Unutulmaz Filmler Listesi

#21

ben eski film izleyemiyorum :frowning: çok güzel filmleri kaçırıyorum biliyorum ama bende böyleym :frowning:

0 Likes

#22

Eskiden bende senin gibi düşünüyordum.“Fi tarihinde yapılmış filmler kalitesizdir” diyordum.Sonra,Western filmlerinin tanrısı Sergio Leone ile tanıştım.Onun çevirdiği filmleri izledim.Şaşırdım.Hayret ettim.Birazda kendime kızdım ve adamın hepi topu 6 film çevirmiş olmasına rağmen neden gelmiş geçmiş en yönetmenler içinde yer aldığını anladım.Filmleri günümüz teknolojisi ile bile çekilmez.Çekilse bile aynı zevki vermez Western filminde sanat olur mu ? oluyor iste.Bugün Klişe diye tabir ettiğimiz şeylerin atası ; Sergio Leone,Stanley Kubrick,Carlie Chaplin gibi yönetmenlerdir.Filmlerinde inanılmaz bir derinlik,inanılmaz bir kalite vardır. Kendini zorla,ön yargılarını çöpe atıp sakın kafayla izlemeyi dene.abine hak vereceksin.Hatta günümüz filmleri sana tırtt gelmeye başlayacak “Adamlar taa 50 yıl önce ne filmler çekmiş,şunların yaptığı işe bak” diyeceksin.

0 Likes

#23

öyle birşey asla demedim dememde
sadece teknoloji, çekim teknikleri, pixseller falan rahatsız ediyor beni fime konstre olamıyorum
yoksa daha önceden izlediğim çok film var benim
mesela ben hur yeni çekimde değil ama 1960 larda çekilen 11 oscarlı fime bayılmıştım, yeniden çekimi yapldı, Hatta Haluk Bilginerde rol aldı hiç beğenmedim onu eskisini arattı. Ama nedense son zamanlarda izleyemiyorum eski film

0 Likes

#24

Yüzüklerin Efendisi üçlemesi ^^

0 Likes

#25

l’insulte(the insult, hakaret): ‘‘Ufak bir tesisat sorunundan çıkan kavga nasıl olur da ülkenin halının altına süpürdüğü sorunlara odaklanır.’’ temalı lübnan filmi. 2017 yabancı dilde en iyi film oscarını da kazanmıştır. Oyunculuklar, atmosfer, diyaloglar o kadar güzel ki keşke 5 saat olsaydı diyorsunuz. Ortadoğu’nun çukurunda boğulan insanların hikayesi. şiddetle tavsiye ederim.

Forushande(the salesman, satıcı): A separation ile tanıdığım iranlı ünlü yönetmen Asgar Ferhadi’nin 2016 yabancı dilde en iyi film oscarı kazandığı filmi. yine doğallık, sadelik, sıradanlıktan dem vuracağım ama asgar ferhadi’nin bu iki filmini kesinlikle izlemelisiniz.

Disappearance: üstte yazdığım 3 film kadar çekici olmasa da sakin bir zamanınızda karşısına geçip izlemenizi istediğim film. Konuyu yazamayacağım ne yazsam spoiler olur ama şunu söyleyeyim film sözel bir biçimde eleştirisini sunmamasına rağmen iran’da film yasaklandı. kaybolma diye çevrildi ama bence çevirisi arayış olmalıydı daha uyduğunu düşünüyorum.

Lars and the ral girl: orijinal senaryosu ve naif anlatımı ile benim gönlümü hoş tutan film.

The Game: Seven, fight club, gone girl, benjamin button’ın tuhaf hikayesi gibi kaliteli filmlere imza atmış david fincher’ın 1997 yılında yayınlanmış ve baş rolünde michael douglas’ın yer aldığı atmosferik, güzel bir film. Sorunlar yok mu elbette var ama akıcılığı ile göz ardı edebiliyorsunuz.

Exam: tek mekanda geçen film. Bir soru soruluyor, sorulan sorunun tek bir cevabı var ve bu cevabı veren kişi işe alınacak filmin konusu bu. Açgözlülük, kibir konuları üzerinde de duruluyor. sonu tatmin ediyor mu deseniz cevabın uyduruk olduğunu düşünüyorum

0 Likes

#27

What Will People Say: 16 yaşındaki Nisha, ailesiyle birlikte Norveç’te yaşayan Pakistanlı bir kızdır. Dışarıda arkadaşlarıyla batılı bir genç gibi yaşarken, evde doğulu geleneklere uyumlu bir şekilde yaşamaktadır. Beğenerek izlediğim film. Doğu ve batı arasındaki kültürel farklılığı gösteren hoş bir film.

Capharnaüm: başka sinema sayesinde daha dün izlediğim film. Biraz fazlaca duygu kasması olmasa daha güzel olabilirdi diye düşünmeden edemiyorum ama çok beğendim filmi izlemenizi tavsiye ederim. 1 hafta önceden bilet aldığımda zaten boş salon olur diye düşünmüştüm ama 1 kişilik boş yer bile kalmadığını görünce mutlu oldum.

0 Likes

#28

ida: rahibe olmaya aday bir bireyin yemin töreninden birkaç gün önce teyzesini ziyaret etmesiyle başlıyor. Durağan ilerleyen lakin hayatın felsefesini ortaya koyan bir başyapıt. Hepinizin izlemesini tavsiye ederim. Ayrıca 2015 yılında yabancı dilde en iyi film oscarını almıştır. 8.5/10

zimna wojna: Paweł Pawlikowski’nin ida’dan sonra izlediğim 2. filmi. 2018 yabancı dilde en iyi film oscarına aday olduktan sonra yönetmeni tanıdım ida’yı izledikten sonra izleme fırsatı buldum ama bence ida’nın gölgesinde kalmıştır. beklentiden olsa gerek ben filmi pek beğenemedim. bir acele, bir telaş ve bir yarım kalmışlık vardı hem filmde hem de aşkta. çabuk tükendi hem film hem aşk. sonlara doğru alışkanlığın esiri oldu aşk. atmosfer ve ezgiler dışında beni çeken bir şey olmadı maalesef. 6.5/10

The Favourite: sinema da izlemekten keyif aldığım film. atmosfer, renkler, kıyafetler çok güzellerdi. olivia colman döktürmüş bence. izlemenizi tavsiye ederim. sansüre uğramadan sinema da izleyebilmemiz de güzel bir olay. puanım 7.5/10.

0 Likes

#29

Konusu:
Oregon Üniversitesinde yüksek lisansını yapan Chuck Palanhiuk’un uzak olmayan bir gelecekte geçen ve kafası karışık genç bir erkeği konu alan romanından yola çıkılarak çekilen Fight Club’da filmi anlatan, ünlü bir otomobil firmasında iyi bir işe sahiptir. Tek düze yaşamı kronik uykusuzluk sorunuyla çekilmez bir hale gelmiştir. Ailesi ve yakın bir arkadaşı olmayan Jack doktorunun tavsiyesi üzerine kanserli hastaların terapi grubuna katılır. Bu toplantılar esnasında Marla’yla tanışır o da genç adam gibi hasta olmadığı halde grubun toplantılarına katılmaktadır. Jack’in ve Marla’nın çabaları tüketici kültürünün anlamsızlığına karşı bir duruştur adeta kariyer sahibi ama yanlız insanların bir tepkisi. Jack’ın jenerasyonu ölü bir jenerasyondur. Bir yolculuk sonrası evinin yanmış olduğunu gördüğünde arayabileceği tek kişinin yolculuk sırasında tanıştığı sabun satıcısı Tyler Durden olmasıda adeta bunun bir kanıtıdır. İçilen birkaç biranın ardından park yerinde Tyler, kahramanımızı kendine vurması için kışırtacaktır. Aralarında başlayan bu kavga Jack’in hayatını değiştirecektir. Bir süre sonra Jack Tyler’ın yanına taşınır. Tyler’ın liderliğinde bir dövüş kulübünün kuruluşuyla bu kulübde sayıları elliyi aşmamak kaydıyla genç erkekler birbirleriyle dövüşmeye başlayacaklardır. Kısa sürede popüler hale gelen kulüp ve Tyler Durden hızlı bir şekilde bu ölü jenerasyonun mesihi haline gelir.

Dövüş filmi değildir. Sistem eleştirisidir.



Konusu:
Jeremy ‘Powder’ Reed, kendi halinde, albino hastalığı olan bir çocuktur. Ancak diğer çocuklara hiç benzemeyen, tuhaf bir yanı vardır. Bu da kendisinin son derece mistik ve süper güçlere sahip olmasıdır. Bu yetenekleri, içerisinde yaşadığı sıradan toplumun düzenini toptan sarsacak düzeydedir.

0 Likes

#31

dövüş filmi değil. yazar sonda ki twist için muhteşem bir kapitalizm eleştirisini hiç etmiştir. Bu filmi ve kitabı kimse kapitalizm eleştiri olarak ele almaz herkes psikolojik film diye bakıyor ve bunu beni sinir ediyor

0 Likes

#32

manbiki kazoku: filmi az önce izledim. Beğenip beğenmediğim konusunda kararsızım. Doğallık,sadelik hakim ama anlatış tarzı hoşuma gitmedi nedense. Yeşilçam vari bir anlatım hakimdi. altın palmiye’nin ağırlığı altında ezileceğini düşünüyorum.
puanım 6.5/10

0 Likes

#33

dogtooth: 2009 yapımı yunan filmi. Yorgos Lanthimos yönetmenliğinde metaforlar üzerine kurulu bir eleştiri filmi. Eleştirdiği şeyin ne olduğuna dair kişiden kişiye farklı cevaplar alabilirsiniz. Bana göre mükemmel bir din eleştirisi. Başkasına otorite eleştirisi gibi gelebilir. Ağır gelebilir ama izlemenizi öneririm. 7.5/10

0 Likes