Surdaki çocuk(Altı cümle ile hikaye yazma)

Herkese merhaba.
Hikaye devam ettirme oyuna hoş geldiniz.Bu hikaye ASOIAF evreninde geçmektedir.
Bu hikaye bittikten sonra yeni bir hikaye açılacaktır.

Kurallar:
1-Hikayeyi en fazla altı cümle ile devam ettirebilirsiniz.
1.a-Eğer konuşma çizgisi ekleyecekseniz altı cümle hakkınıza ek beş konuşma çizgisi ekleyebilirsiniz.
2-Hikayeyi anlamsız devam ettirmek yasaktır.Hikayeyi önceki yorumlarla bağlantılı devam ettirmelisiniz.
Bu çocuğun sonunu siz belirleyeceksiniz.

Genç çocuk surun üstünden karla kaplı topraklara bakıyordu,buraya yani gece nöbetine katılana kadar kar denen bu şeyi hiç görmemişti.İlk gördüğünde şaşırmıştı ama şimdi kar dedikleri bu şeyi çok sevmişti.

Gece nöbetinde kendisine hep yaşanan o büyük savaşı anlatılıyordu ama o bunun büyüklerin çocukları korkutmak için uydurduğu bir masal olduğunu düşünüyordu.Sonuçta efsaneler birilerinin uydurduğu hikayelerdi.Surun üstünde biraz daha durduktan sonra surdan inmek için yürümeye başladı.

Nöbete katılma nedeni :Nöbete katılmadan önce bir şarkıcıydı.Yanlış adamın karısıyla basılmıştır.

3 Beğeni

Aşağı inerken aklında ne gibi bir göreve verileceği vardı;yabanıllar la mücadele eden bir koruyucu mu ?,bütün kaleleri çekip çeviren bir kahya mı?
İlki olacağını zannetmiyordu kılıçta yetenekli değildi,cesur değildi günlerce açlığa dayanacak bir yapısı yoktu,ikincisi içinse zeka ve sabır gerekir ve onda ikisinden de yeterince olduğunu zannetmiyordu nöbete katılmadan önce bir şarkıcıydı yanlış adamın karısıyla basılmıştı ,o kadar.
Surun tepesinde o kadar vakit harcamıştı ki hava kararmıştı,aceleyle yük asansörüne ulamaya çalışırken adının seslenmesiyle durdu;

Çocuk, buyrun efendim diyebildi. Talim yaparken uzaktan izleyen adam ona sadece darbeleri engellemeye çalışarak bir adam öldüremezsin, kılıcı sallayamacaksan bizden yay isteyebileceğini unutma dedi. Çekingen çocuk gerek yok efendim diye cevapladı ama bu fikir aklına yatmıştı. Ellerine baktı nasırlanmış, kollarında hafif çizikler. Kollarındaki yaraları sertçe kaşıdı ve bir damla kan kara düştü. Sıcak yemek kokusu soğuğun ve nefesinin buharıyla karışmıştı.

Çocuk önce kana sonra da talim yaparken yenildiği çocuğa baktı,yenildiği çoçuk yanında birkaç arkadaşı ile konuşuyor ve sonra kendisine bakıp gülüyorlardı.Gururu kırılmıştı,kendisi ile dalga geçtiklerini anlamak için zeki olmaya gerek yoktu.Yerde duran kılıcına baktı ve artık yenilen değil yenen olacaktı,gece nöbetinin en iyi adamı olacaktı,belki de Lord Kumandanı .

Şarkıcı çocuk, kılıcını eline alır almaz bir kez daha meydan okudu karşısındakine ancak bu sefer daha fena hırpalandı. Aldığı yaralar da arkasından gülenler de iki katına çıkmıştı. Avluda gülmeyen nadir koruculardan birisi olan, kır saçlı, sert bakışlı bir ihtiyar; çocuğa doğru yaklaşıyordu:
“Önce kırılman gerekir, nice başlar kırmak için. Ayağa kalk yaz çocuğu, kaybetmeyi bilmeyen kazanmayı öğrenemez.” dedi kır saçlı adam, avludaki gülüşmeler bir bir yitiyordu.

1 Beğeni

İhtiyar adam çocuğun yerdeki kılıcına kısa bir bakış attı,’‘Al kılıcını’’ dedi çocuğa ve kendisine sardırması için işaret verdi,çocuk ilk basta anlamayan bakışlar attı ama ardından tahta kılıcını ihtiyar adama doğru salladı.Çocuğun her kılıç saldırısı ihtiyar tarafından çok kolaylıkla engelleniyordu ve son kılıç saldırısından sonra çocuk durduğunda ihtiyar gülümsüyordu,’‘Kendine hiç güvenmiyorsun,böyle savaşırsan ilk gerçek dövüşte ölürsün’’.Çocuk ihtiyara baktı ve ardından ihtiyarın kendisine kılıçla sardırdığını gördü ama geç kalmış kılıç karnına çarpmıştı,ihtiyar kılıcını sallamaya devam etti ve her seferinde çocuk kılıcı karşılayamıyordu,kılıçlar karnına çarpıyordu.İhtiyar adamın yüzündeki gülümseme çocuğun sinirlerini bozmuştu ve bu sefer o kılıcı karşılayacaktı,karşılamak zorundaydı.Gözlerini ihtiyarın kılıcına dikmişti ve ihtiyar kılıcını kendisine salladığı anda o da salladı,kılıç karnına gelmemiş kılıcına çarpmıştı,başarmıştı.İhtiyar yüzündeki gülümsemesini bozmadan ‘’ Bu kadar talim yeter,git dinlen’’ dedi çocuğa.

Vakit kaybetmeden hücresine gitti ve yatağına uzandı. Önceden buraya ait olmadığını düşünüyordu. Sonuçta o bir şarkıcıydı ama kır saçlı adamın söyledikleri ve onunla yaptığı dövüş fikrini değiştirmişti. Eğer çalışmaya devam ederse kır saçlı ihtiyar kadar iyi bir kılıç adamı olabilirdi. Yarın en erken saatte kalkmaya karar verdi. İhtiyarı bulup talimlere devam edecekti.

Uyandığında perdesinin tamamemen kapanmadığını ve kapanmayan kısımdan mavi bir ışık yüzmesinin odayı hoş bir şekilde aydınlattığını gördü. Oysa gemideki olayda tam gün batıyor ve her taraf kızıla boyanıyordu. Kadının tuzağına bile isteyerek yanaşmıştı, yakalanmamalarına rağmen gemi kaptanı anlamıştı çocuğun suçlu oluğunu ya da kendisi başına aldığı darbeden ötürü hiçbir şey hatırlamıyordu. Sabah erken kalktığından yatak onu zorla içine çekmeye çalışıyordu. Gözleri kısıldı ve bir gecelik aşkının yüzünü hissettiğinde gün tamamen doğmuş, dışardaki anlamsız sesler kulağındaki sessizliği kırıyordu.

Hatıralar günün ışığına karışmıştı. Çocuk sabahın erken saatlerinde uyanıp talim sahasına çıkmaya hazırlandı. Bu saatlerde kimsenin sahada olmayacağını tahmin ediyordu ama ilginç bir şekilde yanılmıştı; Lord Kumandan sabah talimini yapıyordu. Kendisi merhum Lord Eddard’ın piç oğluydu ve genç yaşına rağmen yeni Lord Kumandan seçilmişti. Lord Kumandan ile talim yapan, Yabanıl olarak doğmuş Leathers isimli silah ustasıydı. Arkalarında Lord Kumandan’ın ulukurdu Hayalet yatıyordu.

Yavaş adımlarla talim yapmak için arkadaşlarının yanına gidiyordu,bugün kaybeden olmayacaktı.Arkadaşı ile talim yaparken arkasından birinin seslendiğini duydu,seslenenin kim olduğuna baktığında biraz şaşırmış biraz korkmuştu,seslenen Lord Kumandandı.Lord kumandanını kıskanıyordu,bu yaşta nasıl bu konuma gelmişti acaba diye düşünmeden duramıyordu.Lord Kumandan bir kez daha seslendiğinde hızla yürüyerek yanına gitti,hayalet yatmayı bırakmış dört ayak üzerinde şarkıcı çocuğa bakıyordu.

"Lordum"dedi çocuk,nedense sesi ince çıkmıştı.Lord Kumandan’ın piç gözleri onu süzüyordu.Kumandan sinirli gözlerle bakıyordu,sonra siniri yerini hüzünlü gözlere bıraktı.“Neden” dedi. Hayır,hayır ben değildim ben size sadıktım ve sadık olacağım lordum. Kumandan çeliğini çıkardı ve çocuğa çelikten soğuk bir öpücük verdi.
Ve sonra Saten rüyasından uyandı.

Saten kendisini karın içinde buldu. Gözleriyle Lord Kumandanın ve iri kurdunun uzaklaşını izledi. Rüyası o kadar gerçekti ki bir anda yeni kumandandan nefret etmişti. Hainin piçi derken gözleri yana kaydı ve onu kumandanın yabanıl kardeşi gözledi. Bu adamın bir planı var yoksa neden tüm yabanılları toplasın diye geçirdi aklından. Devlere, warglara inanabilirim ama ölülere inanamam bu adam bir büyücü olmalı; kırmızı kadın etrafında, kırmızı kurt etrafında, “Zorla getirildiğim yerden zorla kaçmalıyım bana da başka seçenek bırakmadılar” diye içinden kükredi.

2 Beğeni

Fakat kaçmak kolay mıydı gerçekten, yoksa kaçmadan savaşarak kendini kanıtlamak mıydı ? Nefret ediyordu Kumandan’dan; onu kıskanıyordu, yanında kimsenin olmasını istemiyordu bazen. Onu koruduğu gibi başkalarını kollamasını hazmedemiyordu. Adaletli olmasına hayrandı ama rüyasında ki gibi onu öldüremezdi. Kumandana en yakın kişi olmak istiyordu belki de. Belki de daha yakın.