Yamalıyüz kim ve neyden bahsediyor?

Bence burada bahsedilen gerçekten denizin altı. Hatta bununla ilgili bir kuram hazırlamayı istiyorum. Vakit bulamadığım için zor. Ama bulursam paylaşîrım. O işin sonu çok ilginç yerlere bağlanabiliyor.

1 Beğeni

Serideki tüm kehanet vb. şeylere bir yorumum var ama bu tipin söylediklerine yok gibi bir şey. Yani bir ara denedim ama bocaladım. Deliden çıkınca kehanet, demek zor oluyor. Bu durumda deli gibi düşünmeli. Bu tip her şeyi tersten algılayarak simgeselleştiriyor ise bizim de öyle yapmamız gerek.

Yamalıyüz’ün sözlerine takıldım bir süredir, çözmem gerek bunun bilmecelerini… :smiley: En azından kafama yatan bir şekilde yorumlamam. @ElissaFarman gel sen de takıktın buna, bir kafa kafaya verip bulalım bir şeyler. :slight_smile:

İlk Robb’un olayını haber eden sözlerine bir bakalım. Bunun üstünden bir yol çizelim kendimize, becerebilirsek.

“Soytarının kanı, kralın kanı, bakirenin baldırındaki kan ama zincirler konuklar için, zincirler damat için, ay ay ay.”

Aslında diğer sözlerini göz önünde bulundurursak hiç de yardımcı olacak gibi durmuyor. Bu bariz bir işaret olmuş.

Diğerlerini de sıralayalım, unuttum var ise hatırlatın lütfen. Hangi sözün ne sırada söylendiğini de ekleyeceğim ki belki bir işaret vardır.

“Deniz altında yaşayan kuşların tüy yerine pulları var,” dedi. Çın çın. “Ben bilirim, ben bilirim, oh, oh, oh.”

Şimdi, prenses ve soytarı üstadın yanına beyaz kuzgunu görmek için gelince yukarıdaki sözleri söylüyor. Tüy yerine pul ve uçan bir kuş düşüncesi bize ister istemez ejderhalar dedirtiyor. Zaten ejderha kayasında oldukları için, ilk aşama mantıklı çünkü ejderhalar hakkında da konuşuyorlar. Prenses ejderhaların, onu yemek için geldiğini görmüş rüyasında.

Peki, sürekli bahsettiği şu deniz altı nedir?

Gerçekten de denizin altından mı bahsediyor? O zaman kuşların tüy yerine pulları olması yine mantıklı çünkü gerçekten öyledir. Bu durumda büyük devasa deniz canavarlarını kast ediyor olabilir yahut bildiğimiz balıklardan bahsediyor olabilir. Sonuçta balıklar, denizin kuşları gibi görülebilir; pulları vardır ve yüzgeçleri de kuşların kanatlarına denk gelecek bir şey.

Yamalı, çanlarını çınlattı. “Denizin altında her zaman yaz mevsimi olur,” dedi şarkı söyler gibi. “Denizkızları saçlarına istiridye kabukları takar, gümüş yosunlardan elbiseler yapar. Ben bilirim, ben bilirim, oh, oh, oh.”

Beyaz kuzgunun kış demek olduğu sözü geçiyor ve Üstat, kışa hazırlık yapılması için ılık bir sonbahar geçirmelerini umduğunu söyleyince bu yukarıdaki sözleri söylüyor. Deniz altında sıcaklık olayına baktım da değişen bir şeymiş ki mevsim ve derinliklere göre -1’lere kadar düşüyor. Yani sabit bir sıcaklığı olmadığı gibi yer yer sıcak yer yer soğuk bir deniz sıcaklığından bahsediyoruz.

Yani burada ki deniz altından kastı gerçek deniz değil mi? diye yeniden sormam gerekiyor. Hep yaz, dediğine göre sıcak demek istiyor? Deniz altındaki kuşların pulları var ise ve bunlar ejderha ise deniz altında sürekli sıcak bir ortamda yaşayan ejderhaların varlığı çok mantıklı.

Çok bilgili değilim ama bildiğim kadarıyla toprak altı genelde sıcaktır, bir noktadan sonra bilhassa sabit bir sıcaklığa sahiptir. Dağ altını da toprak altı kabul edebiliriz sanırım. Yani yer altını mı kast ediyor yamalı yüz? Volkanlar, Valyria, Ejderhalar, Sıcaklık geldi aklıma hep. Asshai’den bahsediyor olabilir m peki? Orası da ejderha camı ihracatı yapıyor ve bu da o bölgenin de volkanik olduğunu gösterir, muhtemelen ejderhalar ve yumurtalar hakkında söylenenler doğru olabilir.

Saçlarına deniz kabuğu takan deniz kızları ve gümüş yosundan elbiseler… Aklıma sadece Manderly hanesi ve arması geliyor. Prenses böyle elbiseleri onun da istediğini söyleyince şunu söylüyor.

“Denizin altında kar yukarı doğru düşer,” dedi soytarı. “Ve kemik kadar kuru yağmurlar yağar. Ben bilirim, ben bilirim, oh, oh, oh.”

Gerçekten denizin altından bahsetse herhalde kemik kadar kuru kar-yağmur vb. bir şey yağmazdı. Yukarı çıkan küldür ve tabii olarak kurudur. Bunu mu kast ediyor acaba? Kar ve kül çok kere karıştırılabilecek bir şeydir; bilhassa görülerde.

“Zeki kuş, zeki adam, çok çok zeki soytarı,” dedi Yamalı, çınlayarak. “Ah, çok çok çok zeki soytarı.”

Üstat, kuşun zeki olduğunu ifade ettikten sonra söylüyor. Zeki kuş, zeki adam, zeki soytarı… Bu kişinin üstat olduğunu düşünüyorum. Aynı POV’da ona soytarı şapkası takıp dalga geçmişlerdi.

“İşte size bir muamma,” dedi Melisandre. “Akıllı bir soytarı ve aptal bir üstat.”

ve bir de şu, üstadın ölüm şekli ki dans olayı da manidar.

Başındaki miğfere asılmış ziller aptal, aptal, aptal diye çınlıyordu şimdi. Acıma dolu bakışlarıyla yaşlı adamı izleyen kadının kıpkırmızı gözlerinde mum alevleri dans ediyordu.

“Gölgeler dans etmeye geldi lordum, dans etmeye lordum, dans etmeye lordum.” Bir ayağından diğerine, sonra tekrar öbürüne zıplayarak devam etti. “Gölgeler kalmaya geldi lordum, kalmaya lordum, kalmaya lordum.” Her kelimede başını sallıyordu, geyik boynuzuna asılmış çanlarından ses çıkıyordu.

Sonra bu yukarıdaki sözleri ekliyor ki küçük kızı korkutuyormuş. dans meselesinin savaş demek olduğunu biliyoruz aslında. Bu seride çok kere dövüş-savaş-mücadele için bu kelimenin mecaz olarak kullanıldığını gördük.

Tek sorun gölgeler nedir, bunu kestirememek. @Alya_Akbas gölgelere takıntı yapmıştı, buldun mu ne olduklarını? :smiley: Aynı povda Stannis’in gölgesi aegonun masa-haritası üstüne düşüyordu, gölgesiz kral görüyordu yüce yürek hayaleti(stannis yani, mel onun gölgesini mi ne çalıyordu şu gölge canavarı için).

R’hllor için söylenen söz şunlar. Üstadın düşünceleri. Melisandre de aynısını söylüyor Rhllor için.

“Melisandre.” Asshai’den gelen büyücü, gölge bağcısı Melisandre. Işık Tanrısı, Ateşin Kalbi, Gölgelerin ve Alevlerin İlahı R’hllor’un rahibesi Melisandre. Deliliği, Ejderha Kayası’nın dışına taşmaması gereken Melisandre.

Biz sürekli olarak takıntılı gibi Büyük Öteki ve Ötekilere odaklıyız da niye ? Bazen salak gibi hissediyorum. Asshai gölge bağcılarıyla ünlü bir yer. Ölüleri diriltmeye takıntlı manyaklar bu Kızılcık şerbetleri. Ölmekten nefret ediyorlar. R’hllor gölgelerin ve alevlerin ilahı imiş.

Gölgeler dans etmeye geldi lordum, gölgeler kalmaya geldi lordum… Mirri’nin Drogo’yı hayatta tutma ayinin de de gölgeler gelmişti ve dans ediyordu, şüphesiz ölüme ilgili var ama her ölüm, doğrudan büyük öteki ile bağlantılı değil denebilir. Kızılcıklara göre AA’nın yanında ölenler, dirilecek ve bitmeyen yaz gelecek (denizin altında her daim yaz mevsimidir, ben bilirim oh oh oh).

Sizi bilmem ama bu yarım akıllının sözlerinin çoğu ateş tarafı ile ilgili gibi geliyor bana.

Üstat kadını öldürmek için ziyafete giderken yamalı aynı gölge şarkısını söylemeye devam etti, onunla çarpıştı düştüler güldü millet falan. Sonra şu söz…

Deniz altında yukarı doğru düşersin,” dedi. “Ben bilirim, ben bilirim, oh, oh, oh.”

Uçmaktan mı bahsediyor?

Biz burada balık yiyoruz,” dedi soytarı gülerek. “Denizin altında balıklar bizi yiyor. Ben bilirim, ben bilirim, oh, oh, oh.”

Denizin altını bir çözsem gerisi gelecekmiş gibi sanki… Ölüler diyarı? toprak atı yine, börtü böcek bizi yer ama balık simgesi uymuyor gibi. Gerçi ejderhalar da bizi yer. :smiley:

“Denizin altında kimse şapka giymez,” dedi Yamalı. “Ben bilirim, ben bilirim, oh, oh, oh.”

Mantıken denizde ya da yer altında kimsenin şapka giymesine gerek yoktur, doğru.

“Denizin altında duman baloncuk gibi tüter. Alevler yeşil olur, mavi olur, siyah olur.” Yamalı bir yerlerde şarkı söylüyordu. “Ben bilirim, ben bilirim, oh, oh, oh.”

Ejderha kayasında şu yedileri yakma sahnesi sırasında söylüyor. Yani ortada yanan bir şeyler, kızıl kılıç sahnesi var.

Deniz altında tüten baloncuk dumanlar… Aslında benim aklıma volkanlar geldi. Yeşil, mavi, siyah alevler de ejderha alevlerini aklıma getirdi çünkü onların alevleri de değişik renklerdedir.

“Balıkadamlar denizin altında deniz yıldızı çorbası içer, porsiyonları servis edenler de yengeçtir.” dedi Yamalı Yüz. “Ben bilirim, ben bilirim, oh, oh, oh.”

Alys düğünü sonrası Jon, ziyafete yönlendirir, bu sözü eder.

Bir yerde balık adamların Manderly, yengeçlerin de Celtigerler olduğunu söylemişti. Armaları birebir uyuyor, doğru. Deniz yıldızı ise Menzil’deki bir limanın ismi ama ne alaka, diye düşünüyorum. Yani üç ayrı bölgede olan üç ayrı hane bunlar. Armasında deniz yıldızı olan başka bir hane de buldum ama seride hiçbir görüntüsü yok.

Diğer yandan Manderly Hanesinin ana salonu olan Merman’s Hall’da da yengeç, deniz yıldızı işlemeleri vs. var.

Davos yüksek masaya yaklaşırken, siyah yosun yapraklarının arasına gizlenmiş boyalı yengeçlerin, midyelerin, deniz yıldızlarının ve boğulmuş denizcilerin kemiklerinin üstüne bastı.

Bu arada Yamalının Türkçe çevirisinde eksik vardı; yengeçler kısmını eklememiş ablamız, ben ekledim. Yine Manderly!nin salon tasvirinde deniz yıldızı eklenmemiş, onu da ekledim.

Salonun zemini yukarıdaki gibi iken başka tasvirler gördük.

Daha yukarıda, eski balık ağlarının tavan kirişlerinden sarktığı yerde, deniz yüzeyi tasvir edilmişti. Davos’un sağında, bir savaş kadırgası sakince gün doğumuna kürek çekiyordu; solunda, eski ve hırpalanmış bir göke yırtılmış yelkenleriyle fırtınadan kaçıyordu. Yüksek masanın arkasında, dalgaların altına hapsolmuş bir deniz canavarı ve gri bir leviathan vardı.

Belki ilintilidir?

“Karga karga… Denizin altında kargalar kar kadar beyaz…”

Bunu da Jon, Selys ile konuşmak için gittiğinde söylüyor. Yanında Val ile gittiği pov.

karganın ne olduğuna bakalım mı? Yabanıllar bu ismi vermiş sanırım onlara? Emin değilim. Batıda karga, ölümle bağdaştırılan bir alamet diye biliyorum. Burada bahsettiği şey “ölüm, kar kadar beyazdır” olabilir mi? Artık Ötekilerden mi bahsediyoruz? Yoksa sadece ölümün kendisinden mi? Ölünün kendisinden mi? Ölen biri beyazlaşır sonuçta.

Yahut bir 3. şık; karga ile simgelenmiş bir şey. Deniz altını daha çözemediğimiz için karganın ne olabileceğini ön göremiyorum.

Yamalı Yüz ayağa sıçradı. “Ben liderlik edeceğim!” Soytarının çanları neşeyle çınladı. “Tekrar denize yürüyeceğiz, deniz atları süreceğiz, denizkızları gelişimizi duyurmak için denizkabuklarını öttürecek, oh, oh, oh.”

Çetinocak meselesi konuşuluyor ve oraya gidecek kafileye kimin liderlik edileceğini… Yamalı da bu sözü ediyor.

Denize yürümek…? deniz atı sürmek?.. deniz kızları gelişini duyurmak için deniz kabukları örttürecek?.. Aslında ilgisiz olabilir ama aklıma kafilenin, sur ötesin gitmesi ve geliş gidişi haber etmek için boru öttürülmesi meselesi geliyor ilk aşama.

“Denizin altında, insanlar balıklarla evlenir.” Yamalı Yüz birkaç küçük dans adımı attı. “Evlenirler, evlenirler, evlenirler.”

Selys’nin adamlarının nişan muhabbetleri üstüne de bu sözler ediliyor.

Melez deniz insanları düşüncesine bir işaret olarak geliyor bu ama gerçek deniz ve balık vb. şeylerden bahsediyoruz denemez sanırım?

"Denizin altında yaşlı balık genç balığı yer,” diye mırıldandı soytarı. Başını salladı, çanları çınladı, tınladı, şarkı söyledi. “Ben bilirim, ben bilirim, oh, oh, oh.”

Bu sözler Kral Elleri sohbeti üstüne söylendi ve Üstat, Davos’a okumayı öğretiyordu. Genç bir üstat, yaşlı adama öğretiyor; bu söz üstüne bu olaya ithafen Davos, burada genç balık yaşlı olana öğretir, dedi.

Yamyam lakaplı ejderhanın, genç ejderhaları yediğini biliyoruz misal. Eğer balıktan kasıt ejderhalar ise… Diğer yandan Davos’un sözleri da bir yorumlama işareti olabilir; balık öyle ya da böyle bir insanı temsil ediyor ise… Yaşlılar, gençleri öldürür mü? 3. kitapta söylenen söz bu. Öncesinde de aynı POVda, Edric’in öldürülmesi üzerine konuşuluyordu. Yani yaşlı balık, genç balığı yemeye niyetli idi ta ki Davos onu kurtarana kadar.

Ben genel olarak yüzeysel ve hızlı bir şeyler yazarak söylenen sözleri bir araya toparlamak istedim. Asıl analizleri bundan sonra yapabiliriz.

Burada (Spoilers All) The Patchface Enigma : asoiaf “deniz altı” ölüm ile bağdaştırılmış yorumlarda ve ölüm = Öteki olduğu için doğrudan onlarla ilgili diye düşünmüş itiraz etmiyorum, olabilir ama gölgeler vb. şeyler bana daha çok ateş tarafını anlatıyor gibi geldi çünkü Gölge ve Ötekiler arasında bir bağ, doğrudan yok diye biliyorum ama R’hllor “gölgelerin efendisi” olarak tabir ediliyor ve ateş şehri sayılabilecek Asshai’de de gölge toprakları ve gölge bağcıları var. Dediğim gibi her ölüm olayını doğrudan ötekilere sallamak doğru gelmiyor.

Burada yaşlı balık genç balığı yer, konusunda eski ilahlar yeni ilahları yer mi? şeklinde diye düşünmüş, hoşuma gitti ama bilemiyorum. Kuzeyin ateşi sevmediğini biliyoruz, kast ettiği buz-ateş savaşı olabilir mi?

deniz altında balıklar bizi yer, kısmı için de “kurban” meselesine dikkat çekmiş. Olabilir.

Denizkızları saçlarına istiridye kabukları takar, gümüş yosunlardan elbiseler yapar. Ben bilirim, ben bilirim, oh, oh, oh.” sözünde İngilizcesi Merwives imiş; yani deniz erkeklerinin karıları manasında… bir evli kadınlardan bahsediyor yani.

deniz kabuğu takar dediği şey de “nennymoans” imiş İngilizce’de. Bunun ne olduğu çok kesin değil sanırım ama mavi rengi de olan bir çeşit çiçekten türetilmiş bir isim… ayrıca mavi güle de gönderme olabileceğine dair yazılar okudum bu yukarıdaki ismin ki noel gülü de denilen çeşitki türleri var, mavi de tam mavi değil biraz siyaha kaçan bir mavi gül. Lyanna’nın çiçeklerinin o olduğunu düşünülüyor. Bu kısmın Lyanna’ya işaret olduğuna inanıyormuş.

Burada ki bakire deyince aklima Arya ve Sansa geldi.

Bence sadece balıklardan bahsediyor.

Denizde yaşayan ejderhalar düşünelim bu ejderhalar ateş ejderhalari gibi deniz yani su ile bağlantili o zaman neden sicak bir yerde yaşasın hem bu deniz ejderhalarini daha once hiç duymadim buz ejderhasi olsa sicak yere gitmez soğuk su olan heryerde yaşar.

Deniz kizlari varsa eğer saçlarını süslemek için deniz kabuğu kullanmış olabilirler. Elbiselerinide yosunlarla süslerler. Direk manderly ya da diğer hanelerle neden bağlantı kurdun?

Bu kişi deniz de günlerce durmuş yani deniz kızları onu hayata geri döndürmüş olabilir. Kendisi su wighti olabilir.Çoğunlukla sözlerinde deniz kızlarından bahsediyor.

Buz ejderhasi olsa yuzdugu yerler buz tutmazmiydi. Yani kar olmaz. Kül denizin altında ne arasın. Belki de kumdan bahsediyordur. Bide suyun kaldırma kuvvetinden.

Uçmak ??? Kaldırma kuvveti diyorum ben

Her baliği ejderhaya bağlıyorsun bence köpek balıkları

Yamali yüz deniz altina yaptigi seyahatte bir restorana uğrar.

Belkide yüzgeçlerini kullanarak uçabilen bir balık olabilir.


Bildiğim kış gülü boyle gözüküyor yani boyle tarif ediliyor.

SX425
Kış gülü böyle değil.

Sondaki bilgileri bilmiyordum paylaştığin iyi olmuş

Roslin Frey’i kastediyor.

Nagga vardı Gri Kral öldürdü.

Gri Kral eş olarak deniz kızı almıştı. Su wight teorisi aynen öyle olduğunu düşünenler var. Bazıları da Boğulmuş Tanrı’nın şampiyona diyor.

1 Beğeni

Ejderhalara kanatlı gölge deniyor. Ejderhaların Dansı foreshadowingi düşündüğümüzden daha önce yapılmış

Buna ve Su Wightları Üzerine Çıkarımlar yazımda paylastiklarim dışına yorum getiremiyorum. Su büyüsünün varlığından zaten supheleniyoruz. Ve bu denizin altı lafı aşırı sık geçtiği için bunun bir sembolden çıktığını düşünüyorum.

Edit:

Velaryon Hanesi’nin simgesi bir deniz atiydi. Velaryonlarda “Master of Ships” unvanı bir ara babadan ogula geçiyordu, bayağı iliskililer denizle. Buna ek olarak Corlys Velaryon Bin Adalar’a gitti ve deniz kızları hakkında bildiğimiz dedikodularin kaynağı da Corlys. Onun dışında o kadar kuzeydoguya giden olmadı.

Ben bunun kan savasina bağlıyorum.

Cotter Pyke’ın mektubundan önce mi geçiyor bu kısım ? Eğer öyleyse bir çeşit foreshadowing olabilir çünkü. Deniz atını gemi olarak yorumlarsak ve Pyke’ın ‘denizde ölü şeyler var’ lafını da denizkızlarının bir geliş duyurmasına bağlarsak olabilir sanki. Biraz uçuk oldu tabi ama zaten eldeki veriler de pek yeterli değil sağlıklı bir yorum yapabilmek için.

Sonrasında oluyordu çünkü bu konuşma Çetinocak seferi için. Yani Jon’un son POV’u, FS olamaz.

Denizkızı muhabbeti konuşuluyor aslında. Su Wightları Üzerine Çıkarımlar

1 Beğeni