Nehre Veda

Ne yapacağız dedi yaşlı bir ses. Onlara karşı koyamayız artık diye ekledi bir diğeri. Bu daha gençti ama fazla gençti. Ardından devam etti; kadın, yaşlı ve çocuk sesleriydi duyulanlar. Zaten o günden beri Ny Sar sokaklarında hiç erkek sesi duyulmamıştı. O gün sokaklardan insanlar taşıyordu. Nehir bile gemilerden gözükmüyordu. O gün Yüce Rhoynar prensi tam olarak 500.000 asker toplamıştı. Nhoyne kıyılarından, Andalos eteklerinden hatta Rhoyne’un doğduğu bölgeden bile askerler gelmişti. Prens zaferden emin bir şekilde çıkmıştı şehirden. Ve bir daha geri dönmemişti. Yanında götürdüğü 500.000 Rhoynar gibi. Hepsi yanmıştı. Tıpkı Yüce Ghiscarlılar gibi.

Şimdi Nymeria, Ny Sar’saydı ve ne yapacağını düşünüyordu. Tekrar bir savaşa girmeyi göze alamazdı. Artık “Koyun Çobanları” onlara hükmedecekti. Ya ölecekler ya da köle olacaklardı ki ölümün daha iyi olduğunu biliyordu. Teslim olalım! diye inledi biri. Diğerleri de buna katılmış olacak ki sesler yükseldi. Teslim olursak bizi canavarlarına yem ederler dedi biri. Sesinden bilge biri olduğu anlaşılıyordu. Ne yapacağız dedi. Bu genç bir kadındı. Işte o anda ayağa kalktı Nymeria. Belki o an korkmayan tek Rhoynar oydu. Asırlar önce yapılanı yapacağız. Ilk İnsanların, Andalların ve zor durumda kalan tüm Essosluların yaptığını yapacağız. Westerosa gideceğiz.

Çok hoş olmuş. Hatta yol boyunca olanları felan yazarsan baya tutar. Basit kalmamış ayrıca…

evet bende onu planlıyorum. Bunun gibi kısa olmayacak onlar onları pc başındayken yazacağım

Çok güzel şeyler çıktı bugün gerçekten ya:)Eline sağlık.Devamını bekliyorum;)

Çok çok iyiydi bu. “Hepsi yanmıştır.” uymamış ama.

Aslında Nymeria hakkında yazmak istemiştim ama aklıma bir şey gelmemişti.
Açıkçası ben beğendim devamını merakla bekliyorum.

Nymerianin huzunlu hikayesini merak ediyorum simdi

harf hatası olmuş

Nehre Veda 2-Bir Medeniyetin Sonu

Herkes gemilere, dedi bir ses. O anda başladı karmaşa. Binlerce Rhoynar, kurtuluş ve özgürlük için bindiler gemilere. Tıpkı Yüce Prensin savaşa gittiği günkü gibi nehir gözükmüyordu. Sadece ahşap güverteler ve rengârenk yelkenler gözüküyordu. Karar verildiği gün biliyordu Nymeria böyle olacağını. Yaşamak ve özgür olmak isteyen tüm Rhoynarlara seslenmişti. Ny Sar’a gelin demişti. Kurtuluşunuza gelin. Tıpkı savaş günü gelen askerler gibi gelmişlerdi Rhoynarlar. Nhoyne kıyılarından, Andalos eteklerinden ve Rhoyne’un doğduğu bölgeden. Gelenler kadın ve çocuktu. Yaşlı ve güçsüz. Binlerce kişi aynı anda hücum etti gemilere. Ezilenleri ve boğulanları gördü Nymeria. Ama yapacak bir şey yoktu. Kaçmalıydılar Essos’tan ve Koyun Çobanları’nın lanetinden. Ancak kaçmak için bile onlarla yüzleşmek gerekiyordu. Işığı görmek için gölgenin altından geçmelisin. Böyle diyordu bilgeler. Ve öyle yapmalıydı da. Rhoyne’dan aşağı inip Yaz Denizine açılmak için Volantis’ten geçmeliydi. Bunu biliyordu.

Akşama kadar sürdü kargaşa. Sonra tekrar komut verildi. ’’Kürekler!’’. Aynı anda binlerce kürek oynadı ve nehir sularını yardı. Nymeria en arkadaki gemideydi. Güneş Ny Sar’ın arkasından batarken son bir kez baktı şehre. Kulelere ve tapınakların kubbelerine son bir kez baktı. Yüce Rhoynar Sarayına son kez baktı. Hepsine veda etti. Yüce Rhoynar Medeniyetine veda etti. Özgürlüğe yelken açtı aynı anda binlerce gemi. Artık yüzlerinde korku yoktu Rhoynarların. Hepsi umutluydu yaşayacaklarına. Ta ki o lanet canavarlar ufukta görünene kadar.

Çok büyüklerdi. Nymeria ilk defa bu yaratıkları görüyordu. Halkı onlara ‘’Alevsaçan’’ diyordu. Ama onların adı ‘’Ejderha’'ydı. Biliyordu Nymeria. Ne isim verilirse verilsin ölüm kusuyorlardı bu canavarlar. Beş tane saymıştı Nymeria. Bunlar gözcüydü. Yakında canavarlardan onlarcası gelecekti biliyordu. Çocukları ve yaşlıları ambarlara aldırdı. Genç ve güçlü kadınlar savaşacaktı. Her birinin elinde bir silah vardı. Ama bunların işlemeyeceğini biliyordu canavarlara. O nehre güveniyordu. Doğuşlarından beri Rhoynarları koruyan, onları isimlerini veren nehre güveniyordu. Rhoyne’a güveniyordu…

İlkinden daha iyi olmuş ama yine kısa olmuş ki. Keşke hepsini yazıp bir anda paylaşsan :slight_smile:

unutuyorum. aklıma geldikçe yazıyorum ve sizinle paylaşıyorum. bundan sonra ytazıp yazıp biriktiririm öyle paylaşırım o zaman. ztaen 2-3 defa daha yazınca bitecek bu konu

Güzel olmuş.Bence daha fazla karakter katmalısın.

bende düşündüm ama isim olarak birilerini katmak istedim.aklımada rhoynar ismi gelmiyor :slight_smile:

baya iyi buldum tebrikler

Sen ister ben uydururum yahu çok güzel uydurabiliyorum valla :stuck_out_tongue:

çok teşekkür ederim. Bende fantazilerime güvenirim.

6 ay geçmiş en son mesajdan beri. Bitirmeye karar verdim hikayeyi. Yarın çok süperli bir bölüm yayınlayacağım. Okuyun önceki bölümleri!!!

Bu hikayeyi neden daha once gormedim ki yaz bilader bitir okuyalım ardından birer sigara yakalım :smiley:

Gözcüleri gördükten sonra neredeyse 2 saat geçmiştiki önde giden keşif kayıklarının hızla kendi gemisine geldiğini gördü. ‘‘İşte başlıyor’’ dedi. Nehir Efendisi ve sağ kolu olan Gareth’e savaş düzeni emri verdi. Gareth, son Rhoynar İmparatoru Garin’in kız kardeşiydi ve Nymeria’nın en güvendiği komutanlarından biriydi. Bir kadına göre oldukça soğuk kanlı ve cesaretliydi.
’‘Davulların çalınmasını söyle’’ dedi Gareth’e. Halkının az da olsa cesaretleneceğini umuyordu.
’‘Peki!’’ diye cevap verdi Gareth. Emri dağıtmak için gemnin kıç tarafına doğru giderken, Nymeria arkasından baktı. ‘‘Acaba kurtulacak mı?’’ diye düşündü. Cesareti ölümüne yol açabilir diye düşünmekten kendini alıkoyamadı nedense. Rhoynerlar dayanıklı ve azimli insanlardı, nehirlerine yakın oldukları sürece ve şu an onunla bütünleşmişlerdi. Yani kendini güvende hissediyordu Nymeria. Koyun Çobanlarının ejderhaları ve onların da alevleri vardı. Biliyordu, ama onlarında gemileri ve nehirleri vardı. Nehir üzerindeyken yenilmeleri çok zordu. Bunu iki taraf da biliyordu. Garin’e de anlatmaya çalışmıştı bunu. Onları nehirde karşılamaları gerektiğini defalarca söylemişti. Ancak Garin, sert ve kibirliydi. Nymeria onu reddettiğinden beri ona karşı kin beslemiş ve onu zayıflatmaya uğraşmıştı. Nymeria ise Garin’in planlarından Gareth sayesinde haberdar olmuş ve her zaman bir adım önden gitmişti. Bu yüzden ona tavsiye verdiğinde Nymeria’yı küçümsemiş ve aşağılamıştı. Garin onu dinleseydi neler değişbilirdi diye düşündü Nymeria.

Ama artık bunlar boş düşüncelerdi. Dikkatini dağıtmamalıydı. Rhoynarların tek umudu oydu artık. Rhoynarların yüce komutanlarından bir o kalmıştı geriye. Düzgün stratejiler ve doğru taktikler ile kurtulabileceklerini biliyordu. Ejderhalar zor öldürülüyordu ama ölümsüz değildi sonuçta. Ny Sar’a casusluk için gelen bir tanesini öldürmüşlerdi bile. Nymeria onu incelemiş ve zayıf noktalarını belirlemeye çalışmıştı. Yaratıkların en hassas yeri boyun ve göğüslerinin birleştiği noktadaydı. Zırh gibi kalın olan derileri burada yumuşuyor ve inceliyordu. Ayrıca gözlerinin ve kuyruk köklerinin de aynı şekilde zayıf olduğunu görmüştü. Ancak gözlerinde siperlik, kuyruk kökünde ise zırhları vardı. Yani onları öldürebilecek tek noktaları boyun altıydı. Zayıf noktalarını belirlerken aynı zamanda halkına ve gemilerine en fazla zarar verebilecek uzuvlarını da bulmuştu Nymeria. Ejderhalar alevleri ile savaşırdı evet bu aşikardı. Ancak devasa uzunluktaki kamçı şeklindeki kuyrukları alevleri kadar tehlikeli gözüküyordu.

[spoiler]Gözcüleri gördükten sonra neredeyse 2 saat geçmiştiki önde giden keşif kayıklarının hızla kendi gemisine geldiğini gördü. ‘‘İşte başlıyor’’ dedi. Nehir Efendisi ve sağ kolu olan Gareth’e savaş düzeni emri verdi. Gareth, son Rhoynar İmparatoru Garin’in kız kardeşiydi ve Nymeria’nın en güvendiği komutanlarından biriydi. Bir kadına göre oldukça soğuk kanlı ve cesaretliydi.
’‘Davulların çalınmasını söyle’’ dedi Gareth’e. Halkının az da olsa cesaretleneceğini umuyordu.
’‘Peki!’’ diye cevap verdi Gareth. Emri dağıtmak için gemnin kıç tarafına doğru giderken, Nymeria arkasından baktı. ‘‘Acaba kurtulacak mı?’’ diye düşündü. Cesareti ölümüne yol açabilir diye düşünmekten kendini alıkoyamadı nedense. Rhoynerlar dayanıklı ve azimli insanlardı, nehirlerine yakın oldukları sürece ve şu an onunla bütünleşmişlerdi. Yani kendini güvende hissediyordu Nymeria. Koyun Çobanlarının ejderhaları ve onların da alevleri vardı. Biliyordu, ama onlarında gemileri ve nehirleri vardı. Nehir üzerindeyken yenilmeleri çok zordu. Bunu iki taraf da biliyordu. Garin’e de anlatmaya çalışmıştı bunu. Onları nehirde karşılamaları gerektiğini defalarca söylemişti. Ancak Garin, sert ve kibirliydi. Nymeria onu reddettiğinden beri ona karşı kin beslemiş ve onu zayıflatmaya uğraşmıştı. Nymeria ise Garin’in planlarından Gareth sayesinde haberdar olmuş ve her zaman bir adım önden gitmişti. Bu yüzden ona tavsiye verdiğinde Nymeria’yı küçümsemiş ve aşağılamıştı. Garin onu dinleseydi neler değişbilirdi diye düşündü Nymeria.

Ama artık bunlar boş düşüncelerdi. Dikkatini dağıtmamalıydı. Rhoynarların tek umudu oydu artık. Rhoynarların yüce komutanlarından bir o kalmıştı geriye. Düzgün stratejiler ve doğru taktikler ile kurtulabileceklerini biliyordu. Ejderhalar zor öldürülüyordu ama ölümsüz değildi sonuçta. Ny Sar’a casusluk için gelen bir tanesini öldürmüşlerdi bile. Nymeria onu incelemiş ve zayıf noktalarını belirlemeye çalışmıştı. Yaratıkların en hassas yeri boyun ve göğüslerinin birleştiği noktadaydı. Zırh gibi kalın olan derileri burada yumuşuyor ve inceliyordu. Ayrıca gözlerinin ve kuyruk köklerinin de aynı şekilde zayıf olduğunu görmüştü. Ancak gözlerinde siperlik, kuyruk kökünde ise zırhları vardı. Yani onları öldürebilecek tek noktaları boyun altıydı. Zayıf noktalarını belirlerken aynı zamanda halkına ve gemilerine en fazla zarar verebilecek uzuvlarını da bulmuştu Nymeria. Ejderhalar alevleri ile savaşırdı evet bu aşikardı. Ancak devasa uzunluktaki kamçı şeklindeki kuyrukları alevleri kadar tehlikeli gözüküyordu. Alevlerine çare bulabileceklerini düşündü, ancak o kuyruklara karşı pek birşey yapamazlardı.

Ejderhaları olmayan Valyri’nın güçsüzlüğünü hatırladı Nymeria, gerçekten çok zayıftılar. Barışçıl Rhoynarlar bile onlardan daha güçlüydü. Silahları koyun beklerken kullandıkları sopalarıydı, ancak ne olmuşsa olmuş; köleler Tanrı olmuştu. ‘‘Ve kendine köle alıyor…’’ diye düşündü Nymeria. Valyrialılar bir anda yükselişe geçmiş. Rhoyne’un güneyinden dehşet verici haberler gelmeye başlamıştı. Kadınlar, çocuklar, erkekler… İlk önce köylüler kaybolmuştu, sonra soylular ve en sonunda da Alt Rhoyne Efendisi Fhoyar. Fhoyar, Nymeria’nın annesiydi. İşte o zaman ilk defa görmüştü bu yaratıkları. Alt Rhoyne’u Valyria fethine hazırlamak için yapılan suikastlardan biriydi o saldırı ve başarılı olmuştu. Ancak Nymeria kurtulmuş ve gördüklerini tüm Rhoynar halkı arasında yaymıştı. En son Prens Garin’in kulağına giden bu haberler, Nymeria’nın başını derde sokmuştu. Valyrialılar hala zayıf ve yardıma muhtaç dost numarası yapıyordu. Garin’de ne olursa olsun bu dostluğun bozulmasını istemiyordu. Ta ki o canavarlar Alt Rhoyne’a krallık gezisine giden Garin’e saldırana kadar. Garin saldırıdan kurtulmuş ve başkente geri döndükten sonra tüm Rhoyne’a gaber göndermişti. Mızrak Gölü civarındaki tersaneler tam güç ile çalışmış ve kısa sürede Rhoynar gemisi sayısını iki katına çıkrtmıştı. Tam bir 50.000 gemi… ‘‘Muhteşem’’ Garin yarım milyon Rhoyne askerni ölüme götürmüştü ve yüce Rhoynar donanması ejderha alevi karşısında birer saman parçasıymışçasına yanmıştı.

‘‘Yaklaşıyorlar!!’’ dedi bir ses. Genç bir anneydi. Sesindeki korkudan belliydi bu.
’‘Silahlarınızı kaldırın hemen!!’’ diye bağırdı Gareth. Yeşil bir ejderhanın alçalmaya başladığını gördü Nymeria. ‘‘Çok büyük’’ diye düşündü. Dört bir yandan okları yiyen ejderha burnunu havaya çevirip, yükselmeye başlamıştı ki…
Bir anda her taraf alev almıştı. Göz gözü görmüyor, boğucu bir duman havayı dolduruyordu. Nefes almakta güçlük çeken Nymeria, zor da olsa güverteye baktı ve gördüğü manzara onu dehşete düşürdü. Güverte parçalanmış, su almaya başlamıştı. Hemen sağlam gemilere geçmeye başladılar. Nymeria gemisi ‘Kamplumbağa’'ya son kez baktı ve öpücük kondurarak Gareth’in gemisine geçti. Bu biraz daha büyük olmasına rağmen, savaş gemisinden çok zevk mavnasına benziyordu. Nymeria, ard arda gelen saldırılarla düşünmeye vakit bulamamıştı. Askerlerine ejdarhalara gemilere yaklaşmadan ateş edilmesini emretti. Rhoynarların silahları ok ve balistaydı. Oklar sürücüler içindi, balistalar canavlarlar için. Şimdiye kadar düşen ejderha görmemişti ama 4-5 tane sürücü saymıştı Nymeria. ‘‘Umarım Rhoyne sizi yutar ve balıklara yem olursunuz’’ diye aklından geçirdi. Büyük ihtimalle böyle olacaktı. Sonuçta uzerlerinde kilolarca demir ve çelik vardı.

Öncü kuvvetin geri çekildiğini gören Rhoynelular tezahürat yapmaya başlamışlardı ki ana dalga hücüm etti. Bu sefer gelen ejderhalar daha büyük ve daha donanımlıydı. Nymeria, balstaların işe yaramadığını görünce birinin başına geçti ve en yakındakine nişan aldı. Üstüne doğru geldiğini doldurunca yayın gerilmesini ve merminin koyulmasını emretti. Tam olarak canavarın boyun altına nişan almıştı ve nefesini tutup tetiği bıraktı. Mermi vınlayarak uçtu ve hedefini buldu. Çığlık atarak sürücüsünü üzerinden atan ejderha düzeni bozarak çevresindeki ejderhalara çarpmaya başladı. Yavaş yavaş boynu aşağı düştü ve dönerek Rhoyne sularını buldu. Suya daldığı anda büyük bir basınçla yüzeye çıkan su ve su buharu Nymeria ve gemidekileri ıslatmıştı.

‘‘Rhoyne bizi kutsadı, yaşlı Rhoyne savaşımıza katıldı artık’’ diye düşündü. Şimdi korkma sırası sizde koyun çobanları diye geçirdi içinden.
[/spoiler]

Evet çok kötü biliyorum :smiley:

Hepsini okudum ve çok beğendim emeğine sağık, GOT dünyası dışında da yazabilirsin devamını bekliyorum