Morpheus

Önceki bölüm

Ekim,2011

[b]-----Yaşlı [/b]adamın size verdiği kartviziti çıkarıyorsunuz ve adamı arıyorsunuz.Uzun süre cevap veren olmuyor,tam telefonu kapatacağınız sırada telefon açılıyor.Kendinizi takdim ettikten sonra teklifi kabul ettiğinizi söylüyorsunuz.Adam size uçak biletinizi göndereceğini söylüyor ve telefonu kapatıyor.Sorgulamaya gerek yok sizce.
[b]-----Uçak[/b] bileti evinize postayla geliyor.3 gün sonraki bilet Nijer'e.Hazırlıklara başlıyorsunuz.Gideceğiniz yerin iklime uygun elbiselerinizi,bilgisayarınızı,telefonunuzu,birkaç kitabınızı ve bütün yükte hafif pahalı eşyalarınızı topluyorsunuz.İstifa dilekçenizi verdikten sonra tanıdığınız çok az kişiye haber veriyorsunuz.Yanınıza 3 büyük bavul alarak uçuş gününde evden ayrılıyorsunuz.
[b]-----Havalimanına[/b] gidiyor ve biletinizi danışmaya gösteriyorsunuz.Kadın ilk önce size sonra bilete bakıyor.Size tekrar baktıktan sonra bir dakika istiyor ve telefon görüşmesi için size arkasını dönüyor.Telefondan sonra onu takip etmenizi istiyor ve uçağınıza doğru yola koyuluyorsunuz.
[b]-----İlk[/b] başta uçağın sıradan bir uçak olduğunu sanıyorsunuz.Daha dikkatlice baktığınızda bunun özel bir jet olduğunu,sadece bir düzine ama birinci sınıflar için tasarlanmış koltuğu olduğunu ve uçakta siz ve görevlilerden başka arkasını dönük bir kişinin daha oturduğunu fark ediyorsunuz.Gördüğünüz ilk boş yere oturuyorsunuz ve uçak kalkmaya başlıyor.
[b]-----Koltuğunuzdan[/b] kalkıyorsunuz ve yavaş yavaş diğer yolcuya doğru yaklaşıyorsunuz.Bakmadan yanından geçiyor ve karşısına oturuyorsunuz.Tam bir hayal kırıklığı,karşınızda size iş teklif eden yaşlı adamı bulmayı umuyordunuz.Fakat karşınızda ortalı yaşlarında çekici bir kadın var ve sizi sorgulayan meraklı gözlerle inceliyor.
-"Merhaba,"diyorsunuz."Kusura bakmayın kendimi tanıtmadım ben,..."
-"Sizin kim olduğunuzu biliyorum,doktor.Bakışlarımın nedeni adınızı öğrenememem değil.Ben sadece neden bu kararı verdiğinizi merak ediyorum.Neden sizi bekleyen düzenli bir hayat varken muhtaç insanlara yardım etmeyi seçtiğinizi merak ediyorum.Sorgulayan bakışlarımın nedeni bu.Şaşkınlığımın nedeni ise sizin kadar merhametsiz bir doktorun insanlara yardım etmek istemesinin nedenini anlamamış olmam."
-----Kısa bir şaşkınlık anı yaşıyorsunuz ve ardından vurulmuşa dönüyorsunuz.Lafları aklınızda tartıyorsunuz.Kadının sizi tanıyor olması bir yana,size bunları diyebilecek kadar sizi sizden iyi teşhis etmesinden korkuyorsunuz.Sonunda konuşabiliyorsunuz;
-"Affedersiniz,anlamadım," diyorsunuz.
[b]-----Kadın[/b] gözlüklerini çıkartıp başını size doğru yaklaştırıyor.Ne kadar güzel olduğunu fark ediyorsunuz.En az 40 yaşında olmasına rağmen süt beyazı yüzünde çok az kırışıklık var,estetikten tek bir iz yok.Usta bir sanatçının elinden çıkmış heykel gibi dümdüz ve pürüzsüz bir ten ve makyajsız  yüzünde bembeyaz tenini narince ikiye ayıran kan kırmızısı dudaklar,uzun kirpiklerin altında saklanan kocaman altın sarısı-ela rengi arası gözler ve alnına düşen kömür karası saçlar...Cennetten kovulmuş bir melek gibi gözüküyor kadın gözünüze,belki de koruyucu meleğiniz.Kadın düşüncelerinizi okumuş gibi gülümseyerek sizden uzaklaşıyor.Açık kalan ağzınızı kapatmayı akıl edebiliyorsunuz.
-"Size kendimi tanıtmadığım için ben özür dilerim.Ben Loreen Brughwater.Fakat siz bana sadece 'Hanım' deyin;'Leydi' anlamında.Size iş teklif eden beyefendi -ona 'Profesör' deriz-şu an çok yoğun.Onun yerine ben size ne yapacağınızı anlatacağım."
-"Anlıyorum.Mesleğiniz,mesleğiniz ne demiştiniz?"
-"Söylememiştim.Aslında Bayan Doktor -size doktor demek istiyorum,işinize gayet bağlı birisiniz ve biz aramızda gerçek isimlerimizi değil gerçekte olmak istediklerimizin veya olabildiklerimizin adlarıyla birbirimize sesleniriz- ben de sizinle aynı işi yapıyorum.Muhtaç insanlara yardım ediyorum.Fakat benim alanım Afrikalı çocuklara veya savaş mağduru mültecilere yardım tarzında değil,sizin de değil.Bunu biliyorum çünkü ikimiz de aynı kişi için çalışıyoruz.Benim ve sizin sorumluluk alanımız bütün insanlık.Şu anlık bu iş için bunu bilmeniz yeterli,ileride daha detaylı açıklama fırsatı bulacağım.Ama bundan önce işi kabul etmek istiyorsanız size bir görevimiz var.Tabii ilk işi hala kabul ederseniz.Bulaşacağınız işler kötü değil,sadece çok tehlikeli ve büyük oyunlar.Anlamanızı beklemiyorum.Fakat size şunu çok kısa bir şekilde açıklamam lazım:eğer bize katılacak olursanız çok büyük işlere de karışmış olacaksınız.Siyasi liderlerin şüpheli ölümleri,aniden ortaya çıkan hastalıklar,tarihteki gizli tarikatlar,insanlar üzerindeki yasak deneyler... Ve daha fazlası.İnsanlığın düşünmeyi düşünemediği bir çok alanda yapılan keşifler," gülümsüyor ve size bakıyor."Siz sormadan ben cevabını vereyim Doktor,bu işten çıkarınızı sizin yaptıklarınız tayin edecek.Size sonuna kadar imkan sağlanacak,personel ve çalışan ihtiyacınız kapatılacak.Fakat asıl çıkarınız istediğiniz deneyi istediğiniz gibi yapmakta özgürsünüz.Bize bir geri dönüt getirdikten sonra ölüleri bile diriltebilirsiniz.Tabi sık sık sizden özel isteklerimiz veya size vereceğimiz görevlerimiz olmayacak değil.Şimdi,bizimle çalışmayı hala istiyor musunuz?"
[b]-----Konuşmanın[/b] ilginizi çeken kısmından sonrasını duymuyorsunuz.Ölüleri diriltmek,annenizi diriltebilmek.Onunla son bir kere konuşmak.Onu sarılıp doya doya ağlamak.Başınızı sallıyorsunuz;
-"Nereyi imzalayacağım?"
-"İmza mı," kadın gürültülü bir kahkaha koparıyor.Şaşkın bakışlarınızı fark edince gülmeyi kesiyor."Affedersiniz.Biz imza kullanmıyoruz.Sadece şunu bilin;artık bizimlesiniz ve bizden ayrılamazsınız.Bunu kanıtlamak için imzaya gerek yok.Bizim ilişkilerimiz güvene ve isteğe dayalıdır."
[b]-----Size [/b]içten bir tebessümle bakıyor ve "Evet," diyor."Şimdi gelelim şu göreve.Elimde sizin için iki tane seçenek var.Bunlardan hangisi size daha uygun öğrenmek için size bir kaç soru sormam lazım."
-"Lütfen,buyurun."
-"Başlıyorum.Farz edelim bu iş size söylenen gibi bir hayır işiydi.İlk işiniz Ortadoğu'da bir isyan alanı.Yönetimdeki diktatöre karşı ayaklanan halka yardım ediyorsunuz.Yaralanan sivilleri tedavi ediyorsunuz.Bir gün çatışma sonrası alanda yaralı veya canlı biri var mı diye bakınırken karşı taraftan çok rütbeli bir komutan görüyorsunuz.Komutanı iyileştirirseniz savaş sona erebilir veya daha çok sivil ölür.Onu öldürürseniz savaş tamamen bitebilir ya da kısa süreliğine duraksayabilir."Size bakıp şimdiye kadar iyi dinlediğinizden emin olunca konuşmaya devam ediyor.
-"Komutan'a yardım edip insanlara yardım etme görevinizi yerine getirir miydiniz?Yoksa onu ölüme terk edip kendi tarafınızın kazanmasını mı  sağlardınız?"
[b]-----Düşünüyorsunuz.[/b]Ettiğiniz Hipokrat Yemini ve kurtarabileceğiniz daha bir çok can.Ve birini seçmek zorunda kalan kararsız bir bayan.
-"Soruda asıl sormak istediğiniz duygularımı mı yoksa mantığımı mı dinlemem gerektiği gibi geldi bana,haksız mıyım?"Kadın sizi yeniden inceliyor ve tatminkar bir bakışla onaylıyor.
-"Mavi hap kırmızı hap muhabbeti öyle mi?Siz de Morpheus olmalısınız."
[b]-----Kadın[/b] hoş bir gülücükle size bakıyor ve iki elini size doğru uzatıyor.
-"Söyle bakalım Neo,duyguların mı mantığın mı?"

birçok canı kurtaracaksa birinin, heleki karşı tarafın büyük bir kumandanı ölecekse tereddüt etmezdim :slight_smile:

Komutana yardım ederdim. Zorla savaşa itilen birisi bile olabilir. Hatta yardım için gidip ihanete uğrayan biri bile. NEO!!! :slight_smile:

yardım etmek zorundayım. yemin var ve de savaşın bitme ihtimali de var

komutan ölürse savaş her halükarda itiyor ama kurtarırsa bitme ihtimali var ya da daha da kötü olma ihtimali var orayı atlamayın bence :wink:

bu hikaye eskisi kadar tutmadı herhalde :smiley: