Night Flyers ve Buz ve Ateşin Şarkısı Arasında Benzerlikler( Spoiler yok )


#1

Hem Lyon hem DaHan başıyla onayladı, diğerleri de cabası. “Bizimle bilge kelam paylaşın,” dedi Muharipisko- pos Dhallis sonra.
Gözetmen Wyatt razı geldi. Düşük rütbeli bölük analarmdan biri Kitap’ı getirip Wyatt’in önüne koydu, o da Öğretiler Bölümü’nü açtı.
“O günlerde Yerküre döllerinin başına büyük kötülük gelmişti,” diye okudu Gözetmen, “çünkü Bakkalon’un evlatları yaratanlarını terk edip mülayim tanrılara boyun eğmişlerdi. O yüzden gökler karardı ve kızıl gözlü, iblis dişli Hranga’nın Oğulları musallat oldu göklerden, yıldızları örten bir çekirge bulutu misali uçsuz bucaksız Fyndii Sürüsü musallat oldu yeraltından. Ve dünyalar alev aldı, çocuklar haykırdı, ‘Kurtar bizi! Kurtar bizi!’

“Ve akça çocuk gelip dikildi karşılarına, elinde koca kılıcıyla, gök gürlemesi gibi sesiyle azarladı onları. ‘Acizsiniz,’ dedi onlara, ‘çünkü itaatsizlik ettiniz. Kılıçlarınız nerede? Ben kılıç vermemiş miydim ellerinize?’
Evlatları haykırdı, ‘Hepsini saban demiri yaptık, ah Bakkalon!’
O da öfkeden köpürdü. ‘Hranga’nın Oğullarının karşısına saban demirleriyle çıkın öyleyse! Saban demirleriyle katletsenize Fyndii Sürülerini?’ Sonra da sızlanmalarına kulak tıkayıp terk etti onları, Bakkalon’un Yüreği Ateşten Yürek’tir çünkü.
Derken Yerküre döllerinden biri sildi gözyaşlarını, zira gökyüzü öyle harlı yanıyordu ki yanaklarını dağlayarak akıyordu her bir damlası. Birden gözünü kan bürüdü, kendi saban demirini dövüp kılıç yaptı ve saldırdı Hranga’nın Oğullarına, önüne geleni biçti. Onu gören diğerleri peşinden geldi, muazzam bir savaş narası çınlattı dünyaları.
Ve akça çocuk işitip tekrar geldi, çünkü savaş sesleri mızmızlananların sesinden daha hoş gelir O’nun kulağına. Gördükleri karşısında yüzü güldü. ‘İşte şimdi yine evladımsınız,’ dedi Yerküre döllerine. ‘Kendine kuzu diyen bir tanrıya tapmak için bana sırt dönmüştünüz, halbuki koyunun boyladığı yer mezbahadır, bilmiyor muydunuz? Madem şimdi gözleriniz açıldı, yeniden Tanrı’nın Kurtlarısınız.’
Ve Bakkalon onlara tekrar kılıçlar verdi, tüm evlatlarına, Yerküre’nin tüm döllerine, sonra da kendi muhteşem kara kılıcını, ruhsuzları katleden Îblis-Kıran’ı kaldırıp savurdu. Hranga’nın Oğulları yıkıldı O’nun kudreti karşısında, Fyndii denen güruh kavruldu bakışları altında. Ve Bakkalon’un evlatları dünyalara yayıldı.”

Gözetmen kafasını kitaptan kaldırdı. “Silah kardeşlerim, şimdi gidin ve uyurken Bakkalon’un Öğretilerini düşünün. Akça çocuk öngörüler bahşetsin hepinize!”
Dağıldılar.

“Bakkalon bu dünyaya bizzat adım atmış. Ruhsuzların ve muharip yaratıkların arasında dolaşarak onlara egemenliğimizi anlatmış, bunu bana kendisi söyledi. Bahar gelip de Yerküre dölleri Kılıç Vadisi’nden yeni topraklara akın ettiğinde, tüm hayvanlar haddini bilip önümüzden çekilecek. Kehanetim budur!
Dahası, mucizelere tanık olacağız. Akça çocuk hakikatinden şüphe etmediğimiz işaretlerle, iman tazeleyeceğimiz yeni vahiylerle bunu da vaat etti bana. Yine de inancımız sınanacak çünkü fedakârlığın zamanı gelecek ve Bakkalon bir kez daha aramıza inip inancımızı kanıtlamamızı isteyecek bizden. O’nun Öğretilerine bağlı kalmalı, unutmamalıyız, her birimiz ebeveynine itaat eden bir çocuk, kurmayının emrine uyan birer asker misali O’na itaat etmeliyiz, tez elden ve sorgulamaksızm. Zira akça çocuk en iyisini bilir.
Bana bahşettiği öngörülerdir bunlar, hayalini kurduğum rüyalar. Biraderlerim, benimle dua edin.”

Bu alıntı Martin’in önceki kitaplarından biri olan Night Flyers (gece kuşları )'dan Sittin sen asla insan öldürme hikayesinden
bu hikayeyi ben Ormanın çocuklarının ilk insanlar ile mücadelesine çok benzettim.
Sadece bu alıntı için benzemiyor diyebilirsiniz haklısınız ama şimdi hikayeyi anlatıpta sizi spoya da boğmak istemiyorum ama çok merak edenler için

hikayede bir gezegenin normal bir halkı var. Bu halk fiziksel olarak ayırt edici hatta hayvanla kıyaslanabilecek görünüme sahipler ama zekilerde, piramitlerin çevresinde kabileler halinde yaşayan, sanatçı, barışçıl, ilkel silahlara sahip ve bir gün başka bir gezegenden gelen insanlar gezegen üstünde hak iddia ediyor savaş oluyor gezegen halkını yenilgiye uğratıyor geriye sadece 3 4 kişi kalıyor

bu alıntıyı kehanet ve tanrılar hikayeleri için aldım aslında işte spolu kısma bakarsanız neresini benzettiğimi de anlarsınız. Tüm hikayeyi özetledim aslında yukarıda ve daha çok, belki kaçırdığım yada buraya yazarken aklıma gelmeyen bir çok ayrıntı var.

Kitapta 2.bir hikaye

Kumsalda ağaç gibi dikilmiş, onları seyrediyordu. Seyrederken, aklının bir köşesinde onların gözünden kendisini de seyrediyordu aslında. Cesetler kaskatı ayağa kalktı, iki tanesi de kumsala çıktı. Üçüncüsü teknenin burnundaki sandığa yaklaşıp aletleri çıkarmaya koyuldu; vibrodelgiler, kazma ve kürekler. Sonra, hepsini kucaklayıp tekneden inerek diğerlerinin yanına geldi.
Aslında hiçbiri kendi isteğiyle hareket etmiyordu tabii. Hareket ettiren Kabaraijian’dı. Onlara adım attıran, kollarını uzattırıp ellerini kullandıran hep Kabaraijian’dı. Ölülerin bedenine hayat veren, komutları kumandayla algılatıp sentetik beyinle işleyen Kabaraijian’dı. Otomatik işlevlerin sürdürülmesini sentetik beyinler sağlıyordu, ancak cesetleri güdümleyen ceset işletmeniydi.
Kolay değildi, mükemmel olmaktan da uzaktı, işletmene yansıyan duyumsal izlenim nadiren işe yaradığından, cesetlerinin ne yaptığını anlamak için genellikle onları seyretmek zorundaydı. Güdümleme işlemi incelikten yoksundu; cesetler yavaş ve hantal hareket ediyor, hassasiyet gerektiren işler onları aşıyordu. Bir ceset pala sallayabilirdi ama en iyi işletmen bile bir ölüye iğne iplik geçirtemez, laf söyletemezdi.
Kötü bir işletmenin elinde bir ceset doğru dürüst kıpırdayamazdı bile, işletmenin kendisi de başka bir işle uğraşıyorsa tek bir ölüyü koşturmak bile koordinasyon gerektirirdi. Cesete verdiği komutları kendi kaslarına
verdiği komutlardan ayırmak zorundaydı. Çoğu kişi için yeterince kolaydı, ancak tayfa sayısı arttıkça iş de giderek meşakkatli hale gelirdi. Tek bir işletmen için rekor yirmi altı cesetti; ama o adamın da tek marifeti tayfasını uygun adım yürütmek olmuştu. Ölülerin aynı işle uğraşmadığı zamanlarda ceset işletmeninin işi daha da zorlaşırdı.
Kabaraijian’m üç adamı vardı; hepsi en iyi kalite et, iyi durumda cesetler. Hayattayken iri kıyım adamlarmış; hâlâ da öylelerdi. Kabaraijian sermayesini iyi durumda tutmak için yüksek kaliteli gıdaya para harcıyordu. Bir tanesi siyah saçlıydı ve yanağında yara izi vardı; diğeri sarışın, gençten ve çilliydi; üçüncüsü kumral kıvırcıktı. Bu özelliklerinin dışında birbirlerinden farkı yoktu; hepsi aynı boyda, ağırlıkta ve cüssedeydi. Cesetlerin kişiliği yoktu. Onu da akıllarıyla birlikte kaybetmişlerdi.

Aynı kitaptan ve İptal hikayesinden

Buradaki benzerliğin bariz olduğunu ve buradaki gibi 5 ölüyü değilde tüm ölüleri kontrol eden sizce kim diye sorsam ? Böyle bir şey mümkün olabilir mi desem ?

3 bir örnek
Kitaptaki son hikayenin adı: Lya için Şarkı Lya’nın açılımı Lyanna !!
Ve tabiki bu kadar değil bu Lya, Robb adında biri ile sevgili
şimdi karakter isimleri ne var bunda diyeceksin ama L+ R benim dikkatimi çeken
İki defa R+ L ye denk gelince bu sefer aklıma Martinin hayatının aşkı, belkide eşinin ismi(bilmiyorum adını ) L ile mi başlıyor dedim.

Evet fikirlerleri alayım. sizce de Buz ve Ateşin Şarkısı’nın yazılım serüvenine dahil olabilir mi bu hikayeler ?


#2

Günaydın ablam. Bence gayet net şekilde benzerlik var. Dahil olabilir mi bilemiyorum.


#3

dahil olduğu yerde vardır olmadığıda benim en çok dikkat çekmek istediğim kısım önceki hikayeleri ile benzerlikleriydi
günaydı bu arada :kissing_heart:


#4

:blush::blush: ama hikayeleri de harbiden benzerlik taşıyor acaba diğer eserleri de mi böyle ?


#5

Başka kitabını henüz okumadım.
bundan başka sadece vahşi kartlar var bende, onda da editör yazar değil
18 20 ciltlik bir seri ve Türkçeye 3 cilt çevrilmiş. Yine tamamlanmamış seri olduğundan elim varmıyor. Bir ihtimal onda da etkilendiği kısım bulabiliriz tabi
ne olursa olsun yazarın geçmişindeki herşey kitabın yazılım serüvenine dahildir bana göre


#6

Editör yazar değil ne demek oluyor ? Bende de öyle olurdu muhtemelen. Sonuçta fazla kitap ama Türkçeye çeviri yapılmış hali az kitap ve bu beni sinir ederdi hele bir de hikayeye bayıldıysam :smiley:


#7

aynen korkum o işte :grin:

başkası yada başkaalrı yazıyor o o kontrol edip yayınlıyor diye biliyorum, yönetmen gibi birşey oluyor, yanlış tabir değilse

bu arada nasıl unuttum dediğim bir ayrıntı geldi aklıma :smiley:


#8

Keşke kitaplara değer verilse de hemen çıksa :pensive: hangi ayrıntı o :smile:


#9

ekledim R + L ayrıntısı


#10

Bu da güzel bir detay ablam ama internette şöyle bir şey buldum. Gale Burnick ile 1975’ten 1979’a kadar evli kaldı.2011 yılında ise Parris McBride ile evlendi. İkisi de L ile alakalı değil ama belki de hiç kavuşamamış bir gençlik aşkıdır ? Belki de hayatından çıkan ama hala hayatında büyük yeri olan bir bayandır ? Bu arada şarkı demişken Rhaegar da bir şarkıcı bu da bir detay sanki :blush:.


#11

teşekkürler o kadarını bile bilmiyordum ben
aynen şarkı detayını nasıl yazayım, bilemedim. Gören görür, o detayı da diye ellemedim :joy:


#12

Rica ederim güzel ablam iyi etmişsin. :smiley: