Neşe Kulesi Olayının Perde Arkası Nedir?

ned-stark
lyanna-stark
rhaegar-targaryen
varys

#1

Herkese selamlar,

Geçenlerde gördüğüm iki “kuram” videosunu çevirsem mi çevirmesem mi diye düşünür iken bunun en iyisi bir “tartışma” başlığı olacağını düşündüğümden burada açtım. Videolarda bahsi geçen iddiaları burada elimden geldiğince kısaca özetleyeceğim; siz de fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim. Videoyu izlemek isteyenler olursa: YouTube 1 ve YouTube 2. Bunun bir de 3.sü var ama orası daha çok Mance/Dayne üzerinden giden bir şey olduğu için ekleme gereği bile duymuyorum. Zaten tamamen ayrı bir konu temelde. Hatta ilk video girişi üstatlardan olmuş ve her daim olduğu gibi arkadaşlar, konuyu dağıtmış da dağıtmışlar. (The Order of the Green Hand videoları)

image

1.Ned Kiminle Anlaşma Yaptı ve Neden?

Şimdi 1. kitapta Ned Stark’ın bir sözünü temel alarak, sorgulamaya girmişler. Peki, nedir bu söz?

Eddard Stark aldığı bu haberden hoşlanmamıştı ama yardıma ihtiyaçları olduğu da gerçekti. Serçeparmak bir zamanlar bir kardeş kadar yakındı Catelyn’e. Tahammül edemediği bir adamla uzlaşmak zorunda kalacağı ilk durum değildi bu. “Pekâlâ,” dedi hançeri kemerine sıkıştırırken. “Varys’ten bahsettin, hadım her şeyi biliyor mu?”

Bu “tahammül edemediği bir adamla uzlaşmak” zorunda kaldığı kişi kim olabilir sizce? Büyük ihtimal ile okurken siz de benim gibi önemsiz görmüşsünüzdür, sonuçta adam Lord ve Kuzey muhafızı; idare etmek zorunda kaldığı bir sürü kişi varken savaşlar yapmış ve anlaşmalar imzalamış olması zaten olağan ve bunlar arasında uyuz kaptığı tiplerin olması daha da olağan. Fakat bazı kişiler bunun o kadar önemsiz olmadığını ve daha belirgin bir kişi olabileceğini düşünüyor ki cümlenin sonunda "Varys"ten bahsedilmesi de bu kişinin o olduğuna işaret ediyormuş gibi düşünülebilir mi? Kaldı ki konsey toplantısında iken düşüncelerinden oradaki en sevmediği kişinin o olduğunu biliyoruz.

Konsey üyelerinden Ned’in en sevmediği olan hadım Varys, Ned odaya girer girmez abartılı jestleriyle konuşmaya başladı.

Eğer öyle ise hangi konuda uzlaştı? Anlaşma yaptı? Bu alıntı, Ned’in ilk Küçük Konsey toplantısında gerçekleştiği için(yani sonrasında aynı pov) yeni bir durum olamaz. Bu durumda çok eskilere gitmek gerekebilir.

Bildiğimiz kadarıyla Ned, KL’ye geldiği zaman bir süre sonra ardından Robert geldi ve bildiğimiz tartışma gerçekleşti ve Fırtına Burnun’daki kuşatmayı kaldırmak için ayrıldı ve arkasından Dorne’a giderek ünlü sahne gerçekleşti.

Soru şu; neredeyse 1 seneye yakındır Rhaegar’ın gizli tutmayı başardığı bu yeri, Ned ne zaman ve kimden öğrendi?

Kimin bilgi ağı çok geniş ve karmaşık olduğu için lakabı “örümcek”? Kim neredeyse olan biten her şeyden haberdar? Lord Varys. Bu durumda Ned’in bu bilgiyi Varys’ten almış olma olasılığı çok yüksek değil mi? Bence gayet mümkün.

Bu durumda diğer soruya geçelim. Varys niye söylesin? Zaten halihazırda yeni kral değiştiği için söylemekte beis görmemiş olabilir yahut kız kardeşine kavuşsun diye de olabilir, sonuçta Targaryenler öldü. Peki ya Varys, sadece Lyanna’nın konumunu değil de hamileliğini de biliyor ise? Konumu öğrenen onu öğrenemez mi? Bu durumda yeni doğmuş kralın yerini niye söylesin? Onu korumaya alması için dayısını göndermek daha akıllıca diye mi düşünmüştür? Sonuçta kan her daim ağır basacaktır. Varys’in en kötü “ejderha” destekçisi olduğunu biliyoruz; kırmızı yahut siyah, adam ejderhaları destekliyor. Bu çok şaşırtıcı bir hamle olmazdı ki muhtemelen Aegon’un çakma olduğu ve İsyan bitiminden birkaç sene sonra doğmuş olma olasılığı olabileceği için ilk hamlesini Jon üzerine yapması anlaşılabilir(hatta bu çıkarımlarda haklı isek Aegon bile yem olabilir mi?).

2.Neşe Kules’inde Neler Oldu?

Genelde Neşe Kulesi’ne dair tek bilgimiz aslında Ned’in ateşli rüyası idi, Jaime saldırısından sonra. Bunun dışında Bran’a söylediği “Reed olmasaydı, Arthur beni öldürmüştü.” sözü var.

O efsane sahneyi okumak isteyenler için.

Özet

Eski rüyalarından birini gördü. Beyaz pelerinler içinde üç şövalye, çoktan düşmüş bir kale ve kandan yatağında yatan Lyanna.

Dostları onunla birlikte at sürüyordu rüyasında, tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi. Jory’nin babası onurlu Martyn Cassel, sadık Theo Wull, bir zamanlar Brandon’ın yaveri olan, iyi kalpli, yumuşak sesli Sör Mark Ryswell, adalı Howland Reed ve muhteşem kızıl aygın üstünde Lord Dustin. Ned bu adamların yüzünü kendi yüzünü tanıdığı gibi tanıyordu ama yıllar bir adamın anılarına sülük gibi yapışıyordu, asla unutmamaya yemin edilmiş olanlara bile. Dostları birer gölgeden ibaretti rüyasında, sisten atların üzerindeki gri hayaletler.

Üç kişiye karşı yedi kişiydiler rüyasında, tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi. Ama öyle sıradan üç kişi değildi onlar. Beyaz pelerinleri rüzgârla savrulurken, arkalarında Dorne’un kızıl dağları, yuvarlak kulenin önünde bekliyorlardı. Ve onlar gölgelerden ibaret de değildi. Şimdi bile alev gibi net görünüyordu yüzleri. Sabah Kılıcı Sör Arthur Dayne dudağında hüzünlü bir gülümsemeyle duruyordu. Dev kılıcı Şafak’ın kabzası sağ omzunun üstünde görünüyordu. Sör Oswell Whent tek dizinin üstüne çökmüş, bir biley taşıyla bıçağını biliyordu. Beyaz emaye kaplı miğferinin üstünde hanedanının arması kanatları açık kara yarasa vardı. Korkusuz yaşlı şövalye Sör Gerold Hightower, nam-ı diğer Beyaz Boğa, Kral Muhafızları Kumandanı, ikisinin arasında duruyordu.

“Üç Dişli Mızrak’ta sizi aradım,” dedi Ned.

“Orada değildik,” diye yanıtladı Sör Gerald.

“Orada olsaydık İşgalci çok üzülürdü,” dedi Sör Oswell.

“Kral Toprakları düştüğünde Jaime Lannister kralınızı katletti ve ben sizin nerelerde olduğunuzu merak ettim.”

“Uzaklardaydık,” dedi Sör Gerald. “Uzaklarda olmasaydık Aerys hâlâ tahtında oturuyor ve bizim sözde kardeşimiz yedi cehennemde yanıyor olurdu.”

“Fırtına Burnu’na kuşatmayı kaldırmak için geldim,” dedi Ned. “Lord Tyrell ve Lord Redwyne sancaklarını dikti ve dizlerinin üzerine çöktü. Sizin de onların arasında olacağınızdan emindim.”

“Bizim dizlerimiz o kadar kolay bükülmez,” dedi Sör Arthur Dayne.

“Sör Willem Darry, kraliçeniz ve Prens Viserys’i alıp Ejderha Kayası’na kaçtı, onunla yelken açarsınız diye düşünmüştüm.”

“Sör Willem iyi ve dürüst bir adamdır,” dedi Sör Oswell.

“Ama Kral Muhafızları’ndan değil,” diye ekledi Sör Gerold. “Kral Muhafızları kaçmaz.”

“Ne o zaman, ne de şimdi,” dedi Sör Arthur. Miğferini taktı.

“Bir yemin ettik,” dedi Sör Gerold.
Ned’in hayaletleri gölgelerden yapılmış kılıçlarıyla geldi. Üç kişiye karşı yedi kişiydiler.

“İşte şimdi başlıyor,” dedi Sabah Kılıcı Sör Arthur Dayne. Şafak’ı kınından çıkardı ve iki eliyle birden tuttu. Sütcamı kadar soluk kılıç, ışıkla can buluyordu.

“Hayır,” dedi Ned. Sesi hüzün doluydu. “İşte şimdi bitiyor.” Çelikler ve gölgeler birbirine karışırken, Lyanna’nın çığlığını duydu. “Eddard!” Kan rengi gökyüzünde, gül yapraklarından bir fırtına koptu, ölümün gözleri kadar mavi.

Şimdi genel bilgimiz; Ned geldi, üç Kral Muhafızını buldu ve savaştılar.

Neden? Muhafızlar, Lyanna’nın abisinin onu ve bebeği koruyacağını düşünmediler mi? Lyanna tereddüt etmeden emanet etmişti, onlarla konuşmuş olma şansı yok mu? En azından abisine güvenebileceği konusunda?

Bunu dışında bu 7’si bu üçünü öldürmeyi başardı. Nasıl? Karşılarındaki Arthur Dayne bile başlı başına bir eliyle 5 adamı öldürüp, diğer eliyle işeyebilecek yetenekte biri(Jaime’nin ifadesiyle). Diğer iki şövalye bir Dayne olmasa da sonuçta dönemin en iyi ve güçlü, nam salmış şövalyeleri. Ned’in yanında kendi dahil 3 lord(biri dövüşmeyi bilmiyor; unutmayın ki bu Reed, daha bir iki sene önce kendisi için dövüşemeyeceğini söylemişti, at bile binemiyor.) bir tane şövalye ve kalanı ise ne? Bilmiyorum, unvansız kişiler. Bu üçü bunlardan daha zorlu düşmanlarla karşılaşmışlardır. Bunlar tarafından yenilme şansları nedir gerçekten de? Birebir de değil, üçü bir araya gelmiş dövüşüyor; Ned dışında kalanı acemi tipler büyük ihtimalle.

Üç Kral Muhafızı, her şey olup bittikten sonra Ned ve kalanının kendilerini bulacaklarını mı tahmin etmediler yoksa tahmin etmelerine rağmen orada mı kaldılar? Sonuçta Ned, onları arıyor ve istediği şey kız kardeşini geri almak, ortada ciddi bir yanlış anlama da var. O kadar konuşmuşlar arada “Lyanna kaçtı bizim prense, söylenenler yalan.” diyemediler mi? Dememe şansları düşük mü? Saçma bence.

Diğer yandan savaş anılarında Ned hiç Reed’den de bahsetmiyor, ne zaman kafileye dahil olmuş ki? Ondan önce ne yapıyordu? Muhtemelen Üç Dışli Mızrak savaşına giderken katılmış olabilir, son savaştı çünkü ama oraya da nereden geldi bilemiyorum Ned.

Neyse.

GRRM’in Ned’in rüyası ve Neşe Kulesi hakkında bir açıklaması var.

Neşe Kulesinde neler olduğuna dair daha fazla bilgi edinmek için yeni kitapları beklemeniz gerekiyor, korkarım.

Ned’in açıklaması bir rüya bağlamındaydı/durumuydu … ve ateşli bir rüyaydı. Rüyalarımız her zaman kelimesi kelimesine gerçek değildir.

Bu açıklamadan yola çıkarak Ned’in rüyasında gösterilen olayların birebir gerçek olmadığını düşünmek doğru olacaktır. Haliyle insan merak ediyor, gördüklerinin ne kadarı doğru? Bir de Ned’in yoldaşlarının yüzünü hatırlamaması ama üç kişinin yüzünü hatırlıyor olması rüyasında; diğerleri ölü, bu üçü ise hayatta olduğu için, hayatta olanları unutmayız zaten diye yorumlamışlar videoda. Sizce?

1- Ned aslında üç muhafız ile savaşmamış olabilir mi?
2- Kral Muhafızlarından gerçekleri öğrenmiş ve Jon’u yanına öyle almış olabilir mi?
3- Üç Kral Muhafızı hala hayatta ve etrafta gizlice dolanıyor olabilir mi? Neredeler o zaman?
4- Ned’in Reed olmasa Arthur beni öldürürdü meselesi; dizide gösterdikleri gibi hançerle arkadan bıçaklamak yerine kız kardeşi yüzünden öfkeli olan Dayne’nin Ned’i öldürmek hamlesi yapmak isterken araya girip arabuluculuk yapması olabilir mi? Sonuçta Reed bir savaşçıdan çok daha çok ara bulucu görevi yapabilecek kapasitede biri.
5- Özetle, üç muhafız sizce de Ned’i bekliyor olabilir mi? Tüm bu bebek meselesi için.

3.Lyanna ve Rhaegar Nerede Saklandı?

Yabanıl kızın Jon’a anlattığı Kışyarı Gül’ü hikayesinin sadece Starkların soyunun kızdan da devam edebileceği yönünde işaret değil de Rhaegar’ın Lyanna’yı kaçırdığında aslında onu Dorne’a değil de Kışyarı mahzenlerinde saklamış olması olasılığını işaret ediyor olabilir mi?

Ned, muhafızlara nerede olduklarını sorduklarında “Çok Uzakta” diye cevap vermişlerdi. GÜNEY savaşın olduğu merkez bölgeydi zaten, ne kadar uzakta olabilirsiniz ki? Kuzey kadar mı? Yoksa Dorne, alayına uzak bir bölge olarak mı kabul ediliyor? Neşe Kules’inden az kuzey-doğu yapsalar fırtına topraklarına giderler. Yegane iki çıkış noktası kaçış için de; deniz ve menzil tarafı.Yani aslında mekan olarak da oldukça sakat sayılabilecek bir yer.

Varys’in buluşma noktası olarak -neden bilmem- Dorne’u işaret ettiği, Ned’in oraya gittiği ve olan biteni öğrendiği, muhafızların Reed ve Ned dışında alayını öldürdüğü; Ned’in onları oraya gömüp(kuleyi yıkıp yapmış, doğrusu nasıl başarmış bilmiyorum kuleyi yıkmayı. Ne kadar sürmüş ki bunu yapması? Yanında yeni doğmuş yeğeni ile kazma kürek yıkmak için uğraşmış mı?) Leydi Dustin’e kocasının kırmızı aygırını getirdiğini biliyoruz ki “niye Jon’dan bahsetmedi bu kadın?” diye merak edenler var. Gerçekten ya cesedi getirsene, aygırı getirene kadar.

Yani yanında Jon olsa, olayı anlatırken ondan da bahsetmez miydi? diyorlar. Misal Reed eve gittiği için, o sırada Ned ile birlikte olmadığı için Dustin’in ondan bahsetmemesi olağan…

Haliyle aslında Jon da yoktu, Kışyarı’nda mahzende doğdu ve hikayedeki gibi Lyanna odasına gitti, öldü… şeklinde olmuş olabilir mi? Rhaegar’ın bunca zaman ortaya çıkmama sebebi(savaş boyunca) bu olabilir mi? Orada Lyanna’yı bırakamamıştır? Hikayede de Ozan Bael, doğum anı gelene kadar yanında kalıyordu ama sonra nedense çekip gidiyordu. Discord’da Master Yi, iki hikayedeki “olay” olarak benzerliğine dikkat çekmişti; ne çok Ozan Bael var, diye. İkisi de Kışyarı Gül’ünü kaçırıyor ve çocuk sahibi oluyor.

Bir de Cat ve Robb geldiği zaman Ned çoktan kaleye varmış, Jon ve süt annesi oraya yerleşmiş ve muhtemelen Lyanna’nın cenazesi çoktan gömülmüş haldeydi. (Gerçi çok sakat noktaları var, o koca kale dolusu insan şahit değil mi olan bitene?)

Hatta Benjen’ın her şeyi bildiği ve sakladığı; Ned’in bu yüzden ona öfkeli olup, Sur’a yolladığı ve o zamandan beri de iki kardeşin arasının limoni olduğu düşünülüyor. Hatta dikkatinizi çekerse Benjen neden Jon’un Sur istediği Ned yerine gidip Luwin’e söyledi, diye bir dönem sorgulamıştık. Sebep bu olabilir, araları iyi değildir? Hiçbir POV’da da ikisini konuşurken görmedik.

Sizi bilmem ama Neşe Kulesi olayı beni başlı başına sorgulamaya götürüyor. Gerisini geçip gidebilirim, açıklamalar getirebilirim her biri için belki ama… Neşe Kulesi çok başka bir mesele.

Muhafızların geleceklerini tahmin ettikleri kişiler için önlem alıp, savunmaya geçmesi beklenirdi ama bunun yerine açık seçik dışarıda açık alanda durup, beklediler. Dayne’nin yüzünden “hüzünlü bir gülümseme” vardı, diye hatırlıyor Ned. Neden? Muhtemelen başta Ashara olmak üzere Lyanna ve fazlasını içine alan tüm bu olaylardan kaynaklı.

Ned’in rüyasında dikkat çeken bir ayrıntı daha var; Eski rüyalarından birini gördü. Beyaz pelerinler içinde üç şövalye, çoktan düşmüş bir kale ve kandan yatağında yatan Lyanna.

ÇOKTAN DÜŞMÜŞ BİR KALE sözü beni düşündürdü. Ned bir kuşatma yapmadı bu kale yahut kuleye, neyse artık. Haliyle düşen bir şey yok ama aslında burada bahsettiği başka bir şey ki İngilizcesi şöyle: He dreamt an old dream , of three knights in white cloaks, and a tower long fallen, and Lyanna in her bed of blood.

Uzun süredir düşmüş halde bu kule, yani muhtemelen içinde yaşanabilecek bir durumda değil. Haliyle Lyanna’nın bu kulede yaşayıp, doğum yaptığını ve ölmesini beklemek biraz garip kaçar. Dahası Ned’in ölen yoldaşlarını nasıl bu kalenin taşlarını kullanarak gömdüğünü de açıklar, zaten yıkık olduğu için. Başka türlüsü aklım almaz.

Sizin düşünceleriniz nedir? Sizce de bu neşe kulesi meselesinde garip durumlar yok mu?


Jon Snowun gerçek babasi Ned Stark
#2

Ya bana da hep saçma gelmiştir koskoca bölgede Ned bu kaleyi nasıl buldu ? Şöyle bir detay da var. Meera hikaye anlatırken “kelimeleri bükebilirdi” diyor diye hatırlıyorum (nasıl koyu yazılıyor bilmiyorum) belki de Reed orada bir şey yapmıştır. Bana ilginç gelen kısımlardan birisi de , muhafızlar niye anlaşma yapsın ? Bunların görevi anlaşma yapmak falan değil direk savunmak korumak. Kule yıkma konusunu anlamadım bu arada.


#3

Öncelikle konu için teşekkürler. Bu Neşe Kulesi meselesi her zaman bana da esrarengiz gelmiştir.

Benim kafamı bu kuleyle ilgili en fazla karıştıran şey kral muhafızlarının amacı.

Yani Jon ile ilgili ne düşünüyorlardı? O 7 insanı öldürünce sonsuza kadar diz çökmeyiz diye bekleyecekler miydi orada? Eğer kaçacaklarsa neden Viserys ile kaçan Darry’e neden Kralmuhafızı kaçmaz diye laf soktular?

Daha önce bu meseleyi gündeme getirdiğim zaman basitçe edebiyat amaçlı olduğu fikrindeydi millet. Evet gerçekten her şeyin arkasında bir şey aramaya gerek yok. Ama bu kadar önemli bir sahnede her kelimenin bir arka planı olmalı diye düşünüyorum.

Bu işin ucunda gizemli bir şeyler var, bir komplo, bir plan. Bazı arkadaşlara biraz uçuk geliyor ama serideki en büyük sorunlardan birisi Jon’un gerçek kimliğinin kanıtlanması meselesi. Bu iş sadece Howland Reedle ya da bir kağıt parçasıyla olmaz diye düşünüyorum.


#4

Bir de o kulenin konumu biraz cins, yani eliyle koymuş gibi bulamaz Ned. Dorne’a da daha önce hiç gitmemişti, bildiğimiz kadarıyla. Bu yüzden illa ki biri ona bu yeri haber vermiştir. Varys dışında kim olabilir ki?

Kule meselesi şu. Ned’in hikayesine göre Neşe Kulesinden sağ dönenler; kendisi ve Reed. Kalan yoldaşlar (ve kral muhafızları) öldü ama onları getirmek yerine kuleyi yıkıp, taşların altına gömerek mezar yapmış onlara. İster istemez insan merak ediyor, iki insan, yanında çürümeye başlamış bir ceset ve yeni doğmuş bir bebek ile nasıl olur da günlerce sürebilecek kule yıkma işine girişir ki bunu da en kolay bir balyoz falan bularak yapmaları gerekir. Taş kule bu, iki tekme ile yıkacağın kum kale değil. Yemezler yani, ortada cins bir durum var.

Tüm o savaş içinde de sağ kala kala Ned dışında savaşmayı bilmeyen, hançer dışında bir şey tutmamış Howland hayatta kalıyor, bak sen. O da gidiyor Arthur’u mu öldürüyor?

Muhafızların anlaşma meselesi yok, adamlar Kral Muhafızı. Jon şu an kral, onu korumak zorundalar; YEMİN ETTİK diyor rüyada Hightower. Biz Kral Muhafızı’yız, diyor. Jon’u korumak için Ned’le plan yapmış olabilirler, deniyor.

Evet, ölene kadar bekleyeceklerini düşünmek saçma olurdu. Diğer yandan illa Jon’u alıp kaçmak zorundasın zira geliyorlar… Bu durumda ya savaşacaksın ya kaçacaksın ama savaşmanın da bir anlamı yok, çünkü bir ordu ile geliyor olabilirler. Senin işin Jon’u hayatta tutmak, korumak. Bu durumda geriye mantıklı şey şu kalıyor; Jon ve Lyanna, Neşe Kulesinde değiller (zaten bence kule de yaşanacak durumda değil) ve orada, Ned’i zaten bekliyorlardı. Ned doğrudan gitmedi oraya, önce Fırtına Burnu’na uğradı; Varys’in kuşları haber uçurmuştur çoktan ki Ned daha KL’ye ilk geldiği an haberi uçurmuştur bence. Ned ile Jon’u koruma planı yapmak istemiş olabilirler.

GRRM gibi bir adamın önemli konularda- en çok gizemli/merak edilen konularda- söylediği, yazdığı, çizdiği şeyleri sırf edebiyat amaçlı olmasını beklememeli. Tamam belki öyledir ama kafadan böyle söyleyip aksi yönde düşünmek de doğru değil, çünkü GRRM bu, tarzı tüm seri boyunca böyle.

Üç Kral Muhafızı iş görür ama? :wink: Hele Dayne gibi bir adam. Ya havalı tiplerin alayı ölü görünüyor, Dayne hayatta olsa bari, görmek isterdim onu. :smiley:

(Bir de iyi ki kuram olarak açmamışım, bu haliyle bile çarşaf gibi uzamış. :stuck_out_tongue: )


#5

Hayır bir de şey var Ned tek tek her kuleye bakacak da değil.

Plan konusuna da güvenemiyorum pek ölmeden bırakmazlar bence ama Ned in tayfa da öldüremez gibi.


#6

Bence öldüremez. Karşılarında paralı asker falan yok, hür şövalyeler de değiller. Zaten Ned bile rüyasında “sıradan” kişiler olmadığını söylüyor.

Jaime’nin Dayne için aynı anda 5 kişiyi çok rahat haklayabilir, dediğini de biliyoruz. Diğer iki kişi ondan aşağı yanı kalabilir mi? Reed’i sayma bile, 6 kişiyi öldürmek ne kadar zor olabilir en iyi üç kral muhafızı için? Savaş meydanında değil bunlar, alt tarafı 6,5 adamı birebir kapışmada öldürecekler ve alayından daha tecrübe sahibiler.


#7

Doğrusu bu sonuca pek katılamıyorum :smile:. Çünkü Lyanna’yı neşe Kulesinde bulduğuna dair birden fazla gönderme var ve bizzat söyleniyor sanırsam. Ayrıca o mahzen mezar kısmısı çok abartı. Uzaklarda lafından öylr bir çıkarım yapmışlar ama ikisinin uzaklığı arasında fark yok fazla

resim

Göründüğü gibi hemen hemen aynı. Bu uzaklarda lafını kralın şehri olarak kabul etsek bile fazla bir şey değişmiyor.

Dolayısıyla Mahzen mezar falan olmaz yani bence.

Bu arada teori o 7 kuzeyliyi küçümsemiş ama onların seviyeleri hakkında net bir şey bilmiyoruz esasında. Yani güçlü savaşçılar demekle güçleri yoktu demek aynı kapıya çıkıyor. Bilemiyoruz.

Ama Arthur Dayne’nin bir şekild hayatta olması gerçekten çok güzel olur. Ancak kanıt fazla yok maalesef.


#8

Ned rüyasındaki konuşmasında kuşatmayı kaldırdığını söylüyor. Bu yüzden o bölgede geniş bir arama yapabilir. Hem savaşta kaybedildiği için bundan nemalanmak isteyenlerde olabilir. Birilerinin saklandıkları yeri açığa çıkarması çok beklenmeyecek bir şey değil.

Bu 7 kişi meselesi de ilginç aslında eğer ned önceden biliyorsa niye 7 kişi gitsin ki? 7 kişi içinde ne olduğunu bilmediğin bir kule için az değil mi? Bence olaylar spontane gelişmiş olabilir Ned zaten o bölgeyi arıyordur sonra istihbarat gelmiştir Ned de kardeşini merak ettiğinden daha fazla beklemeden gitmiştir gibi.

Kuleyi yıkma meselesi de böylece sonuca bağlanmış olur. İlk Ned gitmiştir ardından diğerleri gelmiştir ve kule böylece yıkılmıştır.

Anlaşma konusu çok uzak bir ihtimal. Ne konuda anlasma yaptılar ki? Anlaşmanın olduğunu varsayarsak bu anlaşma sadece Jon’u korumak üzerine miydi kral muhafızları meşru krallarının elinden hakkının alınmasını kabul ederler mi?

Veya 2. İhtimale geçelim Ned bir şekilde ileride Jon’un kral yapacagina dair anlaştığını varsayarsak; Belki Robert’i o zaman kardeşi gibi gördüğünden veya henüz yeterli müttefik bulunamayacağını düşündüğünden hemen hamle yapmaması anlaşılabilir. O zamanda Ned Robert öldükten ve çocuklarının piç olduklarını öğrendikten sonra neden ilk olarak Stanis’i varis olarak görsün ki anlaştılarsa eğer Jon’u tahta geçirmek için bundan daha uygun bir ortam olabilir mi? Veya Ned Anlaşmaya ihanet mı etti?

Kral muhafızları ile savaşa gelince Ned’in tarafindakilerin çoğu soylu yani hepsinin kılıç eğitimi aldığını varsayabiliriz. Böyleyken 7’e karşı 3’ten galip ayrılmak beklenilebilecek birşey.

Neşe kulesindeki olaylara diziyide referans alabiliriz. Ben de az çok dizideki gibi olmuştur diye düşünüyorum.


#9

Orada olabilir, elbette ama ÇOKTAN DÜŞMÜŞ KULE diyordu, Ned. Ve kule taşları ile orada ölenleri gömdüğünü.

1- Kule çoktan düşmüş ise orada Lyanna nasıl ikamet edecek? Ned kuşatmadı ki kuleyi, düşmüş olsun. Mecazen değil doğrudan yıkık dökük harabe olduğuna işaret bence.
2- Kule sağlam diyelim, o kuleyi nasıl yıkacak 2 adam; yanında yeni doğmuş bir bebekle, günlerce uğraşması gerekmiyor mu? O da en iyi ihtimal ile bir balyoz buldular ise ki çok büyük tesadüf olur yani.
3- Lyanna’nın orada olduğuna işaret eden yegane sözler Ned’in kendisinden kaynaklı şeyler; rüyası bilhassa. GRRM ise o bir ateş rüyası idi ve rüyalarımız birebir gerçek değildir, diyerek aslında rüyada olduğu gibi birebir olmadığını dillendirdi.
4- Bahsettiğim “uzaklık” meselesi Üç Dişli Mızrak savaşı değil, genel olarak savaşın sürdüğü “güney” coğrafyası ve dahası kulenin buldunuğu bölge Robert’ın lordu olduğu Fırtına Topraklarının burnunu dibi tabiri caiz ise.

“Çok uzaktaydık” sözünü de yine dişli mızrak savaşından sonra değil; KL’de kralın ölümü ile ilgili konuştukları sözden sonra ediyorlardı.

“Kral Toprakları düştüğünde Jaime Lannister kralınızı katletti ve ben sizin nerelerde olduğunuzu merak ettim.”

“Uzaklardaydık,” dedi Sör Gerald. “Uzaklarda olmasaydık Aerys hâlâ tahtında oturuyor ve bizim sözde kardeşimiz yedi cehennemde yanıyor olurdu.”

Elbette ben mahzen mezarda takılmışlardır, demiyorum. Olabilir mi? diye sordum. Muhtemelen yine Dorne’da idiler ama o kule, bunun için uygun yer değilmiş gibi bir işarete sahip.

Diğer yandan Lyanna ve yeni doğmuş kralı, o kulede üç kişi korumak mümkün değil; illa bulunacaklarını biliyor olmaları gerekiyor, ordu ile gelebilirlerdi… Riske atılacak bir hayat mı Jon? Değil. Bir ihtimal belki Starfall’da olabilirlerdi? Sonuçta Dayne Hanesinin tüm olayı bildiğine dair işaretleri gördük. Bu kadar vakıf olması sadece Arthur yüzünden değil de Lyanna’nın orada doğum yapması olamaz mı?

Şöyle düşün, Dorne sıcak bir yer. Ceset hızla çürümeye başlar. Niye diğer ölüleri, en azından Lord Dustin’i almadı ki yanına? Yahut Arthur’un bedenini götürmedi de sadece kılıcı götürdü? Kardeşini yanında taşıyor bir oraya bir buraya da Arthur’u mu taşıyamıyor? Ned’in Starfall’a gittiğini biliyoruz. En az bir hafta sürer, oradan çıkması da en az bir hafta sürer yani en az 2 hafta yanında çürümeye başlayan cesetle geziyor ve haftalar hatta aylar muhtemelen, Kışyarı’na giden bir yolculuk da var. Hem niye Nehirtopraklarından geçerken Cat ve yeni doğan oğlunu da almadı? Denizden mi gitti acaba… hmmm… Beyaz Liman’ın yakınında bölge, gayet mümkün aslında ama o şekilde bile haftalar sürüyor. Kışyarı’ndan KL’ye denizle gitmek 15 gün erken varmayı sağlıyordu misal. Anladın sanırım demek istediğimi?

Yani Kışyarı’na varana kadar çürümüş kokmuştu o kız… Ben en az 2 hafta diyorum oraya gidip gelmeyi, bir de koca diyarı boydan boya geçecek… Fakat Starfall’da ise ve oradan doğrudan deniz aracılığı ile yola çıkmışlar ise daha hızlı varmış olabilir.

Ned’i biliyoruz; Reed’i biliyoruz… Sör olan biri var, onun da iyi olduğunu düşünebiliriz ama kalanların unvanı dahi yoktu, basit savaşçılar olduğunu çıkarabiliriz. Aksi yönde bir işaret görmedik ama unvan yoktu, diye de zayıf kişilerdi demek yanlış, dersen hak veririm elbette ama Ned, rüyasında herkesi özellikleri ile öne çıkarmış iken ve güçlerine de şöyle böyle vurgu yapmış iken onlara yapmaması falan, sadece sadakatleri ile yapması buna işaret ediyor olabilir, diye düşündüm.

Arthur’dan bahsediyoruz ayrıca… Bu adam kimlerle savaştı, kimleri yendi… Ned dahil hiç kimsenin Arthur’un ayarında olmadığı, baya aşağı seviyesinde kaldıklarında herkes hemfikir olur. Hatta Selmy bile alayına bin basar ki GRRM, "İkisi de eşit güçlerde ama Arthur’un kılıcı ile kılıç farkıyla Arthur kazanır," demişti.

Bir de yanında Beyaz Boğa ve Oswell var. Deli Kral’ın Kral Muhafızları, dönemin en ünlü ve güçlü savaşçıları ve son nesil diye tabir ettiğim, kişilerden oluşuyor. Arthur’un bile 5 kişiyi rahatça öldürebileceği söylenmişken, bu üçünün 7 kişiyi öldüremeyeceğini söylemek… bilmiyorum, GRRM cidden böyle yaptı ise çok çelişkili ve hatalı yapmış bu işi. Yani bari çok ünlü ve güçlü savaşçılarla, şöyle en az 15 kişiyle gitseymiş falan. O zaman “tamam” derdik ama bu halde, beyin yanıyor bende.

Bran was going to be a knight himself someday, one of the Kingsguard. Old Nan said they were the finest swords in all the realm. There were only seven of them, and they wore white armor and had no wives or children, but lived only to serve the king. Bran knew all the stories. Their names were like music to him. Serwyn of the Mirror Shield. Ser Ryam Redwyne. Prince Aemon the Dragonknight. The twins Ser Erryk and Ser Arryk, who had died on one another’s swords hundreds of years ago, when brother fought sister in the war the singers called the Dance of the Dragons. The White Bull, Gerold Hightower. Ser Arthur Dayne , the Sword of the Morning. Barristan the Bold.

Arthur’un yaşadığına dair bir işaret görmedik gibi, doğru. Sadece bu Neşe Kulesi meselesinin başlı başına “şüpheli” görünmesi meselesi var ve bir de Arthur’dan neredeyse tüm 5 kitap boyunca en az 27 kere bahsedilmiş olması da var. Fakat Aegon’a dair de hiçbir işaret görmedik yahut Jon Con.'nın hayatta olduğuna dair, sadece bahsi geçmişti ilk kitaplarda Selmy tarafındandı. Prensin en yakın arkadaşı ama en yakın ve eski dostu Arthur diye.

Bahsedilen kuşatma Fırtına Burnun’daki Tyrell kuşatması. “Savaş bitti, kaybettiniz. Kuşatmayı kaldırın.” meselesi. Robert ağır yaralı olduğu için kendi gidemedi, bir de KL’ye çökmüş iken ayrılmak akıllıca da olmazdı, başkent sonuçta.

Kuşatma kaldırmak için tüm Fırtına Topraklarında arama tarama yapmazsın ki bu bile haftalar hatta aylar sürer. Kaldı ki bizimkiler Dorne’un Kızıl Dağları tarafında, Fırtına Topraklarında değil. Yani nokta atışı yapmış gibi bulabilmesinin sebebi, birinin ona söylemesi olabilir. Bu bilgiye vakıf olduğunu bildiklerimiz kim? Beyaz Boğa oraya gittiğine göre Kral biliyordu, ona da ancak Varys söyleyebilir. Elbette Rheagar bile bir şekilde babasına haber uçurmuş olabilir ama doğrusu ben, babasına güven duyduğunu sanmıyorum; bu yüzden şüpheliyim yerini söylediğine. Sonuçta araları pek iyi değildi ve adam, her şeyin içine etti.

Bu söylediğine dair bir bilgi yok. Arkadan başka adamlar gelirse bu durumda Jon’un orada bulunmasını nasıl açıklayacak? Ya ben çocuğu Dorne’da yaptım mı diyecek? Ne zaman gittin ki sen Dorne’a? demezler mi? Lyanna’nın ölü bedenini de görecekler illa, hamilelik işaretleri durur öyle hemen doğum sonrası karın inmez. Sonuçta çok fazla şüphe, çok fazla tanık… Büyük risk. Fırtına topraklarında kim bilecek Rhaegar nerede sakladı kızı? En başta Robert bilir, gider oradan alırdı hatta kızın babası abisi gider alırdı, KL’ye gitmezlerdi.

Hem öyle olduğunu farz etsek bile, yani arkadan adam geldi diyelim… Sence de önden gitmek salaklık değil mi? İlk sorduğun soru hala geçerli; “ne bulacağını bilmediği bir kuleye, 7 adam ile gitmek nedir?” Belki Rhaegar oraya birlik yığdı? Ne biliyon? Coğrafyayı da bilmiyorsun. Yani kızı orada bir başına, beklerken mi bulmayı bekliyordu? Gerçi Ned bu. :smiley:

Şöyle bir şey de var elbette. Rüyasındaki konuşma birebir gerçekleşti ise gerçekten(çünkü GRRM rüyalarımız birebir gerçek değildir, demişti bu Ned’in rüyasına açıklama için, daha fazla neler olduğunu daha sonra öğrenecekmişiz orada.), Fırtına Burnun’da görmeyi bekliyordu onları, en son. Yani orada da olmasını beklemiyordu. Bilmiyorum kısacası. Haberi ne zaman aldığına da bağlı; belki kuşatma kalkarken aldı, dediğin gibi ama Varys’ten gelebilir ancak bence… Yahut KL’den ayrılmadan önce öğrendi ama en başta bilse idi doğrudan Dorne’a gitmez miydi? Uğraşır mıydı Fırtına Burnu ile? Başkasını göndermez miydi? Bir sürü adamı var Ned’in ve Robert’ın yani. Bu durumda bir ihtimal söylediğin gibi bilgiyi Fırtına Topraklarında iken de almış olabilir, bu durumda üç şövalyeyi orada beklerken Dorne’da olduğunu öğrenmiştir, rüyada onları orada bulduğuna dair şaşırdığını ifade eden bir açıklama yok. Sanki bekliyormuş gibi ama sonuçta rüya, kesin emin de olamayız her şeyinden.

Jon, zaten mevcut durumda sadece “hayatta kalması” için çabala sarf edilecek biri. Daha bebek yaştaki biriyle, zaten kanamış bir Diyar’da savaş çıkartamazsın. Kim savaşacak? Kuzey mi? Ya geri kalanı? Kimse yanaşmaz, alayı kuzeyi ezer geçer. Yani temel amaç Jon’u hayatta tutmak… Eski başlıklarda Ömer mi demişti, tam hatırlamıyorum ama Jon’u alıp, Dany gibi sürgüne gitseler zaten geri dönüşü zor bir maceraya girmiş olurlardı. Gittin mi gelmesi zor ve orada hayatta kalması da zor, kimse yok ki… Fakat Batıdiyarda, dayısı ve ailesi var Jon’un. En doğru olanı orada yaşaması ve gizlenmesi olacak. Ned zaten Jon’u savaşa dahil etmez, bu yüzden o yönden “kral olarak tahta çıkacak” şeklinde anlaşmaya varmaz, hayatta tutmak konusunda varır ama bunlar daha sonra Varys gibi, tahtı geri alma planları vs. yapmış olabilir. Senaryo yazıyoruz elbette, yaşıyorlar ise diyorum. :slight_smile:

Aslında Varys’in Ned’i hayatta tutması da ilginç bir çaba…Şimdi çoğu kişi şöyle düşünüyor; Ned’i kullanarak diyarı birbirine sokacaktı. Stark-Lannister savaşı yani… Tamam da bu savaş, zaten Ned ölünce de çıkmaz mıydı? Çıkmadı mı? Kuzey rahat durur muydu? Durmadı. Bunu ön görmezi zor değil.

Ben diziyi bir şeye referans almayı sevmiyorum ki GRRM de zaten aynı şeyi söylüyor. "Dizide olanları kitapta olacaklara referans olduğunu, düşünmüyorum. " dedi.

Yine de elbette böyle olmuş da olabilir, olamaz… demiyorum ama kafama yatmayan sürüyle şey var. Kılıç eğitimi almak ile Diyar’ın en iyi kılıçlarına -biri de rahatlıkla 5 kişiyi öldürebilecek biri olan Arthur- kafa tutmak aynı şey değil. Hem Reed’i sayma, o kılıç vs. bilmiyor. O yüzden 6,5 adam dedim. :stuck_out_tongue:


#10

Howland bence bir tür büyüsel şey yapmış olabilir. Turnuva öncesi ormanın çocuklarını bulmaya gidiyordu diye hatırlıyorum. Ayrıca Meera hikayede kelimeleri bükebilirdi (bu kısımdan emin değilim) diyor. Kelime bükmek ne olabilir acaba ? O çatışmada Howland ı kim umursar ki ? Hayatımı kurtardı diyor ve bu basit arabuluculuk değildir bence. “Arthur yapma güzel evladım o da insan” diyerek engelleyecek değil.


#11

Yüzler Adasına gidip, yeşil adamlarla bir dönem yaşamış. Fakat bu, Reed’in bildiğimiz manada büyü yapmayı bildiğini göstermez. Biliyor olsa idi ve bu, onu bir mücadele sırasında kurtaracak olsa idi en başta turnuvaya gittiği zaman üç salak yaver tarafından dayak yemez, büyü gücü ile kendini kurtarır; Lyanna’nın yardımına gerek kalmazdı. İlginç, üç şövalye yaverinden dayak yedi ve Lyanna onu kurtardı; sonrasında üç şövalye ile karşılaştı ve Reed de Ned’i kurtardı. Ödeşmişler gibi. :smiley:

Arthur’un hedef olarak doğrudan Ned’i alması bile bize bir şey anlatabilmeli aslında. Adamın kız kardeşini yarı yolda bırakmış bir erkek var, kılıcı sokup çıkarıp parçalara ayırmak istemesini beklerim yani.

Kelime Bükmek, büyü değildir. Oradan benim anladığım “ağzı iyi laf ediyor.” Savaşmayı bilmeyen insanların ağzının iyi laf yapması gerekir, zaten. Bakınız; Tyrion Lannister. Zaten adamın böyle “ilim”, “bilgi” peşinde koşan meraklı bir tip olduğu, kendi topraklarında kalmak istemeyip, dışarıya çıkıp gezmesi ve Yüzler Adasına gitmesinden belliydi.

Şimdi Arthur ve Ned karşılaşması tam olarak nasıl oldu, bilemiyoruz. Aralarında ne geçti, bilemiyoruz. Fakat Howland pek tabi olarak bir şekilde araya girmiş olabilir. Kimse kaile almaz, demek yanlış bir düşünce bana göre, sonuçta oraya gelmiş isin ve eline kılıç, silah vs. aldın ise herkes için bir hedef olursun. Karşısındaki adamlar, acemi tipler değil, kimseyi hafife almamayı bilecek kadar hayat/savaş tecrübesine sahip kral muhafızları.


#12

Ya yeşil adamlarla yaşadıysa onlardan bir şeyler kapmıştır diye düşünüyorum ben. Belki de insan içinde belli etmek istememiş olabilir. Ağzı iyi laf yapmak da olabilir haklısın.
Umursamaz derken hafife almayı kastetmedim. Şimdi Arthur Ned e dalarken Howland sözlü bir şekilde nasıl yumuşatacak ki adamı ?


#13

Yani bunun bin bir çeşit yolu olabilir. Ciddi manada araya girme olabilir, söyleyeceği bir söz onu durdurmuş olabilir… Bir çok imkan var.

Howland üç beş bir şey illa kapmıştır da biz, oradaki adamların ona neler öğrettiğini bilmiyoruz. Savaşmaktan ziyade daha başka şeylere sebep olacak şeyler olsa gerek; Howland, savaş adamı değil sonuçta. Belki orada buz ve ateş arasındaki savaşın köklerini, gelen tehlikeyi vb. şeyleri öğrenmiştir. Çok şey tahmin edebiliriz ama hiçbirini kanıtlayacak bir şey sunamayız.


#14

Doğru diyorsun elimizde yanlışlıklar olabilecek bir rüya ve tamamen anlatılmayan bir hikaye var sadece.


#15

Varys ve mopatis’in baştaki yada her zamanki planı krallığı zayıflatıp sonra saldıralımdı bana göre.
Şimdi ülkede tüm hanelerin karıştığı bir isyan çıkmış 2 si yenilmiş. 4ü zaferle, biri kayıpsız çıkmış bu savaştan. Tahta yeni hane ve kral var. Bu kralı en iyi zayıflatma yolu müttefikleri birbirine düşürerek olurdu. Yani ben olsam bende derdim kardeşin şurada
Lyaanna ve bebeği tahtaki kral için tehdit, Starklarda öldür kardeşimi yiğenimi demeyecek, Starklar ile savaşa girerse Bartheonlar bu sefer Tully ve Arrynlarda bocalayacak yani aslında tam istedikleri şeydi.

Neşe kulesinin yerine gelirsek Westeros corafyasına çok aşina değilim ama Dayne hanesi topraklarının Dorndaki en büyük nehirlerden birinin etrafındaki bereketli topraklarda kurulduğunu biliyorum (yanılmıyorsam ). Dorn’a giden için en büyük sorun su ve çöl. Suya yakın olduktan sonra kuleyi bulmak bence zor olmazdı.

Arthur’un ölümü için Forumda bir arkadaş merhamet demişti bende bu fikre açığım. ama bu dövüş nasıl oldu bilemem

böyle deyince bu Stark değilden Starkların kızdan devam eden (Jon dan ) ikinci bir kolu olabilir gibi yeni fikir geldi aklıma. Çünkü bana Starkların 3 oğulu olması mantıksız öyle olsa iki oğul yazardı yazar gibi geliyor. Biri ölüyor, diğeri kısır 3. den soy devam edecek gibi geliyor. Jonda var demek ki Starklar ikinci bir kolada ayrılacak diyorum.


#16

Dürüst olayım bu yazıyı pek anlamadım


#17

Starkların hem Rickondan hemde Jon dan devam eden iki soy kolu olacağını iddia ettim.

Çünkü 3 çocuk
Biri ölüyor Robb
Diğeri Kısır Brann
Sonuncu boşa yazılmadı diyorum
Jondan da bir soy devam edecek % 90, bu durumda iki kolu daha olabilir diyorum. Soy devamı olarak umarım bu sefer açıktır.
Tahta devam eden soy olarak


#18

Zaten başta Rickon da yazılmamıştı diye biliyorum. Rickon’dan soy devam etsin isterim ama ben sonraki nesil Starklar koyu saç gri göz uzun yüz olsun istiyorum. Bu da isteğimle uyuşmuyor.


#19

ben böyle düşünmüyorum böyle düşürnürsek Jondan da Targ soyu devam etmez mesela
Çünkü o da Targa benzemiyor. Kızdan devam edecek teorisi zaten Jon- Sansa/ Arya şeklinde
şimdi senin dediğin gibi olursa her soy kendine benzeyenden devam edecekse Jon dan da soy devamı yada kızdan soy devamı da olmayacak


#20

Yok abla yanlış anladın bu sadece benim isteğim. Sonuçta ben Stark seviyorum ve sonraki nesil Stark üyelerinin önceden gelme bir Tully kadınına benzemesini istemem.