Martin bize her şeyi söylüyor


#162

Jon un büyük haberlerinin hiç birini alışı kitapta verilmedi. olay biraz soğuduktan sonra Jon un ruh hali verildi hep.
Ned öldüğünüde öğrenmedi, Rob ve cati de,Sansa, Aryanın durumlarını da ve Sansanın evliliğini de… Sadece tek istisna Brann in gözlerini açtığını iyileşeceğini öğrenmesiydi.
hepsi de de olaylar olup bitikten şok atlatıldıktan sonra gördük onu
Sansa’nın evliliğini de Stanisten öğrenmedi sadece konuşması geçti biliyordu bilmiyor olsa ordaki sohbet çok daha farklı olurdu


#163

Ondan öğrendi canım ama işte hiçbir fikir beyanı vs. yapmadı(gerçi ing yazıyı da bulup bakmam gerek, çünkü bir kuram için çeviri yaparken bir cümle geçmişti ve Türkçesinde böyle bir şey yoktu. Doğru mu emin olmam gerek önce.). Ondan öncesinde zaten Sur dışındaydı, yani öğrenme imkanı yoktu. Ne oldu ise geldikten sonra -savaş bitip, Stannis Sur’a yerleştikten sonra- öğrendi ama bize yansıtılmadı. Söylediğin gibi genel olarak hiçbir haber yansıtılmamış ona ama bir şekilde öğrenmiş. Bu biraz eksiklik bence kurguda. Geçen okudum da Arya bile Sansa’nın evlendiğini öğreniyor han sahnesinde ve sahte bir Arya’nın Bolton ile evlendiğini.


#164

ondan öğrense ben daha farklı konuşacağını, ruh haline geçeceğini düşünüyorum
aşık olsa da ona olmasa da…
kardeşi düşmanla evleniyor, düşman miraslarına sahip olacak Tyrion ı sevse bile olaya önce böyle bakması lazımdı. Ondan sonra Stanisin teklifini değerlendirmeliydi ama hiç tepki yok orada
ben Stanisten öğrendiğini düşünmüyorum inş ilerde tam net açıklama yapılır kitapta


#165

Allah aşkına ne aşkı? :smiley: Yani ikisi arasında yazar, bir aşk planladı ise bu zaten tekrar karşılaşmadan önce gerçekleşmez, öncesinde bunlar hep çocuk vs. lütfen Ben bile Arya ve Jon şu an birbirine deli gibi aşık demiyorum. :smiley:

Şimdi olan biten Sur’a öyle kolaycana varmıyor. Kimse de Sur’a “Sansa, Tyrion ile evlendi; Tyrion babasını öldürdü ve Sansa da kayıplarda” diye haber göndermez. Kim gönderecek ki? Sur’u ilgilendirmez, zaten başları belada, bunlarla da uğraşmazlar. Bu yüzden güneyden gelip de o haberi getirecek yegane kişi Stannis. Ha Kuzeyin Kral’ı ölmüş haberi, kuzeyde doğal olarak çok hızlı yayılır; zaten Lady Mormont’un kayıp olduğunu falan hep biliyor, Jon. Lakin bir açıklık falan gelmez hiç bekleme, bence ya çevirilerde bir eksiklik var ya da yazarın kendi hatası. Geçen de Duygu ile konuştuk; herkes doğru ya da yanlış ejderhaları duymuş iken Demir Doğumlular duymamış, nasıl olur bu? diye tartıştık işin içinden çıkamadık :smiley:


#166

sen yurt dışında falan mı yaşıyorsun yada yaşadın ? ben aşık demedim aşık olsa da olmasa da mutlaka bir tepki verirdi dedim. Bunu demekteki amacımda sen beni ve cümlelerimi Jon aşık olarak yorumluyorsun ondan, çoğu zaman öyle yazıyorum ama yukardaki gibi tarafsız yazmaya çalıştığımda da konu yine aynı yere geliyor.

kral öldürüldü haberi geldi sura, yeni kral Tommen doğal olarak eski krala ne oldu sorusu soruldu. Bunu da surda Westerosun her yeri ile bağlantılı gece nöbetçileri iletti. Dedi kodu değil kral öldürülüyor duyulmasın Sansa ve Tyrion evliliğinin tamamlanmadığını duymamışlardır ama gerisi yani Joffrey in ölümü, Tyrion ın babasını öldürüşü ve kayıp olduğunu duymuşlardır belkide Sansa ve Tyrion birlikte kaçtı diye haberde gelmiş olabilir.


#167

Bence Sansa’nin Tyrion ile evlendiginden haberi vardi zaten Stannis ona söylediginde (bu arada alinti için tesekkürler).
Daha önce de konusmustuk, hatirlarsin, Martin bize karakterlerin her anini yazmiyor, yazamaz. Bence Jon’un Sansa’yi ögrenmesi de yazmadigi kisima denk geliyor. Ned’in ölümünde de benzer bir sey olmustu yanilmiyorsam, biz Jon’un haberi ögrendigi an’i okumadik. Ned’in ihanet suçuyla zindana atildigi haberini ögrenince okuduk ama mesela.
Neyse yani Jon bence biliyordu; Sansa’ya Arya’ya oldugu kadar kadin olmasa da, onun Tyrion ile evlendigini ögrendiginde tepkisiz kalmasi imkansiz.

Allahim sana geliyorum… :smile:

Ben de birebir gerçeklesmesini beklemeyelim diyorum zaten. Genel olarak su sonucu çikarabiliriz sadece; Cersei’nin güç sahibi ve bundan dolayi mutlu, hiç olmadigi kadar özgüvenli oldugu bir dönemde, Tyrion gelecek ve Cersei’den intikamini alacak.

Nasil bir intikam? Öldürecek mi? Hayir, sart degil. Zaten hiçbir zaman öldürmeden bahsetmedik bu konuda, intikam dedik.

Tyrion’un foreshadowing olma ihtimali olan sözleri + Valonqar + Genç ve güzel Kraliçe…

Benim düsüncelerim su sekilde…
Tyrion’un intikami, yukarida belirttigim gibi, net bir sekilde öldürmek anlami tasimiyor.
Genç ve güzel Kraliçe bence Daenerys.
Simdi burada duralim. O genç ve güzel Kraliçe ne yapacak? Cersei’yi devirecek ve deger verdigi her seyi elinden alacak. Neye sahip olabilir, neye deger verebilir Cersei o gün geldiginde? Ve devrilmeden önce hangi konumda olabilir? Vekil Kraliçelik veya direkt 7 Kralligin Kraliçesi (ki bu bence kitapta da olacak), Demir Tahtin sahibi. Dany’nin basindan beri istedigi sey 7 Krallik, Demir Taht. Cersei’yi devirip deger verdigi her seyi elinden alacaksa, bu Demir Tahttan, onun getirdigi unvanlar ve güçten baska bir sey olamaz zaten.
Ve Tyrion, büyük ihtimalle, Cersei’nin elinden her seyi alacak Dany’nin yaninda duran kisi olacak. Onun danismani, ona tasviyenler veren kisi olarak hemde.
Eger Dany Cersei’yi devirecekse, bunda Tyrion’un katkisi da olacak. Essos’a kaçan, basini getirene ödüller verilecek olan, haber alinamayan Tyrion, Cersei’nin hiç beklemedigi bir sekilde ve büyük bir güçle karsisina çikacak.
Neyse yani, Tyrion’un intikami, kehanette bahsedilen genç ve güzel Kraliçenin (Daenerys) yapacaklariyla baglantili bence.

Valonqar konusuna gelirsek… Burada iste net bir sekilde Cersei’nin canini alacak kisiden bahsediliyor. Ve benim de en büyük Valonqar adayim Jaime. Ki bunun gerçeklesme sekli bence akillara Deli Kral-Jaime olayini getirecek. Ek olarak; Jaime Deli Kral’i öldürerek binlerce insanin hayatini kurtarmisti ama herkes cani de olsa korumaya yemin ettigi Krali öldürmesine odaklanmisti, binlerce insanin hayatini kurtaran bir sey yapmis olmasi resmen güme gitmisti ve Jaime’nin bundan dolayi ne kadar öfkeli oldugunu, bu olayin onun kisiligini büyük ölçüde etkiledigini biliyoruz. Bu sefer, hiç beklemedigi halde tam tersi bir yanki uyandiracak bence Cersei’yi öldürmesi. Neredeyse kahraman olarak bile görünebilir, Deli Kral’i öldürdügünde içten içe bekledigi o takdiri Cersei’yi öldürdügünde alabilir. Ve bu bence çok aci bir durum olur Jaime için. Bu olayin hatta onu her seyden ve herkesten koparabilecegini de düsünüyorum.

Tek bir Pov üzerinden tahmin yapmak ne kadar dogru olur bilemiyorum.
O Pov’da Arya’nin bir süredir “Merhamet” kimligi ile bir tiyatro toplulugunun üyesi oldugunu görüyoruz. Yepyeni bir hayati, yanlis anlamadiysam bir ev’i falan var. Acaba bu durum kaç zamandir sürüyor?
“Merhamet” kimligi sanki onu biraz Siyah ve Beyaz’in evinden “koparmis”, “uzaklastirmis” gibi. Tirnak içinde söylüyorum çünkü ciddi anlamda öyle bir durum yoktur elbette. Ama sanki Arya’ya bu sefer sadece yeni bir kimlik degil, araliksiz bir sekilde, 7/24 yasamasi gereken yepyeni bir hayat verilmis. Bu durum sanki onu biraz daha bagimsiz yapmis.
Arya’nin hiçbir zaman gerçek kimliginden vazgeçemedigini biliyoruz, ve bu durumu gizlemek için de elinden geleni yapti. Fakat yukarida bahsettigim o yeni hayat, o bagimsizlik ona biraz cesaret vermis ve rahatlik saglamis olabilir. Diyecegim o ki, Igne’yi sakladigi yerden çikarmasinin sebebi bu olabilir. Eskisi kadar gözetim altinda degilse, her gün gidip rapor vermek yerine bunu mesela haftada bir yapiyorsa, bir “kaçamak” yapmak istemis olabilir.
Bu sekilde düsünürsek; Yüzsüzlerden ayrilmak için firsat kollayan bir Arya degil de, biraz özgürlük ve bagimsizliga sahip oldugu için, vazgeçmesi beklenen bir esyayi yaninda tasima cesaretini bulmus bir Arya gibi.

Hem kendinden, hem ilk AA’dan :smile:
Biraz da kendisinin yeni AA oldugunu düsündügü, yani Mel’e inandigi yansiyor bu kisimda.
Cok karmasik bir kisim aslinda, nereden gittin de buldun özellikle? :smile:
Yabanillar düsmani… Onlari yenmesi gerek… Jon ile karsilasmasi, onu bulmasi tesadüf degil, olmasi gerekendi… Jon’a ihtiyaci var… Savasi tek basina kazanamaz… AA bile tek basina kazanmamis zaten…

Ben sana bir sey söyleyeyim mi? Stannis’in kafasi çok karismis bence :smile:
Aslinda söylediklerinde bir yanlislik yok ama Yabanillarin geri döneceklerinden ve buna önlem alinmasi gerektiginden bahsederken, verdigi örnekler tuhaf, abartili gibi. Yok iste sen nasil ejderhacamlarini bulmussan ben de burada seni buldum, bu bir tesadüf degil, seni kullanmak niyetindeyim. Azor Ahai bile savasini tek basina kazanmamis falan filan… Sakin Stannis’cim, sadece Yabanillardan bahsediyorsun :smile:

O ayrinti iste Azor Ahai’nin Essos kahramani oldugunun bir kaniti. Westeroslular onu ve hikayesini bilmiyorlar.
Aemon’un neden o kismi isaretledigi, daha dogrusu Clydas’a o kismi isaretlemesini söyledigi de ayri bir merak konusu. Stannis’in kilicinin Isikgetiren olmadigini Jon’a anlatmak mi istiyor? Ee direkt söyleseydi ya. Hem sebebi neydi ki? Jon da zaten bir sey anlamadi :smile:
Ben pek anlam veremiyorum buna. Hatta anlam veremeyen çok insan var ve “Kesin Clydas yanlis kismi isaretledi” diyorlar :joy:
Sen ne düsünüyorsun?


#168

Ya aslında bu bilgileri ne zaman ve ne şekilde geldiği gerçekten o kadar belirsiz ki! Şimdi dün kurcalarken Jon POV’unu Tyrion’un babasını öldürdüğü haberini “Kral Yolundan” gelen haberlerle öğrendiğini gördüm ama bir kesinlike yok, yani biri hususi haber taşımamış; gelen giden dedikoduları taşımış çünkü “eğer gelen haber doğru ise…” diye bir cümle başlıyor Jon… Yine de haberin doğru olduğuna kanaat getiriyor ve biz de biliyoruz ki öyle. Jon da Sansa ve Arya meselesini (yani ne oldu bunlara bunca zaman?) sorusunu 5 kitap boyunca hiç sormadı; yani tüm kitaplar boyunca Arya’yı anmasına rağmen sorgulama ya da haber gelmedi yahut geldiğine dair bir şey okumadık; keza Sansa meselesinde de sanırım bir 3. kitap sonunda lordluk teklif edildiğinde diğer kardeşleriyle beraber andı, sonra son kitapta da “Kışyarı kız kardeşim Sansa’nın hakkı.” dedi, Stannis’e ve bir de şu mektup geldiğinde yine kardeşleri ile beraber andı. Onun dışında onun hakkında da bir sorgulama, ne oldu? diye haber gelmedi, sormadı vs. Çok belirsiz. Lakin bak Arya hem Jon hem sahte Arya hem de Sansa konusunda haberleri aldı; Sansa da iyi kötü Jon’un lord kumandan olduğunu duymuş muydu? O kısmı hatırlamıyorum.Yani Jon hariç bütün hepsi her şeyi öğrenmiş gibi. :smiley: Yalnız bak Bran ne abisi ne de diğerleri konusunda hiçbir şey bilmiyor daha… Huuu… yazık çocuğa…

“Tyrion ile mi evlenmiş? Amann bana ne” demez elbette. Düşman ile evlendirilmiş sonuçta. Yine de yukarıda fecr’e dediğim gibi misal Arya her şeyi duyuyor da ve bize bu yazılıp çiziliyor da insan bazı önemli kısımları aktarırken yazamaz mı? Bunlar önemsiz bilgiler, atlanacak şeyler değil ki… Bir insan için yaşayabileceği en kötü şeylerden biri; baba ve kardeşlerinin öldüğü haberi… Sonuçta Sur’a döndüğü zaman öğrenebilirdi her şeyi; o sırada bir kerede haber verilebilirdi. Bilmiyorum ama benim için bu ciddi bir eksiklik. Lakin Stannis “Lady Lannister mı?” dedikten sonra bir tepki vermediğine göre bizim görmediğimiz bir noktada öğrendiği aşikar. Üstüne sonraki bölümlerde Tyrion’un babasını öldürdüğünü bildiğini öğreniyoruz ve üstüne bu konuda kendi içinde yorum yapıyor, yani bence kardeşlerinin kaderi konusunda bilgi ve yorumlama işi Tyrion’un babasını öldürmesinden daha önemli.

ahahahhaha

Şahsen ilk başta ben de 7 Krallığın Kraliçesi olacağını düşünmüştüm, ve doğrusu dizi etkisinde kaldığım için, lakin şimdi öyle düşünmüyorum. O çocuklarda biri 7. kitabı görecek ve ölecek tahminen. Bütün çocuklar öldükten sonra vesayet düzeni gereği kalan Barthlardan biri tahta oturmak zorunda. Kim o? 7. kitabı görür ise Stannis’in kızı… Bir de piç oğlan var; Edric Strom. Piç olması hak sahibi olmasına engel olsa da destekçileri kullanmak isteyebilir oğlanı, ölmediğine göre illa ortaya çıkacak bir şekilde. Dorne asla Cersei’yi kabullenmez tahtta; Nehirova kabullenmez, Vadi kabullenmez, Fırtına Toprakları kabullenmez, Yüksekbahçe kabullenmez… Kuzey zaten malum… Nasıl olabilir ki kraliçe? Dizide sallama yaptılar bir şey, oldu bittiye geldi… Bu yüzden olsa olsa çocukları aracılığı ile hükmetmeye devam eder, kehanette de sorun yok zaten; kadın kraliçe ve halihazırda hükmediyor.

Tyrion’un alabileceği yegane intikam bence de Dany’e verdiği hizmet ile ablasının elindekileri almasına yardım etmekle olur.

GRRM bir söyleşisinde sorulan sorulardan birine şöyle bir cevap vermiş(soru; prens gerçekten tecavüz etti mi? vs. ) “But if you’re uncertain about it, I am glad. One thing I wanted to do was suggest the uncertainty of truth.” (İlgini çeker ve okumak istersen soru cevap söyleşisini; http://web.archive.org/web/20001210110800/http://www.eventhorizon.com:80/sfzine/chats/transcripts/031899.html )

Buradan yola çıkarak Jaime fazla mı açık seçik ortada acaba diye düşündüm. Şimdi okuyucular ağırlıkta Jaime diyor, Tyrion ise Cersei’nin bakış açısı ile hedefti aynı o kraliçenin Marg olması gibi… Ben de Jaime olma olasılığı yüksek diyenlerdenim ama şaşırtıcı bir şekilde başka biri de çıkabilir mi diye düşünüyorum. Çünkü “küçük erkek kardeş” kelimesinin Valirya dili ile söylenmiş olmasına taktım.

Bu arada biri bir analiz yapmış bir konuda ve orada güzel bir cümle sarf etmiş. “GRRM bize anlatmıyor, gösteriyor.” Yani biz hep söylenen vs. şeylere odaklanarak yazılan anlatılan şeyler üzerinden ilerlemeye ve bulmaya çalışıyoruz her şeyi ama aslında yazarın söylediklerine bakmak yerine gösterdiği şeylere bakmak gerekiyor…

(Bir de verdiğim adreste şu ilgimi çekti. Yüzler Adası ve yeşil adamları görecekmişiz. :slight_smile: |Linda|Will we see or hear anything of the green men on the Isle of Faces? If not, what are they like? Just a secluded order that’s never bothered, and has no role in the events of the Seven Kingdoms?|
|—|---|
|George_RR_Martin|The green men and the Isle of Faces will come to the fore in later books. (Boy, it’s tough to sneak anything by you guys.)|
)

(Bu da dünden bugüne olan tüm söyleşileri; http://www.westeros.org/Citadel/SSM/)

Haksız sayılmazsın elbette ki… Rahatlamış bir Arya meselesi de olabilir ama Arya, daha önce de başkalarının yanında kaldı bu şekilde ve hiçbirinde kılıcı almaya yeltenmedi… Aslında dün yabancı bir forumda gördüm, sırf bu Mercy POV’dan dünyanın analizini yapmışlar. Bulabilir miyim, bir bakayım.

Aşağısında da devamı var yazının. Üşenmemiş olmalarını geçtim ciddi ciddi oturup üzerinde düşünmüşler. http://asoiaf.westeros.org/index.php?/topic/106708-twow-spoilers-march-2014-preview-chapter-part-iv/&page=6#comment-5731833

Hatta POV’da Merc’nin gülümsemesi konusunda da durulmuş(verdiğim bağlantının 2. bölümünde MERCY’S SMILE buna değinmişler. Hani ‘tatlı’ ve ‘ölümcül’ meselesi var ya. O konu üzerinden gitmişler.)

Fark etmediğim bir şeyden daha bahsetmişler; Pov’da Arya’da demir bir anahtar var…

Son olarak da pelerinini omzunun üstüne attı. Bu gerçek bir oyuncu peleriniydi. Mor renkli yün pelerinin üstü kızıl çizgilerle kaplıydı. Yağmurdan korunmak için başlığı ve üç gizli cebi vardı. Bu ceplerden birine para, diğerine demir bir anahtar ve sonuncusuna da bir kılıç saklamıştı. Gerçek bir kılıç. Belinde duran meyve bıçağı gibi değildi. Ancak bu kılıç, tıpkı diğer ceplerindeki şeyler gibi Merhamet’e ait değildi. Merhamet’e ait olan meyve bıçağıydı.

Bu anahtar neyin nesi? deniyor.

Özellikle değil yav, Sansa konuşmasını ararken denk geldim. :slight_smile: Yalnız gene dikkatimi çekti de bir yerde “tanrılar…” diyor, Stannis… Yani pek de eski inancından tamamen arınmış ve Mel’e kayıtsız şartsız inanan bir adam yok karşımızda.

Ne zaman karakterler böyle garip garip konuşmaya başlarsa orada yazar, bize bir şey göstermeye çalışıyor olabilir sorusunu sormaya başlıyorum :stuck_out_tongue:

Yahut boş boş konuşuyor, sırf konuşmak için. :smiley:

Kitap o dönemleri vs. anlatan bir kitap sanırım “yeşim” bilmem ne diye geçiyor ismi yani o dönemde o coğrafyadaki efsaneler… Stannis de ben “AA’yım” diye ortalıkta dolanıyor zaten… Bu yüzden yanlış bir sayfa işaretlenmesi olduğunu sanmıyorum… Peki Aemon neden böyle bir bilgi vermek ister Jon’a? Onun AA olmadığını anlaması içindir, muhtemelen diye düşündüm. Söyledi ama ona söylemedi, Sam’e söyledi… Diğerleri ile bu konuyu konuşmadı hiç. Zaten Jon da kılıcın sıcak olmadığını vs. söyledi konuşma devamında, yani iç sorgulama yaptırmadı yazar ama anlamıştır anlayacağını diye tahmin ediyorum. Hep vurgulanıyor ya “gözünden bir şey kaçmıyor.” vs… Lakin bak dizideki Jon olsa bir şey anlamamış derdim. :smiley:

Lakin Jon, Stannis’in AA olduğunu bile ne olur olmadığını bilse ne olur? Ona meyledip yardım edeceğini mi düşündü acaba?

Bu arada aklıma gelmiş iken sona sıkıştırayım. grrm son kitabın ismini ilk olarak A Time for Wolves yapmayı düşünmüş ama nedense sonra değiştirmiş… Sence de ilerisi için bir ipucu vermiyor mu bu isim?


#169

Aslinda öyle çok da önemli degil sanki :smile:
Hani Martin’in yardimcisi olsaydim mesela ve bana “Jon’un Sansa ile Tyrion’un evlendigini ögrendigi an’i yazayim mi sence?” diye sorsaydi, “Kafana göre takil, nasil istersen” derdim herhalde :joy:
Olaya nasil baktigin önemli sanirim. Benim için olsa da olur, olmasa da ama sen mesela olmaliydi diyorsun, ciddi bir eksiklik olarak görüyorsun. Martin benim gibi düsünmüs olabilir basitçe, ya da söyle diyeyim… Simdi biz bu hikayeyi okuyoruz, analiz ediyoruz falan filan ama Martin bu hikayenin ruhunu biliyor, biz asla onun baktigi açidan bakamayiz. Jon’un Sansa ile Tyrion’un evlendigi an’i yazmamasi bence atladigi bir sey degil.
Ne olabilir mesela? Aklima iki ihtimal geliyor.
Birincisi… Basindan beri bize yansitilan Jon-Sansa iliskisini ele alalim; bu ikisi serinin basindan beri ayni haneye mensup iki yabanci gibiler. Bütün Jon povlarinda Sans, bütün Sansa povlarinda ise Jon, iki elin parmaklarini geçmeyecek kadar az anilmislardir belki de. Dolayisiyla okuyucular, bu iki karakter arasinda bir bag kuramiyor. Mesela Arya ve Jon’u biz ne kadar bir arada gördük? 3-4 Pov, belki o kadar bile degil ama bu ikisi arasinda çok büyük bir bag var, Martin en basta bunu gösterdi ve sonradan da her firsatta vurguladi. Mesela evlenen kisi Sansa degil de Arya olsaydi, Martin bunu kesinlikle yazardi çünkü okuyucular olarak Jon’un bu habere verecegi tepkiyi bilmek isterdik, hatta çok merak ederdik ama Sansa’nin evlenmesi… Yani ! Olaylari böylesine analiz etmesek, belki Jon’un o haberi aldigi an’i okumadigimizi hiç farketmezdik bile. Hiçbir sekilde Jon ve Sansa arasinda bag kuramiyoruz, Martin öyle bir bag yaratmadi. Yani tamam, her ne olursa olsun “kardesler” ama bu bizim için sadece bir bilgiden ibaret, bu kardesligin bizim gözümüzde pek bir önemi yok.
Diyecegim o ki, Sansa’nin Tyrion ile evlendigini ögrenen Jon’un tepkisini yazmak, buna yer vermek, yukarida söylediklerime ters düsebilirdi, Jon Povlarinin yapisina, ruhuna, her neyse, uymayabilirdi. Anlamli durmazdi, hatta belki de sirf yazilmasi gerektigi düsüncesi ile yazildigi hissini de verebilirdi.
Jon’un verebilecegi tepkiyi düsün mesela! “Piç” kelimesinin anlamini ögrendigi andan beri ona sirtini çevirmis, onu hor görmüs Sansa’nin, az çok tanidigi ve hakkinda iyi seyler düsündügü Tyrion ile evlendigini ögreniyor… Bence biz Jon’un ne tepki vereceginden emin olmayisini okurduk burada. Yani Sansa’ya karsi ne hissettiginden emin bile olmayan Jon, onun Tyrion ile evlendigini ögrendiginde nasil bir tepki verebilir? Ne düsünecegini bilmezdi. Martin’in iç düsünceler ile bile anlatamayacagi bir belirsizlik, bir karmasa içinde olurdu Jon. Yani illa ki bir seyler hissederdi, ama o hissettigi sey kelimelere dökülemezdi. Ve biz hiçbir sekilde o hissi, o duyguyu alamaz, anlayamazdik. Bu noktada yani anlamsiz olurdu.

Ikincisi ihtimal ise, roman yazmanin matematigi ile alakali olabilir. Biz serideki kronolojiyi çözmekte zorlaniyoruz ama Martin elbette hangi olaylarin es zamanli gerçeklestigini falan çok iyi biliyor. Jon’un Sansa’nin evlendigini ögrendigi zaman, Martin’in Jon vasitasiyla Sur’da önemli ve tüm bir Pov’u kaplayacak, tek odak noktasi olmasi gereken bir olayin yasandigi bir zamani anlatmasina denk geliyor olabilir. Dolayisiyla Sansa’nin Tyrion ile evlendigi haberini “o” Pov’a entegre etmek mümkün olmayabilir.
Sonraki Pov’da yapsa mesela, nasil olur?.. Jon zaten ögrenmistir (önceki pov’da anlatilan olayin yasandigi gün veya günler içerisinde ama Martin o pov’a bunu entegre edememistir), biliyordur, ama mesela Lord Kumandan odasinda tek basina otururken tekrar o an’a döner, yani haberi aldigi an’i hatirlar (Martin bunu arada yapiyor biliyorsun). Böyle olabilirdi, ama sorun su ki, bu olayi hatirlamasini ve o an’a geri dönmesini tetikleyen bir sey olmali ve Sansa-Jon iliskisini düsününce, bunu yapmak kolay degil. Yukarida dedigim gibi, söz konusu kisi Arya olsa, hiç sorun olmazdi… Sansa’nin yerinde Arya’nin oldugu bir kurgu hayal edelim…

Jon kendini yalniz ve yorgun hissediyordu; ugrasmasi gereken o kadar çok sorun vardi ki, hangisinden baslayacagini bilmiyordu. Hepsiyle basa çikabileceginden bile emin degildi. Bazen Robb’un savasina katilmak için kaçtigi o geceyi hatirliyor, yeniden yasiyor ve bu sefer kardesleri onu geri getirmek için pesinden gelmiyorlardi. Bundan daha fazlasini canlandiramiyordu kafasinda, sadece sonu olmayan bir yolda dört nala ilerledigini hayal ediyordu. Yakalanir miydi? Yoksa Robb’a ulasmayi basarir miydi?.. Bir yemin bozan oldugu için Robb onu ölüme mahkum eder miydi? En zor soruydu bu, cevabindan korktugu bir soruydu. Robb’un gözünde bir kardes oldugu anlar vardi, hemen sonrasinda ise Theon Greyjoy kadar bile degeri olmayan bir piç oldugu anlar… Ona arada sirada degil, her zaman deger veren, evinde hissetmesini saglayan sadece bir kisi olmustu hep. Onu düsünmek, son zamanlarda hep oldugu gibi, yine canini acitiyordu. “Robb’un yerinde o olsaydi, bana kosup sarilirdi. Beni saklardi, korurdu,” diye düsündü Jon. “Arya beni bir yeminbozan olarak bile kabul ederdi”. Benim küçük kiz kardesim.
Arya, Jon’un her zaman aklinin ve kalbinin bir kösesindeydi, fakat son birkaç gündür onu düsünmedigi ve caninin yanmadigi tek bir an bile yoktu.
“Cocuk Kral, Lord Mace Tyrell’in kiziyla evlenecekmis,” demisti Kara kardes. Jon onu Nöbete adam toplamasi için göndermis ama o, adamdan çok, havadislerle dönmüstü. Jon içten içte Lordun kizi için üzülüyordu ama bir yandan da Eski Tanrilara sükrediyordu; kiz Arya’nin yerini almisti, Joffrey ile o evlenecekti.
Kara kardes duraksamisti, verecegi baska havadisler de vardi belli ki ama tereddüt ediyordu. Bir an göz ucuyla adamin kendisine baktigini da sanmisti Jon, emin olamadi.
“Iblis de evlenmis,” dedi sonunda Kara kardes.
Bu, Joffrey’nin Tyrell kizi ile evlenecegi haberinden daha fazla ilgi ve meraka sebep oldu. Dogrusu, Jon da, az da olsa tanima sansina sahip oldugu Tyrion Lannister’in kiminle evlendigini, hatta onun gibi bir adamin nasil olur da evlenebildigini merak etmisti.
Kara kardesler alay dolu yorum ve tahminlerde bulunup, salonu kahkahalarla dolduruyorlardi. Havadisleri getiren Kara kardes gülmüyordu; Jon bir kez daha göz ucuyla adamin kendisini baktigini ve ardindan hemen gözlerini kaçirdigini farketti, artik emindi. Bu onu endiselendirmeye baslamisti; tanidik bir bakisti bu, son zamanlarda birçok kez karsilastigi bir bakis. Babasini düsündü, Robb’u, Bran ve Rickon’u. O an kalkip ortak salonu terketmek, kaçmak istemisti Jon. Alacagi haberin ne oldugunu aslinda o zaman anlamisti ama duymak onu korkutuyordu, duymak her seyi daha da gerçek yapacakti. Kaldi, derin bir nefes alip yumrugunu üç kez masaya vurdu… Güm, güm, güm… Kahkalar, yüksek sesli konusmalar, fisiltilara dönüstü. Jon gözlerini Kara kardese çevirdi ve zaten bildigi haberi duymak için bekledi. Ölmedi diye düsünüp rahatlamaya çalisiyordu. Yasiyor. Ve Tyrion… O iyi bir adam, ama… Ama’dan önce söylenen hiçbir sey aslinda önemli degildir diye hatirladi.
“Cüce… Tyrion… Ned Stark’in kiziyla evlenmis. Arya Stark ile,” dedi nihayet Kara kardes.
Ortak salonda tek bir fisilti bile yoktu artik, ya da Jon hiç bir sey duymuyordu. Gözler onun üzerindeydi. O tanidik bakis, o tanidik ifade artik herkesin yüzündeydi. Jon hiçbirini görmüyordu. Yasiyor diye düsündü tekrar. Ama’lar hayalet ellere dönüsüp bogazina yapisiyor, onu nefessiz birakiyordu.

Wuuu kaptirmisim ya :smile: Hosuma gitti, yazdikça yazdim. Devamini sen hayal et :smile:
Neyse yani gördügün gibi, Arya olsa, baglamak çok kolay. Jon’un odasinda hüzünlü ve yorgun halde oturmasinda gir, gerisi çorap sökügü gibi geliyor. Sansa’ya da bir sekilde baglanabilir ama böyle kolayca, akici bir sekilde olmaz, ve Arya örnegindeki olabilecek o duygu yogunlugu, o vuruculuk olmaz kesinlikle, yarisi kadar bile. Dolayisiyla, Jon’un o haberi ögrendigi an’i yazmamak veya o an’a sonradan geri dönmemek bence en iyisi. Ben herhalde “Olmasaydi da olurmus” derdim öyle bir durumda.

Bunun disinda; Tyrion’un babasini öldürdügü haberi bundan çok daha önemli, ve farkli. Jon’u bir kenara birak bu konuda, onun açisindan düsünme. Koskoca Tywin Lannister, oglu tarafindan öldürüldü; bu Tyrion-Sansa evliliginden kat kat daha önemli bir olay ve bu haber her yere yayilmalidir ve yarattigi tepki de mümkün oldugu kadar gösterilmelidir. Diyari etkileyen bir olay bu. Buna “Jon’un, Tywin’in Tyrion tarafindan öldürüldügünü ögrenmesi” seklinde degil, “Gece Nöbetinin ögrenmesi, bu büyük olayin haberinin oraya kadar ulastigi bilgisi” seklinde bakmak daha dogru olur bence.

Oturmak zorunda, dogru. Kral Robert öldügü an da o tahta Joffrey degil, bir baskasi (Stannis) oturmaliydi ama öyle olmadi. Bu seride ne zaman hakeden hakettigi yerde oldu ki, bundan sonra olsun?
Shireen veya Edric Storm… Kim destekleyecek bunlari? Stannis de daha ölmedi mesela kitapta; kim destekliyor onu? Hakki olani alabildi mi? Alamadi çünkü Tywin vardi. Shireen veya Edric de alamayacaklar çünkü Cersei olacak.
Cersei Tywin kadar zeki, sogukkanli degil kesinlikle, elbette ama yine de Tywin’in yerini alacak bence. Tommen ve Myrcella öldüklerinde, kaybedecek bir seyi kalmayacak Cersei’nin. Korkmayacak, “Daha kötü ne yasabilirim ki zaten?” diye düsünecek. O utanç yürüyüsü Cersei’nin dönüm noktasinin bir kismiydi, kalan çocuklarinin ölümü ise o dönüm noktasini tamamlayacak. Bambaska bir Cersei ile tanisacagimiza inaniyorum ben, ciddi ciddi Tywin’in di$i versiyonu olarak çikacak karsimiza; elbette dedigim gibi onun kadar zeki olamaz, ama gayet uygun bir yakistirma da olur bu. Mesela Dany yeri geliyor Rhaegar’a, yeri geliyor Fatih Aegon’a benzetiliyor. Onlar kadar zeki mi? Tecrübeli mi? Güçlü mü? Bilgili mi? Hayir ama o ruh var, o bakis var, o durus var. Ona baktiginda Rhaegar veya Fatih Aegon’u akillara getiren bir sey var iste. Cersei için de buna benzer bir durum olacak bence, ve o tahti kimselere birakmaz, bunun için elinden gelenin fazlasini yapar.

Onu ben de düsünüyorum, “Acaba Tyrion mu?” diyorum, sonra bir bakiyorum ki ayni durum onun için de geçerli oluyor. O da açik seçik ortada gibi görünüyor :smile:
Bu küçük erkek kardesin illa Cersei’nin kardesi olmasi gerekmiyor diye bakarsak olaya… Karmasa! Cok zor. Küçük erkek kardes tanimini karsilayan birini bulmalisin, ve bu kisinin Cersei’ye düsman olmasi gerek veya düsman olma ihtimali (bir zemin).

Aslinda benim çok begendigim bir teori var bu konuda. Valonqar Arya :sunglasses:
Belki daha önce de anlatmisimdir.
Arya, bir “Yüzsüz adam” oldu/olacak ya hani? Bunun bir sebebi olmali, yani illa Arya’yi son iki kitapta bu özelligi ile görecegiz. Birçok kez olmaz tabi, bir anlami kalmaz, basitlesir olay. Bu yüzden çok ama çok önemli bir olayda bu özellikle boy gösterecektir.
Teori su… Arya, Jaime’nin yüzünü alacak. Yani Jaime gidici. Aaa bu arada aklima ne geldi. Hani benim Leydi Tasyürek teori basliginda, sen sonradan Jaime’ye ne olacagini sormustun. Ben Tasyürek öldürmez herhalde, kadin a$mis oralari, kafayi sadece Kizil Dügünün intikamina takmis demistim. Ama biliyorsun benim teoride, bir bonus teori var; Arya’nin intikam sirasinda Ikizler’e gelisi ve dolayisiyla annesine kavusmasi.
Benim teori ve bu anlatacagim teori dogruysa eger, bu ikisini birlestirip, esir olan Jaime’nin Tasyürek tarafindan degil ama Arya tarafindan öldürülebilecegi ihtimali üzerinde durabiliriz.
Neyse, teoriye döneyim. Teori diyor ki, Arya Jaime’yi öldürecek, ve onun yüzünü takip Kral Sehrine gidecek (hikayenin sonlarina dogru tabi, yoksa genç ve güzel Kraliçe olayi falan güme gider), orada takilir da biraz, eglenceli olur bizim için bunlari okumak ve nihayetinde Cersei’yi öldürür.
Kehanet yanlis mi çikar bu durumda? Hayir, sadece yanlis aktarilmis olur. Kehanetin sahibi Maggy sonuçta ne bilsin Cersei’yi öldürecek kisinin esasinda bambaska biri oldugunu, yüz degistirdigini? Kadin gördügünü söylüyor sonuçta.

Keske biraz da anlatsa, azicik, minicik :smile:

Ooo bak bu güzel haber iste! Cok merak ediyorum orayi ve orada kimlerin yasadigini.

Baskalarinin yaninda kaldi ama kontrol altindaydi, çirak bile degildi mesela. Ilk suikast görevini basariyla tamamlamasindan sonra çirak oldu ve egitilmesi için Izembaro’ya verildi. Orada bitti zaten Arya’nin Ejderhalarin Dansi kitabindaki serüveni.
Bu Izembaro Arya’nin Kis Rüzgarlari’nda çalistigi tiyatronun sahibi ayni zamanda. Aslinda hala kontrol altinda bak ama öte yandan, paylasilan pov’u okuyunca bir bagimsizlik, özgürlük de var gibi. Birde Arya’yi biliyoruz mesela, simdi çirak olarak alindigi için bile bir rahatlama hissetmis olabilir, “Yasli Adam’in gözüne girdim, tamamdir” diye düsünebilir. Bence Arya karakterine uygun bir davranis bu. Yeni kimligi birde Pov’da bana yansidigi gibi, ona az çok özgürlük sagliyorsa ohooo… :smile:

Cok uzun yaa, özet geçsene :smile:
Millet de kafayi yemis valla, bir gümlümsemeyi analiz ediyorlar :smile:

Anahtar benim de dikkatimi çekmemisti. Belki Merhamet kimligi ile gerçeklestirmesi gereken görevle alakalidir. Sonuçta sadece bir tiyatroda maskeli oyuncu degildir bu kiz, bir esas görevi vardir.
Bu arada dizide de bir tiyatro geçmisi vardi degil mi? Oyuncu degildi ama hizmetçi gibi bir seydi, getir götür yapiyordu belki, tam hatirlamiyorum. Orada görevi kadin oyuncuyu öldürmekti, basaramadi ve bu olay onun Westeros’a gitmesi ile sonuçlanan “süreci” baslatti. Kitapta da bir tiyatroda çalisiyor, oyuncu bu kez, ve esas görevini unutup Raff’in pesine takiliyor, onu öldürüyor. Bu olay da muhtemelen kitapta Arya’nin Westeros’a gitmesi/kaçmasi ile sonuçlanan süreci baslatacak.
Dizide izlediklerimizi ciddiye almaliyiz gerçekten de :smile:

Stannis isine gelene inaniyor. R’hllor falan tabi umrunda degil onun, ama Azor Ahai olmak, Vadedilmis Kisi olmak söz konusu olunca, sorun yok, ona inaniyor :smile:
Bence Stannis bos bos konusuyor. Yaa kendini dogru dürüst ifade edemeyen bir adam bu, yazar istese de onunla bir mesaj veremez bize, Stannis Stannis olmaktan çikar :smile:

Jade Compendium o kitabin adi galiba, Türkçeye nasil çevrilmis hatirlamiyorum.
Baktim simdi, Essos efsaneleri ve hikayeleri ile dolu bir kitapmis. Yazari, Volantisli Colloquo Votar.

Valla iste onu ben de anlamiyorum.

He onu diyorum zaten, Sam’e söylemisti, Jon’a niye söylemiyor da kitap birakip gizem yaratiyor?
Digerleri ile konusmadi evet, zaten tek tek herkese gidip “Lightbringer degil o, i-ih, degil” demez ama Jon koskoca Lord Kumandan, git ona söyle, anlat aklindakileri, biz de rahatlayalim :smile:

:joy: Evet yaa, dizideki Jon çok daha safoz :smile: Lala (ablam öyle diyor böylelerine :smiley:)
Bu arada ben kitap serisini ilk okudugumda, birinci kitapta Jon’a gicik olmustum. Kibirliydi, aglakti, ergenin tekiydi yaa (gerçi ergendi zaten ama neyse, anladin iste)! Sürekli bir “acilarin çocuguyum modu”, yani tamam, hos bir hayati olmamis ama öeeh yani! Gerçekten ilk kitaptaki Jon Povlarini hiç sevmem. Sonrakilere de bayilmiyorum aslinda, çok agir Jon povlari, fazla kasvetli, Jon’un ruh hali de malum :smile:

Ne bileyim valla? Adam yaslandi, kafasi gidip geliyor, bir seyler kuruyor desem… Yok yani, Üstat Aemon sonuçta; zeki, bilgili, görmedigi halde etrafta neler oldugunu çakan adam.
Off ben ona çok acimistim biliyor musun? Dany’yi ögreniyor ya hani? Ona gidemedigi için hissettigi o çaresizlik, “keske daha genç olsaydim” demesi, onun yaninda olamadigi için üzülmesi falan… Bayagi etkilemisti beni o kisim.

Kesinlikle. Kurtlarin Zamani… Bu sekilde çevirebiliriz sanirim, en uygunu bu gibi geldi.
Starklarin yükselisi zaten beklenen bir durum. Martin’in kitap için düsündügü ilk ismin bu oldugunu hiç ögrenmeseydik bile, bu kitapta Starklarin yeniden yükselisinin ön planda olacagini bilirdik, biliyoruz. Tam zamani yani, bu kitapta olursa olur zaten bu yükselis.


#170

Hmm bu mantıklı geldi bana… Haklısın aslında, bu yönden hiç bakmadım. Yani sonuç olarak Sansa kardeşi illa ki seviyor ama ‘kardeş’ bağı yüzünden seviyor, yakınlık vs. yok. Şu an kayıplarda ve Arya için endişelendiği kadarın yarısı kadar bile endişelenip, merak etmiyor.

Sanırım 5 kitap boyunca Sansa sadece 1 kere Jon’u anıyor(ayrıldıklarından beri); o da piç olarak yaşamak zorunda kalınca “ben de onun gibi piçim, onu yeniden görmek güzel olurdu.” gibi bir şey geçiriyor içinden. Jon da üç kere anıyor; biri 3. kitap sonunda diğer kardeşleriyle; diğeri 5. kitapta yine kardeşleriyle ve bir de tek başına “Kışyarı kız kardeşim Sansa’nın hakkı” dediği. Toplu halde andığı şeyde bir duygusallık vardı; tüm kardeşlerine dair…

Bu da mantıklı. :smiley: Tyrion’u da öğrenmiş ve sonraki povlarda babasının öldürüşünü anıyor ve aynen bir Lannister ve Stannis meselesi üzerinden çağrışım yaparak hatırlıyor.

Yalnız güzel yazmışsın; ilk başını okurken dedim ki ben nasıl görmedim bunu kitapta? Bir an alıntı yaptın sandım da sonra uyandım işe :smiley: Ellerine sağlık, evet sende kesinlikle yazma yeteneği var, senaryonu bitir derim. :slight_smile:

Şimdi mesele sadece hak etmek meselesi değil… Eğer o işe girer isek -bakış açısına göre- hak etme meselesi de değişiklik gösterecektir zaten. Stannis açısından bakar isek; Lannisterlar güç sahibi, doğru ama bu, onlara hükmetme imkanı verse idi çok önce tahta otururlardı. Joff tahta geçtiğinde hala bir Barth olarak hükmediyordu; resmi olarak bir Barth; kimin hangi gerçeği ne kadar bildiği önemli değil. Keza Tommen da aynı… Haliyle siyasi olarak Stannis istediğini elde edemez; nitekim tüm olaylar olup bittikten sonra herkesin gözlerini tamamen açmak ve siyasi olarak ellerini güçlendirmek adına Edric Strom’u kullanıp, göstermek istiyordu ve keza Cersei yine aynı sebep yüzünden Robert’ın bütün piçlerini öldürttü.

Fakat resmi olarak Robert’ın bütün çocukları öldüğü zaman taht hakkı kime geçecek? Yaşayan ilk meşru Barth’a… Stannis ölmez ise ona; yoksa Shrieen ölmez ise de ona… Cersei bir Lannister olarak Barth adına hükmedemez çocukları olmadan. Barthlar bir kere yok olduğu zaman da Demir Taht’a kim oturacak meselesi karışmaya başlar. Lakin Cersei tahtı bırakmamak için de her şeyi yapar, orası kesin… Lannister Hanesi dışında hiçbir destekçisi olmadıktan sonra; sağdan soldan düşman kapısına dayandıktan sonra nasıl 7 Krallığın Kraliçesi olarak hükmedebilir ki? O zaman biz bir 7 krallıktan bahsedemeyiz artık; parçalanmış ve bağımsızlığını kazanmış 7 ayrı krallıktan bahsedebiliriz.

Ben bir ihtimal Jon olabilir diye düşünmüştüm; Valirya dilinde kullanıldığı için… Sonuç olarak bir Lannister olarak düşmanlığı var onlara yıkım getirmek istediğini söylemişti. Üç numara küçük kardeş Targların… Yani küçük erkek tanıtımına ve Lannister nefretine uyuyor.

Arya kuramını duydum ama ihtimal bana düşük geldi. Ben Jaime’nin Şafak Savaşına kadar hayatta kalacağını düşünüyorum. Yazar onu öyle İkizler katliamı sırasında Arya’ya öldürtmez bence. Jaime meselesinde benim aklıma sonradan bir şey geldi; serbest bırakır ise eğer LS, Jaime bir ihtimal Brienne ile birlikte Sansa’yı bulmak için yollara koyulabilir. Biliyorsun Cersei’nin yardım çağrısına da cevap vermek istemedi, araları bozuk; boynuzladığını öğrendi… Onur meselelerine biraz daha takıntılı olmaya başladı, eski onurunun peşinde; Sansa’yı bulup ailesine teslim ederse geri kazanacağını, bunun onurunu geri almak için son şansı olduğunu düşünüyor. Jaime/Briene’nin Vadi’ye varan maceraları hoş olabilir. Aslında hikaye açısından da hoş bir tekrarlama olur; ilk seferinde de Nehirova topraklarında esir düştü ve Brienne ile birlikte özgürlüğüne kavuştu ve bir macera yaşadı; şimdi yine aynı yerde esir düştü ve onunla birlikte tekrar yollara düşebilir. Jaime’nin KL’ye hemen dönme ihtimalini vermiyorum çünkü döner ise Cersei’nin işini çok kolaylaştırır orada.

ahahaha biz dinlemeye alışmışız, görmeye değil. :smiley:

Bunu gördükten sonra Ötekilerin amacı ve savaşın bu bölgede olacağına emin oldum gibi bir şey…

Ya fazla anlamadım, fazla kaçıyor bana; shekspır’den falan dem vurmuşlar; sanırsam tiyatral ve tarihsel bağlantılara vurgu yapmak istemişler; Mercy ismiyle vs. vs… ha bir de sanırım karakterinin parçalanmışlığına vurgu yapmışlar ve bunun daha ilk povda imasının yapıldığını söylemişler. Mercy’nin gülümsemesinin tatlığına vurgu yapılmıştı povda, tatlılık ve ölümcüllük ile ilgili bağlara değinmişler vs. yalan söyleme becerisi gibi şeyler… anladığım kısımlar kısıtlı maalesef, biraz ileri seviye kaçıyor yazanlar benim için :smiley:

Anahtar, kılıç ve paranın Merhamet’e ait olmadığını söylüyor. Bir tek bıçak ona aitmiş. Bu üç şeyin ister istemez Arya karakterine ait olduğunu anladım ve No one olan birinin de İğne’ye sahip olmaması gerekiyordu. Para da onun değilmiş. Şimdi Mercy karakteri mantıken iyi kötü para kazanan, kirasını ödemesi gereken bir evi olan bir kız… Para niye Merhamet’e ait değil?

Yağmurdan korunmak için başlığı ve üç gizli cebi vardı. Bu ceplerden birine para, diğerine demir bir anahtar ve sonuncusuna da bir kılıç saklamıştı. Gerçek bir kılıç. Belinde duran meyve bıçağı gibi değildi. Ancak bu kılıç, tıpkı diğer ceplerindeki şeyler gibi Merhamet’e ait değildi. Merhamet’e ait olan meyve bıçağıydı.

İşte bu yüzden acep bu kız kaçmaya mı niyetlendi, diye düşünmeye başladım. Parayı geri dönmek için gemicilerden birine vermek istiyor olabilir? Lakin anahtar neyin nesi? Tapınaktaki bir odayı mı açıyor? Hangi oda? Yüz mü çalacak?

Dizide sadece tiyatro izliyordu, kitapta çalışıyor hatta bir rolü var.

Dizide ufak dokunuşlar yapıyor belki ama işte dokunup geçiyor sadece.

Olabilir. :smiley:

O da doğru, konuşma fırsatları da oluyor bir çok kez. Yani “İçindeki çocuğu öldür, Jon Snow.” demeyi biliyorsun, bunu da araya sıkıştır, değil mi? Hiç böyle bakmadım meseleye. Acaba kitapta okuması gereken daha fazla şey mi var?

Bebeğime laf yok, laf yok. :smiley: Ben dizi ile tanıdım bu seriyi, ilk gördüğüm anda karakteri sevdim, haliyle onun povlarını da çok sevdim hala en sevdiklerim o. :smiley:

Bunun gizemi de ancak 6. kitapta çıkar gibime geliyor. Yoksa Martin bize gösterdi de biz mi göremedik? Malum görmekten ziyade dinlemeye çalışıyoruz. :smiley:

Aemon ve Dany buluşması çok hoş olurdu aslında. :slight_smile:

Fakat son kitap, o yüzden. Yani ortalardan bir kitap olsa yahut sondan bir önceki tamam ama son kitap için bu ismi düşünmesi ama sonra değiştirmesi… Seri bittiği zaman Stark Hanesinin konumu hakkında ipucu veriyor gibi, o yüzden mi değiştirdi acaba dedim…


#171

Harbiden mi? :relaxed:
Cok tesekkür ederim, bu gerçekten hayatimda aldigim en güzel övgülerden biri (ilk basta kitaptan alinti sanman :hushed:).
Ben roman yazsam var ya? GRRM’nin rekorunu kirarim, bir kitabi bitirmek en az 10 yilimi alir :smile:
Tekrar tesekkürler, çok mutlu oldum gerçekten :blush:

Aslinda tam olarak bir haketme meselesinden de bahsetmiyorum. Taht siralamasina göre yorumladim olayi, buna bagli bir hak meselesi, zaten konumuz da esasinda bu degil miydi?
Elbette bakis açisina göre kimin neyi hakettigi degisiklik gösterir. Ama sen Shireen’den falan bahsedince ben daha çok yasal açidan baktim olaya, ve bizim açimizdan.

Hazir hafiften konusu açilmisken, bu konuda bir düsüncemi paylasmak istiyorum.
Lannister’lar, daha dogrusu Tywin, bu “Kral olmak” konusunda bana nasil görünüyor… (Senin yazdiklarina karsilik degil yazacaklarim, yeni konu gibi düsün).
Tywin niye kral olmadi, bunun için bir adim atmadi diye düsündüm bir keresinde. Sonuç :
Bence Tywin’in hiçbir zaman Kral olmak gibi bir istegi olmadi, bu unvani, bu sorumlulugu resmi bir sekilde üstlenmek istemedi. O, bir sekilde Kral’a yakin olmayi hedefleyip, konseyde önemli bir pozisyona sahip olup, Kralligi bu sayede yönetmeyi tercih etti. Yani yöneten olmak için çabaladi ama asla en tepedeki adam olmak istemedi. Ve bu elbette Tywin’in gözününün yükseklerde olmadigi anlamina gelmiyor, aksine, gözü hep yükseklerde ama göz önündeki güçlü adam degil, bir adim geride duran güçlü adam olmayi tercih ediyor.
Zekasi ile, kendi isteklerini Kral’a kabul ettiriyor ve uyguluyor. Gücü ve yine zekasi ile, konseyi avcunun içine aliyor. Kral’in adina konusuyor, onun “kararlarini” uyguluyor ve en ufak bir sorunda ne oluyor? Halk veya diger haneler her seyden önce Kral’dan sikayetçi oluyorlar. Tywin iyi dönemlerde göz önünde oluyor, takdir ediliyor ama kötü dönemlerde ise sorumlu Kral oluyor.

Simdi elbette bunlarin her biri için kitaptan örnekler veremem, zaten benim amacim Tywin’in gizli mantigini, stratejisini anlamaya çalismak.
Bu adamin Kral olmak gibi bir istegi olsaydi, bunu Robert’in Isyani sirasinda yapardi, bunu gerçeklestirme firsati da vardi, sansi da.
Bir yil süren bir isyanin sonunda, Isyancilar artik yorgun, bitkindi. Tywin ise o bir yil boyunca Bati Topraklarindan disari adimini atmadi, ordusu da dolayisiyla iyi durumdaydi. Ek olarak, digerleri savasirken, o kösesinde sessiz sedasiz ordusunu daha da büyütebilirdi; bunu da yapmadi.
Ordusunu aldi, Kral Sehrine geldi, sehri yagmalayip ele geçirdi. Kral olmayi isteseydi, o an olurdu, bundan daha iyi bir firsat çikmazdi karsisina. Bunu yaptiginda elbette savas devam ederdi, ama Kral olmayi, en tepede olmayi isteyen bir adam bunu göze alirdi.
Tywin ne yapti peki? Sehri isyancilara teslim etti ve kizini yeni Kral’a e$ olarak verdi; neredeyse kilini bile kipirdatmadan Kraliyete ortak oldu, bir sonraki Kral’in kendi torunu olmasini garanti altina aldi.
Yani Tywin Lannister, hanesinin en tepede ve riskli, çok sorunlu bir konumda olmayi degil, bir adim geride görünmesini ama hep güçlü olmasini hedefledi, tercih etti.
Bu mantikla Tywin, babasi Tytos yüzünden bir çöküs yasamis Lannister hanesini yeniden ayaklandirip, altin yillarini yasamasina sebep olmustur. Yaptigi tüm planlar uzun vadelidir, hanesinin 50 yil sonra bile ayakta ve güçlü olmasini hedeflemektedir.

Lannister Hanesini, Tywin dönemi üzerinden degerlendirdigimde, karsima bu sonuç çikiyor. Yani yaklasik son 15 yili ele aldigimizda, Lannister hanesi imkani olmadigi için degil, tercih etmedigi için tahta oturmuyor. Elini tasin altina koymadan, o lanetli tahta oturmadan yönetmeyi hedefliyor.

Tabi söyle de bir durum var… Adamin tüm emekleri Cersei ve Jaime tarafindan heba edildi :smile:

Sen ne düsünüyorsun?

Tywin sayesinde önemli degildi iste. Cersei’nin çocuklarinin Jaime’den oldugu haberi yayildiginda, buna inananlar çoktu, hatta “inanmiyorum” diyenler bile içten içe “acaba?” diyordu bence.
Ama isin ucunda Tywin Lannister’i karsisina almak var, sorun bu. Eger Tywin o sirada ölmüs olsaydi, olaylar çok farkli bir sekilde gelisebilirdi. Peki Tywin öldügünde nasil oldu da karmasa çikmadi? Cünkü Menzil gibi bir süper gücün basindaki Tyrell hanesi ile akraba olmustu Lannister hanesi. Zaten o noktada, Joffrey veya Tommen’in piç oldugunun kaniti sunulsa, Tyrell’lerin umrunda olmazdi; malum Kraliyete ortak oldular, gerisi bos. Bu evlilik olmasaydi, Tywin öldügünde çook olaylar olurdu.
Bak yine baska bir soy isim (Baratheon) üzerinden diyari yöneten Lannisterlar; yine hanesinin gelecegini saglamlastiran (Tyrell hanesi ile evlilik) bir Tywin Lannister.
Ve yine bunun da içine eden, daha da edecek olan bir Cersei :smile:

Nerede okudugumu hatirlamiyorum ama, Barthlar öldügünde, tamami, taht tekrar Targaryen hanesine geçiyormus. Artik Baratheon hanesi ile olan kan bagi sayesinde mi? Yoksa nihayetinde o tahtin gerçek sahibi olmalarindan dolayi mi? Orasini hatirlamiyorum.

Is zaten o noktaya gidiyor bence kitapta. Dizide zaten öyle.
Ve diyarin parçalanmis olmasi aslinda Cersei için avantaj biliyor musun? Hepsi ayri takiliyor, öyle yapmasalar, birlesip Cersei’nin üzerine giderler.
Dizide mesela Dany’nin yanina Dorne+Menzil’i kattilar ama ne oldu? Nihayetinde Menzil parçalara bölündü; bu bayagi zorlama oldu, saçma oldu, çok eksik vardi ama baska çare de yok gibiydi. Cünkü Menzil’in tamamini Dany’ye kattiklarinda, Cersei’nin hala direnebilmesi az önce belirttigim saçmaliktan daha da saçma olurdu. Güç esitligi saglamaya çalistilar, ejderhalari kullanmayi geciktirdiler (ki aslinda bunun açiklamasi uygundu; arada öfkelenip tersini yapmak istese de, nihayetinde Dany’nin direkt ejderhalarla sehirlere saldirip binlerce masumu öldürmek istememesi gayet karakteri ile uyumluydu).
Neyse ama cidden Menzil konusunda dizide çok büyük bir olmamislik var. Ben Hightower hanesini görürürüz saniyordum mesela; koskoca Menzil, Tyrell ve Tarly hanelerinden ibaretti. Gerçi bu halde bile her sey oldu bittiye geldi, birde Hightower falan katsalardi… Tahmin bile edemiyorum :smile:
Off yaa 10 bölüm olsaydi, güzel güzel anlatirlardi iste her seyi. Yedinci sezonda hepimiz manyagi döndük valla, basimiz döndü diziyi izlerken. Son sezonun 6 bölüm oldugunu düsündükçe bayginlik geçirecek gibi oluyorum…

Ben bugün konudan konuya atliyorum sanki :smile:

Umarim öyle bir sey olmaz. Jon zaten çok büyük meselelerin içinde ve ön planda, belirleyici bir karakter olacak. Bu olayin disinda kalsin, her yerde karsimiza çikmasin. Benim hosuma gitmez Valonqar’in Jon çikmasi.

Valyria diline gelirsek… Ben buna takilmiyorum çünkü Maggy esasinda Essos’lu, dolayisiyla ana dili Valyrian olabilir. Bu dil hala konusuluyor, tabi Yüksek Valyria dili de degil, onun yozlasmis denilen hali, hatta halleri konusuluyor.
Maggy’nin kocasi zengin bir tüccarmis, baharat ticareti yapiyormus. Adam sanirim Westeroslu, Essos’dan Maggy ile evleniyor. Onu sonra Lannis Limanina getiriyor; nasil oldu orasini tam bilmiyorum ama Maggy’nin oglu, Tytos Lannister tarafindan büyütülmüs. Sonra Tytos ona Lordluk unvani vermis, oglan Spicer hanesini kurmus. Bu hanenin simdiki üyeleri Jeyne Westerling’in annesi Sybell ve amcasi Rolph Spicer.

Umarim öyle bir sey olmaz yaa çünkü ben cidden “Sansa’nin pesinde…” olayindan bunaldim. Bunu okumaktansa, Jaime’nin ölmesini tercih ederim.
Tekrara düsmek gibi olur zaten bu. Yeni, farkli bir macera olsun ama lütfen Sansa ile alakali olmasin.

Ötekilerin amacinin Yüzler Adasi ile ilgili, bir baglantisi olabilir mi? Olabilir, orasini bilemem. Ben sadece Yüzler Adasi ile ilgili çok önemli bir sey ögrenecegimizden eminim, ki herkes böyle düsünüyor sanirim.
Ama Ötekilerin savasinin o bölgede olmasi… Sanmiyorum yaa, bence o savas genele yayilacak. Hem, afedersin, kiç kadar yer yani, neresinde savasacaklar? Bölge diyorsun, tamam ama orasi biraz karisik. Bir adadan bahsediyoruz, ve ufacik yer yani dedigim gibi. Ada ve adanin disi, o bölge diyorsan, ee bu durumda da o adanin pek bir anlami kalmiyor sanki. Anlatamadim pek ama neyse bosver :smile:

Dedigim gibi yani, kafayi yemisler :smile: Yok yani tamam biz de analiz ediyoruz, arastiriyoruz falan filan ama Asoiaf disina da çikmiyoruz yani. Endiseli bir durum :smile:

Bunu basitçe Arya’nin onca zaman aldigi egitime ve nihayetinde edindigi tecrübeye baglayabilirlerdi. Ben öyle yapiyorum :smile: Profesyonel bir suikastçi, usta bir yalanci olmak için egitim alan bir kiz bu. Ek olarak, aldigi kimligi öyle benimsiyor ki, her seyi ile o kisi oluyor, role giriyor tamamen. Mesela o söz konusu Pov’da Merhamet olarak Ortak Dil’i çat pat anliyormus gibi davraniyor. Yani onun bakis açisindan okuyoruz, gizli sakli yok iç düsüncelerde ama yanlis hatirlamiyorsam karsimizda, esasinsa ortak dili bilen ama bu dili bilmeyen birinin kimligine büründügü için cidden bilmiyormus, iyi anlamiyormus gibi düsünen ve Arya olarak intikamini almak için hareket ederken bile son an’a kadar Merhamet olmaya devam eden biri var.
Gerçi Pov’u okuyali çok oldu, yanlis hatirliyor da olabilirim ama öyle kalmis aklimda.

Farketmez. Esas görevinin ne oldugunu bilmiyoruz, belki de o anahtari çalmak görevinin bir parçasidir. Onu demek istiyorum.

Para konusunda ise, belki üzerinde Merhamet’e ait para da vardir, gizli olmayan bir cepte. Gizli cepte olan para Arya’nindir.
Neden üzerinde tasiyor? Evet, akla ilk gelen sebep, kaçmak için firsat kolladigi, bu yüzden üzerinde para bulundurdugu. Ama Arya’nin durumunu falan degerlendirince, o noktada kaçmasini gerektirecek veya bunu istemesine sebep olacak bir sey yok henüz. Hatta bayagi kendini yeni kimligini kaptirmis, bundan keyif aliyor gibi görünüyor.
O yüzden, Igne ve para sahip oldugu tek zenginlik oldugu için belki de onlari yaninda tasimak istiyordur. Bir yere saklamak, içine sinmiyor olabilir. Hazir o gizli cepler varken de, yaninda tasimayi tercih ediyordur, içi rahat ediyordur hatta belki de, bu ona iyi geliyordur. Arya olmayi geride birakmasi gerektigi halde, bunu bildigi halde, Arya’ya tutunmak istiyordur. Ve Arya olarak, Igne disinda sahip oldugu tek sey o para olabilir. Üç bes kurus belki de, ama bir yere saklamayacak kadar degerli, “Arya’nin parasi”.

Bilemiyorum. Ben Arya’nin duygusal bir karakter oldugunu düsünüyorum, hatirlarsin hatta, bunu tartismistik. Sen ayni sekilde düsünmüyordun. Tabi yanlis anlamistin sen galiba beni, Arya’nin en belirgin kisilik özelliginin duygusallik oldugunu söyledigimi sanmistin, ama hayir, özelliklerinden biri diyorum ben. Ön plana çiktigi anlar var, hiç öyle bir özelligi yokmus gibi duran anlar da.
Yukarida yazdiklarim da iste Arya’nin duygusal oldugu düsüncem ile ile baglantili bir açiklama, her seyden önce benim olaya bakis açim.

Kuliste de takiliyordu, hatta oyunculardan biri paltosunu firlatiyor yikamasi için, onu orada çalisan biri zannediyor. Neyse aslinda çok da önemli degil.
Bu arada orada da adi Merhamet.

:joy:

Ayni sekilde, ben de dizi ile tanidim seriyi. O yüzden dizideki Jon’dan sonra, ilk kitaptaki Jon harbiden aglak, ergen geldi bana. O Jon’a uyuz olmustum ama yoksa severim yani, ikinci favori karakterim.

Hee son kitap diyorsun, ben sonraki kitap sandim.

Su an keyfim kaçti yaa. Spoiler yemis gibi hissediyorum, öyle böyle bir spoiler degil ama, yilin spoiler. Son on yilin spoileri :smile:
Son kitap için “A Time for Wolwes”… Ne yani? Son kitap Stark hanesi üzerine kurulu olacak anlamina mi geliyor bu? Ya da büyük finalde onlar mi ön planda olacak? Kapanis onlarla mi yapilacak?
Yalniz “A Time for Wolwes”'dan “A Dream of Spring”'e dönmek… Ayni kitap için düsünülmüs ama bambaska his ve düsüncelere sebep olan iki isim; bundan ötesi olamaz.
Neye göre degerlendirecegiz biz simdi? :smile:


#172

Rica ederim. Roman yaz, okurum yani(türü bana hitap ettiği sürece :stuck_out_tongue: ) . :slight_smile:

Hoşuma gitti yani o kısa hikaye. :wink:

Yasal açıdan bakınca zaten Stannis’in kızı gelmiyor mu? 6. kitapta da zaten Stannis -ben ölürsem kızımı tahta oturtacaksınız, onun için savaşacaksınız.- diyordu. Cersei’nin bebeleri öldüğü anda zaten hak sırası vesayet düzenine göre kıza geçiyor(Stannis ölür ise).

Şu kısma imza çakıyorum. :smiley:

Aslında haklısın, şimdi düşününce Tywin kral olmak adına bir adımda bulunmadı ve doğrusu onun taktiği çok daha akıllıca; ben olsam ben de öyle yapmayı tercih ederim, daha güvende olurdum ve elbette hanem de… :slight_smile:

Vesayet düzenini anladım ise eğer aslında evet, hak doğrudan onların olmalı yine; elbette benim bakış açımdan en başta Barthlar bu hakkı onlardan zorla aldı… Yine de kaptırmasalardı yani :smiley: Kaptırdılar, şimdi yeniden alabilirler… Lakin bu ölümler gerçeklikten sonra 7 krallık birden “Ya tamam, Dany/Aegon siz geçin tahta, hakkınız zaten.” der mi? Ona da şüphem var. :smiley:

Ejderhan var… üç tanesine bile gerek yok… Al bin git Kızıl Kaleye ver püsküyü; orduyu da sal şehre, bitti. Bence o kadar da uygun bir bahane değildi, nasıl alacaklardı ki başka türlü? Çok daha az kanlı mı olsun istiyordu? Basit.

Al orduyu, şehri kuşat; diğer yandan üç ejderhan ile Kaya’yı küle çevir. Bitti. Zaten açlık vs. şehir isyan eder, kendi teslim olur; Cersei’ye kalmadan. Bak o zaman bir Çılgın Ateş vakası gerçekleşebilirdi. :smiley:

Dizide yahut kitapta 7 krallığın bağımsızlığını ilan etmesi Cersei’nin işine gelebilecek bir şey değil bence çünkü yöneteceğin bir 7 krallık yok ise nereyi yönetiyorsun? Kralın Şehrinin Kraliçesi misin sen? İyi, oyalan o zaman orada çocuk gibi. :smiley: Menzil sana yemek göndermesin, açlıktan geber. Euron tayfası denizleri yağmalasın, oradan da babayı alırsın. Zaten Targlar resmen şehre atlama üssü olan Ejderhakayasına çökmüş, gelen geçen gemileri onlar bile engeller. Yani Renly bayrak açtığında Menzil yiyecek yollarını kesti diye şehirde açlık vardı.

Dany’nin gücü ve imkanları bende olsaydı; birkaç aya o şehri almıştım; o da az kan dökülsün vs. diye kuşatma yaparsam, öbür türlü birkaç gün en fazla.

Atla konudan konuya sorun yok, içini dök. :smiley:

Olabilir elbette, Jaime olursa daha ironik olur ve daha uygun kaçar GoT tarzına.

Olabilir, aksini iddia edemeyiz. :slight_smile:

Başka ne amacı olacak ki? Onur peşinde koşan bir Jaime var artık… Cersei’nin zincirlerinden kurtarmış iken kendisini yeniden esarete mi atlasın? Aynı tekrara düşmek olmaz mı? Misal dizideki Jaime’ye bu yönden çok gıcık kapıyorum, salak herif resmen.

Amaç o adaya ve içindeki güçlere ulaşmak ise eğer; Ötekiler doğruca oraya yönelecektir, haliyle çevresinde bir savaş söz konusu olacaktır. Yoksa adada ne savaş olacak Allah aşkına? :smiley:

Howland oraya gitmiş ve oradaki yeşil adamlardan bir şeyler öğrenmiş, ne öğrenmiş? Bu adam sadece Jon’un kimliği açısından önemli değil bence, orayla da doğrudan bağlantı kurmuş bir karakter olarak önemli…

Sanırım yazarın beslendiği/esinlendiği şeyler Mercy karakteri ve tiyatro grubuna katması kızı… Bence çıkalım bu konudan soktuğuma pişman oldum, daha ben bile tam anlamamışım konu açıyorum deli gibi :smiley:

Mercy^den 3. karakter olarak bahsediyor sürekli, bu da kendi kimliğinin bilincinde olduğuna işaret ki zaten İğne’yi yanında taşıması başlı başına delil. Ortak Dil meselesinde adamlar Braavos dilini bilmediği zaman “hay aksi.” falan diye tepki veriyordu içinden; oynadığı karakter batı dilini bilmediği için biraz sıkıntıya düşüyordu ama orada yarım yamalak biliyormuş gibi davranmaya başlıyor “az biliyorum dilinizi.” diye yalan söyledi… şeklinde bir cümle kuruluyor. Pov boyunca da Arya kızın gülümsemesi üzerine çok vurgu yapıyor, bu yüzden bu konuda analiz yapmışlar sanırım.

Sanmıyorum, Arya’nın da paraya ihtiyacı yok. Zaten tabiri caiz ise ekmek gökten su elden… Mercy’nin ihtiyacı var ama… Ev kirası ve yemek gibi şeyler için… Yüzsüzler kızı eğitim için sağa sola gönderiyor; tiyatroya gönderme sebepleri kızın rol yapmayı öğrenmesi için olabilir, yani adam öldürme gibi şeyler olduğundan şüpheliyim. Yoksa bu kadar zaman orada vakit harcamaz ve bir tiyatrocudan ne gibi bir bilgi alabilir yahut çalabilir ki?

Yo, Arya duygusal bir kız. Fevrilik konusunda tartışmıştık; ben kız fevri biri diyordum ama sen o kadar da değil diyordun. :smiley:

Sıkıntımız yok o zaman :smiley:

ahahahahhaha ne diyeyim bilemedim şu tepkiye? :smiley:

  1. isim spoiler vermiyor aksine “acaba kazanacaklar mı?” tarzında bir düşünceye itiyor bizi ama 1. isim ciddi manada spoiler. :stuck_out_tongue: Bence gayet açık bir spoiler. :smiley: Anaaa kızzz senin Dany gidici gerçekten galiba. :smiley:

#173

Aslinda bir ara roman yaziyordum ama git gide, edebiyat, Türkçe bilgisi eksikligi kendini göstermeye baslamisti. Ki yukarida yazdigim kisa hikayede bunun izlerini görüsün, "yapiyordu, ediyordu"lardan, birden "yapmisti, etmisti"lere dönebiliyorum mesela ve hangisinin dogru kullanim oldugundan hiç emin olamiyorum. Birde tasvir konusunda da sorunum var, ben öyle güzel güzel, uzun uzun, edebi bir tarzla anlatamiyorum. Bu yüzden yazdiklarim bi noktadan sonra çok basit, yavan görünüyor.
Neyse iste tüm bunlardan dolayi, senaristlige geçis yaptim :smile: Hatta roman olarak yazdigim hikayeyi senaryo haline getirdim; hala yaziyorum, rahat 6 yil olmustur :smile: Dünyanin en tembel “senaristi” olabilirim. Takintili bir insan olmam da durumu daha kötü yapiyor, en basit sahneyi defalarca düzenliyorum, ve sonunda sinirlenip sayfayi kapatiyorum, çogu zaman haftalarca açmamak üzere.

Cenem düstü yine.
Tekrar tesekkür ederim.
Senin yazdiklarini da okumak isterim bu arada; fantastik/distopik hikayeleri severim, sen de bu türde yaziyordun bildigim kadariyla?

Aynen. Ben de iste bu açidan bakip yorum yapmistim. Normalde taht Stannis’in hakki, o ölürse de kizinin, ama taht oyunlarinda bunun bir önemi yok demek istedim yani.

Degil mi? Kral olmadan da bir diyari yönetmek mümkünse, niye Kral olmanin getirdigi yükün altinda ezilesin ki?
Tywin’i hiç sevmem ben ama adamin zekasina hayranim. Öyle de karisik bir durum var :smile:

Genelde Targcilar, Roberti’i isgalci gibi görür ya, ben öyle görmüyorum biliyor musun? Hatta bu yüzden bu forumda bir Targcidan “azar isittim” zamaninda :smile:
Yani adam isyan etmis, savasmis, almis sonuçta. Son olaylar (Elia ve çocuklari) çok çirkin tabi, bu Robert’in zaferine büyük bir gölge düsürüyor. Bunun sorumlusu tabi ki Tywin ama nihayetinde Robert’in bunu cezasiz birakmasi, hatta Cersei ile evlenerek resmen ödüllendirmesi de var.
Ama iste genel olarak bakarsak, savasmis, kazanmis. Robert’a isgalci dersek, o zaman Fatih Aegon da isgalcidir. Hatta daha da geriye gidip, Andallarin ve ondan önce de Ilk Insanlarin isgalci oldugunu söylememiz gerekir.

Benim bu konuda süphem yok; direkt “Kesinlikle demezler” diyorum :smile:

Ama bunu yaptiginda halkin gözünde nasil görünecek? Jon ne demisti hatirliyor musun? “Nihayetinde digerlerindan bir farkiniz kalmaz” gibi bir laf etmisti ve çok dogruydu. Dany de zaten Jon’un dogru söyledigini düsündü ve Kral Sehrine saldirmak yerine, Menzil’e gitti ve savas meydaninda kullandi ejderhasini.
Ve ben bundan dolayi çok mutluyum; Dany’nin ejderhalari ile sehirlere, kalelere saldirmasini ve kaçinilmaz olarak masumlari da öldürmesini hiç istemiyordum.

Neyse yani Dany halka önem veren bir Kraliçe, onlarin gözünde kötü bir imaja sahip olmayi umursamasaydi, bu karakterine ters düsecekti.
Kisacasi, bir Dany’ci olarak, ben bu konuda diziden fazlasiyla memnunum. Dany’yi tereddüte düsürdüler, çeliskiler yasamasini sagladilar ama nihayetinde onu Dany olmaktan çikarmadilar.

Tam anlamamissin ne dedigimi.
Tabi ki 7 Kralligin Kraliçesi olarak sadece 2-3 bölgede Kraliçeliginin taninmasi kötü bir sey. Ama bir yandan da onu Kraliçe olarak görmeyen bölgelerin bagimsiz takilmasi Cersei için bir avantaj. Bagimsiz takilmayip birlesseler onun için çok daha tehlikeli bir durum olur. En azindan bu sekilde Cersei zaman kazanmis oluyor ve bir seylere önlem almak için firsati oluyor.
Yani ben sadece durumun sagladigi bir avantajdan bahsediyorum, yoksa genel olarak bakarsak, dezavantajlar daha çok tabi ki. Öylesine bir tespitti benimki.

Niye alternatif olarak sadece Cersei geliyor ki aklina?
Valla GRRM Jaime karakterini alip öyle bir maceranin içine atar ki, hepimiz sasar kaliriz.

Orada bir güç varsa…

Paraya ihtiyaci olmamasi, parasi olmadigi anlamina gelmez ki. Bu kiz dilencilik yaptiginda, kazandigi parayi ne yapiyordu? Veriyor muydu Siyah ve Beyaz’in evindeki o adama?

Yukarida söylemistim, Mercy’nin de parasi vardir, gizli olmayan bir cepte.

Rol yapmayi ögrenmesi?? Yok yaa, çok basit olur bu.
Illa birini öldürme olayi vardir, Arya bir çirak artik ve bu çirakliga ilk Yüzsüz Adam görevini basariyla tamamlamasi sonucu yükseldi. Bundan sonra yapacagi her sey Yüzsüz Adam’lik ile ilgilidir bence.
Zamana da bakma, Jaqen “Bir isim verilir ve o ismin sahibi ölür. Belki bugün, belki yarin, belki bir yil sonra. Ama sonunda ölür” gibisinden bir laf etmisti.

Ben Izembaro’ya takildim burada. Ejderhalarin Dansi’nin sonunda, Arya Yüzsüz Adam egitimi için çirak olarak bu adama veriliyor, ve tiyatronun sahibi de bu adam.
Yalan söylemeyi, rol yapmayi, bilgi toplamayi falan ögrenmeyi geçti artik Arya. Artik direkt Yüzsüz Adamlik egitimi aliyor, ve Yüzsüz Adamlar ne yapiyorlar? Ölüm hediyesini veriyorlar. Bundan sonra alacagi egitim tamamen bununla ilgilidir. Daha önce ögrendigi yalan söyleme, rol yapma, izleyip bilgi toplama özellikleri ile ilerleyip “hediyeyi” vermek…
Tiyatroya, Izembaronun yanina rol yapmayi ögrensin diye verildiyse, çirakliginin hiçbir anlami kalmaz, hatta en basa dönmüs oluruz.

Hee dogru ya, seninle fevri olup olmadigini tartismistik :smile:
Duygusalligini kardesimle tartismistim ben, tabi yaa :smile:
Karistirdim, pardon.

O fevrilik konusunda ise; sen Arya Jon’un öldügünü ögrenirse Sur’a gider diyordun, ben de o kadar fevri davranmaz demistim. Yani belirli bir konu hakkindaydi, yoksa Arya’nin fevri biri olmadigini da söylemiyorum. Söyleyemem zaten, kizin duygusal oldugunu düsünüyorum sonuçta (ki bu da belirli konularda aslinda ama neyse), intikamlarindan vazgeçmedigini ve firsatini buldugunda intikamini aldigini söylüyorum. Fevri degil desem, çeliskili olur.
(Buna cevap yazma olur mu? Lütfen lütfen! :laughing:)

:joy:

1.isim farkli bir sey söylüyor, 2.isim bambaska bir sey. Ikisinin söyledigi resmen çelisiyor.
Birinciye bakiyorsun ve “Oo Starklar gümbür gümbür gelecek ve muhtemelen sonunda onlarin zamana, onlarin dönemi baslayacak” diyorsun. Sonra ikinciye bakiyorsun ve, senin dedigin gibi, “Acaba kazanacaklar mi?” diye düsünüyorsun.

:unamused:

:shushing_face:

Jon’a söylense hosuna gider mi? He? Gider mi?!

:smile: :stuck_out_tongue:


#174

Onlar zamanla yazdıkça gelişir aslında ama senaryo konusunda kendini daha başarılı hissediyorsan o yönde gitmen elbet daha iyi. Şu sıralar ben de romanın devamını getiremiyorum, tembellik vs. adına ne dersen. :smiley:

Evet, fantastik ve tarihi genelde bu ikisi… :stuck_out_tongue: Aslında son bir iki yıldır yazdığım şeyleri wattpad’e atar oldum; yayınevi bulma konusunda burada çok sıkıntılı bir süreç çünkü ve ister istemez bir köşede durup saklanmalarını istemiyorum yazdıklarımın. Bakmak istersen. https://www.wattpad.com/user/aycamutlucan

Şimdi Taht Oyunlarında bunun gerçekten bir önemi yok, haklısın ama… ama … ama… “Geldim, oturdum, kral benim!” diye de bir şey yok. Targaryenler zaten kurucu; Barthlar ise akrabalık dolayısı ile bir meşrutiyeti vardı. Tywin’in öldüğü, Jaime’nin kaybolduğu(ki tek elli bir adam olduğu için pek korkulacak yanı da kalmadı) bir Lannister Hanesinden kaşar Cersei’yi kim niye kraliöe kabul etsin? Dorne mu edecek? Menzil mi? Kuzey mi? Nehirova mı? Vadi mi? Demir Adalar mı yoksa Fırtına Toprakları mı? Ben de bunu demek istedim, seni tınlayan yok ise o şehirde oturur; kraliçenin şehri diye isim değiştirir, kendine bir şehir devleti kurmuş olursun. :smiley:

Stark Hanesini destekliyorum, biliyorsun… Buna rağmen Robert benim gözümde de işgalci. Fatih Aegon’a işgalci demek ne denli doğru, tartışmalı benim gözümde… Çünkü… Ortada 7 ayrı krallık var, her biri birbiri ile savaşıyor… Sonra adamın biri çıkıyor, geliyor ve bu 7 krallığı tek bir krallık haline getirip, başına geçerek yeni bir krallık kuruyor. Aegon, bu yeni krallığın kurucusu ve ilk kralı… Haliyle meşru monarşi bu ailede ama Robert, isyan edip yok ederek silah zoruyla işgal etmiş oluyor tahtı. Yani işe siyasi olarak yaklaşır isen ne Aegon bir işgalci ne de Robert meşru hak sahibi… Nitekim o da taht üzerindeki hakkını “kılıç hakkı” gibi bir şekilde tanımlamıştı ama elbette millet için meşru sayılma sebebi Targlar ile olan bağı. Arkasında da Kuzey ve Vadi gibi büyük krallıklar var, isteyen karşı da çıkamazdı.

Fatih Aegon tüm krallığı tam da bu şekilde ele geçirdi ama hiç kimse arkasından atıp tutmuyor, kötü konuşmuyor. Ben zaten git ejderhan ile şehri aleve ver demedim, onu ben de yapmam ama Kızıl Kaleyi yakıp kül ettiğin zaman zaten iş bitti. Onu da geçtim, daha az kanlı olmasını istiyorsan kuşatacaksın işte… Onu da yapmadı, gitti sağa sola dalmaya çalıştı. Kitapta da böyle saçma şeyler yapmaz umarım.

Yani şehirler ve kaleler başka nasıl ele geçiriliyormuş ki? Onu anlayamadım yani. Bizim evrende hiç ejderha yok; millet genelde ya kuşatıyor açlıktan kırdırıp öyle ele geçiriyor kaleleri, şehirleri yahut içeriye girmenin bir yolunu bulup askerleri öldürüyor, üstüne konuyor. Bu sırada da masum insan öldürmene gerek yok, adamlarına emredersin oldu bitti; üzerlerinde otoriter bir gücün var ise zaten emre itaat ederler etmezler ise zaten sen kral yahut kraliçe olmaya layık değilsindir.

Ne gibi önlemler? Kitaba bakar ise misal… Alacağı ne gibi bir önlem 7 ayrı krallığı yeniden birleştirip, kendini kraliçe ilan etmesini sağlayabilir?

Çünkü benim gözümde Westeros’ta şu an sadece 2 yol var; kuzey ve güney. Kuzeyde Stark macerası; Güneyde Lannister macerası var. Arada başka ne var? Essos’a gitmez herhalde? :stuck_out_tongue:

Bilemiyoruz ama işte… Kura kura para ile bağ kuracak değil, bu biraz havada asılı kalıyor kafamda; senin ve benim dediğim şey dışında ne olabilir diye düşünüyorum ama şu an aklıma da gelmiyor.

Olabilir aslında, haklısın. Böyle düşünmemiştim. Artık seviye atladı bu kız… Şu anda adam öldürme tekniklerini geliştirmesi daha mantıklı… POV’u okurken şu da dikkatimi çekti; Raff’ı öldürdükten sonra “Mercy’yi özleyeceğim, tatlı bir kızdı.” tarzında bir şey söylüyordu ve bu karakterden sıyrılmadan önce son kez gidip tiyatrodaki rolünü yapması gerektiğini söylüyordu; tecavüzüne katılacakmış… Yani sanki bu adamı öldürmese daha uzun süre burada kalacaktı bu karakter ile ama bu oğlanı öldürmesi ile işler değişti… Zaten kaçan nöbet ozanını öldürünce gözlerini almışlardı, şimdi de hoş bakmazlar hele ki senin dediğin gibi çırak olmuş biri için böyle bir hamle başa dönmektir… Bu pov, kırılma noktası bence Arya ve Yüzsüzler arasında…

Tiyatrodaki vazifesi Izembo ya da dizideki gibi Cersei rolünü oynayan kadını öldürmek değildir herhalde? Bin kere öldürmüştü sonuçta.

Şimdi… Arya’nın intikam alma duygusu zaten burada Jon meselesinde… :joy::joy::joy: Sustum sustum. :smiley:

O zaman son kitap için Starklarım adına mutlu olabilirim inşallah :smiley:

:joy::joy::joy: Öldü zaten! :smiley:


#175

Evet, kesinlikle senaryo yazmak konusunda kendimi daha basarili hissediyorum. Senarist anlatir ama gösterir de, ve bu konuda fena degilim yani :smile: Masallah, çok mütevaziyim! :smile: Ama begeniyorum yazdiklarimi; zor begeniyorum ama sonunda basariyorum.

Sizde yayinevi sorunu, bizde yapimci ve hatta kanal sorunu. Valla ben yaziyorum, o kadar emek veriyorum ama senaryomu bir yapimciya kabul ettirme sansim belki de yüzde 5 falandir. Hatta kabul ettirmeyi birak, bir yapimcinin senaryomu okumasi bile mucize olur. Adamlarin kendi senaristleri var, ismarlama hikayelerle yürütüyorlar islerini. Elinde senaryo ile gidiyorsan, önce senaryonu degil, kendini kabul ettireceksin. Zor gerçekten.
Sen ne gibi sorunlarla karsilasiyorsun?

Yaa bak o iyi iste, senin yazdiklarini paylasma sansin var. Bende o da yok, kimse senaryo okumaz, keyifli degildir senaryo okumak.

Link için tesekkürler, ilk firsatta bakacagim :blush:

:joy: Ah o "ama"lar!
Bu konuda ne söylesek dogru aslinda, fakat hep bir “ama” var, her seferinde önceki söyledigimizi yanlis yapan degil ama önemsizlestiren bir durum var.

Sistem degisikligi mi Aegon’u isgalci yapmaktan kurtariyor yani? :smile: Sen git bunu Torrhen Stark’a anlat, Gardener hanesine anlat, Durrandon hanesine, Aegon geldiginde ne kadar Kral varsa, hepsine anlat, bakalim ne diyorlar :smile:
Bir insan, geldigi ve fethetmek istedigi topraklarda yabanci ve isgalci gibi görünüyorsa, öyledir. Biz bence öncelikle onlarin açisindan bakmaliyiz. Ben kendi açimdan bakinca, Aegon tabi ki bir isgalci degil, bir fatihtir; ama 7 Kralliktaki insanlarin, Aegon niyetini açikladiginda, ilk düsünceleri onun bir isgalci oldugu yönündedir. Karisik bir durum.

O yüzden belirli bir açidan bakarsak, herkes zaten bir noktada isgalcidir. Fatih Aegon; Andallar ve Ilk Insanlar.

Yani birak kraliyet hanedanligini, mesru monarsiyi falan… Aegon geldiginde de mesela Kuzey Topraklarinin Kraliyet hanedani Stark hanesiydi. Tüm kuzeyli halk, tüm diger haneler sadece ve sadece Starklara bagliydi. Sadece onlarin hükmü geçiyordu o topraklarda. Tüm gelirler, her sey onlarindi. Aegon gelince bunlar degisti, veya eskisi gibi olmadi. Artik hesap verilecek yeni ve yabanci bir Kral vardi.

Robert karakterini hiç ama hiç sevmiyorum, hatta hep “Robert nasil olur da Ned gibi bir adamin en yakin arkadasi olabilmis?” diye de sorarim kendime.
Ben de önceden isgalcidir diyordum ama harbiden düsününce… Karisik yaa. Tamamen hangi açidan baktiginla alakali sanirim. Örnek vereyim; hani Dany “Isgalci” diyor ya Robert’a? He iste Dany %100 haklidir! Onun açisindan düsününce Robert ve onun yanindakiler kesinlikle isgalcidir, haindir.

300 yil önceki olayi, Fatih Aegon’u simdiki insanlarin düsüncelerine göre mi yorumlayalim?
O zamanki insanlar, halk ne düsünüyordu acaba?

Kusatma plani vardi zaten. Dany Kral Sehrini kusatma görevini Dorne + Yara’ya vermisti. Euron’un saldirisi bu plani bozdu. Ondan sonra da zaten her sey üst üste geldi. Yeni bir kusatma planini devreye sokmamis olmalari da tamamen sezonun 7 bölümden olusmasindan kaynaklaniyor :smile:
Ah ah… 10 bölüm olsaydi, sahane olacakti var ya…

:face_with_raised_eyebrow: :smile:
Ayça bu son çare, hatta son çarenin de ötesinde yani. Atrik yapilacak hiçbir sey kalmadiginda bunu yaparsin.
Ve felaket olur. Kral Topraklarinda her sey üst üste, dip dibe. Kizil Kaleyi yakarsan, alevler orada oraya siçrar, bir bakarsan tüm Kral Topraklari yaniyor, halk yaniyor, anlamazsin bile. Ne olacak sonra?
Aklima bir caps geldi :joy:

:joy:

Neyse yani kusatma plani, su bu falan, hepsi vardi ama Euron sagolsun, joker gibi adam, her yerden çikti. Kale konusunda ise… Dedigim gibi, Kizil Kaleye ejderha ile saldirmak felakete sebep olur. Baska kale olsa, Winterfell mesela, ya da ne bileyim? Yüksek Bahçe falan; git yak. Ama Kizil Kale farkli.
Küllerin Kraliçesi de olmak istemedi benim Kraliçem! :kissing_closed_eyes:

7 Kralligi birlestiren önlemler degil, mesela savunmasini, ordusunu güçlendiren önlemler.
He bu sadece fikir ayrica, Cersei bunu yapar, akil eder anlaminda söylemedim. Düsmanlari onu alt etmek için bir araya gelmezse, bagimsiz takilirlar ise, bu Cersei’ye zaman kazandirir, önlemler alma sansi olur dedim. Yani avantaj derken neyden bahsettigimi açiklamadim. Örnek, fikir verdim sadece. Cersei bunlari yapar mi? Bilemem. Dizide yapiyor mesela, bir sekilde, öyle ya da böyle önlemler aliyor (Altin Mürettebat). Konu ne kadar ise yarayacagi degil, orasi belli olmaz. Konu, toplu halde bir saldiriya maruz kalmamasi halinde, zaman kazanacagi ve bu zamani ordusunu güçlendirmek, saglamlastirmak için kullanabilecegi.

Yok yaww, ne isi var Essos’da? Sansa’nin pesine düssün, daha iyi :smile:
Valla ne bileyim? Martin bulur herhalde bir sey. Ben tahmin yürütmekten ziyade, temennilerim dogrultusunda konusuyorum. Ben Jaime’nin Sansa’nin pesine düsmesini veya Cersei’nin yanina gitmesini istemem. Tekrar ayni seyleri okumak gibi olur.
Tabi Martin bu konulardan birini seçip çok farkli bir biçimde ele alacaksa, o zaman tamam, sorun yok. Ama harbiden mesela, “Jaime ve Brienne’in yolu” gibi bir sey okumak istemiyorum :smile: Brienne deyince zaten aklima Kargalarin Ziyafeti’nde yasadiklari geliyor, ve öeeh yani… Lütfen bu tarz bir sey olmasin yine!

Ee akilli kiz, biliyor tabi Raff’i öldürerek “kurallara” karsi geldigini ve bunun bir bedeli olacagini. Dareon’u öldürdügünde kizi kör ettiler (ki sen de bundan bahsetmissin) ve o zaman bir hizmetçi gibiydi sadece; Yüzsüz Adam egitimi almaya layik görülmüs biri olarak kurallara karsi gelmesi, hele ki esas kimligi olan Arya’nin intikamini almasi çok daha büyük bir ceza getirecek.
O yüzden Arya tiyatroya dönüp son kez rolünü oynar ve ondan sonra Westeros’a kaçmanin yollarini arar bence ama kolay olmayacaktir tabi, basina birçok sey gelecektir kaçmayi basarana kadar. Dizide “Hadi bana eyvallah, kaçtim ben!” demeden önce basina gelenlere benzer bir durum yasanir bence kitapta da.

Yok canim, bence de degildir. Ama öte yandan tiyatroda olmasi da gerçeklestirmesi gereken görev ile ilgilidir. Yani bir baglanti vardir illa ki.

Yani! Starklar için mutlu ve umutlu olabiliriz (Ben de Starkciyim az çok, kullanici ismimden de belli zaten). Zaten baslarina gelen onca felaketten sonra, hikayenin sonunda iyi bir durumda olsunlar artik!

Dirildi ama, dirilecek. Dany ölürse, dirilmez. Ölürse ölür yani, nokta. :pensive:

:smile:


#176

Sanırım senaryo meselesi tüm ülkelerde aynı, çünkü dediğin gibi adamların kendi senaristleri vs. var… Yine de asla umudunu kaybetme ve çabalamaya devam et, çünkü Allah insanın emeğini zayi etmez, öyle yahut böyle kapı açılır. Baksana GRRM’e… :smiley:

Bizim burada da ‘kendini kabul ettirme’ sorunu var aslında. Tanınmıyorsun ve adamlar senin yazdığın şeyin satacağından çok emin değil. Aslında yaklaşım tarzlarını sakat buluyorum çünkü mantıken içerik güzel ise iyi bir tanıtım ile o kitap satar hatta içeriği çok dandirik kitaplar da gördüm ama adamlar basmış, pazarlamış ve sattırmış… Yani her şey pazarlamada bitiyor ama ancak kendi adamlarına odaklanmayı seviyorlar. Bir de bir ün vs. var ise zaten en güzeli bu, onlar için çünkü kafadan pazarlanmış oluyor. Hasbelkader 2. yahut 3. seviye bir yayınevi bulursan da Allah kerim, pazarlaması ne kadar iyi? Adil bir sözleşme yapacak mı? gibi sürüyle soru insanın kafasında uçuşuyor. Şu an fantastik bir seri için sözleşme imzaladım Hayalet Serisi; en az 6-8 ay geçti hala bekliyorum basacak diye; 3. seviye bir yayınevi maalesef ama tanıtım fena değil, sözleşme akidi de idare eder, en azından geneli ne ise o da o şekilde şart sürdü… Bekliyoruz işte, açıkçası iptal etmelerini bile isteyebilirim anlaşmayı, o derece baydılar beni…

Jon geliyor aklıma… :smiley:

Nereden bakar isen durum değişecektir; ilk zamanlar onların gözünde böyle görünmüş olabilir, olağan… Fakat bir nesil sonra böyle mi görünüyordu? Robert’tan tut Ned’e kadar herkes Aegon için ‘Fatih’ diyor; yani özümsemişler bu fikri. Bu şekilde bakar isek iki bakış açısı da doğru aslında, bu durumda Robert’ın bakış açısı da doğru Dany ve kardeşinin bakış açısı da… :smiley: Ben bu cümleleri yazdım sonra son paragrafını öyle okudum; aynı şeyi söylemişiz zaten. :smiley:

Kişisel tahminim bugün halk ne düşündü ise 5 Kralın Savaşı hakkında, o zaman da aynı şeyi düşünmüşlerdir. Bu adamlar için başlarında kimin olduğu önemli değil (soylular haricinde konuşuyorum); onlar hayatta kalmak, yaşamak, geçinmek istiyorlar; bu imkanları Deli Kral sağlasa onu da kral kabul ederler, Robert sağlasa onu da veyahut Dany gelse onu da hatta onu da geçtim piçin teki geçse başlarına onu da kabul ederler, yeter ki onları yaşat… Stannis güzel bir şey söylemişti kitapta; “Sahip olmadığım adamları nasıl kaybedeyim?” Zaten Dany bu insanların hiçbirine sahip değil; ne yaparsa yapsın o insanlar, onu bir işgalci, yabancı ve Deli Kral’ın deli kızı gibi görecekler… Ta ki Dany bütün krallığı ele geçirip, öyle olmadığını gösterip; insanlara refah sunana kadar… Ondan memnun olmayan birileri her daim olacak zaten, Tyrion da dizide söylemişti… Essos’ta şehirleri ordusuyla vs. işgal ederek, kan dökerek almadı mı? Astapor bile kanla ele geçti ki sırf ‘efendi’ diye kadın-erkek köle sahiplerini öldürdü. Yani şehir/kale ele geçirmek böyle mümkün oluyor; kanla… İlla ölecek birileri ve illa ki kapılarına dayandığında herkes sana küfür edecek…Bu yüzden dizide o “masum halk…” argümanı saçmalığın dik alası idi…

10 bin lekesiz ve en az 50 bin Dothrak ordun var; gidiyorsun savaşmaktan anlamayan piç bir kadına ve sadece denizde savaşmayı bilen bir kadına kuşatma vazifesi veriyorsun? O sırada kendisi ne yapmaya niyetli idi? Ejderha ile kale fethetmeye mi gidecekti? Yoksa şehir düşene kadar oturacak mıydı? Dizide işlenmedi bu kısım sanırsam… O Tyrell karısını dinleyecekti, verecekti püsküyü, onu bunu anlamam. :smiley:

Plan devreye sokamamıştı diye bir şey yok; Euron elini kolunu sallayarak önlerinden geçti, sonra geri geldi yoldaki Yara’lara saldırdı… Dany ne yaptı? “İntikam almasını bilirim.” diyerek Kaya’ya saldırdı. Oraya dalacağına kadar dalsana ejderhaların ile KL’ye; orduları gönder, kuşat… Euron’un donanmasını da ejderhaların ile daha önce efendilerin filosuna yaptığın gibi yak… Tyrion yerine beni danışman almalıymış, birkaç haftaya kadar tahta oturturdum onu. :smiley:

:joy::joy::joy:

İşte sen olsan ne yaparsın? Kitapta Lannister madenlerinde sorun yokmuş herhalde? Hala tıkır tıkır işliyor… Tywin ölü, Jaime kayıplarda… 7 krallık artık 7 ayrı krallık olarak lay lay lom… Sen ise KL’de oturmuşsun ve kraliçecilik oynuyorsun. Ne yaparsın?

İşte benim aklıma da ‘amaç’ olarak başka bir şey gelmiyor. Çünkü yukarıda da söylediğim gibi artık ‘onur’ peşine düşmüş bir Jaime var. Cat’in peşine takılıp oradan oraya gidecek bir adam değil bu; Cersei’ye dönmeyecektir-bir süre daha en azından-… Cat onu serbest bırakır ise vs. yapacağı tek şey Sansa’yı bulmak gibi geliyor bana… Diyar’da Jaime’lik başka hiçbir olay falan yok çünkü.

He işte benim dediğim yere geldik; hatun tüyleme niyetli. :smiley: Ha senin için bu ‘Raff meselesi sonrası’ ortaya çıkan bir süreç ama ben ‘bir ihtimal’ öncesinde de olabilecek bir süreç gibi düşündüm, çünkü İğne’yi bile yanına almış olması kafama takıldı, kendini özgür hissetti meselesi ile açıklamak kafama yatmıyor.

Dizideki gibi kolaycana olmayacağı kesin, bu yüzden nasıl başaracak merak ediyorum; adamlar git demeyecektir, bu durumda diyara kaçar ise yüzsüz adamlarla macerası tamamen kapanmayacak olabilir…Jaqen ile yeniden karşılaşmasını gerektiren bir başka ‘borç’ meselesi falan… :stuck_out_tongue:

Cidden ya acıların çocukları gibi bu aile… Dizideki temaları bile dram, trajedi kokuyor… Ağlayasım geliyor, içim bir garip oluyor. :smiley:

Etrafında bir sürü kızılcık şerbeti var, bir öpücük verirler merak etme. :joy:


#178

Insallah! Tesekkür ederim :blush:

Aklima bir kitap geldi sen böyle deyince; kitabin adini bile unuttum, artik nasil beynimden varligini silmek istediysem :smile: Yarisina kadar okudum ve sonra durup söyle dedim kendime… Bunu biri ciddi ciddi oturmus yazmis, begenmis. Sonra bunu yayinevine, editöre götürmüs, kabul ettirmis. Kitabi basmislar, epey da satmis… Ve tüm bu süreç boyunca biri de çikip “Bu ne arkadas?” dememis mi?
Fantastik türde bir kitapti, bir tek onu hatirliyorum; bir daha elimi sürmedim :smile:

Senin kitap umarim en kisa zamanda basilir ve çok satilir :blush:

Aynen, özümsemisler iste.
Zamanla Fatih Aegon ve devaminda Targaryen hanesi kendini kabul ettirmis, konumunu kabul ettirmis, insanlar onlarin varligina alismis. Önce mecburiyetten, çaresizlikten yapmislar tabi, boyun egmisler ama zamanla tabi bu sistem degisikligine farkinda bile olmadan adapte olmuslardir, hatta hep o sekilde yasamislar gibi bir his bile olusmus olabilir içlerinde. Dolayisiyla “günümüzde” Aegon’un Fatih unvani ile anilmasi gayet normal. Zaten anilmiyor olsaydi, tarih çok farkli olurdu.
Neyse ben geçmisten bahsediyorum, Aegon’un fethinin gerçeklestigi dönemden. Aegon o zamandaki insanlar için kralliklarini, topraklarini almaya gelmis bir isgalciydi, baska türlü düsünmüs olmalari mümkün degil sonuçta, degil mi? O yüzden diyorum ya, herkes bir noktada isgalci durumuna düsüyor.

Bence pek öyle degil yaa. Savaslarin temelinde hep soylularin kendi aralarinda problemleri, hesaplasmalari var ama halk da ister istemez taraf tutuyor. Hatta halk savasiyor, onlar da sürükleniyorlar bu savasin içine ve bir noktada bu onlarin da savasa, mücedelesi haline geliyor.
Bir çiftçinin eline mizrak, kalkan veriyorlar, ve hop savasa. Karsi taraftaki askerler onun da düsmani oluyor, onun orada bulunmasinin sorumlusu oluyor karsi taraf komple. Bu adamin karisi evinde düsmani alt etmeleri için, kocasinin sag salim dönmesi için dua ediyor, düsmana lanetler okuyor.
Yani savas bir noktada halkin da savasi, onlarin da hayatta kalma mücadelesi oluyor.
Tabi öte yandan aidiyet duygusu da var.
Bir Kuzeyli düsün… Siradan bir adam veya bir kadin, savasa sürüklensin veya sürüklenmesin, bu onun da savasi olur. O bir Kuzeylidir, o topraklarda yasar ve topraklarini almak için gelenler onun da düsmanidir, isgalcilerdir. Dolayisiyla Kuzeyin Kralinin veya lordunun tarafini tutarlar; belki adami hayatlari boyunca hiç görmemislerdir ama onun zafer elde etmesi için dua ederler.
Bu her bölge için geçerli bence. Soylularin savasi da olsa, halk ister istemez yasadigi bölgenin ve o bölgenin basindaki adamin, hanenin tarafini tutar, bu onlarin da savasi olur.
He tabi kendi lordlari veya krallari savasi kaybettigi takdirde, yeni gelen lord veya krali kabul ederler aninda, evlerine çekilirler. Bu ayri bir sey.

Neyse yani, bir savas sirasinda, halk nötr olmaz, “yesinler birbirlerine” seklinde bakmazlar yani olaya. Ister istemez kendi bölgeleri ve lordlarinin tarafini tutarlar o süreçte.

Dany kölelere de sahip degildi, hatta onlarla uzaktan yakinda hiç alakasi da yoktu. Ama onlari sadece özgürlestirmeyi degil, ayrica kalplerini kazanmayi da istedi. Halbuki onlari özgürlestirerek bile bunu basarirdi ama her firsatta samimiyetini, onlara gerçekten önem verdigini de gösterdi.
Dany, halk konusunda çok ayri bir yerde. Dolayisiyla onun halkin gözüne hos, iyi görünme, onlari korkutmama istegini baska meselelerle karistirmamaliyiz.
Bu tamamen Dany ile ilgili bir durum. Ona “Amaan salla Kral Topraklari halkini. Onlar bugün sana Deli Kral’in kizi, isgalci, canavar derler, üç gün sonra serefine kadeh kaldirirlar” deseler bile; Dany buna “Hee öyle mi? Iyi o zaman… Drogoooon!” demez :smile:
Dany hep en basta iyi görünmek, kabul edilmek istiyor. Ve bu da hep geçmiste yasadiklariyla alakali. Dany’de hep bir kabul edilme, hos görünme, sevilme arzusu var. Böyle bir karakter halki umursamamazlik edemez, ileride hakkinda iyi düsüneceklerini bilse bile, yine de en basinda iyi bir imaj yaratma çabasina girer.
Ve konu burada aslinda Dany’nin hakli olup olmamasi degil. Evet, bize kalsa “savas bu” deyip dalariz, imajimizi falan umursamayiz, yapilmasi gereken de budur büyük ihtimalle. Ama biz Dany degiliz. Dany gerçekten aidiyet, en basta kabul edilme, sevilme gibi konularda hassas bir karakter. Ondan x karakter gibi olaya yaklasmasini, düsünmesini bekleyemeyiz.

Sen diyorsun iste, efendileri, yani köle sahiplerini öldürdü. Bu çok yanlis bir örnek.
Dany kan dökmeye, savasmaya karsi degil. Dany sadece düsman olarak gördüklerinin kanini dökmek, onlarla savasmak istiyor. Kral Sehri gibi bir yere ejderhalari ile saldirdigi zaman, düsmanlari ve düsmanlarinin askerleri kadar, konuyla alakasi olmayan halk da zarar görecek; Dany bunu biliyor. Her ne kadar dizide aldigi yenilgiler sonucu öfkelenip ejderhalariyla Kral Topraklarina gitmeyi düsünmüs olsa bile, bunu yapmamasini ve neden yapmamasi gerektigi söylendigi zaman, sakinlesiyor ve vazgeçiyor. Ki ben inaniyorum; eger ona “yapma” diyen olmasa, Dany gitse Kral Sehrine ejderhasi ile, sokaklardaki insanlari gördügünde, vazgeçip geri döner.

Ben aksine mantikli buluyorum. Dizide yapilan, Dany’nin karakterine gayet uygundu. Onun açisindan bakmalisin, onun kisiligi, geçmisi üzerinden degerlendirmelisin olayi. “Olmasi gereken…”, “Mantikli olan…” üzerinden degil. Yoksa her karakterin yaptigini elestiririz, ve nihayetinde karakterlerin kisilik ve kisilik gelisiminin bir degeri kalmaz. Yani biz kendi açimizdan düsüneceksek, olaylari "Mantikli olan bu, böyle yapmasi gerekirdi, sonuçta durum su, bu… " seklinde bakarsak, Dany’nin veya bir baska karakterin neden bir geçmisi, bir kisiligi, onu o yapan özellikleri var ki?

Kusatma iste, gidin Lannister ordularina dalin demiyor :smile: Kusatacaklar, sehre deniz yolu ile ulasimi kapatacaklar ama sadece denizden kusatma da degil. Yara’nin donanmasi Dorne ordusunu alip Kral Topraklarina getirecekti, ve Dorne ordusu Tyrell ordusu ile birlesip, Kral Sehrini karadan da kusatacaklardi.
Dorne’a giderken Euron tarafindan saldiriya ugramalari bu plani altüst etti.
Lekesizleri ve Dothraklari Kral Sehrinde kullanmak istemediler. Neden? Bunu Tyrion açikladi… “Cersei su an Westeros lordlarini milliyetçilik ile bize karsi doldurup kendi tarafina çekmeye çalisiyor, biz Lekesizler ve Dothraklar ile Kral Topraklarina saldirirsak, Cersei’yi hakli çikarmis ve pozisyonunu güçlendirmis oluruz” diyor.

Lekesizleri ise, bildigin gibi, Casterly Kayasini almak için kullanmayi planladilar. Ve Tyrion bunun için, “Onlarca yildir, Lannister hanesinin gücünün merkezi Kaya’dir” deyip o gücü almalari gerektigini söylüyor.

Yani ilk asamada bunlar vardi. Hem denizden, hem karadan Kral Sehri kusatmasi + Lekesizlerin Casterly Kayasini almasi planlari.
Ne oluyor peki? Yara’nin donanmasi daha Dorne’a bile varmadan saldiriya ugruyor, Dany onlari kaybediyor. Durum bu olunca, Tyrell ordusu Menzil’de kaliyor tabi, tek baslarina kusatma yapamazlar.
Lekesizler ise görevlerini basariyorlar ama arzu edildigi gibi degil. Tuzaga düsüyorlar resmen.
Dorne + Yara ve adamlari + Lekesizler saf disi birakiliyor, ve tek basina kalmis Tyrell ordusu saldiriya ugruyor.
Dany bunu ögrenince, ilk asamaya dahil etmedigi (mantikli, anlasilir sebeplerle) ejderha + dothrak gücü ile Menzil’e gidiyor ve ilk zaferini elde ediyor.

Olay sadece Kral Sehrine yabanci bir ordu ve ejderhalarla saldirmama karari. Biri Cersei’yi hakli çikarip destekçi kazanmasini saglar. Digeri felakete sebep olur.

Davos’a Sogan Sövalyesi unvanini kazandiran olaya takmiyorsunuz, buna mi takiyorsunuz? :smile:

Euron çok tecübeli. Korsanlik, sürpriz saldirilar, adamin çok iyi bildigi seyler bunlar. Yanindakiler de hayatinin yarisini denizlerde geçirmis adamlar. Sürpriz saldiri, gizlice yaklasmak falan bu adamlar için zor degildir.
Dany tarafinin böyle bir saldiriya hiç hazirlikli olmadigini, hiç beklemediklerini de hesaba katalim. Onlarin Euron’dan haberleri bile yoktu.
Dany tarafinin genel olarak en büyük dezavantaji da buydu zaten; bilgi. Yanlarinda Varys gibi bir adam vardi ama ne yazik ki tüm bilgi agini, kuslarini kaybetmis bir Varys. Artik “yeni Varys” Qyburn ve o adam Cersei’nin yaninda. Cersei’nin topladigi bilginin, o bilgilere ulasma hizinin yarisina bile sahip degillerdi Dany ve tayfasi.

Sen git diziyi bi tekrar izle :smile: Lekesizlerin Kaya’ya saldirmasi plani en basta vardi; Kral Sehrini kusatma planini anlattiktan sonra Lekesizler planini anlatmisti Tyrion 2.bölümde. O zaman yola çikmislardi; 3.bölümde Varys “Neredeyse varmislardir” diyor, ondan Tyrion nasil olacagini anlatiyor ve biz olayi izliyoruz.

:smile:
Dany ejderhalarini alip Euron’un donanmasini bulmak ve batirmak istiyor zaten (3.bölüm, yukarida bahsettigim sahnede) ama Tyrion, Varys ve Missandei bunun çok tehlikeli oldugunu söylüyorlar. Iste “Tam olarak nerede oldugunu bilmiyoruz, belki de günlerce tek basiniza onun pesinde olacaksiniz. Cok tehlikeli. Isabetli bir ok her seyi bitirir” falan filan diyerek, vazgeçiriyorlar Dany’yi.

Plan çok ama uygulama konusunda hep bir sorun oluyor. Veya uygulamak mümkün olmuyor (Dany’nin Euron’un donanmasini bulup yakma plani).

Sen önce git 7.sezonu yeniden izle :smile: He birde Dany açisindan, onu karakterini aklinda tutarak analiz et olaylari :smile:
Valla Dany “Oradan bakinca Cersei’ye mi benziyorum?” deyip kovardi seni :smile:

Dany ve Jon birbirlerine benziyorlar. Sen kendine su soruyu sor. Jon’un ejderhasi olsa, Kral Sehrine ejderha ile saldirir mi?
Cevabi düsünmene de gerek yok aslinda; saldirmaz! Dany’yi bunu yapmaktan vazgeçiren o zaten. Kitaptaki Jon için düsünsek; o da yapmaz. Jon’u elestirir misin peki? Elestiremezsin; çünkü Jon da, Dany de düsman ile birlikte halkin da zarar görecek olmasini umursamamazlik etmezler. Ejderhalar Cersei’de olsa, o yapar bunu, hatta halk aklina bile gelmez yani.

Konu benim, bir baskasinin, veya Cersei’nin ne yapip ne yapmayacagi degil ki. Ben sadece öyle laf arasi “Cersei düsmanlarla çevrili ama o düsmanlarinin hepsinin birlesmemis olmasi da aslinda bir avantaj olur. Toplu bir saldiriya, kusatmaya maruz kalmaz ve bu ona bir takim önlemler almak için zaman kazandirir” dedim.
Yani öyle muhabbet ederken, onca dezavantajin içinde, ufak ve olasi bir avantaj gördüm, bunu dile getirdim. Basli basina bir konu haline gelecegini de tahmin etmedim :smile:

Aynen, ben bu tüyme girisiminin Raff meselesinden sonra Arya’nin gündemi olacagini düsünüyorum, bu yüzden ayni frekansta degiliz hala :smile:

Yalniz bak Arya ve Yüzsüz Adamlar olayi da çok enteresan bir sekilde gelisiyor.
Syrio’ya kendini sevdiriyor, hemde öyle sevdiriyor ki, adam onu kurtarmak için ölmeyi göze aliyor. Sonrasinda Jaqen çikiyor ortaya. Onun kendini Kizil Kale zindanlarinda bulmasi bile basli basina enteresan bir olay.
Ve Jaqen basindan beri Arya’ya ilgi gösteriyor, onu izliyor.
Yani sanki tesadüfen yollari kesismis gibi de degil. Dolayisiyla Arya’nin nihayetinde kendini Braavos’da bulmasi da olaylarin o sekilde gelismesi sonucu gerçeklesmiyor gibi tam olarak.
Ve burada da bitmiyor. Arya gerçek kimligini geride birakamiyor ama israrla onu yanlarinda tutmaya, onu egitmeye devam ediyorlar.
Dareon’u öldürüyor, en büyük kurali ihlal ediyor, hatta iki kurali ihlal ediyor (Hiç Kimse olmak + Ismi verilmemis birini öldürmemek). Buna karsilik kizi kör ediyorlar, yani hala yanlarinda tutuyorlar. Kovabilirler de, Arya’nin Yüzsüz Adamlik, yüz degistirme sirlarini bildigi yoktu o zamanlar.
Kör bir kiz olarak dilencilik yapiyor, bu süreçte yalan söylemeyi ve insanlarin yalanlarini anlamayi ögreniyor.
Sonra affediliyor! Ilk suikast görevi veriliyor, yeni bir yüz veriliyor. Henüz bir çirak bile degil ama Siyah ve Beyaz’in evinde yüzlerin konuldugu gizli odaya götürüyor onu Iyi Adam.

Merak ediyorum, Yüzsüz Adam olmak için gelen herkese böyle mi davraniyorlar? Herkese karsi bu kadar sabirlilar mi?

Degiller ise, Arya’yi özel yapan ne?

Olmasin öyle bir sey, dirilme olayinin b*kunu çikarmak olur bu :smile:


#179

Çok teşekkür ederim canım, amin inşallah hayırlısı ile…

Ben de geçen senelerde 2 kişinin yazdığı bir kitaba böyle yaptım; ilk 100 sayfa okudum, delirdim baya bir laf ettim kitaba sonra attım kenara. İsim mi? Hatırlamıyorum. :smiley: O da fantastik idi… Allah’tan para vermemiştim. :stuck_out_tongue:

Öyle öyle tabii, aksi düşünülemez zaten ama şöyle bir şey olabilir, tarihte de örneği var diyebilirim; kendi yönetimleri o kadar kötüdür ki bir başkasının gelip kendisini yönetmesine ses çıkartmaz, aksine ister. Anadolu fetihlerinde zaman zaman köylüler -bu dediğim sebeple- Türk askerlerine bilgi taşırlarmış. Elbette Aegon zamanında krallıkların böyle olduğundan şüpheliyim, yani genel olarak kendi yönetimlerini zorba olarak görmüyorlardır. :stuck_out_tongue:

Doğru, nötr olamaz; Beş Kuruşluk Savaşı mıydı, neydi? Aslında çok güzel anlatıyor bir yönünü bu söylediklerinin… HBO video hazırlamıştı bununla ilgili… İzlemişsindir.

Fakat bunları yapana kadar da köleler bile onun zarar vermeye gelen bir başka kişi olduğunu düşündü; çünkü çevresindeki efendiler bile aynı iken başkası farklı olamazdı. Geldi, fethetti ve özgür bırakıp kalplerini kazandı ve sonrasında da söylediğin gibi samimiyetini göstermeye devam etti. Aynı şeyi yaparak KL’yi alabilir.

Ele geçirene kadar o halk zaten ondan korkacak; onu tanımıyorlar, ejderhaları ile onları yakmaya gelen biri sanıyorlar; bir yabancı gözüyle görüyorlar… Diğer soylular nasıl davrandılar ise o da öyle davranacak diye düşünüyorlar… Daha ele geçirmeden şehri “ay ben bunlara bir hoş görüneyim” deme mantığı güdüyor ise komik yani; bu iş böyle yürümez. Çünkü ne yaparsan yapsın hoş görmezler, ta ki ele geçirip gösterene kadar… Ne bekliyor ki? Kapıyı “hoş geldin kraliçem” diyerek açacaklarını mı? Gerçekçi bir talep değil. Bunu ancak kuşatır, aç bırakır; ejderhaları ile gövde gösterisi yapar, daha sonra amanname dediğimiz şeyi duyurur halka; halk o zaman işte Cersei ve diğerleri ne demiş diyecek umursamadan şehrin kapılarını açar.

Ha gerçekçi davranmamakta ısrar ediyor ise o zaman da işte - dizi için diyorum- kaybetmeye mahkum.

Lakin sen hala “ejderha ile şehri yakacak.” söylemine takılı kaldın… Ben sana ejderhası olmayan adam ne yapmış bunca yıl? diyorum… Kuşatmış, ikmal yollarını kesmiş; açlıktan kırılan halk kendiliğinden teslim olmuş. Şimdi KL şehri kendi yiyeceklerini üreten bir şehir değil, hep dışarıdan geliyor. En fazla balık tutuyor ise tutuyordur denizden, o kadar. Haliyle Menzil zaten Dany tarafında iken bir de Dorne, hiçbir şekilde o şehre yemek giremezdi. Nitekim Stannis-Renly bayrak açtığında da KL çok ağır bir açlıkla yüzleşti. Hem de kısa zamanda açlık baş gösterdi, öyle aylar falan geçmesi gerekmedi. Menzil ikmal yollarını anında kesmişti… Peki, bu kuşatmada ejderhaların rolü ne olacak? Basit. Gözlerini korkutacak sadece, görüntü yeter. Ayrıca Euron’un gemilerini unutmayalım da… Onları yok etmek vs. için kullanıp, Yara ve Dorne gemilerine destek verebilirdi. Birkaç haftaya şehir düşmüş olurdu.

Açıklama yapmış olabilir ama o dizinin, orduları kullanıp kesin ve kökten ve de hızlı sonuç almasının önüne geçmek adına bölüm uzatma amacı ile uydurduğu ve hiçbir anlamı olmadığı bir bahane idi.

Dany, bu orduları kullanmayacaktı ise neden yıllarca ordu toplamayı vs. bekledi de sonra aldı bunları yanına ve geldi? Getirdin ise kullanacaksın. Kullanmayacak isen getirmeyeceksin. Komik bahane “kullanırsak, cersei haklı çıkar.” ula niye getirdin madem? Süs mü?

Tyrion o şekilde söyledi ve ne oldu? Cersei yine lordları yanına -bu bahane ile- çekti ve Menzil düştü. Nitekim bu da ayrı bir beceriksizlik örneği; o kurnaz, uyanık Tyrell hatunu kendi lordlarının KL’ye gidip geldiğini bilmiyor, görmüyor, haberini almıyor. Bunca yıl nasıl azam lordluğu yapmış ise bu Tyreller. Bir de bu kadın, bu ailenin temeli, direği gibi işlendi dizide. Nitekim ölmeden önce de kendisi söyledi…Euron gelip geçiyor ve sonra dönüyor saldırıyor ve haberleri yok… Kısacası resmen kör ve sağır olmuşlar, dizide. Sırf Cersei tarafı ne diyorlardı ? “Power up” mı? Bu olsun diye. Yani kullansa da kullanmasa da Cersei yine bu bahaneyi kullanmayı başarıyor; zaten karaya onlar ile ayak bastığı anda bitmişti iş, Cersei haklı çıktı yani ta en başta karaya ayak bastıklarında.

Kaya, Lannisterların gücü? Eh, kendi elleri ile verdiklerine göre pek de öyle değilmiş artık. Zaten diziye göre; Tywin öldü, başka Lannister yok; altın madenleri kurumuş… Elinde ordu dışında güç anlamında hiçbir şey yok… Ne gücü? KL’yi eline aldığın anda zaten güç müç kalmayacaktı. Çökecekti. Tahta poponu koyunca Kaya’dan isterse 60 bin asker çıksın… Hepsi üç ejderhaya bakar… Hatta bir tane bile yeter.

Kısacası toparlar isek saçma uzatma taktikleri ile Dany kaybetti, hiç kusura kalma. Dediğim gibi en başta KL’ye gidecekti, kuşatmayı yapacaktı; Euron’un kendisi dışında Dany’e sorun çıkartacak hiç kimse yoktu.

Davos 1000 gemilik bir donanma ile gelip geçmedi, değil mi? Bir gemiyle, gizlice geldi yaptı yapacağını… Adam kaçakçı ayrıca, işi bu… Lakin o bile 1000 gemiyi öyle gündüz vakti milletin önünden getir götür sok bir yere sonra saldır yapamaz.

Evet, mesele bu ondan haberleri yok. Yara’nın var… Hiç mi sormaz “Ya hu benim manyak amcam ne yapıyor? Böyle böyle şeylere niyet etmişti, tahtı istiyordu. Sesi de çıkmıyor sanki?” Yara bilmiyor mu amcası ne kadar tehlikeli bir adam?

Yalnız bir de şöyle bir şey var; Greyjoy donanması açık seçik gizlenmeden horaaa diye 1000 gemiyle gitti; yani dünya alemin duymaması ne kadar mümkün böyle bir olayı? Essos’taki dany ve ejdarhaları duyan halkın; bunları duymama ihtimali ne? Varys bu kadar basit bir bilgiyi dahi elde edemiyor mu? Bu kadar mı kopuklar Westerostan? Yani dört bir yanında olan hiçbir şeyi duyup bilmiyor ve sadece askerlerinin kaybettiği haberini alabiliyor isen zaten başta kaybetmişsin.

Onu en başta yapacaktı, iş olup bittikten sonra yapsa ne yazar canım benim. Ben en başta KL’yi kuşat, Euron zaten süpriz çıksa bile ejderhalar ile durumu çözerdi, diyorum ama adam bildiğin üç ayrı yerden öpmüş bunu, sonra donanmasını bulup batıracağım; bu intikam saldırısından başka bir şey değil benim gözümde.

Kabul et yani, beceriksizlik örneği gösterdiler. Lakin hepsi dizinin malum niyetleri yüzünden böyle saçmalıklar oldu… Kitapta böyle olursa pöffffffeefefefefe duman çıkar kafamda belki de…

Niye? Ejderha ile şehri yok et, demedim ona… O yanındaki embesillerden daha faydam olur ve başarılı olmasını sağlardım, o kesin.

Hala ejderha ile saldırma meselesi diyon. Niye takıldın buraya çözemedim yav :smiley:

Gelir işte, Cersei kraliçe olacak dizideki gibi dedin; ben de nasıl olur ki, 7 krallık onu kabul etmez, kimse desteklemez dedim. Sen de onun için avantaj olur, güçlenmesi vs. için dedin… Ben de nasıl olacakmış o? dedim ama “olur bir şey” demenin ötesinde bir cevap alamadım. :smiley: Olmaz yani öyle bir şey. :smiley: Benim tahminim geriye kalan 2 çocuktan en az biri 7. kitabın sonlarına kadar yaşayacak, sonra ölecek. Cersei ancak çocukları aracılığı ile yönetmek için siyasi gücü elinde bulundurabilir, başka türlüsü olamaz. Başka türlüsü kehanetteki “kraliçe olacaksın” sözünü de doğrulayamaz; kl’nin kraliçesi olur çünkü öbür türlü, 7 krallığın değil… ha dersen ki "canım kraliçelik kraliçeliktir, gene kehanet doğru çıkmış olur, eyvallah :smiley: Ama bence oradaki konuşma 7 krallığın kraliçesi olma arzusu üzerinden peydah oldu. :stuck_out_tongue:

Ama baya yaklaştık. :smiley: Benim hemen öncesinde düşünmeye başlama sebebim, daha önce de söylediğim gibi; para ve İğne meselesi. Lakin elbette çok başka bir şey de çıkabilir altından.

Bir Yüzsüz Adam, tarihte hiç yakalanmış mıdır? sorusunu sorsak bir cevap alamayız muhtemelen… Lakin yakalanması zor olsa gerek, zira adamlar yüz değiştiriyorlar; sarışın bir erkek arar iken bir dakika içerisinde esmer bir kadına dönüşebilirler. Ve suikast işlerini de gizli saklı yapıyorlar ki Arya ile konuştuğunda Nazik Adam; seni görürse, bilirse vs. başarısız olmuşsundur, gibisinden bir şeyler söylüyordu. Yani adamların en önceliği işlerini gizlice yapmak; öldürdükleri adam bile onları görmeyecek (Gerçi Jaqen, Hisar’daki çırağı kendini göstererek öldürmüştü.) hatta neredeyse öldürüldüğünü anlamayacak adam. Bu yüzden Jaqen’in yakalanma olasılığı bana çok ihtimal dahilinde gelmiyor, eğer bile isteye; içeride halletmesi gereken başka bir şey yok ise… Lakin kara zindanlarda da ne olabilir ki halletmesi gereken? Yani orada seri katiller vs. vardır, en fazla. Aşağı tabaka suçlular… Haydi vardı biri ve hakladı, çıktı işte Nöbet adamı vesilesiyle; niye hala onlarla yol alıyor? Bin kere rahatlıkla kaçabilirdi, adam için bir kilit açmak ne kadar zor olabilirdi ki? Basit bir kafes kilidi yani…

Syrio kendine özel bir şeref anlayışı olan, kaliteli kişilikte bir adam; vicdanlı biri, yansıttığı karakter böyle; haliyle öğrencisini korumak istemesi vs. çok olağan. Öldüğünden de emin değiliz, görmedik; aynı Jeyne’nin babasının öldüğünü görmediğimiz gibi ki babasını çok kez sormasına karşın cevap alamadı. Arya sadece öldüğünü farz etti ve Jaqen de ondan sonra ortaya çıktı zaten. Sürekli onun peşinden gitmesi, Arya’nın kimliğinden haberdar olması gibi nice şeylerden bahsediyoruz; nasıl bilebilir ki Arya’nın kim olduğunu? Eğer önceden tanışmadı ise?

Bu yüzden ya Syrio ve Jaqen aynı kişi ya da Jaqen daha önce kaleye girdi, kendi işlerini görürken Arya’yı tanıdı. Lakin 2. ise kalede ne yapıyordu? Sonra kendisini Hisar’da görüyoruz; çırağı öldürüyor, kimliğini ve getirdiği anahtarı alıyor ama hala ayrılmıyor ve Sihirbaz Üstat denen adamın çevresinde geziniyor. Adamın kılığına girecek isen niye anahtarı getirmesi için ayartıyordun ki? Öldür, gir kılığa git o yaşlı üstattan kendin al.

Nazik Adam çokça kez kadın olması ve yaşça genç olmasından Yüzsüz olmaya çok uygun olmadığını söylemesine rağmen Arya kalmakta ısrar ediyor ve o da kabul ediyor; senin dediğin gibi baya da sabırlı davranıyorlar. Lakin bunlar gelen herkesi kabul ediyor mu? “Herkes hizmet etmeli.” sözüne inanan birileri ilahlarına hizmet etmek isteyenleri geri çevirdiğini sanmıyorum(ki illa herkesi Yüzsüz yaparak da hizmete almalarına gerek yok aslında, hizmetçileri var, değil mi? Yoksa onlar da mı yüzsüz olmak için eğitim alıyor?) ama sorduğun gibi; herkese bu kadar sabırlı mı? Aslında hemen hemen herkes üç beş kuralı en başta çiğnemez mi? Yani bir anda olduğun kişiyi bırakmanı bekleyemez kimse, kolay iş değildir. Lakin Arya’nın diğer herkesten farklı bir tarafı var; o kim olduğunu bırakmaya hiç hevesli değil ve kana susamış biri; Nazik Adam da ilkini değilse bile 2.cisinin gayet farkında hatta diğer büyük rahipler de farkında… Daha çırak olmadan önce yüz değiştirme sırlarını paylaşmaları olağan mı? Bence değil. Önce bir temel şeyleri öğret, birkaç kez öldürme meselesinde sına; bak bakalım kimliğinden vazgeçmeye hazır mı? Ondan sonra çırak vs. yap ve sırları paylaş, değil mi?

Nazik Adam, Arya’ya torpil geçiyor ise gerçekten bunu neden yapıyor? Bu Yüzsüzlerin kendi amaçları, planları var mı yoksa kendi ilahlarına hizmet eden elit suikastçılar mı? Aslında kuruluş şekilleri ve amaçları bile değişik bunların.

O eve neden siyahlar ve beyazlar evi deniyor? Kapılardan biri Büvet Ağacından(Braavos/EssosTa yetişiyor mu bunlar?); beyaz olan.

Yukarıda, üç buçuk metre yüksekliğinde oymalı ahşap kapılar buldu. Sol taraftaki kapı kemik kadar beyaz büvet ağacından yapılmıştı, sağdaki parlak abanozdan. Kapıların ortasında bir ay yüzü oyması vardı; büvet tarafta abanoz ve abanoz tarafta büvet. Ayın görüntüsü, Arya’ya Kışyarı’nın tanrı korusundaki yürek ağacını hatırlattı. Kapılar beni izliyor, diye düşündü.

Aslında ilginç bulduğum bir şey var; tevafuk da olabilir ama… Dikkat edersen bu Ay… Ay, Arya için birkaç kez kullanılmıştı… Babası Arya’ya “Ay ve Güneş kadar farklısınız.” demişti, Sansa ile karakter kıyaslaması yaparken. Arya ayrıca kendini ‘Gece Kurdu’ olarak tanımlıyor… Yani kendisini Gece ve Ay ile bir şekilde bağlantılı olduğunu görüyoruz. Nazik Adam “geceden korkmaması” gerektiğine dair bir şeyler söylüyordu yanlış hatırlamıyorsam ve Melisandre de aksine “gecenin düşman” olduğu ile ilgili şeyler söylüyordu.

Cüce kadın, sönük kırmızı gözleriyle Arya’yı inceledi. “Seni görüyorum,” diye fısıldadı. “Seni görüyorum kurt çocuğu. Kan çocuğu. Ölüm kokusunun lorddan geldiğini sanıyordum…” Kadın hıçkırarak ağlamaya başladı, minik bedeni sarsılıyordu. “Benim tepeme geldiğin için zalimsin, zalim. Ben Yaz Kalesi’nde kedere doydum, senin kederine ihtiyacım yok. Buradan git kara yürek. Git!”

Yürek Hayalet’i Arya’yı gizlenmiş gördüğünde gülümsedi ve yanına çağırdı ama sonra bu şekilde tepki verdi. “Seni görüyorum.” derken, fiziksel olarak karşısındaki kişiyi gördüğünü söylemiyor burada, sanırım geleceğini ve içini görmekten bahsediyor. Kadının ağlamaya başlaması falan, korksam mı bilemedim; kedere doysun Starklar artık yiterrr :smiley: Gerçi onun dökeceği kanları da işaret ediyor olabilir.

Arya; Gece Kurdu, Ay, Gece, Ölüm Kokusu, Kan Çocuğu, Kara Yürek(ay bak Tormund, Jon için de aynı şeyi söylüyor. :stuck_out_tongue: ) …

Tüm bu isimlere bakınca bu kızın döndükten sonra baya kan dökeceğini falan düşünüyorum. Yüzsüzlerin bir şekilde Ötekiler ile de bağlantısı olabileceği konuşulsa da açıkçası bilemiyorum…

EKLEME: Bunu şimdi gördüm, önceden dikkatimi çekmemiş; 1. kitap sondan 2. Arya POV’u

Durgun su kadar sakin, diye fısıldadı bir ses. Arya öyle şaşırmıştı ki neredeyse bohçasını düşürüyordu. Deli gibi çevresine bakınmaya başladı ama ahırda kendisinden, atlardan ve cesetlerden başka kimse yoktu.

Gölge kadar sesiz, dedi ses. Kendi sesi miydi, yoksa Syrio’nun sesi mi? Anlayamıyordu ama ses korkusunu yatıştırmıştı.

Ahırdan çıktı.

Orası öyle, doğru. :smiley:


#180

History & Lore videolari mi? Onlari izledim ama uzun zaman oldu, tam hatirlamiyorum.
Son sezonu izledim mi acaba yaa? Simdi aklima geldi bak.

Kölelerin Dany hakkinda ilk basta ne düsündüklerini bilmiyoruz, ya da böyle bir bilgi varsa bile ben hatirlamiyorum. Ama büyük ihtimalle ilk basta Dany’yi köle efendilerinden farkli görmemislerdir.
Ama ne olursa olsun, köleleri Kral Sehri halkiyla bir tutmak yanlis bence. Kölelerin hiçbir sekilde taraf tutma durumu yok, umutlari yok. Hani Westeroslu soylularin savasi, bir noktadan sonra halkin da savasi haline geliyor diyoruz ya? Kölelerde böyle bir sey de yok, mümkün degil.
Dany’nin de zaten önceden onlara niyetini açiklamak, daha dogrusu iyi bir izlenim yaratmak gibi bir sansi yok. Dany kölelere, efendilerden farkli oldugunu göstermek istiyorsa, bunu… göstermeli! Direkt! Efendilere savas açarak ve sonra kölelere kendini anlatarak.
Kral sehri halki söz konusu oldugunda ise is degisiyor. Iyi bir imaj yaratma sansi var, kötü bir imaj yaratma riski de var.
Dedigim gibi, bir baskasi olsa bunlara takilmaz, ama Dany iste!

Ama iste Dany sehre ejderhalari ile saldirmayinca, o halk “Acaba?” diye de düsünür. “Ejderhalari var, Kizil Kaleyi istiyor ama saldirmiyor… Neden?” diye sorgular. Bu bile bir umut olur.
Ama Dany saldirirsa Kral Sehrine, felakete yol açarsa, “Bunun da digerlerinden farki yok” derler. Dany bunu istemiyor, farkli olmak istiyor. Iyi, adaletli, halk tarafindan gerçekten sevilen bir Kraliçe olmak istiyor. Ve önceki yorumumda Dany’nin hep hos görünme, sevilme, kabul edilmesi arzusu var demistim. Bu, hayati boyunca kendini hiçbir yere ait hissedememis olmasindan kaynaklaniyor; 7 Krallik onun bu konudaki tek umudu.
Ejderhalari ile binlerce masumun ölümüne sebep olup o kaleyi alsa, zamanla halk unutup onu sevse bile, ne anlami var? Dany gibi bir karakter bunu unutamaz ki. Hazzea’yi hatirla; Dany’nin nasil vicdan azabi çektigini, sürekli onu düsündügünü. Drogon yakmis kizi iste, Dany’nin bir suçu yoktu, bu iste onun bir parmagi yoktu, ama ne kadar üzüldü, suçlandi. Sence yüzlerce Hazzea oldugunda ne yapar? Hemde bu sefer kendisi sebep olursa?

Simdi sana göre mantiksiz, komik olabilir bu, ama iste sana göre. Hala kendi açindan yorumluyorsun sen.

Esas konumuz bu :smile: Ben niye yazdim ve yaziyorum bütün bunlari? Sen Kizil Kale’yi yakip kül etmekten de bahsettin çünkü!

Ve ben kusatma konusuna da degindim ayrica, planlari anlattim, bu planlarin bozuldugunu ve Dany’nin yeniden bir kusatma gerçeklestirecek imkani olmadigini.
Ilk önce kusatma plani yaptilar zaten, daha kusatmayi yapacak orduyu almaya giderken (Dorne’dan) saldiriya ugradilar. Dorne gitti, Yara ve donanmasi gitti. Tyrell’ler mecburen Menzil’de kaldi (aslinda Dorne ordusu ile birlikte Kral Sehrinin karadan kusatacaklardi). Ve nihayetinde onlari da kaybetti Dany. Iki günde müttefiklerinden oldu. 1-0 geride basladi.

Anlatiyorum sana iste neyin nasil oldugunu, sen de izledin bunlari, daha neyi elestiriyorsun ki? :smile:
Sanki hiç kusatma plani yapilmamis gibi, sanki Dany daha savas baslamadan müttefiklerinden olmamis gibi konusuyorsun, deli oluyorum :smile:

:face_with_raised_eyebrow:
Yorumsuz.
:smile:

Biri beni vursun…
Bak; Dany Kral Sehrinde kendi ordularini kullanmamayi tercih etti, savas boyunca degil.
Lekesizler Casterly Kayasina saldirdi, hatirliyorsun degil mi bunu?
Kral Sehri kusatmasi + Lekesizlerin Casterly’ye saldirisi… Bunlar Dany tarafinin ILK ASAMA planlariydi.
Dothraklar ve ejderhalar muhtemelen bu planlarin neticesi sonucu yapilacak ikinci asama planlarina dahil edileceklerdi.
Ki bir sekilde öyle de oldu.
Ama ilk önce iki hedef vardi : Kral Sehri + Casterly Kayasi.

Beni kizdirmaya çalisiyorsun degil mi? Lütfen öyle olsun :smile:

“Pozisyonunu saglamlastirmak”. Tyrion’un dedigi bu.
Bu adam aptal degil, Cersei’nin yapacagi konusmanin birçok lordun onun tarafina çekecegini akil ediyordur Tyrion. Ama bu adamlar baska çareleri olmadiklari, baska alternatif göremeyecekleri için yapacaklar bunu. Yani saglam bir ittifak söz konusu degil burada. Ama Dany Cersei’nin anlattiklarini yaparsa, iste o zaman saglam ittifaklar haline gelir. Cersei ve Robert arasinda geçen “5 mi? 1 mi?” muhabbetini hatirla, çok iyi bir örnek.

Olenna’nin lordlari degil onlar.
Olenna Menzil adina Dany’ye baglilik yemini etmis olabilir ama esasinda öyle bir durum yok, olamaz.
Tüm bölgeler gibi, Menzil esasinda Tahta baglidir, sonra Azam Lorduna.
Mace Tyrell öldü, Loras Tyrell öldü. Olenna hiçbir sekilde vâris falan degil. Tyrell hanesinin temeli, diregi gibi görünebilir ama nihayetinde, gelinen durumda, bir önemi yoktur Menzil haneleri için.
Mesela Cersei’nin Tyrell hanesine yaptiklari için Olenna’nin yaninda yer alip intikam mi almak isteyecekler? Menzil haneleri bize hiçbir zaman, kitapta bile, bu sekilde yansitilmadi ki. Söz konusu Kuzey olsa, tamam derim, çünkü genel olarak Kuzeyli haneler Starkla sadece sözde degil, gönülden de baglilar. Ama Menzil’de öyle bir durum yok
Ve ek olarak, Olenna tüm diyarda kötü imaja sahip olan Targaryen hanesinden Daenerys’in yaninda duruyor. Ejderhalari olan Daenerys; Deli Kral’in kizi Daenerys. Onlarin gözünde durum bu. Ve o noktada Cersei onlar için kötünün iyisi.

Ödenen bir bedeldi bu Cersei için, Tyrion onun bunu göze alacagini tahmin edemedi, sanirim kimse edemezdi. Cersei bu bedel karsiliginda Olenna’yi aradan çikardi, Dany’nin bir müttefik daha kaybetmesine sebep oldu, Menzil’in tüm yiyecek ve altinini aldi. Ama onun da hesap edemedigi seyler oldu tabi; Dany’nin dothraklar ve ejderhasi ile gelecek olmasi. Cersei yine her seye ragmen sonunda eli bos degildi, Menzil’in altinlari onun oldu ve bu altinlarla Altin Mürettebati alip ordusunu güçlendirecek.

Biraz düz bakmiyor musun olaylara? :smile: This is game of thrones canim! :smile: Tuzaklar, entrikalar, beklenmedik hamleler, fedakarliklar, vazgeçisler…

:smile: Nasil olmaliydi peki? Dany bodoslama dalsin, sip sak halletsin olayi? Bu mudur?
Ne zaman böyle oldu ki Game Of Thrones’da? Esas bu basit olurdu. Bu daha fazla elestiri alirdi.
Mantiksizliklar var, belirgin bir sekilde Cersei’nin Dany’ye direnecek hale getirilmesi var, tamam, ben bunlari kabul ediyorum. Ama bu haliyle bile, her seye ragmen, Game Of Thrones’da daha uygun tüm olanlar.
Bana alternatif bir senaryo yaz, ciddiyim.

Evet, ve koca donanmada bir Allah’in kulu onu farketmedi.

Davos kaçakçiysa, Euron tüm denizlerde gemisini yüzdürmüs bir kaptan, hatta korsan bile diyebiliriz adama. Yanindakiler ise hayatlarini gemilerde geçirmis Demir Adamlar.

Gündüz vakti?? Olay gece gerçeklesti.
Euron’un donanmasi Kral Topraklarindan yola çikti. Haritaya bakarsak, Euron’un donanmasi, Targaryen donanmasinin yolunu kesmis oluyor. Yani bir arkadan dolanma, veya Ejderha Kayasina yaklasma gibi bir olay yok. Targ donanmasi güneye dogru (Dorne) yol aliyor, ve Euron donanmasi bati’dan gelip güney dogu istikametinde ilerleyip karsilarina çikiyorlar.

Yaa sorsa ne olur? Tahmin edebilir mi basina gelecekleri? :smile:

Kopuklar aslinda, evet.
Tabi illa ki bilgiler aliyorlardir, ki aldiklarini biliyoruz, senin de dedigin gibi olan bitenden haberleri var. Ama Cersei tarafi kadar aktif, hizli degil belli ki onlarin bilgi agi. Yeni gelmisler zaten, denizin ortasinda bir adadalar, henüz yerlesme asamasindalar, bir düzen yok.
Cersei’nin Ejderha Kayasini veya yakinlarindaki hareketlenmeleri izlemesi, (Dany’nin donanmasinin yola çikmasi gibi) takip etmesi; Dany’nin Kral Topraklarini izlemesinden çok daha kolay.

Uykulu halde mi yazdin sen bu yorumu?

Euron 1.bölümde Cersei ile ittifak kurdu.
Euron, Yara’nin emrindeki Targaryen donanmasina 2.bölümün sonunda saldirdi.
Dany 3.bölümde ejderhalariyla yola çikip, Euron’un donanmasini bulup yakmak istedi.

Aktif ve hizli bir bilgi agina sahip olmayan Daenerys, Euron’un Cersei’nin tarafina geçtigini ve hatta donanmasina saldiracagini nasil bilsin önceden? Üç Gözlü Kuzgun mu bu kiz? Ne anlatiyorsun sen Ayça yaa? Saskinlik içindeyim su an :smile:
Harbiden sen 7.sezonu bi yeniden izlesene yaa.

Etmiyorum :smile:
Gayet iyi planlar yaptilar. Cersei ve Euron daha kurnaz çikti, olay bu. Birde dedigim gibi, Dany ve tayfasi bilgi edinme konusunda onlarla ayni seviyede degil. Onlarda oturmus, yerlesmis bir sistem var, konum avantaji da var.
Dany’nin takimi deplasmanda, Cersei’nin takimi ev sahibi :smile:

Demedin mi? :smile:
Ne diyecektin peki? … Kusatma! Tabi ki! :smile: Euron’un saldirisini tahmin edecek miydin? Dany’nin yaninda olacaklari önceden bilen Ayça olarak mi yer alacaktin? :smile:

Niye?? Dur bakalim…

(Ki ben bunun üzerine, Kral Sehrinde her seyin üst üste, dip dibe oldugunu ve bu yüzden Dany’nin sadece Kizil Kale’yi degil, nihayetinde koca bir sehri ve konuyla alakasiz insanlari yakmis olacagini ve bunu istemedigini söyledim, bunun üzerinde de durduk bayagi, ki gördügün gibi bu konunun temelinde Kizil Kale’yi yakmak var. Dolayisiyla, halkin gözündeki imaji konusu, zaten direkt ejderhalariyla sehre saldirma konusuna dayaniyor.
Bu arada, ayrica, kiz almak istedigi kaleyi, içindeki Demir taht ile birlikte niye yaksin? Manyak mi bu?)

Ooooofff yoruldum valla :smile: Tükendim yemin ederim, su yazdiklarin tüketti beni :smile:
Ara veriyorum burada, devamini daha sonra edit yapip yazarim.
Git 7.sezonu yeniden izle Allah askina! :joy: Hatta sen en bastan, ilk sezonda baslayip Dany’nin tüm sahnelerini izle :smile: Kizil Kaleyi yaksin nedir yaa? “Burn them all” diye bagirsin birde :smile:


#181

Bilmem, bir bak. :smiley: Forumda biri Türkçe altyazılı eklemişti.

Kölelerin ‘hayatın’ tarafını tutma gibi bir durumları var. Şimdi kendimi bir köle olarak hayal ediyorum; özgürlüğüm yok, bir efendim var; hayatım onun elinde… Yılların verdiği alışkanlık ile içinde bulunduğum duruma uyum sağlamışım, sonuç olarak efendime iyi hizmet ettiğim sürece bana bakıyor ve zarar vermiyor… Zaten özgürlük nedir, bilmediğim gibi böyle bir düşüncem/umudum yok. Dedim ya yaşadığım hayata alışmışım, belki de köle doğmuşum… Sonra bir söylenti duyuyorum; canavar bir kadın, canavarları ile şehirleri yakıp yıkarak ilerliyor… Bakire kızların kanlarında yıkanıyor…vs. vs. vs. Bu söylentileri uyduranlar ve etrafa yayanlar 'efendi’ler… En başta kendi kölelerine bunu söyleyeceklerdir, inandıracaklardır. Neden? Çünkü bu kız “köleleri özgür bırakmak için” saldırıyor… Haliyle kölelerin onun tarafını tutmasını engel olmak ve içeriden olası bir ayaklanma, yardımı engellemek için kölelerin gözünü korkutmak zorundalar. Haliyle ben buna da inanacağım ve onun geldiğini gördüğünde -canavarlarının gerçek olduğunu da gördüğümde- ödüm kopar; yani köle de olsam kötünün iyisi olarak efendimi seçmeyi tercih edeceğim; çünkü öbür tarafta benim kanımla yıkanacak bir canavar var… Anlatabildim mi? Söz konusu ‘insan’ ve ‘hayatta kalma güdüsü’ olduğu zaman köle yahut özgür ayrımı yoktur, Duygu. Bu yüzden Dany -aksini gösterene kadar- köleler için bir ‘canavar’ ve daha fazlası idi. Aksini düşünmek bana mantıklı gelmiyor.

O ‘iyi imaj’ düşüncesi, hiçbir işe yaramıyor ama… Yine o insanların gözünde ‘kötü’… Acemice bir hareket… Dizi için diyorum elbette, oysa acemiliğini atmış birinden bahsediyoruz. Bu yüzden dizi üstünden konuşmayı sevmiyorum ya çok çelişkili şeyler oluyor, karakterlerin eylem ve kişilikleri üzerinde olunca da sinir oluyorum. Yani sen mantıklı bir açıklama getirmeye çalışıyorsun ben ise bir sürü açık ve mantıksızlık görüyorum ama ikimiz de biliyoruz ki tüm bunlar dizinin kurgusal ilerleyişindeki aksaklıklardan kaynaklı…

Ve evet, kendi açımdan sorguluyorum; ben, Dany’nin aması nedir; ne için bu şekilde yaptı? sorusuna cevap aramıyorum çünkü, onun amacı uğruna attığın o eylem ne kadar mantıklı? sorusuna cevap arıyorum, fark var. :slight_smile:

Ya hu tamam ama 2. bir alternatif olarak da onları donanmayı yakmak için kullan, kaleyi kuşat; birkaç haftaya senin… şehir başka nasıl ele geçer? de dedim. Yani aynı yorumda ve de sonrasında bunun üzerine de durdum ama sen sadece kızıl kale kısmına odaklandın. :smiley:

Ya hu ben de sana diyorum ki Dany en başta KL şehrine gitmeliydi, Kaya derdinde olmamalıydı… Hata burada… Sen beni anlamamakta ısrar ediyon amaaaa Gayet de uzun uzun bir önceki yorumda yazdım yani… :smiley:

Neyse kapatalım bence dizi meselesini :smiley:

Sen de ha… Karmaşık bakıyorum biraz düz bak, düz bakıyom karmaşık bak diyon. :smiley:

Kaç yorum boyunca en ince ayrıntısına kadar anlattım, hala soruyon. :smiley:

Bu herif taht için önce Dany’e yanaşmaya niyetlendi ise ama önü kesildi ise o zaman Cersei’ye yanaşacağını tahmin edemiyor ise o zaman zaten kraliçelik sevdasına heveslenmeseydi iyi olurdu. Hükümdar dediğin böyle şeyleri hesaplayacak zekada olur, bu yüzden sen ben yönetiliyoruz bir başkası bizi yönetiyor… Yine de “amcama ne oldu? Ne yapıyor?” sorusunu sormayıp cevap aramaması başlı başına zaten… Babasını öldürenin o olduğunu tahmin edebildi sonuçta…

O salak Yara yüzünden tahmin edemezdim :smiley: Lakin bütün ordu ile KL şehrine yol alacağım için saldırı anında 3 tatlış büyük ejderha ile öperdim… Yukarıdaki yorumlarda söyledim zaten. :slight_smile:

Kızzz yorumun kalanı nerede? :smiley: İzlemem 7. sezonu sevmedim mideme ağrı soktu :smiley:

Şunu izle(1. bölümü de var ama AA meselesi ve kızılcık şerbetlerini içerdiği için daha ilgini çeker… sızdırıldığı iddia edilen senaryolardan biri ama şu ana kadar ilk iki bölüm kendi içinde tutarlılık barındırıyor ve oldukça ayrıntılı, bilesin. Gene sızmış olabilir yani… :stuck_out_tongue: Eğer gerçek ise bu ben sana demiştim bunlar Essos’tan gelir AA ile birlikte savaşmak için. :smiley: )


#182

Yalniz bu söylentiler Dany’nin Meereen’i almasi, oraya yerlesip hükmetmesinden sonra çikti.

Dolayisiyla, o sirada kölelerin gözünde Daenerys en fazla herhangi bir efendi gibi görünmüstür, ilk basta.
Ejderhalardan da korkmamislardir, görmemislerdir bile. O zamanlar yavru bir köpekten büyük degildi ejderhalar.

Yaa valla nasil anlasam artik bilmiyorum. Bu iyi görünme istegi, bir taktik degil. Bu tamamen Daenerys’in kisiligi ile alakali. Daenerys bunu umursamasa, “Bosversene, ise yaramiyor” diye düsünse, Daenerys olmaktan çikar.

Hayir, ben öyle düsünmüyorum. Basindan beri de zaten dizide Daenerys’in bir canavar gibi görünmeme istegini gayet mantikli buldugumu söylüyorum. Daha 7.sezon baslamadan benim beklentim buydu zaten. Ben Dany’nin ejderhalari ile her yeri yakip kül etmesini, halkin gözünde nasil görünecegini umursamamasini falan beklemiyordum; çünkü benim bildigim Daenerys öyle bir karakter degil.

Daha çok ararsin :smile:

Aglayacagim ama simdi, valla bak.
Nasil sadece Kizil Kale kismina takildim yaa? Bak son 3 yoruma, Kizil Kale kadar, Euron tarafindan bozulmus kusatma planindan ve bunun sonuçlarindan bahsettim. Dorne gitti, Yara gitti, Tyrell gitti diyorum. Lekesizler Kaya’da. Dothraklari Kral Sehrine salmak, yakinina bile getirmek istemiyorlar. Kim kusatacak Kral Sehrini? Dany ve 3 ejderhasi mi?

Ayça, ciddi soruyorum, dalga mi geçiyorsun sen benimle?
Ilk plan KL kusatmasiydi zaten! Yalvariyorum sana, 2.bölümü izle. Tamamini izlemene de gerek yok, Dany ve müttefiklerinin harita masa etrafinda toplanip strateji, plan konustuklari kismi izle sadece. Lütfen.

Hee evet dogru ya… Kusatma falan filan. Dany ve tayfasi nasil akil edemedi bunu, pes (!).
Yaww valla… Neyse yaa :smile:

Olay sadece Euron’un Cersei ile ittifak kuracagini tahmin etmek degil ki. Ek olarak saldiriya ugrayacagini da tahmin etmeli. Euron’un onlarin yerini bilecegini, koca bir donanma ile gelecegini.
Akil edememis olmasi, bana çok da tuhaf gelmiyor.

Sen harbiden 7.sezonu izledin mi yaa? Yoksa bir yerden kisa bir özetini mi buldun? :smile:
Senin dedigin seylerin neredeyse tamami planlanmisti zaten, uygulamada sorun çikti ve her sey altüst oldu, toparlayamadilar. Kahin olarak orada bulunmayacaksan, o sorunlari önceden nasil tahmin edecektin acaba? Veya sonradan durumu nasil toparlayacaktin? :smile:

Sen bence hiç izlemedim zaten :smile:

Izlemiyorum böyle videolari, söz verdim kendime. Sizan senaryo oldugu iddia edilen seyleri de okumuyorum. Gerçi dün bir tanesinin ilk iki bölümünü merakima yenik düserek okudum ve sonuç… Uzun zamandir bu kadar gülmemistim.
Hiçbir sekilde kafami bunlarla doldurmak istemiyorum.
8.sezonun sizdigi falan da yok. Sizan senaryo denen seylerin çogu saçmalik. Bir iki tanesinin mantikli görünmesi ise, genel düsünce ve tahminleri yansitmasindan, çok uçuk sahneler barindirmamasindan kaynaklaniyor.


Dün tükendigim için, basima agrilar girdigi için yazamadigim tamamlayamadigim yorumun devami… :smile:

Olacak bence evet.
Sen “7 Krallik onu kabul etmez” deyince mi o avantajdan bahsettim ben? Emin misin?
Bir kabul edilmeden bahsetmiyorduk biz. Dizideki 7 Kralligin kopuklugundan, parçalanmis olmasindan bahsediyorduk. Ben kitapta da islerin o noktaya gittigini düsündügümü, birçok bölgenin bagimsiz takilacagini bekledigimi söyledim. Ve isler o noktaya vardiginda, tahtta oturan kisinin Cersei olmasini bekliyorum ben.
Konu buydu. Sonra ben, bölgelerin bagimsiz takilmasi da aslinda Cersei için avantaj olur dedim. Hepsi kendi halinde, tek basina. Öyle birlesip Cersei’ye saldirmak gibi bir durum olacagini düsünmüyorum ben ilk asamada, hee sonradan olabilir, o ayri. Ama bir süre bu kopluluk, parçalanmislik devam eder ve bu durum Cersei için avantaj da yaratir, ona zaman kazandirir dedim. Bunu degerlendirir mi, degerlendirmez mi, orasini bilemem.
Ben bu avantaji öylesine aklima geldigi için söyledim degerlendirme yaparken. Bu avantajin ayrica her seyi degistireceginden de bahsetmiyorum mesela.
Bu kadar üzerinde durulacak bir mesele degildi gerçekten :smile:

Cidden mi? :smile:
Yaa Maggy Cersei’yi tahtta otururken gördügü için Kraliçe olacaksin dediyse mesela, nihayetinde Kraliçe olacaktir. Belirtse miydi “Olacaksin ama parçalanmis bir diyarin Kraliçesi olacaksin. Kimse takmayacak seni” diye? Kehanetler imgelerden olusur, biliyorsun bunu sen de. Maggy oturup Cersei’nin hayatinin filmini de izlemedi ya! :smile: Gördügü imgeleri yorumladi kadin.

Kesinlikle, ayni fikirdeyim.
Gerçi ben bu kadar üzerinde de durmadim. Jaqen’in zindanda olmasi basli basina tuhaf bir durum benim için, daha fazlasini düsünmedim bile :smile:

Aynen, görmedik. Ki aslinda Jaqen olayini daha da enteresan yapan da bu. Bir sekilde Syrio-Jaqen baglantisi oldugunu düsündürüyor. Ayni kisi diye bakiyoruz olaya (sen de bundan bahsetmissin hemen sonra) ama belki birbilerini taniyor olabilirler de. Gerçi bu da çok desteksiz bir düsünce, bilemiyorum.

Ben o kisimlari, hatta o Pov’u hiç anlamamistim biliyor musun? Hatta genel olarak o kadar farkli gelmisti ki ilk okudugumda, sanki baska seri okuyormusum gibi hissetmistim. Hatta ben o kisinin Jaqen oldugunu veya o olma ihtimalini bile görememistim, sonradan forumda tesadüfen ögrenmistim bunu.
Hala da sevmiyorum o Pov’u, ilk okudugumda yarattigi etkiyi atamiyorum bir türlü üzerimden.

Yani !
Yanilmiyorsam, Siyah ve Beyaz’in evinde yerleri silmek bile Yüzsüz Tanriya hizmet anlamina geliyordu. Sadece bu olsa, neyse derim ama Arya direkt Yüzsüz Adam olmak için egitim almak istiyor ve uyumsuzluguna, kimligini geçmiste birakamamasina, Dareon’u öldürmesine ragmen kizi kapi disari etmiyorlar :smile:

Neyse yani genel olarak Arya’ya karsi tavirlari, anlayislari, sabirlari sana da tuhaf geliyor belli ki. Var bunda bir sey ve bu ta Jaqen’a, hatta belki de Syrio’ya dayaniyor.

Bu soru hiç aklima gelmemisti benim. Ben bunu biraz düsüneyim, arastirayim, bir sey bulursam yazarim bir sonraki yorumda :smile: Kapidaki ay yüzü oymasini da arastirayim hatta.

Enteresan aslinda. Bir gönderme olabilir. Ama önce o kapida neden ay yüzü oymasi var, onu bilmek gerek.

Korkma korkma :smile: Bence kesinlikle Arya’nin dökecegi kani, alacagi canlari isaret ediyor.
Makalede yazmistim; kadinin kederini ayni zamanda bir sekilde Lyanna’ya ve oradan Yaz Kalesi felaketine falan da baglayanlar var. Tabi bayagi dolayli bir sekilde tahmin edersin ki. Arya’nin Lyanna’ya benzedigi biliniyor. Kadin Arya’yi Lyanna’ya benzetiyor. Lyanna kadinin aklina Rhaegar’i getiriyor. Rhaegar ise Yaz Kalesini, ve tabi Jenny’nin de hayatini kaybettigi o felaketi.
Bu yorumlama hakkinda hiçbir zaman ne düsünecegimi bilemedim :smile: Mantikli, anlamli geldigi kadar, “Yok artik” da dedirtiyor; tuhaf, biliyorum.

:woman_facepalming:

:joy:

Kesin! Bosuna “Psikopat ufaklik” demiyorum ben Arya’ya :smile:

Ötekiler ve Yüzsüzler… Yok yaa, sanmiyorum. Hem Cok Yüzlü Tanri inanci “dogdugunda” (baska kelime bulamadim), Uzun Gece falan hep yasanmisti. Yani sonradan nasil bir baglanti olusabilir ki? Bu tip meselelerde, din konularinda falan, baglanti temelde olur degil mi? Baslangiçta olur?

Açliktan, korkudan, yorgunluktan dolayi gaipten sesler duyuyor.
:smile: :smile: :smile: