Mirri Maz Duur'un Geçmişi

“Kimsin sen?” diye sordu Dany. “Adım Mirri Maz Duur. Bu tapınağın tanrıkadınıyım.” “Maegi,” diye homurdandı Haggo. Eli arakh’ına gitti. Bakışı karanlıktı. Dany adamın kullandığı kelimeyi, ateş başında oturdukları bir gece Jhiqui’nin anlattığı hikâyeden hatırlıyordu. Maegi, şeytanlarla düşüp kalkan, en kara büyülerle uğraşan, ruhsuz, zalim, korkunç kadınlara verilen isimdi. Gece karanlığı çöktüğünde insanlara yaklaşır, bedenlerinden güçlerini ve canlarını emerdi bu kadınlar. “Ben bir şifacıyım,” dedi Mirri Maz Duur. “Kuzuların şifacısı,” diye bağırdı Qotho. “Kanımın kanı, bu maegi’yi öldür ve tüysüz adamları bekle derim.” Dany kansüvarisinin patlamasını görmezden geldi. Bu yaşlı, şişman ve şefkatli kadın bir maegi gibi görünmüyordu. “Şifa sanatını nerede öğrendin Mirri Maz Duur?” “Benden önceki tanrıkadını annemdi. Bana Yüce Çoban’ı memnun edecek bütün şarkıları ve duaları ezberletti. Köklerden, yapraklardan ve meyvelerden kutsal merhemler ve dumanlar yapmayı öğretti. Daha genç ve güzel olduğum zamanlarda, bir kervanla Gölge’nin oradaki Asshai’ye gidip onların büyücülerinden dersler aldım. Çeşit çeşit topraklardan bir sürü gemi geliyordu Asshai’ye. Ben de orada kalıp uzaklarda yaşayan insanların şifa yöntemlerini öğrenmeye çalıştım. Jogos Nhai’den gelen bir ay ozanından doğum şarkıları öğrendim. Sizin insanlarınızdan biri bana otun, atın ve mısırın büyülerini öğretti. Gün Batımı Krallıkları’ndan bir üstat derimizin altında yatan sırları gösterdi.” “Bir üstat mı?” dedi Sör Jorah. “Kendine Marwyn derdi,” diye cevap verdi kadın. Ortak Dil’de konuşmuştu. “Denizden. Denizin ötesinden. Yedi Krallık demişti. Gün Batımı Krallıkları. Erkekleri çelikten yapılmış ve ejderhalar hüküm sürüyormuş.” “Asshai’de bir üstat,” dedi Sör Jorah şaşkınlıkla. “Söyle bana tanrıkadını, Marwyn dediğin adamın boynunda ne vardı?” “Onu boğacakmış gibi görünen bir zincir, Demir Lord. Farklı farklı metallerden halkalar.” Şövalye, Dany’ye baktı. “Sadece Eski Şehir’deki Hisar’da yetişmiş olan üstatlar o zincirleri takar,” dedi.

“Hayır,” diye yalvardı. “Onu kurtar. Seni özgür bırakacağım, yemin ederim. Bir yolu olmalı… bir büyü, bir…” Mirri Maz Duur ayağa kalktı ve gece kadar siyah gözleriyle Dany’ye baktı. “Bir büyü var,” dedi fısıltıdan bile hafif bir sesle. “Ama zor ve kara bir büyü leydim. Bazıları ölümün daha temiz olduğunu söyler. Büyüyü Asshai’de öğrendim ve ders için büyük bedel ödedim. Hocam Gölge Topraklar’dan bir kan büyücüsüydü.”

Rakharo ve Quaro, hayvanı khal’ın çoktan ölmüş gibi görünür halde yattığı, suyuna kan ve iri akan küvetin yanına getirmeye kalktıklarında aygır bağırarak şahlandı. Mirri Maz Duur, Dany’nin anlamadığı bir dilde bir şarkı mırıldandı ve elinde bir bıçak belirdi. Dany bıçağın nereden çıktığını görmemişti. Çok eski görünüyordu. Kırmızı bronzdan dövülmüş yaprak şekilli bir bıçaktı. Üzerinde kadim işlemeler vardı.

//Bu kadinin olayını merak ediyorum. Asshai’de eğitim almış, Marwyn’i tanıyan ve böyle bir bicagi olan kadının Kuzu Insanlar arasında ne işi var ve Dany ile ne yapmaya çalışıyordu? Ejderhalarin dirilmesi onun ne işine yaradı?

Mirri_Maz_Duur

1 Like

Ejderhaları dirilmesi onun işine yaramadı, hayatına mal oldu. İnsanlarına yaptıkları yüzünden Dany, Drago ve diğerlerinden intikam istedi.

Söylediği gibi Kuzu İnsanlardan biri, önceki şifacı annesi imiş ama bu kadın daha meraklı biri olacak ki daha fazlasını öğrenmek için Asshai’ye kadar gitmiş, öğrenmiş, gelmiş ve ilahına hizmet ederek yaşamaya başlamış; ta ki bu Dothraklar gelene dek.

Çok özel bir olayı yok.

Bence o kadar basit değil. Bu kadının Marwyn ile tanışıklığı var ve sadece bu bile onu sıradan biri yapmaktan çıkarır. Asshai ayrıntısına girmeme gerek bile yok.

Marwyn ile tanışan herkesin gizemli bir amacı ve geçmişi olması gerektiğini düşünmüyorum bilhassa ölmüş ise.

Asshai büyücülerin toplandığı bir yer; büyücülük okulu gibi düşün orayı. Bu kadın zaten anadan büyücü, oraya kadar gidip kan büyücü birinden ölüleri çağırmayı vs. öğrenmiş. Qyburn da benzer şeyleri Marwyn’den öğrenmiş muhtemelen ki o da oraya büyü öğrenmeye gidiyor. Özetle ikisi de orada “öğrenci” olarak bulundu ve bu kadın ondan “tıp” derdi almış, Asshalili bir büyücüden büyü öğrenmesinin yanı sıra. Her selam verileni ahbap sanırsak yandık bence :smiley: