Sansa ve Hayali Öpücük


#1

GRRM’in söyleşisini ararken Sansa ile ilgili bazı açıklamalara denk geldim, sonra bu açıklamalardan bazılarını daha önce duyduğumu hatırladım. Derken biraz net üzerinde kısa bir araştırma yaptım. Sizinle paylaşıp, fikirlerinizi almak istiyorum.

Şimdi-bilhassa Sansa sever arkadaşların- yukarıdaki resmi görünce; “Bu ne la?” dediğini duyar gibiyim. Bana laf etmeyin, Sansa’nın anısı bu…“Ne zaman olmuş bu?” diye soracaksınız, işte tüm mesele de bu…

(Aslında ilk kez Sansa ile ilgili bir konu açıyorum, genelde Arya ve Jon delisi olduğum düşünülürse, kendim bile garip hissettim. :blush: )

Şimdi Kralların Çarpışması kitabında, Karasu Savaşı sırasında Sandor Clegane(nam-ı diyar Tazı), Kral’ın Şehrinden kaçmadan önce doğruca Sansa’nın odasına gidiyor; yatağına yatıyor ve onu bekliyor.

“Burayı neden geldiniz?”
“Bana bir şarkı sözün vardı küçük kuş, unuttun mu?”
Adamın ne demek istediğini anlamamıştı. Şimdi şarkı söyleyemezdi ona, burada, gökyüzü alevlerle doluyken ve yüzlerce, binlerce adam ölürken. “Söyleyemem,” dedi. “Bırakın, beni korkutuyorsunuz.”
“Seni her şey korkutuyor. Bana bak. Bana bak.”
Kan, yaralarının en kötülerini örtmüştü ama gözleri beyazdı, kocamandı ve dehşetle doluydu. Ağzının yanık köşesi seğirdi ve tekrar seğirdi. Sansa adamın kokusunu duyabiliyordu; ekşi ve tatlı şarap, bayat kusmuk ve hepsini bastıran leş kokulu kan, kan, kan.
“Seni koruyabilirdim,” diye hırladı. “Hepsi korkuyor benden. Bir daha kimse incitemezdi seni, onları öldürürdüm.” Sansa’yı kendine çekti, bir an için adamın onu öpeceğini düşündü Sansa. Karşı koyamayacağı kadar güçlüydü. Bir an önce bitmesini isteyerek gözlerini kapadı ama hiçbir şey olmadı. “Hâlâ bakmaya dayanamıyorsun, değil mi?” dediğini duydu Tazı’nın. Adam kolunu sertçe büktü. “O şarkıyı istiyorum. Florin ve Jonquil demiştin.” Hançeri dışarıdaydı, Sansa’nın boğazında duruyordu. “Söyle küçük kuş. Küçük hayatın için söyle.”

Daha sonra ise Sansa bir iki kere bu olayı hatırlıyor ama olay hiç de gerçekleştiği gibi değil.

Tazı’nın lekelenmiş beyaz pelerinini sedir ağacından yapılmış sandığının içine, yazlık ipeklilerinin altına gizlemişti. Pelerini neden sakladığını bilmiyordu.

Beni öptü ve beni öldürmekle tehdit etti ve ona bir şarkı söylememi sağladı.

Çocuğun dudakları onun dudaklarına değerken, Alayne kendini başka bir öpücüğü düşünürken buldu. Adamın zalim ağzı onun ağzına kapanırken kendisini nasıl hissettiğini hâlâ hatırlıyordu. Yeşil ateş gökyüzünü doldururken, adam karanlıkta Sansa’nın odasına gelmişti.
Bir şarkıyla bir öpücük aldı ve bana kanlı bir pelerinden başka bir şey bırakmadı.

GRRM, kendisine bu konuda sorular sorulduğunda şöyle cevap vermiş.

The Lion’s Paw / Lion’s Tooth business, on the other hand, is intentional. A small touch of the unreliable narrator. I was trying to establish that the memories of my viewpoint characters are not infallible. Sansa is simply remembering it wrong. A very minor thing (you are the only one to catch it to date), but it was meant to set the stage for a much more important lapse in memory. You will see, in A STORM OF SWORDS and later volumes, that Sansa remembers the Hound kissing her the night he came to her bedroom… but if you look at the scene, he never does. That will eventually mean something, but just now it’s a subtle touch, something most of the readers may not even pick up on.

Here’s a really particular question (which I realize means it probably won’t get asked in a general interview): In A Storm of Swords, there is a chapter early on where Sansa is thinking back to the scene at the end of A Clash of Kings when The Hound came into her room during the battle. She thinks in the chapter about how he kissed her, but in the scene in A Clash of Kings, this actually didn’t happen. Was that a typo or something? —Valdora

It’s not a typo. It is something! [Laughs] ‘‘Unreliable narrator’’ is the key phrase there. The second scene is from Sansa’s thoughts. And what does that reveal about her psychologically? I try to be subtle about these things.

My question is - what do you think the significance of her memory lapses is?

GRRM asks: “What does that reveal about her psychologically?” What do you think?

İngilizce bilmeyenler için özetlersek; genel olarak bu yanlış hatırlamaların kasıtlı olarak yazıldığını ve şu an okuyucuların anlayamadığı küçük dokunuşlar olduğunu söylemiş.

Sonrakinde ise Sansa’yı ‘güvenilmez anlatıcı’ olarak nitelendirmiş ve hafıza kaybının önemi nedir? sorusuna karşılık soruya soruyla karşılık vermiş. “Bu onun psikolojisi açıdan ne anlama geliyor? Ne düşünüyorsun?”

Aslında bunca zaman hiç Sansa’nın bu psikolojisi üstünde durmadım, aklıma gelmeyi bırakın dikkatimi bile cezbetmedi. Hatta kitapları ilk okuduğumda Tazı’nın onu öpmediğini unutmuş, onun açısından okuyunca yine, öptü sanmıştım. :smiley:

Yazarın, ‘güvenilmez anlatıcı’ ve ‘psikolojisi açısından nedir?’ sözlerine karşılık sizin fikriniz nedir?

Genel olarak Sansa, Tazı’yı korkutucu bulan biriydi ama son karşılaşmalarında bıraktığı pelerine-üşüdüğü için- sarılmış, daha sonra pelerini saklamış, üstüne zaman zaman gözleri Tazı’yı aramış ve “keşke burada olsaydı” yahut “beni tecavüzden Tazı kurtardı, serçeparmak, değil.” diyerek olumlu düşünce ve anılar aktarmıştır. Hatta “Bir şarkıyla bir öpücük aldı ve bana kanlı bir pelerinden başka bir şey bırakmadı.” sözü bile sanki terk edilmiş sevgili havası verdi.

Acaba Sansa, içten içe bu adama aşık mı oldu yoksa kızın psikolojisinde çok ciddi bir sorun mu baş gösteriyor? Yazar “Okuyucunun daha anlayamadığı ufak dokunuşlar bunlar.” diyor, yanlış hafıza/anılar için.

Bunca zaman Sansa’nın sadece LF’nin taht oyunları için kullanacağı bir piyon olacağı ve Kışyarı’nda da Jon’a karşı bazı hareketlerde bulunacağını düşünerek yapacaklarını sınırlamıştım ama bunları okuyunca sanki bunlar dışında daha fazla, daha farklı şeyler ile karşımıza çıkacak gibime geliyor.

Bu da romantik mi platonik mi sorusu üzerine yazarın cevapları.

Moreta12: I understand, I’ve heard your opinion on that. In ACOK, it seems that the relationship between the Hound and Sansa had romantic undertones. Is that true?

GRRM: Well, read the book and decide for yourself.
Moreta12: I’ve read the book and I’ve debated those particular scenes with a few others. Half say that it’s romantic and half say it’s platonic. I’ve taken the romantic stance.

GRRM: It could be very different things to each of those involved, mind you.

Genel olarak ne hayır ne de evet, dememiş. Kaçamak cevaplamış. :slight_smile:

EKLEME: Az önce bu konunun tartışıldığı forumda gezinirken gördüm. Aslında Sansa daha 1. kitapta arza vermeye başlamış.

“It’s not the same,” Sansa said. “The Hound is Joffrey’s sworn shield. Your butcher’s boy attacked the prince./“Bu aynı değil,” dedi Sansa. "Tazı Joffrey’nin yeminli kalkanı. Kasap oğlan prense saldırdı. ”

Biliyoruz ki aslında Arya saldırdı.

Diğer yandan kitaplardan şu iki cümleyi de örnek vermek istiyorum;

“Mutlaka birini bulursun,” dedi Jon. “Kral Toprakları gerçek bir şehir, Kışyarı’ndan binlerce kez büyük. Kendine talim yapacak birisini bulana kadar avlularda eğitim yapanları izle dikkatle. Sürekli koş, at sür ve iyice güçlen. Ve ne yaparsan yap, asla…”

Arya cümlenin devamını biliyordu. İkisi aynı anda söylediler.

“Sansa’ya… asla… söyleme!”

İlerleyen kitaplarda Arya, Braavos sahnelerinden birinde bu son cümleyi tekrar hatırlıyordu Jon’un… Besbelli ki burada Sansa’nın güvenilmez bir karakter olmasına işaret edilmiş; nitekim sonraki eylemleri bunu gösterse de kast edilen güvenilmez karakter meselesinin “güvenilmez anlatıcı” meselesine ithafen olabileceğini düşünüyorum.


#2

Şimdi öncelikle şunu söyleyim evet littlefinger ona bunları diyor ama sonrasında zaten herkesin başta piyon olduğundan bahsediyor ve taht oyunları 101 dersi vermeye başlıyor. Kuklaya kukla olduğunu söylemez ve ipleri göstermezsin yoksa anlamı kalmaz ama Peter yapıyor bunu. Peter’ın Sansa’ya karşı kesinlikle zaafı var. Zaten her şeyin kız yüzünden başladığını düşünürsek anasını alamadık bari kızını alalım kafasında ancak kendisinin eşi olacak olan kişinin ona denk olmasını istiyor. Yani kısaca Peter Asoiaf Evreninin Frank Underwood’u. Kendi Claire Underwood’unu yaratmaya çalışıyor. Ancak son kitabın ilk düşünülen adının Time for Wolfs olduğunu düşünürsek Sansa diğer Stark çocukları gibi güzel bir geri dönüş yapacak ve ailesinin mahvolmasında ciddi katkısı olmuş olan bu adamın sonunu getirecek. Yani kendisinin dengi yapmayı planladığı bu insan kendisiyle birlikte tahta yürümek yerine ailesini tarafın seçecek. Ayrıca hatırlarlarsanız kendisi Robert oyuncağı ile kardan kışyarını yıktığı sırada dev bebeği alıp parçalıyordu. Baelish hanesinin sembolü ne? Dev.

Tabi bunlar biraz daha temenni gibi gelebilir teoriden çok. Ama ben öyle olmadığını düşünüyorum. Peter’ın bu kızı kendine denk yapmaya çalıştığı bir gerçek ve piyon vezir olduğu zaman Peter’ın yanında olması için bir sebep de yok.

Her neyse konuya dönelim, Sansa pek düzgün bir hayat geçirmiş birisi değil. Hafıza sorunları çekmek için gayet uygun bir yapısı var. Ancak küçük dokunuşlar lafı muhtemelen bundan fazlasını ihtiva ediyor. GRRM tüm Stark çocuklarında warglık özelliği olduğundan bahsetmişti. Sansa’nın kurdu öldüğü için kurt rüyaları göremedi ama bu Warg özelliğinin yok olduğu anlamına gelmez. Seri sonuna doğru bir yerden çıkması lazım. Bence bu küçük dokunuşlar meselesi yavaştan warglık özelliğinin oluşmaya başlamasıyla ilgili olabilir.


#3
  1. kitabın açılış sahnesinden anladığımız kadarıyla warg olan kişiler bunu daha çocuk yaşlarda açığa vuruyordu. Lakin Stark çocuklarının kanlarındaki bu özellik Ulukurtlar ile tetikleniyor. Hatta daha belirgin olursak Leydi’nin ölümünden sonra Bran komasından çıkıyor (sanırım ölümünü hissediyordu) ve uyanıyor(gördüğü rüyadaki karga, Kan Kuzgunu idi. Onun şeyiyle de uyanmış olabilir.) ve ondan sonra Bran, Rickon ve Jon’da warg özelliklerini görmeye başlıyoruz. Robb’un da tetiklendi mi POV’u olmadığı için bilmiyoruz(muhtemelen o da kurt rüyası görüyordur) ama Sansa’nın hiç tetiklenmedi, kurdu öldü çünkü. Arya’nın kurt rüyaları ise KL’den kaçtıktan sonra başladı. Yani hepsi aynı anda ortaya çıkmadı ama bir sene içerisinde ortaya çıktı.

Sansa’nın warg özelliğinin tetiklenmesi ile ilgili olabilir mi? Sanmıyorum. Olmayan şeyleri olmuş gibi hatırlamak, warg alameti değildir; kurt rüyaları görmek ya da gelecekle ilgili şeyler görmek rüyada yahut hayvanların içine girmektir warg alametleri.

Sansa’nın kötü şeyler yaşamış olmasına bağlayabilir miyiz? Onu da sanmıyorum. Sebep?

EKLEME: Az önce bu konunun tartışıldığı forumda gezinirken gördüm. Aslında Sansa daha 1. kitapta arza vermeye başlamış.

“It’s not the same,” Sansa said. “The Hound is Joffrey’s sworn shield. Your butcher’s boy attacked the prince./“Bu aynı değil,” dedi Sansa. "Tazı Joffrey’nin yeminli kalkanı. Kasap oğlan prense saldırdı. ”

Biliyoruz ki aslında Arya saldırdı.

Görüldüğü gibi daha burada olmayan şeyi olmuş gibi hatırlıyor ve buna da gayet inanıyor.

Sandor’a romantik şeyler besliyor mu beslemiyor mu vs. inanın bilmiyorum ama kesinlikle bu hafıza sorununun romantizm ile alakası yok. Zaten yazarın ‘ufak dokunuşlar’ ve ‘Sansa güvenilmez bir anlatıcı’ demesinin nedenleri bu işin altından bu tahminlerden çok daha farklı bir şey çıkacağını gösteriyor.


#4

Evet olmayan bir şeyi olmuş gibi hatırlamak warglık alameti değil. Ama sadece şimdilik değil. Sonradan başka gerçekler ortaya çıkabilir bununla ilgili.

Bana kalırsa o olayın bunla alakası yok. Sansa pek çok kez zor durumda kalınca yalan söyleyebilen bir karakter. Zaten babası da bu sebebi açıklamıştı Arya’ya.


Martin bize her şeyi söylüyor
#5

Daha önce buraya uzun bi yazı yazmıştım sansa ile tazının arasında bir şeyler var mıdır diye. Ben açıkçası olduğunu düşünüyorum ama ileri ki kitaplarda bu ortaya çıkar mı bilmiyorum. Arya’nın Tazıyla olan povlarına baktığında aslında adamın Sansa’ya ilgisi olduğunu çıkartabiliyorsun bence. Olmayan öpücüğü yazarın olmuş gibi ileri ki kitaplarda hatırlatması, dahası Sansa’nın durduk yere Sandor’u hatırlaması bana hep aralarında romantik bir şeyler olması gerekirmiş gibi hissettiriyor. Kasabın oğlu konusunda da; bence Sansa orada olayı manipüle ediyor gibi. Zaten vadide ki povlarına bakınca bu işlerde iyileştiğini görebiliyoruz.
Yada şu koskaca, kasvetli got evreninde ruhum klasik güzel/çirkin romantizimine ihtiyaç duyduğu için her şeyi birbiriyle alakalı gibi görüyor olabilirim.


#6

ilk olarak Martin 'in eseri ile ilgili söylediği herşeye inanıyormusunuz ? ben inanmıyorum sağ gösterip sol vurarak bizi farklı beklentiye sürüklerken bambaşka bir şekilde şaşırtıyor
Sansa 13 yaşında hala ve ailesi kendini koruyacak hiç bir özelliği olmayan bir kız sadece eğitildiği bildiği şeylere sarılan bir kız
düşmanın elindesiniz başka bir düşman gelmiş savaşın ortasında kalmışsınız bir şekilde en güvende olacağınız yere varıyorsunuz ordada başka bir tehlikenin sizi beklediğini düşünün naparsınız beyninizi kapamazsınız ? Biran önce olsun bitsin herşey demezmizisiniz Sansa işte bundan yanlış hatırlıyor Öpücüğü
İkinci öpücüğe gelince yanlış hatırlamıyorsam Lf onu öptüğünde yapıyordu bunu yine aynı mantık o an o şeyi hatırlamak yaşamak istemiyor beyin en uygun anıya kendini atıyor
yine aynı şekilde korktuğu yaşamak istemeyipte yaşadığı katlandığı


#7

İlk 5 kitap boyunca bir warg nedir ve ne değildiri işledi, yazar. 5. kitabın açılışı ise sırf buna özel bir bilgi içindi. Elbette bir de işin başka boyutu da var ama konumuz değil. Diğer yandan warg özellikleri ve yeteneklerini göz önüne aldığımızda hafıza kaybı ya da farklı şekilde olayları hatırlamak hiç de warg olmakla alakası olacak/çıkacak bir şey değil/olamaz da. “Belki ileride bir yerden bir şey çıkar?” sorusu, oldukça afaki bir soru. Mevcut verilerden yola çıkarak olasılık üretmeliyiz, olmayan veriden o da olur bu da olur şu da olur, diyerek bir yere varılamayacağı gibi çok manyakça ve akıl almaz şeyler de üretebiliriz.

@Mioni @Symmachus
Yalnız Sansa, en başta kime yalan söylüyor? Babasına, krala ve çevredeki herkese. Arya zaten olayın başkahramanı ve saldırı yapan kişi; gerçeği bilen üç kişiden biri. Lakin Arya’ya diyor ki;“Senin kasapçının oğlu, Prens’e saldırdı.” Saldıran Arya, bunu söylediğin kişi Arya… Anlatabildim mi? Arıza burada başlamış. Lakin sanırım bir tek burada böyle bir sorun var 1. kitapta.

Diğer yandan Sansa; romantik şarkılara, iyi kalpli prenslere, kahraman şövalyelere ve aşk hikayeleri ile kafayı bozmuş, olağan bir genç kız. Manipüle gibi şeyler için hem yeteneksiz hem de bilgisiz, hem kimi manipüle ediyor? Arya’yı mı? Bu yeteneğe daha sonra Vadi’de LF’nin eğitimleri ile yavaş yavaş edinip, öğreniyor. Öncesinde de KL’de görüp duydukları temel oluşturmuş olabilir. Bilhassa Cersei’yi gözlemleyerek.

Şimdi kocaman adamın ağzından çıkan her şeyin yalan olduğunu düşünmek vs. paranoyakça bir hareket olur. Kaç sözünden kaçı yalan çıkmış da elimizdeki veriye göre bu da şu kadar ihtimal ile yalandır! diyebiliriz?

GRRM, bazı şeyleri kökten kestirip; evet öyle ya da hayır, öyle değil, diyen biri olduğu gibi; açık açık ifade etmek istemediği şeylere karşı da politik cevap veren; ne onaylayan ne de reddeden biri.

Sansa için ‘güvenilmez anlatıcı’, ‘o hatalar kasıtlı oraya kondu.’, ‘Bu onun psikolojisi açıdan ne anlama geliyor?’ diyor ise, bu hatalı hafızanın altında bir şey çıkmasını bekleyeceksin.

Biz tahminlerde bulunmaya çalışıyoruz ama ben romantik bir meseleden ziyade zihinsel bir şey olduğunu düşünmeye başlıyorum(bundan kastım kafayı yedi, manasında değil. Atıyorum misal kızın içinde bir LF varmış, ortaya çıkıyormuş. :smiley: ). Yine de yazar "şu an okuyucunun anlayamayacağı küçük dokunuşlar bunlar." dediği için kolay kolay kestirmesi mümkün olmayan bir şey mi çıkacak altından, diye merak ettim. Bu yüzden çok kötü şeyler yaşadı, ondan zihni böyle arza veriyor yahut Sandor’a romantik duygular besliyor, şeklinde tahmin edilmesi kolay şeyler olduğunu sanmıyorum.


#8

ailesi için onlar haindi diyerek başladı bence henüz 12 yaşında en büyük manipülatörlerin arasında kaldı ne yapacaktı nasıl gelişecekti karakteri
Yalnızca Cercie değil LF Varys hatta saraydaki önemsiz ladyler belki Tyrellerden bile öğrendi birşeyler

ben yalan demedim ama söylediği herşey % 100 doğru olacak diye bişey yok
ben söylediği herşey birebir çıkacak gözü ile bakmıyorum
küçük dokunuşlar evet nasıl bir manipülatör olacağının ben 6 da belki 7 de artık ailesi için bu manipülatörlüğünün ortaya çıkacağını düşünüyorum
kızacaksın ama 1. kitaptaki olayın o şekilde döndermesini kuzeye jon a dönmemek için yaptığını bile düşünüyorum
LF nin vadi istidacı (inş doğru yazdım) lordlarını nasıl oyuna getirdiğini çözmüştü Onun artık ailesi ile arasına birşey giremeyecek bence
Sansayı seviyorsun kayırıyorsun diyorsun ondan artık büyük vurgunlar süprizler beklediğimden böyle yapıyorum


#9

Nokiss diyorlardı fanlar bu olaya galiba ya da bu tarzda bir şeydi.


#10

Manipüle demek, insanları kendi arzu ve isteğidiği yöne doğru yönlendirmektir. Sözlü hatta bedensel hareketler ile bile olabilir. Bu kendi içinde yalanı da barındırabilir, olayları çarptırmayı da yahut tamamen doğrular üzerinden de olabilir. Tamamen manipüle etmek istediğin kişilere ve olaylara ve elindeki bilgilere dayalıdır ve ağırlık insan psikolojisini etkileme ile ilgilidir, manipüle etmek. Sansa, bilhassa 11 yaşında iken, manipüle etmenin ne demek olduğunu dahi bilecek biri değil, doğal olarak. Onun yaşam evreni çok başka.

Senin bahsettiğin “Ailem haindir.” sözü, manipüle etmek değil, YALAN söylemektir ki böyle bir alışkanlığı olduğunu KL yolunda kasap oğlu ve Joff meselesinde zaten çok kez gördük. Zaten hiç kimse de ona inanmıyor; “Buradaki herkes senden daha iyi yalancı.” sözünü unutma. Cersei bile bu yalan karşısında küçümseyici bakışlar atıp, laf soktu kaç kez.

Manipüle ettin mi adamı Tyrion gibi edeceksin; Aegon’u nasıl da yolladı Westeros’a. Yemledi ve o da oyuna geldi, manipüle edildiğinin dahi farkında değil.

Sansa şu an bile tam olarak manipüle etmeyi bilmiyor, olsa olsa LF’den öğrenme aşamasında. Manipüle ettiğini söylemeye en yakın kişi Tatlı Robin; o da zaten hastalıklı bir çocuk. 6. kitapta da şu Harry denen çocuğu seksapelitesi ile manipüle edeceğini göreceğiz, en azından yavaştan başladı; oğlan tongayı yutacak gibi, hatta yuttu gibi. :slight_smile:

Fark etmiyor, yola çıkış şeklin yine yanlış; Kaç sözünden kaçı yalan çıkmış da elimizdeki veriye göre bu da şu kadar ihtimal ile yalandır! diyebiliriz? sözü hala geçerli. Kaç tane yalanına denk geldin de bir kısım da olsa söylediği şeylerin yalan olduğuna ya da bu söylediğinin yalan olduğuna kanaat getirebilirsin?

Ayrıca adam Sansa’nın bu meselesinde neden yalan söylesin? Neden GİZEMLİ konuşsun? Yani bu kadar olasılık dışı ya da çok düşük ihtimal geliyor senin için Sansa’ya manyak şeyler planlaması? Bu adamın en sevdiği karakterlerin başında Tyrion geliyor; Tyrion’un tipini gördün mü?

Resim biraz mübalağalı çirkinlikle çizildiğini düşünsem de tipi bu(genel olarak çirkin betimleniyor aslında)

Yaşadıkları da ortada; en sevdiği karakterine yaptıklarına bak; dahası en çok sevilen ve çok önemli olan karakterlerin ölmesi, ölüm şekilleri de göz önüne alınır ise Sansa’nın LF yanında güvende olduğunu ve her şeyin güllük gülistan olup(arada ufak sıkıntılar yaşamakla beraber), seri sonunda da büyük aşkı ile evlenip kraliçelik makamına oturmasını hayal edersen çok iyimser biri olduğunu düşünürüm. Büyük Beşli de deniyor Tyrion’un içinde olduğu öbeğe; Jon, Arya, Dany, Bran ve Tyrion. Onun sevdikleri gibi düşünebilirsin bunları. Daha az sevdiklerine neler yapmaz, sen düşün. Yani ben “içinden bir LF çıkmaya da işaret edebilir.” söyledikleri desem de tahmin edilmesi zor bir delice durumun içine gireceğini düşünüyorum.

Benim kafama ne takıldı asıl biliyor musun?

“Güvenilmez anlatıcısı.” sözü… Yalan söylemeye o kadar kaptırmış ki bir noktadan sonra gerçekleri kendi hafızasında şekil değiştirmiş.

Aklıma Jon’un 1. kitapta Arya’ya veda ettiği sahnede; “Sansa’ya söyleme!” sözü geldi. Bir kez söylenmiş olsa, üstünde durmam; kılıcı öğrenir ise söyler babaya, diye böyle söyledi der, geçerdim. Lakin 4. ya da 5. kitapta Arya, Jon’un bu sözünü, konu ile alakasız olan bir şekilde, yeniden hatırlıyor. Bu açıklamalar ve hafıza değişikliği ile bağlantılıymış gibi geldi bu yüzden.

Gerçekten merak ediyorum ne planladı Sansa için? Benim aklıma sadece çok fena bir karaktere dönüşeceği, geliyor. Yani böyle LF gibi ama belki daha beter birine… Sansa karakterinin Ötekiler ile olan mücadelede bir katkısı olamaz, savaşçı vs. değil, ejderhası yok… Bu durumda yazar onu, entrika işlerinde kullanmak isteyecektir, aksi durumda hikayede fazlalık olmaktan öteye gitmez, sıkıcı olur. POV sahibi bir karakterden bahsediyoruz sonuçta.

Kızmam için önce cümleyi anlamam gerek. Anlamadığım için kızsam? :stuck_out_tongue: Şaka şaka, anlamadım cidden.


#11

Evet haklısın ama bu zaten olmayan bir şey. Yazar henüz olmayan bir durum hakkında demiş. Yani bu mesele her neyse geçmişte olmuş bir şey değil. Sizin de dediğiniz gibi çok afaki şeyler üretilebilir. Sansa aslında kanatlı kuzgunmuş falan da denebilir. Ama serinin mantıksal örgüsü içinde düşünülürse ihtimaller daha fazla azalıyor. Sizin dediğiniz gibi bu henüz olmayan şey sadece gizli aşk da olabilir. Ancak Starkların en göze çarpan özelliği warglık. GRRM açık bir şekilde hepsinin Warg olduğunu söyledi. Warglık ise ruhtur, astraldır, zihindir bunlarla ilgili. Sansa’nın hafızasında bozukluk olmasının nedeninin bu warglık meselesiyle ilgili olması yüksek ihtimal.

Diğer meseleye gelince, seri başından beri bu kız zora düşünce su gibi yalan söylüyor. Evet bunu beceriksizce yapıyor ve saf. Ancak potansiyeli var. En iyi edebiyatçılar bile yazmayı öğrenirken beceriksizdir.


Bir Krallığın Kaderi: Jon ve Sansa
Bir Krallığın Kaderi: Jon ve Sansa
#12

Anladım galiba demek istediğini. Yani, yeteneği ortaya çıkmaya çalışıyor ama çıkmakta zorlanıyor ve bu da bu tarz zihinsel şekilde arızalarla mı kendini belli ediyor? 20’lik dişin çıkma ızdırabı gibi?

Tamamen göz ardı etmeyeceğim ama Sansa’nın şu saatten sonra warglık yeteneğinin ortaya çıkmasının hikayede ne gibi bir faydası olabilir? Yazar, neden bu kadar gizemli bir şekilde, 5 kitap boyunca minik minik dokunuşlar yapsın böyle bir olay için? Bunu da düşünmek gerekir. Ayrıca “Daha okuyucunun fark edemediği bir şey.” diyor… Bu yüzden akla kolayca ilk gelen şeyler dışında bir şey olsa gerek, diye düşünüyorum.

Kolayca yalan söylemeyi seçmesi, söylediğin gibi kapasitesi olabileceğine işaret olabilir, evet. LF yanında bir nevi eğitime verilmesi de bu yüzden diye tahmin ediyorum ama bu, hafıza meselesi ile ilgili değil.

Yalnız elbette yanlış hafıza meselesinde zihninin; Tazı’nın onu öpmediği halde öpmesi şeklinde bir değişime uğratması da yazarın söylediği şeyin dışında romantik bir mesele olup olmayacağını merak ettirmiyor değil. İlginç olur aslında. @Mioni söylemiş; çok hoş bir güzel ve çirkin aşkı hikayesi olabilir, elbet buradaki çirkin, yakışıklı prense dönüşmeyecek.

Aslında ironik de olur; çünkü Sansa, hayatı boyunca hep yakışıklı prensler, kahraman şövalyeler ile ilgili hayaller kurdu ve aşık olduğunu düşündüğü bütün o insanlar; hayallerindeki insanlardan ibaret, gerçek değiller. Yani hayallerine aşık oldu. Elbet şimdi gerçekleri gördü. Bu sefer çirkinin arkasındaki güzeli görebilir mi ki? Tazı, Sansa’nın hayalini kurduğu o yakışıklı prens ve kahraman şövalye karakterlerinin tam tersi bir anti-kahraman karakter; tam bir Gri’nin 50 Tonu karakteri. :smiley:

Dizideki herif 50 yaşlarında bir şey ama kitap serisinde 29-30 yaşında, aslında gayet genç. Fakat kabul, kitap için bile babası yaşında kaçıyor, Ned de 30 yaşlarındaydı. Lakin Tyrion da öyle idi. Neyse. :stuck_out_tongue:


#13

Aynen öyle. Ancak bu saatten sonra nasıl faydası olacak demek için çok erken bence. Çünkü Stark çocuklarının hiçbirisinin henüz öyle efektif bir şekilde kullanmışlığı, çok ciddi değişiklikler yapmışlığı yok. Bran Arada Hodor’un içine giriyor, Arya anasını kurtardı, bunun dışında sadece kurt rüyaları. Yani henüz Warg şov başlamadı.

Bu düşünceyi sevdim. Doğrusu aşk meselesini ilk gördüğüm zaman bana epey çiğ gelmişti. Ancak hayatı boyunca yakışıklı şövalye arayan kızın çirkinden hoşlanması çok ilginç bir derinlik katabilir hikayeye.,


#14

Haklısın, daha warg özelliklerinin gücünü tam manası ile görmedik, çok etkin kullanılmadı; Bran’ı saymaz isek ki o daha eğitim aşamasında. Dediğim gibi tamamen gözardı etmiyorum söylediğin şeyi ama ben, daha farklı bir şey çıkacağını düşünüyorum. Lakin nedir? sorusuna da net bir cevap veremiyorum.

:princess:t2::prince:t2:


#15

Sansa da varg ve Robert Arryn’i varglayıp LF’ı öldürtecek.


#16

Dalga geçiyorsunuz sanırım?


#17

Hayır gayet mümkün Hodor nasıl varglanıyorsa Robert’da varglanabilir.


#18

Öncelikle bir insanı warglamak için muazzam güçte bir warg olmalısınız; bu da ancak Bran gibi birinin seviyesinde olan biri. Warglık seviyesini 5 üzerinden değerlendirir isek Bran 5; Sansa 1 bile değil, çünkü warg kanı akmasına rağmen bu güçler onda tetiklenmedi.

Farz edelim ki LF’yi öldürmek istiyor(şu aşamada o olmasa mevcut hali pek de iyi olmaz, onu da söylemeden geçemem); bunu yapa yapa hastalıklı minik bir çocuğa mı yaptıracak? Harry’yi baştan çıkartıp öldürtmesi daha kolay. Onu da geçtim tüm planlarını muhalif lordlara anlatsa yine kolay.


#19

Dediklerinin hepsi yapılabilir ama Robert’a anneni o öldürdü dese yeter diğerlerine hiç gerek yok. Ayrıca insan varglamanın zor olup olmadığını bilmiyoruz Varamir zor olduğundan değil ayakta duracak gücü olmadığından beceremedi ayrıca varglamaya çalıştığı güçlü kuvvetli biriydi, Robert tokat atsan ölecek durumda.


#20

Kardeş, insan warglamak başka bir şey; bir insanın bedenini çalmak çok başka bir şey… Warglama işi de zihin gücü/kanındaki büyünün gücü ile alakalıdır, bedenin berbat durumdaymış vs. çok mühim değil, bedeninle warglamıyorsun. Zaten bahsettiğin adam da kadının bedenini ele geçirmeye çalıştı. Fakat KADIN KENDİNİ ÖLDÜRDÜ, dilini vs. ısırdı ve baya bir savaştı. Kendini çok güçlü gördüğü için(ki güçlü bir warg idi, doğru) başaracağını umdu ama kadın daha dişli çıktı. Bu olay bile iş warglamaya gelince kolay bir şey olmadığını gösteriyor. Bran da Hodor’u yarım akıllı diye kolayca warglıyor. Yine de normalde bir warg asla bir başka insanı warglayamaz, ancak Bran kadar güçlü olacaksın ya da Kan Kuzgunu hatta 13. Lord Kumandan gibi. Bunlar da dünya üzerinde atıyorum 40 yılda bir gelen tipler.

İnsan warglamak kolay dedi ya :joy:

Neyse konuyu saptırmayalım… Mesele Sansa ve anılarının çarpıklığı. Bu konuda bir fikriniz varsa, duymak isterim.