Yi Ti İmparatorluğu ve Kan Taşı İmparatoru

asoiaf
yi-ti
blood-stone-emperor

#1

Bir çoğunuz Yi-Ti ve onun son hükümdarı Kan Taşı İmparatorunun hikayesini iyi kötü biliyordur. Bu videoda olayların arka perdesine inmeye çalışacağız. Ideas of Ice and Fire’ın bu olanlara sebep olarak öne sürdüğü şey biraz ilginç ve düşündürücü. Bakalım yazı sonunda siz ne düşüneceksiniz.

Başlayalım. İlk olarak videoda imparatorluğun özeti geçilmiş, ben de doğruca onu ekliyorum.

Yİ-Tİ İMPARATORLUĞU

''Başlangıçta, Yin’in rahip kâtipleri Kemiklerden Gri Hiçlik adı verilen donmuş çöle, Titreyen Denizden Yeşim Denize (muhteşem kutsal ada Leng de dâhil) uzanan toprakların, Gecenin Aslanı ile Işıktan Kadın’ın tek oğulları, topraklarını yüz kraliçenin taşıdığı , tek bir inciden yapılmış bir tahtırevan üzerinde dolaşan Yeryüzündeki Tanrı tarafından yönetilen tek bir diyar olduğunu söylerler.

Bu Muazzam Şafak İmparatorluğu, Yeryüzündeki Tanrı önderliğinde on bin yıl boyunca barış ve bereket içinde serpilmiştir. Ta ki imparator, atalarının yanındaki yerini almak üzere yıldızlara yükselene kadar. Bu olaydan sonra hükümdarlık onun en büyük oğluna geçmiş ve İnci İmparator bin yıl boyunca bu toprakları yönetmiştir.

Akabinde tahta çıkan Yeşim İmparator, Turmalin İmparator, Akik İmparator, Topaz İmparator ve Opal İmparator yüzyıllar boyunca hüküm sürseler de her yeni gelen imparatorun dönemi, kendisinden önce gelenlerden daha kısa ve daha sıkıntılı olmuştur.

Vahşi adamlar ve meşum yaratıklar Muazzam İmparatorluk sınırlarında cirit atarken, gururlu, ufak krallar asileşmiş ve sıradan halk açgözlülük, kıskançlık, şehvet, cinayet, ensest, oburluk ve tembellik batağına sürüklenmiştir."

Devam ediyoruz.

"Opal İmparatorun kızı, Ametist İmparatoriçe ismiyle tahta çıktığında, onun kıskanç genç erkek kardeşi onu devirip katletmiş ve Kantaşı İmparator ismi altında dehşet saçan hükmünü başlatmıştır. Karanlık sanatlara, işkenceye, ölüm büyülerine bulaşmış, halkını köleleştirmiş, bir kaplan-kadını eşi olarak almış, insan etiyle ziyafet çekmiş ve gökten düşen kara bir taşa tapınmak için esas tanrılarını yere çalmıştır.

Uzak Doğu yıllıklarında, Uzun Gece isimli karanlık çağı başlatanın, Kantaşı’nın tahtı gasp edişine verilen ismiyle Kanlı İhanet olduğu yazılıdır. Dünyaya salınan onca kötülük yüzünden umutsuzluğa kapılan Işıktan Kadın dünyaya sırtını dönmüş ve Gece’nin Aslanı insanoğlunun günahkârlığını cezalandırmak için bütün hiddetiyle ortaya atılmıştır.

Karanlığın ne kadar sürdüğünü kimse bilmese de herkes muazzam bir savaşçının -çeşitli kaynaklarda Kahraman Hyrkoon, Azor Ahai, Yin Tar, Neferion ve Eldric Gölge Kovalayan ismiyle bilinir- insanoğluna cesaret vermek üzere yükselip elinde alevli kılıcı Işık Getiren ile erdemlileri savaşa götürmesiyle karanlığın yok edildiğini ve ışık ile aşkın dünyaya bir kez daha geri döndüğünü kabul eder.

Buna rağmen Şafağın Muazzam İmparatorluğu yeniden doğmamıştır, çünkü yenilenen dünya, her kabilenin diğerlerinin korkusundan kendi yoluna gittiği, savaşın, şehvetin ve cinayetin günümüze dek sürdüğü, paramparça bir yerdir. En azından Uzak Doğu’nun erkek ve kadınları bunun böyle olduğuna inanırlar.’’

(Hikayenin Türkçe çevirisini @Cassiopeia’nın “Dawn İmparatorluğu” kuramındaki başlıktan aldım. Kendisine teşekkür ederim.)

Üstat Yandell’in Buz ve Ateşin Dünyası kitabına göre Yi-Ti yeryüzündeki insanlığın medenileştiği ve ilk şehir ve kasabaların olduğu ilk bölgeydi. Efsanelere göre şehirler, evler muazzam bir ferahlık ve zenginlik içinde yaşıyordu ki bugün hala böyle yaşayabilen yoktur. Şehirlerin kendisi bile bugün Batı’da bulunan şehirlerden çok daha büyüktür.

Ve Yi-Ti ordusu muazzamdır; neredeyse hayal edilemez boyuttadır. Yi-Ti’nin kendisi zaten muazzam bir krallıktır; inişli çıkışlı bir sürü tepeler, derin göller ve ormanlar… her biri ve içindekiler Şafak İmparatoruna bağlı bir yönetimde hayatını idame ettiriyordur. Onun ve oğlunun ölümünden sonra krallık her bir yeni yönetimde batmaya ve kötüye gitmeye başlar.

Bu dönemlerde de meşum (uğursuz) yaratıklar krallığın sınırlarında görünmeye başlar. (Elbet bu yaratıklar kim, ne bilmiyoruz.) Kaosa sürüklenen krallıkta artık halk değişmiş, isyanlar başlamıştır. En baştan en aşağıdaki insana kadar halk, günaha, şevhete, cinayet, ensest ve diğer şeylerin tekerine takılmış, gidiyorlardır. Kısacası artık o harika ve huzur dolu Yi-Ti ve halkı yerine karanlık, düzensizlik, ölümlerin ve günahların her gün normalmiş gibi işlendiği kötülük dolu bir yer ve halk gelmiştir.

İşte tam bu sıralarda Kantaşı İmp. geliyor ve tahta geçmiş kardeşi Ametis İmp.'ni öldürüyor ve yerine geçiyor. “Kan İhaneti” olarak geçen bu olay sonrası yeryüzünde Uzun Gece yaşanmaya başlıyor. Hikaye yukarıda yazıyor zaten.

Geldik civcivli soruya. NEDEN? Yİ-Tİ halkını bu kadar bozan, günaha sürükleyen şey neydi? Buna ne sebep oldu? Bir yerde kırılma yaşamaları gerekiyor, değil mi? Bir tetikleyici olması gerekiyor, bu ne olabilir?

Hikaye’de Kantaşı İmparatorunun “gökyüzünden düşen siyah bir taşa” taptığı ve tüm eski inancı silip attığı, reddediğini söylüyor. Yalnız hikayede bu siyah taşın ne zaman geldiği, bize söylenmiyor. Bir ihtimal bu siyah taş, Şafak İmp.'u zamanından beri var olabilir, yahut ondan sonra da gelmiş olabilir.

Taşın kendisi doğruca Lovecraf’tan bir referans; taş, başka dünyadan gelmiştir ve insanlarda deliliğe sebep olabilecek korkunç rüyalara sebep olmaktadır. (Kuram sahibinin, GRRM’in Lovecraft’tan esinlendiğine dair bir videosu var. Biliyoruz ki GRRM başka serileri çok sık kullanıyor.)

Siyah Taş, serimizde bir çok kez ismi geçen ve bazı yapılarda kullanılan bir şey; Deniz Taşı Tahtı, Kurbağa Adası Anıtı ve Hightower Kulesinin temeli olan labirentli kale yıkıntısı(ve muhtemelen buna bir de Ejderha Kayasını ekleyebiliriz ve elbette Valyria’daki yapılar ile Siyah Duvar’ı.).

Görünüşe göre Kantaşı İmp.'nun siyah taşı, Yi-Ti neslinin kaso ve karanlığa düşmesi ile ilişkili. Onun döneminde ve ona taparken, kendisinin bir çok karanlık sanatlarla uğraştığı biliniyor; buna işkence ve ölü diriltme ayinleri de dahil. Burada parantez açarak o dönem Yi Ti krallığının modern Asshai ile oldukça benzer şeyler yaptığına dikkat çekmiş; Asshai’de bir insana ne kadar zarar verirse versin hiçbir büyü çeşidi yasak değildir, insan kurbanı gerektirenler dahil her türlü karanlık büyülerin kullanımına izin verilir. Dahası zaten Asshai’nin kendisi siyah taşın kendisinden yapılmıştır.

Bu Siyah Taş, insanları delirten yahut karanlık büyülere takıntılı hale getiren bir etkiye sahip olabilir mi?

Yi-Ti’nin ötesinde efsanevi 5 Kaleler, donmuş Gri Boşluk/Issızlık (Grey Waste diyor)'taki sınırda kurulmuş ve hayalet şehir K’Dath’ı bekliyor. K’Dath, söylenenlere göre eski deli ilahlar için yapılan ağza alınmaz ayinlerin yapıldığı bir yerdir. Nehir kaynağı, Asshai’nin karanlık kalbinden geçip hiçbir insanın girmeye cesaret edemeyeceği Gece’nin Şehir Stygai’ye uzanıyor.

Stygai(Cesetler Şehri/Gece’nin Şehri) ve K’Dath isimleri doğrudan Lovecraft’tan referanstır. Stygai, R’lyeh olarak anılırken K’Dath da Kadath olarak geçer, romanlarda. İki şehir de kötü niyetli ilahların yaşadığı kadim şehirler. Ayrıca Lovecraft ile ortak olan bir başka şey de Uyku ilahları (sleeping or dormant gods diye geçiyor.); Cthulhu gibi; insanların zihnine rüyalar gönderiyor ve kaosa bazen de deliliğe sebep oluyor.

Tüm bunlar bir ihtimal BE’nin Siyah Taş’ının bu ilahların gelişine dair bir işaret olabilir. “MEFTUN(uğursuz) YARATIKLARIN” gelişini haber veren cümleyi hatırlayın; bu ilahların yahut kölelerinin/hizmetkarlarının gelişine bir işaret olabilir.

HP romanlarında bu sözde ilahlar, yüce varlıklar, insanlar üzerinde ciddi bir etki sahibidir ve insanlar onlar için önemsizdir, nadiren tolere ederler. Martin’in romanında da benzer şeyler olduğunu düşünüyor. (Aslında bu bölümü çok iyi çeviremedim. )

Kantaşı İmp.’ da böyle varlıklar tarafından çürütülmüş olabilir mi? Hikaye’ye göre Kantaşı İmp. ve Yi-Ti halkının yaptıkları, en az bir nesil süren karanlığın yönettiği Uzun Gece’ye sebep oluyor.

Yandell’in kitabında Kantaşı İmp. ayrıca kötü bir kült olan Meşum Yıldızlı Bilgelik Kilisesi’nin ilk Yüce Rahip’i olduğu yazar. En azından öyle kabul edilir. İsim yine doğrudan HP’den ödünç alınmadır. HP romanında bu kilise Nyarlathotep isminde "haberci ilah"a taparlar. Bir diğer ismi de “Kaos Kralıdır” (Bizim LF olmasın bu? :smiley: )

Elimizde garip siyah bir taş(gökten düşmüş), donmuş bir çölde var olan uğursuz, kötücül bir şehir ve kaos ilahına tapan kötü niyetli bir kült inanç vardır. Elbet bir de Uzun Gece’ye sebep olan, siyah taşa tapıp karanlık sanatlarla uğraşarak korkunç ayinler yapan bir Kantaşı İmp. var. Bütün bunlar bu sözde ilahların isteği olabilir mi?

K’Dath, Şafak Krallığının düşüşünden sorumlu olabilir mi? Hatta Uzun Gece’nin kendisinden? Öyle ise neden?

Kaos varlıklarının bu isme sahip olmalarının bir sebebi var; onlar, insanlar için kaygı, güvensizliğin halkın arasında gezmesine sebep olan korku ve dehşetin kaynağı. Uzun Gece sonrasında Yi-Ti halkı dünyada bozukluğa sebep oldu, bir daha asla eski haline dönemedi.

"Buna rağmen Şafağın Muazzam İmparatorluğu yeniden doğmamıştır, çünkü yenilenen dünya, her kabilenin diğerlerinin korkusundan kendi yoluna gittiği, savaşın, şehvetin ve cinayetin günümüze dek sürdüğü, paramparça bir yerdir. En azından Uzak Doğu’nun erkek ve kadınları bunun böyle olduğuna inanırlar.’’

Bu muazzam krallık ve halkı, gökyüzünden gelen varlıklar tarafından bozulmuş, çürütülmüş ve geriye bu kaotik dünyayı bırakmış olabilirler mi? Bunu kesin bilmenin bir yolu (şu an) yok.


Genel olarak fikrimi belirtmem gerekirse bazı yerlerini beğendiğim bazı yerlerinin de pek GRRM’lik olmadığını düşündüğüm ama ilgi çekici bir kuramdı. GRRM’in tarihi olaylar dışında mitler ve beğendiği roman serilerinden ödünç şeyler aldığını biliyoruz, doğal olarak HP romanlarından da bir şey almış olması bizi şaşırtmıyor ama şunu biliyoruz ki GRRM, onları ödünç alıyor ve kendi anlayışına, kurgusuna göre değiştirip, ekleme ve çıkarmalar yaparak bir nevi paralel hallerini oluşturarak kendi evrenin ekliyor. Bu yüzden HP’de olan her şeyin birebir yahut çok aşırı benzemesini beklemek hata olur, öyle olsa gider bir HP romanı alır okuruz, asoiaf’a gerek yok.

Yani şu ilahlar meselesine pek katıldığımı söyleyemem, tamamen en azından ama Siyah Taş meselesi kesinlikle ilgi çekici ve üzerinde durulması gereken bir nokta. Elbette bu taşın geliş zamanı bilinmediği için kuram daha çok “olasılık” üzerinden gitse de bu taşın, Valyria halkının kullandığı taşla aynı olması; Asshai’deki yapıların bunlarla yapılmış olması (aslında bu kısmı bilmiyorum, oğlan öyle diyor.); Batı’da da bunlardan yapılma bir iki yerin varlığı dikkat çekici. Ayrıca ejderhaların ilk olarak Gölge topraklarda ortaya çıktığını iddia eden bir de metin var. Ejderhacamı ihraç eden bir şehir burası, bu ejderha camı ayrıca Ejderha Kayası’nın yapıldığı adada var ve nereden buldukları bilinmese de kuzeyde Ormanın Çocukları, zaman zaman insanlara bunları getirirmiş. Hepsinin siyah taş, ejderha ve ejderha camı, uzun gece ile doğrudan ya da dolaylı ilişkisi olması ilginç.


Akgezenler, Azor Ahai ve Uzun gece üzerine
Şafak Çağı "İlk İnsanlar ve Valyrialılar"
#2

Bence Martin çok fazla Metin 2 oynamış


#3

Ben oynamadığım için bilemeyeceğim bağlantıyı. :smiley:


#4

Oyunun amacı gökten düşen taşların delirttiği hayvanları ve taşların kendisini yok etmekti :smiley:


#5

HP diyeceksin o zaman, onun romanlarında geçiyor bu şeyler ki adamın yaşadığı zaman düşünülürse bahsi geçen oyunlar HP romanlarından esinlenilmiştir bence. :smiley:


#6

Olabilir ama oyun Kore yapımı belki mitolojilerinde olan bir şeydir HP mitolojiden esinlenmiş olabilir :smiley:


#7

Ne günlerdi be. Liseye kadar olan okul hayatımı bitirdi o oyun.


#8

Bu da olası aslında ama belli olmaz Kore diye, adamlar HP okumamış mıdır ki? :smiley:

Bağımlılık kötüdür. :slight_smile:


#9

Büyük ihtimal ile hem mit vardır hem de HP’den esinlenmişlerdir.


#10

42 levelde ban yamiştim kardeşim yüzünden :smiley:


#11

Benim 30 küsür ninja vardı nedenini bilmediğim şekilde ban yemiştim :smiley: daha çok pvp oynardım daha iyiydi bence


#12

Olay baya baya Metin 2 tartışma başlığına dönüştü. :smirk:


#14

Ağlayayım mı güleyim mi? En iyisi kahkaha atayım. :joy::joy::joy::joy::joy::joy:

Yani birinin bir başkasının ikinci hesabı olmasını söylemek için önce şöyle bir yazı üslubuna bakarsın, arkasından madem beğenilerine bakacak kadar hesabını incelemiş, başka kimleri beğendiğine bakarsın. Misal ben şimdi baktım, sen ben ben sen olsam orada çokça beğendiğin bir kişi var, onun o yorumlarını beğenmeyeceğimi biliyor olması gerekirdi. :rofl: Yalnız ben de kendime baktım da Duygu’dan sonra en çok beğendiğim sen olmuşsun; senin de Ülkü, Zeki Lann ve sonra Duygu. Yani mantıken sıralama Duygu, Ülkü şeklinde olurdu. :stuck_out_tongue: Her şeyi geçtim Sansa savunur muyum ya? :smiley:

Amann neyse komik bir durum yaşamışsın ve şahsen cidden merak ettim o kişiyi, özelden desene bana :smiley:

Sen beğeniyorsan artıya, beğenmiyorsa(yok ama) eksiye basmaya devam et. :smiley: Şu kitapları da bitir artık ya :smiley:


#16

İzle izle :grin:

Eeee o beni nereden biliyor yav? :flushed: ben orada yazmıyorum ki