POV Okuma Etkinliği - 10 "Cersei Lannister II - Ejderhaların Dansı"

cersei-horz

Selamlar,

POV Okuma Etkinliği - 1 “Jon Snow XIII - Ejderhaların Dansı” , POV Okuma Etkinliği - 2 “Areo Hotah I Kargaların Ziyafeti - Ejderhaların Dansı" , POV Okuma Etkinliği - 3 “Davos I-II-III-IV Ejderhaların Dansı”, POV Okuma Etkinliği - 4 “Victarion POV - Kış Rüzgarları” , POV Okuma Etkinliği - 5 “Pate POV - Kargaların Ziyafeti” , POV Okuma Etkinliği - 6 “Arya Stark POV II - Kargaların Ziyafeti”, POV Okuma Etkinliği - 7 “Aeron Greyjoy - I - Kış Rüzgarları”, POV Okuma Etkinliği - 8 "Tyrion Lannister I - II Ejderhaların Dansı" ve POV Okuma Etkinliği - 9 “Jaime Lannister V - Kılıçların Fırtınası" 'dan sonra 10. POV haftasına hoş geldiniz.

Uzun süredir POV okuma etkinliğine ara vermiştir ama karantina dönemiyle birlikte yeniden başlıyoruz.

Bu hafta Cersei’nin 5. kitaptaki utanç yürüyüşünü konu alan POV’unu inceleyeceğiz.

Yakaladığınız ipuçları, işaretleri, ilginç ayrıntılar vb. ne varsa alayını bu başlıkta belirtiniz. Sizden ricam ilk olarak tespitlerinizi yazıp, sonrasında diğer tespitler hakkında yorumlarınızı (mümkünse aynı yorumunuzda yoksa daha sonraki yorumlarınızda) cevaplamanız.

Foruma yeni gelen arkadaşlarımız Topluluk Yönergeleri 'ni ve Yazım Kuralları’nı okumadan paylaşım ve yorum yapmasın, aksi halde resmi uyarılar ve sonrasında da yaptırımlar alarak paylaşımları sınırlanır, forumun tadını çıkartmaya imkan bulamazlar. Kurallar, forumda düzenli bir işleyiş ve sağlıklı/verimli sohbetlerin yapılabilmesi içindir, bu yüzden kurallarımıza uymanız konusunda ısrarcıyız, teşekkür ederiz.

Okuyan arkadaşlarımız başlığın altına yoruma başlayabilir.

Yine de, kraliçe korkuyordu. Myrcella’nın Dorne’a gitmek için denize açıldığı gün, yani ekmek
isyanının çıktığı gün, kraliyet alayının geçeceği bütün yollara altın pelerinliler yerleştirilmişti ama
ayak takımı altın pelerinlilerin oluşturduğu duvarı geçmiş, eski Yüce Rahip’i parçalara ayırmış ve
Lollys Stokeworth’e defalarca tecavüz etmişti. Eğer Lollys gibi solgun, yumuşak ve aptal bir yaratık
hayvanları tahrik edebiliyorsa, bir kraliçe ne kadar şehvet uyandırabilirdi?

Cersei’nin bu kadar olaydan sonra kibrinin tutunabildigi tek şey guzelligiydi. Güzelliği dışında ovunebilecegi bir şeyinin kalmaması ve ona da umutsuzca tutması bölümün ilerisini düşününce güzel detay.

Cersei ve Jaime, aslanların kafeslerine girmek konusunda
birbirlerine meydan okurlardı. Cersei bir keresinde, elini iki demir parmaklığın arasından içeri
uzatacak ve sarımsı kahverengi hayvanlardan birine dokunacak kadar cesaret bulmuştu. Cersei her
zaman kardeşinden daha cesurdu. Aslan dönmüş ve altın rengi kocaman gözleriyle Cersei’ye
bakmıştı, sonra onun parmaklarını yalamıştı. Hayvanın dili eğe kadar sertti ama Cersei elini geri
çekmemişti, sonra Jaime, Cersei’yi omuzlarından tutup kafesten uzaklaştırmıştı.
“Senin sıran,” demişti Cersei ikizine. “Hayvanın yelesini çek, sana meydan okuyorum. "Jaime
bunu yapamadı. Kılıç bende olmalıydı, onda değil.

Bu hikaye Cersei ve Jaime’nin tam bir özeti. Biz serinin ilk kitaplarında mantıklı olanın Cersei ve mantıksız olanın Jaime olduğunu düşündük çünkü Cersei ve Jaime bizzat böyle düşünüyorlar. Ama özünde görüyoruz ki durum aslında tam tersiymiş. Cersei serideki çoğu karakter gibi gazla çalışan biri.

Ama Cersei, İnanç tarafından yargılanmaya cesaret edemiyordu. Margaery Tyrell buna cesaret
etmişti.

Margaery’nin tercihi ilginç. Tamam, o yargılandığı zaman onu savunabilecegini umduğu bir müdafisi olmasa da İnanç Margaery’nin bakire olmadığını duyurdu. İnanc’tan nasıl bir kurtuluş umabilir ki?

Ben şahsen Margaery’nin mahkemesini Cersei’ninkinden daha fazla merak ediyorum. Cersei’nin kazanacağını tahmin etmek kolay ama aynısı Margaery için söylenemez.

Altın rengi saç demetleri yere döküldü. Cersei hücredeyken, saçlarıyla gerektiği gibi
ilgilenmesine izin verilmemişti ama güneşin dokunuşuyla o kirli ve karmakarışık saçlar bile
ışıldıyordu.
Tacım,
diye düşündü kraliçe.
Diğer tacımı benden çaldılar ve şimdi bunu da alıyorlar.

Bu güzelliğinin gittiği ve bu güzellikten gelen gücünün de gittiğinin net anlatımı.

Tıraş işi bittiğinde, Cersei bir kadının olabileceği kadar çıplak ve savunmasızdı.
Arkasına saklanacağım bir tek tüy bile kalmadı.

Neye hangi bakış açısı ile baktığına göre eylemlerin farklı anlamlar kazanması beni her seferinde şaşırtan bir durum. Bizim için ne kadar normal olan şey Cersei için bir aşağılama.

ASOIAF’ta tıraşın normal sayıldığı, hatta abartıldığı bir yer de var: Norvos Hakkında Bilgiler

Çıraklardan biri Cersei için bir elbise getirdi. Beyaz rahibe elbisesi, Cersei’yi kule
merdivenlerinden inerken ve septten çıkarken örtecek, ibadet edenleri çıplak etin görüntüsünden
esirgeyecekti.
Yedi hepimizi korusun, nasıl da ikiyüzlüler.

Cersei teokrasiyi çok güzel bir şekilde özetlemiş. Yüce Serçe’nin okuyucular tarafından sevilmeme sebebi de bu. Dünya üzerinde pek çok kisinin tanıdık bulduğu bir figür kendisi.

Ayna gibi parlayana
kadar cilalanmış gümüş zırhlar giymişlerdi

Bu bana Ayna Kalkanlı Serwyn hikayesini hatırlattı. İnancın ejderhalı Daenerys’e karşı olacağına bir gönderme olabilir.

“Belki de Majesteleri beni hatırlar. Ben, Sör
Sadık Theodan’ım. Yüce Rahip size refakat etmemi buyurdu."

Bu adam ya Dornelu ya da Kuzeyli. Her iki türlü de Cersei’nin asla güvenemeyeceği biri.

Ayrıca Savaşçının Oğullarının başındaki birinin Cersei’ye refakat etmesi tuhaf. Adam ordu kumandanı, çıplak bir gunahkara eşlik etmek için fazla önemli biri. Cersei kraliçe ama Yüce Serçe tüm insanların eşit olduğu ile ilgili vaaz verip duruyordu. Niye bu adam eşlikçi?

Petyr Baelish, Sansa’yla kendisinin evlenmesini önermişti ama bu imkânsızdı; Baelish fazlasıyla alt
tabaka doğumluydu.

Bu öneri Taht Oyunları kitabı zamanına denk geliyor, yani Petyr Sansa’yı gördüğü anda Cat’ten vazgeçmiş.

“Kibirli ve gururlu bir
kadındı,” demişti muhafızlardan biri. “Öyle mağrurdu ki pisliğin içinden geldiğini unutmuş gibiydi.
Ama kıyafetlerini çıkardığında, diğer fahişelerden biri oluverdi.”
Eğer Sör Kevan ve Yüce Serçe, Cersei’ye de aynı şeyin olacağını düşünüyorlarsa çok yanılıyorlardı.

Yanılmamaları şaşırtıcı olmadı.

Bu POV tamamen Cersei’nin gerçekte kim olduğuna odaklanmış.

Herkes ona bakıyordu, bütün
aç gözler. Ama ne görüyorlardı?
Ben güzelim,
diye hatırlattı Cersei kendine. Jaime bunu ona kaç kez söylemişti? Robert bile, kocalık haklarını
almak için sarhoş bir hâlde Cersei’nin yatağına geldiğinde, bu kadar iltifatı ona çok görmemişti.
Ama insanlar Ned Stark’a da aynı şekilde bakıyordu.

Bu Jorah’ın Dany’e dediklerinin göstergesi. Alt tabaka için hangi hanenin aşağılandığı önemli değil, önemli olan bir soylunun aşağılanması. Bu halk soyluların altında olmaktan gerçekten sıkılmış durumda.

“Fahişe!”
diye bağırdı biri. Bir kadın sesiydi. Diğer kadınlar söz konusu olduğunda en zalim olanlar, yine
kadınlardı.

Aslında o bağıran kadın da Cersei’nin bir yansıması. Bildiğimiz üzere Cersei kadınların erkeklerden aşağıda olmasına sinir olan ama kendisi hariç tüm kadınların salak veya fahişe olduğunu düşünen biri.

İnsanları ve tanrıları eşit derecede
seven bu nazik ve mütedeyyin rahip kral, kendi kız kardeşlerini hücreye hapsetmişti.
Tarih kitapları, kadınlar şehir kapılarından
dışarı çıkarılırken Baelor’un onlar için dua ettiğini ama onlara hiç bakmadığını yazardı.

Kral Baelor da dini yönetimin gerçek bir özeti. Fahişeler bakamayip kız kardeslerini hapsettirmesi aslında kendi cinselliğini daha rahat bastirabilmek için yaptığı hamleler. Kendini engellemek için çevresindeki kadınları bastırmış.

Cersei ara sıra, Stannis ya da Margaery için tezahürat yapan
insanlar da duyuyordu.

Margaery anlaşılabilir olsa da Stannis için yapılan tezahüratlar ilginç. Bu durum halkın Robert’ın aksine Stannis’in Jon Arryn’e yaptığı yardımların farkında olduğunu gösteriyor. İyi bir yönetim. Halk haneler ile değil, iyi yönetim ile ilgilenir.

Şövalye tekrar
kraliçenin kolunu tuttu, sıradan bir hizmetçinin kolunu tutar gibi.
Kim olduğumu unuttu mu? Cersei, Batıdiyar’ın kraliçesiydi. Bu şövalye, kaba ellerini kraliçeye değdirme hakkına sahip
değildi.

Cersei’nin kraliçeliği bu yürüyüşte bitti. Yürüyüş öncesi önünde eğilen şövalye artık onun kolundan cekistiriyor.

“Bu kraliçe olamaz,” diye bağırdı bir çocuk, “bu kadın annem
kadar sarkık.”
“Benim karımın memeleri bunlardan daha güzel,” diye bağırdı bir adam.

Bu iki şeyi gösteriyor:

  1. Cersei güzelliğini kaybetti.
  2. Halk artık soyluların kendilerin farkı olmadığını somut bir şekilde gördü ve bunun sonuçları olacak.

Kraliçe, tanıdık yüzler görmeye başladı. Gür favorileri olan kel bir adam, Cersei’nin babasının kaş
çatışıyla, bir pencereden aşağı baktı. Adam Lord Tywin’e o kadar çok benziyordu ki Cersei
tökezledi. Bir fıskiyenin altında genç bir kız oturuyordu, ıslanmıştı, Melera Hetherspoon’ın suçlayan
gözleriyle Cersei’yi süzdü. Cersei, Ned Stark’ı gördü, lordun yanında kızıl saçlı Sansa ve kızın gri
kurdu vardı. Kalabalığın içinde dolaşan her çocuk Tyrion’a dönüştü, Joffrey ölürken gülen Tyrion
gibi Cersei’ye gülüyorlardı. Joff da oradaydı, Cersei’nin oğlu, onun ilk evladı, onun altın bukleli tatlı gülüşlü parlak çocuğu, Joff un güzel dudakları vardı, o…

Dany’nin son POV’u da böyleydi. Dany için çimenler Jorah ve Viserys’e dönüşmüştü. Dany o POV’da gerçekten kim olduğuna karar vermişti. Cersei de gerçekte kim olduğunu öğrendi.

Kelimeler rüzgardır, düşündü Cersei,
kelimeler beni incitemez. Ben güzelim. Batıdiyar’daki en güzel kadınım. Jaime öyle olduğumu
söyledi. Jaime bana asla yalan söylemez. Hatta Robert, Robert beni hiç sevmedi ama güzel
olduğumu gördü, beni istedi.
Fakat Cersei kendini güzel hissetmiyordu. Yaşlı, kullanılmış, kirli ve çirkin hissediyordu. Karnında,
doğurduğu çocuklardan kalan çatlaklar vardı ve göğüsleri eskiden olduğu kadar sert değildi, onları
yukarıda tutacak bir giysi yokken sarkık görünüyorlardı.
Bunu yapmamalıydım. Ben onların kraliçesiydim ama şimdi gördüler, gördüler, gördüler.
Cersei, giyinmiş ve tacını takmışken bir kraliçeydi. Çıplakken, kanıyorken ve topallıyorken sadece
bir kadındı, kalabalıktaki adamların karılarından çok farklı olmayan bir kadın, onların genç ve güzel
kızlarından çok annelerine benzeyen bir kadın.
Ben ne yaptım?

Kelimeler rüzgar değildir. Tıpkı Doran’ın dediği gibi kelimeler oklardır. Saplandığı yere zarar verir.

“Kraliçe olacaksın,"
diye tısladı kadın,
“sonra daha genç ve daha güzel bir kraliçe gelecek, seni devirecek ve değer verdiğin her şeyi
elinden alacak.”

Cersei kendinden güzel kadin olmadığı için bu kehanetin gerçekleşmeyeceğini düşünüyordu ama artık bu profile uyan bir kadın bulmanın hiç de zor olmayacağını biliyor. Bizim hikayede tanıdığımız soylu kadınlar arasında bu profile uyan en az beş kadın var. Ve Cersei bunu fark etti. O Margaery olduğunu düşünüyor. Zaten supheleniyordu ama artık çirkin olduğunu fark edince bundan emin olacak.

Cersei’nin kurtarıcısı gerçekti. Boyu iki buçuk metreydi, belki de daha uzundu, saban atlarına
layık bir göğsü ve bir öküzü utandırmayacak kollan vardı. Beyaz mineli göğüs kalkanı çelikti, bir
bakirenin umutları kadar parlaktı, kalkanın altında yaldızlı bir örgü zırh vardı. Bir büyük miğfer,
adamın yüzünü gizliyordu. Miğferin tepesinden, İnanç’ın gökkuşağı renklerini taşıyan yedi ipek şerit
akıyordu. Adamın pelerininin omuzlarına bir çift yedi köşeli yıldız tutturulmuştu, yıldızlar altındı.
Beyaz bir pelerin.

“Sör Robert” varlığı ise başka bir suçu kanıtlayacak: Cersei ve Tywin Dorne’a Dağ’ın kafasını tanrıların ve insanların huzurunda söz verdi. Tywin öldüğü için bu sözü Cersei’nin tutması gerekiyor. Ama Dağ’ın varlığı tanrıların ve insanların huzurunda yalan söyledikleri anlamına gelir ve suçtur.

Dövüşle yargılama kişiyi kanıtlanmamış suçlardan korur. Yani Dağ’ın müdafisi olması Cersei’nin başına farklı dertler açacak. Altın Mürettebat'ın Westeros ve Aegon VI Targaryen'e Çıkaracağı Sorunlar yazımda Altın Mürettebat’ın Aegon’a yardımlarının yanında sorunlar çıkaracağını söylemiştim. Aynı mantık.

“Eğer Majesteleri memnun olacaksa, Sör Robert kutsal sessizlik andı içti,” dedi Qyburn. “Majestleri
Kral’ın bütün düşmanları ölene ve diyar kötülüklerden temizlenene kadar konuşamayacağına dair
yemin etti.”
Evet,
diye düşündü Cersei Lannister.
Ah, evet.

Cersei’nin POV’u Dany’nin POV’unun bittiği gibi bitti. Nasıl Dany ortalığı kasıp kavuracaksa Cersei de kavuracak. Kral’ın Şehri’ni zor günler bekliyor.

Tam konuyla alakalı değil ama bir şeye değinmek istiyorum. Jaime’nin eli gitti,Cersei’nin de güzelliği. Lannister çocukları üstün oldukları şeyi kaybettiler. Bazıları Tyrion için de dilsiz kalacak diyor. Hatta seride Tyrion’un diline dair birkaç gönderme var. Lakin ben sanmıyorum. Tyrion’un dili üstünlüğü değil,birçok kez dilini tutması gerektiğini düşünmüştü.

Güzel bir inceleme olmuş.

1 Beğeni

Tyrion’ın dili değil de zekası silahı. Bir insan zekasını nasıl kaybedebilir gerçi? Bence bu durum ikizler ile sınırlı. Tyrion zekasını kaybetmese bile dibi gördü zaten.

Teşekkür ederim :hugs:

1 Beğeni

Cersei Ser Robert Strong’u gördüğünde iki buçuk metre boyunda olduğunu düşünüyor.Bu sahneden sonra aklıma bu konuşma geldi

Üstat Caleotte odadan çıkarken"Zift sandığı mahvedebilirdi" dedi Leydi Nym.“Dağ’ın öldüğünü kimse görmedi, başının kesildiğini kimse görmedi.İtiraf ediyorum ki bu beni rahatsız ediyor ama kancık kraliçe bizi kandırarak ne elde etmeyi umabilir?Eğer Gregor Clegane yaşıyorsa, gerçek er ya da geç ortaya çıkar. Adam iki buçuk metre boyunda, Batıdiyar’da onun gibi biri daha yok.Clegane tekrar boy gösterirse, Cersei Lannister bütün Yedi Krallık’ın önünde yalancı durumuna düşer.Böyle bir risk alması için tamamen aptal olması gerekir. Ne kazanmayı umabilir?”

Cersei Sör Robert’i kullandığı zaman herkesin bu durumu düşüneceğini tahmin ediyorum.

1 Beğeni

“Senin sıran,” demişti Cersei ikizine. “Hayvanın yelesini çek, sana meydan okuyorum. "Jaime bunu yapamadı. Kılıç bende olmalıydı, onda değil.

Cersei’nin bakış açısıyla bakarsak Jaime ile karşılaştırıldığında “daha cesur” olan taraf hep Cersei. Aslan kafesine elini sokup sevmesi ve hayvanın elini yalamasına rağmen elini çekmemesi bunu gösteriyor.

Diğer yandan cesaret ile aptallığın arasında ince çizgi olduğuna inanan biriyim. Jaime daha az cesur olduğu için mi yoksa daha bilinçli olduğu için mi Cersei’nin meydan okumasına izin vermedi?

GRRM’in neden böyle bir anı yazdığını merak ettim ve iki kardeş arasında karşılaştırma yapmak istemiş olabileceğini düşündüm. Jaime’ye bakarsak korkak biri olmadığını biliyoruz, cesur ve kolay bir şekilde korkmuyor ama Cersei’ye göre cesur olan kendisi, Jaime değil. Bence bu anı Cersei’nin ölümcül tehlikelere gözü kapalı atlamasını anlatan cüretkarlığını gösteriyor. Bu bilinçli bir cesaret değil, aptalın cesareti. Aklı olan aslan kafesine el sokmaz çünkü bunu gereksiz ve anlamsız olduğunu bilir. “Ben daha cesurum, bak bana!” demek için bir el kaybetmeye değmez.

Özetle bu anıdan çıkartabiliriz ki Cersei, tehlikeye, sırf yapabildiğini göstermek için ve kendince değerli bir ödül alacağını düşündüğünde aç aslan gibi saldırmaktan çekinmiyor. Ötesini düşünmüyor, olasılıkları küçümsüyor.

Diğerinden daha yaşlı olan sessiz rahibe makası aldı. Tecrübeli bir berberdi, buna şüphe yoktu; mensubu olduğu nizam, katledilmiş soyluların cesetlerini akrabalarına geri göndermeden önce temizlerdi ve saçları kesmekle sakalları düzeltmek temizlik işinin parçalarıydı. Kadın ilkönce kraliçenin saçlarını kesti. Makas açılıp kapanırken, Cersei bir heykel kadar kıpırtısız bir şekilde oturdu. Altın rengi saç demetleri yere döküldü. Cersei hücredeyken, saçlarıyla gerektiği gibi ilgilenmesine izin verilmemişti ama güneşin dokunuşuyla o kirli ve karmakarışık saçlar bile ışıldıyordu. Tacım, diye düşündü kraliçe. Diğer tacımı benden çaldılar ve şimdi bunu da alıyorlar. Bukleler Cersei’nin ayaklarının dibinde bir yığın oluşturduğunda, çıraklardan biri kraliçenin kafasını sabunladı ve sessiz rahibe usturayla kısa saçları kazıdı.

Seride kafası kazıtılan kadınlar baya dikkatimi çekmişti; Dany, Arya, Pia ve şimdi de Cersei. Cersei ve Pia “ceza” için saçlarını kazıttılar. Dany, ateşte yandığı için ve Arya da öyle gezmesi daha rahat olduğu için vs.

Cersei ve Pia örneğinde bunun bir çeşit “günah” sebebiyle mi olduğunu düşündüm ama sonra bir çeşit “yeniden doğuş” simgesi olabileceğine karar verdim. Bebek olarak doğduğumuzda -çoğumuz- kel doğarız ve hayata başlarız. Pia karakterini es geçersek Dany, ejderha kraliçesi olarak ateşle vaftiz olup doğmuştu; Arya, bir nevi su ile vaftiz olup saçlarını kazıyarak yeniden doğmuş idi Braavos’ta FM eğitimine başladığında… Hatta Jaime’yi bile buna katabiliriz belki çünkü Brienne ile kaçtığında saçlarını kazımıştı ve biliyoruz ki onunla geçirdiği zamanın sonunda Jaime çok başka biri olarak doğmuştu. Özetle bu “saç kazıma” meselesi karakterin “kişilik” ve “hayat” olarak yeni bir seviyeye/değişime girdiğini gösteriyor.

Haliyle Cersei’nin baştan sona traş olunması ama bilhassa başının kazınması, onun da bir geçiş yaşadığına işaret olarak yorumlanabilir.

Bu alıntı da bir nevi dediğimi doğrular nitelikte.

“Günahlarınız kadar kirli değil,” dedi Rahibe Moelle. “Yüce Rahip, kendinizi, tanrıların yarattığı şekilde sergilemenizi emretti. Annenizin rahminden çıkarken ayaklarınızda sandaletler var mıydı?”

Ned ile ilgili planını anlattığı kısma yorum yapmayacağım, zaten herkes her şeyi biliyor.

Bu benim kefaretim, dedi Cersei kendine. Korkunç günahlar işledim ve bu benim kefaretim. Yakında bitecek, her şey geride kalacak, sonra unutacağım.

Bu kısımda ve öncesinde de ifade ettiği bir yere bakınca Cersei’nin kendi içinde günah işlediğini kabul etmesini ilginç buluyorum. Cersei tarzında insanlar genelde yaptıklarını günah vb. şekilde kabul etmez ama bu biraz da mantıklı çünkü içinde bulunduğu şartlar onun kibir perdesini büyük ölçüde kaldırdığı için olduğu haliyle kendini görebiliyor bir yerde de… Dert, sıkıntı, acı vb. şeyler insandaki kibri genelde öldürür. Elbette sonrasında Cersei’ye o kibir hızla dönecektir. :smiley:

Kraliçe, tanıdık yüzler görmeye başladı. Gür favorileri olan kel bir adam, Cersei’nin babasının kaş çatışıyla, bir pencereden aşağı baktı. Adam Lord Tywin’e o kadar çok benziyordu ki Cersei tökezledi. Bir fıskiyenin altında genç bir kız oturuyordu, ıslanmıştı, Melera Hetherspoon’ın suçlayan gözleriyle Cersei’yi süzdü. Cersei, Ned Stark’ı gördü, lordun yanında kızıl saçlı Sansa ve kızın gri kurdu vardı. Kalabalığın içinde dolaşan her çocuk Tyrion’a dönüştü, Joffrey ölürken gülen Tyrion gibi Cersei’ye gülüyorlardı. Joff da oradaydı, Cersei’nin oğlu, onun ilk evladı, onun altın bukleli tatlı gülüşlü parlak çocuğu, Joff un güzel dudakları vardı, o…

İşte bu, benim daha önce de dile getirdiğim bir kısım. Burada gördüğü kişilerden sadece iki tanesi “yaşıyor” ama kalanı ölü ve o ya da bu şekilde ölümünde bir pay sahibi var.

Tywin’i öldüren Tyrion idi ama Cersei’nin Tyrion nefreti yüzünden tüm suçu ona atması gibi şeylerle beraber meydana gelen olaylar Tywin’in ölümüne de neden olan yolu açtı.

Ned’i öldürmeye niyeti yoktu ama sonuç olarak Tywin’de olana benzer bir şekilde ölümünde pay sahibi oldu.

Melera’yı bizzat kendi öldürdü ve Leydi’nin de ölüm emrini verdi. Joffrey’in ölümünde pay sahibi var mı? Eh, oğlanı adam gibi yetiştirmemesinden tut yaptığı seçimler ve Joff’u sürekli yaptıkları konusunda desteklemesi gibi şeylere bakarsak pay sahibi değil, diyemeyiz.

Bir tek Tyrion ve Sansa hayatta ve ölülerin arasında onları neden görüyor, anlamadım. İleride öleceklerine dair bir işaret mi? Theon’un gördüğü rüyada Robb’un hatta kendisinin öleceğine dair işaret görmesi gibi? İkisi de ölülerin bulunduğu ziyafette idi ve Robb sonra ölüyordu ve arkasından Theon’un ölmesini beklediğimi söylemem gerekir. Buna benzer bir sahne gibi geldi. Yoksa kurda kadar ne işi var ki orada bu kişilerin? Diğer yandan Cersei’nin vicdanından mı kaynaklı? Tywin ve Joff konusunda ne tür bir vicdan yapmış olabilir ki? Leydi? Alt tarafı bir hayvan. Sansa ve Tyrion hakkında düşünceleri ortada ve nefretinin nedeni; hala Tywin ve Joff’un ölümünde pay sahibi olduklarına inandığı için ölmelerini istiyor.

Bu konuda fikirlerinizi bekleriz, düşündürüp duruyor beni.

Fukara Dostlar’ın, kalkanların ve mızrakların arkasından Cersei’ye bakan yüzleri çarpık, canavarsı ve korkunç görünüyordu.

Cersei’nin halkı bu şekilde algılaması çok dikkate değer. Yani Cersei gözünde onlar canavarsı, çarpık yüzlü korkunç kişiler ve onun için tehdit ve düşman. Bu saatten sonra (zaten öncesinde de yoktu) Cersei’nin halka karşı bir sevgi vb. kırıntı beslemesi mümkün görünmediği gibi bu yaşadığı tecrübe ile kin-tiksinme vb. duygular artış göstermiş olmalı. Varmaya çalıştığım nokta şu; bu kadın, ileride şehri patlatmaya vs. karar verirse içindeki insanları gram kaile almamak için çok iyi bir psikolojik altyapıya sahip artık. Eskiden onlar uyuz halk idiyse şimdi çarpık yüzlü canavar insanlar… canavarlar yok edilir ve bunun için vicdan azabı hissetmezsiniz.

Ben güzelim. Batıdiyar’daki en güzel kadınım. Jaime öyle olduğumu söyledi. Jaime bana asla yalan söylemez. Hatta Robert, Robert beni hiç sevmedi ama güzel olduğumu gördü, beni istedi.

Fakat Cersei kendini güzel hissetmiyordu. Yaşlı, kullanılmış, kirli ve çirkin hissediyordu. Karnında, doğurduğu çocuklardan kalan çatlaklar vardı ve göğüsleri eskiden olduğu kadar sert değildi, onları yukarıda tutacak bir giysi yokken sarkık görünüyorlardı. Bunu yapmamalıydım. Ben onların kraliçesiydim ama çimdi gördüler, gördüler, gördüler. Cersei, giyinmiş ve tacını takmışken bir kraliçeydi. Çıplakken, kanıyorken ve topallıyorken sadece bir kadındı, kalabalıktaki adamların karılarından çok farklı olmayan bir kadın, onların genç ve güzel kızlarından çok annelerine benzeyen bir kadın. Ben ne yaptım ?

Daha önce de başka bir başlıkta ifade etmiştim, kişinin sarkık göğüsleri ve doğum çatlakları kişiyi çirkinleştirmez; Cersei 30’larında hala güzel bir kadın ama Cersei, sahip olduğu güzelliğin eşsiz ve asla elinden gitmeyecek bir şey olduğunu sanıyordu, asla yaşlanmayacağını ve bu sahnede artık yaşlanmaya başladığını ve eşsiz güzellik, sonsuz güzellik olmadığını fark etti.

Bir Lannister ve kraliçe olarak üstün idi ama o kıyafetleri çıkartıp insanların karşısına çıkınca onlarla aynı seviyede olduğunu, aslında üstün olmadığını gördü. Gerçeklerle yüzleşti. Baya sarsıcı bir gerçek oldu onun için ve bu yürüyüşü kabul ettiği için pişman oldu.

Cersei artık eskisi kadar güzel olduğunu düşünmüyor, onun algısında durum artık böyle, kehanet kraliçesini ararken -bence- bundan sonra onun güzellik algısıyla ilerlemekte fayda var. :smiley:

Bu gerçekliğin farkında vardıktan sonra hemen bu alıntının gelmesi de bence bu dediğime bir işaret olabilir.

“Kraliçe olacaksın," diye tısladı kadın, “sonra daha genç ve daha güzel bir kraliçe gelecek, seni devirecek ve değer verdiğin her şeyi elinden alacak.”

Ve son sahne.

“Eğer Majesteleri memnun olacaksa, Sör Robert kutsal sessizlik andı içti,” dedi Qyburn. “Majestleri Kral’ın bütün düşmanları ölene ve diyar kötülüklerden temizlenene kadar konuşamayacağına dair yemin etti.”

Evet, diye düşündü Cersei Lannister. Ah, evet.

İşte Cersei’nin “hepinizin taa…” dediği sahne. Utandı, aşağılandı ve batabildiği kadar dibe battı ve bu onun için ciddi bir travma oldu. Bundan sonra Cersei, daha da acımasız hale gelecek ve daha cüretkar olacak. Ser Robert Strong’u görünce, buna inandı, buna güvendi ve Cersei geri dönüyor ama daha kurnaz ve daha sinsi hareket edecek… Bekliyoruz Lannister aslanı, bakalım ne kadar güçlü kükreyeceksin.

Günümüz şartlarında düşünmemek lazım. Günümüzde kadınlar 45-50’ye kadar eğer bakimliysa taş gibi kalabilir. Sağlık bakımından şu an en fakir kişi bile o dönemin kralicesinden daha iyi hizmet alır. O sebeple Cersei’nin yaşlanmaya başlayıp güzelliğini kaybetmesi normal. Üstelik Cersei son yıllarını çok büyük bir stres içinde geçirdi. Alkol bağımlılığı başladı. Bunlar insanı cirkinlestirir.

Hmm doğru, az önce Kevan POV’u okudum; orta yaşlı şeklinde bir ifade var, o dönemler için yaşam ortalaması düşük olduğu için 30’lu yaşları orta yaş ifade etmek doğru olacak ama Jon onu gördüğünde hala çok güzel olduğunu söylüyordu, nedamet yürüyüşüne kadar toplasan 3 sene geçti üzerinden.

Üç sene içinde psikolojik bir çöküş yaşamadığı sürece böyle bir anda çirkinleşmez ki insan. Gerçi Joff meselesi yeterli bir çöküş kabul edilebilir de… evlat kaybetmek bir kadın için en fenasıdır. Bknz: Cat. Tamam, hatun hızla yaşlanıyor ve bu da onu yavaştan güzelliğini götürüyor. Yine de tam manası ile o raddeye gelmedi bence ama hızla geliyor.

Jon Kuzey de kaç kadın görmüş hem de sarışın :joy: Cersei üç çocuk doğurmuş 34 - 35 yaşında birisi. Orta çağ olarak kabul ettiğimizde de orta yaşlarında hatta Roma dönemi için yaşlı denebilir. Güzelliği Cersei’nin kendisinin de dediği gibi kıyafetleri ve mücevherleri içindeyken geçerli.

Bölümle ilgili olarak ise Cersei 'nin hiç değişmediğinin ve değişmeyeceğinin aksine daha da bilendiğinin gösterildiği bir bölümdü. Çocukluğundan beri aslında erkek olması gerektiğini veya erkeklere sırf erkek oldukları için verilen hakların kendisine de verilmesi gerektiğini düşünen hatta buna inanan birisi. Kargaların Ziyafeti’nde Taena ile olan yatak sahnesi bunu ne kadar takıntı haline getirdiğini gösteren önemli sahnelerdendir bence ve burada Cersei içinde tuttuğu erkeği bir anda dışarı çıkarır.

Cersei’nin Jamie’ye yaptığı meydan okuma (aslan kafesi) onun hiç de tedbirli biri olmadığının göstergesi. O sahne bence bunu göstermek için kendisinin Jamie’den daha erkek ! olduğunu Jamie’ye kanıtlamak içindir. Ama Septten çıktığı yürümeye başladığı ana kadar da kardeşini aramıştır.
Yol boyunca hala kraliçe kıyafetleri içindeymiş gibi yürümesi ama halkın onun çıplaklığını gördüğünü yani onun asıl halini gördüğünü fark etmesi ve gururu tamamen kırılmış vaziyette emeklemesi onu daha da kamçıladı. Bundan sonra Kevan’ın da ölmesiyle iyiden iyiye kontrolden çıkıp şehrin üstüne kabus gibi çökecektir.

@ElissaFarman 'nın değindiği gibi Robert Strong mevzusu çok baş ağrıtacak. Orada merak ettiğim şey dev gibi adam bir anda ortaya çıktığında Kevan dahil kimse bu nereden çıktı demedi mi veya şüpheye düşmedi mi?
Jamie Cersei’den vazgeçmişti (ondan gelen mektubu yaktı ve biz bunun artık bir vazgeçiş olduğunu düşünüyoruz) herhalde bu pov da Cersei’nin ondan vazgeçtiği pov olacak. Yardıma en muhtaç olduğu anda yanında değildi. Joff’un ölümünde de aynısı olmuştu ama Jamie o zaman tutsaktı yani bahanesi vardı şimdi (gerçi gene tutsaklığını öne sürebilir Taşyürek mevzusundan) daha kötü ve doğrudan Cersei’nin kendisini ilgilendiren bir konuda Cersei affetmeyecektir hatta bu çatışma bizi valonqar’a götürebilir.

1 Beğeni

Kıyafet ve mücevher, çirkin birini güzel hale getiremez, olsa olsa biraz ışıldatır. Robert bile kadına sık sık güzel olduğu vurgusunu yaparmış. O da mı kadın görmemiş?

Önce, kraliçeye eşlik eden lord babası salona girmişti. Kraliçe bütün o adamların anlattığı kadar güzeldi. Mücevherlerle süslü tacı altın sarısı saçlarının üzerinde parlıyordu.

Jon, kadının güzelliğini öven sürüsüne bereket adam duymuş ve kadını görünce bu konuşulanların doğru olduğuna kanaat getiriyor.

Sarışın ya da değil, güzellik bununla ölçülmez. Hem Sur ötesinde Val gibi sarışın varsa, başkası da vardır Kuzeyde.

Herkes ediyor ve Kevan dahil herkesin altında olan kişinin kim olduğuna dair güçlü şüpheleri varmış.

Jaime meselesini “kin” haline getirmez çünkü ortadan kaybolduğunu biliyor, yani Brienne ile ortadan kayboldu ve o zamandan beri haber alınamadı, başına bir iş gelmiş olabileceğini biliyorlar, kötü bir şey düşünmedi, hala bir haber alma peşindeydi. Şu an böyle. Sonrasında bilemem ama uzun süre Jaime’den haber almasının zor olduğunu düşünüyorum.

@ElissaFarman Margaery’nin tercihi ilginç. Tamam, o yargılandığı zaman onu savunabilecegini umduğu bir müdafisi olmasa da İnanç Margaery’nin bakire olmadığını duyurdu. İnanc’tan nasıl bir kurtuluş umabilir ki?

Aslında Marg’ın seçim hakkı pek yoktu.

‘Yargılama?” Şimdi kızın sesinde gerçek korku vardı. “Bir yargılama olmak zorunda mı?”

“Masumiyetini başka nasıl kanıtlayabilirsin?” Cersei kızın elini güven verircesine sıktı. ‘Yargılamanın usulüne karar verme hakkın var elbette. Sen kraliçesin. Kral Muhafızları şövalyeleri, seni savunmaya yeminli.”

Margaery hemen anladı. “Dövüşle yargılama? Loras yaralı, olmasaydı beni…”

“Loras’ın altı erkek kardeşi var.”

Margaery, Cersei’ye baktı, sonra elini çekti. “Bu bir şaka mı? Boros bir korkak, Meryn yaşlı ve hantal, sizin kardeşiniz sakat, diğer iki şövalye Dorne’da ve Osmund bir Karakazan. Loras’ın iki erkek kardeşi var. Dövüşle yargılama olursa, müdafim olarak Garlan’ı istiyorum.”

“Sör Garlan, Kral Muhafızlarının mensubu değil,” dedi Cersei. “Kraliçenin onuru mevzubahis olduğunda, kanun ve teamül, kraliçenin müdafisinin, kralın yeminli yedisinden biri olmasını zorunlu kılar. Korkarım ki yüce Rahip bunda ısrar eder.” Israr etmesini sağlayacağım.

Margaery hemen cevap vermedi ama kahverengi gözleri kuşkuyla kısıldı. “Blount ya da Trant,” dedi sonunda. “İkisinden biri olmak zorunda. Bu hoşunuza giderdi, öyle değil mi? Osney Karakazan ikisini de parçalara ayırabilir.”

Haliyle Marg da mecburen diğer türlü yargılanmayı tercih etti. Sanırım babasının şehre ordu yığmasına güveniyor şu aşamada. Yüce Rahip bile bir ordu ile başa çıkamayacağını biliyor; Diyar’ı besleyen hane bir de, istediği an herkesi aç bırakabilirler. Muhtemelen anlaşacaklardır.

Bu bana Ayna Kalkanlı Serwyn hikayesini hatırlattı. İnancın ejderhalı Daenerys’e karşı olacağına bir gönderme olabilir.

Gayet makul bir düşünce. :slight_smile: Zaten Maegor zamanında da olan bir karşılaşma…

Bu adam ya Dornelu ya da Kuzeyli. Her iki türlü de Cersei’nin asla güvenemeyeceği biri.

Yüce Rahip gerçekten Reed ya da onun ailesinden biriyse kuzeyli olabilir. Yanlış anlamadıysam Cersei’nin güvenliğinden Savaşçının Oğulları sorumlu, haliyle komutanının onun yanında olmasından daha doğal bir şey olamaz ama haklısın, sonuç olarak Kuzeyli ya da Dornelu fark etmez, iki şekilde de Cersei’nin düşmanı olabilecek biri.

Dizideki “kraliyet memelerine selam” repliği kitapta yoktu. Bu kısmı senaristler yazmış. Benim yakaladığım ince ayrıntılardan biri.
Diğeri ise kitaptaki sör robert strong karakterini dizide dağ canlandırmıştı.
Buradan yola çıkarak sör robert strong’un aslında gregor clagane olduğunu tespit ettim.
Son olarak sör robert strong’un kitapta cercei ye karşı duygusal birşeyler hissettiğini farkettim. Utanç yürüyüşünden sonra onu şefkatle kucaklaması vs.

Bu pov bence serinin en iyi povlarından birisi. Ne olursa olsun Cersei’nin böyle bir aşağılanmayı hak ettiğini düşünmüyorum ama belli ki cersei karakter gelişimini bu olay üstünden devam ettirecek ve bambaşka bir insan olacak. Bu olayın onu deliliğe sürükleyeceğini söyleyenler var ama bence daha mantıklı birisi olmaya başlayacak zaten kitabın en son bölümünde Kevan da Cersei’nin eskisi kadar saldırgan olmadığını sessiz ve naif olduğundan bahsetmişti. Burda beni en etkileyen kısımlardan birisi Cersei’nin dizideki gibi rahibeler tarafından çırılçıplak bırakılmaması ve üstündekini kendi isteğiyle kararlı bir şekilde çıkarmasıydı ama emekleyerek ve ağlayarak bitirdi
“Kraliçe, tanıdık yüzler görmeye başladı. Gür favorileri olan kel bir adam, Cersei’nin babasının kaş çatışıyla, bir pencereden aşağı baktı. Adam Lord Tywin’e o kadar çok benziyordu ki Cersei tökezledi. Bir fıskiyenin altında genç bir kız oturuyordu, ıslanmıştı, Melera Hetherspoon’ın suçlayan gözleriyle Cersei’yi süzdü. Cersei, Ned Stark’ı gördü, lordun yanında kızıl saçlı Sansa ve kızın gri kurdu vardı. Kalabalığın içinde dolaşan her çocuk Tyrion’a dönüştü, Joffrey ölürken gülen Tyrion gibi Cersei’ye gülüyorlardı. Joff da oradaydı, Cersei’nin oğlu, onun ilk evladı, onun altın bukleli tatlı gülüşlü parlak çocuğu, Joff un güzel dudakları vardı, o…” Bu kısım harikaydı… Oberyn’in piçi (Nymeria’ydı sanırım) kings landing’e geldiğinde Robert Strong meselesi çok kafa ağrıtacak.

2 Beğeni