POV Okuma Etkinliği - 3 “Davos I-II-III-IV Ejderhaların Dansı”

Selamlar,

POV Okuma Etkinliği - 1 "Jon Snow XIII - Ejderhaların Dansı" ve POV Okuma Etkinliği - 2 “Areo Hotah I Kargaların Ziyafeti - Ejderhaların Dansı" 'dan sonra 3. POV haftasına hoş geldiniz.

Bu hafta Stannis’in Kral El’i Davos Seaworth’un Ejderhaların Dansı’ndaki 4 POV’unu da okuyacağız. Dört POV seçilme sebebi hepsinin bir bütünlük arz etmesi çünkü burada Kuzey Komplosunu görüyoruz.

Yine de arzu eden, vakti olmayan arkadaşlar seçtikleri tek bir POV üstünde de yorum yapabilir, zorlama elbette ki yok.

Başlık her daim açık kalacağından istediğiniz zaman yorumlara katılabilirsiniz ama her Cuma gününde yeni POV için anket açıp, başka karakter povlarına geçtiğimizi unutmayın, birikmesini istemezsiniz. :wink:

Yakaladığınız ipuçları, işaretleri, ilginç ayrıntılar vb. ne varsa alayını bu başlıkta belirtiniz. Sizden ricam ilk olarak tespitlerinizi yazıp, sonrasında diğer tespitler hakkında yorumlarınızı (mümkünse aynı yorumunuzda yoksa daha sonraki yorumlarınızda) cevaplamanız.

Foruma yeni gelen arkadaşlarımız Topluluk Yönergeleri 'ni ve Yazım Kuralları’nı okumadan paylaşım ve yorum yapmasın, aksi halde resmi uyarılar ve sonrasında da yaptırımlar alarak paylaşımları sınırlanır, forumun tadını çıkartmaya imkan bulamazlar. Kurallar, forumda düzenli bir işleyiş ve sağlıklı/verimli sohbetlerin yapılabilmesi içindir, bu yüzden kurallarımıza uymanız konusunda ısrarcıyız, teşekkür ederiz.

Okuyan arkadaşlarımız başlığın altına yoruma başlayabilir.

3 Beğeni

//İlk olarak şunu söylemek istiyorum. Davos povlarında gerçekten ilginç şeyler fark etmiş olsam da, Terkedilmiş varken bu bölümleri incelemek beni fazlasıyla üzüyor. Davos’a oy verenler Kuzey Komplosu için verdiler, bunu biliyorum. Ama biz Kuzey Komplosu’nu forumda defalarca tartıştık ve pek çok konuda ortak bir noktaya da vardık. Bunun aksine forumda kimse Euron’u anmıyor. Teorilerimizi onu dahil etmeden yapıyoruz ve bu büyük hata. Bu adam diyarı kökünden sarsacak ve bizim onun hakkında fikir edinmemiz şart. Şikayetimi yaptığıma göre incelemeye geçebilirim.


Lord, parmağıyla kurdeleye dokundu, mühürlere bakarken kaşlarını çattı. Çirkin bir
adamdı, iri ve etliydi, bir kürekçinin kollarına sahipti, boynu yoktu. Yanakları ve çenesi yer yer
beyazlamış gri kısa sakallarla kaplıydı. Geniş alnının üzerindeki başı keldi. Yumruya benzeyen
burnu kırmızı ve damarlıydı. Dudakları kalındı. Sağ elinin üç orta parmağının arasında bir
çeşit perde vardı. Davos, Uç Kız Kardeş lordlarının bazılarının, perdeli elleri ve ayakları,
olduğunu duymuştu ama bu söylentinin bir başka denizci hikâyesi olduğunu düşünmüştü her zaman.

Hizmetkâr kadın taze ekmek somunu getirdi, fırından yeni
çıkmış ekmek hâlâ sıcaktı. Davos kadının elini görünce, dikkatlice baktı. Lord Godric bunu
gözden kaçırmadı.
“Evet, işaretimizi taşıyor. Beş bin yıldır bütün Borrelller’in taşıdığı gibi. Kızımın kızı."

  • Bu perdeli el ve ayaklar kendilerine ait bir başlık hak ediyor. Yeterince bilgim olsaydı keşke, bahsetmek isterdim. Biri söylemişti, Su Wightları Üzerine Çıkarımlar yazıma uyar bu.

Lord arkasına yaslandı. “Onu serbest bırakın,” dedi “ve eldivenlerini çıkarın. Ellerini
görmek istiyorum.”
Kumandan kendisine söyleneni yaptı. Adam, tutsağının sakat sol elini çekiştirirken tekrar
şimşek çaktı. Davos Seaworth’ün kısaltılmış parmaklarının gölgesi, Tatlı Kızkardeş Lordu
Godric Borrel’in duygusuz ve acımasız yüzüne vurdu. “Herhangi bir adam bir kurdele
çalabilir,” dedi lord, “lâkin bu parmaklar yalan söylemez. Sen soğan şövalyesisin.”

  • İşte size GRRM’den bir hata daha. Davos solakti, bu yüzden Stannis sağ elinin parmaklarını kestirmişti ve Davos bunu merhamet sayıyordu. Net hatırlıyorum, inanmayan Kralların Çarpışması ilk Davos povuna bakabilir.

Ve Darağacı Kapısı’nda, her zaman, iç organları dışarı sarkan asılmış adamlar olurdu.

  • Kapının yapıldığı maddeye bağlı olarak bu bir kurban olabilir. Bu maddeyi vermedikleri için kesin bir şey söyleyemiyorum.

“Yalvaran Salladhor; kralının beni dönüştürdüğü şey bu,” diye sızlanmıştı Salladhor Saan. “Ezik Salladhor. Gemilerim nerede? Ya altın? Bana söz verilen altınlar nerede?” Davos, ödemenin yapılacağına dair güvence vermeye kalkıştığında, Salla patlamıştı. “Ne zaman, ne zaman? Yarın mı, yeni ayda mı, yoksa kızıl kuyruklu yıldız tekrar ortaya çıktığında mı?

  • Kuyruklu yıldızın bir söyleyiş olarak halk diline geçmesi bana ilginç geldi. Yüzlerce yıldır kullandıkları deyişler varken bunu seçmesi ilginç. Sanırım bu bir foreshadowingti.

“Fırtınalar.” Lord Godric bu kelimeyi, başka bir adamın bir sevgilinin adını söyleyebileceği gibi şefkatle söylemişti. “Andallar gelmeden önce, fırtınalar Kızkardeşler’de kutsal sayılırdı. Eski tanrılarımız Dalgaların Leydisi ve Semaların Lordu idi. Her çiftleştiklerinde fırtınalar yaratırlardı.”

  • Bu Dalgaların Leydisi ve Semaların Lordu su büyüsünün bir kolu olabilir. Bana Işıktan Kadın ve Gecenin Aslanı’nı hatırlattılar.

“Kızkardeşler’de krallar olduğu
vakitlerde, cücelerin yaşamasına izin vermezdik. Onları denize atarak tanrılara kurban
ederdik."

  • Bu Kızkardeşler’in kurbanları bence kuzeyli deniz kızlarına gidiyor. Konum olarak onlara daha yakınlar.

"Sunderlandler, Kızkardeşler’i Karaateş İsyanları’ndan ikisinin içine sürüklediler ve
bu yüzden hepimiz korkunç acılar çektik.”

  • Aegon’un Blackfyre olduğu bilgisi diyardan saklanacak olsa da Varys eski Blackfyre destekçilerine haberler yollayabilir. Söz konusu Aegon olduğunda bu haneye dikkat! Burada bahsi geçmiyor ama eski Blackfyre olan bir hane daha var: Yronwood.

Bu yemekte üç çeşit yengeç
var. Kırmızı yengeç, örümcek yengeci ve imparator yengeci. Kızkardeş yahnisi dışında
örümcek yengeci yemem. Kendimi yarı yamyam gibi hissetmeme sebep oluyor.” Lord, soğuk
ve siyah şöminenin üzerinde asılı duran sancağı gösterdi. Sancağa bir örümcek işlenmişti; gri
yeşil zemin üstüne beyaz.

  • Aklıma buz örümcekleri geldi nedense.

Fakat kızkardeş yahnisinin içinde tuzdan daha yabancı baharatlar vardı. “Safran tadı mı
alıyorum?” Safran, altından daha değerliydi. Davos daha önce sadece bir kez safran tatmıştı;
Kral Robert, Ejderha Kayası’ndaki bir ziyafette, ona bir balığın yarısını gönderdiğinde.
“Evet. Qarth’tan geldi. Karabiber de var.” Lord Godric, işaret parmağıyla başparmağının
arasına bir çimdik karabiber alıp yemeğinin üstüne serpti. “Volantis’ten getirilen kırık
karabiber, daha iyi bir şey değil. Eğer kendini biber gibi ateşli hissediyorsan istediğin kadar
al. Kırk kasa karabiberim var. Karanfillerden, muskatlardan ve yarım kilo safrandan söz
etmiyorum bile. Baharatları şehla gözlü bir kızdan aldım.” Lord güldü. Bütün dişleri duruyor,
Davos gördü, ama adamın dişlerinin çoğu sarıydı ve üst çenesindeki bir diş ölüp kararmıştı.
“Braavos’a gidiyordu ama bir kadırganın Isırık’a sürüklemesiyle benim kayalarıma çarptı, işte
görüyorsun, fırtınaların bana getirdiği tek hediye sen değilsin. Deniz, tehlikeli ve zalim bir
şey.”
İnsanlar kadar tehlikeli değil, diye düşündü Davos. Lord Godric’in ataları, Starklar ateş ve
kılıçla onların üstüne çökene kadar korsan krallardı. Bu günlerdeyse, Kızkardeşliler korsanlık
işini Salladhor Saan ve benzerlerine bırakmışlar ve kendilerini enkaz toplayıcılığıyla
sınırlamışlardı. Uç Kız Kardeş’in kıyıları boyunca yanan işaret ateşlerinin görevi, gemileri sığ
sulara, resiflere ve kayalara karşı uyarıp yolu güvenliğe çıkarmaktı ama fırtınalı ve sisli
gecelerde, bazı Kızkardeşli adamlar sahte ateşler yakar ve gafil kaptanları felakete
sürüklerlerdi.

Şu senin Kral Stannis’e gelince; Stannis, Robert’ın baş kaptanıyken
benim limanıma benim iznim olmaksızın bir donanma gönderdi ve beni bir düzine iyi dostu
asmak zorunda bıraktı. Senin gibi adamları. Gece Lambası karardığı için herhangi bir gemi
batacak olursa beni de asacağını söyleyecek kadar ileri gitti.

  • Buz Savaşı ile ilgili bir teori var. Buzdan göle sahte ışık ile Freyleri sürükleyerek Stannis’in savaşı kazanacağını söylüyor. İşte Stannis’in ilham kaynağı. Teoriden haberdar olmayanlar için: https://youtu.be/qok979pP0y4 (İngilizce bilmeyenleri de düşünerek Türkçe kaynak bıraktım. İngilizceniz varsa İngilizcelerden izleyin.)

“Aslan öldü,” dedi Davos ağır ağır. “İşte size gerçek. Tywin Lannister öldü.”
“Öldüyse ne olmuş?”
“Kral Toprakları’nda şimdi kim hüküm sürüyor? Tommen olamaz, o sadece bir çocuk. Ser
Kevan mı?”
Lord Godric’in siyah gözlerinde mum ışığı pırıldadı. “Eğer öyle olsaydı, sen zincire vurulu
olurdun. Kral Toprakları’nda kraliçe hüküm sürüyor.”
Davos anladı. İçinde kuşku büyütüyor. Kendini kaybeden tarafta bulmak istemiyor.

  • İşte tam olarak bu yüzden Aegon çok fazla müttefik kazanacak Westeros’ta.

Lord Godric çenesini ovuşturdu. ‘Yine de… bu dünyada sadece kış kesindir. Bunu babama Ned Stark söylemişti, tam olarak bu salonda.”
“Ned Stark buraya mı geldi?”
“Robert’ın Ayaklanması’nın şafağında. Deli Kral, Stark’ın kafası için Kartal Yuvası’na
adamlar gönderdi ama Jon Arryn adamlara karşı koydu ve onları geri yolladı. Fakat Martı
Kasabası tahta sadık kaldı. Stark, eve dönüp sancaklarını çağırabilmek için dağları geçip
Parmaklar’a gelmek ve onu Isırık’ın karşısına geçirecek bir balıkçı bulmak zorunda kaldı.
Yolda fırtınaya yakalandılar. Balıkçı boğuldu ama adamın kızı, tekne sulara gömülmeden önce
Stark’ı Kızkardeşler’e getirdi. Stark’ın o kızı bir torba gümüşle ve karnında bir piçle bıraktığı
söylenir. Kız, çocuğa, Arryn’ın anısına Jon Kar adını vermiş.
“Belki de öyle olmuştur. Lord Eddard, Kızkardeşler’e geldiğinde, babam benim şu an
oturduğum yerde oturuyordu. Üstadımız, Stark’ın kafasını Aerys’e göndermemiz için ısrar
etti, böylece sadakatimizi kanıtlamış olacaktık. Bu, büyük bir ödül anlamına geliyordu. Deli
Kral onu memnun edenlere karşı ziyadesiyle cömertti. Fakat o sırada, Jon Arryn’ın Martı
Kasabası’nı aldığını öğrendik. Robert, duvarı geçen ilk adamdı ve Marq Grafton’ı çıplak
elleriyle katletmişti. ‘Şu Baratheon korkusuz bir adam,’ dedim. ‘Bir kralın dövüşmesi gerektiği
gibi dövüşüyor.’ Üstadımız bana güldü ve Prens Rhaegar’ın bu ayaklanmayı bastıracağının
kesin olduğunu söyledi. İşte Stark o zaman, ‘Bu dünyada sadece kış kesindir,’ dedi. ‘Başlarımızı
kaybedebiliriz, bu doğru… ama ya başarılı olursak?’ Babam onu kendi yoluna gönderdi,
Stark’ın başı hâlâ omuzlarının üstündeydi. ‘Eğer kaybederseniz,’ dedi babam, Lord Eddard’a,
‘buraya asla gelmediniz.’”
“Tıpkı benim gibi,” dedi Davos Seaworth.

  • Ned Stark’in ağzı iyi laf yapıyormuş. Bence böyle ağzı iyi laf yapan adam normal şartlarda Cersei gibi bir salağa taht oyunlarında yenilmezdi. Ben zaten Ned’in ölümünde Brynden manipülasyonu olduğunu söyleyen teorilere inaniyordum, bu da ona bir kanıt daha oldu.

  • Balıkçının kızı hikayesine gelirsek neden böyle bir hikaye var bilmiyorum. Wylla ve Ashara hikayeleri mantıklı, çünkü Jon Lyanna’nin çocuğuydu ve doğumunu Dorne’da yaptı. Yani Ned Dorne’a bebeksiz girip bebekle çıktı. Ama bu kız… İlginç.


“Şehirler kadınlar gibidir,” diye ısrar ederdi, “her birinin kendine has bir kokusu vardır.” Eski
Şehir, parfüm sürmüş zengin bir dul kadar çiçeksiydi. Lannis Limanı bir sütçü kızdı; taze ve
topraksı, saçlarında duman kokusu. Kral Toprakları yıkanmamış bir fahişe gibi kokardı. Ama Beyaz Liman’ın rayihası keskin ve tuzluydu, biraz da balığımsı. “Bir deniz kızının kokması
gerektiği gibi kokuyor,” derdi Roro. “Deniz gibi kokuyor.”

  • Ben bu alintidaki benzetmeleri ilk okuduğumda gulmustum ve bu alintiyi da tuhaf bir şekilde severim. Hatta bir şehir kokusu tasviri de Tyrion’dan gelsin: Volantis’in yaşlı fahişe gibi koktuğunu söylemişti. Bu bir yana, şehrin deniz kızı gibi kokuyor oluşu deniz kızları saldırıya geçtiğinde önem kazanabilir. Bu aklımızda bulunsun.

Davos, Kar Septi’nin, Yedi’nin uzun boylu heykelleri tarafından desteklenen kubbeli çatısını da görebiliyordu. Manderly’ler Menzil’den
sürüldüklerinde İnanç’ı da kendileriyle birlikte kuzeye getirmişlerdi. Beyaz Liman’ın kendi
tanrı korusu da vardı; artık sadece hapishane olarak kullanılan kadim hisar Kurt İni’nin siyah
duvarlarının ardına hapsedilmiş kökler ve dallar yumağı. Fakat burada umumiyetle rahiplerin
sözü geçerdi.

  • Büvet ağaçlarına suçluların organları asılırdı. Manderlylerin bilgisi olmadan burada kurbanlar gerçekleşiyor olabilir.

Casso Mogat, Dar Deniz’in kırmalarından biriydi.
Annesi Kızkardeşli bir fahişeydi, babası Ibbenli bir balina avcısı.

  • Bu kişi önemli biri değil ama ilginç bir melezlik ürünü olduğunu söylemeliyim. Ibbenliler Hakkında Bilgiler buradan ilginçlik seviyesine bakabilirsiniz.

Davos, taş direkli geçidin altında durdu ve yarım meteliğe bir elma aldı. “Eski
Darphane’de insanlar mı yaşıyor?” diye sordu elma satıcısına.
“Yaşayacak başka bir yeri olmayanlar. Çoğu Beyaz Bıçak’ın yukarısından gelen insanlar.
Horwood Kalesi’nden gelenler de var. Şu Bolton Piçi başı boş kaldığından beri, insanlar
duvarların içinde olmak istiyor. Birçoğu, sırtlarındaki paçavralardan başka bir şeyleri
olmadan geldiler.”
Davos şiddetli bir suçluluk duygusu hissetti. Buraya sığınmak için geldiler, savaşın
dokunmadığı bir şehre geldiler. Ve ben, onları tekrar savaşın içine sürüklemek için ortaya
çıkıyorum. Elmadan bir ısırık aldı ve bunun için de suçluluk hissetti.

  • GRRM’den bir savaş karşıtı paragraf daha.

“Daenerys,” dedi Davos. “İkinci Daeron’un saltanatı sırasında Dorne Prensi’yle evlenen
Daenerys’e ithafen isimlendirilmişti. Ona ne olduğunu hiç bilmiyorum.”
“Ben biliyorum,” dedi ejderhalarla ilgili sohbeti başlatan Braavoslu adam. “Pentos’a
gittiğimizde, Şehla Bakire isimli bir ticaret gemisinin yanma demir attık. Ben hasbelkader
geminin kaptanının kâhyasıyla içki içtim. Kâhya, Qarth’a gelen ve kendisiyle üç ejderhası için
Batıdiyar’a geçiş bulmaya çalışan bir genç kız hakkında tatlı bir hikâye anlattı. Kızın gümüş
saçları ve menekşe gözleri varmış. ‘Onu kaptana bizzat götürdüm,’ diye yemin etti kâhya. ‘Ama
kaptan ne kızı ne de ejderhaları kabul etti. Bana karanfilde ve safranda daha çok kâr olduğunu
söyledi, üstelik baharatlar yelkenleri tutuşturmaz, dedi.’”
Kilerde kahkahalar yankılandı. Davos gülen insanlara katılmadı. Şehla Bakire’nin başına
ne geldiğini biliyordu. Bir adamın dünyanın yarısını geçmesine izin veren ve adam neredeyse
evine varmışken onu sahte bir ışığın peşine düşüren tanrılar zalimdi.

  • Bir önceki Davos povunda Lord Borrell safranı şehla gözlü bir kızdan aldığını söylemişti. Davos’a katılıyorum. Bu gerçekten üzücü. Herkes Corlys Velaryon gibi dokuz yolculuk atlatacak kadar şanslı değil.

Sör Axell Florent, bir maymunu evcil hayvan olarak besleyen bir Targaryen prensinin hikâyesini anlatarak masayı eğlendirmişti. Sör Axell’in iddiasına göre bu prens, maymuna ölü oğlunun giysilerini giydirmekten ve ona bir çocukmuş gibi davranmaktan hoşlanıyordu. Ve zaman zaman maymun için evlilik anlaşmaları öneriyordu. Onurlu lordlar bu öneriyi nazikçe geri
çeviriyorlardı ama elbette ki her zaman geri çeviriyorlardı. “Bir maymun, ipeklere ve
kadifelere bürünmüş olsa bile maymundur,” demişti Sör Axell. “Daha akıllı bir prens, bir
erkeğin işini yapmak üzere bir maymun göndermemesi gerektiğini bilirdi.” Kraliçenin
adamları gülmüştü, pek çoğu Davos’a bakıp sırıtmıştı. Ben maymun değilim, diye düşünmüştü Davos. En az senin kadar lordum ve senden daha iyi bir adamım. Ama bu hatıra hâlâ can yakıyordu.

  • Bu hangi prens acaba? Visenya’nin çok sevdiği bir soytarısı vardı, o ölünce bir maymuna soytarinin kostümlerini giydirmisti. Ama bu iki hikaye birbirinden farklı.

Meclisin duvarları ve tavam, birbirine ustaca bağlanmış ahşap plakalardan oluşturulmuş ve her türden deniz yaratığıyla süslenmişti. Davos yüksek masaya yaklaşırken, siyah yosun yapraklarının arasına gizlenmiş boyalı yengeçlerin, midyelerin ve boğulmuş denizcilerin kemiklerinin üstüne bastı. Duvarlarda, mavi yeşil
boyanmış derinliklerin içinde beyaz köpekbalıkları dolaşıyordu. Yılan balıkları ve ahtapotlar,
kayaların ve batık gemilerin arasında sürünüyordu. Kemerli uzun pencerelerin arasında ringa
ve morina sürüleri yüzüyordu. Daha yukarıda, eski balık ağlarının tavan kirişlerinden sarktığı
yerde, deniz yüzeyi tasvir edilmişti. Davos’un sağında, bir savaş kadırgası sakince gün
doğumuna kürek çekiyordu; solunda, eski ve hırpalanmış bir göke yırtılmış yelkenleriyle
fırtınadan kaçıyordu. Yüksek masanın arkasında, dalgaların altına hapsolmuş bir deniz
canavarı ve gri bir leviathan vardı.

  • Burada iki farklı savaş sonrası tasviri var. İlk tasvir ile ilgili kişisel yorumum var. Bu ringa ve morina sürüleri Titreyen Deniz’de bulunuyor. Titreyen Deniz Hakkında Bilgiler buradan bakabilirsiniz. Bu tasvir Çetinocak ile ilgili bir foreshadowing olabilir. İkincisi ise duyduğum bir teori. Euron krakenları kullanmayı planlıyor olabilir. Teorinin linki: https://youtu.be/9F1RNkJEd1g (İngilizce bilmeyenleri de düşünerek Türkçe kaynak bıraktım. İngilizceniz varsa İngilizcelerden izleyin.)

Davos eliyle gösterdi. “Şu Freyler, Kırmızı Düğün’de oğlunuzun ev sahipleriydi.”
Freyler’den biri öne çıktı; zayıf, uzun, Myr yapımı bir hançer kadar ince olan bıyığının
haricinde temiz tıraşlı bir şövalye. “Kırmızı Düğün, Genç Kurt’un marifetiydi. Gözümüzün
önünde bir canavara dönüştü ve zararsız bir safdil olan kuzenim Çıngırak’ın boğazını
parçaladı. Lord babamı da parçalayabilirdi fakat Lord Wendel araya girdi.”
Lord Wyman gözyaşlarını geri itti. “Wendel her zaman yiğit bir çocuktu. Onun bir
kahraman olarak öldüğünü duyduğumda şaşırmadım.”
Yalanın muazzamlığı Davos’u soluksuz bıraktı. “Wendel Manderly’yi Robb Stark’m
öldürdüğünü mü iddia ediyorsunuz?” diye sordu Frey’e.
“Ve daha birçok kişiyi. Benim kendi oğlum Tytos ile kızımın kocası da onların
arasındaydı. Stark bir kurda dönüştüğünde kuzeyli adamlar da aynı şeyi yaptı. Varglar bir
ısırıkla başka varglar doğururlar, bu gayet iyi bilinir. Benim ve kardeşlerimin yapabildiği tek
şey, onlar hepimizi öldürmeden önce hepsini yok etmekti."
Adam hikâyeyi anlatırken sırıtıyordu. Davos adamın dudaklarını bir bıçakla yüzmek istedi.

  • Bu seride bir sürü saçma şey duydum ama sanırım en saçması bu. Adamlar kendilerinden o kadar emin ki yalan hazırlarken bile gram özenmemişler. Manderlyler Stannis tarafına geçip Freyleri arkalarından şişlediklerinde muhtemelen ben de sırıtacağım.

“O, diyarı kurtarmak için geldi lordum,” diye üsteledi Davos. “Arazilerinizi demiradamlara
ve yabanıllara karşı savunmak için.” Yüksek koltuğun yanındaki Sör Marlon Manderly
aşağılama dolu bir kahkaha koyuverdi. “Beyaz Liman asırlardır yabanıl görmedi ve
demiradamlar bu kıyıları asla rahatsız etmedi. Lord Stannis bizi snarklardan ve ejderhalardan
da koruyacak mı?”

  • Snark ne? Ve bu bir foreshadowing olabilir mi? Stannis’in ejderhalar gelmeden öleceginden emindim ama bu duraksamama sebep oldu. Ama ikisinin de mümkün olduğu bir yol da aklıma geldi. Yaz’ın gördüğü kanatlı yılanı hatırladınız mı?

“Ölüm,”
derken duydu kendini, “evet, ölüm olacak. Kırmızı Düğün’de bir oğul kaybettiniz lordum. Ben
Karasu’da dört oğul kaybettim. Peki neden? Çünkü Lannisterlar tahtı çaldı. Benden şüphe
ediyorsanız Kral Topraklarına gidin ve Tommen’a kendi gözlerinizle bakın. Bunu kör bir adam
bile görebilir. Stannis size ne teklif ediyor? İntikam. Benim ve sizin oğullarınız için intikam.
Kocalarınız, babalarınız, kardeşleriniz için intikam. Katledilmiş lordunuz, katledilmiş kralınız,
doğranmış prensiniz için intikam. İntikam!”
“Evet,” dedi ince ve tiz bir kız sesi.
Ses; sarı kaşlı, yeşil saç örgülü, yarı yetişkin kıza aitti. “Lord Eddard’ı, Leydi Catelyn’i ve
Kral Robb’u öldürdüler. Robb bizim kralımızdı! İyi ve cesur biriydi. Ve Freyler onu öldürdü.
Eğer Lord Stannis onun intikamını alacaksa, Lord Stannis’e katılmalıyız.”

“Verilen sözü biliyorum,” diye üsteledi kız. “Üstat Theomore, onlara anlatın! Fetih’ten bin
yıl önce bir söz verildi. Kurt İni’nde, eski ve yeni tanrıların huzurunda yeminler edildi. Dört bir
yanımız sarılmışken, hiç dostumuz yokken, evlerimizden çıkarılmışken ve hayatlarımız
tehlikedeyken kurtlar bizi evlerine aldılar, beslediler ve düşmanlarımızdan korudular. Bu
şehir, onların bize verdiği arazinin üstüne inşa edildi. Bunun karşılığında, ebediyen onların
adamları olacağımıza dair ant içtik. Stark adamları!”

  • Wylla Manderly’yi çok seviyorum. O yüzden onun beğendiğim bir editini buraya bırakıyorum. (@asoiafedits sayfasından alınmıştır.)

“Ne derseniz deyin. Hangi isimle olursa olsun, Ramsay çok yakında Arya Stark’la
evlenecek. Verdiğiniz sözü tutmak istiyorsanız Ramsay’e biat edin, zira kendisi Kışyarı Lordu
olacak.”
“O asla benim lordum olmayacak! Leydi Hormvood’u onunla evlenmeye zorladı, sonra
kadını bir zindana hapsetti ve kendi parmaklarım yemek zorunda bıraktı.”

  • Bu parmak yeme muhabbetiyle ilgili bir teori duymuştum. Teoriye göre Leydi Hornwood parmaklarını açlıktan değil, yüzülmüş parmağının acısını durdurmak için yemiş.

Kral Edrick Stark kendi diyarını koruyamayacak kadar zayıf
düştüğünde, Basamak Taşı’ndan gelen köle tacirleri Kurt İni’ni ele geçirmişlerdi. Köle tacirleri,
tutsaklarını denizin karşı tarafına göndermeden önce onları kızgın demirlerle dağlamışlardı
ve bu siyah taş duvarlar bütün bunlara şahitlik etmişti.
“Sonra uzun ve zalim bir kış çöktü,” demişti Sör Bartimus. “Beyaz Bıçak dondu, körfez bile
buz tutuyordu. Kuzey rüzgârları uluyarak geldi ve köle tacirlerini kalenin içine hapsetti.
Tacirler ateşlerin başında toplanıp ısınırken, yeni kral onların tepesine bindi. O, Brandon
Stark’tı. İnsanlar ona Buz Gözler derdi, Edric Karsakal’ın büyük büyük torunuydu. Kurt İni’ni
geri aldı, köle tacirlerini çırılçıplak soydu ve onları, zindanlarda bulduğu zincire vurulu
kölelere verdi. Kölelerin, köle tacirlerinin iç organlarını, tanrılara hediye olarak yürek ağacının
dallarına astıkları söylenir.

“Sen hangi tanrılara inanıyorsun?” diye
sormuştu tek bacaklı şövalyeye.
“Eski tanrılara.” Sör Bartimus sırıtmış ve bir kafatası gibi görünmüştü. “Ben ve
benimkiler Manderlyler’den çok daha önce buradaydık. O iç organlarını ağacın dallarına
asanlar belki de benim atalarımdı.”

Kalenin tanrı korusunu geçtiler. Korudaki yürek ağacı öyle büyük ve dolaşıktı ki bütün
meşeleri, karaağaçları ve huşları yutmuş, kendisine yukarıdan bakan duvarları ve pencereleri
kalın dallarıyla kırıp geçmişti. Ağacın kökleri bir adamın beli kadar kalındı. Gövdesinin
genişliği, gövdenin üstüne oyulmuş yüzün şişman ve öfkeli görünmesine sebep oluyordu.

  • Yukarıda kurbanlar olabileceğini söylemiştim. Zaten zamanında yapılıyormuş. Bu Sör Bartimus’a ödül olarak Kurt İni’ni vermişler zaten. Bu adam yüksek ihtimalle kurbanlara devam ediyor. Ben öyle bir izlenim edindim. Hatta ağacın tasviri bu ağacın kurbanlarla sismanlatildigini ima ediyor olabilir.

Lord Davos, bilmiyorsunuz ama siz ölüsünüz.” Robett Glover
şarapla doldurduğu kadehi Davos’a uzattı. Davos şarabı aldı, kokladı, içti. “Nasıl öldüğümü
sorabilir miyim?”
“Baltayla. Kafanız ve elleriniz Fok Kapısı’nın üstüne yerleştirildi. Gözleriniz limana
bakabilsin diye yüzünüz o tarafa döndürüldü. Kafanız kazığa geçirilmeden önce zifte batırıldı
ama şimdiye kadar iyice çürüdünüz. Duyduğuma göre leş kargaları ve deniz kuşları gözlerinizi
yemişler.”
Davos huzursuzca kıpırdandı. Ölü olmak tuhaf bir histi.

  • Bunu ilk okuduğumda çok gulmustum.

“Büyük bir risk almışsınız lordum,” dedi Davos. “Eğer Freyler oynadığınız oyunun farkına
varsalardı…”
“Hiç risk almadım. Şayet Freylerden biri, ağzına soğan sıkıştırılmış adama yakından
bakmak için kapıya tırmansaydı, hata için zindancılarımı suçlar ve Freyler’i sakinleştirmek
için sizi ortaya çıkarırdım.”
Davos, omurgasının ürperdiğini hissetti.

  • Tüm sadakat yeminlerine ve nefretlere rağmen herkes seçeneklerini açık tutabildigi kadar açık tutuyor. Herkesin ilk önceliği ailesi, yeminler değil. Kuzey Starklara sadık olsa da bu da sonsuz değil.

“Wex demirdoğumlu. Theon Greyjoy’un yaveriydi. Wex, Kışyarı’ndaydı.”

  • Demirdoğumluların yaveri olmaz. Bu çocuğu Theon’a ilk verdiklerinde Theon bunu nasıl unuttu ve kabul etti, hala inanamıyorum.

“Ramsay büyük bir avcıdır,” dedi Wyman Manderly “ve kadınlar onun en gözde avlarıdır.
Kadınları çırılçıplak soyup ormana salar. Tazıları ve borularıyla onların peşine düşmeden
önce kadınlara yarım gün mühlet verir. Zaman zaman bazı kadınlar kaçmayı başarır ve
hikâyeyi anlatmak için yaşar. Çoğu o kadar talihli olmaz. Ramsay kadınları yakaladığında
tecavüz eder, yüzer, cesetleri köpeklere yedirir ve derileri yadigâr olarak Dehşet Kalesi’ne
götürür. Ona iyi bir eğlence sunan kadınların önce boğazlarını keser, sonra derilerini yüzer.
Aksi hâlde, tam tersini yapar.”
Davos sarardı. “Tanrılar merhamet edin. İnsan böyle bir şeyi nasıl…”
“Kötülük onun kanında var,” dedi Robett Glover. “O, tecavüzden doğmuş bir piç. Bir Kar.
Çocuk kral ne derse desin.” “Karın böyle kara olduğu görülmüş şey midir?” diye sordu Lord
Wyman. “Ramsay, Lord Hornwood’un arazilerini, lordun duluyla zorla evlenerek aldı. Sonra
kadını bir kuleye kapattı ve onu unuttu. Kadının kendi el parmaklarını yediği söyleniyor…

  • İşte bu yüzden Rickon yaşadığı sürece Jon kral olamaz @YeniAy_Ottoman Biz Jon’u tanıyor ve ne kadar iyi insan olduğunu biliyoruz ama bu lordlar bilmiyor. Jon’u ikinci bir seçenek var olduğu sürece başlarına geçirmek istemeyecekler. Üstelik Ramsay’den, yani bir piçten yeterince çektiler ve ikinci bir Kar’ı istememeleri aşırı önyargılı bir davranış olsa da anlaşılmayacak bir şey de değil.

Wex iki çocuk çizdi… ve iki kurt.”
“Delikanlı, demirdoğumlu. Kendisini göstermemenin daha iyi olacağını düşünmüş,” dedi
Glover. “Dinlemiş. O altı kişi, Kışyarı harabesinde fazla oyalanmamış. Dördü bir yola, ikisi
başka bir yola gitmiş. Wex gizlice kadının ve küçük çocuğun peşine düşmüş. Kurdun onun kokusunu almaması için rüzgâr yönünde kalmış olmalı,”
“Nereye gittiklerini biliyor,” dedi Lord Wyman.
Davos anladı. “Çocuğu istiyorsunuz.”
“Lord Eddard’ın kızı Roose Bolton’ın elinde. Beyaz Liman, Bolton’a engel teşkil etmek için
Ned’in oğluna ve… ulu kurda sahip olmalı. Dehşet Kalesi çocuğu inkâr ederse, kurt sayesinde,
çocuğun bizim söylediğimiz kişi olduğu kanıtlanır. Ücretim bu Lord Davos. Beni metbu
lorduma götür ve Stannis Baratheon’ı kralım olarak kabul edeyim.”

“Çocuk nerede?” Her nasılsa, Davos duyacağı cevaptan hoşlanmayacağını biliyordu.
“Nereye gitmemi istiyorsunuz lordum?”
“Wex. Ona göster,” dedi Robett Glover.
Dilsiz çocuk hançeri havaya attı, yakaladı ve Lord Wyman’ın duvarını süsleyen koyun
derisi haritanın üstüne fırlattı. Hançer titreyerek haritaya saplandı. Çocuk sırıttı.
Davos, yarım kalp atışı zaman için, Wyman Manderly’den onu Kurt İni’ne geri
göndermesini istemeyi düşündü. Hikâyeleriyle Sör Bartimus’a ve ölümcül leydileriyle Garth’a.
İn’de, sabahları tutsaklar bile yulaf lapası yerdi. Ama dünyada, insanların insan etiyle kahvaltı
ettiği başka yerler de vardı.

  • Davos’un Skagos maceraları Kış Rüzgarlarında en merak ettiğim şeylerde başı çekiyor. Bu maceraya dair tahminde bulunmaniza yardımcı olması için size bir link de bırakıyorum: Skagos Hakkında Bilgiler Bıraktığım diğer linklere bakmayabilirsiniz ama buna bakmaniz gerekiyor. Hatta Davos’un yolculuğuyla ilgili hem güldüğüm hem de katıldığım bir yorum vardı. Onu da buraya bırakıyorum.
  • Yukarıda Rickon yaşadığı sürece Jon’u başa gecirmezler demiştim. Ama Skagos hakkında inceleme yapınca bunun zaten çok yakında gerçekleşeceğini çıkarabiliriz. Jon yakında kral olur yani.

//Kuzey Komplosu’ndan bahsetmeyeceğim. Hem diğerleri bahseder, hem defalarca konuştuk, hem de sirf Kuzey Komplosu konusulmak istendiği için Forsaken’in incelenmemesine sinir olduğum için tüm hevesim kaçtı. (Evet protesto etmiş halim bile çok uzun bir inceleme yazdı. Sinirli olsam bile Davos’u seviyorum.)

1 Beğeni

Bu Davos povları senin deniz kızı teorine de yaradı he :joy::joy:
Her zamanki gibi güzel yazmışsın :slight_smile:

1 Beğeni

Aynen. Borrell ve Manderly Hanesi’nden cevherler çıkacak teorim tutarsa

Teşekkür ederim :slight_smile:

1 Beğeni

Su wightları teorisinde Davos’un Karasu’da boğulup su wightı olarak diriltildiğini düşünmüştüm. Bu cümle de gayet ilginç olmuş Davos için.

2 Beğeni

Hiç dikkat etmedim. Çok haklısın. Hatta zaten kemiklerini kaybettiğinden beri tuhaf hissediyor. Sanırım Davos kurban olarak kemiklerini verdi. Bunlar hep şimdi aklıma geldi. Uyardigin için teşekkürler :slightly_smiling_face:

1 Beğeni

Davos I

Dudakları kalındı. Sağ elinin üç orta parmağının arasında bir çeşit perde vardı. Davos, Uç Kız Kardeş lordlarının bazılarının, perdeli elleri ve ayakları olduğunu duymuştu ama bu söylentinin bir başka denizci hikâyesi olduğunu düşünmüştü her zaman.

Manderly Hanesinin armasının deniz kızı olması boşa değil. Daha doğrusu deniz erkeği… :smiley: Elissa da su wightları üstüne bir başlık açmıştı zaten, orada da değinmiştim; bu deniz insanlarıyla bağlantısı olabilir bu hanenin. Titreyen Deniz tarafında yaşayanlar çok acımasız ve sert iken sıcak sularda yaşayan kuzenler onlara nazaran daha iyi imiş. Yanlışım yoksa da efsanelerde deniz insanlarının insan yeme özelliği de vardı. Manderly’nin Freylerden turta yapıp yemesi boşa değil bence, çok tabii bir şeymiş gibi yaptı herif bunu. Zaten denizle de içli dışlı bir hane, Kuzey’deki yegane denizci sayılacak hane bunlar.

Lakin burada bahsi geçen lord, Manderly değil; Vadi’li bir lord. Burada ellerinin perdeli olması bu görüşü destekleyen artı bir argüman bence, doğru ise deniz kızı/insan melezi olabilirler. Yamalı Yüz de buna işaret eden bir şeyler söylemişti. Yani deniz insanı melezleri doğru ise sadece Manderly hanesinden fazlası var.

“Kızkardeşler’de krallar olduğu vakitlerde, cücelerin yaşamasına izin vermezdik. Onları denize atarak tanrılara kurban ederdik…"

Bu hanenin eskiden farklı bir inancı varmış; denizli-semalı iki ilah-karı koca… Genel olarak denizdeki ilahlarına gönderiyormuş kurbanlarını yani demek öncesinde de kurban vardı… Deniz kızları kuramını destekleyen başka bir şey olabilir.

“Sur bunu yapar,” dedi lord. Hizmetkâr kadın taze ekmek somunu getirdi, fırından yeni çıkmış ekmek hâlâ sıcaktı. Davos kadının elini görünce, dikkatlice baktı. Lord Godric bunu gözden kaçırmadı.

“Evet, işaretimizi taşıyor. Beş bin yıldır bütün Borrelller’in taşıdığı gibi. Kızımın kızı. Yahniyi yapan değil.”

5 bin yıl, Uzun Gece’nin üstünden geçen yıl bu… Oldukça eski bir hane yani, gayet mümkün görünüyor. Deniz kızlarııııııııı… :smiley:

İnsanlar kadar tehlikeli değil, diye düşündü Davos. Lord Godric’in ataları, Starklar ateş ve kılıçla onların üstüne çökene kadar korsan krallardı.

Bildiğimiz iyi oldu. :slight_smile:

Bu POV’da yukarıda bahsi geçenler dışında çok kayda değer bir şey olmamış gibi görünüyor; daha çok tarih dersi aldık ki benim hoşuma gitti. Hem Kuzey-Vadi arasında yaşananlara küçük bir kesik hem de Ned’in balıkçı kız hikayesi ile beraber İsyan hakkında küçük bir kesit gördük.

Davos II

Beyaz Liman’ın rayihası keskin ve tuzluydu, biraz da balığımsı. “Bir deniz kızının kokması gerektiği gibi kokuyor,” derdi Roro. “Deniz gibi kokuyor.”

Yukarıdakilere ek olarak hanenin armasına gönderme…

Davos, dik taşların arkasındaki akrepleri, ateş mancınıklarını ve onların arasından bakan arbaletçileri görebiliyordu.

Doğugözcüsü’nde, Cotter Pyke, Davos’a, Lord Wyman’m savaş kadırgaları inşa ettiğini söylemişti.

Dalgakıran duvarının ardındaki iç liman savaş kadırgalarıyla doluydu. Davos yirmi üç gemi saydı. Lord Wyman şişman bir adamdı ama görünüşe tembel bir adam değildi.

Beyaz Liman’a girdiğinde bu ve fazlasını saymıştı, oldukça korunaklı bir bölge. Buradan girmek isteyenler için zor bir yan kapı olduğu kesin… bir ejderhaya da cevap verebilecek akrepleri vs. var görünüyor. İlk kitapta söylediği gibi gemi inşasına da başlamış.

Davos III

Davos yüksek masaya yaklaşırken, siyah yosun yapraklarının arasına gizlenmiş boyalı yengeçlerin, midyelerin ve boğulmuş denizcilerin kemiklerinin üstüne bastı.

Manderly Hanesinin dekorasyon malzemesi olarak boğulmuş insan kemikleri kullanmasını garip buldum. Adamlarda yamyamlık olduğu düşünülür ise o kadar da garipsememek de gerek.

Daha yukarıda, eski balık ağlarının tavan kirişlerinden sarktığı yerde, deniz yüzeyi tasvir edilmişti. Davos’un sağında, bir savaş kadırgası sakince gün doğumuna kürek çekiyordu; solunda, eski ve hırpalanmış bir göke yırtılmış yelkenleriyle fırtınadan kaçıyordu. Yüksek masanın arkasında, dalgaların altına hapsolmuş bir deniz canavarı ve gri bir leviathan vardı.

Sizce bu bir çeşit FS olabilir mi yoksa öylesine eklenmiş bir ayrıntı mı?

"… Genç Kurt mu? O sefil bir köpekti ve sefil bir köpek gibi öldü.”

Balıkadam Meclisi sessizleşti. Davos havadaki soğuğu hissedebiliyordu. Lord Wyman, Rhaegar’a ezilmesi gereken bir böcekmiş gibi bakıyordu ama sonra, birdenbire, gıdısını sallandıracak kadar şiddetli bir şekilde başını salladı. “Evet, o bir köpekti. Bize sadece keder ve ölüm getirdi. Sefil bir köpekti gerçekten. Devam edin.”

Manderly’i cidden takdir ediyorum, herif çok iyi sabretti. Yani şurada anasını belleyecekti ama resmen herif kendini tuttu, hemen rolünü kesti… sonrasını biliyoruz zaten, Frey turtasına çevirdi hepsini. :smiley:

Davos IV

“Sonra uzun ve zalim bir kış çöktü,” demişti Sör Bartimus. “Beyaz Bıçak dondu, körfez bile buz tutuyordu. Kuzey rüzgârları uluyarak geldi ve köle tacirlerini kalenin içine hapsetti. Tacirler ateşlerin başında toplanıp ısınırken, yeni kral onların tepesine bindi. O, Brandon Stark’tı. İnsanlar ona Buz Gözler derdi, Edric Karsakal’ın büyük büyük torunuydu. Kurt İni’ni geri aldı, köle tacirlerini çırılçıplak soydu ve onları, zindanlarda bulduğu zincire vurulu kölelere verdi. Kölelerin, köle tacirlerinin iç organlarını, tanrılara hediye olarak yürek ağacının dallarına astıkları söylenir.

Eski tanrılardan bahsediyorum, güneyli yeni tanrılardan değil. Sizin Yedi’niz kışı tanımaz, kış da onları.”

Davos bu sözlerin doğruluğu karşısında bir şey diyememişti. Kıyıdaki Doğugözcüsü’nde gördüklerinden sonra o da kışı tanımak istemiyordu. “Sen hangi tanrılara inanıyorsun?” diye sormuştu tek bacaklı şövalyeye.

“Eski tanrılara.” Sör Bartimus sırıtmış ve bir kafatası gibi görünmüştü. “Ben ve benimkiler Manderlyler’den çok daha önce buradaydık. O iç organlarını ağacın dallarına asanlar belki de benim atalarımdı.”

“Kuzeyli adamların yürek ağaçlarına kan kurbanları verdiğini hiç bilmiyordum.”

“Siz güneylilerin, kuzey hakkında bilmediği çok şey var.”

Stark Hanesi "Gizli Geçmişi" ile ilgili bir başlık açmıştım, iki ayrı kuram videosunu birleştirmiştim. Neyse bu kısım oradaki argümanlardan biri; Ötekiler ile olan bağı için kullanılmıştı. Ben bunu ilginç buluyorum çünkü dikkat edilir ise Kurt İni ile ilgili hikayede; burası ciddi manada sık el değiştirmiş ve son ki kral da zayıf ve yaşlı olduğu için burayı koruyamamış; özetle Stark hükmünün zayıf düştüğü bir dönem. Daha sonra bir Buz Gözlü Brandon Stark geliyor ama bundan önce sanki bunun alameti gibi uzun ve zalim bir kış çöküyor, aslında İngilizcesi çok hoş WINTER-FELL diyor idi. :smiley: Kuzey rüzgarları ULUYARAK gelmiş, yani uzun ve zalim bir kışın çöküşü bir kurt uluması olarak kuzey rüzgarlarıyla haber edilmiş, winter, fell olmuş. Sonra da BUZ GÖZ lakaplı bir kral Stark çıkıyor ve canlarına ot tıkayıp Kurt İni’ni geri alıyor ve Starj hükmünü yeniden güçlendiriyor; intikam da almış oluyor. Bu yüzden dedim, Stark sözü bir tehdit mi? diye. Stark Tehdidi "Kış Geliyor"

Kalenin tanrı korusunu geçtiler. Korudaki yürek ağacı öyle büyük ve dolaşıktı ki bütün meşeleri, karaağaçları ve huşları yutmuş, kendisine yukarıdan bakan duvarları ve pencereleri kalın dallarıyla kırıp geçmişti. Ağacın kökleri bir adamın beli kadar kalındı. Gövdesinin genişliği, gövdenin üstüne oyulmuş yüzün şişman ve öfkeli görünmesine sebep oluyordu.

Bu konuda da bir kuram var, ne önemi var çok bilmem ama hiç önemi olmasa bile Martin, bunu daha çok lordların ruh halini anlatmak için kullanıyor sanırım… İlk kitapta Kışyarı’nın büvet ağacı, Ned gibi hüzünlü bakıyordu, melonkolik vs. biraz hüzünlüydü sanırım idam sonrası… Daha sonra bu da aynı Mandery’e benziyor, yüzü, şişkoluğu ve öfkesi…

“O hâlde anlıyorsunuzdur.” Wyman Manderly ağır ağır ayağa kalktı. “Bir yıldan uzun süredir savaş gemileri inşa ediyorum. Bazılarını gördünüz ama Beyaz Bıçak’ta gizlenen daha fazla gemi var. Bütün kayıplarıma rağmen, Boğaz’ın kuzeyindeki bütün lordlardan daha fazla koşum atına sahibim. Duvarlarım sağlam ve mahzenlerim gümüş dolu. Eskikale’nin ve Dulkadın Gözcüsü’nün liderliğini ben yapacağım. Sancak beylerim bir düzine küçük lorddan ve arazi sahibi yüz şövalyeden oluşuyor. Kral Stannis’e, Beyaz Bıçak’ın doğusundaki bütün toprakların ittifakını getirebilirim; Dulkadın Gözcüsü’nden Şahmerdan Kapısı’na, Koyunkafası Tepeleri’nden Kırık Dal’ın kaynağına kadar. Eğer bedelini öderseniz, bunu yapmayı taahhüt ederim.”

Wiki’ye baktığımda 50’ye yakın gemi inşası olduğunu söylüyordu, belki daha fazladır bilmiyorum ama adamın savaşa hazırlandığı ve planlar yaptığı ortada… olay şu ki Stannis’i de kullandığı, Davos’u da kullandığı aşikar. Kuzey Komplosu, Bolton ve Freyleri öldürüp, Starkları yerine geri getirmeyi hedefliyor ve bu Wex denen oğlan ne zaman ortaya çıktı bilmem ama bu planın Robb’un öldüğünden beri planlanmaya başladığına inanıyorum çünkü Leydi Mormont ve Glover idi sanırım, Boğaz’a gitmiş, Reed ile beraber oldukları aşikar… İki Dağ Kabilesi reisi, Jon’un yanına gönderildi de çünkü niye geldikleri muamma, Jon bile amaçları olduğunu ama bunun ne olduğunu bilmediğini görüyorum; Rickon’un hayatta olduğunu da öğrenince hemen Davos’tan faydalanmaya yelteniyorlar ki çocuk kurtarılsın, adam iyi bir kaçakçı bu gerçek. Yeni kitapta Kuzeyde daha manyak ve heyecan içeren şeyler olacak bence.

Çıksa da okusak diyoruz yıllardır. :smiley:


YORUMLARA CEVAP

@ElissaFarman

  • Kuyruklu yıldızın bir söyleyiş olarak halk diline geçmesi bana ilginç geldi. Yüzlerce yıldır kullandıkları deyişler varken bunu seçmesi ilginç. Sanırım bu bir foreshadowingti.

Buna söyleşi denmez ama demek istediğini anladım, okuduğum zaman benim de aklıma bir FS olabileceği gelmişti. Aemon ölmeden önce kuyruklu yıldız mı kanayan yıldız mı ne gördüğünden bahsediyordu ve doğrusunu söylemek gerekir ise Ejderha Rüyası olduğu için geçmişten ziyade bir gelecek göndermesi olduğunu düşündüğüm için bir ihtimal yeniden kuyruklu yıldız yahut ona benzer bir şeyler görebileceğimizi düşündüm.

  • Bu Dalgaların Leydisi ve Semaların Lordu su büyüsünün bir kolu olabilir. Bana Işıktan Kadın ve Gecenin Aslanı’nı hatırlattılar.

Aslında bana daha çok Demir adamların inanç şeklini anımsatmıştı. Bu hanenin soyu İlk İnsanlara gidiyor. İlk İnsanlar geldikleri zaman kendi inançları vardı ve zaman içinde Çocukların inancını benimsediler ama demir adam ve bu hane gibi bir iki özel inanç şekli kalmış gibi görünüyor. Gri Kral vb. karakterler de İlk İnsan ve bir ihtimal Uzun Gece öncesine dayanıyor olabilir (ki ölen bir daha ölmez daha güçlü doğar sözünün wightlık işareti olduğunu ve gri kral’ın 1000 sene yaşadığı söylendiği için buradan çıkma olduğunu düşünüyorum). Bu durumda demir doğum ve bu hane (ikisi de denizle içli dışlı dikkat) İlk İnsanların ilk inançlarını yaşatıyor olabilir, farklı ilah isimleriyle?

Fırtına Tanrısı ile Boğulmuş Tanrı; Dalgaların Leydisi ve Semaların Tanrısı ile paralellik gösteriyor. Ufak bir farkı var; demir doğum inancında erkek gibi ve semalarda takılan fırtınayı kendi yaparken diğer hanede dişi-erkek ayrımı yapılmış ve birlikte olmasının fırtına yarattığı söyleniyor. Abooo fırtına ve boğulmuş bu ikisinin çocuğu olmasın? :smiley:

Neyse demek istediğimi anladınız, bir aynı kökten çıkma var, sadece biraz farklılaşma olmuş ama temel aynı gibi.

Aslında biraz düşünüyorum; Essostan gelenler daha çok kara insanları olduğu aşikar, denizden değil yine karadan geldiler… Nasıl oluyor da deniz ile ilgili bir inanç geliştirmiş olabilirler? Bu durumda İlk İnsan öncesinde buraya gelip yerleşmiş insanlar mı vardı, diye düşünmeden edemedim.

  • Aklıma buz örümcekleri geldi nedense.

Denizle içli dışlı olan bir haneye neden örümcek arması? diye sorguladım ben de… Yani yengeç yap madem öyle bu kadar çok yengeç yiyorsunuz… 5 bin yıllık bir hane bu, uzun geceye kadar gidiyor. Buz-Ateş kuramım doğru çıkar ise gerçekten buz tarafında yer alan hanelerden biri miydi eskiden ve yeniden öyle mi olacak? Örümcek buna mı işaret?

  • Ned Stark’in ağzı iyi laf yapıyormuş. Bence böyle ağzı iyi laf yapan adam normal şartlarda Cersei gibi bir salağa taht oyunlarında yenilmezdi. Ben zaten Ned’in ölümünde Brynden manipülasyonu olduğunu söyleyen teorilere inaniyordum, bu da ona bir kanıt daha oldu.

Ben buna katılmıyorum. Tywin de bir zaniye ile yatıp, tuvalette öldü. Jaime’nin kardeşini serbest bırakacağını öngörmesi lazımdı, olağan şartlar bunu yapabilmeliydi ama yapmadı. Gerzek diye mi? Hayır. Zaten insanların felaketini getiren şeyler, yaptığımız saçma sapan hatalar ve kibrimiz ve bazen kimse nasıl iyi niyet göstereceğimizi bilmemekten kaynaklı. En akıllı insanlar bile böyle saçma hatalar yapar, yapar ki insan olduğu belli olsun ve sonuç olarak bir hikaye doğsun. Herkesin zaafları ve zayıf noktaları vardır; en güçlü ve akıllıların bile. Bunlarla sınana kadar her şey tıkırında gider, başarılı oluruz ama böyle anlarda irade ve akıl göstermek zordur ve sonuç olarak ufacık bir zayıflık göstergesi gördüğün bu sonuçları doğruyor. Her şeyin arkasından BR’yi ve cam mumlarını veya başka şeyleri aramaktan vazgeçmemiz gerek.Bazı şeylerde iş başında görebiliriz tüm bunları ama her konuda her şeyde değil. Aksi halde ortada özgür iradesi olmayan tiplerin hikayesini okuruz ki ne manası var ve dahası ne kadar gerçekçi?

  • Balıkçının kızı hikayesine gelirsek neden böyle bir hikaye var bilmiyorum. Wylla ve Ashara hikayeleri mantıklı, çünkü Jon Lyanna’nin çocuğuydu ve doğumunu Dorne’da yaptı. Yani Ned Dorne’a bebeksiz girip bebekle çıktı. Ama bu kız… İlginç.

GRRM hedef çarptırmayı, kafa karıştırmayı çok sever. Bunun için birden fazla yem atabiliyor, bundan kaynaklı olabilir diye düşünüyorum. İnan bana o yemlere düşen insanlar az sayıda değil. Daha geçen biri bana Jon, Lyanna’nın oğlu değil, olamaz diye inatla anlatmaya çalıştı… Tüm o resmi açıklamalara rağmen, evet. Bir başkası bundan önce Ashara’nın oğlu diye bastırıyordu. Balıkçının çocuğu diyen de vardır herhalde.

  • Ben bu alintidaki benzetmeleri ilk okuduğumda gulmustum ve bu alintiyi da tuhaf bir şekilde severim. Hatta bir şehir kokusu tasviri de Tyrion’dan gelsin: Volantis’in yaşlı fahişe gibi koktuğunu söylemişti. Bu bir yana, şehrin deniz kızı gibi kokuyor oluşu deniz kızları saldırıya geçtiğinde önem kazanabilir. Bu aklımızda bulunsun.

Deniz insanı arması olan bir hanenin şehrinin deniz kızı gibi kokması bence gayet yerinde. :smiley:

  • Büvet ağaçlarına suçluların organları asılırdı. Manderlylerin bilgisi olmadan burada kurbanlar gerçekleşiyor olabilir.

Tam olarak sadece suçlu demek için erken, çok net açıklamalar yok. Bran’ın gördüğü geçmişte; WF’de kurban edilen adam suçlu değil, Andallı bir esirmiş misal. Bu yüzden suçlu + düşmanlar kurban ediliyor ama misal yerel insanlar kurban ediliyor mu, bu kısmı merak ediyorum. NK ve karısı Ötekilere kurban veriyor diye ismi silinmiş; evlenmesi etmesi koymamış da kurban vermesi mi oymuş? Kendileri de kurban veriyor. Bunu garip bulurdum. Gerçi şimdi kurban etme yok, bir tek şu yamyam adada falan var sanırım. Bu yüzden kurban bugün kulağa kötü geldiğinden hikayede silme bahanesi olarak bunu görmüş olabilirler de yahut gerçekten sadece düşman esir ve suçluları kurban ederler iken atıyorum bunlar Craster gibi bebek kurbanı mı veriyor da bundan dolayı böyle yapıldı? Yanlışım yoksa şu isminin yazamadığım sur ötesindeki dağlarda(daimi kış topraklarının sınırı olan, haunted ormanı var ya oradaki, coğrafyam kötü hocam idare et :smiley: ) karanlık ilahlara kurban veren Yabanıllar varmış, Thennlerin yaşadığı bölge. Bu yüzden genel manada bahane olarak kurban kısmına şüpheli yaklaşıyorum.

  • Snark ne? Ve bu bir foreshadowing olabilir mi? Stannis’in ejderhalar gelmeden öleceginden emindim ama bu duraksamama sebep oldu. Ama ikisinin de mümkün olduğu bir yol da aklıma geldi. Yaz’ın gördüğü kanatlı yılanı hatırladınız mı?

Çeviren abla da ne olduğunu bilmediği için öyle bırakmış galiba… Ağır, kötü şaka demekmiş İngilizcede.

Bunun dışında Lewis Carrol’un hayali bir yaratığı imiş; köpek ve yılan karışımı; Türkçe’ye KÖPAN (KÖPek ve yılAN) olarak çevrilmiş.

Pekala, tinfoil olmaz ise alın size kuram. :stuck_out_tongue:

Kurt, köpeklerin atasıdır. Köpek derken kurda gönderme yapılmış olabilir. Ejderha ise özünde devasa yılanları ifade etmek için kullanılır, dragon gelimesi su yılanı kelimesini ifade eder aslında. YILAN (yıl, bile yılan’dan gelir) haliyle ejderhaya gönderme olabilir. Bu durumda karşımızdaki SNARK da KURT-EJDERHA yani Jon Snow! :smiley:

Lakin asoiafta görünüşleri nasıl bilmiyorum. Sur ötesinde haounted ormanında yaşıyorlarmış, efsane imiş. Snarks - A Wiki of Ice and Fire

Jon’un kral olma meselesine tekrar değinmeme gerek yok, beni etiketlediğini şimdi gördüm daha :slight_smile: Yani aynı şeyleri yazacağım, sen de aynı şeyi yazıyorsun, manası yok.

1 Beğeni

Peki dirildiğini kabul edersek Azor Ahai olma ihtimali yok mu? Duman ve ateş, karanlık ve kırmızı yıldız? Kurbanları parmakları da olabilir oğulları da (yanlış hatırlamıyorsam 3 oğlu ölmüştü Karasu’da) olabilir.

Karasu Savaşı sırasında kızıl yıldız çoktan gitmişti. Gitmeseydi bayağı uyuyormuş aslında, sen soyleyince fark ettim.

Arkadaşlaf Pov laf nerede? Okumak istedim fakat 2. Mesajtan itibaren parça parça var yardımcı olur musunuz?

  1. kitapta var. Aradan araman gerekir biraz. Forumda yok. Forumda sadece 6. kitaptan alıntılar var.