Martin'in Mektubu ve Serideki Değişiklikler


#1

Selamünaleyküm,

Şimdi hepiniz Martin’in 93 yılında yayınlanan mektubunu biliyorsunuzdur. Bilmeyenler için Türkçesi burada. Bu mektup yazılıp, editöre gönderdiğinde ilk 13 bölümü(170 sayfa) halihazırda yazılmıştı. Ayrıca kitap ilk aşama 3 ciltten oluşuyordu ama bildiğiniz gibi 7 cilde çıktı.

Mektubu ve ilk 5 kitabı okuduğumuz zaman yapılan ilk yorum ilk tasarladığından çok farklı ve değişik olduğu; bir iki şeyin aynı kaldığı, şeklindedir. Lakin gerçekten öyle mi? İşte sizinle bunun tartışmak istiyorum. Kendimce olayların üzerinden adım adım ilerleyeceğim, siz de okuyunca kendi katkılarınızı yaparsınız.

Başlayalım efem.

  1. Lannister ve Stark tehlikesi/savaşı. Bu hiçbir değişikliğe uğramadan gerçekleşti.

  2. Targaryenlerin Dothrak lordları ile birlikte 7 Krallığı İşgali. Bu hala tam gerçekleşmemiş olsa da Dany’nin paralı askerleri ve lekesizler ordusu ile birlikte Dothrakları da ordusuna katıp, geleceğini biliyoruz. Nitekim yazar da eski söyleşilerinde Dothrakların büyük bir olay ile tekrar döneceğini söylemişti. Nitekim serinin başından beri de Dany ve tayfası; Dothrakların krallığa saldırması için planlar yapılmakta idi zaten.

  3. Ötekiler tehlikesi. Son kitabın kalbini oluşturacak bu konu diyor. Bu aynen devam etmekte. Ve gidişata bakılacak olur ise yazar, aynen başta planladığı gibi Ötekiler tehlikesini 7. kitaba saklıyor.

  4. Beş ana karakter. “Beş ana karakter üç kitap boyunca hayatta kalacak, bununla birlikte çocukluktan yetişkinliğe giden yolda hem dünyayı hem kendilerini değiştirecekler. Bir bakıma benim üçlemem, üç erkek iki kadından oluşan bu beş karakterin hayat hikâyesini anlatan bir nesil destanı olacak. Bu beş anahtar oyuncu Tyrion Lannister, Daenerys Targaryen ve Kışyarı’nın üç çocuğu Arya, Bran ve piç Jon Kar. Hepsi sana gönderdiğim bölümlerde uzun uzadıya tanıtıldı”.

Kitap 7 cilde çıkartıldı ve 5 ana karakter hala yaşamaya ve gelişmeye devam ederek kendi hikayelerini bize okutuyor. Tabiri caiz ise -başka POV karakterleri olsa da- hikaye, bu beş ana/anahtar karakterin etrafında şekilleniyor.

  1. Stark düşüşü.“Zavallı Starklar için işler yoluna girmeden önce çok kötü ilerleyecek, korkarım. Lord Eddard Stark ve karısı Catelyn Tully kötü kaderlerinin mahkûmu olacaklar ve düşmanlarının ellerinde mahvolacaklar.”

Söylemeye gerek yok, ciddi bir çakılma yaşadılar.

  1. Robert’ın ölümü ve yaşasın yeni kral! “Kral Robert’ın başına talihsiz bir kaza gelecek ve taht onun suratsız ve acımasız oğlu, halen önemsiz bir karakter olan Joffrey’e geçecek. Joffrey anlayış göstermeyecek ve Ned ihanetle suçlanacak ama yakalanmadan önce eşine ve kızı Arya’ya kaçıp Kışyarı’na dönmeleri için yardım edecek.”

Robert gerçekten de talihsiz bir kaza sonucu ölüyor ve taht Joff’a geçiyor. İhanet suçlamasının nedenini yazmamış olsa da çok açık ki Joff’un ve kardeşlerinin ensest ürünü oldukları ile ilgili mesele aynen GRRM’in ilk tasarladığı şeyler arasında. Aksi halde Ned’in başka türlü Joff’un(kızının nişanlısı olduğunu unutmayalım) taht hakkına karşı çıkmasını bekleyemeyiz. Yani adı hiç geçmemiş olsa da Jaime ve Cersei ilişkisi aynen mevcut. (muhtemelen ensest var diyerek editör ve yayınevini korkutmak istememiştir. :smiley: ) Zaten Jon Arryn’nın ölümü arkasındaki sırrı keşfetti falan diyor ama onun ne olduğunun üstü çizilmiş… Buradaki fark olan şey; Cat’in ilk başta KL’ye gelmemesi, sonra gelmesi, güven içinde her şey yolunda iken ayrılması… Ve Arya’nın Yoren ile birlikte kaçmış olması.

  1. Sansa ve Joff evliliği ve bebek sahibi olmak. Sansa aynen 1. kitapta olduğu gibi Joff için ailesine ihanet ediyor ve sonuç olarak KL’de yaşamaya mahkum oluyor ama ilk planlandığı gibi Joff ile evlenip bir kraliçe olmuyor veyahut bebeğini doğurmuyor. Onun yerine Tyrion ile evleniyor ki… Tyrion’un Sansa ve Arya ile arkadaşlık kurduğu eklenmiş; demek ki Tyrion hiçbir zaman Sur’a gitmemiş ve en başından beri KL şehrindeymiş. Ayrıca Tyrion’un Arya’ya aşık olması meselesi de var. Kısacası bu madde %99 değişikliğe uğramış durumda. Bir tek Sansa’nın ihaneti ve sonrasında seçiminden pişman olma durumu dışında her şey farklı.
  2. Bran’ın koması-warg yeteneği ve Robb’un ölümü. “Genç Bran garip bir kehanet rüyasının ardından komadan çıkacak ve bir daha yürüyemeyeceğinin farkına varacak. Başlarda bacaklarına şifa bulmak umuduyla, ama sonra sevdiği için büyüye yönelecek. Babası Eddard Stark idam edildiğinde, Bran tüm ailenin üzerine gelen felaketi nasıl şekilleneceğini görecek; ama söylediği hiçbir şey, ağabeyi Robb’un sancakları isyana çağırmasına engel olamayacak. Bütün kuzey savaşla kızışacak. Robb birçok görkemli zafer kazanacak ve savaş meydanında Joffrey Baratheon’ı sakat bırakacak; ama sonunda Jaime ve Tyrion Lannister ve müttefiklerine karşı duramayacak. Robb Stark savaşta ölecek ve Tyrion Lannister Kışyarı’nı kuşatıp yakacak.”

Bran komaya girdiğine ve bacaklarını kullanamayacağına göre 1. kitapta gerçekleşen malum düşüş sahnesi yazarın kafasında tasarladığı gibi(nitekim unutmayın ki ilk 13 bölüm yazılmıştı. Elbette sonra üzerinde değişikliğe gittiğine şüphe yok.) devam etmiş. Burada ‘warg’ kelimesi kullanılmıyor ve onun yerine ‘büyü’ deniyor; belki warg meselesi sonradan eklenmiştir. Nitekim Bran’ın büyücü/warg olma meselesi ve bir şeyler görme meselesi aynen devam ediyor ama komadan çıktıktan sonraki yaşadıkları çok farklı. Tyrion ve Jaime, Robb’u yenmiyor yahut Kışyarı onlar tarafından yakılmıyor ama Robb yine de ölüyor. Tywin ve Theon karakterlerin sonradan tasarlandığını düşünüyorum. Elbette tüm o Frey olaylarının da… Kabul etmeliyim ki Kızıl Düğün, savaşta ölen Robb’dan daha trajik ve okuması etkileyici bir sahne idi. :slight_smile:

  1. Jon Snow ve Sur/Lord Kumandanlık. “Piç, Jon Kar uzak kuzeyde kalacak. Gözüpek bir muhafız olarak olgunlaşacak ve sonunda Gece Nöbetçileri’nin kumandanı olarak amcasının yolunu izleyecek. Kışyarı yanarken Catelyn Stark, oğlu Bran ve kızı Arya ile kuzeye kaçmak zorunda kalacak. Lannister atlıları tarafından kovalanırken Sur’a sığınacaklar; lakin Gece Nöbetçileri karalara bürünürken ailelerinden vazgeçtiklerinden Jon ve Benjen onlara yardım edemeyecek, Jon ıstırap içinde kalacak. Bu, Jon ve Bran arasında acı bir soğukluğa yol açacak. Arya daha affedici olacak, ta ki korku içinde Jon’a âşık olduğunu anlayana kadar; sadece üvey kardeşi değil bekâret yemini etmiş bir Gece Nöbetçisi olan Jon’a. Jon ve Arya’nın bu tutkuları üçleme boyunca onlara çile çektirecek; ta ki son kitapta Jon’un gerçek ailesine dair sır ortaya çıkana dek.”

Jon Snow her şekilde Sur’a gidiyor ve anlaşılan sonradan yine Lord Kumandan seçiliyor. Benjen bu sefer kayıplarda değil. Bu maddede ciddi değişimler var gibi görünüyor hatta tamamen değişmiş gibi ama aslında en fazla %50 bir değişim söz konusu.

1- Bran, Sur’a yine geliyor ama yukarıdaki gibi gerçekleşmiyor ve Sur’un ötesine geçiyor. Lakin yanında anne ve kız kardeşi yerine Meera ve Jojen ile Hodor var(Rickon’dan hiç bahsedilmediğine göre ilk aşamada kendisi yoktu, sonradan eklenmiş gibi görünüyor.).

2- Jon, Nöbetin parçası olarak büyümeye, olgunlaşmaya ve gelişmeye devam ederek Lord Kumandan seçiliyor.

3- Beşinci kitapta Jon, (sahte)Arya’nın Bolton piçi ile evlendirilmesi meselesini duyduğunda yardım etmek istiyor ama yemini ile Arya’ya duyduğu sevgi arasında kalıyor ve ızdırap yaşıyor. Nitekim ilk kitaplarda da Robb’a yardım etmek için kaçmaya çalışmıştı ama geri getirilmişti. Sonuç olarak ailesine yardım edememe ızdırabını aynen yaşıyor.

Jon felt as stiff as a man of sixty years. Dark dreams he thought, and guilt. His thoughts kept returning to Arya. There is no way I can help her. I put all kin aside when I said my words. If one of my men told me his sister was in peril, I would tell him it was no concern of his. Once a man had said the words his blood was black. Black as a bastard’s heart. He’d had Mikken make a sword for Arya once, a bravo’s blade, made small to fit her hand. Needle. He wondered if she still had it. Stick them with the pointy end, he’d told her, but if she tried to stick the Bastard it could mean her life.

“Snow” muttered Lord Mormont’s raven “Snow, Snow”

Suddenly he could not suffer it a moment longer.

Mully and Kegs stood inside the doors, leaning on their spears. “A cruel cold out there m’lord” warned Mully through his tangled orange beard. “Will you be out long?”

“No, I just need a breath of fresh air.” Jon stepped out into the night.’

4- Jon’un gerçek ailesi meselesi; daha ortaya çıkmadı ama aslında onun kim olduğunu artık hepimiz biliyoruz.

5- Jon ve Arya aşkı… Şu an iptal yahut aynen devam demek pek mümkün değil. 9. maddeye göre ikisi arasındaki aşk; Arya’nın Sur’a varması ile ortaya çıkıyordu ve Arya daha Sur’a gelmedi; Jon ile karşılaşmadı. Konu hakkında ipuçları olduğuna dair bir kuram söz konusu. Jon ve Arya - İlişkilerine Dair İpuçları (Kitap)

  1. Sur Ötesi Macera(Arya, Bran ve Cat.). “Gece Nöbetçileri tarafından yüzüstü bırakılan Catelyn ve çocukları güvende olacaklarına dair tek umudun kuzeyin ötesinde, Sur’un ardında yattığını fark edecekler ama Sur’un-ötesindeki-kral Mance Rayder’ın eline düşecekler ve yabanılların kampına saldıran insan olmayan Ötekiler’i kısa bir an görmenin dehşetini yaşayacaklar. Bran’in büyüsü, Arya’nın İğne adlı kılıcı ve ulu kurtların vahşiliği sayesinde hayatta kalacaklar ama anneleri Catelyn Ötekiler’in ellerinde ölecek.”

1- Bir önceki maddede de söylediğim gibi Bran, öyle yahut böyle Sur’u geçiyor ve ötesinde maceralara karışıyor ama bu sefer yanında başkaları var. Yaz hala yanında. Ötekiler ile karşılaşıyor. Daha doğrusu wightlar ile karşılaşıyor.

2- Cat, Sur ötesinde değil ama Kızıl Düğün’de yine ölüyor ve diriliyor. Yukarıda bahsetmemiş ama Cat’in Ötekilerin elinde ölmesi sonucu yeniden dirileceğini yazmasına gerek olduğunu sanıyorum, nitekim Sur ötesinde ölen herkes -yakılmadığı sürece- diriliyor.

3- Burada Arya’nın İğne’sine dikkat çekmek istiyorum. Demek ki Arya en başta planlandığı gibi bir karaktere sahip ki Jon yine ona İğne’yi vermiş. Sadece KL’den kaçışı sonrası yaşadıkları ciddi manada bir değişim sürecine girmiş gibi. Gerçi Arya ile ilgili yegane bilgi buraya kadar, sonrasında yaşadıkları ve ötesi hakkında bilgi verilmediği için ilk tasarlanan ile şimdiki arasında ne kadar fark var tam kestiremeyebiliriz belki ama Essos’a gönderme fikri varmış gibi gelmedi. Kısacası İğne, Bran’ın Sur ötesi wight deneyimi ve Cat’in ölümü ve dirilişi dışındaki her şey değişmiş.

  1. Dany; Viserys ve Drogo’nun ölümü. "Dar denizin ötesinde Daenerys Targaryen yeni kocası Dothrak Khal Drogo’nun, ağabeyini hayal kırıklığına uğratarak Yedi Krallık’ı işgal etmekle pek ilgilenmediğini keşfedecek. Viserys nezaket ve bilgeliğin ötesine geçerek taleplerinde ısrarcı olduğunda Khal Drogo nihayet öfkelenecek ve kontrolden çıkarak onu öldürecek, böylece Targaryen tahtının talibini ortadan kaldırıp Daenerys’i soyunun son temsilcisi olarak bırakacak. Danerys* uygun zamanı kollayacak ama unutmayacak. Doğru an geldiğinde kardeşinin öcünü almak için kocasını öldürecek ve güvenilir bir arkadaşı ile Vaes Dothrak’ın ötesindeki vahşi topraklara kaçacak. "

Aslında bu kısım sadece %5’lik bir değişime uğramış, kalan kısmı aynı. Viserys aynı şekilde tepki veriyor, Drogo tarafından öldürülüyor ve sonra Drogo da Dany tarafından(yastıkla boğularak) öldürülüyor. Elbette Drogo’nun öldürülmesi ile ilgili motive burada çok değişik. Bir arkadaş dediği de herhalde Jorah olsa gerek, bu kısım da aynı kalmış.

  1. Ejderha yumurtaları ve işgal planları. "Orada Dothrak kansüvarileri tarafından avlanırken hayatının [okunmuyor] ve saklanmış ejderha yumurtalarına rastlayacak. Yavru bir ejderhanın doğumu Daenerys’e Dothrakları kendi arzusu yönünde yönetme gücü verecek. Sonra Yedi Krallık’ı işgal etmek için plan yapmaya başlayacak."

Buradaki benzerlik ise en fazla %5’lik; yani bir önceki maddenin tam tersi. Dothraklar onu avlamıyor ve ejderha yumurtaları ona düğününde verilmiş ve kocasının cenazesinde hayat bulmuşlardı. Lakin ‘kaçma’ kısmı nispeten gerçek sayılır, o da Khal’ların dul eşlerinin kutsal şehre gitmesi gerekir iken tersi istikamete gitmesi… Yalnız burada “yavru BİR ejderhanın doğumu” diyor. Acaba o sırada sadece bir ejderha mı planlamış? Ejderhalar sonrası Dothraklar üzerinde hüküm sahibi oluyor ki 5. kitabın sonunda yolu Drogon ile Dothraklara rast geldi. Yani büyük olasılıkla bu kısım aynen geçerli olacak. Ve sonrasında da Diyar’a gelecek.

  1. Tyrion’un Kaderi. “Tyrion Lannister yolculuğa, entrika çevirmeye ve taht oyunları oynamaya devam edecek ve sonunda yeğeni Joffrey’nin vahşetinden iğrenerek o çocuk kralı indirecek. Jaime Lannister veraset sırasında önünde olan herkesi öldürüp suçu kardeşi Tyrion’a atarak Yedi Krallık tahtında Joffrey’in halefi olacak. Sürülen Tyrion taraf değiştirecek ve kardeşini devirmek için hayatta kalan Starklarla ortak bir amaçta buluşacak. Bu sırada Arya Stark’a umutsuzca âşık olacak. Onun tutkusu, ne yazıktır ki, karşılıksız kalacak ama yoğunluğunu yitirmeyecek ve bu, Tyrion ve Jon Snow arasında ölümcül bir rekabete yol açacak.”

1- Aslında Tyrion’un gidişatını ANA HATLARI ile aynen duruyor; ailesinin kazığı yüzünden taraf değiştiriyor ama Starkların yanında durmak yerine Targaryenlerin tarafına geçiyor/geçecek(lakin geri döndüğünde Targ/Stark ittifakı söz konusu olacağını düşündüğüm için Starklar ile yine bir ortaklık içine girmiş olacak.)

2- Arya’ya kesinlikle aşık değil, lakin Sansa ile evleniyor ve onu çekici bulsa da ortada bir aşktan söz etmek mümkün değil.

3- Jaime’nin bir ihaneti gerçekten var; Tyhsa konusunda ihanet etmiş ve bu yüzden Tyrion ağabeyine karşı da cephe alıyor.

4- Joff’u indiren Tyrion değil ama yine onun ölümü yüzünden ihanetle vs. suçlandığı bir gerçek.

5- Jaime hiçbir şekilde kimseyi öldürmüyor yahut taht aşığı bir adam değil. Bu vazife ikizi Cersei’ye verilmiş.

6- Tyrion ve Jon Snow arasında bir rekabet -şu an- yok ve olacağını da sanmam. Aksine ilk kitapta oldukça yakın bir ilişki kurmuş birbirlerini ‘arkadaş’ ilan etmişlerdi. Lakin bu aşk rekabeti Jon için Dany ve Arya arasında olur mu diye düşünmüyor değilim, ihihihihiihihih tamam tamam demedim bir şey. :smiley:

EKLEME: 6. kitap Mercy POV’a baktığımızda Arya’nın Mercy ismiyle bir tiyatroya katıldığını görüyoruz ve orada bir cüce Tyrion’u oynuyor ve Arya’ya asılıyordu; ilgi duyuyordu. Hatta Arya cücenin burnunu parmakları arasında sıkıştırıyor ve “bir burnun daha çıkmaz.” diyordu. Cüce karakteri Arya karakterine rol gereği tecavüz edecekti… Bu yazarın sadece ilk planladığı şeye dair bir göndermesi mi(yani gerçekleştirmeyecek ama el sallar gibi…) yoksa aynen niyetlendiğine dair bir işaret mi diye merak ettim.

Genel olarak baktığımızda seride ana hatlar/iskelet aynen duruyor hatta karakterlerin motiveleri bile aşağı yukarı aynı; birkaç yerde büyük değişiklikler var ama kalan kısımlarda o kadar büyük değişimler söz konusu olmadığı gibi karakterin gelişimini sağlayacak o ızdırap, ihanet vb. durumlar öyle yahut böyle gerçekleşmiş. Sadece olayları farklı şekilde ilerletmiş ama ihanet yine ailede geliyor ve yine aileye yardım edememe yüzünden bir ızdırap, sıkıntı vs. yaşanıyor.

Siz ne düşünüyorsunuz?


Jon ve Arya - İlişkilerine Dair İpuçları (Kitap)
#2

Açıkçası Jon, Tyrion ve Arya aşk üçgeni olmamasına çok sevindim :smiley: Ve dediğin gibi Robb Strak’ın sonu şu haliyle kesinlikle daha etkileyici. Bir de kitap böyle olsaymış hikayesi daha basit olurmuş gibi geldi, şu andaki haliyle çok daha güzel. Böyle bir konu açtığın için de teşekkürler, sayende seri hakkında bilmediğim şeyler öğrenmiş oldum :slight_smile:


#3

Rica ederim… Bana da şimdiki gidişat daha güzel geldi; bilhassa Arya’nın karakter gelişimi açısında Essos’a giden yolculuğu… Keza Tyrion ve Jaime de… Aslında şöyle baktığımızda değişim yaşamayan tek kişi Jon. Onun hikaye aynen olduğu gibi devam ediyor, zaten ilk kitapta yaşadıklarına dair çok bilgi de vermemiş yazar.


#4

Ana hatlar sabit kalsa da şimdiki hali gerçekten çok daha güzel. Özellikle en sevdiğim değişiklik Robb’un yenilme şekli. Tüm savaşları kazanıp masa başında kaybeden kral.


#5

Cidden ha masada kaybetti, kelimenin tam manası ile. :smiley: Hatta düğünde…

Gerçekten de ana hatlar aynen devam ediyor; ana olaylar da devam ediyor ama ara olaylar ve sonuçlara gidilen yollarda değişimler var. Sanıldığı kadar da büyük bir değişim yok ilk planlandığından.

Bir de mektupta üstü kapatılan yerler var, demek ki 93 yılında planladığı o kısım ile bugün yazmaya planladığı kısım aynen yine devam ediyor.


#6

benim fikrimi biliyorsun Arya diye yazılan Sansa oldu
burada bile cevap yazarken kafamızdakinden farklı şeyler yazdığımız hiç olmadı mı? Benim çok oldu. Martinde “ben doğaçlama yazıyorum bu beni bazen kısır döngü gibi yerlere götürüyor” demişti yada buna benzer birşey. Mektup taslaktı ve yazarken çoğu şey değişti bazıları cidden iyi olmuş


#8

Yok, bana olmadı. Ne yazmak istiyor isem onu yazıyorum. :smiley:

Roman yazıyorum, söylemişimdir; doğaçlama yazarım aynı GRRM gibi. Lakin ana iskeleti çıkartır, öyle yazarım. Yani karakterlerin ana hatları bellidir; ne olacak, ne yapacak vs. Başka türlü işin içinden asla çıkamazsın, karışık olur. Nitekim GRRM için de ana karakterleri için planladıkları aynı. D&D ana karakterlerin gidişatı konusunda olacaklar belli GRRM için ama küçük karakterler için daha esnek gibi bir yorum yapmış misal.


#9

herkes bir değil mesela puzzle yaparken çoğunluk köşe ve kenarlardan başlarmış, ama bir kısım insan ortadan başlayıp bitirirmiş, kitap yazmakta öyle bence bir ilham gelir cümle cümleyi kovalar
romanında kolay gelsin bitince okumak isterim


#10

Bence şimdiki karakterlere baktığımızda asıl sinirlenecek olan Arya-Jon’a karşı farklı olabilir durumu belki ama-daha affedici olacak olan, zaten sevimli bir tabiatı olan Bran.Arya’nın orada hem annesinin hem de kardeşiyle kendisinin hayatı tehlikedeyken affedici filan olacağını zannetmiyorum bence mektuptaki Arya biraz daha naif ve duygusal bir karakter şimdiki Arya için bi de orada acaba iğne yi Jondan mı alıyor ki

Tyrion’un cüceliğinden bahsedilmemesi dikkatinizi çekti mi sizinde ayrıca şimdiki jaime gibi daha savaşçı bir kişiliği var sanki
ayrıca jaime joffrey’den sonra nasıl halef olabiliyor ki bi baratheon değil sonuçta baratheonların uzak akrabası mı oluyor burada acaba :thinking:

bence yazarın sansa için başka planları olmasa bu senaryo seriye çok uyan bir senaryo olurdu-illa jon’la evlenecek demiyorum-king’s landing ten sağ salim çıkabilmesi hala bakire olması Baelish gibi bi adamla uzun süre vakit geçirmesi bence onun karakterinin baya önemli bir karakter olmasına yol açacak

burada da jon bana biraz aragorn’u anımsattı kral olmak gibi bir role soyunmadan önce baya bir deneyim kazanması filan Jon’un hikayesinin şimdikine çok benzer olması da bence asıl karakterin o olduğunu gösteriyor bran’da bile bir sürü değişiklilk varken jon’un neredeyse aynı olması üzerinde en düşünülmüş karakterin o olduğunu gösteriyor -Bran mektupta daha karanlık birisi gibi-

Bence de tyrion ve jon arasında bir rekabet olmayacak ben rekabetin arya-sansa-jon arasında olacağını düşünüyorum hatta belki Dany’de olabilir ama bence dany-jon daha çok taht kavgası yaşayacaklar ölümcül bir rekabet dediği onlar için olabilir

Açıkcası burada en azından Jon ve Arya için seri sonunda ölmeyeceklerine dair bende bi umut oluştu ama bence bu 5 karakter olayı şimdi beş karakterle sınırlı değil artık Sansa ve jaime -belki bir iki kişi daha-dahil buraya


#11

Ben öyle düşünmüyorum. İlk kitaptaki Arya da zaten erkeksi şeyler yapan bir kız olsa da kişilik olarak naif diyebileceğimiz biriydi; sonuçta hayatında hiç acı yaşamamış 9 yaşındaki bir kızdan söz ediyoruz; sert, gaddar vs. olmasını bekleyemeyiz. Lakin yardıma ihtiyacı var iken ailesinden birinin yardım etmemesi mantıken her karakteri öfkelendirecek bir şey… Fakat burada dikkat çekilen nokta bu “affedici” olmasının sebebi. Yazar, aşık olduğunu fark ettiğini söylüyor… Yani tamamen bundan ileri geliyor.

İğne’yi başka kim verecek ki? Ned ve Cat asla vermez. Bran zaten komada idi… Sansa’dan böyle hamle beklemeyiz herhalde? Robb da babası ve anası kafasında biri böyle şeylerde demek hatalı olmaz. Zaten ortada Jon ve Arya arasındaki bir aşktan bahsediyor isek güçlü bağ ve birbirlerine yakınlık/anlayış ve destek meselesi aynen ilk planladığı şeydi yazarın. Bu yüzden cevap Jon, evet.

Aşk dörtgeni? Sanmıyorum yav. Sansa’nın Jon/Arya üçgeni içerisindeki yegane rekabeti Kışyarı için olur, bence. Şu an o duruma doğru gittiğine inanıyorum. LFnin yanındaki öğrendikleri/yaşadıkları ve yazarın onun için planladığı şeyler her ne ise pek hoş değil. Bir başlık vermiştim sana…

Bu fikre nereden kapıldın? Yazar, 5 ana karakteri olduğunu zaten söylüyor; 93 yılında da Sansa ve Jaime vardı, şimdi de var. Yahut koyabileceğini düşündüğün bir iki kişi de… Bu durumda açık seçik bir değişiklik olmadı.


#12

Sansa çok duygusal ve hayalperest bir tip. Özellikle o açılan Sansa konusundaki Aemon göndermeleri çok iyiydi. Jon’a aşık olursa çok zevkli anlar olabilir. Tabi sonradan karakteri değişebilir ama bana şimdilik oy ben kışyarını çok istiyorum diyebilecsk biri gibi gelmiyor.


#13

Artık hayalperest takılan biri değil, fena uyandı o düşlerden.

Sansa kraliçe olmak için yanıp tutuşan biriydi… Arya’ya söylediklerini unutmamak gerek. LF’nin de gazlaması eklenince Kışyarı hakkını almak isteyecektir; ne de olsa o kadar acı çekmiş, değil mi? (onun bakış açısından.)

Sansa’nın Jon’a aşık olması? O buna şu buna hepsi ona… Aşk kitabına çevirmeye gerek yok kitabı.


#14

Şimdi de aşık olmasa bile jon’u affedecek bahanesi var Jon’la çok yakınlar.Ama kitapta ki povlarda gereksiz yere öfkelendiği kızdığı çok yer var şimdi ki Arya aşkıyla öfkesini söndürebilecek biri değil bence ki bu benim onda en sevdiğim özellik klasik erkeksi kitap kahramanı modundan çok daha gerçekçi hale sokuyor onu kişilik olarak naif biri olduğunu düşünmüyorum sadece çocuksu bir duygusallığı vardı-ablasıyla kıyaslanması dalga geçilmesi kasap çocuğun öldürülmesi- yavaş yavaş onu da geride bırakıp daha özgüvenli daha bükülmez bir kişiliğe sahip oldu mektupta ki kız bana biraz daha lyanna-hatta Arwen-gibi leydi olarak geldi
İğneyi veren büyük ihtimalle Jon’dur ama öyle bişey belirtilmemiş mektupta bazı şeyler farklıya o yüzden dedim kendi de yaptırmış olabilir ya da mormontlar gibi savaşçı olarakta yetiştirilmiş olma ihtimali var ama büyük ihtimalli olan jon senin dediğin gibi

bu konuda farklı düşünüyoruz o yüzden ısrar etmeyeceğim sadece ilk kitaptaki arya ve sansa arasındaki sürtüşme devam eder mi diye düşünüyorum çünkü ben aile içi işlerin dizideki gibi güllük gülistanlık olacağını zannetmiyorum Sansa Kışyarı için rekabete girmez bence en azından kendi için-rickon için olabilir- çünkü kışyarını alsa da evlenmek zorunda kalacak kendi yönetmesine izin vermezler LF nin farklı amaçları var bu yüzden Sansa’ya baskı yapacaktır ama Sansa onu oyundan bi şekilde çıkaracaktır bence

Şuradan kapıldım ikisi de daha büyük misyonlar yüklendi jaime kötü tarafını Cersei’ye nakletti mesela o kadar önemli bir karakter oldu ki hayranların birçoğu onun aa olduğunu düşünüyor-ben değil bence diyar bir lannister’a çok zor güvenir bu saatten sonra-Sansa yıda daha önce soyledim bence daha büyük görevleri var

sansa joffrey’le evlenmek için yanıp tutuşuyordu-ayrıca kim kraliçe olmak istemez ki Arya dahil- çünkü Arya’nın avluda şahit oldukların şahit olmadı Arya da ondan önce Sansa ve Joffrey yan yana oturduğu için biraz imrenmiş gibiydi joffrey in ne olduğu hakkında hiç bir fikri yoktu ki joffrey öldükten sonra bile joffrey i yakışıklı ve iyi rol yapmasından dolayı harika biri olarak gören çok kişi vardı Arya ya söyledikleri öfke sonucuydu çünkü kendi kurdu haksız yere öldürüldü Arya aptalca tutup prense saldırdığı için. ben Arya’yı severim senden farklı nedenlerle olsa da ama orada gerçekten çok aptalca davrandı.yaptıklarının sonucunu düşünmesi gerekirdi.Sansa pekala Joffrey’i savunabilirdi ama ne kız kardeşine iftira atmak istedi ne de joffrey’i küçük düşürmek ama Arya saçmasapan Sansa’ya suç atıp durdu tıpkı ilk povunda bağırıp rahibe mordan in dikkatini kendisi çektiği halde bunun için Sansa’yı suçlaması gibi
Sansa’nın en başından beri amacı herşeyin iyi ve güzel olması ilk kitaptan sonra hiçbir povunda hırs gibi bi olayına rastlamadık zaten benim Sansa da en sevdiğim şey ne olursa olsun hayatın güzel taraflarını görme çabası ne olursa olsun mutlu olmaya çalışıyor Ned ay ve güneş kadar farklı olabilirsiniz demişti hatırlarsanız Arya ya Arya gizemli tarafıyla gerçekten Ay Sansa da ışıltılı sevecen kişiliğiyle gerçekten güneş bence
SON OLARAK JON EN SEVİLEN KARAKTER OLDUĞU İÇİN KİMİNLE AŞK YAŞARSA YAŞASIN AŞK KİTABINA DÖNECEK OLAY ZATEN


#15

Arya aşık olunca güzel Sansa olunca vooov aşk kitabı değil bu😒


#16

Ben sonu görecek diye ölmeyecek gözü ile bakmıyorum hiç bir karaktere çoğu olay değişmiş
sonuna ulaşsa bile ölebilir finalde ölmeyecek demiyorum bu 5 karaktere o kadar güvenmiyorum yazılanlara. Kaldı ki bazı karakterler oldukça değişmiş. Mesela Sansa mektupta yaşadığı şeyler farklı burda farklı, mektuptaki Arya şuan ki Arya ve Sansanın karışımı bence
mesela ben Aryanın öleceğini düşünüyorum sonda bunu da niye düşünüyorum Yüzsüz adamlar biz AA ya yardım edelim ona katılalım demedikçe ölür!..Bence nasıl öleceğini de çok defa yazdım ama tabiki o nasılda yanılabilirim de, Dany ve Brann’ın finalde misyonu kalmıyor bence.
göreceğiz bakalım ne kadar haklıyız
ve Son defa yine diyorum mektupta çoğu şey değişmişken Arya ismi geçiyor diye Aryaya aşk beklemiyorum ben onların ilişkisi kardeş ilişkisi, bir kuzen aşkı var evet ama bu Sansa ile daha romantik daha hoş olur. Arya ve Jon bence onlar kardeş olarak kalsın böyle hikaye için daha uyumlu olur


#17

Mektuptaki kız da kitaptaki kız da Lyanna ile fiziksel ve karakteristik olarak benzeştiriliyor zaten. Hatta at binme becerisini bile övmüştü babasının bir adamı; Lyanna da böyle idi vs. şeklinde. Halası da kılıç savurmasını bilen biri… Mektuptaki Arya’ya da kılıç verilmiş demek ki aynı karakter yapısında. Şahsen fark ettiğim; yazarın karakterlerinde bir değişiklik hiç yok, hepsi aynı tasarladığı gibi ama sadece hedef noktalarına götürdüğü yollarda büyük yahut küçük değişiklikler söz konusu. Bu yüzden Arya da hep aynı idi Sansa da Dany de Jon da ve diğerleri de… Bunun bir istisnası Jaime karakteri…

Arya mektupta da kitapta da Jon’a karşı aşırı düşkün ve sevgi dolu biri; çok yakınlar ve güçlü bir bağları var. Her şekilde onu affeder zaten. İkisinin birbirlerinin zayıf yanları olduğunu düşünüyorum.

Arya ile Sansa sürtüşmesi bence kesin devam edecek ama geri kalan söylediklerin için ciddi şüphelerim var.

X karakterini kötü iken iyi bir karaktere çevirmiş olması; yazarın anahtar beşlisinin kafasında değiştiğini göstermez ki adam zaten diyor “beş ana karakterim var.” diye, yani onun açıklamasına ters olarak araya üç beş tane daha sıkıştıramazsın. Olsa olsa senin ilk 5-10 karakter listene girer Sansa ve Jaime veyahut diğer eklenebilecek dediğin karakterler. Bir yazar için anahtar karakter/ler nasıldır ve ne şekildedir biliyor musun? Yani genel olarak hikayelerdeki amaçları nedir? Onlar hikayenin merkez çekirdeğini etkileyen olaylara dahil olan ve tabiri caiz ise hikayelerin çevresinde şekillendiği karakterlerdir. Jon, Arya, Tyrion, Dany ve Bran tam da bu türde karakterler; her biri -dikkat edersen- yola kendi başlarına çıktılar ve olaylar kendi etrafında şekillenip, ciddi bir değişim yaşamaya başladılar, başlıyorlar… Yavaş yavaş bir araya gelecek ve bu beşlinin hikayesi bir noktada toplanacak.

Elbette ki kendi çapında değişim yaşayan vs. başka karakterler de var ama onlar elma bunlar armut, karıştırılamaz. Sansa ölse hikayede gedik oluşmaz, Jon ölürse oluşur; Dany ölürse oluşur ama Jaime ölse oluşmaz… En fazla sevenleri üzülür, hikayenin rengi biraz solar, o kadar…

Öncelikle… Arya kraliçe olmak istemiyor, o böyle karakterde bir kişilik değil. Arya’yı farklı yapan da bu. Sansa, standart bir leydi, özür dilerim ama GoT evreninde onun gibi sürüyle leydi var; uygun bir leydi deniyor onun için ki Sandor bile öyle demişti.

“Sen,” dedi, Ned, hafifçe kaşlarının üzerinden öperek, “bir gün bir kral ile evleneceksin ve onun kalesini yöneteceksin ve oğulların, şövalye, prens ve lord hatta evet, belki de Büyük Rahip olacak.”

Arya da diyor ki “Hayır, o Sansa!” Yani bu onun hayali, prens ile evlenecek olan o; bu benim hayalim ve isteğim değil. Haliyle açık seçik “kraliçe olacaksın” diyen babasına karşı çıkan bir kızın kraliçe olmak isteyeceğini iddia etmek, karakteri tanımamaktır. Onu da geçtim, bu kız bir leydi bile olmak istemiyor bırak bir kraliçe olmayı. “Ben bir leydi olmak istemiyorum,” diye parladı Arya.

Yalnız avlu; Joff ve Sansa meselesini anlayamadım, onu biraz daha açar mısın? Cümle karışık olmuş. Benim bildiğim Arya, Joff’dan hiç hoşlanmadı ki hoşlanılacak bir tip de değil zaten. :smiley: Yani tipi güzel de karakteri işe yaramaz. Jon bile oğlanın karakter yapısını ziyafette iken sezinledi ve ondan hoşlanmadı. Joff’un kız kardeşi için de “salak” terimini kullandı.

Arya’ya söyledikleri derken hangi söylediklerinden bahsediyorsun? Benim kast ettiğim bu olay. Yani kraliçe olma arzusu vs. ile ilgili örneği kast etmiştim. Lakin zaten senin de dediğin gibi -arya hariç :smiley: - hangi kız kraliçe olmak istemez? Annesi bile kızının kraliçe olmasını; kocasının kral eli olmasını istedi ve onu teşvik etti… Hep bu kadının gazıyla oldu her şey ya neyse…

“Hiç durma, bana bir sürü kötü isim tak,” dedi Sansa umursamıyormuş gibi. “Joffrey ile evlendiğim zaman cesaret edemeyeceksin. Önümde reverans yapıp, bana majesteleri demek zorunda kalacaksın.” Arya masanın diğer ucundan elindeki portakalı fırlatınca Sansa çığlık attı. Tam alnının ortasına isabet etmişti. Çenesinden kırmızı sular damlarken portakal da kucağına düştü.

“Yüzünüzde portakal suyu var Majesteleri,” dedi Arya.

Portakal suyu alnından akıyor, gözlerini yakıyordu. Bir mendille yüzünü sildi. Kucağına düşen portakalın, yepyeni fildişi rengi ipek elbisesine neler ettiğini görünce bir çığlık daha attı. “Sen korkunç birisin,” diye bağırdı. “Leydi yerine seni öldürmeleri gerekirdi!”

Arya’nın ilk pov’a tekrar baktım; dikkatleri onun üzerine çektiği için onu suçlamıyor ki… Dikiş povu demi?

Şimdi bana kalırsa sen olaya farklı bir açıdan bakıyorsun. Öncelikle Arya hemen öfkelenen ve harekete geçen biri; bu doğru, kesinlikle kabul ediyorum. Bu onun özelliklerinden biri zaten.

Joff-Sansa-Arya olayına Sansa açısından bakalım; onun pov ile anlatımış.

Prens Joffrey kahkaha attı. Erkek çocuk şaşkın bir şekilde etrafına bakınıyordu. Prens ve Sansa’yı gördüğünde kılıcını çimenlere bıraktı. Kız, acısını gidermek için eklemlerini emerken onlara bakıyordu. Sansa dehşet içinde, “Arya!” diye bağırdı.

“Gidin buradan,” diye geri bağırdı Arya. Kızgındı ve gözleri yaş doluydu. "Burada ne arıyorsunuz? Bizi rahat bırakın."
offrey, Arya’ya, sonra Sansa’ya, sonra tekrar Arya’ya baktı. “Kız kardeşin mi?” Sansa utanç içinde başıyla onayladı. Joffrey, kızıl saçlı, çilli suratlı hantal çocuğu inceledi. “Peki sen kimsin çocuk?” diye sordu. Karşısındaki çocuk Joffrey’den büyük olmasına rağmen, prens tam bir yetişkin tonuyla konuşmuştu.

“Mycah,” diye mırıldandı çocuk. Prensi tanımıştı, gözlerini kaçırdı, “Lordum,” diye ekledi.

“Kasabın oğlu,” dedi Sansa.

“O benim arkadaşım,” dedi Arya sert bir şekilde.

“Şövalye olmak isteyen bir kasap oğlu, öyle mi?” Joffrey elinde kılıcıyla atından indi.

“Kılıcını yerden al kasabın oğlu,” dedi. Gözleri parlıyordu. Çok eğlendiği belliydi. “Bakalım bir şövalye olacak kadar iyi misin?”

Mycah korkudan donmuş halde duruyordu.

Joffrey çocuğa doğru yürüdü. “Kılıcını al dedim. Yoksa sadece küçük kızlarla mı dövüşüyorsun?”

“O istemişti lordum. O istemişti.”

Sansa, Arya’ya bakınca çocuğun doğru söylediğini anlamıştı ama Joffrey anlayacak halde değildi. Şarap yüzünden iyice vahşileşmişti. “Kılıcını yerden alacak mısın?”

Mycah kafasını salladı. “Bu sadece bir sopa lordum. Sadece bir sopa.”

“Ve sen de sadece kasabın oğlusun, bir şövalye değil.” Joffrey, Aslan Dişi’ni kaldırdı ve kılıcı çocuğun elmacık kemiğine, tam gözünün altına dayadı. Kasabın oğlu yaprak gibi titriyordu. “Vurduğun kız benim soylu nişanlımın kız kardeşidir. Bunu biliyor muydun?” Kılıcın dayalı olduğu yerdeki etten kan sızmaya ve çocuğun yüzünden aşağı süzülmeye başladı.
“Dur!” diye çığlık attı Arya.

Sansa korkmuştu. “Sen karışma Arya,” dedi.

“Korkma ona zarar vermeyeceğim… fazla zarar vermeyeceğim,” dedi Joffrey gözlerini Mycah’tan hiç ayırmadan.

Arya sonunda hamle yaptı.

Onlar gittikten sonra Sansa, Joffrey’nin yanına geldi. Prensin gözleri acıdan kapanmıştı. Yanına oturdu. “Joffrey,” diyerek ağladı. “Ah! Sana ne yaptılar böyle, sana neler yaptılar. Zavallı prensim. Sakın korkma. Şimdi karakola gideceğim ve senin için yardım getireceğim.” Elini prensin saçlarına götürdü ve hafifçe okşadı.
Prensin gözleri açıldı. Gözlerinde tiksinti ve aşağılamadan başka hiçbir şey yoktu. “Git öyleyse,” dedi ve yüzüne tükürdü. “Sakın dokunma bana!”

Joff burada bildiğin oğlana zorbalık edip, zarar vermeye çalışıyor; Sansa’ya göre şarabın da etkisi var ama aslında biz biliyoruz ki bu Joff’un gerçek yüzü yani şarap meselesi değil; sadece Joff kendi yüzünü gösteriyor ama Sansa bunu görmezden geliyor… Cersei’nin şişmanladığını görmezden gelip hizmetçilerinin elbiselerini çektirdiğini düşünmesi gibi :smiley:

Sansa’nın olayı zaten belli; Joff’u tutuyor her daim.

Şahsen ben orada olsam; yaşım kaç olursa olsun, oradaki çocuğu korurdum ki bir de “arkadaşım” dediğim birinden bahsediyoruz. Aptalca bir hareket değil, bence hakkaniyetli bir hareket. Sen birileri başkasına zalimlik ederken oturup izler miydin yani? ABD’de sosyal bir deney yapmışlar; orada joff gibi çocuklar çok fazla okullarda; zayıf gördüklerine zalimlik yapıyorlar, iki üç kişi dışında kimse kaile alıp yardım etmeye yeltenmedi, kalanı(yetişkin bunlar bir de) izledi durdu öylece… Sansa da bu sosyal deneyde izleyenlerden biri işte.

Ve biz 1. kitabın ilk povlarından beri biliyoruz ki Sansa, kız kardeşi ile hiç iyi geçinemiyor ve yer yer kız kardeşi ile dalga geçiyor ve aşağılıyor; Arya Atsurat meselesini unutmamak gerek, yanındaki kahyanın kızı olan(jeyne) arkadaşlarına bile dalga geçtiriyor, izin veriyor.

Eddard POV’u:

Kraliçe bir adım öne çıktı. “Sorduğun sorunun cevabını gayet iyi biliyorsun Stark,” dedi. “Bu senin kızın ve kasap arkadaşı oğluma saldırdı. Kızının hayvanı, oğlumun kolunu koparmaya çalıştı.”

“Bu doğru değil,” diye bağırdı Arya. “Sadece biraz ısırdı çünkü Joffrey Mycah’a zarar veriyordu.”

“Joff bize olanları anlattı,” dedi Kraliçe. “Sen ve kasap arkadaşın, Joff’a sopalarla vururken, kurdunu oğlumun üzerine salmışsın.”

“Hayır böyle olmadı,” dedi Arya. Tekrar ağlamak üzereydi. Ned elini kızının omzuna koydu.

“Evet böyle oldu. Üçü birden bana saldırdı. Bu kız Aslan Dişi’ni nehre attı,” dedi prens. Ned, çocuğun konuşurken Arya’ya bakamadığını fark etmişti.

“Yalancı!” diye bağırdı Arya.

“Kes sesini!” dedi Joffrey.

Büyük kızı tereddütlü adımlarla salonun ortasına geldi. Beyaz dikişli, mavi kadifeden bir elbise giymişti. Kızıl kahve saçları parlıyordu. Boynuna gümüş bir kolye takmıştı. Önce kız kardeşine, sonra prense baktı. “Bilmiyorum,” dedi gözünde yaşlarla. “Hatırlamıyorum. Her şey o kadar hızlı oldu ki, göremedim…”

“Seni rezil!” diye bağırdı Arya. Ablasının üzerine doğru bir ok gibi fırladı. Sansa’yı yere yatırıp yumruklamaya başladı. “Yalancı. Yalancı. Yalancı!”

“Arya, dur!” diye bağırdı Ned. Jory, Arya’yı Sansa’nın üzerinden aldı. Arya hâlâ tekme atıyordu. Sansa korkmuştu ve titriyordu. “Canın yandı mı?” diye sordu Ned. Sansa gözlerini Arya’dan alamıyordu. Ned’i duymamıştı.

“Bu kız, o sefil kurt kadar yabani,” dedi Cersei Lannister. “Robert, bu vahşinin cezalandırılmasını istiyorum.”

Ondan sonra da Arya, kurdu öldürülmesin diye Nymeria’yı yanından uzaklaştırıyor ama kraliçe illa ki bir kurt ölmeli diyerek Leydi’nin öldürülmesini emrediyor.

Leydi, haksız yere öldü şüphesiz ki Arya da bunu söylüyor ve engel olmadığı için babasının adamlarına bile kızıyor ki kraliçe’yi ölüm listesine ekleme sebebi Leydi’yi öldürmesiydi… Yoksa ne yaptı ki Cersei bu kıza? Hiçbir şey… Lakin Leydi’nin ölümüne sebep olan olay zincirini Sansa attı; eğer o gün orada Joff’a ve kraliçeye yaranacağım diye yalan söylemese idi Leydi yaşıyor olurdu. Hatta kasabın oğlu da yaşıyor olurdu; onun da ölümünden sorumlu. Lakin bunu hiç dert etmiş görünmedi… Hepimiz iyi yahut kötü seçimlerimizin sonucunu yaşarız; Sansa da kendi sonuçlarını yaşadı ki bu ilk yanlış seçimi değil.

İlk seçimi Joff oldu; kendi ailesine karşı.
İkinci seçimi yine Joff oldu; yine kendi ailesine karşı… Yani aslında Sansa en az iki kere kendi ailesine ihanet etti. Biri şu saldırı meselesinde…

İlk ihanetinin sonucu Leydi ve Mycah oldu.

İkinci ihanetinin sonucu ise babasının kellesi oldu ki kalanında Robb ve Cat de var…

Haksız değil,” dedi Tyrion. “Şu Lord Slynt denen adam, bu işin bir parçası yani, öyle mi? Harrenhal’u ona vermek, konsey üyeliğine terfi ettirmek kimin dâhiyane fikriydi?”

“Düzenlemeleri Serçeparmak yaptı. Slynt’in altın pelerinlilerine ihtiyacımız vardı. Eddard Stark, Renly’yle birlikte bir komplo hazırlıyordu ve Stannis’e taht vadeden bir mektup yazmıştı. Her şeyi kaybedebilirdik. Kıyısından döndük. Sansa bana gelip babasının planlarını anlatmasaydı…”

Tyrion şaşırmıştı. “Gerçekten mi? Kendi kızı?” Sansa iyi yürekli, zarif, sevgi dolu bir kız gibi görünüyordu.

“Kız aşk sarhoşuydu. Joffrey için her şeyi yapmaya hazırdı. Joffrey kızın babasının başını kestirip yaptığı şeye merhamet deyince aşk son buldu elbette.”

Görüyoruz ki Sansa, baya şeyler dökülmüş kuş gibi, Sandor’un kuş lakabı vermesi boşa değil gerçekten.

Ana konu ile bağlar isek Sansa’nın karakteri ve seçimleri de aynen mektuptaki gibi kalmış, değişim yok. Sadece yaşadığı olaylarda ciddi bir değişim var.

Arya aşık, Sansa aşık, Dany aşık… herkes aşık ona… Biraz daha kasar isek birkaç karakter daha ekleyebiliriz… Yorumu okusana gene :smiley:


#18

Yoo ben Arya aşık olmazı savunuyorum. Daenerys belki olabilir daha başka sanmam.


#19

cevabın nerde alıntılar nerde belli değil
şu alıntı işine dikkat et lütfen işaretlediğin yeri alıntı olarak yap tüm metni değil 3 4 defa gittim gittim geldi tek cümle için koca metni alma bizede yazık :smiley:


#20

Telefondan yazdığım için biraz sıkıntı olabiliyor bir dahakine daha fazla dikkat ederim :smiley:


#21

Yeminle bir baktım hepsini almış, in çık baktım; sonra kim yapmış bunu dedim gene yukarı çıktım indim. :joy: