Wightlar neden kara kaleye alınmak için beklediler?


#1

Kitapları baştan okumaya başladım ve bu kısıma daha önce yeterince ilgi göstermediğimi farkettim. Benjen Stark ile yola çıkan koruyucuların ikisi wight olarak resmen bulunmayı bekliyor ardından içeri girene kadar da tepkisiz kalıyorlar. Sorum ise şu amaçları karakale hakkında bilgi edinip onları üstlerine çekmekmiydi yoksa daha önce teorilere konu olan şu gri gözlü,soylu ve güzel kılıcı olan çocuğu bulup öldürmekmiydi? yada her türlü Mormontu öldürmekmiydi? Yada hepsi birden mi?


#2

Güzel ayrıntı.
WW direk lord kumandan’ın odasına gidiyordu, Mormont’u neden öldürmek istesin ki ? Kahyasının peşinde olması daha olası görünüyor.
Güzel kılıçlı gri gözlü soylu çocuk olayı daha mantıklı geliyor.

Taht oyunları kitabının açılışında
WW ların vadili soylu çocuğu (Royce hanesinden miydi ?) Jon sanıp peşine düştükleri teorisinden bahsediyorsun sanırım.


#3

Aynen evet o teoriyle de birleştirilince bu çocuk kalede olabilir gibisinden mi bunu uyguluyorlar yoksa başka ne neden var bulmaya çalışıyorum. Ama aklıma yukarıda saydıklarımdan başka bişey gelmedi sizlere sorayım dedim.


#4

Dizide ceset atın eğerinde sürüklenerek geliyordu. Kitapta nasıl bulunuyorlar hatırlamıyorum.
Kitapta genelde WW saldırıları gece oluyordu. İlk insanların yumruğu, Craster’ın kalesi saldırıları. Belki gündüz uyuyup gece saldırıyorlardır.


#5

Evet gece saldırmaya başlıyorlar. Cesetleri de sanırım kendileri taşıyorlar orasını söylemiyor ama atlar korkup cesetlerden uzaklaşıyorlar. Bulundukları anda akşamüstü güneş batarken.


#6

Bu durum baya önce dikkatimi çeken bir ayrıntı. %100 şu sebep diyemiyoruz ama tahminim bunları dirilten o tek güç kim ise hususi olarak dirilmesini bekletti.

Şimdi 1. kitapta WW’ler nasıl Royce’a tuzak kurdu ise yine tuzak kurdular. Sur’da bu şeylerin istediği bir şey/biri var. Tahminen Jon. Bu konuda kuram başlığı var zaten görmüşsündür.

Öncelikle şu bilgiyi göz önünde tutun; Sur ötesinde ölen herkes öyle yahut böyle dizide olanın aksine bir WW yanlarında olmadan dirilebilir ve kesinlikle dirilir. Yani öyle okuyup üfleyip dokunarak dirilmiyor ölüler. Ne zaman dirileceği de belli değil ama, birkaç gün sonra da olabilir hemen o an da olabilir. Tahminim o ki bunları dirilten güç ww’lerin başındaki kişi… Çoğu kişi bir Gece Kralı bekliyor ama bu diziye has bir şey, kitapta Gecenin Kralı vardı ve o da 13. Lord Kumandan olan, muhtemelen çok güçlü bir warg idi, insanları warglayacak kadar güçlü hem de… Onun kraliçesi ise bir ww ve sıradan bir ww olmadığını Sur’un içine girebilmesinden anlıyoruz, çünkü Sur, ww ve ölülerin içeri geçmesine engel oluyor. Ben bir Gecenin Kraliçesi bekliyorum. :smiley:

Madem Sur, ölülerin geçmesine engel oluyor bu ikisi nasıl geçti? Çünkü onlar gerçekten ölü idi, dirilmiş ölü değil ama tabiri caiz ise virüs bir kere içlerine girdi, tetiklenmeyi bekledi. Burada da tuzak devreye giriyor… Bu ikisi daha önce oralarda değildi, zaten Benjen ile gittikleri için çok uzaklarda öldürülmüş olsalar gerek. Yani ww’lerin onları buraya getirip, bulunacağından emin olarak bıraktılar. Ne zaman ki içeri sokuldular, o zaman efendileri bunu diriltti. Besbelli ki bir gözü bir şekilde hep Sur’da…

Aslında benim az önce dikkatimi çeken şey ölülerin dirildiği zaman da havanın Jon’un titremesine neden olacak kadar soğuk olması.

“Hayalet, benim,” diye mırıldandı korktuğunu belli etmemeye çalışarak. Ama titriyordu. Hem de şiddetle. Hava ne zaman bu kadar soğumuştu?

Biz biliyoruz ki ölüler değil ww’ler geldiği zaman hava çok soğuyor. Ama biz orada ölüleri görüyoruz, değil mi? Peki, ya ölülerin o mavi buz gözleri aslında onlara ait değil de onları diriltene ait ise? Yani onlar aracılığı ile görebiliyor, duyabiliyorsa? Kısacası onları warglıyorsa? Buna işaret eden bir alıntımız da var.

Aşağıdaki şeyler hareket ediyordu ama yaşamıyordu. Birer birer, başlarını tepedeki kurtlara doğru kaldırdılar. Son bakan, bir zamanlar Thistle olan şeydi. Yün, kürk ve deri giymişti. Bunların üstüne, o hareket ettikçe çıtırdayan ve ay ışığında pırıldayan bir kırağı pelerini geçirmişti. Parmak uçlarından soluk pembe buz saçakları sarkıyordu; donmuş kandan ibaret on uzun bıçak. Ve eskiden gözlerinin olduğu yerde, soluk mavi bir ışık titriyordu.

O mavi ışık, kadının kaba yüz hatlarına, hayattayken hiç sahip olmadığı tüyler ürpertici bir güzellik veriyordu.

Beni görüyor.

Varamyr, ölüm anında şu kadının içine girmek istiyor ama kadın baya mücadele edip kendini öldürünce kurtlardan birinin içine giriyor. O sırada wight ordularından bazıları o köye geliyor, nereye gidiyorlar bilemiyoruz artık… O kadın ve ölüler birden kafalarını -bir şey sezmiş gibi- kaldırıp, Varamyr’ın olduğu yere bakıyor ve adamın düşüncesi şu oluyor, “Beni görüyor.”

Yani normal şartlarda yürüyen ölü bunlar, bir şey sezip bakması beklenemez; konuşamıyor, düşünemiyor, bildiğin zombi gibi buz wightları ama gözler öyle değil, onlar baya canlı. Varamyr orada kurdu gördü diye şaşkınlığa düşecek değil, gördüğü şey kurdun içindeki Varamyr idi, şaşırdığı kısım bu.

Yani havanın Sur’da bir anda soğuması o bahsettiğim onları dirilten gücün fiziksel olarak değil de o ölüler aracılığıyla orada olması olabilir.

Peki, bu adamları niye Sur’a sokup, diriltti? Mormont ölsün diye mi? Jon ölsün diye mi? Başka bir şey mi? Hepsi ya da birkaçı hatta çok başka bir şey de olabilir. Kesin şu diyemiyoruz.

Sur içerisinde neler oldu bitti, kaç kişiler gibisinde bilgiler edinmek istemiş olabilir. Ölülerin aklında kendi bilgilerini alabiliyorsa buna gerek duymaz elbette.

Mormont’u öldürmek ona bir şey katar mı? Bu kadar zahmete girer mi? Şüpheliyim. Mormont ölür, yerine başkası gelir ki geldi. Sur başında kimin olduğunun böyle bir güç için çok da tın olduğunu düşünüyorum ama Mormont, adamın kendisini hatırladığı için öldürmek istemiş olabileceği gibisinden bir düşünceye sahipti yani ölüler belki de o kadar zombi olmayabilirler de…

Nöbetçi, kemikleri yokmuş gibi bükülmüş halde merdivenlerin başında yatıyordu. Jon adamın yüzünü görüyordu. Nöbetçi karnının üstüne yatmış olmasına rağmen Jon adamın yüzünü görüyordu. Kafası tamamen geriye çevrilmişti.

Wightlar diziden gördüğümüzden de daha güçlülere benziyor, bir boynu 180 derece kırıp, çevirecek kadar.

Jon’u öldürmeye çalıştıklarını da sanmıyorum, öyle olsa idi yukarıda alıntısını verdiğim ölü nöbetçi sonrası iki adım ötesinde duran Jon’un odasına giderdi. Wight doğrudan Mormont’a gitti, demek onu öldürmek istedi. Belki canlı iken kini vardı, diğer ölü wigth nöbetçi gelmedi misal, onu başkaları hakladı.

Ben daha çok bilgi edinme üzerinde duruyorum, Mormont ek iş gibi bir şey sanki.