POV Okuma Etkinliği - 1 "Jon Snow XIII - Ejderhaların Dansı"

Herkese selamlar,

İlk POV okuma etkinliğimiz hayırlı olsun. Her hafta birlikte karar verdiğimiz bir karakterin bir POV’unu okuyup, o konuda tartışma-çözümleme yapacağız.

Yakaladığınız ipuçları, işaretleri, ilginç ayrıntılar vb. ne varsa alayını bu başlıkta belirtiniz. Sizden ricam ilk olarak tespitlerinizi yazıp, sonrasında diğer tespitler hakkında yorumlarını da (mümkünse aynı yorumunuzda yoksa daha sonraki yorumlarınızda) cevaplamanız.

Bu hafta sizlerin oyu ile seçtiğimiz Jon Snow’un Ejderhaların Dansı kitabındaki 13. POV’unu yani son POV’unu okuyacağız.

Okuyan arkadaşlarımız başlığın altına yoruma başlayabilir.

2 Likes

//Povda benim önemli bulduğum ayrıntı ve olayları inceledim. Genel bir inceleme olmadı yani.

  • Melisandre Hardhome’dan kimsenin sağ dönmeyeceğini söyledi. (Bunun sebebi Melisandre’nin yıkılan kuleler ile ilgili görü görmesi ve bu kuleyi Eastwatch olarak yorumlamasi. Teoriler dogruysa o kule Hightower. (favori kulem :cry:) Bu da Hardhome görevinin Melisandre’nin düşündüğünün aksine başarılı olabileceğini gösterir.)

  • Hayalet oldukça huzursuz. (Benzer bir huzursuzluğu Bran, Cersei ve Jaime’yi basmadan önce Yaz’da görmüştük.)

  • Kuzeydeki büyük fırtına Sur’a güneyden vuruyor. (Bu fırtına ile ilgili bir teori var. Bu fırtınanın Winterfell merkezli olduğu düşünülüyor. Bu Sur’un güneyinde olması kanitlardan biri. Başka referans noktaları da var ama ayrintiya girmeyeceğim. Teori bu fırtınanın Winterfell’de uzun zamandır Stark bulunmamasının bir etkisi olabileceğini söylüyor. Winterfell’de buyuk bir gucun uyanmis olabileceği iddia ediliyor. Çünkü bu fırtına bayağı büyük bir fırtına. Belki Dany’nin doğduğu günkü kadar büyüktür.)

  • Gece Nöbetçileri’nden bazıları yabanillardan kurtulmak istiyor. (Jon muhtemelen güney meselesi olmasaydı da ölecekti. Bu güney konusu ölümü sadece biraz öne çekti.)

  • Selyse, Gerrick Kralkanı’nın soyundan gelen bir adamı yabanılların kralı ilan etti ve Jon’u tahmin ettiği gibi yabanıllar bununla dalga geçti. (Stannis krallardan kurtulmaya çalışırken Selyse niye başka krallar yaratmaya çalışıyor ki? Kral kurban edebilmek için mi acaba?)

  • Pembe mektup geldi. (Bu mektup için açılmış konu başlıkları var, detaya girmiyorum.)

  • Jon Hardhome keşfine kendisi liderlik etmeyi düşünüyordu ama Tormund’u lider yaptı. (Gece Nöbetçileri iyice kızdı. Ama buna rağmen bir kısım Jon ile gelmeyi kabul etti. Jon’un liderliğini onaylayan bir kitle var ve bu kitle ileride işe yarayabilir.)

  • Wun Wun Selyse’nin favori sovalyesini öldürdü ve bu olay Jon’u öldürmek için tuzak olarak kullanıldı. (Sör Patrek ile Wun Wun arası tartışma nasıl başladı? Wun Wun mu sinirlendi, Sör Patrek mi kışkırtıldı? Üstelik bu durumu Gece Nöbetçileri Jon’u öldürmek için tuzak olarak kullandiklarina göre bu olayda bir etkileri var. Ama kimi etkilediler, Wun Wun mu Sör Patrek mi? Wun Wun ise devi birini öldürmesi için nasıl motive etmeyi başardılar? Sör Patrek ise bu adam nasıl aşağıladığı Gece Nöbetçileri tarafından bir deve saldırmak gibi radikal bir karara ikna edildi?)

  • Jon’un ölümünden bahsetmeyecegim. Zaten herkes bahseder ve ayrıca daha önce de defalarca bahsettik forumda. Tek ekleyecegim şey son sözünün Hayalet olmasını vurgulamak. Bu dirildiginde Cat ve Beric gibi kişiliğini kaybetmesini önleyecek.

Benim ilgimi çeken konulardan bir tanesi pembe mektuptaki şu sözler:

Blok-alıntı Sahte kralın yalan söyledi. Sen de yalan söyledin. Bütün dünyaya Sur’un Ötesindeki Kral’ı yaktığını duyurdun ama onu, benim karımı kaçırması için Kışyarı’na gönderdin. Karımı geri alacağım. Eğer Mance Rayder’ı geri istiyorsan, gel ve onu al. Mance Rayder’ı bir kafese tıktım. Onu senin yalanlarının kanıtı olarak bütün kuzeye göstereceğim. Kafes soğuk ama Mance için, onunla birlikte Kışyarı’na gelen altı fahişenin derilerinden sıcak bir pelerin yaptım.

Ardından Jon’un şu hareketi;

Blok-alıntı “Hayır. Güneye gideceğim.” Jon, Ramsay Kar’ın yazdığı mektubu salondakilere okudu. Kalkan Salonu çıldırdı.

Jon bu mektubu okurken bir değişiklik yapmadı ise Yabanillar neye bu kadar sinirlendi. Mektupta Mance hariç onları sinirlendirecek bir durum yok. Mance’in ölü olduğunu bildiklerinden ona bu şekilde hitap edilmesine mi bu kadar sinirlendiler. Yoksa Mance ile ilgili gerçeği tam olarak kavrayıp buna mı sinirlendiler. Ama ardından Jon a katıldılar. Ayrıca Jon resmi olmayan bir şekilde Yananılların kralı oldu. .D

Jon Snow’un son POV’u hakkında belki de söylenecek çok şey var ama garip bir şekilde cümleleri kafamda toparlamakta zorluk çekiyorum.

Lord Kumandan olduğundan beri Sur’u Ötekilere karşı iskan etmek ve mücadele etmek için de bulabildiği her adamı toplamaya çalışıyor. Bu uğurda Yabanıllar ile anlaşma yapıp, Tormund ve insanlarını içeri almıştır ama elbette ki başta Bowen Marsh olmak üzere Kara Kardeşliğin bir çoğu bu durumdan hoşnut olmadı.

Aslında Bowen, Jon’un neyi ne amaçlarla yaptığını anlasa da basiretsizlik örneği gösteriyor; Yabanıllara duyduğu kin, mantığının önüne geçiyor. Onların itaatsizlik edip, ihanet ederek saldıracaklarını bile düşünüyor. POV’un sonundaki eylem göz önüne alınır ise gerçekten de ironik bir aptallık örneği var karşımızda.

POV, Jon’un Selys’den Çetinocak için yardım istemesiyle başlıyor ama ben, buna pek anlam veremiyorum. Sonuçta kadının yanında bir iki düzine kişiden başka kimse yok, alayını da yardımcı olsun diye veremeyeceğine göre ne diye üç beş adam ne fark yaratacak ki? Zaten kendi adamları ve Yabanıllar ile kat ve kat fazla bir sayıya sahip. Gerçi muhtemelen bu sahne; Val’ın Patrek ile evlendirileceği haberini öğrenip “Yabanıllar, kız çalmadan evlenmez” sözünü söylemesi için idi. Bu söz yüzünden bu salak Patrek gidip kızı kaçırmaya kalktı ve Wun Wun tarafından püre yapıldı. Yani Selys’nin Val gibi bir kadını -Stannis’in emri ve onayı olmadan- değersiz bir şövalye ile evlendirmeye yeltenmesi de başka şekilde açıklanamaz. Sonuçta kocasının bu kadını kim için sakladığını gayet iyi biliyor.

Yani bu giriş sahnesi tamamen son sahneye hazırlık içindi.

Mully ve Bit, Hayalet tarafından ısırılmaya çalışıldı. Daha önce hiç yeltenmediği bir şeydi ve dahası çok huzursuz bir şekilde hareket ettiğini görünce Jon’un öleceğini-zarar göreceğini hissettiğini anlıyoruz. Buradan da işaret verilmiş olacaklara… Eğer Bran’ın tırmanma sahnesi öncesi ve Robb’un Frey kalesine girerken ki sahnelerinde Yaz ve Gri Rüzgar’ın tavırlarına dikkat etmiş isek bu hareketin de ne demek olduğunu ilk okuyuşta anlamak gerekirdi. Bowen ve ekibinin bu saldırıyı önceden mi planladığını yoksa o anlık mı karar verdiğini sorguladığımda bu sahnenin işaret olabileceğini düşünmüştüm ama Bran durumunda meydana gelen olay o anlık Jaime’nin aldığı bir karar idi, sonrası değil. Haliyle Hayalet’in planları falan değil sadece bağı olduğu sahibinin öleceğini-zarar göreceğini hissettiğini anlıyoruz. Zaten önceden planlansa ve kurtlar bunu bilse; Hayalet günler önce hareket eder ve Bowen ve diğerlerini bildiğin yer… Çünkü biliyorsunuz ki Hayalet(ve diğerleri), yüzüne gülüp arkandan kuyunu kazan kişileri sezip saldırmaya kalkıyor. Özetle düşmanı tanıyor. Kötü niyeti sezen biri bunu haber ederdi, demek ki son anda alınan bir karar diye çıkarım yaptım.

Saten, Jon ve diğer adamların pelerinlerini giymelerine yardım etti. Adamlar silahhanenin içinden geçerken Hayalet onları kokladı, kuyruğunu dikeltti.

Elbet şöyle bir sahne ??? sorusunu sordurdu ama yukarıda söylediğim şey aynen geçerli, diye düşünüyorum. O anda böyle bir karar verseler ya da öncesinde Hayalet bunu o an anlar ve saldırırdı. Muhtemelen içlerindeki hoşnutsuzluk vb. şeyleri sezdi ve “hmmmmm dikkat edeyim” tarzı bir hareket yaptı.

“Hiçbiri,” dedi Bowen Marsh. “Bu adamları yaptıkları işlerden tanıyorum. Onlara kaleler değil darağaçları vermeliyiz.” “Evet,” dedi Othell Yanvyck. “Kötü, daha kötü ve en kötü. Bir dilenci tercihi. İsterseniz bize bir kurt sürüsü gösterin ve boğazımızın hangi kurt tarafından parçalanmasını istediğimizi sorun lordum.”

Bu alıntı, bu iki salağın Hayalet tarafından ya da doğrudan Jon’un eliyle öleceğine bir FS olabilir. İlla ölecekler. :smiley:

Cesetler. Jon onları neredeyse unutmuştu. Büvet ağacı korusundan getirdikleri cesetlerden bir şeyler öğrenmeyi ummuştu ama ölü adamlar inatla ölü kalmıştı. “Hücrelerin kapılarındaki karları küremeliyiz.”

Ben bu ölülerin canlanacağını düşünüyorum; daha doğrusu öyle ya da böyle warglanacağını.

Jon iyi bir lider ve yönetici ama onun en büyük sıkıntısı “adam” sahibi olamamak; elinde kısıtlı imkanlar var ve danışmanlığı yapacak, destek çıkıp yardımcı olacak bilgelikte adamlardan yoksun ve o da bunun şikayetini yapıyor.

Bir lordun etrafında, dürüst tavsiyelerine güvenilebilecek adamlar olması gerekirdi. Marsh ve Yarwyck yaltakçı değillerdi ve bu iyi bir şeydi… ama yardım da etmiyorlardı. Jon son zamanlarda, adamların vereceği cevabı, soruyu sormadan önce biliyordu.

Bu beyhude bir görüşmeydi, diye düşündü Jon. Beyhude, neticesiz ve umutsuz. “Tavsiyeleriniz için teşekkür ederim lordlarım.” Saten, Jon ve diğer adamların pelerinlerini giymelerine yardım etti. Adamlar silahhanenin içinden geçerken Hayalet onları kokladı, kuyruğunu dikeltti. Kardeşlerim. Gece Nöbetçileri; Üstat Aemon’ın bilgeliğine, Sarmvell Tarly’nin tahsiline, Qhorin Yarımel’in cesaretine, Yaşlı Ayı’nın inatçı azmine ve Donal Noye’un merhametine sahip liderlere muhtaçtı ama bunlar yerine Othell ve Yanvyck gibi adamlar vardı.

Bu olaylardan sonra Çetinocak arefesinde Jon bir mektup alıyor. Mektup konusunda ciddi tartışmalar var ki benim de katıldığım; muhtemelen o mektup Ramsey’den gelmedi. Daha çok Mance/Stannis/Melisandre ekibinin işi. Amaç Jon’u Stannis’in tarafına çekip, harekete geçmesini sağlamak ki işe yarıyor. Bir ihtimal Melisandre ve Mance’in işi olup, Stannis’in doğrudan bilgi sahibi olmama olasılığı da var, diye düşünüyorum. Zira Mel. POV’da Stannis’in Jon’a ihtiyacı olduğunu söyleyip, onu tarafına çekmek için uğraş veriyordu. Melisandre Jon’un en büyük zaafının Arya olduğunu biliyor.

Aemon ile tanıştıklarında Jon’a 3 kere sınandığını söylemişti. Her defasında da yeminlerini seçtiğini. Herkesin de sınandığı zamanın geldiğini… Jon, Sur’da iken üç kere sınandı.

İlki; Robb’a yardım etmek içindi kaçması… ama sonra vazgeçip yeminlerine sadık olmayı seçti.

İkincisi Ygritte olarak yorumlanabilir. Ona karşı duyguları ile vazifesi arasında kaldı ve sonuç olarak vazifeyi seçti.

Aemon’un “aşk vazifenin katilidir sözü” insanın kulağında çınlıyor. :smiley:

Son sınanması ise hayat boyu arzuladığı ve hırs yaptığı bir şey; Stark soy ismi ve Kışyarı Lordu olmak. Robb ve Ygritte meselesinde çok fazla ikilem içinde kalmamıştı, seçimleri nispeten kolay olmuştu ama bu sınanma Jon’un bastırdığı tüm hırslarını ve arzularını gün yüzüne çıkarttı. Baya mücadele etti ama sonunda yine yeminlerini seçti.

Son Jon POV’unda ise 4. sınanma ile karşılaşıyoruz. Aslında GRRM, kalplerin çatışması hakkında yazmayı çok sevdiğini söylemişti, Jon üstünde de bu meseleyi çok kullanıyor; onun arzuları ve sevdikleri ile vazifesi/yemini arasında kalmasını konusunda sınıyor da sınıyor.

Bu seferki sınama diğerlerine benzemiyor ama… Arya’nın Boltonların elinde olması, zorla onla evlendirilmesi haberinden hoşnut olmamış ve bir şekilde yeminlerini de koruyarak Arya’ya yardım etmeye çalışmıştı. En son bu zaafını bildiği için Mel. Mance’i kullanarak kızı kaçırmayı teklif etti… Sonuç olarak sahte Ramsey mektubu ile Jon, Arya’yı korumak ve Ramsey’i öldürmek için yeminlerini tamamen göz ardı ediyor. Bu seferki sınavdan kalıyor.

Jon, kılıç elinin parmaklarını esnetti. Gece Nöbetçileri taraf tutmaz. Elini kapatıp açtı. Önerdiğiniz şeyin adı ihanet. Saçlarında karlar eriyen Robb’u düşündü. Çocuğu öldür ve erkeğin doğmasına izin ver. Bir maymun kadar çevik bir şekilde kule duvarlarına tırmanan Bran’ı düşündü. Rickon’un soluksuz kahkahalarını düşündü. Leydi’nin tüylerini tarayıp kendi kendine şarkı söyleyen Sansa’yı düşündü. Hiçbir şey bilmiyorsun Jon Kar. Saçları kuş yuvasına benzeyen Arya’yı düşündü. Mance için, onunla birlikte Kışyarı’na gelen altı fahişenin derilerinden sıcak bir pelerin yaptım. Karımı geri istiyorum… karımı geri istiyorum… karımı geri istiyorum…

“Planı değiştirsek iyi olacak sanırım,” dedi Jon Kar.


Salon tekrar sessizleştiğinde, “Gece Nöbetçileri, Yedi Krallık’ın savaşlarında yer almaz,” diye hatırlattı Jon. “Bolton Piçi’ne karşı koymak, Stannis’in intikamını almak, kralın dulunu ve kızını savunmak bizim işimiz değil. Kadınların derilerinden pelerinler yapan bu yaratık, benim kalbimi sökmeye yemin etmiş ve ben bu sözlerin hesabını sormak niyetindeyim… fakat kardeşlerimden, yeminlerini bozmalarını isteyecek değilim. Gece Nöbetçileri, Çetinocak’a gidecek. Ben tek başıma Kışyarı’na at süreceğim, meğerki…” Jon duraksadı, “…burada, benimle birlikte gelip yanımda duracak bir adam var mı?”

Kopan gürültü Jon’un umut ettiğinden fazlaydı. Ses o kadar şiddetliydi ki duvardan iki eski kalkan düştü. Soren Kalkankıran ayaktaydı, Göçebe de öyle. Uzun Toregg, Brogg, Avcı Harle, Yakışıklı Harle, Ygon Yaşlıbaba, Kör Doss, hatta Büyük Öküz Balığı. Kılıçlarım var, diye düşündü Jon ve senin için geliyoruz piç.

Yarwyck ve Marsh, bütün adamlarıyla birlikte gizlice dışarı çıkıyordu; Jon gördü. Önemli değildi. Jon’un artık onlara ihtiyacı yoktu. Onları istemiyordu. Hiç kimse, kardeşlerimi yeminlerini bozmaya teşvik ettiğimi söyleyemez. Eğer bu yemin bozmaksa, suç sadece ve sadece benim.

Bu sahne sonrasında da zaten Jon dışarı çıkar, Patrek’in sesini duyar ve Bowen Marsh ve adamları oğlana saldırır ve öldürür.

Son düşünceleri Arya’da… Ölüp dirilenlerin ölüm anlarında aklını işgal eden şey/lerin dirildiklerinde bir çeşit takıntı/vazife olarak öne çıktığınız biliyoruz(Bericîn Kral Vazifesi; LS’nin Robb ve ölümü; intikamı).

Hayalet ismini fısıldaması ve Mel’in daha önce ateşin içinde gördükleri de onun kurdunun için girdiği fikrini güçlendiriyor.

Jon dizlerinin üstüne düştü. Hançerin kabzasını buldu ve bıçağı saplandığı yerden çıkardı. Yara, soğuk gece havasında tütüyordu. “Hayalet,” diye fısıldadı Jon. Acıyla sarsıldı. Düşmanına sivri ucu sapla. Kürek kemiklerinin arasına üçüncü hançer saplandığında, Jon inledi ve yüzüstü karın içine düştü. Dördüncü hançeri hiç hissetmedi. Sadece soğuk vardı.

2 Likes

Bu teori mi yoksa benim kaçırdığım bir detay mi? Gece Nöbetçileri bu olayla Jon’un suikastini nasıl denk getirdi?

Buna katılmıyorum. Bolton üstadı Stannis’te. Yani pembe mühür Stannis’te. Ama bu durumda Stannis’in bu gözbağı olayından haberi olmuş oluyor.

Mektup olayının Melisandre’nin fikri olma ihtimali çok yüksek.

Stannis nerede? Çıngıraklıya ve mızrak
karılarına ne oldu? Kardeşim nerede?”
“Bütün soruların cevaplanacak. Gökyüzüne bak Lord Kar. Cevaplarını
aldığında bana haber ver. Kış neredeyse üstümüzde. Ben senin tek umudunum.”

Sahte kralın öldü piç. Yedi gün süren mücadelede sahte kral ve bütün adamları ezildi. Kralın sihirli kılıcı bende. Bunu kralın kırmızı fahişesine de söyle.
Sahte kralının dostları öldü. Kafaları Kışyarı duvarlarının üstünde. Gel de
onları gör piç. Sahte kralın yalan söyledi. Sen de yalan söyledin. Bütün
dünyaya Sur’un Ötesindeki Kral’ı yaktığını duyurdun ama onu, benim karımı
kaçırması için Kışyarı’na gönderdin.
Karımı geri alacağım. Eğer Mance Rayder’ı geri istiyorsan, gel ve onu al.
Mance Rayder’ı bir kafese tıktım. Onu senin yalanlarının kanıtı olarak bütün
kuzeye göstereceğim. Kafes soğuk ama Mance için, onunla birlikte Kışyarı’na gelen altı fahişenin derilerinden sıcak bir pelerin yaptım.
Karımı geri istiyorum. Sahte kralın kraliçesini istiyorum. Sahte kralın kızını ve
kırmızı cadısını istiyorum. Sahte kralın yabanıl prensesini istiyorum. Sahte
kralın küçük prensini istiyorum, şu yabanıl bebeği. Ve Leş’imi istiyorum. Onları bana gönder piç. Gönder ve seni ya da kara kargaları rahatsız etmeyeyim.
Onları benden sakla ve o piç kalbini yerinden söküp yiyeyim.
Mektup imzalanmıştı;
Ramsay Bolton,
Meşru Kışyarı Lordu.

Mektup Jon’un sorularına cevap veriyor ve Jon’u kışkırtıyor.

"Jon, salonun arka tarafında kırmızı bir pırıltı fark etti. Leydi Melisandre gelmişti.

Jon’un kararını kontrol etmek için geldi gibime geliyor.

Yarwyck ve Marsh, bütün adamlarıyla birlikte gizlice dışarı çıkıyordu; Jon gördü.

İşte Jon’u öldürmek için fırsat. :frowning_face:

“Bu çok güzel olurdu ama kurdunuz bugün arkadaş istemiyor lordum,” dedi Bit
Fulk.
Mully onayladı. “Beni ısırmaya çalıştı.”
“Hayalet mi?” Jon çok şaşırmıştı.

Hayalet Jon’un öleceğini sezmiş

Mormont’un kuzgunu da huzursuz görünüyordu. “Kar,” diye bağırıyordu. “Kar, kar, kar.”

:thinking:

Derideğiştirenin bir domuz ordusu kurmayacağını kim söyleyebilirdi?

Nymeria’nın(ki bi nevi ordular. Düşmanlara saldırıyorlar) sürüsünün olduğunu düşününce ironik geldi.

"Büyükannem, yaz dostları yaz karları gibi erir ama kış dostları sonsuza kadar kalır, derdi"

Bu gerçekleşecek olan büyük savaşta belli olacak.

Jon, kılıç elinin parmaklarını esnetti. Gece Nöbetçileri taraf tutmaz. Elini kapatıp açtı. Önerdiğiniz şeyin adı ihanet. Saçlarında karlar eriyen Robb’u düşündü. Çocuğu öldür ve erkeğin doğmasına izin ver. Bir maymun kadar çevik bir şekilde kule duvarlarına tırmanan Bran’ı düşündü. Rickon’un soluksuz kahkahalarını düşündü. Leydi’nin tüylerini tarayıp kendi kendine şarkı söyleyen Sansa’yı düşündü. Hiçbir şey bilmiyorsun Jon Kar. Saçları kuş yuvasına benzeyen Arya’yı düşündü. Mance için, onunla birlikte Kışyarı’na gelen altı fahişenin derilerinden sıcak bir pelerin yaptım. Karımı geri istiyorum… karımı geri istiyorum… karımı geri istiyorum…

Jon’un yaşadığı ikilem… Şimdi birazcık düşünelim. Arya ve Theon kaçmış(Theon olduğunu anladığından şüpheliyim) Arya Stannis’in elinde de değil. Ramsay, onun Sur’a gelmiş olabileceğini düşünüyor fakat Arya Sur’da değil. Ramsay Arya’nın peşinden adamlar yollamış fakat bulamamış.(Bulsa Arya ellerinde olurdu. Araması için adam yollamasına şaşırmamak gerek.) Bu durumda Jon’un Arya’nın ölü ya da güvende olmasını düşünmesini beklerim. Ama Jon mektubu okuduktan sonra düşünmeden duygusal bir karar veriyor.

Wun Dar Wun hâlâ kükrüyordu. Dev, kanlı bir cesedi tek bacağından tutmuş sallıyordu. Arya küçükken, önüne sebze koyulduğunda, oyuncak bebeğini bu şekilde bacağından tutar ve bir gürz misali savururdu ama bebeği parçalara ayırmazdı.

Aklı hala Arya’da. (Bu nasıl bi benzetme ya? :grin:)

şu hançeri ortadan…”…kaldır, diyecekti Jon. Wick Yontmaçubuk hançerini Jon’un boğazına doğru savurduğunda, kelime bir hırıltıya dönüştü. Jon kıvrılarak bıçaktan uzaklaştı ama teninde ince bir sıyrık oluştu. Beni kesti. Jon elini boynuna götürdü, parmaklarının arası kanla doldu. “Neden?”“Nöbet için.” Wick tekrar saldırdı. Jon bu sefer Wick’in bileğini yakaladı ve adamın kolunu geri büküp hançerini yere düşürmesini sağladı. Uzun boylu kâhya geriledi, ellerini havaya kaldırdı; ben değildim, ben değildim, der gibiydi. Jon, Uzunpençe’ye uzandı ama parmakları sertleşmiş ve sakarlaşmıştı, kılıcı kınından çekmeyi başaramadı. Sonra Bowen Marsh, Jon’un önüne dikildi, yanaklarına göz yaşlan akıyordu. “Nöbet için.” Jon’un karnım yumrukladı. Adam elini geri çektiğinde, Jon’un karnına bir hançer gömülüydü. Jon dizlerinin üstüne düştü. Hançerin kabzasını buldu ve bıçağı saplandığı yerden çıkardı. Yara, soğuk gece havasında tütüyordu. “Hayalet,” diye fısıldadı Jon. Acıyla sarsıldı. Düşmanına sivri ucu sapla. Kürek kemiklerinin arasınaüçüncü hançer saplandığında, Jon inledi ve yüzüstü karın içine düştü. Dördüncü hançeri hiç hissetmedi. Sadece soğuk vardı

Son olarak Arya’yı düşünüyor. Büyük ihtimal Arya’ya takıntılı olacaktır.:wink:

2 Likes

Wun wun la Patrek in çarpışma nedeni %95 belli.Selyse Patrek ile Val i evlendirmeyi düşünüyor.Patrek güneyli şövalye kibri ve merak nedeniyle kıza yakından bakmak istiyor.Jon Kar daha önceki povlarinda wun wun u valin kulesine nöbetçi olarak yerleştirdi muhtemelen Patrek kızı görmek için kuleye girmek istedi ve devi sinirlendirdi.Daha önce devle ilk karşılaşmada kılıç çeken şövalyelerden biriydi zaten

5 Likes

POV’un başındaki olaya dikkat. Orada Patrek’e “Val ile evlenmek için onu çalmak gerektiğini vs.” gerektiğini anlatıyor. O da kimse benim cesaretimden şüphe edemez gibi bir şeyler zırvalıyor. Besbelli ki salak herif, kızı çalmak için gitti ama koruma olarak Wun Wun’u oraya koymuştu Jon. Dev uyanıp onu görünce tepki vermiştir, bu embesil de kılıcı çekip devi yaralamış, korkutmuş; o da o can havliyle onu pestile çevirmiş.

Tamam ama Çetinocak ile bağlantısı nedir? Yıkılacak ise Doğugözcüsü kulesi yıkılır, Çetinocak’a bağlamak nedir? Bu, farklı bir görünün sonucu değil miydi? Ateşlerimde gördüm diyor, yeni sanırım.

İlgimi çekti(gerçi daha önce bahsetmiştin sanırım), bunun bağlantı adresini -biliyorsan- atar mısın buraya? Bakmak isterim.

Vallahi bak bu da güzel bir soru… Sanırım temel amaç şu; Yabanılların bağlı olacağı bir kral ve Stannis’e bağlı bu kral ile Yabanılları kullanabilir… şeklinde.

Mızrak karılarını yüzüp pelerin yapması, Val’ı istemesi; Mance’yi de esir tutması gibi şeyler (ki ölmediği halde ölmüş gibi muamele çekilmesi de birleşince) onları öfkelendirmiştir.

Dikkatini çeken bir şey var falan diyordun, bu muydu? :smiley:

Eger Beric ve Cat gibi warg olmayan biri olsaydı buna kesin gözüyle bakardım. Ama Hayalet’e warglayacagi için kişiliğini kaybetmeyecek. Sadece biraz daha sinirli ve şüpheci bir adam olur bence. Bir de yeminlerinden azat edildiği için daha özgür. Arya’yi önemser ama Beric veya Cat gibi aşırı takıntı etmez. Onlarınki ayrı bir boyut zaten.

Hardhome görevi Eastwatch-Hardhome arası ulasimla gerçekleşiyor. Aslında bu görüyü daha iyi yorumlamak için Melisandre povuna bakmak gerekiyor. Melisandre görevin başarısız olacağını o gördü yüzünden düşünüyor. Bu Jon değil, Mel povunda sahip olduğumuz bir bilgi. Bu povda sadece ufak bahsi geçti.

Keşke yapabilseydim. Sadece diğer referansı söyleyeyim: Asha kendi povunda fırtınanın doğudan geldiğini söylüyor. Theon povunda yön belirtilmemis. Firtina merkezinin WF olduğu kesin. Ama fırtına nedeniyle ilgili sunulan iddianın kanıtını bilmiyorum. Muhtemelen sadece bir iddia, fazla temeli yok.

Stannis bundan hiç mutlu olmaz.

Bu arada yeni etkinlik için bizi bekletme lütfen @YeniAy_Ottoman . Sabırsızlıkla bekliyorum. :heart_eyes::heart_eyes:

Tamam ama görünün yorumlandığı olay Doğugözücü kuleleri, Çetinocak değil. “Kayboldu ve geri dönmeyecek” diyor. Yani asla görmeyeceksin… Doğugözcüsünde olan bir şey görülür ve zaten temelde olay orada gerçekleşir. Yani oraya gittin oradan oraya git… bu bir bağlantı değil görüyle. Sel gelir çakar geçer kuleleri oradaki ya da saldırı olur yıkılır, tamamdır yani. Görü böyle gerçekleşir, gemilerle vs. değil.

Bu kule meselesi ile ilgili de fikrim yok bu arada onu deyim. :smiley:

Anladım. Neyse dikkatli olalım, bir de ben biraz bakınayım belki görürüm. Teşekkürler.

İnşallah :smiley:

Biz görüyü görmedik, Mel’in yorumunu biliyoruz. Mel defalarca yanıldı. Bu yorumu o kule görüsünden çıkardı gibi bir şey hatırlıyorum. Dediğim gibi onun povuna bakmak lazım.

Kule olayına Mel povundan bakabilirsin.

Bu etkinlik kış rüzgarları povlarini kapsayacak mi? Ben isterim kapsamasini. Forsaken bölümünde çok fazla görü var. Euron’u tanımaya en yaklaştığımız bolum sanırım. Forumda diğer karakterler hakkında konuşuyoruz ama konu Euron olunca hepimiz susuyoruz.

1 Like

Aynen o pov aşırı güzel bence. Euron hakkında yorum yapmak çok zor adamı bi Martin anlıyor :joy:

1 Like
  1. pov olmasının hakkını veren bir pov. Selyse’in, “Bırakın ölsünler” diyerek kendisinden beklenmeyecek kadar aklı başında olduğunu bize göstererek başlayan pov onu ve diğer birçok kişiyi dinlemeyen Jon’un kaçınılmaz ölümüyle bitiyor. Pov’un başından sonuna kadar Jon kör gibi davranıyor ve hep bahanelere sığınıyor.

Bowen Marsh ve Othell Yarwick’in yardakçı olmamalarının sadece iyi yönünü görüp onların kendisine ihanet edebileceklerini düşünmüyor.

Hayalet’in anormal tavırlarını sadece domuz ve Borroq yüzünden sanıp Melisandre’nin kurdu yanından ayırma uyarısını ciddiye almıyor.

Patrek’e aptalca Val’ı kaçırması gerektiğini ima ediyor ve ölümüne sebep olan ortamı bir nevi kendisi hazırlıyor.

Mektup hakkında Tormund bile şüphelenirken o hiç şüphelenmiyor ve mektubu olduğu gibi görüyor.

Melisandre’nin mektubun geleceğini haber verdiğini mektup geldiğinde anlıyor ama artık hiç güvenmediği rahibenin bir anda güvenilir olduğuna karar veriyor kendisini manipüle etmiş olabileceği aklına gelmiyor.

Kalkan salonunda yaptığı konuşma ile yeterince destek kazandığını görüp salonu terk eden Gece Nöbetçilerini umursamayıp artık onlara ihtiyacım yok diye düşünmesi ise tamamen nerede ne şartlar altında olduğunu idrak edemediğini gösteriyor.

Hayaletin tavırlarını, Kuzgunun sürekli ötmesini, Melisandre’nin uyarılarını ciddiye almayıp ölüme yürüyor ve son anında bile neyle karşı karşıya olduğunu fark edemiyor.

“Wick, şu hançeri ortadan…”

4 Likes

benimde asıl merak ettiğim noktalardan biri Jon’un dirilme sahnesi. Acaba Mel mi onu diriltecek. Yada ölü olduğu sırada 999. Lord Kumandan kim olacak? Belki şöyle birşey olabilir. Yeni Lord Kumandan Jon’un cesedini buz hücrelere attırır Ramsay geldiğinde onu öldürdüklerini göstermek için. Bu sırada Mel onu orda, büyünün en büyük olduğu yerde hayata döndürür.

3 Likes

Bu yüzden ateş değil buz wighti olarak dirilecegine dair bir teori de var. Coldhands gibi. Zombimsi olarak değil.

Elbette… Yani 100 sayfalık bir materyal var elimizde, gözardı edilemez. :slight_smile: Yalnız inşallah unutmam eklemeyi, çoğu zaman daha yayımlanmadığı için eklememeye eğilimliyim, siz hatırlatın bana :smiley:

Jon’un bu eylemini "körlük"olarak niteleyen bir sensin, tebrikler. İlginç bir bakış açısı ve teşekkürler.

Tamamen olmasa da çoğu şeyden sana katılıyorum. Haklı olduğun çok nokta var; bilhassa Arya meselesinde fazla kör davranışlar sergiliyor. İlk başta Arya için bile olsa bu kadından yardım almak istemediğini düşünüyor ama o sözünü kolayca unutup, hiç güvenmese bile yetenekleri olduğuna inandığı için faydalanmayı tercih ediyor. Deniz-Yılan meselesi bir yerde. Aslında bu iki mesele çok farklı bir şey. Güvenmemek başka bir şey yeteneği olduğunu düşünüp o yeteneklerden faydalanmak başka bir şeydir. Daha önce de misal Bowen falan güven ile ilgili konuşurken(Yabanıllar meselesiyle ilgili) Jon içinden size de güvenmiyorum ama becerilerinizden faydalanıyorum. manasına gelen bir cümle kuruyordu. Özetle güven ve itibar etmek iki farklı şeydir, Jon güvenmiyor hiç kimseye ama itibar ediyor yeteneklerine vs. Lakin evet, Bowen ve diğerlerinin onu öldürmeye yeltenecek kadar ileri gideceğini düşünmedi.

Lakin dikkat et, sen de iki arada bir derede kalmışsın Mel. meselesinde. İlk önce onun uyarılarını dikkate alması gerektiğini söylüyor ama sonra ona ne diye hemen güveniyor, maniple ettiğini hiç düşünmüyor, demişsin. Bu kadın biraz garip bence, insanın üstünde güvensizlik-güven karışımı bir duygu yaratıyor. GRRM bu karakterin çok yanlış anlaşıldığını söyleyerek savunmuş galiba. Kötü niyetli biri olduğunu hiç düşünmedim zaten ama bu ablamız da çoğu zaman görmek istediğini gören-yorumlayan bir tip olunca da gördükleri gerçek olsa bile yorumlamada arza çıkartıyor. Hal böyle olunca bakıyorsun “Gelen Arya değil, yanıldı ama gerçekten aynı şekilde bir kız geldi.” diyerek bir şeyler gördüğünden, doğru gördüğünden emin olup yetenekleri olduğunu kabul etme noktasına geliyorsun ama diğer yandan yorumlamada fosladığı için güvensizlik de veriyor.

Melisandre meselesinde de yine haklı olduğun kısım şu; dedim ya güvenmiyor ama itibar ediyor ama buna rağmen gördüğü şeylerin çoğunun yanlış çıktığını onun yüzüne söylemesine rağmen yine de ona bazı konularda danışmayı düşünüyor… Aslında bu son sahneleri POV’daki Jon’un tamamen körleşmesi olarak açıklanabilir. Kafayı Arya’ya takmış, illa gidecek kurtaracak; Ramsey’i öldürecek vs. bunun için de yaptığı şeylerin altında bir sürü mantıksızlık söz konusu. Söylediğin gibi Tormund bile şüphe ile yaklaşıyor ama Jon, biraz korku biraz endişe ile hareket ettiği için kardeşi adına; mektupta gerçeklik payları var diye hemen azdan kanaat getirip doğru sanıyor. Oysa oturup sağlıklı bir şekilde düşünse bazı şeyleri sorgulaması lazım; en basitinden Mance’in oğlunu nereden biliyor? Jon ya da başkası oğlu olduğunun ilanını mı yapmış? Yahut Mance “ya benim bir de oğlum var, onu da ekle o mektuba” mı demiş? Yabanıl Prenses nedir aga? Bunu sadece güneyliler söylüyor, Val’ın kuzeyliler -bilhassa Ramsey gibi bir tip için- kadir kıymeti yoktur ki… Yabanıllar barbar yok edilmesi gereken haşeri sürüsü Kuzeyliler için. Say babam say.

Sonuç?

“Love is death of the duty.” Aemon Targaryen.

Yalnız ciddi bir itiraz noktam var; o Yabanıllar, Jon’a ve Kuzey’e gerçekten lazım. Bırakın ölsünler… hem insani açıdan hem de gelecekte sağlayabilecekleri fayda açısından basiretsizliktir.

Yabanıllar konusunda 2 argüman var.

İlki ihanet ederler bize…
İkincisi nasıl besleyeceğiz…

Mantıksız argümanlar değil ama ölü ordusuna katılmaları zaten isteyeceğin en son şey olmalı ki binlerce Yabanıl var Sur ötesinde hala. Çetinocak sadece bir bölgedeydiler, bir de Ağlak’ın olduğu buradan daha fazla adamın olduğu bir yer daha var. Bu tipler hem askeri hem de kas gücü açısından fayda sağlar.

Yemek konusu onlar yok iken de zaten başlarında var olan bir sıkıntı, üç-beş fazla ya da eksik devasa bir fark yaratmayacağı gibi Ötekiler geliyor arkadaşlar, yemek en son derdiniz; yemek ve soğuktan önce bunlar öldürür insanı. Dizideki Sansa’nın “bu orduyu neyle besleyeceğim” saçmalığına dönmesin şu olay.

Sam’e göre kayıtlar sandığımız kadar geriye gitmiyormuş bu Lord Kumandan meselesinde… Tam hatırlamıyorum ama 600’lerde mi neydi sayı.

Dirilme meselesindeki görüşlerim burada. Jon Snow Nasıl Dirilecek? ve Karakter Değişimi? Bir de kurdun içinde onda değişim yaşamayacak tarzı görüşler vb. şeyler için Hotah ile bir tartışma yaptık, onu da buradan başlayarak okuyabilirsiniz, bütün argümanları sunduğu için tekrar etmeye gerek yok diye düşündüm. Jon Snow Nasıl Dirilecek? ve Karakter Değişimi?

@ElissaFarman

Herkes neden Mel’e bel bağlıyor anlamadım gitti ama GRRM, dizideki dirilme sahnesinden memnun değilmiş, bilginize. Yani onun arzu ettiği gibi olmamış. Dizide ne oldu? Mel diriltti. Mantıken bunda rahatsız olunacak ne var? Beric’e yapıldığı gibi duayı et gözlerini aç, özel ve böyle havalı bir şeyi yok ateş wightı yaratmanın. Cevap bana göre basit; Mel. diriltmeyecek. GRRM onun için daha farklı bir şey ayarladı. Bu yüzden dizidekini beğenmedi.

Boş yere “Hayalet” diyerek ölmedi ve boş yere hayaletin içine zıplatmadı. Şimdi Jon buz ve ateş… ve tahminler doğru çıkar da bu oğlan denge diye önümüze konur ise ne ateş ne de buz ona doğrudan el sürmemeli; yani ne ateş wightı ne de buz wightı olmalı bu oğlan yoksa belli bir tarafın adamı olma durumunda olur ama doğanın bir dengesi olarak öne çıkıyor ve iki tarafın özelliklerini kendinde barındırıyor ise bunu korumalı.

Bu arada buz wightı olması için Sur’un ötesine geçmeli ve bu işi yapan kim ise bizzat yanına gelmeli. O zaman da zaten nasıl Mel diriltilse R’hllor’un adamı olursa buz olursa da Büyük Öteki’nin adamı olur.

Ulur Kurt, Jon’u öldürenler yaverlerdi… GRRM’e göre Sur’da ortalık baya karışacak. Yabanıllar da var. Özetle Kardeşlerin yarısı Jon’un yanında ve Yabanılların hepsi onun yanında. Tormund ve diğerleri Jon’a yapılanı görünce bu salak yaverler hayatta kalacak mı? Çok kan dökülecek. Jon’a münasip bir cenaze düzenlerler. Muhtemelen dirilme işi cenaze ateşinde iken gerçekleşebilir. İlk kitabın Dany POV’unda Drogo için ayin yapılırken iri bir kurt ve yanan bir adam gölgesi vardı, FS olduğu söyleniyor Jon için. İlk kitaptan beri zaten Jon’un öleceğine dair FS veriliyor. Bunun da gönderme çıkması şaşırtıcı çıkmaz.

3 Likes

Benim ilgimi çeken şey, çetinocağa gittiklerinde geriye dönemeyeceklerini söyleyen tek kişi Melisandre değilmiş.

Yolculuğa liderlik edecek kişi konuşulmaya başladığında Yamalı Yüz;

“Yamalı Yüz ayağa sıçradı. “Ben liderlik edeceğim!” Soytarının çanları neşeyle çınladı. “Tekrar denize yürüyeceğiz, denizatları süreceğiz, deniz kızları gelişimizi duyurmak için deniz kabuklarını öttürecek, oh, oh, oh.”

Basbayağı gemilerin batacağını söylüyor.

Ardından Jon ben liderlik edeceğim diyor ve Selyse şunları söylüyor.

“Ne kadar cesursunuz,” dedi kraliçe. “Onaylıyoruz. Daha sonra, bir ozan sizin hakkınızda coşkulu bir şarkı yazacak ve biz, sizden daha sağduyulu bir lord kumandan seçeceğiz.”

Selyse ve kafilesi gece nöbeti yemini etmiş de gözden kaçırmışız. 7 krallık kraliçesi Gece Nöbeti için Lord Kumandan seçecek peh

Sonra kraliçemiz müthiş siyasi hamlelerine devam ediyor ve Sur’un ardındaki Kral’ı ortaya çıkarıyor. Böylece özgür halkın desteğini alacak :blush:

Jon ardından Melisandre ile karşılaşıyor ve Mel ona hayati soruyu soruyor. “Ulukurdun nerede?” Mel’e baktığımızda aslında gerçekten iyi niyetli, Jon’a yardım etmek istiyor ama görülerini yanlış yorumladığından ve ateşle olan ilişkisi yüzünden Jon ona mesafeli davranmakta kararlı. Belki de bu yüzdendir ki Grrm okuyucunun en çok Melisandre konusunda yanıldığını düşünüyor.

“İyi konuştun karga. Şimdi bal likörünü getir! Onları sarhoş et ve kendine bağla, bu iş böyle yapılır. Seni bir yabanıla dönüştürdük evlat. Har!”

Ve evet, Jon yabanılları kendine bağlamayı başardı. Bir zamanlar kral olmak isteyen Tormund’u bile etkisi altına alıyor.

Bunlar benim daha önce üzerinde durmayı düşünmediğim noktalar. Diğer ayrıntıları zaten dile getirmişsiniz. :slightly_smiling_face:

1 Like

Mel’in uyarılarını dikkate almalıydı tabi ki kehanetleri tamamen güvenilir olmayabilir ama gerçek payı barındırdığını Jon öğrendi zaten Alys Karstark olayıyla. Bu yüzden Jon ikilemde kalmıştı ve Mel bu mektubu Jon’a ulaştırmak istemiyordu bence son çaresi bu mektuptu ve buna onu Jon zorladı. Zaten Jon’a son söylediği şeyde mektubun geleceği zaman bu kehanet olamayacak bir şey.

Yabanılların kurtarılması gerek ama o yabanıllar bence çoktan öldü. Cotter Pyke’ın mektubundan sonra aradan geçen zamanı ve Jon’un yolculuk süresini de hesaba katarsak çoktan ölüler ordusuna katılmış olacaklarını anlamak çok zor değil. O yüzden ölüme gitmek olacak bu seferin hiçbir mantığı yok. Ağlak ile anlaşma yapmaya gidecek olsa hiç itiraz etmezdim.

1 Like

Dizidekini begenmemesi Melisandre’nin ne yaptığını bilmeden diriltmesi yüzünden olabilir. Kadın kaç yaşında, daha yeni mi denemiş ölü diriltmeyi? Sadece ondan dolayı da olabilir. Ha, warg olduğu için Mel’e ihtiyaç duymama ihtimali var. Ama Mel ihtimali daha on planda

Benim denizkızı teorisine bir kanıt daha.

1 Like

Birçok şeye değinmişsiniz zaten. Ben de öncelikle hoşuma giden bir kısmı atacağım.

Bizzat yapamayacağım hiçbir şeyi adamlarımdan istemem. Keşif gezisine ben liderlik edeceğim.

Ned görse gurur duyardı :yum:

2 Likes