Othrys

Bir önceki bölüm:Morpheus

"İnsanlık hala bıraktığım yerde," dedi fısıltıyla Leydi yanmış bir kalıntıyı incelerken.Elinde tuttuğu  kalıntının nicesi şehrin her tarafına irili ufaklı dağılmıştı.Kimisi düşen uçaklar,kimisi bir zamanlar insanlarla anılara ortak olan yanmış eşyalar,evler,aileler,canının son mecaliyle evladına siper olan analar,korkuda eriyip giden sessiz çığlıklar,solan umutlar...
"İnsanlar geliştiklerini sandılar.Her icadı,her kanunu,her eseri gelişmişliğe,medeniyete doğru atılan bir adım olarak gördüler ama aslında hiç gelişmediler çünkü her zaman birbirleriyle savaşarak ne kadar ilkel olduklarını kanıtladılar.Truva'da savaştılar ve kaybettiler.Dünya Savaşlarında savaştılar ve kaybettiler.Petrol zengini ülkelerde savaştılar ve kaybettiler.İnsanlar;kaybettiler.Taraflar ne düşünürse düşünse,kimse kazanmadı.Bir savaş başladığında,herkes en baştan kaybeder.Her şey kaybolur.Sanat kaybolur,gelenek kaybolur,insanlık kaybolur.Medeniyet yolunda binlerce yılda atılan adımlar bir savaşta yok olur."
Doktor yanmış bir insan kalıntısını incelemeyi bırakıp Leydi'ye hayran hayran baktı.Bu kadın Leydi'yi seviyordu ve araları son 6 aydır aşırı derecede çok iyiydi.Muhafız ise hiçbir zaman Leydi'ye ısınamamıştı.Kadın son derece asildi,Othrys'te Profesörden sonraki en yetkili kişi olmasına rağmen akşam yemekleri sırasında Profesöre çoğu kez boyun eğdirdiğine şahit olmuştu.Ayrıca son derece zeki ve bilge bir bayan olmasının yanında oldukça çekici ve çok karizmatikti.Çok uzun olmayan ama ince bir vücudu vardı,boynu biraz uzundu -ki buda onu asil gösteren bir özellikti-,göğüsleri öne doğru çıkıktı,harika bir bel kıvrımı ve uzun,narin bacakları vardı.Teni bembeyazdı ama onu hayalet gibi gösterdiği için normalde bundan korkulması gerekirken sürekli dağınık bir topuz halindeki dalgalı simsiyah ve canlı saçları durumu tam tersine çeviriyordu.Bu haliyle oldukça asil ve sevilesi biri gibi gözüküyordu.
Onu Leydi'den soğutan ise her işe burnunu sokmasıydı.Tamam,bunu daha çok öğüt vermek için yapıyordu ve öğütleri gerçekten çok işe yarıyordu ama Muhafız bundan sıkılmıştı.Othrys'in güvenliği ondan sorumluydu.Muhafız ne yapmak istese Leydi hep muhalefet oluyordu.Profesör ona bu işi teklif ettiğinde her isteğinin yapılacağını ve verilen görev ve emirleri yerine getirdiği sürece kendisine karışılmayacağını söylemişti.Ne var ki,Leydi bu anlaşmanın içine dahil edilmemişti.Ne var ki bu sefer Muhafız'ın düşünceleri Leydi'yle aynıydı.
"Buradan öğrenebileceğimiz bir şey yok.Savaş bitmiş,her şey yanmış,insanlar ölmüş .Eğer Bay Fosil ve doktor alacağı örnekleri aldıysa geri gidelim artık," dedi Muhafız.Fosil aldığı bir kömür parçasını naylon torbaya koyarken Muhafız'a bakarak başını salladı ve onayladı.
"Gidelim," dedi Leydi Muhafızın fikrine katılarak."Othrys'tekiler bunu duymak isteyecek."

------------------------------------------------------------------O----------------------------------------------------------------

Hayattaki en zor şeyin ne olduğunu her sabah deneyimliyordu Elizabeth ya da eskilerin ona deyimiyle 'Lizzie'.O ayrılık hissi,o umutsuzluk,köşeye kısılmışlık hissi.Arkada bırakılanlar,bırakılmak zorunda olunan o sıcacık ve rahat yatak.Hayatındaki en zor deneyim,her gün yaşamakla itham edildiği erken mesai başlangıcı ve dolayısıyla erken kalkış saatiydi.Günün en zor kısmı yatağa elveda demekti.
İşin bu kısmı hariç  Lizzie bu düzene çoktan alışmıştı.Othrys'teki hayat Sydney'deki o sıkıcı ve monoton hayattan çok daha iyiydi.Ayrıca Lizzie ev hanımı olmayı hep en zor meslek olarak görmüştü fakat bu yükün getirdiği avantajlardan en sonuna kadar yararlanmıştı ve açıkçası,işinden hiç de şikayetçi değildi.Othrys'teki herkes gibi onunda bu arı kovanında bir işi vardı tabi.Her sabah erkenden kalkar,ilk önce mutfak olmak üzere bütün ortak çalışma birimlerini gezer ve denetlerdi.Aşçılar,çamaşırcılar,temizlikçiler ve Othrys'in ayak işlerinden sorumlu bütün personeli Lizzie'den sorumluydu.Her hücredekilerin başına verilen takma ad Lizzie'ye 'Anne' olarak verilmişti.Lizzie de bu adı benimsemişti çünkü herkes ona kendi anneleriymiş tarzında bir saygı gösteriyordu.Akşam yemeği toplantılarında Profesörün soluna,onur sandalyesine oturuyordu.İşi gereği ne zaman Othrys'in koridorlarında gezerken birini görse mutlaka bir iltifat alıyordu.Anne'leri olmadan yapamayacaklarını anladıkları zaman Lizzie'e olan saygıları iki kat artmıştı.
Bundan yaklaşık 3 ay önce Lizzie şartlara daha tam olarak alışamadığı sıralarda gribe yakalanıp yatağa düşmüştü.Vahiy bir durumu yoktu fakat Profesör en iyi yardımcılarından birini sakat bırakmayı göze alamadığı için tam 3 hafta izin alıp yatakta yatmış,bakımı Profesör'ün diğer bir yardımcısı olan Doktor tarafından bizzat yapılmıştı.Daha ilk hafta bitmeden çamaşırhane ve mutfaktaki bazı sıkıntılar Anne'nin kulağına çalınmıştı.Aşçılar onları denetleyen biri olmadan daha fazla mola veriyordu ve yemeklerle daha az ilgileniyordu,bunlar çok büyük sıkıntılar değildi ve Anne'nin de tahmin ettiği gibi Leydi her şeyi yeniden yoluna koydu.Fakat 2.hafta her şey daha karmaşık bir hal aldı.Othrys'in her tarafından şikayetler daha doğrusu 'yardım istemek için 2.hasta ziyareti turları' başladı.Bilişim bölümünün başı ve bir diğer yardımcı olan şu Japon hacker çocuk 2.ziyaretinde Anne'ye iyileşmesi için yalvardı.Leydi bile yanına gelerek ondan hademelerin üstleriyle nasıl bir konuşma dilini tercih ettiğini ona anlatması gerektiğini söyledi.Dahası da ard arda geldi.Aşçılar yemek yapmayı bıraktı,koridorlar pislik içinde kaldı,elbiseler yıkanmadı ve geriye kalan  normalde göze görünmeyen her iş önemli bir hal aldı.En sonunda Anne bu gidişata bir el atmak için Profesöre yalvardı ve 5 gün erken taburcu edildi.Anne işin içine girip her şeyi düzelttikten sonra herkesin ona öncekinden farklı,daha saygılı baktığını fark etti.
İşini eğlenceli kılan da buydu.Herkes işini yapmasından dolayı aşırı minnettardı ona.Yapması gerektiği bir şeyi yaptığı için saygı görmekten rahatsız olmuyor da değildi ama saygı işini her gün daha severek yapmasını sağladığı için bu haksızlığına hiç ses çıkarmadı.Yine de işinin en zor kısmı yatağını bırakmaktı.Bu hakikat hiçbir meslek sahibi için değişmez bir gerçekti.Sıcak yatak,bırakılmamalıydı.
En zoru başardı ve yatağından doğrularak gerindi.Kalkıp aynaya baktı ve sıcak bir duş almaya karar verdi.Duştan sonra ortak yemek salonuna giderek ona ayrılan özel bölüme oturdu ve sıcak çayını yudumlarken bugün yapacağı işleri aklında tarttı.Laboratuar'ın zemini bir güzel temizlenecek,biyolojik atıklar konteynırlara yüklenecekti.Revir'deki hastaların yatakları temizlenecek,Arena'nın çevresindeki teller yenilenecek ve soyunma odası en baştan dezenfekte edilecekti,ki bu gerçekten gerekliydi.
Lizzie bunları düşünürken masaya Modern Bilim Laboratuar'ının yöneticisi Farhan oturdu.Başlığını çıkarıp kafasını ovuşturduktan sonra Lizzie'ye gülümseyerek selam verdi.
"Daha şimdiden çok yoruldum," dedi Farhan."3 aylık kurul toplantısı bugüne alınmış,duydun mu?Leydi,Muhafız,Doktor ve Bay Fosil az önce geri döndüler.Parmağımı basarım ki bu işte onların görevde buldukları bir şey var.Leydi ve takımı görevden ne getirdiyse çok önemli olmalıki kurul toplantısı ertelendi."
Bu ilginçti çünkü şu ana kadar yalnızca 4 toplantı olmuştu ve Anne bunların 3'ünde vardı.Kurul toplantıları konulan saatten ne bir dakika erken ne bir dakika geç başlardı.Bu da Othrys'in değişmez ilkelerinden biriydi.Fakat daha bir sonraki kurul toplantısına bir buçuk aydan fazla zaman varken bu kadar erkene alınması,Leydi'nin ve diğerlerinin bir şeyle karşılaştıkları anlamına geliyordu.
Farhan sessizce ve hızlıca kahvaltısını ettikten sonra laboratuar'a geri döndü.Anne de sakin sakin çayını içmekteyken masaya Leydi oturdu.Lizzie Leydi'den uzak durmak istiyordu.Sessizce kalktı ve günlük işinin başına dönerken Leydi'ye başıyla selam verdi.Leydi'nin gözleri çok düşünceliydi ve Anne'yi fark etmedi.Anne baştan aşağı ürperdi.Bu hiç iyiye işaret değildi.

----------------------------------------------------------------O--------------------------------------------------------------------
Kurul saati gelince bütün çalışanlara erkenden paydos verildi ve Profesör yardımcılarını kongre odasına topladı.Anne oraya vardığı sırada Doktor ile Farhan’ın işbirliği içinde konuştuklarını,Leydi’nin ise Fosil’le sessiz bir şekilde bilgi alışverişi yaptığını fark etti.Gerçi Fosil’in edindiği bütün bilgileri fazlasıysa anlattığını ama Leydi’nin daha istediğini alamadığını da hemen anladı.Fosil istemese bile Leydi istediğini alırdı.
Çok sevimli ve sempatik bir tipti Bay Fosil.Ona ‘Fosil’ veya ‘Bay Fosil’ diyorlardı,bu kelimeyi ona ilk kez Muhafız bir toplantıda söylemiş sonra da adı öyle kalmıştı.Kendisi de adından hiç şikayetçi değildi.İyi ya,Bay Fosil hiçbir şeyden şikayet etmezdi.Çalışma şartları kolay değildi.Neredeyse her zaman göreve gider,seyahat ederdi.Othrys’in en küçük birimi ve çalışma alanı olan Arkeoloji Birimi onundu,çalışanları ona hiç benzemeyen asık suratlı arkeologlardı fakat her bölümdeki çalışanlar gibi işlerinin ehlilerdi.
Ellili yaşlarında,kısa boylu,normal kiloda sevimli ve kibar bir adam olan Bay Fosil,gözlerini 3 misli büyük gösteren kocaman antika bir gözlüğü,asla üstünden çıkarmadığı ve yıkatmadığı -Anne’yle ilk kez bundan dolayı tartışmıştı-pis bir ceketi ve elinde sürekli değişen arkeoloji kitabıyla sürekli görevlere gönderilirdi.Saçlarının çoğu dökülmüştü fakat kulağının çevresi ve ensesindeki saçların bir bölümü hala savaşlarını azimle ve dirençle veriyorlardı,kelleşen kafasının ortasına odanın sarı ışığı çarpıyor ve yansıyordu.
Anne geldikten sonra Muhafız,hemen ardından Profesör kongre salonuna geldi.Masaya oturduktan sonraki birkaç dakika boyunca Leydi Profesör’e durum raporunu sessizce verdi ve sustu.Herkes pür dikkat Profesör’e baktı.
“Bu kötü oldu,” dedi Profesör.“Leydi’nin bana verdiği bilgiye göre yakınımızda bir savaş patlak vermiş.Yardımcılarımdan birkaçı şuan başka bir görevde,o yüzden bu acil toplantıya onlarsız başlayacağız.”
“Acil bir karar alınması lazım,bu savaş 3.Dünya Savaşı’na dönüşebilir,güçlü devletler gücüne güç katabilir veya zayıflayabilir.Küçük çaplı bu savaş büyüyebilir ve tüm dünyayı sarabilir.Leydi ve onunla göreve gönderdiğim yardımcılarım İsrail ile İran’ın şimdiden savaşmaya başladığını,Amerika’nın ültimatom verdiğini öğrendiler.Ayrıca Beyrut’un bombalandığını ve tamamen yok edildiğini öğrendik.Rusya ve Çin füzelerini birbirlerine çevirdi,BM sessizliğini bozmadı ama NATO şimdiden dağılmanın eşiğine geldi.”
“Biliyorum sizin açınızdan zor olacak ama iki seçeneğimiz var.Othrys;her alanda geniş araştırma ve geliştirmeler için yapılmış gizli bir örgüt,bunu siz de biliyorsunuz.İnsanları,ülkeleri,kültürleri,gizli kalmış olayları inceliyoruz ve şimdiye kadar çok değerli bilgiler elde ettik.Savaş patlak verdiğinde ya kendimizi gün yüzüne çıkartacağız ve insanlıkla bilgimizi paylaşacağız fakat yok olma tehlikesini göz önüne alacağız ya da hiç ses çıkarmadan olacakları izleyeceğiz ve savaşın bitmesini yeraltına çekilip bekleyeceğiz.Bu kararı kendim veremem çünkü yanlış bir kararın sorumluluğunu tek başıma yüklenemem.Bana yardım edin.”