Sansa'nın Nihai Sonu

asoiaf
sansa-stark
#1

image

Yeni özellik “İçindekiler Tablosu” eklenmiş ve bu başlıkta da uygulanmıştır. Ekranın sağ alt köşesinde çıkan İÇİNDEKİLER butonuna tıklayarak, okumayı daha kolaylaştırabilirsiniz.

Uzun zamandır kuram açmamıştım, özlüyor insan. Birkaç hafta önce @sakura ile konuştuğumuz bir konuyu açacaktım ki daha konuyu araştırırken kendi kendine çöktü, haliyle yalan oldu. Bir kişinin saç rengi yüzünden güzelim kuram çöpe gitti, ona yanarım. :smiley:

Neyse ben de yıllardır aslında yabancı forumlarda konuşulmuş ama bizim forumda hiç gözüme ilişmeyen Sansa’nın Ölme olasılığı meselesi ile ilgili bir başlık açayım dedim. (İtiraf ediyorum, kuramsız kaldım. Kitaplar çıkmayınca neredeyse her şey konuşulduğu için konu tükendi. Neyse.)

Başlayalım.

Genel İddia: Sansa’nın seri sonunda öleceği ve büyük ihtimalle bu ölümün Arya’nın elinden olacağı şeklinde düşünce sahibi okuyucular var.(yahut dolaylı sebep olabileceği)

Argümanlara doğrudan geçmeden önce bazı noktalara dikkat çekmek istiyorum.

Lysa Paralelliği

Sansa’nın garip şekilde teyzesi Lysa ile paralel giden noktaları var.

  • İkisi de kendisine sevmeyen erkeklere aşık oldu. (Baelish-Joffrey)
  • İkisi de istemediği erkeklerle zorla evlendirildi. (Lord Arryn- Tyrion)
  • İkisi de bu erkeklerden “zehir” yolu ile kurtuldu.
  • İkisi de aşık oldukları bu erkekler uğruna, ailesine ihanet etti.
  • İkisi de doğruları bildikleri halde gerçekleri, işlerine gelen yalanlarla değiştiriyor.
  • İkisi de kolayca maniple edilebilen karakterler.
  • İkisi de başlarına gelen kötü bazı olaylar için kız kardeşlerini suçluyor.

Lysa Tully Arryn’in akıl sağlığının yerinde olmadığını biliyoruz ve sonunda çok güvendiği ve aşık olduğu LF tarafından kullanıldıktan sonra öldürüldü. Sansa da Baelish’e ciddi bir güven duyup, piyon olarak onun tarafından kullanılmaya devam ediliyor.

GRRM’in Sansa’nın gelecekteki zihin yapısını sorgulamamıza iten bir açıklaması var çünkü Sansa bazı olmayan şeyleri olmuş gibi hatırlıyor, yani kendisi mitomani hastası.

The Lion’s Paw / Lion’s Tooth business, on the other hand, is intentional. A small touch of the unreliable narrator. I was trying to establish that the memories of my viewpoint characters are not infallible. Sansa is simply remembering it wrong. A very minor thing (you are the only one to catch it to date), but it was meant to set the stage for a much more important lapse in memory. You will see, in A STORM OF SWORDS and later volumes, that Sansa remembers the Hound kissing her the night he came to her bedroom… but if you look at the scene, he never does. That will eventually mean something, but just now it’s a subtle touch, something most of the readers may not even pick up on.

Here’s a really particular question (which I realize means it probably won’t get asked in a general interview): In A Storm of Swords, there is a chapter early on where Sansa is thinking back to the scene at the end of A Clash of Kings when The Hound came into her room during the battle. She thinks in the chapter about how he kissed her, but in the scene in A Clash of Kings, this actually didn’t happen. Was that a typo or something? —Valdora

It’s not a typo. It is something! [Laughs] ‘‘Unreliable narrator’’ is the key phrase there. The second scene is from Sansa’s thoughts. And what does that reveal about her psychologically? I try to be subtle about these things.

My question is - what do you think the significance of her memory lapses is?

GRRM asks: “What does that reveal about her psychologically?” What do you think?

İngilizce bilmeyenler için özetlersek; (Sansa’nın olmayan öpücükleri hayal etmesine dikkat çekilince) genel olarak bu yanlış hatırlamaların kasıtlı olarak yazıldığını ve şu an okuyucuların anlayamadığı küçük dokunuşlar olduğunu söylemiş.

Sonrakinde ise Sansa’yı ‘güvenilmez anlatıcı’ olarak nitelendirmiş ve hafıza kaybının önemi nedir? sorusuna karşılık soruya soruyla karşılık vermiş. “Bu onun psikolojisi açıdan ne anlama geliyor? Ne düşünüyorsun?”

İster istemez bu açıklamalar, Sansa’nın da teyzesi Lysa’nın yolundan ilerlediği izlenimini oluşturuyor.

Kardeş Savaşları

Babasının yüzünden bir öfke dalgası geçti. “Yeter Sansa!” dedi. “Biraz daha konuşursan fikrimi değiştireceğim. Aranızdaki bu bitmek tükenmek bilmeyen savaştan ölümüne yoruldum. Siz kardeşsiniz ve sizden buna uygun davranmanızı istiyorum. Anlaşıldı mı?”

Kardeş savaşları, asoiaf serisinin yabancı olduğu bir konu değil hatta Batıdiyar tarihi resmen bunlar üzerine kurulu dersek çok abartılı bir yorum yapmış olmayız.

İnsanlık tarihindeki ilk cinayetinin bile kardeş katli ile başlamış olduğu gerçeği ile yola çıkarsak eğer asoiaf’ta kardeşlerin birbiri ile bu kadar zıtlık içinde olan bir evren bize doğal gelmeli. Bazı kardeşlerin kavgası kanlı boyutlara ulaşıyor.

Cersei-Tyrion; Renly-Stannis; Tazı-Dağ; Kankuzgun’u-Acıcelik; Euron ve kardeşleri; Ramsey ve kardeş(leri)… diye uzar gider bu. GRRM’in karakterleri “gri” renktir ve grinin tüm tonlarına sahip karakterler arasında kardeşi ile düşman olan(Tywin’in iki kardeşi ile hiç anlaşamaması gibi) yahut kanlı bir savaş vermiş olanlar mevcut.

Haliyle Arya ve Sansa’nın birbirine zıt, birbiriyle anlaşamayan iki kardeş olması hatta ciddi kavgalara tutuşması bizi şaşırtmıyor. Nitekim GRRM’in kendisi de zaten “ailede herkes iyi geçinmez, bu yüzden Sansa’yı yarattım.” diyor. (Nitekim ilk tasarlandığında Jaime’nin tüm taht varislerini öldürmesi üzerine 2. kitapta oğluyla ölecekti.)

“Arya was one of the first characters created. Sansa came about as a total opposite because too many of the Stark family members were getting along and families aren’t like that. Thus, Sansa was created.”

Argümanlar

1. Stark Ulukurtları’nın sahipleri ile özdeştiği ve bir nevi onların kaderlerinin bir yansıması olduğu çok iyi bilinen bir foreshadowing.

Biz burada “Leydi” üzerine duracağız. Leydi, Nymeria’ya benzer şekilde betimlenen ama tüm kurtlardan daha küçük ve ince yapılı ve sahibi Sansa gibi leydi gibi hareket eden bir kurt. Nymeria’nın Joffrey’i ısırması üzerine (kaçtığı için) Cersei’nin isteği ile Leydi öldürülüyor.

Bazı okuyucular bunun Sansa’nın geleceği ile ilgili iki olaya foreshadowing olduğunu düşünüyor. İlki; kurduna verilen isim yüzünden, Prens Joff ile nişanı sayesinde geleceğin “kraliçesi” olacağı gözüyle baktığımız Sansa’nın, Joff ile evlenip kraliçe olmayacağına ve hayat boyu “leydi” olacağına işaret(ki öyle oldu gerçekten). İkincisi ise seri sonunda Leydi gibi öleceği. Hatta bunun Arya yüzünden olacağı(genelde dolaylı şekilde olacağı düşünülse de konumuz gereği doğrudan da olabilir.).

Bir diğer işaret de kurtlar ile ilgili (kesin olmamakla beraber); Jon’un savaş sonrası gördüğü bir rüyada Leydi olabileceğini düşündüğümüz bir kurdu Kışyarı’nın Mahzenlerinde görmesi. Sur savaşı sonrası Jon, mahzen mezarları görüyor ve ölü olan tüm akrabalarına sesleniyor ve tam da Leydi ve Nymeria’ya benzeyen bir kurt görüyor(ama onu Bran’ın kurdu sanıyor ki betimleme dişi kurtlara uyuyor) ama kurdun postu kanla kaplıydı. Leydi’nin -muhtemelen- boğazı kesilerek öldürüldüğünü ve cesedinin Kışyarı’na getirilip, gömüldüğünü biliyoruz. Kurt üzgün gözlerle bakıyordu. Kışyarı mahzen mezarlarında Leydi’nin ruhu geziniyor olabilir. Kurt ve sahipleri yüzünden, bir ihtimal belki, bu da Sansa’nın sonuna işaret eden bir foreshadowing olabilir.

2. Sansa’nın rüyaları da oldukça dikkate değer ve çok ilginç. Rüyalar, asoiaf evreninde bir çok foreshadowing için kullanılmıştır, biliyorsunuz. Bazıları kehanet içerir iken bazıları foreshadowing içerir.

Sansa’nın rüyaları da çoğu zaman onun KL’deki yaşantısına ve korkularına dair psikolojisini yansıtıyor olsa da bir çok rüyasının ortak özelliği Sansa’yı öldürmeye gelen yahut incitmeye gelen birilerin olması. Bu genelde Cellat Payne oluyor, bazen Joffrey oluyor ya da isyanı görüyor ve rüyasında- gerçekte olmamış- karnına tekmeler atılıp, karnının bıçaklandığını görüyor.

3. Tatlı kavramı, asoaf evrenin tek bir şeye işaret ediyor; “ölüm.” Özetle; tatlı kavramını görüyorsanız bilin ki orada bir “ölüm” söz konusu olacaktır yahut ölüm getirebilecek bir şeyden bahsediliyordur.

Ölüm kesin ve istisnasız var ama bunun nasıl tecelli olacağı muamma. Yani Viserys gibi Dany’e “tatlı kardeşim” deyip, ölüm sebebinin doğrudan ya da dolaylı kardeşi olabilecek iken; Cat’de olduğu gibi kardeşleri tarafından “tatlı kardeşim” deyip, o kardeşin öleceğine işaret de ediyor, olabilir. Yani “sweet” bir foreshadowing ama kimin ölümüne olduğu her daim kestirilmiyor, ta ki yaşayana kadar ya da başka kanıtlar ile desteklenene kadar.

Sansa için de “tatlı” kavramı kullanıldığını gördük. Misal Baelish’in bir kaç kere Sansa için “Tatlı Sansa” ifadesini (Cersei için de kullanmıştı) kullandığını gördük. Yüce Yürek Hayaleti’nin kehaneti sayesinde bu “tatlı” ifadesinin doğrudan ya da dolaylı olarak LF’nin ölümünün Sansa’nın elinden olacağını öngörüyoruz. Aksi halde LF mi onu öldürecek yoksa tersi mi öngöremezdik. (Lakin Cersei’nin LF’yi öldüreceğini öngöremiyoruz haliyle, değil mi? Fakat Cersei’nin ölümünde LF’nin de parmağı olabileceğini öngörebiliriz ki onun devreden çıkartacak planları olduğundan bahsediyordu. Ne de olsa kendisi Üç Kraliçenin Savaşına hazırlanmış biri.)

AGoT kitabında Arya’nın doğrudan şöyle bir ifadesi var, Sansa için.

Arya raised her eyes. “I’m sorry, Father. I was wrong and I beg my sweet sister’s forgiveness.” Arya gözlerini kaldırdı. “Özür dilerim baba. Hatalıydım. Tatlı ablamın beni affetmesini rica ediyorum.”

Yine aynı kitapta Sansa da Arya için benzer bir ifade kullanmıştı. Arya’nın neden tatlı olmadığını sorguluyordu. (Elbet bu alıntı bahsi geçen prensesin öleceğini bildiğimizden, onun tatlı olduğunu da vurgulayıp, öleceğine işaret de ediyor. Bir taşla iki kuş vurmalı bir anlatım olmuş.)

Why couldn’t Arya be sweet and delicate and kind, like Princess Myrcella? She would have liked a sister like that. Arya neden Prenses Myrcella gibi tatlı, nazik ve zarif olamıyordu? Öyle bir kız kardeşi olmasını çok isterdi.

Ne dileğine dikkat etmelisin, Sansa.

“Tatlı” meselesini birinci kitapla bıraktım, kalan kitapları kurcalama gereği duymadım, metni olduğundan fazla uzatmak da istemiyorum.

4. Bran’ın Koma Rüyası. Üç Gözlü Karga, Bran’ı ilk kez ziyaret edip, içindeki yeşil göreni uyandırdığı zaman Bran, her yeri görmeyi başarmıştı. Elbette bu görüleri “simgesel” şekildeydi. Bran'ın Koma Rüyası

Güneye baktı. Üç Dişli Mızrak’ın ihtişamla akan mavi yeşil suları oradaydı. Yüzü kederle dolu babasının krala yalvarışını, geceleri ağlayarak uykuya dalan Sansa’yı ve içi sırlarla dolu Arya’nın sessizce onu seyredişini gördü. Etrafları gölgelerle çevriliydi. Gölgelerden biri, kül kadar siyah bir tazı gölgesiydi. Diğeri güneş gibi sarı ve sıcak bir zırh kuşanmıştı. Taş zırhlı dev bir gölge diğer ikisinin üzerine eğilmiş halde duruyordu. Miğferinin siperini açtığında görünen bir surat değildi. Miğferin içinde karanlıktan ve yoğun siyah bir kan gölünden başka bir şey yoktu.

Aslında bu maddeden çok emin değilim ama Sansa ve Arya’nın çevresinin üç gölge olan; Jaime, Tazı ve Dağ ile çevrili oluşu dikkate değer bir ayrıntı. Bu koma rüyasının, Martin’in Jaime’yi “kötü adam” olarak tasarladığı dönemden kaldığı ve değiştirmeden kullandığı konuşuluyor. Biliyorsunuz ki Jaime, tahta geçmek için bütün taht varislerini öldürüyordu ve buna Joffrey’in karısı olmuş Sansa ve yeni doğan bebeği dahildi. Bunu da Dağ tarafından yapılması planlandığına işaret, olarak görülmüş; Jaime ve Dağ’ın gölge olarak çevrelerini sarması bu sebeple. Elbette ki bu kısım tamamen değiştiği için böyle bir olay gerçekleşmedi ama yazar, rüyayı değiştirmediği için yine de bir şekilde “işaret” olabileceği düşünülebiliyor. Sonuçta koma rüyalarının büyük kısmı gerçek oldu. (Ben zayıf buluyorum elbette ama yine de ekledim. Muhtemelen mesele Sansa’nın ölümünden fazlası.)

5. Kan Portakal’ı imgesinin de “tatlı” kavramına benzer şekilde cinayetleri vb. şeyleri işaret edildiği konuşuluyor. Kan Portakalı ve cinayet ikilisini en iyi “LF” nin Sansa ile konuşması anlatıyor.

“Yani zehri Joffrey’nin kadehine koyan kişi Karakazanlar’dan biriydi?” Sansa, Sör Osmund’un bütün gece boyunca kralın yakınında olduğunu hatırladı.

“Ben böyle bir şey söyledim mi?” Lord Petyr kan portakalını hançeriyle ikiye kesti ve yarısını Sansa’ya uzattı. “O delikanlılar böyle bir komploya dahil edilemeyecek kadar hainler… ve Osmund, Kral Muhafızları’na katıldığından beri bahusus güvenilmez biri oldu.” Çenesini yukarı kaldırıp kan portakalını sıktı, böylece meyvenin suyu ağzının içine aktı. “Portakalın suyunu seviyorum ama parmaklarımın yapış yapış olmasından hiç hoşlanmıyorum,” diye şikâyet etti ellerini silerken. “Temiz eller Sansa. Ne yaparsan yap, ellerinin temiz olduğundan emin ol.”

Burada kan portakalı cinayet ve suyu da akan kan olarak betimlenmiş ve LF, ellerinin kana bulanmasından hoşlanmadığını ve bu işleri başkalarına yaptırmayı tercih ettiğini söylemiştir.

“Kan portakalları fazla olgunlaşmış,” dedi prens bezgin bir sesle, kumandan onu yürüyen sandalyesinde terasa çıkardığında.

Portakallar hakkında söylediği şey doğruydu. Birkaç portakal yere düşmüş ve soluk pembe mermerlerde parçalanmıştı. Hotah ne zaman nefes alsa, burnu meyvelerin keskin ve tatlı kokusuyla doluyordu. Ağaçların altında, yürüyen sandalyesinde oturan prens de kokuyu alabiliyordu şüphesiz.

Yere düşen portakalları toplamalıydım , diye düşündü. Meyvelerin tatlı ekşi tadını ve kırmızı yapış yapış sularını düşleyerek uykuya daldı.

Dördüncü kitabın Muhafızların Kumandaki POV’unu okursanız eğer, baştan sona kan portakalları (Dorne’da kan portakalı yetişiyor, limonla beraber) ve cinayetler, savaş çığlıkları vs. hep birlikte işlenmiş. Dahası yukarıdaki alıntılarda da simgesel şekilde arzu edilen cinayet/ölümler/intikam ve bunun aslında ne kadar geciktiğini ifade ediyor.(Elia ve çocuklarının intikamı) Hotah da o gece uyurken kan portakallarını ve yapış yapış sularını ve kokusunu düşünüyor ki bir önceki kitapta LF’nin Sansa’ya anlattığı şeyleri paralel ilerleyişini görebilirsiniz. Daha fazla örnek alıntı yapabilirim ama metin fazla uzuyor diye yine kesmek zorundayım.

Gelelim Sansa ve Kan Portakalı meselesine. Birinci kitaptan alıntı ile Arya’nın Sansa’nın yüzüne kan portakalı fırlattığını ve suların kızın yüzünden üstüne aktığını biliyoruz. Dahası öncesinde Arya’nın portakalı iyice sıkıp, suyunun ellerine bulaştığını da okuduk. LF’nin anlatımı ile karşılaştırırsanız simgesel olarak yorumlamak kaçınılmaz. Bu mesele öncesinde de zaten halihazırda cinayetler (bilhassa Mycah cinayeti) konuşuluyordu.

“Yalancı,” dedi Arya. Parmakları kan portakalına öyle derin girmişti ki kıpkırmızı sular fışkırdı.

“Hiç durma, bana bir sürü kötü isim tak,” dedi Sansa umursamıyormuş gibi. “Joffrey ile evlendiğim zaman cesaret edemeyeceksin. Önümde reverans yapıp, bana majesteleri demek zorunda kalacaksın.” Arya masanın diğer ucundan elindeki portakalı fırlatınca Sansa çığlık attı. Tam alnının ortasına isabet etmişti. Çenesinden kırmızı sular damlarken portakal da kucağına düştü.

“Yüzünüzde portakal suyu var Majesteleri,” dedi Arya. Portakal suyu alnından akıyor, gözlerini yakıyordu. Bir mendille yüzünü sildi. Kucağına düşen portakalın, yepyeni fildişi rengi ipek elbisesine neler ettiğini görünce bir çığlık daha attı. “Sen korkunç birisin,” diye bağırdı. “Leydi yerine seni öldürmeleri gerekirdi!”

Ve devam ediyor. Kan portakalı Sansa’nın elbisesi üstüne koca bir leke bırakıyor ve bu, içliğinde de aynı izi bırakıyor. Sanki bıçaklanmış gibi, değil mi?

Sansa başını dik tutarak yürümeye başladı. O bir gün kraliçe olacaktı; kraliçeler ağlamazdı. En azından herkesin görebileceği yerlerde. Odasına girdiğinde kapıyı kapattı ve elbisesini çıkardı. Kan portakalı, elbisesinin üstünde kocaman kırmızı bir leke bırakmıştı. “Ondan nefret ediyorum!” diye bağırdı. Elbiseyi top haline getirip, dün geceden şöminede kalan küllerin üstüne fırlattı. Lekenin iç eteğine de geçtiğini görünce kendine verdiği söze rağmen hıçkırmaya başladı. Öfkeyle üstündeki her şeyi çıkardı, kendini yatağa attı ve uyuyana kadar ağladı.

6. Bundan sonrasında da olası birkaç foreshadowing alıntılayacağım.

Ned, İğne’yi bulup, uzun konuşma yaptıktan sonra kılıcı Arya’ya geri veriyor ve verirken de uyarıyor.

“…Ne kadar üstüne gelirse gelsin ablanı kesmeyeceğine söz ver.”

“Söz veriyorum, yapmayacağım.” Arya kılıcını sıkıca göğsüne bastırırken babası odadan ayrıldı.

Bir diğer alıntı Sandor-Arya konuşması.

“Didn’t you ever have a brother you wanted to kill?” He laughed again. “Or maybe a sister?” He must have seen something in her face then, for he leaned closer. “Sansa. That’s it, isn’t it? The wolf bitch wants to kill the pretty bird.” (ASOS Arya IX) “Öldürmek istediğini bir erkek kardeşin olmadı mı hiç?” Güldü. “Ya da belki bir kız kardeş?” Yaklaşınca yüzünde bir şey görmüş olmalıydı. “Sansa. Öyle değil mi? Kurt sürtük güzel kuşu öldürmek istiyor.”

Brienne, 4. kitapta Sansa’yı ararken karşılaştığı Kanlı Oyuncular ile arasında geçen sorgulama-dövüş sonrası… Burada karınlarını deşerek öldürme meselesi ve sonrasında Podric’in ne yapacağı sorusu üstüne “onların üstünü örteceğim” demesi ama Podric’in Sansa hakkında konuştuğuna dikkat çekmesi üzerinde durulmuş. Sansa’nın karnının deşilerek öldürüldüğünü gördüğü rüya ve sık sık karnıyla ilgili sorunlar yaşaması kitaplar boyunca ve üstüne bu konuşma şekli arasında bağlantı kurulmuş(ben biraz zorlama gördüm ama yine de ekledim.)

Brienne soytarının kolunu bir kenara itti ve çeliği adamın bağırsaklarına soktu. “Gül,” diye hırladı adama. Adam gülmek yerine inledi. Tek eliyle soytarının boğazını sıkar ve diğeriyle karnını deşerken, “Gül,” diye tekrar etti Brienne.

“Şimdi ne yapacaksın leydim?”

“Onun üstünü örteceğim.”

“Kızla ilgili demek istedim. Leydi Sansa.”

Genel olarak konuyu toparlarsak Sansa’nın seri sonunda öleceği ve doğrudan ya da dolaylı bir şekilde bunun Arya’nın yapabileceği şeklinde bir görüş anlatmaya çalıştım. Arya’nın kendi kanından birini öldürecek biri olmayabileceği düşünülebilir ama ben, bundan bu kadar emin değilim. Arya, “ihanet” gibi olgulara karşı merhamet gösteren biri değil ve Sansa ile kapanmamış çok sorunu olduğu da aşikar. Eğer Sansa, LF’nin yönlendirmesi ile ailesine karşı hareketlerde (Misal Kışyarı’na dönüldükten sonra kral olan Jon’a karşı…) bulunması halinde ve KL’de iken babasının planlarını Cersei’ye anlattığını öğrenmesi gibi şeyler Arya’yı zıvanadan çıkartabilir.

Bunun dışında Arya’nın “merhamet” olarak Sansa’yı öldürebileceğini düşünenler de var. LF’nin Sansa’nın elinden öleceği kehanetini düşünür isek (Lysa ile olan paralelliği de göz önünde tutarsak) yaşanacak olaylar sonrası Arya’nın yaralanmış ve kurtarılması mümkün olmayan ablasını, daha fazla acı çekmesin diye “merhamet” hediyesini vermesi mümkün, deniyor.

Hiç şüphesiz kuramın doğru çıkıp çıkmayacağını doğrulamak için 2 kitap daha beklememiz gerekecek ki bu da yıllar sürecek bir süreç maalesef. Siz ne düşünüyorsunuz?

Şu başlıklardan faydalandım. Is Sansa going to die? - General (ASoIaF) - A Forum of Ice and Fire - A Song of Ice and Fire & Game of Thrones ve https://www.reddit.com/r/asoiaf/comments/adpk7q/spoilers_extended_sansa_stark_death_theory/ ve (Spoilers Extended) Sansa's Ultimate Fate Part I : asoiaf

[tr_TR.composer.contains_dtoc]
4 Likes

#2

Ben burada Jon’un gördüğü kurdun Leydi değil Lyanna’nın metaforik formu olduğunu düşünüyorum Theon gördüğü ölülerin ziyafeti rüyasında Lyanna’nın kıyafetinde kan lekesi görüyordu ve hüzünlü olduğunu düşünüyordu.
Bende Sansa’nın öleceğini bu ölümün Ötekiler yüzünden olacağını düşünüyorum.

0 Likes

#3

Theon’un gördüğü rüyasında Lyanna’yı hüzünlü görmesi olağan zira ölüm şekli ve oğluna olanlar ortada.

Dişi kurt betimlemesi Leydi ve Nymeria ile uyuşuyor ama hangisi kestirmesi çok zor görünüyor ama mahzen mezar rüyalarında vb. görülen kişiler ölü olduğu için ve Leydi de orada gömülü olduğu için doğal olarak Leydi ağırlık basıyor.

Lyanna metaforu düşünmüştüm daha önce ama kafamda tam oturtamadım. Kaldı ki ölüleri görüyorsun metafora ne gerek var? Theon doğrudan Lyanna’yı görüyor da Jon neden görmesin? Anlatabildim? :slight_smile:

Bir de Jon’un rüyaları kehanet içerikli çoğu zaman.

1 Like

#4

Seri sonunda ne olur bilemem ama sansa yı ya da herhangi bir kardeşini öldürmek arya nın psikolojik açıdan sonu olur. Bir daha mutlu olabileceğini sanmam ki zaten robotluğuna çeyrek var durumda an itibariyle. Hayata tutunabileceği tek şey ailesi artık…
Kitapta iki kardeşin sürtüşmelerine devam edebileceğine katılıyorum ancak sansa-jon ihanet meselesi en azından kuzey hakimiyeti için hiç bir altyapısı yok ki sansa nın karakter değişimi ailenin önemini anlaması yönünde. Starklar farklı yollardan aynı kalede buluşacaklar… :slight_smile:
Ki sansa’nın petyr ı öldürmesi meselesi de muhtemelen jon a karşı komplo kurduğu için öldürtecek baelish’i. Çünkü onu ve yapabileceklerini en iyi tanıyan sansa. Hikayenin stark reunion tarafının dizideki gibi olacağına inanıyorum. Bir de o ned ihaneti meselesi bayatladı artık. Arya nın dizideki gibi anlayıp dinlemeden artistlik yapacağını sanmıyorum. Ki kendisi de hesap vermesi gereken şeyler yaptı… Kimseyi yargılayacak durumda değil…
Aslında düşününce aralarında arya nın gereksiz sansa nefreti dışında sansa tarafında en azından hiç sorun yok. Hatta sansa son povlarında gayet sevgiyle hatırlıyor kız kardeşini.
Arya da hala öldürmek istediği kişilerde sansa yı sayıyor. Elle tutulur bir sebepte yok üstelik… :thinking:

2 Likes

#5

All through the dark hours he kept his vigil alone. When dawn broke over the city, the dark red blooms of dragon’s breath surrounded the girls where they lay. “I dreamed of Bran,” Sansa had whispered to him. “I saw him smiling.” ( A Game of Thrones - Eddard V)

When Sansa opened her eyes again, she was on her knees. She did not remember falling. It seemed to her that the sky was a lighter shade of grey. Dawn, she thought. Another day. Another new day. It was the old days she hungered for. Prayed for. But who could she pray to? The garden had been meant for a godswood once, she knew, but the soil was too thin and stony for a weirwood to take root. A godswood without gods, as empty as me. (A Storm of Swords - Sansa VII)

Sansa, Şafak’tan sonrasını görecek. Merak etmeyin. Ve onun hikayesi politik bir hikaye olduğu için savaştan sonra ona ihtiyaç olacak. Stark hanesinin politik yüzü olarak onu yükseltecek. Seride ölmeyeceğinden emin olduğum tek karakter.

“I did it. I did it, I didn’t fall, I made the climb and now I’m going home.”

-Sansa ASoS

Chaos is a ladder . Many who try to climb it fail and never get to try again. The fall breaks them. And some are given a chance to climb. They refuse, they cling to the realm or the gods of love. Illusions. Only the ladder is real. The climb is all there is.”

-Littlefinger

Tırmanıştan sağ kurtulacak. Ve Stark’lar bir sürü, bir aile, birbirlerini kollayacaklar… The Pack Survives.

Yani içiniz rahat olsun :blush:

3 Likes

#6

Theon için Lyanna’nın bir önemi yok ama Jon’un annesi o ve bu sır kitabın en önemli gizemlerinden biri Martin Jon’a orda Lyanna 'yı göstermez o yüzden.Kitap sonuçta bu gerçek değil mantıklı olan Lyanna’yı görmesi olsada onu böyle gösteriyor .
Theonun rüyasında lyanna nın elbisesinde kan lekesi vardı sanırım tam hatırlamıyorum ama ben asıl bu yüzden o olduğunu düşündüm doğum yaparken öldüğü için.

0 Likes

#7

Starklar arası bir iç çekişme bekliyorum,Jon/Sansa yada Jon/Rickon üzerinden olacak gibi.

Diziden ayrı olan nokta Leydi Taşyürek ve 2.sefer Baelish’e kanıp Sansa’yı içine dahil ettikleri bir komployla Jon’a karşı olabilirler,sonuçta Jon Tully kanı taşımıyor Catelyn için bir önemi yok.

1 Like

#8

Sansa Vadide Harrold Hardyng ile evlenip kocası varis olduğundan lord olunca oranın leydisi olacaktır.Bir iki çocuk doğurduktan sonra önceden piç bir çocuğu olan kocası bunu Vadinin leydileriyle aldatmaya başayacaktır.Sansa evliliğinin anne babasının evliliği gibi olacağını zannedeceğinden zamanla hayal kırıklığı,tartışmalar kavgalar derken teyzesi Lysa gibi tırlatmaya başlayacaktır.Sonunda bunalıma girip kendini bir uçurumdan atıp acılı hayatına son verecektir.

2 Likes

#9

Asla olmayacak bir senaryo :smiley: Sansa kolay kolay evlenemez

0 Likes

#10

Arya’nın açısından bakarsak Sansa’nın ortadan kaybolması haberinden sonra “Sansa da yok artık” diyerek elinde bir tek Jon’un kaldığına dikkat çekmişti. Arya için tek kişi Jon ve onu saymaz isek Arya’nın ailesi yok. Mesele de bu zaten. Annesi ve abisinin de öldürülmesinden sonra Arya’nın kalbinde bir boşluk oluştu ve intikam ateşi ile yanıp duruyor. Bu yüzden hala hayatta; onun hareket etmesini sağlayan olay bu. Aç’ım diyor ama yemeğe değil. Kan ve ete aç, düşmanın canına aç. Onları istiyor. Kız gidik zaten Ülkü, bakma. Söylediğin gibi çeyrek kalmış, bir ittirmeye bakıyor. Aslında İğne, onun için Kışyarı, ailesi; Jon’un gülümsemesi… insanlığı. Lakin bunların alayı da (Jon hariç) birer anı. Anılar işe yaramıyor, sadece daha fazla can yakıyor. Yine de anı. Bu yüzden vazgeçmedi kılıçtan. İğne’nin Arya’nın içinde kalan son insanlık kırıntısının simgesi olduğu şeklinde yorumlayanlar var, bana makul bir yorum olarak geliyor.

Fakat diğer yandan ailesinden yegane kalan kişi Jon ve elbette ki Jon’un varlığının Arya’yı -senin tabirinle- robotluktan kurtaracak şey olduğunu düşünüyorum. Lakin ona karşı olası bir tehdit karşısında da pençelerini çıkartacağını da biliyorum. Jon’u korumak bir nevi kendi insanlığını da korumak olacak çünkü. Ben en azından böyle yorumluyorum. Jon’un tabiri ile Jon, Arya’nın evi zira. Yani bana göre Arya için kırmızı çizgi Jon’un kendisi. Bu demek değil ki diğer kardeşlerine yamuk yapmaya kalkan olursa kaile almaz, onları da korur ama Jon, her daim Arya’nın kalbinde bambaşka yere sahiptir; Arya da Jon’un kalbinde, bu seride daha önce zaten söylenmiş, bildiğimiz bir şey.

Cat de çocukları öldükten sonra “içimde boşluk var” diyerek dolanıyordu etrafta, sonra dönüştüğü şeyi gördük. Yüce Yürek’in Arya için söylediği sözler ortada. Bu yüzden Arya’nın ruh halini, dönüşeceği şeyleri kestirmeye de çalışıyorum ve bir çok şey mümkün.

Arya’nın değişimini gösteren güzel bir hayran çalışması resim vardı; görmüşsündür belki, bulamadım şimdi. Yüzünü ikiye ayırmışlar; biri ilk hali, sıcak bakışlar vs. diğer tarafı kel ve fm eğitimindeki hali ve buz gibi ölüm vaat eden bakışlar. Güzel yansıtmışlardı Arya’nın geldiği hali.

Sansa’nın birinci kitaptan beri kraliçelik hayali olduğunu unutma, nasıl altyapısı yok? Ben Sansa’yım… Kuzey Muhafızının kızı, eski kış krallarının kanını taşıyorum. Ejderhalar gelmese bir prenses olarak anılacağım. Kral beni varisi ile evlendirmek istiyor; kraliçe olacağım. Lakin o ne? Bütün ailem öldürülüyor, her şeyim elimden alınıyor; bırak kraliçe olmayı imajım özgürlüğüm bile elimden alınıyor. Koca diye bana ailemin katilin olan adamın cüce oğlu layık görülüyor. Zar zor kaçıyorum. LF gibi bir adam kulağıma şeytan gibi vesvese veriyor ve bana diyor ki TAHT OYUNLARI İÇİN HAZIR OL. “Taht oyunlarına başladığın zaman bunu sakın unutma!” diyor. Bunun için beni kendince eğitiyor ve sonra eve döndüğümde piç kardeşim, benim yerime kral mı oluyor? Ben varken hak nasıl onun olur? Meşru bile değil! Aynı anneden bile değiliz! Gaspçı bir piçten farkı nedir? Blackfyre piçinden farkı nedir? Niye herkes benim olanı benden alıyor? Bundan sonra kimse benim olanı benden alamaz! Elbette bu sırada sevgili ölü annem ve LF de vesvese ve desteklerine devam ediyor. Şimdi sen Sansa’nın psikolojik altyapısının buna hazır olmadığını mı söylüyorsun? Gerçekten mi? Hatta kitaptan hiçbir işaret yok mu diyorsun?

“Neden onun ölmesini isteyeyim?” Serçeparmak omuz silkti. “Bir amilim yok. Ayrıca, Vadi’de bin fersah uzaktayım. Düşmanının kafası sana dair, dâima karışık olsun; senin kim olduğunu ve ne istediğini bilmezse bir sonraki adımını da tahmin edemez. Bazen düşmanı şaşırtmanın en iyi yolu, belli bir amaca hizmet etmeyen hareketler yapmaktır. Oyunu oynamaya başladığında bunu hatırla Sansa.”

“Oyun… ne oyunu?”

“Yegâne oyun. Taht oyunu.”

Kuzey tekrar Starklara geçtiği zaman aile için taht kavgası olmayacağını düşünme sakın; serinin bir diğer ismi Taht Oyunları zaten, tamamen bu olay üzerine kurulu. GRRM gaddar bir adam biliyorsun, yeterince çekti bu aile deyip, elini eteğini çekmez. Bir okuyucu olarak da o taht kavgasını görmek istiyorum zaten; seriyi eğlenceli yapan etken bu zaten. Öbür türlü gider başka kitap okurum, ne diye asoiaf okuyayım diğerlerinden farkı yoksa. Jon’u tahtından etmek isteyen Arya olmak istemeyeceğine göre bir tek Sansa kalıyor geriye, ben mi aleyhine hareket edeceğim, Allah aşkına?

Bu kısıma nispeten katlıyorum. Sansa eninde sonunda yaptığı yanlışı fark ederek mi dersin artık, başka bir sebeple neyse… LF’ye karşı cephe alıp, aleyhine dönecek. Sonunda düzeltecek diye düşünüyorum, yani sürekli Jon ve Arya aleyhine hareket ederek gitmez bu iş. İşte bu olan biten şeyler ne olacaksa bir kısım Sansa’nın ölüm döşeğine düşüp, Arya’nın merhamet hediyesi vererek, ablasının acısını dindireceği yönünde fikir beyan etmiş. Ben illa Arya’nın elinden olacaksa bu şekilde olacağına daha yakınım çünkü yukarıda değindiğimiz gibi LF’ye karşı hareket etmeye başlaması Sansa’nın hatasının anlaması demek, bu sebeple Arya’nın böyle bir şey yapması beklenemez. He böyle bir kehanet olmasaydı ortada o zaman diğer ihtimal de en az bu ihtimal kadar yüksek olurdu bence ama şimdiki halde daha düşük ihtimal.

“Ned’e ihaneti” meselesi, sana bana sık sık konuştuğumuz için bayatladı; Arya veya Sansa için bayatlamadı. Bir de sadece Arya için değil; Jon ve o sırada hayatta ise Rickon hatta Bran için de hoş karşılayacağı bir şey olmayacak. Madem dizi işareti verdin ben de oradan vereyim; LF, iki kardeşi birbirine düşürmek için “o ihaneti” kullandı, hatırlatırım. Arya gibi yalanın kokusu alan biri için zaten yapması gereken tek şey “dinlemek” Sansa’nın söylediği her yalanı anlayacağı için, ilk önce onu dinlemek ister, merak etme.

Bir de Arya’nın vermesi gereken hesaplar nedir? Ailesine ne gibi yamuğu oldu? Benim gözümden mi kaçmış?

Arya ve Sansa’nın birbirine “nefret” duyduklarına inanmıyorum; öfke ve anlaşamamazlık, doğru. Kavga doğru. Unutma ki “Leydi yerine senin ölmen gerekirdi.” diyen bir abla var karşıda. Lakin bu sözü ciddi olarak mı söyledi yoksa öfkesinden mi? Elbette ki öfkesinden. Aynı şekilde Arya da.

Arya kaçtıktan sonra Sansa’yı nefret ve öfke ile anmadı. Nereden çıktı bu?

Arya dönüp arkasına bakmamıştı. Nehrin yükselmesini ve bütün şehri yutmasını dilemişti. Bit Çukuru’nu, Kızıl Kale’yi, Yüce Sept’i, her şeyi ve herkesi. Özellikle Prens Joffrey’yi ve annesini. Böyle bir şeyin mümkün olmadığını biliyordu, mümkün olsaydı bile Sansa da şehirle birlikte boğulacaktı. Bunu hatırladığında sadece Kışyarı için dua etmeye karar vermişti.

Gördüğün gibi KL’nin yok olmasını istiyor ama bu olursa Sansa da öleceği için hemen duasından vazgeçip, Kışyarı için dua etmeye başlıyor.

Bir de ne zaman Sansa’yı listeye eklemiş, eklemiş ise kesin ölecek zaten, bu başlığı açıp konuşmaya gerek yok. Eklediği herkes muhakkak ölür çünkü. Bizim Arya bir Valkyrie zira :smiley:

@arminius yani pek olası değil, kabul edelim. :smiley:

0 Likes

#11

Çok uzun yazmayacağım, anlatmak istediklerimi önceki yorumumda anlattım zaten. Sadece bence sansa lf ye katlanmak zorunda olduğu için katlanıyor…
En ufak fırsatta ondan kurtulmaya çalışacağına eminim… Çünkü adamın tehlikeli olduğunu biliyor …e adam sapık birde, sürekli bir taciz. O yüzden sansa lf üzerinden jon a karşı çıkmaz. Ha belki kendi çapında bişeyler yapabilir. Çıkmamış kitaplar adına konuşamam ama benim gördüğüm sansa’nın yolu, ev hasreti, aile özlemi(bknz:ah onu bir kez daha görmek ne tatlı olurdu),güvenli ve huzurlu bir yer ihtiyacı… Sansa nın kraliçe olacağına dair ima bolca mevcut ama kraliçe olma iddiası henüz yok… Taht oyunu lafları da genelde demir taht için olan taht oyunu… Kuzeyde jon dizideki gibi mallık etmeyip ara sıra kardeşini dinlerse iyi bir uyum yakalarlar bence. Hangisi kral seçilirse seçilsin jon un birinci önceliği sansa yı,babasının emanetini korumak olacak sonuçta… Bence sansa nın taht oyunları jon u demir taht için desteklemek üzerine olacak… Ya cersei ya dany ya arianne ya da hepsi birden… Jon yarı stark ve en büyük destekçileri kuzenleri olacak… Martin jon un etrafına ordu yada altın yönünden yetersiz olsa da iyi bir takım oluşturuyor. Politika sansa, suikast vb arya, büyücü kuzgun merlin-bran :smile: stark ailesi bu saatten sonra toparlanma sürecine gireceği için açıkcası kız kardeş sürtüşmesinden başka bişey beklemiyorum… O da ufak şeyler için olur muhtemelen…

2 Likes

#12

Altına imzamı atabilirim… Sansa’nın hikayesinin ne üzerine olduğu ve en sonda neye hizmet edeceği bu kadar açık aslında :blush:

1 Like

#13

Kısa yazmak istersen seçim elbette senin, ona lafım yok ama ortaya attığın şu iddiayı açıklamanı rica etmiştim.

1- Arya’nın vermesi gereken hesap nedir? Yol boyunca hayatta kalmak için öldürdüğü tecavüzcüler, hırsızlar,kaçaklar, işkenceciler ve katiller için hesap sormayacaksın herhalde? Bu durumda ailesine kazık falan attı da haberimiz mi yok ki hesap vermesi gerekiyor? Bu konuda vakti gelince hesap vermesi gereken Sansa olacak, alayı ortaya dökülecek ama LF eliyle ama başka elle. Gözümden kaçtığı bir şey varsa Arya’nın “hesap vermesi” gereken, okurum.

2- Arya’nın Sansa’ya nefret beslemesi ve ortada elle tutulur bir sebep yok iken onu listesine alması nedir? (ki bahsettiğim aile ihaneti başlı başına sebep aslında ama Arya bunu bilmiyor.) Nerede bu? Aksi olduğuna dair kitaptan alıntı da ekledim gerçi ama nereden çıkardın merak ettim, dizide de kitapta da böyle bir şey olmadı zira.

Teknik olarak Sansa, Kışyarı’na gidip güvende kalana kadar herkese katlanmak zorunda zaten, tek başına hayatta kalamayacağı için ne bileyim en basitinden Brienne’ye bile katlanmak zorunda kalır. Olağan.

Fakat dizinin etkisinde kalıp da Sansa’nın LF’ye karşı böyle bir !!! şeklinde dolandığını düşünmen hatalı olur. Sansa POV’larını okuduğuna göre satır aralarında LF için çok hoş duygu ve düşünceleri de yer alıyor. Seninle geçmiş tartışmalarımızdan birinde bunları alıntılamıştım hatta Joff’dan Cersei’den ders çıkarmamış hala aynı kafada, diye eleştirmiştim. He yanlış hatırlamıyorsam Sansa’ya göre LF tehlikeli ama Baelish değil, kafasında böyle bir ayrım yapmıştı galiba, sanki ikisi de ayrı insan gibi. :slight_smile:

Eğer Petyr Baelish yetişmeseydi, soğuk ve mavi gökyüzünde fırıl fırıl dönen ve yüz seksen metre aşağıdaki taşlı ölüme düşen Lysa Arryn değil Sansa olurdu. Petyr çok cesur. Sansa onun kadar cesur olmayı dilerdi.

Bana da yalanlar ikram ediyor , diye fark etti Sansa. Ama bunlar rahatlatan yalanlardı ve Sansa iyi niyetle söylendiklerini düşünüyordu. Bir yalan, eğer iyi niyetle söylendiyse o kadar da kötü değildir.

Yukarıda dediğim şeyi de buldum. Ciddi bir ikilem içinde olmakla beraber Baelish yüzüne güveniyor hatta yer yer hayranlık besliyor ama LF yüzüne aynı güveni tam hissedemiyor. Evet, dediğin şekilde bir ara “ikisinde de kaçabilirim belki ama…” diyerek gidecek yeri olmadığını da bahsediyor. Petry ona göre onun dostu, başka dostu yok. Bu yüzden Kışyarı’na gidip kendini güvende hissedene kadar ayıya dayı diyecektir ama LF’ye olan -şüphelerine rağmen- güven ve maniplesine açık olan zihin yapısı yüzünden(çünkü onu dostu görüyor) “kaçması” gerektiğini fark ettiği o an gelene kadar, baya zaman geçip baya yanlış işler yapacağına inanıyorum, he sen tersini düşünüyorsun o ayrı.

Leydi Lysa’nın düşmeden önce söylediği şeyler Sansa’yı hâlâ huzursuz ediyordu. “Deli saçmaları,” diyordu Petyr. “Karım deliydi, bunu bizzat gördün.” Sansa görmüştü gerçekten. Bütün yaptığım kardan bir kale inşa etmekti ve teyzem beni Ay Kapısından aşağı atmaya niyetlendi. Petyr beni kurtardı. Annemi çok seviyordu ve…

Ve Sansa’yı? Sansa bundan nasıl şüphe edebilirdi? Petyr onun hayatını kurtarmıştı.

O Alayne’i kurtardı , kızını , diye fısıldadı Sansa’nın içindeki bir ses. Ama Alayne de Sansa’ydı… ve bazen Lord Savunucu’nun da iki ayrı adam olduğunu düşünüyordu. O Petyr’dı; Sansa’nın sıcak, komik ve nazik koruyucusu… ama aynı zamanda Serçeparmak’tı; Sansa’nın Kral Topraklarında tanıdığı lord, sinsice gülümseyen ve Kraliçe Cersei’nin kulağına bir şeyler fısıldarken sakalını sıvazlayan adam. Ve Serçeparmak, Sansa’nın dostu değildi. Joff onu dövdüğünde, Sansa’yı Serçeparmak değil İblis korumuştu. Ayak takımı ona tecavüz etmeye kalkıştığında, Sansa’yı Serçeparmak değil Tazı güvenliğe taşımıştı. Lannisterlar onu zorla Tyrion’la evlendirdiğinde, Sansa’yı Serçeparmak değil Sör Yiğit Garlan teselli etmişti. Serçeparmak, Sansa için serçe parmağını bile kımıldatmamıştı.

Beni kaçırmak dışında. Benim için bunu yaptı. Bana yardım edenin Sör Dontos olduğunu sanıyordum; benim zavallı, yaşlı, sarhoş Florian’ım. Lâkin bana yardım eden en başından beri Petyr’dı. Serçeparmak, onun takmak zorunda olduğu bir maskeydi.

Fakat Sansa adamın nerede bittiğini ve maskenin nerede başladığını ayırt etmekte zorlanıyordu. Serçeparmak ve Lord Petyr birbirlerine çok benziyorlardı. Sansa her ikisinden de kaçabilirdi belki ama gidecek yeri yoktu. Kışyarı yanmış ve terk edilmişti. Bran ve Rickon ölü ve soğuktu. Robb, Ikizler’de ihanete uğramış ve katledilmişti, Leydi Catelyn de öyle. Tyrion, Joffrey’yi öldürmek suçuyla idam edilmişti. Sansa’nın onu güvende tutacağını umduğu teyze, bunu yapmak yerine onu öldürmeye çalışmıştı. Edmure dayısı Freyler’in elinde tutsaktı ve annesinin amcası Karabalık, Nehirova’da kuşatma altındaydı. Buradan başka bir yerim yok , diye düşündü Sansa kederle ve Petyr’dan başka dostum da yok.

Dördüncü kitabın ilk Sansa POV’undan tüm bunlar. Daha fazlasına gerek yok diye, yazmadım. Yani adam tehlikeli ama bu, kendisini için tehdit gördüğünü göstermiyor ki “dost” gördüğü aşikar. Yine de içten içe “şüphe” kırıntıları da yok değil ama “yalan” işine geliyor işte. Sansa’nın sorunu da ilk kitaptan beri buydu; gerçeği bilmesine rağmen yalanlara sığınması.

1 Like

#14

dareon, yaver çocuk, sebebsiz yere öldürdüğü insanlar… mance’i stannis öldürecekti ama jon kendisi öldürdü çünkü mance aslında gece nöbetine ait… arya dareon’u öldürmeye hakkı yoktu… yaver konusuna hiç girmiyorum zaten…

listesinde değil ama senin paylaştığın alıntılarda sandor alıntısı özellikle arya’nın sansa’ya garip bir nefreti var.

alayne-lf ilişkisini biraz yanlış anladığını düşünüyorum… alayne’in petyr’a, annesinin arkadaşına saygısı var çünkü petyr cazibeli,kendini sevdiren bir insan olmasa zaten o kadar yükselemez… işin sırrı lf…alayne açık bir şekilde korkuyor ondan… hiç bir şey olmasa,hadi diyelim senin iddian gibi seviyor baelish’i, sen baba yerine koyduğun adam uzun uzun seni öpse korkmaz mısın?ki sansa artık bir yetişkin sayılıyor… ama hiç direnmiyor çünkü baelish’e mecbur… gidecek sığınacak kimsesi yok… ayrıca madem baelish’i seviyor o zaman neden royce toplantıya geldiğinde kendimi ayaklarına atsam beni korur muydu diye düşünüyor? çünkü baelish onu yarı zorla,yarı mecburiyetinden kaynaklı tutuyor…gidecek yeri,sığınacak kimsesi olsa emin ol baelish’e tamah etmez…

2 Likes

#15

Daeron, NW’den kaçmış biriydi, masum bir çocuktan bahsetmiyoruz. Tecavüz suçuyla Sur’a gönderildi, ona göre öyle bir şey yoktu ortada elbet. Stark’lar Gece Nöbeti’nden kaçan herkesi idam ederler. Arya “geri dönmeyeceğini” öğrendiği zaman nöbetten kaçmış bir kaçak olduğunu da anladı ve bu yüzden öldürdü.

Yaver çocuk meselesine gelince, ilk seferinde onu öldürmesine gerek olmadığını düşünmüştüm, yani daha önce Arya’nın yaptığı yanlış kısımları eleştirirken falan ama geçen bir sebeple aynı konuyu ele alan POV’u okuyunca hatta şimdi tekrar okudum, olayın pek de öyle olmadığı ayrıntısını gördüm.

Yaver, savaş başladığını kılıcını arıyor ama Arya ona bir şey fırlatarak dengesini dağıtıp bir süre savaştan uzak tutuyor, varlığını unutup Sandor’a yardım etmeye giderken oğlan kızı yakalıyor, elinde de kılıcı var. O anda sen olsan ne yapardın? “Öldürme beni, lütfen!” diye yalvarır mısın yoksa şunu mu yaparsın?

"Sen köpek yavrusunun yavrusu musun?” Çocuğun sağ elinde bir kılıç, sol elinde de Arya’nın kolu vardı ama Arya’nın elleri boştu; kız, çocuğun bıçağını kınından çıkardı ve yine çocuğun karnına soktu, büktü

Sebepsiz yere öldürülen biri yok, belki KL’deyken kaçma sırasında refleksle kılıcı sapladığı seyis yamağını saymak isteyebilirsin, oğlan teknik olarak masumdu aslında ama kraliçenin ona ne yapacağını bilmesine rağmen onu ona götürüp ödül almak istedi.

Eğer “hesap vermesi gereken” şeyler dediğin olaylar bunlar ise Sansa’nın da hesap vermesi gereken başka şeyleri var madem öyle. Lysa meselesinin suçunu şarkıcıya atmıştı; Robin’i sürekli LF’nin lehine maniple edip durması ve sürüsüne bereket yalanlar basması gibi bir sürü şeyden bahsedebiliriz ama ben bunları “hesap vermesi gereken” şeyler olarak görmüyorum elbette, bunlar onun Hayatta Kalması için yapması gereken şeylerdi.

Benim kitabımda “hesap verilmesi” gereken şeyden kasıt “aileye yapılan yamuktur.”

Jaime ve Theon bile gönlümde af kazanmasına rağmen Sansa’nın neden kazanmadığını biliyor musun? Bu ikisi çektiklerinin üstüne bir de öz eleştiri yapıp, vicdan yaptılar, pişman oldular ve biz bütün bunları açık seçik okuduk ama Sansa’dan böyle bir şey gelmedi. Ondan da görsem açık seçik okusam onu da affederdim yamuğu için.

Nefret ediyor ve listesinde diyen sensin, ben değil. Lakin öfke duyduğu gerçek ilk zamanlar ama ondan sonra da kız kardeşine karşı kötü bir his ve düşüncesi olmadı KL’den kaçtığından beri. Sansa kaybolunca “Artık Sansa da yok.” diyerek hayıflanıyor, iyice yalnızlaşıyor.

Sandor’un alıntısı foreshadowing olduğu için ekledim, önceki konuşmalarında yahut sonrasında Sansa’ya karşı tek kelamı olmadı kızın aleyhte. Anormal bir ifade biçimi bu yüzden foreshadowing diye ekledik. Aynı Ned’in Arya’ya durduk yere “kral ile evleneceksin” sözünün söylemesinin ne kadar garip ve yersiz bir cümle olması gibi Sandor’un sözü de öyle idi. İkisi de foreshadowing dedik bu yüzden.

Sen beni işine geldiği gibi anlıyorsun ama. Ben sevgi besliyor, demedim; hoş duygu ve düşünceleri var dedim ve ahan da yukarıda görüyorsun ve bunlar sadece 1 tane POV’dan çıkardıklarım.

Bunun yanı sıra şunları da söyledim.

Teknik olarak Sansa, Kışyarı’na gidip güvende kalana kadar herkese katlanmak zorunda zaten, tek başına hayatta kalamayacağı için ne bileyim en basitinden Brienne’ye bile katlanmak zorunda kalır. Olağan.

Ciddi bir ikilem içinde olmakla beraber Baelish yüzüne güveniyor hatta yer yer hayranlık besliyor ama LF yüzüne aynı güveni tam hissedemiyor. Evet, dediğin şekilde bir ara “ikisinde de kaçabilirim belki ama…” diyerek gidecek yeri olmadığını da bahsediyor. Petry ona göre onun dostu, başka dostu yok. Bu yüzden Kışyarı’na gidip kendini güvende hissedene kadar ayıya dayı diyecektir ama…

Yani adam tehlikeli ama bu, kendisini için tehdit gördüğünü göstermiyor ki “dost” gördüğü aşikar. Yine de içten içe “şüphe” kırıntıları da yok değil ama “yalan” işine geliyor işte. Sansa’nın sorunu da ilk kitaptan beri buydu; gerçeği bilmesine rağmen yalanlara sığınması.

0 Likes

#16

Aslında yok. Babasının ona yaptığı ‘‘sürü hayatta kalır’’ temalı vaazından sonra, Sansa ile köprüleri kurmaya çalışan taraf Arya’dır. Kan potakalı ile kirlettiği elbiseyi yıkamak istediğini söyler, Sansa’dan azar yer. Sansa’ya, Kışyarı’na gitmenin o kadar da kötü olmadığını söyleyip teselli etmeye çalıştığında da zılgıtı yer.

Kralın şehrinin sular altında kalmasını isteyip Sansa’nın orada olduğunu hatırlayınca bundan vazgeçmesinin yanında, Kralların Çarpışması kitabında Sansa hakkında düşünceleri şuydu;

Jon’u da görmek istiyorum,
Bran’ı da, Rickon’ı da. Ve annemi, hatta
Sansa’yı… Ona sarılıp bir leydiye yakışır şekilde
özür dileyeceğim, bundan çok hoşlanır.

Yani bahsedildiği gibi garip nefretlik bir durum yok. Arya hala yapıcı olmaya çalışan taraf. Bir diğer yandan ailesi dışındaki insanlara güvenmesinin karşılığını görmüş Sansa serinin 3. kitabında Arya için düşündüğü şey şu;

Kardeş. Sansa bir zamanlar Margaery gibi bir kardeşe sahip olmanın hayallerini kurardı; dünyanın bütün lütuflarına sahip, güzel ve nazik bir kardeş. Arya diğer kardeşlere kıyasla tamamen kifayetsizdi.

Arya yapı itibari ile kaba bir kız olabilir ve Sansa’ya kaba davranmış da olabilir, ama Sansa’nın da kibarlık iyilik muskası olduğu söyleyemeyiz.

Neyse ben kitapları ikinci kez okumaya başladığımda dikkatimi çeken bir durumdu bu kan portakalları mevzusu. İnternet de kısa bir sörften sonra, diğer okurların getirdiği yorumlarla biraz olsun kendimi rahatlattığımı söylemeliyim. Bundan sana daha önce de bahsetmiştim eğer Sansa ölecekse mümkünse Arya’nın elinden olmasın isterim…

Bunu istemememin belli başlı nedenlerinden biri de, Asoaif kültüründe kardeş hatta akraba katlinin çok büyük bir günah olduğu (evet kardeş çatışmaları belirttiğin gibi mevcut)ve bu günahın getirisinin de acıdan başka bir şey olmadığı görüşü. Bunu sadece bir görüşten ibaret olduğunu da düşünmüyorum.

Kısaca; kan portakalları meselesine değinmek gerekirse oradaki sembolizmin gelecekten çok geçmişte olmuş olan Lady ve Mycah ölümlerini temsil etmesi. Arya’nın Sansa’ya attığı o kan portakalı olaylarda ki hatasının bir hatırlatma, bir suçlama olabileceği.

Şahsen, bunu düşünmek ve almak istiyorum diğer türlüsü çok sakat olur çünkü :sweat_smile:

1 Like

#17

Ehehe güzel demişsin de geçmişe değil geleceğe foreshadowing yapılıyor seride. :smiley:

Tyrion, babasını öldürdü; daha başına felaket gelmedi, gelir mi ki? Kim hak etmediğini söyleyebilir? Euron en az iki-üç kardeşini öldürdü, adam şu yaşa kadar geldi, bir de kral oldu; gayet mutlu mesut takılıyor. Ben bunun “boş tabu” olduğuna inanıyorum. Piçler nasıl söylendiği şeyler değilse akraba katili olmak da değil. Kankuzgun’u da akraba katili; kendi abisini ve yeğenlerini öldürdü ama lanetlendiğini söyleyebilir miyiz? Craster ensest yapıyor, adam totoşunun kılı ağardığında öldü. Kendi çapında da gayet güzel yaşıyordu. :smiley:

Fakat dediğim gibi Arya elinden olursa bu, öyle ceza kesme meselesinden ziyade bir ihtimal merhamet hediyesi vermesi şeklinde, acılara son vermekten kaynaklı olur gibime geliyor; Leydi meselesine de uyabilir, bu şekilde.

1 Like

#18

Euron’un amaçlarına ulaşacak gibi ama sonu pek iyi olmayacak şurası Forsaken bölümünden

Özet

Buharsaçlı Aeron baktı. Kafatası tepesi gitmişti. Kargagöz’ün altındaki artık metaldi. Büyük, uzun bir tahttı. Kırılmış kılıçlar, ucu keskin demirler vardı ve hepsinin ucundan kan damlıyordu. Uzun mızrakların üstünde tanrıların cesetleri duruyordu. Bakire oradaydı ve Baba, Anne, Savaşçı, Yaşlı Bilge, Demirci, hatta Yabancı bile oradaydı. Pek çok tuhaf ve yabancı tanrıyla yan yana asılmışlardı, Büyük Çoban, Kara Keçi, Üç Başlı Trios ve Bakkalon’un Soluk Çocuğu, Işık Tanrısı, Naath’ın Kelebek Tanrısı ve daha niceleri. Ve ileride şişmiş ve yeşil yengeçler tarafından yiyip bitirilmiş Boğulmuş Tanrı, Kızıl Deniz Atı’yla beraber çürüyordu, hala saçlarından su damlıyordu.

Oturduğu tahtan kan akması iyiye işaret değil.

0 Likes

#19

Ramsey-Euron gibi adamların öleceğini bilmemiz için akraba katili olmalarına gerek yok ki :slight_smile:

0 Likes

#20

Euron 3 kardeşini öldürdü ama başına birşey gelmedi dediğin için attım😂 ölümü için bir forshodowing olabilir.
Seri sonunda ölmeyeceğini düşünende var sonuçta😃

0 Likes