Martin bize her şeyi söylüyor


#142

Kesin degil evet ama düsününce… Öyle devasa, buzdan bir duvarin insasi, Safak savasindan önce baslanmis olsa bile, tamamlanmasi çok zaman alir. Yasklasik 500 km uzunlugunda, 200 küsür metre yüksekliginde sonuçta. O çagda birde, o imkanlarla; adamlarda vinç falan da yokmus ki :smile:
Birde Gecenin Krali efsanesinde, olayin Sur’un insasinin bitiminden kisa süre sonra gerçeklestigi bilgisi var. Bayagi net bir bilgi var yani bu konuda.

Emin olamayiz ki. Belki de WW’ye dönüstürülmeleri için kurbanlar veriyordu, tipki Craster gibi.
Ben Öteki olsam, ordu toplamadan önce, “kumandan” yaratmayi tercih edebilirim, mümkün bence. Her biri dagilir, dört koldan ordu toplanir.
Gecenin Kralinin kurbanlar verdigi sonradan ortaya çikmis; bu bilgiyi büyük ihtimalle kurtarilan Gece Nöbeti verdi (GK’nin esiri durumundaymislar). Gece Nöbetinin adamlari kurtarildiginda “Arada sirada Lord Kumandan aramizdan birini seçip Kraliçem dedigi kadina veriyordu.” demis olabilirler. Hepsini kurban etmedigine göre, Ötekinin ordu toplamasina yardim etmiyor, ee bu durumda geriye ne kaliyor? Yeni Ötekiler yaratma.

19 karisi ve henüz yaslari küçük oldugu için dokunmadigi kizlari var. Bir o kadar da kurban ettigi veya öldürdügü erkek çocuklari olmustur… Valla daha ne olsun?
O zamanin kosullarinda sorunsuz dogum oranlarini falan da katarsak hesaba… Harbiden yani, daha ne olsun?

Konusmadan da halledilebilir bence bu. Basitçe; Öteki gelmistir, erkek begebi isaret etmistir ve Craster “Kulun kölen olayim, al git çocugu” demistir yani :smile: Böyle baslamis olabilir.

Onu bilmiyoruz iste. Hiçbir yerde net bir tarih yok.
Efsaneye göre, Great Empire of the Dawn’in 8.hükümdari Amethyst Imparatoriçenin hakki, erkek kardesi tarafindan gasp ediliyor (ki bunlar yari tanriymis, biliyorsun) ve Uzun Gece bu olay yüzünden basliyor.
Uzun Gece imparatorlugu yikiyor. Uzun Gece bittiginde, Golden Empire of Yi Ti dönemi basliyor.
Bu imparatorlugun, Yellow Hanedanindan 4.Imparatoru Chai Duq. Bu Chai Duq’un karisi soylu bir haneden gelen bir Valyriali, hatta adamin sarayinda ejderha varmis, muhtemelen karisinin ejderhasi.
Yani bu açidan düsürsek… Golden Empire of Yi Ti’ye, Yellow Hanedanindan olan 4.imparator Chai Duq hükmederken, Valyriali e$ ve ejderha bilgisinden dolayi, Westeros’da Uzun Gece’nin zaten yasandigini düsünebiliriz.
Ama sorun su ki, bu Chai Duq’un toplamda kaçinci imaparator oldugunu bilmiyoruz ve yine tarih konusunda tahmini bir hesap bile yapamiyoruz.

Uzun Gecenin bitimine dayanan kökeninden bugünlere kadar, Golde Empire of Yi Ti toplamda 11 hanedan tarafindan yönetilmis. Bazilari yarim yüzyili geçmemis, bazilari 700 yil sürmüs.

Anca böyle bilgiler var iste. Hiçbir sekilde “Westeros’da Uzun Gece yasanirken, Essos $u, bu oluyordu” diyemiyorsun.
Dolayisiyla, Essos’daki Uzun Gece ile Westeros’daki Uzun Gece arasinda 1000 veya daha az zaman da olabilir, ya da daha fazla, 5 bin veya 8 bin de.
Bir bakmissin ayni zamanda gerçeklesmis bile olabilir. Bunun mümkün olmadigini ispat edecek bir sey var miydi?
Ben “Azor Ahai’nin zamaninda, oralara hükmedenler yari tanrilarmis” diyorum, yani öyle yaziyor, dolayisiyla bu çooook uzun zaman önce yasanmis gibi geliyor ama belki de o insanlar kendilerini tanri gibi görüyordu sadece. Gerçi buradan gidersek, komple efsaneyi sorgulamis oluruz (Gecenin Aslani falan filan hikayesi).

Eski Dil’dir evet.
Ve bu Son Kahraman olma ihtimalini de destekler.
Tabi Sur’un Ötesinde Eski Dil hala devler ve bazi Yabanillar tarafindan konusuluyor ama bu yine de Sogukel’in Son Kahraman olabilecegi ihtimalini de yok etmiyor nihayetinde.

Öyle bir seymis zaten yaptigi, ingilizce vikide öyle yaziyor.
“Coldhands whispers a blessing in an unknown language and slits the animal’s throat; he and Meera butcher the carcass for food.”

Ilk anlami degil Fransizca da, anlamlarindan biri dedim.
Ilk anlam senin dedigin gibi, alasagi etmek. Yani “Abattre” diyorlar fransizcada ve bunu “Öldürmek” anlaminda da kullanabiliyoruz, o anlama da gelebiliyor yani.

Vardir, normal ama yaa. Kusursuz olmasi imkansiz, çeviri yapmak inanilmaz zor bir is zaten. Geçen o “him” meselesinde ne kadar kafa yorduk düsün :smile:
Ben kendimden biliyorum, bazen Türkçeden Fransizcaya, veya Fransizcadan Türkçeye çeviri yapiyorum ve cümlenin hiçbir anlami kalmiyor, hatta saçma sapan, komik oluyor bazen. Birebir çeviri de degil hee. Harbiden bazi seyleri anlamini koruyarak çevirmek neredeyse imkansiz oluyor bazen.
Kitap çevirmenleri de bu durumla çok karsi karsiya kaliyorlardir eminim, ve bu yoruyordur tabi, yoruldukça hatalar oluyordur. “Ceviriyi yetistirmem gerek” stresinden, düzgün çeviri yapmak için kitapta anlatilan hikayeyi herkesten daha iyi anlamak, kavramak zorunda olmaktan falan hiç bahsetmiyorum!
Ben kafayi yerdim.

Oturdun hatalari mi aradin nedir? :smile:

Ingilizceni gelistirmek istiyorsan, altyazili dizi izle, çok daha etkili oluyor, ve ayrica eglenceli de :smile:

Aslinda zirh siyah degil, gece oldugu için siyah görünüyor :stuck_out_tongue: Uzun Gece’ye mesaj çakiyor Martin. Aklima ilk geleni söyledim, çok da ciddiye alma :smile:

Tyrion’un kehaneti ile alakasi oldugunu sanmiyorum.

Yok ben de bir sey demedim zaten, kapanis / özet cümlesi gibi bir seydi :smile:

Belki de sürekli yapmasi, ugrasmasi gereken bir sey degildir. Belki bir sekilde o sürüyü Sogukele baglamistir ve bu kadar, bu durumu devam ettirmek için yapmasi gereken bir sey yoktur. Olabilir bence.

13.Kumandan bir warg miydi ki? Emin misin?

Ben de hatirlamiyordum, vikide okudum :smile:
Bende aliskanlik oldu zaten, bildigim seyleri bile yazmadan önce tekrar kontrol ediyorum vikiden emin olmak için, yanlis bir sey yazmak istemiyorum. Takintili insanim :smile:

Aslinda bu iki anlam da dogru olabilir. Neden tek bir anlam arayisi içinde olacagiz ki?
Benim “Buz ve Atesin birçok anlami var” düsüncem gibi biraz.
Mesela Tyrion dizideki gibi Dany’nin yaninda olup ailesine karsi savasirsa, içten içe cani yanacak, ikiye bölünecek.
Lannister-Targaryen savasinda, Targaryen “sancagini tutan” bir Lannister olacak. Iki farkli kimlik gibi neredeyse.
Nihayetinde ayni olay ama iki ayri durum. Biri görünürde olan durum (2 ba$), digeri Tyrion’un duygusal durumu (ba$lardan birinin gözyaslari).

Sadece bir örnekti bu arada.

Bence kesin sonradan o da olur :grinning: Sonuçta bu rüya olayi baska, Aegon/Dany konusu baska. Bununla ilgili kehanette ejderhalarin arasinda olmaktan bahsediliyor çünkü. Benzer ama bir o kadar da farkli iki ayri mesele.

Onlar ne alaka ben de anlamadim.
Bu Pov’da veya öncesinde bu ikisinden falan bahsedildi mi acaba öyle muhabbet ederken? Bilinçalti, düsünce ile ilgili de olabilir basitçe bu ikisinin rüyada olmasi.

Az önce “Onlar ne alaka?” demisti ya? Geri aliyorum :smile:
Gayet mantikli. Olabilir.
Bu kismin anlami gerçekten buysa, evet, Dany ve Aegon birlik olabilirler benim düsündügüm aksine. En azindan ilk basta, sonradan i$ bozulabilir. Sonuçta onlarin karsi karsiya gelecegine dair isaretleri de unutmuyorum.
Evet belki de “Aileyiz sonuçta, birbirimizden baska kimimiz var?” diyerek hareket edebilirler ilk basta, özellikle de Dany, ama sonradan sorunlar olur falan.
Mümkün.

Baktim biraz bu teoriye.
Destekleyen noktalar : Lemore’un, karnindaki gerilme izlerinden dolayi, daha önce dogum yaptiginin açikça ortada olmasi. Onun 40’li yaslarinda, Tyene’in ise 20 yasinda olmasi.
Ters olanlar: Oberyn ile Lemore’un saçlari koyu, Tyene’in saçlari sari. Lemore’un saçlarini boyadigini varsayarsak; bunu yapmasi çok anlamsiz, gereksiz bir temkili davranis.
Birde yanlis anlamadiysam eger, Kargalarin Ziyafetinde, Tyene’in annesini ziyaret etmek için Arianne ve 3 Kum Yilani Mander nehrini geçmisler. Ben hatirlamiyorum ama böyle yaziyor. Yani bundan dolayi, eger Lemore Tyene’in annesiyse, içinde bulundugu durumda kiziyla ve digerleriyle iletisim halinde olmasi, iliski kurmasi garip olur diyorlar.

O kim be? :smile:
Kral Ormani Kardesligini az biraz hatirliyorum, Aerys dönemindeki yasa disi bir gruptu, ne yaptiklarini da hatirlamiyorum gerçi, ve aralarinda bir kadin oldugunu da tamamen unutmusum.

Off harbiden bu Lemore hakkinda pek bir sey bilmiyorum, ilgimi çekmiyor. Hatta bir sey itiraf edeyim, 2-3 gün öncesine kadar ben bu kadinin bir kirmizi rahibe oldugunu saniyordum, öyle kalmis nedense aklimda :smile: Kadin meger 7 inancinin rahibesiymis :smile:

SIkInti yok, ayni kisiden bahsediyoruz :wink: :smile:
Ee yani Edric’i 5 yil meme verecek de degil tabi ama yani niye o kadini alsinlar ki Aegon’u din konusunda egitmesi için? Hem bu Wylla rahibe miydi ki? Öyle bir bilgi yok. Rahibe olmayan bir kadini ne diye din hocasi diye almislar? Ben bir sey mi kaçirdim? :smile:

Yok bayagi konustuk diye hatirliyorum, üstü kapali geçmedik.
Hatta sonunda, yanlis hatirlamiyorsam, Dayne hanesinin Jon’un gerçek kimligini bildiklerini ve bu konu bir sekilde açildigi sirada Edric’e, yani bir çocuga böylesine bir sir emanet etmek yerine yalan söylemeyi tercih ettikleri konusunda hemfikir olmustuk.

Wylla nerede? Ölmüstür belki.

Martell’ler öyle, tüm Dornelular degil :grin:
Hatta tüm Martell’ler de degil. Oberyn ve kizlari. Doran’in kizi Arianne da öyle ama o da ise Kum Yilanlari ile büyümüs.

:+1: :+1: :+1:


#143

Aklıma bir şey geldi; şimdi ben, Gece Kraliçesi’nin nasıl oldu da Sur’un tepesinden kumandana gülümseyip, 13 yıl boyunca Sur’da yaşadığını sorgulamıştım; kadın ‘ceset’ kraliçesi olarak tabir edilmişti Yaşlı Dadı tarafından; gerçi, onun her söylediği kelimesi kelimesi doğru olmasa da doğru kabul eder isek eğer bir ww nasıl Sur’da barınabilir? sorusuna aklıma mantılı tek cevap geldi.

Senin de söylediğin gibi Sur’un inşası öyle birkaç yılda bitebilecek bir şey değil; devasa bir şeyden bahsediyoruz. Çin Setti bile M.Ö 3. yy’dan M.S 17. yy.'la kadar sürmüş. Önceki krallıkların çektiği surları birleştirerek yapmışlar bir de… 3 bin km uzunlukta şu anki hali galiba… Sur’dan daha uzun yani. Okuduğum bildi doğru ise yıkılmış yerleriyle beraber 6 bin km.

Demeye çalıştığım şey Mimar Brandon ilk inşaya başlar ama tamamlanması atıyorum 1000 yıl sürmüş olsa gerek… Bu süre zarfında da Ötekiler ile olan savaş devam etmekte olsa gerek… İlk inşa edilen kale; Gece Kalesi. Demek ki Sur, ilk olarak o kalenin olduğu bölgede inşa edilmeye başlandı ve sağlı sollu uzatılmaya devam etti. Sur tamamlanmadan, büyüsünün çok etkili ya da etki sahibi olmasını beklemek mümkün değil. Bu yüzden o Gece Kraliçesi rahatça Sur’u tırmanıp geçmiş ve yaşamış olabilir. Sence böyle olamaz mı?

Bu bilgi tam olarak kim tarafından aktarılıyor? Yaşlı Dadı? Bran? Üstat Yandell? GRRM değil ama? Hal böyle olunca-senin de önceden söylediğin gibi- karakterlerin her aktardığı bilgi kesin doğru yahut tamamen doğru diyemiyoruz. Buz ve Ateşin Dünyası kitabının Üstat Yandell’in gözü ile yazdığından bahsettin bana; o adama göre Ötekileri defeden Gece Nöbeti ama Bran, İlk İnsanlar olarak aktarmış… (Gerçi bana göre tamamen yanlış bir aktarım olmuş olmuyor.) Misal aynı kitapta başka bir üstadın da bu ww meselesinin vs. tamamen yalan olduğunu; Starkların kahramanlık hikayesi için Yabanılları öyle gördüklerini vs. gibi şeyler yazmış… Geçen değinmedim çünkü adamın bilgisinin yanlış olduğunu biliyoruz. Hatta Uzun Gece’nin 6 bin ya da 8 bin yıl önce gerçekleştiğine dair iki ayrı aktarım da var ama biz 8 bin yıl kabul ediyoruz. Yani senin söylediğinden de yola çıkarak 13. Kumandan meselesinin illa ki %100 Sur inşasının bitiminden sonra oldu diye iddia edemeyiz diye düşünüyorum. Ret de edemeyiz; sadece olayları bir araya getirip, en mantıklı çıkarımı yapmak zorundayız. 360 derece irdelemek lazım olayı.

Öldürüp, WW’ye dönüştürmek mi? Ben her daim ww’ye dönüşme işleminin ölmeden bir çeşit dönüştürme büyüsü ile yapıldığını düşündüm; dizide olduğu gibi… Öldürünce wight’a dönüşüyor. Şimdi ww mi daha güçlü yoksa wight mı? WW değil mi? Bu durumda bütün o ölüleri ww’ye dönüştürmek daha akıllıca değil mi?

Hem ww’ler dizideki gibi çirkin yaratıklar değil; bir adamın aşık olmasını sağlayacak kadar güzeldi Gece Kraliçesi… Yazar da şöyle tarif etmiş zaten; According to George R. R. Martin, the Others "are strange, beautiful… think, oh… the Sidhe(bir çeşit elf ve peri yani) made of ice, something like that… a different sort of life… inhuman, elegant, dangerous.

Şahsen ww dönüşümü olduğundan da wight için kurban edildiğinden de şüphe ediyorum. Wight daha ihtimal dahilinde ama kara büyü için öldürüyor da olabilirler, yani tek tek kurban edilmekten bahsediyoruz ve zaman zaman… Melisandre de büyüleri için insan kurban ediyor…

O kadar var mıydı ya? Benim aklımda niyeyse daha azmış gibi kalmış. Tamam sorun yok bu durumda. :smiley:

Bu bir eski Yeşil Çam filmi vs. olsaydı bir ihtimal derdim. :slight_smile:

Bence kendilerini ilah gibi görüyorlardı, bu efsanenin doğruluğunu sorgulamaya neden olmaz. İnsanlar, güç sahibi oldular mı kendilerini ilahlaştırırlar; Firavunlar gibi. Onlar da kendilerini yarı ilah gibi görürler. Nedir ama? Güçleri olan değişik insanlar… Ormanın Çocukları da büyüleri vs. var, yüzyıllarca yaşıyorlar… 1000 yaşında bir kahinimiz var; Yürek Hayaleti. Ölümsüzler var… Sıradan insanların dışında insanlar da var yahut insan olmayan ama ona yakın türler. İlla ki ilah gözü ile bakılmıştır. Ben bu R’holler ve Büyük Ötekinin de ilah olduğundan tam emin değilim zaten. :slight_smile:

Hem onu destekler hem de 13. kumandan olabileceğini; ikisi de Eski Dil konuşuyordu sonuçta. İlla çıkacak işin doğrusu da bakalım hangisi? :smiley:

Yok ya, şu Jon ve Arya kuramı için çeviri yaptım ya; Türkçesine baktığımda farklı olduğunu gördüm o kısımların, yoksa kim uğraşacak? :smiley:

Altyazılı dizi izliyorum da hani kitap okumak da faydalı oluyor, ondan. :smiley:

Yalnız Duygu; böyle çeviri de olmaz ama ya; Gözlerinin üzerindeki deriye dokundu. Bu ne la? :smiley: Alnına dokundu diyeceğin(yahut göz kapağı, artık hangi deriyi kast etmeye çalıştı ise) , çeviriye bakar mısın? :smiley:

Almam, tamam. :slight_smile:

Yine de rüyanın Uzun Gece’de gerçekleştiği kesin, tamamen yanlış sallamadın. :smiley:

Pek olası gelmedi, oturmuyor kafama maalesef. Yani tamam bu adam gençliğinde büyü ile de uğraşıyordu ama şimdiki halinde onu hayatta tutan o Büvet Ağacı, yani bence onun şu an kullandığı yegane büyü kaynağı Kuzeyin Güçleri; warglık ve yeşilgören meselesi. Diğer türlü büyüler için aşağı yukarı farklı malzemelere ihtiyaç duyulduğunu ve biraz farklı gerçekleştiğini iyi kötü görebiliyoruz. Sen de zaten warg meselesini büyüden ziyade mistik güçler olarak tabir etmiştin.

Belki Ormanın Çocukları; Leaf falan büyü ile bağlamıştır desek… yine sanmıyorum çünkü Soğukel, o sürüyü bilgi almak gibi şeyler için kullanıyor. Tamam, kendisine bağladılar, eyvallah da onların gözünden nasıl görüyor? Onların bildiğini nasıl biliyor? Ayrıca hiçbir wargın devamlı olarak kendini bir hayvana bağladığını ve sürekli warglanmış halde tutamadığını biliyoruz; en güçlü warglardan biri şu 6 derili diye kendini tabir eden Yabanıl idi ki o da öldü zaten…

Bütün o adamları kendine bağlamıştı; Gece Kraliçesi yapmadı bak, o yaptı… Çok güçlü bir warg isen insan warglama işini yapabildiğini Bran’dan gördük. Ne zaman ağabeyi onu yendi, büyü bozuldu.

Ha diyebiliriz ki o kurban etme işleri o herifleri kendine bağlamak için… Tamamen gözardı edemeyiz ama bence o kurban meselesi(ben kan büyüsü olduğunu düşnüüyorum, demiştim) tamamen Ötekiler ve başlarındaki kişi ile ilgili bir şey; o ww kadın boş yere Sur’a kapak atmadı, muhakkak hizmet ettiği kişiye(belki kendisi o ilahtır) yardım etmek/var olan planı uygulamak için orada…

O da doğru; birden fazla sebep de olabilir. Olaylar bile birden fazla sebebin bir araya gelmesi ile meydana geliyor sonuçta. :smiley:

O zaman toparlar isek Tyrion’un ailesine karşı savaşı için psikolojik olarak ikiye bölüneceğini ve de ileride iki ejderha arasında da çift oynayacağını farz edebiliriz ama rüya bana daha çok 1. mesele gibi geldi. Yani bence tamamen Tyrion’un Targlar tarafından saf alması ve bunu yaparken de kendini sorgulamaya başlaması… Çünkü abisini, babasını vs. öldürüyor ve ve sonra bakıyor ki 2. kafa ağlıyor; 1. kafa ise savaşın ve nefretin etkisiyle gözü dönmüş… Yani ailesinden nefret eden parçası ile seven parçası savaş halinde olacak… İşte bu noktada Tyrion’un yeniden taraf değiştirme imkanı olabilir mi? Lakin tekrar ediyorum asla Cersei’nin yanına geçeceğine ihtimal vermem, ondan deli gibi nefret ediyor. Yine de abisine olan öfkesi dinebilir ve Lannister Hanesinin geleceği için gerekli gördüğünü düşündüğü şeyler için harekete geçebilir; eğer Targlar bunu tehdit ediyor ise Tyrion asla sadık kalmaz. Kim kalır ki? Bu da bizi kehanete getiriyor; bütün o ejderhaların arasında kalma ve hırlama meselesi…

Zaten Varys’in amacı meselesi doğru ise Aegon’u işleyerek bile Dany’e karşı döndürebilirler… Yani Dany, onlara istediğini vermez de köstek olmaya başlar ise… Yargıç, en başta kızı tanıdığında Dothrakların arasında hayatta kalamayacağını düşünmüş, demek ki gerçekten kızı en başta gözden çıkarmışlar. Drogo’yu karısının ölümünün gazıyla buraya getireceklerdi.

Ben de hatırlamıyorum ama bu doğru ise demek anası Menzil taraflarında yaşıyor. Yani o kadın da olamaz.

Bence de; sonuçta bir sürü sarı saçlı kadın olduğu gibi bu kadın rahibe elbiseleri giyiyor; saçları kapalı yani…

Wenda çok önemli değil ya, dahil olsa ne olur seriye zaten. Ben de unutmuştum kadını, hala tam olarak hatırladığımı söyleyemem; Freyler ile bir bir mesele yaşamış herhalde kadın.

R’holler? :smiley: Yok ya 7 İnancı… Aegon’un annesi olasılığını eledik; Tyene’nin anası olma olasılığı da elendi; Wenda olma olasılığı yok denecek kadar az… Bu durumda ben Wylla meselesine daha da yaklaştım. :smiley: Kılık değiştirip kendini saklamak için en güzel yollardan biri rahibe kılığına girmek bence; daha az dikkat çekersin. Sonuçta illa ki 7 inancına sahip biri olarak öğretileri biliyordur, kadın bir şekilde kendine bunların arasında yer bulmuştur. Dayne Hanesinin bir hizmetlisi olarak Targ Hanesine bağlı olduğunu düşünmek yanlış olmaz, hele ki Jon hakkında olan biteni bilen biri olduğu düşünülürse. Belki Jon Con. biliyorduk bu kadının kim olduğunu? Yani Jon meselesini bilmiyordur da kadın bir yalan uydurmuştur gizlenmesi ile ilgili; hele ki peşindeler ise zaten iknası kolay olmuştur. Jon da nasıl olsa Targ destekçisi, Arthur’a hizmet etmiş vs. deyip, kolayca güvenmiştir.

1- Kadın Dorne’lu,
2- Kadınların (erkeklerin) şehvet sahibi olması yaygın; piçlere bile kötü gözle bakmıyorlar,
3- Wylla, Ned’in doğumundan çok önce Dayne Hanesinin hizmetine girmiş ve uzun yıllar da bu hizmeti sürdürmüş ama oğlanın konuşmasından hala onlarla olduğu izlenimini edinmedim. Çünkü “hizmetimizdeydi.” diyor, yani artık değil. Öldüğü bilgisini de vermiyor. Bu kadar adı geçen ve önemli bir sırrı bilen kadının öldüğünü sanmam.
4- Wylla ve Jon arasında sürekli bir bağlantı kuruluyor ki Jon’un gerçek kimliğini bildiğinden şüphe yok desek, yalan olmaz. Bu durumda gizlemesi gereken önemli bir bilgiye sahip.
5- En az bir çocuğu olduğundan emin olabiliriz.

Ben Lemore’nin Wylla olduğuna neredeyse ikna olacağım. :smiley:

Elia’yı saymaz isek kim kaldı kız başka? :smiley: Hepsini saydın zaten.

Açık ara en iyi yorumun. :rofl: Gerçi üstüne ne eklenebilir ki? O da var. :smiley:


#144

Olabilir, olabilirdi ama dedigim gibi, o olay Sur’un insasi bittikten sonra yasanmis.
Siralama söyle : Uzun Gece - Sur’un insasi - Gecenin Krali.
Verilen bilgiye göre, hepsi bir digeri bittikten sonra basliyor. Tüm bunlar 8 bin ile 6 bin yil arasi önce gerçeklesmis.
Neyse ama kadini gerçekten Gece Kalesine getirdiyse, ki öyle yaziyor, bu durum Sur’un tilsimlarla, büyülerle korundugu bilgisini sorgulatir bir kez daha.
Gerçekten bu tilsim konuda acayip bir karisiklik var.

Vikide “According to legend, Night’s King lived during the Age of Heroes, not long after the Wall was complete…” diye basliyor anlatim.
Referans olarak “Kiliçlarin Firtinasi” - Bölüm 56 (Bran IV) veriliyor.
Pov’a baktim, göz gezdirdim biraz ama bulamadim. Belki de gözümden kaçti bilmiyorum ama yoksa neden vikide böyle net bir bilgi versinler? Uydurmus olamazlar herhalde, bir kaynagi vardir.

Yalniz, ne lanetli kaleymis o yaa. Pov’da epey anlatiliyor orada yasanan olaylar; neler var! O kadarini hatirlamiyordum ben. (Bakmak istersen, KF - Kisim II - Sayfa 223)
Bu arada ek olarak, Pov’da Gecenin Kralinin bir çesit büyü ile Yeminli Kardesleri kendine bagladigi söyleniyor.

Bunun disinda, sonradan söylediklerine katiliyorum. Bu yüzden diyordum ya, tüm karakterler bir noktada güvenilmez anlatici durumuna düsebilirler. Hele ki bu efsaneler konusunda; her kafadan ayri ses çikiyor.

Öldürüyor muydu ki?
Yani kurbanlar vermis tamam, ama nasil?
Craster için de “ogullarini kurban ediyor” diyoruz ama adam öldürmüyor, gidip bir yere birakiyor Öteki gelsin alsin diye.
Ingilizcede de bu iki durum ayni kelime ile anlatiliyor; “sacrifice”.
Dolayisiyla, Craster’in yaptigi sey için “sacrifice” deniyorsa, Gecenin Kralinin yaptigi “sacrifice” de bu anlami tasiyor olabilir.
Ve bence Gecenin Krali da böyle bir sey yapti.

Biliyorum evet, hatta bundan dolayi su çizim çok hosuma gidiyor :

Cok karizmatik, çok zarif degil mi?:grin:

Bu arada, üstatlar Gecenin Kraliçesinin bir Öteki degil, Barrow Kings’lerden birinin kizi olabilecegini düsünüyorlarmis.
Barrow Kings’ler Hendek Topraklarinin Krallariymis. Tüm Ilk Insanlarin Krali olduklarini söylüyorlarmis. 200 yil boyunca Kis Krallari ile savasmislar. Sonunda yenilmisler, ve o zamanki Barrow King, bir kizini Kis Kralina vermis, yani bir Stark’a.
Bu Hendek Mezarlar var ya? Orada ilk Barrow King’in mezari varmis. Hatta belki devlerin Kralinin mezari da.
Dustin Hanesi soylarinin bu Barrow Kingslere dayandigini söylüyorlarmis. Onlar yasiyor orada simdi.
Neyse! Acayip, tam anlamadigim bir hikaye var bunlar hakkinda, ve Gecenin Kraliçesi ile alakali kisim da bu.
Büyük Hendek’e (Hendek mezarlarda iste. Otlu bir tepe, Dustin hanesinin kalesi oraya insa edilmis) bir lanet yerlestirilmis.
Her kim, kendini ilk Hendek Krali ile esit görür, onun yerini almak isterse, o kisi lanetleniyormus. Gücünü yitiriyor ve vücudu bir ölünün vüdununa dönüsüyormus, ceset gibi görünüyormus yani. Hatta sonraki Hendek Krallari bu sekilde lanetlenmisler galiba.
Gecenin Kraliçesi de bu Hendek Krallarindan birinin kizi olabilirmis. Mezar ile sürekli baglantili, yakin olduklari için, lanet o kiza da bulasmistir diye düsünüyorlar galiba.

Neyse, dedigim gibi, tam anlamadim hikayeyi. Ceviri yapiyorum ama karmasik bir sey çikiyor ortaya.
Buz ve Atesin Dünyasi’ni okumak gerek, orada yaziyormus her sey.

:joy::joy::joy:
Niye be? Bence gayet mümkün :smile:
Hatta belki de isaret bile etmedi yani, direk kucaklayip götürmüs olabilir bebegi. Kim ne diyecek?
Craster zeki, kurnaz adam, çakmistir olayi. Tekrar gelmesinler diye, sonraki erkek bebekleri de gidip ormanin içine birakmistir.

Hayir, sorgulamaya neden olur. Cünkü o yari ilah kardeslerin arasinda kan ihaneti yasandigi için bir ilah dünyaya sirtini çeviriyor ve digeri seytanlarini saliyor (ki efsanede, bu yari ilahlar, ilahlarin küçük torunlari oluyor).
Yari ilah olmasalar, bir siradan insanin kardesine ihanet etmesinden niye “kiyamet kopsun”?
O yüzden diyorum yani, tüm hikaye çöpe atilir bu durumda.
Hee tabi ben bu hikayenin zaten kesin, gerçek oldugunu da söylemiyorum tabi. Komple bastan asagi uydurma, efsane olabilir.

Yüce Yürek Hayaleti 1000 yasinda miymis?? :face_with_raised_eyebrow:

Bu hikayede Tanrilar varsa, bu ikisi gerçektir.
Ki ben R’hllor’un gerçek oldugunu inaniyorum diyebilirim. “Son Öpücük” olayini (ölü diriltme) baska sekilde açiklayamiyorum çünkü. Büyü degil bu, öyle olsa, hemen hemen her seferinde basarili olur ama olmuyor. Ve rahipler bu ritüel sirasinda sadece dua ediyorlar yani, fazlasini yaptiklari da yok. O yüzden diyorum ki, bence R’hllor var ve o duayi kabul ederse, ölüyü diriltmek mümkün oluyor.

:no_mouth::joy:

Ona süphe yok. Jon’un da, Dany’nin buzdan zirhlar içeren rüyalari kesinlikle yaklasan Uzun Gece ile alakali.

Büyü demiyorum zaten.
Ve bence mümkün. O büvet agaci onu hayatta tutuyor evet ama o agaçtan inanilmaz bir güç de aliyor.
Adam milletin rüyalarina giriyor, hatta rüyalar yaratiyor resmen, bir karga sürüsüne birine mi baglayamayacak?
Üstün yetenekli bir warg, ve bir yesilgören olarak hayvanlar ve hatta doga üzerinde bir hakimiyete sahip.
Yesilgörenler, ki sayilari warglardan da az biliyorsun (1000 wargdan sadece 1’i), Ormanin Cocuklari ve Ilk Insanlar savasinda, Dorne’u Essos’a baglayan kara parçasini yok etmisler. Ilk Insanlarin üzerine hayvanlar, canavarlar salmislar.
Yani inanilmaz seyler yapiyorlar bunlar. Ve Üç Gözlü Karga, son yesilgören. En azindan su an.
O yüzden bir karga sürüsünü Sogukel’e baglayabiliyorsa, onun emrine verebiliyorsa tek seferde, hiç sasirmam.

Sogukel kargalarin gözünden görmüyor, kargalar onun emri ile gidiyorlar, uçuyorlar ve ona haberler getiriyorlar.
Ben hiçbir yerde Sogukel’in net bir sekilde o kargalari wargladigini okumadim.
Aralarinda nasil mümkün oldugunu tam çözemedigim bir iletisim var, orasi kesin ama warglama olayi yok bence.

Yeni okudum ben bunu, daha dogrusu okuyunca hatirladim, yukarida bahsettim hatta :smile:
Warglama oldugunu sanmiyorum ben.
Bran Pov’unda geçiyor bu bilgi ve aynen söyle diyor :
"Yeminli Kardesleri’ni bazi tuhaf büyülerle kendi iradesine baglamisti"
Bu warglama tanimina pek uymuyor zaten. Ayrica bunu bir warg olan Bran’in bakis açisindan okudugumuzu da hesaba katalim. “Bazi tuhaf büyüler” bilgisini bize Bran veriyor öyle ya da böyle.

Agabeyi?
Joramun ile ittifak yapan Stark mi?
13.Lord Kumandanin bir Stark olup olmadigi kesin degil ki.
Bu sadece Yasli Dadi’nin kendi düsüncesi. Öncesinde, bazilarinin onun bir Bolton, bazilarinin Skagos’un disindan bir Magnar, bazilarinin ise bir Umber, Flint ya da Norrey oldugunu falan filan düsündügünü söylüyor. Sonunda da kendi fikrini dile getiriyor. Dogru olabilir, ama kesin bilgi de degil yani.

Ekledigin rüya kesinlikle 1.mesele ile ilgili. Genç Griff ve Dany söz konusu oldugunda kendini içinde bulacagi durumla alakasi yok.
Tabi onlardan birinin veya her ikisinin safinda yer alip ailesine karsi savasacak olmasi ile ilgili bir yandan da, evet.

Sanmiyorum.
Taraf degistirirse yalniz kalir, Dany veya Genç Griff sayesinde elinde bulundurdugu gücü yitirir, dolayisiyla ablasindan intikam alma sansini da büyük ölçüde kaybeder.
Jaime yüzünden tereddütlü olacak, orasi kesin. Ama sanmiyorum ki Jaime’ye olan sevgisi yüzünden intikamini ve hakki oldugunu düsündügü Kaya’yi alma sansini elinin tersiyle itsin. Bu konuda yapabilecegi tek sey, Jaime’nin eger savas sirasinda yakalanirsa, öldürülmemesini saglamak olur. Yani en azindan bunun için elinden geleni yapar.
Targlar daha fazla, sonradan neyi tehdit edebilirler ki? Dany de, Genç Griff de ailelerinin intikami için yola çiktilar ve bu intikam için savasacaklar, karsilarinda duran herkesle. Tyrion bunu bile bile onlarin yaninda yer alacaktir zaten. Her seyi göze almis olacaktir. Sonradan çikip “Ayy yok ben bunlarin yaninda duramam, neler yapiyorlar, neler planliyorlar” diyemez. Basindan beri biliyor nelerin olabilecegini ve bunu kabul ederek tarafini seçiyor. Ayrica “Ablamdan intikam alacagim” düsüncesiyle de girmeyecek sadece bu yola, zekasi, bilgisi ve kurnazligi ile Targlarin emrinde olacak ve karsiliginda bir sey istedigini en basindan belirtecek veya ima edecektir.
Targlar Tyrion’un en büyük sansi olacak bence, ama bu sansin bir bedeli oldugunu da bilecek, en basindan.

Mümkün. Ve eminim Dany sorunsuzca, mutlulukla onlara istediklerini vermeyecek.
Zaten çocugu öyle bir yetistirmisler ki, Dany’yi ona boyun egmeye mecbur biri gibi görüyor. Eminim bu fikri Varys ve Yargiç onun kafasina yerlestirdi.
Dolayisiyla Dany karsilarinda dimdik durunca, yeri geldiginde yumrugunu masaya vurunca hoslarina gitmeyecek. Hiçbirinin.

Belki de kimligi konusunda bir gizemi yoktur bu karakterin :smile:
Hep Tyrion’un yüzünden öyle düsünüyoruz aslinda. Herkesi çözmeye çalisiyor, sadece Lemore’u çözemiyor, kafaya takiyor, biz de direkt Lemore’un gerçek kimligini gizleyen bir kadin oldugunu düsünüyoruz. Hep daha çok Tyrion’un meraki yani. Yoksa illa ki kadinin bir hikayesi ve Genç Griff’in yaninda olmasinin bir sebebi vardir ama öyle düsündügümüz kadar ilginç, gizemli bir yani da olmayabilir.

Kalabalik degiller ki zaten. Ve ailenin yarisindan fazlasini Oberyn’in tarafi olusturuyor.
Doran, Trystane, ve rahmetli Quentyn’in digerleri ile hiç alakasi yok.
Geçmise gidersek, mesela Maron Martell var. Onun kizkardesi Mariah Martell.

Harbiden, Oberyn ve Kum Yilanlari + Arianne öyleler iste. Komple hane degil, kanlarinda yok yani :smile:

Güzel yorumdu iste, benim aklimdakileri takir takir yazmissin, üzerine laf etmek olmazdi :smile:


#145

Soğukel sahnelerinden sonra Sur’daki tılsımlardan şüphe etmem; olsa olsa verdiğin kronolojik sıralamanın doğru aktarıldığından şüphe ederim, daha mantılı geliyor çünkü.

Son Bran POV’una baktım; Gece Kalesi’inden bahsi geçen-bu şekilde en azından- tek bölüm, benim bildiğim, Bran’ın bu POV’u ve ben de okudum az önce, zaman konusuna değinilmemiş, zaten ben de hiçbir zaman uzun gece sonrasında diye bir şey hatırlamıyorum, ilk kez senden duyduğum için takıldım meseleye.

Bran aktarıyor, ona da Yaşlı Dadı aktarıyor. Hikayenin hemen altında güzel bir şey yazıyor o hikayelerden sonra…

Bütün bunlar yüzlerce, binlerce yıl önce olmuştu elbette, bazıları hiç olmamıştı belki de. Üstat Luwin, Yaşlı Dadı’nın hikâyelerinin bir bütün olarak yutulmaması gerektiğini söylerdi hep.

Evet, sanırım Gece Kralı’nın yaptıkları kirletmiş kaleyi; uğursuz yapmış. :slight_smile:

Evet ‘bir çeşit büyülerle…’ olay şu ki 8 bin yıl önce ne ile böyle bir şey yapmış olabileceğini tahmin edemezler… Hele ki Sur gerisinde Stark çocukları dışında warg görmediğimizi düşünür isek… Yani hayal meyal hatırlanan ama içerik olarak çok şey bilinmeyen bir şey bu warglık meselesi. Dahası sadece hayvanların derisine girebildiklerini biliyorlar, insan wargladıklarını değil. Bran daha Jojen ve diğerlerine dahi söylemedi Hodor’u wargladığını… Warg meselesi de ‘büyü’ ile tabir edecekleri bir şeydir sonuçta.

Burada yine Bran POV’u geliyor karşımıza… Ve şimdi, Bran uzun boylu sert lordlar görüyordu, kürk ve örgü zırh kuşanmış amansız adamlar. Bazılarının yüzünü mahzen mezardaki heykellerden hatırlıyordu ama Bran onları isimlendiremeden önce, adamlar kayboldu. Sonra, Bran olup biteni izlerken, sakallı bir adam, bir tutsağı büvet ağacının önünde diz çökmeye zorladı. Beyaz saçlı bir kadın, bir kırmızı yaprak yığının içinden geçerek onlara doğru yürüdü, kadının elinde bronz bir orak vardı.
“Hayır,” dedi Bran, “hayır yapma,”
ama onu duymadılar, tıpkı babasının duymadığı gibi. Kadın, tutsağı saçlarından yakaladı, orağı adamın boğazına indirdi. Ve kırık çocuğun yapabildiği tek şey, ayakları toprağı döven adamı asırların sislerinin arasından izlemekti… ama adamın canı kırmızı bir nehir gibi dışarı akarken, Brandon Stark kanın tadını alabiliyordu.

Kurban etme meselesi genelde öldürmekle alakalı olduğu aşikar ama İngilizcede -şimdi baktım- ‘sacrifice’ 2 manaya geliyor; kurban etme ve feda etme/fedakarlık… Feda etmek sadece öldürmek demek değildir, temelde ‘vazgeçme’ eylemidir.

Yalnız… Bran’ın Gördüğü tüm görüler Kışyarı’nın Büvet ağacında oluyor. Soruya gel şimdi; 13. Kuman’dan ile bu ww kadının burada işi ne?

Betimlemelere en yakın çizim bu, ben de bundan daha yakınını göremedim ama bence tamamen karşılamıyor… Saçlar soluk alev gibi görünüyor ve gözler de beyaz… Yani eksiği çok. :smiley:

Değişik, bilmiyordum. Belki o kadın bu kız olabilir; o zaman onu dönüştüren başka bir güç söz konusu, bunları ilahı gibi bir şey değil. :stuck_out_tongue:

Yine de ceset vs. görüntüsü bir ww görüntüsünden ziyade wight görüntüsünü karşılıyor.

Böyle bir şey okuyana kadar ihtimal dahiline vermiyorum. :smiley:

Onlar çakma yarı ilahlar ise ana babası hayli hayli çakmadır ama özel güçleri olan insanlardır ve öfkelenip sağa sola dalarlar… İlah olmaya gerek yok ki böyle bir tepki için.

He kadın öyle söyledi. :slight_smile:

Olabilir, ben sadece şüphe ediyorum dedim zaten. :slight_smile:

Böyle söyleyince biraz daha mantıklı geldi, evet.

Ben hiçbir yerde Sogukel’in net bir sekilde o kargalari wargladigini okumadim.

Soğukel’i kaç kere gördük ki zaten? Bence var ise böyle bir becerisi vs. 6. kitapta görürüz gibime geliyor.

Yukarıda yorum yaptığım için yeniden yapmıyorum. :slight_smile:

Hmmm Yaşlı Dadı’nın doğru bilgi aktarmış olma ihtimalini yüksek görüyorum doğrusu, bu warg meselesi ağırlıkta bu Starkların çevresinde dönüyor çünkü, dahası sanırım bunların warglama yeteneği -yanlışım yoksa- Warg Kral’ından geliyor. Uzun Gece döneminde yaşamış, Kış Kralı Stark bunu yenince kızlarını alıyor, http://awoiaf.westeros.org/index.php/Warg_King

Ben Dany’nin Westeros’ta ciddi sıkıntılar ve azaplar yaşayacağını düşünüyorum şu Ölümsüzlerin kehaneti yüzünden; ve niye ise bir parçasına hep Tyrion sebep olacakmış gibi his geliyor, yanlış çıkabilir his elbet, bundan acaba taraf değiştirebilir mi gibi bir şey söyledim. Lakin haklısın, tek kalır.

Kılık değiştiriyor ve “saklanması gereken tek kişi sen değilsin.” diyor ise böyle bir insan muhakkak kimliğini değiştirmiştir, Duygu. :stuck_out_tongue: Ha belki geçmişten tanıdık biri çıkmaz, ihtimal var ama ben Wylla olmasını çok isterim. :slight_smile:

:yum::rofl:


#146

Gerçekten de öyle aslinda, anlatilanlarin bir bütün olarak yutulmamasi gerek.
Koca bir hikayeye, parça parça dogruluklar serpistirilmis gibi. O dogrulari birlestirmeyi birak, tespit bile edemiyoruz.

Katilmiyorum. Esas o tarihte warglik hiç olmadigi kadar bilinir. Ormanin Cocuklari ile yaptiklari savas o dönemde yakin tarihte gerçeklesmis bir olaydi; warglik, yesilgörenlik o savasta Ormanin Cocuklarinin en büyük gücüydü. Gece Krali bir warg olsaydi, hemde üstün yetenekli bir warg, efsanede bundan da bahsedilirdi ve bugüne kadar bu bilgi ulasirdi.
Ya da ulasmadi diyelim, unutuldu bu detay… Bran, bir warg olarak, Gece Kralinin Yeminli Kardesleri kendi iradesine tuhaf büyülerle bagladigini söylemezdi, daha dogrusu, bunun tuhaf büyülerle yapilmadigini, içten içe warglik oldugunu düsünürdü bu hikayeyi hatirladiginda.
Herhangi biri degil sonuçta bize bu bilgiyi veren.

Bu muhtemelen Eski Tanrilara insan kurban etme töreni, ki bu o çagda yapilan bir seymis.
Melisandre’in insanlari yakarak R’hllor için kurban etmesi gibi.
Ama dedigim gibi, ve senin de sonradan ekledigin gibi, bu hikayede kurban etmek her zaman öldürmek anlamina gelmiyor.
Ve Gecenin Kralini insanlari kurban etmesini düsününce, yaptiginin yukaridaki örnekler gibi degil, Craster’in yaptigi gibi olmasi daha mantikli geliyor.
Craster karakteri sayesinde, “Ötekilere kurban vermek”'in ne anlama geldigini biliyoruz. Gecenin Krali öldürerek kurban etseydi Yeminli Kardesleri, yani Öteki’nin bir ordu toplamasina katkida bulunsaydi, daha önce de düsündügümüz gibi, Nöbette adam kalmazdi herhalde.

Oww bir saniye. Onlar degil ki Bran’in gördükleri. Bunu nereden çikardin?
“Beyaz saçli kadin” detayindan mi? Sence o GK’nin Kraliçesi olsa, bu sekilde mi tasvir ederdi Bran?
Onlar Kahramanlar Cagindaki Starklar, zaten Bran’in hepsinin yüzünü mahzen mezardaki heykellere benzetmesi ile, Martin bu kisilerin net bir sekilde Stark oldugunu vurguluyor.
Yukarida dedigim gibi, orada büyük ihtimalle Eski Tanrilara kurban veriyorlar, bu o zamanlarda yapildigi söylenen bir sey. Adamin bir esir oldugu detayi var, canini bagislamalari için de yalvariyor. Saçlarindan tutulup acimasizca, tereddütsüzce öldürülüyor. Belli ki onlara kötülük etmis ve yakalanmis biri.
Belki o adam bir Andal bile olabilir. Onlarin gelir gelmez nasil 7 Inancini yayma mücadelesi içine girdiklerini ve o sirada bulabildikleri her büvet agacini kestiklerini biliyoruz. Onlardan birini yakalayip, bir büvet agacinin önünde, “Seytandan da öte” dedikleri Eski Tanrilara kurban etmek epic bir olay bence. Yani Bran’in gördükleri, Kahramanlarin Caginin bitimi ile baslayan Andal istilasi sirasinda gerçeklesmis bir olay da olabilir.

Öööf sen de bir sey begenmiyorsun!
:smile:

Aslina bakarsan bana çok saçma geldi :smile: Ama belki de dogru düzgün çevirisini yapamadigim içindir.

Yalniz, GK’nin Kraliçesi için de ceset diyorlar. Ceset Kraliçe.
Ama bence bu kadin bir Öteki yaa, ben de çogunluk gibi düsünüyorum. Hatta onun dizide gördügümüz Night King’in kitaptaki versiyonu olmasini istiyorum, biliyorsun.

Abartma yaa :smile: Hayir cidden bunun neresi resmen imkansiz gibi görünüyor ki sana? :smile:

He iste ben de onu diyorum; onlar çakma yari ilahlar ise, bu Gecenin Aslani falan da çakma ilahtir, dolayisiyla tüm hikaye çöpe gider. Ki bu hikayenin nihayetinde Azor Ahai’ye baglanmasindan hiç bahsetmiyorum.

Ne zaman söyledi? Ben öyle bir sey hatirlamiyorum yaa…

Olsaydi kargalar ile görürdük zaten bu özelligini.

Hee yani diyorsun ki, bu adamin kizlarinin kaninda da warglik vardi, ve bu kizlar bu özellikleri Stark soyuna aktardilar?
Yalniz okudum da, Starklar gözüme çok acimasiz göründü bu olayda.
Adam Ormanin Cocuklari ile müttefikmis, Stark Hanesinin Kis Krallarina yenilmisler ve Starklar adamin ogullarini, hayvanlarini, yesilgörenlerini öldürmüsler, kizlarini da resmen ganimet olarak almislar.

Ama bak bu hikayede de tuhaflik var. Bu olayin Uzun Gece’den sonra yasandigi söyleniyor; o zaman Ormanin Cocuklari ile insanlarin husumeti çoktan bitmemis miydi? Uzun Gece’den 2 bin yil önce anlasma imzaladi bunlar, “Buralar bizim, suralar sizin. Herkes kendi yoluna” diye. Neden Kis Krallarina karsi baska bir Kral ile müttefik oldular? Ne diye insanlarin arasindaki savasa karistilar ki?

Kesin, çok zorluk çekecek.
Aslinda ben Tyrion konusunu simdilik görünen olasi duruma göre degerlendiriyorum ve elde ettigim sonuçta Tyrion’un Dany’ye ihanet etmesi mümkün görünmüyor, çok anlamsiz duruyor.
Fakat olaylar gelistikçe farkli durumlar da çikabilir ortaya. Yani su an düsününce, ihanet etmesi halinde yalniz kalacagini düsünüyorum ama olaylar çok baska bir noktaya, Tyrion’un ihanet etmesinin mümkün ve kendine göre mantikli oldugu bir duruma ulasabilir de.

Bunu neden yaptigini biliyoruz. Bir açiklamasi var yani.
Lemore’un üzerinde 7 Inancinin septa kiyafeti var; Volantis’e gelince septa kiyafetini çikarip bir tüccar kizi gibi giyiniyor, çünkü Volantis’de en yaygin inanç R’hllor inanci. Yani muhtemelen dikkat çekmek istemiyor, gereksiz yere sorun çikmamasi için önlem aliyor (ki R’hllorcularin ne kadar fanatik olduklari ortada).

Bunun disinda kilik degistirdigi yerler varsa, bilmiyorum.


#147

Lakin işte ister istemez biraz şüphe ile yaklaşmayı gerektirse de “bir kerede yutmayı” daha kolay bulduğumuz kesin. :stuck_out_tongue: Artık senin daha önce söylediğin gibi bilgileri karşılaştırıp en mantıklı olana tutunmak gerekiyor, ta ki yazar açıklayana kadar.

8 bin yıl önce biliniyordu, hem de çok iyi. Lakin 8 bin yıl sonra warg nedir, bilinse de eskisi gibi yaygın görülmüyordu. Yanlış mı hatırlıyorum, kitaplarda birinde Sur gerisindeki wargları öldürüp, Sur Ötesindekilerde saygı duyulsa da uzak durmayı tercih edildikleri yazıyordu. Yani Sur gerisinde artık warg öldürmeye başlamışlarsa doğal olarak Ötekiler gibi nice şey zamanla unutulmuş; masallaşmış. Gerçi warg olduğu hala biliniyor, yani masal değil kuzey için ama içerik olarak sadece ‘deri değiştiren’ denip geçiliyor; misal yeşilgörenler ve güçleri hakkında ne kadar bilgi sahibi olabilirler?

“Bran, bir warg olarak, Gece Kralinin Yeminli Kardesleri kendi iradesine tuhaf büyülerle bagladigini söylemezdi.”

Yanlış, öncelikle Gece Kralı’nın ismine kadar her şeyi gizem barındırıyor; yazar, yavaş yavaş işleyip ortaya çıkartacak, belli… Bu mantıkla bakar isek Varys, neden sahte olduğunu bildiği halde Aegon’u Targaryen olarak lanse etti öldürdüğü Kevan’a? Demek gerçekten Aegon, dememiz gerekir. Ne demiştim? Karakterler en önce bize karşı oyunbazlar… Kaldı ki Bran, Yaşlı Dadı’dan duyduğu kelimeleri aktarıyor, kendi bilgilerini değil. Yani orada bir ANI canlanması oluyor. GRRM, üzerinde -şimdilik- durmak istemediği konuları geçiştirmeyi yeğliyor.

Beyaz saçlı kadın betimlemesi bana beyaz saçlı Ötekileri anımsattı. Bence Bran, orada Gece Kraliçesini gördü ama sonuç olarak hiç Öteki de görmemiş; ve Ötekiler, Targaryenlerin buz hali gibiler. Olaylara 9 yaşındaki bir çocuğun gözüyle bakıyoruz… Gördüğü çocukların amcası ve halası olduğunu dahi anlayamayıp, kendisi ve Arya sandı… Bir de “ama saçları hiç o kadar uzun olmamıştı.” diyor; Bran’ın saçları kızıl ama Benjen’in koyu; buradan bile çakması lazımdı olaya ama bunu düşünmemiş, dikkatini çekmemiş Bran’ın… (Bu arada demek Bran, amcası Benjen’a benziyor, ilk görüşte kendisine benzettiğine göre.)

Dur, dur karıştırma görülen şeyleri… İlk başta eski Kışyarı Krallarını görüyor; aynı Dany’nin düşünde kendi atalarını görmesi gibi. Sonra o görü kayboluyor, değişiyor ve kurban etme sahnesine geliyor.

Bran POV’undaki meselenin Gece Kraliçesi olduğunu düşünsem de o olmadığını farz eder isek kim bunlar? Sur ötesinde gerçekleşmiyor bu mesele… Kışyarı’nda gerçekleşiyor… Yalnız bak şu da dikkatimi çekti; kırmızı yaprakların arasından geçmekten mi bahsediyor orada? He öyle… Beyaz saçlı bir kadın, bir kırmızı yaprak yığının içinden geçerek onlara doğru yürüdü, kadının elinde bronz bir orak vardı Sur ötesi değil, kesin. Kışyarı olduğu da kesin çünkü her şeyi orada görüyor; ağacın hatıraları yani. Uzun Gece ise bu durumda Kışyarı’nda kar olması gerekmez mi? Daha çok sonbaharmış gibi yapraklar dökülmüş. Kırmızı yapraklar da muhtemelen Büvet Ağacına ait, onun yaprakları kırmızı idi yanlış hatırlamıyorsam. Söylediğin gibi ‘tutsak’ ifadesi de var ama bu, Bran’ın bakış açısı… O şekilde gördüğü birini nasıl tabir edecekti ki başka türlü? Yine de haklı olabilirsin, kırmızı yapraklar kafamı kurcaladı ve olayın Kışyarı’nda olması; çünkü sanmıyorum ki Gece Kralı ve kraliçesi elini kolunu sallayarak Kışyarı’na gelsin ve böyle bir şey yapsın; yapacak ise kendi Büvet Ağacında yapardı. Hmm kim ki bunlar o zaman? :smiley: Beyaz saçlı diyor, yaşlı olduğundan emin değilim beyaz dedi diye… Gizeme gel gizeme :smiley:

Bunu mavi gözlü ve tenini daha beyaz hayal et. Al sana Gece Kraliçesi; Öteki. :slight_smile:

Ben onu göreceğimizi düşünüyorum zaten. :slight_smile:

Kafamda canlandırınca böyle bir höhhh oluyorum. :smiley:

Niye ki anlamadım? Özel güçleri olan insanlar, bu haltı yapamaz mı ki?

“Saçlarım avuç avuç dökülüyor ve bin yıldır kimse beni öpmedi. Bu kadar yaşlı olmak kolay değil. Pekâlâ, o zaman bir şarkı isterim. Havadislerim karşılığında Yediler’in Tom’undan bir şarkı.”

Elbette bunu mecazi de kabul edebiliriz belki ama bana ciddiymiş gibi geldi idi ilk söylediğinde, bu kadının çok yaşlı olduğunu görebiliyoruz.

Nispeten daha ilkel oldukları bir dönem olduğunu göz önünde tutar isek şaşmamak gerek. :slight_smile:

Nedenini bilmiyorum, müttefik derken illa bir savaş konusunda anlaşmadan ziyade adam warg özellikleri gösteriyor diye ormanın çocukları ile iyi anlaşması vs. olmasın sebep? Yani siyasi müttefiklik…? Burada öldürüldüğü söylenen yeşilgörenler bizim ormanın çocuklarından mı?

Kuzey ile ilişki kurabilir mi? acaba diye düşündüm; Jon ile. Sansa ile de hala evli, yasaya göre kardeş ilişkisi bile var, Jon ile birbirini de baya sevmişlerdi. Bilemiyorum elbet ne diye ittifaklık etsin vs. ama misal Jaime muhtemelen Cat’in eline düşecek ve bir şekilde Jaime’nin Kışyarı’na götürüleceğini düşünüyorum.

Fanatikler tamam da bu Essos’ta milyonlarca ilah ve din var, Volantis’de de var, adamlar önüne gelen din adamına dalmıyor, yok böyle bir şey bu adamlarda. Nerede gördün başka bir din adamına saldırıp, inancını yaymasını engellediğini? :slight_smile: Zaten kadın 7 inancını yaymak için de dolanmıyor etrafta; görünce kadını; dalacak değiller.

Yani bu çıkarımın desteklenecek bir dayanağı yok bence.


#148

Bu dogru; ama olay su ki, Gecenin Kralindan bahsedilen bölüm, bir warg olan Bran karakterinin bakis açisindan anlatilan bir bölüm. Hikayeyi Yasli Dadi’dan dinledigi sekilde kendine hatirlatiyor olsa dahi, “Yeminli kardesleri tuhaf büyülerle kendi iradesine bagliyordu” bilgisini bir warg olarak sorgulamasi gerekirdi o noktada. En basitinden, “Gecenin Krali bir warg miydi?” diye düsünmeliydi. Ama belli ki bir warg olarak, o durum ona warglik gibi yansimamis.
Aksi olsaydi, Martin mutlaka belirtirdi, böyle seyleri es geçmiyor bu adam. Sen öyle yaptigini söylemissin ama hayir, bu tip konularda öyle yapmiyor. Gündemde olan konularda yapiyor bunu. Ve açikçasi, tartisiyoruz ama, Gecenin Krali warg çiksa ne olur, çikmasa ne olur? Sogukelin o oldugu ihtimali mi yükselir? Daha Sogukelin warg olup olmadigindan bile emin olamiyoruz. Yani su durumda, pek bir degeri, anlami olmayan bir detay sadece. Martin niye gizleme çabasina girsin, Bran’a “Acaba…?” bile dedirtmesin?
Bu hikaye Bran Pov’unda degil, baska bir karakterin Pov’unda geçse anlarim, ama söz konusu olan Bran’in bakis açisi.

Varys ölmek üzere olan bir adama, onu öldürme gerekçesini açikladigi sirada yalan söylüyor, çünkü Varys bu, Asoiaf evreninde “Yerin kulagi var” diye bir deyim olsa buna en çok Varys inanir.
Bran’in durumu farkli; Bran Pov’da ona Yasli Dadi tarafindan anlatilan Gecenin Krali hikayesini düsünüyor, kadinin sözlerini hatirliyor. Varys gibi yanlis bilinçli bir sekilde yanlis aktarim yapmasini gerektirecek bir durumda degil. Sadece düsünüyor hikayeyi, hatirliyor. Yasli Dadi hikayeyi ilk anlattiginda, Bran’in warg özelligi açiga çikmamisti diye düsünebiliriz kesin bir sekilde, dolayisiyla ilk duydugu zaman o detayin üzerinde bir warg olarak durmamis olmasini anlayabiliriz. Ama bu sefer? Hikayeyi warg haliyle kendine tekrar ettiginde? Dedigim gibi, warglik gibi yansiyor olsaydi, bunu düsünmesi gerekirdi içten içe, “Acaba…?” diye sormasi gerekirdi.

Ötekilerin beyaz saçlarindan önce göze çarpan birçok baska fiziksel özellikleri var. Bran’in onlari görmezden gelip sadece beyaz saçlara dikkat etmis olmasi, yani sadece bunun gözüne çarpmis olmasi imkansiz.
Ötekilerin tasvirine en uygun çizimi paylasmistim ya yukarida; öyle bir seyin kadin versiyonunu gördükten sonra, “Beyaz saçli bir kadin” diye mi aktarirsin? Mümkün degil. Teninin beyazligindan, olmadi yildizlar kadar parlak mavi gözlerinden bahsedersin.
Bu ilk bakista Benjen’i kendisi, Lyanna’yi Arya sanmasi gibi degil.

Aa tamam, iki farkli görüymüs evet. Yine de fark etmiyor. Dedim ya, Ceset Kraliçe olsa, kesinlikle “Beyaz saçli” demezdi, çok mantiksiz. Ufak bir çocuk Bran, 9-10 yasinda tamam ama gördügü kadinin normal bir kadin olmadigini farkedecek kadar da büyük.

Büvet Agacinin yapraklaridir evet (büvet agaçlarinin yapraklari kirmizi) ve mevsim sonbahardir, senin de dedigin gibi.
Olay Kisyarinda, o kesin. Zaten o pov’da gördügü her sey Kisyarinin Tanri korusunda gerçeklesmis olaylar. Hatta Rüyalar ve Kehanetler’i yazarken ben bunlarin kronolojik bir siralamaya sahip olduklarini farkettim ve hemen arastirmistim, baskalarinin da dikkatini çekmis bu. Sirasiyla her görü bir öncekinden daha eski bir olayi gösteriyor. Mesela bu görü, Aegon’un fethi dönemine ait oldugu düsünülen görüden sonra geliyor; dolayisiyla Targaryenlerin Westeros’a ayak basmasindan önce yasanmis bir olaydir.

Adam tutsak, belli. Büvet agacinin önüne getiriliyor, zorla diz çöktürülüyor. Yani kendi rizasiyla orada degil, bu durumda tutsak sayilir öyle ya da böyle.

Kim ki bunlar?
Eski Starklar iste, baska kim olacak? :smile:
Ben bu olayin Andal istilasi sirasinda gerçeklestigi, kurban edilen adamin 7’ye inanan bir Andal oldugu teorime tutunuyorum.

Yalniz gif’deki kadin tam Targaryen hee :sunglasses:
Kaç zamandir izleyecegim su filmi, bir türlü firsat bulamadim. Tartismaya bir iki gün mola verelim de ben film izleyeyim :smile:

Özel güç derken… Bir siniri da var yani. Dünya üzerine seytanlara salabilecek özel bir güç… Biraz abartili olur, Asoiaf evreni için bile. Isin içine ilahlar girince göze batmiyor bu ama özel güçlere sahip insanlarin bunu yapmis olabilmeleri… Kafamda canlandirinca böyle bir höhh oluyorum (Tanidik geldi mi? :smile:)

Mecazi yaa, net, ben süphe duymuyorum. 1000 ne demek? O kadar yasi varsa zaten bu kadinin bir olayi vardir, öyle sadece orman cadisi degildir. Belki de bu yüzden bazi fanlar onun Ormanin Cocuklarindan oldugunu düsünüyorlar, simdi anladim. Gerçi Ormanin Cocuklarinin belirli fiziksel özellikleri var, kisa boylu insanlar gibi de görünmüyorlar sadece (benekli-lekeli tenleri; her birinin kesin siyah pençeleri olan 4 parmakli elleri…).
Cok yasli oldugu kesin ama, ona diyecek laf yok. Boyu 90 santimmis biliyor musun? Gerçi zaten cüceymis ama, 90 santim ne yaa? Kadin çökmüs.

Bunu ben de merak ediyorum. Önceden yesilgörenler Ormanin Cocuklariymis, yani onlardan birkaçi ama sonradan insanlarda da görünen bir özellik haline gelmis benim bildigim, anladigim kadariyla.
O yüzden bu olay yasandigi sirada, hem Ormanin Cocuklarinda, hemde insanlarda yesilgörenler vardi diye düsünebiliriz sanirim.

Önceki soruna gelirsek; olabilir, benim de aklima geldi bu. Adam wargdi, “Warg Krali” dendigine göre belli ki önemli bir wargdi hemde, hatta Yesilgören bile olabilir, yukarida bahsettigim gibi, bu mümkün. Dolayisiyla, bu durum Ormanin Cocuklari ile arasinda bir bag olusturmus olabilir, az biraz Üç Gözlü Kuzgun’da gördügümüz gibi.
Ama nihayetinde iki insan Kralin savasina dahil olmalarina sebep olacak kadar ne yasanmis olabilir? Onu çözemiyorum.

Wuuu… Yalniz bu bayagi hiç olmadigi kadar büyük zincirleme olaylara sebep olur. Su noktada öyle bir durum hikayenin hayrina da olmaz. Malum Uzun Gece yaklasiyor, dizide oldugu gibi kitapta da Jon ve Dany’nin bu tehlike karsisinda birlik olmalari bekleniyor, ki olacaklar yani, süphe yok. Basindan beri belliydi bu.
O yüzden böyle bir karmasa beklemiyorum ben. Tyrion, Dany-Jon/Kuzey iliskilerini daha da zor bir duruma sokabilecek bir adam degil, o ikilinin birlik olmasina katki saglayacak adam olur. Ayni dizideki gibi. Dany ve Jon’un arasinda Tyrion olsa olsa arabulucu olur, dizide de, kitapta da.

:joy: Kadina saldiracaklar anlaminda söylemedim. :joy:
Volantis’de en yaygin din R’hllor ve sehirde R’hllor rahip ve rahibeleri büyük bir güce sahipler. Mesela Volantis Daenerys’e karsi savasanlara destek, güç gönderme asamasinda; köleligin oldugu büyük bir sehir olarak Dany’nin köle ticaretine balta vurmasindan onlar da çok sikayetçi. Ama öte yandan Bas Rahip Benerro ve digerleri halki Dany’yi desteklemek konusunda ikna ediyor, onlari ayaklanmaya hazirliyorlar resmen. Volantis’in önde gelenleri bu durumdan hoslanmiyorlar ama karsiliginda bir sey de yapamiyorlar.
Yani böyle bir güce, bir hakimiyete sahipler Volantis’de.
Baska bin dinin rahip veya rahibesine saldiracak degiller elbette ama o rahip ve rahibelerin, kendi inançlarina özgü kiyafetlerle, sembollerle Volantis sokaklarinda rahatça dolanmalari da zor. Hos karsilanmazlar, hos bakilmazlar.
Belli ki Lemore bunu biliyor ve sehre bir tüccarin kizi gibi giyinip gitmeyi tercih ediyor. Bu sekilde rahatça dolanir sehirde, ama 7 inancinin septa kiyafeti ile bu mümkün degil. Ki 7 inancinin sadece Westeros’da yaygin oldugunu da hesaba katalim. Essos’da yabanci bir din bu. Mel’in Kral Sehri sokaklarinda dolandigini hayal et, ayni sey :smile:
Yani Lemore’un böyle bir önlem almasi gayet anlasilir bir durum. Dikkat çekmemek, kolaylikla kalabaliga karismak istiyor belli ki.


#149

Martin bu sorgulamaları her daim yaptırmıyor karakterlere işte…Aksine es geçiyor. Ben de bunu diyorum, zaman zaman fark ettiğim bir şey. Bir eksiklik mi yoksa bazı şeyleri sonradan açığa çıkartmak için geçiştiriyor mu? Bunu anlamıyorum, vakti gelince görürüz.

Arya ve Ned görüşmesinde de Ned’in Arya’ya “Kral ile evlenecelsin…” diye başlayan konuşmasını Arya hiç sorgulamadı bile; bir sorgula değil mi? Neresinden çıkardı babası bunu? Niye böyle söyledi? Ned gibi bir karakterin söyleyeceği bir cümle değil çünkü bu… Ama o kadar, söz söylendi ve Arya “Hayır, o ben değilim. Sansa.” dedi, geçti gitti. Üzerinde bir kere dahi durulmadı ne o an ne de sonra. Cat ile konuşurken de kardeşi için “kraliçelerin babası olması gereken o idi” gibisnden bir söz ediyor… Gene bir sorgulama yok, niye çoğul konuşuyorsun ned abi? Aynı şekilde yukarıda sana verdiğim Bran’ın amcası ve halasını gördüğünde verdiği tepki de var; kendisi zannediyor ama neymiş; saçı daha önce bu kadar uzun olmamış. Saçının uzunluğuna gelene kadar renkleriniz farklı çocuğum, buna değindi mi? Bu oğlanın koyu saçları var ama benimkiler kızıl dedi mi? Demedi. Bunun gibi şeyler var… Hal böyle olunca “ya bu Soğukel warg mı acep? Yahut Gece Kralı?” diye düşünmemesi şaşılacak bir durum değil.

Misal ben hala Jon, neden Arya’nın öldüğünü düşündüğünü bilmiyorum. Ona göre Arya, en son KL’de idi ve bir daha ne ondan ne de Sansa’dan haber alamadı; Stannis gelince Tyrion ile evlendiğini söyledi, o kadar. Arya’dan bahsi bile geçmedi ama Arya’nın öldüğünden de çok emindi. Kitabı sıfırdan bir kere daha okusam eminim bir sürü şey çıkartırım bunun gibi. Zaman geçtiği için tek tük şey aklımda kalmış.

Tamam, tamam… Şimdi farklı düşünüyorum zaten, ayrıntılara dikkat edince bazı şeyler değişiyor…

Kışyarı>Bronz Orak>Kırmızı yaprak yığınları… En fazla sonbahar, kar yok ve bronz orak da 6 ila 8 bin yıl öncesine işaret… Dediğin gibi Stark da neyin nesi? neler oluyor? ve hikayenin geneline bir etkisi olacak olay mı? yahut olayın bir parçası mı? Andal da olabilir, kuzeyli düşmanları da olabilir… Gerçekten Starklar acımasızmış, adam kurban ediyor. :smiley:

Dedim ya Ötekiler, Targların buz hali :slight_smile:

Sorun değil de izlemek için niye 2 gün ara vermeye ihtiyaç duyuyorsun, merak ettim? :smiley:

ahaha geldi de sen şeytan deyince ne anladın ki? :smiley: Çok affedersin ama adam ölüleri diriltip üzerine salıyor, görünüşe göre de bunu her ww yapıyor bir ilah değil bunlar. :slight_smile:

Evet, 90 cm. diye ormanın çocukları sandılar ama belki melezdir? :smiley: Ya da 1000 yıl yaşaya yaşaya çekmiştir, biliyorsun bazı yaşlıların boyu kısalıyor zamanla, kemik erimesi yaşıyorlar. Sonuçta Ölümsüzler de “1000 yıldır seni bekliyoruz.” gibi sözler etmişti, Dany’e; yani böyle tipler var. Kadın yeşil rüyalara sahip, bu aşikar. Demek ki İlk İnsanların kanını taşıyor.

Gece Kralı’nın bir Stark olduğundan eminim açıkçası; bu durumda bu WW kadın neden bu adamı seçmiş? sorusunu merak etmiştim, insanları büyü ile kendine bağlama meselesi yüzünden Karga gibi güçlü bir yeşilgören/warg olduğunu ve kullanmak istediğini düşündüm.

Bir de şöyle bir şey var; Mimar Brandon’un inşa ettiği Kışyarı, aslında yeraltı mezarlarıydı; üstüne de böyle tabiri caiz ise küçük bir kalecik kondurmuş "First Keep’ dedikleri var ya, onu kondurmuş sanırım. Kalanı da yıllar içerisinde inşa edilmiş. Brandon neden bir yandan Sur bir yandan yeraltında böyle mezarlar inşa etmek istedi? Onların sınırı vs. de bilinmiyor sanırım, baya labirent gibi hatta bazı kısımları şu an kapalı diye hatırlıyorum.

Yani bu adamların Ötekiler ile bir bağlantısı varmış gizi sezinliyorum; bununla ilgili bir şey olabilir mi Ormanın Çocuklarının taraf tutması meselesini? Yahut gayet basit bir durum; adam Warg Kralı, Starklar diz çöksün istiyor; çocuklar o adamı kendilerine daha yakın görüyorlar(zaten güçlü bir yeşilgören ise saygı hat safhada bunlarda görüyoruz karga’dan…) ve onu korumak için taraf seçiyorlar?

Hmmm doğrusunu söylemek gerekirse bu kız kitap sonunda gelecekmiş; 7. kitapta da hem şu yaşaması gereken sürüyle şeyi yaşayıp uzun gece ile savaşa nasıl bağlayacak yazar olayı bilmiyorum. Yani bir kitap en az 1000 sayfa hatta biraz daha fazla olmalı bence :stuck_out_tongue:

Yani Lemore “kaşlarını çatarak bana bakacaklar” düşüncesi ile mi kıyafet değiştirdi? :smiley: Bence ilgisi yok. Zaten bu kadın bunları kaile alacak biri bile değil, milletin içinde çıpıldak yıkanmaktan bile çekinmiyor; hangi rahibe yapar bunu? Yapmaz ama o beni eleştirirler kötü gözle bakarlar diye bile umursamıyor… Kadını şehirde gezerken bile göstermedi yazar; Tyrion’un kaçırılma sahnelerini izledik onun yerine. Ondan sonra da zaten bunlar aldı başını Fırtına Topraklarına gitti. Yani oldukça gereksiz bir ayrıntı, ekleme ve manası olmazdı kurgu açısından böyle bir şeyin… Bu kadın ister Wylla isterse başka biri olsun; yazar bu cümleyi hususi söyletti ona. Lakin 6. kitapta mı yoksa 7. kitapta mı belli olur bu kadının kim olduğu, bilmiyorum. Başka türlüsü de yarım bir rahibenin kitapta işi ne ya hu? Aegon çok da dindar biri gibi gelmedi :smiley:

Yalnız bizde bir söz vardır; yarım imam milleti imandan eder, diye… Bu Aegon’u eğiten herkes yarım… yarım şövalye, yarım rahibe, yarım üstat… Bu oğlan da yarım kral olacak o zaman :smiley:

Yalnız 7 inancı yabancı bir din değil, oradan gelme sonuçta; daha çok terk edilmiş bir din demek daha doğru sayılır galiba ama misal Braavos’ta hala tapınakları vs. var. Her inancın var zaten.


#150

Dogru diyorsun da, yani Bran’a Gecenin Kralinin warg olup olmadigini sorgulatsa ne olur? Bu bir seylerin açiga çikmasini saglamaz ki, bir detaydir sadece, gündem ile alakasi olmayan. Ben bunu diyorum. O yüzden sorgulatmadiysa, demek ki adamin yaptigi sey gerçekten tuhaf büyülerdi, warglik degil.

“Kral ile evleneceksin” çok farkli mesele. Hem bu Arya’dan çok, bizim sorgulamamiz için yazilmis bir sey bence. Gelecekle ilgili bir gönderme olabilir (Martin tarafindan tabi), hiçbir anlami da olmayabilir, ama yine de bir gizemi var iste su noktada. Hem Arya niye dursun ki bunun üzerinde? Hem yasi, hem karakteri ile böyle cümlelerden anlam çikarabilecek, bunu sorgulayabilecek biri degil. Neyse. Binlerce yil önce yasamis bir adamin özelliginin, o özellige sahip olan bir karakter tarafindan sorgulanmamasi gibi degil bu.

Bran’in Benjen ve Lyanna’yi, kendisi ve Arya sanmasi… Aslinda buradaki yanilgi baslica Lyanna-Arya benzerliginden kaynaklaniyor. Bran’in kafasini karistiran durum bu, hatta tüm olanlari epey kafa karisikligiyla izliyor. Kendini “Bu kiz Arya” düsüncesine endekslemis, o yüzden kendisi sandigi çocugun farkli oldugunu görse bile, hatta Arya ile hiç böyle bir anisi olmadigini da düsünse bile, “Hayir bu kiz Arya degil, diger çocuk da ben degilim” diyemiyor bence o an. Beynin tek bir seye odaklandigi anlar olur, ve odaklandigin seyin verdigi ilk izlenime, düsünceye tutunursun; etrafata bunun dogrulugunu yok edecek yanlislari görsen bile, tutunmaya devam edersin, idrak edemezsin; öyle bir sey sanirim.

Normal degil mi öyle düsünmesi? O yasta bir kiz, o çagda. “Hayatta kalmistir” diye düsünmek zaten asiri iyimlerlik olur, normal olan en kötüsünü düsünmek ve haber gelmedikçe buna daha da inanmaktir.

Illa bir anlami oldugunu sanmiyorum. Bu görü dizisinde özel bir anlam barindiran seyler var, ama bir anlami varmis gibi görünmeyen seyler de var. Mesela büvet agacindan üç dal kesip, onlara ok sekli veren öfkeli bir adam görüyoruz; bu büyük ihtimalle Fatih Aegon’un her ejderhasi için bir ok hazirladigi bilinen, Torrhen Stark’in piç kardesi Brandon Snow. Bunun özel bir anlami var midir ki? Veya Tanri Korusundaki havuzdan çikan ve Eski Tanrilara onun intikamini alacak bir erkek evlat için dua eden kadin? Kahverengi saçli kizi öpen uzun boylu sövalye (Uzun Duncan oldugu düsünülüyor)? Bunlarin özel bir anlami varmis gibi durmuyor.

Her gece sana iki saat yorum yazmak yerine film izlerim. Iki gece, iki film. Iyi bir mola olur :smile:
Gerçi tamamdir, kullandim mola hakkimi.

Nereden biliyorsun?
R’hllor inancina göre mesela iki gerçek Tanri var. Biri tabi R’hllor, digeri ise Öteki.
Ya dogruysa?

Ölümsüzler baska, onlar 1000 yildir bekliyor olabilirler gerçekten. Ölümsüzler kendilerini genç, güzel, güçlü gibi gösteriyorlar ama gerçekte öyle degiller. Tasvirlere göre Ölümsüzler çizimi :

Basitçe; onun pesinden gitmeye cesaret edebilen, ona asik oldugu için her istedigini yapmaya hazir olan bir adam oldugu için de olabilir. Belki baskasi cesaret etseydi, onu da kullacakti bir sekilde. Hem Gecenin Krali warg degilse bile güçlü bir adam; çok iyi bir savasçiymis yanilmiyorsam, ee birde koskoca Lord Kumandan.

Aslinda Sur’u Mimar Brandon’un insa ettigi yüzde yüz dogru bilgi degil, efsanede öyle geçiyor.
O mezarlar konusunda falan (sinirlarinin bilinmedigi, labirent gibi olmalari…) hiç bilgim yok, arastirmam gerek, simdi ne söylesem yanlis olur.

Tam olarak kimin Ötekiler ile baglantisi oldugunu sezinliyorsun? Anlamadim.
Ama ikinci olasilik mümkün.

Eeh iste, öyle demek istiyorsan. Ben genel olarak, dikkat çekmek istemedigini düsünüyorum, bundan fazlasi olamaz.
Volantis’de kilik degistiriyor, yani septa kiyafeti yerine, tüccar kizi kiyafeti giyiyor. Niye? Yani ne olabilir ki? Bu kadin zaten Westeros’lu gizemli biri olsa (ki tamam Westeroslu), neden Volantis’de kilik degistirsin? Saçma degil mi? Kim taniyacak onu orada?
Hani Kral Topraklarinda dolanmak için kilik degistirse, o zaman tamam, var bir is derim ama Volantis… ???
O yüzden, en mantikli açiklama bu bana göre : Volantis gibi R’hllor inancinin hakim oldugu bir sehirde, septa kiyafeti ile dolanip dikkat çekmek istemedi. Ki dikkat çekmek istememesinin de özel bir anlami yok yani, gayet normal bir istek, bir tercih.
Her seyde, her detayda bir anlam aramamak gerek.

Maksat, dini bilmesi, dindar olmasi degil ki. Sonuçta Varys ve Yargiç her alanda bilgili bir Kral yetistirmek istemisler.

Su an yabanci bir din ama, degil mi? Esasinda Essos kökenli bir din de olsa, artik Westeros dini gibi görünüyor.
Braavos’da bir tane Yedi tapinagi var, ve oraya sadece Westeros’dan gelen denizciler ugruyor (Kargalarin Ziyafeti’nde geçen bir bilgi).


#151

Şimdi “olsa ne olur olmasa ne olur” sorusuna en iyi cevabı Martin, verir. Belki adamın kafasındaki planda bazı şeyleri çok açık seçik ortaya koyan bir şeydir? Onun kafasındakileri çözmüş olsaydık zaten serinin sonunu da çözmüş olurduk senle, cidden ha onu becerenler varmış; kimler acep. :smiley:

Bunun dışında illa önemli bir şey olması gerektiğini de düşünmüyorum; Martin, gerek duymamış olabilir, aklına dahi gelmemiş olabilir. Bunu o an bilemeyiz, bazen öyle yoğun oluyor ki yazarken kafan; bazı ayrıntıları eklemeyi vs. unutuyorsun. Ya da yanlış yazıyorsun, Martin’in azımsanmayacak kadar tekrar ettiği şeyler… Al işte senin Demir Doğumlular nasıl ejderhaları duymadı? meselesi… Tartıştık durduk ama cevap bulamadık, değil mi?

  1. Kumandan bir büyücü mü ki tuhaf büyüler yapsın? Adamın korkusuzluğuna, cesaretine ve savaşçılığına vurgu yapılmış olsa da büyücü olduğuna dair bir şey söylenmedi… Büyü yapacak ise o kadın zaten yapardı… Kuzeyde büyücüler ormanın cadıları dediğimiz tiplerden oluşuyor, erkek olup da büyü ile uğraşan adam görmedim ben kuzeyde. Yahut ormanın çocukları… Unutma 8 bin yıl önceden bahsediyoruz, büyü kimden öğrenilir? Bilen birinden. O dönem kimler biliyor? Ormanın Çocukları. Son Kahraman bile onları bulmak için yola çıkıyor çünkü büyülerinin faydası olacağını düşünüyor… Şafak Savaşında kimler yer aldı? İlk İnsanların kılıçları; Ormanın Çocuklarının büyüleri… Bunun dışında o dönemlerde insanlar arasında büyü/mistik güç kimlerde var? Warg/Yeşilgören özellikleri gösterenlerde. Yani insanların o dönem yegane büyücülük olarak nitelendirebileceği şeyler warglık/yeşilgörenlik. Hatta ilginçtir Sur ötesinde bu becerilere sahip insanlar daha fazla, dikkatini çekti mi? Stark çocukları; Jojen dışında ve şu hayalet kahin dışında kim var, yeşil rüyaları olan ve warglık? Kimsede görmedim. Sence Sur’un bir etkisi olabilir mi bu?

O zaman bu Gece Kralı hikayesi aklına geldiği sırada onun da ağırlıkta kafası Gece Kalesinde yaşanmış şeyler idi; korkuyordu burada ve aklının bir köşesinde de Jon vardı, üstüne Yaz yaralanmıştı. Yani kafasını meşgul eden sürüsüne bereket şey vardı, Yaşlı Dadı’nın hikayesini hatırladığında “ya acep warg olabilir mi?” diye sorgulamaması gece kralının warg olmadığına bir delil olamaz.

Yani pek katıldığımı söyleyemem.

Hayır, değil. Çünkü Jon POV’larını okuduğumuzda onun Arya hakkında bildiği şey; Sansa ile birlikte esir düştüğü, babasının idam edildiği ve sonrasında da Robb’un kızıl düğünde öldüğü. Arya kaçtı gitti vs. diyen olmadı ona ama sanki en ince ayrıntısına kadar tüm bilgiler oğlana gelmiş… Misal Robb da annesine “Arya’yı o günden beri kimse görmedi!” dedi. Cat ve Robb’a Arya’nın kayıplarda olduğu vs. haberi geldi miydi? Kim getirdi? Tyrion söylemiş miydi kuzen Frey ile Arya meselesini? Ben hatırlamıyorum çünkü.

Brandon Snow’un okları acaba ejderhaları öldürebilecek bir silah olarak kullanılabilir mi, diye düşünmüştüm o sahneyi okuduğumda. Büvet Ağaçları özel ağaçlar çünkü… Yani o kadar ağaç var iken gidip hususi ondan yapması yüzünden “acaba?” dedim.

O havuzdan çıkan kadını da çok merak ediyorum ha… Günümüzdeki olan biten hikaye ile bir bağlantı kurar mı yazar, merak ettim.

Duncan meselesi konusunda ben de aynı fikirdeyim; Yaşlı Dadı diyorlar o kadın. :stuck_out_tongue:

Mantıklı, sen bir de çalışıyordun çünkü demi? :slight_smile:

Onlar var olup olmaması konusunda zaten tartışmıyorum; var ise bu ikisidir, demiştim ben de sana… Benim dediğim wightları diriltenler bu ww’ler… Yani dizideki gibi her ww kendisi wight diriltebiliyor.

İlk kitapta Royce öldürüldü ve hemen akabinde dirildi, adamlar öldürdü arkasını döndü gibi dirildi. 5. kitapta Varamyr, warg olan; kadını ele geçirmek istedi ama beceremedi, kadın dilini ısırdı kendini öldürdü. O sırada içine girdiği kurdun gözüyle gördük ki ww’ler geldi ve o kadın da canlandı. Yalnız bak çok ilginç bir ayrıntı gördüm az önce.

Kurdun içine girdiği zaman ki son cümle.

O mavi ışık, kadının kaba yüz hatlarına, hayattayken hiç sahip olmadığı tüyler ürpertici bir güzellik veriyordu.

Beni görüyor.

Burada ‘beni görüyor’ derken, içindeki insanı görüyor gibi algıladım. Yoksa niye böyle bir cümle kursun ki? Çünkü doğal olarak önündeki şeyi görecektir.

Biliyorum, çirkin duruyorlar, ceset gibi… O kadın da ceset gibi. Arya kadın için “gerçekten hayalet” diyordu. Kırmızı gözler vs…

Sen her şeyi çok basite indirgeyip yaklaşmaya çalışıyorsun ben de tam tersi; aslında iki tarafın bakış açısı da güzel, böylece farklı yerlerde bakıp ne olabilir? sorusuna cevap oluyor. :slight_smile:

Korkusuz bir savaşçı diye aklımda kalmıştı ve Yaşlı Dadı da bu kısmı tenkit ediyordu… Eminim onun gibi bir çok savaşçı vardır, Sur’da… O dönemde Kara Kardeşlikte kalifiye elemanlar var ne de olsa. :slight_smile:

İş başkalarını büyü ile kendine bağlama meselesi ise bunu herhangi bir adamla da yapabilir. Pusuya yatıp “karavana kim gelirse” şeklinde bir mantık gütmesi çok kafama yatmıyor. Yani bir planı olan, amacı olan bir ww’den bahsediyoruz(gerçi bu amaç vs. ne muamma). Önüne gelen diye bir şey olamaz, haliyle belirli bir hedef seçmesi gerekir; planını uygulamasında yardımcı olacak hususi biri…

Efsanenin doğruluğundan eminim, ormanın çocukları inşa edecek hali yok. Onu da geçtim Stark Hanesine ait bir yerleşke. Bu Brandon ilk kralları Kış Krallarının. Sur meselesi de aynı efsanede geçiyor ona bakarsak zaten. :slight_smile:

Lakin Martin, bu adamın gerçekte yaşamış olup olmadığını kimsenin bilmediğini, emin olmadığını söylemiş; Gılgamış gibi biri diyor. Yani onun gibi efsanevi muamma. Şu ana kadar Sur vs. meselesinde hep efsaneler üzerinden gittik zaten hatta AA meselesinde bile. Her bir şeyi doğru kabul ettik.

Yani Starkların bir şekilde Ötekiler ile bir bağı olabilir mi? demek istedim. Çünkü kitapta Jon’u aradıklarını vs. gördük, hem fikiriz bu konuda. Kuramlar onu arıyor çünkü Jon, AA ve onlar da bunu bildiği için öldürmek istiyor, şeklinde. Belki doğru… Lakin diğer olasılık; değil ise neden arıyorlar? Herhangi bir Stark arıyor olsalar idi zaten Benjen Stark yıllarını Sur ve ötesinde geçirmiş; Craster da onu gayet iyi tanıyor, yani bir hamle yapacak olsalar idi çoktan yaparlardı. Elbette işin sonunda Benjen de sırra kadem basıyor ama ana hedef o değildi. Hatta o Sur’da iken Royce oğlanına tuzak kuruyorlar fiziksel özellikleri Jon ile uyuşuyor diye…

Bir de hususi olarak belirli fiziksel özellikleri bilmeleri falan nasıl oluyor? Acaba bunların ilahları yahut başlarındaki kişinin yeşilgörü gibi güçleri de mi var? Yahut onlar arasında bir çeşit kehanet falan mı var? Bir WW Pov çok iyiy olurdu :smiley:

Lakin bence de taraf tutma meselesinde 2. yazdığım daha bir olasılık. Tamam, Ormanın Çocukları ilk insanlar ile genel bir barış anlaşması yapmış olabilir ama bu demek değil ki yeri geldiğinde birileri ile sorun yaşamayacak…

Şimdi bu kadını biri Essos’ta arıyor ise doğal olarak gizlenmek isteyebilir.

Neden Volantis? diye sorduğunda daha mantıklı bir hale geliyor aslında, kabul ediyorum. Fakat sonra aklıma başka bir soru geliyor. Sırf Volantis’e özel mi? Lemore’yi ilk olarak gemide görüyoruz, sonrasında da ilk defa şehre giderken görüyoruz; Volantis orası da. Yani Volantis dışında daha önce ve sonrasında bir şehre inip çıktığını görmedik kendisinin, ağırlıkta gemide kalmayı tercih ediyor. Diğer şehirlere girip çıkarken de kılık değiştiriyor mu? Westeros’a da gitti şimdi; orada nasıl bir şekilde gezdiğini merak ediyorum. Şimdilik beyaz rahibe elbisesi ile gördük yine onu ama etrafında düşman sayılacak yahut onu tanıyacak insanlar yoktu. Akbaba Tüneğindeydi.

Bir şey soracağım bir rahibeye Lady denir mi? Bunlar da rahibe olduklarında tüm unvanlarından vs. arınmıyor mu?

Leydi Lemore gri hastalıktan şüphelendiğinde, cücenin tedavisi için sirkeli bezler ve sirke banyosu önermişti.


#152

@Mormontun_Kargasi
Robb’un tacı bronz lakin o taç demir. Demek istediğim, taç İron İslands’i temsil ediyor olabilir.


#153

"Rüyamda kalbi yanan bir gölgenin, altın bir geyiği katlettiğini gördüm, evet."
Renly Baratheon

"Rüyamda suratsız bir adamın, sallanan ve titreyen bir köprüde bekleyişini gördüm. Omzunda boğulmuş bir karga vardı, kanatlarından yosunlar sarkan."
Balon Greyjoy

"Gürleyen bir nehir gördüm, ve balık olan bir kadın. Ölüydü, sürükleniyordu, yanaklarında kırmızı gözyaşları vardı. Ama gözlerini açtığında, ah, korkuyla uyandım."
Catelyn Stark

"Rüyamda yağmurda uluyan bir kurt gördüm, ama kimse yasını duymadı. Rüyamda öyle bir çınlama duydum ki, kafam patlayacak sandım, davullar, zurnalar, borazanlar ve çığlıklar, fakat küçük çanların çıkarttığı ses en üzücü olandı."
Red Wedding

Ek olarak, yaşanmamış bir kehanet var:
’'Bir ziyafette, saçlarında mor yılanlar olan bir bakire gördüm, yılanların dişinden zehir damlıyordu. Sonra rüyamda o bakireyi bir kez daha gördüm, kardan inşa edilmiş bir kalede bir devi katlediyordu."

Bakire dedikleri Sansa Stark, dev ise Petyr Baelish. Hatırlayacağınız üzere Baelish hanesinin amblemi Braavos’un titan kafası. Titan-Dev aynı şey. Peki olmasını ister miyim, asla! Littlefinger seride kş favori karakterlerimden çünkü.


#154

Gecenin Krali hakkinda… Bilemiyorum, benim kafama yatmiyor bir türlü. Daha fazla söyleyecek bir sey de bulamiyorum, tüm argümanlari sundum, bundan sonrasi tekrara düsmek olur.

Biri Yasli Dadi’nin anlattigi ve Bran’in hatirladigi hikaye, digeri geçmise yolculuk edip yasanmis bir olayi bizzat izlemesi. Ilkinde, ne kadar korku ve endise içinde olursa olsun, durum degerlendirmesi yapabilecek halde. Ikincisinde ise tamamen gördüklerine konsantre oluyordur, geri kalan her seyi unutuyordur. Oradaki kafa karisikliginin sebebi, daha önce de söyledigim gibi, bence Lyanna-Arya benzerligi. Ilk bakista gördügü kizin Arya olduguna inaniyor ve geri kalan her seyi buna uyduruyor ister istememez.

Ama Arya hakkinda hiçbir bilgi gelmiyor, bak mesela Sansa’nin Tyrion ile evlendigi bilgisi falan her yere yayiliyor, yani kizin nerede oldugu belli ama Arya hakkinda tek bir sey bile söylenmiyor. Ben Jon olsam, ben de Arya’nin öldügünü, basina bir sey geldigini düsünürüm. Arya konusunda belirsizlik, karisiklik var, ki bu durum Ejderhalarin Dansi’nda Arya’nin Ramsay Bolton ile evlenecegi haberi ile iyice karmasik bir hale geliyor. Ilk defa o zaman Arya hakkinda bir haber ulasiyor Jon’a benim bildigim kadariyla, yani bu yüzden bunun öncesinde onun öldügünü düsünmesi normal bence.
Catelyn de süpheleniyor mesela, çünkü Sansa hakkinda haber aliyor ama Arya hakkinda bir sey söylenmiyor. Dolayisiyla, en kötüsünü düsünüyorlar.

Büvet agaçlari özel agaçlar tamam ama, sen simdi Brandon Snow’un ejderhalari öldürmek için bu agacin dallarindan ok yapmasi konusunda “acaba?” dersen, büvet agaçlarinin ejderhalara karsi etkili olabilecegini durumu çikar ortaya ve bunun hiçbir temeli yok, zorlama olur.
Hem hadi diyelim ki öyle bir sey var, ben imkansiz görüyorum ama hadi neyse, Brandon Snow bunu nereden bilsin? Bir örnegi mi var tarihte?
Brandon Snow, Fatih Aegon’un Kuzey için de geliyor olmasina inanilmaz öfkeli. Kuzey’in 30 bin adam gücü var, Farih Aegon ise 45 bin adam + ejderhalar ile geliyor. Herkes buna karsi koyamayacaklarini biliyor, tam bir umutsuzluk var Kuzeylilerde. HattaTorrhen Stark ta o zaman binlerce kuzeylinin ölmesi yerine direkt diz çökmeyi düsünmeye basliyor. Brandon ise kolay kolay kabullenemiyor, Üç Disli Mizrak’i tek basina geçmek ve Targaryen kampina gizlice girip, ejderhalari uykulari sirasinda öldürmek için izin istiyor Torrhen’den. Torrhen kabul etmiyor, ertesi gün Aegon’a elçiler gönderip baris görüsmesi yaptiriyor ve devaminda da diz çöküyor iste. Winterfell Lordu ve Kuzey Koruyucusu olarak evine geri dönüyor.

Neyse yani bu olaylar oldugunda zaten Kisyari’nda degiller, savasmak için güneye dogru yürüyorlar ama iste haberler geldikçe Torrhen, Aegon’un karsisina çikmanin intihar olacagini düsünüyor ve diz çöküyor.
Dolayisiyla, Bran’in gördügü de zaten büyük ihtimalle Torrhen’in diz çökmesinden sonra yasanmis bir olay.
Yani Brandon Snow Kisyari’na dönmüs, olan bitenler yüzünden hala çok öfkeli. O oklari hazirliyor ama ejderhalari öldürmek için degil, hala öyle bir istegi vardir ama artik öyle bir plani yok, olamaz. Sadece öfkesinden iste, oturmus Tanri Korusunda, büvet agacindan kopardigi üç dala ok sekli veriyor.
Ben bu sekilde yorumluyorum. Daha önce “Fatih Aegon’un her ejderhasi için bir ok hazirladigi bilinen” yazmisim ve bu pek dogru bir cümle degil aslinda, yanlis olmus, özür dilerim. Bilgilerimi tazelemezsem, böyle olur :smile:

O kadinin kim oldugu hakkinda bir tahmin var.
Bran’in o görüleri kronolojik bir siralamaya sahip oldugu düsünlüyor, her görü bir öncekinden daha eski bir zamana ait demistim ya? Bundan yola çikarak bir tahmin elde edilmis.
Bu görünün öncesinde Benjen ve Lyanna var; sonrasinda ise Uzun Duncan oldugunu tahmin ettigimiz adam var.
Yani Benjen ve Lyanna olayindan eski ama Uzun Duncan’in Kisyari ziyaretinden daha yakin bir tarihe ait.
Bundan yola çikarak o kadinin, Ned Stark’in büyükannesi oldugu tahmin ediliyor, ya da büyük büyükannesi. Yani adaylar söyle yanilmiyorsam : Marna Locke (büyükanne); Melantha Blackwood (büyük büyükanne).
Ama tabi almak istedigi intam ne? Kimden intikam almak istiyor? Onu tahmin etmek tabi ki imkansiz.

Yok kiz, issizim ben :smile: Pc basina gece oturabiliyorum, anca firsat oluyor, ee onda da iki saatim sana cevap yazmakla geçiyor :smile:

Onlara bu gücü bahseden Öteki olabilir, ilah olmasi durumunda.

O anlattigin olayi hiç hatirlamiyorum ama verdigin alintiya bakarsak, ben de ayni sekilde algiladim.

O kadininki yasliliktan ama yaa. Cildi incelmis, derileri sarkmis… Gözlerinin kirmizi olmasi ise albino olmasindan kaynaklaniyor. Brynden’in gözleri de kirmizi mesela, o da albino. Ki ek olarak albinolar zaten beyaz tenli insanlardan daha da beyaz tenliler, bilirsin. “Hayalet” yakistirmasi bundan da kaynakliyor olabilir.

Öyle bir durum var evet :smile: Ama cidden siz de her seyde bir anlam ariyorsunuz bazen, bence öncelikle olaylari en basit haliyle yorumlamak gerek.

13.Lord Kumandanin korkusuzlugu bir baska, çok ayri bir seviyede benim bildigim kadariyla. Zaten Yasli Dadi da bunu belirtiyor, yani basina ne geldiyse o korkusuzlugundan geldi anlamina gelen bir sey söylüyor. Dolayisiyla siradan cesur, korkusuz bir adamla bir tutmamak gerek 13.Lord Kumandani gibi geliyor bana.

O bilgiyi verdigime bakma, ben de Sur’u insa edenin, Ormanin Cocuklari ve devlerin yardimiyla, Mimar Brandon oldugunu düsünüyorum.
Sadece bu bilginin nihayetinde bir efsanede geçtigini belirtmek istedim. Ki buna takilip o efsanenin yanlis olabilecegini, Sur’un Ötekiler tarafindan insa edildigini düsünenler var biliyorsun. Insanlar ile Ötekilerin anlasma yaptigini falan düsünüyorlar, denk gelmissindir.

Gerçekten mi??
Yaa ama bu adamin Firtina Topraklarindaki o muazzam kaleyi de insa ettigi söyleniyor. Biraktigi baska izler de var yani, bu durumda o izlerin kaynagi da belirsiz oluyor.
Yaa Martin’in isi gücü bizim kafamizi karistirmak he :smile:

Valla genel olarak bu konuda ne söylesem yanlis olur. Sadece bahsettigimiz olay için degil, komple tarih hakkinda. Hiçbir sey düsünemiyorum zaten. Sana da oluyor mu böyle? Bazi konularda tikanip kaliyorum ben, ne düsünecegimi bilmiyorum. Aklima ne gelirse hem çok yanlis, hem de çok dogru görünüyor.

Baslarindaki kisinin kesinlikle yesilgörü gibi güçleri var, ben buna inaniyorum. Ya da zaten direkt ilahtir yani :smile: Bu konuda ne düsündügümü biliyorsun.

Varsayim!

Senin de daha sonra belirttigin gibi, elimizde sadece Volantis örnegi var.
Gemide, Genç Griff’e baglilik yemini etmis olan digerlerinin yaninda, septa kiyafetiyle dolaniyor; R’hllor inancinin hakim oldugu Volantis’e gelince tüccar kizi kiligina giriyor.
Bu kadar, bundan baska örnek yok. Sonra da zaten Westeros’a gidiyorlar. Yani aslinda buradan bile o olayda bir gizem, özel bir anlam olmadigini görebiliriz. Cünkü Genç Griff ve tayfasi Volantis’e bir daha dönmeyecekler, dolayisiyla Martin açiga çikaramayacagi bir gizemi, isleyemeyecegi bir konuyu (“Lemore Volantis’de birilerinden mi gizleniyor?”) neden hikayeye bos yere dahil etsin?

Lemore Westeros’da da ayni seyi yaparsa, iste o zaman sorgulariz. Cünkü orada, Yedi inancinin hakim oldugu yerde, septa kiyafeti ile görünmek istememesinin gerçekten bir gizemi olur.

Emin degilim.
Bunun ünvan oldugu kadar, kibarlik ve saygidan ötürü de kullanildigini gördük yanlis hatirlamiyorsam ama…

Lemore simdi güzel, çekici bir kadin, hiç rahibe gibi de durmuyor yani. Cersei’ye “Shame!” diyen kadini düsün mesela, onunla kiyasla, kimse çikip ona leydi demez. Diyecegim o ki, Leydi demelerinin sebebi Lemore’un görünüsü, durusu, davranislari, yaklasimi sonucu olabilir; leydi demeyi daha uygun buluyor, bu ünvani daha fazla yakistiriyor olabilirler.
Herkese karsi dostça, samimi oldugu söyleniyor, “rahibe” deseler sanki bu duruma ters olur, fazla resmi, soguk olur yani. O yüzden “Leydi” en uygunu, bir tik daha samimi, daha sicak, sinirlari da asmiyor.


#155

Ben, Jon’un kız kardeşlerinin Kızıl Kale’de esir edildiğini bildiğini ve ondan sonra bir daha haber alamadığını biliyorum. Haliyle ölü olduğunu farz etmesi… Stannis de Sansa ve Tyrion haberini alınca Arya’yı hiç sormaması da garip o zaman… Bilemiyorum, biraz kafamı karıştırıyor.

Ben o sahneyi ejderha meselesi yüzünden hazırlamaya başladı savaşa gitmeden önce diye yorumlamıştım. Belki daha önce ejderha vs. görmedi ama yani o anki aklı ile belki “sonuçta bir yaratık, öldürülebilir; uçan bir şeyi öldürmenin en hızlı yolu ok fırlatmaktır.” diye düşünmüş dahi olabilir; o an onun için mantıklıdır, çünkü dediğin gibi daha önce ejderha görmemiş etmemiş; zırhının kalınlığını ve büyüklüklerini bilmiyor. Bilmiyorlar ki orduyu alıp gidiyorlar ama tek bir ejderin etkisini gören Torren diz çöküyor, kaybedeceğini anlıyor.

Gerçi ağaçtan yapılan okların ek bir güç verip, ejderhayı öldüreceğine ben de ihtimal pek vermiyorum; olsa olsa belki gözüne saplasa diyeceğim ama o da en fazla kör olur. :smiley:

Bu arada konu Starklardan açılmış iken kız; yeni gelen arkadaşın yazdığı şeyden öğrendim Fetih sonrası bir Stark(Jonnel Stark mı ne); yeğeni ile evlenmiş ya; Sansa Stark, ondan önce de bir karısı varmış, sonuç olarak iki evlilikte sorunluymuş ve ya kadınlar öldü ya da boşanmış; 3. karıyı almış kesmemiş; Lynara Stark. Bu da akraba herhalde soyisim aynı. Bunlarda da ensest geleneği varmış, şok geçirdim. :open_mouth:

Şöyle bir bakayım geçmişlerine dedim de hiçbir şey yok, adam hiçbir ipucu vermemiş ya. Yalnız acaba diyorum Rickard Stark’ın güney komplosuna dahil olması ile alakası olabilir mi eğer o kadın Marna Locke ise?

Bendensin yani :smiley: Ben bir ara sanki çalışmakla ilgini bir şey söylemişsin gibi aklımda kalmış da ondan dedim…

Olabilir, çok özel bir ritüel falan da yapmıyorlar; kızıllar gibi. Adam geçiyor yanından diriliyor yani o… Aslında var ya şimdi biraz üzerinde düşündüm de…Yabanıllar öldükleri zaman hemen yakılmak istiyorlar çünkü dirileceklerini biliyorlar; Tormund geldikten sonra kampta soğuktan vs. ölen ve sonra dirilen insanlardan bahsetmişti sanırım? Yani ortada bir ww vs. yok iken oluyordu bu. Jon da ölen başka iki yabanılı dirilir umudu ile buz hücrelerine attırdı. Jon’un ilk ölü deneyiminde de dirildiklerinde yanlarında bir ww yoktu sonuçta… Yani belki de dirilten ww’ler değildir? Sur’un ötesinde ölmek dirilmek için yeterlidir? Bu durumda Sur ötesindeki topraklarda gerçekten Büyük Öteki’nin gücü hüküm sürüyor? Sur da onun bu gücünün öteye geçmesine engel oluyor? Ve elbette yaratıklarının… Melisandre, Sur’da büyülerinin çok daha güçlü olduğunu, burada güç olduğunu vs. söylüyordu.

Bu durumda senin; başlarındaki kişinin ölülerin gözüyle olan biteni görmesi düşüncesi desteklenmiş olur mu acaba? Yani hiçbir gücü olmayan bir ölü, nasıl bir kişinin/canlının içindeki bir diğer ruhu vs. görsün? Dizide Gece Kral’ı warglanmış canlıları görüp, etkisini bozabiliyordu. Normalde dizi referansı kullanmam bilirsin ama belki de seride de durum aynıdır?

Olabilir elbette… Belki ileride kendisi hakkında daha fazla şey öğreniriz. Lakin kadının sözünü ciddiye aldım yalan yok :smiley:

Bu seride basit bir şey yok, düsturu ile hareket edince böyle oluyor. :smiley:

Öyle de hiçbir şeyden korkmayan biri için bu kadar zahmet edilmez bence diye de düşünüyorum.

Biliyorum ama hiç mantıklı değildi; sonuçta kendilerini dışarıda tutan bir şey; insanlar istediği gibi girip çıkıyor.

Brandon bilgisine baktım vikide de ing olarak; orada bir söyleşi alıntısı koymuşlar, öyle diyor… Ya adam işte kafa buluyor bizle, zevk alıyor.

Şimdilik her şeye bir şey uydurabilir haldeyim ama ileride olabilir. :smiley: Lakin başka konularda zaman zaman oluyor, evet. :slight_smile:

İlah ise doğrudan kimlik vermesi daha mantıklı olur bence ama Melisandre’nin aradığını bulmak için alevlere başvurması gibi Büyük Öteki’nin adamı da kim ise o da benzer şekilde bilgi edinmiş olabilir elbette.

Varsayımlardan öteye gidemiyoruz ki zaten :slight_smile:

Bu durumda 6. kitabı beklemekten başka şansımız yok.

Fakat ben sadece bu pov’da ‘iç düşünce’ olarak denk geldim, bunun dışında herkes(Jon dahil) rahibe diyor. O yüzden sorguladım, kafam takıldı. Yazar yanlış yazmış da diyemeyiz her şeye biraz abartı kaçar gibi…


#156

Bence herkes Arya hakkinda hiçbir haber olmamasini onun öldügü seklinde yorumluyor. Daha dogrusu, yorumluyordu, ta ki Ramsay ile evlilik konusu ortaya çikana kadar.

Bana da aksine ejderha öldürme fikri sonradan aklina gelmis gibi görünüyor. Yani yola çikmislar, Üç Disli Mizrak’a dogru ilerliyor ve Aegon’un Dorne’a gitmek yerine, 45 bin adami ve ejderhalari ile onlarin üzerine yürüdügü haberi geliyor. Orada kuzeyliler durumun ciddiyetini, sanslarinin çok az oldugunu o an kavriyorlar. Nihayetinde basinda beri umutsuz olsalar, güneye inip Aegon ile orada savasma karari almaz, Aegon’un kuzeye gelmesini beklerlerdi, o sirada alabilecekleri tüm önlemleri alirlardi. Adamlarin güneyde savasma karari alacak kadar cesaretleri, umutlari varmis demek ki en basta. Neyse ama gelinen noktada herkeste umutsuzluk, korku var. Kral Torrhen yavastan yavastan diz çökmeyi düsünüyor, kabullenmis artik. Bir tek Brandon vazgeçmiyor, direniyor, ve planlar yapiyor.
Neyse yani bunlari düsününce, ejderhalari öldürme fikri sonradan, herkesin “bittik biz” diye düsündügü sirada aklina gelmis gibi görünüyor bana.
Zaten Torrhen’a planindan bahsederken, kullanacagi silahi belirtmiyor, yani bize aktirilmis böyle bir bilgi yok. Ilk kez ve sadece Bran’in görüsünde ok sekli verilen dallardan bahsediliyor, ve “öfkeli” + “üç dal” detaylarindan ötürü o kisiyi Brandon Snow’a, yaptigini ise Targaryen kampina sizip ejderhalari öldürme planina bagliyoruz.

Yok aksine, gözüne saplasa ölür. Yanlis hatirlamiyorsam, ejderhalarin en hassas oldugu noktalardan biri gözleri. Gözlerine bir sey saplandiginda ölüyorlar. Tabi basit bir ok yeterli olur mu bilemem, ama ucu sivriltilmis bir agaç dali oldukça etkili olur.
Meraxes mesela gözüne saplanan bir mizrak sonucu öldü. Hee tabi yere çakilmasi falan da var ama yanilmiyorsam, mizrak gözüne saplandigi an öldügü söyleniyor.

Hayal kirikligina da ugramissin sanki :smile:
Evet var öyle bir durum; Jonnel Stark yegeni Sansa ile evlenmis.
Ama Lynara adinda bir kizla da evlenmedi, Lynara Jonnel’in annesi; Jonnel’in babasi Cregan’in üçüncü karisi.
Jonnel iki kez evlendi; Robyn Ryswell ve Sansa Stark ile. Iki evliliginde de çocuk sahibi olamadi. Stark soyu, Cregan ile Lyanara’nin en küçük ogullari Brandon’dan (Alys Karstark ile evlenen) devam etti.
Yalniz su da var… Sansa, Jonnel’in üvey kardesi Rickon’un kizi.
Jonnel ile Rickon’un babalari bir (Cregan Stark), anneleri ayri.

Güney komplosu diye bir sey gerçekten var mi ondan emin degiliz öncelikle.
Ve tam anlamadim da. Rickard’in olasi güney komplosuna katilmasinin annesi Marna Locke ile ne alakasi olabilir?
Locke Hanesi kuzeyli bir hane ayrica.

Ben görüdeki kadinin Ned’in büyük büyükannesi Melantha Blackwood oldugunu düsünüyordum. Kocasi Edwyn, Sur’un Ötesindeki Krallardan biri olan Raymun Kizilsakal ile savasmaya gitmis ve Raymun tarafindan öldürülmüs, kafasi kesilmis. Yani diyordum ki, “Kadin zaten hamile ve kocasinin intikamini alacak bir erkek evlat istiyor”.
Ama sorun su ki, Edwyn’in kardesi Artos zaten ayni savasta Raymun’u öldürerek agabeyinin intikamini almis :smile:

Kendim için çalisiyorum demisimdir, senaryo isleri falan, anlatmistim :slight_smile:

Benim kafama yatti bu! :smile:
Mantikli, olabilir :+1:

Aaa evet bak, bu açidan düsünmemistim. Gerçekten de benim düsüncemi de destekliyor bu.
Üst üste anlastigimiz konular çikti, hayret :smile:

Aslinda diziyi referans olarak görmeliyiz bence. Tamam her sey farkli yoldan ilerliyor ama bir paralellik de var. Hatta bazi seyler bence tam kitap serisinde henüz göremedigimiz sekilde.
Ben dizide izlediklerimi ciddiye aliyorum yani. Mesela olaylarin nasil gelistigine degil, nereye vardigina bakiyorum ve kitapta da ayni veya benzer bir durumla karsilasacagimizi düsünüyorum.
Su dünyada Asoiaf’in nasil bitecegini bilen insanlardan ikisi D&D’dir. Bu adamlar dizide farkli yollardan gidiyor olabilirler, yazdiklari çok basit de olabilir ama unutmamak gerekiyor, daha Asoiaf’in bu kadar satis rekoru kirmadigi ve dolayisiyla bu kadar konusulmadigi, tonlarca teori üretlmedigi bir dönemde, D&D Martin’in “Jon’un annesi kim?” sorusuna dogru cevabi vermisler ve bu sayede Martin yazdigi eseri onlara emanet etmistir.
D&D Asoiaf hayrani; Martin’e ve yarattigi esere en az bizim kadar saygi duyuyorlar. Ben senaryo yazmanin ne kadar zor oldugunu biliyorum ve mesela Asoiaf’i bir dizi haline getirme düsüncesi bile beni panige sokuyor! :smile: Bu yüzden ben D&D’yi agir sekilde elestiremiyorum, asla elestiremem. Ellerindeki imkanlarla yapabileceklerinin en iyisini yapiyorlar, ve seriye büyük noktalarda olabildigince sadik kalmaya çalisiyorlar, ben buna inaniyorum.
Niye costum ki bu kadar? Öyle kaptirmisim ki esas konuyu unuttum… Neyse, düsüncemi söylemisim zaten, geçelim :smile:

Yani, olabilir.
Ben Büyük Öteki’nin digerlerinin arasinda oldugunu düsünüyorum. Dizideki gibi. Bayagi yeryüzünde oldugunu, ilah olsa bile.

Ama senin verdigin varsayimin ötesindeydi, varsayimin varsayimiydi resmen :smile:

Kesinlikle abarti olur.
Sadece iç düsüncelerde mi Leydi diyorlar?? Bunun disinda rahibe diyorlar?
Tyrion ve Connigton povlari vardi degil mi sadece o tarafta?
Bilemiyorum, gerçekten.


Neyse, ne diyecegim. Arada öyle rastgele bir Pov açip okurum ben (hosuma giden karakterlerin povlari denk gelmezse “degistir” yapiyorum tabi :smile:); bugün Krallarin Carpismasi - Kisim II’den Tyrion povu denk geldi, okudum.
Tyrion’un Cersei’ye söyledigi ve aslinda daha önce defalarca okudugum bir sey, bu sefer dikkatimi çekti.
Söyle diyor :

“Senden hiçbir zaman hoslanmadim Cersei ama ablam oldugun için sana hiç zarar vermedim. Bunu sonlandirdin. Su yaptigin sey için incitecegim seni. Nasil yapacagimi henüz bilmiyorum ama bana zaman ver. Kendini güvende ve mutlu hissettigin bir gün gelecek ve mutlulugun bir anda agzindaki küllere dönüsecek. Iste o zaman borcun ödendigini anlayacaksin”

Sence foreshadowing diyebilecegimiz laflar degil mi bunlar?
“Zaman”… “Güvende ve mutlu hissettigin bir gün”… “Küller”…

Dizide gerçeklesti, kitaplarda da ayni sekilde olacagindan emin olmayanlar var, Tyrion’un ihanet edecegini düsünenler var. Ama bu sözlerle Martin gelecekle ilgili gönderme yaptiysa, durum ortada : Cersei güvende ve mutlu hissediyorsa, çok büyük bir güce sahip olacak (Kraliçelik). Tyrion o mutlulugu bir anda agzindaki küllere dönüstürecek ise… Tyrion Dany ile ele ele verip gümbür gümbür gelecek ve intikamini alacak. Bu durumda Dany’ye ihanet de etmeyecek, ne öncesinde, ne de sonrasinda.


#157

Evet, olabilir ama işte Jon açısından yaklaşır isek olaya; Sansa’dan da haber almıyordu aynı şekilde, ta ki Stannis’e kadar. Yani “Aaa Sansa öldü sanıyordum.” demedi hiç, tepki olarak. Onu demek istiyorum.

Haklısın ‘öfkeli’ kısmı senin söylediğine işaret olabilir; öncesinde öfkeli olması için öyle çok da büyük bir sebep yok, yani insan savaşa giderken öfke duymaz değil mi? Kardeşinin diz çökmesine sinirlenmiş olması daha mantıklı.

Bir ok nispeten ince ve küçük olacağı için -ejderhanın da boyutuna göre- kürdan gibi etki yapar, en fazla kör eder diye düşündüm. Lakin güçlü bir mızrak doğrudan beyne saplanacağı için öldürebilir elbette.

Az buçuk yani… Pöhhhh :smiley:

Fark etmez ki bizim için öz kardeş oluyor gene :smiley: Kültürel farklılık burada kendini gösteriyor işte; duyduğuma göre batıda kuzen evlilikleri de kuzen ensesti olarak görülüyormuş ama bizde böyle bir şey yok misal… Kısaca adamın babası aynı, aynı kan… Neyse aaa aaa bunlar ne böyle ya her yerde Targ işi evlilik :smiley: Sigortam atıyor :smiley:

ya viki sitesinde 3. evlilik o gözüküyordu. Dur bakayım. He pardon pardon bubasının ve annesinin ismini yazdığı cümleyi karıştırmışım özür :smiley:

Kısacası iki evlilik de işe yaramamış. Yalnız bu Cregan Stark’a da karı dayanmamış, 3 tane ne ya hu? :smiley: 3. karısı kuzeni falan mı acep?

Ya işte hiçbir şey bilmiyoruz ya, salladım :smiley: Belki Targlar bu kadına -daha bizim bilmediğimiz- bir zarar vermiştir? :smiley: Oğlunu da kinlendirmiştir, böylece Rickard Stark da Targ Hanesini devirmek istemişti vs. ne bileyim, senaryo yazdık işte :smiley:

Melantha Blackwood? İntikam alınmış ise zaten intikam derdi olamaz bu şekilde. Acaba bu iki kadın dışında biri ise kim olabilir… Sonuçta illa ki Kışyarı’nın Leydisi Stark olmak zorunda değil, başka biri dahi olabilir.

Doğrudur, senaryo kısmını hatırlıyorum. :slight_smile:

Sevindim, çünkü başka türlü ww yok iken de dirilenlere mana veremem. :smiley:

Zaten şu an şaşırıyorum :smiley:

Yalnız neye gülerim biliyor musun? Bizim ortak anlaştığımız konuların hiçbirinin çıkmamasına kitapta :smiley: O kadar konuş, beyin fırtınası yap, aynı hizaya gel, anlaş ama tersi çıksın. Olacak iş mi bu? :smiley:

Empati yaptın herhalde, sürekli de adamlara gömünce millet; fırsar bu fırsat deyip döktün içini. :smiley:

Haklısın yani illa ki seri ile aynı giden noktalar vs. var ama bir çok şey değiştiği ve son yıllarda da kurgu içeriği sığlaştığı için her sundukları bilgiye şüphe ile bakıyorum; Sur’un yıkılış şekli, ilk ww’yi Ormanın Çocuklarının ejderhacamı ile yapması(aynı şeyin onları öldürmesi) gibi gibi…

O zaman o bahsettiğimiz kadın olabilir? Bu durumda Sur’un üstüne durması vs. gibi şeyler mümkün? Yani ilahi güçleri olan birinden bahsediyoruz. Lakin yukarıda da söylediğim gibi Sur’un gerisinde güçleri işlemez oluyor, Sur’daki büyüler yüzünden? Bu yüzden planları için 13. kumandana ihtiyaç duymuş olabilir? O kadının planını da merak ediyorum ama ne olabileceğini bilemiyorum, ordu için bir adam temin etmek olduğuna ihtimal vermem, bir sürü Yabanıl var zaten Sur ötesinde…

Yo, o kadar da değil. Volantis kılık değiştirdiği tek yer olmayabilir… Batılı biri olarak Essos’ta geziniyor ise onu arayanlar buraya kadar da takip etmiş olabilir… Sonuç olarak bu kadının çok yüce amaçlarla Essos’a gidip dini öğretme derdi olduğunu düşünelim ki yarı rahibe bu kadın, (bu durumda ya kovulmuş ya da aslında kendi kendine rahibeyim diye geziniyor; yani yanlışım yok ise yüksek sesle de ifade etti bu düşüncesini Tyrion ve kimse itiraz etmedi… Aegon’un kimliğini açığa vurduğu sahnede… ) ; nasıl bu amaçla yola çıkınca yolu Aegon’u gizleyen ve onu yetiştiren Jon’a denk geliyor da ona güvenip oğlanın kim olduğunu söylüyor ve kadın da bu oğlanı sahipleniyor vs. vs. vs. Tabiri caiz ise Jon ve tayfası her şeyden herkesten gizli yaşayan, insanlarla -çok gerekmedikçe- kaynaşmayan, aralarında gezmeyen insanlar ve başkalarından gizlenmek isteyen, peşinden gelen insanlar olan biri için gayet iyi bir gizlenme noktası; bir sorun olması halinde de Jon ve adamları o kişi ya da kişileri öldürecektir.

Evet, sadece iç düşüncesinde ‘Leydi’ dedi ama diğer her şeyde herkes rahibe diye sesleniyor. Bu kadının kimliğine dair bir işaret olabilir mi acaba diye, düşündüm. Çünkü bir rahibeye ‘lady’ denemez mantıken; aksine onların açısından bakar isek bu yakışıksız kaçabilir. Kevan’ın oğlu bile -rahip olmadığı halde- İnanç askerlerine katıldığında tüm ünvanları vs. geride bıraktı. Rahipler de hiç aile isimleri ile anılmıyor veya lord gibi ifadeler kullanılmıyor. Rahibelere en fazla “kız kardeş” deniyor.

İnanır mısın bir iki gündür -müziği çok güzel diye- 2. sezonun fragmanını izliyordum, Tyrion bu sözü söyleyip durdu ve ben de şöyle düşündüm “Hala bir şey yapmadı, söz güme gitti.”

Şimdi Dany ile birlikte geldiği için sözünü tuttu gibi yorumlamışsın ama bana göre hiç de sözünü tutmadı. Öncelikle Cersei dizide hiçbir şekilde mutlu, güvende vs. değildi, aksine Tyrion daha gelmeden evvel onun son durumu hakkında bilgi sahibi idi, etrafının düşmanla çevrili olduğunun da gayet bilincinde idi. Böyle bir ortamda güvende hissedemezsin, zaten bütün bebeleri de ölmüş vs. mutluluktan ışıldamıyordu da kadın… Haliyle Tyrion gelip bir de Cersei’nin kendi elleri ile teslim ettiği Kaya’ya saldırdığında da mutluluğu küle dönüşmedi. Bilmem fark ettin mi Cersei bildiğin darma duman etti Dany ve Tyrion tayfasını; bir tek Yüksekbahçe’den dönüş sırasında bir daldılar, zayiat verdi de onu da bir zahmet yapsınlar artık.

Kitaba döner isek; Cersei tüm düşmanlarını bertaraf ettiğinde çocukları ya da çocuğu ile krallığını yönetirken ki hissettiği o mutlu an vs. sonrası ansızın Dany ile gelip saldırması vs. belki bu sözünün tutmasını sağlamış olur. Lakin bu, olacak ise, Dany’e de ihanet etmeyeceği manasına gelmez. Sebep? Yani mantıken yaklaşır isek olaya Tyrion ilk başta kendi hanesinin yanında yer aldı ve gayet de faydalarına işler yaptı hatta şehri savundu vs. Lakin sebepler ardı ardına dizilince ilk başta kendi hanesinin hayrına hareket eden adam aleyhine döndü. Benzer bir durum Dany tarafı için de gayet mümkün olur, sonuç olarak x kişi hanesine karşı cephe alacak olaylar zinciri yaşıyor ise yabancı bir y şahsı için de aynı olaylar zincirini yaşayabilir, yazar böyle bir şey planlıyor ise elbette. :slight_smile:


#158

Stannis’den Sansa hakkinda ne ögrenmisti Jon?

Öylesine vermistim o bilgiyi, bir “hafifletici sebep” gibisinden degil yani eger öyle anladiysan :smile:

Valla kitapta ensest olaylari beni rahatsiz etmiyor, dedigim gibi, tamamen o dünyanin içine giriyorum okurken. Rahatsiz etseydi Targci olmazdim :smile:

Her seyi Targlarin üzerine atmayin rica ederim!
:stuck_out_tongue:

Ortak teorileri / fikirleri bosver, ben bizim kendi teorilerimizden biri tutar mi ondan bile süpheliyim. Tutarsa, kitabin o kisminin fotokopisini çekecegim, sonra çerçeveletip odama asacagim :smile:

Hikayenin sonuna geliyorlar, karmasa istemiyorlar, o siglasma biraz da bundan kaynaklaniyor. Dizi bittiginde, akillarda tek bir soru isareti kalmasin diye ugrasiyorlarmis, öyle demisler.
Bu sekilde sunduklari bilgilere gelirsek… Yaa zaten Sur’un Ötesi, Ötekiler konusunda dizi “Ötekileri Ormanin Cocuklari yaratti” bilgisiyle çok baska bir yola girdi. Seninle konusmustuk bunu, kitapta da ayni sey olursa, ne kadar saçma ve anlamsiz olacagindan bahsetmistik. Ama durum su ki, dizide saçma degil çünkü dizide Essos’daki Uzun Gece konusuna falan hiçbir zaman girmediler. Yani “Ötekileri Ormanin Cocuklari yarattiysa, Essos’da Azor Ahai kime karsi savasti?” diye soramayiz dizi için; senaristler Ötekiler konusunu hep Westeros ile sinirli tuttular.
Diyecegim o ki, bu tür bilgileri mesela zaten dikkate almamaliyiz. Ama “kitapta da benzer bir durum olabilir” diyecegimiz noktalar, olaylar da olabilir elbette.
Sur’un yikilis sekli daha önce de dedigim gibi beni hiç rahatsiz etmedi, hosuma da gitti yani. “Peh! Hiç sasirmadik! Böyle olacagi belliydi! Nerede eski GoT” diyorlar… Hayir yani ne bekliyorsunuz ki arkadas? Ilk sezonlardaki gibi sasirtma olsun, tahmin edilemez durumlar olsun istiyorlar; yaww dizi bitiyor, tonlarca malzeme mi var artik ellerinde? Toparlama sürecindeler, ellerinde kalan malzemeyi kullaniyorlar, yeni malzemeler yaratma firsati yok, öyle bir lüks yok su noktada. Öyle yapsalar dizi bitmez. Bazen anlamiyorum gerçekten, bende mi sorun var? Millete mi?
Yine costum bak. Empati yapiyorum ister istemez. Millet senaristligin oturup özgürce yazmak oldugunu düsünüyor. Senaristlerin yazdigi her sey çekilebilir olmalidir; bütçeye, süreye, hatta bazen oyunculara uygun olmalidir. Akliniza bile gelmeyecek saçma sapan seyler senaryoda degisime sebep olur, bazen o degisim olay zincirini etkiler ve senarist yeniden kurgulamak zorunda kalir. Aklina müthis bir fikir, sahne gelir ama onu yazamazsin, neden biliyor musun? Cünkü aklina gelen sey yeni bir konu veya konular dogurur ve bunlar için zaman yoktur, ya da mesela “Yok yaa çok karmasik olur, sen basit ilerle” diye yapimci engel koyar. Bana senaristligin resmini çiz deseler; bir bilgisayarin veya kagidin önünde elleri kelepçeli bir adam/kadin çizerdim. O adamin/kadinin basinda durup saatini kontrol eden bir adam, para sayan baska bir adam, ve elinde kalemle senaryoya müdahale eden son bir adam eklerdim. Iste senaristlik bu. Senaristler önlerine engeller konan, etraflarinda asmamalari gereken onlarca sinir olan hikaye yazarlaridir. Onca baskiya ragmen ellerinden geleni yaparlar, ve çogu zaman günah keçisi olurlar.

Kim açti yaa senaristlik konusunu? :smile:
Kaptirmisim yine, kusura bakma.

O kadar, o kadar! :smile:
Bak ben Lemore’un gizemli bir yani oldugunu söylüyorum zaten, o konuda sorun yok. Ama Volantis’de kilik degistirmesinin gizemli tarafiyla bir ilgisini oldugunu sanmiyorum.

Dizi için konusursak, daha bitmedi hiçbir sey, dur.
Kitap için konusursak da, daha baslamadi bile.

Cersei’nin duruma gelirsek… Cersei gücü seviyor, dolayisiyla güç ona mutluluk veriyor, hemfikiriz degil mi? Oradaki mutluluk, bence güçten kaynaklaniyor.
Güvende olmasi ise… Dizi için konusalim, kitap için çok erken ve belirsiz her sey. Dizide Tyrell’lerden kurtuldu, bir güzel Demir Tahta oturdu. Kuzey tamamen kendi halindeydi, yani sadece Cersei bulasirsa karsilik verirlerdi. Etrafimiz düsmanlarla çevrili diyor, ama aslinda ona saldiran yok hee! 7.sezonun ilk bölümünde çizdirdigi haritanin üzerinde durmus her yeri ele geçirme plani yapiyor. Cidden o noktada kimsenin ona saldirdigi, veya saldirma plani yaptigi yok (Dany disinda, o da daha varmamisti bile, ama Cersei herkes ona saldirmayi planliyormus gibi konusuyor). Kadin rahat durmama niyetinde. Böyle gayet mutlu, güçlü, kendinden emin, güvende hissediyor, ve “hepsi benim olmali” kafasinda. “Babam bizi bugünler için yetistirdi” gibi bir laf ediyor, sonra da “Hepsi bizim, sadece almamiz gerek” diyor, hatta Jaime orada yan yan bakiyor “Ne geçiyor yine bunun kafasinda yaaa?” der gibi. Ve sadece tüm bunlardan sonra Daenerys’in yolda oldugu bilgisini veriyor Jaime’ye, ondan sonra da basliyor “Kuzeyde düsman, güneyde düsman…” falan filan diye. 10 tane düsman sayiyorsa, yarisini kendi yaratiyor, “Lannister olmayan herkes düsmandir, yok edilmelidir” kafasinda, ve bunun planini yapiyor. Dany gelmese bile rahat duramayip, kimse ona dalasmiyorken, oraya buraya saldirmanin pesinde zaten.
Yanlis miyim? Aç bak ilk bölüme, Cersei neler diyor. Etrafi düsmanlarla çevrili mi? Yoksa etrafinin düsmanlarla çevrili olmasina sebep olacak her seyi bile isteye yapmanin pesinde mi?.. Ikincisi. Gayet güçlü hisseden (ve bundan dolayi mutlu), kendinden emin, doyumsuz bir Cersei var karsimizda ilk basta. Dany’nin gelisinin bile “Hee bu arada Targaryen kizi geliyormus bizim Tyrion’la” modunda haber ediyor neredeyse, öyle bir özgüven patlamasi yasiyor. “Evet” cevabi almak can atiyormus gibi Jaime’ye “Benden korkuyor musun?” diye sormalar falan…

Tyrion’un sözünü “En mutlu ve güvende hissettigin an gelecegim ve seni mahvedecegim” seklinde algilamamak gerek, yani Tyrion’un tek bir hamlede, tek seferfe intikamini alacagi seklinde yorumlamamak gerek.
Bir süreçtir bu. Cersei düsmanlarindan kurtulmus, Demir Tahta oturmus, güç elde etmis, herkesi düsman görüyor, herkesi yok etmek istiyor (bulasmasa, ona 40 yil dokunmayacak Kuzey’i bile)… Öyle bir durumdaydi. Sonra Dany geliyor, yaninda Tyrion olmasi Cersei’nin esasinda keyfini kaçiriyor bu arada. Cersei’nin mutlulugu ve güvende olma hissi kisa sürüyor ama bu durumu da kendi istegiyle yaratma pesinde zaten Dany gelse de, gelmese de.
Neyse, o mutlulugun agzindaki küllere dönüsmesi var birde. Henüz gerçeklesmedi, dogru, ama hikaye bitmedi.

Ek olarak, evet Dany o kadar güce ragmen Cersei karsisinda çok zayif kaldi. Farkettin mi diye sormussun, ee farkettim tabi, kör de degilim, aptal da. Ama olayi bundan ibaret düsünmemek gerek.

O söz bir foreshadowing olabilir diyorum, ama bu demek degildir ki kelimesi kelimesine gerçeklesecek. O bir iki cümle, gerçekte inisli çikisli bir süreç seklinde karsimiza çikabilir.

Ihanet konusuna gelirsek… Benim bu konuda uzun zamandir anlatamadigim bir sey var, yine deneyecegim, sonra esas konuya baglayacagim.
Tyrion’un Dany’ye ihanet etmesine sebep olacak bir durum yasanmasi zor, bence!
Dany’nin Tyrion gibi bir danismana ihtiyaci var, Tyrion’un ise ablasindan intikamini ve hakettigini düsündügü Casterly Kayasini almak için Dany’ye ihtiyaci var.
Dany Tyrion’a, Tyrion Dany’e bir yanlis yapmadiktan sonra, bu ikili arasinda büyük bir sorun olmaz.
Ve ne yapabilirler yani?
Dany Tyrion’a umut verecek, ayni zamanda bir amaç verecek. Tyrion’un bir amaci oldugunda nasil davrandigini biliyoruz, nasil bir görev adamina dönüstügünü ve bundan nasil keyif aldigini da biliyoruz.
Tyrion ise Dany için çok büyük bir sans olacak yönetim, politika konusunda.
Bu ikilinin arasinda her sey karsilikli; her iki taraf için de faydali bir ortaklik. Yaa bak mesela ek olarak, ben kitapta bu ikisinin merakla birbirlerine yaklasacaklarini düsünüyorum. Dany 7 Krallik konusunda her türlü bilgiye aç bir karakter, hikayeler dinlemeye bayiliyor; Tyrion’un ona anlatacaklarini, ona verecegi bilgileri düsününce…
Dany ise Tyrion için koca bir bilinmezlik olacak ilk basta; aslinda zaten Dany’nin bütün hikayesini biliyor (Aegon’a anlatmisti), hatta Dany’nin neler hissettigini bile tahmin edebiliyor, ki bu onun hakkinda epey düsündügünü, degerlendirdigini gösterir. Ve Dany simdi karsisinda duruyor, kanli canli, tonlarca sorusu olur Tyrion’un. Ejderhalar konusuna hiç girmiyorum bak.
Yani diyecegim o ki, ögrenme, merak giderme istegine dayali bir yaklasim da olacaktir aralarinda, ve bu durum insanlari birbirlerine yakinlastirir, samimiyet yaratir, bag olusturur.
Tüm bunlari ele alinca, Dany-Tyrion iliskisi/ortakligindan hep pozitif seyler yansiyor.

Tyrion’un ilk basta ailesine yaninda yer aldigindan, faydali isler yaptigindan ama sonradan ailesinin aleyhine hareket ettiginden bahsetmissin… Neden oldu acaba tüm bunlar? Nasil oldu?
Cersei de, Tywin de, adama etmediklerini birakmadilar. Alay, hor görme, yaptiklari için en ufak bir tesekkür veya saygi yok… En sonunda da Tywin onun suçsuz oldugunu bile bile cinayet ile yargiladi. Birinin oglu, digerinin kardesi; hayati boyunca nefret ettiler, disladilar, asagiladilar, ve en sonunda ölmesi için her seyi yaptilar.

Benzer bir durum Dany tarafi için de gayet mümkün diyorsun ya? Hala emin misin?
Tekrar söylüyorum; Dany’nin Tyrion’a, Tyrion’un Dany’ye bir yanlisi olmadigi sürece, aralarinda sorun yasanmaz.
Ve ben birbirlerine karsi bir yanlislari olacagini düsünmüyorum.
Tyrion karakterini biliyorum, Dany karakteri de biliyorum. Birbirlerine ihtiyaçlari var. Ve ben inaniyorum ki, dizideki gibi birbirlerine sevecek ve saygi da duyacaklar. Anlasmazliklar olur elbette ama Tyrion’un ihanet edecegini veya Dany’nin Tyrion’u zivanadan çikaracak bir harekette bulunacagini, haksizlik edecegini sanmiyorum, hatta ihtimal bile vermiyorum (ilk kez büyük konusuyorum bak :smile:)
Muhtesem ikili olacaklar yaa onlar! Sonra Jon da katilacak, kadro tamamlanacak :wink: Arya da katilabilir, grubun psikopati olur :smile: Bilge, Iyi Kraliçe, Savasçi/Kral, Psikopat ufaklik :smile:


#159

Aslında çok bir ayrıntılı konuşma meselesi de olmadı. Genel olarak Sansa’nın Lannister evliliğini öğrendi; Tyrion ile olan.

Targlar neye sebep oldu ki genel olarak her şey diyon kız? :smiley: Bir Deli Kral vakası var yani, o kadar. :smiley:

Zaten kitap bir elime geçsin inşallah, başlıkları açacağım; okurken böyle bakacağım hangisi tuttu hangisi tutmadı vs. Yani cidden merak ediyorum bu kadar konuşmaya kaç tanesi tutacak, diye. :stuck_out_tongue:

Öyle mi? Hiçbir şekilde beceremiyorlar o zaman. :smiley: O zincir nereden çıktı? Yüzme bilmiyorlar dedikleri ölüler, nasıl suyun içine girip ejderhayı bağladı da çekmeye başladı? Ölü+buz dediğimiz bir canlıdan nasıl mavi alev çıktı? Sur’un büyüsü nasıl bozuldu(tamam sen bu kısmı Bran’ın işaretlenmesine bağlandın ama benim için gizem çözülmedi). Vadi ordusu nasıl oldu da bataklığı geçebildi vs. vs. vs. diye böyle gider. Hiç girmeyelim bu konulara, bir sürü soru türedi kafada. :stuck_out_tongue:

Kim açti yaa senaristlik konusunu? :smile:

Ben açmadım vallahi :smiley:

GRRM güzel açıklamış aslında.

There have been differences between the novels and the television show since the first episode of season one. And for just as long, I have been talking about the butterfly effect. Small changes lead to larger changes lead to huge changes… There has seldom been any TV series as faithful to its source material, by and large (if you doubt that, talk to the Harry Dresden fans, or readers of the Sookie Stackhouse novels, or the fans of the original WALKING DEAD comic books)… but the longer the show goes on, the bigger the butterflies become. And now we have reached the point where the beat of butterfly wings is stirring up storms, like the one presently engulfing my email.

Prose and television have different strengths, different weaknesses, different requirements. David and Dan and Bryan and HBO are trying to make the best television series that they can. And over here I am trying to write the best novels that I can.

Dizi için dedim, kitapta zaten beklemedeyim. :slight_smile: Dizide ise bir şey beklemiyorum. :slight_smile:

O sırada kimse ona saldırdığı yok? O an için yok… Sahneyi yeniden izle. O kadın bildiğin savaş planları yapıyor, evet bütün saydıkları kendisinden kopmuş ve bağımsız takılıyorlar, doğru ve hepsini krallığa geri katmak istiyor, bu da doğru ama bu sessizliğin kalıcı olmadığını da gayet bilincinde. Tyrion’un Dany’nin yanında olduğunu ve amacını biliyor; bu sessiz ablaların da Dany geldiğinde coşacaklarının gayet iyi bilincinde, öyle güvende falan değil yani. Bunu da iyi biliyor, aptal değil. Hangi aklı başında biri böyle bir ortamda kendini güvende hissedebilir ki? Hangi insan onların sessizce kalacaklarını düşünür ki? “Saldırmayım, nasıl olsa bana bir şey yapmazlar.” diye bir şey yok. O saydıkları insanların hepsi Lannisterlardan nefret ediyor ve bunun için sebepleri de var; intikam istiyorlar, yok etmek istiyorlar çünkü zaten Lannister Hanesi ilk saldırıyı ve zaiyatı onlara vermiş, şimdi onların geri rövanş için hazırlandığını çok iyi biliyor.

Cersei 7. yıl boyunca bana mutlu bir portre çizmedi, aksine kadının psikolojik sorunları var, düşmanlarımdan intikam almak istiyorum uyku uyuyamıyorum diyor… Güç ona zevk veriyordur ama mutluluk, şu an onun sahip olmadığı bir şey. Ne zaman mutlu olur? Tüm düşmanlarını yener, 7 krallığa hükmeder, al sana mutluluk. Bu halde değil, her şeye yarım yamalak sahip. O kadın yarım güçten mutlu olmaz. Yarım halde de gidiyor dizide, Tyrion kendi intikamını gene alır ama o söz birebir gerçekleşmiş olmaz; yani mutlu ve huzurlu bir haldeyken geldi çökertti beni olayı olmaz, olamaz. Zaten 6 bölüm kalmış, Ötekiler de geliyor…

İşte tüm mesele burada… Ben de sana bunu anlatmaya çalışıyorum. Şu mevcut durumda evet, sen sonuna kadar haklısın diyorum. Lakin bu seride her şey tepetaklak olabilir, karakterler birden fazla kez taraf değiştirebilir… Bunun olması için bir olay da yetebilir iki olay da gerekebilir.

Benim anlatmaya çalıştığım şey; şu an böyle bir durum yok, elimizdeki bilgilere bakarak konuşacak olur isek, aksine her şey Tyrion’u Dany’ye itiyor ama Westeros’a geldikten sonra yaşanacak bazı şeyler-neler olabilir, kesin şu diyemem, sonuç olarak tahminim çok güçlü olsa serinin sonunu da bilirdim- gerçekleşebilir ve Tyrion, arkadan iş çevirmeye başlayabilir, diyorum. Yani büyük konuşma. Ha sen haklı çıkabilirsin, hiçbir şey olmayıp huu altın kızlar gibi üçlü takılabilirler Jon ile falan ama tersi de olabilir, ihtimali dışarı atma. Açık konuşmak gerekirse bir okuyucu olarak 2. ihtimali tercih ediyorum çünkü biraz daha eğlenceli olur ama elbette bu taraf değiştirmek yahut işte ne ise Cersei yanında yer almak vs. gibi değil. Öyle olursa midem bulanır, sıkılırım. Atıyorum misal kafadan; Dany’nin değil de Jon’un demir tahta geçmesini ister, fikri değişir. Bunun gibi sallıyorum.


#160

Stannis’den mi ögreniyor bunu? Öncesinde duymamis miydi? Ulasmamis miydi haber? Tuhaf.
O kismin hangi pov’da oldugunu biliyor musun? Merak ettim.

Iki yil önce forumda Targ düsmanligi vardi, hatirlarsin. Neler neler diyorlardi! Hani bilmeyen biri gelip okusa, Targaryen hanesinin tüm üyelerini Deli Kral gibi zannederdi :smile: Biraz o duruma gönderme yaptim :smile:

Yaa bu tip ufak meseleler, detaylar konusunda degil be :smile: Ana hikaye konusunda, karakterler konusunda daha çok.

Onu yönetmen Jeremy Podeswa açiklamis. O bölümün ekrana nasil yansiyacagi konusunda sorumlu kisi oldugu için, bu mavi alev onun karariymis. Yani onun bakis açisi. Yönetmenin isi zaten bu; senaristler sahneyi yazarlar ama o sahneyi kafasinda canlandiran, çeken, ve senaryonun disina çikmadan izleyiciye kendi bakis açisiyla, ekledigi detaylarla yansitan, gösteren kisidir yönetmen.
Viserion artik ölüp dirilmis bir ejderha ve "buz"un tarafinda, dolayisiyla üfleyecegi ates de bu durumu vurgulamalidir.
Asoiaf evreninde zaten birçok atesin kendine özgü bir rengi var, hatta özelligi de. Mesela dizide o detay yok ama ejderhalarin alevlerinin bile farkli renkleri var. Mesela Balerion pullari kadar siyah bir alev üflermis; Vhagar’in üfledigi alevin ne kadar sicak oldugundan bahsedilir (yani tamam digelerinin üfledigi de sicak tabi ama Vhagar’in üfledigi alevin sicakligi ayrica belirtiliyor); Drogon’un üfledigi alev siyah ve kirmizidir; Viserion’un alevi (kitapta tabi) turuncu ve kirmizidir ama içinde soluk bir altin rengi de barindirir; Rhaegal’in alevi ise sari- turuncudur ve arada yesil çizgiler de vardir. Gördügün gibi, çogunlukla ejderhalarin fiziksel özellikleri ile uyumlu oluyor üfledikleri alev.
Ejderhalar disinda, Cilgin Ates örnegi var. Zaten maddenin rengi yesil, yandiginda da yesil alevler olusuyor; özelligi ise, söndürülememesi.
Ve yönetmen Jeremy Podeswa iste tam da bu mantikla bakmis olaya.
“Sept yandiginda alevler yesildi; Viserion’un ise mavimsi bir alevi olmali diye düsündüm” demis; belirttigim gibi, artik buz ejderha oldugu için, degistigi için.
Ates mi, degil mi karmasi konusunda da açiklama yapmis. Demis ki, “Bu hala ates, duvari yakip eritme kapasitesine sahip. Ama diriltilmis bir ejderhanin üfledigi ve farkli bir büyüsü olan bir ates bu”.

Neyse sen bana detaylardan ya da mantik hatalarindan bahsediyorsun, konu o degil. Konu, dedigim gibi, ana hikaye ve karakterlerin durumu. Bunlari açiga kavusturmak, soru isareti birakmamak için ugrasmislar. Yoksa zaten 8.sezonda bize yüzme bilmeyen ölülerin ejderhayi nasil çikardiklarini açiklayacak da degiller herhalde :smile:

Iste bu ! Agzina saglik GRRM ! :blush:

Tyrion’un intikamini almasini mi beklemiyorsun? (konumuz bu) Neden?

Ee ben bunu belirttim zaten.
Ben sadece sana Cersei’nin içinde bulundugu durumu, hislerini, psikolojisini açiklamak istedim. Dedim ki, “Dany gelmese, kimsenin ona saldiracagi yok (Tyrell-Martell ittifaki mümkün olmazdi, onlar Dany sayesinde bir araya geldi. Tek baslarina bir sey yapamazlardi) ama Cersei saldirma planlari yapiyor, her yerin hakimi olmak için planlar yapiyor”. Yani Dany gelmese bile, Cersei saldirabildigi her yere saldirmak niyetinde, ona 40 yil dokunmayacak Kuzey’ye bile. Ee bu durumda ne olur? Sahip oldugundan daha da fazla düsman yaratir, gerçek anlamda düsman; savas çikarir. Onu diyorum ben. Hani “Etrafimiz düsmanlarla çevrili” diyor ya? Bunu “Lannister olmayan herkes düsmanimdir, yok edilmelidir” kafasiyla söylüyor esasinda, ama öyle anlatiyor, öyle bir yansitiyor ki, sanirsin diyardaki tüm bölgeler kapisina ordularla dayanmis.
Benim burada amacim Cersei’nin düsüncelerini, hislerini anlatmakti.
Güç onu sarhos etmis, özgüven patlamasi yasiyor, düsman dedigi herkesi (tüm diyari) yenebilecegini düsünüyor ciddi ciddi (“Önümüze kim çikarsa çiksin, hepsini yenecegiz”). Durusuna, tavirlarina bak, 7 Kralligin Kraliçesi unvanina sahip olmak (!) onu nasil tatmin, nasil memnun ediyor.
Ben bundan bahsediyorum.

Güç Cersei’ye mutluluk veriyor.
Bak daha önce de dedim, Tyrion’un sözleri bir foreshadowing ise, o cümledeki kelimeleri yorumlayabiliriz. Yani “mutluluk” genel olarak bilinen mutluluk anlamina gelmeyebilir. Cersei güce tapan bir karakter, güç sahibi olmak onu mutlu ediyor. Serinin basindan beri diyari yöneten bir Kraliçe olmayi istedigini de biliyoruz, Cersei için bu basindan beri azruladigi bir sey. Ayni sekilde güçlü olmak, savasçi olmak da öyle; küçükken Jaime’ye kiliç kullanma, savas taktikleri ögretildigi için kiskandigini, bunun haksizlik oldugunu düsündügünü de biliyoruz mesela. Bir kadin olarak, kadinligi asagilayan bir karakter Cersei, çünkü kadin oldugu için arzu ettiklerine sahip olamiyordu, ama sonunda basardi. Bu onu mutlu etmiyor mu sence? O tahtta oturmak, o unvanlara sahip olmak… Hep istedigi seylerdi bunlar.
Dolayisiyla, o “mutlulugu” biz bu sekilde yorumlayabiliriz.

Ben bunu da belirttim zaten, sen okumuyor musun yazdiklarimi? :smile:
Tyrion’un söyledikleri oldugu gibi gerçeklesecek diye bir sey yok; ben bunun gerçekte bir süreç olabileceginden bahsettim. Inisli çikisli bir süreç.

Eger Dany’nin Tyrion’a yaklasimi dizideki gibi olursa, yani deger verirse, saygi duyarsa (ki zaten öyle bir durum üzerinden degerlendiriyorum en basta) Tyrion Dany’ye kolay kolay ihanet etmez.
Yaa bu adam hep asagilandi, ona deger veren insanlarin sayisi iki elin parmaklarini geçmez. Babasi tarafindan ölüme mahkum edilmis ama kaçmayi basarmis, kendini iyice alkole vermis, hayati bitmis. Sonra Genç Griff ve tayfasinin yaninda oradan oraya sürükleniyor, ertesi gün ne olacak belli degil, öyle bos bos, amaçsiz yasiyor. Eger Dany dizideki gibi ona deger verirse, onu danismani yaparsa, bir amaç verirse, Tyrion için yepyeni, anlami olan bir hayat baslamis olacak. Bunu Dany saglayacak. Tyrion ona ihanet ederse, bunun gerçekten çok ama çok büyük bir sebebi olacaktir, yani Dany’yi onun gözünde bitirecek, ona hissettigi tüm minneti yerle bir edecek bir davranis, bir hakaret olmalidir. Ve ne olabilir yani? Onu diyorum.
Dany’yi biliyoruz. Yaninda duran insanlara karsi samimi davranan, onlara deger veren, önemseyen biri. Mesela Dany’nin konseylerinde, toplantilarinda hep bir aile ortamina benzeyen bir ortam var. Onun yaninda duran insanlar sadece görev bilinciyle hareket etmiyorlar, Dany’ye baglilar, onu seviyorlar, onun davasina yürekten inaniyorlar, pesinden gitmeye deger biri oldugu için oradalar. Bunu saglayan Dany.
Tyrion’u da biliyoruz. Ona yapilan kötülükleri unutmadigi gibi, yapilan iyilikleri de asla unutmuyor. Vefali biri Tyrion.

Ben buna göre degerlendiriyorum.

Aklina ilk gelen, kafadan verdigin örnek için mesela… Tyrion, tahtin esasinda Jon’un hakki oldugunu ögrense bile ve ek olarak Jon’un Dany’den çok daha iyi bir hükümdar olacagina inansa mesela, bu sebeple bile Dany’ye ihanet etmez. Ihanet lafi çok asiri kaçiyorsa, söyle diyeyim… Dany’nin aleyhine hareket etmez.
He zaten bu arada Jon ve Dany’yi bir araya getirecek kisinin de Tyrion oldugunu düsünüyorum ben. Yani bir araya getirecek derken… Yakinlastiran, birlikte hareket etmelerini saglayan kisi demek istiyorum. Dizideki gibi :blush:
“Sadece örnekti” deme, biliyorum; yine de degerlendirmek istedim :smile:


#161

Evet, hiçbir haber almıyor ne Arya ne Sansa’dan… Doğrusunu söylemek gerekirse Robb’un ne zaman öldüğünü öğrendiğini de hatırlamıyorum. Yanlış hatırlamıyor isem 5. kitabın ilk povunda. Yani öyle oturup uzun uzun şöyle oldu böyle oldu şeklinde bir sohbet de değil, biraz yazarın eksiği gibime geliyor bu muammalı kısımlar.

“Sahip olmadığım adamları nasıl kaybedebilirim? Kışyarı’nı kuzeyli bir adama bağışlamayı ummuştum, hatırlarsın. Eddard Stark’ın oğluna. Teklifimi yüzüme geri fırlattı.” Şikâyeti olan Stannis Baratheon, kemiği olan bir çoban köpeğine benziyordu; elindeki şeyi paramparça edene kadar çiğniyordu.

“Teamüle göre Kışyarı, kız kardeşim Sansa’ya geçmeli.”

“Leydi Lannister’a mı demek istiyorsun? İblis’i babanın koltuğuna tünemiş hâlde görmek için bu kadar hevesli misin? Sana yemin ediyorum, ben hayattayken böyle bir şey olmayacak Lord Kar.”

Jon, adamı ikna etmeye çalışmaması gerektiğini biliyordu.

Anladım, yok ben öyle değilim. :slight_smile:

Tamam, Rhaegar niye Elia’yı boşadı? Boşanmadan evlenemez miydi? Aegon ve bir başka Aegon örneği var elimizde. :smiley: Al başka bir soru karakter hakkında. :smiley: Ayyy muzipliğim üstümde :smiley:

:smiley:

Yav, o sözün birebir gerçekleşmesini beklemiyorum. Yoksa yazının sonunda zaten dedim Tyrion öyle ya da böyle intikam almış olur.

Dizide böyle olur diyorum işte, kitapta bence birebir gerçekleşebilir ki ben bir de bu kehanetteki kardeşin acep Tyrion olabilir mi diye düşünmeye başladım. Şimdi yazardan hep ters köşe beklediğimiz için açık seçik görünen Tyrion, bu yüzden o çıkmaz Jaime yahut çok başka biri çıkabilir diye odaklanıyoruz ama bugün bir şeye denk geldim.

Tyrion: “Senden hiçbir zaman hoslanmadim Cersei ama ablam oldugun için sana hiç zarar vermedim. Bunu sonlandirdin. Su yaptigin sey için incitecegim seni. Nasil yapacagimi henüz bilmiyorum ama bana zaman ver. Kendini güvende ve mutlu hissettigin bir gün gelecek ve mutlulugun bir anda agzindaki küllere dönüsecek. Iste o zaman borcun ödendigini anlayacaksin”

Kehanet: “Gözyaşların seni boğduğunda, valonqar ellerini senin beyaz boğazına dolayacak ve nefesini senden alacak.”

Maggy’nin bu cümlesinden önce çocuklarının ölümünden bahsediyordu. Biz -ya da ben- hep dizideki gibi önce bebeler ölecek, sonra kraliçe olarak tahta geçip kısa bir süre hüküm sürecek ve sonra bu olaylar gerçekleşecek gibi düşündüm, yani baya baya dizi etkisinde kalmışım… Öncelikle kadın bir kraliçe zaten, hüküm süren kendisi… Diğer yandan çocuklarının ölümünü görüp, mahvolduğu anda valonqar canına ot tıkayacak… bunun iki cümle öncesinde de başka bir kraliçenin gelmesinden bahsediyor… Yani sıralama kral ile evleneceksin(evlendi); kraliçe olacaksın(oldu); başka bir kraliçe gelecek(geliyor); 3 çocuğun olacak(oldu); hepsi ölecek(2 tanesi beklemede); göz yaşı ve kedere boğulacak ve sonra küçük erkek kardeş onu boğarak öldürecek…

Fakat bu kısmı Tyrion’a bağlamak yine mümkün mü emin olamadım; yani o kendi sözüne…Yani bu kadının mutsuzluğa sürükleyecek iki şeyin; başka kraliçenin gelip her şeyi elinden alması ve üç çocuğunun da ölmesi üzerinde psikolojik çöküş yaşayacağı. Tyrion yeğenlerine zarar verecek biri değil… Bu yüzden onun intikamı daha başka olur gibi geldi… Sen bu valonqar kim olur diyorsun? Jaime diyenlerden misin?

Bu arada senin yaptığın şeyi ben de yaptım gibi bir şey oldu geçen; bir konuya bakmak için… O da aklıma başka şeyler getirdi. Arya, Yüzsüz Adam olmak için eşyalarından kimliğinden vazgeçmişti ama İğne’yi saklamıştı. 6. kitapta yayınlanan Mercy POV’da gördük ki İğne’yi saklandığı yerden çıkarmış. Şimdi durduk yere çıkarmış olmasını bekleyemeyiz; Yüzsüzlerden ayrılmak için fırsat mı kolluyor acaba? diye düşündüm. Cersei 4. kitapta da Coin Master’ı Braavos’a şu para işini halletmesi için gönderiyor; 6. kitapta varmış görünüyorlar ama olayın gerçekleştiği zaman dilimi-tahminen- Jon’un ölümünden önce…Çünkü Davos’un sözde ölüm haberini almasından sonra falan gönderilmişti galiba? Ben yanlış mıyım bu konuda tam emin olamasam da zaman dilimi aşağı yukarı Stannis hala Sur’da iken yahut yeni yeni ayrılmışken gerçekleşiyor sanırım?

Haydi sana bir de bonus veriyorum, hem çok sevdiğin hem de nefret ettiğin ve en başta konuştuğumuz konu hakkında. Stannis söylüyor.

Burada seni buldum, senin Yumruk’un altında ejdercamlarını bulman gibi. Ve seni kullanmak niyetindeyim. Azor Ahai bile savaşını tek başına kazanmadı. Bin yabanıl öldürdüm, binini daha tutsak aldım ve geri kalanını dağıttım ama ikimiz de biliyoruz ki geri dönecekler. Melisandre alevlerin içinde gördü.

Burada kendinden mi bahsediyor yoksa 1. AA’dan mı? :smiley:

Ve unuttuğum başka ayrıntı da var. Aemon’un Jon’a bıraktığı kitap ve özellikle işaretlediği kısım.

“Üstat Aemon’ın bana bıraktığı kitaba baktım. Yeşim İcmali. Sayfalar Azor Ahai’den bahsediyor. Işık Getiren onun kılıcıymış. Votar’a inanacak olursak, Azor o kılıcı karısının kanıyla tavlamış. Bu olaydan sonra Işık Getiren asla soğuk olmamış, Nissa Nissa kadar ılıkmış. Mücadelede kıpkırmızı yanarmış. Azor Ahai bir keresinde bir canavarla dövüşmüş. Kılıcı yaratığın karnına sapladığında, canavarın kanı kaynamaya başlamış. Canavarın ağzından duman ve buhar çıkmış, gözleri eriyip yanaklarına akmış ve bedeni alev almış."