin “Biz” diye konusmasi baska, bir insanin kendisi “biz” demesi baska.
Saygi ifadesi falan… Bana komik geliyor, anlamsiz geliyor.
O bahsettigim üye ama harbiden öyle bir yaziyordu ki, bizim kafamizda, pc ekranin karsisinda 2 kisi oturmus cevap yaziyorlar imaji olusuyordu :smile:

Benim Türkçem sahane degil, evet ama yurt disinda dogmus büyümüs, hayatinda bir kere bile Türkçe dersi almamis bir insan olarak, benim Türkçem gayet iyi :smiley:

Bir insan “Benim yazim düzgündür” dedikten sonra sen “Zeki insanlarin yazisi kötü olurmus” dersen, o insan ister istemez kendisinin zeki olmayan tarafa konuldugunu hisseder.
Yani bu tür laflarin bir yeri, bir zamani vardir. “El yazisi kötü olan insanlar zeki olurmus” bilgisini öylesine verdigin zaman, el yazisi güzel olan insan bu lafin pek üzerinde durmaz. Ama bu bilgiyi o kisinin kendi el yazisinin güzel/düzgün oldugunu söylemesinden sonra verirsen, yanlis anlasilmaya oldukça müsait bir durum yaratmis olursun. Fark bu.
Neyi ne zaman söyleyecegini iyi bileceksin. :wink:

Bir konuya açiklik getireyim… Eger bir insan bir diziden veya filmden etkilenip tecavüz ediyor veya siddet uyguluyorsa, o insan net beyinsizdir. Zaten içinde öyle dürtüler vardir ve dizi/film olsun olmasin, bu yönü illa bir gün ortaya çikacaktir zaten.
Ben dizi veya filmlerin insanlarin psikolojisini bu derecede etkiledigini, eylemlerinin altindaki sebep olma özelligini tasidiklarina inanmiyorum.
Kimse çikip da “Diziler ahlakimizi bozuyor. Izlediklerimizden etkileniyoruz” falan demesin. Bozulmaya müsait bir ahlaklari, eylemlerini açiklayacak bir bahaneye ihtiyaçlari varmis demek ki.

Ben Martin’in yarattigi evreni, bizim dünyamiza göre yorumlamiyorum. O evrende ters olan tek ensest de degil bu arada, birçok igrençlik var ama okuyoruz ve izliyoruz.
Ben Jon ve Dany’yi o evrene göre degerlendiriyorum. Kitaplari okudugumda, diziyi izledigimde, kendi dünyami bir kenara birakip Martin’in yarattigi evrene daliyorum.
Kitabi kapattigimda, dizinin bir bölümü bittiginde, kendi dünyama dönüyorum. Psikolojim bozulmuyor, o evrende gördüklerimi kendi dünyamda uygulama istegi duymuyor, uygulamiyorum. Cünkü ben kurgu ve gerçegi, yanlisi ve dogruyu birbirinden ayirt etmesini biliyorum.
Diziler insanin ahlakini bozuyormus… Hepsi hikaye! Bizim dizilerde öpüsmeye sansür, alkole sansür ama silahlar falan masallah! Dün Cukur diye bir diziye denk geldim, 20-30 tane adam, anladigim kadariyla mahallelerinin yönetimi onlarda kalsin diye baska bir grupla silahli çatismaya giriyorlar. Nedense bu kimseyi etkilemiyor! Kimse diziden etkilendigi için eline silah alip çatismaya gitmiyor. Cünkü öyle bir sey olamaz. Dizide tecavüz izleyip tecavüz etmek, dizide ensest iliski izleyip kardesine, kizina yanasmak gibi bir seyin olmadigi gibi. Bunu yapan insanlar zaten özünde pisliktir yani, er ya da geç bu yönleri ortaya çikar zaten, bu konularda dizilere filmlere laf etmesin kimse. Bu igrençliklerin kaynagi konusunda dizi ve filmlerin bir payi oldugunu söylemesinler.


#132

resim


#133

ben abd film dizi çok izliyorum ve o dizilerde en çok karşıma çıkan şeylerden biride Gay çiftler ve bu çiftler hep normal çiftlerden daha mutlu daha düzenli hayatları var. Hep bir Gay var ve o gay daime en mutlu en ahlaklı olan
gaylik konusuna girmek istemiyorum ama bu da bir algı ve mesaj durumu
ve herşey aşama aşma Gaylik kabul edilince sıra ensestte sonra neyde ALLAH bilir
@Symmachus
yukardaki tablo bana göre yanlış abd ingiltere şurda burda nadir denmiş, gelişmemiş ülkelerde ise yaygın denmiş
gelişmemiş ülkelerde bu tip olaylar gizlenir hasır altı edilir. Gelişmiş ülkelerde ise suç olarak kayıtlara geçer. kayıtlara geçmeyen birşey şurda daha çok daha az demek bana saçma geldi açıkcası
gelişmemiş ülkelerde daha çok olma ihtimali var ama bunun tabloya yansıtılması zor onu demek istiyorum


#134

He işte ölü olduğunu söylüyor, kalbi atmayı bırakmış çünkü.

İlk verdiğin alıntı, Buz Wightları hakkında betimlemeler. Soğukel ise kesin olarak bir ölü ama Ötekilerin wight’ı değil, bu açık. Aksi olaydı gözleri yıldız mavisi olurdu ve muhtemelen konuşamazdı.

Bunu nasıl bir anlamsızlık olarak tabir edebilirsin ? Ben Soğukel’i Beric ve LS ile karşılaştırıyorum! Ölülerden bahsediyoruz; ölmüş ve dirilmiş canlılardan; ister ateş ister buz olsun, hepsi mukayese alınır. Böyle şeylerde birbirinden farklı noktalara değil, ortak noktalara değinilir.

Sogukel çok farkli, tam olarak bir Wight degil.

Wightlar zombi gibi, donuk, yavas, konusmuyorlar da bildigim kadariyla.

WIGHT; İngilizce’den çevrildiğinde; kişi, insan ve yaratık(yaratılmış mahlukat) manalarına geliyor, zaten. Yani bu Soğukel, öyle ya da böyle bu hale biri tarafından getirilmiş bir kişi/insan/yaratık… Lakin bu evrende wight olarak tabir edilen herkesin ortak noktası; ölüp, dirilmiş olması… Beric, LS, Soğukel ve ileride Jon ile Ötekilerin wightları. (Bu arada yavaş değiller. Saldırdı mı Çita gibiler. :stuck_out_tongue: ) Ötekilerin wightlarının kendi iradeleri yok ama diğer tüm wightların kendi iradeleri ve göz renklerinde bir değişim olmuyor. Buz ile dirildiğinde ve biri seni kontrol ediyor ise göz renginin maviye döndüğünü düşünüyorum; kontrol edilmiyor isen kendi göz rengine sahipsin; Beric ve LS de ateş ile diriltilmesine rağmen kontrol edilmiyor, irade sahibi; Soğukel de; ve kendi göz renkleri var, yani ateş ile dirildi diye kırmızı gözleri olmuyor. Uzun lafın kısası; wight olmak illa iradeni başkasına verdiğin manasına gelmiyor; Soğukel kalbinin atmadığını söylemesinin yanı sıra Leaf de onun uzun zaman önce öldürüldüğünü söylüyor; Bran ve diğerleri onun nefes almadığını fark etti; yani ölmüş ve dirilmiş; demek ki o bir wight ama kendi iradesine -bir şekilde- sahip olan bir wight. Genel olarak soğuk bir bedene sahip olmasının sebebi ölü olmasından mı yoksa buz ile diriltilmiş olabileceğinden yahut kuzey gibi soğuk bir yerde gezdiği için mi orasını bilemiyorum işte. Gerçi Beric veya LS’nin vücudu soğuk mu değil mi onu da bilmiyoruz. Hani ateş deyince ister istemez sıcaktır herhalde diye kanaat geliştiriyorum. :stuck_out_tongue:

Şimdi bu kitapta taraf değiştiren karakter hiç görmedik mi? Niye olasılığı düşük geliyor ki? Jaime gibi bir adamın karakteri bile bir sene içinde 180 derece döndü; ilk kitaptaki gibi olsaydı, misal Brienne’ye yardım eder miydi o gün? O Valirya çeliği kılıcı ona verip, git kardeşimden önce Sansa’yı bulup güvenli bir yere götür der miydi? Cat’e verdiği yemini tutmak için uğraşır mıydı?

  1. Lord Kumandan meselesi hakkında çok ayrıntılı malumata sahip değiliz ama ‘kendi rızası’ ile tabiri ne kadar doğru kaçar, emin de değilim. Onun hakkında bildiğimiz şeylerden biri bu kadını görmesi ve görür görmez de aşık olmasıydı. Birlikte olunca da ruhunu kaybetmiş… Ne yapmış ise ondan sonra yapmış; burada bir 'rıza’dan ziyade, tabiri caiz ise ruhu bozulmuş, yozlaştırılmış bir adam tasviri kafamda canlanıyor; yani o ana kadar WW ve diğer şeylere karşı duran ve savaşan bir adam iken bir gecede bu hale gelmesi olağan bir şey değil; insan, bir gecede bütün değerlerini yıkıp taraf değiştirmez, zaman ve yaşanan şeylerin etkisi ile olur; burada ise bir gecede bir değişimden bahsediyoruz, yani bu kadın ona ne yapmış ise onu farklı bir şeye dönüştürmüş. Bir anda kral olmayı kafasına takmış, nöbeti kendine sihirle bağlamış ve üstüne kadını kraliçesi yapıp kurbanlar sunmuş, besbelli ki kara büyüler falan yapmış bu ikili… ve elbette ww’ler için diye tahmin etmesi yanlış olmaz.

Soğukel eğer 13. Kumandan ise; 8 bin yıllık süreçte nerede ne yapıyordu ne durumda idi? bilemiyoruz. WW’ler ne yapıyordu, onu dahi bilmiyoruz, uyuyorlar mıydı 8 bin yıl boyunca? Bir şey ya da birileri onları uyandır mı? 13. Kumandan artık bir insan sayılmazdı ama bir wight da olduğunu söyleyemeyiz; Bran’ın görüsünde wight gibi görünmüyordu. Fakat en sonunda o kadının etkisinden kurtulmuş olabilir ve yaptığı hatayı telafi etmek istiyor olabilir.

Hepsini geçtim başka bir olasılık adam aynı tas aynı hamam; Karga da iyi niyetleri olan biri değil, hepsi birlikte bir bit yeniği çeviriyor. :smiley: Buna inanan var da :slight_smile:

Senin kurama gelirsek, vallahi hiç duymamıştım adamlarından bazılarının onunla Sur’a gittiğini. Peki, 100 yıllık bir adamı kim öldürdü? Nöbet mi? Yabanıllar mı? Yoksa Karga mı? Öldürüldükten sonra bu adamın bedeni buzların içinde 100 yıl öyle kaldı ve sonra WW’ler gelip uyandırdı ama bak sen, mucize olacak ya; kendi iradesine sahip bir WARG! çıktı. :slight_smile:

Yahut Karga, adamı gördü “bu benim eski ahbap!” dedi, çocukları gönderdi; kalbine ejderha camı çaktılar, kendi iradesine sahip biri oldu. Elbette dönüşmüş bir wight’ı o ejderhacamı nasıl öldürmedi, onu da bulmak gerek.

Şimdi daha olası geliyor mu bu kuram sana, diğerinden? :smiley:

Etkisiz eleman bence; orada dolanıp duruyor, bir işe yaradığı yok.

Onların dışında dediğin kişiler de Cersei ve Tywin ekibi; Varys ve diğer kendi aracıları ile bilgiye sahip oluyorlar. Halk arasında konuşulduğunu vs. duymadık, bildiğim kadarıyla. Zaten Cersei vs. yeter de… Halk duymasın haydi; Buharsaçlı, Victarion ve Asha, kelle adamlar; liderleri, hanedanları vs… onların da kendi yöntemleri olsa gerek bir şey duymak için, ama bilmiyorlar… Hiçbir şey değilse bile dediğim gibi yazarın metin için tutarsızlığıdır, düşünememiş olabilir bunu yazarken.

Değişik, ilginç bir bilgi; bilmiyordum. :slight_smile:

Lakin bu genel dil edebiyatı; Allah da insana kitap gönderdiğinde onların dili ve deyimleri ile konuşuyor. :slight_smile:

Ha sana garip gelir orası ayrı, normal halk arasında zaten sık kullandığımız bir tarz değil ama o bahsi geçen cümleyi sık kullanırız. :slight_smile: Gerçi o zaman bile kendimiz + aile veya yöresini de katıyordur işin içine. :slight_smile:

Anladığım kadarıyla o arkadaş her cümlesine ‘ben’ yerine ‘biz’ demiş; o biraz garip evet, hatta baya garip. :slight_smile:

Yapılan araştırmalar senin söylediğinin tersini söylüyor. Medya bu yüzden çok etkilidir; Hollywood bu yüzden ABD tarafından kültür ve ideoloji satmak için kullanılıyor; Stalin miydi kimdir tam hatırlayamadım; bu yüzden bu sektörü elinde tutsaydı tüm dünyayı komünist yapabileceğini iddia ediyordu.

Sosyolojide bu işin nasıl olduğunu açıklayayım; en önce x kültürüne ters gelen yeni bir eylem/görüş/fikir sokarsın; ilk olarak toplum buna tepki verecektir, kendi çapında bir kaos ortamı oluşur. Buna “anomali” denir. Sonra, zaman geçtikçe, bilhassa yeni nesiller geldikçe; anomali hali ortadan kaybolur ve o yeni eylem, düşünce, fikir olağanlaşıp o kültürün bir parçası haline gelir. O yeni 'şey’i de insanların zihnine -tepki vermeden- yani o anomali ortamını en aza indirmek için de diziler/filmler/medya devreye giriyor.

Örneğin; eşcinsellik daha 50 yıl öncesine kadar büyük bir tabu idi; eşcinsel sesler yükselmeye başlanınca ciddi bir halk tepkisi geldi. Daha sonra bu medya, dizi ve film hatta edebiyat aracılığı ile yavaş yavaş işlenmeye başladı; bilhassa yeni nesiller zaman içerisinde bu bahsi geçen şeyleri izleyip, okuyup, takip ettikçe bunu kafalarında normalleştirdiler(çünkü bir şeye ne kadar maruz kalır ise ona alışır ve bunu normal kabul edersin; bu, insan psikolojisinin kendini koruma yöntemidir; uyum sağlama.). Hatta dikaktini çekmiştir, Obama gitmeden önce eşcinsellere kıyak geçerek evliliklerin önünü açtı; el altından resmen emir geldi; tüm Amerikan dizileri en az bir eşcinsel karakter/ilişki işleyecek; Gotham dizisinde bile 50 yıllık Penguen karakterini eşcinsel yaptılar. Bu eylemi haberi kutlamak için yapmadılar herhalde; sana söylediğim sebeple yaptılar, yasal olarak da özgür kaldıktan sonra bildiğin şaha kaldırdılar propagandayı; ABD’de de buna ciddi tepki veren illa ki kesimler var. Bunun dışında bu diziler zaten tüm dünya tarafından izleniyor. Açıkçası birkaç yıldır takip ediyorum hususi; ilk önce eçcinsellik konusu işlendi; şimdi de ensest konuları işleniyor… Özür dilerim ama porno film ve animeler de bile işleniyor bu ensest meselesi; porno insanı bağımlı yapar misal, zihin yapısı bozulur ve seks sapkını olur çıkarsın. İnsan zihni durduk yere bozulmaz kuzum, adam öyle de doğmaz; ailesi de alıp çocuğunu tecavüzcü yetiştirmez. O değil bu değil kim yaptı bunları böyle? İçinde varmış, sapıkmış büyüyünce ortaya çıkmış mı? Lütfen.

İnsan, görerek ve yaşayarak öğrenir; şiddetten tut; cinsel sapkınlığa kadar… Bu tarz dizi/filmler, genç nesli sapkın hale getiriyor, zihinlerini bozuyor; bu yüzden büyüdükleri zaman tecavüzcü kesiliyor başımıza. Elbette ki bu şeylere maruz kalan herkes böyle olmuyor(ve tek bir sebebe de bağlamak doğru değil), fakat unutma ki her insanın doğuştan gelen zayıf ve güçlü yönleri vardır; kimisi çok kolay madde bağımlısı olur iken bir başkasını bağımlı yapmak çok güçtür. Zaten kişinin büyüdüğü ortam da buna eklenince eline otomatik silah alıp, okul tarayandan tut; ensest ilişkiye girene kadar sayısız sapkınlık alıyor başını gidiyor. Oyunlar bile etkiliyor; bilhassa şiddeti. Son dönemlerdeki meşhur oyunu duymuşsundur? Oynayan çocukları intihara sürükleyen? Ağırlık ergen çocuklardı; tam da kişiliklerini oluşmaya başladığı, zihinlerini inşa olduğu dönem; bir insanı bu dönemlerde bozarsın ve bir canavara dönüştürürsün.

Sırf ürün ve reklam meselesini incelesen; satış tekniklerinin nasıl olduğunu araştırsan benim dediğimi anlarsın.


@Symmachus @fecr

O verdiğin tablo taraflı değilse kendimi gider aşağı atarım!

Kuzey Amerika’da tecavüz nadir, yaygın değil mi? Totom ile gülerim buna!
https://www.rainn.org/statistics/victims-sexual-violence

Al buraya bak; 98 saniyede bir bir kadın cinsel saldırıya maruz kalıyormuş. 12 yaş ve üstü 321,500 kişi, cinsel saldırı kurbanı HER YIL. Amerika’da 6 kadından biri tecavüz girişime maruz kalmış ya da uğramış! 98 yılından beri 17.7 milyon kadına girişimde bulunulmuş ya da uğramış! Bunlar bir de resmi rakamlara yansıyanlar; yansımayanlar da var!

Avrupa’ya değinmeye dahi gerek duymuyorum, konu uzar. Yine de şöyle bir link bırakayım (doğrusu bu sitenin verileri ne kadar güvenilir, onu bilmiyorum, yine de belirtme gereği duydum ama bu bir kurum, dernek.) http://www.nationmaster.com/country-info/stats/Crime/Rape-rate

Burada da 2018 yılının ilk çeyrek raporları; ilk 10’da kaç tane Avrupa ülkesi var; https://www.trendrr.net/13049/countries-with-highest-rape-crime-famous-global-statistics/

Yani fecr de güzel noktaya parmak basmış; batı çoğu zaman yediği haltı hasır altı eder.

Neyse bu konuyu konuşmak için; Kadına şiddete hayır! başlığı var, buradan daha fazla bu konuya yorum yapamayacağım, çünkü konu dışı baya hem de…


@Starkgaryen

Canım benim takip ettiğim bir kanal var, gerçi geçen de sana videosunu vermiştim; çoğu zaman hoş videoları ve kuramları oluyor. Aegon+ Blackfyre ve Varys konusunda iki video yayınladı.

  1. video
    https://www.youtube.com/watch?v=519E6qGuYqs

Bu videonun 2. si

Biliyorum çok iyi değil İngilizcen, demiştin ama otomatik ing altyazı oluştura tıkla, genel olarak ne söylediğini anlarsın, ben oradan bakıyorum, biliyorsun benim de iyi değil.

Şimdi diyeceksin ki bu konuyu zaten daha önce konuşmuştuk diğer başlıkta ama bu hatun, biraz daha irdelemiş konuyu ve senin de ilgini çeker ise Varys’ın Amacı ve Lemore denen ablayı tartışmak isterim.

İlk Lemore’den bahsedeyim; 5. kitapta Tyrion’un kaçırıldığı şehre geldiklerinde Lemore de rahibe elbiselerini değiştiriyordur ve “Saklanması gereken tek kişi sen değilsin.” demişti, Aegon’a. Tyrion da bu kadının kendi sırları olduğundan ve neden bu oğlanın yanında gezdiğini sorguluyordu; görünürde bir şey bulamamıştı. Bu kadının en az bir doğum yaptığını biliyoruz.

Bu videoda çeşitli iddialar ortaya atıldı; kadının oğlanın süt annesi olabileceği; Oberyn’nin piçinin annesi olabileceği ve hiç böyle bir iddia atmak aklıma gelmezdi; Aegon’un annesi olabileceği söylendi. Saçları falan boyanmış da olabilir o sarı saçları saklamak için deniyor… Kesin bir şey yok elbet; olasılıklardan bahsediliyor. Gerçi anası ise Yargıç, kimin elini tutuyor elinde? :smiley: Gerçi biz Aegon’un anasının Sara olduğunu farz ediyoruz ama o değilse bile Yargıç niye yardım etsin ki bu kadar ve çocuğu sevsin?

Varys’in Amacı konusunda ise onun Blackfyre olma olasılığı üzerinde durulmuş. Bunun için eylemleri irdelenmiş; İllyo ile o kadar zengin olmuşlar vs. kral, bu adamın ününü nasıl duydu ve Varys ne sebeple KL’ye gitti? diyor. Her şeyi var; para, güç vs. bu adam sıradan arzuları/hırsları olan biri de değil; zaten elde etmiş istediklerini bu yönde… Ayrıca ismi ve kalenin gizli her noktasını bilmesi onun ejderha kanı olduğu konusunda işaret deniyor(biliyoruz zaten bunu). Niyetinin ise Targ Hanesinin sonlandırmak diyor… Şimdi Güney Komplosunu konuşmuştuk kendi başlığında; ben en son belki rahipler de işin içindedir demiştim(Ejderhaların Dansı olayında ejderhaları öldürmesi için ayaklandıran bir rahipti misal, yani evlilik tarzları vs. kabul ettikleri bir şey değil ve zaten zamanında da isyan etmişlerdi bunlara; eski güçlerini de kaybetmişlerdi imtiyazlarını.) ama Varys bu işin asıl başı olabilir mi?

Ned ona “gerçekten kimse hizmet ediyorsun?” diye sorduğunda “Diyar’a” demişti(kitapta diyor mu hatırlamadım, dizide geçiyordu) ama o zaman neden Rhaegar konusunda Deli Kral’ı zehirledi ve paranoyasını arttırdı?

Senin fikirlerin nelerdir? :slight_smile:


#135

Ben de iste tam olarak bir Wight olmadigini söylüyorum.
Ama her ne ise, buna Ötekiler sebep oldu.

Bran (Sogukel’den bahsederek): They’ll kill him.
Leaf : No. They killed him long ago.

(Ejderhalarin Dansi - Bran 2.Pov)

Tek ortak noktalari ölüp dirilmis olmalari iste.
Buz Wightlari ile Ates Wighlari arasinda geri kalan her sey farkli.
Dolayisiyla bunlari karsilastiramaz, bu karsilastirmadan bir sonuç elde edemezsin.
Sogukele gelirsek, o tam olarak bir Buz Wighti degil, Ates Wighti ise hiç degil.
Nasil Beric ve LS ile karsilastirirsin?
Onu en fazla Buz Wightlari ile karsilastirabiliriz.

Ve dedigim gibi, Martin’in Beric ve LS için Wight demesinin öyle çok da bir anlami yok. Buna takilip Buz ve Ates Wightlarini karsilastirmak anlamsiz.

Sen Jaime’yi 13.Lord kumandan ile bir mi tutuyorsun cidden? Jaime’yi mi örnek veriyorsun yani bu konuda?
Jaime’nin yemin bozan, onursuz adam durusu sadece kendi istegiyle yansittigi bir imaj. Binlerce hayat kurtarmak için Kral’i koruma yeminini bozdugunda, kahramanlik ettigini düsünüyordu ve bu düsüncesine göre bir yaklasim, tepki bekliyordu. Ama onursuz, yemin bozan, Kral Katili dediler. Ve Jaime kendini açiklamak yerine, hayal kirikliginin yarattigi öfkeyle, bu yakistirmalari benimsedi, sahiplendi ve buna göre davrandi. Resmen “Madem öyle, o zaman böyle!” dedi.
Jaime’nin içinde her zaman bir kahraman, kurtarici, büyük ve onurlu sövalye tarafi vardi. Aerys olayi bunu nasil gölgelediyse, Brienne ile geçirdigi zaman da bunun yeniden açiga çikmasini sagladi.
Jaime onursuz, güvenilmez, ukala, acimasiz bir adam imaji yaratti. Ama düsünürsek, bu kötü tarafiyla hareket edip birine ciddi anlamda zarar verdigi kaç olay var? Ben bir tane hatirliyorum; Bran’i itmesi.
Jaime’nin yaptigi en acimasiz, siyah tarafinin en ön plana çiktigi olay bu.
Gri olmak konusunda, bu seride hiçbir karakter Jaime kadar degil. Biz genl olarak onu siyah ve beyazin esit miktarda karistirilarak elde edilmis bir gri karakter olarak tanidik, gördük. Ve seri boyunca bu gri bazen koyulasti, bazen açildi.
13.Lord Kumandan bu açidan Jaime ile karsilastirilamaz. Bu adam hakkinda çok fazla bilgimiz yok, ama eskiden iyi biriydi ise bile, Gece Kralina dönüstügünde, içindeki tüm iyiligi, beyazi kaybetti. Tamamen siyah birine dönüstü. Onun tekrar iyilik yapabilmesi, Jaime’nin tekrar iyilik yapabilme ihtimalinden kat kat düsük.

Öteki gibi tasvir edilen bir kadinin pesinden gitmis, ona ruhunu teslim etmis ve devaminda onu Kraliçe, kendisini ise Kral ilan etmis bir adamdan bahsediyoruz.
Onun etkisinde kalmis, ruhu bozulmus ihtimalleri falan filan… Ben bunlara bakmam. Nihayetinde ne yaptiysa, öncesinde ve sonrasinda, kendi istegiyle yapti. Içi karardi, bir caniye dönüstü, hemde sonunda iki düsman tarafin birlik olmasina sebep olacak kadar.
Öldürüldügü söyleniyor yanlis hatirlamiyorsam, ama hadi kaçip kurtuldu diyelim… Sur’un Ötesine gitmistir, sevdigi kadinin yanina belki. Ondan sonra, iyi bir adama dönüsmesine sebep olacak ne yasamis olabilir ki orada?

Bunlari nereden çikardin?
Ne yani? Adam uzun zaman önce öldü ama daha yeni diriltildi mi demek istiyorsun? Ne alaka? :smile:
Ne zaman öldüyse, o zaman diriltilmistir. 200 yil önce, 100 yil önce, veya 50 yil önce.

Eger Brynden’in adamlarindan biriyse…
Brynden, 48 yil önce, 77 yasindayken Sur’un Ötesine yaptigi bir kesif sirasinda kaybolmustur. Yalniz olmasi mümkün degil, kesifler en az 3 kisiyle yapilir Gece Nöbetinde.
Yani yaninda iki adam vardi; bu iki adamin da onunla birlikte Sur’a gelen adamlardan oldugunu düsünebiliriz, ya da en az birinin.
Belli ki bunlar Sur’un Ötesinde saldiriya ugradilar. Adamlar öldü, Brynden kurtuldu ve belli ki bunda Ormanin Cocuklarinin payi var.
Brynden gençliginden beri dogaüstü olaylara ilgiliydi, büyücülükle ugrasirdi ve Kral Sehrindeyken casusluk yaparak bilgi topladigi biliniyordu, bu casuslugu kim bilir nasil yapiyordu? Annesi bir Blackwood idi, enteresan bir hane. Soylari Ilk Insanlara uzanan, Nehir Topraklarindan bir hane. Armalarinda kargalar ve bir yürek agaci var.
Her neyse, belli ki Brynden’in Üç Gözlü Kuzgun olmasina sebep olacak yetenekleri var.
Sogukel’e gelirsek, bu adam, o ölen iki adamdan biri olabilir. Teori bu yani aslinda.
Ormanin Cocuklari tarafindan tam olarak bir Wight olmasi engellenmis falan filan…
Warg olup olmadigi da kesin degil aslinda. Karga sürüsü onun emrinde ama nasil? Warg olayi mi? Hepsini wargliyor mu? Yoksa baska bir sey mi? Belki de o sürüyü onun emrine Üç Gözlü Karga vermistir. Onca seyin arasinda, buna imkansiz diyemeyiz herhalde.

Ayça, cidden yani, Martin’in bunu Westeros’un her bölgesinde vurgulamasi mi gerek?
“x ve y konusuyor, o zaman sadece x ve y’nin oldugu yerde biliniyor” gibi bir çikarim yapmak… Bu nasil bir mantik?
Limanlarda konusuluyor diyorum kaç seferdir. Kim var limanlarda? Denizciler, yerel halk, esnaf.
“Doguda ejderhalar varmis”, “Ejderhalar Deli Kral’in kizina aitmis”, “Kiz köleleri ayaklandirmis”…
Bu haberler yayilir, limanlardan sehirlere, hanlara, her yere yayilir. Bunu akil etmek gerek yani degil mi? Martin’in her Westeros bölgesinde bunu belirtmesine gerek yok? Haberler Menzil’e, Dorne’a, Kral Topraklarina, Kuzey’e ulasmis (hatta burada Viserys’den de bahsediliyor ve “Yalvaran Kral” diyorlar, bu lakap bile yayilmisken, ejderhalar bilgisi mi yayilmayacak?); Martin daha ne yazsin? Daha ne kadar yazsin?

Durum bu iken, ben sadece Demir Dogumlularin bu haberleri hiçbir sekilde duymamis olmalarini tuhaf buluyorum, o kadar. Kronolojideki düzensizlik falan da bir yere kadar. Olay bu.

Medya araciligiyla, politik propaganda yapmak baska, bu ayri bir sey. Ben buna bir sey demiyorum. Bu tip konularda insanlari etkileyebilir, istedikleri algiyi yaratabilirler. Politika, ideoloji dedigimiz seyleri ahlaki deger degildir. Senin karsi oldugun bir yönetim biçimi, bir politik düsünce, bir ideoloji baskalari tarafindan dogru bulunabilir. Tecavüz, ensest bu noktada çok farklidir. Bunlar zamanin baslangicindan itibaren kötü/yanlis olarakbilinen ve hep öyle kalacak seylerdir, hiçbir güç bunlari “normallestiremez”.
Siyasi ideoloji konusunda, ben kisaca bir sosyalist oldugumu söyleyebilirim. Ama birileri, ya da medya yogun bir sekilde bana baska bir ideolojiyi a$ilayabilirler. Cünkü siyasal ideoloji, bakis açisi ile ilgilidir, bir ahlaki deger degildir. Bu konuda beyin yikamalar mümkündür.
Hiçbir siyasi ideoloji suç degildir. Siyasi düsünce ve fikirler suç degildir. Ya da escinsellik! Dizilerde ve filmlerde son yillarda escinselligin ön planda ve iyi, güzel olarak lanse ediliyor. Escinsellik de bir suç degildir, insanin hisleri ile ilgilidir. Kötü bir sey degildir escinsellik.
Ama tecavüz mesela suçtur, siddet suçtur. Bunlar yanlis, kötü seylerdir. Hep öyle olmustur ve olacaktir.

Escinsellik konusunda birkaç sey daha söylemek istiyorum.
Umarim dizi ve filmlerde escinsel karakterler görmeye devam ederiz.
O insanlara kötü, anormal olarak bakilmasindan nefret ediyorum.
Hee bak dizi ve filmler escinsellik konusunda epey etki yaratti. Ama heteroseksüelleri escinsellere dönüstürmedi. Heteroseksüel isen, heteroseksüelsindir; bu bir his meselesidir.
Etki yarattigi nokta bu degil. Dizilerde ve filmlerde git gide daha çok escinsel olmasi, gerçek hayattaki escinsellere cesaret verdi. Bu insanlar hissettikleri sey yüzünden yargilandi, hor göründü, asagilandi, siddet gördü, hatta sirf olduklari kisi için öldürüldüler. Korktular hep, bu yüzden saklandilar, “Ben bir erkek olarak erkeklere ilgi duyuyorum”, “Ben bir kadin olarak kadinlara ilgi duyuyorum” diyemediler. Bu hisleri bastirip karsi cinsle birlikte oldular, evlendiler, aile kurdular ama mutlu olamadilar. Kendilerine yabancilastilar, sirf karsi karsi kalabilecekleri tepki, baski yüzünden.
Escinseller hep vardi, diziler ve filmlerle sayilari artmadi, diziler ve filmler sayesinde “Ben escinselim” diyecek cesarete sahip oldular.
Sevmek, hissetmek, özgürce yasamak herkesin hakkidir. Bu hakki gaspetmek, zorbaliktir.
Kimilerine göre ters gelebilir, kimilerine göre günahtir ama kimsenin o insanlari hissettikleri için yargilama hakki yoktur.
Zihin bozuklugu degildir escinsellik kuzum. Hiç bir escinselle konustun mu? Ne hissediyorsun diye sordun mu? Onu dinledin ve anlamaya çalistin mi? Bunlari yapmadiysan, yargisiz infazdir senin yaptigin.
Benim escinsel bir arkadasim var, bir gün ona merak ettigim her seyi sordum.
“Bir escinselden mi etkilendin?” dedim… “Escinsellik sonradan benimseyecegin bir kimlik falan degildir. Benim ailemde veya arkadaslarim arasinda hiç escinsel yok” dedi bana. "Cinselligin ne oldugunu anlamaya basladigim zamanlardan beri, kendimi bir cinsel iliskide düsünürken, fanteziler kurarken, hep birlikte oldugum kisinin bir kiz oldugunu hayal ediyordum. Kendiliginden oluyordu. Bu beni korkutuyordu. Bundan utaniyordum. Bir erkek düsünmeye zorluyordum kendimi ama yapamiyordum. Yillarca bunu kendime sakladim. Erkek sevgililerim oldu, kendime bir seyleri kanitlamak istedim, ama sadece kendime yabancilastim. En sonunda bir kiz olarak kizlardan hoslandigimi kabul ettim ve sadece kendime degil, herkese itiraf ettim."
Ailesinin ne tepki verdigini sordugumda ise, “Olay oldu. Kafasi karisik bir ergen oldugumu düsündüler. Babam suratima bakmadi, açikça benden utaniyordu, bir suç islemisim gibi ama ben kötü bir sey yapmamistim. Geçecek diye beklediler, yillarca, ama geçmedi. En sonunda kabul ettiler, ben böyleydim.”

Bu sözleri hiç unutmuyorum. Ben o zaman anladim bunun bir sapiklik, sapkinlik, zihin bozuklugu olmadigini.
Asil yanlislik, sapkinlik nedir biliyor musun? Escinsel bir çift gördügünde, direkt onlarin cinsel birlikteliklerini düsünmektir yanlislik ve sapkinlik. Birbirine asik bir kadin ve erkek gördügümüzde onlari cinsel iliskilerini düsünmüyoruz, birbirlerine yakistiklarini, ne kadar tatli olduklarini veya olmadiklarini görüyoruz. Onlarin hislerini, asklarini düsünüyoruz. Ama escinsel bir çift görünce direkt seks geliyor aklimiza; onlarin birbirlerine nasil baktiklarina bile dikkat etmiyoruz, sadece cinsellik ile alakali seyleri düsünüyoruz. Sapik olan kim bu durumda? Escinseller mi? Yoksa onlari sadece ve sadece seks konusunda degerlendirebilenler mi?

Diyecegim o ki, “Sapik”, “Zihni bozuk” diye etikletmeden önce, insanlari anlamaya çalisin. Onlari dogru, hakli bulmak degil mesele. Sadece dinlemek, ve anlamak.
Anlayis, hosgörü. En büyük eksigimiz bu.

Baska bir sey söylemeyecegim.
Yazdiklarin üzüntü içinde okudum, sadece bunu belirtmek istiyorum ek olarak.


Yaa video yine Ingilizce iste, ing altyazi varsa bile fartketmez, yarim yamalak anlayacagim :smile:

Lemore’da bir gizem var evet.
Varys’in geçmisinde de büyük bir gizem var, evet.

:smile:
Yaa ne diyecegimi bilmiyorum.
Böyle büyük konulari yorumlarin sonunda açma. Ben yorum sonuna gelene kadar yazmaktan, açiklama yapmaktan yoruluyorum, daha fazla yazmak gelmiyor içimden :smile:
Yani dürüst olmak gerekirse, su an bu konu hakkinda yazmaya cidden üseniyorum. Bir an önce "Cevapla"ya tiklamak istiyorum su noktada :smile:
O yüzden, fikirlerimi daha sonra yazarim.


#136

Ben mi yanlış anladım anlamadım. Ancak Fecr Batı’da tecavüz vakalarının kayda geçtiğini ancak Doğu’da geçmediğini söyledi. Yani bu durumun sandığımızdan da beter olduğunu gösterir.

O siteyi nereden buldun, kimler tarafından hangi koşullarda oluşturuluyor bilmiyorum. Ancak dünya üzerindeki çoğu istatistik kurumunda rakamlar benim verdiğim Haritayla neredeyse aynı. İşinize geleni kabul edip gelmeyene karşı çıkmak da iyiymiş. Hayır anlamıyorjm o başlığa da yazmışsın benim bir yakınımın başına geldi böyle oldu falan diye. Mesela o ahlaksız, pis batılı ülkelerde tahrikmiş şuymuş buymuş asla bunlar indirim sebebi sayılmaz.

Her neyse sizin de dediğiniz gibi yeri burası değil, benim de pek yazmaya niyetim yoktu ama işte… Her neyse bence burada son bulsun bir yere varabileceğimizi düşünmüyorum.


#137

ben kayda geçmeyen şeyin kesin sonuç olan istatistiğe nasıl yansıtılıyor ve tablo nasıl yapılabiliyor diye sormak istemiştim.
yoksa doğuda çok olabilir evet ama azda olabilir bilemeyiz. mesela Afrikada tecavüzler konusunda benim hiç bir bilgim yok Ortadoğu az çok insanların zihin yapısını biliyoruz. Batıdaki insan içinde Afrika farklı değildir. Mesela batıdaki insanın Osmanlı yada doğu haremlerine bakışı düşünün aynı şeyi Afrika gibi metrekareye az insan düşen kuytu olduklarını düşündükleri Afrika içinde düşünebilirler tabiki benim yorum ve fikrim
Birşey daha tecavüzlerin nufusa oranıda önemli bence böyle bir renk için atıyorum
bende kendi açıma açıklamamı yaptıktan sonra konuyu kapatıyorum


#138

Yok ben zaten sana değil Yeni Ay’a istinaen yazmıştım. Ancsk şunu da söyleyim zaten istatistik meselesinde öyle herkesin bilgisini almak mümkün değildir. İşte kayda geçme oranı örtbaslar gibi şeyler de dikkate alınır veya sadece kayıtlara bakılmaksızın özel araştırmalar yapılır vesaire. Mesela Yeni Ay’ın gösterdiği o listede Norveç 7. Sırada gözüküyor. İskandinav ülkeleri aşırı feminist bir yapıya sahip. Bu konuda katılar. Mesela orada diyelim bir kız gece vakti fazlasıyla içti ve erkekle sarhoşken birlikte oldu, durumdan şikayetçi olabiliyor ve eğer gerçekten o erkeğin iyi niyetli olmadığı ispatlanırsa bu bile tecavüz kapsamına alınabiliyor.


#139

Böyle okuyunca katiller kimmiş daha belirgin oluyor, evet. :smiley: Bak işte bunun üzerinde yürünebilir gene.

Şimdi Ötekiler tarafından öldürülmüş ama UZUN ZAMAN ÖNCE. Biz biliyoruz ki bunlar son birkaç yıldır veya işte atıyorum son çeyrek yıldır(kesin bilgi sahibi değiliz) hareketlendiler ama son 2-3 yıldır kendilerini gösterip, açığa çıkardıkları kesin. 20-25 yıl önce öldürülmüş olsa UZUN ZAMAN ÖNCE diye bir tabir geçmesi güç, yüzyıllardır yaşayan bir canlı için.

Bundan önce Ötekiler en son ne zaman göründü? 8 bin yıl önce. Sence de o zaman öldürülmüş olması daha mantıklı değil mi?

Hikayelerde, bildiğim kadarıyla, bu söylenmiyor. Kuzey Kralının bozguna uğrattığı falan söyleniyordu sadece. Ondan sonra kendisi hakkında hiçbir bilgi yok.

Ya hu bunu dirilten kim? Ötekiler değil mi? Bu adam 50 yıl ya da 100 yıl önce ölmüş olsa, öldürülmüş olsa; kim diriltecek bunu? Yine Ötekiler değil mi? Soru şu ama; Ötekiler 50 yıl önce yoktu ki! Ben de bunu sorguluyorum işte; adam 50 yıl önce ölse, 50 yıl boyunca toprağın altında bozulmadan bekleyip, Ötekiler geri dönünce mezardakileri ilk bir diriltelim deyip mi diriltmiş olacak? Karga da benim ahbap bu deyip, bir şekilde iradesini onun eline almasını mı sağlayacak? Yani kuram diye bahsettiğin şeyi irdeliyoruz işte.

Ötekilerin 50 yıl önce var olduğunu ve iş başında olduğunu gösteren hiçbir şey yok; sayısız Yabanıl da var orada, onlar arasında hiç ses seda çıkmamış; Aemon bile hiç duymamış bu son zamanlara kadar. Bu yüzden bu üçüne Ötekiler dadandı da bir tek Karga kurtuldu diyemeyiz. Bence Karga kasıtlı olarak bastı gitti, hep böyle bir izlenim edinmişimdir. Ormanın Çocuklarını buldu ise keşif gezilerinden birinde ki bir Lord Kumandan değil miydi, kendisi? Öyle; 239’da kumandan oluyor; 52’de kayıplara karışıyor. Onlar genelde keşif gezilerine çıkmazlar. Çıkmış ise boşa çıkmamıştır, belirli bir hedefi vardır; sıradan bir adamdan bahsetmiyoruz sonuçta; kuzeyde, Sur’da warg gücünü daha iyi kullanır, kaynağı sonuçta. Bir şekilde öğrenmiş bu çocukları ve gitmiş olabilir. Ötekiler ile ilgili tehlikeyi de öngörünce ve zaten yaşlanmış adam, kalmıştır orada.

Ormanın Çocukları büyüleri ile iradesini geri vermiştir? İhtimal dahilinde değil, diyemem. Dirilen insanlardan bahsediyoruz sonuçta, bu daha basit kaçıyor diriltmekten. Kargalar ve geyiğe binebilme meselesine gelirsek; şimdi bu hayvanlar köpek değil sonuçta, ne dersen yapmazlar; en fazla yanında durmaya alışırlar…Mormont’un Kuzgun’u gibi… Haliyle bunlara her istediğini yaptırabilme imkanın olsa olsa warg yeteneği ile olur; bunu Karga mı yapıyor? Mümkün. Lakin sanırım bunu için onları sürekli warglaması lazım, yoksa nasıl ölü bir adamın her dediğini yapacak şekilde kullanmasını sağlayabilir? Bu adam aynı anda hem bunu yapıp hem diğer şeyleri warglayıp hem Bran ile konuşup ona bir şeyler öğretip hem de atıyorum Sur’a gidip arada o kuzgun ile göz atmayı başarabiliyor mu? Muazzam bir adam o zaman, oturduğu yerden bunları yapabiliyor ise Ötekileri nasıl yok edeceklerini de söylese iyi olurdu yahut Rhaegar’ın ölmesine engel olaydı falan… Sur ötesine ulaşabildiğini biliyoruz.

Eşncinsellik konusunda şahsi fikrimi bu yorum boyunca hiç belirtmedim, doğru ya da yanlış bulurum; o bana kalmış, benim inancım, yaşama bakış açımı ilgilendiren bir konu, başkasının değil. Ben sadece dizi/film etkisi ile eşcinselliğe bakışın halk arasında tepki alan bir konu iken nasıl normalleştirildiğini, bu dizi/filmlerin etkisi üzerinde örnek vermek için buna değindim çünkü popüler ve son yılların en gündemde olan konularından biri. O sapık, zihni bozuk tabirleri de ensest ve tecavüz seviciler için belirttim. :expressionless:

Ne yapam kız sonradan gördüm izledim ve ekledim. :smiley: Aslında bak videoda(2.) Tyrion’un gördüğü bir rüyadan da bahsediyor; bunun sıradan bir rüya olabileceği gibi kehanet niteliğinde de olabilme olasılığı üstünde durmuş. Neydi bu rüya? Bulursam iyi :stuck_out_tongue:

Tyrion Lannister, o gece rüyasında, Batıdiyar’ın tepelerini kan kırmızıya döndüren bir mücadele gördü. Mücadelenin tam ortasındaydı, kendi boyu kadar büyük bir baltayla ölümün üstesinden geliyordu, yukarıdaki gökyüzünde ejderhalar dönüp dururken Cesur Barristan ve Acıçelik’le omuz omuza dövüşüyordu. Rüyada Tyrion’ın iki başı vardı, ikisi de burunsuzdu. Düşmanı Lord Tywin komuta ediyordu, bu yüzden Tyrion onu bir kez daha katletti. Sonra ağabeyi Jaime’yi öldürdü; adamın yüzünü kırmızı bir harabe haline gelene dek doğradı, savurduğu her darbede kahkahalar attı. İkinci başının ağladığını ancak mücadele bittikten sonra fark etti.

İlginç bir rüya aslında; bilhassa 2 başından birinin ağlaması… Moqorro’nun kehaneti ile bağlantılı gibi geldi… Bir parçası ile en azından…

Lemore; pürüzsüz teni, 40 yaşında bir kadın ve güzelden çok etkileyici olarak tanımlanıyor, Tyrion tarafından. Kahverengi saçlı… Doğrusu Aegon’un annesi olamaz, Ashara hiç olamaz. Zira ikisi de çok güzel kadınlar olarak tabir ediliyor ve zaten gözleri dikkat çekici olsa gerek. Oberyn’nin Piçinin annesi olabileceği söyleniyor; kadın rahibe idi ama bu kadın, yarı rahibe gibi tabir ediliyor; yani aslında hiç eğitim vs. almamış kendince rahibelik yapar gibi gezinen biri gibi? Peki, Oberyn’nin metresi idiyse neden gizlenme, saklanma gereği duysun? Oberyn’e oğlanın yaşadığını haber etmesi gerekmez miydi? Yeğeni sonuçta? Yani Dorne’da kızı ile olmaktansa ve sevgilisine haber etmez iken; Aegon’un dibinden ayrılmayacak? Bu yüzden bu da pek olası gelmiyor. Süt Anne meselesi? En az bir doğum yaptı ise (bu doğum da Aegon’un doğumuna denk geldi ise) olabilir. Elbette biz sahte Targ olduğunu farz ederek konuşuyoruz, aksi halde oğlanın süt anneye ihtiyacı olmadı; 1 yaşında idi savaş bittiğinde… Süt Annesi ise bile neden ve kimden gizleniyor? Bizim ismini birkaç kez duyduğumuz ünlü Wylla olmasın bu kadın? Onun Ned Dayne’e süt annelik yaptığını biliyoruz; yani en az bir çocuğu var. Ned de Jon’un annesi olarak Wylla demişti Robert’a; Kışyarı’na gelirken bir süt anne getirdiğini biliyoruz, ismini bilmiyoruz. Lemore biraz edepsiz sayılacak bir kadın, yani rahatlıkla birden fazla çocuk sahibi olabilecek bir cinsel yaşamı olabilir. :smiley:


#140

Hee anladim, sen o açidan diyorsun. 8 bin yil yildir görünmedikleri bilgisinden yola çikiyorsun. Okay.

Aslinda ben öyle düsünmüyorum. “8 bin yildir yoklar” deniyor ya? Ya da “Uykudaydilar” falan. Bence onlar hep oradaydi, Daimi Kis Topraklarinin da ötesinde belki. Ve bekliyorlardi, neyi bilmiyorum tabi.
Arada sirada kendilerini gösterdiklerini de düsünüyorum, sonuçta bunu bilemeyiz. Onlarin bölgesine yakin bir yere birileri gittiyse, ölmüslerdir, bu kisiler haber de veremez sonuçta.
Bence Brynden ve onunla birlikte kesfe çikanlar, ki yalniz olmadigini düsünüyorum, Ötekilerin saldirisina ugradilar. 48 yil önceydi.

Neyse yani “Yoklar artik” deniyordu ama bu kesin bir bilgi olamaz.
Craster’i düsünelim. En büyük karisi/kizi 40 yaslarinda vardir bu adamin. Daha yeni yeni mi ogullari olmaya basladi da, kurban verdi? Hayir, bence 30-40 önce de ogullari oluyordu, ama neredeler?

Ya da, 13.Lord Kumandanin asik oldugu kadin gerçekten bir Öteki ise (ki pek süphe yok bu konuda), o olay Uzun Gece’den sonra, Sur’un insasi falan bittiginde gerçeklesti. Bu adamin Ötekilere kurbanlar verdigi ortaya çikti hatta.

Bence hep oradaydilar, ama görünmek istemiyorlardi, bekliyorlardi. Tabi dedigim gibi, ne için bekleyebilecekleri konusunda hiçbir fikrim yok :smile:

Ama elbette Sogukel’in 8 bin yil önce ölüp diriltilmis bir adam oldugu olasiligini da silip atmamak gerek. Ben basta ne demek istedigini anlamamistim.
Ve bu açidan düsünürsek… Sogukel, Son Kahraman bile olabilir. O adamin sadece Ormanin Cocuklarini bulmaya gittigini, buldugunu ve yardim istedigini biliyoruz, sonrasi belirsiz.
Yalniz var ya… Son Kahraman çikmasi sahane, efsane olur!
Ki enteresan bir bilgi var bence Sogukel hakkinda; su bindigi dev geyik var ya? Onu yemeleri için öldürdügü sirada, yani bogazini kestigi sirada, bilinmeyen bir dilde bir seyler fisildiyor.

Bana belirsiz geliyor o kisim. “Brought down” diyorlar, Türkçe “Düsürüldü” anlamina geliyor, Fransizcaya çevirdigimde ise bunun anlamlarindan biri “Yikmak, öldürmek” diyor.
O yüzden zaten emin olmadigimi belirttim aslinda.

Buna cevap yazmama gerek yok sanirim, yukarida bir seyler yazdim zaten.

Onun disinda, Brynden’in Lord Kumandan olarak kesfe çikmasinin illa ki bir sebebi vardir. Bu baska konu.

Tamam iste, ben de onu diyorum.
Sogukel bir warg ise eger, komple bir karga sürüsünü wargliyormus gibi bir durum olusur. O karga sürüsünün onun emrinde oldugu, onlardan bilgiler aldigi söyleniyor çünkü. Yani senin dedigin gibi, karga bunlar, o derece egitebilecegin hayvanlar degil. Hepsini wargliyorsa, bu Sogukeli gerçekten çok üstün yetenekli bir warg yapar, ama bu özelligini de iste kargalar disinda hiç görmedik. Dolayisiyla, karga sürüsünün emrinde olmasi bence Brynden’in isi.
Bu konuda senden çok da farkli bir sey söylemiyorum yani.

Hemde nasil ilginç! Ben bunu hiç hatirlamiyorum yaa. Rüyalar ve kehanetler hakkinda o kadar arastirma yaptim, koca bir makale yazdim ama buna hiç denk gelmedim.
Harbiden çok enteresan.
Karmasik aslinda. Içinde hem Tyrion’un duygularindan, düsüncelerinden, yasadiklarindan izler var, hemde gelecekte yasanacak bir olay ve karsi karsiya kalacagi durum ile ilgili göndermeler.

Bana da Moqorro’nun kehaneti ile baglantili, ona uyan bir rüya gibi geldi.
Hangi kitapta görmüs bu rüyayi?
Aklim almiyor, böyle bir seyi nasil gözden kaçirmisim?

Lemore konusunu ben hiç sevmiyorum biliyor musun? :smile:
Cünkü bir karakterin aslinda çok baska biri oldugu teorileri beni geriyor. Daario=Euron teorisi gibi.
Böyle seyler olsun istemiyorum, yani en azindan çok olsun istiyorum.
Arstan=Barristan yeter, bir o çok hosuma gitmisti.

Aegon’un annesi olamaz bence de, önceki yorumunda söylemistin, kadinin elleri konusu var. Tabi böyle deyince, Aegon’un Yargiçin oglu oldugunu net bir sekilde söylemis de oluyoruz, ama baska ne olabilir bilemiyorum. Bir insan anca öz çocugunu o kadar sever. Yani ben de aynen senin gibi düsünüyorum.

Ashara bence de hiç olamaz! Hem çok alakasiz, degil mi?

Oberyn’in piçinin annesi… Bunu hiç duymamistim. O kadinin kim ve nereli oldugunu bile bilmiyorum. O yüzden su an bir sey söylemem, bir degerlendirme yapmam dogru olmaz. Ama tipki Ashara gibi, o da çok alakasiz görünmüyor mu? Aegon’un onun yegeni olmasi… Eh iste, yani.
Onun hakkinda bilgi verir misin biraz?

Lemore’un yari rahibe diye tabir edilmesi falan, yanlis bilgi de olabilir. Hele ki bu kadinin bir gizemi varsa gerçekten.
O kadar net de hatirlamiyorum ben yaa bunlari. Süt anne meselesi falan hiç aklimda kalmamis.
Aegon kisimlarini sevmiyorum ben, Tyrion sayesinde dayanilabilir oluyordu sadece, sonradan iyice çekilmez oldu :smile: Aegon’a da gicigim zaten. Bu arada, Genç Griff diyordum ben buna hep, ne ara Aegon demeye basladim acaba? Simdi farkettim.

Sence Genç Griff’in (:grin:) gerçekten Targaryen olma ihtimali yüzde kaçtir?

Ben bu çocugun Targ çikmasini istemiyorum yaa. Gicik oldugumdan falan da degil he.
Simdi gerçekten Targ ise, ne diye çok sonradan çikardi Martin onu ortaya? Sonradan çikip tahti alacaksa, diger karakterlere yazik degil mi? Gerçekten Targ ise ve ölecekse, ee ne gerek vardi?
Cok yavan, basit duruyor her açidan.
Ama iste Blackfyre ise eger olay degisiyor… Bu Martin’in hikayesine çok yakisiyor. Yalanlar, entrikalar, oyunlar…

Willa olmasi biraz ters olmuyor mu?
Bu kadin isyan bittikten sonra Kuzey’e gitmis Jon ile beraber (FS 283-284). Jon sütten kesilince de tekrar Dorne’a dönmüs belli ki çünkü Edric’in süt annesi olmus (FS 287).
Sonradan nasil ve neden Essos’a, Genç Griff’in yanina gitsin?


#141

Ben 13. Lord Kumandan meselesinin ve Sur’un inşasını Şafak Savaşından kısa bir süre önce gerçekleşmiş olabileceği olasılığından hala tam olarak vezgeçmedim; sen de farkındasın ki kaynaklar çok kesin değil. Brandon’ın anlatması ile Üstat Yandell’in anlatması arasında birini seçmek gerekir ise bir üstadı tercih edebilirim. :smiley: Sonuçta Bran da bir başkasından, muhtemelen de Yaşlı Dadı’dan öğrendi… Bir üstat ise böyle şeyleri yazmadan önce doğrudan kaynağından araştırır olan biten her şeyi… Benim kafama daha çok yatıyor çünkü, öbür türlü bir düzensizlik, kafamda oturmayan bir iki taş oluyor.

Bundan şahsen; 13. Lordun kurban verme meselesinin her şey olup bittikten sonra olduğundan ciddi şüphelerim var. Kurban verdikleri olsa olsa wight’a dönüşüyorlar; ww’ye değil. Yani ordu toplamak içindir… Ordun yok olmuş iken yenisini toplarsın ama bu, atıyorum ayda yılda 3-5 tane vererek olacak bir şey değil. Bütün adamları aynı anda öldürmek daha mantıklı olurdu amaç bu olaydı… Bu yüzden daha çok var olan orduya destek kuvvet yaratma meselesi gibi algıladım. Yahut belki kara büyü yapıyorlardı, kan kurbanı…

Craster meselesi ise, zaten ben de en kötü ihtimalle çeyrek asırdır kıpırdanmalar vardır, demiştim. 20-25 yıl… Yani bu adamların bu kadar zamandır var olduğu kesin gibi bir şey; ben de senin gibi Craster’ın yeni yeni çocuk verdiğini sanmıyorum, öyle olsaydı sağda solda bir yerlerde oğlan çocukları da olurdu.

Yine de… şimdi biraz düşünce; bu işi en az 20-25 yıldır yapan biri için sence de çok az karısı yok mu? Bu adam bu işe tek bir kadınla başlamamıştır, kesin birden fazla kadını kapmıştır bir yerden sonra kızlarıyla da evlenmeye başlamıştır, paso üremesi gereken- anlaşma gereği- biri için az geldi gözüme karıları. Acaba sandığımız kadar uzun süredir bu işi yapmıyor mudur? Neyse, çok önemli değil. En başta bu anlaşmayı nasıl yaptı, ben onu da merak ediyorum aslında. Sonuçta bu Ötekilerin, görünürde sadece kendilerinin bildiği, özel bir dili var. Ortak Dil falan bilenleri var desek? Yabanıllar arasında bile bu dili çok bilen var, diyemeyiz. Belki Eski Dil ile konuşmuşlardır…

Senin söylediğin gibi 8 bin yıl boyunca Daimi Kış topraklarında olsalardı; neden 8 bin yıl boyunca beklemiş olabilirler, diye düşünüyorum ama cevap bulamıyorum. İlk Uzun Gece ile ikinci Uzun Gece arasında öyle çok büyük yıllar yok, gelmekte olan 3. Gece ile karşılaştırdığımızda, değil mi? Şahsen ben bu Ötekilerin lideri olsam; en fazla şöyle bir 1000 ya da 2000 yıl bekler; sonra dalarım Yabanıllara ve kendime ww ve wight yaratıp, yeniden saldırırım. Adamlar bunca yıl Nöbet’in güçten düşmesini beklememiştir herhalde? Gerçi bana göre onları yenen Nöbet; o zaman zayıf düşmelerini beklemek istemeleri olağan olur, çünkü ilkinde yenildi iseler ikincide de yenilirler ama zayıf düşerler ise daha rahat ederler; ağırlıkta psikolojik bir yaklaşım. İlk İnsanlar yenmiş ise de zaten azalan, yenilen, zayıflayan bir şey yok ortada; aksine insanlar çoğaldı, silahları ve zırhları daha da gelişti… AA’nın çıkmasını bekliyor iseler, niye beklesinler? İlk seferden gelen bir hesaplaşma arzusu mu? O zaman Ötekilerin yeniden hareketlenme sebebi AA mı? :stuck_out_tongue: Sanmıyorum, 2. Uzun Gece için onu beklemediler. Hiçbir şey bulamadığım için bana en mantılı gelen şey; 8 bin yıl boyunca uzun bir uykuda oldukları. Yavaş yavaş ordu topluyor olsalar yine fark edilirdi bir şeyler çünkü; üç beş adam kaybolması -o bölgeye giden- dikkat çekmez belki ama bunun devamlılığı dikkat çeker, konuşulur, hikayeler anlatılır. Oradan çıkıp saldırsalar o zaman da zaten ayyuka çıkmış olurlardı.

Soğukel’in Son Kahraman olması mı? Belki… Ormanın Çocuklarının etrafında dolanıyor sonuçta, değil mi? Bran’ın ‘bilinmeyen dil’ dediğin şey; onun açısından Eski Dil olmasın? Yani kaç kere Eski Dil konuşulduğunu duymuş olabilir ki? Osha’nın Eski Dil konuştuğunu sanmıyorum, sonuçta orada o dili bilen yok. Orada bir büyü yapmadığından eminim, sonuçta hayvan kesiyor yemek için, bir çeşit şükür duası gibi bir şey olabilir(hani biz kesmeden önce dua okuruz ya); kendi dilinde yapmıştır. Yani İlk İnsan dilinde? Bu durumda bu adamın 8 bin yıllık olduğuna daha çok delil getirir, çünkü Karga’nın adamlarından biri ise onun Eski Dil’i bilme olasılığı yok, Kuzey insanları bile unuttu bu dili.

Brought, Bring kelimesinin geçmiş zaman hali; GETİRMEK demek yani burada GETİRDİ. Down ise aşağı demek. Yani doğrudan çevirir ise Aşağı Getirdi/İndirdi demek oluyor. Türkçe açısından cümle içinde en güzel çeviri ise “Alaşağı etti.” Yani mecazi; indirdi, yendi… vs. manasında. Fransızcada “öldürdü” demişler ise yanlış bir çeviri olmuş… Türkçe’de de hatalı çeviriler var, kitabın; geçenlerde fark ettim.

"Kar,” diye feryat etti bir kartal. Jon siyah buzla zırhlanmıştı ama bıçağı avcunun içinde kıpkırmızı yandı. Sonraki cümlelerde kılıç diye, düzeltmişler ama ilkinde bıçak demiş, ne bu? Çakı mı? :smiley: Blade falan mı yazıyordu acaba ingilizcesinde, belki ondan kafası karışmıştır. Ned’in 'Kraliçelerin babası o olmalıydı." dediği bir cümle var, Brandon için diyordu… Türkçe’ye kraliçe diye çevrilmiş, tekil… Haydi bunlar basit sayılır, pek sorun olmayan bir hata… 2. kitapta Arya kendisine kılıcı çaldığı söylendiğinde; “Bana yumru kafa demelerine izin verebilirim ama Jon’a hırsız demelerine müsaade etmem.” tarzında bir şey diyordu ama Türkçe’ye bu “bana yalancı demelerine müsaade etmem.” gibi çevrilmiş. Bazen İngilizcesini okusam diyorum ama o kadar da iyi değilim, yine de kendimi geliştirmek adına okusam mı acep.

Bu arada bak Jon da rüyasında (siyah)buz zırhlar giymiş… Dany’nin rüyasında da düşmanlar buzdan zırh giymişti… Şimdi merak ettim, neden siyah buz zırh? nöbet üyesi diye mi? yoksa Tyrion’un karanlık ejderha kehaneti ile ilgili mi? Ve neden buz zırh?

Ben zaten senin söylediğini sorguluyorum, yoksa kendim fikir üretmişim gibi yazmadım; yani senin söylediğin mümkün, imkansız değil demek istedim.

Karga’nın aynı anda hepsi ile uğraşabileceği sanmıyorum(dikkat edersen hemen yoruluyor ve sık sık uyuyor, Bran Pov’larında.), bu yüzden -ihtimal dahilinde olmakla beraber; ben daha çok Soğukel’in warglama yeteneği olduğu üzerinde duruyorum. 13. Kumandan ise zaten onun için warglamak zahmet bile olmaz, daha düne kadar binlerce adamı warglıyordu.

Çok fazla ayrıntı var, insan bir süre sonra unutuyor. Misal ben Soğukel’in geyiği kestiği sahneyi hatırlayamadım. :slight_smile:

  1. kitapta 2. pov’da… Yargıç ile gemiye giden yolda…

2 baş meselesi bana ilk başta iki tarafta eli ayağı olacak; yani çift oynayacak izlenimi vermişti ama sonra 2. başın ağladığını görünce bu daha çok Tyrion’un karakterinin ikiye bölünmesi gibi geldi; yani bence, Tyrion ileride öyle şeyler yapacak ki içinde bir yerdeki benliği bu yaptıkları için vicdan azabı çekecek, yapmak istemeyecek ama o an bundan başka çıkar yol bulamadığı için yapacak… Yani istemeye istemeye; iki arada bir derede kalarak seçimler yapacak… Sana diğer başlıkta da iki arada bir derede kalacak bu, demiştim o kehanete bakarak… Bu iki derede kalma meselesi dnay ve aegon arasında taraf tutmaktan ziyade(belki sonra o da olur) hanesi ve şimdi bulunduğu taraf için olabilir… Tamam, büyük öfkesi vs. var ama yapacağı seçimler ve attığı adımlar; hanesine karşı yapacakları içten içe onu üzüp, sorgulamaya itebilir… Yine de ben ileride Cersei tarafını falan tutmasını beklemiyorum elbette… Ayrıca Selmy ve Acıçelik yanında dövüşmesi de bir ayrı ilginç…

Bu adam Selmy’i uzun zamandır görmüyor(Dany’nin yanında olduğunu biliyordu, değil mi?); Selmy, Dany tarafını temsil ediyor; diğer yandan Acıçelik olsa olsa Altın Mürettebatı simgeliyordur ve Blackfyre Hanesini, yani aslında Aegon’u… Çünkü bu rüya tam da ejderhalar ve bu mürettebatın konuşulması üstünde görüldü, yanlış hatırlamıyorsam… Omuz omuza dövüşten bahsettiğine göre Aegon ve Dany arasında ilk başlarda-senin beklediğin- savaşı görmeyeceğiz; çünkü birlikte bildiğin canına okuyacaklarmış gibi geldi bana batının…

Tyene Sand’in annesi bir rahibe. İsmi bilinmiyor. Şu an nerede bilinmiyor. Beşikte iken kızına yediden şeyler okurmuş. Tyene Sand, altın saçları ve mavi gözleri olan bir kız. Yani anasına çektiği belli, Lemore ise kahverengi saçları olan bir kadın. Göz renginden bahsedildi ise hatırlamıyorum.

Lemore hakkında başka bir fikir daha varmış; Wenda the White Fawn isminde bir kanun kaçağı; Kral Ormanı Kardeşliği vardı ya, Dayne’nin hakladığı… o kadın. Fakat saklanmasını gerektiren bir durum yok, sonuç olarak çok uzun zaman önce iş bitti; üstünden iki kral geçti hatta daha fazla. Hele ki Essosta… Üstüne savaşçı olsaydı bu vücuduna da bir şekilde yansırdı bence… Ayrıca galiba o kadın sarı saçlıydı, vikiden baktım sarı foto konmuş.

Willa değil kız, Wylla. Willa başka hatun. :smiley: Lemore’nin kaç zamandır Aegon’un yanında olduğunu bilmiyoruz; son üç senedir olabilir, beş senedir de olabilir. Sonuç olarak bu kadının kaç sene Edric’in yanında kalıp beslemesi gerekir ki? 1 yıl, bilemedin 2 yıl. Aegon 7 İnancını öğrensin diye almışlar kadını yanlarına. Yani zaman konusunda bir sorun olduğunu düşünmüyorum.

Edric meselesinde bir konuyu üstü kapalı geçmiştik senle; Edric, neden Wylla’nın Jon’un annesi olduğunu düşündü? Nasıl bir konu geçti etti ki bu oğlan sorular sormaya başladı ve böyle bir yalan söyledi babası/anası/halası/dedesi her kim ise artık, bu oğlana? Ve bu Wylla şu an nerede?

“Jon Karin annesi. Sana hiç söylemedi mi? Wylla yıllar boyunca bizim hizmetimizdeydi. Ben doğmadan önce başlamış.”

Şu sayılan insanlar arasında benim aklıma en yatkın kişi Wylla geliyor; büyük bir sırrın sahibi… Saklanmasını gerektirecek kadar. Ayrıca Dorne’lu ve Dorne insanlarının şehvetli ve hafifmeşrep olduklarını biliyoruz, bu Lemore de öyle biri. Yalnız saklanması gerekiyor ise aranıyor demektir; birileri bu kadının peşinde. Kim? Öyle ki Essos’ta bile saklanıyor. Eğer Wylla ise demek ki birileri Jon+Rhaegar+Lyanna+Neşe Kulesi ile ilgili bir şeyler sezmiş, duymuş etmiş, şüphelenmiş demektir… Edric’e de bu yalan söylendiğine göre bir şeyler olmuş, konuşulmuş; söylentiler var hane içinde… Hiç kimse durduk yere “Edric, bak bu Jon Kar’ın anası.” demez. “Jon kim yav?” der, Edric. Onun için bir şey ifade etmiyor çünkü. Ve dahası kadın, oğlandan önce hizmetlerindeymiş, demek ki bu kadın büyük olasılıkla en başından beri tüm olan bitene şahit oldu.

Çok düşük bir ihtimal. Varys, çocuğu kaçırdığı zaman gizli tünellerden güvenli bir şekilde çıkartmış ve gereken yerlere göndermiştir. Peki, çocuğu bulmak için Sidiksu’ya gitti, aldı ve getirip anasının elindeki ile değiştirdi ve sonra götürdü. Bu öyle 10 dk. içinde olacak bir şey değil. Bu işe karar vereceği zaman ise muhtemelen Tywin’in yağma için şehre girdiği andır ama o yağma arasında insanlar can derdinde iken şu sözde Sidiksu Prensi olan çocuğun babasının tüm derdi Arbor Şarabı içmek miydi? Onu da geçtim madem tüm bunları yapacak kadar zamanı var idi; ne diye Elia’yı, oğlunu ve kızını kurtarıp, doğruca Dorne ya da güvenli olacağı bir yere göndermedi? Benim aklıma ilk gelecek şey bu olurdu; yani gizli tünelleri ondan başka bilen de yok; yıllarca orada saklasa, gene bulan olmaz. Yani baştan aşağı yalan sıçmış. Nereden tutsan elinde kalıyor.

Şimdi bazıları madem öyle neden Kevan’a yalan söyledi? diyor. Doğruyu söylese idi bizim için bir sürpriz olmazdı, değil mi? Karakterler en önce biz okuyuculara karşı oyunbazlık yapıyorlar. :wink:

Blackfyre’dan bu kadar bahsedilmesi de çok imkansız olmasa gerek, hem bir sürü işaret var bence.