Neden İnsanlar Sansa'dan Nefret Ediyor?

sansa-stark

#1

GrayArea, Nisan ayının sonlarında bu videoyu yayınlamıştı. Karakterler üzerine “çok mu yanlış anlaşıldı?” vs. gibisinden şeyler yapıyormuş galiba, Jaime ve Arya için de var, inşallah ileride belki onları da çeviririm, geçen senelerde yapmış. Neyse bu video takipçilerin isteği üzerine yapılmış. Video sahibi kendi görüşlerini sıralamış elbette… Siz de izleyip, okuduktan sonra kendi görüşlerinizi sıralarsınız.

Çevirmesi kolay ve hızlı olduğu için bunu seçtim aslında, başka çevirmek istediğim videolar vardı; şu rüya konularına devam edecektim misal… Fakat malum baya bir ara verdim foruma ve döner dönmez ortalığı biraz kızıştırmak iyi gelir dedim, millet forumun sakinliğinden vs. şikayetçi olunca aklıma daha iyi video gelmedi. Sansacı arkdişler kızmasınlar hemen. :stuck_out_tongue:

Hayırlı Ramazanlar efem… Çeviriye başlıyoruz, yine kendi cümlelerimle-ara ara eklemelerime- yazıyorum…


Şimdi videoyu yapan abla “İnsanlar benim Sansa’dan nefret ettiğimi düşünüyorum, bilmiyorum belki öyle ama ben öyle olduğumu düşünmüyorum. Sansa’yı seviyor muyum? Hayır. En sevdiğim karakterlerden mi? Hayır. Ölmesini istiyor muyum? Hayır. Lakin ondan neden hoşlanmadığımı anlatacağım.” diyor. Aslında benim Sansa için düşüncem de aynen bu cümlelerde yatanla aynı, zaten biliyorsunuz, çok kez bazı arkadaşlarla konuştuk. Nefret etmiyorum ama sevmiyorum da, hoşlanmıyorum. Şimdilik - ileride içine etmez ise- biraz sempatim var, bakalım. Lakin dizideki Sansa’dan nefret ediyorum, o kesin. :smiley:

Neyse, uzatmadan devam.

Sansa’nın hikayesi Kışyarı’nda aile ile birlikte başlıyor; geleneksel bir şekilde yetiştirilmiş mükemmel bir leydi; dans edebiliyor, şarkı söyleyebiliyor, harika dikiş diyor, zil çalabiliyor… Kısacası bir leydi’de olması gereken her türlü yetenek, bu kızda mevcut, maşallah. Westeros’ta Geleneksel Leydilik Yarışması olsa, dereceye girebilecek kapasitede yani. :slight_smile:

Ablaya göre Sansa, tipik bir şımarık çocuk, evet diyor; çocuk. Kendisi seri başladığında 11 yaşındaydı. Çoğu kişi Sansa’nın yaşını kullanarak “Sansa sadece çocuk, Sansa sadece çocuk. Ona çok yükleniyorsunuz.” lafını kullanmayı seviyor(yapmış olduğu şeyleri hoş göstermek, maruz göstermek adına yani).

Abla diyor ki çocuk savunması Sansa’nın davranışları için geçerli bir argüman değil. (Bence de değil.) Joff da 11 yaşında, Sansa ile aynı yaşta… Onun yaptıklarını affettik mi? Hoş gördük mü? Çocuk yahu olur bunlar dedik mi? Hayır, demedik. Affetmedik, hoş görmedik. Arya ve Bran onlardan daha genç. Arya 9 ve Bran 7 yaşında. Ve Dany, Sansa’dan sadece 2 yaş büyük(13). Bu yüzden ‘yaş’ meselesini bir argüman, bahane olarak kullanmayalım; Sansa yaptığı şeyleri yaşından dolayı yapmıyor, yapmadı.

Sansa, Kışyarı’nda bir prenses rahatlığında yetiştirildi. Seride ilk Sansa konuşması, tanıtımı Arya POV’undan geliyor. Bu POV’da Sansa’nın annesine ne kadar benzer olduğunu görüyoruz(ben de bunu diyorum, anasının kızı; tam bir Tully. :slight_smile: ).

“Sen prens hakkında ne düşünüyorsun sevgili kardeşim? Yakışıklı değil mi?”

“Jon, onun kıza benzediğini söylüyor.”

Sansa iğne oyasına devam ederken iç geçirdi. “Zavallı Jon. Kendisi bir piç olduğu için kıskanıyor,” dedi.

“O bizim ağabeyimiz,” diye bağırdı Arya. Yüksek sesi akşamüstü sessizliğini bıçak gibi kesmişti.

Rahibe Mordane gözlerini kaldırdı. Kemikli yüzü, keskin bakışları ve sanki somurtmak için yaratılmış incecik dudakları vardı. Şimdi de somurtuyordu. “Neden bahsediyorsunuz çocuklar?” diye sordu.

“Üvey ağabeyimiz,” diyerek düzeltti Sansa. Sesi edepli ve yumuşaktı. Rahibeye gülümsedi. “Kardeşim Arya ve ben, bugün prensesin bize katılmasından ne kadar memnun olduğumuzu konuşuyorduk,” dedi.

Sansa ile ilk tanışmamız, konuşma bize gösteriyor ki Sansa sadece kibirli değil, ayrıca Cat’in Jon’u kabullenmediği gibi Sansa’nın da Jon’u kabullenmediğini görüyoruz. Ayrıca bize gösteriyor ki Arya ile gerçekte ne konuştuğu ile ilgili bazı kurnazlık parıltısı da var(yani ikisinin gerçek konuşması hakkında anında yalan söyleyip, kurnaz davranıp meseleyi prenses’e getirerek, övmesi vs. konusu). Sansa ayrıca ailenin boşboğaz kuyruklu hikayeler üreten üyesi…

Arya cümlenin devamını biliyordu. İkisi aynı anda söylediler.

“Sansa’ya… asla… söyleme!”

Yaptığınız ve söylediğiniz her şeyi söyleyen bir kardeşiniz var mı? İşte bu ailede bu kişi Sansa.

Kral’ın Şehri yolunda malum Joff + Kasab’ın Oğlu + Arya olayına gidiyoruz. Olay sonrası Arya ve Nymeria günlerce kayıptır. Sansa neler olduğunu biliyor ve gerçekte neler olduğunu Ned’e anlatıyor ama Sansa, Robert’ın karşısında yalan söylüyor ve hatırlamadığını iddia ediyor.

“O gün orada olan biri daha vardı,” dedi Ned. “Sansa, buraya gel.” Ned Arya’nın kaybolduğu gün, Sansa’dan bütün hikâyeyi dinlemişti. Gerçeği biliyordu. “Bize neler olduğunu anlat.”

Önce kız kardeşine, sonra prense baktı. “Bilmiyorum,” dedi gözünde yaşlarla. “Hatırlamıyorum. Her şey o kadar hızlı oldu ki, göremedim…”

Bu hamle ulurkurdu Leydi’nin Nymeria yerine öldürülmesine neden oluyor. Bu noktada… Sansa, Joff’un gerçek rengini gayet iyi biliyor, onun gerçekte ne olduğunu gördü. Leydi’nin yasını tutuyor ama Kral’ın Şehri’nde açılmış bir çiçek gibi. Sarayın, turnuvanın, gecelerin ve şarkıların; tüm o büyünün ezici cazibesine kapılmış durumda. Bu şeyi seviyor. Arya’ya karşı yabancılaşıyor ve onunda doğru düzgün konuşmuyor bile. Yaşanmış tüm kötü şeyler için Arya’yı suçluyor. Lakin yaşanmış tüm bu kötü olaylar; Sansa doğruyu söylemiş olsaydı önlenebilirdi. Temel olarak Arya’ya göre “Yalan söyledi, böylece Joff. ondan hoşlanacaktı.” Sonuç olarak oğlanla nişanlı, evlenecek ve kraliçe olacak… Bunu hayal ediyor.

Haydi, tamam bir hata yaptı diyelim. Fakat bundan ders çıkarmadı. Joff’un kötü bir karakteri olduğunu biliyor, bunu gördü. Lakin bunun yerine onun için bahaneler üretiyor; Joff, ona karşı kötü hisler beslemek için çok yakışıklıydı(sansa’ya göre).

Sansa ve Rahibe Mordane için, kral ve kraliçenin oturduğu yüksek platformda son derece itibarlı yerler ayrılmıştı. Prens Joffrey gelip Sansa’nın sağına oturduğunda Sansa biri boğazını sıkıyormuş gibi hissetti. O korkunç olayın olduğu günden beri Joffrey onunla hiç konuşmamıştı ve Sansa da tek kelime söylemeye cesaret edememişti. Önce Leydi’ye olanlar için Joffrey’den nefret ettiğini düşünmüştü ama sonra, asıl nefret edilecek kişilerin kraliçe ve Arya olduğuna karar vermişti. Joffrey suçsuz sayılırdı. Eğer Arya olmasaydı, bunların hiçbiri olmayacaktı. Joffrey’den bu gece nefret edemezdi. Nefret edilemeyecek kadar yakışıklı görünüyordu. Her iki yakasına sıra sıra dikilmiş altın aslan başlarıyla süslü koyu mavi bir takım giymişti. Safirlerle ve altınlarla süslenmiş bir prens tacı takıyordu. Saçları metal kadar parlaktı. Sansa prensin onunla konuşmayacağından, daha da beteri yine nefret dolu sözler söyleyip onu ağlatarak masadan kaçıracağından korkarak Joffrey’ye baktı.

Joff’un kötü biri olduğunu biliyor ama çooook yakışıklı… ama o prensss… veliaht prens; bir gün kral olacak ve ben de onun kraliçesi…

LF ve Tazı’nın ikisi de ona “Hayatın şarkı veya peri masalı olmadığını” söylemişti. Bunu fark edebilmesi lazımdı ama o yavaş öğrenen biri. Sansa tüm bunları umursamıyor, Septa Mordana’nın sözünü bile zar zor dinler hale gelmişti. Septa, onun bu şehre gelmesinden sonra Arya kadar söz dinlemez hale geldiğini söylüyor.

Sansa kraliçe olmak istiyor, kraliçe olmak için bekleyemiyor…

“Hiç durma, bana bir sürü kötü isim tak,” dedi Sansa umursamıyormuş gibi. “Joffrey ile evlendiğim zaman cesaret edemeyeceksin. Önümde reverans yapıp, bana majesteleri demek zorunda kalacaksın.” Arya masanın diğer ucundan elindeki portakalı fırlatınca Sansa çığlık attı. Tam alnının ortasına isabet etmişti. Çenesinden kırmızı sular damlarken portakal da kucağına düştü.

“Yüzünüzde portakal suyu var Majesteleri,” dedi Arya.

Portakal suyu alnından akıyor, gözlerini yakıyordu. Bir mendille yüzünü sildi. Kucağına düşen portakalın, yepyeni fildişi rengi ipek elbisesine neler ettiğini görünce bir çığlık daha attı. “Sen korkunç birisin,” diye bağırdı. “Leydi yerine seni öldürmeleri gerekirdi!”

Sizce de Cat’e benzememiş burada? Bran’a vedaya geldiğinde Jon’a söylediği söze benziyor. “Onun yerine sen olmalıydın.”

Ned, iki kızını da karşısına alıyor ve güvenlikleri için eve geri gönderme planlarından bahsediyor. Ned ve Jaime’nin sokaktaki kavgası ve yaşanan sorunlar herkesçe bilinen bir şey… Sansa da gidiyor, babasının neler planladığını Cersei’ye bir bir anlatıyor. Bu da Cersei’yi hızlıca harekete geçmeye yönlendiriyor ve bu da Stark Hanesinin Kral’ın Şehrinden silip yok edilmesine neden oluyor.

“Düzenlemeleri Serçeparmak yaptı. Slynt’in altın pelerinlilerine ihtiyacımız vardı. Eddard Stark, Renly’yle birlikte bir komplo hazırlıyordu ve Stannis’e taht vadeden bir mektup yazmıştı. Her şeyi kaybedebilirdik. Kıyısından döndük. Sansa bana gelip babasının planlarını anlatmasaydı…”

Tyrion şaşırmıştı. “Gerçekten mi? Kendi kızı?” Sansa iyi yürekli, zarif, sevgi dolu bir kız gibi görünüyordu.

“Kız aşk sarhoşuydu. Joffrey için her şeyi yapmaya hazırdı. Joffrey kızın babasının başını kestirip yaptığı şeye merhamet deyince aşk son buldu elbette.”

Bütün her şey olmuş bitmiş, baban hain diyorlar… Cersei “bir hainin kızını oğlumla nasıl evlendiririm?” diyor ve Sansa’nın tepkisi bu oluyor.

“Ama ben onu seviyorum,” dedi Sansa. Kafası karışmıştı, korkuyordu. Ona ne yapacaklardı? Babasına ne yapmışlardı? Böyle olmaması gerekiyordu. Joffrey ile evlenecekti, onlar nişanlıydı. Evliliklerinin rüyasını bile görmüştü. Babasının yaptığı hata her ne ise, bu yüzden Sansa’nın cezalandırılması adaletli değildi.
“Bunu çok iyi biliyorum çocuğum,” dedi Cersei tatlı ve nazik sesiyle. “Sevmeseydin bana gelip babanın seni bizden uzaklara yollayacağını söylemezdin. Söylemenin sebebi aşktan başka ne olabilir?”

“Sebebi aşktı,” dedi Sansa. “Babam vedalaşmama bile izin vermemişti.” Sansa iyi olan kızdı, söz dinleyen kız. Ama o sabah, babasının söylediklerini umursamayarak Rahibe Mordane’e görünmeden odasından kaçtığında Arya kadar asi hissediyordu kendini. Daha önce hiç bu kadar cüretkâr bir şey yapmamıştı ve Joffrey’yi bu kadar çok seviyor olmasaydı o gün de yapmazdı. “İstediğim tek şey Joffrey’nin aşkıyken, beni Kışyarı’na geri götürüp düşük seviyeli bir şövalyeyle evlendirecekti. Onunla konuşmaya çalıştım ama beni dinlemedi.” Kral onun son umuduydu. Kral, Sansa’yı Joffrey ile evlendirmesi için babasına emir verirse babası emre uymak zorunda kalırdı. Ama Sansa kraldan korkuyordu. Kral Robert bağırarak kaba saba konuşuyordu ve hemen her zaman sarhoştu. Büyük ihtimalle Sansa’yı hemen babasına gönderirdi. Tabi Sansa kralı görmeyi başarabilirse. Hal buyken kraliçeye gitmekten başka seçeneği kalmamıştı. Kraliçeye içini döktü. Kadın onu dinlemiş ve tatlılıkla teşekkür etmişti… İşte o konuşmadan sonra Sör Arys, Maegor Hisarı’ndaki odaya götürmüştü Sansa’yı. Kapıya da muhafız koymuştu. “Lütfen,” diye bitirdi konuşmasını. “Joffrey ile evlenmeme izin vermelisiniz. Ona çok iyi bir eş olacağım. Bir gün ben de sizin kadar iyi bir kraliçe olacağım. Söz veriyorum.”

Hala Joff ile evlenmeyi umursuyor, babasını yahut kız kardeşini sormuyor; iyiler mi? Zarar gördüler mi? Hayır, varsa yoksa hala Joff, evlilik ve kraliçe olmak derdinde… Bunun için de kraliçeyi ikna etmeye çalışıyor.

Robb’a yazılan mektup için onu zorlamıyorlar bile; yaz yoksa seni veya babanı öldürürüz vs. gibi bir şey yok ortada… Nazikçe yazmasını istiyorlar.

Kraliçe huzursuzca Sansa’ya baktı; Sansa ise hâlâ kraliçenin yemyeşil gözlerindeki iyiliği görebiliyordu. “Çocuğum,” dedi. “Babana hiç benzemediğinden bir emin olabilseydim, Joffrey’imle evlenmen beni her şeyden daha fazla mutlu ederdi. Oğlumun seni bütün kalbiyle sevdiğini biliyorum.” İçini çekti. “Ama buna rağmen, Lord Varys ve Yüce Üstat Pycelle’in söyledikleri doğru. Kan ağır basar. Kız kardeşin kurdunu oğlumun üzerine salmıştı.”

“Ben Arya gibi değilim,” dedi Sansa. “Hain kanını o taşıyor, ben değil. Ben iyi olanım. İsterseniz Rahibe Mordane’e sorun. Ben sadece Joffrey’nin sevgili sadık karısı olmak istiyorum.”

Kraliçe, Sansa’nın elini avuçlarının arasına aldı. “Çocuğum, okuma yazma biliyor musun?”

Sansa başıyla onayladı ama endişelenmişti. Diğer kardeşlerinden çok daha iyi okuyup yazabiliyordu fakat sayılar söz konusu olunca umutsuzdu.

“Bunu duyduğuma sevindim,” dedi kraliçe. “Belki sen ve Joffrey için hâlâ bir umut vardır…”

“Ne yapmamı istiyorsunuz?”

“Annene ve erkek kardeşine birer mektup yazmalısın. Büyük olana… neydi adı?”

“Robb,” dedi Sansa.

“Babanın ihanet haberi er ya da geç onlara da ulaşacak, senden duymaları çok daha iyi olur. Onlara babanın krala nasıl ihanet ettiğini anlatmalısın.”

Sansa, Joffrey’yi umutsuzca seviyordu ama kraliçenin istediği şeyi yapmaya cesareti olduğunu düşünmüyordu. “Ama babam asla… Ben… Majesteleri, ben ne yazacağımı bilemem.”

Kraliçe elini okşadı. “Biz sana ne yazman gerektiğini söyleyeceğiz çocuğum. Ağabeyine ve Leydi Catelyn’e kral barışını korumalarını tavsiye etmen çok önemli.”

“Tavsiyeyi ciddiye almamaları onlar için iyi olmaz,” dedi Yüce Üstat Pycelle. “Onları seviyorsan aklın yolunu seçmeleri için ikna etmelisin.”

“Leydi annen senin için ölümüne endişelenecektir şüphesiz,” dedi kraliçe. “Sana ne kadar iyi baktığımızı, nasıl nezaketle davrandığımızı ve istediğin her şeyi yerine getirdiğimizi yazmalısın. Onlara Kral Toprakları’na gelmelerini ve oğlum Joffrey’ye bağlılık yemini etmelerini söyle. Eğer bunları yaparlarsa… anlayacağız ki senin kanın lekeli değil. Ve kadınlığın çiçek açtığında, Yüce Baelor Septi’nde tanrının ve insanların huzurunda kralla evleneceksin.”

Kralla evleneceksin. Bu kelimeler Sansa’nın nefesini kesmişti ama yine de tereddütlüydü.

Kraliçede hala iyilik görüyormuş… hainin kanını taşımıyormuş, bu kanı sadece Arya taşıyormuş vs… sonrasında babasını görmek istediğini ve yaralı olup olmadığını sormayı akıl etse de mektup yazılıyor ve gönderiliyor, çünkü Joff ile evlenmek istiyor.

Kral! Sansa gözyaşlarını geri itti. Joffrey artık kraldı. Babası ne yapmış olursa olsun, Sansa’nın yakışıklı prensi ona zarar vermezdi. Eğer gidip babası için merhamet dilenirse Joffrey’nin geri çevirmeyeceğinden emindi. Sansa’yı seviyordu. Kraliçe bile öyle söylemişti. Evet, Joff babasını cezalandırmak zorundaydı ama belki onu Kışyarı’na ya da Dar Deniz’in ötesindeki Özgür Şehirler’den birine yollardı. Sadece birkaç yıl için. O zamana kadar Joffrey ve Sansa evlenmiş olurdu. Sansa kraliçe ilan edilince, babasına kraliyet affı vermesi için ikna edebilirdi kralı.

Ancak… Robb ve annesi bir ihanette bulunurlarsa, sadakat yemini etmeyi reddederse ya da sancak beylerini çağırırlarsa her şey altüst olurdu. Joffrey özünde iyi ve nazik biriydi ama bir kral asilere karşı sert olmak zorundaydı. Sansa anlamalarını sağlamalıydı. Buna mecburdu.

“Mektupları… yazacağım,” dedi.

Joff’un ne olduğunu gördükten sonra bile ona güvenmek… Bu çok aptalca bir şey. Sonuç olarak babası öldürülüyor.

Kral’ın Şehrinde esirdi, Joff tarafından işkence görüyordu; üzücü bir durum ve çaresizlik içinde ama asla şehirden kaçma girişiminde de bulunmadı, denemedi, girişimlerde bulunmadı(kendi casuslarını edinmek gibi böyle bir şeyler sıralamış)…(Şahsen Tazı ile birlikte kaçmayı düşünmesi akıllıca olurdu ama belki adamdan korktuğu için yanaşmamış olabilir, yine de önce kaçıp sonra olacakları dert etseydi daha iyiyi, yani sonuç olarak joff ve cersei’nin tehdit ve işkencelerine maruz kalmaktan iyidir.)… Tek kaçış planı sarhoş bir şövalye ve lf’ye dayanıyordu. Tyrion ile de evlenmek istemedi ama evlendi, koyun gibi uydu… Lannister, ailesine onca şeyi yapmış bir aile… Oysa Tyrion’un ona karşı ne kadar nazik olduğunu falan düşündü ama ona “beni al buralardan götür, gönder vs.” demedi, diyor. Sadece orada öyle duruyor ve itaat ediyor. Diğer kardeşleri Sur’un ötesinde; Braavos’ta vs… tüm bu vahşilik ve tehlikelerle yüzleşiyor… Sansa ise esir olsa bile ve joff tarafından işkenceye tabi tutulsa bile her türlü rahatlığa sahip; odası, elbiseler, hizmetçiler vs; aç kalmıyor, limon keklerine, ballı ördeklere sahip… Vadi’de iken bile tüm bunlara sahip…

Sansa, KİTAPLARDA Vadi’ye gittiğinde yeniden bana sempatik gelmeye başlıyor(aha bana da vadi’de iken sempatik gelmeye başladı :smiley: ). Orada işbirlikçi biri haline geliyor, Tatlı Robin’i manülipe etmeye başlıyor… (Kısacası sonunda bir hareket görüyoruz kendisinden, gerçi o da LF tarafından manüpüle edilmeye devam ediyor ama bakalım, 6. kitapta neler olacak.)… DİZİ ise çok farklı yönde ilerliyor. (aha geldik benim en uyuz olduğum kısma, sevmiyorum dizi referansı ama burayı ekleyeceğim çünkü bu abla da ben gibi dizideki sansa’ya acayip kıl ve sebeplerini sayıyor.).

Kitapta hala Vadi’de… Televizyon dizisinde ise Jeyne’nin rolünü üstleniyor ve hala LF’ye güveniyor, yani yediği onca haltı gördü etti, nasıl güveniyorsun? Adam bir moral konuşması yapıyor ve Ramsey ile evlenmeye gönüllü oluyor; annesine ve abisine ihanet edip öldüren adamın piç oğluyla; sonrası ise malum. Kışyarı’nda bulunduğu sürece gerçekten çok kötü bir durumdaydı, Ramsey’yi manüpüle edemiyordu yahut kaçamıyordu. Theon olmasaydı öyle kalacaktı. Sonra Sur’a; Jon’un yanına gidiyor. Kışyarını yeniden almak için Jon’u ikna ediyor; yarım yamalak bir ordu topluyorlar, bu sırada LF geliyor ve orudusunu teklif ediyor ama bizim Sansa kardişimiz gidip bunu Jon’a söylemiyor. Yani ordu, Boltonların en fazla yarısı, sayıca az durumdalar, yenilme şansları yüksek ama yooo, Jon’a neden söyleyelim ki? Gerek yok. “Ya Jon, LF bana geldi, Vadi ordusunu getirecekmiş. Biraz daha bekleyek.” Böyle bir cümle çok gereksiz, değil mi? Hele Ramsey’in ne olduğu vs. konusunda Jon’u uyarıp, dikkat etmesi gerektiği ile ilgili böyle vaazlar verdiğini de düşünürsek. Yani bir zahmet vadi ordusunu söylese idi daha iyi bir plan yapılamaz mıydı? Bu kadar insan ölmezdi, Jon ölümle burun buruna gelmezdi… Onun yerine bilgiyi sakladı, Jon’u resmen ölüme gönderdi ve sonra gitti orduyu aldı ve havalı bir giriş yaparak “huaaa ramsey sana gelsin bu…” diyerek salak salak tebessüm ile bakışlar attı.

Ondan sonra da “savaş benim sayemde kazanıldı, ben kraliçe olmalıydım, kimse değerimi takdir etmiyor.” gibisinden triplere girdi. Üstüne kral olan abisini herkesin içinde sorgulamaya başladı… Bu nasıl bir dengesizliktir? Cersei de aynen böyle değil miydi? Robert’ı herkesin içinde sorgulardı… Aynı hırs, aynı kibir… İnsan bir köşeye çeker konuşur, fikrini söyler… İşin komik yani Karstark ve Umber çocuklarına karşı ne kadar da acımasızca ellerinden her şeyin alınıp, cezalandırılmasını savunuyor; kızım daha birkaç sene evvel sen de aynı durumda değil miydin? Başına gelmedi mi? Niye baban anan yüzünden sana yapılanları haksız görür iken gidiyorsun aynısını bu bebelere yapmaya kalkıyorsun? Sonra da gidip Jon’u Joff ile kıyaslıyor… Kendisini dinleyerek daha akıllı olacağını söylüyor, kötü mü olur ya beni dinlesen? diyor. Senin aklın sana çok yetti de millete akıl dağıtıyorsun. :face_with_raised_eyebrow:

Kısacası Sansa hırslı ve saftirik biri, bu onun olduğu kişilik. Su gibi yalan söylediğini de unutmayalım.

Jon, Dany’e gideceğini söylediğinde önce yine bir çıkış yapıyor herkesin içinde… sonra Jon, kuzeyi onun ellerine emanet ettiğini söyleyince hoop geri vites; susuyor. “Haa tamam, güle güle.” moduna geçiyor. Arya’yı da öldürmeyi ciddi ciddi düşündü, kesilmiş sahnelerde Bran ile görüşmesi vardı; olan biten her şeyi anlatıyordu; yani Bran olmasa Arya’ya karşı ciddi ve geri dönülemez bir hamle yapacaktı. Lakin komiktir Sansa hala LF’nin onu sevdiğini vs. sanıyor, üstüne bir de göz yaşlarına boğluyor… Bunlar akıl almaz, inanılmaz şeyler… Ablaya göre Sansa, geçmişte ailesine yaptığı hatalar yüzünden bir çeşit kefaret ödeyeceğini vs. düşünüyor 8. yılda; ailesinden biri için ölmek misal… gibi gibi. Kalan kısmı çevirmedim, yoruldum.

Siz de fikirlerinizi belirtin canlar. Sansa’yı seviyor musunuz? Neden? Sevmiyor musunuz? Neden? Nefret mi ediyorsunuz? Sebep?


Jaime Lannister Yanlış mı Anlaşılıyor?
Stannis Baratheon Abartılıyor mu?
#2

Çıktı gene karşıma. Jaime belanı versin martin öldüremedin şunu


#3

Güzel konu olmus, paylasim ve çeviri için tesekkürler
Ben de Sansa’yi sevdigimi söyleyemem, nefret ettigimi de söyleyemem. Aslinda çok da umursadigim bir karakter degil.
Ama mesela babasinin planlarini Cersei’ye anlatmasi konusunda elestirildiginde, savunmusumdur Sansa’yi. Cünkü o yanlisinda gerçekten kötü niyet oldugunu düsünmüyorum.
Ama diger yanlislarinin, ve birde kisiliginin açikçasi pek üzerinde durmamistim simdiye kadar. Ve bu konuda video sahibinin görüslerine katiliyorum, harbiden üzerine diyecek laf yok.

Konunun açilma vakti de oldukça manidar oldu, malum, son günlerde bir Dany tahammülsüzlügü var forumda ve Sansa’ci arkadaslar da isin içinde. O baslikta o arkadaslardan birine (Cassio) Sansa’nin yaptiklarini yasina veya içinde bulundugu duruma verebilmesini ama ayni yaklasimi Dany’ye karsi sergileyememesini çeliskili buldugumu söylemistim. Dany’nin, temelinde kötü niyet, zalimlik olmayan yanlislar çok elestiriliyor ve yaptigi ufacik seyler bile sorgulaniyor; ve buradan yola çikarak Dany’nin kötü birine dönüsecegi düsünülüyor (hatta direkt babasi gibi olacagi). Hayalleri gerçeklesmedigi için mesela kardesi Arya’nin ölümünü dileyen, bencil, egosantrik Sansa için de ayni sey düsünülüyor mu? Kötü, zalim birine dönüsme olasiligi, bu arkadaslarin mantigina göre, Sansa için de geçerli degil midir?

Bu arada…
“Yüzünüzde portakal suyu var Majesteleri” :joy: Arya yaaa! :joy:


#4

Sansa zaten zalim biriydi, küçükken. Ama zaman içerisinde epey olgunlaştı. Bu yazı bayağı hoşuma gitse de, nostaljik duygularımı coştursa da, sadece ilk kitap baz alınarak hazırlanması saçma geldi. Sansa fanlarının zaten asıl sevdiği Sansa son kitaplardaki hali, ilki değil. Biz Daenerys’i eleştirirken onun hatalarını değil, hatalarını görmemesini eleştiriyoruz, doğru şeyi yaptığını düşünmesini eleştiriyoruz. Bende düne kadar sizin gibiydim (düne kadar lafın gelişi tabii, yakın zamana kadar anlamında) ama son zamanlar büyük bir sempati beslemeye başladım Sansa’ya.


#5

Takip etmedim Dany meselesini, o zaman senin açından baya iyi olmuş. :stuck_out_tongue_winking_eye:

Şimdi Dany yaptığı yanlışları göremiyor da Sansa görüyor mu arkadaşlar? Şu ana kadar “O gün yalan söylememem gerekirdi, planları anlatmamak gerekirdi.” gibisinden bir öz eleştiri yaptığını görmedik.

Duygu’cum, Sansa’nın niyeti kötü olmayabilir, burada niyet sorgulanmamış zaten; doğruca eylem ve altında yatan bencilce, aptalca ve hırslı duygular sorgulanmış, yoksa babam ile kardeşim ölsün diye hareket edecek değil.

Sansa elbette ki yaşadıkları ve yaşı dolayısı ile olgunlaşıyor. Ağırlıkta 1. Kitap baz alınmış(ve vadi sonrası kısım için dizi) çünkü teknik olarak Vadi’ye gidene kadar oldukça silik ve itaatkar bir karakter sergilediği için üzerine konuşulacak bir şeyi yok; sadece KL’de yaşayıp da olan bitenden Sonra ona buna şuna güvenmeye devam ediyor şeklinde bir eleştirisi oldu ve silik karakteri üzerine eleştirisi olmuş. Vadi kısmına gelince o da benim gibi sempati duymaya başlamış zaten… Bunu yok etmez ise sempati büyüyebilir.

( Arya’m 10 numara ya. :smirk: )


#6

Hay agzina saglik yaa! Ben de bunu söylemeye çalisiyorum ama yukaridaki arkadas anlamiyor :smile: Yani Dany bu konuda elestiriliyorsa, Sansa’nin da bir o kadar elestirilmesi gerekmez mi? Hep Dany’nin yanlislari, kusurlari gündemde arkadas!

Ama iste o hatasi çok agir elestiriliyor, bu yanlis bence.


#7

Çünkü Daenerys 3 ejderha gibi yıkıcı bir güce sahip, sorumlulukları olan bir kız. Aynı kefeye koyulamaz.

Bak bak, arkadan da konuşurmuş. Yüce Septon @StarWolf, Starkgaryen’ın günahlarını çıkarmak için sizden yardım talep ediyorum!


#8

:woman_facepalming:

Yaa paralel bir Asoiaf evreninin anlatildigi bir kitap var da onu mu okuyorsun? :smile: Ve o evrende Dany mesela ne bileyim, ne zaman bunalsa ejderhasina atlayip kahkahalar ata ata sehirleri atese mi veriyor?

3 ejderha gibi yikici bir güce sahipmis… Bu bir yanlis, bir kusur mu? Ben Dany’nin sürekli bunlarla (yanlis, kusur) gündeme getirilmesinden bahsediyordum çünkü.
Sorumluluklari var demeni anlarim hadi, “sorumluluklari var, bu yüzden daha dikkatli davranmasi gerek” falan filana baglarim olayi, her ne kadar bunun da benim esasinda söyledigim sey ile pek alakasi olmasa da.
Ama 3 ejderha gibi yikici bir güce sahip ne demek? :smile:

Birde neyi ve nesini Sansa ile ayni kefeye koymuyorsun? Sansa’nin o hatasi (ki ben onu bunun için agir bir sekilde elestiremiyorum), nihayetinde babasinin tutuklanmasi ve akabinde öldürülmesine yol açti. Daha ne olsun?

Neyse yaa Dany muhabbetini birde buraya tasimayalim, konu burada kapansin. Bu söylediklerime cevap yazmak istersen, diger baslikta yaz. @YeniAy_Ottoman konu saptirmalarindan hiç hoslanmaz :smile:

:joy:

Ben R’hllor’cuyum, Yedi septonu ile olmaz o is :smile:


#9

keşke konuyu biraz daha sonra açsaydın. ama gerçekten zamanlama manidar :smile: neyse,üzerine konuşulacak çok şey var ama dany konusunda da dedim,haftaya yoğun olacağım,o yüzden uzun uzun yazamam şimdilik.gerçi genel bir baktım hepsi daha önce tartıştığımız şeyler. yeni bir şey yok . @YeniAy_Ottoman dan umudum yok ama mektup konusuna bakarsanız biz onunla sansa’nın hatalarını-ona göre ihanetlerini- uzun uzun konuştuk. dizideki sansa,zaten cast olarak insanlara antipatik gelen bir karakter. bende kitaptakine hissettiğim sevgiyi aynı şekilde dizidekine yansıtamıyorum.çünkü sophie sansa kadar naif,asil bir leydi olamadı bence.-dany’nin en büyük şansı ve şanssızlığı(sevmeyenler için) kast olarak insanların ayy!canım diyebileceği kadar sevimli bir tipi olmasıydı- sophie’nin roldeki uyumsuzluğu oyunculuğunun ilk sezonlardaki vasat hali de eklenince, sansa karakteri çok yüzeysel kaldı. -kitte jon için yanlış kasttı bence.bunu kitaba benzerlik açısından söylemiyorum,karakter çok yüzeysel kaldı.bir dany ya da jaime’ye gösterilen özen gösterilmedi.-.

eksik bilgi! arya’yla bir süre antipati duydular,ama çantasında yüz derisi saklayan birinden bende tırsardım. sansa kendisi bran’a gidiyor.’‘seninle konuşmalıyım’‘diye.bran her ne kadar baelish’e antipati duysa da,her ne kadar 3 gözlü kuzgun olsa da adamın fikir dünyasındaki birşeyden nasıl haberi olsun.sansa bence baelish’in yaptıklarından, ve kendi şüphelendiği şeylerden emin olmak istedi.sansa baelish’ten daha önce şüphelenmediyse bile,baelish’‘bazen bir şeye başladığımda şöyle düşünürüm’’ tarzda son bir ders verince olaya uyandı.
son olarak konu için teşekkürler. :slight_smile:


#10

Dany başlığını gördüm ama ne konuştuğunuza bakmadım, yani onunla ilgisi yok cidden. Bayadır aklımdaydı, fırsat bulunca açtım işte. :smiley:

Bu cümleye nasıl bir başlayış ya hu? :smiley: Laf sokmayın la bana Ramazan Ramazan, ben de yaparım bak :smiley: Şimdi ‘umut yok’ gibi cümleler biraz manasız ve hatalı… Sebep? Sonuç olarak ben senin söylediklerini kabullenmek ve önüme sunduğun argümanları geçerli bahane kabul etmek zorunda değilim, senin de benimkileri kabullenmediğin gibi.

Şahsen dizideki oyuncuyu genel olarak seviyorum, kızın kendisi antipatik değil benim için haliyle Sophie oynadı diye sevmiyor değilim Sansa’yı. Tamamen dizideki karakterin uyuzun teki olması. Yani 1. yıldaki uyuzluğunu aynı şekilde korumayı başarıp diziyi bitirmeyi başarmış ender karakterlerden biri. Senaristler öyle yazmış kız da öyle oynamış; aynı Jon karakteri gibi, senarist öyle yazmış Kit de öyle oynamış… Biz doğrudan oyuncuya suç atıyoruz ama oyuncular, karakterlere şöyle bakarlar; eylemlerine bakarlar, senaristler vs. nasıl bir şey istedikleri konusunda resmen anlatırlar vs. derken haliyle onlar da analiz yapıp onların istedikleri şekilde bir karakter ortaya koyarlar. Dizi ve kitap karakterlerini aynı işlemedilerini görüyoruz her daim; kendilerine göre değiştiriyorlar. Misal Robb’un karısını kendi istediklerine göre değiştirdikleri için yazar bu benim Jeyne’im değil diye tepki vermiş, onlar da kızın ismini değiştirmişler. Cersei bile kitaptakinden çok farklı. O da 7. yılda daha bir uyuz, kıl kapmış; konuşma şekli falan, ağzının ortasına koyup yamultasım var, iticiliğin dibi…

Bir de şahsi fikrim yapımcılar/senaristler şunu biraz parlatalım da azcık geliştiği belli olsun demişcesinler gibi komik komik diyolaglara sokmuşlar 7. yılda. Nedir bahsettiğim? Hayatın boyunca eline ne kılıç almışsın ne kalkan; ne hançer savurmuşsun ne dövüşmüşsün; savaş nedir bildiğin yok…Lakin “Sansa çok akıllı, bilgili” diye göstermek için “şu soğukta bu zırhlara deri kaplanması gerekmez mi?” yani onca yıllık asker/şövalye ve savaşçılar vs. bunu düşünemiyor, Sansa düşünüyor? Aynı kişi Moat Cailin’i unutuyor; Jon’a vadinin ordusu geliyor demiyor, LF’ye hala güveniyor; kral abisini herkesin içinde sorguluyor. Pöhhh lütfennnn… Cersei’ye ne kadar benzediği ortada… Saçları bile onun gibi. Bir de Arya’ya “benim yerimde olsa hayatta kalamazdın” Bran ve Arya ile karşılaştırıldığında ne de korkunç bir hayatı oldu…! Hala kendini kurban vs. görüyor bacımız. Şahsen dizide ölüp gitmesini istiyorum, zaten Sophie de öyle bir şey istiyordu sanırsam.

Nasıl eksik bilgi? Şimdi ben kardeşimin çantasında yüz bulsam, ilk yapacağım iş öldürmeye niyetlenmek vs. mi olurdu? Şöyle paranoya yapıp “beni de öldürür” demek mi olurdu? 2 abim var, küçük olanla genel olarak sık sık kavga ederiz, yani antipati duyduğum zamanlarda oğlanın ayağını kaydırma derdim hiç olmadı. :smiley:

Bran “Kaos bir merdivendir.” sözünü söylüyor ise demektir ki zaten her şeyi öğrenmiş, bilmiş demektir. Ablasının tecavüzüne kadar izleyecek vakit bulduysa onu hayli hayli bulmuştur ki bulmuş zaten. Bran’a gitmeyi akıl etmese, LF’nin manipülasyonuna gelecek. Arya’nın Sansa’ya atarlı davranması gayet olağan çünkü dönüyor ve görüyor ki Sansa hala bıraktığı Sansa; Jon için neler söylüyor lordlar, Sansa sus pus olmuş kabulleniyor, savunmıyor. O da bunu söylüyor… Sansa da itiraf ediyor “Jon’a ihanet ettiğimi düşünürse…” kilit nokta burada. Jon’a ihanet yani aileye ihanet ettiğini düşünürse… zira önceden yaptığı şeyler… Sansa da ihanet sinyalleri veriyor, yanlış anlaşılmaya itecek şeyler yapıyor… Çünkü gerçekten Jon’un konumunu kendisinin hak ettiğini düşünüyor, kıskanıyor, kraliçelik hoş geliyor gözüne(dedim ya 1. yıldaki sansa ile aynı)… Sophie kendisi söyleşisinde anlatmıştı karakterin neler düşündüğünü.

Rica ederim. :slight_smile:

Evet, aşırı ağır eleştiri doğru değil ama bir kere gıcık kapılınca insanlar da üstüne çullanıyor doğal olarak. :smiley: Fakat görüyorsun ki gidip bülbül gibi şakımasından sonra meydana gelen olaylar Ned’in başına neler açtı(gerçi te başına değil, Ned de embesillik örneği gösterip LF’ye güvenmesi, Cersei’ye açılması gibi nice şeyler yaptı. Her bir olay kendi içinde sebeplerle açıklanabilir ama sonucu değiştirmiyor). Sonrasında gösterdiği tavır ise muazzam bir olay… “Hainin kanını taşımıyormuş, Arya taşıyormuş, o iyi olanmış.” Yani bu nasıl mantık? :smiley:

Evet, Dany meselesini Dany başlığında konuşalım lütfen. Bir konuyu 10 ayrı yerde konuşmayın rica ediyorum. :face_with_raised_eyebrow:

X karakterin yaptığı yanlışların eleştirilebilir olup olmaması o karakterin sorumluluk veya elindeki güç ile alakalı değildir. Eylem ve sonuç; etki ve tepki ile alakalıdır.

Sansa’nın konumu gereği hiçbir gücü yok ama bu halde ailesine ve başka insanlara ciddi zararlar verdi. Çok sevdiği arkadaşı Jeyne’e “baban benim yüzümden öldü, sen de benim yüzümden Arya gibi davranmak zorunda kalıp Ramsey’in tecavüzlerine maruz kaldın.” demek ister mi? Sanmam ama sorumlu yani. Benzer durumda Cersei olsaydı da durum değişmezdi… Kraliçe ya da leydi… sonuç aynı…

Kısacası attığın yanlış adım ne kadar büyük ise sonucu da o kadar yıkıcı olacaktır; seninki daha az benimki daha çok diye bir tartışma “senin hırsızın kahrolsun, benim hırsızım çok yaşasın!” demektir ki burada da amaç yanlışı eleştirmek vs. değil kişiyi yermek ve yüceltmektir.


#11

yanlış anladın,ikimiz çok zıt düşündüğümüz için,umudum yok dedim :smile:

sophie’yi bende çok seviyorum.ama sansa karakteri için uygun bir oyuncu değil.kız karizmatik bakmaya çalışırken bile sinsi planlar peşindeymiş gibi duruyor,nerde sansa’nın masumiyeti.

karakter gelişimini ramsay’le sekteye uğrattıkları için nasıl toparlayacaklarını bilemediler,ama burada vadi askerleri için diyordu sanırım.

öldürmeye niyetlenmek kısmını nereden çıkardın sormak istemiyorum. zira arka planı tam olarak bilemiyoruz. ama kesilmiş sahne tam olarak şöyle sansa gidiyor,kapıyı açıp '‘seninle konuşmalıyım’'diyor ve sahne bitiyor. yani sansa kendisi sormak için gidiyor.


#12

Bence Joffrey de çocuk argümanı sakat bir argüman. İkisinin yaptıkları aynı kefeye konulamaz bile. Sansa’nın yaşımda olup iyi işler yapan karakterler var evet. Ama bu o karakterlerin iyi olmasıyla ilgili bit şey, Sansa ile ilgili değil. Sansa çok standart bir kız çocuğu.

Şimdi ben kitaptaki Dany’e Nasıl bakıyorsam Sansa’ya da ayni şekilde bakıyorum Hatta Dany daha fazla sevdiğim bir karakter. Ama gelelim diziye…

Doğrusu Sansa’nın yaptığı aptallıklar Dany’den daha fazladır. Ancak burada önemli bir faktör var, Borç. Daenerys Targaryen borçlarını ödemedi. Aöa Sansa yaptıklarının cezasını en ağır şekilde ödedi. Belki de bu yüzden milletin bu tutumu. Mesela Theon Greyjot en sevilmeyen karakterlerden biriyken Ramsay saolsun herife tekrar acıdık.


#13

Şahane bir yazı olmuş.Serinin en gereksiz karakterlerinden biri.Kitapta bölümlerine sıra gelince afakanlar basıyor.3.ve 4.kitapta Serçeparmakla birlikte olan sahneleri çok iyiydi.Hakkını verelim.


#14

Sansa’nın o malum ihanetini asla unutamayacağım-unutmayacağım- okurken o kadar zoruma gitti ki…


#15

Benimde saçlarından tutup tekrar ve tekrar İron Throne’a vurasım gelmişti. Ama hatasının bedelini ağır bir şekilde ödedi zaten.


#17

Buna ben de sinir olmuştum . Jon o kadar gitsin Yabanılları ve bazı Kuzeyli haneleri toplasın , birleştirsin üstüne üstlük savaşta canı pahasına savaşsın ama Sansa 'Ben kraliçe olmalıydım ’ desin .
Kral başkası olsa bir şey demeyeceğim ama kral onun kardeşi Sansa’nın bu kadar taht sevdalısı olacağını düşünmezdim .
Ayrıca Jon ne kadar ses çıkarmasa da Sansa hala üstüne gitmeye çalışıyor, nerede o Kuzeyli onuru kuzeyli sadakati ?
Açıkçası ben Sansa ’ nın Kuzeyli olduğunu düşünmüyorum . Sansa bir Kuzeyli bir Stark’tan ziyade Güneyli Tully hem görünüş olarak hem de kafa olarak .

Kitapta ise Sansa’ya karşı az da olsa bir sempatim var çünkü Sansa sayesinde Vadi’de olan bitenler hakkında haberlerimiz oluyor .Ben Kış Rüzgarları’nda Vadi’de çok önemli olaylar olacağını düşünüyorum ve tahmin ediyorum .

Dediği bir şey de yok ki sürekli beni dinle beni dinle diye dolaşıyor ama onun da olaylar hakında hiçbir fikri yok .

Kardeşi (Arya) ondan küçük olmasına rağmen Sansa’dan bin kat daha akıllı buna birçok örnek verebiliriz ( Lommy olayı gibi ) . Sansa gerçek hayatın farkında değil hala hayal dünyasında ama Arya gerçek dünyayı öğrenmiş ve ona göre yaşıyor .

Bana göre Sansa bu serinin en salak karakteridir .


#18

aynı diziyi mi izledik,sansa nezaman kraliçe ben olmalıydım triplerine girdi.hayır eleştirmek için söylemiyorum, ama tam olarak hangi sahnede bu fikri edindiniz. jon’u fikirleri konusunda eleştirdiği zamanlar oldu,benim de sinir olduğum ama jon 7.sezonda zaten bir kaç sahnede kral gibi davrandığını gördük…'taht sevdalısı’olduğuna dair kanıt var mı?


#19

Bu tam olarak gösterilmese de Arya 'nın sözleri bunu doğruluyor .(Bunu düşünmemin sebebi Arya Sansa sahneleridir .)

Kuzeyli lordlar ve Vadi’nin şövalyeleri Kuzeydeki Kral kuzeyde kalmalı dediğinde ses çıkarmadı ve itiraz etmedi daha sonra Arya da bunu Sansa’ya söyledi .
bu onun tahtı ne kadar arzuladığının göstergesidir bana göre .


#20

aslında bu sahne de genelde çoğu kişi arya’ya sinir oldu diye biliyorum . genel yorumlar böyleydi,biliyorum çünkü özellikle yorumları incelemiştim. arya’nın politik düşünmeyip,direk öldürme sevdasına sinir olunmuştu. sansa’nın tek yaptığı insanları dinlemekti ki,jon hatırlarsanız kendini vadi’de esir aldırmıştı.kuzey halkı,robb ölünce çok büyük sıkıntılar çekti,jon’un da böyle bir ortamda kendini tehlikeye atması haliyle insanları sinirlendirdi.


#21

Ben Duygu ile niye sık sık konu tartışırım bilir misin? Bakış açımızı sevmemizin yanı sıra farklı düşündüğümüz için tartışmak da zevkli oluyor, aynı şeyleri düşündüğümüzde sırtımızı okşayıp geçiyoruz, paragraf paragraf yazı çıkmıyor zira üstüne konuşalacak bir şey yok. :slight_smile:

İşte ben de sana diyorum ki oyuncudan ziyade yapımcı/senaristlerin karakteri nasıl yanısıtılmasını istediği ile ilgili; oyuncu kendi arzusuna göre karakter portresi çıkartamaz. Ona söylersin nasıl bir şey istediğini, özelliklerini anlatırsın, hatları çizersin, o da çizer… Beğenmedikleri kısım olursa öyle yapma böyle yap diyorlar üstüne. Bunu demek istiyorum, oyuncu meselesi değil bana göre, yoksa Sansa için tip vs. uygun olmuş kızda. Hele 1. yılda çok uygundu, gördün, birebir yansıtmış ama işte zamanla içine ettiler.

Onlar için de (yanındaki adam vadili adamdı da zırhlarla uğraşanı bilmiyorum) fark etmez yani, kuzey dışında kar yağmıyor mu? Soğuk olmuyor mu? O adamlar gerçek manada kışı görmüş insanlar, biliyorlar nerede nasıl yapılması gerektiğini… Yani karakterin gelişimini göstermek için en saçma yöntemi bulmuşlar, ilgi ve bilgisi olmayan bir konuda ilgisi ve bilgisi olan adamlardan daha bilgili(!) :smiley:

Ah o Ramsey, herkesi mahvetti :smiley:

Ben hep öyle izlenim edindim konuşmasından vs.

Onu söylüyor zaten videoyu yapan; Joff onca şey yaptı, o çocuk yaaa deyip hoş gören oldu mu? Olmadı. Sansa ile aynı yaşta, Sansa için neden o çocuk yaaa deniyor? onu diyor. Yani evet, yapılan edilen her şey tamamen karakterlerin kişilik yapılarıyla ilgili, yaşlarıyla ilgi alakası yok.

Hmmm Joff tarafından üç beş tokat yiyip, aşağılanmak bana göre en ağır şekilde ödedi olarak tanımlanacak bir şey değil, asıl belki de bu yüzden hala kendisine karşı tutum hala az buçuk sempati üstüne çıkamıyor. Jaime, Bran’ı aşağı itti, o kibir vs. adama kıl kaptık ama sonra elini kaybetmesi ile başlayan süreç vs. ile değişen karakteri, iç hesaplaşmaları ve pişmanlıklarını gördükçe acıdık, üzüldük, sempati duyduk hatta kimimiz sevdi; Theon da benzer. Sansa iki tekme üç tokat beş ağır söz işitti diye yukarıda sayılan şeylerin cezasını en ağır şekilde çekmiş olmuyor. Ha diyorsan ki yediği haltlara uygun oranda cezasını çekti, eyvallah diyebilirim, evet.

Gereksiz olduğunu sanmam, yani yazar koydu ise bir sebebi vardır sonuçta. Vadi’ye geçtikten sonra sempati oranı arttı ama açıkçası onun POV’larını hiç sıkıcı bulmamışımdır. :slight_smile:

Ben bunu hep söylerim; o bir Tully, annesinin kızı. Soyismi Stark olabilir, babası Ned olabilir ama karakter tam bir Tully.

Niye taht sevdalısı olacağını düşünmedin ki? Serinin başından beri ‘kraliçe’ olma arzusu ile yanıp tutuşuyor zaten.

Atalar boşa dememiş; akıl yaşta değil baştadır, diye. :smiley:

Var. Ben söyleyince neden itiraz etmedin? :smiley: Sophie’nin kendi sözleri… Geçen sene oyuncunun söyleşilerini okumuştum. Jon’u kıskandığını vs. söylüyordu.

#SophieTurner “Sanırım, Jon’un kral olmasıyla biraz dışarı itilmiş hissediyor. Biraz kıskançlık hissediyor ve Kuzeydeki Kraliçe unvanını hak ettiğini düşünüyor. Ayrıca kuzeylilerin ve Jon’un kuzey ve onlar için yaptıklarının farkında olmadığını düşünüyor. Sanırım Jon, yaptıkları için minnettar olsaydı ve onunla bu konuyu konuşsaydı, kuzeylilerin onu Kuzey Kraliçesi olarak selamlamaması ilgili bir sorunu olmazdı.”


Forumdaki Catelyn Nefreti