Stark Hanesi'nin Ulu Kurtları'nın Gizli Manası


#1

Selamlar Gençlik,

Kendime yeni kuram kanalı buldum. :stuck_out_tongue: Burada ilk başta bahsedilen ‘Eski İlahlar’ konusunu bir ara çevirebilirim, kesin olmamakla beraber… İlginizi çekeceğini düşünüyorum ama konumuz Starklar’ın Ulu Kurtları… Her zamanki gibi kendi cümlelerimle ve yorumlarımla birlikte çevirmeye çalışacağım, inşallah.

Kanalın sahibi ve konuğu(GreyArea) bahsettiğim videoda eski ilahların aslında yeşil görenler olduğu(aslında mantıklı gibi çünkü eski ilahlar Büvet Ağaçlarının olmadığı yerde etkisizler.) kanaatine varmışlar, bu yüzden bu ulu kurtları kim gönderdi? sorusuna verdikleri cevap; Lord Kan Kuzgun’u… Çünkü bilindiği üzere kendisi son büyük yeşil gören.

Kan Kuzgun’unun kendisi ile yer değiştirmesi için Bran’a karşı ilgisi olduğunu söylüyorlar ve aynı şekilde Jon Snow’a karşı da ilgisi var bu dedenin. Mormont’un Kuzgun’u aracılığı ile Kara Kale’de bulunduğu bilgisi yazar tarafından daha onaylanmasa da okuyucunun dikkatini çeken sürüsüne bereket şeyden bu sonuca varmak mümkün; Kuzgun ile Jon’un arasındaki yaşananlar da zaten Kan Kuzgun’un ona karşı ilgisini ortaya koyuyor (Jon Snow’un Rüyası başlığını yeniden okuyabilirsiniz.).

Jon’un Ulu Kurtlar hakkında söylediği bu cümleler(bilhassa son cümle), farkında olmadan Kan Kuzgun’u hakkında konuştuğuna işaretmiş. Ne alaka diye sormayın, ben de bilmiyorum. :smiley:

Sanırım burada “sizin çocuklarınız için doğmuşlar” sözüne binaen bunu söylüyorlar; eski ilahların yeşil görenler olduğu fikrine katılır iseniz o zaman Kan Kuzgun’u bir şekilde bunu sağlamış oluyor. Şahsen ben bir Ulu Kurdun nasıl olur da Sur’u geçip, 6 Stark çocuğuna ve cinsiyetine denk gelecek şekilde doğum yapabilir aklım almıyor, sebep Kan Kuzgun’u ise adamın ilah olmadığını biliyoruz; o nasıl bunu yapabiliyor? Haydi hayvanı bir şekilde geçirdi diyelim ve yavruları da hayatta tuttu diyelim ama gerisi? Sayı ve cinsiyetleri? Hayalet’in rengi? vs. Neyse, devam.

“Lord Stark,” dedi Jon. Babasına böyle resmi hitap etmesi garipti. Bran umutsuzca Jon’a bakıyordu. “Beş yavru var. Üç erkek, iki dişi,” dedi Jon babasına.

“Ne demek istiyorsun?” diye sordu lord.

“Sizin de beş meşru evladınız var. Üç oğul, iki kız. Ulu kurt Stark Hanedanı’nın arması. Bu yavrular sizin çocuklarınız tarafından sahiplenilmek için doğmuş, Lordum.”

Ulu Kurt sahnesinin şöyle bir önemi de var yazar tarafından; Avalon romanını yazarken sahne adamın bir anda aklına geliyor; karlar içerisinde yavru kurtlar bulan bir çocuk. İstek/ilham o kadar güçlü gelmiş ki hala taze/canlı iken yazmış, yani aslında seriye ait yazılan ilk şey bu sahne arkadaşlar. Bunu belirtme gereği duymuş videodakiler.

Sonra bilindik bir konuya değiniyorlar; Ulu Kurtların isimlerinin bir şekilde sahiplerinin kaderleri/başlarına gelcekleri/sonları hakkında bilgi içerdiği. Bu kuramın onaylanması için yazardan onaya gerek var mı bilmem ama şu ana kadar her şey o yönde gidiyor gibi… Bu arada Hayalet’in tipinin Kan Kuzgun’a ne kadar benzediğini eklemişler, cidden hiç düşünmemiştim. Kan Kuzgun’u bildiğiniz gibi albino bir dede; kırmızı gözler ve soluk beyaz ten… Aynı Hayalet gibi. :slight_smile: Bu arada sizi bilmem ama bu seride aşırı derecede bir hayalet meselesi geçip durduğunu fark ettim.

Ned’in Leydi’yi öldürme sahnesinde kurtların isimlerinin kurtları ne kadar da yansıttığını fark etmişti; bu söylenen şeydi yazar tarafından, gösterilen şey ise kurtların da aynı sahiplerinin karakterlerine sahip olmasıydı.(Yazar anlattığı kadar gösteriyor da dikkat etmek gerek :wink: )

Jon’un Hayaleti; Jon şu anda teknik olarak bir ölü/hayalet olarak kabul edilebilir hatta dirildikten sonra da aynı düşünülebilir ve Hayalet’in içinde ise aynı şekilde yine hayalet kabul edebiliriz; elbette burada kullanılan tüm ‘hayalet’ sıfatı tamamen mecaz ve seride de çoğu zaman zaten mecaz olarak kullanılmış; Kışyarı Hayaleti(Theon); Harrenhal Hayaleti(Arya… bilmem bir şey işaret ediyor mu ama hem ulu kurt hem de harrenhal hayaleti olduğunu söylemişti aynı cümlede. Bu hayaletler meselesine biraz daha mı baksak ne yapsak… İlginç bir şeyler çıkabilir.) gibi… Ayrıca Jon’un geçmişte (1. kitapta bahsi geçiyordu) mahzenlerde hayalet rolü yapması da vardı; ölümüne işaret olarak kabul ediyorum bunu hep.

Arya’nın Nymeria’sı… Dorne’un Savaşçı Kraliçesi… Kendisi bir leydi olmanın çok ötesinde biri… Şu an Yüzsüz bir suikastçı olarak eğitiliyor…

Rickon’un ShaggyDog’u… İsmin manası 'hikaye hiçbir yere gitmiyor" muş… Bu durumda sahibinin de sonu bu olacakmış ki dizide de olan aynen buydu. Şahsen bu oğlan hiçbir fayda sağlamadan dizideki gibi ölecek ise ne diye eklenmiş ki seriye?

Robb’un Grey Wind’i… İsmi sahibi ile bağdaştıramamışlar ama kurt ölü, sahibi ölü diye bağlamışlar… Yani bir yerde kurtlar ölünce(yahut tersi) sahipleri de ölüyora getirmişler. Ben bir yerde Grey Wind’in bir çeşit ölüm ile ilgili deyim olduğunu Robb’un da ölüm getirdiğini ve sonunda kendisinin de öldüğünü okumuştum.

Sansa’nın Leydi’si… Sansa her daim bir leydi olmak istemişti. Belki ileride/seri sonunda(ölmezse) Kışyarı Leydisi olur(dizide olduğu gibi) veyahut evlenir ise gittiği kalenin leydisi… Kısacası bu bacımızın sonu en iyi ihtimal ile leydi olarak bitecek şeklinde bu düşünce söz konusu… Diğer ihtimal ise Leydi öldüğü için Sansa’nın da öleceği yönünde.

Burada parantez açıp kurtların yaşam ve ölümleri ile sahipleri ile (yanlarında olmasalar bile) birleştiği/etkilediği yönünde düşüncelerini dile getirmişler. (Buna ben de katılıyorum. Çünkü şu ana kadar -genelde- kurtlar ölünce sahipler; sahipler ölünce kurtların öldüğünü gördük ama bunun bir zamanı yok; yani x tarihinde kurt ölünce hemen arkasından sahibi ölmüyor yahut tersi… ) Örnek olarak Arya ve Nymeria verilmiş… Ayrıldılar ve Nymeria kendine bir kurt sürüsü bularak başına geçti… Arya ise KL’den ayrıldığından beri kendisine bir sürü kurma derine düşmüş halde Hot Pie, Gendry ve diğerlerini toplayıp bir arada tutmaya çalışıyordu. İkisi de Nehirova topraklarında dolanıyordu, bu da hoş bir ayrıntı. Bu sırada dizi referansı vermişler, hiç sevmem; bu yüzden o kısmı geçiyorum… Kızıl Düğün’de kafasını kaybeden tek kişi Robb olmamıştı, Grey Wind de kaybetmişti… Sansa’nın ailesine ihanetini hatırlatıp, pek Stark işi hareketler olmadığını; Leydi öldükten sonra da içindeki Stark kısmının tamamen öldüğünü ve daha çok Tully; Cat, Lysa olduğunu söylemişler. Bir de eklemişler “yav yanlış anlamayın Sansa’dan nefret etmiyorum.” :smiley: Leydi’nin ölümü Bran’ın uyanışını da sağladı; Sansa’nın içindeki Stark duyusu ölürken bir diğer Stark hayata döndü… (abovvv kan büyüsü mü yoksa? :smiley: Elbet bunu mecazen diyorlar bir yerde ama neyse.) Yine dizi referansı ile Yaz’ın ölümü üzerinde konuşmuş, bu kısmı ekleyeyim bari; Yaz mağarada ölüyor, Bran da mağarada teknik olarak ölüyor ve 3 Gözlü Kuzgun oluyor, duygusız garip tip. Kitap için ne kadar geçerli bilemiyorum.

Kurtlara devam.

Bran’ın Yaz’ı… Aslında şu ana kadar kitaplarda yaz, nispeten, devam etmekte(en son Sonbahar gelmişti aslında) ve bunun dışında Yaz ile ilgili pek bir etki/tepki meselesi görmedik. Şahsen neden Bran’ın uyanır uyanmaz isim olarak Yaz koyduğunu merak ediyorum ama tahminim o ki Uzun Gece meselesi ile de ilgisi olan bir şey. Son kitabın ismi sanırım A Dream of Spring idi. :slight_smile: Dizide Yaz ölünce yaz bitti kış geldi diye bağlamışlardı. Kitapta mağara ölmeyebileceğini düşünüyorum şahsen… Bundan daha derin bir manası olabilir Yaz’ın… Beklemek ve görmek zorundayız(ölmezsen, çıkar şu kitapları be adam!).

Daha sonra Ulu Kurtların seride çok büyük önemleri olduğunu hatta Dany’nin ejderhalarından bile daha önemli olduğunu söylüyor biri; bir diğeri ise en azından kesinlikle eşitler, diyor.

Sonra Stark Hanesinin geleceği üzerine bir konuşma başlıyor… Lakin dizinin son yılında olacaklar hakkında bir tartışma olduğu için çevirmiyorum. İsteyen 13. dk.'dan sonrasını izleyebilir.

Sevgiler.


#2

Hayalet’in beyaz olması Jon’un gizli bir Targaryen olduğunu savunan teoriyi de destekliyor. Zira Nymeria’nın Arya ile paralel bir şekilde özgür kalıp ve sürü toplaması ne kadar saçma gelebilse de Arya’nın da aynı şekilde bir örgütün başına geçebileceğine -bu Yüzsüz Adamlar olabilir.- dair bir gönderme olabilir. Leydi’nin ise bizzat Ned Stark tarafından öldürülmesi ileride Limonlu Kek’in ihaneti için bir zemin hazırlayabilir.


#3

Ulu kurt konusu açılınca kendimi alamıyorum :smiley:

Söylediğin bir çok şey tutuyor evet ama ben Sansa konusuna başka yerden bakmak istiyorum. Leydi öldü ve Sansa’nın da leydiliği öldü. Sansa hep saf ve masum leydi olmak istemişti ama karakter gelişimine bakarsanız tam bir Queen. Usta bir yalancı, bir sinsi. Ben onun kraliçe olacağını düşünüyorum.


#4

Hayalet’in beyazlığı ile Jon’un Targlığı arasındaki bağı nasıl kurdun? Diğer Ulu Kurtlardan farklı olması açısından mı?

Şahsen Hayalet’in o kurtların kardeşi olduğundan da şüpheliyim. Kimse bu kurtları konuşurken üzerinde durmuyor ama bence önemli bir şey… Bran, tüm yavruların gözlerinin kapalı iken beyaz olanın gözlerinin açık olduğunu fark etmişti ve bunun nedenini sorgulamıştı. Bir yavrunun gözlerinin açılması için haftalar gerekir. Bu yavrular sözde aynı anda doğdular ama unutmayın ki Hayalet, diğerlerinden daha uzakta bulundu. Başka bir kurttan doğmuş olabilir… Doğal olarak ‘kuzen’ olduklarından aslında Jon’un da diğer Kışyarı çocuklarının kardeşi değil kuzeni olduğuna dair bir işaret olarak görmüştüm.

Nymeria’nın sürü başına geçmesi ile Arya’nın Yüzsüzlerin yahut benzer bir örgütün başına geçmesi pek olası gelmiyor. Nymeria bir kurt ve her kurt gibi kendi gibi kurtların başına sürü lideri olarak geçiyor. Arya da sık sık kendisinin kurt olduğunu dillendiriyor ve o da kendi sürüsünü kurma çabasına girişmişti ki sonra şunu fark ediyordu, “Onlar kurt değil ki!”. Arya’nın sürü kurma çabası yalnızlığından ileri geliyordu, çevresine güvenebileceği kişileri doldurma güdüsü ile hareket ediyordu ama sonunda fark ediyor ki hiçbiri onun ailesi değil. İleride kendi ailesine dönerek kendi sürüsüne kavuşacak. Ve kendi yöntemleri ile sürüsünü idare edecek bir Dişi Kurt olacak; Nymeria gibi biri olacağını düşünmeyi seviyorum. :slight_smile:

Nymeria ile ilgili bir diğer ilginç ayrıntı da şu aslında; savaşçılığının yanında bu kadın hem bir prenses hem bir kraliçe. Arya da ağabeyi aracılığı ile prenses olmuştu ve savaşçılığı zaten ortada… Kalan bağlantıyı siz kurun. :smiley:

Neden acep? :smiley:

Bir insanın içindeki leydi nasıl ölüyor? :smiley: Bu kız diğer kızlar gibi leydi gibi konuşmayı, oturup kalkmayı vs. öğrenerek büyüdü; soylu bir aile kızı olduğu için de bu unvana sahip ve sonuna kadar da hakkını verdi şu ana kadar, bundan sonra da verir, çünkü karakteri öyle. Arya ise bu unvana sahip ise de hiç hakkını vermedi, vermeyi de istemedi; iki kardeşin kendi seçimleri.

Sansa hala bir leydi; zaten aksi nasıl olabiliyor hala anlamadım. Leydi öldü demek için Arya gibi ya da ona benzer hareket ve karaktere bürünmesi lazım Sansa’nın… Kaldı ki Sansa kendini hala bir leydi gibi görüyor ve Septasından öğrendiği dersleri hatırlayıp onlara tutunuyor. “Bir leydinin silahı nezaketidir.” Bu sözü 6. Kitap Aleyne POV’unda söylüyor.

Sansa’nın karakterine biraz daha değinmek gerekir isek o kıza sinsi demek ona hakarettir. Sinsi Varys hatta daha iyi örnek ile LF gibi adamlara denir. Usta bir yalancı? Hayır, çevresindeki herkes ne kadar berbat bir yalancı olduğunu ona hatırlatmaktan çekinmedi. Su gibi yalan söylediği kesin ve bence hırsları da var ama mükemmel bir yalancı demek doğru değil, lakin bence bu yönde ilerliyor; LF’nin yanında iyi staj görüyor bence. :smiley:


#5

Bu durum R+L=J’nin zorlama kanıtlarından biriydi. Farklı olması değil ama Targaryenlerin beyaz saçları olması açısından. Bunun dışında Jon ile benzet duruma sahip Brynden’ın arması da Beyaz ejder.

Diğer söylediklerine de şu şekilde destek vereyim Bran’ın Hayaletle İlgili bir tanımı var

Sanki oraya sonradan bırakılmış gibiydi.


#6

Bran ağaçları sallayan rüzgârı, demir ağacından yapılmış köprüye vuran nal seslerini, aç yavrudan gelen gurultuları duyuyordu ama Jon bambaşka bir şeyi dinliyor gibiydi.

“İşte!” dedi Jon. Hemen atını çevirdi ve tam ters istikamete, köprünün başına doğru koşturdu. Ölü ulu kurdun olduğu yerde atından inip yere çöktü. Bir an sonra, yüzünde bir gülümsemeyle, kafileye doğru geliyordu.

“Diğer yavrulardan uzakta kalmış olmalı,” dedi Jon.

“Ya da uzağa bırakılmış,” dedi babaları altıncı yavruya bakarken. Bu yavrunun tüyleri bembeyazdı. Gözleri kan kadar kırmızıydı. Bran, diğer yavruların gözleri henüz açılmamışken, bu beyaz yavrunun gözlerinin neden açık olduğunu merak etti.

Targların saçları beyazdan ziyade gümüş rengi aslında… Yine de gerçekten zorlama olmuş. Ben daha çok hem onlardan hem onlardan değil şeklinde bir mecaz anlatımı olduğunu düşünüyorum ki GRRM de benzer bir ifade kullanmıştır bir söyleşisinde sanırım, geçenlerde okudum eski bir tane. Diğer yandan evet, ben de soyu ile ilgili bağlantı kurmada kullandıysam da beyaz rengi var targlar da beyaz saçlı şeklinde bir bağlantı ile değil elbet :slight_smile:


#7

Bence Hayalet’in beyaz olmasi Martin’in yaptigi hos bir göndermedir en fazla. Renk konusunda Targaryenlerle bir bagdastirma yapiliyor zaten çogunlukla. Ama hani buna “kanit” demek de fazla, hele sirf buradan teori üretmek kocaman bir abarti olur.


#8

Ben gönderme olarak düşündüm…


#9

Kanıt olan Martin’in bize buradan böyle bir gönderme yapmış olma ihtimali.


#10

Konunun içinde bir kanit olur anca, ki burada bile “kanit” kelimesi biraz fazla olur.
Ama tek basina mesela bir kanit olamaz bu durum, ve buradan yola çikip teori de üretilmez mesela.
Hos bir gönderme, hos bir dokundurmadan öteye gitmiyor.


#11

Zaten bu ana dayanak değil sadece bir destek noktası olabilir. Zaten bu bile fazla.


#12

Her şeyde gizli bir nokta aramak çok doğru bir mantık değil bana göre


#13

Zaten bilinen bir bilgi olduğunu düşünürsek Jon’un; her şeyde aramaktan ziyade var olan ufak tefek şeylerin dikkat çekmesi gibi görmek lazım daha çok. Şimdi Jon’un ebeveynlerini bilmeden okuduğumuzda Hayalet’in tipi vs. Jon’un ailesine gönderme diye düşünebilir miydik? Düşünemezdik. En fazla Jon’un aile içerisindeki dışlanmışlık, farklılığına işaret olarak kabul ediyorduk(piç olması vs.).


#14

Geekteori ulukurtlardan bahsederken bu kurtların kuzeyin yaratığı olduğunu, büyük ihtimalle 3 gözlü amcamız tarafından yerleştirildiğinden bahsediyor. Hatta o ulukurtu oraya getirmek için kurtun derisini giydiğinden vs söz edip bence doğru bir şekilde şu teoriyi kuruyor;
Hayalet, 3 gözlü kuzgunun dölü. İkiside albino ve bunu da 3 gözlü kuzgun ulukurt çiftleşirken seride zelil olarak tanımlanmasına rağmen derisini giymesi sonucu albino bir kurt piyasaya çıkıyor. Bana oldukça mantıklı geldi. O sahnenin imgelerinden vs bir sürü bahsediyor videoda izlemek isteyen olursa melisandre ile hayalet kardeş mi gibi bir başlığı vardı.


#15

Lütfen bana bunun şaka olduğunu söyle :neutral_face:


#16

Teoriye göre
Brynden rivers (Annesi Melisa) + shiera Seastar(Annesi Serenei) --------> Melisandre (Melisa +serenei)

Kitapta iki kişide sadece kırmızı göz var, Birisi brynden diğeri Melisandre demiş.

Aynı şekilde yukarıda anlattığım albino kurt+ kırmızı gözler, hakikaten brynden riversin dölü olabilir. Benim aklıma yatıyor.


#17

Önemli olan sadece kırmızı gözse Yüce yürek hayaletinin çocuğudur belki.


#18

Kanalın o kuramını izledim, doğru çıkma ihtimali ne ki yani? Dayandırdığı şey ise son kitabın açılış bölümünde bahsedilen “warglayıp çifleşme, zelillik” cümlesi… Bu söz neden söylenmiş olabilir? tartışmasını yapabiliriz ama adam ahlaki bir kod koymuş da olabilir, warglayan kişinin hayvanlaşmasına sebep veren bir durum da olabilir(çünkü warglar için en büyük tehdit, sorun bu) yahut evet, belki parçandan bir şey geçiyordur yavrulara… Kesin olmayan şeyleri kesin diye bakarak çıkarım yapamayız.

Ben Hayalet’in o ölü kurttan doğduğunu bile sanmam, çok önceden doğmuş o hayvan diğer yavrulardan, ben söyleyim.

Kırmızı Göz yahut Yosun Kadar Yeşil Göz, yeşilgörenleri tanımlamak için bir alamet işaret, bundan muaf görünen tek kişi Bran… Diğer hepsi kırmızı ya da yeşil gözlü… Mel.'in gözlerinin kırmızı olması onun da bir yeşilgören vs. olabileceğini gösteriyor çünkü bu göze sahip hepsinde imgeler görme vs. yeteneği var.


#19

Ben her şeye anlam yüklemeyi sevmiyorum diyorum ki bu bence bazen aşırı zorlama olabiliyor.Aynı kurtu robb alsa Robb mu targaryen olacaktı bunu demek istiyorum.


#20

Evet ama bu afaki bir örnek, sebep? Çünkü kurt ona gelmedi, jon’a geldi; zaten yazar da kurdun tipinin Jon’un durumunu mecazen anlatan bir yanı olduğunu söyledi. Ben illa ki Targ soyuna işaret demiyorum, belki diyorum. Ama kesinlikle Jon’un durumunu anlatan bir kuramı var.