Stannis Baratheon Abartılıyor mu?

stannis
#1

Evet, daha önce 2 karakter üzerine bir tartışma başlığı açmıştır, hatırlarsanız. Onun devam niteliği olarak göreceğimiz Stannis konusuna hoş geldiniz. :smiley: Gömen gömsün(ama lütfen hakkaniyetli ve düzgünce) ve öven de övsün(abartmadan).

Konuya giriş yapalım. Şimdi Stannis, Ned’den sonra en çok sevilen ve bel bağlanan karakterlerden biri; Stark’tan tutun Targaryen destekçilerine kadar bir çok hane destekçisinden seveni var.

Bunun temel nedenleri arasında; şerefine düşkün, vazife sorumluluğunun bilincinde, dürüst, adaletli ve dik duruşlu bir kişilik olmasını sayabiliriz. En azından çizdiği imaj bu yönde.

Şahsen benim de bir çok sevdiğim özelliği var, desteklediğim görüş biçimleri vs.

Hatta ağabeyinin hakkını yediğini de düşünüyorum, resmen adam piç muamelesi görmüş Robert tarafından; ötelenmiş ve hak ettiği konumdan mahrum bırakılmış. Zaten ne kendisi ne de kardeşleri birbirlerini sevememiş de her ne kadar Stannis, Renly’nin bir zamanlar olduğu çocuğu sevdiğini; bunu yeni anladığını söylese de genel olarak kardeşlerden sevgi görmediği gibi kendisi de sevgi göstermemiş. Ailesi de zaten küçük yaşta iken ölmüş ve inancına bu yüzden de sırt dönmüştür. Sanırım bu yüzden bu kadar soğuk ve katı birine dönüştü. Bu durum aynı zaman onun için başka şeylere de sebep olduğunu düşünüyorum.

Tüm bunlar böyle ama açık konuşmak gerekirse Stannis’in haddinden fazla abartıldığını düşünüyorum. Sebep?

Öncelikle 4/4’lük bir karakter bulamayız, doğru ama okuyucular(yahut izleyiciler) adamı kusursuz gibi anlatıp duruyor ve göklere çıkartıyor, bu biraz itici geliyor. (Ben dizide kızını yaktı saçmalıklarına girmeyeceğim; bu, Stannis’in yapacağı bir şey değil. Dizi embesilliklerinden biri. Lakin yeğeni Edric’i yakmaya niyetliydi, biliyoruz.)

Diğer yandan Stannis’in hiçbir POV’u olmaması, onun hakkında fikir beyaz edenlerin de (yani onun yaptıklarını bize gösteren karakterler) genelde ona hayran tipler olması da işi biraz yokuşa sürüklüyor. Haliyle biraz iğneyle kazmak gerekiyor ve çok dikkat etmek gerekiyor. Zaten POV’u olmaması durumunun böyle bir hayran kitlesine sebep olduğunu düşünüyorum çünkü bana göre Stannis, içindeki şeyleri gayet güzel saklayarak (ama kusursuzca değil) kendisine bir imaj çizmiş.

Stannis kibirli mi?

Elbette ki kibirli, kibirli olmayan bir karakter yoktur zaten. Bu kibrin seviyesine göre değişse de bir miktar kibir sahibi olmak çok da büyük kusur sayılmaz. Elbet kibir deyince insanlar genelde narsist gibi kendini öven tipleri kafasında canlandırıyor ama sadece öyle değil; gururun fazlası, karşınızdakine öfkeyle tepki verip, cevap vereceksiniz diye uğraşmak, polemiklere girmek, size söylenen bir şeyi kendinize yedirememek, burnunuzun dikine gitmek… gibi şeyler de kibir alametidir.

“Eğer bu yetersiz orduyla Kral Toprakları’na giderse alacağı tek şey ölüm olur. Ona da anlatabildiğim kadar anlattım ama gururunu bilirsiniz.” Davos sol elini kaldırdı, “Bu adam mantıklı düşünmeye başladığında benim parmaklarım yeniden çıkmış olacak,” dedi.

Ona hayranlık ve sevgi besleyen Davos bile Stannis’in mantıksız ve burnuna dikine giden biri olduğunu 2. kitabın giriş POV’unda bize anlatmış. Elbette ki Stannis genelde mantığı ile bilinen bir kişidir ama bir insan, duygularına zayıf düştüğü anlarda mantık yetisini yitirir. Stannis sahip olduğunu iddia ettiği taht hakkını eline geçirmek için o kadar istekli ki sabırsız bir şekilde bir an önce adamları toplayıp saldırmak istiyor. Elbette bu bir süre erteleniyor ve Renly sorunu da savaşmak yerine suikast ile çözülüyor.

Üstat Cressen’in onu tanımlamasına bakalım.

Karanlık denizler kadar koyu mavi gözleri, kalın kaşlarının altındaki iki açık yara gibiydi. Ağzı, soytarıların en neşelisine bile umutsuzluk verirdi; öfke, keder ve en sert emir sözleri için yaratılmıştı. Solgun ince dudakları ve perçinlenmiş çene kasları ona nasıl gülümsendiğini unutturmuştu, nasıl gülündüğünü hiçbir zaman öğrenmemişti zaten. Üstat Cressen, gece sessizliği çöktüğünde lordun diş gıcırdatmalarını yarım kale uzaktan duyar gibi olurdu bazen.

Keder ve sertliğinin ailesinin kaybetmesinden kaynaklı olduğunu biliyoruz; öfke kısmı ise oldukça ilginç bir ayrıntı çünkü sürekli öfkeli olan bir adamın içinde kim bilir neler yatıyordur?

Öfke kısmı, benim yukarıda bahsettiğim ‘piç’ muamelesi görmesinden kaynaklı bana göre. Jon ve Ramsey de bir piç; en iyi huylu Jon bile içten içe öfke sahibi bu durumdan(hatta Robb’un kral olması ve kendisinden daha iyi bir hayat yaşayacak olmasını kıskanmış, rahatsız olmuştu) ve Ramsey zaten tüm bu öfkesini dışa vuran biri. Hak ettiği şeyleri alamayan; değer görmeyen ama ağabeyine hep sadakatle hizmet eden Stannis, tüm bunlar yüzünden öfkeli ve her böyle muamele gören kişi gibi sahip olmayı hak ettiğini düşündüğü şeyleri arzuluyor. Belki içten içe bunları arzulamıyordur, ben onu hırslı biri olarak görmedim; daha doğrusu makam mevki hırsı olan, “Bana kral deyin! Önümde diz çökün!” deyip, bundan zevk alan bir adam hırsından ziyade hak ettiğine inandığı şeyleri almak için hareket eden bir hırs görüyorum.

Zaten Stannis’in kin duyduğunu Üstat Cressen de söylüyor. Hatta Stannis’in sözlerinde kibir bile görebilirsiniz.

“Kardeşiniz son on üç yıldır Fırtına Burnu Lordu. Bu adamlar onun sancak beyleri…”

“Onun,” diyerek araya girdi Stannis. “Kanunlara göre benim olmalıydı. Ben Ejderha Kayası’nı istemedim. Bu kaleyi aldım çünkü Robert bana buradaki düşmanlarının kökünü kazımamı emretmişti. Ona bir donanma inşa ettim, onun işini yaptım. Ağabeyine karşı sorumluluk hisseden bir kardeş olarak görevimi yerine getirdim. Renly’nin de aynı şeyi benim için yapması gerekir. Peki, Robert bana nasıl teşekkür etti? Beni Ejderha Kayası Lordu ilan ederek. Ama Fırtına Burnu’nu ve bütün gelirini Renly’ye verdi. Fırtına Burnu, üç yüzyıldır Baratheon Hanedanı’na ait, yasalar gereği, ağabeyim Demir Taht’a oturduğunda, bana geçmeliydi.”

Bu, çok derinden hissedilen eski bir kindi ve hiç bu kadar yoğun olmamıştı. Stannis’in en zayıf noktasıydı.

Görüyoruz ki ona yapılan bu muamele -doğal olarak- kendisine baya koymuş ve kin bağlamış.

“Lordum, sizin gerçek düşmanınız Lannisterlar,” diye yanıtladı Üstat Cressen. “Eğer kardeşiniz ve siz onlara karşı bir olursanız…”

“Renly’yle birlikte hareket etmeyeceğim.” Stannis’in sesindeki kararlılık itiraz kabul etmeyeceğini anlatıyordu. “Kendi kendini kral ilan etmişken bunu yapmayacağım.”

“Renly’yle birlikte değil o halde,” diyerek teslim oldu üstat. Lord inatçı ve gururluydu. Onu verdiği karardan döndürmenin bir yolu yoktu. “Diğerleri de işinize yarayabilir. Eddard Stark’ın oğlu Kuzey Kralı ilan edildi. Arkasında bütün Kuzey’in, Kışyarı’nın ve Nehirova’nın gücü var.”

“Yeşil bir oğlan,” dedi Stannis. “Kendini kral sanan biri daha. Parçalanmış bir diyarı kabul mü etmeliyim?”

“Yarım bir krallık, hiç olmayan bir krallıktan iyidir,” dedi Cressen. “Babasının intikamını almak için uğraşan delikanlıya yardım ederseniz…”

“Eddard Stark’ın intikamını neden alayım? Adam benim için hiçbir şey ifade etmiyordu. Ah, Robert onu severdi. Bir kardeş gibi severdi hem de, bunu kim bilir kaç kez duydum? Onun kardeşi Eddard Stark değildi, bendim ama bana olan tavırlarından hiç anlaşılmazdı kardeş olduğumuz. Fırtına Burnu’nu onun için savundum. Mace Tyrell ve Paxter Redwyne duvarlarımızın dibinde ziyafet sofraları kurarken adamlarım açlıktan öldü. Peki, Robert bana teşekkür etti mi? Hayır. Kuşatmayı kırdığı için Stark’a teşekkür etti. Biz ot ve fare yiyorduk. Robert’ın tek emriyle koca bir donanma kurdum. Ejderha Kayası’nı onun adına aldım. Elimi sıkıp, ‘İyi iş çıkardın kardeşim, ben sensiz ne yapardım,’ dedi mi? Hayır. Willem Darry’nin, bebeği ve Viserys’i alıp kaçmasına izin vermekle suçladı beni, sanki durdurabilirmişim gibi. On beş yıl boyunca onun konseyinde oturup Jon Arryn’ın diyarı yönetmesine yardım ettim, ağabeyim sarhoş olmakla, fahişelerle yatmakla meşguldü. Jon öldüğünde sevgili ağabeyim beni El ilan etti mi? Hayır. Dörtnala at koşturup arkadaşı Ned Stark’a gitti ve bu makamı ona teklif etti. Bu karar ikisi için de iyi olmadı. Gördük.”

Ned konusunda söylediklerini sakın unutmayın, ileride Jon’a; “Babanın intkamını da alacağım.” diyordu. Oysa biliyoruz ki Ned ve Starklar umurunda değil hatta ona karşı bile sinir olduğunu sezmek mümkün. Fakat Jon’a ve kuzeylilere hoş görünmek için adalet savunucu gibi davranıyor.

Diğer yandan durup durup tekrar Robert için yaptıklarını söylüyor ve kin-kırgınlık-öfke her şeyi sürekli dışa vuruyor. Yetişkin ve mantıklı bir adam gibi görünse de aslında bunları okudukça bu imajı kafamdan silinmeye başlıyor. Kısacası yumuşak karnı olan kısımlarda mantık dışı.

İnanmadığı yahut savunmadığı halde ‘taraftar’ toplamak için ilk kez yalan söylemiyor aslında. Stannis’in genel olarak Kızıl İlah’a inandığı görüşü hakimdir ama bu adam hiçbir ilaha aslen inanmıyor, Kızıl İlah meselesi tamamen güç elde edip, arzu ettiklerini almak için kullandığı birer araç.

“Tanrın adaletini kendine saklasın,” diye karşılık verdi Lord Stannis. Karısının ateşle bağlandığı yeni inancı kabul etmiyordu.

Açıkçası Stannis’in ağabeyi Robert’ın minnet bilmez biri olmasından şikayet etmesine rağmen kendisinin de çok minnet bilen biri olduğunu sanmıyorum. Üstat Cressen’e yaptığı şey pek hoş bir şey değildi, bu adam muhtemelen bu hayatta onu en çok seven ve en sadık kişiydi.

“Evet,” diyerek onayladı Leydi Selyse. “Yamalı’nın miğferi sana çok yakışıyor yaşlı adam. Onu kafana tak. Emrediyorum.”

“Denizin altında kimse miğfer giymez,” dedi Yamalı. “Ben bilirim, ben bilirim, oh, oh, oh.”

Lord Stannis’in gözleri ağır kaşlarıyla gölgelenmişti, çok öfkeli olduğu zamanlarda yaptığı gibi dişlerini sıkıyordu. “Soytarı,” diye seslendi. “Leydi emretti, Cressen’e miğferini ver.”

Hayır, diye düşündü yaşlı üstat, bu sen değilsin. Bu senin yapacağın iş değil. Sen her zaman adildin. Her zaman serttin ama asla zulmetmedin, asla. Sen alay nedir bilmedin, kahkahaları ne kadar bildiysen…

Diğer yandan Stannis’in de kardeşleri gibi öyle eşlerine vs. sadık bir tip olmadığını bilmek gerekiyor. Kendisinin Melisandre ile ilişkisi var; ilk başta bu ilişki sadece Gölge Bebek doğurmak için gibi görünse de Sur’a gittiğinde de devam ettiğini, Melisandre Pov’undan görüyoruz.

Stannis de ceset gibi görünüyor, Ejderha Kayası’ndan ayrıldığımdan beri yaşlanmış sanki. Devan, kralın son zamanlarda neredeyse hiç uyumadığını da söylemişti. “Lord Renly’nin ölümünden sonra korkunç kâbuslar görmeye başladı,” demişti delikanlı. “Üstatların iksirleri işe yaramıyor. Kralı sadece Leydi Melisandre sakinleştirip uyutabiliyor.”

Bu yüzden mi kralın çadırında kalıyor artık? diye merak etti Davos. Kralla birlikte dua etmek için mi? Yoksa kralı uyutmak için başka yöntemleri mi var?

Davos elini gözlerine siper etti, nefesi boğazında sıkışmıştı. Melisandre cübbesini kenara atıp boğucu elbisesini çıkardı. Çıplaktı ve karnında bir çocuk taşıyordu.

“Cesur Sör Soğan geçip giden bir gölgeden o kadar çok mu korktu? O halde cesaretlenin. Gölgeler yalnızca ışık tarafından doğurulduklarında yaşarlar, kralın ateşleri o kadar alçak yanıyor ki yeni bir oğlan için daha fazla ateş çekmeye cesaret edemem. Kralı pekâlâ öldürebilir bu.” Melisandre yaklaştı. “Ama başka bir adamla… alevleri hâlâ sıcak ve yüksek yanan bir adamla… eğer gerçekten kralınızın davasına hizmet etmek istiyorsanız bir gece odama gelin. Size daha önce hiç tecrübe etmediğiniz bir zevk verebilirim ve hayat ateşinizle yeni bir…”

“…dehşet doğurabilirsiniz.” Davos kadından uzaklaştı. “Sizinle hiçbir işim olsun istemiyorum leydim. Tanrınızla da. Yedi beni korusun.”

Stannis gittiğinden beri yatağını pek kullanmamıştı.”

Stannis’in Renly’nin ölümünde bir parmağı olmadığını iddia eden bir çok okuyucu var, şahsen ben bundan o kadar da emin değilim; Melisandre’nin gölge bebek yaptığını ve bununla adam öldürdüğünü gayet iyi biliyor, biliyor ki Renly sonrası 2. kez Fırtına Burnunu almak için kadından bebek yapıp, Davos ile onu gönderiyor. Elbet ağzından çıkan sözler “ben yapmadım” şeklinde olsa da beyandan ziyade eylemlere ve satır aralarına bakmayı tercih ederim. Kısacası Stannis de Robert gibi akraba katili biri. Ayrıca savaşçılığına ve zekasına vs. o kadar güvenen birinin sıkıştığı zaman büyü ve suikast ile ile insan öldürdüğünü görmüş olduk. Ned’e sorsak “bu eylemlerde onur yok” derdi.

Diğer yandan Stannis, krala sadakatten vs. bahsediyor ve itaatsizlik edenleri hain olduğunu söylüyordu(hatta kendi kardeşini de hain belliyordu) ama kendisi de zamanında ağabeyine uyup Deli Kral’a karşı ayaklanmış itaatsizlik etmiş ve isyan ederek onun tabiri ile “hain” olmuştur.

"Meşru kralına sadık kalmak her adamın görevidir, hizmet ettiği lord hıyanet içinde olsa bile,” dedi Stannis tartışma kabul etmez bir tonla.

Umutsuz bir delilik, çılgınlığa yakın bir pervasızlık Davos’u ele geçirdi. “Kardeşleriniz sancaklarını kaldırdığında, sizin Kral Aerys’e sadık kaldığınız gibi mi?” dedi hiç düşünmeden.

Salona şaşkın bir sessizlik çöktü, sonunda Sör Axell bağırdı, “Hainlik!” Ve hançerini kınından çıkardı. “Majesteleri, bu adam şenaatinizi yüzünüze haykırıyor!”

Diğer yandan Stannis’in de vermekten ziyade her daim almaya eğilimli olduğunu ve evet, bir türlü tatmin/minnet duymayan biri olduğunu yinelemem gerek. Jon’un da dediği gibi “krallar sürekli istiyor istiyor istiyor” SArya’yı bile kurtarmayı başarırsa kendi adamlarından biri ile evlendirmeye niyetliydi. Starkları sevmiyor ama faydalanmak için her şeyi yapıp, bu hakkı kendinde sonuna kadar görüyor.

“Kalelerle ilgili meseleye dönecek olursak…”

Soğuk bir nezaketle, “Majesteleri,” dedi Jon. “Adamlarınıza kalacak bir yer verdim, onları kış stoklarımızı tehlikeye atmak pahasına doyurdum, donmamaları için giydirdim.”

Stannis tatmin olmamıştı. “Evet. Bizimle tuzunu, domuzunu ve yulaf lapanı paylaştın. Isınalım diye bize siyah paçavralar fırlattın. Ben kuzeye gelmeseydim, yabanıllar o paçavraları cesetlerinizden çıkarıp alırdı.”

Jon bunu duymazdan geldi. “Size atlarınız için yem verdim. Merdiven tamamlandığında, Gece Kalesi’ni onarmanız için inşaatçıları da vereceğim. Gece Nöbetçileri’ne ebediyen verilmiş olan Lütuf a yabanılları yerleştirmenize bile müsaade ettim.”

“Bana boş araziler ve harabeler öneriyorsun lâkin lordlarımı ve sancak beylerimi ödüllendirmek için lazım olan kalelerden beni yoksun bırakıyorsun.”

“Gece Nöbetçileri o kaleleri…”

“Gece Nöbetçileri o kaleleri terk etti.”
“…Sur’u savunmak için inşa etti,” diye bitirdi Jon inatla, “Güneyli lordların makamı olmaları için değil. O kalelerin taşlan, uzun zamandır ölü olan kardeşlerimin kanıyla ve kemiğiyle sıvandı. Kaleleri size veremem.”

“Veremez misin, vermez misin?” Kralın boynundaki damarlar, kılıçlar kadar keskin bir şekilde dışarı fırlamıştı. “Sana bir isim önerdim.”

“Benim bir ismim var Majesteleri.”

“Kar. Bundan daha meşum bir isim var mıdır?” Stannis, kılıcının kabzasına dokundu. “Sen kim olduğunu sanıyorsun?” “Duvardaki gözcü. Karanlıktaki kılıç.”

“Bana yemininden dem vurma.” Stannis, Işık Getiren adını verdiği kılıcı çekti. “İşte sana karanlıktaki kılıç.” Işık, bıçak boyunca dalgalandı, kâh kırmızı, kâh turuncu, kâh sarı, kralın yüzünü sert ve parlak tonlara boyadı. “Yeşil bir oğlan bile bunu görebilir. Kör müsün?”

“Hayır Efendimiz. Kalelerde garnizonlar kurulmalı, bunu kabul ediyorum…”

“Çocuk kumandan, kabul ediyor. Ne büyük lütuf.”

“…ama garnizonları Gece Nöbetçileri kurmalı.”

Uzun lafın kısası Stannis en az diğer karakterler kadar iyi ve kötü, şahsen abartılacak bir tarafı olduğunu düşünmüyorum. Sizin fikirlerinizi de duyalım. :slight_smile:

1 Like

Stannis Baratheon Diz Çöker mi ?
#2

Daha önce yüzlerce kez söylendi ama… Martin’in fikriydi.

Ben Stannis’i sevmiyorum. Dizide en sevmedigim karakterlerden biriydi, sonra çogu insanin “Kitapta böyle degil, dizide batirdilar” dediklerini duydum, okudum. Bu yüzden kitabi okumadan önce bu karakterle ilgili net bir karara varmanin dogru olmadigini düsündüm, ama kitabi okudugumda da Stannis’i sevmedim, asiri bir fark göremedim. Suratsiz, soguk, kasinti adamin teki yani.
Bence Stannis’in iyi yönde olan kisilik özellikleri fazla abartiliyor. Tamamen yalan demiyorum, sadece abartiliyor.
Bu karakteri yeterince iyi tanimadigimizi da düsünüyorum. Malum, Stannis’i Davos’dan ögreniyoruz daha çok. Ve Davos’un bakis açisi ne kadar objektif? Keske Stannis POVlari olsaydi çünkü gerçekten bu adamin ne hissettigini, aklindan nelerin geçtigini çok merak ediyorum. Sevmedigim bir karakter olabilir ama iç dünyasini çok merak ettigim bir karakter.

2 Likes

#3

Kızın yanması değil, babasının yakması, yakmasına izin vermesi. :slight_smile:

İşte ben de tam bunu diyorum, LF’yi bile bir yerde tanıdık POV olmadığı halde, planları muamma olsa da adam en azından niyetini açıkça ortaya koyuyor ama Stannis acayip gizliyor, maskeler takıyor, haliyle aslında serideki en çok maske takan adamların başında geliyor bana.

Ben bilhassa Ned konusunda fazla takıldım adama; bir yerde bana ne ondan da intikamından da diyor ama sonra intikamını alacam diyor… Sırf hoş görünmek için. İki yüzlüce bir hareket.

0 Likes

#4

Fikri Martin vermis iste, “Shireen kurban edilsin” dememis. Senaristler Martin’in fikriydi derken Stannis’in kizini kurban etmesi fikrinden bahsediyorlar. Ki adamlar $ok olmus Martin böyle bir sey deyince, bunun korkunç ama ayni zamanda inanilmaz bir sey oldugunu söylüyorlar. Bunu sanmiyorum ki zaten sadece Shireen’in kurban edilmesi için düsünsünler.
Ayrica Martin bunu kastetmemis olsaydi, herhalde “Hayir öyle demek istemiyorum” derdi ve senaristler baska sekilde yaparlardi. Sonuçta oturup uzun uzun konusulan meseleler bunlar. Martin gelip “Shireen’in R’hllor’a kurban edildigini yazin” deyip gitmedi. Bu fikri açmistir, dizideki mevcut kurguya dahil etmis, konusmuslardir.

0 Likes

#5

Ben işin ayrıntısını bilmiyorum, sadece kızın yanarak öleceğini çıtlatan Martin diye biliyorum, bu yüzden kızı o şekilde öldürmüşler. Sonuçta kitaba bakarsak adamın gelip de kızını yakmaya kalkması falan… saçma yani. Boltonlarla savaşıyorsun sen, dönmüş ise kaybetmiştir; kaybetti ise yakmaya kalkamanın manası ne? Anlatabildim? Dizide kızı ve karısını yanına aldı, böylece tek seferde tüm Barthlardan kurtuldu dizi. Neyse ya konu bu değil. :smiley:

0 Likes

#6

Eğer Baratheonlar yıllar boyunca hükmeden true family olsaydı ben Stannis’i çok fena destekleyebilirdim. Ancak senin abin meşru krala karşı hainlik yapıp isyan etmişken hak hukuk adalet demen çok komik. Yani o çocuk diye bahsettiğin Viserys ya da onun kanından birisi eğer Westeros’a gelecek olursa ne yüzle karşısına çıkacak gerçekten ben çok merak ediyorum. Ben de dahil olmak üzere Renly’i sevmiyoruz ve haksız buluyoruz ama aslında Renly Stannisten daha rasyoneldi. Ya diyordu başlayacağım yaşına başına sanki abim doğru hakla kazandı bu da benim fethim diyordu.

Ancak benzeri bir çelişki Barristan’da da vardı. Adam ilk fırsatta gitti Dany’nin yanına ve kimse şuanda Targaryenlere diz çökmesini beklemez. Ancak sonraki tavırları falan bu adamın karakterini anlamamıza çok yardımcı olacak. Şöyle ki Baratheonların resmi iddiası Fatih Aegon’un soyundan gelmek. Eğer Shiiren ölürse Robert’in piçlerini saymazsak Baratheonlar vârissiz kalacak. İşte ben bu noktada eğer Jon’un kimliği açığa çıkacak olursa Stannis’in adamlarının ciddi bir kısmının Jon’un tarafına geçeceğini düşünüyorum. Martin seride dengeleri çok önemsiyor ve Justin Massey 20.000 kişilik bir orduyla kuzeye gelecek. Eğer Stannis bu işten sağ çıkamazsa ordu kime gidecek? İşte tam da burada dengeyi sağlama açısından(malum Kuzey ordusunu yediler) böyle bir taraf değiştirmeyi görebiliriz. Ayrıca daha önce @Starkgaryen ile yaptığımız bir tartışmada aslında Melisandre’nin Stannis ve ejderler görüsünün Jon’un gerçek kimliğini keşfetmesi ve bunda Stannis’in rol oynaması olarak görülen bir ejder rüyası olabileceği sonucuna varmıştık hatta Dany’nin görsellerinden olan taştan ejderha uyanmasını da bunla ilişkilendirmiştik. Yani Stannis ölüme doğru Shiiren de ölecek olursa Jon’u takip edin diyebilir bence.

Evet çok karışık ve daldan dala atlama oldu ancak bu karakterdeki çelişki böyle muhteşem şekilde çözülebilir :slight_smile:

1 Like

#7

Kitapta farkli sekilde yapabilir, orasini bilemem. Ama dizi için, senaristlere “Stannis’in kizini yakmasi” soruldu ve onlar “Martin’in fikriydi, ilk duydugumuzda $ok olduk, dehsete düstük” dediler.

Shireen’e çok üzüldüm ama dizide o da, annesi de bir ise yaramiyorlardi zaten. Dizilerde, filmlerde gereksiz karakterler aradan çikarilir, kitaplardaki gibi degildir.

0 Likes

#8

Dizide izlediğimde nefret etmiştim sonra kitapta okuyunca biraz daha nötrleştim. Artıları eksileri olan gri bir karakter kesinlikle onurlu değil özellikle Cortnay Penrose cinayetinde çileden çıkmıştım ancak ben kendisinin de bu cinayetlerden tiksindiğinin en azından vicdan azabı çektiğini düşünüyorum. Bugünkü haline gelmesinde ailesinin ölümünün ve Robert’ın ona karşı olan tavırları çok etkili ve abisi de dahil hiç kimse tarafından sevilen birisi olamadı. Dediğin gibi çokca piç muamelesi gördü ki bunun insanları nasıl bir ruh haline soktuğunu biliyoruz. Taht gerçekten de şu an onun hakkı ayrıca şunu kabul etmeliyim hayran kitlesi çok bağlı ve öyle bir anlatıyorlar ki arada bir ben bile gaza geliyorum .

0 Likes

#9

Millet Stannis kızını yaktığında millet nasıl oluyor diye saydırmıştı.Martin emri ben verdim dediğinde millet kitapta yapmaz dedi.Aslında bunu yapmaktan zerre çekinecek bir insan değildi. Kitapta Edric’i büyü için yakacaktı kitapta sizce bir oğlu olsa kızını gözden çıkarmakta ne kadar zorlanırdı?Adalet inancı konusunda aşırı kötü birisi bence.Her şeyi kanuna uydurmak istiyor ama akraba katili olmaktan zerre çekinmiyor.Stannis fanı Dany fanını aratır bir noktada.İş Stannise gelince gerçekten bazıları için tabular oluşuyor.Eskiden çok tartışılmıştı bunlar.

0 Likes

#10

Bence GRRM sadece kızın yakılacağını söyledi ki hastalığından dolayı falan olabilir diye düşünüyorum. Kurban edilme meselesi senaristlerin başının altında çıktı.

0 Likes

#11

Zaten en baştan beri ne için varlar, pek bilemiyorum. Barth Hanesini sevmem ama bebelerini severim; bu kızı, Genry, Edric ve Mya’yı… Mazlum tipler çünkü.

Evet, geçmişinde böyle bir leke var iken (o böyle bir şeyi ihanet ve leke olarak gören biri sonuçta) başta kardeşi Renly olmak üzere insanlardan biat beklemen; hak hukuk demen ve de yetmezmiş gibi Davos’un elini kesmiş olması falan… yersen diyor. Tamam, adamın adalet duygusu yok değil, var ve aslında adalet duygusunu da çok seviyorum bu adamda ama işte yer yer pörtlediği yerler, kısımlar var; Ned’in ‘onur’ demesine rağmen yer yer onursuz hareketlerde bulunması gibi… Elbet arada böyle ödün vermek o kişi öyle olmaktan alı koymayabilir, sonuçta adaletsizliği ve onursuzluğu adet edinmiş olmuyorlar… yine de Taht-İtaat-İhanet üçlüsü ciddi bir mesele. Aslında şimdi fark ettim de Stannis, bu konuda çok hassas olmasına rağmen geçmişinde böyle bir duruma düşmüş; Ned de onur meselesinde bu kadar hassas iken sen git Arthur gibi birini onursuz bir şekilde öldür… İroni bence. :slight_smile:

Ben Renly’e sıcak bakıyorum aslında, ibişliğini sevmiyorum bir tek. :smiley:

Varys, onun hakkında güzel ve bence haklı bir tanım yapıyordu; “Selmy, şerefini sever.”

Bu adamın Sur’a ulaşıp o askerlerle dönüp dönemeyeceğini merak ediyor, şüpheyle yaklaşıyorum. Şimdi Sahte Arya ile gidiyor, biliyorsun. Tüm mesele ortaya çıkınca ve orada da zaten olağanüstü meseleler olmuş iken Braavos’a vs. gidebilir mi emin değilim.

Bunun dışında o şövalyeler vs. evet, Melisandre’nin gazıyla Jon’u yeni AA diye destekleyebilirler… O ordu gelirse de Jon’un işine yarama ihtimali daha ihtimal, başka kime gidecek zaten.

Renly meselesinde bence evet ama bu adam konusunda değil hatta ikisini de inkar ediyor, parmağı olduğunda. Yalan! Kadını niye soktun oraya? Şaka mısın sen? demezler mi adama? :smiley:

Şimdi adamın gayri-meşru çocuklara bakışını öz çocuğuna bakışıyla bir tutamazsın. Kızını yakmak falan bence ikna olacak biri değil, diğer yandan bir ihtimal karakter ve psikolojik/zihinsel olarak çok pis bir kırılma yaşarsa o zaman olabilir.

0 Likes

#12

Peki Stannis kardeşi Renly’i öldürdükten sonra gerçekten üzgündü denilebilir mi?Kitapta kardeşlerinin ondan bahsetme şekli sayesinde ne kadar sevildiğini görüyoruz.Bana göre belkide kendisi asla kardeşlerini sevemedi hep onları kıskanmış bile olabilir.Stannis kazanmak için her şeyi yapacak birisi oldu seri boyunca.Kurban vermekten çekinmedi.Kardeşini öldürtmekten geri durmadı. (Hatta burada cinayeti haklı göstermek için o haindi diyenler vardı)Yeğenini yakmayı planlıyordu Davos çocuğu kurtardı.Kitapta benim hatırladığım Jon Aemon için endişeleniyordu.Şimdi soruyorum daha ne kadar kırılma yaşamış olsun?
Bu adam kendi içinde çok büyük çelişkilere sahip kanunlara uyduğunu söyleyip cinayetler işliyor en basitinden.

0 Likes

#13

Aslında yabancı olmadığımız bir karakter, disiplinli, iyi bir komutan ve kendince, çoğu kişiye tuhaf gelen adalet anlayışının olmasına rağmen ne yaparsa yapsın hakkettigi saygı ve övgüyü alamayan biri olarak görüyorum.

Ve inadım inat😀

1 Like

#14

Peki madem bu kadar güçlü bir adalet anlayışı var ve dürüst bir insan ;o zaman neden süikast düzenlemeyi ve cinayeti kendi çıkarı olunca normal karşılıyor?Bu bence çıkarcılık başka bir şey değil.

0 Likes

#15

Ek olarak şunu söyleyelim, bu tarz karakterlerin sıkıntısı adalet Onur gibi kavramların değişkenliğini hesap edememeleri. Zaten Stannis de Ned de ikinci çocuk olarak yetiştirildiler, yani hükmetmekten çok itaat etmeye yöneldiler. Bu adamlar da Onur, adalet gibi kavramlara sıkı sıkıya sarıldılar. Ancak ya kral bir gaspçıysa? Ya kral pisliğin tekiyse? İşte bu tarz konularda error veriyorlar. Bu yüzden sadakatleri, onurları orta vadede çok daha büyük onursuzluklara sebep oluyor ama bunlara kafaları basmıyor işte. Eğer Ned Joffrey’in piç olduğunu çakmasaydı Kuzey ordusu gene Güney’e inerdi. Ancak gerçek kral Joffrey’in askerleri olarak inerdi. Tecavüzcü pislik Clagene ile Yanyana savaşırdı kuzeyliler. Zaten Jaime’nin temel çelişkisi ve korumakla yemin ettiği Kralı öldürmesiyle biten bir süreç bunun sonucuydu.

Demir bankayı küçümsememek lazım. Bir şekilde yolunu bulurlar. Ancak denge için ben Jon’a katılma ihtimalini yüksek buluyorum. Zira Kuzey’in ordusu yok. Aksi durum olursa dizideki 54 Mormont adamı gibi muhabbetlere tanık oluruz.

0 Likes

#16

Abartılıyor
202020202

0 Likes

#18

Genel olarak bir cevap veremem aşağıda zaten benim yerime @Symmachus cvp vermiş. Benim yukarda bahsetmek istediğim davosun parmaklarının kesilmesi gibi Adalet anlayışı.

0 Likes

#19

Stannis’in suikast düzenlemesinde bu kadar sıkıntı ne var anlamadım. Onlarca insanın ölümüyle sonuçlanacak savaş yapmak onurlu, sadece bir kişiyi öldürmek onursuz…

1 Like

#20

Galiba anlatamadım Stannis başkalarına karşı işine geldiği sürece kanunları işletiyor.Ama olay kendi çıkarı ve istikbali olunca “Diyar için yaptım” diyerek insan yakmaktan kurban vermekten çekinmiyor.Bu belki bir yerden tanıdık gelir bu tavır vs. insanlar bu adamı katılığı yüzünden sevmiyorlar ve haksız değiller.
Kitapta büyü için yeğenini yakacaktı,5.kitapta Jon Aemon ve Mance’in çocuğu için endişeleniyordu Gilly’i zorlamadı mı kendi çocuğunu almayacaksın diye.Bakın tekrar soruyorum başkalarını astığı suçları kendi işleyince meşru görmek ne kadar ahlaki.
Şunu eklemem gerekli Tywin olsa itiraz etmezdim hareketlerine Tywin yaptıklarının hiç birini adalet için yaptığını söylemedi ama Stannis her şeyi adalet için yaptığını söylüyor aradaki fark burada.

0 Likes

#21

Stanis’in çelişkilerin adamı olduğunu kabul ediyorum. Öncelikle Stanis Ekstra bir şey istemiyor. sadece kendine göre hakkı olan şeyi istiyor buna istiyor bile diyemiyebiliriz. Davosla konuşmalarında kral olmak istediği için değil kral olması gerektiği için savaşıyor. Stanis kendi doğrularını ve kanunlara göre hareket eden biri yani tam bir görev adamı burada da mantıksızlık yok adam elinden gelenleri yapmış bu kadar adam toplamış ve kendine ait olan tahtı almak istiyor. Bunu kendine görev olarak görüyor o tahtı alıp kral olmak onun görevi ve bu adam her ne olursa olsun görevlerini yerine getiren biri ne kadar zor olsada bunu yapmak zorunda görüyor kendini buna birsürü örnek verebiliriz fırtına burnu kuşatmasında kaleyi teslim etmemesi demir donanma gibi westerosun en güçlü donanmasını alt etmesi gibi, stanis’in bakış açısı böyle. Ve bunları uygularkende oldukça mantıklı hareket ediyor yapması gerekeni yapıyor.

Burada da üste bahsettiğim gibi amacına ulaşmak için mantıklı hareket ediyor. Ayrıca kim böyle hareket etmez ki

Robert konusunda birşey demiyeceğim yani adam stanis gibi bütün verdiği görevleri harfiyen yerine getiren bir kardeş bulmuş hala ona haksızlık ediyor. Yani bunlara artık kayıtsız kalmak için Hz. Eyüp sabırı gerekir.

Stanis dovos ile konuşurken onun creassen yerine pylosu almasındaki sebebim onu rahat ettirmek istediğini söylüyordu ama biz creassen’in bakış açısından okudugumuz için onu toplantıya çağırmadığı için bu bize itici gelmiş olabilir. şu dalga geçme olayı da burada haksızmış stanis.

Ben melisandre nin büyü yaptığını düşünüyorum yani eğer teoriler doğruysa kendisi 4. Aegonun son metresinin torunu ve o kadın da büyülerle uğraştığını biliyoruz stanis büyü etkisinde olabilir.

Evet buradada çelişki var ama şöyle düşünmek lazım stanis çelişkilerinde kötüleyeceğimiz bir şey yok diye düşünüyorum. Yanı bu biraz jamie nin dediği gibi sadakatler çelişiyor stanis ya abisine ihanet edecekti ya krala ve abisini seçti. Bak mesela tamamen kendi çıkarını düşünüp onursuzluk yapıp onurlu gibi davransa stanisi samimiyetsiz bulabiliriz.

0 Likes