Yüce Yürek Hayaleti’nin Kehanetleri

Arkadaşlar hepinize merhaba. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken karakterlerden biri olan Yüce Yürek Hayaleti, bazı kehanetleri düşünürken aklıma geldi. Yazar bize verebileceği kadar kehanet ve öngörü veriyor. Ben de sizinle beraber bu kehanetleri çözmek istiyorum.

Öncelikle bu ufak tefek kırmızı gözlü buruşuk yaşlı kadının sırrını bir çözelim. Kendisi vadedilmiş prensle ilgili bir kehanet verip Targaryen hanesinde bir evliliğe neden oluyor. Daha sonra Summerhall yangınında kayboluyor ve öldü diye geçiyor. Ama biz ölmediğini ve Nehir Toprakları’nda dolaştığını biliyoruz.

Hatta bana sorarsanız kendini Tanrı’nın Gözü’ndeki adada yaşayan yeşilgörüyle ünlenmiş bir Ormanın Çocuğu olduğunu ve tüm kehanetlerinin çıkabileceğini düşünüyorum. Şimdi sadece bir POV’da görünmesine rağmen bize dünya dolusu kehanet veren bu ablamızın kehanetlerini çözmeye çalışalım.

"Sallanan bir köprünün üstünde bekleyen suratsız bir adam gördüm. Kanatlarından deniz yosunu sarkan boğulmuş bir karga adamın omzuna tünemişti.”

Burada kesin olmasa da Balon’un ölümünü anlattığını düşünenlerdenim. Boğulmuş Karga’nın ne anlama geldiğini bilmiyorum ama Kargagöz ile bir ilgisi olabilir.

“Köpüren bir nehir ve balığa dönüşen bir kadın gördüm. Cansız bedeni suda sürükleniyordu, yanaklarında kırmızı gözyaşları vardı ama göz kapakları açıldığında, ah, korkuyla uyandım."

Köpüren Nehir, Kızıl Düğün’nden önce yağmur yüzünden taşan nehiri anlatıyor. Catelyn bir Tully olduğu halde balığa dönüşüyor demesi, bağlı olduğu tüm Starkların ölmesiyle yeniden bir Tully sayıldığı olabilir. Ölmeden önce ağlamıştı bunu hepimiz biliyoruz. Zaten çıplak bedeninin nehirde sürüklenip yeniden dirildiğinde ne kadar korkunç olduğunu anlatmama gerek yok.

"Rüyamda yağmurda uluyan bir kurt gördüm, ama kimse yasını duymadı. Rüyamda öyle bir çınlama duydum ki, kafam patlayacak sandım, davullar, zurnalar, borazanlar ve çığlıklar, fakat küçük çanların çıkarttığı ses en üzücü olandı.”

Burada da Kızıl Düğün’ü anlattığı kesin. Yağmurda uluyan kurt muhtemelen Boz Rüzgar (Arya olduğunu düşünenler de var ama bence Boz Rüzgar’ı kastediyor). Çınlamalar vs. zaten Catelyn POV’unda bize çok güzel yansıtılmış. En sondaki Küçük Çanlar ise Çıngıraklı’nın çanları…

“Bir ziyafette, saçlarında mor yılanlar olan bir bakire gördüm, yılanların dişinden zehir damlıyordu. Sonra rüyamda o bakireyi bir kez daha gördüm, kardan inşa edilmiş bir kalede bir devi katlediyordu. "

Bu satırların hepsinde bence Sansa’yı anlatıyor. Bir ziyafet dediği Mor Düğün ve Saçlarındaki mor yılanlar da Sansa’nın kolyesi. Zaten uçlarından damlayan zehir ve kolyenin de zehirli olması örtüşüyor. Ama ikinci kehanet oldukça değişik ve henüz gerçekleştiğini sanmıyorum. Kardan yapılmış kale yanıp kül olmuş olan Winterfell olabilir. Fakat dev? Oldukça değişik. Bir metafor olduğuna eminim ama çözemedim ve çok merak ediyorum.

“Seni görüyorum kurt çocuğu. Kan çocuğu. Ölüm kokusunun Lorddan geldiğini sanıyordum… Benim tepeme geldiğin içi zalimsin, zalim! Ben Yaz Kalesinde kedere doydum,senin kederine ihtiyacım yok. Buradan git kara yürek. Git!”

Arya’ya söylediklerinden de Arya’nın hayatının ne kadar kederli olacağını ve Arya’nın ölümle içli dışlı olacağını anlıyoruz.

”Ateşlerin içine bak pembe rahip göreceksin. Ama şimdi burada değil, burada hiçbir şey göremezsin.Burası hala eski tanrılara ait… onlarda benim gibi burada oyalanıyor küçülmüş ve halsiz kalmış ama henüz ölmemiş. Ateşi de sevmiyorlar. Çünkü meşeler pelitleri anımsar ve pelitler meşeleri düşler, Kök her ikisinin içinde de yaşar. Ve kökler ellerinde ateşle gelen İlk İnsanlar’ı hatırlar."

Burada da bu bölgede Eski Tanrılar’ın olduğunu filan söylüyor. Kökler hatırlar derken Üç Gözlü Kuzgun’a atıfta bulunmuş olabilir. Bilmiyorum.

Peki siz ne düşünüyorsunuz. Siz kehanetleri nasıl yorumladınız? Özellikle sizce Sansa’nın kardan bir kalede bir devi katletmesi ne demek? Yorumlarınızı bekliyorum :upside_down_face:

Belki de Sansa kısmı henüz yaşanmamış bir kehanettir :slightly_smiling_face:

Aslında bu meselelerin çoğu gerçekleşti, yani çok gizem sayılmaz. Bu Balon’un ölümü ve Euron’un bu işte parmağı olduğu. Karga onun sancağındaki figürlerden biri ve kendisine Karagöz deniyor.

Yok, bildiğin suya atılması ve üç gün suda yüzmesi ile ilgili bu. Tully olması yeniden değil. Kadın zaten özünde hep Tully.

Ya aslında kardan kale kısmına kadar yıllar önce bilinmiş, keşfedilmiş meselelere yeniden kafa yorum Amerika’yı bilmem kaçıncı kez keşfeden kişiye dönmüşsün kardeş. Kehanet konularını severim, zevklidir de hani artık gizemi kalmamış olanları yeniden konuşmak zevk vermiyor. Bu yüzden ben daha çok diğerlerine odaklanayım.

Kardan Kale ve Dev meselesinde 2 yorum var. İlki Sansa’nın Vadi’de Kışyarı’nın kardan bir minyatürünü yapması ve Robin’in oyuncağının başını burada koparması; oyunca dev gibi görünüyor kalenin yanında sonuçta… diye yorumlamıyor. İkinci yorum ise ben daha çok bu yöne ağırlık veriyorum; Kışyarı’nda LF’nin(aile arması titan yani dev) öldürülmesinde başrol oynayacak Sansa. İlk yorum akla daha yatkın görünse de ilk seferde aslında üzerinde düşününce çok da öyle akla yatkın değil, ne açıdan? Şimdi gördüğü tüm kehanetler birilerin ölümü hakkında ve ağırlıkta krallar vs. Lakin çok ciddi meseleler, önemsiz meseleler değil. Şimdi o kadar önemli mesele içine gereksiz kurguda bir hayrı olmayan oyuncak kale ve bebek meselesini mi gösteriyor yazar bize? Sanmıyorum. O sahneyi de sırf kehaneti böyle yoralım, kafa karışsın diye yazdı ise şaşmam. :smiley:

Hatta size bir kale ve kehanet hakkında bir anlattığı tarihi hikayeyi söyleyim. Şimdi bu adam kehanetler göründüğü gibi değildi, anlattığından farklıdır gibi şeyler söylemişti Martin. Tarihten de bir örnek verdi, sanırım İngiliz krallarından biri olabilir ya da önemli bir lord neyse. Bir adam var, belirli bir kulenin altında öldüğüne dair bir kehanet yapılıyor bu adama. O adam da bahsi geçen kuleye asla yaklaşmıyor, uzak duruyor vs. Lakin işte savaş falan çıkıyor derken adam öldürülüyor. Öldüğü yer neresi? O bahsi geçen kulenin resminin önü. Yani kehanetteki komediyi görüyor musunuz? Bu kale kehaneti ile de benzer değil mi? Bence durum bu şekilde olacak. Sadece bu hikayenin tersi şeklinde işlenmiş olay. :slight_smile:

Aslında geçenlerde bulduğum, gözümden kaçan Jon’un rüyasını da ekleyeyim buraya. Bu kehanet gibi 3. kitapta görüyor bunu, ilk savaşın ardından(Yabanıllar ile).

Kol değneği kaydı ve Jon dizlerinin üstüne düştü. Mahzen mezar gittikçe daha karanlık oluyordu. Bir yerde bir ışık söndü. “Ygritte?” diye fısıldadı Jon. “Beni affet. Lütfen.” Ama sadece bir ulu kurttu. Gri, hayalet gibi, tüyleri kanlı bir ulu kurttu, altın gözleri karanlığın içinde hüzünle parlıyordu…

Bizim saftirik Jon, Bran’ın kurdu mu? bu diye düşünse de ne alaka diyesim geliyor bu oğlana :smiley: Bahsi geçen kurt Nymeria; altın gözler, gri post… Ayrıca “hayalet gibi” derken burada kendi kurdunu mu yoksa hayalete benziyor şeklinde mi demek istemiş bilemedim… Neyse… 2. ise Arya Harrenhall’da iken kendini Harrenhall Hayaleti olarak tanımlıyordu, buraya bir gönderme olabilir? Öyle ise bunun ne önemi olabilir ki? Orası annesinin de olduğu bir yer, mahzen mezarlarda da annesi var… Duygu, belki Arya üstünden Lyanna’ya göndermedir, dedi; olabilir, mümkün.

Toparlar isek… Arya’nın FM olma yolunda ilerlediğini söylesek de asla FM olmayacak, çünkü bu öyle 1 senede olacak bir şey değil, kitapların bitmesine 2 cilt kaldı ve kış geliyor; geri dönmesi gerekecek. Zaten Martin de “herkes fm olacağını farz ediyor, o daha çırak.” diyor. Yine de ölüm, kan, kurt meseleleri ile içli dışlı. Zaten ben FM’lerin Ötekilere çalıştığını düşündüğümden; kedi,ay, ölüm ile bu kadar içli dışlı olması ve “tatlı gülümsüyor” şeklinde betimlemeler yapılması Arya hakkında… Klasik manada çok iyi şeyler beklemeyin diyorum, kötü adam olacak manasında değil bu elbette… Fakat çok kan dökecek gibi ve Martin’in 12 yaşında dünyayı fethetmesi gerekiyorsa, öyle olsun diyerek 5 yıllık atlamayı Arya için planladığını biliyoruz artık. Yani bu kıza vurgun yaptıracak ama ne? Bu benim de sürekli düşündüğüm ama öngöremediğim bir şey; lakin fm, büyük öteki, buz tarafları ile ilgili olduğunu düşünüyorum.

Bu kehanet değil, bildiğin durum betimlemesi. Köklerden kastı bildiğin ağaçlar işte, Büvet Ağaçları; onlar sonsuza kadar yaşıyor, ha diğer ağaçlar da hatırlar bilgi depolar elbette… Sonuç olarak kuzeyin güçleri ateşi ve onunla gelen ilk insanları hala hatırlıyor, ateşi sevmiyorlar diyor. Ben bayadır diyorum kuzey güçleri bildiğin R’hllor karşısındaki bir güç.

Bu kadın kim ne derseniz? Bilmiyorum, net bir fikrim yok. Belki sadece bir cüce, belki de ormanın çocuklarından bir melez… Çünkü tam manası ile ormanın çocuğu olmak için fazla insana benziyor.